Etiket: avukat kemal derin

  • Aleviler, Demokrasi Konferansı Çukurova Birleşiminde buluştu!

    Aleviler, Demokrasi Konferansı Çukurova Birleşiminde buluştu!

    PİRHA – Demokrasi Konferansı bünyesindeki Aleviler, “Dert bizde derman ellerimizdedir. Güzel bir geleceğin inşası birlikte mümkündür” çağrısı ile Adana’da panel düzenledi.

     

    Demokrasi Konferansı çatısı altında çalışma yürüten Alevi yurttaşlar, “Demokrasi ve Aleviler, Sorunlarımız, çözüm yaklaşımımız” forumunda bir araya geldi.

    Salman-ı Pak Kültür Merkezi – Alevi Platformu Yerleşkesi’nde yapılan Çukurova Birleşimi, “Dert bizde derman ellerimizdedir. Güzel bir geleceğin inşası birlikte mümkündür” başlığı altında gerçekleşti.

    “ÖNCELİKLE YOL’DA BİRLİK SAĞLANMALI”

    Forumda söz alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Tarsus Şube Başkanı Cuma Erçe, Alevilerin en büyük sorununun “iç asimilasyon” olduğuna vurgu yaptı. Alevi toplumunun öncelikle Yol’da birliği sağlayıp kendi hakikat, kültür ve geleneği ile birleşmesi gerektiğini söyleyen Erçe “Öncelikle Alevilik üzerinde ikbal devşirenler, Aleviliği kontrol ediyorlar. Devlet, laik ve demokratik teamülleri kabul etmesi için Alevilerin hakikatinden güç almalıdır. Konferansa güçlü tebliğlerle gidilmelidir” ifadelerini kullandı.

    “RESTORASYON DEĞİL, İNŞA GEREKLİDİR”

    Konuşmacılardan Avukat Kemal Derin ise “Türkiye ciddi bir kavşaktan geçiyor” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Bizim açımızdan restorasyon değil, inşa gereklidir. Aleviler, bu inşa sürecinin özneleri olmalılar. Kürt hareketinin ‘Demokratik Cumhuriyet’ söylemi ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun, ‘Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandıracağız’ söylemleri ortak söylemlerdir. Demokrasiden yoksun cumhuriyet anlayışı sorunlarımızı çözemez. Konferansta bunun üzerinde durulmalıdır.”

    “İKRAR VERENLERLE YOL’A GİTMELİ”

    Alevi Aktivist Nuran Kılıçkaya da yaptığı konuşmada Alevilerin öncelikle kendi iç birliğini oluşturması gerektiğini belirtip “Kurumlar, iktidar merkezi olmamalı. Özellikle Alevi kurumlarında kadınların temsilinin yeteri kadar olmaması büyük bir sorundur. Alevi kurumlarının üzerinden ikbal devşirip bir yere gelenler büyük sorun yaratıyor. Aslolan yola ikrar verenlerle yola gitmektir” dedi.

    Aktivist Metin Çelik de Alevi kurumlarının birlik olması gerektiğini belirterek “Parçalı duran, kendi içinde birlik olamayanlar demokrasi kültürüne katkı sunamazlar. Ulus devletler hala kendi paradigmaları ile farklılıkları yönetiyorlar. Bu sorunların temel kaynağıdır. Konferansta bunun üzerinde yoğunluklu durulmalıdır” yorumunda bulundu.

    Sıtkı Keskin ise konuşmasında “Biz Aleviler, ‘Cumhuriyetin çimentosuyuz’ dedik ama bu çimentonun içine gömülmüş betonlaşmışız. Oy verdiğimiz partilerin, parlamentoda Diyanet Akademisinin kurulmasına ‘Hayır’ dememelerini de görmüş olduk. Demokrasi bize hiç uğramadı” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLİKTE HAKİKAT YİTİMİNİN KAYNAĞI NEDİR?”

    Forum konuşmacılarından Pir Zeynel Kete ise “Alevi zihin dünyası, doğrudan demokrasi kültürünü içerir” diyerek şu görüşleri paylaştı.

    “İnancımızın kavramlarının, anlamının kaybedildiği, yeni anlamların yüklendiği, iktidarcı yapılara hapsedildiği bir dönemde konferansı Alevi hakikati ile buluşturmak Alevilerin görevidir.

    Demokrasi kavramı Alevi zihin dünyasının çokta uzak olduğu bir kavram değildir. Alevi zihin dünyası, cem erkanı, Rıza Şehri doğrudan demokrasi kültürünü içerir.

    İnsana kimliğini veren sahip olduğu kültürdür. Kültürden uzak kalındı mı kimlik yitimi oluşur. Böylelikle bellek kaybolur. Ulus devletler hala farklılıkları geliştiriyor. Konferansta özellikle ‘Cumhuriyet modernitesi, ulus devlet anlayışının Aleviler üzerindeki soykırımına’ değinilmelidir.

    Aleviler için kurumsallaşma ne anlama geliyor? Alevilikte hakikat yitiminin kaynağı nedir? Dernek hattının Alevi dünyasına etkileri nelerdir? Sistem karşıtı güçlerle Aleviler hangi yöntemle bir araya gelmelidir? Demokratik bir anayasada Alevilerin hakları neler olmalıdır. ‘Eşit ve özgür yurttaş’ tanımının hukuki boyutu nedir? Kürt sorunun demokratik çerçevede çözülmesi Alevilere neler kazandırır? Sorularının tartışılıp konferansa öyle girilmelidir” dedi.

    PİRHA/ADANA

  • Avukat Kemal Derin: Aleviler dışında hiç kimse karar veremez-VİDEO

    Avukat Kemal Derin: Aleviler dışında hiç kimse karar veremez-VİDEO

    PİRHA-  Avukat Kemal Derin, AKP-MHP ortaklığının Alevilere karşı ayrımcı tutumu devam ettirdiğini vurguladı. Derin, “Onların cemevini tanıyıp tanımamasının hiçbir önemi yok. Sadece bilmemiz gereken şudur: Biz bu yüzyılda bile devlet tarafından ayrımcılığa uğruyoruz. Bu temelde mücadele yürütülmeli” dedi.

    Haberin videosu;

    https://youtu.be/77AKYGsys1M

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Yarıtay’ın ve Danıştay’ın kararlarıyla cemevlerine ibadethane statüsü verilmesinin tescil edilmesine rağmen AKP hükümeti mahkeme kararlarını uygulamıyor.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisine CHP grubu tarafından cemevleri önergesi verildi. Cemevlerinin de diğer ibadethanelerin sahip olduğu hak ve hizmetlerden eşit olarak faydalanabilmesine yönelik, ibadethane olarak kabul edilmesinin teklif edildiği önerge, AKP’li ve MHP’li meclis üyelerince 16 Ocak Perşembe günü reddedildi.

    Konuya dair konuşan Avukat Kemal Derin, iktidarın Alevilere karşı ayrımcı ve inkarcı tutumunun devam ettiğini belirterek, iktidarın Alevileri hala ötekileştirdiğini söyledi.

    “ALEVİLER DIŞINDA HİÇ KİMSE KARAR VEREMEZ”

    Derin, iktidarın Alevilere tutumunu şöyle anlattı:

    “İktidar halen Alevileri ötekileştiriyor ya da böyle bir inanç varsa da kendi inanç sistemi içinde eritmeye dönük politika yürütüyor. Yani Alevilerin farklılığını kabul etmiyor. İstanbul Büyükşehir meclisinde konuşan iktidar temsilcisinin ulemayı adres vermesi de bunun göstergesi. Adres gösterdiği yerler de Sunni İslam anlayışına sahip kurumlar. Aslında söylenen böyle bir inanç ve bu inancın ibadethanesi yok ki tanınsın. Bu ülkenin %99’u Müslümansa, Müslümanların ibadet yeri camidir, camiye gel, diyor. Bir defa inanç dediğimiz şey kişiye aittir. Bir inancın, inanç olup olmadığı, bir yerin o inancın mabet yeri olup olmadığını sadece o inanç mensupları karar verir. Bunun dışındaki hiç kimse bu kararı veremez. Mecliste ortaya çıkan durum müdahaleci zihniyetin yansımasıdır. Bu zihniyet farklı olanı sürekli kendine benzetme, kendi gibi yapma, kendi içinde eritme mantığıyla hareket eder. Mecliste yapılan da odur. Oysa yapılması gereken çok basittir. Aleviler kendi inançlarının bu olduğunu, inançlarının da gereklerini yapmak için cemevlerinin ibadethane olduğunu söylüyorlarsa, saygı duymaktan başka bir şey yapılamaz, yapılmamalı.”

    “Hangi din? Senin dinin sana, benim dinim bana. Senin inancın sana, benim inancım bana. Ben gidip senin inanç ritüellerine karışıyor ve bu hakkı kendimde görebiliyor muyum?” diye soran Derin, “Nasıl ki ben senin inancına müdahalede bulunmuyorsam, sen de benim inancıma müdahale etme hakkına sahip değilsin” dedi.

    “YAPILAN AYRIMCILIK BİLİNCE ÇIKARILMALI VE MÜCDELE YÜRÜTÜLMELİ”

    Derin, Türkiye’nin her ne kadar kötü bir süreçten geçiyor olsa da, halen uluslararası sözleşmelerde imzasının durduğunu söyleyerek şunları kaydetti:

    “Oradaki inanç özgürlüğü maddelerini kavrayamamış bir yapıya sahipsin ve itiraz ediyorsun. Onların ne dediği umurumda değil, umurumuzda da olmamalı. Biz doğru bildiğimiz yolda devam etmeliyiz. Cemevleri Alevilerin inanç merkezidir ve Aleviler inanç ritüellerini yaşıyor. Dolayısıyla onların tanıyıp tanımamasının hiçbir önemi yok. Sadece bilmemiz gereken şudur: Biz bu yüzyılda bile devlet tarafından ayrımcılığa uğruyoruz. Bu ayrımcılık bilinmelidir ve bilince çıkartılmalıdır. Mücadelemizi bu temelde yürütmeliyiz.”

    Diren KESER/ADANA