Etiket: Avrupa Alevi Birlikler Konfederasyonu (AABK)

  • AABK: Binali Sağlam ve Sabit Karacaoğlan’ın yurt dışı çıkış yasakları derhal kaldırılmalı!

    AABK: Binali Sağlam ve Sabit Karacaoğlan’ın yurt dışı çıkış yasakları derhal kaldırılmalı!

    PİRHA- AABK, yöneticileri Binali Sağlam ve Sabit Karacaoğlan’ın Türkiye’de gözaltına alınması sonrasında haklarında verilen yurt dışı çıkış yasağına tepki göstererek, “Bu uygulamalar, yalnızca kişilere yönelik değil; Alevi toplumunun kolektif hafızasına, örgütlü gücüne ve demokratik mücadelesine dönük açık bir gözdağıdır” açıklamasında bulundu.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Genel Başkan Yardımcısı Binali Sağlam ve Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Baden Württemberg Eyaleti Bölge Disiplin Kurulu üyesi Sabit Karacaoğlan‘ın yurt dışı çıkış yasağı ile Türkiye’den çıkışlarına izin verilmemesini ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “Yöneticilerimize yönelik hukuksuzluklara derhal son verilsin” başlıklı açıklamada, Alevi kurum yöneticilerine yönelik yurt dışı çıkış yasağının hukuksuzca olduğu kaydedilerek, insan hakları savunucuları ve kamuoyunu bu hukuksuzluklara karşı ses çıkarmaya ve dayanışmaya davet etti.

    “BU ALEVİLERİN DEMOKRATİK MÜCADELESİNE AÇIK GÖZDAĞIDIR”

    AABK açıklamasında yöneticileri Sağlam ve Karaca’nın gözaltı ve yurt dışı yasağı sürecine dair bilgi verilerek, “Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Başkan Yardımcımız Binali Sağlam ve AABF Baden-Württemberg Eyalet Bölge Disiplin Kurulu üyesi Sabit (Zabit) Karacaoğlan, yıllardır Alevi toplumunun eşit yurttaşlık mücadelesi içinde önemli sorumluluklar üstlenmiş, emek ve iradeleriyle kurumlarımıza yön vermiş isimlerdir. Binali Sağlam, 17 Mart 2025 tarihinde İzmir Havalimanı’nda; Zabit Karacaoğlan ise 18 Şubat 2025 tarihinde Ankara Havalimanı’nda gözaltına alınmış, her ikisi de serbest bırakılmalarının ardından yurt dışı çıkış yasağı ile karşı karşıya bırakılmıştır. O tarihten bu yana Türkiye’den çıkışlarına izin verilmemektedir. Bu uygulamalar, yalnızca kişilere yönelik değil; Alevi toplumunun kolektif hafızasına, örgütlü gücüne ve demokratik mücadelesine dönük açık bir gözdağıdır. Bu baskılarla bizi yıldıramazsınız!” denildi.

    “YURTDIŞI ÇIKIŞ YASAKLARI DERHAL KALDIRILMALI”

    Sağlam ve Karacaoğlan’ın yurtdışı çıkış yasaklarının bir an kaldırılmasını talep eden AABK açıklamasının devamında şunlar kaydedildi:

    “Bizler bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz. Binali Sağlam ve Zabit Karacaoğlan’a yapılan hepimizi yapılmıştır. Alevi toplumu tarih boyunca zulme karşı dimdik durmuş, baskılara boyun eğmemiştir. Bugün de haklı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Kurumlarımızın onurlu temsilcilerine reva görülen bu adaletsizlik, aynı zamanda demokratik değerlerin ve insan haklarının açık bir ihlalidir. Yurt dışı çıkış yasakları derhal kaldırılmalı, bu hukuksuzluğa bir an önce son verilmelidir. Tüm demokrasi güçlerini, insan hakları savunucularını ve vicdan sahibi kamuoyunu bu hukuksuzluklara karşı ses çıkarmaya ve dayanışmaya çağırıyoruz. Sessiz kalmak, bu adaletsizliğe ortak olmaktır.”

    PİRHA/ALMANYA

     

  • AABK’dan Alman basınına açık mektup: Alevi katliamına karşı neden suskunsunuz?

    AABK’dan Alman basınına açık mektup: Alevi katliamına karşı neden suskunsunuz?

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alman basınına yazdığı açık mektupta Suriye’deki Alevi katliamına suskun kalınmasını eleştirerek, “Suriye’de binlerce Alevi katledildi, yerinden edildi, işkence gördü. Kadınlar kaçırıldı ve tecavüze uğradı. Çocuklar öldürüldü. Neden acılarımızı gizliyorsunuz?” tepkisinde bulundu.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), 6 Mart’tan bu yana devam eden Alevi katliamı ve Almanya’daki protesto eylemlerini görmezden gelen Alman basınına açık mektup yazdı.

    ‘Neden suskunsunuz ve çarpıtıyorsunuz?’ başlığıyla kaleme alınan açık mektupta, “Basın özgürlüğü, haksızlıkları ortaya çıkarmak için kullanılmayacaksa ne işe yarar? Susmak suç ortaklığıdır. Çarpıtma, basitleştirmedir” diye belirtildi.

    “NEDEN SUSKUNSUNUZ?”

    AABK’nin Alman basınına yazdığı açık mektupta şunlar kaydedildi:

    “Alman basınına açık mektup: Neden suskunsunuz ve çarpıtıyorsunuz?

    Bu açık mektubu şaşkınlıktan değil, kararlılıktan dolayı yazıyoruz. Başkaları gözlerini kaçırdığında artık sessiz kalmamaya kararlı. Görünür olanı yaratmaya kararlı Görünmez olması gerekeni görünmez kılmak. Üç ayda 7.000’den fazla ölü.

    Suriye’de binlerce Alevi katledildi, yerinden edildi, işkence gördü. Kadınlar kaçırıldı ve tecavüze uğradı. Çocuklar öldürüldü. Köyler yerle bir oldu. Bu gerçeklik olamaz göz ardı edildiler ve yine de siz onları göz ardı ediyorsunuz. Bildirmiyorlar. Sessiz kalıyorlar.

    “SESSİZ KALANLAR SUÇ ORTAĞIDIR”

    15 Mart 2025’te on binlerce insan Köln’deki Heumarkt’ta toplandı. Aleviler ve birçok ülkeden, kültürden ve topluluktan insanlar her yerden geldi. Bu sadece bir Alevi gösterisi değildi; aynı zamanda Aleviler adına bir çığlıktı. İnsanlık, demokrasi çağrısı. Özgürlük için. Her bir insan hayatını korumak için.

    Sınırlar ötesindeki bu dayanışma güçlü bir işaretti: Alevilerin soykırımı hepimiz. Bugün sessiz kalanlar, yarın suç ortağıdır. Ama sen tam da bunu yaptın. Sessiz kaldılar. En büyük mitinglerden biri Almanya’da buna benzer bir şey yok  ve büyük medyada neredeyse hiç yer almıyor.

    Bildirilmeyen şeyin var olmaması gerekir. Etkisi bu. Ve aktarıldığı zaman da çarpıtılıyor. Suriye’den gelen görüntüler bağlamından koparılmış. Şiddet siyasallaştırılmıyor. Failler ve mağdurlar eşit tutuluyor. Görecelileştirilmiş, gizlenmiş, çarpıtılmıştır. Ve tüm bunlarda asıl önemli nokta ortadan kalkıyor. Alevilere yönelik hedefli bir saldırı söz konusu. Bu bir soykırımdır.

    “NEDEN ACILARIMIZI GİZLİYORSUNUZ?”

    Siz gazetecilere soruyoruz;

    Neden acılarımızı gizliyorsun? Neden gerçekliğimizi göreli kılıyorsunuz? Almanya’da bulunan on binlerce kişinin sesini neden görmezden geliyorsunuz?

    Sokaklarda protesto mu? Kendilerine bağımsız diyorlar. Ama eğer kayıtsızlığa yol açıyorsa bağımsızlığın ne değeri var? Basın özgürlüğü, haksızlıkları ortaya çıkarmak için kullanılmayacaksa ne işe yarar?

    Susmak suç ortaklığıdır. Çarpıtma, basitleştirmedir. Biz Aleviler unutmuyoruz. Susturulmayacağız. Susmayacağız, ne bugün, ne yarın, ne de adaletsizlik devam ettiği sürece.”

    PİRHA/ALMANYA

     

  • Alevilerden Erdoğan’a Tepki: HTŞ terör örgütünün işlediği suçları normalleştirme çabasıdır

    Alevilerden Erdoğan’a Tepki: HTŞ terör örgütünün işlediği suçları normalleştirme çabasıdır

    PİRHA- Alevi kurumları, kamuoyuna açık ortak açıklamalarında Suriye’deki Alevi Katliamını “Kışkırtma” olarak gören Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulunarak ” Aleviler soykırım yaşamış mazlum bir topluluktur. HTŞ ve SMO ise resmi elbise giyerek soykırım yapan terörist gruplardır” dedi.

    Avrupa Alevi Birlikler Konfederasyonu (AABK), Avrupa Arap Aleviler Federasyonu (AAAF), Dersim Tarih ve Kültür Merkezi (DKG), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG), Avrupa Demokratik Dersim Dernekleri Federasyonu (ADEF), Dersim 38 Derneği, Dersim İnşa Kongresi (DİK), TÜDAY Menschenrechtsverein Türkei Deutschland e.V; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’de yaşanan Alevi Katliamı’na ilişkin yaptığı paylaşıma tepki gösterdi.

    “’KIŞKIRTMA’ DİYEREK ALEVİ SOYKIRIMINI KARARTMAYIN!”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 22 Mart’ta X hesabından yaptığı açıklamada, “Önce Suriye’de eski rejim artıklarının çıkardığı olayları bahaneyle mezhepçilik fitnesini alevlendirmek istediler. Alevi canlarımızı kışkırtarak kardeşliğimize pusu kurmaya kalktılar” ifadelerini kullandığını hatırlatan kurumlar, şunları söyledi:

    “Erdoğan’ın bu açıklaması, bir yandan soykırıma uğrayan Alevileri ‘kışkırtılan kitle’ olarak suçlarken, öte yandan soykırım suçu işleyen HTŞ terör örgütünün işlediği suçları normalleştirme çabasıdır.

    Tanık anlatımları, katillerin paylaştığı videolar, uluslararası kurumların raporları Suriye’de planlanmış ve barbarca hayata geçirilmiş bir soykırım yapıldığı kanıtlamaktadır. Suriye insan Hakları Gözlemevi (SOHR), yayınladığı raporda 8 Aralık 2024 ile 18 Mart 2025 tarihleri arasında Suriye’de 4.711 kişinin katledildiğini duyurdu.

    Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, oybirliğiyle Alevilere yönelik katliamların durdurulması ve suçluların cezalandırılması çağrısında bulundu. Yine BM yaptığı açıklamada şunları rapor etti, “Özellikle Lazkiye ve Tartus’ta olmak üzere Suriye’nin kıyı bölgelerinde sivillere ve azınlıklara yönelik şiddet olaylarında tüm ailelerin öldürüldüğüne dair son derece rahatsız edici bilgiler alınmaktadır.”

    “ALEVİLER ‘KIŞKIRTILMIŞ’ BİR KİTLE DEĞİL, SOYKIRIM YAŞAMIŞ MAZLUM BİR TOPLULUKTUR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çağrıda bulunan kurumlar yaptığı açıklamada, “Binlerce insanın katledilmesinin planlayıcısı ve uygulayıcısı olan HTŞ lideri Colani bile, bu uluslararası baskıyla da olsa, formalite bir araştırma komisyonu kurmuşken; Erdoğan’ın yaşananları “kışkırtma” ya da “eski rejim kalıntıları” olarak tanımlaması, en hafif tabiriyle, insanlığa karşı işlenen soykırımın karartılmasıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a açıkça çağrıda bulunuyoruz: Aleviler ‘kışkırtılmış’ bir kitle değil, soykırım yaşamış mazlum bir topluluktur. HTŞ ve SMO ise resmi elbise giyerek soykırım yapan terörist gruplardır” dedi.

    “TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANI OLARAK SORUMLULUKLARINIZI HATIRLATMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    “Bir devlet yöneticisinden beklenen, her inançtan ve milliyetten vatandaşa eşit mesafede durmasıdır” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Mazlumların sesini dünyaya ulaştırma çabalarını ‘kışkırtma’ ya da ‘tertip’ olarak suçlamanız doğru değildir, maksatlıdır. Dahası, soykırıma uğramış mazlum Alevilerin çığlığını haykırma mücadelesi veren bizleri kriminalize etmekte ve hedef göstermektedir.
    Soykırım suçu işleyen uluslararası terör örgütü HTŞ’nin insanlık suçlarına gerekçe uydurmak değil, bu örgütlerin uluslararası mahkemelerde yargılanmalarını sağlamaktır. Gerçekleşmeyeceğini öngörsek de, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak sorumluluklarınızı hatırlatmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA