Etiket: avukat ismail hakkı atal

  • İliç’te yapılması planlanan keşifte bilirkişiler AKP’li; keşfin ertelenmesi talep edildi

    İliç’te yapılması planlanan keşifte bilirkişiler AKP’li; keşfin ertelenmesi talep edildi

    PİRHA-Erzincan İliç Anagold Altın Madeni kapasite artırım ÇED iptal davasında 5 Ekim’de yapılması planlanan keşifte bulunacak bilirkişilerin AKP’li, akademik yeterliliklerinin olmaması ve altın madeni savunucusu olduğu için yapılacak keşfin ertelenmesini talep eden Sedat Cezayirlioğlu ve gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, anayasal suç işlendiğini kaydetti.

    Türkiye’nin dört bir tarafı madencilik projeleriyle çevrilmiş durumda ve doğa her geçen gün daha fazla tahrip ediliyor.

    Erzincan İliç’te siyanür sızıntısına yol açan Çöpler Altın Madeni’nin kapatılması için yapılan çağrılar devam ederken, Erzincan’ın İliç ilçesine bağlı Çöpler bölgesinde, atık havuzundan siyanür sızdığı şikâyetinin ardından 21 Haziran 2022’de faaliyetine son verilen altın madeni, üç ay sonra 23 Eylül’de yeniden açılmıştı.

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), İliç’te Anagold Madencilik tarafından işletilen altın madeninin kapasite artışı için verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararına karşı açılan davanın duruşması 30 Kasım’da Erzincan İdare Mahkemesi’nde görülmüştü.

    Erzincan İliç Anagold altın madeni kapasite artırım ÇED iptal davasında 5 Ekim’de yapılması planlanan keşifte bulunacak bilirkişilerin AKP’li, akademik yeterliliklerinin olmaması ve altın madeni savunucusu olduğu için yapılacak keşfin ertelenmesini talep eden Sedat Cezayirlioğlu ve gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “KEŞFİN ERTELENMESİNİ TALEP ETTİK”

    5 Ekim’de yapılması planlanan keşifte bulunacak bilirkişilerin AKP’li ve akademik yeterliliklerinin olmaması, altın madeni savunucusu olduğu için bilirkişi heyetinde bulunan 13 kişiden 7’sine itiraz edildiği için keşfin ertelenmesinin talep edildiği belirtilen açıklamada, “Keşif bilirkişilerinden Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Serhat Vançelik 2007-2017 yılları arasında 10 yıl Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü yapıp AKP hükümetine yakın olduğundan başta bu bilirkişiyi kabul etmedik. Eski Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in Anagold madeni soruşturma dosyasında firari  FETÖ’cü Savcı Bayram Bozkurt ile Anagold şirketi arasındaki rüşvet alışverişinin eski AKP’li Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in oğlunun avukatlık bürosu vasıtasıyla yapıldığı bilgisi 2009 yılında Adalet Bakanlığı kayıtlarına girmişti. Diğer yandan Kanada-Amerikan altın madeni Anagold şirketine Çalık holdingin %20 ortak olması ve Çalık holdingin de AKP iktidarına yakın olması nedeniyle, AKP’li halk sağlığı uzmanı bilirkişi Prof. Dr. Serhat Vançelik’in vereceği raporun tarafsız olmayacağı belli olduğundan itirazımızla birlikte Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nden İlhan Cihaner’in hazırladığı soruşturma dosyasının da celbini talep ettik. Diğer yandan mahkeme “hidrojeolog“ bilirkişi ataması gerekirken, “hidrolik mühendisi”  bilirkişi atamış olduğundan bu bilirkişiye, Danıştay bozmasına aykırı olarak öğretim üyesi vasfını taşımayan Meteoroloji Mühendisi ve Jeoloji Mühendisine, koşulsuz altın madeni propagandacısı Maden mühendisi Prof. Dr. İbrahim Alp’e, özel şirket sahibi ve maden şirketlerine iş yapan Çevre Mühendisi Prof. Dr. Okan Tarık Komesli’ye, sismoloji alanında yeterli çalışması olmayan ve akademik sıfatı sismolog değil jeofizikçi olan bilirkişi Prof. Dr. Nafiz Maden’e itirazlarımızı bildirerek, keşfin ertelenmesini talep ettik” denildi.

    “TÜRKİYE TARİHİNDEKİ EN YIKICI ÇEVRE VE HALK SAĞLIĞ TEHDİDİDİR”

    Akkuyu ve Akbelen davalarında olduğu gibi İliç davasında da görünüşte bir yargılama yürütüldüğü vurgulanan açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Siyasi  iktidarın kontrolünde olan ve AKP’li avukatların hakimliğe devşirilmesiyle oluşturulan yargı, şirketlerin davayı kazanması için yasaları uygulamamakta ve anayasal suç işlemektedirler. İliç Anagold Madeni Türkiye’nin geleceğini yok etme kapasitesine sahip bir madendir. Prof. Dr. Naci Görür Anagold altın madeninin üzerinde olduğu Yedisu fay zonuyla ilgili uyarılarını en son üç gün önce yapmış ve burada her an 7’den büyük bir deprem beklediklerini belirtmiştir. 21 Haziran tarihinde, sömürgeci Kanada ve ABD’ye ait çöpler altın madeninde siyanür borusu patlamış, Fırat’a ve doğal ekosistemlere 80 kg siyanür karışmış ve davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı maden sahasını 88 gün kapatmak zorunda kalmıştır. Hiçbir deprem, doğal afet, fırtına ve dolunun olmadığı 21 Haziran’da sakin yaz gecesinde siyanür borusunu patlatan Anagold Madeni, her an 7’den büyük bir deprem olacağı kesin olan Yedisu fay zonu üzerinde, Fırat nehrine karışmak üzere atık havuzunda bekleyen 66 milyon ton sülfürik asitli, siyanürlü atığıyla ve depremde etrafa dağılmak üzere bekleyen siyanür boruları içindeki siyanürüyle; Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en yıkıcı ve aktif çevre, ekoloji ve halk sağlığı tehdididir.”

    PİRHA/ERZİNCAN

  • Niğde Belediyesi, yargı süreci devam eden tarihi kale mahallesini yıkıyor!-VİDEO

    Niğde Belediyesi, yargı süreci devam eden tarihi kale mahallesini yıkıyor!-VİDEO

    PİRHA- Tarihi sit alanı olan Niğde Kale Mahallesi için alınan Kentsel Dönüşüm kararına halk tepkili. Niğde Belediyesinin, henüz yargı süreci tamamlanmadan yıkım işi için ihale yapması, yurttaşların tedirginliğini bir kat daha arttırdı.

    ‘Kentsel Dönüşüm’ adı altında yaşanan son bir mağduriyet örneği Niğde’den geldi. Tarihi sit alanı olan Kale Mahallesinde onlarca tarihi ev ve işyeri yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya.

    Yıkıma itiraz eden yurttaşlara, resmi makamlarca henüz geri dönüş yapılmazken Niğde Belediyesi, dava sonucunu dahi beklemeden harekete geçti. Söz konusu alanın yıkımı için bir de ihale açan Niğde Belediyesi, mahallelinin barınma hakkına karşı umursamaz bir tavır sergiledi.

    “KÜLTÜREL VARLIKLARIMIZ YOK EDİLİYOR”

    Niğde Kale Mahallesi sakinleri Vekili Av. İsmail Hakkı Atal, konuya ilişkin yazılı açıklama yaparak “Ülkemizin betona boğularak ekonomik felakete uğratılması sürecinin son örneği Niğde Belediyesi tarafından gerçekleştirilmek isteniliyor” dedi. Avukat Atal, tarihi Kale Mahallesinin hiçbir bilimsel veriye, dayanılmaksızın kentsel dönüşüm kapsamına alındığına işaret ederek şu açıklamayı yaptı:

    “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu çok açık olup, koruma alanları ile sit alanlarında hiçbir şekilde ‘inşai ve fiziki müdahalede bulunulamayacağı’ kanun gereğidir. Ayrıca koruma alanları ve sit alanlarında Kültür ve Turizm Bakanlığına münhasır yetki tanınmış olup, belediyenin bu alanda herhangi bir iş ve işlem yapma, ihale yapma, ihale ilan etme, yıkım yapma-yaptırma yetkisi yoktur. Niğde Belediyesi tarafından yıkım prosedürünün sürdürülmesi ‘hukuk tanımazlığın’ somut bir örneğidir. Bu hukuksuzluğa karşı;  Niğde Kale Mahallesinde tarihi yapıları başlarına yıkılmak istenilen konut-dükkan sahiplerinden 10 yurttaşımız adına 16 Kasım tarihinde yapılan ‘İhalenin ilanının iptali’ davasını Adana 2. İdare Mahkemesinin 2021 /1518 E. sayılı dava dosyasıyla açtık. Acele kamulaştırma ve yıkım prosedürünün dayanağı olan Cumhurbaşkanı Kararı ise hukuka ve kanuna aykırı olup, Cumhurbaşkanı Kararının (CB) iptali için Danıştay 6. Dairesinde 12 dava açılmıştır.

    Cumhurbaşkanı Kararı ‘Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanuna’ dayandırılmaktaysa da bu kanunda ‘acele kamulaştırma prosedürü’ yoktur. CB kararı iptali davalarında Danıştay tarafından Yürütmenin Durdurulması (YD) süreci değerlendirme aşamasında olup, Cumhurbaşkanlığı ile birlikte davalı olan Niğde Belediyesi, Danıştay tarafından YD verilmesi ihtimaline karşı yangından mal kaçırırcasına hemen yıkım işine başlamak istemektedir. Hatta iş o kadar aceleye getirilmiştir ki; 1.11.2021 tarihinde ilan edilen ihale 30 günlük dava açma süresi dolmadan 16.11.2021 tarihinde yapılmıştır.

    Şu hususu da özellikle ve önemle belirtmek isteriz ki; sadece arkeoloji ve sanat tarihi değil ekonomi biliminden de uzak bir anlayışla ülkemiz bir inşaat ve beton yığınına sürüklenmiş ve üretimden uzak bu betonlaşma süreci ülkemizi ekonomik krize sokmuştur. Hal böyleyken, tarihi ve kültürel varlıklarımızın yok edilerek ekonomik krizi daha da derinleştirecek betonlaşma sürecinin devam ettirilmeye çalışılması, sadece tarihi Kale Mahallesinde konut sahibi yurttaşlara değil, tüm ülkemize ve halkımıza zarar verici bir faaliyettir.”

    (HABER MERKEZİ)