Etiket: avrupa parlamentosu

  • AP’de Rojava için ortak çağrı: Harekete geçin!

    AP’de Rojava için ortak çağrı: Harekete geçin!

    PİRHA- Avrupa Parlamentosu Kürt Dostluk Grubu Strasbourg’da Rojava’daki son gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi. Toplantıda Kobanê’deki insani durum, saldırılar ve ateşkes ihlalleri gündeme gelirken; AP üyeleri, DEM Parti temsilcileri ve AABK Diplomasi Komisyonu müdahale, diplomatik baskı ve dayanışma çağrısı yaptı.

    STRASBOURG’DA ROJAVA GÜNDEMİ: AP’DE BASIN TOPLANTISI

    Avrupa Parlamentosu (AP) Kürt Dostluk Grubu, Rojava’daki son gelişmelere ilişkin Strasbourg’daki Avrupa Parlamentosu binasında basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısı, Kürt Dostluk Grubu Koordinatörleri Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı Grubu’ndan Andreas Schieder, Sol Grup (GUE/NGL) üyesi Per Clausen ve Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı Grubu’ndan Leoluca Orlando tarafından organize edildi.
    Toplantıya DEM Parti Strasbourg Temsilcisi Faik Yağızay’ın yanı sıra AP’deki Sosyalistler ve Demokratlar İttifakı Grubu üyeleri Evin İncir ve Thijs Reute katıldı.

    YAĞIZAY: KOBANÊ YOĞUN SALDIRI ALTINDA

    Basın toplantısında ilk olarak konuşan Faik Yağızay, Rojava’daki insani duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kobanê’nin yoğun saldırı altında olduğunu, su ve elektrik kesintilerinin yaşandığını vurgulayan Yağızay, uluslararası güçleri ve özellikle ABD’yi acil müdahaleye çağırdı.

    Kürt Dostluk Grubu koordinatörlerinden Andreas Schieder ise mevcut durumun son derece kritik olduğunu belirterek, Avrupa Parlamentosu’nun Rojava için en önemli diplomatik platformlardan biri olduğunu ifade etti. Schieder, sivillerin korunması, demografik değişimlerin önlenmesi ve Rojava’daki demokratik yapının desteklenmesi gerektiğini söyledi.

    Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı Grubu’ndan Leoluca Orlando da konuşmasında, Kuzey ve Doğu Suriye’de ciddi bir askeri tırmanış yaşandığını belirterek, Şam’daki geçiş hükümetine bağlı güçlerin ve Türkiye destekli silahlı grupların özerk yönetim bölgelerine yönelik koordineli saldırılar yürüttüğünü söyledi. Orlando, ateşkes ilan edildiği yönündeki açıklamaların sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini kaydetti.
    AP üyesi Evin İncir ise “Avrupa Birliği’nin tüm kurumları aracılığıyla, ister Parlamento, ister Konsey, ister Komisyon olsun, harekete geçmesi gerekiyor. Dolayısıyla burada olmayan ve gündeme alınmasına karşı çıkan grupların da bir adım daha atmaları gerektiğini düşünüyorum“ şeklinde çağrı yaptı.
    Sol Grup (GUE/NGL) üyesi Per Clausen, Rojava’ya yönelik saldırıların sürdüğünü ve gerçek bir ateşkesin bulunmadığını belirterek, Avrupa Birliği’nin saldırılar sona erene kadar HTŞ yönetimine yönelik tüm yardımları askıya alması gerektiğini söyledi. Son olarak konuşan AP üyesi Thijs Reute ise Türkiye’nin bölgedeki rolüne dikkat çekerek, saldırıların durdurulması için Ankara’ya da diplomatik baskı uygulanması gerektiğini vurguladı.

    AABK DİPLOMASİ KOMİSYONU PARLAMENTERLER İLE GÖRÜŞTÜ

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Diplomasi Komisyonu ise konuya yönelik yaptığı açıklamada Avrupa Parlamentosu’nda DEM Parti temsilcilerinin öncülüğünde, Suriye ve Rojava’daki gelişmelere ilişkin kapsamlı açıklamaya katıldıklarını, basın açıklamasının ardından Avrupa Parlamentosu üyeleriyle karşılıklı görüş alışverişinde bulunduklarını ifade etti.
    Açıklamada „Görüşmelerde, Suriye ve Rojava’daki güncel gelişmelerin yanı sıra Kürt halkının, Alevilerin ve bölgede yaşayan tüm ötekileştirilen inanç ve kimliklerin karşı karşıya olduğu sorunlar kapsamlı şekilde ele alındı“ diye belirtildi.

    AABK Diplomasi Komisyonu bu konuda çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti.

    AVRUPA’DA KURUMLARDAN ORTAK AÇIKLAMA: BİZLER BU SESSİZLİĞE RAZI DEĞİLİZ

    Öte yandan Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Arap Alevileri Federasyonu (AAAF) , Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK) Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) ortak yaptıkları yazılı açıklamada Suriye’de Aleviler, Kürtler, Dürziler, Ezidiler ve diğer inançsal ve etnik azınlıklara yönelik katliamların sürdüğü belirtilerek, sessizliğe karşı toplumsal dayanışma ve tanıklık çağrısı yapıldı.
    Açıklamada, “Bugün Suriye’de, dünyanın gözleri önünde; Aleviler, Kürtler, Dürziler, Ezidiler ve diğer inançsal ve etnik azınlıklar, yalnızca kimlikleri nedeniyle katlediliyor, yerlerinden ediliyor ve yok sayılıyor. Çocuklar öldürülüyor, anneler evlatsız bırakılıyor, topraklar sessiz çığlıklarla doluyor.Yaşanan bu büyük acılar çoğu zaman rakamlara indirgeniyor, haber aralarında kayboluyor ve sessizliğe gömülüyor. Oysa yaşananlar bir istatistik değil; açık ve ağır bir insanlık dramıdır” ifadelerine yer verildi.

    “BİZLER BU SESSİZLİĞE RAZI DEĞİLİZ”

    Açıklamanın devamında, “Suriye’de azınlıklara yönelik olarak devam eden bu saldırılar; insanlığa karşı işlenmiş ve işlenmekte olan suçlardır. Uluslararası hukuka göre bu suçlar cezasız bırakılamaz, görmezden gelinemez” denildi.
    Açıklamada, “Bugün Rojava’ya saldıran DAİŞ, El Kaide ve HTŞ çetelerinin meşrulaştırılması asla kabul edilemez. HTŞ kontrolündeki kamplardan serbest bırakılan DAİŞ üyelerinin, yarın yeniden Alevilere ve dünyanın dört bir yanında masum sivillere yönelik saldırılar gerçekleştireceği açıktır” ifadeleri kullanıldı.
    “Ortadoğu’da halkları birbirine kırdırmayı hedefleyen, emperyalist emellerin hayata geçirilmesine ve bunun bedelini halkların kanıyla ödemesine göz yummayacağız” denilen açıklamada, “Mazlumların birlikteliğini esas alan; barışın ve ortak yaşamın tesisi için öz savunma temelinde direnen Alevilerin ve Rojava halklarının yanındayız” vurgusu öne çıktı.
    Basın emekçileri, gazeteciler ve kamuoyuna çağrı yapılan açıklamada, “Kalemleriyle, kameralarıyla ve sesleriyle bu acılara tanıklık etmeye, gerçeğin karanlıkta kalmamasına çağırıyoruz. Çünkü sessizlik suça ortaklıktır; tanıklık ise direniştir” denildi.

    PİRHA-ALMANYA

  • AP raporunda Türkiye’ye ‘otoriterlik’ eleştirisi ve ‘demokrasi’ vurgusu!

    AP raporunda Türkiye’ye ‘otoriterlik’ eleştirisi ve ‘demokrasi’ vurgusu!

    PİRHA- Avrupa Parlamentosu, Türkiye’ye eleştiriler içeren yıllık raporu kabul etti. AP, raporunda Türkiye’nin hukuk devleti ilkelerinden uzaklaştığını, ifade özgürlüğünü, yargı bağımsızlığını zayıflattığını ve sivil toplumu baskıladığını belirterek, insan hakları standartlarını yükseltmeye ve uluslararası hukuka uyum sağlamaya çağırdı.

    Avrupa Parlamentosu (AP), Avrupa Komisyonu’nun 2023 ve 2024 Türkiye raporlarına ilişkin hazırladığı değerlendirme raporunu Genel Kurul oturumunda kabul etti. Rapor, 367 “evet”, 74 “hayır” ve 188 “çekimser” oyla onaylandı. Tavsiye niteliği taşıyan ve hukuki bağlayıcılığı bulunmayan rapor, AP’nin Türkiye’ye yönelik siyasi yaklaşımını yansıtması açısından önem taşıyor.

    Raporda, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik sürecindeki tıkanıklık açık biçimde ortaya konulurken, hukuk devleti ilkelerinden uzaklaşma, ifade özgürlüğü kısıtlamaları, yargı bağımsızlığının zayıflaması ve sivil topluma yönelik baskılar güçlü biçimde eleştirildi. AP, Türkiye’yi demokratik reformlar gerçekleştirmeye, insan hakları standartlarını yükseltmeye ve uluslararası hukuka uyum sağlamaya çağırdı. Mevcut koşullar altında Türkiye’nin AB üyeliği perspektifinin gerçekçi olmadığı belirtilen raporda, AB-Türkiye ilişkilerinin “stratejik ortaklık” temelinde yeniden yapılandırılması önerildi.

    “TÜRKİYE ÇÖZÜM FIRSATINI DEĞERLENDİRME YERİNE GÜVENLİKÇİ POLİTİKALARA YÖNELİYOR”

    Raporun en dikkat çeken yönlerinden biri, Kürt meselesine ve Türkiye’nin barış sürecine yaklaşımına dair değerlendirmeler oldu. AP, 27 Şubat’ta açıklnan ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na atıfta bulunarak, Türkiye’nin bu tarihsel çağrıyı ve çözüm imkanlarını yok sayarak “güvenlikçi” politikalara yönelmesini eleştirdi. Raporda, çözüm sürecinin sona erdirilmesinin ardından Türkiye’de yaşanan baskıcı uygulamaların toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiği ve demokratik alanı daralttığı belirtildi.

    SINIR ÖTESİ OPERASYONLAR

    Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik askeri saldırıları ve politikası da raporda geniş yer buldu. AP, Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlarının bölgedeki istikrarsızlığı artırdığına ve uluslararası hukuk açısından sorunlu olduğuna dikkat çekti. Raporda, Kuzey ve Doğu Suriye’deki özyönetim deneyimlerinin hedef alınmasının, bölgesel barışa zarar verdiği vurgulandı.

    KAYYIM VE TUTUKLAMALARA DEĞİNİLDİ

    Milletvekillerinin tutuklanması, belediyelere kayyım atanması gibi uygulamalar da raporun önemli gündemlerinden birini oluşturdu. Bu müdahalelerin yerel demokrasiyi zayıflattığı, seçilmiş temsilcilerin iradesinin gasp edildiği ve çoğulculuğu ortadan kaldırıldığı ifade edildi.

    BASKILAR VE MEDYA ÜZERİNDEKİ KONTROL MEKANİZMALARI ELEŞTİRİLDİ

    Gazetecilere, akademisyenlere, hak savunucularına yönelik baskılar ve medya üzerindeki kontrol mekanizmaları da raporda sert biçimde eleştirildi. AP, Türkiye’de temel hak ve özgürlüklerin evrensel normlara uygun hale getirilmesi gerektiğini yineledi.

    Tüm bu değerlendirmeler ışığında AP, Türkiye ile ilişkilerin yeniden tanımlanmasını önererek mevcut üyelik perspektifi yerine, ilkeler temelinde işleyen stratejik bir ortaklık kurulmasını gündeme getirdi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • AABK heyeti, Suriye’deki Alevilerin durumunu AP Parlamentosu’nda görüştü

    AABK heyeti, Suriye’deki Alevilerin durumunu AP Parlamentosu’nda görüştü

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Parlamentosu’nda Suriye’deki Aleviler ve diğer etnisitelere yönelik saldırılara ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. 

    Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu’nun bileşeni olan Hollanda Alevi Birlikleri Federasyonu’nun inisiyatifi ile Avrupa Parlamentosu ile Suriye’de Aleviler ve diğer etnisitelere yönelik sistematik saldırılar ve hak ihlallerine ilişkin bir dizi görüşme gerçekleştirildi.

    Eylem Köseoğlu (PvdA), Ayhan Aslan (AAAF), Zeynep Çimtay (HABF/AABK), Nazım Eskili (TAAB) ve Necdet Yüksekbaş katılım sağladığı heyet, Avrupa Parlamentosu S&D Grup Başkan Yardımcısı Muhammed Chahim’e kapsamlı bir rapor sundu. Sonrasında ise PvDA Hollanda Milletvekili Marit Maij ile yapılan görüşmede, Suriye’deki Alevilerin, Hristiyanların, Dürzilerin ve diğer halkların karşı karşıya olduğu soykırım tehdidine dikkat çekilerek, uluslararası kamuoyunun sessiz kalmaması gerektiği vurgulandı.

    “SOYKIRIM TEHDİTİNE DİKKAT ÇEKİLDİ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, görüşmeye dair sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Hollanda Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (HABF) inisiyatifiyle Avrupa Parlamentosu’nda önemli bir toplantı gerçekleştirdik. Suriye’de başta Aleviler olmak üzere farklı halklara yönelik katliamları, insan hakları ihlallerini ve sistematik zulmü Avrupa’daki yetkililere aktardık. AABK Genel Saymanı ve HABF Genel Başkanı Zeynep Çimtay (HABF/AABK) özel çabalarıyla gerçekleşen toplantıda, Avrupa Parlamentosu S&D Grup Başkan Yardımcısı Muhammed Chahim’e kapsamlı bir rapor sunuldu. Ayrıca PvDA Hollanda Milletvekili Marit Maij ile yapılan görüşmede, Suriye’deki Alevilerin, Hristiyanların, Dürzilerin ve diğer halkların karşı karşıya olduğu soykırım tehdidine dikkat çekildi ve uluslararası kamuoyunun sessiz kalmaması gerektiği vurgulandı. AABK olarak, insan hakları ihlallerine karşı mücadelemizi büyütmeye ve mazlum halkların sesi olmaya devam edeceğiz!” dedi.

    PİRHA/HOLLANDA

  • Avrupa Parlamentosu’nda ‘Basın Özgürlüğü’ yasası onaylandı

    Avrupa Parlamentosu’nda ‘Basın Özgürlüğü’ yasası onaylandı

    Avrupa Parlamentosu, AB ülkelerinde gazetecilerin ve medya organlarının siyasi ve ekonomik müdahalelere karşı korunmasını amaçlayan “Basın Özgürlüğü Yasası”nı kabul etti.

    Avrupa Parlamentosu, AB Komisyonu tarafından hazırlanan ve AB’de gazetecilerin ve medya organlarının siyasi ve ekonomik müdahalelere karşı korunmasını amaçlayan yeni “Basın Özgürlüğü Yasası”nı oylayarak kabul etti.

    Eylül 2022’de AB Komisyonu tarafından sunulan ve 2023 yılı sonunda AB liderleri zirvesinde de kabul gören yasa, Strasbourg’da, AP Genel Kurulu’nda da ele alındı. Çarşamba günü yapılan oylamada, yeni medya özgürlüğü düzenlemesi 92’ye karşı 307 oyla kabul edildi. Oylamada 65 milletvekili çekimser oy kullandı.

    Yeni yasal düzenleme, gazetecileri korumayı, editoryal kararlara siyasi müdahaleye karşı mücadele etmeyi ve basın organlarının mülkiyeti konusunda şeffaflığı güçlendirmeyi, aynı zamanda Pegasus veya Predator gibi casus yazılımlar aracılığıyla gazetecilerin keyfi gözetlenmesini engellemeyi hedefliyor.

    Yasa gazetecilerin, kaynaklarının gizliliğinin korunması ve gazetecilere karşı casus yazılım kullanılmasının yasaklanmasını içeriyor.

    Yasanın yürürlüğe girebilmesi için ise AB üyesi 27 ülkenin ulusal meclisleri tarafından kabul edilmesi gerekiyor.

    Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) AP’deki oylamayı memnuniyetle karşıladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • AP Türkiye Raportörü Sánchez Amor, Cumartesi Anneleri için Türkiye’ye geliyor

    AP Türkiye Raportörü Sánchez Amor, Cumartesi Anneleri için Türkiye’ye geliyor

    PİRHA – Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Daimi Raportörü Nacho Sánchez Amor, Cumartesi Anneleri’nin/İnsanları’nın 2 Aralık’ta Galatasaray Meydanı’nda yapacağı 975. hafta buluşmasına gözlemci olarak katılacak.

    Nacho Sánchez Amor, geçtiğimiz Ekim ayında Avrupa Parlamentosu’nda Cumartesi Anneleri/İnsanları, İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) temsilcileriyle bir araya gelmişti. Görüşmenin ardından İHD ve TİHV, Türkiye’nin de kurucu üyesi olduğu Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) Barışçıl Toplanma Özgürlüğü’nün İzlenmesine İlişkin Kılavuzu’nda belirtilen prensipler doğrultusunda Nacho Sánchez Amor’u Türkiye’ye davet etmişti.

    İnsan hakları örgütlerinin bu davetini kabul eden Sánchez Amor, Cumartesi Anneleri’nin/İnsanları’nın 2 Aralık’ta Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştireceği 975. hafta buluşmasına gözlemci olarak katılacak.

    NACHO SÁNCHEZ AMOR KİMDİR?

    Nacho Sánchez Amor, 2019 yılından bu yana üyesi olduğu AP’nin Dış İlişkiler Komitesi, İnsan Hakları Alt Komitesi ile AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu ve Euronest Parlamenterler Meclisi’nde görev alıyor. AGİT’in Türkiye Seçim Gözlem Heyeti Başkanı olarak Haziran 2015 seçimlerini izleyen Sánchez Amor, Eylül 2019’dan beri AP’nin Türkiye Daimi Raportörlüğü görevini üstlendi.

    CUMARTESİ ANNELERİ/İNSANLARI HAKKINDA

    1990’lı yıllarda Türkiye’de zorla kaybetmeler hızla artıyordu. 27 Mayıs 1995 tarihinde bir grup yurttaş, zorla kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak için İstanbul’da, Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Her Cumartesi aynı yerde buluşan kayıp yakınları Cumartesi Anneleri/İnsanları diye anıldılar.

    25 Ağustos 2018 tarihindeki 700. buluşmalarına yapılan polis müdahelesinin ardından Galatasaray Meydanı uzun süre Cumartesi Anneleri’ne/İnsanları’na yasaklandı. Anayasa Mahkemesi iki farklı kararında, 700. buluşmanın engellenmesini barışçıl toplantı ve gösteri özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirdi. Ancak Beyoğlu Kaymakamlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü, kayıp yakınlarının buluşmalarını engellemeye devam etti. Cumartesi Anneleri/İnsanları ve onlara desteğe gelenler her hafta engellendi, işkence ve kötü muameleyle gözaltına alındı.

    Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın ısrarı ve hem Türkiye hem de dünya kamuoyunda artan tepkiler sonrası, 4 Kasım 2023 tarihindeki 971. hafta buluşmasında Galatasaray Meydanı kısmen de olsa kayıp yakınlarına açıldı. Ancak buluşmalara yönelik kısıtlama ve Galatasaray Meydanı’ndaki polis ablukası devam ettiğinden Anayasa Mahkemesi kararları halen tam olarak uygulanmıyor.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Okullara imam atanması bir devlet projesi; 11 Eylül’de AP önünde miting yapacağız’-VİDEO

    ‘Okullara imam atanması bir devlet projesi; 11 Eylül’de AP önünde miting yapacağız’-VİDEO

    PİRHA – AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, okullara imam atanmasının bir devlet projesi olduğunu belirterek, mücadele çağrısı yaptı. 11 Eylül’de Avrupa Parlamentosu önünde miting yapacaklarını söyleyen Kamilağaoğlu, “Ortadoğu bugün kaynayan kazan, bir cehennem. Türkiye’nin sıradan bir Orta Doğu ülkesi olmaması için laikliğe, bilimsel eğitime, eşit yurttaşlığa tüm insanların sahip çıkması gerekir” dedi.

    Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES)” projesine tepkiler sürüyor.

    AKP’nin dinci eğitim ısrarındaki son hamle olan ÇEDES, toplum tarafından “okullara imam atama” olarak da biliniyor. Proje kapsamında “manevi danışman” olarak isimlendirilen imam, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve Kur’an kursu hocaları, okullarda “değerler eğitimi” adı altında derslere girecek.

    ÇEDES kapsamında toplamda ne kadar personelin atandığı henüz net olmasa da İzmir’deki her üç okuldan birine imam atandığı belirtiliyor.

    Eğitim-Sen öncülüğünde öğrenci veli dernekleri ve sivil toplum örgütleri, uygulamaya tepki göstererek ortak miting kararı aldı. Avrupa’da yaşayan Alevi örgütleri de okullara imam atanması projesine tepki olarak Avrupa Parlamentosu önünde eylem kararını açıkladı.

    “TAM ANLAMIYLA GERİCİ BİR EĞİTİM SÖZ KONUSU”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, ÇEDES projesini “Aleviler açısından laik eğitim karşıtı olan, son derece sıkıntılı bir adım” sözleriyle özetledi. Kamilağaoğlu, projeye 2021 yılında sessiz sedasız bir protokol ile başlandığını belirtti. Kamilağaoğlu, “İzmir’de 842 okula din görevlisi, vaiz atandıktan sonra bu protokol çerçevesinde adım attıkları yerlerin başında biraz daha laik olan İzmir, Eskişehir, Tekirdağ gibi illerdeki okullara din görevlisi atayarak programlarını adım adım gerçekleştiriyorlar. ‘Çevreme Duyarlıyım ve Değerlerimi Koruyorum’ projesi bizim açımızdan ‘hangi değerlerin’ korunacağı sorusunu gündeme getiriyor. Herkes çevresine duyarlı ama her toplumsal yapıya, inanca göre değerler çok farklılık gösteriyor. Alevi inancındaki değerler çok farklı. Bizim değerlerimizin en başında laik, eşitlikçi, bilimsel, karma eğitim geliyor. Ama tüm bunları ötekileştiren, tam anlamıyla gerici bir eğitim söz konusu. Üniversitelerden mezun binlerce öğretmenin ataması yapılmadan din görevlilerinin okullara atanmasının altında çok ciddi sıkıntılar yatıyor” dedi.

    “HANGİ DEĞER EĞİTİMİNİ VERECEKLER?”

    Okullara imam atanmasının Diyanetin bir projesi değil, bir bütün olarak devletin projesi olduğunu ifade eden Kamilağaoğlu, şunları kaydetti:

    “Bu insanlar hangi değer eğitimini verecekler? Bu insanların eğer değer vermesi ve toplumu değiştirmesi gereken işler söz konusu ise eşitlikten, adaletten, insan haklarından yana değerleri camide versinler. Bu değerlerin yaşatılması için camilerin daha çok ihtiyacı var. Çünkü her türlü pisliğin yaşandığı yerler orası. Çocuk tecavüzlerinin, cinsel istismarların yaşandığı yerler oralar. Bu tarikat ve cemaatler camilerde. Bu tarikatlara, bu çocuk istismarlarına karşı bu din bilginlerinin orada insanlara öğüt verip değerleri aşılaması gerekiyor. Oysa okullar bilimsel temelde eğitim gören kurumlar olması lazım. Eleştirisel, sorgulayıcı eğitim olması lazım.”

    “11 EYLÜL’DE AVRUPA PARLAMENTOSU ÖNÜNDE EYLEM YAPACAĞIZ”

    Nevin Kamilağaoğlu, 16 Eylül’de Türkiye’de, 11 Eylül’de ise Avrupa’da yapılacak eylem ve etkinliklere dair de detay verdi.

    Türkiye’de “ÇEDES’e hayır, laik eğitim, laik yaşam ve eşit yurttaşlık” temelinde sloganların geliştirileceği bir miting organize edileceğini belirten Kamilağaoğlu, şöyle devam etti:

    “Bu miting İzmir’de olacak. Miting biraz da bölgesel düşünüldü. 12 Eylül Salı gününe denk düştüğü için Ankara’dan salı günü bir grup eyleme başlayacak ve Eskişehir, Afyon, Denizli gibi şehirlerde geniş kapsamlı basın açıklamalar ile insanlar mitinge davet edilecek. 16 Eylül saat 17.00’de ise İzmir’de miting gerçekleştirilecek. Umarım çok büyük bir katılımla ‘hayır’ deriz. Biz de Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu olarak eşgüdümlü 11 Eylül’de Strazburg’ta, Avrupa Parlamentosu’nun önünde eylem yapacağız. AP’nin çalışma saatlerini de gözeterek bu eylemi gerçekleştireceğiz. Türkiye’deki gelişmelerin en çok da Alevileri etkilediğini, çünkü laik yaşamdan, bilimsel eğitimden en fazla Alevi çocuklarının etkilendiğini biliyoruz. Bu çağ dışı zihniyete karşı uzun zamandan beri zorunlu din dersleriyle ilgili verdiğimiz bir mücadele de var. Bu kapsamda biz de orada çok geniş kapsamlı bir mitingvari basın açıklamasını parlamento önünde gerçekleştireceğiz.”

    “LAİKLİK ELDEN GİDERSE…”

    Nevin Kamilağaoğlu, Avrupa Parlamentosu önünde yapacakları eylemin farklı bir anlam taşıdığına da vurgu yaptı. Türkiye’deki gelişmelerin Avrupa’yı da kaygılandırdığını ifade eden Kamilağaoğlu, “Bu mitingle ilgili her ülkenin Avrupa Parlamentosu’na gönderdiği milletvekillerine mektuplar yazılacak. Diyelim ki İsveç’ten Avrupa Parlamentosu’nda 7 milletvekili var. Irkçı partilerin dışında diğer tüm muhafazakar partiler de dahil olmak üzere İsveç dilinde çağrılarla milletvekillerini o gün basın açıklamasına davet edeceğiz” dedi.

    Yapılacak mitinge dair topluma çağrı mesajı da veren Kamilağaoğlu, “Alevi kurumları yıllarca özellikle laiklik ve bilimsel eğitim konusunda yalnız başlarına mücadele etti. Sanki sadece laiklik Alevilere özgü bir kavrammış gibi algılandı. Zorunlu din dersleri başta olmak üzere bu gelişmeler toplumun her kesiminden insanı ilgilendiriyor. Hatta muhafazakar insanları bile ilgilendiriyor. Herkesin, bu projenin hayata geçirilmemesi ile ilgili çok ciddi tavır koyması lazım. Herkesi bu mücadeleye davet ediyorum. Çünkü laiklik elden giderse gideceğimiz yeri çok iyi biliyoruz. Orta Doğu bugün kaynayan kazan, bir cehennem. Türkiye’nin sıradan bir Orta Doğu ülkesi olmaması için laikliğe, bilimsel eğitime, eşit yurttaşlığa tüm insanların sahip çıkmasını istiyorum.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO

  • AP’den Gezi davası kararına tepki: Sistemin otoriter karakterini bir kez daha teyit etti

    AP’den Gezi davası kararına tepki: Sistemin otoriter karakterini bir kez daha teyit etti

    Avrupa Parlamentosu milletvekilleri Gezi davasında verilen cezalara tepki göstererek, “Karar, mevcut sistemin otoriter karakterini bir kez daha teyit etti” dedi.

    Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekilleri, Gezi Parkı davasında iş insanı Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’ye 18’er yıl hapis cezası ve tutuklama kararı verilmesine sert tepki gösterdi.

    “AİHM KARARLARINA AÇIKÇA AYKIRI”

    Parlamento’nun Türkiye Daimi Raportörü Nacho Sánchez Amor ve AB-Türkiye Parlamento Delegasyon Başkanı Sergey Lagodinsky yaptığı yazılı açıklamada, “Türk yargısı, bugün Osman Kavala’yı ‘hükümeti devirmeye teşebbüs’ ettiği iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm ederken, en kötü tahminleri doğruladı. İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin bu üzücü kararı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına açıkça aykırıdır ve Avrupa Konseyi’nde devam eden ihlal davalarında mutlaka sonuçlar doğuracaktır’’ dedi.

    Amor ve Lagodinsky açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “Ağır hapis cezaları da alan bu ‘Gezi’ davasında Osman Kavala ve diğer sanıklar ve aileleriyle tam dayanışmamızı ifade ediyoruz. Bugün sadece onlar için değil, Türkiye’de temel hakları ve hukukun üstünlüğünü her gün savunanlar ve ülkenin AB’ye daha da yaklaştığını görmek isteyenler için çok üzücü bir gün. Açıkçası bunu yapmanın yolu bu değil.

    “SİSTEMİN OTORİTER KARAKTERİNİ TEYİT ETTİ”

    Karar mevcut sistemin otoriter karakterini bir kez daha teyit etmekte ve temel haklar ve hukukun üstünlüğü alanında herhangi bir gerçek reform yapma konusundaki isteksizliği açıkça göstermektedir.

    Kendi uluslararası taahhütlerine saygısızlık ederken, kurallara dayalı düzen konusunda uluslararası mutabakattan uzaklaşan bugünkü mevcut Türkiye için AB perspektifi yok denecek kadar azdır.”

    Amor ve Lagodinsky, mahkeme heyetinde yer alan hâkim Murat Bircan’ın AKP’den milletvekili aday adayı olmasına da değinerek şöyle ifade ettiler:

    ‘’Mahkemenin yargıç üyelerinden birinin iktidar partisi adayı olması, bu davanın siyasi müdahaleyle nasıl gölgelendiğinin bir başka şok edici örneğidir. Son 4,5 yıllık süreç, adil yargılama standartlarını tamamen hiçe sayarak birbirini takip eden adli manevralardan ibarettir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Avrupa Birliği-Türkiye toplantısında Alevi toplumunun sorunları gündeme geldi

    Avrupa Birliği-Türkiye toplantısında Alevi toplumunun sorunları gündeme geldi

    PİRHA- Avrupa Birliği-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu (KPK) toplantısında Alevi toplumunun sorunlarının gündeme geldi. Toplantıda söz alan HDP İstanbul Milletvekili /AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Üyesi Zeynel Özen, “HDP olarak Avrupa Birliği’ne tam üyeliği desteklediğimizi fakat kâğıt üzerinde kalan bu sözde gelişmelerin gerçeği yansıtmadığını vurguladık. Buna örnek olarak Alevilerin sorunlarını hatırlattık” dedi. 

    Avrupa Birliği-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu (KPK) 4 yıl aradan sonra 79. Toplantısını Brüksel’deki Avrupa Parlamentosunda 17-19 Mart tarihleri arasında gerçekleştirdi.

    HDP İstanbul Milletvekili /AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu (KPK) Üyesi Zeynel Özen, Avrupa Birliği-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu (KPK) toplantısında Alevi toplumunun sorunlarının gündeme geldiğini bildirdi.

    Yazılı bir açıklama yapan Zeynel Özen, toplantıda Anayasa Komisyonu Başkanı Yusuf Beyazıt ve Avrupa Birliğinden sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Faruk Kaymakçı’nın “İnsan Hakları Eylem Planı” ve Adalet Reformuna” dair konulara değinmeleri üzerine üzerine söz aldığını belirtti.

    Milletvekili Özen “Halkların Demokratik Partisi (HDP) olarak Avrupa Birliği’ne tam üyeliği desteklediğimizi fakat kâğıt üzerinde kalan bu sözde gelişmelerin gerçeği yansıtmadığını vurguladık. Buna örnek olarak Alevilerin sorunlarını hatırlattık” dedi.

    Özen şöyle devam etti:

    “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) inanç özgürlüğü hakkını koruyan 9. Madde ve ayrımcılığı yasaklayan 14. Madde’nin ihlaline dair, Aleviler lehine başta din dersleri ve dini kamu hizmetleri olmak üzere bugüne kadar birçok kararı oldu. Bu kararların dikkate alınmaması üzerine Türkiye birçok kez uyarıldı. Türkiye iç hukukun da birçok Yargıtay ve Danıştay kararları ile aynı şekilde lehte kararlar alınmasına rağmen bunların hiçbiri uygulanmadı. Aleviler eşit yurttaşlık haklarından faydalanmadığı gibi aksine Alevilere karşı yapılan ayrımcılık, hakaret ve şiddetin cezasızlığının en fazla olduğu dönem yaşanmaktadır.

    “ALEVİLERİN SORUNLARI TÜRKİYE’NİN DEMOKRATİK BİR ÜLKE OLMAYIŞINDAN KAYNAKLIDIR”

    Alevi sorununa dair çözüm Avrupa değerlerini içselleştiren, insan hakları, demokrasi ve eşit yurttaşlık ilkelerini benimseyen bir Türkiye idealinden geçmektedir. Geçmişten günümüze Alevilerin sorunları Türkiye’nin demokratik bir ülke olmayışından kaynaklıdır. Çözüm ise; Türkiye’nin batı normlarını hedefleyen eşit yurttaşlığın sağlandığı, ileri demokrasi ve özgürlükçü laikliğin uygulandığı bir ülke olmasıyla gerçekleşebilir.”

    PİRHA/ ANKARA

     

  • Avrupa Parlamentosu Dostluk Grubu’ndan Dersim Vakfı’na destek

    Avrupa Parlamentosu Dostluk Grubu’ndan Dersim Vakfı’na destek

    PİRHA- Avrupa Parlamentosu Dostluk Grubu, Tunceli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin Dersim Tarih ve Kültür Vakfı için “hukuka, ahlaka, milli birliğe ve menfaatlere aykırı” kararını eleştirdi.

    Avrupa Parlamentosu Dostluk Grubu’ndan Dersim Tarih ve Kültür Vakfı’na destek geldi. Vakfın kurulması için yapılan başvuruya Tunceli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin “hukuka, ahlaka, milli birliğe ve menfaatlere aykırı” gerekçesi Avrupa’da yaşayan Alevilerin de tepkisine neden oldu.

    Avrupa Parlamentosu Dostluk Grubu adına yazılı paylaşılan açıklamada Milletvekilleri Günther Sidl, Dennis Radtke, Hannes Heide ve Özlem Alev Demirel’in ismi yer aldı.

    Dersim Tarih ve Kültür Vakfı müracatındaki red gerekçelerinin hukuki olmadığına işaret eden Avrupa Parlamentosu Milletvekilleri şu açıklamayı yaptı:

    “Yaklaşık 20 milyon Alevinin yaşadığı bir ülkede, tarihsel olayların araştırılması, Alevi dua ve ritüellerin kaydedilmesi, Alevilere yapılan soykırım tarihiyle yüzleşilme kapsamında tanık anlatımlarının kamuoyuna açılması elbette olması gerekendir.

    Bu anlamda AB Parlamentosunda Alevi Dostluk Grubu adına Dersim Tarih ve Kültür Vakfının kurulmasını destekliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevilerden Avrupa Parlamentosu ziyareti

    Alevilerden Avrupa Parlamentosu ziyareti

    PİRHA – FUAF Diplomasi Komisyonu’nun organize ettiği Avrupa Parlamentosu ziyaretinde konuşan FUAF Eşit Başkanı Rozbi Demir, “Fransa, Alevi hareketini güçlü kılmanın yolu Alevi toplumun asimilasyona uğramadan entegre olmasıdır”dedi. 

    FUAF Diplomasi Komisyonu’nun organize ettiği Avrupa Parlamentosu ziyareti, FUAF Eşit Başkanları Rozbi Demir ve Hakan Alca ile çok sayıda kadın ve gencin katılımıyla gerçekleşti.

    Avrupa Parlamento (AP) ziyareti öncesi parlamentonun farklı bölümleri rehber eşliğinde gezilerek, Parlamento’nun amaç ve işlevi konusunda bilgi alındı. Avrupa Birliği (AB) üyesi 28 ülkenin ortak idari merkezine dönüştürülen Strasburg şehri, Avrupalı Alevilerin de başkenti olmaya aday bir konumda.

    450 milyon nüfus ve 736 parlamenterle temsil edilen Avrupa Birliği Parlamento’su bir siyasi güç olarak topluluk politikalarının hazırlanması için gereken kararların üretildiği ve yeniden yapılandırıldığı bir süreci yaşıyor.

    “BEKLENTİLERİMİZ EVRENSEL HAKLARA DÖNECEKTİR”

    FUAF Diplomasi Komisyonu’nun çalışmaları doğrultusunda, Eşit Başkan Rozbi Demir, “Fransa, Alevi hareketini güçlü kılmanın yolu Alevi toplumun asimilasyona uğramadan entegre olmasıdır. Bu amaçla AB ve AP’nin sosyal, ekonomik ve siyasi sisteminin ve parlamenterlerin bizi yakından tanıması önem arz ediyor. Vatandaşlık haklarımızın yanında Avrupa’ya yayılmış olan Aleviler olarak bir bütün yapılanmamızın önünü açacak olanaklar bu parlamenter sistemin yaratıcılığıyla daha da genişleyecektir. Toplumsal beklentilerimiz artık bir bütün olarak çatı örgütümüz üzerinden evrensel haklara dönecektir. Avrupa Birliği yapılanması Aleviler açısından Türkiye’deki Alevilerin geleceğini belirlemede ve sistemin Alevilere dayattığı baskı ve asimilasyonun da önüne geçmede kapı aralayacaktır” dedi. (HABER MERKEZİ)

     

  • AP Alevi Dostluk Grubu heyeti, AP milletvekilleriyle görüştü

    AP Alevi Dostluk Grubu heyeti, AP milletvekilleriyle görüştü

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Diplomasi Komisyonu öncülüğünde kurulan Avrupa Parlamentosu (AP) Alevi Dostluk Grubu heyeti, Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekilleriyle Brüksel’de bir araya geldi.

    Avrupa Parlamentosu (AP) Alevi Dostluk Grubu heyeti, Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekilleriyle Brüksel’de bir araya geldi.

    AABK 2. Başkanı ve FUAF YK Üyesi Erdal Kılıçkaya, Belçika Federasyonu Genel Başkanı Harun Özdemir, Almanya Marl Cemevi Başkanı Aynur Özcan, Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu önceki dönem Genel Başkanı Ethem Şahin ve Deniz Servantie’den oluşan AP Alevi Dostluk Grubu heyeti Brüksel’de, Avrupa Birleşik Solu, Yeşiller, Sosyal Demokratlar, gibi parti milletvekilleri ve Türkiye Komisyon Başkanı ile temaslarda bulundu. Yapılan görüşmede, yeni dönemde AP bünyesinde yapılacak çalışmalar gözden geçirildi.

    Günther Sidl (SPÖ), Özlem Alev Demirel (Birleşik Solu), Sergey Lagodinsky (Yesiller), Martin Sonneborn (Bağımsız), Birgit Sippel (SPD), Bernard Guetta (Renew), Dennis Radtke (CDU), Maria Noichl (SPD) gibi AP milletvekilleriyle görüşen AP Alevi Dostluk Grubu heyeti adına yapılan açıklamada, Avrupa genelinde yaşayan iki milyon Alevinin yüzde sekseninin Avrupa vatandaşı olduğu belirtilerek, Alevilerin oy vererek seçilmelerini sağladığı AP milletvekilleriyle birlikte ortak çalışmalar başlattıkları kaydedildi.

    Önümüzdeki aylarda, AP Alevi Dostluk Grubu ve AP Partileri, birlikte daha somut adımlar atarak, Alevilerin demokratik temsiliyeti, kimlik, demokrasi, özgürlükler, eşit haklar ve Türkiye’de özellikle Alevilerin asimilasyonuna dair politikalar, Alevi kanaat önderlerine yönelik baskı ve yargı süreçleri ele alınarak, Avrupa Parlamentosu bünyesinde çalışmalar yürütmek istediklerini belirttiler.

    AABK Onursal Başkanı Turgut Öker’e yönelik açılan davalar ve yurt dışına çıkış yasağı gibi konuların da ele alındığı görüşmelerde AP milletvekilleri konuyu yakından takip ettiklerini ve yakında bununla ilgili somut girişimlerde bulunacaklarını ifade ettiler.

    Avrupa Parlamentosu’nda yaptıkları görüşmelerden son derece memnun kaldıklarını belirten AP Alevi Dostluk Grubu heyeti, bir sonraki AP milletvekilleriyle buluşmanın Aralık ayında olacağını ve bu tarihte AP Alevi Dostluk Grubu’nun 2020 yılı için çalışma programını açıklayacaklarını kaydettiler.

    (HABER MERKEZİ)

  • Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye ‘Operasyonu durdurun’ çağrısı

    Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye ‘Operasyonu durdurun’ çağrısı

    PİRHA – Almanya, Fransa ve İngiltere, Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesiyle ilgili BM Güvenlik Konseyi’ni toplantıya çağırdı

    Fransa, Almanya ve İngiltere, Türkiye’nin Suriye’ye dönük askeri operasyonu ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’ni toplantıya çağırdı.

    Fransa’nın AB Bakanı Amelie de Montchalin, Türkiye’nin Suriye’ye başlattığı askeri operasyonu sert bir şekilde kınadıklarını açıklarken Paris’in, Berlin ve Londra ile birlikte BM Güvenlik Konseyi’ni bu operasyonu görüşmek üzere toplantıya çağırdığını söyledi.

    Meclis Dışilişkiler Komisyonu’nda konuşan Amelie de Montchalin, Fransa, İngiltere ve Almanya’nın, Türkiye’yi kınayan bir ortak metin üzerinde çalıştıklarını da aktardı.

    Bakan Montchalin, AB’nin de ayrı bir metin üzerinde çalıştığını söyledi.

    “ASKERİ OPERASYONU DURDURUN”

    AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Junker, Türkiye’ye Suriye’de başlatılan askeri operasyonu durdurması çağrısında bulundu. Junker ayrıca Suriye sınırında bir güvenlik bölgesi oluşturulması halinde AB’nin mali yardımda bulunmayacağını söyledi.

    Avrupa Parlamentosu’nda konuşan Juncker, “Türkiye, devam eden askeri operasyonları durdurmalı, bu operasyon bir sonuç getirmez. Eğer Türkiye burada bir güvenli bölge oluşturacaksa, AB’den mali yardım beklememeli. Türkiye sınırda güvenlik sorunu var bunu anlıyoruz, bununla birlikte Türkiye’ye sağduyu çağrısı yapıyorum.” dedi.

    PİRHA / ANKARA

  • Erdal Kılıçkaya: Av mıyız, yoksa yem mi?

    Erdal Kılıçkaya: Av mıyız, yoksa yem mi?

    PİRHA- AABK 2. Başkanı FUAF YK Üyesi Erdal Kılıçkaya, Avrupa’da göçmen karşıtı ve ırkçı partilere yönelimin artmasını kaleme aldı. 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) 2. Başkanı ve Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Yürütme Kurulu Üyesi Erdal Kılıçkaya, geçtiğimiz günlerde gerçekleşen Avrupa Parlamentosu seçimlerinde göçmen düşmanı, ırkçı ve popülist partilerin oy patlaması yaşamasına dair bir yazı kaleme aldı.

    Irkçılık ve göçmen düşmanlığına dikkat çeken Kılıçkaya’nın yazısının tamamı şöyle:

    AV MIYIZ YOKSA YEM Mİ?

    Avrupa hükümetlerinin neredeyse tamamı (512 milyon yurttaşı temsilen) ölümden kurtulmuş 629 göçmenin bulunduğu bir tekneyi ağırlamayı reddettiği,

    ABD Başkanı (325 milyon nüfusu temsilen) kuzeye doğru ilerlemekte olan 2000 Güney Amerikalı’nın konvoyuna ateş açtırmakla tehdit ettiği,

    Demokratların savunduklarını iddia ettikleri insanlık ilkelerini hatırlamaz hale geldikleri,

    ABD’den Rusya’ya, Türkiye’den Polonya’ya ve Macaristan’dan İtalya’ya dek, İlliberal İnternational (Evrensel Bağnazlık) ilerlerken,

    Avrupa ve dolayısıyla Türkiye için çok önemli olan Avrupa Parlamentosu seçimleri yapıldı.

    Avrupa’nın her yerinde göçmen düşmanı, ırkçı, popülist partiler oy patlaması yaptı.

    Üstelik seçimlerde yüksek oy alan bu partiler Avrupa Birliği karşıtı söylemlerle Avrupa Parlamentosu seçimlerinden başarıyla çıktı.

    Irkçı ve popülist bu eğilim yaşlı kıtaya yayılırken, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Le Pen, devrime ev sahipliği yapmış olan Fransa’da birinci parti oldu.

    Avrupa genelinde yükseliş trendini yakalayan ırkçı partilerin hepsi Türkiye’nin Avrupa ailesinde yerinin olmadığını savunuyor ve meydanlarda dile getiriyordu.

    Dolayısıyla bu durum önümüzdeki dönemde ‘Vize Serbestisi’ konusunu da rafa kaldırmış oldu.

    Avrupa Parlamentosu seçimleriyle ‘Gerçegin Beşiği’ denen Fransa’da, onunla birlikte İtalya’da, Almanya’da, Avusturya’da, Polanya’da, Macaristan’da 1914’ten itibaren gelişen milliyetçilik, sırtını dayadığı toplumsal mitler, yarattığı psikolojik ve ahlaki zıtlıklar kadar, faşizmin bütün gelişim aşamalarını gözler önüne serdi.

    Evrensel değerlerden hızla uzaklaşan bu partilerin hemen hepsinin; etik ve ahlaki bir revizyona neden olduğu tartışmasızdı.

    FAŞİZMİN AYAK SESLERİ

    Fransa, İtalya, Avusturya ve diğer ülkelerdeki bu ırkçı yapılanma; kendi otonomisi ve düşünsel bağımsızlığı içinde, demokrasi ve pozitivizm gibi yerleşik sistemlere karşı olan, bir kopma ideolojisi olduğu, tüm gerçekliğiyle anlaşıldı.

    Hem toplumsal hem de birey karşıtı olan, yeni ve kendine özgü bir kültürün temellerini atan bu partiler deyim yerindeyse faşizmin ayak sesleridir.

    Avrupalılar (en azından bu ırkçı partilere oy verenler) faşizmi, temelde kültürel bir fenomen olarak ele aldı.
    Zygmunt Bauman likit modernite teorisinde ‘Bir şeyi kemikleştirmek mümkün değil. Her şey sürekli değişiyor’ der.

    Vahşi kapitalizmde liberalizm ve faşizm arasına sıkışıp kalmış gibi duran söylemlerin günümüzü anlamamıza ne denli yardımcı olduğunu bilmemiz gerekiyor.

    Kamufle edilmiş beceriksizliğimizden acilen kurtulup, yeni söylem ve eylemler geliştirmezsek, avcının bu kadar çok olduğu bir dönemde; av olmaktan çıkar, yem oluruz. (HABER MERKEZİ)

  • Özlem Alev Demirel Avrupa Parlamentosu’na seçildi

    Özlem Alev Demirel Avrupa Parlamentosu’na seçildi

    Özlem Alev Demirel, memleketi Malatya’dan sürgün edilen Alevi bir ailenin çocuğu olarak 5 yaşında geldiği Almanya’da Sol Partiden Avrupa Parlamentosuna seçildi. 

    Almanya’da Sol Parti’nin Avrupa Parlamentosu seçimleri için liste başı olarak aday gösterdiği Özlem Alev Demirel 26 Mayıs seçimlerinde parlamentoda Alman solunu temsil etme hakkını kazandı.

    Evrensel‘in haberine göre Alman Sol Parti’nin (Die Linke) yaklaşık 500 delegesinin oy kullandığı seçimde 34 yaşındaki Özlem Alev Demirel oyların yüzde 84,4’ünü alarak Avrupa Parlamentosuna ilk sıradan aday gösterildi. 1989 yılında, 5 yaşındayken ailesiyle Almanya’ya gelen Demirel, Birleşik Hizmet İşleri Sendikası’nın emekçilerinden. 2018 yılına kadar dört yıl boyunca Sol Parti’nin Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Teşkilatı Sözcülüğü ve Eşbaşkanlığı görevini sürdüren Demirel, İstihdam ve sosyal politikalar konusundaki çalışmalarıyla tanınmakta. Almanya’da sol siyasete ve sendikalara yıllardır emek veren Özlem Alev Demirel, 26 Mayıs Pazar günü gerçekleşen Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oyların yüzde 5,4’nü alan Sol Parti’nin adayı olarak ilk sıradan seçildi.

    SÜRGÜN BİR BABANIN KIZI

    Özlem Alev Demirel, Alevi bir ailenin çocuğu olarak 1984 yılında Malatya’da dünyaya gelir. Öğretmen babası, o dünyaya geldikten sonra, Kenan Evren öncülüğündeki “Faşist Askeri Darbeye” karşı çıktığı için tutuklanır ve işkence görür. 12 Eylül’ün işkence merkezlerine çevrilen mapushanelerinde yoğun şekilde işkence gören babasının, ölümden dönmesi mucize olur. Babası ve annesi, hapis hayatı bittikten sonra da, yıllarca sürekli askeri darbe yönetimince baskı görür, babası sık sık tutuklanır. Sonuçta, Almanya’nın Bielefeld kentinde işçi olan dedesi ve büyük annesi onları yurt dışına çıkmaya ikna eder. Böylece Özlem Alev Demirel, 5 yaşındayken Almanya’ya iki ağabeyi ve anne ile babasıyla “politik göçmen” sıfatıyla gelir. Bilefeld kentinde okula başlar, daha sonra ailesiyle Köln’e göç eder.

    OKULDA GÖÇMENLERİN HAKLARINI SAVUNDU

    Demirel okullarında hep sınıf ve okul sözcüsü olur. Almanya’da, Alman ve göçmenlerin eşit haklara sahip olmasını savunan Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu’nun (DİDF) çocuk ve gençlik kollarıyla tanışır. Almanya’da daha kaliteli bir eğitimi savunur. Göçmen çocukların okulda hakir görülmesine dışlanmasına karşı çıkar, eşitçe, hakça, sevgi içeren bir eğitim ister. Lise öğreniminden sonra, Bonn Üniversitesi’nde Siyasal Bilimler Fakültesi’nden mezun olur. DİDF Gençlik Merkez Yönetim Kurulu, Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Öğrenci Temsilciği, Köln Belediyesi Meclis Üyeliği, Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti (NRW) Parlamentosu Milletvekilliği ve DİDF Yönetim Kurulu üyeliği görevlerinde bulunur. Özlem Alev Demirel, evli ve iki çocuk annesidir.

    HER ZAMAN İNSANCA BİR YAŞAMIN MÜCADELESİNİ VERDİ

    Özlem Alev Demirel, ailesiyle birlikte yaşadığı zorlukları, göçün acılarını incelemekle kalmadı. Almanya’ya aynı kaderi paylaşarak dünyanın çeşitli ülkelerinden göçen yüzlerce ailenin yaşadıklarını inceledi. Bu çalışmaları içinde onların acılarına nasıl merhem olacağını düşündü. Irkçılıktan, tutuculuktan, insanı insandan koparacak politik tutumlardan ve çatışmalardan uzak durdu. İnsanın insan olarak yaşam boyunca eşit haklara sahip olmasını ve insanca barış içinde yaşamasını savundu.Dünyanın her bölgesindeki insan hakları ihlallerine, politik baskılara ve çatışmalara karşı çıktı.

    2010’DAKİ SEÇİM KAMPANYASI SES GETİRMİŞTİ

    Özlem Alev Demirel, 2010 yılında Kuzey Ren Westfalya eyalet parlamento seçimlerinde, sıradışı seçim kampanyasıyla gündem olmuştu. Demirel, bir pazar yerine giderek, ‘Almanya’nın Yoksul Milyonerleri’ dediği zenginler için sembolik bağış toplayarak, gelir dağılımı adaletsizliğine dikkat çekmişti. Demirel, 2008’deki küresel finans krizi sırasında, hükümetin bankalara 600 milyar euro yardım ettiğini, öte yandan eğitim, sağlık gibi alanlarda kısıtlamaya gittiğini dile getirmişti. Demirel pazar yerinde, milyoner kılığına girmiş iki partili arkadaşıyla kampanya yürütmüştü. Özlem Alev Demirel, artık “sürgündeki bir babanın kızı” kızı sıfatıyla, insan hakları savunucusu kimliğini Avrupa Parlamentosu’na taşımak, bütün göçmenler ve ötekiler için, sesini daha da yükseltmeye hazırlanıyor. (HABER MERKEZİ)

  • Aleviler Brüksel’den seslendi: Tunçdemir, Yıldırım ve Demir’i serbest bırakın-VİDEO

    Aleviler Brüksel’den seslendi: Tunçdemir, Yıldırım ve Demir’i serbest bırakın-VİDEO

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu temsilcileri ve üyeleri, Türkiye’de Alevilere, akademisyenlere, aydınlara, sivil toplum, kurum, parti, sendika temsilcilerine yönelik baskı ve sindirme politikalarına hayır demek için, bugün Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’nda yetkili parlamenterlerle görüştüler. Aleviler parlamenterler tarafından somut adımların atılmasını istediler.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Türkiye’de yaşanan hak ihlallerini ve Alevi kurum temsilcilerinin tutuklanmasını protesto etmek amacıyla Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu önünde bir açıklama yaptı.

    İstanbul’da Pir sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, PSAKD eski yöneticisi Songül Tunçdemir ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in fotoğraflarının yer aldığı dövizler taşıyan  Aleviler adına açıklamayı Britanya Alevi Federasyonu İsrafil Erbil okudu.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “KURUM TEMSİLCİLERİMİZ TEKER TEKER GÖZALTINA ALINIYOR”

    “Tek adam ile yönetilen Türkiye’de, her geçen gün hak ihlalleri ve baskılar biraz daha artıyor. Kurum temsilcilerimiz teker teker gözaltına alınıyorlar.

    PSAKD Sarıyer Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım 26 Temmuz tarihinden beri tutuklu. Malatya-Kartal önceki dönem Şube Başkanı ve GYK üyesi Songül Tuncdemir 16 Şubat tarihinden beri tutuklu. Erzincan PSAKD Genel Başkan Yardımcımız Erol Yeter 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Erzincan Şube yöneticimiz Akın Demir 3 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırıldı.

    “LEYLA GÜVEN’İN SAĞLIK DURUMU KRİTİK AŞAMAYI GEÇTİ”

    Seçilmiş belediye başkanları, milletvekilleri, parti genel başkanları, gazeteciler, akademisyenler, aydınlar hapse atıldı. İnsan haklarının askıya alındığı ve özgürlüklerin baskılandığı bir ortamda, mağdurların en insani talepleri için bedenlerini açlık grevine yatırmak zorunda kaldığı bir dönemde, açlık grevini sürdüren Leyla Güven ve arkadaşlarının sağlık durumları kritik aşamayı geçti.

    AKP-MHP hükümeti, halka ve demokratik siyasete karşı Güneydoğu’da büyük bir saldırı ve şiddet sürecine başladı. Cizre, Şırnak, Nusaybin başta olmak üzere pek çok Kürt kenti ağır silahlarla yıkıldı adeta harabeye çevrildi, onlarca sivil ödürüldü, bodrumlarda yakıldı.

    AKP-MHP hükümeti, baskıları sadece Türkiye ile sınırlı tutmayarak, Avrupa’da yaşayan Alevi, Kürt, devrimci, aydın, demokratlara da Türkiye’ye giriş ve çıkışlarda gözaltına alarak sindirmeye başladı.

    Tecritin, işkencenin, yargısız infazın, adaletsizliğin, eşitsizliğin sıradanlaştığı Türkiye’de bu gidişe dur demek için mücadele eden, bedel ödeyenlerin adalet çığlığı yalnız bırakılmak istendi.

    “SOMUT ADIMLAR ATILMASINI TALEP ETTİK”

    Bu anlamda, Alevilere, akademisyenlere, aydınlara, sivil toplum kurum, parti, sendika temsilcilerine yönelik baskı ve sindirme politikalarına HAYIR demek için, bugün, (6 Mart 2019), Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’nda yetkili parlamenterlerle görüştük ve Türkiye’deki gelişmeler
    hakkında kendilerinin de sorumlulukları olduğunu, gereğini yapmalarını hatırlatarak ve artık konuya dair somut adımların atılmasını talep ettik.

    Ve buradan, Brüksel Avrupa Parlamentosu önünden bir kez daha seslenerek; sıradan demokratik taleplere duyarsız kalan yetki sahiplerini göreve çağırıyoruz.

    – Songül Tunçdemir, Zeynep Yıldırım, Erol Yeter ve Akın Demir’i derhal serbest bırakın,
    – Leyla Güven ve arkadaşlarının yaşaması için gerekli adımları atın,
    – Tecrite, işkenceyi, yargısız infazı, adaletsizliği durdurun,
    – Alevilere, akademisyenlere, aydınlara, sivil toplum kurum, parti, sendika temsilcilerine yönelik baskı ve sindirme politikalarından vazgeçin,
    – Tutuklu kızı Zeynep Yıldırım için aylardır oturma eylemi yapan Kezban Bektaş Ana’ya ve Armutlu Cemevi’ne uygulanan baskılara son verin,
    – Tutuklu olan seçilmiş belediye başkanları, milletvekilleri, parti genel başkanlarını, gazetecileri, akademisyenleri, aydınları derhal serbest bırakın.

    Huzurun, mutluluğun, barışın, refahın, adaletin, eşitliğin, özgürlüğün coğrafyamızda hayat bulması için, bu adımların acilen atılmasını istiyoruz.

    Sorunların çözülebilmesi için, sorunların muhatabı olan her kesimi ve de yetkili olan kurumları, ivedilikle gereken tüm adımları acilen atmasını bekliyor ve talep ediyoruz.
    Ve bilinsin ki: Hiç bir güç, Alevi toplumunu sindiremez ve düzene yedekleyemez.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • AABK, yaşanan hak gasplarını 6 Mart’ta protesto edecek

    AABK, yaşanan hak gasplarını 6 Mart’ta protesto edecek

    PİRHA- “Seçilmiş belediye başkanları, milletvekilleri, parti genel başkanlarının, gazetecilerin, akademisyenlerin, aydınların hapse atılmasına HAYIR demek için, Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’nda olacağız.”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu AABK yaptığı yazılı açıklamada son dönemde artarak süren hak gasplarını, Alevi kurum ve çalışanlarına yönelik baskıları, 6 Mart günü Brüksel Avrupa Parlamentosu’nda protesto edecek.

    AABK yaptığı açıklamada, baskınla gözaltına alınıp tutuklanan İstanbul Sarıyer Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Şube Başkanı Zeynep Yıldırım ve eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in ile İmralı’daki tecridin kaldırılması için açlık grevi yapan HDP Hakkarı Milletvekili Leyla Güven’in eylemine dikkat çekti.

    “HİÇBİR GÜÇ; ALEVİ TOPLUMUNU SİNDİREMEZ”

    6 Mart’ta Avrupa Parlamentosu önünde olacaklarını duyuran AABK açıklamasında ile şu ifadelere yer verdi:

    “Hiçbir güç; Alevi toplumunu sindiremez ve düzene yedekleyemez. Songül Tunçdemir ve Zeynep Yıldırım’ın tutukluluğuna HAYIR demek için, Leyla Güven ve arkadaşlarının yaşaması için,

    Tecride, işkenceye, yargısız infaza, adaletsizliğe HAYIR demek için, Alevilere, akademisyenlere, aydınlara, sivil toplum kurum, parti, sendika temsilcilerine yönelik baskı ve sindirme politikalarına HAYIR demek için,

    Tutuklu kızı Zeynep Yıldırım için aylardır oturma eylemi yapan Kezban Bektaş Ana’ya ve Armutlu Cemevi’ne uygulanan baskılara HAYIR demek için,

    Seçilmiş belediye başkanları, milletvekilleri, parti genel başkanlarının, gazetecilerin, akademisyenlerin, aydınların hapse atılmasına HAYIR demek için, Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’nda olacağız.”

    PİRHA – İSTANBUL

  • Avrupa Parlamentosu’nda Alevi Tanıtım Sergisi açıldı

    Avrupa Parlamentosu’nda Alevi Tanıtım Sergisi açıldı

    PİRHA-Belçika’nın Brüksel kentindeki Avrupa Parlamentosu (AP) binasında 3 gün boyunca devam edecek Alevi Tanıtım sergisi açıldı.

    Avrupa Parlamentosu (AP) binasında 3 gün boyunca devam edecek Alevi Tanıtım sergisi açıldı.

    Aynı zamanda AP Milletvekilleri ve Alevi dostlarının da katılacağı bir resepsiyonla Avrupa Parlamentosu (AP) Alevi Dostluk Grubu’nun kuruluşu ilan edilecek.

    AABK’den yapılan açıklamada, ” Herşeye rağmen var olmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Aleviler Vardır Alevilik Hakktır” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye’ye ‘Afrin’den çekil’ çağrısı için oylama

    Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye’ye ‘Afrin’den çekil’ çağrısı için oylama

    Avrupa Parlamentosu’nda bugün oylanacak karar tasarısında Türkiye’ye Afrin’deki askerlerini çekmesi çağrısı yapılıyor.

    Avrupa Parlamentosu’nda bugün oylanacak karar tasarısında Türkiye’ye Afrin’deki askerlerini çekmesi çağrısı yapılıyor.

    Suriye’deki durum hakkında AP’deki siyasi gruplar tarafından hazırlanan ortak karar tasarısında, Türkiye’nin Afrin bölgesinde yürüttüğü Zeytin Dalı operasyonunun “Suriye’de çatışmaya yeni bir boyut eklediği”, bu ülkedeki “hassas iç dengeler ve çözüm çabaları üzerinde olumsuz etki yarattığı” ve “ek insani kaygılar” gündeme getirdiği dile getiriliyor.

    Afrin operasyonunda “sivil kayıplar olduğu” yönünde haberler geldiği kaydedilen taslak metinde, Ankara’dan Afrin operasyonunu durdurması ve “Birleşmiş Milletler tarafından terör örgütü olarak tanımlanmış grupların yenilmesine yoğunlaşması” isteniyor.

    Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’deki insan hakları durumuna yönelik eleştirileri yönelttiği ve Afrin harekâtıyla ilgili uyarıda bulunduğu kararına tepki gösterdi.

    Afrin’deki “tırmanışın” endişe verici olarak tanımlandığı karar tasarısında, Türk güçleri ile Esad veya Rus güçleri arasında olası çarpışma ve ABD ile artan gerilim “kaygı verici” olarak tanımlanıyor. Türkiye’ye Afrin’deki “askerlerini çekmesi” ve “Suriye sorununda yapıcı rol oynaması” çağrısında bulunuluyor, bunun “Türkiye’nin ulusal çıkarına olduğu” savunuluyor. Suriye’de “yeni cepheler açmanın Türkiye’nin güvenlik çıkarlarıyla bağdaşmadığı” not ediliyor. Suriye genelinde, Afrin de dahil olmak üzere ateşkes ilan edilmesi çağrısı yapılıyor.
    Rusya ve İran’ın Esad rejimine verdiği destek nedeniyle eleştirildiği taslak kararda, Suriye’de işlenen savaş ve insanlığa karşı suçların sorumlularının yargılanması için AB’nin bu yönde bir “hesap verme stratejisi” oluşturması isteniyor.

    Karar taslağı AP’nin bugün Strasbourg’da düzenlenecek genel kurul oturumları sırasında oylamaya sunulacak.

    “BM SÜRECİNE YOĞUNLAŞILSIN”

    Oylama öncesi genel kurulda yapılan oturumda söz alan AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Afrin ve Doğu Guta’da “askeri faaliyetlerin dramatik biçimde yeniden tırmanışa geçtiğini, her tırmanışla yeni bir dehşet düzeyine geçildiğini” söyledi. Suriye’de ateşkes için Rusya, İran ve Türkiye dışişleri bakanlarına mektup gönderdiğini belirten Mogherini, Birleşmiş Milletler (BM) bünyesindeki Cenevre sürecine yoğunlaşılması ve bu sürecin desteklenmesi çağrısında bulundu. Mogherini AB’nin Suriye krizinde “aklın sesi” tek taraf olduğunu savundu.

    Oturumda siyasi gruplar adına yapılan konuşmalarda da Türkiye’nin Afrin operasyonu eleştirildi. Siyasi gruplar, Afrin de dahil olmak üzere tüm Suriye’de ateşkes çağrısında bulundu.

    AB’nin BM ile birlikte Suriye’nin geleceği konusunda 24-25 Nisan’da Brüksel’de uluslararası bir konferans düzenlemesi öngörülüyor. Konferansın Suriye’ye komşu ülkelerdeki Suriyeli sığınmacılar ve BM çatısı altında yürütülen Cenevre süreci üzerinde yoğunlaşması bekleniyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • AABK’den ‘Aleviler barış istiyor!’ mitingine çağrı

    AABK’den ‘Aleviler barış istiyor!’ mitingine çağrı

    PİRHA- TSK’nin Afrin’e yönelik başlattığı harekatın durdurulması için Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ‘Aleviler Barış İstiyor!’ şiarıyla miting düzenleyecek.

    TSK’nin Afrin’e dönük “Zeytin Dalı” adını verdiği operasyon 10. gününde devam ederken, şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Yaşanan çatışmaların durdurulması için Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu AABK ‘Aleviler Barış İstiyor!’ şiarıyla Fransa – Stranburg’da Avrupa Parlamentosu önünde 3 Şubat Cumartesi saat 12:00’de miting yapacak.

    TSK’nın Afrin’e yönelik başlattığı harekata ilişkin daha öncede bir çağrı yapan AABK, AB’nin savaşı durdurması için harekete geçme çağrısında bulunmuştu. Ayrıca birçok Alevi kurumu Afrin’de yaşanan savaşın durdurulmasına ilişkin geçtiğimiz günlerde Avrupa’nın birçok kentinde eylem ve basın açıklaması yaptı. (HABER MERKEZİ)

     

  • Adalet Yürüyüşü’ndeki Kılıçdaroğlu’ndan AP’ye çağrı: Türkiye  AKP’den ibaret değil-VİDEO

    Adalet Yürüyüşü’ndeki Kılıçdaroğlu’ndan AP’ye çağrı: Türkiye AKP’den ibaret değil-VİDEO

    PİRHA – Kocaeli Gebze Topçu Kışlasında konaklayan adalet yürüyüşçüleri 23. güne başladı. Kısa bir açıklama yapan CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Türkiye  AKP’den ibaret değil. Bizim adalet arayışımıza destek vererek, umarım Türkiye ile ilişkilerin devam niteliğinde karar alırlar” dedi. 

    Haberin Videosu

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlatmış olduğu Adalet Yürüyüşü 23.gününe Gebze Topçular Kışlası Mevkii’nden başladı.
    Sabah 09.00’da açıklama yapan CHP lideri Avrupa Parlamentosu’nun kararı hakkında konuştu.
    Kılıçdaroğlu, “Buradan AP’ye seslenmek istiyorum. Biz herkes için adalet istiyoruz. Türkiye AKP’den ibaret değil ki. Bizim adalet arayışımıza destek vererek, umarım Türkiye ile ilişkilerin devam niteliğinde karar alırlar.”

    Adalet Yürüyüşü’ne toplumun tüm kesiminden destek gelmeye devam ediyor. Bugünkü yürüyüşe Metin Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe de katıldı.