Etiket: avcılar

  • Tutuklanan 5 CHP’li belediye başkanı görevden uzaklaştırıldı

    Tutuklanan 5 CHP’li belediye başkanı görevden uzaklaştırıldı

    PİRHA- İstanbul merkezli soruşturmalarda gözatına alınıp tutuklanan CHP’li Avcılar, Büyükçekmece, Gaziosmanpaşa, Ceyhan ve Seyhan belediye başkanları görevden uzaklaştırıldı. 

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Beşiktaş Belediyesi ve Büyükçekmece Belediyesi’ne yönelik “yolsuzluk” iddiasıyla başlatılan soruşturmalar kapsamında gözaltına alındıktan sonra tutuklanan belediye başkanları görevden uzaklaştırıldı.

    İçişleri Bakanlığı, CHP’li Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe ile Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ve Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin’i görevinden uzaklaştırdı.

    TOPLAMDA 11 BELEDİYE BAŞKAN UZAKLAŞTIRILDI

    CHP’li 5 belediye başkanının daha görevden alınmasıyla birlikte görevden uzaklaştırılan CHP’li belediye başkanlarının sayısı 11’e yükseldi.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ve Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar tutuklanmalarının ardından görevden uzaklaştırıldı.

    “Kent Uzlaşısı”  ile seçilen Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ile Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan da görevden alınmış ve yerlerine kayyım atanmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun gözaltına alındı!

    Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun gözaltına alındı!

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Avcılar Şubesi ve Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun, savcılıkta Colani hakkında suç duyurusunda bulunduğu esnada gözaltına alındı.

    Suriye’nin batısında bulunan Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus’ta HTŞ’ye bağlı gruplar, Türkiye destekli SMO ve IŞİD’in Alevileri hedef aldığı saldırılarda binlerce sivil katledildi, binlercesi ise alıkonuldu veya yerlerinden edildi.

    Alevilere dönük saldırılara ilişkin ülke genelindeki tüm Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) şubeleri, 19 Mart’ta, eşzamanlı suç duyurusunda bulunuyor.

    SUÇ DUYURUSU NEDENİYLE GÖZALTI!

    Suriye’deki Alevi toplumuna yönelik soykırım, işkence, insanlığa karşı suçlar, toplu katliam, tecavüz, zorla kaybetme ve zorla yerinden edilme suçlarının soruşturulması ve failler hakkında öncelikle tutuklama, soruşturma sonunda ise kamu davası açılması talebiyle İstanbul Savcılığı’na dilekçe vermek isteyen Hacı Bektaş Veli Vakfı Avcılar Şubesi ve Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun, savcılığın talimatıyla gözaltına alındı.

    Ayazağa Şube Başkanı Celal Özer, konuyla ilgili PİRHA’ya konuşarak, şunları belirtti:

    “Suriye’de yapılan katliamlar ve Şafak Gazetesi yazarıyla ilgili suç duyurusunda bulunulacaktı. Bizler de dilekçelerimizi hazırlayıp tam çıkarken Aslan başkanı aradık. Aslan Uzun, bizden önce adliyeye gittiği için ‘Ben ilgili dilekçeyi verdim ama şu an savcı, beni çağırıyor, telefonumu da kapatmamı istiyorlar’ dedi. Sonrasında Aslan başkanın telefonu kapandı ve gözaltına alındığını öğrendik. Bizler de şimdi Çağlayan Adliyesine doğru gidiyoruz.”

    Aslan Özen’in durumuna ilişkin ajansımıza konuşan Av. Murat Karakaş, şunları aktardı:

    “Genel merkezimizin, Suriye’deki Alevi soykırımına yönelik suç duyurusu metnimiz vardı, suç duyurusunu bütün başkanlar olarak savcılıklara verecektik. Bundan kaynaklı savcı, dilekçenin içeriğini okumadan oradaki Arapça HTŞ yazılarını falan gördüğü için “halkı kin ve düşmanlığa sevk etmekten” gözaltı kararı vermiş. Yarın 9 ile 1 arasında tekrar Küçükçekmece savcılığına çıkarılacak oradan da büyük ihtimalle mahkemeye sevk edilir mi edilmez mi bilemiyorum şube yöneticileri olarak bizler de orada olacağız. Şubelerimizle orada bir basın açıklaması yapmayı düşünüyoruz.

    Saat 10 itibariyle bütün şubelerimizle orada toplanmaya başlanılacak. Ancak Aslan Uzun’un serbest bırakılması saat kaça denk gelir bilemiyoruz.

    Gözaltı gerekçesine dair sadece ‘halkı kin ve düşmanlığa sevk etme’ suçu söz konusu. Dilekçede bu suçlamaya yönelik hiçbir ifade yok. Dilekçe içerisindeki şu bölümden dolayı diye tırnak kadar bir ifade yok. Dilekçeyi dahi okumamışlar. Halbuki içeriği okusalar zaten orada Barış diyoruz ölüme karşı gelinsin diyoruz ‘İnsanlık suçu işleniyor’ diyoruz. Gerekçesiz bir şekilde Ben yaptım oldu usulü mevcut.

    Şu anda diğer şubelerin vereceği dilekçeleri de durdurduk. Bundan sonrası için yeni bir plan belirleyeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Aşık Veysel’in heykeline saldırıya tepki: Bu barbar, vandal dinciliğin kudurmasıdır

    Aşık Veysel’in heykeline saldırıya tepki: Bu barbar, vandal dinciliğin kudurmasıdır

    PİRHA- İstanbul’un Avcılar ilçesinde bulunan Aşık Veysel’in heykelindeki sazı, kimliği henüz belirlenmeyen kişi veya kişiler tarafından kırıldı. Heykele yapılan saldırı büyük tepki çekti. Şair-Yazar Nihat Behram, “Alevi düşmanlığı “Aşık Veysel’in heykeline saldırı boyutuna vardıysa bu artık barbar, vandal dinciliğin kudurmasıdır. Susma, değerlerine sahip çık!” dedi. 

    Avcılar’da Erol Mumcu Kültür Sanat Parkı’nda bulunan Aşık Veysel heykeline kimliği henüz belirlenmeyen kişi ya da kişiler tarafından saldırıda bulunuldu. Aşık Veysel’i elinde sazıyla tasvir eden heykelin sazının sap kısmını kırdılar.

    Aşık Veysel’in sazının kırılmasına bir tepki de Şair-Yazar Nihat Behram’dan geldi.

    Behram, X hesabından yayınladığı mesajda, “Alevi düşmanlığı eğer insanlığa aydınlık saçan, yüreği sevgi, iyilik pınarı halk atası Aşık Veysel’in heykeline saldırı boyutuna vardıysa bu artık aydınlık olan her şeye düşman barbar, vandal dinciliğin kudurmasıdır. Susma, değerlerine sahip çık!” dedi.

    Bu arada Avcılar Belediyesi, sanatçılara ait eserlerin korunmasına yönelik çalışmalarını sürdüreceğini açıkladı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İstanbul Avcılar’da ŞOK Market patronu, işçilerin ücretlerinden kesinti yapıyor

    İstanbul Avcılar’da ŞOK Market patronu, işçilerin ücretlerinden kesinti yapıyor

    PİRHA- Avcılar’da Cepte ŞOK mağazası patronunun, online sipariş sistemindeki iade ve hatalı işlemlerden kaynaklı maddi zararı işçilerin ücretlerinden kestiği duyuruldu. Kesintilerin 6.000-7.000 TL arası olduğu belirtildi. 

    İstanbul Avcılar’da Cepte ŞOK mağazasında çalışan market işçilerinin ücretlerinden haksız şekilde 6.000-7.000 TL arası kesintiler yapıldığı açıklandı. Sorumluların, işçilere kesintilerin geri ödeneceğini sistemdeki hatadan kaynaklandığını söyledikleri, ancak bu kesintilerin geri ödenmediği kaydedildi. Bu durumu tespit etmeye gelen denetimcilerin ise tüm sorumluluğu market işçilerinin üzerine yıktığı bildirildi.

    Mağaza Market-Sen üyesi işçiler, kesintilerin ilk defa olmadığını, bir süredir devam ettiğini aktardı.

    Mağaza Market-Sen ŞOK İşçileri Koordinasyonu, konuya ilişkin açıklama yayınlayarak kesinti yaşayan üyeleriyle birlikte konuyu hukuki ve sendikal alanda takip edeceklerini ifade etti.

    Açıklamanın tam metni şu şekilde:

    “İstanbul Avcılar’da ŞOK Market işçilerinin ücretleri gasp edildi.

    İstanbul Avcılar’da Cepte ŞOK mağazasında çalışan market işçilerinin ücretlerinden haksız yere 6.000-7.000 TL arası kesintiler yapıldı. Sorumlular, işçilere kesintilerin geri ödeneceğini sistemdeki hatadan kaynaklandığını belirttiler. Ama bu kesintiler geri ödenmedi. Bu durumu tespit etmeye gelen denetimciler ise tüm sorumluluğu market işçilerinin üzerine yıktı. Haksızlığa uğrayan sendika üyelerimizden edindiğimiz bilgilere göre bu kesintilerin son zamanlarda sürdüğü kesintilerin iade edileceğini ama edilmediğini öğrenmiş olduk.

    ŞOK marketin “Cepte ŞOK” isimli bir uygulama ile online sipariş sistemi geliştirmiş olması, market işçilerinin iş yükünü daha da artırıyor. İşçiler, sevkiyat ve ürün yetiştirme konusunda sürekli olarak “Az işçiyle, çok iş” yapmaya zorlanıyor. ŞOK market işçileri, bu işin çok zor ve yorucu olduğunu, sevkiyatlar nedeniyle haftanın birçok günü fazla mesai yaptıklarını da belirtiyorlar. Ayrıca, uygulamadan kaynaklanan hatalar da işçilerin alacaklarından, bayram mesailerinden ve ek mesailerinden kesiliyor.

    İç denetimler, mağazalardaki açıkları, hataları kontrol etmek için geliyor. Mağaza içi kameralara bakılıyor. Kayıtlar kontrol ediliyor. Tüm sürecin sonucunda işçilerden bu meseleyle ilgili zorla savunma alınıyor. İşçiler her ayın sonunda neredeyse bu açıkları ödemek zorunda kalıyor. İşçiler kesintilerin peşine düşüyor. Baskıları sonucunda kesintilerin iade edilmesini bekliyorlar. Bölge sorumluları ve mağaza müdürleri, işçilere sadece “Bu kesintiler sizin hatalarınızdan kaynaklanıyor” demesiyle konu kapanıyor.

    “TÜM TOPLUMA ANLATACAĞIZ”

    ŞOK’ta yine günün sonunda kasa kazanıyor. İşçiler her işe koşturup, ter dökerken ŞOK market patronu, mağaza büyütme yarışıyla sömürüyü daha da artırıyor. Patronlar rekor büyümelerini anlatsın. Biz de market işçilerinin sesi olacağız. Onların büyümelerinin nasıl olduğunu tüm topluma anlatacağız.

    ŞOK market patronlarına sesleniyoruz. Market işçilerinin ücretinden elinizi çekin. ŞOK market işçilerini marketlerde yalnız sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Market işçilerinin başı dara düştüğünde yetişen bir sendikası var. Hiçbir ŞOK işçisi patronların kurduğu bu soygun düzeninde çalışmak zorunda değil. Şimdi Mağaza Market-Sen’li olalım patronlara gücümüzü gösterelim.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ozan Karaçam: Alevilerin taleplerini yerine getirecek bir siyasi ortam inşa edilmeli-VİDEO

    Ozan Karaçam: Alevilerin taleplerini yerine getirecek bir siyasi ortam inşa edilmeli-VİDEO

    PİRHA-Seçimden sonra Alevilerin taleplerini yerine getirecek bir siyasi ortam inşa edilmesini istediklerini belirten PSAKD Avcılar Şube Başkanı Ozan Karaçam, “Taleplerimiz zorunlu din dersinin kaldırılması, diyanet işlerinin kaldırılması, demokratik ve hukuk devletinin kurulması üzerine evrensel taleplerdir” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Avcılar Şube Başkanı Ozan Karaçam ile 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde Alevilerin tutumunun ne olacağını ve seçimlerden sonra Alevilerin talepleri hakkında konuştuk.

    “ALEVİLER, KEMAL KILIÇDAROĞLU’NU DESTEKLEYECEKTİR”

    Ülkedeki siyasetin 2000’lerden itibaren sekülerlerle dindarlar arasındaki mücadeleye sıkışmış bir durumda olduğunu söyleyen Ozan Karaçam, “Ancak biz siyaseti buradan okumuyoruz, bizim baktığımız yer 72 millete bir nazardan bakan bir inancın hoşgörüsü. Bundan kaynaklı biz kimliğinden ve inancından ziyade adayın tüm farklılıklara eşit mesafede yaklaşacak bir aday olması üzerinden ilerliyoruz. İktidarın adayının böyle bir profile sahip olduğunu düşünmüyoruz, muhalefetin adayının (Kılıçdaroğlu) Türkiye’de yokuş aşağı giden siyasal düzlemi frenleyecek bir mekanizma olduğunu düşünüyoruz. O yüzden Alevilerin tutumu Kemal Kılıçdaroğlu üzerinde yoğunlaşacak bir siyasal refleks olacaktır.

    “ZORUNLU DİN DERSLERİNİN KALDIRILMASINI İSTİYORUZ”

    Türkiye’de Türklük ve Sünnilik üzerinde biçimlenmiş bir resmi ideoloji olduğunu belirten Karaçam, “Bizim seçimle kazanabileceğimiz bir şeyin olduğunu düşünmüyorum ama en azından yokuş aşağı giden Türkiye siyasetini frenleyecek bir seçim olduğunu düşündüğüm için Türkiye siyaseti için önemli bir eşik. Seçimden sonra taleplerimizi yerine getirecek bir siyasi ortam inşa edilmeli. Taleplerimiz zorunlu din dersinin kaldırılması, Diyanetin kaldırılması, demokratik ve hukuk devletinin kurulması üzerine evrensel taleplerdir” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Koruma altındaki dağ keçisi, avcılar tarafından katledildi

    Koruma altındaki dağ keçisi, avcılar tarafından katledildi

    PİRHA-Dersim’in Pülümür ilçesinin Hasangazi Köyü yakınlarındaki Karor Deresi mevkiinde ‘Nesli Tükenme Tehlikesi Altında Olan Türlerin Kırmızı Listesi’ndeki yaban keçisi, avcılar tarafından katledildi.

    Avrupa Yaban Hayatı ve Yaşam Ortamlarının Korunması Sözleşmesi (BERN) ile Korunan ve Dünya Doğa Koruma Birliği’nce (IUCN) yayımlanan ‘Nesli Tükenme Tehlikesi Altında Olan Türlerin Kırmızı Listesi’ndeki yaban keçisi, Dersim’in Pülümür ilçesinin Hasangazi Köyü yakınlarındaki Karor Deresi mevkiinde avcılar tarafından katledildi.

    İhbar sonucunda bölgeye gelen ekipler, yaptıkları incelemede dağ keçisi üzerinde kurşun izine rastladı ve keçinin yakın sürede öldürüldüğünü belirlendi. Bölgede yaban keçisini vuran kaçak avcıların yakalanması için Doğa Koruma ve Milli Parklar Tunceli Şubesi ile jandarma ekiplerince çalışma başlatıldı. Bölgeden geçen tüm yollarda ekipler tarafından araçların kontrol edildiği de öğrenildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Aleviler, ‘Eşit yurttaşlık talebiyle’ İstanbul’da alanlara çıktı-VİDEO

    Aleviler, ‘Eşit yurttaşlık talebiyle’ İstanbul’da alanlara çıktı-VİDEO

    PİRHA-Aleviler, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve Meclis’te görüşülen torba yasaya karşı İstanbul’da Kadıköy, Gazi Mahallesi ve Avcılar’da alanlara çıkarak tepki gösterdi. Yapılan ortak açıklamada, “Cemevlerini iktidarlarının siyasi arka bahçeleri haline getirmek istiyorlar. Aleviliği devletleştirmek ve Sünnileştirmeyi hedefliyorlar” denildi.

    Aleviler, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve Meclis’te görüşülen torba yasaya karşı ülkenin birçok yerinde Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Vakıfları Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri ve Demokratik Alevi Dernekleri ortaklığında basın açıklaması yapıldı.

    Aleviler İstanbul’da ise Kadıköy, Gazi Mahallesi ve Avcılar’da alanlara çıkarak AKP iktidarının Alevi politikasına tepki gösterdi.

    “ALEVİLİK TORBA YASA İLE ÇÖZÜLMEZ”

    Birçok Alevi kurumunun katıldığı Kadıköy’deki eyleme, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Musa Piroğlu ve çok siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcisi de destek verdi. “Eşit yurttaşlık talebimizden vazgeçmiyoruz. Cemevleri ibadethanelerimizdir” pankartının açıldığı eylemde, “Rızasız lokma yemeyiz, torbaya kul olma”, “Kararname değil eşit yurttaşlık” dövizleri taşındı.

    Basın açıklaması öncesinde kısa bir konuşma yapan Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Kadıköy Şubesi Başkanı İbrahim Karakaya, “Alevilik torba yasa ile çözülmez bu sorun ancak taraflarla görüşülerek çözülebilir” diye belirtti.

    Basın açıklamasını okuyan Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan ise, “Cemevlerinin camiye çevrilmek isteniyor. Cemevlerini iktidarlarının siyasi arka bahçeleri haline getirmek istiyorlar. Dedelerimizi de kendi siyasi uzantıları olarak diyanetin misyonerleri haline getirmeyi amaçlıyorlar. Aleviliği devletleştirmek ve Sünnileştirmeyi hedefliyorlar” dedi.

    “İNANCIMIZA VE KİMLİĞİMİZE HAKERETTİR”

    Avcılar Meydanı’nda yapılan açıklamaya da, birçok Alevi kurumu temsilcisi ve çok sayıda Alevi yurttaş katıldı. ‘Eşit yurttaşlık talebimizden vazgeçmiyoruz! Cem ibadetimiz, cemevleri ibadethanemiz pankartının açıldığı açıklamada sık sık ‘Eşit yurttaşlık istiyoruz’, ‘AKP elini inancımdan çek’ sloganları atıldı. Ortak basın metnini Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat okudu.

    Fırat konuşmasında şunları ifade etti:

    “AKP’nin bu yasa tasarısı ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, Alevi inancı ve kimliğini zinhar inkâr etmek ve tanımamakla birlikte üstüne üstlük kendi zihniyetine göre bir Alevilik tanımı yapmaktadır. Bu yasa ile Aleviliği Sünni geleneğin altında kültürel bir öğe olarak göstermekte, inancımıza ve kimliğimize hakaret etmektedir.”

    “ALEVİLER CUMHURİYETİN İKİNCİ YÜZYILINDA KÖKLERİNDEN KOPARILMAK İSTENİYOR”

    Gazi Mahallesi’nde ise Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı (Cemevi) önünde bir araya gelen alevi kurum temsilcileri ve yurttaşlar, “Cem ibadetimiz, Cemevleri ibadethanemizdir” pankart açarak, sık sık “AKP tobanı al başına çal” ve “Aleviler vardır” sloganları attı. Açıklamaya Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Başkanı Kadriye Doğan, DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Dilber Aslan, Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, Baba Mansur Ocağı’ndan Haşim Kızılveren, Eren Yıldırım, Habibler Cemevi Başkanı Orhan Satılmış, Derviş Cemal Ocağı’ndan Hayri Şanlı da katıldı

    Açıklamayı Alibeyköy Cemevi’nden Dilek Güneş okudu.

    Siyasi iktidar ve AKP hükümetinin Aleviler üzerinde yürüttüğü asimilasyon politikasının hız kesmeden devam ettiğini söyleyen Güneş, “Cumhuriyetin birinci yüzyılında eşit yurttaş olarak görülmeyen Aleviler, ikinci yüzyılda tamamen köklerinden koparılarak inançları yok edilmek isteniyor” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    >Aleviler, ‘Eşit yurttaşlık talebiyle’ ülkenin birçok yerinde alanlara çıktı-VİDEO

  • Aleviler 13 Kasım’da sokağa çıkıyor

    Aleviler 13 Kasım’da sokağa çıkıyor

    PİRHA-Aleviler, AKP’nin cemevlerine dönük adımlarını protesto etmek, eşit yurttaşlık taleplerini dile getirmek için 13 Kasım günü sokaklara çıkıyor. İstanbul’un üç noktasında bir araya gelecek olan Aleviler, “Alevilere ve tüm ötekilere yönelik yapılan baskı ve asimilasyon politikalarına karşı meydanlarda buluşuyoruz” dedi.

    AKP’nin vergi kanunlarındaki değişiklikleri öngören torba yasa teklifi içerisinde TBMM’ye getirdiği cemevleriyle ilgili düzenlemeler ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yayımlanan kararname ile kurulduğu duyurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na yönelik tepkiler sürüyor.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) yaşananları protesto etmek için 12 Kasım Cumartesi günü Almanya’nın Köln şehrinde miting düzenleyeceklerini açıkladı. Aleviler taleplerini dile getirmek için Türkiye’de de sokaklara çıkıyor.

    ALEVİLER, 13 KASIM GÜNÜ İSTANBUL’UN ÜÇ NOKTASINDA BİR ARAYA GELİYOR

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), “Eşit yurttaşlık talebimizden vazgeçmiyoruz. Alevilere ve tüm ötekilere yönelik yapılan baskı ve asimilasyon politikalarına karşı 13 Kasım Pazar günü meydanlarda buluşuyoruz” diyerek İstanbul’un üç noktasında bir araya geleceklerini duyurdu.

    13 Kasım Pazar saat 14.00’teki buluşma İstanbul’un Avcılar Havuz Meydanı, Kadıköy Rıhtım Meydanı ile Gazi Mahallesi’nde gerçekleştirilecek.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Metrobüs kazasında yaralı sayısı 99’a yükseldi!

    Metrobüs kazasında yaralı sayısı 99’a yükseldi!

    PİRHA – Avcılar’da 2 metrobüsün çarpıştığı kazada yaralananların sayısının 99’a yükseldiği açıklandı.

    İstanbul’un Avcılar ilçesinde iki metrobüsün çarpıştığı kaza sonucu metrobüs yolu trafiğe kapatıldı. Avcılar Şükrübey Metrobüs Durağı yakınlarında yaşanan kaza sonucu olay yerine çok sayıda sağlık, itfaiye ve polis ekibi sevk edildi.

    İtfaiye ekipleri, kazaya karışan metrobüslerde sıkışan yaralı yolcuları kurtardı. Sağlık ekiplerince olay yerinde ilk müdahalesi yapılan yaralılar, ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırıldı.

    Avrupa Yakası’nda metrobüs seferlerinin çift yönlü durdurulması nedeniyle uzun araç kuyruğu oluştu.

    İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, Twitter hesabından yaptığı açıklamada ilk açıklamada 42 kişinin yaralandığını aktardı. Yerlikaya, açıklamasında “Avcılar’da meydana gelen metrobüs kazasında maalesef 42 hemşehrimiz yaralandı. İl Sağlık Müdürlüğümüz ekiplerince yaralılarımız en yakın hastanelerimizde tedavi altına alındı.” ifadelerine yer verdi.

    Kazayla ilgili İETT’den de açıklama geldi. Yaralı sayısının 85 olduğu aktarılan açıklamada, “Avcılar’daki kazada ne yazık ki 85 yaralımız var. Yolcularımızın tedavileri devam ediyor, yakından takip ediyoruz. Şimdilik hayati tehlikesi olan yolcumuz bulunmuyor. Metrobüs hattını açma çalışmamız da tamamlanmak üzere. Kazanın sebebi teknik ekiplerce araştırılıyor” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’de iki dağ keçisi öldürüldü

    Dersim’de iki dağ keçisi öldürüldü

    PİRHA-Dersim’de avlanması yasak 2 dağ keçisini silahla vurarak öldüren 2 avcıya, 126 bin TL para cezası uygulandı.

    Dersim, avcılık faaliyetleri sürüyor. Dersim’in Çemişgezek ilçesi Aliboğazı mevkiinde avlanması yasak olan 2 dağ keçisi öldürüldü. Nesli tükenme tehlikesi altında bulunduğu için avlanması yasak olan keçileri vuran 2 avcıya 126 bin TL ceza uygulandı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’e, yaban hayvanların katletmek için çok sayıda avcı geldi-VİDEO

    Dersim’e, yaban hayvanların katletmek için çok sayıda avcı geldi-VİDEO

     

    PİRHA-Dersim’e, yaban hayvanların katletmek için çok sayıda avcı geldi. Dersim’de cinayet sezonu başlıyor diyerek sosyal medyadan duruma tepki gösteren DEDEF, “Zaten insan işgalinden dolayı yaşam alanları iyice daralan bu canlı varlıkların yaşamına dokunmayınız. Bu masum hayvanların öldürülme kararını reddediyoruz” dedi.

    Dersim coğrafyası 1994 yılında köy boşaltmaları, inanç merkezlerine yapılan saldırılar, baraj ve HES’ler, maden projeleri, orman yangınları ve avcılık faaliyetleriyle yok edilmek isteniyor.

    Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Sorek (Karabulut), Koterîç (Güney Harman) ve Dirban (Kızılkale) köyleri kırsalında bulunan İn Vadisi’nde yaklaşık bir aydır farklı illerden gelen kişiler tarafından avcılık faaliyetleriyle yaban hayvanları katledildi.

    Yerel kaynaklardan edinilen bilgilere göre, yaban hayvanların katletmek için Dersim’e getirilen kalabalık bir avcı grubu Tunceli Öğretmenevine yerleştirildi.

    “DERSİM’DE CİNAYET SEZONU BAŞLIYOR”

    Konuya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan DEDEF, “Dersim’de Cinayet sezonu başlıyor.

    Bir grup gözü dönmüş avcı Dersime gelmiş. Derhal topraklarımızı terk edin. Zaten insan işgalinden dolayı yaşam alanları iyice daralan bu canlı varlıkların yaşamına dokunmayınız. Bu masum hayvanların öldürülme kararını reddediyoruz. Nesli tükenen bu canlılar sizin babanızın malı değil. Öyle canınız istediğinde ihaleye çıkarıp öldüremezsiniz, avcılık spor değil cinayettir.”

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    -Naci Sönmez: Dersim’de yaban hayvanları öldürmek için özel bir politika yürütülüyor

    -Dersimli yurttaşların, avcılara tepki göstermesini polis engelledi

    -Munzur Çevre Derneği’nden Dersim’de avcıların katliamına tepki: İzin verenler de sorumlu!

    -Önlü, Dersim’de ‘av turizmi’ adı altında hayvanların katledilmesini Meclis’e taşıdı

    -Sanatçı Doğan Çelik’ten av tepkisi: Dersim’de avcıları istemiyoruz, av cinayettir!

    -Dersim Barosu, avcılık faaliyetlerine ilişkin suç duyurusunda bulundu

    -Dersimliler: Avcılık spor değil, cinayettir

    -Sarıgül: Para karşılığı doğadaki hayvanların katillerine göz yumulamaz

     

  • Cumartesi Anneleri 865. Hafta eyleminde Fehmi Tosun’un akıbeti soruldu!-VİDEO

    Cumartesi Anneleri 865. Hafta eyleminde Fehmi Tosun’un akıbeti soruldu!-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi annelerinin, 865. Hafta eyleminde bir kez daha gözaltında kaybedilen insanların akıbeti soruldu. Yapılan basın açıklamasında, 1995’te evinden kaçırılan Fehmi Tosun’a işaret edilerek “AİHM’de Fehmi Tosun’un yaşam hakkı ihlali ile ilgili devletin sorumluluğunu kabul eden AKP iktidarı, ardından onun gözaltında kaybedildiğini inkar etmeye devam etti” denildi.

    Cumartesi Annelerinin, faili meçhul olaylara dikkat çekmek amacıyla bir kez daha basın açıklaması yaptı. 865. Hafta eylemi, pandemi koşulları sebebiyle online gerçekleşti.

    “KAYIPLARIMIZI İSTİYORUZ”

    865. Hafta eyleminde 1995 yılında gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un akıbeti soruldu. “Fehmi Tosun için adalet istiyoruz” başlıklı basın açıklamasını Cumartesi insanlarından Aylin Tekiner okudu. Tekiner, AKP iktidarının, Tosun’un gözaltında kaybedildiğini inkar ettiğini belirterek şu açıklamayı yaptı:

    “35 yaşındaki 5 çocuk babası Fehmi Tosun İstanbul/ Avcılar’da yaşıyordu. 19 Ekim 1995 sabahı evine gelen arkadaşı Hüseyin Aydemir ile birlikte kahvaltı ettiler. Kahvaltı sonrası evden birlikte çıktılar. İki arkadaş bir daha ailelerine geri dönemediler.

    Akşam saatlerinde silahlı, telsizli, sivil giysili üç kişi tarafından 34 UD 597 plakalı beyaz Renault araçla evinin önüne getirildi. Bu kişilerle evin bahçesine doğru ilerlerken kendisini gören eşi ve çocuklarına ‘Beni öldürecekler!’ diye bağırdı. Onlar Fehmi’nin yanına koşunca zorla araca bindirilerek götürüldü. Olaya mahalleliler de tanık oldu.

    Eşi Hanım Tosun ve İnsan Hakları Derneği, yasal yollara başvurdu, olayı hükümetin ilgili birimlerine ve kamuoyunun gündemine taşıdı. Ancak Fehmi Tosun’un gözaltına alındığı devletin tüm kademelerince inkar edildi ve kendisinden bir daha haber alınamadı.

    AİHM’de Fehmi Tosun’un yaşam hakkı ihlali ile ilgili devletin sorumluluğunu kabul eden AKP iktidarı, ardından onun gözaltında kaybedildiğini inkar etmeye devam etti.

    865. haftamızda Tosun Ailesi ile birlikte ‘Fehmi Tosun dosyasında hakikatin ve adaletin sağlanması için kuşaktan kuşağa aktararak sürdürdüğümüz mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz!’ diyeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Xiaomi Salcomp işçilerinin mücadelesi sonuç verdi: İşçiler işlerine geri dönecek-VİDEO

    Xiaomi Salcomp işçilerinin mücadelesi sonuç verdi: İşçiler işlerine geri dönecek-VİDEO

    PİRHA-Sendikaya üye oldukları için işten çıkarılan Xiaomi Salcomp işçileri günlerdir sürdürdükleri mücadeleden sonuç aldı. İşveren ile sendika arasındaki görüşmelerde sözlü mutabakat sağlanırken; işçiler işe geri alınacak. Toplu iş sözleşmesi görüşmeleri ise 1 Ekim’den itibaren başlayacak. 

    Çin sermayeli Xiaomi ile iş ortağı Salcomp‘un, İstanbul Avcılar’da kurduğu telefon fabrikasında, Türk-İş’e bağlı Türk Metal Sendikası’na üye olduğu gerekçesiyle en az 170 işçi işten çıkarılırken; günlerdir süren mücadele sonuç verdi. Fabrika yönetimi ile sendika arasındaki görüşmelerde sözlü mutabakat sağlandı. İşten çıkarılan işçilerin işlerine geri dönecekleri, toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmelerinin ise 1 Ekim itibarıyla başlayacağı belirtildi.

    Görüşmelere katılan Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak‘ın göndermiş olduğu mesajı okuyan Türk Metal Sendikası İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Mehmet Ali Akman; “Salcomp Xiaomi işvereni ile 15 Eylül 2021 günü yaptığımız görüşmenin ardından, kendilerine anlaşmak için sunduğumuz koşullar, bugün işveren tarafından kabul edilmiştir. İşveren Türk Metal’e üye olmaları nedeniyle işten çıkarılan tüm arkadaşlarımıza yeniden işbaşı yaptıracaktır” dedi.

    TİS GÖRÜŞMELERİ 1 EKİM GÜNÜ BAŞLAYACAK

    21 Eylül Salı günü yapılacak olan toplantıda işe dönüş koşullarının belirleneceğini kaydeden Akman, “Üyelerimiz, cumartesi ve pazar günlerini evlerinde dinlenerek geçirecek. Pazartesi günü yeniden işyeri önünde toplanılacak. Salı günü anlaşma kesinleşene kadar eyleme devam edilecektir. Salı günü yapılacak görüşmede anlaşma sağlandığı takdirde bütün arkadaşlarımız kesin olarak işyerlerine dönecektir.

    Bir diğer koşulumuz olan sendikal haklara saygı gösterilmesi, sendikal baskı yapılmaması ve yetki itirazının geri çekilmesi de işveren tarafından kabul edilmiştir. İşveren yetki itirazını çekmek üzere salı gününden sonra hemen başvurusunu yapacak ve toplu iş sözleşmesi süreci 1 Ekim gününden itibaren başlayacaktır. Toplu iş sözleşmesinden, bu tarihe kadar üye olanlar yararlanacaktır.

    Ayrıca, salı günü anlaşma sağlandıktan sonra Türk Metal Sendikası üyesi olan arkadaşlarımıza sendikamız tarafından daha önce verileceği söylenen 1000 TL tutarındaki erzak çekinin henüz verilmeyen 750 TL tutarındaki kısmı perşembe gününe kadar Türk Metal’e üye olan herkese bir defada verilecektir. İşten atılan üyelerimize, işsiz kaldıkları her gün için 100 TL olmak üzere ayrıca bir destek ödemesi yapılacaktır” ifadelerini kullandı.

    “YAŞASIN İŞÇİ SINIFININ ÖRGÜTLÜ MÜCADELESİ”

    25 gün boyunca süren mücadelenin ardından duygularını paylaşan kadın işçiler, “Hiçbir zaman pes etmedik. Hiçbir zaman başaramayacağız demedik. Birbirimizle omuz omuza mücadele ettik. Sadece hakkımızı istedik ve kazandık. İşimize geri döndüğümüzde de bir arada olacağız. Yalnızca sendikalı olmak yetmiyor. Mücadeleye devam edeceğiz. Yaşasın işçi sınıfının örgütlü mücadelesi” şeklinde konuştular.

    Berfin YILDIZ – Barış KOP /İSTANBUL

     

     

     

     

     

     

  • ‘Grup Yorum’la dayanışmaya’ kaymakamlık yasağı

    ‘Grup Yorum’la dayanışmaya’ kaymakamlık yasağı

    PİRHA- Türkiye Yazarlar Sendikası, Sanatçılar Girişimi, PEN Türkiye ve Sanat Meclisi’nin bu akşam düzenlemek istediği konser, “Grup Yorum’la dayanışma amacı taşıyor” gerekçesiyle yasaklandı.

    Türkiye Yazarlar Sendikası, Sanatçılar Girişimi, PEN Türkiye ve Sanat Meclisi’nin bu akşam saat 18.00’de Avcılar’da bulunan Barış Manço Kültür Merkezi’nde düzenlemek istediği konser, “Grup Yorum’la dayanışma amacı taşıyor” gerekçesiyle, Avcılar Kaymakamlığı tarafından yasaklandı.
    Türkiye Yazarlar Sendikası, konserin yasaklanmasına ilişkin saat 14.00’te Beşiktaş’ta bulunan sendika binasında basın toplantısı düzenleyecek.
    PİRHA/İSTANBUL
  • Türkiye’nin ilk engelli belediye başkanı Turan Hançerli oldu

    Türkiye’nin ilk engelli belediye başkanı Turan Hançerli oldu

    Avcılar’da CHP’nin adayı avukat Turan Hançerli, yüzde 52 oyla belediye başkanı seçildi.

    Avcılar Belediye Başkanlığı’nı kazanan CHP adayı Turan Hançerli, Türkiye’nin ilk engelli belediye başkanı oldu. Avcılar’da 2014’tek yerel seçimde CHP’nin yüzde 44 olan oy oranı yüzde 52’ye yükseldi.

    Hançerli seçim sonuçlarının netleşmesinin ardından Twitter’da paylaştığı mesajda şu ifadeleri kullandı:

    “Birlikte yürüdük. Yürüdükçe büyüdü sevgimiz; her eve,her insana ulaştı. Beklediğimiz bahar geldi. Size söz verdim, durmayacağım; size duyduğum hizmet aşkıyla her gün daha istekli, daha özverili çalışacağım. Hiç kimse ‘Turan Hançerli verdiği sözü tutmadı’ demeyecek. Teşekkür ederim Avcılar!”

    TURAN HANÇERLİ KİMDİR?

    1975 yılında Tokat’ta doğan Hançerli, üniversiteyi kazandığı 1993 yılında geçirdiği kaza sonrası iki kolunu kaybetti.

    Türkiye’nin 65 noktasında şubesi bulunan ve kamu yararına çalışan Türkiye Sakatlar Derneği’nin Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü. Ayrıca, Engellilerin Çatı Örgütü olan Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Hukuk’tan Sorumlu Genel Sekreterlik görevine seçildi.

    Denge ve Denetleme Ağı Kuruluşu, Yürütmesi ve Temsilinde aktif rol üstlendi. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Ağın yürüttüğü ‘Seçimin Şeffaflığı’ kampanyasının oluşumunda ve yürütülmesinde aktif görev aldı ve kampanyanın süreç ve sonuçlarını uluslararası gazetelere lanse etti.

    Engelli Hakları, Ayrımcılık ve Örgütlenme konularında 150’yi aşkın seminer ve panel konuşması yaptı. Ayrıca engelliler ve engelli dernekleri adına Danıştay ve yerel mahkemeler nezdinde gönüllü olarak onlarca dava takip etti.

  • Sosyalist Bağımsız Aday Karabulut: Avcılar’ı depreme hazırlamak için adayım-VİDEO

    Sosyalist Bağımsız Aday Karabulut: Avcılar’ı depreme hazırlamak için adayım-VİDEO

    PİRHA- “Avcılar sokaklarında bir hayalet dolaşıyor: Sosyalist belediyecilik.” Böyle tarif ediyor kendini Avcıların Bağımsız Sosyalist Belediye Başkan Adayı Savaş Karabulut. Avcılar’daki tüm sorunları Sosyalist belediyecilik anlayışıyla çözmeyi hedefleyen Karabulut, Avcılar’da yaşayan herkesi de Sosyalist belediyecilik anlayışını gerçekleştirmek için destek vermeye davet ediyor.

    Savaş Karabulut, Dersim sürgünü bir işçi emekçi ailenin 4 çocuğundan biri. Anne babası sürgün olduğu için İstanbul’da doğup büyüyen Karabulut’u ailesi mahalle bakkalına veresiye yazdırarak okutmuş. İlkokulu Avcılar Ambarlı İlkokulu’nda, ortaokul ve liseyi Yenibosna’da okuyan Karabulut, lisans, yüksek lisans ve doktorasını da İstanbul Üniversitesi Avcılar Kampüsü’nde tamamlamış. 2012’de İstanbul Üniversitesi’nde yardımcı doçent olan Karabulut, jeofizik mühendisi ve deprem bilimci olarak çalıştığı İstanbul Üniversitesi’nden 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan edilen OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile 29 Ekim 2016 tarihinde ihraç edilen akademisyenler arasında yer alıyor. İhraç edildikten sonra uzun bir süre işsizlik yaşayan Karabulut, organik bakliyat satışı ile geçimini sağlamaya çalıştı.

    Şimdi ise İstanbul Avcılar’dan bağımsız belediye başkan adayı olan Karabulut’un hayali Sosyalist bir belediyecilik anlayışıyla Avcılar’ın tüm sorularını çözmek.

    Savaş Karabulut, ihraç edildikten sonra yaşadıklarını, Avcılar Belediye Başkan Adayı olmaya nasıl karar verdiğini ve çalışmalarını PİRHA‘ya anlattı.

    “İHRAÇ EDİLENLER FİŞLENDİKLERİ İÇİN İŞ BULAMIYORLAR”

    İstanbul Üniversitesi’nde akademisyendiniz ve Kanun Hükmün Kararname ile ihraç edildiniz. İhraç edildikten sonra neler yaşadınız?

    İhraç edildikten sonra en çok yaşatılan şey işsizlik. Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim, üniversitelerden, kamu kurumlarından ihraç edilen demokrat, ilerici, yurtsever, aydın, çağdaş, anti Fetöcü kim varsa hiçbir şekilde yalnız bırakılmadı. Bizi ihraç edildiğimiz gün de yalnız bırakmadılar. Sendikam KESK, Eğitim-Sen 6 No’lu Şube, vakfım Türkiye Sosyal Toplumsal Araştırmalar Vakfı (TÜSAV), çevremizdeki arkadaşlarımız hiçbir şekilde yalnız bırakmadı bizi. Fakat süreç uzadıkça bir şekilde ekonomik sıkıntılar yaşamaya başladık. Ben de bu süreçte ekonomik geçimimi sağlamak için önce jeofizik mühendisi olarak kendi mesleğimle ilgili bir şeyler yaptım daha sonra kuru baklagil satarak geçimimi sağlamaya başladım. Bunun dışında yayınlarımız yasaklandı. Gönderdiğimiz bildiriler engellendi direk düzenleme kurulu tarafından. Yurt dışına çıkış yasağımız var. Sadece bize değil ailelerimize de yasak koydular. SGK kayıtlarında fişlendik. Bir işveren e-devlete girerse çok rahatlıkla e-devlette KHK ile ihraç edilmiş bir kişiyi gördüğünde işe almak istemiyor. Bununla ilgili CİMER’e çok başvuruda bulundum, bu fişlemelerin kaldırılmasıyla ilgili. Ama hiçbir şekilde geri dönüş alamadım. Ben iş sağlığı ve güvenliği tezsiz yüksek lisansı yaptım bir üniversitede. Sınavı geçtiğim halde güvenlik soruşturmasına tabi tutuldum ve bana iş sağlığı ve güvenliği yetkin belgesi vermediler ta ki İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nda terör örgütü suçlar ön soruşturma bürosundan hakkımda ‘FETÖ, PDY, PKK üyesi değildir, bylock ve eagle kullanıcıları listesinde adı yoktur’ belgesi verilene kadar. O belgeyi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yolladım, bakanlık bana şu anda iş sağlığı ve güvenliği yetki belgesi verdi, sertifikamı aldım fakat iş vermiyorlar çünkü SGK’da fişliyim.

    Peki bu koşullarda yaşamınızı nasıl idame ettiriyorsunuz?

    Eşimin maaşı ve sattığım baklagillerle geçiniyoruz. 6 farklı baklagil satıyorum. Geçen yıl eniştemin babasından almıştım, bu sene kendim gidip Konya’dan, Eskişehir’den, Çorum’dan değişik yerlerden baklagiller aldım, hepsini tahlil ettirdim. Hepsi doğal ve yenilebilir ürünler. İçindeki protein ve kükürt oranına bile baktım. Hatta insanlar şaşırıyor ‘niye bu kadar araştırıyorsun’ diyorlar. Ama ben insanlara en iyisini yedirmek için çabaladım. Bu arada bu işler çok kötü. Ekonomik kriz herkesi vurduğu gibi beni de vurdu. Kimseyi suçlamıyorum çünkü insanların alım güçleri yok.

    Avcılar’dan belediye başkan adayı olmaya nasıl karar verdiniz?

    Eskiden beri hiç cumhurbaşkanı olmak istemedim, başbakan ya da milletvekili olmak istemedim ama içimde yıllardan beri belediye yönetiminde olmak, belediye yönetmek ukdesi vardı. Çünkü direk kent sakiniyle, halkla birebir temas kurduğun bir şey. Benim de çok sevdiğim bir şeydir. Deprem bilimci olarak mahallelerde kent sorunlarıyla ilgili birçok yere gidip toplantılara katıldım TMMOB ile. Avcılar’da çok sayıda birebir ilişki içerisinde olduğum insanlar var. Özellikle Ambarlı bölgesinde afetle insanların mülkiyet hakkına el koyan anlayışa karşı bilimle, fenle insanların yanında yer aldım. Ölçümler aldım karşılarına koydum ve bu süreçte mahalledeki insanlarla tanıştım. Onlar da benimle konuşup ‘hocam böyle bir şey düşünür müsünüz?’ dediler. Bu 5 ay önce başlamıştı. 5 ay önce düşündüm ve böyle bir şeye giriştim.

    “AVCILAR’I DEPREME HAZIRLAMAK İÇİN ADAYIM”

    Avcılar için projeleriniz neler?

    Ben bir bilim insanıyım. Siyaset benim ikinci tercihim. Öncelikle bir bilim insanı ve mühendis kimliğimle kentime, toplumuma, emekçi kent halkına her türlü çözüm üretmek için varım. Üniversiteden beraber ihraç edildiğimiz Levent Dölek arkadaşımız bir toplantıda şöyle demişti: ‘Biz bu halkın vergileriyle okuduk.’ Evet gerçekten de öyle. Ben bu ülkenin emekçi halkının vergileriyle okudum ve benim bu emekçi halka borcum var. Hep şunu söylüyoruz ya biz ‘söz, yetki, karar, iktidar halka, halk meclise’. Ama ben bunu gerçekten kurdum. Bütün mahallelerde vakıf, dernek, siyasi parti, muhtarlar herkesle görüştüm. Marketteki kasiyerle de konuştum, kasapla da konuştum. Manava da gittim, otobüs duraklarında da bekledim, pastaneye gittim herkesle tek tek konuştum ve literatürü inceledim. Yayınlara baktım ‘Avcılar’la ilgili sorunlar nelerdir’ diye. En başta deprem sorunu olduğunu zaten biliyorum. Bunları alıp bir kent manifestosu hazırladım. Aday olmamın temel sebebi Avcılar’ı depreme hazırlamak. Avcılar’da iki gün sonra AKP iktidarının gelip ‘biz halkımızın deprem güvenliği olmayan binalarda yaşamasını istemiyoruz’ dediklerinde ‘hayır arkadaş bizim vatandaşımızın evi güvenilir kesinlikle güvenilmez değil, rapor da vardır’ diye bunu belediye olarak ben koyacağım önlerine. Amacım bütün binaları tek tek ücretsiz inceleyerek zemin etütlerini yapıp insanlara güvenilir yaşam alanı tesis etmek.

    KAMUCU BELEDİYELER SORUNLARI YERELDEN ÇÖZEBİLİR

    Peki Avcılar’ın sorunlarıyla ilgili bir kent manifestosu hazırladığınızı söylediniz. Avcılar’ın deprem ve konuttan başka sorunları var mı? Varsa bunlar nelerdir ve bunları nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz?

    Şu anda Avcılar Belediyesi çok borçlu bir belediye. Avcılar’da geçtiğimiz haftalarda belediye işçileri yürüyüş yaptı. Maaşlarını alamayan işçiler var. Bunun olmasının sebebi de şu; üretmeyen bir belediye her zaman borçlanır. Öncelikle Avcılar’ı üreten bir Avcılar yapacağız. Avcılar’da Firuzköy’de boş tarlalar var. Buralardan bir fay da geçiyor, bir jeotermal kaynak da var. Bu jeotermal kaynakla burada seralar açıp tarım kooperatifi yapmayı düşünüyoruz. Ambarlı’da elektrik üretim tesisi var. Burası deprem sırasında büyük bir yangına neden olabilir ki bizim de deprem sırasında en çok korktuğumuz şey yangınlar. Yangınları önlemek için de önlemler alacağız. Buraya bir tane esnaf kooperatifi, sonra Avcılar’da konut ve tüketim kooperatifi kuracağız. Şu anda AKP iktidarının insanlara seçim sürecine kadar vaat ettiği tanzim satış mağazalarının seçim sonucunda insanları nelerle karşı karşıya bırakacağını bildiğimiz için kimseyi AKP iktidarına teslim etmek gibi bir niyetimiz yok. Biz kendimiz yerelden çok rahatlıkla bunu çözebiliriz. Tüketim kooperatifleri açıp burada insanlara güvenilir, sağlıklı, uygun fiyatlı besin ve giyim ürünlerinin hepsini tükettirmeyi sağlayacağız. Kadınların emeğiyle kurulmuş giyim ürünleri de üreteceğiz. Öncelikle kadınları istihdama katacağız. Kadınları istihdama katmanın temel aracı da kreş kurulması. Bir kreş kuracağız. Kadınlar işe gitmeden önce çocuklarını kreşe bırakacaklar. Bebek bakım evleri olacak. Emekliler için emekliler lokali, yaşlılar için bakım evi, öğrenciler için kütüphane yok. Bir tane kültür merkezi var Avcılar’da o da 90’lı yıllarda ANAP’lı eski belediye başkanı tarafından yapılmış, daha sonra bir kültür merkezi yapılmamış burada.

    Yeni kent anayasamızı halkla birlikte hazırlayacağız, gerekirse halkın referandumuna sunacağız. İnsanlar bunu kabul ederse onlara sosyal ve kültürel etkinlikleri, sporu içinde olan yaşanabilir büyük bir kent parkının olduğu bir alan açacağız. Mesela şu anda Avcılar Firuzköy Bulvarı üzerinde birçok fabrika var. O fabrikalarda yapılan çalışmalarda bazılarında ciddi kimyasal sıkıntılar var. Bunların engellenmesi gerekiyor. Biz de şunu düşünüyoruz, burada ölçümler alıp buradaki fabrikaların hepsini kaldırıp o bölgeyi kent parkı yapacağız. Avcılar’ın kent parkları olacak. Çocuklar rahat rahat gezecekler.

    Avcılar’da çevre sorunları, ulaşım, sağlık sorunları da var. Burada bir Murat Kölük Devlet Hastanesi var gitmek bir dert gitmemek bir dert. Murat Kölük Devlet Hastanesi’nin başhekimi AKP’den belediye meclis üyesi adayı. Yani insanlar özel hastanelere gidince insani muamele görüyorlar fakat devlet hastanesinde çok sorunlar yaşıyorlar. AKP sağlık, ulaşım, ekmek sorununu da çözmedi. Bunu kamucu belediyelerin yerelden çözmesi mümkündür. Biz de bunların hepsini çözmek için adayız.

    “ÜRETEN BİR BELEDİYE OLMAYI DÜŞÜNÜYORUZ”

    Peki nasıl bir yerel yönetim anlayışı benimseyeceksiniz?

    Bir kere halkın birebir yönetime katıldığı bir meclis hayal ediyoruz. Bunu CHP’li belediyeler de söylüyor ‘şeffaf denetlenebilir’ diye. Şeffaf denetlenebilir belediyeyi belediye meclis üyeleri ve belediye başkanıyla ya da encümenlerle yapamazsınız. Halkın katılım sağlamadığı, mahalle meclislerinin, halk meclislerinin, mahalle yetkililerinin katılmadığı toplantılarla bu denetlenebilirliği sağlayamazsınız. Şunu diyebilirsiniz ‘zaten seçimde yetki verdiler’. Seçimde verilen yetkiyi kullananların çoğu bu işi emekçiden yana değil de sermayeden yana kullandılar bugüne kadar. Şeffaf ve denetlenebilir olacak bir belediye halkın direk meclisine katıldığı bir belediyedir. Bu da mümkün. Belediye kanununda belediyelere yönetmelik çıkarma hakkı verilmiştir. Bu yönetmeliği biz ‘teşkilat yönetmeliği’ diye yayınlayacağız. Bu yönetmeliklerle kent sakinlerinin de mecliste olduğu beraber çalışıp beraber ürettiğimiz bir belediye olmayı hedefliyoruz. En başta bunu yapacağız. Sonra da Avcılar’da bütün binaları tek tek inceleyeceğiz. En az 1 buçuk 2 yıl Avcılar’ı imara kapatacağız. Bütün kent sakinlerinin barınma hakkını koruyacağız. Kimse ‘benim evimi neden alacaksın’ demeyecek.

    Son dönemlerde özellikle Kartal’da yaşanan bina çöküşünden sonra binaları mühürlüyorlar fakat insanlara yol göstermiyorlar. Şimdi yeni yeni ‘biz insanlara kira vereceğiz’ diyorlar. Bu çözüm değil. Kaç sene verebileceksin kirayı. Vatandaşın her zaman psikolojisi bozuluyor. Ben bir deprem bilimci olarak ‘Bir saat sonra 7 büyüklüğünde deprem olacak’ dersem insanların psikolojisini bozarım. Bu da aynen böyle bir şey. Bütün bu sorunları çözmek için de üreten bir belediye olmak gerekiyor. Biz de üreten bir belediye olmayı düşünüyoruz.

    “DAYATILAN SİSTEM İNSANLARIN HAYAL KURMASINI BİLE ENGELLEDİ”

    Avcılar sokaklarında seçim çalışması yürütüyorsunuz. Bu çalışmalarınızdaki izlenimleriniz nelerdir, halktan nasıl tepkiler alıyorsunuz?

    Geçen gün bir paylaşımda bulundum ‘Avcılar’da bir hayalet dolaşıyor sosyalist belediyecilik’ diye. İnsanlar bunu hayal olarak görüyorlar. Yazılanların hiçbirinde kabul etmeyecek bir şey yok. Benim yazdığım ilkeler kent manifestosu olarak ulaşım, çevre, kadın, emekli, öğrenci, okul, deprem gibi sorunların hepsi insanlar için kabul görebilir sorunlar. Fakat insanlar bu manifestoda yazanların hayata geçirilmeyeceğini ve hayal olduğunu söylüyorlar. Çünkü bugüne kadar insanlara dayattıkları sistem insanların hayal kurmasını bile engelledi. Benim bir afişim şöyle ‘Sokaklarında güler yüzlü insanların yaşadığı bir Avcılar hayal ediyorum.’

    Evet insanlar artık gülmüyorlar. Sokakta insanlara bakıyorum insanlar hayal kurmayı unuttular. İnsanların tek bir hayali var o da ‘yılbaşı akşamında bana büyük ikramiye çıkacak mı?’ hayali. Yoksa insanlar eskiden güzel evlerde yaşamak, daha güzel parklara gitmek, güzel giyinmek falan hayal ederlerdi. O yüzden insanlara başka bir dünyanın mümkün olduğunu göstermek gerekiyor.

    “İLERİCİLERİN BUGÜNE KADAR YEREL YÖNETİMLERLE İLGİLİ SOMUT TALEPLERİ YOKTU”

    Sosyalistler, ilericiler uzun zamandan beri hiç sosyalist belediyecilik konusuna odaklanmadı. Ama bu seçimlerde rejimi daha meşru kılmaya çalışan iktidar karşısında solcuların, sosyalistlerin, ilericilerin, komünistlerin, devrimcilerin, çağdaşların ‘Biz böyle bir rejimi istemiyoruz’ deme şansları var. Biz burada insanlara gerçekten yaşanabilir bir belediyenin nasıl olduğunu gösterebilirsek bu hayata geçebilir. Fakat bugüne kadar yerel yönetimlerle ilgili ilericilerin çok fazla net, somut talepleri yoktu. Bugüne kadar hiç somut şeyler yazmamışlardı, ben somut şeyler yazdım. Bir akademisyen itinasıyla titiz çalışıp önce literatürü sonra da tek tek bölgeleri gezerek somut sorunları tespit ettim. Bu çok önemli. İnsanlar okuduklarında şunu diyorlar ‘çok doğru evet bunun olması gerekiyor’. Fakat kaygıları şu ‘bağımsız bir adaysın kazanamazsın’. Bağımsız aday kazanır, birçok yerde kazandı. Önemli olan halkın iradesidir. Halk daha iyi yaşanabilir bir Avcılar istiyorsa bilime, mühendisliğe önem verecek ve bağımsız bir adayı desteklemesi gerekecek. Özellikle Alevi nüfusunun kendisine çözüm olarak bulduğu ‘biz dededen CHP’liyiz’ dedikleri şeyin yıkılması gerekiyor. Benim anti CHP’cilik yapmak gibi bir şeyim yok. CHP de bu düzen içinde bir partidir. Fakat halkın şunu kendine sorması gerekiyor ’20 yıldan beri Avcılar’ı yöneten CHP’li belediye ve İstanbul’u 25 yıldan beri yöneten AKP’li belediye neden daha yaşanabilir bir Avcılar, depreme hazırlıklı bir Avcılar bırakmadı?’ Hiçbir şey yapmadılar.

    Mecliste karar aldılar ‘binaları iki kat arttıracağız, 4 katlı binaları 6 kat yapacağız’ dediler. 1999 depremi sırasında Avcılar Gümüşpala’da yıkılan binalar 5 ile 7 katlıydı. Rezonans dediğimiz bir olay var mühendislik bir şey bu. Ben Avcılar Belediye Başkanı Handan Hanımın önce gidip de bununla ilgili etütler yaptırıp ondan sonra kaç kat yapacağına karar vermesini isterdim. Çünkü bizler jeofizik mühendisi olarak zemin etütleri yapılmadan binaların yapılmasının süreci buraya getirdiğini düşünüyoruz. Yeni yapılan deprem yönetmeliğinde de zemin etütleri tamamen unutuldu. Bu da ayrı bir sorun.

    “AVCILAR OLASI BİR DEPREME HAZIR DEĞİL”

    Peki Avcılar olası bir depreme hazır mı?

    Avcılar olası bir depreme yüzde 99,9 hazır değil. Yüzde 100 demiyorum çünkü yüzde 1 küçük değişimler var. Ama Avcılar depreme hazır değil. Avcılar’daki mevcut adaylar içerisinde Avcılar’ı depreme hazırlayacak tek bir belediye başkanı var o da bağımsız sosyalist aday Savaş Karabulut. Bu kadar net söylüyorum. Avcılar’ı depreme hazırlamak bilim işidir, mühendislik işidir. Ben bunun eğitimini aldım üniversitede, deprem konusunda uzmanım, jeofizik mühendisiyim. Kentlerle ilgili birçok kentte çalışma yaptım. İstanbul dışındaki birçok kentte de çalıştım. Avcılar’ı üniversiteler, meslek odaları ve kent sakinleriyle birlikte çalışıp projelendirip 5 yıl içerisinde büyük bir kısmını depreme hazırlayabilirim. İnsanların deprem sırasında evini terk etmeden rahat rahat oturacağı bir Avcılar inşa edeceğim.

    2011 yılında büyük Sumatra depremi oldu. O depremin olduğu gün ben evde oturuyordum Kütahya Simav depremi olmuştu. 21 Mayıs’tı sanırım. Biz bile hissettik burada ve Kütahya kaç kilometre uzaklıkta. Korktuk panik olduk. Çünkü evimize güvenmiyoruz. O gün akşam uçağa bindim Japonya’ya gittim bir toplantıya katılmak için. Bir sunum yaptım İstanbul’un depremleriyle ilgili. Gittiğimizde büyük Sumatra depreminin artçıları oluyordu. Bizim bulunduğumuz alana 400 kilometre uzaklıkta bir yerdi. Burada deprem oldu yanımda bulunan arkadaşım bana ‘Savaş korkma bu binalar raylı sistem’ dedi. Emin olun deprem o kadar çok salladı ki yattım yatağımdan kalkmadım. Çünkü ben oturduğum binaya güveniyordum.

    Avcılar’da öncelikle bütün binaları 1 buçuk yıl içerisinde ücretsiz inceleyeceğiz. Avcılar’da beton zemin laboratuvarı kuracağız. Şu anda 4 katlı bir binayı inceletirseniz 5 bin TL ile 10 bin TL arasında para alırlar. 6306 sayılı yasayla bakanlık tescilli bir firmaya başvurduğunuzda firma sizin binanızı incelerse ve binanız çürük çıkarsa 1 buçuk ay içerisinde binanızı boşaltmanız gerekiyor. Nereye gidecek bu insanlar. Yapacak parası yok, müteahhitle anlaşamıyorlar çünkü kendi bütçelerinden yapmaları gerekiyor. Biz şunu söylüyoruz: Bütün binaları inceleyeceğiz bütün binaları inceledikten sonra riski tespit edeceğiz. Zeminlerin etüdünü yapacağız. Gidip maden ruhsatı alacağız kendi betonumuzu kendimiz üreteceğiz. Kendi demirimizi kendimiz bulacağız. Zaten bina dediğiniz ne ki. Derler ya ‘Allahın taşını toprağını sattın’ diye. Allahın taşını toprağını insanlara satıyorlar. Biz o taşı toprağı alacağız insanların binalarını ücretsiz dikeceğiz.’ Bu hayal değil mümkün olduğunu göstereceğim. Beni desteklerlerse bunun mümkün olduğunu bu ülkede yaşayan her yurttaşın anayasada tanımlanan barınma, sağlık, eğitim, ulaşım hakkının nasıl ücretsiz olduğunu göstereceğim.

    Hangi sloganla yola çıktınız?

    ‘Avcılar’ı depreme hazırlamak için adayım’ temel sloganım bu. Çünkü buranın en temel sorunu bu. Nasıl biz kaza olduğunda ilk kanaması olanlara müdahale ederiz. İlk yardımın temel prensibi budur. Deprem de Avcılar’ın kanayan yarasıdır. O yüzden ilk olarak Avcılar’ın kanayan yarasını çözmek gerekiyor. Kent anayasasını hazırlarken içinde her türlü sosyal etkinliklerinin, kütüphanesinin, ulaşım yollarının, sağlık alanlarının olduğu yeni bir kent inşa edeceğiz.

    “İSTANBUL’UN NÜFUSUNU AZALTMAK DEMEK RİSKİ AZALTMAK DEMEK”

    İstanbul’un tersine göç vermesi gerekiyor. Mesela ben Avcılar’da hangi ilçeden buraya göç etmiş kişiler yaşıyorsa o ilçeleri kardeş şehir seçeceğim kendime. Ardahan Damal mı, Yozgat Çekerek mi, Tunceli Nazımiye mi gidip onların kendi köylerinde kooperatifler kuracağım. Buradaki insanları orada çalışmaya teşvik edeceğim. Çünkü insanlar neden memleketlerini terk ettiler? İş bulamadıkları için. Gideceğim Nazımiye’de kooperatif kuracağım. Ürettireceğim, çiftçilik yapacaklar. Gidecekler Amasya’da başka bir şey yapacaklar, Yozgat Çekerek’te başka, Damal’da başka, Amasya’da başka bir şey yapacaklar. Kendime o kadar çok kardeş kent yapacağım ki halkların kardeşliği bu demek. Şu anda özellikle Yeşilkent mahallemizde çok fazla memleketçilik var. Amasyalı başka, Yozgatlı başka, hatta ilçeler başka. Tokat’ın merkezi başka Almus’u Zile’si başka. Bizim bunu kırmamız gerekiyor. Artık bir kentliyiz, kimseyi memleketinden soğutmak, asimile etmek gibi bir misyonumuz olamaz. Zaten 38’de Dersim’de bize yapmışlar.

    İstanbul’un riskini azaltmak demek nüfusunu azaltmak demek. Çünkü risk can ve mal kaybı demektir. Önce insanlara yaşamsal olarak güvenilir alanlar sağlayacaksınız, üreteceksiniz ve İstanbul’un nüfusunu azaltacaksınız. Nüfusu azaltmazsak, üretmezsek ve güvenilir barınma sağlamazsak biz bu insanların hepsini ölüme iteriz. İnsanlara güvenilir barınma hakkını tesis etmemek bu ülkenin kanayan yarasıdır. En çok da depremde güvenli bir şekilde yaşatmak için adayım.

    “KIRIN ZİNCİRLERİNİZİ BİRLİKTE HAYAL EDELİM”

    Seçmenlerinize bir çağrınız var mı?

    Avcılar’da yaşayan kent sakinlerinin kaybedecekleri hiçbir şey kalmadı. Ne beslenebiliyorlar, ne çalışabiliyorlar, ne çocuklarını okula gönderebiliyorlar. O yüzden Avcılar’daki kent sakinlerinin zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyi yok. Ben de şunu söylüyorum: Kırın zincirlerinizi gelin birlikte hayal edelim. Sokaktaki Sosyalist belediyecilik hayaletini gelin beraber inşa edelim.

    PİRHA/İSTANBUL

  • DEDEF: Köylüler ormanda gezemezken avcılara her türlü imkan tanınıyor

    DEDEF: Köylüler ormanda gezemezken avcılara her türlü imkan tanınıyor

    PİRHA-Dersim Dernekleri Federasyonu Munzur Koruma Kurulu yaptığı yazılı açıklama ile Dersim’deki avcılığın son bulmasını ve avcıları protesto ettikleri için gözaltına alınanların serbest bırakılmalarını istedi.

    Dersim’de aylardır süren kaçak avlanma nedeniyle kutsal sayılan onlarca dağ keçisi katledildi. Geçtiğimiz günlerde diğer illerden avlanma için Dersim’e gelen avcılar Dersim’deki çevreciler tarafından protesto edilmişti. Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Munzur Koruma Kurulu da konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklama ile av katliamının son bulmasını istedi.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “AVCILARA HER TÜRLÜ İMKAN TANINIYOR”

    Avcılar, kış aylarının gelmesiyle birlikte yerli işbirlikçilerin de katkısıyla Dersim doğasında orman yangınlarından, barajlardan kurtulmayı başarmış son hayvanları da katlediyorlar. Köylüler ormanlarda gezemezken, avcılara her türlü imkan tanınıyor. Öyle ki sadece askerlerin girebildiği yasak bölgelere kadar gidip bezuvarları (Dağ Keçileri) katledebiliyorlar. Sonra da yöre halkı tarafından kutsal kabul edilen katlettikleri büyük dağ keçilerinin başında fotoğraf çekip bu katliamı, sosyal medya üzerinden canlı yayın ile paylaşıyorlar. Ardından boynuzlarını ve derilerini ganimet olarak götürüyorlar.

    “TÜM KATLİAMLARA RAĞMEN DERSİM DOĞASINI TERK ETMEDİLER”

    Dersim’de birçok hayvanın özgürce yaşadığını biliyoruz. Yaban hayat başlığıyla yapılan araştırmalara da bu yansımış durumda. Munzur alabalığı olarak tabir edilen kırmızı pullu alabalık, çengel boynuzlu dağ keçisi ve bezuvar ilk akla gelen Dersim’e özgü türlerdendir. Öte yandan doğanın katledilmesi yüzünden çok az yaşam alanı kalan vaşaklar, ayılar, sansarlar, kurtlar, porsuklar ve su samurları da buranın sakinlerindendir. Ur kekliği, atmaca, kaya kartalı, akbaba gibi birçok kuş türü de tüm katliamlara rağmen buraları terk etmediler.

    Biz her yerde olduğu gibi Dersim’de de hayvanlarla, endemik bitki türleriyle birlikte özgürce yaşamak istiyoruz. Hayvanların katledilmediği ve endemik bitkilerin yok edilmediği bir doğada yaşamak istiyoruz.

    İl dışından ve Avrupa’nın değişik ülkelerinden gelen ve özellikle Çemişgezek, Aliboğazı, Munzur vadisi ve Pülümür bölgesinde ‘yasal’ ve ‘kaçak’ bir şekilde av yapan katiller, Dersim coğrafyasının en önemli türleri olan çengel boynuzlu dağ keçisi ve bezuvar keçilerini vahşice öldürdüğüne tanık olmaktayız.

    Öte yandan yaban avını denetleme görevini yürüten İl Çevre Orman İşletme Müdürlüğü de sayıları 3-5’i aşmayan birkaç memur ile duruma müdahalede yetersiz kalmaktadırlar. Kanunlara göre yaban hayatını koruma konusunda sorumluluk ve denetleme yetkisi bulunan muhtarlıklar, belediyeler ve çeşitli bölgelerde bulunan kimi karakollar duruma ya yeterince müdahale etmemekte ya da göz yummaktadırlar.

    “BERN SÖZLEŞMESİ’NE AYKIRI”

    Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’ne (Bern Sözleşmesi) göre ilimiz coğrafyasında bulunan Çengel boynuzlu dağ keçileri ve bezuvarlar nesli yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan ve kesin olarak koruma altına alınması gereken hayvan (fauna) türleri olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda Doğu Karadeniz Bölgesi’nde de görülen çengel boynuzlu dağ keçileri koruma altına alınmıştır. Ancak İl Valilik Av Komisyonu’nda, korunması gereken tür olarak bilinmesine rağmen, altına imza atılmış bulunan Uluslararası Sözleşmeye aykırı davranılarak yasal çerçevede bu türün avlanması için kota belirlemiştir. Böylece Bern Sözleşmesi de çiğnenmektedir.

    Birkaç gündür ilimize adeta kamp kurmuş, Dersim halkına bile yasaklanmış yerlerde elini kolunu sallayarak av yapan gruba karşı basın açıklaması yapan dostlarımız, gözaltına alınmıştır.

    Yıllardır yaşam alanlarımızı koruma mücadelemizde yanımızda olan Munzur Doğa Aktivisti dostumuz Haydar Çetinkaya ve tüm gözaltına alınan dostlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de avcıları protesto eden 3 yurttaş gözaltına alındı

    Dersim’de avcıları protesto eden 3 yurttaş gözaltına alındı

    PİRHA-Dersimli gençler kente avlanmak için gelen avcıları kaldıkları otelin önünde protesto etti. 3 yurttaş gözaltına alındı.

    Dersim’de son zamanlarda kaçak avlanmanın yanı sıra birde diğer illerden özel av için yaklaşık 14 kişilik grubun Dersim’e geldiği belirtilmişti. Avcılık faaliyetleri Dersim merkeze bağlı Kocakoç bölgesinde sürmekte olan avıclar hakkında Av. Barış Yıldırım, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Dersimli gençlerden oluşan 30 kişilik grup avcıları protesto avcıların kaldıkları Şaroğlu Oteli’nin önünde toplandı. Polisin gelmesiyle birlikte çıkan arbedede 3 yurttaşın gözaltına alındığı bilgisi geldi.

     

     

  • ‘Cemevlerinin bütçesi Diyanet’e bağlı olmamalı’-VİDEO

    ‘Cemevlerinin bütçesi Diyanet’e bağlı olmamalı’-VİDEO

    PİRHA- Cemevlerinin elektrik, su faturasının Diyanet İşleri Başkanlığı ödeneğinden karşılanması yönünde verilen mahkeme kararlarını değerlendiren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Üyesi Halil Konaklı, “Verdiğimiz vergilerin bize geri dönüyor olduğunu görmek bizler için önemli bir şey. Ancak bunun Diyanet vasıtası ile olmaması gerektiğini düşünüyoruz.” dedi.

    PSAKD Üyesi Halil Konaklı cemevlerinin elektrik, su faturasının Diyanet İşleri Başkanlığı ödeneğinden karşılanması yönünde verilen mahkeme kararlarını ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “VERDİĞİMİZ VERGİLER İNANÇSAL ANLAMDA BİZE GERİ DÖNMÜYOR”

    Konaklı, cemevlerinin elektrik, su faturasının Diyanet İşleri Başkanlığı ödeneğinden karşılanması yönünde verilen mahkeme kararlarını bir haksızlığın giderilmesi açısından önemli bir gelişme olarak gördüğünü belirtti. Konaklı, “Biz her Türkiye vatandaşı gibi çalışıyoruz. Hepimizin farklı işleri var ve farklı bir şekilde vergimizi veriyoruz. Verdiğimiz vergilerin inançsal anlamda bize geri döndüğünü görmüyoruz. Ancak camilere ve Sünni inanca her türlü yardım yapılıyor. Bu da ister istemez insanlarda dışlanma hissi oluşturuyor. Zaten bizler inanç olarak dışlanıyoruz. Bu gibi uygulamalar sonucu dışlanmışlık hissi daha çok artıyor. Tabi ki bu karar bunu gidermeyecek.” diye konuştu.

    “BİZ KENDİMİZİ DİYANETE BAĞLI HİSSETMİYORUZ”

    “Verdiğimiz vergilerin bize geri dönüyor olduğunu görmek önemli. Ancak bunun Diyanet vasıtası ile olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü biz kendimizi Diyanet’e bağlı hissetmiyoruz. Ve Diyanet’in kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz.” diyen Konaklı şöyle devam etti:

    “Sadece Aleviliğin değil bütün inançların kendini özgür bir şekilde yaşaması ve özgür bir şekilde geliştirmesi için hepsinin kendi özerk yönetimlerinin olması gerektiğini düşünüyorum. Alınan bu karar eğer uygulanacak ise sadece bu elektrik olarak olmamalı maddi anlamda da bize geri dönüşü olmalıdır. Ya da verdiğimiz vergilerin tam olarak bize yansıması gerekiyor. Ancak bu şekilde değil bize özerk bir bütçe ile ya da daha farklı bir şekilde dönmesi gerekiyor.”

    “ÖZGÜR VE ÖZERK KALMAK İSTİYORUZ”

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kapatılması gerektiğini vurgulayan Konaklı, “Kesinlikle ve kesinlikle kapatılması gereken bir kurumun bize bunu ödemesini istemiyoruz. Kendimizi Diyane’e bağlı bir inanç olarak görmüyoruz. Bu şekilde olması Diyanet’i biraz daha cesaretlendirecek. Biz her zamanki gibi özgür ve özerk kalmak istiyoruz. Çünkü biz kendi kendimize yetiyoruz. Bize karışmayın ama verdiğimiz vergilerin bize dönmesini istiyoruz.” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD şubelerinden tutuklu cemevi başkanı Zeynep Yıldırım için oturma eylemi-VİDEO

    PSAKD şubelerinden tutuklu cemevi başkanı Zeynep Yıldırım için oturma eylemi-VİDEO

    PİRHA – Üç ay önce gözaltına alınıp tutuklanan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’ın serbest bırakılması için Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri İstanbul Şubeleri destek  amaçlı her gün dönüşümlü olarak Armutlu Cemevi’nde oturma eylemi gerçekleştirecek.

    Üç ay önce gözaltına alınan ve hiçbir gerekçe gösterilmeden tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne  konulan PSAKD İstanbul Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’a destek amaçlı İstanbul PSAKD Şubeleri, bugünden  itibaren saat 13:00 ile 16:00 arası dönüşümlü olarak oturma eylemi gerçekleştirecekler.

    Yıldırım’ın annesi Kezban Bektaş da yaklaşık 3 aydır kızı Zeynep Yıldırım’ın serbest bırakılması için Armutlu Cemevi’nde oturuma eylemi gerçekleştiriyor.

    İstanbul Güngören PSAKD Şubesi ve Cemevi Başkanı Zeynel Abidin Özbay hiçbir gerekçe gösterilmeden 3 aydır tutuklu bulunan Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’a ve İstanbul PSAKD Şubelerin Yıldırım’a destek amaçlı Armutlu Cemevinde yapacakları oturma eylemine ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “FAŞİST BİR DÖNEMDEYİZ”

    Faşist bir dönem içinde olunduğunu belirten Özbay, “Pir Sultan’ın duruşu bellidir. Biz devletin Alevisi olmadığımızı her yerde söylediğimiz için, kendi ayaklarımız üzerinde durduğumuz için Pir Sultan Abdal örgütlülüğü olarak bu baskılar hep olacaktır. Bizim amacımız derneklerimizdeki, cemevlerimizdeki etkinliğimizi artırmak, baskılara karşı dik durmaktır” diye konuştu.

    “POLİSİN CEMEVİNE İŞEMESİ AFFEDİLMEYECEK BİR HATADIR”

    PSAKD’nin Sarıyer Şubesi’ne yapılan baskının çok çirkin olduğunu dile getiren Özbay, “Polisin gelip cemevimize abdestini yapması bizim için affedilmeyecek bir hatadır bu. Biz bunlara karşı suskun olmayacağız, sesimizi çoğaltacağız. Çünkü bizim Pir Sultan örgütlülüğü olarak yan yana durmamız lazım” dedi.

    “AMAÇ HAKLILIĞIMIZI DİLE GETİRMEK”

    İstanbul PSAKD şubelerinin Zeynep Yıldırım’a destek amaçlı saat 13:00 ile 16:00 arası dönüşümlü olarak her gün sırayla gideceklerini ifade eden Özbay şöyle devam etti:

    “Amacımız oradaki haklılığımız dile getirmek. Basın vermediği için Türkiye genelinde yüzde 90’ın haberi yok bu baskılardan. Biz de bu baskıları dile getirdiğimiz için baskıya maruz kalıyoruz. Zeynep Yıldırım’ın tutuklanmasının nedeni de basın önünde bu baskıları dile getirmesidir.”

    İstanbul PSAKD Şubelerinin Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’a destek amaçlı dönüşümlü olarak Armutlu Cemevi’nde yapacakları oturma eyleminin programı şöyle:

    -29 Ekim Pazartesi PSAKD Ataşehir Şubesi

    -30 Ekim Salı PSAKD Avcılar Şubesi

    -31 Ekim Çarşamba PSAKD Alibeyköy Şubesi

    -01 Kasım Perşembe PSAKD Beyoğlu Şubesi

    -02 Kasım Cuma PSAKD Esenler Şubesi

    -03 Kasım Cumartesi PSAKD Gazi Osman Paşa Şubesi

    -04 Kasım Pazar PSAKD Gebze Şubesi

    -05 Kasım 2018 Pazartesi PSAKD Güngören Şubesi

    -06 Kasım Salı PSAKD Kadıköy Şubesi

    -07 Kasım Çarşamba PSAKD Kartal Şubesi

    -08 Kasım Perşembe PSAKD Maltepe Şubesi

    -09 Kasım Cuma PSAKD Pendik Şubesi

    -10 kasım Cumartesi PSAKD Sultan Gazi Şubesi

    -11 Kasım Pazar PSAKD Sultanbeyli Şubesi

    -12 Kasım Pazartesi Zeytinburnu şubesi

    -13 Kasım Salı PSAKD Ataşehir Şubesi

    – 14 Kasım Çarşamba PSAKD Avcılar Şubesi

    -15 Kasım Perşembe PSAKD Alibeyköy Şubesi

    -16 Kasım Cuma PSAKD Beyoğlu Şubesi

    -17 Kasım Cumartesi PSAKD Esenler Şubesi

    -18 Kasım Pazar PSAKD Gazi Osman Paşa Şubesi

    -19 Kasım Pazartesi PSAKD Gebze Şubesi

    -20 Kasım Salı PSAKD Güngören Şubesi

    -21 Kasım Çarşamba PSAKD Kadıköy Şubesi

    -22 kasım Perşembe PSAKD Kartal Şubesi

    -23 Kasım Cuma PSAKD Maltepe Şubesi

    -24 Kasım  Cumartesi PSAKD Pendik Şubesi

    -25 Kasım Pazar PSAKD Sultangazi Şubesi

    -26 Kasım 2018 Pazartesi PSAKD Sultanbeyli Şubesi

    -27 Kasım 2018 Salı PSAKD Zeytinburnu Şubesi

    -28 Kasım 2018 Çarşamba PSAKD Ataşehir Şubesi

    -29 Kasım Perşembe PSAKD Avcılar Şubesi

    -30 Kasım Cuma PSAKD Alibeyköy Şubesi

    PİRHA/İSTANBUL