Etiket: aydın atlı

  • HEDEP Eş Genel Başkanı Bakırhan: Alevilerin sorunlarını Kürt Sorunu kadar dile getireceğiz-VİDEO

    HEDEP Eş Genel Başkanı Bakırhan: Alevilerin sorunlarını Kürt Sorunu kadar dile getireceğiz-VİDEO

    PİRHA- HEDEP Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerini HEDEP olarak yeni dönemde ‘Alevi Masası’nı aşan bir çalışma yaparak yürüteceklerini vurgulayarak, “Bu meseleyi de en az Kürt sorunu kadar, onun kadar önem veren, değer veren, gündeme getiren mücadelesini yürüten bir politik hat izleyeceğiz. Yeni dönemde yan yana durarak taleplerimizi de direnişimizi de ortaklaştırabilirsek bu sorunların altından kalkabiliriz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, milletvekilleri Çiçek Otlu, Celal Fırat, Ceylan Akça Cupolo, Sinan Çiftyürek, Halide Türkoğlu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevi’ni ziyaret etti.

    HEDEP İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Bizim toplum gerçekten çok büyük problemler yaşıyor şu an. Özellikle yıllarca Alevilik inancı gereği için mücadele ediyoruz ama devlet şu an bir Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Parayla Alevileri rehin almaya gayret gösteriyorlar. Herkes AKP’nin nasıl bir politika yaptığını, ne yapmak istediğini çok iyi algılıyor. Biz diyoruz cemevlerimizi ibadethane kabul görsün ama onlar yeni sorunlar çıkartmaya gayret gösteriyor. Bu ciddi bir sorun. Alevi toplumu bu oyuna gelmeyecek. Alevi toplumu şu an tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya. Özellikle köylerimizde çok baskı oluşturuyorlar” diy ekonuştu.

    PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman ise, HDP döneminde hem tüzük hem de program bağlamında Alevilere yönelik politikaların olduğunu dile getirerek, “Ama bunu somutlaştırmak lazım. Bu prafik alana pek yansımadı. Dolayısıyla bizim HEDEP’ten beklentimiz şudur. Programda olduğunu, Alevi Masasında olduğunu da biliyoruz. Önemli olan bunun pratiğe yansımasıdır” diye konuştu.

    PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevi Eşit Başkanı Aydın Atlı da, tüm ötekilerin bir araya gelip hem sevincini hem üzüntüsünü paylaşması gerektiğini belirterek, “Bu bağlamda 10 Aralık’ta yine ‘Laik eğitim, İnsanca yaşam, Demokratik Türkiye’ talebiyle tüm ötekileştirilenlerle beraber orada isteklerimizi dile getireceğiz” şeklinde konuştu.

    “YAN YANA DURARAK DİRENİŞİMİZİ BÜYÜTELİM”

    Ziyarette konuşan HEDEP Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, doğruyu görünür kılmak gerektiğine işaret ederek, şunları söyledi:

    “Başta Aleviler olmak üzere Kürtlerle birlikte ezilen, sömürülen, hak hukuk arayan bütün etnik ve inanç gruplarının demokratik siyasetle mücadele edecekleri tek zemin bu zemindir. Politik yaklaşmıyor, çıkarsal, nicelikler bir yaklaşım yok. Bir nitelik olarak görülüyor. Ciddi bir mağduriyet var. Hala eşit haklar karşılanmış değil.

    Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerini HEDEP olarak yeni dönemde ‘Alevi Masası’ şeklinde değil, bu meseleyi de en az Kürt sorunu kadar, onun kadar önem veren, değer veren, gündeme getiren mücadelesini yürüten bir politik hat izleyeceğiz. Yakın zamanda da bir çalışma yürüttük. Büyük çalıştay yapmayı da düşünüyoruz. Aleviler ne istediklerini, nasıl istediklerini, ne olması gerektiğini ortaya koysunlar. Siyaset bunu dinlendirsin. Dönemin biraz daha ortak birlikte mücadele etmek, yan yana durmak taleplerimizi de direnişimizi de, duruşumuzla ortaklaştırabilirsek bu sorunların altından kalkabiliriz.”

    Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

  • ‘Cemevimizdeki hizmet, maddi karşılığı olmayan bir hizmettir, maaşa karşıyız’-VİDEO

    ‘Cemevimizdeki hizmet, maddi karşılığı olmayan bir hizmettir, maaşa karşıyız’-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevi Eşit Başkanı Aydın Atlı, AKP-MHP hükümetinin kurduğu Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı görevlilerinin Alevi köylerine yaptığı ziyaretlere ve dedelere maaşa bağlama girişimlerine tepki gösterdi. Atlı,”Cemevlerinde yapılan hizmetler Hakk için yapılan bir hizmettir. Devletin bir Alevi diyaneti oluşturma çabası içerisinde olduğunu ve kendi yandaş Alevilerini oluşturmaya çalıştığını da anlatmamız, topluma bunu bildirmemiz gerekiyor” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve bu tür suçların önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri tarafından ‘Alevi diyaneti’ olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın (üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde) kurulmasına büyük tepki gösterdi.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi de bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevi Eşit Başkanı Aydın Atlı, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından görevlendirilen kişilerin Alevi köylerini, dernekleri gezerek ‘dedeleri maaşa bağlama’ teklifini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “CEMEVİNDE YAPILAN HİZMET HAKK İÇİN YAPILAN BİR HİZMETTİR, MAAŞ VERİLMESİNE KARŞIYIZ”

    Kültür Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kendilerini de ziyaret ettiğini belirten Atlı, dedelere maaş bağlanmasına karşı olduklarını, cemevlerinde yapılan hizmetin maddi bir karşılık için değil Hakk için yapıldığına vurgu yaptı.

    Atlı, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile 2 kez görüştüklerini belirterek, “Ali Arif Özeybek ile görüşmüştük, ağustos ayındaydı, ben burada değildim ancak bir uzman bizim cemevimize gelmişti. Arkadaşlar görüşmüşler. Yani çeşitli eksiklikler nelerdir? Onunla ilgili yardımlar ve maaşlı çalışan yönünde. Tabii biz merkeze bağlı olduğumuzdan dolayı yönetim kararıyla bizim belirleyeceğimiz bir kişinin sigortalı olarak çalıştırılacağı yönünde bildirimde bulunulmuş. Bu dede olabilir veya herhangi bir çalışan olabilir demişler ancak bizim tabii ki şu an cemevimizin dedeliğini yapan dedemiz böyle bir şeye karşı. Biz de zaten tamamıyla toplum olarak da buna karşıyız. Çünkü cemevlerinde yapılan hizmetler Hakk için yapılan bir hizmettir. Bunun bir karşılığının parasal anlamıyla, maddi anlamda bir karşılığın olması doğru da değildir. Bizim cemevimizdeki hizmetler, maddi anlamda bir karşılığı olmayan bir hizmettir. Tabii ki canlarımız bunun karşılığında bağış yaptıklarında da bunları da kabul ediyoruz ama dedemiz ve biz hiçbir zaman için hizmet karşılığında bir para talebimiz olmamıştır. Devletten de böyle bir talebimiz yok. Dedemize ya da dedelerimize bir maaş bağlanması doğru değildir.

    Bizim toplumumuz dedelerine de, cemevlerine de sahip çıkabilecek bilinçli insanlardır. Çünkü yüzyıllardır bu inanç, bu Yol bugüne kadar gelmiştir. Bugüne kadar devletin herhangi bir yardımı olmamıştır. Tüm inançlara eşit mesafede olmasını istiyoruz” dedi.

    “BİR ÜLKÜCÜNÜN BAŞKAN YAPILMASI, HÜKÜMETİN DÜŞÜNCESİNİ AÇIKÇA ORTAYA KOYUYOR”

    “Cemevi Başkanlığı’nın kurulması şu anki hükümettin kendine yandaş Alevi toplumu oluşturması amacıyla kurulmuş olan bir başkanlıktır” diyen Aydın Altı, ülkücülüğü ile tanınan Ali Rıza Özdemir’in başkan olmasına ilişkin şunları söyledi:

    “Bunu da tasvip etmiyoruz. Tabii başında kimin olduğu çok da önemli değil bizim için. Şu an yeni atanan bir daire başkanı vardır ki bu ülkücü camiadan gelen bir insandır. Direk asimilasyona yönelik yapılmış biridir. Bu zaten Osmanlı döneminden günümüze kadar yapılıyor. Çünkü bizim Serçeşmemiz olan pirimizin Hünkar Hacı Bektaş’ın dergahına 1800’lü yıllarda da Nakşibendi şeyhleri atanmıştı. Bunun ondan çok da farkı yok. İşlerin orada olması, kimin olduğu bizim için çok da önemli değildir ama işte bir ülkücü, Alevi kimliğinde olan birinin oraya atanması da zaten bu hükümetin düşüncesini açık ve net olarak ortaya koymaktadır.”

    “DEDELERDEN TÜRK-İSLAM SENTEZİNE YÖNELİK VAAZLAR VERMESİ İSTENECEKTİR”

    Maaş alan dedelerin ileride iktidarın istediği vaazları vermek zorunda kalacağını hatırlatan Aydın Atlı, “Biz tabii ki paralı dedeleri istemiyoruz. Neden istemiyoruz? Düşünün, imamlar, şu an cumaları Diyanet’in verdiği vaazları orada okuyorlardır.  Alevi diyaneti oluşmuştur, bu da zaten ortadadır. Bizde perşembe akşamları cemler yapılıyor. İleriki dönemlerde bu maaş alan dedelere yazılı metinler vererek topluma kendi düşüncesinde olan Türk İslam sentezine yönelik vaazlar verilmesi istenecektir ki, bu da asıl büyük tehlikeyi ortaya koymaktadır. Biz bu olaya tamamıyla hem dernek olarak hem cemevi olarak hem de Diyarbakır’da yaşayan Aleviler olarak karşı çıkıyoruz. Bizim dışımızda da cemevleri var. Bildiğim kadarıyla onlarla da görüşülmüş. Bazılarının isim bildirdiğini bize söylediler. Bunlar örgütsel yapı içerisinde, örgütlü cemevleri değil. Birçok cemevinde bu tür ilişkilerin kurulduğu da bir gerçektir. Ama biz bunu doğru bulmuyoruz, bu tür yaklaşanların yaptıklarının da doğru olmadığını, tasvip etmediğimizi de onlara bildiriyoruz” diye ekledi.

    “TOPLUMA, İKTİDARIN ‘ALEVİ DİYANETİ’ OLUŞTURMA ÇABASINI ANLATMALIYIZ”

    Alevilerin, hükümetin Alevilere yönelik bu atağına karşı tutumlarının ne olması gerektiğine ilişkin değerlendirmeler yapan Aydın Atlı, örgütlü yapıların içerisinde yer alınması gerektiğine vurgu yaptı. Atlı, şunları ekledi:

    “Yüzyıllardır bu Yol günümüze kadar gelmiş, bundan sonra da tabii ki devam edecektir. Buna karşı bizimkilerin ne yapması gerekir? Tabii ki örgütlü bir yapı içerisinde yer almamız gerekir. İçişleri Bakanlığı’nın geçtiğimiz yıllar içerisinde yaptığı araştırmaya göre Türkiye’de 1600’e yakın cemevi olduğu söyleniyor. Bu cemevlerinin yaklaşık 300 tanesi örgütlü yapıların içerisindedir. Geri kalanları örgütlü yapı içerisinde değil. Tabii ki bu cemevlerinin, bağımsız cemevlerinin, köylerde bulunan cemevlerinin o örgütlü yapı içerisine alınması elzemdir. Bunlarla ilişki içerisinde olmamız gerekiyor. Tabii ki devletin olanakları çok, yani biz oraya gidemiyoruz ama bunu yapmak zorundayız. Bire bir bunlarla görüşüp devletin yaptığının doğru olmadığını, bir Alevi diyaneti oluşturma çabası içerisinde olduğunu ve kendi yandaş Alevilerini oluşturmaya çalıştığını da anlatmamız, topluma bunu bildirmemiz gerekiyor.

    “ÖRGÜTLÜ OLMADIĞIMIZ SÜRECE BU SALDIRALARA MARUZ KALACAĞIZ”

    ‘Alevilerin ne yapması gerekiyor’ dersek de kurumlarımızda, cemevlerimizde, derneklerimizde yapılan sosyal, kültürel faaliyetlere bölgemizde ya da Diyarbakır’da köylerde yaşayan Alevileri ya da dışarıdan gelen Alevileri de yapı içerisine çekip, örgütlü mücadele içerisine almamız, Alevilik bilincini, Alevi Yol’unun gereklerini onlara anlatmamız gerekiyor. Örgütlenmeden geçiyor Yol. Örgütlü olmadığımız müddetçe, dağınık olduğumuz süre içerisinde de bu tür saldırılara maruz kalacağız. Bu örgütlü cemevlerine gelip, üye olup, onları desteklememiz gerekiyor.”

    Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

    İLGİLİ HABERLER

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO
    22-‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’
    23-Sazcı: Dedelere maaş, makbul ve makul bir Alevilik yaratma girişimidir-VİDEO
    24-‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO
    25-‘Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyonunu anlatmak için cemevlerine, köylere ulaşmalıyız’- VİDEO
    26-‘Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya yeltenecekler!’
    27-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    28-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    29-‘Alevilik, korkunç bir yok edilme ile karşı karşıyadır; bu oyuna gelmeyelim’
    30-‘Alevi pirleri Cemevi Başkanlığı’na giderse, cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder’-VİDEO
    31-Pir İsmail Alkan: Alevi pirlerine maaş ile topluma fetva verilmek isteniyor-VİDEO
    32-‘Bir dede parayla hizmet yürütmez; maaşı kabul edenleri cemevlerimize kabul etmiyoruz’-VİDEO
    33- ‘İnancımız tanımayanların maaşına ihtiyacımız yok’-VİDEO
    34- ‘Maaş alan dede devletin memuru olur; bunlar bizlere Hz. Yezid dedirtecekler’-VİDEO
    35- ‘Aleviliğin doğasında maaş yoktur; bizim ışığımıza, pirimize, yolumuza saldırıyorlar’ – VİDEO
    36- ‘Maaş alan dede emirleri uygular, Alevi toplumu bundan yara alır; direnç göstermeliyiz’- VİDEO
    37- ‘İçişleri Bakanlığı’nın gittiği Alevi köylerine gidemedik, o insanlara dokunamadık-VİDEO

  • ‘ÇEDES ile amaç bütün okulları imam hatipleştirmek’ -VİDEO

    ‘ÇEDES ile amaç bütün okulları imam hatipleştirmek’ -VİDEO

    PİRHA- ÇEDES projesine ilişkin konuşan PSAKD Diyarbakır Şubesi Cemevi Eşit Başkanı Aydın Atlı, “Anaokullarında ve tüm okullarda mescitlerin zorunlu hale getirilmesine baktığımızda da artık ülkemizin bir İslam cumhuriyetine doğru koşar adımlarla gittiğini görüyoruz” dedi ve bunun sadece Alevilerin sorunu olmadığını ekledi.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Kamuoyunda büyük tepki çeken “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) adı altında okullara imam atanması projesi, eğitimin daha da dinselleştirilmesi tartışmalarını alevlendirdi. Öğrencilerin adeta Diyanet’e tesliminin önünü açan proje kapsamında Eskişehir ve İzmir’de yer alan 842 okula, “manevi danışman” adı altında imam, müezzin ve vaiz gibi din hizmetlerinde çalışan kişiler atandı.

    ÇEDES projesiyle okullarda imamların derse girmesinin önünü açan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), şimdi de okul öncesi eğitim kurumlarında mescidi zorunlu hale getirdi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi Cemevi Eşit Başkanı Aydın Atlı, ÇEDES projesine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    Son dönemlerde okullara yönelik uygulamaya konan ÇEDES projesinin ismine bakıldığında çok da itici gelmediğini ama asıl önemli olanın altındaki gerçeklere bakmak olduğunu belirten Atlı, okullara fahri imam atanmasıyla ilgili olarak, “Bizim bildiğimiz rehberlik çalışmalarına rehberlik öğretmenleri katılır. Şimdi artık bunları da ekarte edip çocuklarımızı direk imamlara teslim ediyorlar. Pedagojik eğitim almamış kişilerin bu tür rehberlik çalışmaları yapmaları, tabii ki çocuklarımızın ilerideki öğrenim hayatları açısından çok sakıncalı” dedi.

    “ÇEDES’E SADECE ALEVİLER DEĞİL TÜM TOPLUM KARŞI ÇIKMALI”

    Buradaki amacın sorgulanması gerektiğini ifade eden Atlı, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Aslında buradaki amaç bütün okulları imam hatipleştirmek, bütün dersleri zorunlu din dersine yöneltmek. Son dönemlerde anaokullarına zaten zorunlu din dersleri getirilmişti. Anaokullarında ve tüm okullarda mescitlerin zorunlu hale getirilmesine baktığımızda da artık ülkemizin bir İslam cumhuriyetine doğru koşar adımlarla gittiğini görüyoruz. Buna sadece Alevilerin karşı çıkması gerekmiyor. Bu bütün toplumun, Türkiye toplumunun bir sorunudur. Buna acilen karşı çıkılmadığı müddetçe ileride çok büyük sorunlarla karşılaşacağız.

    Tüm toplum olarak, demokratik sivil toplum kuruluşları ve bütün siyasi partiler olarak buna karşı çıkmak gerekiyor. Sesimizi yükseltmemiz gerekiyor. ÇEDES projesinin iptal edilmesi için bir an önce insanların sahaya inip seslerini yükseltmesi gerekiyor.”

    Ferhat GÜRGEN /DİYARBAKIR

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO
    > ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO
    >‘ÇEDES, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesi; insan haklarına aykırı’– VİDEO
    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’-VİDEO 
    > ‘ÇEDES’le toplum kandırılıyor, Siyasal İslamcılar tarihin en büyük ayıbını yapıyor’ -VİDEO 
    > ‘ÇEDES gibi projeler ile bir nesil mahvediliyor’-VİDEO 

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde Aşık Veysel anıldı – VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde Aşık Veysel anıldı – VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevi’nde  Aşık Veysel anma etkinliği düzenlendi. Etkinlikte Aşık Veysel’in 109 yıllık sazını çalıp türküler söyleyen Şentürk İyidoğan, sazın 1999’da kendisine verildiğini belirtti.

    UNESCO’nun ilan ettiği 2023 Aşık Veysel Yılı kapsamında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevi’nde  Aşık Veysel anma etkinliği düzenlendi. Etkinlikte Sivaslı Saz Ustası ve Halk Ozanı Şentürk İyidoğan, Aşık Veysel’in sazıyla ozana ait türküleri seslendirdi.

    “AŞIK VEYSEL ÖNEMLİ BİR HALK OZANIDIR”

    Etkinlikte konuşan PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevi Eşit Başkanı Aydın Atlı şunları dile getirdi:
    “2023 yılı UNESCO tarafından Aşık Veysel’i anma yılı olarak kabul edildi. Bu nedenle de bir etkinlik düzenlemek istedik. Sözlü kültürün ve aşık geleneğinin son büyük temsilcilerinden olan Aşık Veysel Şatıroğlu’nu özlemle anıyoruz. Aşık Veysel olarak bilinen Veysel Şatıroğlu 1894 yılında Sivas’ta doğmuştur. Türk edebiyatına kazandırdığı eserleriyle ölümsüzlük katan Aşık Veysel önemli bir halk ozanıdır. ‘Uzun ince bir yoldayım, ‘Benim sadık yarım kara topraktır’, ‘Dostlar beni hatırlasın’ gibi büyük eserlerin sahibi olan Aşık Veysel ölümünün 50. yıl dönümünde saygıyla anılıyor.”

    “AŞIK VEYSEL BENİM HAYATIMDA HEP OLDU”

    Aşık Veysel’in sazının 1999 yılında kendisine verildiğini söyleyen Şentürk İyidoğan, “Asıl bana türküyü söyleten rahmetli Muhlis Akarsu olsa da benim hayatımda hep Aşık Veysel olduğu için size hem Aşık Veysel’den çalıp hem de anlatmak istiyorum” dedi.

    İlgi ve beğeni toplayan etkinlik, Aşık Veysel’e ait türkülerin dinletisiyle son buldu.

    Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi’ne Yeşil Sol Parti milletvekili adaylarından ziyaret-VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesi’ne Yeşil Sol Parti milletvekili adaylarından ziyaret-VİDEO

    PİRHA – Yeşil Sol Parti milletvekili adayları, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi’ni ziyaret etti. Dernek  yöneticileri adaylara, “Bizim sesimiz olacak ve bizi temsil edeceksiniz” diyerek taleplerini ilettiler.

    Yeşil Sol Parti Diyarbakır milletvekili adayları Halide Türkoğlu, Cengiz Çandar ve HDP Diyarbakır İl Eş Başkanı Zeyyat Ceylan, PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevi’ni ziyaret etti.

    Çok sayıda kişi tarafından karşılanan Yeşil Sol Parti milletvekili adayları ile seçime dair sohbet edildi.

    “MECLİSE GİTTİKTEN SONRA BİZİ UNUTMAMANIZI İSTİYORUZ” 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, Yeşil Sol Parti adaylarına taleplerini iletti. Atlı, AKP-MHP hükümetinin, Alevi sorununu daha da derinleştirdiğinin altını çizerek, “Mevcut hükümet, Alevileri yok saymakta. Cemevlerimizi ibadethane olarak görmemekteler. Hatta ‘cümbüş evi’ olarak görüyorlar. Buna istinaden kalkıp bir gecede bir yasa çıkarıyor ve bizi Kültür Bakanlığı’na bağlıyor. Biz sadece bir kültür değiliz. İtirazlarımızı da dile getirdik ancak yasa çıktı. Bu konuda çoğunluk sağlamanız bizim için çok önem arz ediyor. Çünkü bir nebze bizim sesimiz olacak ve bizi temsil edeceksiniz. Meclise gittikten sonra bizi unutmamanızı istiyoruz. Bir telefon kadar bize yakın olmanız gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

    “MECLİSE OTURMAYA GİTMİYORUZ”

    Yeşil Sol Parti Diyarbakır Milletvekili Adayı Cengiz Çandar ise konuşmasında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yetkilerine işaret ederek şunları söyledi:

    “Biz zaten bir mücadele partisiyiz. Bu mücadelenin arkasında faili meçhuller, tutuklu eş başkanlar, milletvekilleri, belediye başkanları ve daha birçoğu var. Şimdi bu mücadeleyi meclise taşımaya gidiyoruz. Oraya oturmaya gitmiyoruz. Diyanet tabii çok önemli bir şey fakat bu çok köklü bir kurum. Şeyhülislam’ın devamı… Bunun neye yaradığını görüyoruz. İşte AKP gibi Sünni, Hanefi itikadından gelen bir karar verme mekanizmasının, bütün imamlara siyaset yaptırması, her yerde aynı hutbe okutuluyor falan… Tamamıyla siyasi bir araç haline gelmiş bir Diyanet var. Yeşil Sol Parti’nin en tepesindeki isimlerden biri de Alevi biliyorsunuz. İnşallah sizin taleplerinizi Dersimli Alevi bir cumhurbaşkanının bulunduğu bir sistem içinde gündeme getiririz.”

    “YENİYİ İNŞA ETME NOKTASINDA İDDİALARIMIZ VAR”

    Yeşil Sol Parti Diyarbakır Milletvekili Adayı Halide Türkoğlu da ‘Demokratik Ulus’ perspektifi ile birçok kesimi bir araya getirdiklerini belirterek şunları kaydetti:

    “Şimdi ‘bu bir tarihi seçimdir’ derken sadece diktatörleri ve faşizmi göndermek yetmiyor. “Gerçekten demokratik bir cumhuriyeti nasıl inşa edebiliriz noktası önemli. Demokratik cumhuriyet meselesinde hepimizin bir şekilde elini taşın altına koyması gerekiyor. İktidarın oluşturduğu çok ciddi bir kutuplaştıran siyaset biçimi var. Nefret söylemleri topluma da ister istemez yansıyor. Bizler en azından şunun teminatını verebiliriz; Yeşil Sol Parti yönetim mekanizması tam da bunların zıttında yer alan, üçüncü bir yol olan, esas hedefinin demokratik ulus gerçekliği olan bir parti.

    Bu kadar siyasetçi, basın çalışanı, farklı yapılardaki kurumlar gözaltına alınırken durmadan birbirimizin yerini doldurabiliyorsak bu da örgütlü, toplumsal gerçekliğimizden gelen bir şeydir. O yönüyle de 14 Mayıs’tan sonrası için inanıyorum ki her bir cepheden aslında biz bu faşist iktidarı göndereceğiz ama mevcudun yerine değil, yeniyi inşa etme noktasında iddialarımız var. Mesela Diyaneti kaldıracağız. Onun yerine ‘üst kurul’ dediğimiz inançların üst kurulunu oluşturacağız ve bunu aynı zamanda kadın erkek eşitliğini sağlayarak yapacağız. Sadece inançları bir alana sıkıştırmadan daha toplumsal şekilde yapacağız.”

    “HDP İLK DEFA DİYANETE DOKUNAN BİR SİYASİ YAPI OLDU”

    PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Av. Cafer Koluman ise Alevilerin, Türkiye Cumhuriyeti döneminde de her daim kıyım, katliam, imha ve inkar politikasına maruz kaldığını belirtti. Koluman, son 20 yıllık süreçte daha da katmerleşen bir politikaya maruz kalındığını söyleyerek şöyle devam etti:

    “Diyanet İşleri Başkanlığı laik bir ülkede olmaz. 9 bakanlığın bütçesine eş bir bütçeye sahip Diyanet. Yani devlet içerisinde devlet yapılanmasına sahip. Dolayısıyla biz bu ülkede Alevice yaşamaya hiç sahip olmadık. Ne zaman bir hak talep etsek sürekli bir ret, imha, ötekileştirme politikasıyla karşı karşıya kaldık. Bu bağlamda 3. yol olarak HDP ilk defa Diyanete dokunan bir siyasi yapı oldu. Parti içerisinde bir Alevi masası oluşturdu ve bütün çalışmalarında Aleviliğin bir inanç olarak tanınması konusunda birçok proje geliştirdi.

    Alevilerin temel haklarını güvence altına alacak, cemevlerinin statüye kavuşturulması, zorunlu din derslerine son verilmesi, Alevi asimilasyonunun son bulması konusunda hangi yaklaşım hizmet edecekse bizim de o yaklaşımdan dolayı tavır koyacağımızı kamuoyuna açık şekilde deklere ettik.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • PSAKD Diyarbakır Cemevi Başkanı Atlı: Şu an cemevimizde 25 depremzede kalıyor- VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Cemevi Başkanı Atlı: Şu an cemevimizde 25 depremzede kalıyor- VİDEO

    PİRHA- PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, Diyarbakır’da deprem sonrası yaşanan gelişmeleri anlattı. Atlı, “Cemevimizin depremden etkilenmediğini gördük. Depremden etkilenen canlarımıza cemevlerimizin açık olduğunu burada hem barınma hem de yiyecek ihtiyaçlarını karşılayabileceklerini duyurduk. Akşam 200’e yakın insanımız geldi. Şu anda cemevimizde 25 kişi kalıyor” dedi.

    PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, Diyarbakır da deprem sonrası yaşanan gelişmeleri PİRHA‘ya anlattı.

    Atlı, depremin ardından hemen organize olduklarını ve Diyarbakır’daki insanların barınma ve beslenme ihtiyacını karşıladıklarını belirtti.

    “DEPREMİN ARDINDAN CEMEVİMİZİ BARINMA VE YİYECEK İHTİYACI İÇİN AÇTIK”

    Aydın Atlı, “Depremden 10 il etkilendi. Diyarbakır en az etkilenen iller arasında. Depremin ilk şokunu atlattıktan sonra cemevimizi açtık. Deprem kontrolü yaptık. Cemevimizin depremden etkilenmediğini gördük. Depremden etkilenen canlarımıza bir çağrı yaptık. Cemevlerimizin açık olduğunu burada hem barınma hem de yiyecek ihtiyaçlarını karşılayabileceklerini duyurduk. Akşam 200’e yakın insanımız geldi. Sadece Aleviler değil zarar gören tüm yurttaşlar buraya geldi. İlk gün battaniye sıkıntımız oldu. Valilikle irtibata geçtik. Bir gün sonra bu sorunumuzu çözdük. Ardından birkaç gün kalan yurttaşlarımız evleri az hasarlı olanlar gittiler. Şu anda cemevimizde 25 kişi kalıyor. Bu yurttaşlarımız da hala evlerinde bakım yapılmayan kişiler. Bu yurttaşlarımızın evleri hasarlı” dedi.

    “DEPREMDEN ETKİLENEN 10 İLDE ALEVİ KURUMLARI İLK ANDAN İTİBAREN ORGANİZE OLDULAR”

    Depremin ardından yardım da topladıklarını söyleyen Atlı, şöyle devam etti:

    “İhtiyaç duyulan malzemeleri baz alarak topladığımız eşyaları, erzakları gönderdik. 2. gün de yine elzem ihtiyaçları toplayıp gönderdik. Diyarbakır’da depremin etkileri azalmaya başladı. Bunun nedeni de fazla yıkım olmadı ve burada sivil toplum örgütlerinin olaya vakıf olması ve anında müdahale etmesi etkili oldu. Hem sivil toplum örgütleriyle hem valilikle koordineli bir şekilde çalışmalarımızı yürütüyoruz. Depremden etkilenen 10 ilde Alevi kurumları ilk andan itibaren organize oldular ve oralara yardımlar götürdüler. Kriz masaları oluşturdular.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • PSAKD Diyarbakır Cemevi yüzlerce depremzedeye hizmet veriyor-VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Cemevi yüzlerce depremzedeye hizmet veriyor-VİDEO

    PİRHA- Maraş merkezli iki büyük depremden etkilenen Diyarbakır’da mağdur olan çok sayıda insan PSAKD Diyarbakır Cemevinde konaklıyor. Depremzedelere kapılarını açan cemevinin Başkanı Aydın Atlı, “Cemevinde yiyecek ve barınma ihtiyacını karşılıyoruz” dedi. Atlı, yardımların, depremden daha çok etkilenen illere gönderilmesi çağrısında da bulundu. 

    Merkezi Maraş olan 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki iki deprem, 6 Şubat sabahı 10 ilde yaklaşık 13,5 milyon kişinin yaşadığı bölgeyi yıktı. Binlerce insan göçük altında yaşamını yitirdi, binlercesi de kurtarılmayı bekliyor.

    Enkazdan yakınlarını kurtarmayı bekleyen depremzedelere ise cemevleri kapılarını açtı.

    Diyarbakır’da da depremden etkilenen halk PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevini doldurdu. Depremzedelere sıcak yemek sunulurken gece de cemevinde konaklıyorlar.

    AYDIN ATLI: CEMEVİMİZDE YİYECEK VE BARINMA İHTİYACINI KARŞILIYORUZ

    Cemevinde PİRHA mikrofonuna konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevi Başkanı Aydın Atlı, deprem sonrası hemen cemevini halka açtıklarını söyleyerek, “Cemevinde yiyecek, giyecek, gıda temini yapıyoruz. Şu an Diyarbakır’da acil bir sıkıntımız yok. Barınma ve gıda ihtiyacını karşılıyoruz. Sadece burada yaşayan Alevilere değil dışarıda ihtiyacı olan herkese kapımız açık. Diyarbakır diğer illere göre biraz daha az etkilendi. Özellikle Adıyaman, Maraş, Antep, Malatya ve Antakya’da insanlar daha mağdur durumdalar. Bize gelen yardım taleplerini bu saydığım illere yönlediriyoruz. Çünkü oralardaki canların bizden daha çok ihtiyacı vardır” dedi.

    “YARDIMLAR DİĞER DEPREM BÖLGELERİNE GÖNDERİLSİN”

    Yardım yapmak isteyen insanlara seslenen Aydın Atlı, “Çok acil olmadıkça yardım gönderilmesin. Özellikle Adıyaman, Maraş, Antep, Antakya’ya bu yardımları ulaştırırılarsa seviniriz” çağrısında bulundu.

    CAFER KOLUMAN: ALEVİ KURUMLARI OLARAK KRİZ MASASI OLUŞTURDUK

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) Diyarbakır Şubesi önceki Başkanı Av. Cafer Koluman, büyük bir depremin yaşandığına işaret ederek, ciddi bir organizasyon bozukluğu olduğunu kaydetti.

    Enkaz altında kalanların kurtarılmasında ekiplerin eksik kaldığını belirten Koluman, “Diyarbakır tarihinde ilk defa depremden çok etkilendi çünkü 20 civarında bina yıkıldığı söylenmekte. 100’ün üzerinde insanın hayatını kaybettiği ancak bu sayının daha da fazla olabileceği konuşuluyor. Deprem sonrası gücümüzün yettiği oranda PSAKD başta olmak üzere Alevi kurumları olarak kriz masası oluşturduk. Eş güdümlü çalışıyoruz. İnsanlarımız çok duyarlı. Hiç tanımadığımız insanların katkıları oluyor. Halk arasında bir kenetlenme var. Bütün deprem bölgelerinde cemevlerimizi 24 saat açık tutmaktayız. Yeme içme gibi hizmetler cemevinde yapılıyor. İnsanlar gece burada konaklıyorlar, barınıyorlar. Dışarıdan gelen katkılarla teme içme ihtiyaçlarını karşılıyoruz” dedi.

    DEDE MUSA KARGIN: CANLARIMIZI MAĞDUR ETMEDEN YARDIMCI OLMAYA ÇALIŞACAĞIZ

    Dede Kargın Ocağına bağlı, PSAKD Diyarbakır Cemevi dedesi Musa Kargın ise, “Deprem hepimizi yaraladı. Canını kaybeden, yaralanan canlar hepimizin canıdır, hepimizin acısıdır. Biz bu acıyı paylaşmakla mükellefiz. Cemevi olarak bizler imkanlarımız dahilinde hiçbir canımızı mağdur etmeden yardımcı olmaya çalışacağız. İnsanların kalacak yerlerini temin ettik cemevinde” diye konuştu.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevi’nin organize ettiği Elif Ana filminin özel gösterimi yapıldı-VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevi’nin organize ettiği Elif Ana filminin özel gösterimi yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Elif Ana filminin özel gösterimi PSAKD Diyarbakır Şubesi’nin organizasyonu ile Diyarbakır’da yapıldı. Film gösterimi sonrası konuşan yönetmen Kazım Öz, “Bu film tabii ki Maraş Katliamı’nı anlatan bir film değil. Maraş Katliamı bu filmde ikinci, üçüncü planda. Burada  Elif Ana, onun yaşam tarzı, inancı, kültürü üzerinden bir şey anlatıyoruz” dedi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi Cemevi’nin organizasyonu ile Elif Ana filminin özel gösterimi yapıldı. Katılımın yüksek olduğu film gösterimine yönetmen Kazım Öz ile filmde yer alan oyuncular da katıldı.

    Gösterimin ardından yönetmen ve oyuncularla söyleşi yapıldı. Kısa bir konuşma yapan PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Aydın Atlı, “Aslında biz böyle dört günlük bir sürede böyle dört salonu doldurma gibi bir şeyle çıkmadık. Yüz kişiyle gösterimi yapalım dedik ama çok sağolun gösterdiğiniz ilgi için. Dört salon doldu. Burada tabii bize yardımcı olan yönetmenimiz sayın Kazım Öz ve oyuncu arkadaşlarımıza da teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “EMEK VERENLERE TEŞEKKÜR EDİYORUZ”

    PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevi dedesi Dede Kargın Ocağı’ndan Musa Kargın da yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    “Buraya kadar bu emeklerini getirip, bize ilettikleri için buradaki canlar adına ve Diyarbakır’daki tüm canlar adına size teşekkür ediyoruz. Elbette ki böyle bir dar zaman içerisinde böyle bir güzel olayın sergilenmesi, gerçeklerin ortaya çıkması bizi onurlandırdı. Teşekkür ediyorum. Saygı ve hürmetlerimi bildiriyorum, aşkı niyazlarımı sunuyorum.”

    “MARAŞ’A DAİR TEK FİLM YAPILMAMIŞ”

    Sözlerine “Pir Sultan Abdal Derneği’ne teşekkür ederim. Davetlerinden dolayı gerçekten de çok mutlu olduk. İlginiz bizim için oldukça önemli. Bunu iyi hissediyoruz, inancımız büyütüyor. Demek ki iyi bir yoldayız. Bize mutluluk veriyor” diyerek başlayan yönetmen Kazım Öz ise Maraş Katliamı’na değinerek, şöyle konuştu:

    “Maraş üzerinden 40-50 yıl geçti. Ama daha tek bir film yapılmamış. Asıl mesele bu. Bu film tabii ki Maraş Katliamı’nı anlatan bir film değil. Maraş Katliamı bu filmde ikinci, üçüncü planda olan bir şey. Burada bir Elif Ana, onun yaşam tarzı, inancı, kültürü üzerinden bir şey anlatıyoruz.”

    “İYİLİK İYİDİR”

    Öz, “Aleviliği daha nasıl anlatabiliriz?” sorusuna ise şöyle yanıt verdi:

    “Yüzlerce film lazım. Bu çünkü binlerce yıllık bir kültür, bir inanç. Bir filmde Aleviliğin bir kısmı en fazla anlatılabilir. Elif Ana’nın bizim açımızdan en önemli yanlarından biri de -bunu seçmekte iki şey; zaten filmin afişinde de sloganı vardı- İyilik felsefesi üzerine kurulmuş olmasıydı onun felsefesinin. Gerçekten bölgede nereye gittiysek herkes Elif Ana şuna iyilik yapmış, buna iyilik yapmış, paylaşımcı diyor. Ve düşünün ki Maraş katliamı oluyor. Ablası vahşice katlediliyor. Yine de her şeye rağmen “İyilik iyidir” diyor, gidip başka birini boğazlayıp öldürmüyor. Sanıyorum bu özelliği daha önemliydi bizim açımızdan.”

    Etkinliğin sonunda yönetmen Kazım Öz, ‘Zer’ kitabını imzaladı.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • ‘Aleviler ve cemevleri üzerinden siyaset yapılmasın, hakları gasp edilmesin’-VİDEO

    ‘Aleviler ve cemevleri üzerinden siyaset yapılmasın, hakları gasp edilmesin’-VİDEO

    PİRHA-HDP Urfa Milletvekili Ömer Öcalan ile PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Aydın Atlı, cemevi açılması için yer tahsis eden dönemin Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Osman Baydemir ile 53 belediye meclis üyesi ve encümeni hakkında görevi kötüye kullanma iddiasıyla açılan davaya tepki gösterdi. Ömer Öcalan, “Alevilerin hakları gasp edilmemeli” derken, Aydın Atlı da “İktidar operasyona girişiyor” ifadesini kullandı. 

    Diyarbakır’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne (PSAKD) bağlı cemevi açılması için yer tahsis eden dönemin büyükşehir belediye başkanı Osman Baydemir ile 53 belediye meclis üyesi ve encümeni hakkında görevi kötüye kullanma iddiasıyla 2 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Urfa Milletvekili Ömer Öcalan ile PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Aydın Atlı, konuya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “ALEVİLER İNANCINDAN DOLAYI KATLİAMA MAHKUM EDİLDİLER”

    Milyonlarca Alevi’nin yaşadığı bir bölgede olduklarını kaydeden HDP Urfa Milletvekili Ömer Öcalan, cemevine yer tahsisi için belediye meclisinde alınan kararın yerinde olduğunu söyledi. Öcalan, “Milyonlarca Alevi’nin yaşadığı bir bölgedeyiz. Amed de bizim açıdan maneviyatı yüksek bir şehirdir. Arkadaşlarımız da buraya bu binayı tahsis etmişler yıllar önce. Bunun bedeli ne olursa olsun biz arkadaşlarımızın bu binanın buraya tahsis edilmesinin arkasındayız. Eğer bu bina burada Alevi canlara tahsis edilmeseydi siyasetimiz için, Amed siyaseti için büyük bir eksiklik olacaktı. Ama şimdi bunun üzerine siyaset yapmak isteyen insanlar, kesimler, iktidar var. Biz bunu da kabul etmiyoruz. Doğru bulmuyoruz. Alevi canlar bu ülkede çok ağır süreçler yaşadılar. Binlerce üyesi büyük bir zulme uğradı. Cumhuriyet tarihinden de, Osmanlı tarihinden de bunlara biz şahidiz. İnsanlar inançlarından kaynaklı ölüme, katliamlara mahkum edildiler. Biz bunun farkındayız, bilincindeyiz” dedi.

    “ALEVİ HALKININ İNANCI, HAKLARI SEÇİMLERE İNDİRGENMEMELİDİR”

    Aleviler için önemli bir süreçten geçildiğini belirten Ömer Öcalan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Manevi günlerden geçiyoruz. Önemli bir ayda önemli bir süreçten geçiyoruz. Biz arkadaşlarımızın aldığı kararın arkasındayız. İnsanların inancının önü açılmalıdır. İnsanlar nasıl inanmak istiyorsa, hangi inanç grubuna mensup olmak istiyorsa bunun önü açılmalıdır. Baskıyla, sindirmeyle kimse bunun önünde duramaz. Buraya hatta az bile tahsis edilmiş. Amed gibi bir şehirde Alevi canlara ve diğer inanç gruplarına alan açılmalıdır. Diğer kimliklere alan açılmalıdır. Biz farklılıkları zenginlik olarak gören bir paradigmadan geliyoruz. Biz buna inanıyoruz. Ve bu inanç da bizim siyasi düsturumuzdur. Onun ötesi bizim için anlamsızdır. Kimileri politik yaklaşabilir. Kimileri farklı amaçlarla yaklaşabilir. Kürdistan ve Türkiye’de milyonlarca Alevi yaşamaktadır. Alevi inançları, Alevilerin gücü bazı menfaatlere indirgenmemelidir.

    Yaklaşan bir seçim süreci vardır. Alevi halkının inancı seçimlere indirgenmemelidir. Alevilerin bu ülkede gasp edilen haklarının iadesi için her zaman talepleri, mücadelesi vardır. Ve ağır bedeller de ödemektedir. 1938’den, Sivas Katliamı’ndan tutun Çorum Katliamı’ndan Maraş Katliamı’na kadar… Bunlar bu ülkenin yakın tarihinde yaşanan organize edilmiş katliamlardır. Ama yeri gelince de iktidarları için Alevilerin oylarına talip olup ve bunu bir seçime indirgeme anlayışını biz doğru bulmuyoruz. Kürt meselesinde de böyledir. Alevilerin inancından dolayı da bunun böyle yapılmaması gerekiyor. Her zaman Alevi halkının inancını özgürce yaşaması için doğuştan getirdiği hakların ne devlet, ne bir iktidar, ne bir insan grubu, ne de bir inanç grubu gasp etmemeli. Biz Alevi halkımızla birlikteyiz. Arkadaşlarımızın da aldığı kararın arkasındayız.”

    “SİYASAL İKTİDAR OPERASYONA GİRİŞİYOR”

    PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Aydın Atlı ise açılan davaya tepki gösterirken, “Diyarbakır cemevimiz 2011 yılında Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir tarafından yapılıp 6 aylık gibi kısa bir sürede Diyarbakır’da yaşayan Alevi canlarımıza yani bizlere ibadetlerimizi yerine getirme, sosyal ve kültürel faaliyetlerini yapmak üzere tahsis edildi. Bu tahsis tabii 10 yıllık bir süreci kapsıyordu. Bu süreç Şubat 2022 yılında doldu. Şu anki belediyedeki yetkililer tarafından bu tahsis süresi 10 yıllığına tekrar aynı şartlarda uzatıldı ve yine biz Alevi canlara, cemevinin kullanımı verilmiş durumda. Ama cemevimizin ismini ön plana çıkartıp, Aleviler üzerinden böyle bir algı yaratılması doğru değil. Çünkü Osman Baydemir Diyarbakır yerelinde Alevilerin bir ibadethanesinin olmadığını gördü ve temaslarımız sonucunda da böyle bir yere ihtiyaç olduğu tespit edilip burası yapıldı” diye konuştu.

    Atlı, “Keşke daha fazla yapılsaydı” diyerek şöyle devam etti:

    “Ama tabii şimdi bu süreçte Osman Baydemir ve 53 il genel meclis üyesinin de üyesi hakkında bir dava açılmış. Nedeni de cemevine arsa tahsis etmek. Doğru bir yaklaşım değil. Madem cemevleri yani kendilerine göre yasal bir yer değilse şu an devletin yapmış olduğu bir cemevi bir operasyonu var. Şu anda operasyon diyoruz buna. Devletin 8 tane cemevi yapmak üzere çalışmalar başlattığı söyleniyor. Madem cemevlerine arsa tahsis etmek suçsa o zaman sizler niye böyle bir girişimde bulundunuz? Yok suç değilse o zaman Osman Baydemir ve meclis üyeleri hakkında neden böyle bir dava açıldı? Biz Aleviler olarak davaya her zaman için müdahil olacağız. Bu kabul edilirse bizler müdahil olarak, Diyarbakır’daki Aleviler olarak bu davanın peşinde olacağız. Her zaman bize yakın duranlarla beraber de olduk. Bu bir zorunluluktur. Çünkü Alevilerin ibadethaneleri cemevleridir. Lütfen Aleviler üzerinden, cemevlerimiz üzerinden siyaset yapılmasın. Çünkü yakında bir seçim vardır. Dolayısıyla siyasal iktidar böyle bir operasyona girişiyor. Biz bunu kabul etmiyoruz.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • ‘Çocuklarımızın geleceğini karartmaya yönelik bir kararı kabul etmiyoruz’-VİDEO

    ‘Çocuklarımızın geleceğini karartmaya yönelik bir kararı kabul etmiyoruz’-VİDEO

    PİRHA-4-6 yaş grubundaki çocuklara din eğitimi verilmesi yönünde alınan tavsiye kararını değerlendiren PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, “Böyle bir yaklaşım çocuklarımızın geleceğinin karartılmasına yönelik bir karardır. Bunu kesinlikle kabul etmiyoruz” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi Başkanı Aydın Atlı, 4-6 yaş grubundaki çocuklara din eğitimi verilmesi yönünde alınan tavsiye kararını PİRHA‘ya değerlendirdi. “20. Milli Eğitim Şurası’nda aslında eğitimin sorunları tartışılması gerekirken tam tersi bir sorun yumağı haline geldi” diyen Atlı, din derslerinin kaldırılması gerektiğini belirtti.

    “ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ KARARTMAYA YÖNELİK BİR KARAR”

    Atlı, 4-6 yaş grubu çocuklara yönelik din eğitimi verilme tavsiye kararının 3 Mart’ta Milli Eğitim Bakanlığı tarafından netleşeceğini hatırlatırken, şöyle konuştu:

    “Biz Aleviler zaten geçmişten günümüze zorunlu din derslerini kabul etmiyoruz. Devletin dininin olmaması gerektiğini söylüyoruz. Bu sadece Alevilere yönelik değil aslında, Türkiye’de yaşayan tüm insanlara, halklara, inançlara yönelik olması gerekir. Ama tabii ki bunu seslendiren sadece biz Aleviler olduk. Bu yönde de 4-6 yaşa yönelik indirilmesi ve üstelik bunun Diyanet tarafından kreşler açılıp orda Diyanet tarafından bu eğitimin verilmesi doğru bir yaklaşım değil. Bu çocuklarımızın kafalarının tamamıyla karıştırılmasına yönelik olacak. Hayal ile gerçeğe alışmamış, çözümleme düzeyine gelmemiş olan çocuklarımıza bu düşüncelerin anlatılması çok doğru bir yaklaşım değildir. Çocuklarımızın kafası karıştırılıyor. Bana göre din eğitimi ailede ya da dini kurumlarda verilir. Eğitim kurumlarında bu eğitimin verilmesi doğru değildir. Böyle bir yaklaşım çocuklarımızın geleceğinin karartılmasına yönelik bir karardır. Bunu kesinlikle kabul etmiyoruz.”

    “HERKESİ MÜCADELEYE DESTEK OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Aydın Atlı son olarak Aleviler öncülüğünde başlatılan imza kampanyasına da değinerek, şunları söyledi:

    “Bu yönde Demokrasi Konferansı Alevi bileşenleri bu konuda gerekli çalışmalar yapmıştır. Sanırım Alevi dernekleri ve federasyonlarımız da Alevi Bektaşi Federasyonu’nda bu yönde kararlar alınacak. Bizler de alınan kararlar doğrultusunda şube olarak tabii zorunlu din dersine yönelik ve ana sınıfında zorunlu din dersi okutulmamasına yönelik çalışmalara katılacağız. Bunların topluma mal edilmemesini, bu derslerin bir an önce kaldırılmasını, yani devletin dinden din eğitiminden çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu yönde tüm ilerici demokrat kesimi, yaptığımız mücadeleye destek vermeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

  • Diyarbakır Cemevi Başkanı: Elektrik faturalarını ödememe kararına tüm cemevleri uymalı-VİDEO

    Diyarbakır Cemevi Başkanı: Elektrik faturalarını ödememe kararına tüm cemevleri uymalı-VİDEO

    PİRHA-Cemevlerine gelen yüksek elektrik faturalarının ‘ticarethane’ statüsünde tarifelendirilmesine tepki gösteren PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Aydın Atlı, “Eğer faturaların ödenmemesi kararı alınacaksa ki alınması doğrudur. Ama bunu bütün cemevlerinin uygulaması gerekir” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevi Başkanı Aydın Atlı, cemevlerinin ‘ticarethane’ statüsünde tarifelendirilen yüksek elektrik faturalarına ilişkin PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu.

    “EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYORUZ”

    “Son dönemlerde oluşan yüksek meblağdaki elektrik faturaları tüm halkımızda olduğu gibi cemevlerinde de sıkıntı oldu” diyen Atlı, PSAKD Diyarbakır Şubesi’nin daha önce 22 ay kadar elektriğinin kesik olduğunu hatırlattı. Atlı sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bir şekilde bunu hallettik fakat artı olarak faturalarımız ticarethane olarak değerlendiriyordu ki bu da ayrıca bir zam olarak bize yansıyordu. Bu sadece Diyarbakır’a özgü değil, tüm Türkiye’deki cemevleri ve derneklere yönelik böyle bir uygulama vardır. Yani bu kabul edilemez bir olaydır. Eşit yurttaşlık temelinde bütün herkese aynı muamele yapılmalı. Bütün inançlara bu yönde nasıl kolaylıklar sağlanıyorsa bizim de inanç merkezlerimize bu kolaylığın sağlanması gerekir.”

    “FATURALARI ÖDEMEME KARARINA BÜTÜN CEMEVLERİ UYMALI”

    Atlı, PSAKD Genel Merkezi’nin cemevlerine gelen elektrik faturaları için tekrar yargıya başvuracağını belirtti. Faturaları ödememe yönünde kararların alındığını kaydeden Atlı, geçmiş dönemde bu karara uymayan cemevlerinin olduğunu söyledi. Atlı, “Eğer faturaların ödenmemesi kararı alınacaksa ki alınması doğrudur. Ama bunu bütün cemevlerinin uygulaması gerekir. Üç, beş cemevinin uygulayıp diğerleri uygulamazsa bu sıkıntı yaratacaktır. Bunun dönüşü bize kötü yansıyacaktır ki şu an zaten bu konuda sıkıntıda olan cemevlerimiz var. İşte en son Garip Dede Cemevi olsun, PSAKD Kadıköy Şube’de olsun, canlara yönelik milyonlar ile tabir edebileceğimiz faturalar gelmektedir. Bunlar biz Aleviler tarafından kabul edilemez durumlardır” ifadelerini kullandı.

    “CEMEVLERİ YASAL STATÜYE KAVUŞTURULMALI”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi Başkanı Aydın Atlı, sorunların çözüme kavuşturulması gerektiğini belirterek şunları kaydetti:

    “Cemevlerimizin de yasal statüye kavuşturulup bir an önce bu elektrik faturalarının normal düzeye çekilmesi ve sadece aydınlatma olarak değil de tamamen bütçeden karşılanması gerekir. Bize hep bir adres gösteriliyor. Bu adres de Diyanettir. Biz bunu kabul etmiyoruz. Eğer bütçe oluşturulacaksa bu bütçe ayrılıp cemevlerine verilip bu faturalar oradan da karşılanabilir. Devlet, cemevlerimizin giderlerini karşılasın gibi bir şey istemiyoruz. Bütün inançlara aynı düzeyde yaklaşsın, onlardan da alınmasın, bizden de alınmasın. Eğer alınacaksa onlardan alınsın, bizden de alınsın. Bu yönde illa bizden alınmasın, biz muaf tutulan diye bir şeyimiz yoktur. Herkese eşit muamele yapılsın. Eşit yurttaşlık temelinde bunlar bu şekilde çözüme kavuşturulsun istiyoruz.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi 11. Olağan Kurulu’nu gerçekleştirdi-VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesi 11. Olağan Kurulu’nu gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi’nin 11. Olağan Kurulu’nda Aydın Atlı yeniden başkan seçildi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi’nin 11. Olağan Kurulu toplandı. Dede Kargın Ocağı’ndan Musa Kargın dedenin gülbengiyle başlayan kurul toplantısının divan başkanlığını Bülent Kaya yaptı.

    “Biz var olma mücadelesi veriyoruz” diyen Kaya, şunları söyledi:

    “Dünden geldik, yarına taşıyacağımız insani toplumsal değerlerimizi, insanlığın hizmetine sunmaya çaba sarf ediyoruz. Kolay bir iş değil. Yok sayılan, jenosite uğrayan, katledilen, yok edilmeye çalışılan bir toplumsal kesim her şeye rağmen ‘ben insanım ve ayaktayım’ diyerek mücadelemizi bugüne kadar getirmişlerdir. Nesimi’den Hallac-ı Mansur’a, Hallac-ı Mansur’dan Pir Sultan’a ve Hacı Bektaş’a kadar çok çileler çekti bu toplum. Değerlerinden, inançlarından, doğaya ve insana olan saygısından dolayı horlandı, yok sayıldı, katledildi ama bir gerçek vardır ki hiçbir zaman biat etmedi, diz çökmedi.”

    “MARAŞ’TA ALEVİLER, DEVRİMCİLER DİRENMESEYDİ SAYI ON BİNLERE ULAŞIRDI”

    PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, Aralık ayında yaşanan katliamları hatırlatırken, “İçinde bulunduğumuz ay katliamlar ayı. Maraş’ta Alevi canlarımıza yönelik bir katliam yapıldı. Onların düşündükleri oradaki Aleviler başta olmak üzere sol düşüncede olan devrimci, sosyalist insanların tamamını imha etmekti. Bunun için önemli ölçüde hazırlıklar yapmışlardı. Maraş Katliamı aslında 12 Eylül faşist darbesine giden yolda çok önemli bir mihenk taşıdır.

    Maraş katliamından sonra 12 ilde sıkıyönetim ilan edildi. Maraş katliamını yapanlar ortaya çıkarılmadığı için Çorum katliamı da yapıldı. Günümüze kadar Sivas, Roboski, Ankara Gar katliamı yapıldı. Katliam sonucunda yüzde 80 nüfus Maraş’ın dışına göç etti. Bu gerçekten planlı ve büyük bir katliamdı. Eğer orada Aleviler, devrimciler direnmemiş olsaydı bu sayı on binlere de ulaşabilirdi.”

    “İNSANLAR ACILARINI BİLE YAŞAYAMIYOR”

    Atlı, katliamda yaşamını yitirenleri anma programının valilik tarafından yasaklanmasını eleştirerek, “Biz acımızı yaşamak istiyoruz ama egemen güçler acımızı yaşamayı bize yasaklarlar. Biliyorsunuz Maraş katliamının 43. Yıldönümü için izin istendi ama bu izin reddedildi. Buna rağmen Alevi kurumları Maraş’taydı. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki insanlar acılarını bile yaşamaya bırakılmıyor. Biz Maraş’ta katledilen canlarımızı unutmadık, unutturmayacağız” dedi.

    “ALEVİLİK HER ZAMAN HEDEF HALİNE GELDİ”

    PSAKD üyesi Hüseyin Kaya ise Aleviliğin her zaman hedef haline geldiğini belirtti. Şöyle konuştu:

    “Alevilik sürekli iktidarların hedefi haline gelmiştir. Çünkü iktidarların işine gelmemiş Alevilerin vermiş olduğu eşitlik mücadelesi. O yüzden hep yok edilmek istenmiş. Biraz da bunun önüne geçmek için mücadelemizi yürütüyoruz. Yalnız zamanında yanlışlıklar yapıldı. Devrimci anlayışlar, sosyalist gelenekler ‘Din afyondur, Alevilik de bir dindir, o da afyondur’ şeklinde yaklaşarak bu güzel inançtan, kültürden uzak durdular. Bu da egemenlerin işine geldi. Dolayısıyla asimilasyonla karşı karşıya kaldık. Daha sonra yine bu devrimciler öncülüğünde derneklerimiz kuruldu. Bu dernekler Aleviliğin tekrar yaşam bulması için çalışma yürüttüler. Dolayısıyla derneklerimiz de hedef haline geldi. O yüzden inadına sahip çıkmamız gerekiyor derneğimize, hem inancımızın geleceğe taşınması için hem de o fırsatı vermemek adına.”

    “ALEVİLERE YAPILAN ZULÜMLER BİZİ ÖRGÜTLÜ MÜCADELEYE ZORLADI”

    Şubenin önceki başkanı Avukat Cafer Koluman da tarihteki diğer Alevi katliamlarına değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bir kez daha katledilen canları saygıyla anıyorum. Anıları anımıza ışık olsun diye. Bu derneklerin kuruluş amacı da aslında bu katliamlar, Alevilere yapılan bu zalimce politikalar, yok saymalar, haksızlığa uğramaların tam da bizi örgütlü bir mücadeleye zorladı. Esasında Aleviler İslamiyet öncesinden beri örgütlü bir toplumdan gelmektedir. Ocak sistemi. Her Alevi bir ocağa mensuptur. Cumhuriyet kuruluncaya kadar gerçekten de güçlü bir ocak sistemimiz vardı. Selçuklu zamanında da yok sayıldık, Osmanlı döneminde de yok sayıldık, Cumhuriyet’ten medet umduk ama maalesef o hayallerimiz de boşa çıktı. Tekke ve Zaviyelerin kapatılması politikası, akabinde Koçgiri katliamı, Dersim katliamı, Çorum, Ortaca, Kırıkhan katliamı, Maraş katliamı bu süre zarfında yaşandı.

    Bu dernek kuruldu. İçinde bulunduğumuz siyasi, ekonomik kriz, sağlık koşulları maalesef bizim bu örgütsel yapımızın içini boşaltmaya çalıştılar. El birliğiyle boşaltmaya çalıştılar. Buna el birliğiyle karşı çıkmanın zamanıdır. Şartlar ne kadar kötü olursa olsun, koşullarımız biz ne kadar zorlarsa zorlasın, bize düşen temel görev gerçekten de canla başla emek verdiğimiz, yuvamız dediğimiz, ocağımız hissettiğimiz bu derneklere sahip çıkmamız lazım. Çünkü bizim bizden başka çaremiz yoktur.

    Bu ülkede yaşıyorsak tabi ki haklarımız vardır. Haklarımız bizim değerlerimizdir. İnanç kimliğimizin tanınmasıdır. Cemevleri bugün halen yasal statüye sahip değildir, zorunlu din dersi zulmü halen devam ediyor.

    Katliamlar yapıldı, bu katliamlarla yüzleşildi mi? Yüzleşilmedi. Normalde faillerin yargılanması gerekirken tam tersi mağdurlar yargılandı, failler ödüllendirildi.”

    Faaliyet ve mali raporlarının okunması ardından yeni yönetim belirlendi. PSAKD Diyarbakır şubesi başkanlığına yeniden Aydın Atlı seçildi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Atlı: Doğru olan, cemevlerimizin Aleviler tarafından yapılmasıdır-VİDEO

    Atlı: Doğru olan, cemevlerimizin Aleviler tarafından yapılmasıdır-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, henüz ibadethane statüsü verilmemesi nedeniyle Diyarbakır Cemevi’nin tapusunun verilmediğini ancak Büyükşehir Belediyesi’nin 10 yıllığına Alevilere tahsis ettiğini söyledi. Atlı, “Kesinlikle belediyeden, cemevi yönetimine ‘şunu şöyle yapacaksınız, böyle diyeceksiniz’ şeklinde bir müdahale olmadı” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, Diyarbakır Cemevi’nin kuruluş sürecini anlattı ve Isparta Cemevinin açılış sürecinde yaşananlara dair değerlendirmelerde bulundu.

    Diyarbakır’da Cemevi’nin 2011 Temmuz ayında temelinin atıldığını ve 6 ay gibi kısa sürede tamamlandığını belirten Atlı, “Cemevinin tapusu burada yaşayan Alevilere ya da kurumuna verilemedi. Verilememesinin nedeni de cemevlerinin bir statüsünün olmaması. Bundan kaynaklı 10 yıllık bir süreç için tahsis yapıldı. Kesinlikle belediyeden, cemevi yönetimine ‘işte şunu şöyle yapacaksınız, böyle diyeceksiniz’ şeklinde bir müdahale günümüze kadar olmadı” dedi.

    Atlı, geçmişte Hakk’a yürüyenlerin camilerde kaldırıldığına işaret ederek, “Dedelerimiz orada tanınmadığı için dedelerimiz buna müdahale edemiyorlardı. Oradaki imamlar tarafından yapılıyordu. Bu da bizim için doğru değildi. Cemevi açıldıktan sonra bu sıkıntılarımız büyük orada ortadan kalktı. İnançsal anlamda faaliyetlerimizi dedelerimiz yürütüyor. Buna biz yönetim veya başkan olarak müdahalemiz söz konusu değil” diye konuştu.

    “ALEVİLER HER ZAMAN HAKSIZLIKLARA KARŞI ÇIKTI”

    Isparta Cemevi’nin açılışında yaşananlara dair de değerlendirmede bulunan Atlı, şunları dile getirdi:

    “Doğru olan cemevlerimizin Aleviler tarafından yapılmasıdır. Ama günümüzde bu yapılabilir mi? Belki geçmişte yapılabilirdi. Avrupa’da inanç kurumlarına ucuz arsalar temin ediliyor. Bu arsalar üzerinde o toplumlar kendi inanç merkezlerini yapıyorlar. Eğer cemevleri de inanç merkezi olarak kabul edilmiş olsaydı ve onlara arsa tahsis edilmiş olsaydı tabi ki Aleviler kendi inanç merkezlerini kendileri yaparlardı. Ancak Alevi kurumlarının böyle bir gücü yok.

    Isparta Belediyesi bu görevi yerine getirdi ama bunu yaparken de ‘bunu ben yapmışım burayı benim istediğim şekilde yaparsınız, inancınızı bu şekilde devam ettirirsiniz, bunun yönetimine ben karışırım’ demesi doğru değil. Madem öyle bir niyeti varsa yapmasın. Kendi Alevisini yaratmak istiyorsa bu doğru bir şey değil. Aleviler ve Alevi kurum yöneticileri olarak bunu doğru bulmuyoruz ve kabul etmiyoruz. Oradaki Alevi kurumlarının, Alevilerin tepki göstermemesini de doğru bulmuyorum. Aleviler haksızlıklara karşı her zaman karşı çıkmışlardır.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • ‘Alevi açılımı seçim taktiğidir; cemevleri yasal statüye kavuşturulmalı’-VİDEO

    ‘Alevi açılımı seçim taktiğidir; cemevleri yasal statüye kavuşturulmalı’-VİDEO

    PİRHA- İktidarın, cemevlerine ‘kültür merkezi’ statüsü vermesi yerine anayasal olarak tanınması ve statüye kavuşturulması çağrısında bulunan PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, “Böyle bir statü tanınırsa diğer sorunlar beraberinde çözülecektir. Alevi toplumu hiçbir zaman için dedelerine maaş verilsin talepleri olmamıştır. Bunu doğru bulmayı baştan ret ediyoruz” diye konuştu.

    AKP’ye yakın gazetelerde hükümetin üç madde üzerinde bir çalışma yaptığı belirtilerek, cemevlerine ‘kültür merkezi’ statüsü verilmesi, dedelere maaş bağlanması, cemevlerinin elektrik ve su giderlerinin devlet tarafından karşılanmasının düşünüldüğü kaydedildi.

    Cemevlerine ‘Kültür merkezi’ statüsü verileceği, dedelere maaş ödeneceği iddialarına Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    AKP İktidarının, cemevlerine ibadethane yerine ‘kültür merkezi’ statüsü vererek ‘Alevi Açılımı’ yapmayı planladığı iddialarını PİRHA’ya değerlendiren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, seçimlerin taktiksel hamlesi gelen bu açılımların samimi olmadığına değinerek, Alevilerin eşit yurttaşlık temelinde tanınması ve cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi gerektiğini söyledi.

    “GELEN HEYETE 3 MADDELİK TALEPLERİMİZİ İLETTİK”

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun danışmanlarının kendi cemevlerine de ‘ihtiyaç’ ziyaretlerinde bulunduğunu aktaran Atlı, danışmanların kendilerine 3 sayfalık taleplerini ilettiklerini kaydederek, “Son dönemlerde çok revaçta olan bir gündem maddesi. Aslında seçimin yaklaşıyor olmasından kaynaklı bir durum olarak değerlendiriyorum. Bu olayın içerisinde aslında bizim kurumumuz var. Saydıkları bin 500’ün üzerinde cemevinden birisi de bizim kurumumuz. Tabi orada söylenilenlerin büyük bir bölümü (Alevi açılımı) bize söylenmedi. ‘Sorunlarınız nelerdir’ şeklinde bir soruyla karşılaştık. Biz yazılı olarak hem Türkiye’deki Alevilerin genel sorunları ve yerel anlamda Diyarbakır’da Alevilerin sorunlarıyla ilgili 3 sayfalık bir talep metni hazırlamıştık. Bunu gelen danışman kişiye ilettik. 10-15 gün sonra özellikle lokal anlamda iletilen taleplerimizle ilgili arandık. Şu an burada belediye tarafından olsun hem de valilik tarafından cemevimizin sorunlarıyla ilgili birçok şeyi yaptılar, yerine getirdiler. Bunu yaparken de bizden herhangi talepleri olmadı şu ana kadar. Bu yönden baktığımızda güzel bir yaklaşım olarak düşünüyorum” dedi.

    “ALEVİ AÇILIMI SEÇİM TAKTİĞİDİR”

    Atlı, iktidarın, cemevlerine ‘kültür merkezi’ statüsü vermesi yerine anayasal olarak tanıması ve ibadethane statüsüne kavuşturması çağrısında bulundu. Alevi açılımı gündeminin seçim yatırımlı bir hamle olduğuna işaret eden Atlı, dedelere maaş bağlanmasının da kabul edilemeyeceğini dile getirerek şöyle konuştu:

    “Madem Türkiye’de biz de vergi veriyorsak, buradaki diğer inanç merkezlerine bu yönde bir yaklaşım yapılıyorsa bize neden yapılmasın? Olumlu bakıyoruz bu yönden. Bu açılım zaten yıllar önce de gündeme gelmişti. Şimdi ise Alevilerin cemevlerinin bir inanç merkezi olarak değil de bir kültür merkezi olarak tanınacağı söyleniyor. Bu deyim yerindeyse ‘dağ fare doğuruyor’ demektir, doğru bir yaklaşım değil. Bizim için önemli olan cemevlerinin yasal statüye kavuşturulmasıdır. Böyle bir statü zaten tanınırsa diğer sorunlar beraberinde çözülecektir. Alevi toplumun hiçbir zaman için dedelerine maaş verilsin vb. talepleri olmamıştır. Bir de Alevi toplumunun dışında bu sorunun çözümüne birilerinin soyunması doğru değil. Bir Sünni benim sorunumu nerden bilecektir ki bir çözüm üretebilsin. Bu doğru değil. Alevilere, Alevi toplumunun dışında gömlek biçilmesi, bu yaklaşım doğru değil. Kültür merkezi yaptı, bunu nereye bağlayacak? Hangi dedeye nasıl bir maaş verecek? Bu maaşı hangi bütçeden karşılayacak? Bunların hepsi bir muammadır. Bunu baştan ret ediyoruz. Bunun olabileceğine çok inanmıyorum. Seçimin bir taktiksel ürünü diye düşünüyorum. Doğru da bulmuyorum. Doğru bir çalışma değil. İstediğimiz tek bir şey vardır; eşit yurttaşlık temelinde Alevilerin inanç merkezlerinin kamusal olarak tanınmasıdır. Bu tanındıktan sonra bütün sorunlarımız kendiliğinden çözülecektir diye düşünüyorum.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Diyarbakır PSAKD’de Maraş Katliamı lanetlendi- VİDEO

    Diyarbakır PSAKD’de Maraş Katliamı lanetlendi- VİDEO

    PİRHA- Maraş Katliamı’nın 42. yılı dolayısıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde Maraş Katliamı’nda yaşamını yitiren canlar anıldı. Anmada konuşan PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Aydın Atlı, “Maraş Katliamı’nın hesabı daha görülmedi” dedi. 

    Maraş Katliamı’nın 42. yılı dolayısıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde Maraş Katliamı’nda yaşamını yitiren canlar anıldı.

    Cemevinde yapılan anmada PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Aydın Atlı, “Maraş’ta yüzlerce can katledileli, geriye kalanların yerinden, yurdundan, memleketinden, toprağından ayrılalı, analarımızı ciğer ateşiyle bırakalı 42 yıl oldu. 12 Eylül faşist darbesine zemin hazırlamak için yapılan ve utanmadan darbenin gerekçelerinden sayılan Maraş Katliamı üzerinden 42 yıl geçti ama halen aydınlatılmadı, hesabı görülmedi” dedi.

    Katliamın tam 168 saat sürdüğünü hatırlatan Atlı, “Katliamın anması bile her yıl yasaklanarak katliamcılar cesaretlendirilmeye devam edilmektedir, tıpkı diğer katliamlar gibi. 19 Aralık 1999’da hapishanelerde “Hayata Dönüş” operasyonuyla yapılan ve onlarca canın hayatına mal olan, ayrıca 28 aralık 2011’de Roboski’de onlarca canın bombalanarak katledilmesi gibi katliamlar. Bu katliamları unutmayacağız, unutturmayacağız” diye konuştu.

    Aydın Atlı konuşmasının ardından, PSAKD ve birçok Alevi örgütünün ortak hazırladığı açıklamayı okudu.

    “KATLİAM ALÇAKÇA YAPILDI”

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “1978 yılında Maraş’ta yaşanan ve resmi rakamlara göre 120 denilen ne yazık ki daha fazla kişinin hayatım kaybettiği, yüzlerce kişininse yaralandığı Maraş Katliamı’nın üzerinden 42 yıl geçti. Yaşanan bu katliam, basit bir “Alevi-Sünni” düşmanlığı ile açıklanamayacak kadar alçakça yapıldı. Noktasına, virgülüne kadar hesaplanmış, planlı ve örgütlü bir saldırıydı ve 7 gün süren katliama hiçbir müdahalede bulunulmadı.

    Peki ne değişti o günden bu güne? Hakkım arayanlara ve adalet isteyenlere yönelik, yok etme ve öldürme arzusunun, insanlık dışı bir hırsla devam ettiği topraklarda yaşıyoruz. Maraş Katliamı’nın faillerinin cezalandırılmaması Çorum’u yaşattı. Ardından bu topraklar Sivas’ı, Gazi’yi, Roboski’yi, Suruç’u, Ankara’yı gördü. Bu saldırılar faili meçhul kaldığı sürece bir yenisi eklenmeye devam edecek. Mafyalar etrafa tehditler savururken, hakkım arayan madenciler yerlerde sürüklendiği sürece bu topraklara adalet gelmeyecek. “Oruç tutmak, namaz kılmakla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır” diyen Bağlarbaşı camii imamı Mustafa Yıldız zihniyeti, hala aramızda gezdikçe bu topraklara huzur gelmeyecek. Çocuklara oyuncak götüren gençleri katledenlere “öfkeli gençler” dendiği sürece, bu ülkeye umut gelmeyecek.

    “KATLİAMLA YÜZLEŞMEK ŞART”

    Laik, demokratik, özgür bir ülkede eşit haklarla, eşit koşullarda, barış içinde, birlikte, bir arada yaşama inadından vazgeçmeyen bizler; demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin, hukukun üstünlüğünün yeşermesini istediğimiz bu coğrafyada katliamlarla yüzleşmenin şart olduğunu düşünüyoruz.

    Bizler Maraş’ta kocasına “Beni sen öldür, onların eline bırakma” diyen Ümmühan Doğan’ı, parçalandıktan sonra kazana atılıp yakılan 14 yaşındaki Ali Tıraş’ı, karnında 8 aylık bebeğiyle katledilen Esma Suna’yı, kendi düğün gününde öldürülen Mehmet Ali’yi, Sivas’a türküleri ve semahlarından başka bir şey götürmedikleri halde yakılarak katledilen otuz üç canımızı, Ankara’da barış istedikleri için katledilen canları da, katledenleri de, bu katliamlara seyirci kalanları da unutmadık.

    Akıtılan bunca kanın hesabı sorulana kadar, her alanda var olacağız. Bu ülkedeki farklı inanç ve kültürlere mesafe koymadan, ötekileştirmeden, bu kan gölüne çevrilmiş topraklara banş, eşitlik ve adalet gelene kadar mücadelemize devam edeceğiz.

    Maraş Katliamını unutmadık, unutturmayacağız!”

    PİRHA/ DİYARBAKIR

  • Diyarbakır Cemevi ile DEDAŞ uzlaştı; cemevinin elektriği açıldı

    Diyarbakır Cemevi ile DEDAŞ uzlaştı; cemevinin elektriği açıldı

    PİRHA- Ekim 2018’den bu yana elektriği DEDAŞ tarafından kesilen Diyarbakır Cemevinin elektriği dün açıldı. Cemevi, 214 bin TL’lik borcun 85 bin TL’si ödeyerek DEDAŞ ile uzlaşmaya gitti. Cemevi Başkanı Aydın Atlı, “DEDAŞ daha önce 136 bin liraya indi. Daha sonra uzlaşma yoluyla 85 bin lirada anlaştık, elektrik açıldı. Şimdi abone işlemlerini başlatıyoruz” dedi. 

    Diyarbakır Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Cemevinin elektriği, ödenemeyen faturalar nedeniyle Ekim 2018’den bu yana kesik. İbadethane olan cemevine, ticarethane aboneliği dayatması yapıldığı için normalden yüksek gelen faturaların tutarı 214 bin liraya ulaşmıştı.

    2015 yılında Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararına dayanarak, “Cemevi ibadethanedir. Aydınlatma giderleri ödenmelidir” kararı vermişti.

    Bu karar üzerine cemevleri, cami, sinagog, havra gibi “ibadethane” statüsüne girdi. Artık cemevlerinin aydınlatma giderleri Diyanet bütçesinden ödenecek; belediyeler cemevleri için arsa tahsisi yapabilecek.

    Ancak Aleviler cemevi giderlerinin diyanet bütçesinden karşılanmasını istemiyor. Çünkü Aleviler Diyanetin kaldırılmasını, lağvedilmesini istiyor.

    Alevi kurumları mahkeme kararları doğrultusunda elektrik faturalarını ödemeyince ise cemevinin elektriği hukuksuz bir şekilde kesiliyor.

    Mahkeme kararları doğrultusunda elektrik faturasını ödemeyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyar Cemevi, Dicle Elektrik (DEDAŞ) tarafından aboneliği Ekim 2018’de iptal edilip, karanlığa mahkum edilmişti.

    9 TEMMUZ’DA BORÇ ÖDENDİ VE ELEKTRİK AÇILDI

    214 bin Lira elektrik borcu olan Diyarbakır Cemevi, dün (9 Temmuz) DEDAŞ ile uzlaşıp, 85 bin TL ödeyerek borcunu kapattı.

    Konuya ilişkin PİRHA‘ya bilgi veren Diyarbakır Cemevi Başkanı Aydın Atlı, “Burada köylülerimiz ile bir kampanya düzenlenmişti. Bu kampanya ile elimizde bir miktar birikti. DEDAŞ daha önce 136 bin liraya indi. Daha sonra uzlaşma yoluyla 85 bin lirada anlaştık. Yatırdık parayı dün itibarıyla elektrik açıldı. Şimdi abone işlemlerini başlatıyoruz” dedi.

    Atlı, “Cemevinin morgu, diğer taziye yerleri elektrik olmadan hizmet yapılamıyordu. İnsanları bizler bir araya getirdik öyle bir uzlaşı yoluna gittik. İnsanlar da bu işin yapılması gerektiğini düşündüler” diye konuştu.

    “KÖYLÜLERİMİZ VE AVRUPA’DAN KATKI SUNDULAR”

    Aydın Atlı 85 bin liranın nasıl bulunduğunu ise şöyle açıkladı.

    “Buradaki köylerimiz katkı sundular dostlar sağ olsun. Basına yansıyınca insanlar yardımda bulunmak istediler. Bizler de aracı olduk. Avrupa’dan da yardım geldi. Önce buradaki muhtarlarla dedelerimiz ile bir toplantı yaptık. Bu işi bir an önce çözmemiz gerektiğini söylediler. Bizler de hep birlikte yaptık. Zaten 3-4 günlük bir olay. Alevi köyleri var, oraları geziyorduk, insanlarla konuşuyorduk. Aslında bu daha önceden olacaktı ama bu pandemi, süreci engelledi.”

    DEDAŞ HAKKINDA AÇILAN İHTİYATİ TEDBİR TALEPLİ DAVA DEVAM EDİYOR

    Öte yandan, yapılan girişimler sonuçsuz kalınca Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi Diyarbakır Şube’nin bir önceki Başkanı Cafer Koluman konuyu yargıya taşımıştı. Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş.’ye Diyarbakır Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, “İhtiyati Tedbir Talepli” dava açıldı.

    Diyarbakır Cemevi Başkanı Aydın Atlı mahkeme sürecinin devam ettiğini belirterek, “Camii kilise diğer şeylerin elektrik su giderlerini onlar karşılıyormuş. Bize de ‘bağlı bulunduğunuz müftülüğe gidin onlar gelsin bizimle onlar ilişki kursun demişlerdi. Onu kabul etmedik. Bu süreç devam ediyor. İleride ne olacağını mahkemenin sonucu belirleyecek. Ondan da vazgeçmiş değiliz çünkü burada bir hizmet görülmesi gerekiyor. Bu hizmetin de artık aksamaması gerekiyor. Çünkü jeneratör ile bu işler yapılamıyordu. Bir an önce toplum da böyle bir olayı kaldırmak istemiyordu artık. 2 yıllık bir süreç oldu. İnsanları mağdur ediyordu. Biz bu mağduriyeti gidermek için böyle bir adım attık” diye konuştu.

    Avukat Cafer Koluman da PİRHA’ya 21 Mayıs 2020’de yaptığı açıklamada şunları söylemişti:

    “4.5 yıldır kimse gelip bir şey yapmadı. 2018 yılı ekim ayında haber vermeden gelip elektriği kestiler. Taziyelerimiz oluyor, cenazelerimiz oluyor, derneğin etkinlikleri oluyor, yapamıyoruz. DEDAŞ’a başvurduk. Elimizdeki emsal kararları, AİHM kararlarına atıfta bulunarak buranın bir ibadethane olduğunu ve morgun olduğunu taziyelerin, cemlerin olduğunu ve buranın Alevilerin ibadethanesi olduğundan hareketle kiliselere, camilere, sinagoglara tanınan hak neyse bizim de bu haktan faydalanmamız gerektiğini ve bunun bir vatandaşlık hakkı olduğunu ifade ettik.”

    PİRHA/ DİYARBAKIR

  • HDP heyetinden 2 yıldır elektriksiz bırakılan Diyarbakır Cemevine ziyaret -VİDEO

    HDP heyetinden 2 yıldır elektriksiz bırakılan Diyarbakır Cemevine ziyaret -VİDEO

    PİRHA- HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan oluşan heyet dün PSAKD Diyarbakır Şubesi’ni ve Cemevini ziyaret etti. Diyarbakır Cemevinin 2 yıldır elektriğinin kesik olmasının gündeme geldiği görüşmede, bu sorunun bir an önce çözülmesi için gerekenin yapılacağı vurgulandı. 

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker, HDP İl Eş Başkanı Zeyyat Ceylan ve beraberindeki heyet, PSAKD Diyarbakır Şubesi’ni ziyaret etti.

    Heyet, PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı ve yönetim kurulu üyeleriyle, eski başkan Cafer Koluman tarafından karşılandı.

    Görüşmede bir konuşma yapan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, “Biz sizlerin burada yaşamış olduğu sorunları karşılıklı konuşmak istişare etmek istedik. Bir kez daha elektrik sorununu meclise taşımak gerekliliğini hissediyoruz. Fakat burada yaşanan bu sorunun Türkiye’nin içinden geçtiği siyasal koşullardan farkı yok” dedi.

    “İKTİDAR FARKLILIKLARA YAŞAM HAKKI TANIMIYOR”

    Hatimoğulları konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Sizden önce demokratik İslam kongresini ziyaret ettik. Bizim bu ülkede bu coğrafyada yaşadığımız sorunlarımızın bütün farklı dinler ve inançların ortak problemler olduğunu ve çözümün ortak olduğuna dair oldukça güzel bir tartışma yürüttük. En nihayetinde mevcut olan iktidar farklılıklara yaşam hakkı tanımayan bir iktidar. Bunun bir devlet politikası, bir devlet geleneği olduğunu da biliyoruz ama bazı dönemler vardır ki baskıların renginin daha koyu olduğu dönemler… Biz sanırım öyle bir dönemden geçiyoruz.

    “EŞİT VATANDAŞLIK ANAYASAL GÜVENCE ALTINA ALINMALI”

    Burada Alevi toplumuna dönük tarih boyunca baskılar ve katliamlar yaşandığını biliyoruz. 2 Temmuz’da Turgut (Öker) başkanımızın da olduğu bir HDP heyeti ile Sivas’taydık, 3 Temmuz’da Çorum’daydık. Oradaki anmalara katıldık. Bir kez daha gördük ki yaraların iyileşmesinin bir yolu var; gerçeklerle yüzleşmek, bir yolu var; özür dilenmesi bir yolu var; gerçekten eşit vatandaşlığın anayasal güvence altına alınması gerekiyor. Aksi takdirde ne söylenirse söylensin bunun bir manası yoktur. Bugün özellikle AKP zamanında Diyanet Başkanlığı’na doğrudan artık devleti açık bir biçimde yönetmeye aday ve kültürel iktidarlarını kurma konusunda özel bir misyon biçilmiş ki zaten bu misyonu bir kat daha arttırdılar. Bugün mesela Diyanet’e akan paranın haddi hesabı yok. Birkaç bakanlığın bütçesine tekabül edecek kadar bir bütçe ayrılıyor.”

    “BU ÜLKENİN DEMOKRATİKLEŞMESİ DIŞINDA SEÇENEĞİMİZ YOKTUR”

    Hatimoğulları, “Alevi kurumlarına, Türkiye’de bulunan kiliselere farklı inanç merkezlerinin kurumlarına hiçbir manada bir destek yok ve elektrik kesintisi yapılabiliyor. Mesela su faturalarının karşılanmaması gibi… Tek tarafa güçlü bir yatırım var” diyerek eşitsizliğe de vurgu yaptı.

    “Şu bilinen bir gerçektir: Bunlar Türkiye’de yaşayan 83 milyon vatandaşın vergileri ile oluşan bütçeler. Ortak malın bir kesime harcama. Bu zalimliğin ta kendisidir gerçekten. Bu süreçte özellikle AKP’nin son zamanlarda yaptığını şuna benzetiyorum: Amerika’da George Floyd’un boğazını sıkan polis ne yaptıysa Türkiye’de bu iktidar şu an 83 milyon insana aynısını yapıyor ve nefessiz bırakıyor. Bizler bu süreçte HDP olarak bir demokratik mücadele programıyla çıktık. Bu kampanya çerçevesinde 1. Etap yürüyüşümüze başlamadan önce Türkiye genelinde bütün inanç kurumlarını demokratik kitle örgütlerini emek örgütlerini ziyaret ettik. Bizim kurtuluşumuz ortaktır. Bu ülkenin demokratikleşmesi dışında bir seçeneğimiz yoktur. Bu nedenle de bütün farklılıklarımıza rağmen ortak paydada buluşabileceğimiz zemin ve ortak yaşamı inşa etmek üzerine genel ilkeler çerçevesinde buluşmak dışında ortak mücadele etmek dışında başka bir seçeneğimiz yoktur. Yaşadığımız sorunlar ortaktır ve bu ortak zemini güçlendirmek için hep beraber çaba harcamayı umut ediyoruz.”

    KOLUMAN: CEMEVİMİZ İKİ YILDIR ELEKTRİKSİZ

    PSAKD Diyarbakır şubesi eski yöneticilerinden Cafer Koluman da, “Cemevimiz şu an elektriksiz. İki seneye gireceğiz. Yapmış olduğumuz tüm girişimler sonuçsuz kaldı” dedi.

    Koluman şunları kaydetti:

    “Benim şube başkanlığım döneminde DEDAŞ’a başvuru yaptık. DEDAŞ 2 ay sonra gecikmeli bir şekilde cevap verdi. Vermiş olduğu cevap da çok manidar. Madem siz kendinizi ibadet yeri olarak görüyorsanız o zaman bize değil de bağlı bulunduğunuz ilçe müftülüğüne başvurunuz. Biz böyle bir girişimde bulunmadık. Siz bir taraftan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın varlığını yok sayacaksınız diğer taraftan müftülük ile muhatap olacaksınız, bu asimilasyon politikasının bir parçasıdır. Dolayısıyla biz başvuru yapmadık. Valiliğe başvurduk genel bütçeden ödenmesi üzerine.” Biz Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesinden ödenmesine de karşıyız. Böyle bir talebimiz olması halinde diğer taraftan Diyanet İşleri Başkanlığı’nı meşru hale getirmiş oluruz. Dolayısıyla genel bütçeden ödenmesi için valiliğe başvuru yaptık. Ha bugün ha yarın diye bizi oyaladı açıkçası. O sırada kayyım öncesi Selçuk (Mızraklı) başkanla da bir görüşmemiz vardı. “Valilik çözemezse biz büyükşehir üzerinden çözeceğiz, dedi. Tam görüşme aşamasındayken kayyım atandı ondan sonra tüm ilişkiler koptu.”

    ÖKER: CEMEVİNİN ELEKTRİKSİZLİĞİNİ BİR AN ÖNCE ÇÖZELİM

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker ise Diyarbakır Cemevi’nin açılışında kurdeleyi kesenlerden biri olduğunu belirterek, “Çok da anlamlı bulduğumuz bir şeydi. İstanbul’da sizin 50 tane cemevinizin olmasının karşısında Diyarbakır’da Alevi potansiyelinin çok az olduğu bir yerde cemevi olmasının başka bir mesajı vardır. Ben bir karşı direnişinizin olduğunu biliyordum, bu konunun yargıda devam ettiğini biliyordum ama gerçekten buranın hiç elektriğinin olmadığını bilmiyordum. Bir an önce sonuçlandıralım.” dedi.

    Öker şöyle devam etti:

    “Siz parti olarak Alevi sorununa nasıl yaklaşıyorsunuz diye sorulduğunda, diyoruz ki bu partinin Alevi sorununa nasıl yaklaştığının simgesi Diyarbakır’daki cemevidir. Normal Alevi patlamasının olmadığı halde bu hareket, çoğulculuğa, farklı inançlara saygısını, hürmetini bir cemevi inşaatına öncülük yaparak göstermiştir. Cemevimizi açtıktan sonra Alevi dünyasında bu cemevinin açılışına dair, cemevini açan iradeye karşı saygının nasıl attığını biliyorum.”

    “CEMEVİNİN ELEKTRİĞİNİN KESİK OLMASI SADECE ALEVİLERİN SORUNU DEĞİLDİR”

    HDP İl Eş Başkanı Zeyyat Ceylan da şunları ifade etti:

    “Burası sadece aktif bir kurum değil bütün Amedlilerindir. Amedlilerin sahip çıkmak gibi bir sorumluluğu vardır. Seydaların da burayı ziyaret etmesi, buranın sorunlarını dillendirmesi gerekir. Sorunu sadece buranın yönetimimi dillendirecek? Cemevi’nin elektriğin kesik olması, sadece buradaki Alevi arkadaşlarımızın mı sorunudur? Tüm Amedlilerin sorunudur. Tüm dinamiklerin ve bir o kadar da HDP’nin sorunudur.”

    ATLI: ELEKTRİK OLMADIĞI İÇİN İBADETİMİZİ YAPAMIYORUZ, CENAZEMİZİ KALDIRAMIYORUZ

    HDP heyetinin ziyaretinden memnun olduklarını belirten PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Aydın Atlı ise, “Milletvekilimiz Tülay Hatimoğulları ve Turgut Öker başkanımızın bizi ziyaret etmeleri sevindiricidir. Gerçekten güzel bir ortam oluştu sohbet açısından. Cemevimizin sorunlarının dile getirilmesi açısından, yeni fikirlerin ortaya çıkarılması açısından. Çünkü uzun zamandır cemevimizin elektriği kesik durumdaydı ve bunun çözüme ulaşmasına yakın bir dönemdeyiz. Bu sorunun bir an önce halledilmesi istiyorduk. Bunun tabii mecliste de dile getirilmesi ya da Alevi toplumuna mal edilmesi düşüncesi paylaşıldı. Bu sorun sadece Diyarbakır’da yaşayan Alevilerin sorunu değil, aslında tüm Türkiye’de yaşayanların sorunudur. Alevilere farklı bir sıkıntı yaratma ortamı. 20 aydır biz burada ibadetimizi yapamıyoruz, cenazelerimiz kaldıramıyoruz. Bizim için gerçekten büyük bir sıkıntı. Bu konuda gerçekten büyük bir destek sunacaklarını bunu Türkiye çapında yaygınlaştıracaklarını, Meclis’te dile getireceklerini söylediler. Bu bizim için sevindirici. Toplumumuz açısından bunu bir an önce çözmeyi düşünüyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/ DİYARBAKIR

  • Diyarbakır PSAKD Başkanı: HDP’nin ‘Demokrasi yürüyüşü’ desteklenmeli

    Diyarbakır PSAKD Başkanı: HDP’nin ‘Demokrasi yürüyüşü’ desteklenmeli

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, HDP’in ‘Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü’nün desteklenmesi gerektiğini söyledi. Atlı, “Biz Aleviler Hakk ve hakikat yolunda demokratik ortamlarda adalet mücadelesine devam edenlerin her zaman yanındayız ve yanında olacağız” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), Hakkari Milletvekili Leyla Güven ile Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları’nın vekilliklerinin düşürülmesinin ardından ‘Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü’ yapacak.

    15 Haziran Pazartesi Edirne ve Hakkari’den başlayacak yürüyüş, 20 Haziran’da Ankara’da sonlandırılacak.

    İki koldan başlatılacak yürüyüş kapsamında güzergahta bulunan İstanbul, Van, Diyarbakır ve Adana’da bölgesel karşılamalar ve açıklamalar yapılacak.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, HDP’nin ‘Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü’nü değerlendirdi.

    “HDP’nin darbeye karşı demokrasi yürüyüşünü destekliyoruz” diyen Atlı, Nasıl ki sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet yürüyüşüne ve adalet mitingine destek verilmişse bu yürüyüşe de destek verilmelidir” dedi.

    Aydın Atlı, şunları kaydetti:

    “Demokrasi isteyen, demokrasi ve insan haklarını destekleyen herkesin bu yürüyüşe destek vermesi gerekir. Halkın milli iradesine ipotek koyan ve sandıkla gelenlerin yerine kayyım atayanların bu eylemlerini kabul etmiyoruz. Demokrasi için, demokratik talepleri, demokratik ortamlarda dile getirenleri destekliyoruz. Biz Aleviler Hakk ve hakikat yolunda demokratik ortamlarda adalet mücadelesine devam edenlerin her zaman yanındayız ve yanında olacağız. Hızır yardımcıları olsun.”

    PİRHA/ DİYARBAKIR

  • Diyarbakır Cemevinin elektriği hala kesik; mahkemenin kararı bekleniyor

    Diyarbakır Cemevinin elektriği hala kesik; mahkemenin kararı bekleniyor

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne bağlı cemevinin elektriği 2018 yılından bu yana hala kesik. DEDAŞ hakkında Diyarbakır Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, “İhtiyati Tedbir Talepli” açılan dava hala sonuçlanmadı. Koronavirüs salgını sebebiyle 16 Nisan’da mahkeme kararıyla cemevinde idari alanlar ve ibadet alanları ile ilgili yapılması gereken keşif de yapılamadı. 

    Diyarbakır’da Bağlar İlçesi’nde bulunan cemevinin elektrikleri 18 aydır kesik. DEDAŞ, fatura ödenmediği gerekçesiyle elektrikleri keserken, cemevi yetkilileri buranın ibadethane olduğunu belirterek camilere, kiliselere ve sinagoglara tanınan hakların cemevlerine de tanınmasını isteyerek genel bütçeden karşılanmasını istiyor.

    2014 yılından bu yana fatura ödemeyen cemevinin elektrikleri 2018 yılında kesildi. Yapılan girişimler sonuçsuz kalınca Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi Diyarbakır Şube’nin bir önceki başkanı Cafer Koluman konuyu yargıya taşımıştı.

    Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş.’ye Diyarbakır Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, “İhtiyati Tedbir Talepli” dava açılmıştı.

    Koluman, PİRHA’ya yaptığı açıklamada şunları söylemişti:

    “4.5 yıldır kimse gelip bir şey yapmadı. 2018 yılı ekim ayında haber vermeden gelip elektriği kestiler. Taziyelerimiz oluyor, cenazelerimiz oluyor, derneğin etkinlikleri oluyor, yapamıyoruz. DEDAŞ’a başvurduk. Elimizdeki emsal kararları, AİHM kararlarına atıfta bulunarak buranın bir ibadethane olduğunu ve morgun olduğunu taziyelerin, cemlerin olduğunu ve buranın Alevilerin ibadethanesi olduğundan hareketle kiliselere, camilere, sinagoglara tanınan hak neyse bizim de bu haktan faydalanmamız gerektiğini ve bunun bir vatandaşlık hakkı olduğunu ifade ettik.”

    DEDAŞ’tan kendilerine gelen yanıtı aktaran Koluman “Verilen cevap bizi müftülük ile muhatap etmek istediler. ‘Madem siz buranın ibadethane olduğunu düşünüyorsunuz o zaman müftülüğe başvurun, siz değil müftülük bizimle muhatap olsun’ dediler. İçinde Alevilerin olmadığı bir Diyanet Başkanlığı ile bizi muhatap etmek bir asimilasyon politikasıdır. Bununla ilgili valilikle görüşme talebimiz kabul edilmedi, bize randevu vermedi” demişti.

    KEŞİF YAPILAMADI

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, elektrik sorununun hala devam ettiğini söyledi.

    Atlı, “16 Nisan’da mahkeme kararıyla cemevinde idari alanlar ve ibadet alanları ile ilgili keşif yapılacaktı ama olmadı. Bizim üyelerimizle yüz yüze görüşmelerimiz oluyordu ama koronavirüs salgınından dolayı ara verdik. Güzel bir başlangıç yapmıştık fakat devam edemedik. Sorunu çözebilirdik ama salgın olayı bizi engellemiş oldu. İyi bir kamuoyu oluşturulmuştu” dedi.

    PİRHA/ DİYARBAKIR 

  • Diyarbakır PSAKD Başkan Aydın Atlı’dan Zeynep Yıldırım için adalet çağrısı -VİDEO

    Diyarbakır PSAKD Başkan Aydın Atlı’dan Zeynep Yıldırım için adalet çağrısı -VİDEO

    PİRHA – PSAKD Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’ın 20 Nisan’da Çağlayan Adliyesi’nde ilk duruşması görülecek. PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, Yıldırım için adalet çağrısı yaptı. 

    24 Temmuz 2018’de İstanbul’daki evinden gözaltına alınıp tutuklanan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’ın duruşması 20 Nisan’da İstanbul Çağlayan Adliyesi, 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 10.00’da görülecek.

    Yıldırım’ın duruşması öncesinde PİRHA’ya konuşan PSAKD Diyarbakır Başkan Aydın Atlı, İstanbul Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’ın 2 yıldan bu yana tutuklu bulunduğuna dikkat çekerek, dayanışma çağrısında bulundu.

    Yıldırım’ın yalnız olmadığına dikkat çeken Atlı, “Tutukluluklar cezaya dönüştürülmelidir. Geciken adalet, adalet değildir. Herkes için ve hiç kimsenin olmayan bir adalet istiyoruz” dedi.

    Atlı, 20 Nisan’da yapılacak duruşmaya herkesi dayanışmaya davet etti.

    PİRHA/DİYARBAKIR