Etiket: ayder

  • Osman Baydemir: Yepyeni bir faşizan vesayet getirdiniz

    Osman Baydemir: Yepyeni bir faşizan vesayet getirdiniz

    PİRHA-HDP’nin başlattığı Vicdan ve Adalet Nöbeti Diyarbakır ve İstanbul’un ardından Van’da 3. gününde devam ediyor. Nöbetin 3. günüde kameraların karşısına geçen HDP Eş Sözcüsü Osman Baydemir, iktidarın muhalefetin hiçbir yerde konuşmasını istemediğini, gerçeği haykıranların ötekileştirildikleri ve izole edildiklerini vurguladı. 

    HDP’nin başlattığı Vicdan ve Adalet Nöbeti Van’da 3. gününde sürüyor. Nöbet’te konuşan HDP Eş Sözcüsü Osman Baydemir gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Baydemir şunları ifade etti:

    Hiçbir demokrasi anlayışı yoktur ki iktidarlar eleştirilmez olsun. Tam tersi, iktidara sahip olan her hareket, her lider peşinen eleştiri hedefi olmayı kabul etmelidir. Eğer bir lider kendisine yapılacak eleştiriyi vatana ihanetle özdeşleştirirse onun adı diktatörlük olur. Dünyanın neresinde olursa olsun mutlak iktidar kirletir. Ve siz AKP Genel Başkanı, bu ülkede 15 yıldır iktidarsınız. Ve iktidar kirletir. Size gelecek her türlü eleştiri vatana ihanet olarak kodlayamazsınız. Bunun demokrasiyle ilgisi yoktur.

    Bugün muhalefete ‘muhalefet etme’ tehdidi savruluyor. Ne sokakta ne mecliste muhalefet konuşmayacak. Medya gerçekleri yazmayacak, yazanlar cezaevine konacak. Gerçeği haykıranlar ötekileştirilecek, izole edilecek.

    ERDOĞAN DOĞRU SÖYLÜYOR: AYDER’İ REZİL ETTİNİZ

    Bizim yapmamız gereken bir çıkış yolu bulmaktır. Muhalefetin görevi her zaman muhalefet etmek de değildir. Aynı zamanda yol yöntem önermektir. Alternatif sunmaktır. Bir diğer görev de doğruya ‘doğru’ demektir. Mesela AKP Genel Başkanı Erdoğan, bundan 2 gün önce Rize’de çok doğru bir söz söyledi. Partim adına da doğruluyorum. Ne demişti: Allah’ın bize verdiği Ayder bambaşka ama biz Ayder’i kirlettik, rezil ettik. Doğru, siz kirlettiniz, rezil ettiniz. Bu sadece Ayder’le sınırlı değil.

    Ayder, sizin 15 yıllık iktidarınızın çevre politikasının özetidir. Sadece Ayder mi? Hasankeyf, Allianoi, Van Gölü. Bakın Van Gölü ile Van halkı arasına utanç duvarı örülüyor. Bendamasi mıntıkasında 2 derenin yönünü değiştirdiniz. 40 mahallenin nüfusu ekmeğinden oldu. Van’ın kimliği haline gelmiş bir pencereyi kapattınız. HES’lerle ters göçün önüne geçtiniz, milyonlarca İnci Kefali telef oldu. Nasıl ki Ayder’i kirlettiniz, şimdi aynı uygulama Van’da yaşanıyor.

    Bu kirlenme sadece çevre politikalarıyla mı sınırlı? Hayır, yaşamın her alanında mevcut. 14 yıl önce iddia olarak ortaya koyduğunuz değerlere baktığımızda sadece kirlettiniz. Yoksullukla mücadele dediniz, nan’a (ekmeğe) muhtaç hale getirdiniz. Rızkı veren Allah dediniz evet doğru. Ama siz şu anda şirk koşuyorsunuz. 130 bin insanın ekmeğine el koydunuz. Yetmedi, eşini, annesini, babasını nan’a muhtaç etiniz. Nasıl bir akıldır, nasıl bir kindir nasıl bir hırstır bu? Kuruluş iddianızdan tümüyle vazgeçtiniz.

    “SİZ KAYBETTİNİZ”

    Aslında sen 4 yıldır kaybetmişsin. Çünkü insanlar yola çıktığında bir değerleri olur. Şu anda o bütün değerleri siz iktidarda kalmak uğruna heba ettiniz. Hani OHAL’i kaldırmakla övünüyordunuz. OHAL en son 6 şehirde uygulanıyordu. Şimdi 81 ilde OHAL, Kürt coğrafyasında sıkıyönetim var. Hani seçilmişler atanmışların önünde el pençe durmayacaktı. Siz seçilmiş milletvekilini, belediye başkanını, seçilmiş rakibiniz olan lideri cezaevine koyuyorsunuz. Bütün bunları yaparak zaten kaybettiğinizi gösteriyorsunuz. Hani askeri vesayete mücadele verecektiniz. Askeri vesayet bitti, demokrasi güçlerinin ortak mücadelesiyle bitti. Ama siz yepyeni bir faşizan vesayet getirdiniz.

    Oysa muhalefetin, Demirtaş’ın sesine kulak vermiş olsaydın, yazarların, çizerlerin, aydınların sesine kulak vermiş olsaydın ne Ayder kirlenecekti ne de sen kirlenecektin. Muhalefetsiz bir demokrasi, demokrasi değildir. Tek adam rejimidir ve tek adam rejiminin sonu hüsrandır.

    Grup Başkanvekilimiz İdris Baluken, yiğit bir siyasetçi, halkının evladı, cunta kalkışmasından hemen sonra 4 siyasi partinin imzaladığı deklarasyonda imzası var. Ortak bir duruş sergilendi. Sen Baluken’i cezaevine gönderdin. Baluken’e yönelik suçlamalar sadece yaptığı konuşmalardır. AKP Genel Başkanını eleştirmek benim görevimdir, ödevimdir. Ben bunu yapmazsam halkım karşı sorumlu olur. Baluken ne yaptı, tam da şu anda yaptığımı yaptı. Ama şimdi cezaevinde.

    “SÖZDE ŞİKAYETLE BALUKEN YENİDEN TUTUKLANDI”

    30 Ocak 2017’de mahkeme Baluken hakkında tahliye kararı verdi. Kararı verirken de AYM içtihadını gösterdi. Doğru bir karardı. Bu kararı veren mahkeme heyeti başka yerlere sürgün edildi. Bu sadece İdris Baluken’i yargılayan heyete verilen bir ceza değildi. Bütün mahkemelere verilen bir gözdağı idi. 3 Şubat 2017 tarihinde CİMER sistemi üzerinden sözüm ona Cumhurbaşkanına bir şikayet gelmiş . O mektupta denmiş ki “Baluken niye tahliye edilmiş”. O dilekçe Adalet Bakanlığına gönderilmiş, hemen sonra Adalet Bakanlığı ilgili mahkemeye talimat vermiş. Ve sadece 2 hafta tedavi gördüğü hastanede yeniden gözaltına alındı. Yargının neresi bağımsız? Bu ülkede adalet yok. Adaleti bitirdiniz.

    Saray’da bir birim var, HDP milletvekillerinden kimin tutuklanacağı, kimin tutuksuz yargılanacağı, kimin alınıp bırakılacağı, hangi gazetecinin ceza alacağını belirleyen bir birim var. Bu birim kimlerden oluşuyor? Hangi yasal dayanaktan hareketle görev ifa ediyor?

    “Yargı bağımsız” diyorsunuz değil mi, yalan söylüyorsunuz. Yalanla bu gemi yürümez. Öyle bir noktaya geldi ki artık mahkemelerde siz Eş Genel Başkanımız Figen Yüksekdağ’ı yargılamıyorsunuz, Figen Yüksekdağ sizi yargılıyor. Siz Ahmet Şık’ı yargılamıyorsunuz, Ahmet Şık sizi yargılıyor. Sizin rehin aldıklarınız hem demokrasi dersi veriyor hem sizi yargılıyor. Tek bir fark var onlar sizi tutuksuz yargılıyor.

    “SENİN KIRMIZI ÇİZGİN VAR DA BAŞKASININ YOK MU?”

    Kirlilik yaşamın her alanına, siyasetin her alanına dış siyasete de sirayet etmiş. Suriye politikanız başından beri kirli bir politikadır. Kürt düşmanlığı politikanız size kazandırmayacak. Bu ülkenin en büyük kaybı Kürt karşıtlığı politikasından gelecek. Baas rejiminin sonunu getiren 2 temel siyasetten biri Kürt karşıtlığıydı. Bardağı taşıran da Saddam’ın Kuveyt’i işgaliydi.

    Kuveyt’in işgali hangi sonucu çıkardıysa Afrin’in işgali de aynı sonucu çıkarma riskini taşır. Daha büyük felaketler yaşansın istemiyorsanız bu politikadan vazgeçin. Dönüp dolaşıp kırmızı çizgimiz var diyorsun. Senin kırmızı çizgin var da başkasının kırmızı çizgisi yok mu? Bu kırmızı çizgilerden dolayı bu halk sana kırmızı kart gösterdi. Van halkı 16 Nisan’da sana kırmızı kart gösterdi. Kayyum politikalarına, Rojava politikana kırmızı kart gösterdi. Sen halen kırmızı çizgi diyorsun.

    Bu ülkeyi bu yanlıştan çıkaracak yegane güç demokrasinin vicdanin çizgisine geri dönmektir. Vicdan ve Adalet Nöbetimiz bütün bu kirlenmişliklere karşı aydınlık geleceğin kapısını aralamak, kirlilikten arınmak içindir.

    “SEÇİMLE GİTMEMEK İÇİN SAVAŞ ÇIKARDIN”

    Seçimle geldiysen seçimle gitmeyi göze alacaksın. Biz seçimle geldik, seçimle gitmeyi başımız üstüne göze alıyoruz. Sen seçimle gitmemek için savaş çıkardın, savaş. Müzakere masasını devirdin. Eğer 7 Haziran iradesini tanısaydın, koalisyona fırsat verseydin, yeni bir iktidarı kanla inşa etmemiş olsaydın Suriye politikası böyle olmazdı. Şırnak, Nusaybin yakılmazdı. Binlerce insan toprağa düşmezdi. Bu ülke 30 yıldır kazandığı bütün demokratik değerleri kaybetmiş olmazdı. Şu anda Türkiye AB’ye tam üyelik masasında olacaktı. Bu ülkenin yurttaşları pasaportlarıyla özgürce seyahat edebilecekti.

    150 bin kamu emekçisi işinden olmazdı. Çünkü darbe mekaniği harekete geçmezdi. Bütün bunlar senin yanlış politikalarının sonucudur. Bu ülke acı çekmesin, faşizm urumsallaşmasın diye Vicdan ve Adalet Nöbeti. Faşizm rica ve minnetle gitmez. Faşizmin panzehiri cesarettir. Faşizmin panzehiri vicdan ve adalettir.

    Savaş kirletir. Tepeden tırnağa kirletir. Dün Şemdinli Şapatan’dan fotoğraf gösterdim. 77 yaşındaki kadına işkence yapmak kirlenmek değil de nedir? Kürdü meydan dayağından geçirmek kirlenmek değil de nedir? O görüntüler Gazze’de yaşansaydı Müslüman kardeşlerim diye feryat koparacaktın. O 77 yaşındaki anne Rabbim de biliyor sen de biliyorsun senden daha çok iman sahibidir. Neden sessiz kalıyorsun? Kürt annesi olduğu için. O işkence ben insanım diyen herkese yapıldı. O işkence karşısında sessiz duran da dilsiz iblistir.

    Bu savaş sürdükçe bu suçlar devam edecek. Eğer kirlenmekten vazgeçeceksen savaştan, Kürt karşıtlığından, tecritten, tasfiye politikasından vazgeçmelisin. AKP-MHP koalisyonundan vazgeçmelisin.

    “ÖZÜR DİLE YENİ KAPI ARALANSIN”

    Bir başlangıca ihtiyaç var. O başlangıç da şu: Selahattin Demirtaş ve onun şahsında bütün HDP seçmeninden ve halktan özür dilemendir. O özür yeni bir kapı aralayabilir.

    Bak sen 2-3 gün önce Guantanamo modelinden ilham aldığını, tek tip elbiseye geçeceğini söyledin. O günden bugüne 7 cezaevinde gardiyanlar mahkumlara saldırıyor. Hemen yanı başımızda Van T Tipinde de benzer bir olay yaşandı.

    10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanı seçiminin aynı zamanda yıl dönümü. Demirtaş bu seçimde aday olarak AKP Genel Başkanı Erdoğan’la yarıştı. Peki şu anda Erdoğan Külliye’de, Demirtaş nerede? Cezaevinde. Bu demokrasinin vicdanın ahlakın adaletin neresine sığıyor. Diyorsun ki: 80 milletvekili ile parlamentoya gittiler 6-7 Ekim Kobani olaylarını çıkarttılar. Bak bunu da 1 kere de demedin. Hiç Allah’tan korkmuyor musun? Bu yalan ha yalan! 6-7 Ekim olayları 2014’te gerçekleştirdi. HDP barajı 80 milletvekili ile 2015’te aştı. Neden yalan söylüyorsun?

    Diyorsun ki Demirtaş’ın tutuklanmasının sebebi 6-7 Ekim olayları. Demirtaş hakkındaki fezleke 2014 Ekim’inde hazırlanmadı. 2016’da hazırlandı. Savcılar niye 2 yıl bekledi biliyor musun? Senin talimatını beklediler. Ayrıca sen TCK’da olmayan bir suçla isnat ediyorsun. AKP’yi eleştirme suçu, Erdoğan’ı eleştirme suçu. Kılıçdaroğlu tutuklanırsa hiç şaşırmayın. Ama eğer sessiz kalırsak faşizm zorbalığını dayatmaya devam edecek. Ama bugün burada sesimizi ortaklaştırırsak emin olun faşizmin gerilemekten başka şansı yok.

    Mahkeme diyor ki ‘Demirtaş 6-7 Ekim olaylarından dolayı yargılanamaz çünkü böyle bir suç yok. Demirtaş böyle bir çağrı yapsa bile ‘toplantı gösteri yasasına muhalefettir’ diyor. E sen 15 Temmuz’da milleti sokağa çağırdın, 200’ün üzerinde insan öldü. Senin de bundan dolayı yargılanman gerekir. Sen ne yaptığının farkında değilsin.

    Bütün bu kirlenmeler ortadan kalksın diye daha fazla kirlenmemeniz için, bu ülkeyi rezil etmemeniz için durmayacağız, faşizmi durduracağız.

  • Ayder Yaylası için kentsel dönüşüm projesi yapıldı: Amaçları Ayder’i korumak değil

    Ayder Yaylası için kentsel dönüşüm projesi yapıldı: Amaçları Ayder’i korumak değil

    PİRHA – Erdoğan’ın ‘Ayder’i kirlettik’ açıklamasının ardından bugün kentsel dönüşüm projesi için ihale yapıldı. Yaşam savunucuları kararı değerlendirdi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Ayder’i kirlettik, rezil ettik’ sözlerinden bir gün sonra Ayder Yaylası’nda TOKİ tarafından uygulanacak Kentsel Dönüşüm Projesi için ihale yapıldı. Erdoğan’ın açıklamasının hemen ardından yapılan ihaleyi değerlendiren yaşam savunucuları ve hukukçular, yaylaların ranta açılacağı uyarısında bulundu.

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün Rize’de Ayder’in kirletilerek rezil edildiğini söylemişti. Erdoğan “Şu andaki Ayder bizim temsilimiz olamaz. Allah’ın bize verdiği Ayder bambaşka, ama biz Ayder’i kirlettik rezil ettik. Başkan öyle olur mu, olmaz değil mi? Buralar üzerinde devlet olarak da özellikle duracağız ve özellikle durmak suretiyle Ayder’i bu yapılanmayla değil, kentsel dönüşümle inşallah şanına yakışır bir
    hale getireceğiz” demişti.

    AYDER’DE KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ İÇİN 5 FARKLI YAYLA MODELİ HAZIRLANIYOR

    5 ayrı koruma kararına rağmen kaçak yapıların yükseldiği Ayder Yaylası’nda TOKİ tarafından uygulanacak Kentsel Dönüşüm Projesi için 5 farklı yayla modeli hazırlanıyor. Uygulanacak modelde dikey yerine en fazla 2 katlı yatay yapıların yer alması öngörülüyor.

    DEVLET 30 YILDIR KORUMADI

    Çamlıhemşin ilçesinde bulunan Ayder Yaylası, 1987 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile ‘Turizm Merkezi’ ilan edildi. Aynı zamanda belediye mücavir alanı olan ve doğal güzelliği ile öne çıkan yaylada bu tarihten sonra gelişigüzel yapılaşma başladı. 1994 yılında Milli Park, 1998 yılında ise doğal sit alanı ilan edilerek koruma altına alınan Ayder, 2006 yılında da Bakanlar Kurulu Kararıyla, “Kültür ve Turizm Koruma Gelişim Bölgesi” ilan edildi. Doğal sit alanı ilan edilen yayla için yasaya göre valilik tarafından 2 yıl içerisinde Koruma Amaçlı İmar Planı oluşturulması gerekiyordu. Ancak, aradan 19 yıl geçmesine rağmen yayla için imar planları hazırlanmadı.

    “AMAÇ AYDER’İ KORUMAK DEĞİL”

    Yıllardır Karadeniz’deki ekolojik yıkıma karşı mücadele eden Karadeniz İsyandadır Platformu’ndan (KİP) Eren Dağıstanlı, Erdoğan’ın açıklamalarının samimi olmadığını dile getirdi. “Burada amaç Ayder’i koruma ve çarpık yapılaşmaya engel olmak değil. Eğer öyle olsaydı,  koruma alanı olan yaylaya yapılaşmanın önü açılmazdı. Kaçak yapılara göz yumuldu. Çıkar, ihale ve rant ilişkileriyle Ayder bu hale getirildi. Şimdi ise ‘rezil ettik’ deniliyor. TOKİ ihalesinden ve planından bahsediliyor” diyen Dağıstanlı, tüm bu olanlardan yöre halkının haberi olmadığını ifade etti. Ayder’in ‘Ben yaptım oldu’ zihniyeti nedeniyle bu hale geldiğine dikkat çeken Dağıstanlı, “Şimdi yine aynı zihniyetle yaylanın korunması veya düzenlenmesi mümkün değil. Zaten amaç Ayder’in doğal olarak korunmasını sağlamak, oranın düzenlenmesi değil. Buradaki amaç Ayder’in merkezi ve kitlesel bir turizm tesisine dönüştürülmesi. Yani beterin beteri düşünülüyor şuan. Bunların yanına Katar Emiri’nin yaylalara göz diktiğini, Ayder yaylasının yukarısında bulunan Kavrun yaylasında halka rağmen Yeşil Yol çalışmalarının başladığını da eklememiz gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

    “AYDER’İ KİRLETEN DEVLETİN KENDİSİ”

    Karadeniz’deki birçok ekoloji davasında yaşam savunucularının avukatlığını yapan Yakup Okumuşoğlu da Ayder’i kirletenin devletin kendisi olduğunu dile getirdi. Ayder’in de içinde olduğu Fırtına Vadisi’nin sit ve milli park olduğunu, devletin 30 yıldır koruma amaçlı imar planı yapmadığını hatırlatan Okumuşoğlu, “Böyle olunca insanlar kendilerince yörenin özelliklerine uygun yapılar yaptı. Bundan dolayı ceza alanlar oldu. Devlet kendi görevini yapmadığı için kaçak yapılar yapıldı. Görevini yapsaydı Fırtına Vadisi halkı, buna göre evlerini yapardı” dedi. Kentsel dönüşüm adı altında bu evlerin yıkılıp TOKİ eliyle yenilerinin yapılmasının yasalara aykırı olacağına vurgu yapan Okumuşoğlu, “Burası sit alanı, her ne yaparsanız yapın yasalara aykırı davranmış olacaksınız. Yenisini yapınca Ayder’i korumuş olmuyorsunuz” diye konuştu.

    “ASIL AMAÇ DOĞAYI KORUMAK OLMALI”

    Ayder Yaylası’ndaki evlerin büyük çoğunluğunun 2 ya da 3 katlı olduğunu söyleyen Yakup Okumuşoğlu, “Çok katlı bina sayısı az. Aşağı kısmında 50 yıl önce yapılmış çok katlı binalar var. Onlar da koruma kararı alınmadan önce yapılan evler. İdare, Yeşil Yol’la birlikte Ayder’i turizm merkezi haline getirmek istiyor. Sonra diğer yaylalara da aynısını yapacaklar. Buralar turizme açılmalı ama doğanın korunması amaçlanmalı. Bunun bir politikası, planı olması lazım. Burada 150-200 yıllık evler korunmalı. Yenileri yapılmamalı. Hukuki sorunların çözülmesi lazım. Asıl amaç buranın doğasının korunması olmalı. Her isteyen gelip istediğini yaparsa buralar korunmaz” dedi.