Etiket: Avukat Fatma Kalsen

  • Dersim Barosu Başkanı: Gülistan’ın bulunmasını istiyoruz, talepler yerine getirilmeli -VİDEO

    Dersim Barosu Başkanı: Gülistan’ın bulunmasını istiyoruz, talepler yerine getirilmeli -VİDEO

    PİRHA- 5 Ocak 2020 tarihinde kaybedilen Gülistan Doku’dan hala haber alınamıyor. Başından beri dosyaya müdahil olan ve hem hukuki olarak hem de platform ve etkinliklerde takipçisi olan Dersim Barosu Başkanı Fatma Kalsen, “Gülistan’ın bulunmasını, akıbetinin ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Devletin bunu ortaya çıkarabilecek imkanları var” dedi.

    Munzur Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku’dan, 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. Baş şüpheli Zaynal Abarakov ve ailesine dair etkili bir soruşturma yürütülmedi, Doku’yu arama çalışmaları derinleştirilmedi ve deliller toplanmadı.

    En son üvey babası polis olan Zaynal Abarakov ile bir pastanenin önünde tartıştıktan sonra üniversiteye giden bir minibüse bindiği MOBESE kameralarına yansıyan Doku’nun akıbeti, aradan dört yıl geçmesine rağmen aydınlatılmadı.

    Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, Diyarbakır’dan Dersim’e gelerek vali ve emniyet müdürüyle görüştü. Abla Aygül Doku, “Bir an önce kardeşime ne olduğunun sorusunu istiyorum. Dosyada nerede ne eksiklik varsa, ne yapılmamışsa onun üzerine gidileceğini dile getirdiler. Gülistan’ın karanlıktan çıkmasını istiyoruz” dedi.

    “VERİLEN HUKUK MÜCADELESİ HENÜZ BİR KARŞILIK BULABİLMİŞ DEĞİL”

    Konuyla ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz Dersim Barosu Başkanı Fatma Kalsen, başından beri dosyaya müdahil olan ve hem hukuki olarak hem de platform ve etkinliklerde takipçisi olan isimlerden biri ve dört yıldır yürütülen soruşturma kapsamında hala somut, kayda değer bir gelişme sağlanamadığını belirtti.

    “DEVLET YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ YERİNE GETİRMİYOR”

    Dersim Barosu Başkanı Fatma Kalsen, şöyle devam etti:

    “Devletin kendi vatandaşının can ve mal güvenliğini korumak ve sağlamak birinci dereceden görevidir. Gülistan Doku özelinde baktığımız zaman, devletin bu pozitif yükümlülüğünü yani vatandaşının öncelikli olarak can güvenliğini sağlama noktasındaki yükümlülüğünü bugün itibariyle tam olarak yerine getirebildiğini söyleyemeyiz. Çünkü dört yıldan beri devam eden süreç içerisinde dosya avukatlarının ve ailenin tüm taleplerine rağmen devletin ilgili birimlerinin adli ve idari yönden aileye tatmin edici hiçbir açıklaması maalesef söz konusu değil. Ailenin burada birinci dereceden dile getirdiği talebi son derece haklı.”

    Güpegündüz, gencecik bir kadının kaybolduğunu ya da kaybettirildiğini ve bu kaybedilmenin gerçekleştiği ortam ya da yerin dört bir tarafının kameralarla izlendiği küçük bir şehir olduğunu ifade eden Kalsen, “Böyle bir olayda bir genç insanın, bir genç kadının nereye gittiği, başına neler geldiği, devletin sınırsız imkanlarına rağmen eğer ortaya konulamıyorsa hakikaten burada da ciddi bir sorundan bahsetmek gerekiyor” diye belirtti.

    “TOPLANMASI GEREKEN DELİLLER TOPLANAMADI”

    Olayın meydana geldiği ilk andan itibaren soruşturma dosyasında yapılması gereken işlemlerle ilgili birtakım taleplerde bulunduklarını belirten Kalsen, “Bunlardan en önemlisi dosyada şüpheli olarak soruşturulan kişinin evinde, aracında ve dijital materyalleri üzerinde incelemenin ve araştırmanın yapılması talebiydi. Maalesef bu talebin zamanında gereği yerine getirilmedi. Daha çok kayıp şahıs olarak aranması üzerinde duruldu. Ve altı ay süren bir çalışmayla baraj gölünde arama çalışmaları yürütüldü. Bu arada o süreç içerisinde toplanması gereken delillerin de birçoğu toplanamadı ve aradan geçen bu uzun zaman zarfında soruşturmanın ilk aşamasında kolaylıkla elde edilebilecek delillerin, geldiğimiz aşamada artık temin edilmesi maalesef mümkün değil. Bu da tabii ki soruşturmanın ilerleyen aşamalarında ciddi bir engel teşkil ediyor. Hem adaletin tesis edilmesi hem de maddi gerçeğin ortaya çıkarılması konusunda son derece sıkıntı yaratan bir durum” ifadelerini kullandı.

    “DEVLETİN BUNU ORTAYA ÇIKARABİLECEK İMKANLARI VAR”

    “O aşamada bizim taleplerimiz, ailenin avukatlarının talepleri yerine getirilmiş olsaydı daha sağlıklı bir soruşturma süreci yürütülecekti” diyen Dersim Barosu Başkanı Fatma Kalsen, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ve bu noktada belki de bulunduğumuz an itibariyle Gülistan’ın akıbeti de ortaya çıkmış olabilecekti ama maalesef soruşturma sürecinde bahsettiğimiz bu eksiklikler ve sıkıntılar dolayısıyla halen Gülistan’ın akıbetine ulaşılabilmiş değil. Biz artık gelinen bu aşamada Gülistan’ın halen akıbetinin ortaya konulabilmesi, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması konusundaki taleplerimizi hem hukuk kurumu olarak hem de kurumlar adına tekrar dile getiriyoruz. Dersim halkı olarak da hukukçular olarak da Gülistan’ın bulunmasını, akıbetinin ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Devletin bunu ortaya çıkarabilecek imkanları var. Biz buna inanıyoruz ve bu noktadaki taleplerin bir an önce yerine getirilmesini istiyoruz.”

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • Pülümür’de yapılan toplantıda RES projesinin kesinlikle yapılmaması kararı çıktı -VİDEO

    Pülümür’de yapılan toplantıda RES projesinin kesinlikle yapılmaması kararı çıktı -VİDEO

    PİRHA- Dersim Kent Koruma Kurulu’nun çağrısıyla, Pülümür’de yapılması planlanan RES (Rüzgar Enerjisi Santrali) projesinin iptal edilmesi için düzenlenen toplantıda, RES projesinin kesinlikle yapılmaması kararı çıktı. Olası projenin uzun vadede doğaya, canlılara zarar vereceği ve hem Dersim halkına hiçbir yararının olmayacağı hem de bir ihtiyaç olmadığı vurgulandı.

    Melborn Firması tarafından Dersim’in Pülümür ilçesinde yapılması planlanan RES (Rüzgar Enerjisi Santrali) projesinin iptal edilmesi için Dersim Kent Koruma Kurulu’nun çağrısıyla Pülümür’de bölge halkı, köy muhtarları, kurum temsilcileri, Pülümür ve Akpazar Belediye başkanlarının katılımıyla bir toplantı yapıldı. Toplantıda RES projesinin kesinlikle yapılmaması kararı çıktı. 21 Aralık’ta projeye dair ilgili firma tarafından yapılması planlanan bilgilendirme toplantısının engellenmesi için bölge halkına çağrı yapıldı.

    RES, DOĞAYA VE CANLILARA ZARAR VERECEK

    Olası projenin yapılması durumunda büyük bir doğa katliamı yaşanacak, bölgede yapılan küçükbaş hayvancılık ve arıcılık tamamen yok olacak, göçmen kuşlar katledilecek, bölgede bulunan insanlar ve canlılar uzun vadeli etkilenecek, davranış bozuklukları yaşanacak, su yatakları zarar görecek. RES’in Dersim halkına hiçbir yararı yok ve ihtiyaç değil. Yapılacak RES’in, başlatılmak istenen maden projelerine de vesile olacağı kaygısı duyuluyor.

    “BİR ARADA OLMAK VE ORTAK GÖRÜŞ OLUŞTURMAK İÇİN TOPLANTI YAPTIK”

    Toplantı da konuşan Dersim Barosu Başkanı Fatma Kalsen, bu konuda daha önce bir toplantı yaptıklarını ancak projenin yapılacağı Dağyolu köylüleri ile Pülümür’deki yerel irade ve dinamiklerin bu sürece dahil edilmesi için ikinci bir toplantı yapmayı uygun gördüklerini belirterek şunları ifade etti:

    “Bir arada olmak, bu projeye dair ortak bir görüş oluşturmak, çevreye, insan sağlığına, doğal yaşama olası etkilerini kendi içimizde tartışıp şirket yetkililerine ve bakanlık yetkililerine bu noktadaki ortak görüşümüzü sunmak amacıyla biz bugün buraya gelmeyi uygun gördük.

    Belediye meclis üyeleri, yöre halkı ve belediye başkanımız ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin bu meseleye dair ortaya koydukları duyarlılık, hakikaten de ilerleyen süreç açısından son derece önemli.”

    “CİDDİ BİR MÜCADELE SÜRECİ BİZİ BEKLİYOR”

    Yarın yapılacak resmi toplantının sadece bu işin ön ayağı olacağını vurgulayan Kalsen, “Devamındaki çalışmalar aslında çok çok daha önemli. Süreç içerisinde elbette ki bizim kurumlar olarak bir arada olmaya, hatta iç içe olmaya ve doğamızı bu anlamda korumaya ihtiyacımız var. Bunun için de ciddi bir mücadele süreci bizi bekliyor olabilir” dedi.

    RES projesini yapacak olan firmanın düzenleyeceği resmi bilgilendirme toplantısı, 21 Aralık Perşembe günü saat 11:00’de Pülümür Cemal Süreyya Salonunda yapılacak. Bu toplantıya karşı Kent Koruma Kurulu, bölge halkı ve Köy muhtarları yarın saat 10:30’da salon önünde basın açıklaması yapacaklar.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Barosu’nun yeni başkanı Fatma Kalsen oldu

    Dersim Barosu’nun yeni başkanı Fatma Kalsen oldu

    PİRHA- Dersim Barosu, 12. Olağan Genel Kurulu’nu “Savunma susturulamaz, herkes için adalet” temasıyla gerçekleştirdi. Baronun yeni başkanı Fatma Kalsen olarak belirlendi.

    Dersim Barosu 12. Olağan Genel Kurulu’nu “Savunma susturulamaz herkes için adalet” temasıyla gerçekleştirdi.

    Dersim Barosu’na kayıtlı avukatların katıldığı baro seçimleri tek adayla gerçekleştirildi.

    Seçimlere geçilmeden önce baro başkanlığı yapan Kenan Çetin bir konuşma yaparak yeni yönetime ve yeni baro başkanı olan Fatma Kalsen‘e başarılar diledi.

    Çetin, avukatlara ve savunmaya yönelik yapılan saldırılara değinerek Dersim Barosu’nun bu saldırılara karşı duruşuna ve dayanışmanın önemine değindi.

    Faaliyet raporu okunduktan sonra tek adayla seçime giden Dersim Barosu‘nun yeni dönem başkanlığına Fatma Kalsen seçildi.

    Kalsen konuşmasında bir önceki yönetime emeklerinden dolayı teşekkür ederek, yeni yönetim kurulu ve baroya bağlı meslektaşlarla hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğini ifade ederek hukuk alanında yaşanan saldırılara karşı birlikte mücadele etmenin önemine vurgu yaptı.

     

    (HABER MERKEZİ)

  • 17 Şubat’ta duruşması var; İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin’e destek çağrısı -VİDEO

    17 Şubat’ta duruşması var; İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin’e destek çağrısı -VİDEO

    PİRHA-İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin’in hakkında açılan bir dava nedeniyle 17 Şubat’ta Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşması görülecek. İHD Dersim Şubesi, Keskin’e destek vererek “İnsan hakları savunucularına haksız ve hukuksuz bir şekilde açılan soruşturmaları kabul etmiyoruz. Bütün Dersim emek ve demokrasi bileşenlerinin duruşmada destek vermesini bekliyoruz” dedi.

    28 Temmuz 2019 yılında Dersim’de ‘Munzur Doğa ve Kültür Festivali’ kapsamında gerçekleştirilen ‘Hukuk, İnsan Hakları ve Dersim’ başlıklı panele konuşmacı olarak katılan İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Av. Eren Keskin hakkında, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “terör örgütü propagandası yapmak” iddiası ile başlatılan soruşturmanın ilk duruşması yarın saat 10.50’de Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    İHD Dersim Şubesi, İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin hakkında açılan davanın duruşmasına katılım çağrısı yapmak için İnsan Hakları Derneği Şube binasında basın toplantısı yaptı.

    “İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARINA AÇILAN HUKUKSUZ SORUŞTURMALARI KABUL ETMİYORUZ”

    Uzun süreden beri insan hakları savunucularına yönelik baskı politikalarının olduğunu söyleyen İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz, “Eş genel başkanlarımız Öztürk Türkdoğan ve Eren Keskin hakkında da davalar açılmıştır. Uzun süreden beri bu baskılar devam ediyor, insan haklarını savunmak suç değildir. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu önceki dönemde yaptığı açıklamada derneğimizi hedef gösterdi, bu süreç tüm hızıyla devam ediyor. Yarın (17 Şubat) eş genel başkanımız Eren Keskin’in Dersim’de duruşması var. Munzur Doğa ve Kültür Festivali’nde bir panelde yapmış olduğu konuşmadan dolayı bir dava açılmıştır. Duruşma öncesinde bütün Dersim emek ve demokrasi bileşenlerinin duruşmada destek vermesini bekliyoruz. İnsan hakları savunucularına haksız ve hukuksuz bir şekilde açılan soruşturmaları kabul etmiyoruz” dedi.

    “YAPILAN SUÇLAMA TÜRKİYE’DE HUKUKUN DURUMUNU GÖSTERİYOR”

    İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin’in Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde terör örgütü propagandası suçlamasıyla yargılanacağını söyleyen Avukat Fatma Kalsen, “Yargılamaya konu fiillere bakıldığında hukukun günümüzdeki içler acısı durumu da görebiliyoruz. Biz Eren Keskin’e atfedilen bu suçlamayla Türkiye’de ki insan hakları savunucularına sindirme ve gözdağı verme politikasının bir sonucu olarak bu tür soruşturmalarla karşı karşıya kalıyoruz. Eren Keskin’in Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşmasına tüm kurumlarımızı ve insan hakları savunucularını bekliyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

     

  • ‘Şeriat hukukuna atıfta bulunan yaklaşımlar sergileniyor’

    ‘Şeriat hukukuna atıfta bulunan yaklaşımlar sergileniyor’

    Dersim Barosu Kadın Komisyonu üyesi Avukat Fatma Kalsen, İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilmenin “şeriat hukukuna” atıfta bulunan yaklaşımlar olduğunu söyledi. Kalsen, kadınların buna karşı kenetlenmesi gerektiği çağrısında bulundu. 
    Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilme tartışmaları sürüyor. Dersim Barosu Kadın Komisyonu üyesi Avukat Fatma Kalsen, sözleşmeden geri çekilmenin mümkün olamayacağını belirterek, olası çekilmeyi “tehlike” olarak yorumladı.
    “ERKEK EGEMEN ZİHNİYETE TAVİZ VERİLİYOR”
    Son aylarda istismar, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinde yaşanana artışa dikkat çeken Kalsen, cinayetlerin önüne geçilemez bir hal aldığını söyledi. Kadın cinayetleri ve çocuk istismarlarının önüne geçilmemesinin nedenlerine değinen Kalsen, bunun cezasızlık politikalarının sonucu olduğunu söyledi. Kalsen, soruşturma aşamasında faillerin “iyi hal indirimi” alması ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasının sorunların yaşanmasına neden olduğunu ifade etti.
    Batman’da bir genç kadının bir uzman çavuş tarafından günlerce alı konulup tecavüze maruz bırakılmasını hatırlatan Kalsen, faillerin serbest bırakılmasının ise kabul edilemez olduğunu söyledi. Kalsen, “Kadınlara ve çocuklara yönelik bunca şiddet, kırıma ve kadın cinayetlerine rağmen erkek egemen zihniyete bu yönle taviz verilmesi açıkçası düşündürücü. Bundan sonraki aşamada işimizin daha zor olduğunu bize gösteriyor” dedi.
    “YASALAR UYGULANMIYOR”
    Kadın cinayetlerinin yasaların uygulanmamasıyla ilişkili olduğuna işaret ederek, uygulamada eksik kalındığı için kadınların yaşam haklarının ellerinden alındığını ifade eden Kalsen, şöyle konuştu:
    “Koruma kararları zamanla alınmadı ve koruma kararları alınmasına rağmen kadınlar katledildi. Tüm bunları bir arada düşündüğümüzde, iktidarların, aileden sorumlu bakanların somut ve netice alıcı adımlar atmamasından kaynaklı bu sorunlar yaşanmaya devam ediyor. İktidar tarafından üretilen politikalar, milletvekilleri, bakanları, yargı kadınların haklarını yok sayıcı ve açıklamaları bu suçu işleyen kişileri de cesaretlendirici olmuştur. Son dönemlerde de din motifli söylemlerde bulunarak bir nevi kadınlar baskı altına alınmaya devam ediyor. Baktığımız zaman son tahlilde kadınları, çocukları koruyan yasalar varken ve bu yasalar tamamen uygulanmamışken iktidar, 6284 yasanın kaldırılması gibi bir takım söylemlerde bulunulmaktadır. Bu durum asla kabul edilebilir yaklaşım olmadığını düşünüyoruz. Kadınların ve çocukların korunmasını, yaşamlarını güçlendirecek adımlar atılması gerektiğine inanıyoruz.”
    “ŞERİAT HUKUKUNA ATIFTA BULUNAN YAKLAŞIMLAR SERGİLENİYOR”
    Sözleşmenin ortadan kaldırılarak, “şeriat hukukuna” atıfta bulunan yaklaşımların sergilendiğini söyleyen Kalsen, “Bunlar çok ciddi tehlikelerdir. Bunun bir tek açıklaması olabilir. Model sadece Türkiye’de sınırlı değil. Kadın haklarını, şiddeti önleyen birtakım uluslararası sözleşmeler de var.  İstanbul Sözleşmesi gibi bütün ülkelere taraf olan bağlayıcı sözleşmelerdir. Sözleşmeye ilk imza atan ülke Türkiye’dir. Bu kadınların uzun soluklu mücadelelerinin sonucunda kazanılan bir sözleşmeydi. Sözleşmenin kaldırılmasının istenmesini bir bütün olarak düşünmek gerekiyor. Kadınların elde ettiği kazanımlar değil, toplumun genelini de bir nevi dizayn etmek, biat kültürü dayatılıyor. Bu dayatma kültürü içerisinde yine kadın ve çocukların mağdur olacağı acı ve gerçek. Din motifli bir yaşam dayatılıyor. Siyaset, toplumsal, yaşam kültürü, hukuk sistemi ve mevcut Anayasa’da güvence altına alınan birçok hakkın ortadan kaldırılmasını beraberinde getiriyor” diye belirtti.
    “TOPLUM KENETLENMELİ VE MÜCADELE ETMELİ”
    Kadınların bu girişimlere karşı ciddi ve dirençli bir irade ortaya koyması gerektiğini vurgulayan Dersim Barosu Kadın Komisyonu üyesi Avukat Fatma Kalsen, “İktidarın yapacağı değişiklikleri gündeme getirerek, toplumun nabzını alma, direncini, tepkisini ölçme anlamında ortaya konulan söylemler olduğunu düşünüyorum. Bundan da cesaret alacağını düşünüyorum. Tüm toplumun kenetlenmesi ve mücadele etmesi gerekiyor” çağrısında bulundu.  (MA / Ayşe Sürme)