Etiket: avrupa alevi birlikleri konfederasyonu

  • AABK, AAAF ve FEDA’dan ortak bildiri: Suriye’deki tüm bileşenleri barışçıl yöntemlerle hak aramaya çağırıyoruz

    AABK, AAAF ve FEDA’dan ortak bildiri: Suriye’deki tüm bileşenleri barışçıl yöntemlerle hak aramaya çağırıyoruz

    PİRHA- AABK, AAAF ve FEDA, Suriye’de Alevilere yönelik, saldırı, yağma, öldürme ve tutuklamalara karşı gelişen protestolara yönelik sert müdahale ve saldırıları kınayarak, işlenen suçların takipçisi olacaklarını kaydetti. Kurumların ortak açıklamasında, “Suriye’deki tüm bileşenleri; Alevi, Sünni, Dürzi, Kürt, Ezidi, Hristiyan, Süryani ve diğer tüm toplulukları barışçıl, sivil ve demokratik yöntemlerle hak aramaya çağırıyoruz” denildi. 

    Suriye’de Aleviler, hükümete bağlı selefi grupların Lazkiye ve Humus’ta Alevi yerleşimlerine yönelik, saldırı, yağma, öldürme ve tutuklamalarını protesto için dün sokaklara çıkmış ve protestolarda can ve mal güvenliği, ayrımcılığa son verilmesi ve tutukluların bırakılmasını talebi yükselmişti.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Avrupa Arap Alevileri Federasyonu ve Demokratik Alevi Federasyonu, Suriye’de Alevi sivillere yönelik saldırılar ve Suriye’de derinleşen mezhepçi şiddete dair ortak bir bildiri yayımladı.

    Suriye Alevi Yüksek İslam Konseyi Başkanı Şeyh Gazel Gazel’in çağrısıyla düzenlenen barışçıl eylemleri desteklediklerini açıklayan kurumlar, Suriye’deki bu mezhepçi tabloya karşı çözümün ancak tüm bileşenlerin eşit yurttaşlık temelinde haklarının tanınarak güvence altına alındığı adem-i merkeziyetçi bir yapılanma olacağı vurgulandı.

    “BARIŞÇIL EYLEM GİRİŞİMLERİNİ DESTEKLİYORUZ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Avrupa Arap Alevileri Federasyonu ve Demokratik Alevi Federasyonu‘nun ortak bildirisi şöyle:

    “Suriye’de son dönemde derinleşen mezhepçi söylemleri, fiili tasfiye girişimlerini ve özellikle Humus’ta Alevi sivillere yönelik saldırıların yeniden alevlenmesini en sert biçimde kınıyoruz.

    Suriye, Alevilerin, Sünnilerin, Dürzilerin, Kürtlerin, Ezidilerin, Hristiyanların, Süryanilerin ve tüm diğer toplulukların ortak vatanıdır; hiçbir inanç veya kimlik grubu “hedef” ya da “kurban” haline getirilemez.

    25.11.2025 tarihinde Suriye Alevi Yüksek İslam Konseyi Başkanı Şeyh Gazel Gazel’in çağrısıyla düzenlenen selamet eylemlerine Suriye’nin farklı bölgelerinden binlerce Alevi barışçıl biçimde katılmış; bizler de bu Konsey’in bu barışçıl girişimini açıkça desteklediğimizi beyan etmekteyiz.

    ÇÖZÜM ADEM-İ MERKEZİYETÇİ BİR YAPILANMADIR

    Alevi toplumunun itirazı hiçbir dönemde Sünni bir yöneticinin varlığına yönelik olmamıştır. Yönetimin bir Kürt, bir Dürzi ya da Suriye’nin herhangi başka bir unsurundan bir isim tarafından üstlenilmesi de kendi başına bir itiraz konusu yapılmamıştır. Bu tutum, devlete ve devletin meşruiyetine duyulan inançtan kaynaklanmakta; devlet olgusu, iktidarı elinde bulunduran kişi ve yapılardan ayrı değerlendirilmektedir.

    Geçmişte çatışmanın büyümesini önlemek amacıyla silahlar yönetime teslim edilmiş, toplum silahlı yolun açacağı yıkımlardan kaçınmayı tercih etmiştir. Ancak bugün sahadaki fiili durumun; terörist, tekfirci, mezhepçi ve dışlayıcı bir “olgu iktidarı” anlamına geldiği acı tecrübelerle ortaya çıkmıştır.

    Bu tabloya karşı aranan çözüm, Suriye’nin parçalanması değil; Tüm bileşenlerin eşit yurttaşlık temelinde tanındığı, Hak ve özgürlüklerin anayasal güvence altına alındığı, Yerel yönetimlerin güçlendirildiği federal ve siyasal adem-i merkeziyetçi bir yapılanmadır. Suriye’nin birliği, ancak bu çeşitliliğin adil temsili ve kurumsal güvencelerle korunabilir.

    SURİYE’DEKİ TÜM BİLEŞENLERİ BARIŞÇIL YÖNTEMLERLE HAK ARAMAYA ÇAĞIRIYORUZ

    Suriye’deki tüm bileşenleri; Alevi, Sünni, Dürzi, Kürt, Ezidi, Hristiyan, Süryani ve diğer tüm toplulukları barışçıl, sivil ve demokratik yöntemlerle hak aramaya çağırıyoruz.

    Biz, Avrupa’daki ve dünyadaki Alevi kurumları olarak, bugün Suriye’deki her insanın yaşam hakkını, onurunu ve özgürlüğünü savunmak için yan yana duruyoruz. Humus’ta ve Suriye’nin diğer bölgelerinde işlenen suçların takipçisi olacağız.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Hacıbektaş’ta açılacak Cemevi Külliyesi’ne tepki: Kimlik dönüştürme politikalarının yeni adımı

    Hacıbektaş’ta açılacak Cemevi Külliyesi’ne tepki: Kimlik dönüştürme politikalarının yeni adımı

    PİRHA- AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, 11 Ekim’de açılması planlanan külliyenin bir hizmet değil, inanç üzerinde vesayet kurma girişimi olduğunu belirtti. “Bu yeni asimilasyon araçları kök salarsa, kimlik erozyonu kaçınılmaz olur” dedi.

    Devlet Bahçeli tarafından hibe edildiği ifade edilen arsada inşa edilen ve 11 Ekim 2025 tarihinde Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde açılması planlanan Cemevi Külliyesi kamuoyunda tartışmalara neden oldu. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, yaptığı yazılı açıklamada söz konusu külliyenin bir hizmet değil, Alevi inanç kimliğini dönüştürmeye yönelik bir devlet politikası olduğunu vurguladı.

    Mat, yaptığı değerlendirmede benzer adımların daha önce Dersim’de açılan üniversite örneğinde de görüldüğünü belirterek, inanç merkezlerine yönelik vesayet politikalarının sürdüğünü ifade etti. Açıklamada, bu gelişmelerin 2. Mahmut döneminde dergahlara kayyım atamalarıyla başlayan sürecin modern versiyonları olduğuna dikkat çekildi.

    “İNANÇ MERKEZLERİMİZ ÜZERİNDEN VESAYET SİSTEMİ SÜRDÜRÜLÜYOR”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Devlet Bahçeli tarafından hibe edildiği söylenen arsaya inşa edilen Cemevi Külliyesi, 11 Ekim 2025 tarihinde Hacıbektaş’ta açılıyor. Bu girişim, görünenin aksine bir ‘hizmet’ değil; inanç topluluklarını devlet kontrolü altına alma ve kimliklerini dönüştürme politikasının yeni bir adımıdır.

    Nasıl ki Dersim’de açılan üniversite, bölgenin kültürel dokusunu dönüştürmek ve özgün kimliğini silikleştirmek için bir asimilasyon aracı olarak kullanılıyorsa; Hacıbektaş’ta açılacak bu ‘sözüm ona külliye’ de aynı amaca hizmet etmektedir. Bu durum, II. Mahmut döneminden itibaren dergâhımıza atanan kayyum politikalarının modern bir versiyonudur. Bugün de aynı anlayış, farklı biçimlerde devam etmektedir.

    Yeni ‘vali’ ya da ‘idareci’ atamalarıyla inanç merkezlerimiz üzerindeki vesayet sistemi sürdürülmektedir. Eğer bu oyunu bozmak, bu planlı asimilasyon sürecine karşı durmak istiyorsak, toplum olarak kendi inançsal, kültürel ve eğitimsel kurumlarımızı güçlendirmek zorundayız. Kendi ihtiyaçlarımızı karşılayacak, kendi inanç ritüellerimizle şekillenecek bağımsız yapılar, mekanlar oluşturmalıyız. Aksi takdirde, bu yeni asimilasyon araçları kök saldığında, onarılamaz bir kimlik erozyonu ile karşı karşıya kalacağız.

    ASİMİLASYONA KARŞI MÜCADELE VURGUSU

    Bugün karşı karşıya olduğumuz zorluklar bize bir kez daha göstermektedir ki, birlik olmak, birlikte düşünmek ve birlikte hareket etmek her zamankinden daha büyük bir önem taşımaktadır. Birliğimizin ve beraberliğimizin kıymetini, yaşadığımız her olayda, her sınavda açıkça görebiliyoruz. Bu kuşatmayı, bu zorlukları, ancak omuz omuza vererek, dayanışma içinde hareket ederek ve ortak hedefler etrafında kenetlenerek aşabiliriz. Eğer el ele verir, aklımızı ve yüreğimizi birleştirirsek, üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir engel yoktur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurumlarından Tarhan Köyü Cemevi’ne yönelik asimilasyon girişimine tepki

    Alevi kurumlarından Tarhan Köyü Cemevi’ne yönelik asimilasyon girişimine tepki

    PİRHA- Çorum’un Tarhan Köyü’nde yerel seçimlerin ardından göreve gelen muhtarın, köy cemevinin hoparlöründen ezan okutması Alevi kurumlarının tepkisine yol açtı. Alevi örgütleri uygulamayı “asimilasyon girişimi” olarak nitelendirip, “Cemevimize müdahale kabul edilemez” dedi.

    Tarhan Köyü’nde yeni seçilen köy muhtarının cemevinin hoparlöründen ezan yayınlatmaya başlaması yoğun tepkiyle karşılandı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Çorum’un Tarhan Köyü Cemevi’ne yönelik uygulamaya karşı ortak açıklama yaptı. Açıklamada, cemevinin hoparlöründen ezan okutulmasının “Alevi inancına açık saldırı” olduğu belirtildi.

    “DEVLET DESTEKLİ ASİMİLASYONUN YEREL YANSIMASI”

    Alevi kurumları, Tarhan Köyü’nde yeni seçilen köy muhtarının cemevinin hoparlöründen ezan yayınlatmaya başlamasını, “basit bir ses yayını” değil, sistematik bir inanç dayatması olarak tanımladı. Ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Yüzyıllardır Alevi inancı ile varlığını sürdüren Çorum Tarhan Köyünde, son yerel seçimlerle göreve gelen köy muhtarı, cemevimizin hoparlöründen ezan yayınlatmaya başlamıştır. Bu, sadece bir ‘ses yayını’ değil, Alevi inancına ve cemevimizin kutsallığına açık bir saldırı, bilinçli bir asimilasyon girişimidir. Cemevleri bizim ibadethanemizdir. Oradan yayılan ses, bizim deyişimiz, duamız, semahımızdır. Cemevi hoparlöründen ezan okutmak; Alevi inancının mekânını, başka bir inancın ritüeline zorla alet etmektir. Bu, inanç özgürlüğü değil; inanç dayatması ve asimilasyondur.

    Aleviler, yüzyıllardır kendi ibadetini özgürce yaşamak, inancını korumak için bedel ödedi. Biz, başkasının ibadetine ve inancına asla müdahale etmedik. Ama bizim inancımıza, ibadethanemize, kutsallarımıza uzanan hiçbir ele sessiz kalmayız, boyun eğmeyiz. Bu uygulama, tek başına bir muhtarın keyfi kararı değildir. Bu, yıllardır sürdürülen devlet destekli asimilasyon politikalarının yerel yansımasıdır.

    Biz Alevi kurumları olarak açıkça ilan ediyoruz; cemevimize yapılan bu saldırıyı reddediyoruz. Bu karar derhal geri çekilmelidir. Alevi köylerinin inanç mekânlarına yönelik her türlü dayatmaya karşı örgütlü tepkimizi sürdüreceğiz!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurumları: İkizce halkı ağır mağduriyetler yaşamaktadır

    Alevi kurumları: İkizce halkı ağır mağduriyetler yaşamaktadır

    PİRHA- Alevi kurumları yaptıkları açıklama ile Malatya Yeşilyurt İkizce (Haçova) Mahallesi’nin temel sorunları ve taleplerini dile getirdi. Yapılan ortak açıklamada, “İkizce halkı; mülkiyet hakları, inançsal değerleri ve kültürel varlıkları açısından ağır mağduriyetler yaşamaktadır” denildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Avusturalya Alevi Bektaşi Federasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri Malatya Yeşilyurt İkizce (Haçova) Mahallesi’nin temel sorunlarına ve taleplerine ilişkin ortak açıklama yayınladı.

    6 Şubat 2023 depremlerinin ardından, Malatya’nın Yeşilyurt ilçesine bağlı İkizce (Haçova) Mahallesi’nde barınma ihtiyacının acil hale geldiğini belirten Alevi kurumları, “Ancak devlet eliyle yürütülen TOKİ projeleri, yeterli istişare yapılmadan, yerel dinamikler ve toplumsal hassasiyetler göz ardı edilerek hayata geçirilmiştir. İkizce halkı; mülkiyet hakları, inançsal değerleri ve kültürel varlıkları açısından ağır mağduriyetler yaşamaktadır” dedi.

    “HİÇBİR RESMİ SÖZ TUTULMAMIŞ, VERİLEN VAATLER HAYATA GEÇİRİLMEMİŞTİR”

    “17 Ocak 2025 tarihinde, mahallenin tapulu arazilere hiçbir resmi bildirim yapılmaksızın el konulmuş; yaklaşık 2500 dönümlük alan, ‘acele kamulaştırma’ adı altında halkın elinden alınmıştır” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “TOKİ projeleri; evlerini bahçelerini, içme suyu hatlarını ve tarım arazilerini kullanılamaz hale getirmiştir. Yapılan tüm resmi başvurular ve itirazlar yanıtsız bırakılmıştır.

    Ankara’da gerçekleştirilen resmi görüşmelerde, inançsal ve kültürel değerlerini yaşatabilecekleri bir yerleşim alanı tahsis edileceği ve cemevi, Dernek Binası ve Spor Tesisi yapılacağı ifade edilmiştir. Ancak bu sözler yerine getirilmemiş, oluşturulan takip heyeti işlevsiz bırakılmıştır.

    TOKİ’nin onayladığı 49 dönümlük projede yer alan cemevi alanı Haziran 2025’te tahrip edilmiştir.

    Mahalle halkının yoğun tepkisine rağmen hiçbir müdahalede bulunulmamış; sonrasında TOKİ projeden çekilmiştir. Yerine sadece 16 dönümlük sınırlı bir alan önerilmiş; Cemevi, Dernek binası ve Spor Tesisi projeleri iptal edilmiştir.

    Ortak taleplerinin karşılıksız bırakılması, toplulukta derin bir güvensizlik ve hayal kırıklığı yaratmıştır. Muhtarlık ve dernek yönetimleri, halk nezdinde yeterli savunuculuk göstermedikleri gerekçesiyle eleştirilmektedir. Hiçbir resmi söz tutulmamış, verilen vaatler hayata geçirilmemiştir.

    Kamulaştırma bedelleri son derece düşük tutulmuş, açılan davalar yıllarca sürebilecek bir şekilde ilerlemektedir. Tarım alanları ve altyapı tahrip edilmiş, üretim faaliyetleri durma noktasına gelmiştir.”

    ALEVİ KURUMLARI, HAÇOVA HALKININ TALEPLERİNİN KARŞILANMASI İÇİN ÇAĞRIDA BULUNDU

    Alevi kurumları, Haçova halkının taleplerini şöyle sıraladı:

    Cemevi, dernek binası ve spor tesisini içeren 49 dönümlük projenin eksiksiz olarak hayata geçirilmesi,

    Alevi inanç ve kültürünü sürdürebileceği, komşuluk ilişkilerini koruyabileceği bir yerleşim alanı tahsis edilmesi,

    Kamulaştırma sürecinde oluşan mağduriyetlerin tazmin edilmesini ve hukuki süreçlerin hızlandırılmasını bekliyorlar.

    Bakanlık düzeyinde oluşturulan heyetin, halkla doğrudan temas halinde, aktif ve hesap verebilir şekilde çalışmasını talep ediyorlar.

    Tarım, altyapı ve geçim kaynaklarındaki zararların ivedilikle telafi edilmesini ve yerel ekonominin yeniden ayağa kaldırılmasını istiyorlar.

    Alevi kurumları, Haçova halkının taleplerinin karşılanmasına ilişkin çağrıda bulundu.

    PİRHA/MALATYA

  • AABK İnanç Kurulu Başkanı Ecevit Emre’den Bethnahrin Ulusal Konseyi kutlamasında önemli mesajlar

    AABK İnanç Kurulu Başkanı Ecevit Emre’den Bethnahrin Ulusal Konseyi kutlamasında önemli mesajlar

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) İnanç Kurulu Başkanı Ecevit Emre Dede, Bethnahrin Ulusal Konseyi’nin 25. yıl kutlamasında yaptığı konuşmasında barış, kardeşlik ve ortak mücadele mesajları verdi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu İnanç Kurulu Başkanı Ecevit Emre, Almanya’nın Paderborn kentinde düzenlenen Bethnahrin Ulusal Konseyi’nin 25. yıl kutlaması kapsamında yaptığı konuşmada, barış, halklar arası kardeşlik ve tarihsel dayanışma konularına vurgu yaptı.

    Etkinlikte bir çok farklı halk ve inançtan katılımcı bir araya gelirken; kültürel değerlerin ve demokratik mücadelenin önemine dikkat çekildi.

    Konuşmasında özellikle Süryani ve Alevi halklarının geçmişten bugüne süregelen ortak direnişini hatırlatan Emre, “Kimliklerimizi, inançlarımızı ve kültürümüzü yaşatmanın en güçlü yolu; bir arada durmak, birbirimize sahip çıkmak ve ortak mücadeleye omuz vermektir. Biz Aleviler ve Süryaniler, aynı acılardan geçtik; aynı zulme karşı direndik. Bugün burada bu kardeşliği büyütme sorumluluğumuz var. Barış, adalet ve özgürlük için verilen her mücadele, halkların omuz omuza verdiği bu tür buluşmalarla daha da güçleniyor. Kaderi, kederi ortak olan inançların, kültürlerin ezenlere, zulüm edenlere karşı ortak mücadele etmesi gerekiyor. Hayat ve tarih bizi buna zorluyor” dedi.

    Etkinlik bir çok farklı halktan ve inançtan katılımcının konuşmalarıyla son buldu.

    Mehmet TANLI/ALMANYA

  • ABF Kadın Meclisi: Nevin Kamilağaoğlu’nun yanındayız

    ABF Kadın Meclisi: Nevin Kamilağaoğlu’nun yanındayız

    PİRHA- AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu hakkında verilen tutuklama kararına teğki gösteren Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi, “Nevin Kamilağaoğlu’nun şahsında yargılanmak istenen, inancımız ve yolumuz için mücadele eden kadınlardır” diye belirtti.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “örgütü üyeliği” iddiasıyla açılan dava ve verilen tutuklama kararı, Alevi kamuoyunda büyük tepkiyle karşılandı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Kadın Meclisi, yaptığı açıklamayla Kamilağaoğlu’nun yanında olduklarını kaydederek, tutuklama kararının sindirmeyi amaçladığı vurguladı.

    “YARGILANMAK İSTENEN İNANCIMIZDIR”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi’nin açıklaması şöyle:

    “Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “terör örgütü üyeliği” iddiasıyla açılan dava ve verilen tutuklama kararı, yalnızca bir hukuksuzluk değil; aynı zamanda bu ülkenin halklarına, inançlarına ve kadınlarına yönelmiş açık bir tehdit, bir sindirme çabasıdır. Alevi kadını zalime boyun eğmez, hak bildiğinden şaşmaz. Nevin Kamilağaoğlu’nun şahsında yargılanmak istenen, inancımız ve yolumuz için mücadele eden kadınlardır! Bu yol; Uluların, Pirlerin, mazlumların, Fatma Ana’ların, Zeynep Ana’ların, Kadıncık Ana’ların yoludur.

    “NEVİN KAMİLAĞAOĞLU’NUN YANINDAYIZ”

    Bu yol; Hak yoludur, adalet yoludur. Yolumuz uğruna verdiğimiz hak mücadelesini terörle eşleştirmeye çalışan her anlayış, zulmün tarafıdır. İnancımızı yok etmeye çalışanlar, çocuklarımızı zorla CEDES projelerine mahkum edenler, Cemevlerimizi hala ibadethane olarak kabul etmeyenler, şimdi de yolumuz için mücadele eden kadınları hedef almaktadır. Bu kararı verenlere soruyoruz.

    Hangi mahkemede yargılayacaksınız Hak kelamını? Hangi yasayla susturacaksınız kadim bir halkın bin yıllık direnişini?

    Susmayacağız! Korkmayacağız! Biat etmeyeceğiz! Nevin Kamilağaoğlu’nun yanındayız! Bu yol dara düşse de, dara durmayı bilenlerin yoludur. Hak mücadelemizi susturmak isteyenlere karşı bir kez daha diyoruz ki. Sizin zulmünüz varsa, bizim de inancımız, direncimiz ve kadim birliğimiz var!”

    PİRHA/ANKARA

  • Binali Sağlam: Aleviler mutlaka barış sürecinde söz sahibi olmalı-VİDEO

    Binali Sağlam: Aleviler mutlaka barış sürecinde söz sahibi olmalı-VİDEO

    PİRHA- Barışın Aleviler için önemine vurgu yapan AABK Genel Başkan Yardımcısı Binali Sağlam, “Barış süreci içerisinde mutlaka ve mutlaka Alevilerin de söz sahibi olmaları gerekiyor” dedi.

    PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla PKK’nin kongresini toplayarak silah bırakma ve kendini feshetme kararı alması büyük bir yankı uyandırdı. Sürece ilişkin konuşan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Başkan Yardımcısı ve önceki dönem İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Binali Sağlam, Alevilerin mutlaka süreç içerisinde söz sahibi olması gerektiğini belirtti.

    “SÜREÇ ALEVİLER İÇİN ÇOK DEĞERLİ”

    Konuşmasına Hakk’a yürüyen Sırrı Süreyya Önder’i anarak başlayan Binali Sağlam, “Barış süreci elbette ki Aleviler için çok değerli, çok önemli. 72 millette bir nazlarda bakmak ilkesiyle birlikte Aleviler olarak barışı en çok isteyenleriz. Umut ediyoruz ki barış sürecinde ciddi anlamda, gerçek anlamıyla çözüm noktasına varılır” dedi.

    “İLKESEL BİR BARIŞ OLMALIDIR”

    Barış sürecinde Alevilerin de söz sahibi olması gerektiğini belirten Sağlam şunları ifade etti:

    “Bu ilkesel bir barış olmalıdır ve bu barış süreci içerisinde de mutlaka ve mutlaka Alevilerin de söz sahibi olmaları gerekiyor. Barış süreci sadece Diyarbakır’da değil Dersim’de de olmalıdır ve Türkiye’nin her tarafında olmalıdır. Bundan dolayı umut ediyoruz ki iyi bir süreçle karşı karşıya kalırız.”

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

  • Köln’de, ‘Suriye ve Ötesi: Alevilere Yönelik Soykırımlarla Yüzleşme ve Direniş Hafızası’ çalıştayı yapıldı!

    Köln’de, ‘Suriye ve Ötesi: Alevilere Yönelik Soykırımlarla Yüzleşme ve Direniş Hafızası’ çalıştayı yapıldı!

    PİRHA- Köln Alevi Kültür Merkezi’nde (AKM) düzenlenen “Suriye ve Ötesi: Alevilere Yönelik Soykırımlarla Yüzleşme ve Direniş Hafızası” çalıştayda, Alevilere yönelik tarihsel ve güncel tehditler ele alındı. Avrupa’daki Alevi kurumları tarafından organize edilen çalıştayda tüm dünyadaki Alevilerin bir araya gelmesi için Dünya Aleviler Birliği oluşumu amacıyla acil kongre çağrısında bulunuldu.

    Almanya’nın Köln kentindeki Alevi Kültür Merkezi Cemevinde, “Suriye ve Ötesi: Alevilere Yönelik Soykırımlarla Yüzleşme ve Direniş Hafızası” başlıklı çalıştay gerçekleştirildi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Dersim Tarih ve Kültür Merkezi (DKG) tarafınfan düzenlenen çalıştay, Alevi toplumunun belleğinde derin izler bırakan saldırı ve katliamlarda yaşamını yitirenlerin anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.

    AABK GYK üyeleri Arif Yeşilyurt, Deniz Kaşal ve DKG’den Canan Atalay’ın moderatörlüğünde devam eden çalıştay da, Alevi Kültür Merkezi – Cemvi Köln’ün başkanı Gökhan Berk kısa bir selamlama konuşması yaptı.

    Açılış konuşmasını AABF Yönetim Kurulu Üyesi Gülay Kurtyiğit’in yaptığı “Suriye ve Ötesi: Alevilere Yönelik Soykırımlarla Yüzleşme ve Direniş Hafızası” başlıklı çalıştay da gazeteci, akademisyen, hukukçu ve kurum temsilcileri söz alarak sunumlar gerçekleştirdi.

    Üç oturumdan oluşan programda, AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, AAAF Eşit Başkanı Süleyman Serhan Narlı, FEDA Eş Başkanı Demir Çelik, DKG Temsilcileri Ahmet Canpolat ve Yaşar Kaya, gazeteci Hasan Sivri, Dr. Hakan Mertcan, Av. Seyit Sönmez ve Ali İbrahim (Suriye Alevi Topluluğu Sözcüsü) gibi isimler Alevi soykırımlarıyla yüzleşmenin yolları ve dayanışma stratejileri üzerine değerlendirmelerde bulundu.

    Son oturumda yapılan kapanışta AABK GYK üyeleri Arif Yeşilyurt, Deniz Kaşal ve DKG’den Canan Atalay moderatörlüğünde sonuç bildirgesi kamuoyuna sunuldu. Bildirgede, Suriye ve Türkiye’de Alevilere yönelik sistematik saldırıların belgelenmesi, uluslararası kamuoyunun harekete geçirilmesi ve soykırım tanıması için somut adımların atılması çağrısı öne çıktı.

    Çalıştay sonunda yayınlanan sonuç bildirgesinde, Alevilere yönelik baskı, katliam ve soykırımı saldırılarının belgelenmesi, uluslararası kamuoyuna taşınması ve hukuki süreçlerin örgütlenmesi için ortak irade beyan edildi.

    “ALEVİLERE YÖNELİK BASKI VE SOYKIRIMLARI KINIYORUZ”

    Suriye Ve Ötesi: Alevilere Yönelik Soykırımlarla Yüzleşme Ve Direniş Hafızası Çalıştayı’nın sonuç bildirgesi şöyle:

    “Avrupa’daki Alevi kurumları olarak, özellikle Suriye’de ve Türkiye’de Alevilere yönelik sistematik baskı, ayrımcılık ve şiddet politikalarını en sert biçimde kınıyoruz. Geçmişte olduğu gibi son yıllarda da birçok şehirde katliamlar yaşanmış; bugün ise Suriye’de bu saldırılar soykırım boyutuna ulaşmıştır. Katliam ve soykırım suçları, bölgedeki köklü dini ve siyasi ayrımcılığın açık göstergesidir. Bu nedenle etnik kimliğimiz ve inancımız ne olursa olsun birlikte karşı durmalıyız.

    Aleviler tarih boyunca otoriter rejimlerin, milliyetçi hareketlerin ve radikal dinci grupların hedefi hâline gelmiştir. Koçgiri, Dersim (1937-38), Maraş, Çorum, Sivas katliamları ve günümüzde Suriye’nin çeşitli bölgelerinde devam eden saldırılar, sessiz kalınamayacak yapısal bir soykırım zincirini oluşturmaktadır.

    “AVRUPA’DA GÜÇLÜ BİR KAMUOYU VE DİPLOMATİK BASKI GEREKLİ”

    Özellikle Suriye’deki Alevi topluluklarına yönelik son beş aydır Selefi silahlı gruplar tarafından yoğunlaşan tehdit ve saldırılar büyük endişe yaratmaktadır. Bu tehditlere uluslararası düzeyde kararlılıkla karşı konulmalıdır.

    Avrupa medyası, parlamentoları ve sivil toplumu bilinçlendirilerek güçlü bir kamuoyu baskısı yaratılmalı; Avrupa’daki resmî temaslarda Suriye makamlarına Alevilerin korunmasına dair net mesajlar iletilmelidir. Suriye’de Alevilere yönelik son dönemde işlenen suçlar kapsamlı biçimde araştırılmalı ve bulgular uluslararası kamuoyuna açıklanmalıdır. Hedefimiz, Suriye’de yaşayan Alevi, Kürt, Arap, Türkmen, Dürzi, Hristiyan, İsmaililer gibi farklı dini ve etnik topluluklar arasında barış temelinde birlikte yaşamı geliştirecek politikaları güçlendirmektir.

    “TÜRKİYE’DE KATLİAMLARLA YÜZLEŞME ŞARTTIR”

    Türkiye’de ise Koçgiri, Dersim, Maraş, Çorum, Sivas katliamları ile Alevi Soykırımının şeffaf biçimde aydınlatılması ve toplumsal yüzleşme sürecinin başlatılması zorunludur. Tüm etnik ve dini azınlıkların eşit haklara sahip olacağı kapsamlı bir demokratikleşme süreci, kalıcı barışın ön koşuludur.

    TALEPLER

    Bu tarihsel sorumluluğun bilinciyle, Avrupa’daki Alevi kurumları olarak Suriye ve Türkiye’de Alevilere yönelik soykırım niteliğindeki saldırıların ve inanca dayalı baskıların belgelenmesi, görünür kılınması ve uluslararası alanda karşılık bulması amacıyla taleplerimizi açıkça beyan ediyoruz:

    1- Ortak İzleme Ve Belgeleme Merkezi Kurulmalıdır

    Merkez, güncel olarak özellikle Suriye ve Türkiye’deki Alevilere yönelik suçları sistematik olarak izlemeli, belgeleri arşivlemeli ve hakikat temelli bir bellek oluşturmalıdır

    2- Bilgi, Belge Ve Tanıklıklar Düzenli Biçimde Toplanmalıdır

    Bu materyaller yalnızca tarihi kayıt değil; aynı zamanda uluslararası hukuka başvurular, soykırımın tanınması ve faillerin yargılanması için dayanak oluşturmalıdır.

    3- Avrupa Kamuoyu Bilinçlendirilmelidir

    Alevilere yönelik baskıların küresel bir insan hakları sorunu olduğu anlatılmalı; kampanyalar, konferanslar ve lobicilik faaliyetleriyle siyasi gündeme taşınmalıdır. Suriye’deki Alevi Soykırımının dünyaya etkin bir şekilde duyurulabilmesi için acilen bir Alevi Strateji Enstitüsü (düşünce grubu, think tank) kurulmalıdır.

    4- Merkez Tarafından Hazırlanan Raporlar Düzenli Yayımlanmalıdır

    Bu raporlar Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi, Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütlerine sunularak siyasi baskı aracı hâline getirilecektir.

    5-Uluslararası Kurumlara Açık Çağrımız

    Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi başta olmak üzere tüm uluslararası kurumları, Alevilere yönelik saldırıların durdurulması ve inanç özgürlüğünün güvence altına alınması için derhal harekete geçmeye çağırıyoruz.

    6- Hukuki Takip Ve Dava Stratejileri

    Ayrıca saldırıların durdurulması, inanç özgürlüğünün güvence altına alınması ve soykırımın önlenmesi için diplomatik girişimler, bağımsız incelemeler ve hukuki süreçler başlatılmalıdır.

    Hukuk Ve Davalar Birimi Kurulmalıdır
    Bu birim, Suriye ve Türkiye’deki saldırılarla ilgili evrensel yargı başvurularını hazırlayacak, delil dosyalarını ulusal ve uluslararası mahkemelere sunacaktır. (Örneğin Koblenz davası emsal alınacaktır.)

    Zincir-i Delil Protokolü Uygulanacaktır
    Tanık ifadeleri, görsel materyaller ve diğer belgeler; mahkemelerin kabul edeceği saklama–aktar–doğrulama zincirine uygun biçimde arşivlenecektir.

    Uluslararası İş Birliği Ağı Oluşturulacaktır
    Sivil toplum kuruluşları, barolar, insan hakları örgütleri ve akademisyenlerle koordineli çalışılarak delil toplama ve başvuru dosyalarının ortak hazırlanması sağlanacaktır.

    Dünya Aleviler Birliği Kongresi Çağrısı

    Geldiğimiz süreçte, 72 milletin birliği öğretisiyle dünyanın her yerindeki ezilen halk ve inançlarla birlikte zulümlere karşı birlikte hareket etmek artık erteleyemeyeceğimiz bir sorumluluk olarak karşımızdadır. Bu vesile ile öncelikle tüm dünyadaki Alevilerin bir araya gelmesi için Dünya Aleviler Birliği gibi bir yapının oluşumu amacıyla acil kongre çağrısında bulunuyoruz.
    Bizi yok etmeye, bölmeye çalışanlara inat, dayanışmamızı büyütecek; tarihsel sorumluluğumuzla umudu yeşertecek ve Avrupa’daki ile dünyadaki dostlarımızla birlikte insanlık için mücadele edeceğiz. Geçmişin acılarını unutmadan, geleceğin sorumluluğuyla birlikte hareket edeceğiz.

    PİRHA/ALMANYA

  • AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat’ın annesi Sakine Mat adliyeye getirildi

    AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat’ın annesi Sakine Mat adliyeye getirildi

    PİRHA- İzmir Havalimanı’nda gözaltına alınan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat’ın annesi Sakine Mat adliyeye getirildi.

    Almanya’dan İzmir’e seyahat eden Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat‘ın 73 yaşındaki annesi Sakine Mat dün akşam havalimanında gözaltına alındı.

    Havalimanı içerisinde bulunan karakolda sabaha kadar gözaltında tutulan Sakine Mat saat 11.00’de İzmir Adliyesi’ne sevk edildi.

    Dün geceden bu yana İzmir Havalimanı’nda konuyla ilgilenen Alevi kurum yöneticileri de adliyeye geçti.

    Sakine Mat’ın gün içerisinde ifadesinin alınması bekleniyor.

    PİRHA/İZMİR

  • Alevi kurumlarından Sırrı Süreyya Önder’e ziyaret

    Alevi kurumlarından Sırrı Süreyya Önder’e ziyaret

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ve Britanya Alevi Federasyonu yöneticileri DEM Parti Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in tedavisinin sürdüğü hastaneye ziyarette bulundu.

    DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder’in 15 gündür yoğun bakımda tutulduğu hastaneye ziyaretler sürüyor.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ve Britanya Alevi Federasyonu (BAF) yöneticileri Sırrı Süreyya Önder’in tedavisinin devam ettiği Florence Nightingale Hastanesi’ni ziyaret etti.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı Binali Sağlam, Britanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanı Müslüm Dalkılıç ve yöneticilerden oluşan heyeti DEM Parti İstanbul Milletvekilleri Celal Fırat ve Çiçek Otlu karşıladı.

    Alevi kurum yöneticileri Önder’in sağlık durumu hakkında bilgi aldı, geçmiş olsun dileklerini iletti.

    Ziyaretlerde Önder’in ülkede barışın kurulması yönündeki çabası ve toplumun tüm kesimlerine hitap eden kişiliğine dair konuşmalar yapıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • AABK Genel Başkan Yardımcısı Binali Sağlam yurtdışı çıkış yasağıyla serbest bırakıldı-VİDEO

    AABK Genel Başkan Yardımcısı Binali Sağlam yurtdışı çıkış yasağıyla serbest bırakıldı-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de gözaltına alınan AABK Genel Başkan Yardımcısı Binali Sağlam savcılık ifadesi sonrasında yurtdışı çıkış yasağıyla serbest bırakıldı.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Başkan Yardımcısı ve önceki dönem İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Binali Sağlam dün akşam saatlerinde İzmir Havalimanı’nda gözaltına alındı.

    Çankaya’da bulunan İzmir Emniyet Müdürlüğü’ndeki tutulan ve sabah saatlerinde işlemleri tamamlanan Sağlam, ifade vermek üzere İzmir Adliyesi’ne getirildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm ile birlikte Alevi kurum temsilcileri adliyede hazır bulundu.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında SEGBİS ile ifadesi alınan Binali Sağlam’a İsviçre’de bir Hakk’a yürüme erkanı yürüttüğü esnada asılı olan flamalar soruldu.

    “SİYASİ GÖRÜŞ VE DİNİ İNANCA BAKMAKSIZIN HİZMET YÜRÜTÜRÜM”

    SEGBİS üzerinden savunma yapan Binali Sağlam, Hakk’a yürüyen kişinin inancına ve siyasi görüşüne bakmaksızın hizmet yürüttüğüne vurgu yaparak, “Ben İsviçre ülkesinde bir Alevi vatandaş olarak her kimin hizmet ve erkan talebi olursa yardımcı olmaya çalışırım. Orada benden bir yardım istenildiğinde ben o kişinin siyasi görüşüne, dini inanışını sormam cenaze hizmeti için giderim. Ölen kişinin cenazesi için yıkamasını, paklamasını yapar, gerekli merasimi yerine getiririm. Bunu insanlık için yapıyorum. Benim hiç bir siyasi görüş yada örgütle bir bağlantım yoktur. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum” diye belirtti.

    Sağlam, hakkında yurtdışı çıkış yasağı tedbiri konularak serbest bırakıldı.

    PİRHA/İZMİR

  • Alevi kurumları: Darbe ruhundan medet umanlar, tarihin karanlık yüzünde yer alacaklar!

    Alevi kurumları: Darbe ruhundan medet umanlar, tarihin karanlık yüzünde yer alacaklar!

    PİRHA- Alevi kurumları, CHP İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ile çok sayıda kişinin gözaltına alınmasını kınadı. Yapılan açıklamada “Ekrem İmamoğlu özelinde tüm gözaltıları şiddetle kınıyor, hukukun ve laik demokratik cumhuriyet mücadelesi verenlerin yanında yer alacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz!” denildi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Şişli Belediye Başkanı Resul Ekrem Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Reform Enstitüsü Başkanı Mehmet Ali Çalışkan ve gazeteci İsmail Saymaz ile birlikte en az 100 kişi gözaltına alındı. Gözaltı operasyonuna dair tepkiler de gelmeye devam ediyor.

    “DARBE RUHUNDAN MEDET UMANLAR”

    Yazılı açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Avustralya Alevi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, “12 Eylül ruhu geri döndü!” başlıklı bir mesaj paylaştı.
    Alevi kurumları, “Demokratik cumhuriyet mücadelesi verenlerin yanında olacaklarını” vurgulayarak şu mesajı paylaştı:
    “Bu sabah tanık olduğumuz şey, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesine yönelik bir darbedir. Milyonlarca oy alarak seçilmiş belediye başkanlarını gözaltına almak, kayyum atamak bunun en net örneğidir.
    Ülkemizi istibdat rejimine getirmek isteyenler, başta Aleviler olmak üzere Türkiye’nin aydınlık kamuoyunun direncine çarpacaktır. Bu toprakların halkları binlerce yıldır nice zalimler görmüştür.
    Ve tümünün karşısında duran direnişini de kendi bağrından çıkarmıştır.
    Bu nedenle sesimizi kısmak için her türlü zorbalığı uygulamak isteyenler, sandık iradesine göz dikenler, darbe ruhundan medet umanlar, tıpkı önceki darbeciler gibi tarihin karanlık yüzünde yer alacaklardır. Bu sabah yapılan gözaltıların hukuki değil siyasi olduğunu ve tüm dünyanın gözleri önünde seçme ve seçilme hakkının gasp edildiğini görüyoruz. Bu nedenledir ki Ekrem İmamoğlu özelinde tüm gözaltıları şiddetle kınıyor, hukukun ve laik demokratik cumhuriyet mücadelesi verenlerin yanında yer alacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz! KAHROLSUN İSTİBDAT! YAŞASIN HÜRRİYET!”

    (HABER MERKEZİ)

  • AABK heyeti, Suriye’deki Alevilerin durumunu AP Parlamentosu’nda görüştü

    AABK heyeti, Suriye’deki Alevilerin durumunu AP Parlamentosu’nda görüştü

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Parlamentosu’nda Suriye’deki Aleviler ve diğer etnisitelere yönelik saldırılara ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. 

    Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu’nun bileşeni olan Hollanda Alevi Birlikleri Federasyonu’nun inisiyatifi ile Avrupa Parlamentosu ile Suriye’de Aleviler ve diğer etnisitelere yönelik sistematik saldırılar ve hak ihlallerine ilişkin bir dizi görüşme gerçekleştirildi.

    Eylem Köseoğlu (PvdA), Ayhan Aslan (AAAF), Zeynep Çimtay (HABF/AABK), Nazım Eskili (TAAB) ve Necdet Yüksekbaş katılım sağladığı heyet, Avrupa Parlamentosu S&D Grup Başkan Yardımcısı Muhammed Chahim’e kapsamlı bir rapor sundu. Sonrasında ise PvDA Hollanda Milletvekili Marit Maij ile yapılan görüşmede, Suriye’deki Alevilerin, Hristiyanların, Dürzilerin ve diğer halkların karşı karşıya olduğu soykırım tehdidine dikkat çekilerek, uluslararası kamuoyunun sessiz kalmaması gerektiği vurgulandı.

    “SOYKIRIM TEHDİTİNE DİKKAT ÇEKİLDİ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, görüşmeye dair sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Hollanda Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (HABF) inisiyatifiyle Avrupa Parlamentosu’nda önemli bir toplantı gerçekleştirdik. Suriye’de başta Aleviler olmak üzere farklı halklara yönelik katliamları, insan hakları ihlallerini ve sistematik zulmü Avrupa’daki yetkililere aktardık. AABK Genel Saymanı ve HABF Genel Başkanı Zeynep Çimtay (HABF/AABK) özel çabalarıyla gerçekleşen toplantıda, Avrupa Parlamentosu S&D Grup Başkan Yardımcısı Muhammed Chahim’e kapsamlı bir rapor sunuldu. Ayrıca PvDA Hollanda Milletvekili Marit Maij ile yapılan görüşmede, Suriye’deki Alevilerin, Hristiyanların, Dürzilerin ve diğer halkların karşı karşıya olduğu soykırım tehdidine dikkat çekildi ve uluslararası kamuoyunun sessiz kalmaması gerektiği vurgulandı. AABK olarak, insan hakları ihlallerine karşı mücadelemizi büyütmeye ve mazlum halkların sesi olmaya devam edeceğiz!” dedi.

    PİRHA/HOLLANDA

  • Mat: Aleviler, gelişecek yeni bir barış sürecinde aktif rol üstlenmek istiyor-VİDEO

    Mat: Aleviler, gelişecek yeni bir barış sürecinde aktif rol üstlenmek istiyor-VİDEO

    PİRHA- Yeni bir müzakere süreci tartışmalarına dair konuşan AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Aleviler olarak bu süreçte aktif rol almak istediklerini kaydetti. Mat, barışın tüm toplumsal kesimlerin için ihtiyaç olduğu vurgusunda bulunarak, “Barış sadece Kürtlerle devlet arasında değil, devlet ve bugüne kadar inkar ettiği bütün toplumsal kesimler arasında olmalıdır” dedi.

    Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesine dair yapılan tartışmaları değerlendiren Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat,  tüm kesimlerin kalıcı bir barış istediğini söyledi.

    “BARIŞ OLACAKSA, BÜTÜN TOPLUMSAL KESİMLERLE OLMALI”

    Mat, barışın devlet ve inkar edilen bütün toplumsal kesimler arasında olması gerektiğini ifade ederek, “3 hafta önce Türkiye’de ‘Aleviler Barışı Konuşuyor’ kapsamında bir konferans yaptık. Herkesin takip ettiği gibi bir süreç tekrar başlatıldı ve bu süreçte barış konuşuluyor. Biz Aleviler Türkiye’de toplumsal ve onurlu bir barışa ihtiyaç olduğunu biliyoruz. Artık gençler ölmesin, demokratik bir yapının oluşacağı inançlar ve etnik kimliklerin bir araya yaşaması gerekiyor. Barış sadece Kürtlerle devlet arasında değil, devlet ve bugüne kadar inkar ettiği bütün toplumsal kesimler arasında olmalıdır. Bir barış olacaksa; bu barış yolu sadece Diyarbakır’dan değil, aynı zamanda Hacı Bektaş’tan da, Dersim’den de geçtiğini söylüyoruz” diye konuştu.

    “ALEVİLER, BU SÜREÇTE AKTİF ROL ÜSTLENMEK İSTİYOR”

    Alevilerin yeni süreçte aktif rol üstelenmek istediğini dile getiren Mat, “Ki bunu sadece Aleviler ve Kürtler için değil, tüm toplumsal kesimlerin hakkının verileceği bir barışı istiyoruz. O nedenle bu barışın koşulları nasıl olacak, süreç nasıl yürütülecek, burada Alevilere düşen sorumluluk nelerdir, Alevilerin üstleneceği görevler neler olacak? Bu süreci tribünlerden izleyen Aleviler değil, sürecin içerisinde aktif rol üstlenmek isteyen bir tutum sergilemek istiyoruz. Biz kendi barışımızı da, toplumsal barışı da siyasal İslamcılara teslim etmeyeceğiz. Bir barış olacaksa, oluşturulacak masada mutlaka Aleviler de kendisine düşen sandalye sayısını talep ediyor” dedi.

    Elif TABAK/İNGİLTERE

  • AABK: Depremde sorumluluğu olanların hesap vermesi için mücadeleye devam edeceğiz

    AABK: Depremde sorumluluğu olanların hesap vermesi için mücadeleye devam edeceğiz

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), depremin 2.yılında yaşamını yitirenleri anarak, 50 bini aşan can kaybı nedeniyle sorumlulardan hesap sorulmasını çağrısında bulundu.

    Sanal medya hesabından açıklama yapan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), deprem bölgesinde insanların hâlâ konteynerlerde yaşamak zorunda bırakıldığını ve aradan geçen iki seneye rağmen bir çok sorunların çözüme kavuşturulmadığını dile getirerek, “Deprem değil, ihmaller öldürdü, adalet için susmayacağız” vurgusunda bulundu.

    AABK, açıklamasında, “Deprem Değil, İhmaller Öldürdü: Adalet İçin Susmayacağız! 6 Şubat 2023’te yaşadığımız büyük felaketin acısı hâlâ yüreğimizde taze. Bugün, 6 Şubat 2025’te, kaybettiğimiz canlarımızı bir kez daha saygıyla anıyor, onları asla unutmayacağımızı vurguluyoruz. Depremin yıktığı hayatlar, halkımızın çektiği acılar ve çözümsüz bırakılan sorunlar hâlâ devam ediyor” denildi.

    “DEVLETİN İHMALİ VE TEDBİRSİZLİĞİ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu‘nun açıklaması şöyle:

    “Bu felaketin sorumluluğu yalnızca doğaya ait değildir. Alınmayan önlemler, denetimsizlik ve sorumsuzluk, yaşanan yıkımı büyütmüştür. Bolu’daki otel yangını ve son dönemde yaşanan diğer trajediler, doğal afet değil, alınmayan tedbirler ve hazırlıksızlık sonucu meydana gelen facialardır. Her biri, devletin ihmallerinin ve denetimsizliklerinin insanların canına mal olduğunun açık bir göstergesidir.

    Halkın güvenliği ve yaşam hakkı göz ardı edilmiştir. Afetlerden sonra halkın yaşamını ve güvenliğini sağlamak yerine, devlete bağlı kurumların halkın ihtiyaçlarını karşılamaktan ziyade engeller çıkarması, insan hayatını hiçe sayan bir anlayışın sonucudur.

    YIKIMLAR DOĞAL AFETLE AÇIKLANAMAZ

    6 Şubat’tan bu yana, deprem bölgesindeki yapısal ve altyapısal sorunlar devam etmektedir. Evler, yollar, kamu binaları hâlâ kullanılamaz haldeyken, halkın yaşadığı travmalar ve temel ihtiyaçları çözümsüz bırakılmıştır. Bu yıkımlar sadece doğal afetlerle açıklanamaz; yıllardır alınmayan önlemler, ihmaller ve sorumsuz yönetim anlayışının açık sonucudur.

    Sorumlulardan hesap sorulmamıştır. Deprem sonrası başlatılan hukuki süreçlerin sonuçsuz kalması, sorumluların korunması ve adaletin sağlanmaması, felaketin en ağır sonuçlarından biri olmuştur.

    Adaletin sağlanmaması, yeni felaketlere davetiye çıkarmaktadır. Cezasızlık devam ettikçe, benzer sorumsuzluklar tekrarlanacak, insanların yaşam hakkı daha da savunmasız kalacaktır.

    “SORUMLULARIN HESAP VERMESİ İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Bu yüzden, yalnızca kayıplarımızı anmakla kalmıyor, sorumluların hesap vermesi için mücadele etmeye devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz.

    Kaybettiklerimizi unutmadık, unutmayacağız. Birlikte direnecek, birlikte güçleneceğiz. Unutmadık, Unutturmayacağız!”

    PİRHA/ALMANYA

  • Alevi örgütlerinden Suriye’de kalıcı çözüm için kamuoyuna sorumluluk alma çağrısı

    Alevi örgütlerinden Suriye’de kalıcı çözüm için kamuoyuna sorumluluk alma çağrısı

    PİRHA- Suriye politikasını Alevi düşmanlığı üzerinden şekillendirenlerin ve selefi gruplara destek verenlerin olası katliamların sorumlusu olacağını kaydeden Alevi örgütleri, kalıcı çözümün halkın istikrar ve adalet beklentilerini karşılayan kapsayıcı bir yaklaşımla tesis edileceğini vurguladı. 

    Suriye’de cihatçı grupların hükümet güçlerine saldırı başlatıp Şam’ı ele geçirmesi sonrasında farklı inançlar ve etnik kimliklere yönelik yaşam hakkını tehdit eden yaklaşımlara karşı Türkiye Cumhuriyeti devleti, siyasi partiler ve tüm çevrelere sorumluluk üstlenmesi çağrısında bulundu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Derneği (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) imzasıyla yayınlanan açıklamada yeniden şekillenen Suriye’de tüm grupları kapsayan bir toplumsal barış süreci başlatması ve ayrımcı politikalardan uzak durulması çağrısıyla uluslararası kamuoyuna talepler sıralandı.

    “SURİYE POLİTİKALARINI ALEVİ DÜŞMANLIĞINIYLA ŞEKİLLENDİRENLER OLASI KATLİAMLARDAN SORUMLUDUR”

    Alevi çatı örgütlerinin açıklaması şöyle: 

    Suriye topraklarında yıllardır yaşanan savaş yüz binlerce insanın yaşamının son bulmasına, milyonlarcasının da göç etmesine yol açmıştır. HTŞ liderinin 2014’teki açıklamaları, Aleviler, Hristiyanlar ve Ezidiler gibi azınlıkların Suriye’de yer bulamayacağını ifade etmesi, bölgeye yönelik kaygılarımızı arttırmaktadır.

    Savaşın başladığı günden bu yana yaptığımız çağrıyı bir kez daha yineliyoruz: Alevilerin ve bölgede yaşayan bütün halkların yaşam hakkını tehlikeye atan oluşumlara karşı halkların ortak yaşamını savunmaya devam edeceğiz. Cihatçı gruplara verilen destekle halkların ötekileştirilmesini kabul etmiyoruz. Demokratik kamuoyunu ve uluslararası toplumları çatışmasızlığı desteklemeye, Suriye halklarının eşit ve birlikte yaşamını tesis etmek için sorumluluk almaya çağırıyoruz.

    Suriye’de halkların yaşam hakları güvence altına alınmalı ve tüm kimliklerin eşit söz hakkına sahip olduğu bir yönetim modeli inşa edilmelidir. Süreç boyunca, Suriye politikasını Alevi düşmanlığı üzerinden şekillendirenlerin ve selefi gruplara destek verenlerin sorumluluğunu hatırlatıyoruz. Olası katliamların tüm sorumluluğu bu politikaları yürütenlerin omuzlarındadır. Halkların can güvenliği, her türlü siyasi hesap ve rantın üstündedir.

    SORUMLULUK ÜSTLENME ÇAĞRISI

    Suriye topraklarında yaşayan halkların yaşamını güvence altına alacak bir yönetim yapısının oluşturulması, barışa giden yolda temel adım olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti devleti, siyasi partiler ve tüm çevreler bu konuda sorumluluk üstlenmelidir. Aleviler olarak, eşitliği ve demokrasiyi savunmaya devam edeceğimizi ve bölgede yaşanacak olası bir katliam karşısında sessiz kalmayacağımızı açıkça belirtiyoruz.

    Tarih boyunca mazlumların yanında duran ve 72 millete bir nazarda bakmayı ilke edinmiş olan biz Aleviler, halkların özgürlüğünü ve eşitliğini savunmaya devam edeceğiz. Bölgedeki Aleviler, Sunniler, Şiiler, İsmailililer, Ezidiler, Dürziler, Yahudiler, Hristiyanlar ve tüm inanç grupları için, Kürtler, Araplar, Türkmenler, Süryaniler, Çerkesler, Ermeniler ve tüm etnik kimlikler için eşitlik, özgürlük ve barış istiyoruz.

    Suriye’de savaşın ardından şekillenecek yeni yönetim, halkın barış, istikrar ve adalet beklentilerini karşılayan kapsayıcı bir yaklaşımla tesis edilmelidir. Bu çerçevede, etnik ve dini gruplar arasında adaleti sağlamak, laik ve demokratik bir sistemi hayata geçirmek büyük bir önem taşımaktadır.

    TALEPLER

    -Yeni yönetim, her grubu eşit vatandaşlar olarak kabul etmeli ve hiçbir gruba ayrıcalık ya da ayrım uygulamamalıdır.

    -Halkların din, dil, ırk ya da mezhep farkı gözetilmeksizin anayasal güvence altında eşit haklara sahip olması sağlanmalıdır.

    -Devlet, tüm dini inançlar karşısında tarafsız olmalı ve din işlerini kamusal hayattan ayırarak bireysel özgürlük alanında bırakmalıdır.

    -Resmi kararların, yasaların ve yönetim pratiklerinin herhangi bir dini inanca dayandırılmaması garanti altına alınmalıdır.

    -Eğitim sistemi laik bir temelde organize edilmeli ve tüm dini grupları kapsayan tarafsız bir içerik sunmalıdır.

    -Seçimler serbest, adil ve uluslararası gözetime açık bir şekilde yapılmalıdır.

    -Yeni yönetim, hukukun üstünlüğünü esas alarak tüm yurttaşlarına eşit şekilde adalet sunmalıdır.

    -Yargı, yürütmeden tamamen bağımsız olmalı ve her birey hukuk önünde eşit muamele görmelidir.

    -Geçmişteki hak ihlalleri bağımsız mahkemeler tarafından soruşturulmalı ve adalet sağlanmalıdır.

    -Kadınların siyasi, sosyal ve ekonomik hayata eşit katılımı sağlanmalıdır.

    -Toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesine uygun politikalar geliştirilmeli ve kadına yönelik şiddetle etkin bir şekilde mücadele edilmelidir.

    -Eğitim sistemi, farklı kültürleri ve dilleri kucaklayan kapsayıcı bir anlayışla yeniden yapılandırılmalıdır.

    -Farklı grupların dillerini ve kültürlerini koruyabilmeleri için gerekli özgürlük alanları yaratılmalıdır.

    -Geçmişteki çatışmaların yaralarını sarmak için toplumlar arası diyalog ve uzlaşı teşvik edilmelidir.

    -Tüm grupları kapsayan bir toplumsal barış süreci başlatılmalı ve ayrımcı politikalardan uzak durulmalıdır.

    Yukarıdaki maddelerin uygulanması halinde Suriye’de kalıcı bir barışın tesis edileceğine inanıyor ve kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • 7 Alevi örgütünden Kılıçdaroğlu’na destek: Kılıçdaroğlu’na açılan dava, halka gözdağıdır

    7 Alevi örgütünden Kılıçdaroğlu’na destek: Kılıçdaroğlu’na açılan dava, halka gözdağıdır

    PİRHA- 7 Alevi çatı örgütü, 22 Kasım’da hapis ve siyasi yasak istemiyle yargılanacak olan CHP’nin 7’nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na destek açıklaması yaptı. Açıklamada, “Kemal Kılıçdaroğlu’na açılan dava, muhaliflere parmak sallamaktır. Halka gözdağı vermektir. Kemal Kılıçdaroğlu yalnız değildir” denildi.  Alevi örgütleri erken seçim istedi. 

    CHP’nin 7’nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında açılan hapis ve siyasi yasak istemli davanın duruşması 22 Kasım’da görülecek. Kılıçdaroğlu, 11 yıl 8 aya kadar hapis ve siyasi yasak istemiyle yargılanacak. Kılıçdaroğlu, duruşmaya ilişkin sosyal medyadan “safları sıklaştırın” başlıklı bir video yayınladı. Kılıçdaroğlu’na sosyal medyada destek yağdı.

    Kılıçdaroğlu’na bir destek de 7 Alevi çatı örgütünden geldi. Ortak yazılı açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Avusturalya Alevi Bektaşi Federasyonu, Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, “Kemal Kılıçdaroğlu’na açılan dava, muhaliflere parmak sallamaktır. Halka gözdağı vermektir. Biz örgütsel geçmişi onlarca yıla dayalı Alevi kurumları olarak diyoruz ki; ülke derhal erken seçime gitmeli ve bu iktidar değişmelidir. Bozuk düzenin çarkına karşı; gelin canlar bir olalım, yoksulun hakkını alalım. Kemal Kılıçdaroğlu yalnız değildir” dedi.

    Alevi örgütlerinin açıklamasının tam metni şöyle:

    “Nerede bir adaletsizlik varsa tam karşısındayız.
    Ülkemizi yoksullar ve adalet isteyenler için yaşanmaz hale getiren iktidar, muhalefeti yok etmek için her türlü hukuksuzluğa başvuruyor. Bunun son örneğini, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yargılanmasında görüyoruz. CHP Genel Başkanlığı döneminde Alevi olduğu için defalarca hakarete uğrayan Kılıçdaroğlu bu ülkede milletvekilliği, ana muhalefet partisinin genel başkanlığını yapmış ve ‘’Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı adayı olmuş birisidir. Sürekli demokrasiden, özgürlükten ve adaletten bahseden iktidar ortaklarına bir kez daha soruyoruz: Peki ülkenin üçüncü büyük partisinin genel başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı olmuş Selahattin Demirtaş neden cezaevinde? Halkın oylarıyla seçilmiş milletvekili Can Atalay neden cezaevinde? Seçilmiş belediye başkanları görevden alınıp kayyum adı altında neden halkın iradesi gasp ediliyor?

    “KILIÇDAROĞLU’NA AÇILAN DAVA MUHALİFLERE PARMAK SALLAMAKTIR”

    Sizlerin adalet anlayışınız, hırsızların, kadın ve çocuk düşmanlarının, doğa katliamcılarının, rantçıların özgürlüğü müdür? Siz demokrasi denildiğinde, halkın sessizliğini kastediyorsunuz. Ama biz susmayacağız, 72 milletle omuz omuza vererek bozuk düzenin çarkını kıracağız.
    Kemal Kılıçdaroğlu’na açılan dava, muhaliflere parmak sallamaktır. Halka gözdağı vermektir.

    “KEMAL KILIÇDAROĞLU YALNIZ DEĞİLDİR”

    Biz örgütsel geçmişi onlarca yıla dayalı Alevi kurumları olarak diyoruz ki;
    Ülke derhal erken seçime gitmeli ve bu iktidar değişmelidir.
    Bozuk düzenin çarkına karşı; gelin canlar bir olalım, yoksulun hakkını alalım. Kemal Kılıçdaroğlu yalnız değildir!”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Avrupa’daki Alevi örgütlerinden ve Dersim derneklerinden ‘Munzur Gözeleri’ açıklaması

    Avrupa’daki Alevi örgütlerinden ve Dersim derneklerinden ‘Munzur Gözeleri’ açıklaması

    PİRHA-1. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edilen Munzur Gözeleri ikinci dereceye düşürülmüştü, TMMOB tarafından açılan dava kapsamında 1 Kasım’da Munzur Gözeleri’nde keşif yapılacak. Avrupa’daki Alevi örgütleri ve Dersim dernekleri ortak açıklama yaparak, “Kutsal Munzur Gözeleri birinci sit alanı derecesinden çıkarılarak her türlü müdahaleye açık hale getirilmek isteniyor. 1 Kasım günü Kutsal Munzur Gözeleri’nde yapılacak olan keşife karşı Dersim halkını, Raa Haqi inancını yaşatan, sahip çıkan herkesi Bımbarek Çımê Munzir başında toplanmaya davet ediyoruz” dedi.

    2003 yılında “1. Derece Doğal Sit Alanı” olarak tescil edilen Munzur Gözeleri’nin koruma statüsü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararıyla ikinci dereceye düşürülmüştü. Karar, 28 Temmuz 2023 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı internet sitesinde yayımlanmıştı.

    TMMOB, Munzur Gözeleri’nin koruma statüsünü ikinci dereceye düşüren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararının hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi için dava açmıştı. Açılan dava kapsamında 1 Kasım’da Munzur Gözeleri’nde keşif yapılacak.

    Avrupa’daki Alevi örgütlerinden ve Dersim derneklerinden tepki geldi. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF), Dersim Kültür ve Tarih Merkezi (DKG), Dersim İnşa Kongresi (DİK), Dersim 38 Soykırımı Karşıtı Derneği; Munzur Gözeleri’nde yapılacak keşif öncesinde Dersim halkına çağrı yaptı.

    “DERSİM’İN İNANCI, KİMLİĞİ, DİLİ, KÜLTÜRÜ VE DOĞASI SALDIRI ALTINDA”

    Munzur’un Dersim’deki Aleviler için kutsal olduğu belirtilen açıklamada, şunlar dile getirildi:

    “Dersim, Raa Haqi (Alevi) inancı, kimliği, dili, kültürü ve doğası ile her gün yeni bir saldırıya hedef oluyor. Dersim’in hafızası yok edilmek isteniyor. Devlet, belleği ile bağı koparılan Dersim’in başkalaşıma uğrayacağını, kimliğini kaybedeceğini, geçmişi ile sıcak bağını sürdüremeyeceğini, kendisine yabancılaşıp, kolay bir şekilde asimile olacağının hesabını yapıyor. Bu nedenle hem içerden hem de dışardan yeni bir fetih harekatını yıllardan beri sürdürüyor.

    Cemevi adeta bir asimilasyon merkezine dönüştürüldü. Şehir merkezinde altıncı cami inşa ediliyor. Düzenlenen sempozyumlar ile Türklük ve Sünnilik dayatılıyor, her türlü bilimsel ve etik prensiplerden uzak Dersim’in Türk ve Sünni olduğu teorileri enjekte ediliyor. Dersim Raa Haqi-Alevi inancının merkezidir, Munzur Gözeleri de serçeşmesidir.

    Kutsal Munzur Gözeleri birinci sit alanı derecesinden çıkarılarak her türlü müdahaleye açık hale getirilmek isteniyor. Kutsal Munzur Gözeleri’ne dokunulmasına karşı dur, Munzur Gözeleri’ne sahip çık, koru. Kutsal Munzur Gözeleri Raa Raq inancının can damarı, yaşam çeşmesidir. Kem ellerin uzanmasına Dersim halkı dün izin vermediği gibi bugün de vermeyecektir. Bu nedenle 1 Kasım günü Kutsal Munzur Gözeleri’nde yapılacak olan keşife karşı Dersim halkını, Raa Haqi inancını yaşatan, sahip çıkan herkesi Bımbarek Çımê Munzir başında toplanmaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Munzur ve Pülümür Vadileri ‘kesin korunacak hassas alan’ ilan edildi
    -TMMOB, Bakanlık Kararının Munzur Gözeleri ile ilgili kısmının iptali için dava açtı
    -Dersimlilerden hükümete tepki: Kutsal mekânlarımıza dokunmayın!-VİDEO

  • AP Milletvekili Günther Sidl’den AABK Diplomasi Temsilciliği’ne ziyaret

    AP Milletvekili Günther Sidl’den AABK Diplomasi Temsilciliği’ne ziyaret

    PİRHA- Avrupa Parlamentosu Milletvekili Günther Sidl (Sosyal Demokrat Parti Avusturya, SPÖ), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Diplomasi Temsilciliği’ni Ziyaret Etti

    Fransa’nın Strazburg şehrinde, 20 Eylül 2024 tarihinde açılışı gerçekleştirilen Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Temsilciliği’nde dün önemli bir görüşme yapıldı.

    Avrupa Parlamentosu üyesi ve aynı zamanda Avrupa Parlamentosu Alevi Dostluk Grubu Başkanı Günther Sidl (SPÖ), AABK Diplomasi Temsilciliği’ne bir ziyaret gerçekleştirdi. Görüşmeye, Sidl’in danışmanı Çilem Erez ile birlikte AABK Diplomasi Komisyonu adına Marc Aslan, Taner Boyraz ve Zilan Oktay katıldı.

    Görüşmede, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun kısa, orta ve uzun vadeli çalışmalarına dair değerlendirmeler yapıldı. Özellikle, Avrupa Parlamentosu Alevi Dostluk Grubu’nun yeniden güçlendirilmesine yönelik çalışmalar öncelikli konular arasında yer aldı.

    Toplantının diğer önemli gündem maddeleri arasında ise son dönemde Türkiye’de artan kadın ve çocuk cinayetlerine karşı ortak bir duruş sergilenmesi ile Avrupa ve Orta Doğu’da süregelen savaşların sona erdirilmesine dair kamuoyuna ve basına ortak bir açıklama yapılması kararlaştırıldı.

    Ayrıca, en kısa zamanda Avrupa Parlamentosu bünyesinde bir Alevi Konferansı düzenlenmesi konusunda da ortak görüşe varıldı. AABK Diplomasi Komisyonu ziyaretinden dolayı Günther Sidl’e ve danışmanı Sayın Çilem Erez’e teşekkürlerini sundu.

    PİRHA/FRANSA

     

  • Hatimoğulları’ndan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Diplomasi Temsilciliği’ne ziyaret

    Hatimoğulları’ndan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Diplomasi Temsilciliği’ne ziyaret

    PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Strasbourg’ta açılan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Temsilciliği’ni ziyaret etti.

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve beraberindeki heyetin Fransa’nın Strazbourg şehrindeki temasları sürüyor.

    Hatimoğulları ve beraberindeki partililer, Eylül ayında Strazbourg’ta açılan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Temsilciliği bürosunu ziyaret etti.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Temsilciliği yetkilileri tarafından karşılanan Hatimoğulları, hatıra defterini imzaladı, kurum temsilcileriyle sohbet etti.

    Ziyaret sırasında, Alevi toplumu ve sivil toplum kuruluşlarının uluslararası alandaki rolü, demokratik katılım süreçleri ve insan hakları mücadelesi üzerine fikir alışverişlerinde bulunuldu.

    PİRHA/FRANSA