Etiket: avukat barış yıldırım

  • Aliboğazı’nda yapılmak istenen baraj projesine tepki: Dersim’in tarihsel hafızasını silmek istiyorlar-VİDEO

    Aliboğazı’nda yapılmak istenen baraj projesine tepki: Dersim’in tarihsel hafızasını silmek istiyorlar-VİDEO

    PİRHA-Dersim Dernekleri Federasyonu ve Munzur Çevre Derneği’nin öncülüğünde Aliboğazı’nda yapılmak istenen baraj projesine tepki gösterilerek Devlet Su İşleri önünde basın açıklaması yapıldı. Dersim’de talan ve yok etme politikalarıyla karşı karşıya olduklarını belirten Munzur Çevre Derneği Dersim İl Temsilcisi Yusuf Topçu, “Aliboğazı’na baraj yaparak Dersim’in belleğini, tarihsel hafızasını silmek istiyorlar” dedi.

    Dersim’in doğasına, kültürüne, diline, inancına yönelik saldırılar hız kesmeden devam ediyor. Dersim’in doğası yıllardır baraj, HES ve maden projeleriyle yok edilmek isteniyor. Dersim’in Çemişgezek ilçesinin Hazari (Anıl) köyü Gözeler Mevkiinde yapılmak istenen Tağar Barajı için Devlet Su İşleri tarafından, sondaj çalışması başlatıldı.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ve Munzur Çevre Derneği’nin öncülüğünde Aliboğazı’nda yapılmak istenen baraj projesine tepki gösterilerek Devlet Su İşleri önünde basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri, Dersim Barosu, Hozat Pertek Sekasur Doğa ve Çevre Koruma Platformu, Geyiksuyu ve Çevre Köyleri Doğayı Koruma Platformu, Çemişgezek Çevre Köyleri Kültür ve Dayanışma Derneği temsilcileri katıldı.

    Basın açıklamasını Munzur Çevre Derneği Dersim İl Temsilcisi Yusuf Topçu okudu. Açıklamada, ‘Aliboğazı’nda baraja; Sekasur’da, Geyiksuyu’nda, Cevizlidere’de madene geçit vermeyelim’ pankartı açıldı.

    “ALİBOĞAZI BARAJININ YAPIMINDAN VAZGEÇİN”

    Dersim’de talan ve yok etme politikalarıyla karşı karşıya olduklarını belirten Yusuf Topçu, “Tamamen Dersim’in temeline dinamit koymaya çalışıyorlar. Barajlarla, maden faaliyetleriyle toplumsal belleğimizi ve kutsal mekanlarımızı yok sayarak sulara boğmak istiyorlar. Maden şirketlerine doğamızı, yaşam alanlarımızı talan etmek için her türlü desteği veriyorlar. Aliboğazı’na baraj yaparak Dersim’in belleğini, tarihsel hafızasını silmek istiyorlar. Aliboğazı bir tarih, bir kültür ve bir yaşanmışlık. Tarihsel boyutuyla ele aldığımızda direnenlerin, inancından vazgeçmeyenlerin sevdasının olduğu bir yer. Dersim’in kapısıdır, flora ve faunasıyla oldukça zengin bir vadi hemen tam tepesinde bölge halkının kutsal saydığı üzerine yeminler edip adak adadıkları Kırklar ziyareti bulunur. Onlarca mağaraların bulunduğu, kilisenin olduğu çok ünlü bir vadi.

    Bu vadi barajın yapılmasıyla birlikte yok olmakla yüz yüze kalacaktır. Burada egemenlerin temel amacı bir hafızayı belleği tarihsel olarak en belirgin bir biçimde kendisini direngen hatlarıyla ispatlamış olan maddi gerçekliği yok etmektir. 90’lı yıllarda yakıp yıkıp zorla sürgün ettikleri bu halkın köylerini yeniden imar etmeleri gerekirken buralara bir daha yerleşim olmasın diye baraj yapmak istiyorlar. Aliboğazı barajının yapımından vazgeçin, bu halkın kültürünü, inancını, tarihsel geçmişini sular altında bırakmayın” dedi.

    “BARAJ PROJESİNİN DERHAL İPTAL EDİLMESİ LAZIM”

    Munzur havzasının böyle bir baraj projesini taşıyamayacağını ifade eden Avukat Barış Yıldırım, “Kesin korunması gereken bu havzanın korunması yerine bu havzanın tahrip edilmesi hukuka aykırıdır. Baraj projesinin derhal iptal edilmesi lazım, eğer bu proje hayat geçirilirse Munzur, Aliboğazı ve Tağar ekosistemi yok olur” diye belirtti.

    “DEMOKRATİK HAKLARIMIZI SONUNA KADAR KULLANACAĞIZ”

    DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir ise, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Aliboğazı’ndaki baraj projesi Dersim’i tahrip etme adına bir projedir. Dersim halkının yeniden sürgün edilmesine yol açacak bu tür projelerin halkın yararına olmadığını ifade ediyoruz. Biz Dersim halkı olarak bu tür projelere karşı demokratik haklarımızı sonuna kadar kullanacağız.”

    Açıklama ‘Dersim’de baraj istemiyoruz’ sloganlarıyla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim’de baraj projesi için sondaj çalışması başlatıldı: Herkesi mücadeleye çağırıyoruz!

  • Protesto edilen Pülümür RES bilgilendirme toplantısına kimse katılmadı -VİDEO

    Protesto edilen Pülümür RES bilgilendirme toplantısına kimse katılmadı -VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı 6 köyün sınırları içerisinde yapılması planlanan ve 10 adet tribünden oluşan Rüzgar Enerji Santrali için bilgilendirme toplantısı yaptı. Salon önünde bir basın açıklamasıyla protesto edilen toplantıya hiç kimse katılmadı. Vatandaşlar ve kurum temsilcileri, santral projesinin iptalini istedi.

    Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Seteriye (Dağyolu), Mezra Sılêmanu (Süleymanuşağı), Hacılı, Gocanage (Göcenek) Zımag (Közlüce) köyleri sınırları içerisinde 10 adet tribün 40 MWm/ 40 MWe kurulu güçte Mina Marble Mermer Maden Ticaret A.Ş. tarafından ‘Paşa Depolamalı Rüzgar Enerji Santrali’ yapılması planlanmaktadır.

    Dün Pülümür’de, Dersim Kent Koruma Kurulu’nun çağrısıyla, yapılması planlanan Rüzgar Enerjisi Santrali ((RES) projesiyle ilgili düzenlenen toplantıda, olası projenin uzun vadede doğaya, canlılara zarar vereceği ve Dersim halkına hiçbir yararının olmayacağı gerekçesiyle, kesinlikle yapılmaması kararı çıkmıştı.

    RES projesini yapacak olan firmanın bugün Pülümür Belediyesi Cemal Süreya Kültür ve Bellek Evi salonunda yaptığı resmi bilgilendirme toplantısı öncesi, bu toplantıya karşı Kent Koruma Kurulu, bölge halkı ve köy muhtarları salon önünde bir basın açıklaması yapıp toplantıyı protesto ettiler. Bunun sonucunda, resmi toplantıya hiç kimse katılmazken, dışarıda açıklama yapan heyetin temsilcileri toplantı salonuna girdiler ve burada firma ve bakanlık yetkililerine Dersim halkının kararını ilettiler.

    “BU TARZ PROJELER TERSİNE GÖÇÜN ÖNÜNÜ AÇABİLİR”

    Bölge halkı ve kurumlar adına, salon önünde yapılan protestoda basın metnini okuyan Gocanage (Göcenek) köyü muhtarı İsmail Tutan, adı geçen köylerin geçim kaynağının arıcılık ve hayvancılık olduğunu belirterek, RES projesinin yapılacağı alanların mera alanı olduğunu, Pertek ve Çemişkezek’te hayvancılık yapan üreticilerin de buraları kullandığını ve bu santralin hayvancılığı durdurma noktasına getireceğini ifade etti.

    Pülümür’de yaşayan hiç kimsenin bu projeyle ilgili olumlu bir görüşü bulunmadığının altını çizen Tutan, “İlçemize son zamanlarda geri dönüşler başlamış, metropollerde yaşayan hemşerilerimiz köylerine geri gelme planları yaparken, tarım, hayvancılık ve arıcılık faaliyetlerinin her geçen gün arttığı bariz olarak görülmekteyken, bu ve benzeri projelerin yaratacağı olumsuz etkilerden kaynaklı, bölgeden yeniden tersine göçün önü açılacaktır” dedi.

    “PROJE BÖLGE HALKINA BİRŞEY SAĞLAMIYOR”

    Yapılması planlanan RES’le ilgili PİRHA’ya konuşan Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun, Pülümür’ün arıyla, balla öne çıktığını ve bunun temel geçim kaynağı olduğunu vurgulayarak, “Yarın bu santrallerin kurulması durumunda hem hayvancılığı hem de arıcılığı ciddi şekilde sekteye uğratacaktır. 29 hanenin, 14 bin hayvanın barındığı bir alandan bahsediyoruz. Peki ne sağlıyor bize? Sadece ilgili firmanın yapacağı karın dışında bölge insanına bir katkısı yok, istihdam da yaratmıyor” dedi.

    PİRHA’ya konuşan ve rüzgar tribünlerinin arıcılık faaliyetini ortadan kaldırdığının, akademik çevrelerin bilimsel verilerle ortaya koyduğunun altını çizen Avukat Barış Yıldırım ise, “Sansa Vadisi, bu bölge önemli kuş türlerinin geçiş noktası. Proje, bu türlerin de yoğun şekilde tahribine sebebiyet verecek” diyerek, projenin bir an önce iptal edilmesini talep etti.

    “ANAYASA VE HUKUKA AYKIRI BİR PROJE”

    Salonun önünde basın açıklaması öncesi bir açıklama yapan Peri (Akpazar) eski belediye başkanı Orhan Çelebi, içeride şirket yetkililerin projeye meşruluk kazandırmak için buraya geldiğini ama halkın toplantıya katılmadığını belirterek, “Bizler Dersim ve Pülümür halkı olarak bu projenin yapılmaması gerektiğini düşünüyoruz ve derhal iptal edilmesini istiyoruz” dedi.

    Toplantı salonu ziyareti ve iptal talebinin burada firma ve devlet yetkililerine iletilmesi sonrası dışarıda açıklamalarda bulunan Dersim Barosu Başkanı Fatma Kalsen ise, “Bundan sonraki süreçte Bakanlığın ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün inisiyatifi ile bir sürecin yürütülmesi söz konusu. Bizim amacımız anayasaya ve hukuka aykırı olan bu projenin bir an önce sonlandırılmasıdır” dedi.

    Eyüp HANOĞLU/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    Pülümür’de yapılan toplantıda RES projesinin kesinlikle yapılmaması kararı çıktı -VİDEO

  • Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği’nin açılışı yapıldı-VİDEO

    Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği’nin açılışı yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği’nin açılışı yapıldı. Açılışta konuşan Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Hatun Esen, “Coğrafyamız geçmişten bu yana zulüm altında, doğamız yok edilirse bizim burada yaşama şansımız olmaz. Geçmişte barajlar, köy boşaltmaları ve yayla yasaklarıyla mücadele eden ilimiz şimdi de maden projeleriyle tehdit altında. Mücadelemizi ortaklaştırarak büyütmemiz lazım” dedi.

    Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği’nin açılışı yapıldı. Açılışa Dersim’deki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    “MÜCADELEMİZİ ORTAKLAŞTIRARAK BÜYÜTMEMİZ LAZIM”

    Munzur Çevre Derneği’nin kurulduğu günden itibaren baskılarla karşı karşıya olduğunu belirten Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Hatun Esen, “Bu sistemde doğasını koruyan, mücadele eden, haksızlığa karşı çıkanlar gözaltına alınıp tutuklanıyor. Hep birlikte bu zulme karşı ses çıkarırsak, bu sessizliği yırtabiliriz. Haksızlığa karşı sesimizi yükseltmemiz gerekiyor. Coğrafyamız geçmişten bu yana zulüm altında, doğamız yok edilirse bizim burada yaşama şansımız olmaz. Geçmişte barajlar, köy boşaltmaları ve yayla yasaklarıyla mücadele eden ilimiz şimdi de maden projeleriyle tehdit altında. Mücadelemizi ortaklaştırarak büyütmemiz lazım. Bizim başka Munzur’umuz, Düzgün Baba’mız yok hep birlikte kutsallarımıza sahip çıkmamız gerekiyor. Nerede mücadele varsa orada olma zorundayız” dedi.

    “DERSİM HALKI BİRLİKTE MÜCADELE ETMELİ”

    Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Özkan Arslan ise, “Dersim halkı birlikte mücadele etmeli, birlikte direnmeli ve coğrafyasına da birlikte sahip çıkmalı” diye konuştu.

    “DÜNYA DÖNDÜKÇE DERSİM’İ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği’nin önemli çalışmalara imza atacağını ifade eden Avukat Barış Yıldırım, “Munzur Çevre Derneği; Munzur’da, Mercan’da, Pülümür’de, Peri’de yürüttüğümüz çevre mücadelesinde her zaman yanımızda oldu, birlikte mücadele ettik. Dersim’i savunma mücadelesi dünya döndükçe devam edecek” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Hüsnü Güngör türküler seslendirirken, Mehmet Tüzün de şiir okudu.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Coğrafyamız için son derece tarihi öneme sahip olumlu bir karardır’-VİDEO

    ‘Coğrafyamız için son derece tarihi öneme sahip olumlu bir karardır’-VİDEO

    PİRHA- Munzur ve Pülümür Vadileri ile ilgili Cumhurbaşkanlığı Kararının detaylarıyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Avukat Barış Yıldırım, alınan her iki kararı da net olarak olumlu buluyor.

    Cumhurbaşkanlığı Kararıyla Munzur ve Pülümür Vadilerinin ‘kesin korunacak hassas alan’ ilan edilmesinin ne anlama geldiğini ve olası sonuçlarının neler olabileceğini Avukat Barış Yıldırım’a sorduk.

    Türkiye Barolar Birliği Çevre ve Kent Hukuk Komisyonu ile Çevre ve Ekoloji Hareketi Avukatları (ÇEHAV) üyesi olan Yıldırım, geçmiş dönemde Dersim Baro Başkanlığı da yapmış bir hukukçu ve halihazırda bu alanda çalışma yürüten biri. Yanısıra Dersim ve çevre illerde baraj ve HES’lerle madencilik projelerine karşı yürütülen davaların avukatlığını da yapıyor.

    Munzur ve Pülümür Vadileri ile ilgili Cumhurbaşkanlığı Kararının detaylarıyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Avukat Barış Yıldırım, alınan her iki kararı da net olarak olumlu buluyor.

    “TARİHİ ÖNEME SAHİP OLUMLU BİR KARAR”

    Yıldırım, “Coğrafyamız için son derece tarihi öneme sahip, olumlu iki karar var. Tunceli ili merkez ilçesi, Ovacık ve Pülümür ilçesi sınırları dahilinde bulunan Munzur ve Pülümür vadileri, 25 Temmuz 2023 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile nitelikli doğal koruma alanı olarak ilan edildi. İlan edilen saha Munzur Vadisi Milli Parkı’nın temel kaynak değeri Munzur nehrinin tabanı, suyun toprağa temas ettiği kısmı ile Pülümür Vadisi’nin temel kaynak değeri olan Pülümür çayının taban bölümüdür. Ayrıca 29 Ağustos 2023 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla da Munzur havzasının bir bölümü kesin korunacak hassas alan ilan edildi” dedi.

    Bunların mevzuattaki en önemli doğal koruma statüleri olduğunu, en üstün doğal koruma statüsünün kesin korunacak hassas alan, ikincisinin nitelikli doğal koruma alanı olduğunu ifade eden Yıldırım, bunun, belli ekolojik alanların özel mevzuat hükümleriyle korunması hususunda düzenlemeler içerdiğini söylüyor.

    “MUNZUR, DÜNYA KÜLTÜREL MİRAS LİSTESİNE ÖNERİLMELİDİR”

    Ovacık ve Pülümür vadilerinin, ekolojik öneme sahip, doğal karakteri korunacak alanlar pozisyonunda olduğunu belirten Yıldırım, “Bölge flora olarak çok zengin. Geçmişte Orman ve Su işleri Bakanlığı’nın UBENİS, Ulusal Biyolojik Çeşitlilik, Envanter ve İzleme Projesi kapsamında yaptığı çalışmalarda 2000’in üzerinde bitki saptandı. Bu bitkilerin yüzde yirmisi endemik. Bu bitki sayısı Hollanda’dan, İngiltere’den fazla. Avrupa’nın herhangi bir ülkesinden çok daha fazla tür var. Bu bile buradaki biyolojik zenginliğe delalet etmesi bakımından çarpıcı bir veri” diyor.

    Munzur havzasının bir bütün olarak, Türkiye’nin taraf olduğu Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına dair sözleşme hükümlerine göre, Dünya Kültür Mirası Listesi’ne önerilmesi gerektiğini söyleyen Yıldırım, “Bir doğal veya kültürel havzanın dünya kültür mirası listesine alınması için 10 kriter var. Munzur, tek başına 6’sını karşılayan ender milli parklardan biri. Bu bakımdan sadece doğal koruma statüleri ile teçhiz edilmesi değil aynı zamanda dünya kültür mirası listesine de önerilmesi için görevli bakanlıklarımız vasıtasıyla bir çalışma yürütülmesini de bekliyoruz” şeklinde konuştu.

    “KAMUOYUNUN HİÇBİR KUŞKUSU OLMASIN”

    Doğal koruma statülerinin hepsinin son derece önemli olduğunu, burada bir doğal koruma statüsünün kaldırılmadığını, yeni bir doğal koruma statüsü inşa edildiğini ifade eden Yıldırım, “Kamuoyunda hiçbir kuşku oluşmasın, bunu çok net söylüyorum. Nitelikli doğal koruma alanlarında kesinlikle baraj, HES gibi ekosistemi yıkıcı şekilde etkileyecek projelere izin verilmiyor. Kesin korunacak hassas alanlar ise bilimsel amaçlı çalışmalar dışında insan etkileşimine tamamen kapalı olan alanlardır. Kesin korunacak hassas alan, birinci derece doğal sit alanına, nitelikli doğal koruma alanı ise ikinci derece sit alanına tekabül ediyor. Ama her ikisinde de ortak özellik şudur; ekosistem tahribi, habitat tahribi kesinlikle yasaklanmıştır” değerlendirmesinde bulundu.

    “NİTELİKLİ DOĞAL KORUMA MADEN SAHALARINI KAPSAMIYOR”

    Maden projelerinin gerçekleştirilmek istendiği sahaların, vadi tabanından çok daha yukarıda bulunduğunu, nitelikli doğal koruma alanının sınırının ise akarsu habitatı boyunca uzanan yerler olduğunu ve sadece akarsu yataklarının koruma kapsamda olduğunun altını çizen Yıldırım, “Ancak örneğin 2021’de madenciler Ovacık ilçesi, Reşko Deresi bölgesinde, kaçak şekilde maden sondajı yaptılar. Reşko Deresi Munzur’a akıyor. Dolayısıyla orada yapılacak çalışma aşağıda nitelikli doğal koruma alanının temel kaynaklarını zedeleyici olursa -ki zedeler- bu da madenler için bir engeldir. Orada hiçbir doğal koruma statüsü olmadığını düşünün. Mesela Pülümür Vadisi’nde hiçbir doğal koruma statüsü yoktu, burası bir statüye kavuşturuluyor” dedi.

    Eyüp Hanoğlu-Cihan Berk/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    – Munzur Ve Pülümür Vadileri ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ Ilan Edildi
    ‘Vadilerimiz Sadece Ekolojik Olarak Değil Inanç Merkezi Oldukları Için De Korunmalıdır’
    “Bu Karar Yürürlükte Kalırsa Coğrafyamızı Kaybederiz”

  • Dersim’de Bülent Demirkaya’yı öldüren zanlıların tahliyesi tepki çekti-VİDEO

    Dersim’de Bülent Demirkaya’yı öldüren zanlıların tahliyesi tepki çekti-VİDEO

    PİRHA-18 Ekim 2021 tarihinde Dersim merkezde bulunan Örenönü Tabiat Parkı’nda öldürülen Bülent Demirkaya ile ilgili yürütülen soruşturmada tutuklu yargılanan C.E.A., S.B. isimli şahıslar hakkında 4 Kasım’da görülen duruşmada taliye kararı verildi. Bülent Demirkaya’nın ailesi ve Avukat Barış Yıldırım karara tepki gösterdi. Yıldırım, “Bülent Demirkaya’nın ölümüne sebebiyet veren katillerin en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyoruz” dedi.

    Bülent Demirkaya, 18 Ekim 2021 tarihinde Dersim merkezde bulunan Örenönü Tabiat Parkı’nda öldürülmüştü. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada tutuklu yargılanan C.E.A., S.B. isimli şahısların 4 Kasım’da görülen duruşmada tahliyelerine karar verildi.

    Bülent Demirkaya’nın ailesi ve Avukat Barış Yıldırım düzenledikleri basın toplantısında mahkeme kararına tepki gösterdi.

    “DELİLLERDE BİR DEĞİŞİKLİK YOKKEN NEDEN TAHLİYE KARARI VERİLDİ” 

    18 Ekim 2021 tarihinde Bülent Demirkaya’nın Dersim merkezde bulunan Örenönü Tabiat Parkı’nda katledildiğini söyleyen Avukat Barış Yıldırım, “Bu olayla ilgili Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir soruşturma yürütüldü ve iki kişi hakkında kasten adam öldürme suçundan kamu davası açıldı. Fakat yapılan yargılama neticesinde 4 Kasım 2022 tarihinde iki kişi hakkında beraat ve tahliye kararı verildi” dedi.

    Yıldırım konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Dosyada Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma neticesinde aldığı ölü muayene, otopsi tutanağı, adli tıp raporu, Diyarbakır kriminal polis laboratuvarı raporu, şüphelilerden birinin telefonundan alınan görüntüye rağmen bu kararın verilmesi hukuka aykırıdır. Dosyada delillerde hiçbir değişiklik olmamasına rağmen hem beraat hem de tahliye kararı verilmesi yaşam hakkının ihlal edilmesine yol açmıştır. Yaşam hakkının korunmadığı bir yerde başka hiçbir haktan söz edilemez. Delillerde hiçbir değişiklik yokken neden birden tahliye kararı verildi. Bülent Demirkaya’nın ölümüne sebebiyet veren katillerin en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    >Dersim’de Bülent Demirkaya adlı yurttaşın cansız bedeni bulundu

     

  • ‘Madencilik projeleri yürütülürse İliç’te yaşanan durumla karşı karşıya kalırız’-VİDEO

    ‘Madencilik projeleri yürütülürse İliç’te yaşanan durumla karşı karşıya kalırız’-VİDEO

    PİRHA-2019 yılında Dersim’de 43 bin 500 hektar alanda maden ruhsatı verilmişti. Madencilik projeleri yürütülürse Türkiye’nin en büyük su toplama havzasına sahip Fırat Nehri’nin yok olacağını vurgulayan Avukat Barış Yıldırım, “Fırat Nehri’nin yok olması Türkiye ekosisteminin önemli bir kolunun yok olması anlamına gelir. Bu şekilde madencilik projeleri yürütülürse İliç’te yaşanan durumla karşı karşıya kalırız” dedi.

    Dersim’in doğasına, kültürüne, diline, inancına yönelik saldırılar hız kesmeden devam ediyor. Türkiye’de yer altı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Yukarı Fırat havzasında bulunan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    2019 yılında Dersim’de 43 bin 500 hektar alanda maden ruhsatı verilmişti. Buna göre Cevizlidere Köyü birinci, Karayonca Köyü ikinci, Karaoğlan Köyü üçüncü, Doludibek köyü dördüncü ve merkeze bağlı Geyiksuyu Köyü Sin Mezrası ise beşinci ruhsat sahası olarak belirlenmişti.

    Avukat Barış Yıldırım, maden projelerinin doğaya vereceği zararlara ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “MADENCİLİK PROJELERİNİN HUKUKSAL SÜREÇLERİNİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ”

    Yapılan çalışmalarda Munzur ekosisteminde 2000 bitki türünün tespit edildiğini söyleyen Avukat Barış Yıldırım, “Bölgede yaban hayatı popülasyonu son derece güçlü. Neslinin tükendiği sanılan anadolu parsı, yaban kedisi, çengel boynuzlu dağ keçisi, boz ayı, kurt, kaya kartalı, vaşak, yaban domuzu, su samuru ve sadece Munzur ırmağında bulunan Munzur alabalığı bölgemizde habitat bulmakta. Türkiye’nin taraf olduğu sözleşme hükümlerine göre, Munzur dünya kültür mirası listesinde yer alması gereken bir saha. Bu kadar kıymetli bir ekosistem alanı maalesef maden projelerine ruhsatlandırılmış durumda. Munzur havzasında 43 bin hektarlık bir saha altın, bakır, gümüş ve molibden gibi madenlere projelendirilmiş durumda tabi biz bu projelerin tüm hukuksal süreçlerini yakından takip ediyoruz. Örneğin ilimizin merkez ilçesi Geyiksuyu köyü Sin mezrasında yürütülmek istenilen maden projesine karşı açtığımız davada idare mahkemesi iptal kararı verdi. Bilirkişi raporunun Munzur ekosisteminin önemine dikkat çekmesi iptal kararına gerekçe gösterildi. Yürütülecek madencilik projesinin yeraltı sularına, yüzey sularına ve toprağa ağır zararlar vereceğini ve bölgedeki ekosistemi ciddi bir şekilde olumsuz olarak etkileyeceğini belirtilerek önemli bir tespit yapılmıştı bilirkişi raporunda. Bölgemizde Hollanda’dan daha fazla bitki türü var ve yaptığımız araştırmalara göre İngiltere’de bulunan bitki türüyle de eş sayıda” diye belirtti.

    “ÜLKENİN EN TEMİZ SU KAYNAKLARII YOK EDİLİR”

    145 madencilik projesiyle ilgili hukuksal takibi yaptıklarını ifade eden Yıldırım, “Madencilik projeleri gerçekleştirilirse bu kadar önemli bir ekosistem için tam bir facia olur. Türkiye’nin en büyük su toplama havzasına sahip Fırat Nehri’nin ana kolları ya Dersim’den doğar yada Dersim sınırları içinde birleşir. Yukarı Fırat Havzası bölgesi Malatya, Elâzığ, Bingöl, Dersim, Erzincan maalesef yoğun şekilde maden projelerinin hedefinde. Sadece ilimiz sınırları içerisinde değil aynı zamanda Yukarı Fırat Havzası’ndaki diğer illerde yürütülmek istenen madencilik projelerine karşı da hukuksal süreçler yürütüyoruz. En son Bingöl’ün Adaklı ve Kiğı ilçeleri sınırlarında yürütülmek istenen kurşun, çinko, gümüş madencilik projelerine karşıda hukuksal süreç başlattık. Yukarı Fırat Havzası’nda bu şekilde madencilik projeleri yürütülürse Türkiye’nin en büyük su toplama havzasına sahip Fırat Nehri yok olur. Fırat Nehri’nin yok olması Türkiye ekosisteminin önemli bir kolunun yok olması anlamına gelir. Bu şekilde madencilik projeleri yürütülürse İliç’te yaşanan durumla karşı karşıya kalırız. İliç’te  yürütülen altın madenciliği projesi kapsamında maalesef yakın zamanda kullanılan siyanürün içinde bulunduğu boruların patlaması neticesinde 20 tona yakın siyanür toprağa karıştı. Eğer bu şekilde projeler devam ederse ülkemizin en temiz su kaynakları yok edilir. Su sadece ekosistemin değil aynı zamanda insan yaşamının da temelidir. Bizim ortaya koyduğumuz mücadele sadece bir ekosistem mücadelesi değil aynı zamanda yaşam hakkını savunma mücadelesidir” dedi.

    “TÜRKİYE’DE AKARSULARIN TAMAMI KİRLETİLMİŞ DURUMDA”

    Türkiye’de akarsuların tamamının kirletilmiş durumda olduğunu vurgulayan Yıldırım, şunları söyledi:

    “Temiz su kaynaklarının neredeyse yok olduğu bir süreçte Türkiye’nin su deposu diyebileceğimiz önemli bir havza maden projelerinin hedefi haline getirilmiş durumda. Biz Dersim halkı olarak topraklarımıza, akarsularımıza ve coğrafyamıza dönük bu tür projelere karşı sonuna kadar direneceğiz. Bölgemiz sadece ekolojik açıdan değil Alevi inancı bakımından da son derece önemli bir yer. Bütün Alevi ocaklarının bulunduğu ve Aleviliğin serçeşmesi olan bir bölge dolaysıyla biz bu coğrafyaya yönelik projeleri inançsal bakımdan da reddediyoruz. Biz geçmişte atalarımızdan aldığımız ruhla ve bilinçle topraklarımızı savunacağız, Dersim kadim bir coğrafyadır. Bu coğrafyanın korunup gelecek kuşaklara aktarılması için üzerimize düşen her türlü sorumluluğu sonuna kadar yürüteceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    >Cevizlidere köylüleri: Madencileri istemiyoruz, bıraksınlar köyümüzde yaşayalım
    >Ovacık Belediye Başkanı Sarıgül: Yaşam alanlarımızı korumak zorundayız

     

  • Çevreciler, Geyiksuyu’nda köylülerle bir araya gelerek madencilikle mücadele çağrısı yaptı-VİDEO

    Çevreciler, Geyiksuyu’nda köylülerle bir araya gelerek madencilikle mücadele çağrısı yaptı-VİDEO

    PİRHA-Madenciliğe karşı çevreciler ‘Yaşam alanlarımız için buluşuyoruz’ şiarıyla Dersim’in Geyiksuyu köyünde madencilik projelerine ilişkin köylülerle buluştu.

    Dersim’de çevre örgütleri, maden, baraj, avcılık ve HES’lerle yapılmaya çalışılan çevre talanına karşı Geyiksuyu köyünde halka duyarlılık çağrısında bulundu.

     

    Dersim’de Munzur Çevre Derneği’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda çevre örgütü ile avukat Barış Yıldırım, CHP Dersim Milletvekili Polat Şaroğlu, CHP Dersim İl Başkanı Ali Mustafa Çelik, Hozat Belediye Başkanı Seyfi Geyik ve Sanatçı Metin Kahraman Geyiksuyu köyüne giderek madenciliğe ilişkin köylüleri bilgilendirdi.

    “YAŞAMI YOK EDECEK SALDIRILARLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Egemen sınıfların içine düştüğü krizi atlatabilmek için ülkede ve Dersim coğrafyasında doğayı talan etmeye başladıklarını belirten Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Ali Yıldız, “145 tane maden şirketine Dersim’de ruhsat verilmiş, yaşamı yok edecek bir saldırıyla karşı karşıyayız” dedi.

    Madencilik projesinin yürütülmesi halinde Munzur havzasının yeraltı sularının, yüzey sularının ve toprağın kimyasallarla geri dönüşümü olmayacak şekilde zarara uğrayacağını ifade eden Avukat Barış Yıldırım, “Bu ülkenin en büyük servetlerinden biri durumundaki Munzur havzasının korunup gelecek kuşaklara aktarılmasının kamu yararı açısından daha önemli. Mevzuat hükümlerine göre ekolojik öneme sahip bütün sahalarda maden ruhsatları var” dedi.

    Yıllarca bu toprakların acı çektiğini söyleyen CHP Dersim Milletvekili Polat Şaroğlu, “Yaşama ve doğaya değer vermeyen çıkar grupları gözlerini Dersim’e dikmiş durumda ama Tunceli halkının sonuna kadar direneceğini bilmiyorlar. Kolay kolay gelip bizim topraklarımızı teslim alamayacaklar, maden sahalarının burada açılmaması için gerek hukuki gerekse de siyasi çalışmalarla hep birlikte omuz omuza vereceğiz” dedi.

    “BİRLİKTE MÜCADELEYİ GELİŞTİRMEMİZ LAZIM”

    Geçmişten beri travmalardan geçtiklerini ifade eden Hozat Belediye Başkanı Seyfi Geyik, “Hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmedik, bizler Dersim coğrafyasının hangi noktasında olursa olsun madencilik faaliyetlerine karşı çıkmalıyız” dedi.

    Madenlerin çıkartılmasında çok ağır kimyasallar kullanıldığını belirten CHP Dersim İl Başkanı Ali Mustafa Çelik, “Bu kadar doğamızı tahrip ediyoruz da ülke bundan ne kazanıyor. Bu bir ölüm kalım savaşı suları hayvanlar, insanlar içecek ve yıllar sonra çok büyük hastalıklarla karşılaşarak öleceğiz. AKP hükümeti Türkiye’nin bütün kaynaklarını talan ettiği gibi şimdi de doğamıza göz dikti” diye belirtti.

    Dersim’de madenlere, barajlara karşı en etkili mücadele köye dönüş olduğunu vurgulayan Sanatçı Metin Kahraman, “Köylere geri dönüp tekrar yaşamı canlandırabilirsek o zaman madencilikten kurtulabiliriz. Sorunlarımız çok ama bizde birlikte mücadeleyi geliştirmemiz lazım” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Sanatçı Metin Kahraman’ın müzik dinletisinin ardından Geyiksuyu’nda yapılan program sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Vadisi’nde dere ıslahı projesi canlı yaşamını tehdit ediyor-VİDEO

    Munzur Vadisi’nde dere ıslahı projesi canlı yaşamını tehdit ediyor-VİDEO

    PİRHA-Devlet Su İşleri’nin Munzur Vadisi’nde dere ıslahı projesi devam ederken, yapılan tahribat tehlikeli boyutlara ulaştı. Avukat Barış Yıldırım, “Doğal yapılara hiçbir şekilde suni bir müdahale yapılamaz. Dünyada sadece Munzur ırmağında habitatı bulunan endemik bir balık türü olan Munzur alabalığının yumurtlama alanlarının iş makinaları ile bozulması hukuka aykırıdır” dedi.

    Dersim coğrafyasına yönelik talan politikaları hız kesmeden devam ediyor. DSİ’nin (Devlet Su İşleri) Munzur Vadisi’nde dere ıslahı projesi devam ederken yapılan tahribat tehlikeli boyutlara ulaştı. Avukat Barış Yıldırım konuya ilişkin açıklama yaptı.

    “BU ÇALIŞMALARA SON VERİLMELİ”

    DSİ’nin iş makinaları tarafından dere yatağında yapılan çalışma nedeniyle bölgenin doğal peyzajının değiştirildiğini belirten Yıldırım, şunları kaydetti:

    “2872 sayılı çevre kanunun 9. Maddesine göre akarsu yataklarının doğal yapısının korunması zorunludur, bu doğal yapılara hiçbir şekilde suni bir müdahale yapılamaz. Dünyada sadece Munzur ırmağında habitatı bulunan endemik bir balık türü olan Munzur alabalığının yumurtlama alanlarının iş makinaları ile bozulması hukuka aykırıdır. Yetkililer bu çalışmalara son vermeli ve buradaki akarsu yatağı eski haline getirilmeli” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Avukat Yıldırım’dan Dersim’de ağaç katliamı yapan yol çalışmasına suç duyurusu

    Avukat Yıldırım’dan Dersim’de ağaç katliamı yapan yol çalışmasına suç duyurusu

    PİRHA-Avukat Barış Yıldırım, Dersim-Ovacık Karayolu üzerinde devam eden yol çalışmasına ilişkin suç duyurusunda bulundu. Yıldırım, “Milli Parklar Kanununa Muhalefet, Orman Kanununa Muhalefet, Çevre Kanununa Muhalefet ve Türk Ceza Kanununa Muhalefet suçlarının oluştuğunu ” belirtti. Yıldırım Anafatma Ziyaretgâhının yöre halkının ibadethanelerinden biri olduğunu da hatırlattı. 

    Dersim-Ovacık Karayolu üzerinde başlayan yol genişletme çalışmaları devam ediyor. Miskisağ mevkiinden Anafatma mevkiine kadar uzanan yol çalışmasına tepki gösteren Avukat Barış Yıldırım suç duyurusunda bulundu.

    Yol çalışmasının gelinen aşamada ağaç katliamına dönüştüğü ifade eden Avukat Barış Yıldırım, “Milli Parklar Kanununa Muhalefet, Orman Kanununa Muhalefet, Çevre Kanununa Muhalefet ve Türk Ceza Kanununa Muhalefet suçları oluştu. Munzur Vadisi Milli Parkı sınırlarında bulunan ve yöre halkınca kutsal bilinen Anafatma Ziyaretgâhında da bir kısım ağaç iş makineleri tarafından tahrip edilmiştir. Anafatma Ziyaretgâhı yöre halkının ibadethanelerinden biri durumundadır” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DERSİM