PİRHA- 5 Nisan Avukatlar Günü, Türkiye’de savunmanın giderek daraltıldığı, avukatların baskı, soruşturma ve ekonomik güvencesizlik arasında sıkıştığı bir tabloyla karşılanıyor. Hukukun “eşitler arası” olması gereken sahasında savunma makamı her geçen gün daha da geriye itiliyor.
Türkiye’de 5 Nisan Avukatlar Günü bu yıl da kutlamadan çok bir muhasebe günü olarak geçiyor. Yargının üç sacayağından biri olan savunma, uzun süredir sistematik bir aşınmayla karşı karşıya. Avukatlar; adliyelerde maruz kaldıkları fiziksel ve sözlü şiddetten açılan soruşturmalara, mesleki itibarsızlaştırmadan derinleşen ekonomik krizle birlikte artan güvencesizliğe kadar çok yönlü bir baskı altında. Savunma hakkı kağıt üzerinde varlığını sürdürse de, pratikte giderek işlevsizleştirilen bir alana dönüşüyor.
Özellikle politik davalarda avukatların dosyalara erişiminin kısıtlanması, müvekkil görüşlerinin engellenmesi ve savunmanın kriminalize edilmesi, hukuk devleti ilkesinin en temel unsurlarından birinin aşındığını gösteriyor. Baroların etkisizleştirilmeye çalışıldığı, çoklu baro sistemiyle parçalanmanın derinleştirildiği bir süreçte, avukatlar yalnızca müvekkillerini değil, mesleklerini de savunmak zorunda bırakılıyor.
Öte yandan genç avukatlar açısından tablo daha da çarpıcı. Düşük ücretler, sigortasız çalışma, uzun mesai saatleri ve büro açmanın giderek imkânsız hale gelmesi, mesleği sürdürülebilir olmaktan uzaklaştırıyor. Hukuk fakültelerinin plansız artışıyla birlikte avukat sayısı katlanırken, nitelikli istihdam olanakları aynı hızda büyümüyor.
Adalet sisteminde yaşanan bu dönüşüm yalnızca avukatların değil, toplumun tamamının hak arama özgürlüğünü doğrudan etkiliyor. Çünkü savunmanın zayıfladığı bir yerde, adil yargılanma hakkı da zayıflıyor. 5 Nisan bu nedenle bir “kutlama” gününden çok, savunmanın yeniden güçlendirilmesi çağrısının yükseldiği bir gün olarak anlam kazanıyor.
PİRHA- Avukatlık mesleğinin itibarsızlaştırıldığına vurgu yapan avukatlar, “Bugün ülkenin ihtiyacı olan üç temel şey; hak, hukuk, adalettir” dediler.
Türkiye Barolar Birliği “Savunmanın bağımsızlığı, hukuka saygı” talebiyle Ankara’da yürüyüş yaptı. Yürüyüşe katılan avukatlar mesleki olarak yaşadıkları sorunlara ve ülkede günden güne artan hukuksuzluğa ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“HUKUK HEPİMİZ İÇİN GEREKLİ”
Denizli Barosu’ndan Av. Esra Can Mercan, “Savunma anlamında savunmamızı gerçekleştiremiyoruz, müvekkillerimizle görüşmelerimizi gerçekleştiremiyoruz. Bu her şeyi etkiler. Hukukun olmayışı her alanı etkiliyor, yaşam hakkımızı etkiliyor. O yüzden hukuk hepimiz için gerekli” dedi.
“SAVUNMANIN SESİ KISILIRSA, TOPLUMUN SESİ KISILIR”
Denizli Barosu avukatı Aylin Uzar Yılmaz, savunmanın önemine vurgu yaparak, “Savunmanın sesi kısılırsa, toplumun sesi kısılır. Bugünlerde savunmanın ne kadar önemli olduğunu da hep birlikte görüyoruz. Savunma susturulamaz. Bizler hiçbir zaman kimsenin efendimiz olmasına izin vermedik” diye konuştu.
“TÜRKİYE’DE AVUKATLIK ÇOK İTİBARSIZLAŞTIRILDI”
Deprem bölgesinden geldiğini belirten Adana Barosu avukatı Duygu Özyaman, depremden sonra sadece 118 tane müteahhittin içeri alınırken yasal hakkını kullanan 301 tane gencin içeride olduğunu söyledi.
Özyaman şunları ekledi:
“Buraya hukuksuzluğa, adaletsizliğe, avukat için de adalet için geldik. Türkiye’de avukatlık çok itibarsızlaştırıldı. İstanbul Barosu’nun yönetiminin hukuksuz bir şekilde düşürülmesi, diploması olan bir başkanın bu şekilde diplomasının alınması ve adaylığının engellenmesi, ayrıca 301 gencimizin yasal haklarını kullanması sonucu içerde olmasını kabul edemiyoruz. “
“SORUN SİSTEM SORUNU”
Aydın Barosu’ndan Av. Nezahat İçer, mücadeleye devam vurgusu yaparak, “Sorun sistem sorunu. Mesele avukatlara kadar geldi. Avukatlar yıllardır bu tür baskılarla, saldırılarla karşılaştı. Ama son dönemde ülkedeki sistemle ilgili bütün halka, bütün ülke kaynaklarına saldırı olduğu gibi avukatlara da bir saldırı var” dedi.
“HUKUKSUZLUKLAR YARGININ EN TEMEL NOKTASI OLAN AVUKATLARA KADAR UZANMIŞ DURUMDA”
Aydın Barosu’ndan CHP Nazilli İlçe Başkanı Av. Aslıhan Ökmen ise, “Eylemler hala devam ediyor. 301 öğrencimiz hukuksuz bir biçimde tutuklu, yine aynı şekilde Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklu olmasına çok yüksek sesle karşı çıkıyoruz. Bu hukuksuzluklar ne yazık ki yargının en temel noktası olan avukatlara kadar uzanmış durumda” diye ekledi.
“CÜBBEMİZ ONURUMUZDUR”
Aydın Barosu avukatı Göksu Yaylacı, şunları kaydetti:
“Hepimizin başta ettiği bir mesleki yemin var. Cübbemiz onurumuzdur diye buraya geldik. Çok büyük adaletsizlikler var, mesleki sorunlar var, genç meslektaşların intiharları var. Biz bunların hepsine ses çıkarmak için buraya geldik”
Öğrencilerin değil kadına şiddet uygulayanların tutuklanması gerektiğini belirten Ankara Barosu avukatı Bilge Girgin de, “Biz de mesleki olarak tıpkı vatandaşlar gibi adaletin zamanında erişiminde sıkıntılar yaşıyoruz. Savunman olarak bütün hukuk argümanlarını mahkemelere sunuyoruz fakat geç gelen adalet, adalet olmuyor maalesef” diye konuştu.
“AVUKATLAR OLARAK SAVUNMAYI SAVUNMAK DURUMUNDA KALIYORUZ”
Avukatların en büyük problemi iktidardan kaynaklı yaşadıklarını belirten İstanbul Barosu’ndan Av. Doğan Zafer Çıngı şunları söyledi:
“Bizler avukatız, savunmayı savunmak durumunda kalıyoruz. Bugün avukatlar savunma unsurunu gerçekleştiremiyor. Bu iktidarın avukatlar üzerinde oluşturduğu tahakkümden kaynaklı bir şey. Hakimler savcılar bugün sonsuz derecede yetkililer ve her alanda hukuksuz kararlara imza atıyorlar. Türkiye’de çok büyük hukuksuzluklar yaşanıyor.”
“SON DÖNEMDE ARTAN BİR SINIF AYRIMI YAŞAMAKTAYIZ”
İstanbul Barosu avukatı Pınar Akbina Karaman, avukatlar üzerinde ciddi bir sömürü söz konusu olduğunun altını çizdi. Karaman, “Mesleğimizin itibarsızlaştırılması, son dönemde artan bir sınıf ayrımı yaşamaktayız. CMK dediğimiz halka ücretsiz hizmet sunulan, bakanlık tarafından ücretleri ödenen bir sistem var. Bu sistemde yıllar içinde çok düştü ücretler. CMK ücretleri asgari ücret tarifesine eşitlensin diye bir mücadele veriyoruz. Ülkede yaşanan ekonomik sorundan bizler de iliklerimize kadar etkileniyoruz. Çok büyük hukuksuzlar yaşanıyor. Yargı AKP’gillerin hukuk bürosu halinde dönüşmüş durumda” dedi.
“ÜLKENİN İHTİYACI OLAN ÜÇ TEMEL ŞEY; HAK, HUKUK, ADALETTİR”
Ankara Barosu’ndan Av. Ali Fuat Demir, “Bugün ülkenin ihtiyacı olan üç temel şey; hak, hukuk, adalettir. 22 Mart’tan beri devam eden hareketlerin sonu olarak burada bir kalabalık var” diye konuştu.
“AVUKATLAR MESLEKLERİNİ YAPARKEN ŞİDDETE MARUZ KALIYORLAR”
İstanbul Barosu avukatı Süreyya Arcan Kara, “Hak, hukuk, adalet demek için buradayız” diyerek, şunları ekledi:
“Avukatlar savunmayı savunmak zorunda bırakıldı. Avukatların adliyelerin içine alınmadı dönemler oldu. Avukatlar mesleklerini yaparken şiddete maruz kalıyorlar.”
Uşak Barosu avukatı Emine Eser ise, avukatlar olarak hukukun üstünlüğünü savunduklarını belirterek, “Türkiye’de maalesef hukukun üstünlüğü prensibi ihlal ediliyor. Gizli tanıklarla insanların özgürlükleri alınıyor. Avukatlar olarak davalarımızda sıkıntılar yaşıyoruz. Hakimler genellikle torpille alındığı için çok niteliksiz, liyakatsiz hakimler var” dedi.
“ÖZGÜRLÜĞÜN TEK KOŞULU BAĞIMSIZ YARGIDIR”
Uşak Barosu’ndan Av. Nurten Yedan Tırpan, “Gidişattan memnun değiliz. Hukukun, yargının bağımsız olması gerekiyor. Şu an hükümete bağlı bir yargı olduğunu düşünüyoruz. Sonuçta hukuk, adalet herkese lazım. Özgürlüğün tek koşulu bağımsız yargıdır” diye kaydetti.
“HERKES BU ÜLKEDE BİR HUKUKSUZLUK ORTAMINDA YAŞIYOR”
Ankara Barosu Mustafa Kemal Baran, geçen günlerde bir meslektaşının mesleki ve ekonomik sorunlardan ötürü hayatına son verdiğini hatırlatarak, “Hukukçuların yaşadıkları problemlerin hukuk boyutunda olan kısmıdır. Herkes bu ülkede bir hukuksuzluk ortamında yaşıyor. Hukukçular daima engellemelerle karşılaşıyor. Her gün avukatlar gözaltına alınıyor, her gün tutuklamalar oluyor. Avukatlar ekonomik sıkıntılardan dolayı kendi mesleki faaliyetlerini tam olarak yapamıyor” dedi.
PİRHA- 5 Nisan Avukatlar Günü’nde Ankara’da yürüyüş yapan avukatlara DEM Parti ve CHP’li siyasetçiler de destek verdi. Aynı zamanda hukukçu kimlikleri olan milletvekilleri, “Savunmayı susturamazlar” vurgusunu yaptı.
Türkiye Barolar Birliği “Savunmanın bağımsızlığı, hukuka saygı” talebiyle Ankara’da yürüyüş yaptı. Cübbeleriyle Ankara Barosu’ndan Anıttepe’ye yürüyen avukatlara siyasetçiler de destek verdi.
“YARGI ORGANLARI, ADALET BAKANLIĞINA BAĞLI MÜDÜRLÜK GİBİ”
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, avukatlar olarak 5 Nisan Avukatlar Günü’nün buruk kutladığını belirtti. Aynı zamanda avukat olan Tiryaki, şunları söyledi:
“Türkiye’de hukuksuzluk, haksızlık diz boyu. Artık Türkiye’de hukukun siyasallaşmasından bahsetmiyoruz, aslında Türkiye’de siyaset kurumunun tırnak içerisinde söylüyorum hukuk kurumları eliyle yürütülmesinden söz ediyoruz. Yani şu anda maalesef mahkemeler, yargı organları, Adalet Bakanlığına bağlı birer müdürlük gibi. Bağımsız yargı falan yok, talimatla iş yapan kurumlar haline dönmüş durumda.
Biz şu an Türkiye’de bir darbe rejimi var diyoruz. 15 Temmuz başarıya ulaşmamış olsa bile aslında o gün bugündür Türkiye kalıcı bir olağanüstü hal ile yönetiliyor ve Türkiye’de demokrasiden, hukuktan söz edilemez. Bugün binlerce avukatın burada olması çok önemli. Aslında avukatlar, hukuk kurumunun üç önemli sadece ayağından biri olan avukatlar da topluma bir mesaj veriyorlar; yaşananları kabul etmediklerini, bu hukuksuzluğa karşı direneceklerini söylüyorlar. Bunu çok kıymetli buluyorum.”
“YARGI BAĞIMSIZLIĞI İÇİN BURADAYIZ”
DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki de avukatların yürüyüşüne destek veren isimler arasındaydı. “Bugün Avukatlar Günü ama bundan daha geniş bir amaç için buradayız” diyen Saki, sözlerine şöyle devam etti:
“Yargı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte iktidarın bir silahı oldu. Hükümetin, bütün muhalefeti susturmak için yargı eliyle dizaynına karşı da bir yürüyüş aynı zamanda. Bütün demokratik kurumlarda yasama, yürütme, yargı birbirinden ayrı olmalı ancak faşist hükümetlerde bu üçü birleşir ve biz adım adım oraya doğru gidiyoruz. İşte bu, yargının isyanı aslında. Demokratikleşmede yargının bağımsızlığının ne kadar önemli olduğunu da söyleyerek diyoruz ki gerçekten demokratikleşme için yasama, yürütme, yargı ayrı güçler olarak demokrasinin inşasında sac ayaklarıdır. Bunun en temel ayaklarından yargı bağımsızlığı için buradayız.”
“YARGI TARAFSIZLIĞI BAKIMINDAN EN KÖTÜ DÖNEM”
DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Av. Öztürk Türkdoğan ise tutuklu öğrenciler ve siyasetçiler için yürüdüklerini belirterek şöyle devam etti:
“Avukatların yürüyerek hak, hukuk, adalet sloganı attığı bir ülkede Avukatlar Günü kutlanamıyor. Bugün bir mücadele günü; hak, hukuk, adalet için mücadele ediyoruz. Türkiye, tarihinin yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığı bakımından en kötü dönemini yaşıyor. 2017 yılında bize göre şaibeli olarak kabul edilen anayasa referandumuyla Türkiye, kuvvetler birliğine geçti. İşte o kuvvetler birliğinin sonuçlarını acı bir şekilde yaşıyoruz. Avukatlar, yargının gerçekten bağımsız tarafsız olması için mücadele ediyor. Bugün vesilesiyle düşünceleri nedeniyle mücadele edip hapiste olan başta öğrenciler olmak üzere siyasetçi arkadaşlarımızı, seçilmişleri, özgürlüğe kavuşturacağımız günleri de görmek istiyor, onlar için de mücadele ediyoruz.”
“DARBE YAPAN FAŞİSTLERİN DAHİ YAPMADIĞI AĞIR ORTAMLAR”
CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da avukatlara destek veren siyasetçiler arasındaydı. “Savunmayı susturamazlar” vurgusunu yapan Tanrıkulu, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Binlerce avukatla beraber yürüyoruz ve maalesef avukatlar gününü kutlayamıyoruz. Türkiye’de ağır insan hakları ihlalleri var, adalet tükenmiş durumda. Yargı bağımsız ve tarafsızlığını yitirmiş iktidarın bir aparatı haline dönüşmüş. Avukatlar bireysel olarak büyük bir baskı altında. Barolar da kurumsal olarak baskı altında. Darbe dönemlerinde görülmeyen bir biçimde barolar her taraftan kuşatılmaya çalışılıyor. En son İstanbul Barosuna yaptıkları bir açıklamadan dolayı dava açıldı ve baro yönetim kurulunun görevden alınmasına karar verildi. Bu 12 Eylül’de darbe yapan faşistlerin dahi yapmadığı ağır ortamlar aynı zamanda. Türkiye’nin her yerinde avukatlar büyük baskı altında; ekonomik zorluk içerisinde ve Türkiye’nin bu halinden avukatların yaşadıkları da bağımsız değil. O nedenle bugün meslektaşlarımız tam da Avukatlar Gününde adalet ve toplumsal barış için yürüdü. Bu düzeni değiştireceğiz.”
Türkiye Barolar Birliği (TBB) ile 81 ilin Baroları ortak açıklama ile “Mesleğimiz Tehdit Altında! 5 Nisan Avukatlar Günü’nü Kutla(ya)mıyoruz!” diyerek mesleğe tehditleri tek tek sıraladı.
TBB ile 81 ilin Baroları mesleklerinin tehdit altında olduğunu belirterek dikkatleri yargı bağımsızlığı, avukatlara yönelik şiddet, Çoklu Baro gibi sorunlara dikkat çekti; “Mesleğimiz Tehdit Altında! 5 Nisan Avukatlar Günü’nü Kutla(ya)mıyoruz! Hiçbir avukatı yalnız, hiçbir vatandaşı savunmasız bırakmayacağız” dedi.
YARGIYA GÜVEN HUKUKA İNANÇ ZAYIFLADI
Avukatlık mesleğinin itibarının kimseye teslim edilmeyeceğine vurgu yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının sağlanamaması; yargıya güven ve hukuka inancı azaltırken, avukatlık mesleğinin itibarını zayıflattı. Yargı Bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunacağız. Avukatlık mesleğinin itibarını kimseye teslim etmeyeceğiz.”
Avukata yönelik şiddet mesleğimizi icra ettiğimiz mekanların sınırlarını aşarak, meslek grubumuzu hedef haline getiren ve can alan, ülke çapına yayılmış bir şiddet türü haline geldi. Avukata yönelik şiddeti ne olursa olsun durduracağız. Meslektaşlarımızı ekonomik, sosyal ve psikolojik şiddet karşısında yalnız bırakmayacağız.
AVUKATLIK ÜCRETLERİ
Avukatlık ücretleri insan onuruna yaraşır şekilde, avukatın sarf ettiği emeği ve üstlendiği sorumluluğu karşılamıyor. Ücret tarifelerinde olması gereken artışları; ödemelerin zamanında yapılmasını sağlayacağız.
KAMU AVUKATLARINA MOBBİNG
Kamu avukatları ek gösterge, mobbing ve mesleki bağımsızlıklarının korunması sorunu hala çözülemedi. Baroları kamu avukatlarının meslek örgütü haline getirecek, sorunlarını çözeceğiz.
Hukuk Fakültesi kontenjan ve sayılarının ihtiyaç durumu gözetilmeden ve barolara danışılmadan artırılması, avukatlık mesleğinde nitelik kaybına sebep oluyor. Üniversite giriş sınavında hukuk fakültesi barajının yükseltilmesini sağlayarak meslekteki niteliksizleşmenin önüne geçeceğiz.
Bağlı çalışan avukatların ücret ve özlük hakları kanuni bir statüye; Stajyer Avukatlar eşit nitelikteki diğer hukuk mesleklerinin stajyerleri ile eşit koşullara sahip değil. Bağlı çalışan avukatların emek mücadelesini sahipleneceğiz. Stajyer Avukatların önündeki kanuni engellerin kaldırılmasını sağlayacağız.
Adalete erişim önünde avukatlar ve yurttaşlar için ekonomiye, mekana ve zamana dayalı engeller bulunuyor. Adalete erişimin önündeki engelleri kaldırmak için yetkili makamlarla kurulacak kesintisiz işbirliğimle çözümleri birlikte hayata geçireceğiz.
Çoklu Baro Kanunu ile meslek örgütlerimiz bölündü. Barolarımızı birleştireceğiz.”