Etiket: Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu

  • Mehmet Ali Çankaya’ya 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi!

    Mehmet Ali Çankaya’ya 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi!

    PİRHA- İstanbul’da 12 Şubat günü İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alınıp, yurt dışına çıkış yasağı konularak serbest bırakılan Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Onursal Başkanı Mehmet Ali Çankaya’ya yargılandığı davada 1 yıl 3 ay hapis verildi. 

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Onursal Başkanı Mehmet Ali Çankaya, 12 Şubat günü Viyana’ya uçmak üzere gittiği İstanbul Havalimanı’nda bir basın açıklamasında yaptığı konuşmalar gerekçe gösterilerek gözaltına alınmış ve ardından yurtdışı yasağı konularak serbest bırakılmıştı.

    15 Ocak tarihinde Erzincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava duruşmasında Çankaya’ya ‘örgüt propagandası’ gerekçesiyle 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Hapis cezası hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

    TAKİPSİZLİK KARARI

    Ayrıca Adalet Bakanlığı, Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Onursal Başkanı Mehmet Ali Çankaya hakkında, “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve devlet kurumlarını alenen aşağılama” suçlamasıyla başlatılan soruşturmaya izin verilmediğini açıkladı. Bakanlık, söz konusu ifadelerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamında suç unsurları taşımadığına kanaat getirerek, takipsizlik kararı verdi.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER: 

    Mehmet Ali Çankaya gözaltına alındı
    Çankaya: Devletin Alevisi olmayanları susturmaya çalışıyorlar- VİDEO

     

  • Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun cemevi mücadelesi, mahkeme kararıyla tescillendi

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun cemevi mücadelesi, mahkeme kararıyla tescillendi

    PİRHA- Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), cemevi mücadelesi, St. Pölten Bölge Mahkemesi’nin 15 Ocak 2025 tarihli kararıyla tescillendi. Mahkeme, borç kabul beyanının hukuka aykırı ve geçersiz olduğunu hükme bağladı. 

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu yazılı bir açıklamayla bir süredir verdikleri St. Pölten Cemevi mücadelesinin mahkeme kararıyla tescillendiğini duyurdu.

    Federasyon, “Bu karar, İslam Alevi zihniyeti tarafından Alevi toplumunu bölmek için oynanan oyunlara alet olan yöneticilerin hatalarını ortaya koymaktadır. Şirketin mevcut ve geçmiş genel müdürleri Ziya Karakoç, Mehmet Mercan, Kemal Arslan Alevi toplumunun menfaatlerini zedeleyecek kararlar alarak şirket varlıklarını hukuka aykırı bir şekilde derneğe aktarmışlardır” bilgisini paylaştı.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, mahkeme kararının öne çıkan başlıklarını şöyle duyurdu:

    Borç Kabul Beyanının Geçersizliği:
    Mahkeme, bu beyanın hukuka aykırı olduğunu ve sermaye iadesi yasağını ihlal ettiğini tespit etti.
    Yönetim İlkelerinin İhlali:
    Şirketin mevcut ve geçmiş genel müdürleri Ziya Karakoç, Mehmet Mercan ve Kemal Arslan’ın, hissedarların bilgisi olmadan aldıkları kararlarla yönetim ilkelerini ihlal ettikleri belirtildi.

    Toplumun Menfaatlerinin Korunması:
    1-Karar, Alevi toplumunun çıkarlarını gözeten AABF’nin haklarını koruma çabasını destekledi ve topluma zarar veren işlemleri geçersiz kıldı.

    2-Genel Müdürlere Karşı Hukuki Adımlar

    3-AABF, mahkeme kararını esas alarak, Alevi toplumuna zarar veren yöneticilere karşı aşağıdaki hukuki adımları atacağını açıkladı.

    Tazminat Davaları:
    Görevlerini kötüye kullanan genel müdürlere karşı mali tazminat davaları açılacak.

    Ceza Hukuku Süreçleri:
    Dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve sermaye iadesi yasağı ihlali gibi suçlamalarla cezai süreçler başlatılacak.

    Görevden Uzaklaştırma:
    İlgili kişilerin yönetimden men edilmesi için gerekli yasal işlemler yapılacak.

    “GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANANLARIN YAKASINA YAPIŞMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, Alevi toplumuna çağrıda bulunarak, şunları kaydetti:

    “Bu karar, Alevi toplumunun birlik ve beraberliğini koruma mücadelesinde bir dönüm noktasıdır. Hiç kimsenin yaptığı kötülük yanına kar kalmayacak. Toplumun alın teriyle yaratılan değerlere zarar verenlerden hesap sormaya devam edeceğiz. Hiç kimsenin yaptığı kötülük yanına kar kalmayacak! Yolsuzluk yapanların ve görevini kötüye kullananların yakasına yapışmayı sürdüreceğiz. Adaletten ve hakikatten olan mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir.”

    PİRHA/AVUSTURYA

     

     

  • St. Pölten Cemevi’nin tapusu Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’na devredildi

    St. Pölten Cemevi’nin tapusu Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’na devredildi

    PİRHA- Avrupa’da ilk inşa edilen cemevlerinden olan St. Pölten Cemevinin 22 yıllık tapu sorunu çözüme kavuştu, devri Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu adına gerçekleşti. Yapılan açıklamada, “St. Pölten Cemevi’nin tapusunun imzalanmasıyla yalnızca bir bina değil, aynı zamanda inancımız, kültürümüz ve toplumsal birliğimiz korunmuştur. Bu zafer, gelecekte de Yol pirlerimizle Alevilik ışığının toplumu aydınlatmaya devam edeceğinin bir kanıtıdır” denildi. 

    Avrupa’da hizmete açılan ilk cemevlerinden olan St. Pölten Cemevi, inşaat ve arsa borçları nedeniyle defalarca açık arttırma ile satışa çıkarılmıştı. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’na (AABF) bağlı olarak hizmet veren St. Pölten Cemevi, başkanlık görevini yürüten Mehmet Mercan tarafından üyelerden habersiz olarak İslam Alevi Teşkilatı’na bağlanmıştı. Mehmet Mercan yönetimi, AABF’nin maddi sorununu çözerek cemevini geri alma önerisini de geri çevirmiş ve cemevi binası satılmıştı.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, cemevinin satışını durdurmak ve bu durumdan kurtarmak adına yaptığı çağrılara dönemin St. Pölten Cemevi yönetiminin olumsuz yanıt vermesi sonrasında başlattıkları kampanya ile Alevilere lokmalarını sunmaları çağrısında bulunmuştu.

    Bir süredir sürdürülen dayanışma çağrıları sonrasında belli bir aşama kat eden Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, St. Pölten Cemevinin tapu sözleşmesini imzaladı. Böylece St. Pölten Cemevi resmi olarak Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun bünyesine geçti.

    “ST. PÖLTEN CEMEVİNİN ALEVİLERE KAZANDIRILMASININ HAKLI GURURUNU YAŞIYORUZ”

    Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu şunları belirtti:

    “Avusturya’da özgün Aleviliğin resmi olarak tanınması, 13 yıllık zorlu bir mücadelenin sonunda gerçekleşti. Bu süreç, yalnızca yasal bir hak arayışı değil, aynı zamanda Aleviliğin bağımsız bir inanç olarak kabul edilmesi için verilen tarihi bir savaştı. Bugün, bu tarihi mücadelenin en önemli kazanımlarından biri olan St. Pölten Cemevi’nin yeniden Alevilere kazandırılmasının haklı gururunu yaşıyoruz.

    St. Pölten Cemevi’nin icra yoluyla satışa çıkarılması, Avusturya Alevi toplumu için derin bir üzüntü kaynağı olmuştu. Ancak bu durum, aynı zamanda bir onur mücadelesinin de başlangıcı oldu. Çağrılarımıza yanıt alamadığımız bu süreçte, Alevi toplumu dayanışma içinde bir araya gelerek cemevimizi yeniden sahiplenme mücadelesi başlattı. Bu mücadelede, AABK Onursal Başkanımız Turgut Öker’in “Gelin canlar bir olalım” çağrısıyla birlik ve dayanışma ruhu en yüksek seviyeye ulaştı.

    “İNANCIMIZ, KÜLTÜRÜMÜZ, TOPLUMSAL BİRLİĞİMİZ KORUNMUŞTUR”

    Alevi Yol Erkan Kurumu ve Yol pirlerimizin rehberliğinde, İzzet Caner gibi gönül veren canların özverisiyle, toplumsal dayanışmanın gücü birleşti ve cemevinin satışının açık artırmada geri alınması sağlandı. Bu başarı, yalnızca bir mülkün kazanımı değil, Aleviliğin özünü, kimliğini ve dayanışma ruhunu koruma adına atılmış tarihi bir adımdır.

    St. Pölten Cemevi’nin yeniden Alevi toplumuna kazandırılması, “Yol cümleden uludur” anlayışının zaferidir. Bu süreç, Alevi toplumunun birlik ve beraberliğinin, dayanışma ve inancının en güzel örneklerinden biri olarak tarihimizdeki yerini almıştır.

    Bugün, St. Pölten Cemevi’nin tapusunun imzalanmasıyla yalnızca bir bina değil, aynı zamanda inancımız, kültürümüz ve toplumsal birliğimiz korunmuştur. Bu zafer, gelecekte de yol pirlerimizle Alevilik ışığının toplumu aydınlatmaya devam edeceğinin bir kanıtıdır.”

    PİRHA/AVUSTURYA

  • Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar Avusturya’da protesto edilecek

    Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar Avusturya’da protesto edilecek

    PİRHA- Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), Suriye’de Alevilere ve diğer halklara yönelik saldırıları protesto etmek amacıyla 30 Aralık’ta saat 16:00’da Viyana’da bulunan parlamento önünde kitlesel miting düzenleyecek. AABF, başta Aleviler olmak üzere tüm duyarlı kesimlere çağrıda bulunarak, eyleme katılım göstermeye davet etti.

    AABF tarafından yapılan açıklamada, Suriye’de 2011 yılında başlayan iç savaşın 2024 yılında yeni bir trajik boyuta ulaştığı vurgulandı. HTŞ liderliğindeki cihatçı grupların Şam’ı ele geçirmesi ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın ülkeyi terk etmesiyle, özellikle Alevilere yönelik saldırıların arttığına dikkat çekildi.

    ABD ve AB emperyalizmi ile Türkiye’nin bölgesel çıkarları doğrultusunda desteklenen cihatçı grupların, mazlum Suriye halklarına yönelik saldırılarının görmezden gelindiğine vurgu yapılan açıklamada, “Evleri ve ibadet merkezlerini yakan, insanları işkence ederek katleden bu zihniyet, tarihsel bir düşmanlığın yeni versiyonunu ortaya koymaktadır. Biz bu zihniyeti tarihimizden biliyoruz; bugün Şam’da, Lazkiye’de ve Tartus’ta aynı düşmanlık Arap Alevileri hedef almaktadır” denildi.

    VİYANA PARLAMENTOSUNA ÖNÜNDE EYLEM 

    AABF, 30 Aralık saat 16.00’da Viyana parlamentosu önünde gerçekleşecek eyleme katılım çağrısında bulunarak, “Başta Alevi kurumları olmak üzere, tüm demokratik kesimleri ve mazlum halkları dayanışmaya çağırıyoruz. Cihatçı terörizme ve onu destekleyen güçlere karşı sesimizi yükseltmek zorundayız. 30 Aralık 2024, saat 16:00’da Viyana’da Parlamento önünde buluşalım. Yaşasın halkların kardeşliği, yaşasın direniş!”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • AABF: Maraş Katliamı’nın hesabı sorulana kadar mücadele edeceğiz

    AABF: Maraş Katliamı’nın hesabı sorulana kadar mücadele edeceğiz

    PİRHA- Maraş Alevi Pogromu’nun yıldönümü nedeniyle yazılı bir açıklama yapan Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), “46. Yılında Maraş Katliamı. Devlet güçlerinin suç ortaklığı ve yasaklama politikalarına karşı adalet talebimiz sürüyor” dedi. Federasyon Maraş’ta anmasının yasaklanmasını, sadece cemevinde kapalı ortamda anmaya izin verilmesin adalete, hafızaya vurulan bir darbe olarak nitelendirdi. 

    Faşistler tarafından dönemin iktidarının kontrolünde yapılan Maraş Alevi Pogromu‘nun üzerinden 46 yıl geçti. 19 Aralık 1978’de başlayıp, bir hafta süren faşist saldırılarda resmi açıklamaya göre 111 kişi Alevi oldukları için öldürüldü. 100’ün üzerinde Alevinin yaralandığı kırımda, 200’ün üzerinde ev, 70’e yakın işyeri faşistler tarafından yakıldı, yağmalandı. Katliamın gerçek failleri ortaya çıkarılmadı.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), yazılı bir açıklama yaparak, “46. Yılında Maraş Katliamı. Devlet güçlerinin suç ortaklığı ve yasaklama politikalarına karşı adalet talebimiz sürüyor” dedi.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu “Bugün, 19-26 Aralık 1978’de Kahramanmaraş’ta gerçekleşen katliamın 46. yıl dönümünde bir kez daha soruyoruz: Adalet nerede? Bu katliamda yalnızca yüzlerce Alevi yurttaşımız katledilmedi, aynı zamanda devlet, güçleri suç ortaklığı ile katliamı organize edenlerin yanında durdu. Bugün bile bu suç ortaklığı, gerçeğin gün yüzüne çıkmasını engelleyen yasaklama politikalarıyla devam etmektedir” diye belirtti.

    “ANMANIN CEMEVİNE HAPSEDİLMESİ HAFIZAMIZA VURULAN BİR DARBEDİR”

    Her yıl Maraş’ta düzenlenmek istenen kitlesel anma etkinliklerinin valilik kararıyla yasaklanmasının sıradan bir uygulama olmadığını belirten Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu şöyle devam etti:

    “Bu yasaklama, Maraş Katliamı’nın faillerini koruma ve gerçeği örtbas etme çabasının açık bir göstergesidir. Sivas ve Çorum gibi diğer katliamların anma etkinlikleri kitlesel bir şekilde gerçekleştirilirken, Maraş’ta anmaların yalnızca bir cemevi içerisine hapsedilmesi, adalet ve hafıza mücadelemize vurulan bir darbedir.

    Maraş Katliamı’nın üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen, hâlâ gerçekler açıklanmamış, failler yargılanmamış ve adalet sağlanmamıştır. Devletin bu tavrı, yalnızca geçmişin yaralarını derinleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda gelecekte benzer olayların yaşanmasının önünü açıyor. Bu zihniyetle mücadele etmek, sadece Alevilerin değil, insan haklarına, demokrasiye ve toplumsal barışa inanan herkesin sorumluluğudur.

    “ANMANIN YASAKLANMASINI KINIYORUZ”

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu olarak, Maraş’ta düzenlenmek istenen kitlesel anma etkinliklerinin yasaklanmasını kınıyoruz. Bu yasaklar, adalet arayışımızı ve toplumsal hafıza mücadelemizi engelleyemez. Maraş Katliamı’nın hesabı sorulana kadar, failler yargılanana dek ve gerçekler gün yüzüne çıkana kadar mücadelemiz devam edecektir.

    Maraş’ta kaybettiğimiz canları saygıyla anıyor, yasaklara ve baskılara karşı bir kez daha haykırıyoruz: Unutmayacağız, unutturmayacağız! Adalet için mücadeleden vazgeçmeyeceğiz!

    PİRHA/AVUSTURYA

     

  • Akar: Cemevleri dergah gibi olmalı; kurumlar önümüzdeki 30 yılı planlamalı-VİDEO

    Akar: Cemevleri dergah gibi olmalı; kurumlar önümüzdeki 30 yılı planlamalı-VİDEO

    PİRHA- Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Sekreteri Kasım Akar, cemevlerinin toplumu aydınlatan, toplumu geleceğe hazırlayan birer dergâh niteliğinde eğitim yuvaları haline dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Akar, Alevi hareketinin önümüzdeki 30 yılı planlaması gerektiğine de işaret etti. 

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Sekreteri Kasım Akar, cemevlerinin toplumu aydınlatan eğitim kurumları haline dönüşmesi gerektiğini söyledi.

    Öncelikle Pir Haber Ajansına (PİRHA) teşekkür ederek konuşmasına başlayan Akar, “PİRHA bizim sesimizi dışarıya yansıtıyor. Bizim için çok değerli” dedi.

    Cemevlerinin birer eğitim yuvası olması gerektiğini belirten Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel sekreteri Kasım Akar, “Cemevleri bir dergâh niteliği alması gerekir. Cemevlerimizin sadece Hakk’a yürüyen canlara hizmet eden alanlar değil, gerçekten toplumu aydınlatan, toplumu geleceğe hazırlayan bir işlev, bir görev üretmesi gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu.

    “CEMEVLERİNİ DERGAHLAR HALİNE GETİRMELİYİZ”

    Geçmişte dergahlarda insanların yetiştiğini belirten Akar, “Dergahlarımızda yetişen pirlerimiz aslında Anadolu’yu aydınlattılar. Cemevleri özellikle kadınlara, gençlere ve çocuklara yönelik sistematik bir çalışma yürütmeli. Bunlar mutlaka yapılıyordur ama daha görünür hale gelmesi gerektiğine inanıyoruz. Özellikle bizlerin eğitmediği çocuklar başkaları tarafından eğitilir” ifadelerini kullandı.

    “DEPREMDE CEMEVLERİ İNSANALRIN HIZIRI OLDU”

    Cemevlerinin deprem sürecinde insanların Hızırı olduğunu belirten Akar, şöyle devam etti:

    “Avusturalya Alevi Birlikleri Federasyonu Adıyaman’daki yıkıma karşı depremzede canlarla dayanışma adına Rıza Şehri oluşturdu. Oradaki cemevlerimizin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştı. Burada yaşanan facia afet olarak geçiştirildi ama aslında afet olmadığı bir gerçekti. Hepimiz biliyoruz oradaki yıkım ihmaller üzerinden yaşandı.”

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Sekreteri Kasım Akar, Türkiye Alevi hareketinin plan program yapması gerektiğini belirterek,”Özümüzü dara çekerek eksikliklerimizi, hatalarımızı, kazanımlarımızı bir bütün tartışmalıyız. Önümüzdeki 10 yıl 30 yıl sonra neyi hedefliyoruz? Kafa yormamız gerektiğine şahsen inananlardanım” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Sizer: İslam kendini yaşar ama Alevilik bambaşka bir şey ve kendini yaşamalıdır-VİDEO

    Sizer: İslam kendini yaşar ama Alevilik bambaşka bir şey ve kendini yaşamalıdır-VİDEO

    PİRHA- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun “Alevilik bağımsız, özgün bir inançtır” şeklindeki başvurusunu haklı bulmasını değerlendiren Zakir Ali Sizer, “Eğer o hak alınacaksa Türkiye gibi ülkelerde alınması gereklidir. İslam kendini yaşar ama Alevilik bambaşka bir şeydir ve kendini yaşamalıdır” dedi.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) “Alevilik bağımsız, özgün bir inançtır” şeklindeki başvurusunu 5 Mart 2024’te sonuçlandırdı ve Avusturya hükümetini haksız buldu. Avusturya hükümeti, ülkedeki Alevilere İslam dayatmasında bulunarak Aleviliğin bağımsız/özgür bir inanç olduğunu kabul etmiyordu.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ‘nin(AİHM), Aleviliğin hiçbir dine bağlı olmadan kendine özgü bağımsız bir inanç olduğunu kabul edip, Alevilerin başvurusunu haklı bulmasını Zakir Ali Sizer, PİRHA’ya değerlendirdi.

    “EĞER HAK KAZANILACAKSA TÜRKİYE’DE KAZANILMALIDIR”

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına rağmen Alevilerin ibadethanesi olan cemevlerinin tanınmadığı, kamusal haklardan faydalanmasının önüne geçildiği eleştirisinde bulunan Sizer, “Avrupa’nın kendi yasası zaten esnektir ve insan temellidir, biz bunu kazanımla aldık. Eğer o hak alınacaksa Türkiye gibi ülkelerde alınması gereklidir. Avrupa’da hak kazanılmaz Avrupa’da haklar var zaten sen yeter ki dilekçeni ver prosedürünü yerine getir bitmiştir” dedi.

    “ALEVİLİK KENDİNİ YAŞAMALIDIR”

    Alevilerin kendilerine ait bir yaşam biçimi olduğunu vurgulayan Sizer, “Kendimize ait bir inancız, doğayla bütünleşmiş bir halde tanrı, doğa, insan diyoruz. AİHM kararı elbette önemlidir. Biz elbette ki İslamiyet’in şunun veya bunun karşısında değiliz. İslam kendini yaşar ama Alevilik bambaşka bir şeydir ve kendini yaşamalıdır. Alevilerin yaşam alanı da yerkürenin hepsidir merkezi de insandır, kendi adı da vicdandır” diye konuştu.

    “ALİ’NİN MANADAKİ HAKİKATİN ARAMALIYIZ”

    Sizer şöyle devam etti:

    İslamiyet silindir gibi bizim üzerimizden geçmiş, seni preslemiş, senin onu atman belki yüzyıl alacak. Senin onu bir kenarda tutman belki yüz yılları aşacaktır. Ama şöyle bir şey var; onu söylerken isimlerden korkulmaması gerekiyor. Bizim erenlerimiz bizim Düzgün Babamız, Hacı Küreyişimiz, Derviş Cemalimiz, Ağuçanımız ya Ali deyip Hakk ile bütünleştiler. Ali’nin ismi ile hakikati buldular. İsimden korkmadan Ali’nin manadaki hakikatini aramak, onun yolundaki Aleviliğini Kızılbaşlaştırmaktır.

    “BİZİM ALİ’MİZ DİVANELERİNDİR”

    Sosyal medyadaki tartışmalara da değinen Ali Sizer, “Sizin Aliniz şeraitidir ve Müslümanlarındır dedim. Bizim Ali’miz hakikatindir ve divanelerindir, o bir divaneliktir. Onun için Avrupa’da her şey esnektir. Müslümanlıktan İslamiyet’ten kurtulalım derken kendinizden de bir sürü kayıp verip tahribat yaratıp gitmek çok tehlikeli bir şeydir. Onun için Muhammed’in Ali’nin, Hasan’ın, Hüseyin’in, Zeynel’in, Cafer’in, İmam Bakır’ın isimleri bizim her şeyimizdir. Biz onların biyolojik olarak yaşamlarına baktığımız zaman İranlıların hepsi Hüseynidir. Ama Hüseyin’i katledenlerdir. Hazreti Zeynep’in bedduasıdır bugün kendilerini dövmeleri. O günden kalan mirastır onlara. Siz ki dedi bedeninizden bir damla kan kalmayıncaya kadar kendinizi dövseniz de ben sizi affetmiyorum ve etmeyecek” ifadelerini kullandı.

    “BİRBİRİMİZİ TAMAMLAMALIYIZ”

    Zakir Ali Sizer, konuşmasının devamında, “Birbirimizi tamamlayabilecek güçteyiz, hiçbirimiz tamam değiliz. Tamam olanlarımız ermişlerimizdir, pirlerimizdir, enbiyadır, evliyadır. Onlar da bu zamanın içerisinde sırlandılar kesinlikle sır içinde kaldılar. Ama biz birbirimizi tamamlayabiliriz. Bunu da edeple, erkanla, muhabbetle kırarak dökerek ötekileştirerek değil. Kendi içimizdeki çoğulculuğumuzu esas alacağız. Abdallar kendi dilinde, Çepniler orada Yörükler burada, Kürtler orada, Türkler burada, Tahtacılar orada ama bunların hepsi eşittir, haktır.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER

    AİHM’den emsal karar: AABF’nin ‘Alevilik bağımsız bir inançtır’ başvurusunu haklı buldu

  • ‘AİHM’nin kararı Aleviliği tanımlama değil, emsal bir karar, büyük bir kazanım’-VİDEO

    ‘AİHM’nin kararı Aleviliği tanımlama değil, emsal bir karar, büyük bir kazanım’-VİDEO

    PİRHA-  Avusturya hükümeti, ülkedeki Alevilere İslam dayatmasında bulunarak Aleviliğin bağımsız/özgür bir inanç olduğunu kabul etmiyordu. AİHM’ye başvuran AABF, Aleviliğin bağımsız bir inanç olduğunu belirtti, 4 yıl sonra mahkeme Alevileri haklı, Avusturya hükümetini ise haksız buldu. Federasyonun Onursal Başkanı Mehmet Ali Çankaya, mahkeme kararının büyük bir kazanım olduğunu söyledi. AABK Kurucu Başkanı Turgut Öker de AİHM’nin kararının Aleviliği tanımlama olmadığının altını çizdi.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), Avusturya devletinin Aleviliği İslam’dan bağımsız ele almamasını, bir mezhep olarak görmesini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyarak uluslararası arenada hukuk mücadelesi başlatmıştı. 30 Ocak’ta AABF’nin başvurusunu görüşen mahkeme, Avusturya hükümetini haksız bularak emsal bir karar aldı. Mahkeme Alevileri haklı bularak “Alevilik kendine özgün bir inançtır” dedi ve Avusturya’nın karara uyması gerektiğini belirtti.

    Avusturya hükümeti, ülkedeki Alevilere İslam dayatmasında bulunarak Aleviliğin bağımsız/özgür bir inanç olduğunu kabul etmiyordu.

    CAN TV‘de Abidin Çetin‘in sunduğu Nabız programına konuk olan Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Onursal Başkanı Mehmet Ali Çankaya ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Kurucu Başkanı Turgut Öker, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 5 Mart’ta Alevilerin başvursunu haklı bularak Aleviliğin hiçbir dine bağlı olmadan kendine özgü bağımsız bir inanç olduğunu kabul etmesine dair konuştular.

    “AVUSTURYA HÜKÜMETİ ALEVİLERİ BASKI ALTINA ALMAK İSTİYOR”

    Mehmet Ali Çankaya, ‘İslam Yasası’ ile Avusturya hükümetinin Alevileri baskı altına almak istediğini kaydederek, “Avusturya Alevi Federasyonu, 2009 yılında Avusturya hükümetine Aleviliğin kendi başına bir inanç olduğuna dair bir başvuru yapmıştı. Hükümet İslam Yasası ile Sünni, Şia ve Alevi İslam gibi kavramlarla toplumları yönetmek istediler, baskı altın aldılar. Biz bu yasaya sığmayacağımızı söyledik. Müslümanlığın beşinci mezhebi diye adlandırdıkları bir Alevi İslam topluluğu türedi. Bunun akıl hocaları cami-cemevi projeleri gibi konseptler oluşturan İzzettin Doğan- Fethullah Gülen’di. Aleviliğin başına İslam kelimesini getirdiler ve Avusturya hükümeti de bunu kabul etti. 12 yıllık mahkeme süreçleri boyunca da bu şemsiyenin altına girmeyeceğimizi çok kez vurguladık” dedi.

    “ALEVİLERİ TANIMAK ZORUNDA KALDILAR”

    Çankaya, şöyle devam etti:”

    Davalarımız kabul edilmedi ve 2018 yılında Avusturya’daki mahkeme süreçleri bitti. Sonrasında ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduk. AİHM 2022 yılında bir karar verdi ve bu karar hem bize hem de Avusturya hükümetine iletildi. Aleviliğin tanınması konusunda bir masaya oturduk. 5 haftalık bir görüşme oldu ve Avusturya hükümetine kararı kabul etmemesi durumunda AİHM’deki davayı geri çekmeyeceğimizi ilettik. Avusturya hükümeti 22 Nisan 2022’de bizleri tanımak zorunda kaldı. 12 yıllık kaybımızın kurumsal, hukuksal, sosyal karşılığının verilmesini talep ettik. Hükümet 5 sene boyunca beklememizi istedi. AİHM’den çekilmedik ve 30 Ocak tarihinde gelen yazıda bizleri haklı buldu.

    “BU BÜYÜK BİR KAZANIMDIR, EMSALİ GÖRÜLMEYEN BİR KARARDIR”

    ‘Devletin Alevisi olmayacağız’ söyleminin bir tek Türkiye için değil tüm dünya devletleri açısından geçerli olduğuna dikkat çeken Çankaya, “Biz Alevi kurumları olarak Avusturya hükümeti bizleri kabul etmediği için AİHM’e gittik. Özgür olan bir Alevi inancı kazandı. Eğer bizler AİHM’ne başvurmuş olmasaydık nasıl olacaktı? Avusturya’da İslam inancının beşinci mezhebi olacaktık. Bu büyük bir kazanımdır ve emsali görülmeyen bir karardır. Devletin Alevisi olmayacağız diyoruz. Peki yalnız bir tek Türkiye’de mi devletin Alevisi olmayacağız, yoksa bütün dünyada mı? Devletler Alevi inancına müdahale edemez üzerinden bir karar çıkması herkesi sevindirdi. Tüm Alevi kurumlarını bağlayan bir noktada kazanım elde ettik.

    “ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTE AVUSTURYA HÜKÜMETİYLE FEDERASYON MASAYA OTURACAK”

    Önümüzdeki 3 aylık zaman içerisinde Avusturya hükümeti ile Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu heyet şeklinde masaya oturacak. 13 yılda kaybettiğimiz bütün haklarımızı alacağız” diye konuştu.

    AVUSTURYA DEVLETİNE VE İSLAM YASASI’NA BOYUN EĞEMEZDİK 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Kurucu Başkanı Turgut Öker ise Avusturya hükümetinin, Aleviliği İslam’ın beşinci mezhebi olan gören bir toplulukla, Diyanet mantığı ile hareket ettiğini belirtti. Bu dayatmaya boyun eğmeyeceklerini ifade eden Öker, “Alevilerin ana yurdu olan Türkiye’de sorunları var. Avrupa’daki Alevileri bir araya getirmenin yanında oranın hükümetlerine Alevi inancının kabul ettirilmesi ve Hristiyan, Yahudi, Müslümanların elde ettiği hakları bizlerin de hak etmesi için bir görevimiz vardı. Bu süreç Almanya’da sorunsuz ilerledi ve sonuçlandı. Bu kararın hazırlığını kardeş federasyonumuz olan Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’na aktarmaya yeltendiğimizde ise bu ihanet şebekesi federasyonumuza ait olan başvuruyu alıp kendi başvurusu gibi gösterdi ve oranın yetkili mercilerine teslim etti. İslam’ın beşinci mezhebiyiz diyen bir topluluk ortaya çıkınca Avusturya devleti de bunun üzerine atladı. Devletler denetim altında olanı, kendi çıkarına hizmet edeni tercih eder. Türkiye’de çok çektiğimiz, karşı çıktığımız Diyanet’e boyun eğmediğimiz gibi Avusturya’da da buna boyun eğemezdik” şeklinde konuştu.

    “AİHM’İN KARARI ALEVİLİĞİ TANIMLAMA KARARI DEĞİL!”

    “Avrupa’daki Alevileri, Diyanet’e bağlı yapılanmalar mı temsil edecek?” diye soran Öker, AİHM’nin kararının Aleviliği tanımlama olmadığının altını çizdi.

    Öker şunları ifade etti:

    “Aleviliği Avusturya devletinin kontrolünde beşinci bir mezhep olarak onaylayamazdık. Kamuoyunun bilmediği şey şu; bu teolojik bir tartışma konusu değil. Konu Alevilik İslam mıdır, değil midir, Ali var mıdır yok mudur konusu değil. Avrupa’daki Alevileri, Diyanet’e bağlı yapılanmalar mı temsil edecek? Hiçbir şekilde İslami grupların kontrolüne girmeden kendi başına bağımsız, kendi federasyon ve konfederasyonlarıyla diğer inançların eşit düzeyde olmasının mücadelesi bu. Devletin kontrolünde tuttuğu basın organları ise AİHM’nin Aleviliğin ne olduğu karar verdiğini ve bizlerin o karar ile Aleviliği öğrenmişiz gibi konuyu çarpıtıyorlar. Aleviliğin ne olduğuna Aleviler karar verir, devletler Aleviliğe don biçemez ve Aleviliğin ne olduğuna karar veremezler. Bizler ne Avusturya hükümeti ne de AİHM’den Aleviliğin ne olduğuna karar verin diye bir beklenti içerisine girmedik, davayı onun için açmadık. Davaya bakan AİHM hakimleri Alevi sözcüğünü belki ilk defa duydular. O hakimlerin Aleviliğin ne olduğuna karar vermeleri söz konusu değil.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    AİHM’den emsal karar: AABF’nin ‘Alevilik bağımsız bir inançtır’ başvurusunu haklı buldu
    Avusturya ABF, bağımsız bir Aleviliğin tanınması için AİHM’ye başvurdu
    Özgür Turak, Avusturya’daki İslam Yasası gerçeğini anlattı: Diyanet’ten farksız

     

  • AİHM’den emsal karar: AABF’nin ‘Alevilik bağımsız bir inançtır’ başvurusunu haklı buldu

    AİHM’den emsal karar: AABF’nin ‘Alevilik bağımsız bir inançtır’ başvurusunu haklı buldu

    PİRHA- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) “Alevilik bağımsız, özgün bir inançtır” şeklindeki başvurusunu sonuçlandırdı ve Avusturya hükümetini haksız buldu. Avusturya hükümeti, ülkedeki Alevilere İslam dayatmasında bulunarak Aleviliğin bağımsız/özgür bir inanç olduğunu kabul etmiyordu. 

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), Avusturya devletinin Aleviliği İslam’dan bağımsız ele almamasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyarak uluslararası arenada hukuk mücadelesi başlatmıştı. 30 Ocak’ta AABF’nin başvurusunu görüşen mahkeme, Avusturya devletini haksız bularak emsal bir karar aldı. Mahkeme de “Alevilik kendine özgün bir inançtır” dedi.

    “HİÇ BİR BAŞARI TESADÜF DEĞİLDİR, HAKLIYDIK KAZANDIK”

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), yazılı bir açıklama yaparak, “Hiç bir başarı tesadüf değildir, haklıydık kazandık” dedi.

    2008 yılında AABF tüm kurumları ile beraber ortak karar alarak, Avusturya’da Alevi inancının yasal zeminde eşit yurttaşlık haklarına kavuşması için gerekli çalışmaları başlatılmasıyla yola çıkıldı.
    2009 yılına, Alevi Yol ve Erkanına uymayacak şekilde yapılan ihanetler, entrikalarla, Türk İslam sentezine biat etmiş bir olgu ile başladık zorlu yolumuza!
    Süre zarfında yürütülen hak arayışı nazarında, bizden olmayanların uyguladıkları, kirli emmelerini Alevi inancının üzerine hüküm sürmeyi hedefleyen zihniyet türedi birden, içimizden bizi parçalayıp yok etmeyi hedeflediler!

    Önde gelen Alevi kurum yöneticilerinin, üyelikten çıkartılarak başladılar, kurumsal yetkilerini ellerinden alınması düşüncesiyle, yapamadılar!
    Yine önde gelen Alevi kurum temsilcilerimiz Avusturya’ya Almanya İstihbarat birimlerine “Teröristtir” diye şikayette bulundular. İki yıl gözetim altında kaldık bilinmeden, yine başaramadılar, temiz çıktık!

    “AVUSTURYA İSLAM YASASINI ÖNÜMÜZE SÜRDÜLER BAŞARAMADILAR!”

    Bir adım daha ileri gidilerek, Avusturya’da tek Türk-İslam sentezi anlayışının Alevileri yasal zeminde temsil edebileceği gerekçesiyle, Avusturya İslam Yasası’nı önümüze sürdüler ve derneklerimizi kapatmak istediler, başaramadılar!
    Derneklerimizde Alevi İnanç ritüellerini yürütüyoruz diye bu seferde derneklerimizi kapatmaya çalıştılar, yine başarılı olamadılar! Alevi İnanç isimlerini, kurum isimlerimizi patentlediler, ‘bizden izin almadan bu isimleri kullanmazsınız’ diye dava açtılar, yine başarılı olamadılar!
    Patentledikleri isim üzerinden bizlere tazminat davası açma cüretinde bulunup darlığa sokmaya çalıştılar, yine başarılı olamadılar!
    Açtıkları tüm davaları kaybettiler!

    “BASKICI ZİHNİYET ALEVİ ÖRGÜTLÜ MÜCADELESİNİ YOK EDEMEDİ”

    Baskıcı zihniyet, bizi ve Alevi örgütlü mücadelesini yok edemediler! Mücadelenin adı oldu Avusturyadaki direniş!
    10.12.2020 yılında Avusturyada yürüttüğümüz hukuk mücadelesi sonuç vermedi. Eşit yurttaşlık haklarının kazanılması yönünde, pes etmedik ve davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıdık! Haklı olduğumuzu biliyorduk, mücadelemizin hukuk özgürlüğü çerçevesinde yürütüldüğünde kazanacağımızı biliyorduk! Haklıydık, davamıza inanıyorduk!

    AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ DEDERASYONU HAKLI BULDU

    05.03.2024 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kendi resmi sayfasında, Avusturya’da yaşanılan hukuksuz sürece yönelik kararını verdi ve Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nu haklı buldu! Gururluyuz ve mutluyuz! Mücadeleden hiç bir zaman vazgeçmedik! Her daim mücadelemizi sonuna kadar yürüteceğiz! Biz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde elde etmiş olduğumuz başarı, dünya inançları haklarının korunması anlamında dönüm noktası olacak bir başarı olmuştur!

    Bizleri bu sürede yalnız bırakmayan, öncelikle yol arkadaşlarımıza, kurum yöneticilerimize, dostlarımıza çok teşekkürlerimizi sunuyoruz! Önümüzdeki süreçte konuyla ilgili daha detaylı bilgileri sizlerle paylaşacağız! Hızır yar ve yardımcımız olsun. Aşk ile!

    ÇANKAYA: HAK YERİNİ BULDU, TÜM ALEVİ TOPLUMUNA HAYIRLI OLSUN!
    AİHM’in Aleviliği “kendine özgü bir inanç” olarak kabul etmesinin ardından AABF Onursal Başkanı Mehmet Ali Çankaya</da “Devletler Aleviliği kalıplara sokamaz” dedi.

    13 yıl süren mücadeleleri sonucu başarı elde ettiklerini kaydeden Çankaya şunları ifade etti:

    “Kar demeden kış demeden, yağmurda çamurda 13 yıl boyunca genç-yaşlı, kadın-erkek demeden yolara düştük.
    Türkiye’de Türk İslam sentezi üzerinden Alevileri İslamlaştırmaları yetmiyormuş gibi, Avusturya hükümeti de bizleri İslam dairesine hapsederek asimile etmeyi hedeflemişti. Bunun karşısında kendine güvenen, değerlerinden taviz vermeyen Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu,
    bize bu kötülükleri yapanın bir devlet olmuş olmasına rağmen önünde teslim olmadı.
    Bunun karşısında 13 yıl boyunca sürdürdüğümüz hak arama mücadelemizden Avusturya mahkemelerinde bir sonuç alınamayınca davayı dört yıl önce Avrupa İnsan Hakları mahkemesine taşıdık. Bize maliyeti 500.000 Euro’yu aşan dava giderlerine ramen asla pes etmedik, çünkü sonuna kadar haklı olduğumuza inanıyorduk. Sonuç olarak hak yerini buldu.”

    Mehmet Ali Çankaya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 4. Dairesinin 30 Ocak 2024 tarihli oturumunda Avusturya hükümetinin bizleri İslam dini içerisinde yer alma dayatmasına karşı, “Alevilik kendine özgü bir inançtır” talebimizi, bizleri oy birliğiyle haklı buldu, Avusturya hükümetini ise haksız bulmuştur. Cesaretini ve kararlığını ulularından alan mücadelemizin elde etiği bu kazanım tüm Alevi toplumuna hayırlı uğurlu olsun” dedi.

    PİRHA/AVUSTURYA

  • Mehmet Ali Çankaya yurtdışı çıkış yasağı konularak serbest bırakıldı

    Mehmet Ali Çankaya yurtdışı çıkış yasağı konularak serbest bırakıldı

    PİRHA- İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alınan Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Onursal Başkanı Mehmet Ali Çankaya, yurtdışı yasağı konularak serbest bırakıldı. Yurtdışı çıkış yasağının kaldırılması için gerekli itirazların yapılacağı öğrenildi. 

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Onursal Başkanı Mehmet Ali Çankaya, bugün Viyana’ya uçmak üzere gittiği İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alınmıştı.

    Havalimanında tutulan ve sonrasında sosyal medya paylaşımları ile yaptığı konuşmalar gerekçesiyle nöbetçi savcılığa sevk edilen Çankaya yurtdışı çıkış yasağı konularak serbest bırakıldı.

    Çankaya’nın yaklaşık 40 yıldır Avusturya Viyana’da yaşadığı bilgisi verildi.

    PİRHA/İSTANBUL 

  • Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, kuruluşunun 25. yılını coşkuyla kutladı

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, kuruluşunun 25. yılını coşkuyla kutladı

    PİRHA- Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), kuruluşunun 25. yılını Viyana’da büyük bir coşkuyla kutladı.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), kuruluşunun 25. yılını kutladı.

    Welg Medya’nın haberine göre, sunuculuğunu Deniz Öz ve Alican Doğan’ın yaptığı kutlama, Viyana Belediye Başkanı Yardımcısı Christoph Wiederkehr’in katılımı ve katkılarıyla Festsaal Wiener Rathaus’ta gerçekleşti.

    Ev sahipliğini Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Başkanı Özgür Turak’ın yaptığı kutlamalara, Avusturya’nın dört bir yanından gelen dernek yöneticileri ve dernek üyelerinin yanı sıra, Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’na bugüne kadar başkanlık yapmış olan dönem genel başkanları Ahmet Işık, Mehmet Ali Çankaya, Ethem Şahin, önceki Yol ve Erkan Kurulu Başkanı Haydar Bilgin başta olmak üzere, Analar-Pirler, Avusturya Alevi Kadınlar Birliği ve Avusturya Alevi Gençlik Topluluğu da katıldı.

    Viyana Belediye Başkan Vekili Christoph Wiederkehr, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Tunç Soyer, Avrupa Parlementosu Alevi Dostluk Grup Başkanı Dr. Günter Sidl, Viyana Belediye Başkanvekili Kathrin Gaal, geceye videolu kutlama mesajı gönderdi.

    Etkinliğe Milletvekilleri Dr. Ewa Ernst-Dziedzic, Bürstmayr Georg, Micheal Reimon ve Belediye Meclis Encümenleri Barbara Huemer, Niki Kunrath, Berivan Arslan, Max Zirngast, Carola Zentara, Sofia Palzer-Khomenko, Heidi Sequenz, Hans Arsenovic, Ali Fırat, Islek Siham, Ludwig Hetzel’e, Katolik Kilisesinden Dr. Espérance-François Ngayibata Bulayumi, Ermeni Katolik Kilisesinden Vahan Hovagimian, Avusturya Budisim Gerhard Weissgrab, Elmar Kuhn Hristiyan yardım kuruluşundan, Evangelist Kilisesinden Eva Hörmann, Süryani Ortodox Kilisesinden Islek Musa, Tarihçi Heiko Heinisch, Doç.Dr. Hüseyin Çicek, Prof.Dr. Stefan Hammer, Dr. Harald Tripp, Dr. Deniz Coşan Eke etkinliğe katıldılar.

    AABK Onursal Başkanı Turgut Öker, HDP eski Milletvekili Zeynel Özen, AABK eski yöneticilerinden Bülent Ant, Britanya Alevi Federasyonu Başkanı Müslüm Dalkılıç, Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit Başkanı Mehmet Gündüz, Danimarka ABF Başkanı Türel Meriç, İsviçre ABF Başkanı Binali Sağlam etkinlikte hazır bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Avusturya’da Aleviler, Madımak Katliamı davasında zamanaşımı kararını protesto etti

    Avusturya’da Aleviler, Madımak Katliamı davasında zamanaşımı kararını protesto etti

    PİRHA-Avusturya’daki Aleviler, Madımak Katliamı davasında zamanaşımı kararını yürüyüş yaparak protesto etti. 

    33 aydın, sanatçı ve yazarın yakılarak katledildiği Sivas Katliamı’na ilişkin firari üç sanık Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş hakkında Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde süren dava zamanaşımı kararı verildi.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, 2 Ekim’de açıklama yaparak yürüyüşe çağrı yapmıştı.

    Viyana Devlet Operası önünde bir araya gelen Avusturya’daki Aleviler, Madımak Katliamı davasında zamanaşımı kararını protesto etti.

    PİRHA/AVUSTURYA

    İLGİLİ HABERLER:

    >Sivas Katliamı Davası’nda utanç karar: Katliam zaman aşımına uğratıldı- VİDEO

    >Sivas Katliamı’nın firari sanığı Murat Songur’un Alman istihbaratındaki sicil numarası ortaya çıktı

    > Deprem: Unutmayacağız demekle olmuyor, katliamlardan hesap sorulmalı

    > Zaman aşımı kararına Ankara’dan tepki: Er ya da geç hesaplaşacağız

    > Akpınar: Katillerin avukatlığını yapanların zaman aşımı kararı vermesi beklenen bir sonuçtu

    > Arslan: Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğratılması siyasi bir karardır

    > Alevilerden mesaj: Sivas, bizim kalbimizde zaman aşımına uğramadı

    > Madımak davasında ‘zaman aşımı’ kararına karşı mitingler yapılacak!

    > AFA Genel Başkanı Saka: Zaman aşımı kararını kınıyoruz

    DAD Eş Genel Başkanı Doğan: İnsanlığa karşı işlenen bir suç devlet eliyle aklandı

    ‘Zaman aşımı kararı Alevilere yönelik sistemli saldırıların bir parçasıdır’
    Avusturya’da Aleviler, Madımak Katliamı davasında zamanaşımı kararını protesto edecek-VİDEO

  • Avusturya’da Aleviler, Madımak Katliamı davasında zamanaşımı kararını protesto edecek-VİDEO

    Avusturya’da Aleviler, Madımak Katliamı davasında zamanaşımı kararını protesto edecek-VİDEO

    PİRHA- Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, Sivas Madımak Katliamı davasında verilen zaman aşımı kararına karşı 7 Ekim’de sokağa çıkarak protesto eylemi gerçekleştirecek. 

    33 aydın, sanatçı ve yazarın yakılarak katledildiği Sivas Katliamı’na ilişkin firari üç sanık Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş hakkında Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde süren davanın duruşmasında savcı, zamanaşımı uygulanarak davanın düşmesini talep etti. Mahkeme heyeti de, davanın düşmesine hükmetti.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, bir açıklama yaparak, zaman aşımı kararına tepki göstererek insanlığa karşı işlenen katliamlarda zaman aşımı olmayacağını belirterek, 7 Ekim’de gerçekleşecek protesto eylemine çağrı yapıldı.

    “ADALET MÜCADELEMİZE KATILMAYA SESLENİYORUZ”

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu tarafından yapılan açıklamada, katliamın aklanamayacağı kaydedilerek, “Bir zamanlar Sivas’ta çıkan yangını pasif izleyen Türk devletinin şimdi failleri korumasına müsamaha göstermeyeceğiz. Adalet bizim vazgeçilemez hakkımızdır ve sorumluları hesaba çekmek için sarsılmaz bir kararlılıkla mücadele edeceğiz. Uluslararası topluma adalet mücadelemize katılmaya sesleniyoruz” denildi.

    7 EKİM’DE PROTESTO EYLEMİ 

    7 Ekim tarihinde yürüyüşle başlayacak eylem, Viyana Devlet Operası önünde saat 15.00’te başlayacak.

    PİRHA/AVUSTURYA

  • Alevilerin dayanışmasıyla yapılan Rızaşehri Yaşam Alanı Konteyner Kenti açılıyor!

    Alevilerin dayanışmasıyla yapılan Rızaşehri Yaşam Alanı Konteyner Kenti açılıyor!

    PİRHA – Alevilerin dayanışmasıyla Adıyaman’da Rızaşehri Yaşam Alanı Konteyner Kenti kuruldu. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, konteyner kentin 18 Ağustos’ta hizmete açılacağını duyurdu.

    6 Şubat’ta Maraş merkezli yaşanan deprem sonrasında resmi verilere göre 50 bini aşkın insan yaşamını yitirdi, 7,5 milyon kişi ise evsiz kaldı.

    Depremin üzerinden altı ay geçmesine rağmen konteyner edinemeyip hala çadırlarda yaşam mücadelesi veren yurttaşlara rastlamak mümkün.

    Temel gıda ve içme suyuna ulaşamayan yurttaşlara, Alevi kurumları tarafından yardımlar ve dayanışma devam ediyor.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), konut ihtiyacına karşılıkRızaşehri Yaşam Alanı Konteyner Kenti”ni 18 Ağustos’ta hizmete açacağını duyurdu.

    Adıyaman merkezde kurulan konteyner kentin açılışının ise saat 14:00’te yapılacağı bilgisi verildi.

    “TOPLUMSAL DAYANIŞMAYI GÜÇLÜ TUTALIM”

    Açılışa ilişkin yazılı açıklama yapan AABF, tüm yurttaşları dayanışmaya davet ederek şunları ifade etti:

    “06 Şubat 2023 Türkiye ve Suriye‘de gerçekleşen deprem maalesef birçok insanın evini ve umutlarını yıktı, binlerce insanın hayatında derin izler bırakan bir facia oldu. Birçok insan sevdiklerini kaybetti, evleri yıkıldı ve maddi-manevi zorluklarla karşı karşıya kaldı. Depremin yaralarını sarmak için İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, depremzede canların barınma ve temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamak için 282 konteynerden oluşan ve içinde çocuk, sağlık birimleri, kütüphane, sosyal tesis, çamaşırhane ve yönetim birimlerinin yer aldığı ‘Rızaşehri Konteyner kent Yaşam Alanı’ oluşturuldu.

    Darda, zorda kalan canlara bir müsahip eliyle lokmalarını paylaşan, büyük bir özveri ve dayanışma örneği gösteren canların katkıları ile hayat bulan Rızaşehri Yaşam Alanı Konteyner Kenti hizmete giriyor.

    AÇILIŞA DAVET

    Siz değerli dostlarımız bu önemli açılışa davetlisiniz. Rıza Şehri Konteyner Kentine yerleşen aileler ile tanışma fırsatı yakalamak, yardım kampanyalarının sonuçlarını ve gelecekteki yardım projeleri hakkında bilgi almak için katılmanız çok önemli. Toplumsal dayanışmayı güçlü tutarak, acıları paylaşarak ve birbirimize destek olmaya devam ederek, zorlukların üstesinden geleceğimize olan inancımızla AABF adına, en içten duygularımızla sizleri selamlıyoruz. Aşk İle…”

    (HABER MERKEZİ)

  • Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, Adıyaman’da ‘Rıza Şehri konteyner kent’ kurdu-VİDEO

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, Adıyaman’da ‘Rıza Şehri konteyner kent’ kurdu-VİDEO

    PİRHA- Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu ve İzmir Büyükşehir Belediyesi ortaklığı ile Adıyaman’da inşası devam eden ‘Rıza Şehri Yaşam Alanı’ projesi için çalışmalar hızla devam ediyor.

    Maraş  merkezli depremlerin ardından Alevi kurumları depremzedelerle dayanışmasını sürdürüyor.

    Türkiye ve Avrupa’daki Alevi kurumları-cemevleri, depremde zarar gören yurttaşlara destek amaçlı başlattığı yardım kampanyasında topladığı gıda ve giyecek malzemelerini bölgeye ulaştırmıştı. Depremzedelerin, kişisel bakım malzemeleri, giyecek, battaniye, yatak ve çocuk bezi gibi ihtiyaçları karşılanırken, bölgede bulunan cemevleri ise depremzedeleri misafir ederek temel ihtiyaçlarını karşılamaya devam ediyor.

    11 ili etkileyen ve on binlerce yurttaşın yaşamını yitirmesine, yüz binlercesinin yaralanmasına ve evsiz kalmasına yol açan depremlerin üzerinden günler geçmesine karşın, ortaya çıkan maddi, manevi hasar hala giderilmedi. Dünyanın ve ülkenin bir çok merkezinden gelen yardımlara AFAD el koyarken, Alevi kurumlarının çalışmaları yoğun bir şekilde devam ediyor.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu ve İzmir Büyükşehir Belediyesi iş birliği ile Adıyaman Yenimahalle’de ‘Rıza Şehri Yaşam Alanı’ konteyner kenti kuruluyor.

    Konteyner kentte binlerce depremzedenin barınma sorununun çözüme kavuşması planlanıyor.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu yeni yönetimi belirlendi, başkanı yeniden Özgür Turak

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu yeni yönetimi belirlendi, başkanı yeniden Özgür Turak

    PİRHA- Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) hafta sonu yapılan 13. Olağan Genel Kurulu’nda Özgür Turak yeniden başkanlığa seçildi. Genel Kurul sonrası yayınlanan sonuç bildirgesinde, Avusturya’da iç ve dış asimilasyona karşı, Aleviliğin kendine özgü bir inanç olarak devlet nezdinde tanınmasıyla büyük bir zafer kazanıldığı belirtildi. Bildirgede, okullarda Alevilik dersleri, müfredatları, eğitmen çalışmaları için çalışmaların ivedilikle yapılacağı vurgulandı. 

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) hafta sonu yapılan 13. Olağan Genel Kurulu’nda Özgür Turak yeniden AABF Genel Başkanı seçildi. Başkanla birlikte 11 kişilik yönetimde 5 kadın yer aldı.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Kurulu sonrası sonuç bildirgesi yayımlandı.

    Bildirgede, “AABF ve Bileşenleri 13 yıl boyunca vermiş olduğu hukuksal mücadele sonucunda, yıldırma politikaları karşısında, iç ve dış asimilasyona karşı, Aleviliğin kendine özgü bir inanç olarak tüm ülke genelinde devlet nezdinde resmi olarak tanınması, Alevi toplumu için bir dönüm noktası olmuş ve büyük bir zafer kazanmıştır” hatırlatmasında bulunuldu.

    Sonuç bildirgesinde şunlar kaydedildi:

    “Avusturya’da Alevilik ve Aleviler kendi değerleriyle eşit yurttaşlık temelinde inançsal ve kurumsal hakları ile özgürleşmişlerdir. Bu özgürlük mücadelesinde katkı sunan, kurum ve
    kuruluşlarımıza, dostlarımıza, kardeş kurumlara ve her emektarımıza sergiledikleri onurlu duruşu ve mücadelesinden dolayı kutluyoruz.
    Federasyonumuz asimilasyoncu zihniyet karşında göstermiş olduğu mücadele ruh ile tüm bileşen ve oluşturduğu komisyonlarla örgütsel bir bütünlük içerisinde geleceğe yönelik çalışmalar yürüyecektir. Alevi toplumunun ihtiyaçları doğrultusunda elde ettiği değerlerle toplumsal aydınlanma, inkar ve yok sayma zihniyetine karşı kurumsal mücadele, yaşamın her alanında yürütülmeye devam edilecektir.

    “OKULLARDA ALEVİLİK DERSLERİ İÇİN GEREKLİ ÇALIŞMALAR YAPILACAK”

    Özgür Alevi inancının gelecek nesillere aktarılması için okullarda Alevilik dersleri, müfredatları, eğitmen çalışmaları için gerekli ön koşullar ve zemin hazırlıkları ivedilikle sürdürülecek ve gerekli alan çalışmaları yapılacaktır. Kurumlarımızda insan, kişisel gelişim ve sanatsal faliyetlerin desteklenmesi ve geliştirilmesi için toplumsal değelerimizin gelişmesi açısından hizmet yürütülecektir. AABF olarak başta Alevi sorunu olmak üzere Türkiye’de ve Dünya’daki tüm antidemokratik uygulamalara karşı şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonrada net karşı bir duruş içerisinde olacağımızın bilinmesini isteriz.

    “CEMEVLERİMİZİN BAKANLIĞA BAĞLANMASI ASİMİLASYONUN BAŞKA BİR VERSİYONU”

    Baştan beri talebimiz olan eşit yurttaşlık hakkı yerine Cemevlerimizin Kültür ve Turizim Bakanlığı’na bağlanarak devletin himayesi altına alınması Alevilere karşı yapılan asimilasyonun başka bir versiyonudur.
    AABF olarak bunu şiddetle reddediyoruz. Düşünce ve ifade özgürlüğüne karşı çıkarılan yeni Sansür Yasası da baskici zihniyetin oluşmasının yeni bir tezahürüdür.
    Bugüne kadar vermiş olduğumuz onurlu mücadelemiz, bundan sonra da asimilasyona, her türden gericiliğe, faşizme, anti demokratik zihniyet ve uygulamalara karşı, daha da büyüyerek devam edecektir.
    İhmal sonucu Amasra maden ocağında yitirdiğimiz canlarımızı da saygı ile anıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • AABK: Avusturya’daki Alevilerin kazanımını selamlıyoruz, mücadelemiz sürecek

    AABK: Avusturya’daki Alevilerin kazanımını selamlıyoruz, mücadelemiz sürecek

    PİRHA- AABK, 13 yıllık mücadelesi sonrasında Avusturya Devleti’nin, Aleviliği kendine özgü bağımsız bir inanç olarak tanıması kazanımı selamlayarak, Türkiye’de de Alevilerin demokratik haklarının amasız fakatsız elde edilmesi için mücadelenin süreceğini kaydetti.

    Avusturya Devleti, Alevi inancını resmi olarak tanıyarak, Aleviliğin hiçbir dine bağlı olmadan kendine özgü bağımsız bir inanç olduğunu kabul etti.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), 13 yıllık yoğun mücadelesi sonucunda, Avusturya’da da Aleviliğin kendine has öğretileri, kurumları, ritüelleri olan özgün ve kadim bir inanç sistemi olarak tanınmasını kararının Alevi hareketinin bir kazanımı olduğunu vurguladı.

    İnançsal, kültürel, siyasal, hukuksal, sosyal, ekonomik, akademik ve eğitim alanlarında mücadeleyi toplumsallaştırmak için yürütülen bu çalışmalarda Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun bu kazanımını selamlayan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Türkiye’de de Alevilerin demokratik haklarının amasız fakatsız elde edilmesi için mücadelenin süreceğini kaydetti.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun açıklaması şöyle:

    “ALEVİLİK BAŞLI BAŞINA BİR YOL’DUR DİYORUZ”

    Avrupa Alevi hareketi olarak YOL’umuzun gereğini, her ne pahasına olursa olsun yerine getirirken, demokratik haklarımızı sonuna kadar kullanarak tüm diğer inanç toplulukları gibi bulunduğumuz ülkelerde eşit koşullarda, barış içerisinde yaşıyoruz.

    İnsan hakları ve eşit yurttaşlık ekseninde her türlü otoriteyi sorguluyor ve bu hakkın insanın kendisinde görmesi gerektiğini biliyor, Alevilere yönelik asimilasyon, baskı ve sürgünlere karşı kurumlarımız üzerinden mücadele yürütüyor, adaletsizliklerle belirlenen egemenlik ilişkilerini sorguluyoruz.

    Hakkı kendinde bulan, Varoluş olgusunu Vahdeti Vucut, Vahdeti Mevcut’la bütünleyen ve Devriye anlayışı ile yetmiş iki millete/inanca bir nazarla bakan, kadın erkek ayrımcılığını reddeden, Kırklar Cemi, Rıza şehri, Kabe’yi insanda gören, başta Cem olmak üzere, Rızalık ve İkrarlık ilkesi ile oruçları, Hızır’ı, Bağlaması, Semahı ile Alevilik, herhangi bir dinin veya inancın mezhebi değil, ancak kendi değerleri içinde doğru anlaşılır bir inanç, başlı başına bir YOL’dur diyoruz.

    “13 YILLIK YOĞUN MÜCADELENİN KAZANIMI”

    Dolayısıyla Alevi kurumları, hem inançsal hakikatlerinin gereği, hem de eşit yurttaşlık hakkını elde etmeyi sağlayacak hukuksal kazanımları elde edebilmek açısından Alevi inancının bu özgün karakterini bütün platformlarda cesaretle dillendiriyor. Bunu yaparken yaşanılabilir bir dünya için mücadele ediyor.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ve bileşenlerimizden Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun 13 yıllık yoğun mücadelesi sonucunda, Avusturya’da da Aleviliğin kendine has öğretileri, kurumları, ritüelleri olan özgün ve kadim bir inanç sistemi ve başlı başına bir YOL olduğu, din, vicdan, inanç ve düşünce özgürlüğü kapsamında hukuka uygun bir şekilde Avusturya devleti tarafından da kabul edildi.

    “KAZANIMI SELAMLIYORUZ, MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Avrupa’nın farklı coğrafyalarında yaşayan Alevi toplumunun örgütlü gücü olan AABK’mız ve federasyonlarımızın esas hedefi demokratik-laik bir sistemde, amasız-fakatsız eşit vatandaşlar olarak yaşamaktır. Avusturya’daki bu kazanım işte bu mücadelenin sonucunda elde edilen reel bir durumdur.

    İnançsal, kültürel, siyasal, hukuksal, sosyal, ekonomik, akademik ve eğitim alanlarında mücadelemizi toplumsallaştırmak için yürütülen bu çalışmalarda Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonumuzun bu önemli kazanımını selamlarken, Türkiye’de de Alevilerin demokratik haklarının amasız fakatsız elde edilmesi için mücadelemiz sürecektir.

    Yolumuzun, mücadelemizin, kurumlarımızın, ozanlarımızın, pirlerimizin ışığı yolumuzu aydınlatsın, Hızır yardımcımız olsun. Birliğimiz daim, Aşkımız cemalimiz olsun.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • AABF İnanç Kurulu: Alevi inancının temeli başkalarına Hızır olmakla başlar

    AABF İnanç Kurulu: Alevi inancının temeli başkalarına Hızır olmakla başlar

    PİRHA- Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İnanç Kurulu, Alevi inancının temelinin başkalarına Hızır olmakla başladığını vurgulayarak, darda ve zorda olanlara dini, dili, ırkı, inancı ne olursa olsun yardım etmenin, yolun gereği olduğunu açıkladı.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) bünyesinde hizmet yürüten AABF İnanç Kurulu, Alevi toplumunun içerisinde bulunduğu Hızır ayına ilişkin açıklama yaptı.

    Alevi inancında Hızır’ın darda olanı yetişen olduğuna ve bereketi simgelediğine değinilen açıklamada, bu sene 8-9-10 Şubat tarihlerine denk gelen Hızır aylarında, darda olan canlarla dayanışma çağrısı yapıldı.

    “BOZ ATLI HIZIR HER YERDE HAZIR VE NAZIRDIR”

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İnanç Kurulu’nun açıklaması şöyle:

    “Alevi İnancımızın kutsal günlerinden Hızır ayındayız. Bu sene Hızır orucu, Şubat ayının ikinci haftası salı, çarşamba ve perşembe günlerinde (8-9-10 Şubat 2022) tutulacaktır.

    Hızır orucu; gün devretmeden başlar ve gün bitimi güneşin sır olmasıyla hava kararıncaya kadar sürer.

    Sevgili Canlar;

    İnancımızda Hızır’a büyük önem vardır. Boz Atlı Hızır her yerde hazır ve nazırdır, dara düşenin dostudur, darda, zorda, yolda kalanların, umutsuzların umududur Bozatlı Hızır. En yakın dosttur. Hızır, darda, zorda kalana uzanan eldir. Hızır düşmek üzereyken tuttuğumuz daldır. Hızır, zor durumda kalanların yardımına koşandır, gönüllerde ki umuttur, kurtarıcıdır, hayattır, canlılıktır, berekettir, sağlıktır, umudun, geleceğin, kimsesizliğin kimsesidir! Hızır günleri talibin bayramıdır. Görgüden geçip yeniden doğulduğu aydır.

    Olayım der isen Hızır

    İrfan defterine yazıl

    Hak her yerde hazır nazır

    Görür de var görmez de var

    Darda ve zorda olan canlarımıza ve dini, dili, ırkı, inancı ne olursa olsun yardım etmek, Alevi olmanın ve yolumuzun gereğidir. Alevi inancının temeli başkalarına, Hızır olmakla başlar! İnanırsan ve inancınla bütünleşebilirsen, Hızır gibi yoksula fakire darda, zorda olana yardım edersen, Hızır’ı var edersin. Hak aşkına, Yol aşkına, pir aşkına darda, zorda olanın carına yetişen, Boz atlı Hızır yaşadığımız bu zor günlerde yardımcımız ve kılavuzumuz olsun. Hızır aşkına yanan delillerin ışığı hanemizi aydınlattığı gibi gönlümüzü de aydınlata, Hızır cümlemizin yar ve yardımcısı olsun. Dil bizden nefes pirden olsun. Aşk ile.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ensemble DİWAN, Yunus Emre’nin bilinmeyen eserlerini müzik dünyasına kazandırdı!

    Ensemble DİWAN, Yunus Emre’nin bilinmeyen eserlerini müzik dünyasına kazandırdı!

    PİRHA- Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), Ensemble DİWAN’ın, Yunus Emre’nin unutulmuş ve ‘kaybolmuş’ eserlerini besteleyerek albüme taşıdığı çalışmasını, dinleyiciler ile buluşturuyor.

    Yunus Emre’nin unutulmuş eserleri Kasım 2021’de Ensemble DİWAN tarafından albüm haline getirildi. Alevi müzik arşivinde önemli bir yer edindiği söylenen çalışma hakkında Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu yazılı bir açıklama yaptı.

    “YUNUS EMRE YENİDEN ARAMIZDA”

    ‘UNESCO’nun 40. Genel Kurul Kararı ve Yunus Emre’nin Hasreti’ başlıklı yazıda, Yunus Emre’ye dönük “doğrudan ve dolaylı olarak saldırılar her zaman vardı” vurgusu yapılarak şu ifadelere yer verildi:

    “Dünyadaki kültür ve tarih değerlerini koruma kurumu olan UNESCO 2021 yılını “Hace Bektaş Veli’yi, Yunus Emre’yi ve Ahi Evren’i Anma Yılı” olarak ilan etmişti. Bu kararla UNESCO, Alevi felsefesinin, kültürünün ve kurumlaşmasının Anadolu’daki önderleri olan Hace Bektaş Veli’yi, Yunus Emre’yi ve Ahi Evren’i ‘dünyanın kültür ve tarih mirası içinde yer aldığını’ ilan etmiş oldu. Bizim açımızdan bu, mutluluk verici tarihsel bir fırsattır.

    Bu bilinçten hareketle Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) olarak Ensemble DİWAN’ın büyük ve titiz bir çaba ile Yunus Emre’nin unutulmuş ve ‘kaybolmuş’ eserlerini besteleyerek albüme taşıdığı çalışmasını, siz canlar ile buluşturuyor.

    ‘Ölür ise, tenler ölür/Canlar ölesi değil’, demişti Yunus Emre.

    Yunus Emre, ‘canlar ölmez’ derken bundan, adı ile birlikte insanın geride bıraktığı evrensel değerdeki toplumsal eserlerini ifade ediyor. Aslında ‘Yunus Emre’ adı, her ad gibi sadece bir simge veya işarettir. Asıl olan, dışlanmış da olsa onun değerlerini yüzlerce yıl boyunca toplumsal hayatın gündeminde tutan şey, miras olarak bıraktığı eserleridir. O’nun eserlerindeki yargılayıcı gücüne karşı gizliden ve açıktan, doğrudan ve dolaylı olarak saldırılar her zaman vardı. Fakat bir dünya mirası olan Yunus’un eserlerini işlevsizleştirerek yok etme çabalarının hiç birinin işe yaramadığını şimdi görebiliyoruz. Yedi yüz yıl sonra ‘Ten’ olarak değil, fakat topluma bıraktığı eserleri ve değerleriyle ‘Can’ olarak Yunus Emre yeniden aramızdadır. Sefa gelmiş, hoş gelmiş!

    ‘Yeniden aramızdadır’ derken, neye işaret ediyoruz? Şuna:

    Aleviliğin en büyük felsefe ozanı ve bilimin-bilginin piri Serçeşme’nin çağdaşı-yoldaşı olan Yunus Emre genel olarak toplumsal hayatımızdan dışlanmıştı. Daha da vahim olan, Yunus Emre, Aleviler’in hayatından da dışlanmış ve bu dışlama bir alışkanlığa dönüşmüştü. Burada dışlanan ve unutturulan Yunus’un adı değil, onun boyun eğmeyen devrimci eserleridir. Bugün Aleviler’i İslamcı-asimilasyon girdabına çekmek isteyenlerin aldığı en büyük cesaret bundandır. Bu nedenle, dışlanmış olmanın acısıyla yedi yüz yıl boyunca Yunus’un çektiği hasreti anlamak hiç de zor olmasa gerek.

    Yargılayan her sanat erbabı gibi Yunus da – belki de pek çok sanatçıdan daha fazla özlem duyduğu ve hasretle beklediği o güzelim dünyasını eserlerinde en ustaca ve en ilkeli tarzda dile getirmiştir. Yaşadığı dönemde, kaynağını sömürüden, dinden, milliyetçilikten, güç ve zorbalıktan alarak insanlığın eline kelepçe, ayağına pranga olmuş her türlü kötülüğe ve gericiliğe en derinden karşı çıkmıştı Yunus Emre. Aynı zamanda bunun karşısına, yeryüzündeki bütün insanların sevgi ile birbirlerine baktığı ve barış içinde yaşadığı bir dünyayı koymuş ve son nefesine kadar ‘ten olarak ölünceye kadar’ hasret ile özlem duyduğu bu dünyayı beklemekteydi. Hala da bekliyor!

    “SU AKAR, YOLUNU BULUR”

    ‘Su akar, yolunu bulur’ diyor bir halk deyimi. Yunus’un hasretini kalbinde hisseden Ensemble DİWAN, büyük ve titiz bir çaba harcayarak O’nun dışlanmış, unutturulmuş ve unutulmuş eserlerini Kasım 2021’de ilk albüme taşıdı. Umuyoruz ki bu albümü başkaları takip edecek, çünkü Yunus sonsuz bir deryadır. Çünkü Yunus dünyayı, dünya Yunus’u arıyor. Bu bilinçten hareket eden Ensemble DİWAN, Yunus’un hasretine cevap olmak ve sesini, özlemini duyduğu dünyaya taşımak amacıyla O’nun toprağa gömülmüş ve ‘bilinmeyen’ eserlerini gün ışığına çıkararak müzik hayatımıza kazandırmıştır. Çok mutluyuz! Biz AABF olarak bu mutluluğu en başta bütün Alevilerle, fakat aynı zamanda bütün dünya ile paylaşmak istiyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • AABF, St. Pölten Cemevinin satılmasını protesto edecek

    AABF, St. Pölten Cemevinin satılmasını protesto edecek

    PİRHA- Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), Mehmet Mercan yönetimi tarafından borçları nedeniyle satışa çıkarılan ve en yüksek fiyatı veren bir Alevi işadamı tarafından satın alınan St. Pölten Cemevi önünde basın açıklaması yapacak. AABF, “Mehmet Mercan ve İslam Alevi Teşkilatı zihniyetini protesto edeceğiz” dedi. 

    Avrupa’nın ilk resmi cemevi olan St. Pölten Cemevi, inşaat ve arsa borçları nedeniyle defalarca açık arttırma ile satışa çıkarılmıştı. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’na (AABF) bağlı olarak hizmet veren St. Pölten Cemevi, başkanlık görevini yürüten Mehmet Mercan tarafından üyelerden habersiz olarak İslam Alevi Teşkilatı’na bağlanmıştı. Mehmet Mercan, AABF’nin maddi sorunu çözerek cemevini geri alma önerisini de geri çevirmiş ve cemevi binası satılmıştı.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, St. Pölten Cemevinin satılmasına ilişkin 18 Aralık Cumartesi günü saat 14.00’te basın açıklaması yapacak.

    Konuya ilişkin St. Pölten Cemevi önünde basın açıklaması yapacak olan Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), şunları kaydetti:

    “Tüm uyarı ve çağrılarımızı yanıtsız bırakan St.Pöten Cemevini açık artırma ile satışına sebep olan Mehmet Mercan ve İslam Alevi Teşkilatı zihniyetini protesto etmek için Cumartesi, 18.12.2021, saat 14:00’da St.Pölten Cemevinin önünde basın açıklamasına tüm canlarımızı davet ediyoruz.”

    PİRHA/ AVUSTURYA