Etiket: avustralya alevi bektaşi federasyonu

  • Sivas Katliamı’nın 33. yılında Melbourne’de anma gerçekleştirildi- VİDEO

    Sivas Katliamı’nın 33. yılında Melbourne’de anma gerçekleştirildi- VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 can, katliamın 33. yılında Melbourne’de düzenlenen etkinlikle anıldı. Avustralya Alevi kurumlarının çağrısıyla gerçekleştirilen anmada, “Unutmadık, unutturmayacağız” mesajı verildi.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu çağrısıyla, Sivas Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla Melbourne’de anma etkinliği düzenlendi.

    Melbourne kent merkezindeki State Library önünde gerçekleştirilen anmada, katliamda yaşamını yitiren 33 can saygıyla anıldı. Etkinliğe Alevi kurumlarının temsilcileri, demokratik kitle örgütleri ve çok sayıda yurttaş katıldı. Anma programı, katliamda yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşu ile başladı.

    Anmada yapılan konuşmalarda, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen canların unutulmadığı vurgulanırken, adalet mücadelesinin sürdüğü belirtildi. Katılımcılar, katliamın insanlık tarihine kara bir leke olarak geçtiğini ifade ederek, benzer acıların bir daha yaşanmaması için toplumsal hafızanın canlı tutulmasının önemine dikkat çekti.

    Konuşmaların ardından deyişler seslendirildi, semahlar dönüldü ve yaşamını yitirenler için karanfiller bırakıldı. “Unutmadık, unutturmayacağız” sloganlarının öne çıktığı anmada, katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğrafları taşındı.

    HABER MERKEZİ

  • AFA: Alevi inanç merkezlerine yönelik saldırılar nefret suçudur!

    AFA: Alevi inanç merkezlerine yönelik saldırılar nefret suçudur!

    PİRHA- Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi inanç merkezlerine ve kutsal mekânlarına yönelik saldırıların nefret suçu olduğu vurgulayarak, yetkilileri; saldırının arka planını ortaya çıkarmaya, sorumluları derhal açığa çıkarmaya ve Alevi toplumunu hedef alan nefret suçlarına karşı etkin tutum almaya çağırdı.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Dersim’de Düzgün Baba Ziyaretgahı’na, Maraş’ta ise Elif Ana Türbesi’ne yapılan saldırıya tepki gösterdi.

    “SALDIRI NEFRET SUÇUDUR”

    Alevi inanç merkezlerine ve kutsal mekânlarına yönelik saldırıların artarak devam etmesini kaygı ve öfkeyle takip ettiklerinin belirtildiği açıklamada, saldırıların nefret suçu olduğu vurgulandı.

    “ALEVİ İNANCI HEDEF ALINIYOR”

    Saldırıların, doğrudan Alevi toplumunun inancını ve varlığını hedef aldığına dikkat çekilen açıklamada, şunlar ifade edildi:

    “Özellikle “yakma” biçiminde gerçekleştirilen bu saldırı, Madımak Katliamı’nın acısını hâlâ yüreğinde taşıyan Aleviler açısından son derece ağır ve provokatif bir anlam taşımaktadır. Bu nedenle yaşananları “münferit olay” söylemleriyle geçiştirmek kabul edilemez.

    Alevilere yönelik nefret dilinin, ayrımcı politikaların ve cezasızlık anlayışının bu saldırıları cesaretlendirdiği açıktır. Yetkilileri; saldırının arka planını ortaya çıkarmaya, sorumluları derhal açığa çıkarmaya ve Alevi toplumunu hedef alan nefret suçlarına karşı etkin tutum almaya çağırıyoruz.

    İnanç değerlerimize, kutsallarımıza ve ziyaretgâhlarımıza yönelik hiçbir saldırıyı kabul etmeyeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

    PİRHA/AVUSTRALYA 

     

  • AFA: Arşivleri açın, hakikatle yüzleşin!

    AFA: Arşivleri açın, hakikatle yüzleşin!

    PİRHA-Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, 1937–38’de on binlerce insanın katledildiği, sürgün edildiği ve “Dersim’in Kayıp Kızları” olarak bilinen çocukların ailelerinden koparıldığı bu tarihsel acıyı unutmayacaklarının altını çizerek, hakikatle yüzleşme çağrısında bulundu.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Dersim Soykırımı’nın 89. yıl dönümüne dair açıklama yaptı.

    “ARŞİVLER AÇILSIN”

    1937–38’de on binlerce insanın katledildiği, sürgün edildiği ve “Dersim’in Kayıp Kızları” olarak bilinen çocukların ailelerinden koparıldığı bu tarihsel acıyı unutmayacaklarının altı çizilen açıklamada, “Bu vesileyle; devletin resmi özür dilemesini, Dersim isminin iadesini, arşivlerin açılmasını, Seyit Rıza ve arkadaşlarının itibarlarının iadesini, kayıp çocukların akıbetinin açıklanmasını ve bölgedeki kültürel/doğal tahribata son verilmesini talep ediyoruz” denildi.

    “HAKİKATLE YÜZLEŞİLMELİ”

    Hakikatle yüzleşmenin ve adaletin sağlanmasının, güçlü bir siyasi iradeyle mümkün olduğununun vurgulandığı açıklamada, “Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu olarak, Dersim Soykırımı’nın 89. yıl dönümünde yaşamını yitirenleri saygıyla anıyoruz. 1937–38’de on binlerce insanın katledildiği, sürgün edildiği ve “Dersim’in Kayıp Kızları” olarak bilinen çocukların ailelerinden koparıldığı bu tarihsel acıyı unutmuyoruz. Bu vesileyle; devletin resmi özür dilemesini, Dersim isminin iadesini, arşivlerin açılmasını, Seyit Rıza ve arkadaşlarının itibarlarının iadesini, kayıp çocukların akıbetinin açıklanmasını ve bölgedeki kültürel/doğal tahribata son verilmesini talep ediyoruz” ifadelerine yer verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu’ndan Mine Kırıkkanat’a tepki!

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu’ndan Mine Kırıkkanat’a tepki!

    PİRHA- Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat’ın, CHP’nin önceki dönem Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için kullandığı “kripto kılıç artığı” ifadesine tepki gösteren Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, “İnanç, kimlik ve köken üzerinden hedef gösterme hiçbir koşulda kabul edilemez. Bu tür söylemler toplumsal barışı zedeler ve kutuplaşmayı derinleştirir” dedi.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat’ın, CHP’nin önceki dönem Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden kullandığı “kripto kılıç artığı” ifadesine dair açıklama yaptı.

    “AYRIMCI VE TEHDİTKÂR DİLİ YENİDEN ÜRETTİ”

    Mine Kırıkkanat’ın sözlerinin, Aleviler, Kürtler ve Ermeniler gibi tarihsel olarak etnik ve inançsal temelde ağır acılar yaşamış, katliamlara uğramış halklara yönelik ayrımcı ve tehditkâr bir dili yeniden ürettiğine dikkat çekilen açıklamada, şunları ifade edildi:

    “İnanç, kimlik ve köken üzerinden hedef gösterme hiçbir koşulda kabul edilemez. Bu tür söylemler toplumsal barışı zedeler ve kutuplaşmayı derinleştirir. Basın özgürlüğü; hakaret ve ayrımcılık hakkı vermez. Herkesi sorumlu ve etik bir dil kullanmaya davet ediyoruz. Eşit yurttaşlık, laiklik ve toplumsal barıştan yana duruşumuzu sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Avustralya’daki Alevi, Kürt ve Süryani kurumları: Suriye’de soykırım sürüyor!

    Avustralya’daki Alevi, Kürt ve Süryani kurumları: Suriye’de soykırım sürüyor!

    PİRHA-Avustralya’da ortak açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu, Avustralya Demokratik Kürt Toplumu Federasyonu, Victoria Alevi İslam Derneği, Alevi İslami Sosyal Merkezi ve Beth-Nahrain Süryani Derneği, Suriye’de Kürtlere ve diğer azınlıklara yönelik saldırıların sistematik bir soykırım niteliği taşıdığını belirterek uluslararası kamuoyunu harekete geçmeye çağırdı.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Avustralya Demokratik Kürt Toplumu Federasyonu, Victoria Alevi İslam Derneği, Alevi İslami Sosyal Merkezi (Reservoir Markaz) ve Beth-Nahrain Süryani Derneği, Suriye’de Kürtlere ve diğer azınlıklara yönelik süregelen saldırılara ilişkin ortak bir basın açıklaması yayımladı.

    22 Ocak 2026 tarihli açıklamada, Suriye’de yaşananların artık bir iç savaş olarak tanımlanamayacağı vurgulanarak, Kürt halkı ile birlikte Aleviler, Hristiyanlar, Dürziler, Süryaniler ve demokratik Arap güçleri dahil olmak üzere savunmasız toplulukların hedef alındığı sistematik ve soykırım niteliğinde bir şiddet kampanyası yürütüldüğü ifade edildi.

    Açıklamada, sivillerin, kadınların, çocukların, evlerin ve ibadet yerlerinin IŞİD bağlantılı ve HTŞ ile ilişkili aşırılıkçı gruplar tarafından kasıtlı olarak hedef alındığı belirtilerek, bu fiillerin uluslararası hukuk uyarınca savaş suçu ve insanlığa karşı suç kapsamında olduğu vurgulandı.

    “ULUSLARARASI SESSİZLİK SUÇU DERİNLEŞTİRİYOR”

    Kurumlar, uluslararası toplumun sessizliğinin saldırıları gerçekleştiren failleri cesaretlendirdiğini belirterek, bu grupları siyasi, askeri ya da diplomatik olarak destekleyenlerin de işlenen suçlardan ortak sorumluluk taşıdığını kaydetti.

    Açıklamada, Suriye’nin fiilen egemen bir devlet görünümünü yitirdiği, birçok bölgenin Türkiye hükümeti tarafından desteklenen cihatçı milislerin kontrolü altına girdiği ifade edilirken, bu yapıların bir bölümünün serbest bırakılan IŞİD mensuplarından oluştuğuna dikkat çekildi. Bu durumun yalnızca bölgesel değil, küresel bir güvenlik tehdidi yarattığı belirtildi.

    BM VE HÜKÜMETLERE ACİL ÇAĞRI

    Avustralya’daki Alevi, Kürt ve Süryani kurumları; Birleşmiş Milletler’i, insan hakları örgütlerini ve hükümetleri derhal harekete geçmeye çağırarak, söz konusu grupların savaş suçlusu olarak tanınmasını, liderlerinin ve destekçilerinin hesap vermesini talep etti.

    Suriye’de barışçıl bir geleceğin sağlanabilmesi için ise şu talepler sıralandı:

    • Türkiye güçlerinin ve Türkiye destekli milislerin derhal Suriye’den çekilmesi,

    • HTŞ ve diğer düşmanca silahlı yapıların Kuzey ve Doğu Suriye’den çıkarılması,

    • Hedef alınan tüm topluluklara karşı işlenen suçlara ilişkin bağımsız ve uluslararası bir soruşturma yürütülmesi,

    • Suriye’nin tüm halklarını ve inançlarını temsil eden kapsayıcı bir geçiş hükümetinin kurulması.

    Açıklamanın sonunda kurumlar, adil, laik ve demokratik bir Suriye talebini yineleyerek, etnik kökeni ya da inancı ne olursa olsun tüm hak ihlali mağdurlarıyla dayanışma içinde olduklarını vurguladı. Açıklamada, “Alevi, Hristiyan ve Dürzi topluluklar için talep ettiğimiz adaleti bugün de Kürt halkı için talep ediyoruz” ifadelerine yer verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • AFA: Uluslararası toplumu acilen harekete geçmeye çağırıyoruz!

    AFA: Uluslararası toplumu acilen harekete geçmeye çağırıyoruz!

    PİRHA- Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, yaptığı açıklamada, Suriye’de Aleviler, Ermeniler ve Hristiyanlar başta olmak üzere birçok topluluğun ağır bir tehlike altında olduğuna dikkat çekerek, uluslararası toplumu, insan haklarını korumak, sivillerin güvenliğini sağlamak ve bu katliam ile soykırım niteliğindeki saldırıları durdurmak için acilen harekete geçmeye çağırdı.

    Suriye’de yıllardır süren iç savaş, İslamcı cihat örgütü HTŞ ’nin ülkede iktidarı ele geçirmesinden sonra farklı bir aşamaya geçti. HTŞ ’nin çeşitli etnik ve dini topluluklara yönelik gerçekleştirdiği katliamlar halkların geleceğini tehdit etmeye devam ediyor.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), yaptığı açıklamada, Suriye’de Aleviler, Ermeniler ve Hristiyanlar başta olmak üzere birçok topluluğun ağır bir tehlike altında olduğuna dikkat çekerek, “Esad rejiminin çöküşünden sonra bölgede kontrolü ele geçiren HTS, özellikle Lazkiye, Ceble ve Humus’ta sivil yerleşimlere yönelik saldırılarını artırmış; yaşananlar bir katliam ve uluslararası çevrelerce “soykırım niteliğinde” olarak değerlendirilebilecek boyutlara ulaşmıştır” dedi.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu olarak, sivillerin hedef alınması, insanların zorla yerlerinden edilmesi ve derinleşen bu insani kriz, katliam ve soykırım niteliğindeki saldırılar karşısında büyük endişe duyduklarını belirterek, “Bu vahşetin görmezden gelinmesi saldırganları cesaretlendirecektir” ifadelerine yer verdi.

    AFA, son olarak uluslararası toplumu, insan haklarını korumak, sivillerin güvenliğini sağlamak ve bu katliam ile soykırım niteliğindeki saldırıları durdurmak için acilen harekete geçmeye çağırdı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • 32. Abdal Musa Festivali yapıldı: Karanlığa karşı ışığı, savaşa karşı barışı büyüteceğiz!-VİDEO

    32. Abdal Musa Festivali yapıldı: Karanlığa karşı ışığı, savaşa karşı barışı büyüteceğiz!-VİDEO

    PİRHA- Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) üye kurumları Avustralya Toplum Konseyi ve Dandenong Alevi Kültür Merkezi’nin ortak düzenlediği 32. Abdal Musa Festivali büyük coşkuyla gerçekleşti. Festivalde konuşan AFA Genel Başkanı Suzan Saka, “Biz biliyoruz ki, sevgiyle yoğrulan bir toplumda, kimse kimliğinden ötürü dışlanmaz; kimse inancından dolayı hor görülmez. Bu yüzden Aleviler olarak, yolumuza, ulularımıza, değerlerimize sahip çıkacağız. Karanlığa karşı ışığı, nefrete karşı sevgiyi, bölünmeye karşı birliği büyüteceğiz” dedi.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) ve üye kurumları Avustralya Toplum Konseyi (AATK), Dandenong Alevi Kültür Merkezi’nin (DAKM) ortaklığında Melbourne Coburg Gölü Parkı’nda düzenlenen 32. Abdal Musa Festivali yoğun yağışa rağmen coşkuyla gerçekleşti.

    Açılış konuşmasını yapan AFA Genel Başkanı Suzan Saka, anavatanından uzak, ama köklerini unutmayan göçmenler olarak bugün Avustralya’da güven içinde, eşit haklarla yaşıyorsak, bunu bu ülkenin geleneksel sahipleri Aborjin ve Torres Boğazı Adalı halklarının mücadelesine de borçlu olduklarını söyledi.

    Victoria eyaletinde Treaty’nin 12 Aralık’ta yürürlüğe girmesini büyük bir sevinçle kutladıklarını belirten Saka, şunları ifade etti:

    “Bu, barışın, adaletin ve ortak yaşamın güçlenmesi adına çok önemli bir adımdır. Her zaman Aborjin ve Yerli Halkların haklarını savunmaya devam edeceğiz. Onlar da tıpkı bizler gibi, anavatanlarında zulme, katliamlara ve asimilasyona uğradılar. Bu yüzden onları en iyi anlayacak olan Aleviler, Kürtler ve ezilenlerdir. Bugünkü festivalimizi adadığımız yol ulumuz Abdal Musa, sevginin, eşitliğin, adaletin rehberidir. O der ki: “Savaş, kan dökme, hak yeme, ayrımcılık sevgiyle bağdaşmaz.” Abdal Musa için “insan olmanın anlamı”, sevgiyle dolup taşmak, dünyayı tüm canlılarla eşitçe paylaşmak ve ihtiyacı olana yardım etmektir.

    Federasyonumuz, ister Türkiye’de, Filistin’de, Suriye’de ister dünyanın herhangi bir yerinde olsun, insan haklarının ihlal edildiği her yerde mazlumların yanında durmaya ve haksızlıklara karşı sesimizi yükseltmeye devam edecektir. Çünkü Alevi yolu bize şunu öğretir: Adaletsizlik karşısında susmak bir seçenek değildir. Bu nedenle Federasyonumuz, nerede bir hak ihlali varsa mazlumun yanında, zalimin karşısında olmaya ve dostlariyla omuz omuza yuurmeye devam edecektir.

    Anavatanımızdan binlerce kilometre uzakta olsak da, Türkiye’de yaşanan adaletsizliklere karşı ses çıkarmaya, dostlarımızla omuz omuza yürümeye kararlıyız. Canlar, tüm bu çağrılar sadece bir direniş değil bir barış çağrısıdır. Bu sebeple 1937-1938 Dersim Katliamında yitirdiğimiz Seyit Rıza ve yoldaşlarını saygıyla anıyorum. Çünkü biz biliyoruz ki, sevgiyle yoğrulan bir toplumda, kimse kimliğinden ötürü dışlanmaz; kimse inancından dolayı hor görülmez. Bu yüzden Aleviler olarak, yolumuza, ulularımıza, değerlerimize sahip çıkacağız. Karanlığa karşı ışığı, nefrete karşı sevgiyi, bölünmeye karşı birliği büyüteceğiz.

    32 yıldır Avustralya’da kutlanan Abdal Musa Festivali, bizlerin dayanışmasının, direncinin, sevgiyle bir arada yaşama iradesinin en güzel örneğidir. Bu festival, farklı halklarla hoşgörü, barış ve sevgi içinde yaşamanın mümkün olduğunu gösteren bir umuttur. İşte bugün, Aleviliğin biricik bir inanç olduğunu; evreni bir bütün, hakkı insanda gördüğünü; deyişlerimizle, gülbenkelerimizle, semahımızla, telli Kuran’ımız sazımız ve sözümüzle kutlamanın günüdür!

    İşte bugün, Abdal Musa adına adanan bayramımızı kutlamanın günüdür! İşte bugün, bizim günümüzdür! Abdal Musa Festivalimizin dostluk, kardeşlik ve barış içinde geçmesini dilerim. 32 yıl boyunca destek veren her cana teşekkür eder, sizleri şahsım ve Federasyonumuz adına saygı, sevgi ve muhabbetle selamlarım.”

    32’ncisi gerçekleştirilen Abdal Musa Festivali’nde, Serdal Çınar, AFA Onursal Başkanı, President Alevi Community Council of Australia adına Yılmaz Tuncer, President Dandenong Alevi Cultural Centre adına Doğan Coşkun, Peter Khalil, Federal Member for Wills, Minister Enver Erdogan, Member for Northern Metro Region, Mayor Helen Davidson, Merri-bek City Council, Anthony Cianflone, Member for Pascoe Vale, Iwan Walters, Parliamentary Secretary for Multicultural Affairs, Kathleen Matthews-Ward, Member for Broadmeadows, Councillor Sue Bolton, Merri-bek City Council, Councillor Kat Theodosis, Merri-bek City Council, Councillor Naim Kurt, Hume City Council, Councillor John Haddad, Hume City Council, Councillor Hadi Saab, City of Kingston, Commissioner Dr. Judy Tang, Victorian Multicultural Commission yer alıp, konuştu.

    Festivalde lokma, katmer-gözleme yiyecek satışları ve kültür çadırı etkinlikleri gerçekleşirken, ayrıca Hacı Bektaş Veli Vakfı’nın öğrencilere sunduğu burslara destek amaçlı el emeği ile yapılan takı, çiçek gibi ürünlerin satışı gerçekleşti.

    32. Abdal Musa Festivalde deyişler ve nefesler okunurken, davul zurna eşliğinde çekilen halaylarla festival son buldu.

    PİRHA/AVUSTRALYA

  • Avustralya’daki Aleviler 32. Abdal Musa Festivali’nde buluşuyor

    Avustralya’daki Aleviler 32. Abdal Musa Festivali’nde buluşuyor

    PİRHA- Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Avustralya Toplum Konseyi ve Dandenong Alevi Kültür Merkezi’nin ortaklaşa düzenlediği 32. Abdal Musa Festivali bu yıl 16 Kasım’da gerçekleşecek. 

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Avustralya Toplum Konseyi (AATK), Dandenong Alevi Kültür Merkezi’nin (DAKM) ortaklaşa düzenlediği Abdal Musa Festivali’ne sayılı günler kaldı.

    32. Abdal Musa Festivali, 16 Kasım Pazar 11.00-18.00 saatleri arasında Coburg Gölü Koruma Alanı, Murray Yolu Coburg’da gerçekleşecek.

    1993 yılından bu yana süregelen festival, geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yılda Melbourne ve Avustralya’nın diğer şehirlerinden gelen Aleviler başta olmak üzere farklı dil, kültür ve inanç topluluklarından binlerce insanı misafir etmeye hazırlanıyor.

    BİRÇOK ETKİNLİK DÜZENLENECEK

    Abdal Musa Festivali’nde, deyişler, türküler, Aborjin müziği, semah, halaylar, dans geleneksel yiyecekler yer alacak. Ayrıca Abdal Musa adına tığlanan lokmanın yanı sıra, çocuklar için birçok aktivite ile Alevilerin ve Anadolu’da yaşamış diğer kültürlerin mirası ve kültürü paylaşılacak.

    KATILIM ÇAĞRISI

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 32 Abdal Musa Festivali’ne katılım çağrısında bulunarak, “Alevi toplumunun zengin çeşitliliğini müzik, semah, halay, dans, sergiler, el sanatları, çocuk etkinlikleri ve lezzetli yiyeceklerle keşfetmek için 32. Abdal Musa Festivali’mize davetlisiniz! Ayrıca festivalimizde; Anadolu ve Mezopotamya’nın güçlü ezgileri, içten ve özgün müzikleriyle kalbiniz ısınacak, renkli ve enerjik gösterilere katılarak, birlikte halaya durup bu kültürel şöleni sevdiklerinizle paylaşabilseceksiniz! 32. Abdal Musa Festivali, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Avustralya Alevi Toplum Konseyi (ACCA) ve Dandenong Alevi Kültür Merkezi (DACC) tarafından düzenlenmektedir. Sizi, ailenizi ve dostlarınızı bayramımıza davet ediyoruz” dedi.

    PİRHA/AVUSTRALYA

  • Alevi kurumları Suriye’deki azınlıklar için Melbourne’de toplandı: Dünya sessiz kalmamalı!

    Alevi kurumları Suriye’deki azınlıklar için Melbourne’de toplandı: Dünya sessiz kalmamalı!

    PİRHA- Avustralya’daki Alevi kurumları, Suriye’de Alevi toplumu başta olmak üzere inançsal azınlıkların maruz kaldığı hak ihlallerini gündeme taşımak üzere Melbourne’de düzenlenen toplantıda buluştu. Etkinlikte uluslararası topluma ve Avustralya hükümetine “sorumluluk alma” çağrısı yapıldı.

    Avustralya’da faaliyet yürüten Alevi kurumları ve sivil toplum örgütleri, ‘Suriye Krizi ve Azınlık Hakları’ konulu bir toplantı düzenledi. Victoria Alawi İslami Derneği ile Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu‘nun ortaklaşa düzenlediği toplantı Epping’teki Alawi Merkezi’nde gerçekleşti. Toplantıya, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Suzan Saka, Onursal Başkan Serdal Cinar, Avustralya Alevi Toplum Konseyi’nden Gamze Kiratlioglu, Dandenong Alevi Kültür Merkezi’nden Doğan Coşkun, Victoria Alawi İslami Derneği’nden Gebran Waari, Samir Latif, Robert Tawil, Sarwat Hbous, Beth-Nahrain Asuri Derneği’nden Cr John Haddad, Avustralya Suriye Derneği’nden gazeteci Reem Deeb, Kingston Belediyesi Meclis Üyesi Cr Hadi Saab, St Georges Antakya Ortodoks Katedrali’nden George Ibrahim, Federal Milletvekili Peter Khalil (Wills), Federal Milletvekili Andrew Giles (Scullin), Victoria Eyalet Milletvekili ve Çok Kültürlülük Bakanı Enver Erdogan, Victoria Eyalet Milletvekili Basem Abdo katıldı.

    Toplantıda, Suriye’deki Alevilerin inançları nedeniyle maruz kaldığı ayrımcılık, zorla kaybettirme, yerinden edilme ve kültürel yok oluş tehlikesi detaylarıyla ele alındı. Konuşmacılar, uluslararası kamuoyunun ve özellikle Avustralya hükümetinin ahlaki sorumluluk alarak bu zulme karşı somut adımlar atması gerektiğini vurguladı.

    “ZULME KARŞI SESSİZ KALMAYACAĞIZ”

    Toplantının açılış konuşmasını yapan Sarwat Hbous, “Burada bir araya gelerek Suriye’deki azınlıkların maruz kaldığı zulümlere dikkat çekmek ve onların seslerinin duyulması için çabalıyoruz” dedi. Victoria Alawi İslami Derneği Toplum Geliştirme Müdürü Robert Tawil ise, “Toplantının amacı, zulmü ve yerinden edilmeleri gündeme taşıyarak Avustralya kamuoyunun vicdanına seslenmek ve milletvekillerinden destek talep etmektir” ifadelerini kullandı.

    “SURİYE’DEKİ ALEVİLER YOK OLUŞLA KARŞI KARŞIYA”

    Etkinlikte konuşan Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Suzan Saka, Suriye’deki Alevilerin korunması için uluslararası kamuoyunun ortak çaba göstermesi gerektiğini vurguladı. Saka, “Suriye’deki Aleviler ve diğer savunmasız azınlıkların korunması, sadece hükümetlerin değil, adalet ve insan onuruna değer veren her bireyin sorumluluğudur” dedi.
    Avustralya Alevi Toplum Konseyi temsilcisi Gamze Kiratlioglu ile Dandenong Alevi Kültür Merkezi temsilcisi Doğan Coşkun da toplantıda yer alarak Alevi toplumunun Suriye’deki inançdaşlarına yönelik dayanışma çağrısını yineledi.

    AVUSTRALYA HÜKÜMETİNE ÇAĞRI

    Toplantının sonunda yapılan ortak açıklamada, Suriye’deki Alevi, Dürzi, Asuri ve Ortodoks Hristiyan toplulukların yok olma tehdidiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı. Katılımcılar, bu durumun sadece bölgesel bir trajedi değil, aynı zamanda bir insanlık suçu olduğunu belirtti. Toplantıda konuşan kurum temsilcileri ve milletvekilleri, Avustralya hükümetine şu çağrılarda bulundu:

    “-Suriye’deki insan hakları ihlallerine karşı yaptırımların sürdürülmesi
    -Bağımsız soruşturmaların desteklenmesi
    -Yerinden edilen aileler için sığınma yollarının açılması ve insani yardım sağlanması”

    PİRHA/ AVUSTRALYA

  • Avustralya Alevi Federasyonu’ndan, Diyanet’in kadınları hedef alan hutbesine tepki!

    Avustralya Alevi Federasyonu’ndan, Diyanet’in kadınları hedef alan hutbesine tepki!

    PİRH- Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Diyanet’in kadınları ve kazanımlarını hedef alan hutbelerine tepki göstererek, kadın düşmanlığına karşı mücadele vurgusu yaptı. 

    Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından camilerde okutulan hutbeler üzerinden kadınların kazanılmış haklarının hedef alınmasına bir tepki de Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu’ndan geldi.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) yaptığı açıklamada, 1 Ağustos’ta kadınları giyimleri üzerinden hedef gösteren Diyanet’in bu haftaki  “Kul hakkı ateşten gömlektir” başlıklı hutbesine dikkat çekerek kadınların kazanılmış haklarına yönelik her saldırının aynı zamanda toplumsal eşitliğe ve demokrasiye yönelikte olduğunu ifade etti.

    “EŞİTLİKTEN, LAİK EĞİTİMDEN VE HALKIN İRADESİNDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    “Laiklik, eşit yurttaşlık, kadın hakları ve halkın iradesi saldırı altında!” başlığıyla yayımlanan açıklamada ayrıca belediye başkanlarına yönelik operasyon da eleştirilerek, şu ifadelere yer verildi:

    “15 Ağustos 2025’te Diyanet hutbesinde, kadınların eşit miras hakkı dini söylemlerle sorgulandı; “kul hakkı” denilerek eşitlik talebi itibarsızlaştırıldı. Bu söylem, Anayasa’nın eşitlik ilkesi, Medeni Kanun ve laiklik ile açıkça çelişmektedir. Kadınların kazanılmış haklarına yönelik her saldırı, yalnızca kadınlara değil, toplumsal eşitliğe ve demokrasiye yöneliktir.

    Bu saldırılar yalnızca kadın haklarıyla sınırlı kalmadı. Hutbenin okunduğu aynı günün akşam saatlerinde Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ve 44 kişinin hukuksuzca gözaltına alınması, demokrasiye vurulmuş bir darbedir. Belediyelere halkın oyuyla seçilen kişilerin yargı eliyle görevden alınması, seçmen iradesinin gaspıdır.

    Milli Eğitim Bakanlığı ile el ele, tarikat ve cemaatlerin etkisiyle okullarımız bilimden uzaklaştırılırken; hukuk yerine baskı ve keyfi yönetim anlayışıyla Türkiye karanlık günlere sürüklenmektedir.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu olarak; eşitlikten, laik eğitimden ve halkın iradesinden vazgeçmeyeceğiz!”

    PİRHA/AVUSTRALYA

  • Avustralya Alevi Anıtı önünde Madımak anması

    Avustralya Alevi Anıtı önünde Madımak anması

    PİRHA- Avustralya Alevi Federasyonu, Madımak Katliamının 32. yılında Melbourne’de bulunan Alevi anıtı önünde anma gerçekleştirerek, çerağlar uyandırdı. 

    Avustralya Alevi Federasyonu, Melbourne şehrinde bulunan Alevi anıtı önünde, Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. Anma, çerağların uyandırılması sonrasında saygı duruşuyla başladı. Ayrıca Alevi Anıtı önüne karanfiller bırakıldı.

    Anma ayrıca bu akşam Hallac-ı Mansur Cemevinde saat 19.00’da gerçekleşecek anmaya çağrı yapıldı.

    “HAFIZAMIZDA TAŞIDIĞIMIZ BİR YARA, ÇAĞRI”

    Avustralya Alevi Federasyonu’nun sanal medya hesabından yapılan paylaşımda şunlar kaydedildi:

    “Sivas Madımak Katliamı’nın 32. Yılında: Hafızamızda ve Yüreğimizde Yaşatıyoruz

    2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yaşanan ve toplum hafızasında derin izler bırakan Madımak Katliamı’nın üzerinden 32 yıl geçti. Bu acı olay, sadece kayıplarımızı değil; aynı zamanda adalet, vicdan ve toplumsal barış arayışını da yüreğimizde taşıdığımız bir dönüm noktasıdır.

    Tarihi hatırlamak, yalnızca geçmişi anmak değil; benzer acıların bir daha yaşanmaması için sorumluluk almaktır. Sessiz kalmamak, adalet talebini sürdürmek hepimizin ortak görevidir. 2 Temmuz, bir takvim yaprağından öte; toplumsal hafızamızda taşıdığımız bir yaradır, bir çağrıdır.

    ANMAYA ÇAĞRI

    Sivas’ta yitirdiğimiz canları; Dersim, Maraş ve Çorum’da hayatını kaybeden insanları saygıyla anıyoruz. Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu olarak, bu yıl da Melbourne’da sabah saatlerinde gerçekleştirdiğimiz anma ziyaretiyle, bu acıyı bir kez daha andık. Bu akşam düzenleyeceğimiz Anma Gecesi’nde ise, bu ortak hafızayı birlikte yaşatmak ve dayanışmayı büyütmek istiyoruz.

    Unutulan her gerçek, tekrar yaşanma ihtimali taşır. Bu yüzden hatırlamak; adalet ve insan hakları adına atılacak en insani adımdır. Anma ecesi, inancı, kimliği ya da düşüncesi ne olursa olsun; barışa, adalete ve insanlığa gönül veren herkesin katılımına açıktır. Hep birlikte anmak, hafızamızı canlı tutmak ve yarınlarımızı daha aydınlık kılmak dileğiyle…

    Tarih: 2 Temmuz 2025, Çarşamba

    Saat: 19:00

    Yer: Hallac-ı Mansur Cemevi

    (28-30 Williams Road, Coburg North)

    Aşk ile…”

    PİRHA/AVUSTRALYA

     

  • Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Kurulu’nu tamamladı

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Kurulu’nu tamamladı

    PİRHA – Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, yaptığı Olağan Genel Kurul ile iki yıllık yeni yönetim kadrosunu belirledi.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Olağan Genel Kurulunu yaptı. 23 Mart’ta tamamlanan süreçle birlikte Suzan Saka, yeniden genel başkan seçildi.

    Genel kurul sonucunda, Doğan Coşkun, Hasan Hüseyin Çakmak, Sercan Serin ve Yasin Yaşar da yönetim kurulu üyeleri olarak belirlendi.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu tarafından yapılan açıklamada “Başta Türkiyeli toplum olmak üzere Avustralya’daki farklı toplulukların hak mücadelesinde büyük katkıları olan ve Alevi kurumlarının yanı sıra federasyonumuzun kurulmasında, gelişiminde uzun yıllar emek veren Serdal Çınar, genel kurulda federasyonumuzun onursal başkanı olarak seçilmiştir. Kendisine, Alevi toplumu ve kurumları adına verdiği hizmetler için teşekkür eder, onursal başkanlığını kutlarız. Birliğimiz, dirliğimiz daim olsun. Aşk ile” denildi.

    PİRHA/AVUSTRALYA

  • Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu’ndan gazetecilerin gözaltına alınmasına tepki!

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu’ndan gazetecilerin gözaltına alınmasına tepki!

    PİRHA- Barış Pehlivan, Serhan Asker ve Seda Selek’in gözaltına alınmasının ‘halkı sindirmenin bir parçası’ olduğunu belirten Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, “Bir yanda otellerde insanlar yanarak can verirken, 6 Şubat depreminin yaraları hâlâ sarılmazken, maden kazaları, diğer yanda halk yoksullukla mücadele ederken gazetecilerin ve muhaliflerin hedef alınması, adaletin ve hukukun tamamen işlevsiz hale geldiğini göstermektedir” açıklamasında bulundu.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), gazeteciler Barış Pehlivan, Serhan Asker ve Seda Selek’in gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Açıklamada ayrıca devam eden kayyım atamaları, Gezi protestolarına yönelik yeniden tutuklamaların da halkın iradesini ve sesini susturma girişimi olduğu vurgulandı.”

    “HALKI SİNDİRME VE SUSTURMANIN BİR PARÇASI”

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu‘nun açıklamasında, “Gazeteci Barış Pehlivan, Halk TV binası önünde gözaltına alındı. Ardından Serhan Asker ve Seda Selek’in de gözaltına alındığı öğrenildi. Bu gözaltılar, halkı sindirme ve susturma çabasının bir parçasıdır. Bir yanda otellerde insanlar yanarak can verirken, 6 Şubat depreminin yaraları hâlâ sarılmazken, maden kazaları, diğer yanda halk yoksullukla mücadele ederken gazetecilerin ve muhaliflerin hedef alınması, adaletin ve hukukun tamamen işlevsiz hale geldiğini göstermektedir. Ayrıca Gezi Direnişi’nin üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen hâlâ tutuklamalar yaşanıyor, belediyelere kayyım atanıyor, toplum ise korku iklimi içinde yaşamaya zorlanıyorken, bu karanlık tablo, halkın iradesini ve sesini susturma girişimidir” denildi.

    “SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ GÜÇLÜ BİRLİKTELİKTEN GEÇER”

    Toplumun tüm dinamiklerinin bir arada dayanışma zemini oluşturmasının gerektiğine vurgu yapılan açıklamanın devamında, “Ancak hiçbir güç, halkın dayanışma ve mücadele gücünden üstün değildir. Bu sorunların çözümü, güçlü bir birliktelikten geçmektedir. Toplumun tüm dinamikleri, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, sendikalar, barolar, meslek örgütleri, kadın ve LGBTI+ örgütleri, inanç kurumları, bir araya gelerek ortak bir dayanışma zemini oluşturmalıdır. Eşitlik, adalet ve demokrasi için hep birlikte mücadele ederek, bu korku iklimini dağıtabilir ve ülkemizi daha özgür, daha adil bir geleceğe taşıyabiliriz. Şimdi, kitlesel dayanışmayı ve umudu büyütme zamanıdır!” ifadeleri kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Kartalkaya’da yaşamını yitirenleri andı

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Kartalkaya’da yaşamını yitirenleri andı

    PİRHA- Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Otel’de çıkan yangında yaşamını yitirenleri anarak sorumluların adalet önünü çıkarılması çağrısında bulundu.

    Bolu’da Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki 12 katlı ahşap Grand Kartal Otel’de çıkan yangın faciasında yaşamını yitirenlerin sayısı 76’ya çıktığını açıkladı. 51 kişinin de yaralandığı yangın faciasında aralarında işletme sahibinin de olduğu 9 kişinin gözaltına alındığı belirtildi.

    “SORUMLULAR ADALET ÖNÜNE ÇIKARILSIN”

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, faciaya dair açıklamaya yaparak yaşamını yitirenleri andı. AFA açıklamasında, “Bolu’daki can kayıpları için derin üzüntü içindeyiz! Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki otel yangınında birçok canın hayatını kaybettiğini ve yaralandığını büyük bir üzüntüyle öğrendik. Hayatlarını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara ise acil şifalar diliyoruz. Kartalkaya Kayak Merkezi’nin de olduğu bölgede itfaiye biriminin bulunmaması ve yol güvenliği sorunlarının giderilmemesi, yetkililerin sorumluluklarını yerine getirmediğini açıkça göstermektedir. Avusturalya Alevi Bektaşi Federasyonu olarak beklentimiz, yürütülen adli ve idari soruşturmalar sonucunda yangında ihmali ve sorumluluğu bulunanların en kısa sürede tespit edilmesi ve gecikmeden gerekli önlemlerin alınması, sorumluların adalet önüne çıkarılmasıdır” denildi.

    PİRHA/AVUSTRALYA 

  • Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu’nun düzenlediği 31. Abdal Musa Festivali yapıldı

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu’nun düzenlediği 31. Abdal Musa Festivali yapıldı

    PİRHA- Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) üye kurumları Avustralya Toplum Konseyi ve Dandenong Alevi Kültür Merkezi’nin ortak düzenlediği 31. Abdal Musa Festivali büyük coşkuyla gerçekleşti. 

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) ve üye kurumları Avustralya Toplum Konseyi (AATK), Dandenong Alevi Kültür Merkezi’nin (DAKM) ortaklığında Melbourne Coburg Gölü Parkı’nda düzenlenen 31. Abdal Musa Festivali her yıl olduğu gibi bu yıl da coşkuyla gerçekleşti. Binlerce insan dostluk, sevgi ve barış ruhuyla bir araya geldi. Bu yılki etkinliğin öne çıkanlarından biri de “Rıza Şehri”nin derin felsefesinin genç katılımcılarla güzel bir şekilde paylaşıldığı ‘Alevi Bilgilendirme Çadırı’ oldu.

    Anadolu’nun kadim dillerinin, deyişleri, Alevi ulularının şiirlerinin seslendirildiği canlı performanslarla Melbourne’nin ünlü müzik grupları sahneye çıktılar.

    Program kapsamında Alevi Anıtı’na karanfiller bırakıldı. Resmi açılış Aborjin halkından bir temsilcinin “Ülkeye Hoş geldiniz” seremonisiyle başladı. Sonrasında Güzide Suluk Ana ve Turabi Bulut Dede’nin verdiği gülbeng ardından semah dönüldü.

    Dostluğun, barışın, kültürlerin, dillerin ve inançların yan yana ve huzur içerisinde gerçekleşen Abdal Musa Festivali’ne, Bakan Enver Erdoğan, Milletvekili Anthony Cianflone, Milletvekili Kathlen Mathews-Ward, Milletvekili Iwan Walters , Victoria Çok Kültürlülük Elçisi Vivien Nguyen, Merri-bek Belediye encümen üyesi Katerine Theodosis, Hume belediye encümen üyesi Naim Kurt ve John Haddad, CHP Melbourne Temsilciliği, Viktorya Kürt Toplum Merkezi, Viktorya Etnik Topluluklar kurumu, Merri-bek polisi ve yerel basın yayın organları katıldı.

    Gün içerisinde folklor, zeybek gibi dans gösterileri, Abdal Musa adına adanan lokma, katmer-gözleme yiyecek satışları ve kültür çadırı etkinlikleri gerçekleşirken, ayrıca Hacı Bektaş Veli Vakfı’nın öğrencilere sunduğu burslara destek amaçlı el emeği ile yapılan takı, çiçek gibi ürünlerin satışı gerçekleşti.

    31. Abdal Musa Festivali davul zurna eşliğinde çekilen halaylarla son buldu.

    PİRHA/AVUSTRALYA

  • Avustralya Alevi toplumu 31. Abdal Musa Festivali’nde buluşuyor

    Avustralya Alevi toplumu 31. Abdal Musa Festivali’nde buluşuyor

    PİRHA-Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) üye kurumları Avustralya Toplum Konseyi ve Dandenong Alevi Kültür Merkezi’nin ortaklaşa düzenlediği 31. Abdal Musa Festivali bu yıl 17 Kasım’da gerçekleşecek. Festivalin açılışı Avustralya’nın geleneksel sahipleri olan Aborjinlerin ‘hoşgeldiniz’ seromonisiyle başlayacak. 

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) ve üye kurumları Avustralya Toplum Konseyi (AATK), Dandenong Alevi Kültür Merkezi’nin (DAKM) ortaklaşa düzenlediği Abdal Musa Festivali’ne sayılı günler kaldı.

    31. Abdal Musa Festivali, 17 Kasım Pazar 11.00-18.00 saatleri arasında Coburg Gölü Koruma Alanı, Murray Yolu Coburg’da gerçekleşecek. 1993 yılından bu yana süregelen festival, geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yılda Melbourne ve Avustralya’nın diğer şehirlerinden gelen Aleviler başta olmak üzere farklı dil, kültür ve inanç topluluklarından 5 bin  kadar insanı misafir etmeye hazırlanıyor.

    BİRÇOK ETKİNLİK DÜZENLENECEK

    Abdal Musa Festivali’nde, deyişler, türküler, Aborjin müziği, semah, halaylar, dans, sanat, geleneksel yiyecekler yer alacak. Ayrıca Abdal Musa adına tığlanan lokmanın yanı sıra, çocuklar için birçok aktivite ile Alevilerin ve Anadolu’da yaşamış diğer kültürlerin mirası ve kültürü paylaşılacak.

    PİRHA/AVUSTRALYA

  • Avustralya Alevi Federasyonu aşure lokmalarını paylaştı

    Avustralya Alevi Federasyonu aşure lokmalarını paylaştı

    PİRHA-Avustralya Alevi Federasyonu, aşure lokmalarını pay etti.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) Melbourn’daki Hallac-ı Mansur Cemevi’nde üye kurumları Avustralya Alevi Toplum Konseyi, Dandenong Alevi Kültür Merkezi ile birlikte aşure lokmalarını paylaştılar.

    Turabi Bulut Dede tarafından lokma duası okunurken, Güzide Suluk Ana da yaptığı konuşmada Kerbela’nın bugünde devam ettiğini ifade etti.

    Avusturalya Alevi Federasyonu her 10 Ekim’de aşure lokmalarını paylaşıyor.

    PİRHA / AVUSTURALYA

  • Alevi kurumlarından Hasan Gülüm’ün gözaltına alınmasına tepki: Bizi teslim alamazsınız

    Alevi kurumlarından Hasan Gülüm’ün gözaltına alınmasına tepki: Bizi teslim alamazsınız

    PİRHA- Alevi kurumları yaptıkları ortak açıklama ile PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm’ün gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Açıklamada, “Sizin zulmünüzü tanıyoruz, ülkeyi bir korku ikliminin içine sürüklemeye çalıştığınızı görüyoruz. Hasan Gülüm’ü derhal serbest bırakın!” denildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yaptığı ortak açıklama ile; Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm’ün gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

    “ALEVİLERİN SARAYLARA BİAT ETTİĞİNİ TARİH YAZMAMIŞTIR”

    Devletin, Alevi örgütlülüğüne göz dağı verme telaşının devam ettiğine vurgu yapan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm bu sabaha karşı evinden gözaına alınmıştır. Yıllardır yaşadığı yer belli olan, kurum yöneticimizin bu şekilde gözaltına alınmasını hepimize yapılmış bir saygısızlık olarak alıyoruz.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm’ü gözaltına alarak bize vermek istediğiniz mesajı çok iyi okuyoruz. Sizin zulmünüzü tanıyoruz, ülkeyi bir korku ikliminin içine sürüklemeye çalıştığınızı görüyoruz. Siz gerilimden ve inkardan beslenen bir avuç muktedir, şunu bilin ki halkı baskı, yalan ve hilelerinizle teslim alamayacaksınız. Alevilerin saraylara biat ettiğini tarih yazmamıştır. Biz Alevi kurumları olarak buradan size sesleniyoruz; Bizi gözaltı ve baskılarınızla yıldıramazsınız. Şah Hüseyin’in yolunda omuz omuza direnişimiz devam edecektir. Bizi teslim alamazsınız. Hasan Gülüm’ü derhal serbest bırakın!”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm gözaltına alındı

     

  • Saka, Avustralya İşçi Partisi’nden aday oldu: Adaylığım Alevi göçmen kadınlara örnek olsun isterim- VİDEO

    Saka, Avustralya İşçi Partisi’nden aday oldu: Adaylığım Alevi göçmen kadınlara örnek olsun isterim- VİDEO

    PİRHA- Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (AFA) eski başkanı Suzan Saka, Avustralya İşçi Partisi’nden Merri-Bek Belediye Meclis Üyesi adayı oldu. Adaylığının göçmen kadınlar ve kız çocukları için örnek olmasını isteyen Saka, “İnanıyorum ki benden sonra birçok Alevi ve göçmen kadına örnek olacak ve kapılar açılacak” dedi.

    2007 yılında mesleki göçmen kategorisinde Avustralya’ya göç eden Suzan Saka, bir yıl sonra Alevi örgütlerinde yer almaya başladı. Avustralya Alevi Toplum Kongresi üyesi olan Saka, 2019’da Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu’na genel başkan seçildi. 5 yıl boyunca sürdürdüğü görevinden Avustralya İşçi Partisi (Australian Labor Party) belediye encümenliği adaylığı sebebiyle istifa etti. Saka, 2008 yılından beri de Avustralya Alevi Toplum Konseyi ve federasyonun basın sözcülüğünü yürütüyor.

    Merri-Bek’in Coburg bölgesi için partisinin tek adayı olarak gösterilen Saka, ekim ayının ikinci haftasında başlayacak ve iki haftanın ardından 25 Ekim’de tamamlanacak seçim için çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor.

    “ALEVİLİĞİ İNANÇ OLARAK TANIYAN BİR PARTİ”

    Avustralya’da ‘Türkiye’den gelenlerin Türk ve Müslüman olduğu’ algısını değiştirmek için çaba gösterdiğini anlatan Saka, üyesi olduğu partinin bu konuda farklılıkları tanıyan bir yerde durduğunun altını çizdi. İşçi Partisi’nin özellikle Aleviliği bir inanç olarak gördüğünü belirterek, “Türkiye’nin demografik olarak katmanlı topluluklardan ve inançlardan oluştuğunu anlatmaya çalışıyoruz. Aleviler, Kürtler, Ezidiler, Süryaniler ve birçok etnik kökenden, inançtan toplulukların olduğunu anlatıyoruz. Özellikle Aleviliğin bir inanç olarak tanınması, Alevilerin hakları ve kazanımları gibi konularda politikalar üreten partilerin en başında İşçi Partisi geliyor” dedi.

    Öte yandan sosyal, ekonomik, cinsiyet eşitliği, hayvanların ve çevrenin korunması açısından partisini objektif bulan Saka, erişilebilir olduğunu ve herkese eşit haklar sunduğunu sözlerine ekledi.

    “GÖÇMEN KADINLAR İÇİN ÖNEMLİ BİR ADIM”

    İlk başlarda adaylığa ilişkin tereddütleri olsa da İşçi Partisi ve mensubu olduğu Alevi örgütleri tarafından oldukça cesaretlendirildiğini dile getiren Suzan Saka, göçmen bir kadın olarak böyle bir yola girmenin önemine vurgu yaptı.

    Adaylığının göçmen kadınlar ve kız çocukları için örnek olmasını isteyen Saka şu ifadelere yer verdi:

    “Türkiye’den 16 yıl önce buraya yerleşen bir kadın olarak hem Türk hem Kürt, hem Alevi hem insan haklarını savunan bir feminist, bütün canlıların eşit olduğunu düşünen biri olarak bu adaylığın kıymetli bir adım olduğunu düşünüyorum. Dini, dili, ırkı fark etmeksizin bütün göçmen kadınlarına ve kız çocuklarına örnek olması açısından önemli, çünkü bizlerin dilimizi, kültürümüzü, eğitimimizi, anılarımızı bırakıp burada zor koşullarda böylesine önemli işlerde yer alabileceğimizi gösteriyor.

    Gittiğimiz ülkelerdeki dilleri konuşmakta, kavramakta zorlanabiliriz. Hiçbir zaman ana dilimiz gibi olmayacak, aksanlı konuşabiliriz ama aynı zamanda birçok beceri, yetenek ve tecrübe geliştiriyoruz. Bu bilgi, deneyim ve becerilerimizi çalıştığımız alanlarda kullanabilmenin koşullarını yaratmak açısından adaylığımı koydum. İnanıyorum ki benden sonra birçok Alevi kadına, dünyanın farklı yerlerinden gelmiş birçok kadına örnek olacak ve kapılar açılacak. Kazansam da kazanmasam da önemli olan bu süreci yaşamak diye düşünüyorum.”

    Fatoş SARIKAYA/ AVUSTRALYA

  • ‘Alevi kurumlarının örgütlülüğe önem vermesi gerekiyor, örgütlü olmak güçtür’ -VİDEO

    ‘Alevi kurumlarının örgütlülüğe önem vermesi gerekiyor, örgütlü olmak güçtür’ -VİDEO

    PİRHA- Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) Genel Başkanı Suzan Saka, Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın dedelere maaş bağlamak, cemevlerinin maddi sorunlarını gidermek gibi konularla Alevilerin sorunlarını basite indirgediğini söyledi. Saka, “Bizim inancımızın tanınması, Alevilere dönük yapılan katliamların tanınması ve faillerin yargılanması gibi öncelikli sorunlarımız var. Devlet, gerçekten Alevilerin sorunlarıyla ilgilenmek istiyorsa öncelikle bu konular üzerinde durmalıdır” dedi.

    Alevi inancı hala devlet tarafından tanınmıyor. Alevi toplumu ise taleplerini yıllardır dile getiriyor. Zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması, Alevilere yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması, temel taleplerin başında geliyor.

    Tüm bunlara karşın Alevilerin açtığı davalarda lehte verilmiş mahkeme kararları dahi tanınmıyor. AKP, Alevilere rağmen Alevi inancını tanımlıyor, Alevi örgütlerini muhatap almıyor.

    9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve yönetimi, Alevi inancından uzak bir bakış açısına sahip. Bu başkanlık da aynı hükümet gibi Alevi örgütlerini yok sayan bir yerde duruyor.
    Alevi toplumunu en çok rahatsız eden sorunlardan biri de eğitim-öğretim sisteminin dinselleştirilmesi, okullarda tarikat ve dinci vakıfların etkili olması.

    Alevilerin temel sorunlarının çözümü konusunda ve eğitim sistemindeki gericileşmeye karşı, Aleviler/Alevi örgütleri ne yapmalı, nasıl bir yol izlenmeli sorularını Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) Genel Başkanı Suzan Saka’ya sorduk.

    PİRHA- AKP hükümeti, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Bu başkanlık temsilcileri pek çok ilde birçok cemevine gidip görüşmeler yaptı/yapıyor. Görüşmelerde hala cemevinin ihtiyaçları soruluyor ve başkanlığı tanımaları isteniyor. Alevilerin temel talepleri ve asıl sorunları konuşulmuyor, bir çözüm üretilmiyor. Bu konudaki görüşünüz nedir?

    SUZAN SAKA: Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak Cemevi Başkanlığı kuruldu ve gerçekten de Türkiye’deki Alevi hareketine yönlendiren, Alevi inancını ve yolunu tamamen kendi kuralları, ritüelleri ve kendi felsefesiyle örgütlenmesi için hareket eden Alevi kurumları temsilcileri başta olmak üzere akademisyenlere, gazetecilere, yazarlara, çizerlere bu konuyla ilgili danışılmadı. Tam tersi devlete yakın olan, Aleviliği başlı başına bir inanç olarak ifade etmeyen, Müslümanlığın altında bir mezhep olarak gösteren ve devletin kendi yaratmak istediği Alevilik çerçevesindeki hizmet verecek bir şekilde toplumu yönlendirmeye çalışan kişi, kurum, dede ve toplum liderlerine ulaşmaya çalıştılar. Ki biz bunların doğru kişiler, doğru kurumlar olmadığını ısrarla belirtiyoruz çünkü Alevileri asıl temsil eden kurumlarımızın isimleri bellidir. Bu kurumlarla hiçbir şekilde görüşülmedi. Şu an kurulan Cemevi Başkanlığı Alevileri, Alevi kurumlarını kesinlikle temsil etmiyor. Özellikle Türkiye’deki Alevi kurumlarına sızmaya çalışıyorlar.

    – MHP destekli AKP hükümeti, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurarken Alevi örgütlülüğünü muhatap almadı. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı da bu ciddiyetsizliği, dışlamayı devam ettiriyor. Başkanlığın başındaki Alirıza Özdemir ülkücü-MHP geleneğinden geliyor. Hiçbir şekilde Alevi örgütleriyle iletişim kurmadı. Zaten kurumlar da bu başkanlığı asimilasyon merkezi olduğunu beyan ederek tanımadıklarını ilan etmişti başından beri. Dolayısıyla Alevilerin temel sorunları bu şekilde çözülebilir mi? Siz bu durumu nasıl değerlendirirsiniz?

    Alevi kurumlarının bina, elektrik, su ödeme gibi öncelikli sorunları yok. Aleviler zaten bunları kendi aralarında lokma usulüyle çözüyorlar. Devletin yapmak istediği şey bu kadar basite indirgeyerek, Alevilerin sorunlarının sadece elektrik, su faturaları, dedelere maaş bağlanması gibi gösteriyor. Ki bu maaş alan dedeler Aleviliğe ihanet eden insanlardır. Alevi kurumların asıl meselesi bunlar değil, başlı başına temel taleplerimiz var. Aleviliğin inanç olarak tanınması, cemevlerinin ibadethane olarak tanınması, Alevilere karşı yapılmış olan Dersim, Maraş, Çorum, Sivas katliamları başta olmak üzere bütün katliamlarla yüzleşilmesi, faillerinin cezalandırılması, Sivas Madımak Oteli’nin insanlık müzesine dönüştürülmesi, Dersim’de kesinlikle insanlık müzesinin açılması gibi taleplerimiz var. Diyanet’in kapatılması ve seküler bir eğitimin yeniden inşa edilmesi gibi taleplerimiz var. Ama baktığımızda böyle bir dertlerinin olmadığını görüyoruz. Devlet, gerçekten Alevilerin sorunlarıyla ilgilenmek istiyorsa öncelikle bu konular üzerinde durmalıdır.

    – Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, aralarında bir iki kendi belirledikleri Alevi olsa da ağırlıklı olarak İslamcı akademisyenlere ve ilahiyatçılara Alevi Bektaşi Ansiklopedisi hazırlatıyor. Buna Alevi örgütleri yazılı bir açıklamayla tepki verdi. Sizce Aleviler/Alevi örgütleri ne yapmalı? Nasıl bir yol izlenmeli bu çalışmaya karşı?

    Bir inancı, bir kültürü ancak o inancın liderleri, bilginleri, o inanca mensup kişileri tanımlayabilir. Alevi olmayan, Sünni kesime hizmet eden, ilahiyatçı olan akademisyenlerin kültürleri, yaşam biçimleri ve bu doğrultuda ortaya koydukları bilimsel çalışmalar Alevilikle örtüşmediği için Alevi ansiklopedisi hazırlamaya kesinlikle yeltenmemeleri gerekiyor. Biz yıllardır ısrarla şunu söylüyoruz: İnancımızı tanımlamaktan vazgeçin, biz kendi inancımızı tanımlayabiliriz. Dolayısıyla böyle bir hazırlığa girilmesini kabul etmek mümkün değil.

    -Okullarda “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi kapsamında imamlar, müftüler ders vermeye başladı. Çocuklar camilere götürülüyor. Ayrıca okullarda mescitler açılıyor. Dini faaliyetler anaokullarına kadar indi. Dinci vakıflarla ve cemaatlerle yasa dışı şekilde protokoller imzalanıyor ve öğrenciler kontrolsüz bir şekilde dini faaliyetlere götürülüyor. Laik eğitim öğretim tamamen yok edilmiş durumda. Alevi çocukların ve ailelerinin pek çok zorluğu yaşadığını biliyoruz. Ancak Alevi kurumları bu konuda bir tepkiyi örgütleyemedi. Eğitim sistemindeki bu gericileşmeye karşı neler yapılabilir, önerileriniz nelerdir?

    Zaten şu ana kadar Alevi inancı tanınmıyordu, okullardaki din derslerine çocuklarımız zorunlu olarak katılmak durumundaydılar. Şimdi din dersleri 15 saate çıkarıldı ve artık özellikle ÇEDES projesi kapsamında okullara imamlar yollanarak, çocukların bilimsel eğitimden uzak, çocukları istedikleri inanç çerçevesinde şekillendirecek ve bir şekilde de onların tek tipleştirerek, istedikleri kuşaklar yaratacak bir şey yapmaya çalışıyor. Bu mesele sadece Alevilerin sorunu değil. Şu an Alevileri ve seküler yaşamı destekleyen kişileri rahatsız ediyor ama ilerleyen zamanlarda toplumun tüm kesimlerini etkileyecek ciddi bir mesele bu. Çocuklara çok farklı travmalar yaşatacak bir uygulama ve bunun etkileri topluma da sirayet edecek. Bu sebeple mücadelenin sadece Alevi veya öğretim eğitim sendikaları ile dar kalmaması gerektiğini düşünüyorum. Bnun içerisinde siyasi partiler, diğer toplum kuruluşları, hukuksal anlamda özellikle AKP ve MHP’nin bu tür çalışmaları yasalardan geçirmesini engelleyecek çalışmaların alt yapılarının atılması gerekiyor Meclis’te. Bu tür oylamalar yapıldığında özellikle muhalefet partilerinin bu konuda gerçekten de ret oyu verebilmeleri ve AKP, MHP içerisindeki kararsız olan milletvekillerinin de ikna etmeleri gerekiyor. Çok ayaklı bir çalışmanın olması lazım. Medyanın da çok ciddi bir şekilde kullanılması gerekiyor. Biz çoğu zaman bu tür şeyleri kendimiz anlatıp kendimiz sürüyoruz. Bu anlamda özellikle ana akım medyaya ulaşmak ve bir şekilde toplumun diğer kesimleriyle dirsek temasında bulunmamız gerekiyor. Bu sorunun hepimiz için çok hayati olduğunu ve çocuklarımızın geleceğinin söz konusu olduğunu anlatmak gerekiyor.

    – Aleviler yıllardır çocuklarının zorunlu din dersine girmemesi için mücadele ediyor. Mahkemelere taşındı. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidildi ve davalar kazanıldı. Hükümet kararları uygulamadı. Öte yandan, zorunlu din dersi mücadelesini boşa düşürecek bir sorun var. Bazı cemevlerinde yıllardır Kuran kursu veriliyor. Bunlardan biri Kartal Cemevi. Ne yazık ki hem mahkeme kararlarının uygulanması için hem de Kuran kursu veren cemevi/derneklere yeterli baskı, tepki, örgütlenme yapılamadı. Cemevlerinde Kuran kursu verilmesinin önüne nasıl geçilebilir?

    Alevi inancını biricik inanç olarak gören, Alevi siyasi, hukuki hakları savunan, eşit vatandaşlık talebinde olan, Alevi katliamları konusunda tavrını net koyan kurumlar, cemevleri zaten bu tür şeylere müsaade etmiyorlar. Açıkçası Kartal Cemevi‘nin bu bahsettiğim kurumlara bağlı olduğunu düşünmüyorum. Anadolu’ya Müslümanlığın gelmesiyle beraber Aleviler maalesef kendilerini korumak için o süreçte Hazreti Ali’yi, onun çocuklarını kendilerine lider olarak seçip, daha sonra o üzerindeki elbiseler bir şekilde bedenleriyle yapışınca ondan artık kurtulamıyorlar. Onların kurtulabilmesi için bence öncelikli olarak o cemevlerine giren canlarımızın bir kere bilinçli olması gerekiyor. Bu durumdan rahatsızlıklarını cemevi yönetimlerine özellikle iletmeleri gerekiyor. Aleviliğin Müslümanlıkla herhangi bir ilişkisi olmadığını söylemek gerekiyor. Buralardaki üye canların yönetim kurullarına girerek bu sürecin değişmesi ve gerçekten Alevi yoluna hizmet edecek şekilde bir cemevine dönüşmesi için gerekli görevlerde yer almaları gerekiyor.

    – Alevi nefretinin, Alevi asimilasyonunun yükseldiği bir dönem yaşıyoruz. Kurumların geleceğe dair projeler üretmesi, kalıcı hukuk komisyonları kurulması, kararların çabuk alınması, hızlı refleks gösterilmesi, cemevlerinin ibadetin yanında birer okula çevrilmesi, asimilasyonun önüne geçilmesi gibi pek çok konuda toplum Alevi örgütlülüğünden çok şey bekliyor. Kurumlara neler önerirsiniz? Önermekle kalmayıp birlikte neler yapılabilir?

    Alevi kurumlarının Alevilik yoluna, dedelerimizin, analarımızın, yol önderlerimizin açtığı yolun devamlılığını sürdürmek ve bir sonraki kuşaklara aktarılması için kesinlikle örgütlülüğe önem vermesi gerektiğini düşünüyorum. Özellikle köyden şehre göç eden Alevi gençlerinin, iş insanlarının, akademisyenlerinin, eğitimcilerin, sanatçıların, politikacıların da kendi yollarına sahip çıkmaları; kurumlara gitmeleri, buralara üye olmasalar bile gönüllü olarak kurumlara bilgilerini becerilerini katmaları gerektiğini düşünüyorum. Örgütlü olmak bir güçtür ve böyle olduğu sürece bir şeyleri kazanırsın, elde edersin. Bu da tek başına olmayacağı için müttefiklerinle beraber yürürsün. Şu an Alevi olduğumuzu, kimliğimizi çok açık ve rahat söyleyebiliyorsak Alevi örgütlenmesindendir. Alevi kurumlarının şu ana kadar verdiği mücadeleyle ilgilidir.

    Fatoş SARIKAYA/ AVUSTRALYA

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İktidar manevralar yapıyor; bir duruşumuz olmalı, belirleyici olmamız gerekiyor-VİDEO
    2-‘Alevi örgütleri mücadeleyi toplumsallaştırmalı, Alevi ailelerle ortaklaşılmalı’- VİDEO
    3- ‘Alevi kurumları ortaklaşa bir enstitü kurabilirler; bir hukuk birimi kurulabilir’ – VİDEO
    4-‘Mutlaka hukuk komisyonu kurulmalı, sorunlara çözüm üreten bir örgütlülük olmalı’-VİDEO
    5-‘Alevilerin sorunu siyasetle, hukuk mücadelesiyle çözülür; ciddi çalışmalara başlanmalı’
    6- ‘Cemevlerini ibadetin yanında sosyal, kültürel merkeze dönüştürmeliyiz, insana dokunmalıyız-VİDEO
    7-‘Sünni ulema zihniyetinin inancımızı bize anlatması mücadele etmemiz gereken bir durum’- VİDEO
    8- ‘Alevi kurumlarının bünyelerinde siyasi birimler oluşturulmalı, ortak akılla hareket edilmeli’
    9-‘Aleviler sokakta, hukuksal alanda mücadele etmeli ve sivil itaatsizlik örgütlenmelidir’
    10-‘Alevi enstitüleri kurularak inançtaki resmi ideolojinin yarattığı deformasyonlar ayıklanmalıdır’- VİDEO
    11-‘Alevi örgütlenmesinin yeni bir inşaya ihtiyacı var; dernekler yasasından çıkılmalı’-VİDEO
    12-‘Asimilasyonla mücadele ilk olarak devletle değil cemevlerinde başlamalı’-VİDEO
    13-‘Bilimsel çalışmalar yapılmalı; Sadece anma günleri ile Alevilik yeniden inşa edilemez’-VİDEO
    14-‘Alevi örgütleri mücadeleyi toplumsallaştırmalı, Alevi ailelerle ortaklaşılmalı’