Etiket: Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi

  • Avrupa Konseyi’nden AKP hükümetine din dersi uyarısı: AİHM kararlarına uymakla yükümlüsünüz

    Avrupa Konseyi’nden AKP hükümetine din dersi uyarısı: AİHM kararlarına uymakla yükümlüsünüz

    PİRHA- Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türkiye’den Alevi inancına sahip ebeveynlerin çocukları için uygun seçeneklere ihtiyaç duyulduğuna ilişkin kararın gereklerinin yerine getirilmesini istedi.

    AİHM kararlarının uygulanıp uygulanmadığını denetlemek üzere Strazburg’da toplanan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, her devletin AİHM kararlarına uyma yükümlülüğünün altını çizerek, Türkiye’de inanç özgürlüğü ile zorunlu askerlik ve din eğitimi konularında ilerleme çağrısında bulundu.

    “FARKLI İNANÇTAKİ EBEVEYNLERİN ÇOCUKLARI İÇİN UYGUN SEÇENEKLERE İHTİYAÇ DUYULUYOR”

    Bakanlar Komitesi, zorunlu din dersleriyle ilgili, AİHM’in, 2008 yılındaki “Zengin-Türkiye davası” ile 2014 yılında “Mansur Yalçın ve Diğerleri – Türkiye” davasında aldığı kararları hatırlattı. Komite, ebeveynlerin kendi dini veya felsefi inançlarını açıklamalarını gerektiren prosedürle sağlanan çok sınırlı bir istisna dışında, din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin Türkiye’de zorunlu olmaya devam etmesini derin bir üzüntüyle not ettiklerini dile getirdi.

    Türk yetkililere “Mahkeme kararlarına uyma yükümlülüğünü” hatırlatan Komite, Sünni İslam dışında dini veya felsefi inanışa sahip ebeveynlerin çocukları için uygun seçeneklere ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Komite, Türk yetkililerini yıl sonuna kadar AİHM kararının uygulanması için öngörülen tedbirlere ilişkin bilgi sağlamaya davet etti.

    “HİÇBİR SOMUT ADIM ATILMAMASI KAYGI VERİCİ”

    Ayrıca Bakanlar Komitesi, toplantının ardından yaptığı açıklamada, vicdani retçileri kapsayan “Ülke grubu davası” ile ilgili kararların kesinleşmesinden yıllar sonra, başvuranları ve bu durumdaki diğer kişileri korumak için gereken yasal reformları uygulamaya yönelik hiçbir somut adımın atılmamasından duyduğu kaygıyı ifade etti. Açıklamada, “Komite, başvuranlardan üçünün hala askerlikten kaçan kişiler olarak görülmesinden ve kovuşturma tehdidiyle ve ‘sivil ölüm’ anlamına gelen çok sayıda kısıtlamayla karşı karşıya kalmaya devam etmesinden derin üzüntü duymaktadır” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • AKP, AİHM’nin cemevi ve din dersi kararını uygulamadı, AVF, ADO açıklama yapacak

    AKP, AİHM’nin cemevi ve din dersi kararını uygulamadı, AVF, ADO açıklama yapacak

    PİRHA – Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 5-7 Haziran tarihlerinde toplandı. AİHM’nin cemevi ve din dersi ile ilgili kararlarının AKP hükümeti tarafından hala uygulanmaması toplantının gündemindeydi. Konuya ilişkin Alevi Vakıfları Federasyonu(AVF) bileşenleri ve Alevi Düşünce Ocağı (ADO)’nun katılımıyla 15 Haziran günü Kartal Cemevi’nde bir açıklama yapılacak. 

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM,) Türkiye’de Alevilerle ilgili aldığı iki kararın uygulanması konusunda AKP hükümeti üstüne düşen sorumluluğu hâlâ yerine getirmedi. AKP’nin, AİHM kararlarına uymadığı en önemli davalar arasında Alevi toplumunun ibadet yeri cemevi ve din dersiyle ilgili başvuru geliyor.

    Avrupa Konseyinin aldığı kararda, yerel mahkemenin, cemevlerinin elektrik faturalarının bir kısmının geri ödenmesi yolunda verdiği karar tatmin edici bulunmadı ve bunun AİHM’nin Alevilere yönelik ayrımcı uygulamaların kaldırılması yolundaki talepleri doğrultusunda “yeterli görülmediği” bildirilmişti.

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 5-7 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilen 1468. toplantısının sonuçları ile AİHM kararlarının uygulanması konusunda, Alevi Vakıfları Federasyonu(AVF) bileşenleri ve Alevi Düşünce Ocağı (ADO)’nun katılımıyla Alevi Kurumlarının görev ve sorumluluklarının değerlendirileceği toplantı, 15 Haziran Perşembe günü Kartal Cemevi’nde yapılacak.

    AVF Genel Başkanı Dr. Haydar Baki Doğan’ın yaptığı toplantı duyurusu şöyle:

    “Son dönem gelişmeleri, zorunlu din dersleri ve temel haklar konuları gündemimizde bulunmaktadır. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 5-7 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilen 1468. toplantısının sonuçları ile AİHM kararlarının uygulanması konularında, Alevi kurumları olarak görev ve sorumluluklarımızı değerlendireceğimiz toplantımız, Alevi Vakıfları Federasyonu(AVF) bileşenleri ve Alevi Düşünce Ocağı (ADO)’nun da katılımıyla 15 Haziran Perşembe günü Saat 17.30’da Kartal Cemevi toplantı salonumuzda gerçekleştirilecektir.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    > Aleviler, Avrupa Konseyi önünden seslendi: AKP hükümeti taleplerimizi yerine getirmeli-VİDEO

    > Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Alevilerle ilgili Türkiye’yi bir kez daha uyardı

  • Erdoğan: Biz Avrupa Birliği kararlarını tanımıyoruz, yok hükmündedir

    Erdoğan: Biz Avrupa Birliği kararlarını tanımıyoruz, yok hükmündedir

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Biz, Avrupa Birliği’nin Kavala’yla, Demirtaş’la, şununla, bununla ilgili aldığı kararları tanımıyoruz” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Katar ziyareti dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, Kabil Havalimanı’nın işletilmesine ilişkin, “Bu konuyla ilgili olarak şu anda Katar tarafı özel sektörden bir isim belirledi. Aynı şekilde Türkiye tarafı bir isim belirledi” dedi.

    Ekonomi politikalarına ilişkin Erdoğan, “Biz bir defa yüksek faize kesinlikle inanmıyoruz. Düşük faiz politikasıyla kuru da enflasyonu da aşağı çekeceğiz ve bunu düzenleyeceğiz. Kesinlikle yüksek faizin, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bir anlayış olduğuna inanıyorum. Buna asla müsaade edemeyiz. Dolayısıyla da bu işi bir defa bu güzergahta, bu düzlemde devam ettireceğiz. Bizim derdimiz düşük faizle yatırımı teşvik etmek suretiyle istihdamı artırmak; istihdamı artırmak suretiyle üretimi ve ihracatı artırmak” diye konuştu.

    “AB KARARARI TANIMIYORUZ”

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararı uyarınca işadamı Osman Kavala ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a ilişkin 2 Aralık’ta Türkiye için ihlal süreci başlatılmasını istedi.

    Kavala ve Demirtaş için alınan karara ilişkin Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Buna yorum yapmaya gerek yok ki. Biz, Avrupa Birliği’nin Kavala’yla, Demirtaş’la, şununla, bununla ilgili aldığı kararları tanımıyoruz. Olay bu kadar basit. Yok farz ediyoruz. Bizim indimizde bunlar yok hükmündedir. Bunları kaç kez açıkladık. İster anlasınlar ister anlamasınlar. Bizim yargımızın vermiş olduğu kararın üzerinde biz, Avrupa Birliği kararı tanımıyoruz. Ne biliyorlarsa onu yapsınlar.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Alevilerle ilgili Türkiye’yi bir kez daha uyardı

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Alevilerle ilgili Türkiye’yi bir kez daha uyardı

    PİRHA- Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türkiye’nin Alevilerin başvurusuyla üzerine zorunlu din dersi ve cemevleriyle ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği kararları görüştü. Bakanlar Komitesi, ‘devletin Alevi toplumuna, onun dinsel pratiklerine ve ibadethanelerine yönelik tutumunun, devletin nötr olma ve taraf tutmama göreviyle ve dini toplulukların özerk varolma hakkıyla bağdaşmadığına’ karar verdi.

    Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı, İzzettin Doğan ve Hasan ve Eylem Zengin başvurusuna ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği kararları denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Türkiye kararını verdi.

    Avrupa Mahkemesi Kararlarını Uygulaması Birimi olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin aldığı kararlar şöyle:

    1. Mahkeme, bu gruptaki, diğerleriyle birlikte, daha önce aldığı kararları hatırlayarak ‘devletin Alevi toplumuna, onun dinsel pratiklerine ve ibadethanelerine yönelik tutumunun, devletin nötr olma ve taraf tutmama göreviyle ve dini toplulukların özerk varolma hakkıyla bağdaşmadığına’ karar verdi.

    Tekil yaptırımlar açısından

    2. Yetkilileri başvuruyu yapan Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı’nın 2017’den bu yana aydınlatma giderlerinden muaf tutulup tutulmadığı konusunda bilgi vermeye ve başvuruyu yapan vakfın benzer masraflarının karşılanması bakımından düzenli olarak maddi destek alması için pratik çözümler üretmeye tekrar davet etti;
    3. Bu ve diğer tekil davalardaki yaptırımların daha genel yaptırımlarla ilişkili olduğunu kaydetti.

    Genel yaptırımlar açısından

    4. Yerel mahkemelerin cemevlerinin (Alevi ibadethanelerinin) aydınlatma masraflarının karşılanmasına yönelik kararlarının mahkeme tarafından saptanan ve Alevilerin devletin dini yardımlarından ve vergi muafiyeti gibi diğer yardımlardan toptancı bir biçimde dışlanmasından kaynaklanan ayrımcılığın giderilmesinde yetersiz olduğu konusundaki önceki kararları hatırlayarak, yetkilileri Alevi inancının eşit muamele görmesinin sağlanması için kapsamlı yaptırımlar uygulamaya ve cemevlerinin aydınlatma giderlerinden muaf tutulmasına yönelik bazı pratik çözümler bulmaya davet eder;
    5. 2018 ilk ve ortaöğretim müfredatındaki zorunlu ‘din kültürü ve ahlak bilgisi’ derslerinin mahkeme tarafından dile getirilen sorunlar için bir çözüm olmadığını tekrar kaydetti; dolayısıyla yetkilileri Türk eğitim sisteminin devletin farklı dinler, mezhepler ve inançlar karşısında nötr ve tarafız olma, çoğulculuk ve nesnellik ilkelerine saygılı olma görevini yerine getirmesini ve Sünni İslam dışında dini ve felsefi kanaatleri olan velilerin, dini ve felsefi kanaatlerini açıklamaya mecbur bırakılmaksızın, çocukları için uygun seçenekler sunmasını sağlamaya davet eder.
    6. Bu kararlarla işaret edilen sorunların nasıl çözüleceğine ilişkin ‘Alevi inisiyatifi’ çalıştaylarıyla yapılan ulusal tartışmayı hatırlayarak yetkilileri 2010 çalıştay sonuç raporlarıyla ulaşılan uylaşımın tavsiyelerinin, belirli hukuki ve yönetsel yaptırımlarla, daha fazla gecikme olmaksızın somut bir takvim dahilinde kapsayıcı bir eylem planı oluşturularak daha iyi uygulanmasını sağlamaya davet eder; bu açıdan ayrıca 10 Aralık 2010 ve 29 Haziran 2016’da kabul edilen Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe karşı Avrupa Komisyonu Raporları gibi Avrupa Konseyi tavsiyelerinden esinlenmesini destekler.
    7. Avrupa Konseyi’nin bu konuda destek sunmak için hazır olduğunu gösteren, mahkemenin halihazırdaki benzer davalarda işaret ettiği önerileri uygulamak için yetkililerin yeni İnsan Hakları Eylem Planı’nın uygulanması çerçevesinde, belirli çözüm odaklı yaptırımlar uygulamasını kuvvetle destekler;
    8. Bu davalarda ele alınan ve çoktandır süregelen sorunlarla ilgili henüz ilerleme sağlanmadığını göz önünde bulundurarak, bu davaların Mart 2023’te yapılacak DH toplantısında ele alınmaya devam edilmesine ve genel yaptırımlara dair olumlu bir görüşü olanaklı kılacak kapsamlı bilgilerin yokluğu halinde, toplantıda Sekreterya’nın geçici ara çözüm değerlendirmesi hazırlanmasına karar verildi.

    NE OLMUŞTU?

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi olağan toplantısında, Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi (CEM) Vakfı Başkanı İzzettin Doğan ile Hasan ve Eylem Zengin tarafından açılan davaya ilişkin kararın uygulanması inceledi.
    Cem Vakfı ve İzzettin Doğan’ın başvurusu üzerine AİHM, 2017 yılında, “Cemevlerinin statüsünün resmiyet kazanması” yönünde karar almıştı. Ancak Türkiye’nin bu yolda bir adım atmaması nedeniyle dosya bakanlar komitesine geldi. Türkiye’de, “zorunlu din eğitimi dersleri de dahil olmak üzere Alevilere uygulanan farklı ve ayrımcı muameleye son vermesini” içeren bir takım reformlara gidilmesi yönünde karar almıştı.

    Aleviler’i kapsayan ikinci dosya ise AİHM’in 2007 tarihli “Hasan ve Eylem Zengin” kararı. Kızlarının zorunlu din dersi alması ve tek taraflı ve tek mezhebi anlatan din derslerinden muaf tutulmasını isteyen Zengin ailesi, iç hukukta başvuruları kabul edilmeyince davayı AİHM’e taşıdı. AİHM, 2007 yılında, AİHS’in “eğitim hakkı” başlığı altındaki , “Devlet, ebeveynlerin, çocuklarının eğitim ve öğretimini, kendi dini ve düşünsel inançlarına göre yapması hakkına saygı gösterir” maddesine dayanarak Zengin ailesinin, “çocuklarının zorunlu din derslerinden muaf tutulması” talebini kabul etti.

    Bakanlar Komitesi’nin, bu iki dosyanın uygulamasına ilişkin detayları inceledi. Komite, Türkiye’nin karara uyması yolunda uyarıda bulundu.

    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesinin 4’üncü fıkrası uyarınca AİHM kararları, sözleşmeye imza atan devletleri bağlıyor. Bakanlar Komitesi, ulusal makamlar, başvuru sahipleri, STK’lar, İnsan Hakları Kurumları ve diğer ilgili taraflarca sağlanan bilgilere dayanarak bu kararların uygulanıp uygulanmadığını denetliyor.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Doğan: Türkiye, AİHM’in Aleviler hakkındaki kararlarına direniyor, kabul edilemez

    Doğan: Türkiye, AİHM’in Aleviler hakkındaki kararlarına direniyor, kabul edilemez

    PİRHA-Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi toplantısını değerlendiren Cem Vakfı Genel Başkanı İzzettin Doğan, “Türkiye AİHM’in kararlarına direniyor. Özellikle de Alevilerin hakları söz konusu olduğu zaman. Bu artık kabul edilebilecek bir olay değildir” dedi. Doğan, AİHM kararlarının uygulanmaması halinde de yeni davalar açacaklarını vurguladı. 

    Cem Vakfı Genel Başkanı ve Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Onursal Başkanı İzzettin Doğan, Şişli’de bir otelde düzenlediği basın toplantısında, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin toplantısını değerlendirdi. Doğan, Türkiye’nin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarına uymasını beklediklerini ifade etti.

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin toplantısını değerlendiren Doğan, “Türkiye AİHM’in kararlarına direniyor. Özellikle de Alevilerin hakları söz konusu olduğu zaman. Bu artık kabul edilebilecek bir olay değildir” dedi.

    Alevilerin geçmişten bugüne bazı talepleri olduğunu, bunların karşılanması için son 30-35 yılda birçok siyasi parti ve liderleriyle bir araya geldiklerini anlatan Doğan, Alevilerin devlet bütçesinden pay alamadığını ifade etti.

    AİHM kararlarının uygulanmaması halinde de yeni davalar açacaklarını vurgulayan Doğan, “Mahkeme karar verdiyse o kararı uygula. Adaletin, barışın gereği bu. İnsanların barış içinde birbirlerine saygı göstermeye devam etmesinin yolu bu” diye konuştu.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Halis: Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türkiye’yi çok zorlamayacak bir karar da alabilir

    Halis: Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türkiye’yi çok zorlamayacak bir karar da alabilir

    PİRHA- AİHM tarafından Aleviler hakkında verilen kararların AKP hükümeti tarafından uygulanmaması, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 30 Kasım-2 Aralık günleri arasında yaptığı toplantıda ele alınıyor. Toplantıyı ve Alevilerin taleplerinin kabul edilmemesini PİRHA’ya değerlendiren Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ziya Halis, “Avrupa’da kurulan bu tür mekanizmalar daha önce çifte standart uyguladılar. Bundan dolayı bizde yarattıkları ciddi bir tereddüt ve güvensizlik var” dedi. Halis Alevi kurumlarının da etkin davranmamasını eleştirdi. 

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 30 Kasım itibari ile Fransa‘nın Strazburg kentinde toplandı. 3 Aralık’a kadar sürecek toplantıda Bakanlar Komitesi’nin gündemlerinden biri de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından Alevilere dönük alınan kararların Türkiye tarafından uygulanıp uygulanmadığı oldu.

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin, geçmiş yıllarda zorunlu din dersi ve cemevleri ile ilgili Alevilerin lehine verilen kararları göz önünde bulundurarak, Türkiye’ye yeni bir yaptırım uygulaması bekleniyor.

    Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ziya Halis, Aleviler hakkında AİHM tarafından alınan kararların Türkiye hükümeti tarafından uygulanmamasının ardından Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin yeniden toplamasını değerlendirdi.

    Halis, Avrupa Konseyi gibi uluslararası mekanizmaların ulusal çıkarlarına göre hareket ettiğini ve çifte standart uyguladıklarını belirterek görüşmelerden Türkiye’yi çok zorlamayacak bir kararın da çıkabileceğini söyledi. Bu süreçte Alevi kurumlarının etkin bir kamuoyu yaratamadığını da vurgulayan Halis, Alevilerin değerlerine ve potansiyeline denk düşecek bir inisiyatif ortaya koymaları gerektiğini aktardı.

    “AVRUPA BİRLİĞİ KURUMLARININ BİZDE YARATTIĞI CİDDİ BİR TEREDDÜT VE GÜVENSİZLİK VAR”

    Halis, bu kararları uygulamayanın Türkiye Devleti’nin yöneticileri olduğunu, AİHM’in aldığı kararların Anayasa’da yazdığı gibi nihai karar olduğunu ve Türkiye Devleti’nin hukuken AİHM’in verdiği kararlara uyma zorunluluğu bulunduğu halde bu kararları uygulamadığını da dile getirdi.

    Halis, “Dönüp Avrupa’ya baktığımız zaman, Avrupa’nın da insan hakları konusunda, demokrasi konusunda söylediği çok söz var, aldığı birçok karar var. Ancak bunlara uyulmaması sırasında gösterdiği tepkiler çok yetersiz, çok eksik. Bu tür kararlarda bu şekilde davranmalarını Avrupa Birliği’nin demokrasi anlayışı ile bağdaştıramıyoruz. Bu çok büyük bir çelişki. Dolayısıyla Avrupa Birliği kurumlarının da bizde yarattığı ciddi bir tereddüt ve güvensizlik var. Teorik olarak güzel sözler söylüyorlar, yazılı metinler yayınlıyorlar ama kararları uygulamayan ülkeler ile ilgili olan ilişkilerinde daha çok kendi ulusal çıkarlarını koruyarak ve o çıkarlara göre hareket ederek davranıyorlar. Bu da bir handikap ve çelişkidir. Biz Avrupa Birliği’nin bu konudaki tutumunu aydınlar, demokratlar, sivil toplum örgütleri olarak eleştiriyoruz ve bunları bu manada kınıyoruz. Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve Alevilerin kazandığı davaların kararları, öncelikle kendi hükümetimizden ve Türkiye’deki ilgili kurum ve kuruluşlardan uygulamalarını ısrarla bekliyoruz. Bundan asla geri bir adım atmıyoruz. Şüphesiz ki Avrupa Birliği’ni de bu konuda eleştirmek, baskılamak, onların kendi yarattıkları değerlere sahip çıkmalarını sağlamak için her koşulda onları da zorlamalıyız diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    “ALEVİ KURUMLARI, SES ÇIKARMA VE KAMUOYU OLUŞTURMA NOKTASINDA YETERSİZ KALIYOR”

    Bu süreçte Alevi kurumlarının da bu konuyu çok gündeme getirmediklerini ve bir birliktelik ortaya koyamadıklarını vurgulayan Halis, bu konunun büyük önem taşıdığını, Aleviler açısından tartışılması gerektiğini dile getirdi. Alevi hareketlerinin, Alevi toplumunun bu coğrafyadaki potansiyeline denk düşen bir etkinlik, bir inisiyatiflik ortaya koyamadığını da belirten Halis sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Bu bir gerçek. Bu durumu Alevi kurumlarının da büyük ölçüde kabullendiğini düşünüyorum. Alevi kurumlarının bu konudaki yetmezliği ve yetersizliğini, Alevi hareketleri öncelikle düşünüp değerlendirmelidir. Hak ettikleri inisiyatifi kullanmaları gerekir, diye düşünüyorum. Avrupa Birliği’nin aldığı kararlarla ilgili geçmişte Alevi kurumlarının ses çıkarmadığını söylemek haksızlık olur. Sesler çıktı, hala çıkıyor da ama yetersiz olduğu çok açık bir gerçek. Bu kararların uygulanmasını öncelikle siyasi iktidardan beklemeleri gerekiyor. Mevcut muhalefet partilerini bu konuda zorlamaları gerekiyor. Ancak Alevi kurumlarının bundan vazgeçtiğini, bu durumu kabullendiğini söyleyebiliriz. Vazgeçmiş derken, bu zorlamada ve baskı yapmada vazgeçmişlik anlamında söylüyorum. Türkiye’deki Alevi kurumlarının, Aleviliğin hak ettiği değerlere denk düşen bir etkinlik içerisinde olmadıklarını düşünüyorum. Kurumlara haksızlıkta etmek istemem ama genel olarak toplumdaki algıda bu yönde. Dolayısıyla Alevi hareketlerinin mutlaka bir araya gelip, kendi kişisel çıkarlarını bir tarafa itip, Alevi düşüncesinin toplumda yaygınlaşması, gelişmesi ve Alevi inancının özüne uygun bir duruş sergilenmesi konusunda birbirleri ile tartışarak, bir yol çizmeleri gerekir.”

    “ÇİFTE STANDART UYGULAYIP, TÜRKİYE’Yİ ÇOK ZORLAMAYACAK BİR KARAR DA ALABİLİRLER”

    Avrupa Konseyi’nden Türkiye’ye bir yaptırım kararı çıksa bile bunun etkili bir şekilde uygulanmayacağını söyleyen Halis, “Bir yaptırım kararı çıksa bile Avrupa Birliği’nin, Avrupa Konseyi’nin cemevleri, zorunlu din dersleri gibi konularda yapmaları gereken baskıyı yapmaktan vazgeçtikleri gibi bir kanaatim var benim. Şu an Avrupa Konseyi’nin üzerinde durduğu davalar Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş kararlarının uygulanması kararları. Bu doğrultuda etkili bir adım atabilirler gibi görünüyor. Tabi bu etkiyi nasıl, ne şekilde, hangi periyotta, hangi programla uygulayacakları noktasında bir fikrim yok. Bunu adım adım, aşama aşama mı yapacaklar yoksa Türkiye’nin Konsey’den çıkarılması gibi daha sert ve ciddi bir karar mı alacaklar şimdiden bilemeyiz. Bunu hep birlikte karar açıklanınca göreceğiz. Avrupa’da kurulan bu tür mekanizmalar çifte standart uygulamışlardır daha önce. Şimdi de Türkiye’ye karşı böyle bir tavır içerisine girecekler mi bilemiyoruz. Türkiye’yi çok zorlamayacak, çok baskı oluşturmayacak bir karar da alabilirler. Öyle bir tutum da sergileyebilirler” dedi.

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Türmen: AİHM kararlarının nasıl uygulanacağı bellidir; ‘Aleviler canımız’ demekle olmaz!

    Türmen: AİHM kararlarının nasıl uygulanacağı bellidir; ‘Aleviler canımız’ demekle olmaz!

    PİRHA-Hukukçu Rıza Türmen, Aleviler hakkında AİHM tarafından alınan kararların Türkiye’de uygulanmamasının ardından Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin yeniden toplamasını değerlendirdi. Türmen, “Alevilerin kim ve Aleviliğin ne olduğu hükümet tarafından tanımlanmaz. Aleviliğin ne olduğu Alevilerin kendisi tarafından karar verilir, tanımlanır” dedi. 

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 30 Kasım itibari ile Fransa‘nın Strazburg kentinde toplandı. Bakanlar Komitesi’nin gündemlerinden biri de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından Alevilere dönük alınan kararların Türkiye tarafınca uygulanıp uygulanmadığı oldu.

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin, geçmiş yıllarda zorunlu din dersi ve cemevleri ile ilgili Alevilerin lehine verilen kararları göz önünde bulundurarak, Türkiye’ye yeni bir yaptırım uygulaması bekleniyor.

    “BAKANLAR KOMİTESİ, ELİNDEKİ SİYASİ ARAÇLARINI KULLANACAKTIR”

    Uzun yıllar boyunca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargıçlığı görevinde bulunan Rıza Türmen, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi toplantısında Alevileri ilgilendiren bir grup davanın ele alınacağını işaret etti. Türmen, söz konusu toplantının önemine vurgu yaparak “Bu davaların hepsini topladığınız zaman ortaya şöyle bir şey çıkıyor: Bir kere din dersi ile ilgili kararlar din ve inanç özgürlüğünün ihlali anlamına gelir. Ayrıca eğitim hakkının ihlalleri de var. Öbür taraftan cemevlerinin ibadethane sayılmaması ile ilgili kararda ayrımcılık var.

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Alevilerle ilgili bu kararları Türkiye’nin uygulamadığı kanaatine varmış. O sebeple bugün gündemine almış. Bu demektir ki bu kararların uygulanması için gerekli elindeki siyasi araçlarını kullanacaktır” ifadelerini kullandı.

    “SÜNNİ-İSLAM AÇISINDAN YAPILMIŞ DEĞİŞİKLİKLERDİ”

    Hukukçu Rıza Türmen, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İçişleri Bakanı Soylu’nun, yakın zamanda Alevilerle ilgili açıklamalarına karşılık “Bu işler öyle lafla, ‘Aleviler bizim canımız, kanımız demekle olmuyor” yorumunda bulundu. Türmen, AKP iktidarının, Alevi sorununa karşılık tüm hamlelerini “Tamamen Sünni-İslam açısından yapılmış değişiklikler” şeklinde yorumlayarak şunları söyledi:

    “Mesela din dersi kitapları ile ilgili olarak hükümet, birtakım değişiklikler yaptı. Ondan sonra döndü dedi ki ‘İşte bakın, ben kitapları değiştirdim. Artık bu Eylem Zengin ve Mansur Yalçın kararı uygulanmıştır.’ Halbuki Alevi penceresinden baktığımız zaman, yapılanlar hem yetersiz hem de tamamen Sünni-İslam açısından yapılmış değişikliklerdi. Ve Aleviler bakımından bu değişiklikler kabul görmedi. Şimdi bu konu tekrar bakanlar komitesinin gündemine geliyorsa demek ki komite de aynı kanaat ve görüşte. Demek ki Bakanlar Komitesi, yapılan bu değişiklikleri yeterli bulmadı. Yani burada kararın uygulanması demek, din dersi kararları ile ilgili olarak bunun zorunlu olmaktan çıkarılması lazım. Cemevleri ile ilgili kararların uygulanması demek; cemevinin açıkça ibadethane olarak tanınması lazım. Kararın uygulanması anlamı budur. Yoksa ‘sen benim canımsın, kanımsın’ demekle karar uygulanmıyor.”

    “ALEVİLERİN KİM, ALEVİLİĞİN NE OLDUĞU HÜKÜMET TARAFINDAN TANIMLANAMAZ!”

    Rıza Türmen, son olarak Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi toplantısının ardından AİHM kararlarının yürürlüğe girip girmeyeceğine dair görüş belirtti. Türmen, Fransa’daki üç günlük toplantının ardından çıkan nihai sonuçların Türkiye hükümeti tarafından karşılık bulmayacağını ifade ederek şunları söyledi:

    “Tabii ki hükümet isterse kararları yürürlüğe sokar. Şimdi hükümetin başı da derde girecek, çünkü Osman Kavala, Selahattin Demirtaş davaları yanında bir de Alevi davaları problemi ortaya çıkacak. Uygulanmaları için Bakanlar Komitesi de bir takım önlemler alacak. Hükümet, eğer bunları önlemek istiyorsa tabii ki kararları uygular. Kararların nasıl uygulanacağı da bellidir. Temel mesele şudur: Alevilerin kim ve Aleviliğin ne olduğu hükümet tarafından tanımlanmaz. Aleviliğin ne olduğu Alevilerin kendisi tarafından karar verilir, tanımlanır. Geçmişte bir davada ‘Alevilik ayrı bir din midir değil midir’ diye Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan görüş alındı. Böyle bir şey olabilir mi? Diyanet İşleri’nden alınan görüş ile mahkeme karar verdi. Yani laik bir devlette öyle bir şey olabilir mi?”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • PSAKD Başkanı Kaplan: Hükümet mahkeme öncesi köylü kurnazlığı yapıyor-VİDEO

    PSAKD Başkanı Kaplan: Hükümet mahkeme öncesi köylü kurnazlığı yapıyor-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, 30 Kasım’da Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Türkiye’nin aleyhine bir karar vereceği öngörüsünde bulundu. Kaplan, iktidar yetkililerinin, cemevleri ziyaretlerine işaret ederek “Hükümet 30 Kasım’a giderken köylü kurnazlığı yapıyor” dedi. 

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 30 Kasım’da Türkiye’deki Alevilerin yaşadığı hak ihlallerinin giderilip giderilmediğini tespit etmek amacıyla toplanacak. Fransa’nın Strazburg kentinde yapılacak toplantıda AİHM’in, Alevi inancına dönük ihlallerle ilgili aldığı kararların yerine getirilip getirilmediği incelenecek.

    Söz konusu dosyaların başında “Hasan ve Eylem Zengin Türkiye/Davası” bulunuyor. Yine, “Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı/Türkiye Davası” da ele alınacak bir diğer başlık olacak.

    Bakanlar Komitesi, 2019 yılında yaptığı toplantıda her iki dosya için Türkiye’nin hukuka uygun hareket etmesi gerektiği yönünde karar almıştı. 30 Kasım’da yapılacak toplantıda, geride kalan süreç göz önünde tutularak Türkiye’nin ne yönde adım attığı gözlemlenecek.

    Öte yandan, Alevi toplumunun genelini ilgilendiren söz konusu dava dosyaları, mevcut örgütler tarafından ne derece dikkate alınıyor PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ile konuştuk. Zorunlu din dersleri konusunda AİHM’in hak ihlali gördüğü hususta Türkiye ne yönde adım attı; cevaplarını Kaplan’dan dinledik.

    Zorunlu din dersleri açısından hiçbir iyileştirme olmadığını söyleyen Gani Kaplan, “Tam tersine, din dersleri, dini figürler daha çok müfredata girmiş oldu” dedi. Kaplan, konu ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa Birliği’nin temsilcilerine, Türkiye ile ilgili kapsamlı birçok rapor sunduklarını belirterek “Alevi örgütleri bu konuda üzerine düşen görevleri yaptı” dedi.

    “HÜKÜMET KÖYLÜ KURNAZLIĞI YAPIYOR”

    Kaplan, 30 Kasım Salı günü toplanacak mahkemede Türkiye’nin “oyalama taktiğine” başvuracağını belirterek şunları söyledi:

    “Hükümet bu konuda köylü kurnazlığı yapıyor. Köylüler, tarlasının yanından geçen boruya delik açıp damlama su tekniği yaparlardı. Hükümet de 30 Kasım’a giderken böylesi bir kurnazlık yapıyor. Muhtemelen hükümet görevleri de yapacakları savunmada ‘Biz Türkiye’de 58 ilde 1584 cemevini gezdik, sorunlarını tespit ettik, çözümleri için adım atıyoruz’ diyecektir. Zorunlu din dersleri ile ilgili de muhtemelen ‘Biz müfredata Alevilikle ilgili de konu başlığı koyduk’ diyeceklerdir. Müfredat incelendiğinde Alevilikle ilgili koyduğu kısımlar Alevilere hakaret içeriyor. Dolayısıyla mahkeme, Türkiye Cumhuriyeti devleti aleyhine bir karar verecektir. Çünkü alınan kararlar sahada uygulanmadı. Hükümet, AİHM’in kararlarını uygulamak istemiyor.”

    “İKTİDAR, DÜŞERKEN ALEVİLERİN AYAĞINA MI SARILMAK İSTİYOR!”

    Gani Kaplan, hükümetin, 30 Kasım’daki görüşmeyi düşünerek Alevilere dönük politika yürüttüğünün de altını çizdi. Hükümet yetkililerinin, son bir yılda cemevlerine yönelik ziyaretlerine işaret eden Kaplan, “Samimi değiller” diyerek şunları söyledi:

    “Hükümetin ilk geldiği zamanlarda Avrupa uyum yasaları çerçevesinde Türkiye’de sendikal haklar ve derneklerin kazanımlarıyla ilgili çok ciddi iyileştirme geldi. Dini referanslardan bağımsız biraz iyileştirme görüldü ve ‘iyi gidiyor’ diye yorumladık ama geldiğimiz noktaya baktığımızda aslında bunun bir aldatmaca olduğunu, iktidarlarını pekiştirmek için halkı yanıltmaya yönelik bir eylem olduğunu gördük. Hükümet artık aldatmaya yönelik politikalar geliştirmekte. Dolayısıyla şu anda samimi değiller. Hükümet cemevleri ile ilgili bir adım atacak ancak atma gerekçesi de iyice açığa çıktı. Mahkemenin Türkiye’yi masaya yatıracak olmasından kaynaklı olduğunu görüyoruz. Zaten hükümet son zamanda ekonomik anlamda iflas etti. Ayrıca siyasette de dış politikada da iflas etti. Bunlar düşüyor ve gidiyorlar. Oyları %37’den %52’ye fırladığı süreçte ciddi anlamda Kürtlerin oyunu almışlardı. Yani Kürtlerin bedenine sarılarak açılım hamlesiyle tırmandılar. Şimdi düşerken de acaba Alevilerin ayağına mı sarılmak istiyorlar, o sebeple mi cemevleriyle ilgili böylesi bir açıklama yaptılar diye de düşünülebilir.”

    “EYLEMSİZLİK KARARI ALDIK!”

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, 30 Kasım’da yapılacak toplantı öncesinde Alevi örgüt temsilcileriyle konu hakkında değerlendirme yaptıklarını, henüz bu yönlü bir eylem planı hazırlamadıklarını da aktardı. Kaplan’ın aktarımları şöyle oldu:

    “Ankara’daki Alevi örgütleri ile kendi aramızda toplandık ve 30 Kasım’da görülecek olan davayı konuştuk. Aslında 30 Kasım’daki mahkeme öncesinde bizlerin burada yapacağı eylem ve etkinlikler ile ne Türkiye Cumhuriyeti’nin kararını değiştirebiliriz ne de mahkemenin kararına etki yapabiliriz. Avrupa’daki arkadaşlarımız tabii ki mahkeme önünde eylem etkinlik yapsınlar. Bizler aslında mahkemenin almış olduğu karara istinaden lehimize karar verirse hükümete çağrı yapacağız. ‘Israrla mahkemenin almış olduğu kararlara rağmen uygulamaya geçmiyorsunuz, derhal uygulayın’ diyerek bu yönlü eylem ve etkinlikler geliştirilebilir. Aleyhimize bir karar çıktığında da mahkemeyi hedef alan bir eylem etkinlik yapılabilir. Şu anda mahkeme öncesi Türkiye’de Alevi örgütleri, yaptığımız görüşme neticesinde eylemsizlik kararı aldı.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Avrupa Konseyi’nden Osman Kavala için tahliye çağrısı

    Avrupa Konseyi’nden Osman Kavala için tahliye çağrısı

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılması için çağrıda bulundu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına rağmen tutukluluk hali devam eden Kavala’nın tahliye edilmesi talep edildi.

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, iş insanı ve insan hakları savunucusu Osman Kavala’nın serbest bırakılması yönündeki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararının uygulanması için çağrıda bulundu. Açıklamada, AİHM’in Kavala’nın ‘derhal serbest bırakılmasını’ isteyen 10 Aralık 2019 tarihli hak ihlali kararına uyulması gerektiği belirtildi.

    Kavala’nın tahliye edilmesi çağrısının yinelendiği açıklamada, AİHM’in kararına rağmen Kavala’nın ‘susturulması ve diğer insan hakları savunucularının caydırılması’ amacıyla tutukluluk halinin devam ettiği vurgulandı.

    Dün, Hakim ve Savcı Adayları Eğitim Açılış Töreni’nde konuşan AİHM Başkanı Robert Spano, yargı bağımsızlığının önemli olduğunu belirtmiş, hukukun üstünlüğüne saygı gösterme ve mahkemenin almış olduğu kararları uygulama çağrısı yapmıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşen Spano, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarındaki bazı ifadelerin AİHM’le uyuşmadığını dile getirmişti.

  • Avrupa Konseyi, Alevilerin AİHM’de kazandığı davaları görüşecek

    Avrupa Konseyi, Alevilerin AİHM’de kazandığı davaları görüşecek

    PİRHA- Avrupa Konseyi’nin karar organı Bakanlar Komitesi, Aralık ayı toplantısında, Alevilerin AİHM’de kazandıkları davaları görüşecek. Toplantı öncesinde Bakanlar Komitesi’ne davaların kazanılmasının ardından hükümetin alınan kararları uygulamadığının dile getirildiği bir rapor gönderildi. 
    İnanç Özgürlükleri konusunda 2005-2016 yılları arasında uzun yargı süreçleri sonucunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde kazanılmış olan üç dava, Avrupa Konseyi’nin karar organı Bakanlar Komitesi tarafından Aralık ayı toplantısında görüşülecek. Komite, davaları birleştirerek bir madde halinde ele alacak.
    Cem Vakfı tarafından AİHM’de açılan, “Zorunlu din dersleri ve müfredatın taraflılığı” ve “Cemevlerinin elektrik paraları” ile ilgili olan iki dava oy birliği ile Aleviler lehine alınan kararlar ile sonuçlanmıştı.
    2005 yılında 1905 kişi ile açılan “Din Dersi Davası’nın” da kazanılması sonrası Türkiye tarafından temyiz edilmişti.
    2 Aralık 2014’te yine Cemevlerinin elektrik bedelleri ile ilgili dava, Türkiye aleyhine oybirliği ile sonuçlanmıştı. Türkiye’de ayrımcılık yapıldığı, sözleşmenin 9. ve 14. maddelerinin açıkça ihlal edildiği karar altına alınmıştı.

    Üçüncü dava ise yine 2005 ‘te Başbakanlık aleyhine açılan dava. Dava, Anayasa’nın hükümlerine rağmen; uygulamalarda ayrıcalık yapılmakta olduğu, eşit vatandaşlık kurallarının ihmal edildiği ve bütçeden Alevilere de pay ayrılması gerektiği gibi taleplerle açılmıştı.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde kazanılmış olan bu davalar, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Aralık ayı toplantısında görüşülecek. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin nasıl bir karar vereceği merakla bekleniyor.
    Avrupa Konseyi’nin karar organı Bakanlar Komitesi tüm üye devletlerin dışişleri bakanları ya da Strazburg’da bulunan daimi temsilcilerden oluşuyor.
    Doğan Bermek’in başkanlığını yaptığı Alevi Düşünce Ocağı, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Aralık toplantısı öncesinde Bakanlar Komitesi’ne kazanılan davalar sonrasında kararların uygulanmamasına ilişkin bir rapor gönderdi.
    İlgili rapor şöyle:
    “MÜFREDAT TARAFSIZ  BİR YAPIDA DEĞİL”
    “2014 yılında açıklanan karardan bu yana, Türkiye’nin daha önce gönderdiği olumlu mesajlara rağmen maalesef eğitim düzenimizde herhangi bir gelişme kaydedilmemiştir. 2018’de uygulanamaya başlayan en son müfredatta dinler ve inanç sistemleri konusunda tarafsız bir yapıda değildir, inançlardan bağımsız bir ahlaki prensipler bütününe uyarlanmamıştır, tarafsız ve çoğulcu bir anlayış göstermemektedir.
    DKAB 2018 müfredatı üzerinde yapılan bir değerlendirme çalışmasında 4. ile 12. sınıf arasında kullanılan kitaplarda Alevilik hakkında sadece 7. ve 12. sene müfredatında bilgi olduğu görülmektedir. Ayrıca toplam 1782 sayfa olan kitapların toplamında Alevi sözünün geçtiği sayfa sayısı 20’dir. Ayrıca kitap yazarlarının Sünni din eğitimciler olduğu ve Aleviliğin geniş kabul görmüş ve uygulanan bir İslam yorumu olarak tanımlanmadığına da vurgu yapmak yararlıdır.
    Ayrıca 2014’ten buyana DKAB müfredatına “Siyer-i Nebi” “Din Kültürü” “Kuran’ın esasları” gibi seçmeli dersler eklenmiş ancak bir çok okulda sadece tek ders hocası bulunduğu için öğrenciler o dersi zorunlu olarak seçmek zorunda bırakılmışlardır.
    “DİN DERSİ ZORUNLU OLMAYA DEVAM EDİYOR”
    DKAB dersleri nüfus kâğıdında başka dinden olduğu açıkça yazılmış öğrenciler dışında zorunlu ders olmaya devam etmektedir. Daha da ötesi, bu müfredattan Üniversiteye giriş sınavlarında bir çok soru olduğu için, dersten muaf olan öğrenciler üniversiteye girişte önemli bir puan kaybına uğramaktadır.
    Birçok eğitimci, bilim insanı ve AGİT tüm ülkelerde Kamu okullarında Din ve İnanç eğitiminde Toledo Eğitim Prensiplerinin uygulanmasını önermektedir. Müfredatta diğer dinlere karşı tarafsız olmak kuralı İslam dini eğitimi açısından gözardı edilmektedir. Müfredat AİHM kararlarına aykırı olmayı sürdürmektedir.
    AYRIMCI POLİTİKALAR SÜRÜYOR
    Söz konusu kararda, Mahkeme cemevlerinin ilgili Türk yasaları ile başka ibadethanelere tanınan elektrik parası muafiyetinden yararlandırılmamasının dinsel ayrımcılık olduğuna karar vermiş idi.
    Daha sonra bazı cemevleri ödemeleri reddetti, takip sürecinde elektrikleri kesildi. Bazı cemevleri yerel mahkemelerde açtıkları davaları kazanarak, elektrik parası ödemelerinden muaf oldular. Ancak bu konuyu ülke genelinde kolaylaştıracak bir idari düzenleme yapılmadığı için bu konuda cemevlerinin her birinin bağlı olduğu bölgede dava açması gerekmektedir. Bu konuda bir yönetmelik yayınlanması sorunu çözecektir. Alevi cemevleri, Protestan ve Yehova Şahitleri, Ezidi ibadethaneleri bu konuda yapılacak idari düzenlemeleri beklemektedir.
    Ayrıca camiler gece aydınlatmaları dahil tüm enerji giderleri ile elektrik parasından muaf olduğu halde cemevlerinde bu muafiyet sadece ibadet salonu için uygulanmakta, tesisin müştemilat ve genel alanları muafiyet kapsamına alınmamaktadır.
    Her ne kadar, AIHM kararı salt elektrik bedelleri konusunda ise de, bu süreçte cemevlerine arsa
    tahsis kolaylığı, vergi indirimi ve/veya muafiyeti, arazi kiralama bedelleri konusunda herhangi bir
    ilerleme sağlanmamıştır. Ayrımcı politikalar süregelmektedir.
    “İNANÇ GURUPLARIMIZ HALA TÜZEL KİŞİLİKTEN YOKSUN”
    Mahkeme kararına göre, “Devlet inanç gruplarına karşı eşitlikçi ve ayrımcı olmayan kriterler ile
    davranmalıdır. İnanç gruplarının inançlarının gereklerini özgürce sürdürebilecekleri olanaklar
    sağlanmalıdır.”
    Karardan alıntı olarak sunduğumuz yukarıdaki ifade ile ilgili herhangi bir ilerleme maalesef
    sağlanmamıştır.
    İnanç gruplarımız hala tüzel kişilikten yoksundur, Alevi, Hristiyan Protestan ve bazı başka grupların
    inanç merkezleri ibadethane statüsünde değildir, Ermeni patrik seçimine devlet müdahale
    etmektedir, azınlık vakıflarına ait gayri menkullerin bir kısmı iade edilmiştir, ama çok sayıda vakıf hala
    yasal olarak tanınmamaktadır. Mardin’de Süryani gayrimenkullerinin önce hazineye daha sonra
    Diyanet Vakfına devri büyük protestolar sonucunda iptal edilmiş ve el konulan gayrimenkuller
    2018’de topluluğa geri verilmiştir. Ancak bu konu ile ilgili yasal veya idari bir düzenleme de
    yapılmamıştır.
    İstisnai bir uygulama olarak Süryani topluluğunun İstanbul – Yeşilköy’de Katolik mezarlığı arazisinde
    bir kilise inşaatı yapmasına izin verilmiştir. Bu 1923’ten buyana ülkede kilise inşaatı için verilen ilk
    inşaat olmuştur. İşlemler ile ilgili tüm formaliteler idari uygulamalar ile olay bazında yürütülmüş olup
    yasal veya idari bir düzenleme bulunmamaktadır.
    Özet olarak, özellikle seçim dönemlerinde duyulan sıcak konuşmalardan başka, yasal düzenlemeler,
    inanç gruplarının tüzel kişilik hakları, din ve inanç görevlilerinin eğitimi, bütçeden eşitlikçi maddi
    destek konusunda kayda değer herhangi bir gelişme olmamıştır.
    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi – Karar Uygulama bölümüne hazırlamakta olduğumuz daha detaylı
    bir rapor Ekim 2019 ayı sonlarına doğru sunulacaktır.
    Saygılarımızla.”
    PİRHA/İSTANBUL