Etiket: ayaz ve nupelda

  • ‘Nupelda ve Ayaz’ı kaybettik; artık çocuklar ölmesin, analar ağlamasın’-VİDEO

    ‘Nupelda ve Ayaz’ı kaybettik; artık çocuklar ölmesin, analar ağlamasın’-VİDEO

    PİRHA – Ovacık’ta yaşanan patlama sonucu hayatını kaybeden Ayaz ve Nupelda kardeşlerin amcası Hıdır Güloğlu barış çağrısında bulundu; “Ayaz ve Nupelda’yı kaybettik. Artık analar ağlamasın, çocuklar ölmesin diyoruz. Savaşın durması lazım. Savaş durmazsa yine çoluk çocuğumuz ölecek, insanlar ölecek,” dedi.

    Dersim’in Ovacık ilçesinde 15 Temmuz tarihinde kırsal arazide meydana gelen patlama sonucunda sekiz yaşındaki Ayaz ile dört yaşındaki kardeşi Nupelda Güloğlu hayatını kaybetmişti.

    “SAVAŞ DURMAZSA YİNE ÇOCUKLARIMIZ ÖLECEK”

    PİRHA’ya konuşan Amca Hıdır Güloğlu, “Ayaz ve Nupelda’yı kaybettik. Artık analar ağlamasın, çocuklar ölmesin diyoruz. Savaşın durması lazım. Savaş durmazsa yine çoluk çocuğumuz ölecek, insanlar ölecek,” diyerek barış çağrısı yaptı.

    Savaş artıkları konusunda yetkililerle görüştüklerini dile getiren Güloğlu, “Mayınların, mühimmatların toplandığını söylüyorlar ancak her yerde savaşın izleri var.” dedi.

    YETKİLİLERE ÇAĞRI

    Amca Güloğlu, duyarlılığın sağlanması ve savaş izlerinin ortadan kaldırılması gerektiğini belirtti ve “Milletvekillerimiz bu konuyu meclise taşısın. Yetkililer bu duruma ilişkin çalışma yapsınlar.” dedi.

    Patlamanın yaşandığı bölgede yaşamın sürdüğünü ve yasaklı bölge olmadığını söyleyen Güloğlu, “Patlama olan bölgede muhtarlık var. İnsanlar yaşamaya devam ediyor. 10 yıldır oraya çıkıyorlar. Bu sene de muhtarlık verilmiş. Orada kalanlar yaşamını sürdürüyor.” diyerek sözlerini tamamladı.

    PİRHA/DERSİM

  • Hayvanlarını otlatırken yaralanmıştı: Artık çocuklar ölmesin-VİDEO

    Hayvanlarını otlatırken yaralanmıştı: Artık çocuklar ölmesin-VİDEO

    PİRHA- Türkiye’de toprak altında 1 milyondan fazla mayın bulunuyor. Geçtiğimiz ay Dersim’de patlama sonucu iki çocuğun yaşamını yitirmesinin ardından savaş artıkları yeniden gündeme geldi. 3 yıl önce hayvanları otlatmak için gittiği arazide mayın patlamasında yaralanan Hakan Güngörmüş de “Bu tür ölümlerin bir daha yaşanmamasını, çocukların ölmemesini istiyoruz.” diyor.

    Dersim’de süregelen savaştan dolayı döşenen mayınlar ve savaş artığı cisimler can almaya devam ediyor. En son geçen ay, Ovacık’ta yaylada hayvanlarını otlatan bir ailenin iki küçük çocukları Ayaz ve Nupelda’yı aramızdan alan patlama, bütün Dersimlileri acıyla sarsmıştı. 31 yaşındaki Hakan Güngörmüş de üç yıl önce benzer bir olaydan yaralı olarak kurtulmuş, olayın etkisini hala üzeriden taşıyan bir Dersimli.

    HAYVAN OTLATIRKEN

    Dersim merkeze bağlı Atatürk Mahallesi’nde bulunan Kurspi şimdiki adı ile Kule evleri olarak geçen köyde yaşayan ve 20 yıldır hayvancılık yapan Güngörmüş, 2016 yılının 6 Haziran’ında yasak olmayan bölgede hayvanlarını otlatırken mayın patlaması sonucu bir gözünü kaybetmiş.

    Güngörmüş başına gelenleri şöyle anlatıyor;

    “Ben hayvanların arkasından giderken anlık olan bir şey olduğu için pek bir şey hissetmedim, gözümün önünde havaya uçan bir şey gördüm. Demir parçası mıydı, keçi parçası mıydı tam net olarak bilmiyorum. Onu gördükten sonra sağ tarafıma sert cisim gibi bir şey çarptı. O çarpanın etkisiyle yere düştüm. Kafamda, gözümde, vücudumun çeşitli yerlerinden kan akıyordu. Her taraf toz dumandı. Kalkıp evi aramak istedim. Telefonu elime aldım, aramaya çalıştım. Her tarafımdan kan aktığı için telefon da kanlandı, elimden düştü o an. Evden herhangi birini aradım mı hatırlamıyorum. 15-20 dakika kendim yürüdüm. Olay, köyün karşısında olduğu için ağabeyim, dayımın oğlu gelmiş. Onlar beni sırtlayıp götürdüler. Akciğerimde büzüşme olduğu için nefes almakta da güçlük çekiyordum. Köye geldiğimde ambulansa bindirdiler. Kendime geldiğimde hastanedeydim. O patlama olduktan sonra pek fazla bir şey hissetmiyorsun. Gözümün önünde hayatım film şeridi gibi geçti, öleceğim düşüncesiyle. Beni köye getirdiklerinde baş ucumda annem vardı. Yerde uzanmıştım, dönüp anneme baktım. Bu daha çok acı verdi bana acaba bir daha annemi, ailemi görmeyecek miyim, ölecek miyim? Ağlamak istedim ağlayamadım. Şu anda sağ gözüm protez, görmüyor. Yüzeysel yaralar vardı; kolumda, sol omzumda. Sol omzumda hala var.”

    “SAVAŞ SÜRDÜKÇE SONA ERMEYECEK”

    Güngörmüş, yine yaylada hayvan otlatırken, kendi başına gelen ile benzer bir patlamada hayatlarını kaybeden 8 yaşındaki Ayaz ile kardeşi 4 yaşındaki Nupelda’nın ölümlerinin kendisini ve bütün Dersimlileri acıya boğduğunu ifade ederek, “Özellikle çocukların ölmesi büsbütün daha çok acı veriyor. Binlerce insan hayatını kaybetti, sakat kaldı. Korkarım, bu savaş sürdükçe bu son olmayacak.” diyor.

    “BARIŞTAN YANAYIZ”

    1993’te merkeze bağlı köyleri olan Çalkıran’ın boşaltılması ile halalarının köyüne yerleşmek zorunda kalan Güngörmüş ailesi, hala bu köyde hayvancılık yapmaya devam ediyor. Yaşadığı olay da bu köyde olmuş. Göngörmüş, “Şimdi bizim köy resmen askeriyenin içinde kalmış. Askeriyenin içinde kaldığın zaman baskıyı direk hissediyorsun. köyün içine kule yapıldı, etrafında teller var. Hayvanlarımız bazen gidip takılıyor, zarar görüyor” diyor ve ekliyor, “Savaş bitmedi. Savaşın bitmesini çok istiyoruz. Savaştan zarar gören bizim toplumdur, bizim halkımızdır. Bu ülkeyi yönetenler Osmanlı’dan günümüze kadar güvenlikçi politikalar yürütmüştür. Güvenlikçi politikalarla ülke yönetildiği zaman barıştan bahsetmek söz konusu değildir. İnsanları ayrıştırmayı bırakacaksınız. Güvenlikçi politikalarla devleti yönetmekten vazgeçeceksiniz. Terör kelimesini kullanmayacaksınız. Tarihimize bakıyoruz; bu anlayışla, bu zihniyetle politikalar yürütüldüğü için 4 yaşında, 8 yaşında çocuklar da ölüyor, yaşlılarımız da ölüyor. Bu tür ölümlerin bir daha yaşanmamasını, bir daha Nupelda ve Ayaz gibi çocukların ölmemesini istiyoruz. Mayın ve mühimmat patlaması sonucu çok insanımız öldü, sakat kaldılar. Bunlara son verilmesini istiyoruz. Barıştan yanayız. Temennimiz bunlar.”

    Hüseyin YAŞAR-Sevim KAHRAMAN

    DERSİM

     

  • ‘Munzur gibi insanların yüreğinden sevgi aksın’-VİDEO

    ‘Munzur gibi insanların yüreğinden sevgi aksın’-VİDEO

    PİRHA – Alevi Dernekler Federasyonu yönetici ve temsilcileri, Dersim’de bulunan Alevi ziyaretgahlarına ve askeri mühimmat patlaması sonucu yaşamını yitiren Ayaz ile Nupelda kardeşlerin ailesine ziyarette bulundu.

    Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Sanatçı Muharrem Temiz, Pir Eren Yıldırım ve ADFE temsilcileri, Dersim’de bulunan ziyaretgahlara ve askeri mühimmat patlaması sonucu yaşamını yitiren Ayaz ile Nupelda kardeşlerin ailesine ziyarette bulundu.

    Ovacık ilçesinde bulunan Munzur Gözeleri’nde gülbeng vererek çılalar yakan pirler ziyaretle niyazlaştıktan sonra PİRHA’ya açıklamalarda bulundular.

    İmam Rıza Ocağı Piri Celal Fırat, Dersim topraklarına Alevi Dernekler Federasyonu olarak ziyaret gerçekleştirdiklerini belirterek “Bu kadim topraklarda ziyaretgahlarımızı, türbelerimizi, mevcut konumda olduğumuz Munzur Gözeleri’ni ziyaret etmek ve derneklerle etkin diyalog kurmak için geldik. Bu topraklar çok acılar ve çok güzellikler gördü; Baba Mansurlar gibi, Düzgün Babalar gibi onlarca yüzlerce ulu çınarlar gördü. Bu topraklar hala acılar yaşıyor. İnsanlar, ırklarından inanışlarından kaynaklı ötekileştiriliyorlar, sürgün ediliyorlar, katlediliyorlar. Burada her yerden sular çıkıyor biz de insanların gönlünden sevginin fışkırmasını arzuluyoruz. Toplum birbirinin elinden tutamıyor, biz bu toprakların evlatlarıyız. Hepimizin sorumlulukları var. Federasyon olarak özellikle biz kültürel, inançsal anlamda yapılaşma içerisindeyiz. Ocaklarımıza, sivil toplum örgütleriyle diyaloğumuzu perçinlemek istiyoruz. Bu anlamda görüşmelerimiz olacak. Bu bölgeye ne katkı sunabiliriz diye görüşmeler yapacağız” ifadelerini kullandı.

    “HALKIYLA TABİATLA BARIŞIK OLMAYAN BİR ZİHNİYET VAR”

    Munzur Gözeleri’nin ticarete açılmasını eleştiren Fırat, “İnsanlar akın akın ziyaretgaha geliyorlar. Yurt dışından geliyorlar, biz İstanbul’dan geldik. Burası kutsal mekandır. Ticari çıkar gözetmemek gerekiyor. Burada insanların köylerinden çıkartılacağı söyleniyor, maden ocaklarından bahsediliyor. Bu kesinlikle kabul göreceğimiz bir şey değil. Halkıyla barışık olmayan, tabiatla barışık olmayan bir zihniyet var. Bu mantık doğru değil. Her tür siyasal sorunlarımızı ortak platformda oturup konuşmamız lazım. Bu mantığa karşı etkin bir şekilde sadece Aleviler değil, coğrafyada yaşayan tüm halklarla el ele tutuşmak lazım. 23 Haziran seçimlerinde gördük, bununla sonuçlandırmamak lazım. İnsanlarla yan yana gelmek lazım. Bizlerin bir sözü var; 72 millete aynı nazarda bakan bir milletiz, bunu samimi olarak söylememiz lazım. Bunu söylüyoruz ama birbirimizi aynı gözle görmüyoruz” diye konuştu.

    “TOPLUMSAL DİRENÇ VE BİLİNÇ YARATMAK GEREKİYOR”

    Alevi Dernekler Federasyonu ziyaretinde bulunan sanatçı Muharrem Temiz de, Munzur Gözeleri’ndeki yapılaşma ve ticarileşmeye tepki göstererek “Munzur Baba, bu coğrafya için çok önemli bir inanç merkezi. Ben, bu toplumun inanç değerleri üzerinden rant sağlanmasını, başka başka yerlere pazarlanmasını asla kabul etmiyorum. Bu toplumun da etmemesi gerekir. Bununla ilgili toplumsal bir direnç ve bilinç yaratmak zorundayız. Bu coğrafyanın dokusu, kalbi, ciğeri buralardır. Hem inanç hem kültür hem de doğa anlamında. Bunları korumamız gerekiyor. burada maden ocaklarına, şirketlere zemin hazırlanıyor. Bu da devletin organlarının ayıbıdır diye düşünüyorum. Kadim bir inancın merkezi burası. Bu inancın, değerlerin dinamikleriyle uğraşmamak lazım. Buna ilişkin toplumsal bilinç yaratarak karşı durmak lazım” dedi.

    “İKİ MASUM BEDENİ IŞIKLARA YOLDAŞ EDEN YEZİT ANLAYIŞIDIR”

    Alevi Dernekler Federasyonu temsilcileri, Munzur Gözeleri ziyaretinin ardından Nupelda ve Ayaz kardeşlerin ailesini ziyaret etti.

    Ziyarette konuşan Pir Eren Yıldırım, “Türkiye’deki hava hiç kabul edemeyeceğimiz bir hava. Biz ADFE olarak 4-5 günlük bir programla Dersim topraklarına geldik. Dersim toprakları, Alevi kutsallarının yaşadığı topraklar. Toprakların cennet koktuğu, Munzur’un özgürlük çığlığıyla aktığı şu güzel topraklarda barış, sevgi duyguları hakim olması gerekiyorken iki masum beden meleklere karıştı, ışıklara yoldaş oldu. Bu kabul edilebilir değil. Çocukların bu topraklarda yaşıyor olması, Alevi anne babadan dünyaya gelmiş olması çok önemli değil. Sonuçta iki masum bedeni ışıklara yoldaş eden bir Yezit anlayışı var. 1400 yıl önce yaşanmasına rağmen hala aynı acısını yaşadığımız Kerbela olayı var. Kerbela bitmedi günümüzde devam ediyor. Gün geliyor iki masum bedenin canını alabiliyor. Dünyanın neresinde olursa olsun zalimin karşısında mazlumun yanında olan bir inancın mensuplarıyız. İnancımızda barış, kardeşlik, sevgi vardır” dedi.

    Yıldırım, “Çocuklarımız ölmesin, analarımız ağlamasın, insanın gerçekten onurlu, özgür bir şekilde yaşayacağı bir dünya kurulsun; biz Aleviler olarak bunun mücadelesini verdik, vermeye de devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

    Bugün de Demokratik Aleviler Derneği’ni ziyaret eden ADFE üyeleri ardından da Baba Mansur etkinliğine katıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • Esenler Ana Fatma Cemevi’nde çerağlar Ayaz ve Nupelda için uyandırıldı

    Esenler Ana Fatma Cemevi’nde çerağlar Ayaz ve Nupelda için uyandırıldı

    PİRHA- Dersim’de patlama sonucu yaşamını yitiren Ayaz ve Nupelda Güloğlu için İstanbul Esenler Ana Fatma Cemevi’nde çerağlar uyandırıldı, gülbengler okundu. 

    Dersim’in Ovacık ilçesi Bilgeç köyüne bağlı Çakılçeşme mezrasında, meydana gelen patlama sonucu Ayaz Güloğlu (8) ve Nupelda Güloğlu (4) kardeşler yaşamını yitirmişti. Güloğlu kardeşlerin cenazeleri, Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi’ndeki otopsilerinin ardından köylerinde yapılan Hakk’a uğurlama erkanı ile gülbengler ve ağıtlarla toprağa sırlandı.

    Ayaz ve Nupelda Güloğlu kardeşler için birçok yerde eylem, basın açıklaması yapıldı. İstanbul Esenler’de bulunan Ana Fatma Cemevi’nde de Ayaz ve Nupelda için çerağlar uyandırılıp gülbengler okundu.

    “İSTİYORUZ Kİ ÇOCUKLAR ÖLMESİN”

    PİRHA’ya konuşan Esenler Ana Fatma Cemevi Başkanı Hıdır Balo, “Bizler bir kez daha anlıyoruz ki barış bir ihtiyaç. Barışın olmadığı savaşların sürdüğü coğrafyamızda bunu en çok çocuklar çekiyor. Ya çocuklar yaşamlarını yitiriyor ya da aile fertleri. Bu nedenle istiyoruz ki çocuklar ölmesin. Nupelda ve Ayaz kardeşleri anmak ve unutmamak için ailesinin acısını paylaşmak için Esenler Ana Fatma Cemevi olarak çerağ uyandırdık ve dua ettik.” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • Dersim Emek Demokrasi Güçleri: Çözüm; kalıcı barışın sağlanmasıyla mümkün-VİDEO

    Dersim Emek Demokrasi Güçleri: Çözüm; kalıcı barışın sağlanmasıyla mümkün-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Bilgeç Köyü yaylasında patlama meydana gelmiş, Ayaz(8) ve Nupelda(4) Güloğlu yaşamını yitirmişti. Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Nupelda ve Ayaz’ın yaşam haklarının tazmini mümkün değildir. Bunun önlenememiş olmasındaki ihmal ve cezasızlık kültürü ile mücadele edilmelidir”  ifadelerini kullandı. 

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Ovacık ilçesi Bilgeç Köyü yaylasında yaşanan ve Ayaz Güloğlu ile kardeşi Nupelda Güloğlu’nun ölümüyle sonuçlanan patlamaya ilişkin Seyit Rıza meydanında basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya siyasi parti, sendika temsilcileri, Baro Başkanı Kenan Çetin ile Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu katılım gösterdi.

    “ÇOCUKLARIMIZIN KANI İLK DEFA BU TOPRAKLARA DÜŞMÜYOR”

    Açıklamayı yapan İHD( İnsan Hakları Derneği) şube başkanı Gürbüz Solmaz,  konuşmasına aileye başsağlığı dileyerek başladı ardından patlamanın yaşandığı yerde yapılan incelemeyi aktararak,” Patlamanın olduğu yerde, İHD, Baro, Siyasi parti ve Sivil toplum örgütleriyle yaptığımız incelemeler sonucu, patlama yerinde herhangi bir çukur veya tahribat olmadığını gözlemledik ve aynı zamanda patlamanın olduğu yer hayvanların sürekli gelip gittiği bir alan. Bu nedenle çocukların başka yerde bulup getirdikleri ve oyun oynama esnasında patlamış olma olasılığı daha yüksek gibi görünüyordu. Patlamaya neden olan patlayıcının türü, yapılacak araştırmaların sonucunda ortaya çıkacaktır. Daha öncede ilimizde patlayıcı maddelerin infilak etmesi sonucunda yaşamını yitirenlerle ilgili benzer olaylar yaşandı. 12 Haziran 2016 tarihinde Dersim-Merkez, Kurusipe Mevkiinde bir köylü hayvanlarını otlatırken  patlayıcı maddenin infilak etmesi  sonucu ağır yaralanmıştır.15 Nisan 2017 tarihinde Dersim-Pertek ilçesi Sağman köyünde patlayıcı maddenin infilak etmesi  sonucu 8 ve 12 yaşlarında iki çocuk ağır yaralanmıştı, biri ise ayağını kaybetmişti.21 Ağustos 2018 tarihinde Dersim-Nazımiye ilçesinde bir kadın patika yolda yürürken yine patlayıcı maddenin infilak etmesi  sonucu  ağır yaralanmıştı ” bilgilerini paylaştı.

    Yaşanan bu olaylar bir kader değildir diyen Solmaz, şunları kaydetti:

    “Çocuklarımızın kanı ilk defa bu topraklara düşmüyor. Bir yerleşkede çocuklar rahat gezemiyor, oyun oynayamıyor, yaylada çiçek toplayamıyorsa o coğrafyada hiçbirimiz özgür değiliz. Söz konusu bir çocuk olunca bu sorumluluk hem yasal hem de ahlaki olarak bir kat daha artmaktadır. Yaşananlar kabul edilemez. Bütün bu yaşanan olaylar genellikle mayın patlamaları sonucu olmuştur.
    -Çocuk Haklarına dair Sözleşme’ye taraf bir devlet olarak Türkiye, her çocuğun yaşam hakkını korumaktan sorumludur.
    -Her bir ihlal, geri dönülemez sonuçlara neden olduğu gibi mevcut çocuk politikasındaki eksikliği görünür hale getirerek, bütüncül ve hak temelli bir çocuk politikasına olan ihtiyaca işaret eder.
    -Çocuk hakları ihlallerinde sorumluluk zincirini belirlerken “yanlış sorunun doğru cevabı olmaz” Adorno’nun dediği gibi yanlış hayat doğru yaşanmaz.Çocukların hayatta kalması için doğru soruyu sormak, doğru yaşam koşullarını yaratmak herkesin sorumluluğudur. Bu da kalıcı barış koşullarının yaratılmasından geçer.”

    “DERSİM’DE 10 BİNİN ÜZERİNDE MAYIN VAR”

    Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de,  839 bin anti-personel kara mayını, 164 bin 797 adet anti-tank mayını olmak üzere bir milyon 101 bin 389 adet mayın bulunduğu bilgisini veren Solmaz,”Savaş artığı patlayıcı maddelerin sayısı ise bilinmiyor. Mayınlar, Ağrı, Ardahan, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Gaziantep, Hakkari, Hatay, Iğdır, Kars, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Dersim, Van illerinde olmak üzere toplam 3 bin 174 alanda. Mayınlı alanların büyüklüğü 214 milyon 732 bin 307 metrekare. Yerel kaynaklara göre 10 binin üzerinde kara mayını mağduru var. Türkiye’nin taraf olduğu Mayın Yasağı Anlaşması’na (Ottawa Sözleşmesi) göre 2014 yılına kadar mevcut mayınların temizlenmesi gerekmekteyken Türkiye’nin talebiyle 2022’ye kadar uzatılmıştır. Ancak daha önceden belirlenen süre zarfında mayınlar temizlenmemiş olması binlerce insanın yaşamını yitirmiş olmasına sebep olmuştur. Ayrıca ilimiz Dersim’de resmi rakamlara göre 10 binin üzerinde mayın olduğu bilinmektedir. Bu açıdan bakıldığında mayınların bir an önce temizlenmesi hayati derecede önem arz ettiği açıkça ortadadır” diye konuştu.

    “İHMAL VE CEZASIZLIK KÜLTÜRÜ İLE MÜCADELE EDİLMELİDİR”
    Savaşta en fazla mağduriyeti çocukların kadınların  yaşadığına dikkat çeken Solmaz,”  Bölgede bütün bu yaşananların, can kayıplarının, yerleşim yerlerinin boşaltılması, çevrenin tahrip edilmesinin asıl nedeni 40 yılı aşkın süredir devam eden çatışmalı süreçten kaynaklıdır. Bir savaşta en fazla mağdur olanlar çocuklar ve kadınlardır. Ayaz ve Nupelda canlarımızın hayatını kaybetmesi de yaşananların bir sonucudur. Hayatını kaybedenlerin çocuk olması, savunmasız olmaları toplumsal hassasiyeti arttırmaktadır.
    Herkesin, yaşamını kaybeden her bir çocuk için “amasız” tepki göstermesi, “sorumluluk zincirini” görmesi ve herkes için yaşam hakkını savunması, Yaşanan çatışmalı sürecin tüm toplumsal yaşamı olumsuz etkilediği, en çok da çocukların başta yaşam hakkını ihlal ettiği göz önünde tutularak, bir an önce çatışmalı sürecin sonlandırılması ve demokratik, barışçıl yöntemlerin benimsenmesi gerekmektedir.
    Ayrıca ivedilikle;
    -Mayın ve çatışma atıklarının temizlenmesi gerekmektedir. Mayın ve çatışma atıklarının temizleme maliyeti ve zorluğu, tek bir çocuğun yaşamına gerekçe gösterilemez!
    -Mayın ve çatışma atıkları bulunan bölgelerde, başta çocukların ve yetişkinlerin bilgilendirilmesi ve önleme çalışmalarına ihtiyaç vardır.
    -Nupelda ve Ayaz’ın yaşam haklarının tazmini mümkün değildir. Bunun önlenememiş olmasındaki ihmal ve cezasızlık kültürü ile mücadele edilmelidir. Başka bir ifadeyle;
    -Fail ve failllerin etkin soruşturulması, sorumluluk zincirindeki ihmallerin açığa çıkarılması ve cezasız kalmaması
    -Olaydan doğrudan ve dolaylı olarak etkilenenlerin hukuki ve psiko sosyal açıdan desteklenmesi ve dayanışma içinde olunması
    -Benzer bir olayın bir daha tekrarlanmaması için politik, yasal ve diğer tüm önlemlerin alınması gerekmektedir.
    – Bizler emek, barış, demokrasi ve insan hakları mücadelesi veren bütün kurumlar yaşanan olayların takipçisi olacağız. Gelinen aşamada yaşanan münferit bir olay değil toplumsal bir sorundur. Bundan dolayı çocuklarımızın ölümüne neden olan patlayıcı maddenin balistik incelemesi acilen yapılmalı sonuçlar kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Balistik inceleme sürecinde başta barolar, insan hakları derneği, konunun uzmanı olan bağımsız kurum ve kişilerce yapılmalıdır.
    “… Bir çocuğun ölümü yalnızca kendi ölümü değildir, başka çocukların da ölümüdür. Onun ölümüne neden olanların çocuklarının da ölümüdür. Bir çocuğun ölümü ağırdır, uzundur, yazılması zordur” dedi.

    Açıklama, ‘Çocuklar ölmesin, oyunlar oynasın’ sloganları ve alkışlarla son buldu.

    PİRHA/DERSİM