Etiket: aydın aydoğan

  • Gezi direnişçisinin polisler hakkında yaptığı suç duyurusunda takipsizlik kararı

    Gezi direnişçisinin polisler hakkında yaptığı suç duyurusunda takipsizlik kararı

    PİRHA- Gezi direnişi döneminde gözaltına alınarak bombalı aracın kendisine ait olduğu yönünde ifade imzalatılmak istenen Aydın Aydoğan’ın polisler hakkında yaptığı suç duyurusunda takipsizlik kararı verildi. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Gezi olaylarına katılanlara yönelik hakaret içerikli sözleri sözlerine suç duyurusunda bulunan Aydın Aydoğan, 13 Aralık 2017’de gözaltına alındı. Bomba yüklü olduğu iddia edilen bir aracın yanına götürülmeyen çalışılan Aydın’a gözaltında işkenceyle bomba yüklü araç suçunu üstlenmesi istendi. Aydın, olaya ilişkin yaptığı suç duyurusunda Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararına rağmen bir kez daha takipsizlikle sonuçlandı.

    Aydoğan, Gezi olaylarına katılanlara yönelik sarf ettiği “çapulcu”, “kemirgen”, “terörist”, “dış mihrakların piyonu” gibi sözleri nedeniyle Erdoğan hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına “halkı kin ve düşmanlığa tahrikten” suç duyurusunda bulundu. Aydoğan, suç duyurusunun ardından 13 Aralık 2017’de İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde 3 sivil polis tarafından kendi aracıyla seyir halindeyken durdurularak gözaltına alındı.

    Mezopotamya Ajansı’ndan Ömer İbrahimoğlu‘nun haberine göre polisler, Aydoğan’dan aracıyla kendilerini takip etmelerini istedi. Daha sonra polis, Aydoğan‘ı “bomba yüklü” olduğu iddia edilen bir aracın yanına götürmek istedi. Polis, Aydoğan‘ı, “bomba yüklü olduğu iddia edilen ve etrafı güvenlik şeridiyle kapatılan alana” götürmeye çalıştı. Aydoğan, toplanan kalabalıktan birinin “Orada bombalı araç var gitmeyin” demesiyle aracın yanına gitmemek için direndi. Durumu cep telefonuyla çekmek isteyen Aydoğan, polisin saldırısına uğradı. Daha sonra emniyette götürülen Aydoğan’dan 3 gün haber alınamadı. Aydoğan hakkında dönemin milletvekili Barış Yarkadaş Meclis’e soru önergesi vermesinin ardından Aydoğan, serbest bırakıldı.

    7 YIL SONRA MUAYENE

    Aydoğan, kendisine kumpas kurmaya çalışan ve saldıran polisler hakkında 29 Haziran 2018’de Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Savcılık 4 Eylül 2018’de “kovuşturmaya yer yok” kararını verdi. Aydoğan bunun üzerine Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Anayasa Mahkemesi, 2022’de “etkin soruşturma yürütülmemesi” nedeniyle ihlal kararı verdi. Anayasa Mahkemesi’nin etkin soruşturma yürütmesi istemiyle dosyayı gönderdiği Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, bunun için yeniden soruşturma başlatan savcılık, aradan geçen 7 yılın ardından Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) rapor istedi. 7 yıl sonra Aydoğan‘ın muayene eden ATK, “Aydoğan’da darp izinin bulunduğunu, ancak olayla illiyet bağının kurulamadığı” yönünde rapor hazırladı. ATK, raporunda darbın “Aydoğan’ın hayatını etkileyecek” şekilde olmadığını belirtti.

    Savcılık ATK’nin raporuna dayanarak 27 Eylül’de bir kez daha polisler hakkında “kovuşturmaya yer yok” kararı verdi. Kararın ardından Aydoğan, Bakırköy Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne itirazda bulundu.

    “TÜRLÜ İŞKENCELER VE HAKARETLER ETTİLER”

    Erdoğan hakkında suç duyurusundan yaşananları anlatan Aydoğan, “Gündüz evimden dışarı çıktım. 2-3 genç indi ve polis olduklarını beyan ettiler, ‘Hakkınızda bir ihbar var, bizimle karakola gelmeniz lazım. Bizi kendi aracınızla takip edin’ dedi. Ben de aracımla peşlerinden giderken evimin yakınında bir caddeye indiler. Sağda büyük bir kalabalık olduğunu fark ettim. Polis şeritleri çekilmiş, ambulans, itfaiye var. Onlar durdu, ben de durdum. Polis, ‘Burada birkaç dakika işimiz var. Onu halledip gidelim’ dedi. Daha sonra beni de araçtan indirdiler. Bir polis arkamda öbürleri önümde beni olay yerine doğru yürüterek, sürüyorlar. O esnada orada bulunan yaşlı bir kadın, ‘Gitmeyin orada bombalı araç varmış’ dedi. O sıra Tahir Elçi yeni öldürülmüştü. Ben orada çakıldım kaldım. Arkamdaki polis beni itmeye çalıştı, ama ben gitmedim. O an telefonumu açtım fotoğraflarını çekeyim, dedim. Fotoğrafları çekerken, birisi arkadan sert bir şekilde vurdu ve ağzımdan tutarak beni yere yatırdı. Orada beni yüzüstü yatırıp ters kelepçelediler. Ayağa kaldırdılar yüzümün bir kısmı betona çarptı. Daha sonra beni polis aracın içine soktular ve o dönem daha sonra emniyet amiri olduğu ortaya çıkan polis, yüzüme vurdu. Ağzım kanadı. O esnada fotoğraflarımı çekti. Daha sonra birileriyle konuştu ve ‘Bunu götürün canını almayın daha sonra ben alacağım’ dedi. Beni bir yere götürdüler, türlü türlü işkence ve hakaretler ettiler” diye konuştu.

    “İFADE HAZIRLATTILAR”

    İşkenceli geçen 3 günlük gözaltından ailesiyle tehdit edildiğini ifade eden Aydoğan, “Akşama doğru bir ifade hazırlayıp geri getirdiler. İfadede, güya bombalı aracı ben getirmişim. Aracıma dokunmayın, diye bağırmışım, koşmuşum ve örgütsel sloganlar atmışım. Bu ifadeyi imzalamamı istediler. Ben imzalamadım. Daha sonra dönemin milletvekili Barış Yarkadaş Meclis’e soru önergesi verince, 3 günün sonunda beni hızlıca savcılığa çıkardılar. Savcılıktan sonra olayla bağlantım olmadığı için serbest bırakıldım, fakat soruşturma devam ediyor. Olay yüzünden ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla yargılandım, daha sonra ‘kovuşturmaya yer yok’ kararı verildi” ifadelerini kullandı.

    “AYM, ETKİN BİR SORUŞTURMA YAPILMADIĞINI BELİRTTİ”

    Olaydan sonra olay yerinden görüntü ve fotoğraflara ulaştığını ve bunlarla birlikte polisler hakkında suç Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı bulunduğu suç duyurusunda takipsizlik kararı verildiğini hatırlatan Aydoğan, bu karşı Anayasa Mahkemesi’nde bireysel başvuruda bulunduğu belirtti. AYM, etkin bir soruşturma yapılmadığı, kişinin olayla ilgili araç plakalarını vermesine ve kişilerin görüntülerini vermesine rağmen savcılığın asıl görevi olan soruşturmayı genişletmediği için dosyada ihlal kararı verip savcılığa gönderdiğini vurgulayan Aydoğan, “Dosya aynı savcının önüne geldi. Ancak dönemin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Ekrem Aydıner, dosyayı alıp ‘Ben inceleyeceğim’ dedi. Dosya 2 buçuk yıldır, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nda bekletiliyordu. Şu an yeni bir savcı geldi” şeklinde konuştu.

    7 YIL SONRA İŞKENCE İZİ ARANDI

    Kendisinin muayene için 2023’ün Şubat ayında ATK’ye giderek muayene olduğunu dile getiren Aydoğan, 2 yıl sonra ATK’nin kararını açıkladığını ifade etti. ATK’nin “olayla bir illiyet bağının bulunmadığına” değerlendirmesi yaptığını söyleyen Aydoğan, “Ben savcıya, 7 yıl sonra işkence izi mi kalır, o döneme ilişkin bütün raporlarımız var, dedim. Savcılık ise 16 Ekim’de ‘kovuşturmaya yer yok’ kararı verdi. Gerekçe, ATK raporu gösterilmiş. Savcılığın yapması gereken, olay anında geniş ve etkin bir soruşturma kapsamında götürüldüğüm karakolların kamera görüntülerini, MOBBESE’ler tespit etmeliydi. 7 yıl sonra ‘İşkence izleri kişinin hayatını etkileyecek şekilde değil’ demiş. Yani işkence var, ama hayatını etkilememiş demiş. O gün beni ağır şekilde engelli bıraksalardı. Ondan sonra mı ATK raporu uygun verecekti” diye belirtti.

    “SİYASİ KARAR”

    Savcılığa araç plakası ve MOBBESE kameralarının yerini gösterdiğinin altını çizen Aydoğan, savcılığın buna rağmen bir şey yapmadığını söyledi. Savcılığın “kovuşturmaya yer yok” kararına itiraz ettiklerini belirten Aydoğan, kararın siyasi olduğunu vurgulayarak, “Bu arada bunlardan biri o dönem emniyet müdür yardımcısıyken, Yozgat Emniyet Müdürü yapıldı. Yozgat Valiliği’nde verdiği ifadesinde, ipe sapa gelmez hakaretlerle bizi ‘terörle iltisaklı’ göstermiş. Yozgat Emniyet Müdürü, ‘Bu adam Gezi olaylarına karışmış. Barış Yarkadaş önerge verdi, o da CHP’nin milletvekili. Bunun haberini yapanlarda terörü öven gazeteler’ demiş” diye belirtti.

    MUAYENE RAPORU DEĞİŞTİRİLDİ 

    Hastane evraklarının değiştirildiğini ifade eden Aydoğan, “Beni hastanede erkek doktor muayene etti. 2019 yılında lösemi olan bir çocuğum vefat etti. Ben de o dönem Bakırköy Hastanesi’ne gittim ve hafif depresif tanısı kondu. Daha sonra savcılık ‘Aydoğan hakkında her şeyi istiyorum’ demiş. Bunlar muayene raporumu ‘alkol ve madde kullanımı’ şeklinde düzenlemişler, imzayı da bir kadın doktor atmış. Bunları da şikayet ettim. Daha sonra hastane ‘sehven’ bu işlemi yaptıklarını söyledi. Hastane çalışanlarını şikayet ettim, ama İstanbul Valisi Davut Gül, soruşturmaya izin vermedi” diye kaydetti.

    MUALİFLERE YÖNELİK TUTUM

    Muhalif duruşu bulunan kişilerin akıl sağlıklarının yerinde olmadığına yönelik hastanelere sevkini hatırlatan Aydoğan, şunları söyledi:

    “Dokunan yanıyor. Hatırlarsanız Erdoğan’a bir çiftçi sitem etmişti. Erdoğan o çiftçiye, ‘Ananı da al git’ demişti. O kişiye deli raporu aldırdıkları, hastaneye yatırdıkları basına yansıdı. Yine Avukat Dilek Ekmekçi için yurtlardaki çocuk tacizi ve istismarıyla ilgili çalışmaları nedeniyle ‘akıl sağlığı yerinde değil’ diye rapor aldırılmak isteniyor. Öyle bir sistem ki hakkınızı aradığınız an bunları önünüze koyuyorlar. Ama biz bunları kabul etmiyoruz. Gerekirse yine AYM’ye kadar gideriz. AYM’ye, AYM kararları uygulanmıyor, diyerek gideceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Aydoğan, Süleyman Soylu’nun yargılanması için İdare Mahkemesi’ne başvurdu

    Aydoğan, Süleyman Soylu’nun yargılanması için İdare Mahkemesi’ne başvurdu

    PİRHA – Cumartesi Anneleri’nin eyleminde polisin kolunu kırdığı Aydın Aydoğan, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yargılanması için İdare Mahkemesi’ne başvurdu.

    Cumartesi Anneleri’nin 25 Ağustos 2018 tarihinde Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirmek istediği 700’üncü hafta eyleminde polisin kolunu kırdığı ve saldırı sonucu vücudunun çeşitli yerlerinde kalıcı hasar meydana gelen insan hakları savunucusu Aydın Aydoğan’ın adalet mücadelesi sürüyor.

    Aydoğan, sorumluların yargılanması için gerekli soruşturma izni talebinin reddedilmesi üzerine Anayasa Mahkemesi (AYM) başvurmuştu. AYM, başvuruya dair ihlal kararı vermişti. Aydoğan, AYM kararı sonrası, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında soruşturma açılması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Bürosu’na başvurdu. Başsavcılık, Aydoğan’ın başvurusuna, “Bakanlar hakkında görevleriyle ilgili suç işledikleri iddiasıyla Meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun vereceği önerge ile soruşturma açılmasının mümkün olduğu (…)” yanıtı verdi.

    Aydoğan, bunun üzerine Soylu’nun yargılanması için gerekli soruşturma iznin verilmesi talebiyle 22 Aralık 2023’de Adalet Bakanlığına bağlı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na (TİHEK) başvurdu. Söz konusu talebin Meclis yetkisinde olduğunu belirten TİHEK, başvuruyu kabul edilemez bularak reddetti. TİHEK’in ret kararı üzerine Aydoğan, Aydoğan 23 Eylül’de Ankara 17. Bölge İdare Mahkemesi’nde TİHEK kararına itirazda bulundu.

    “ENGELLİ BİREYE DÖNÜŞTÜM”

    Başvurusunda yaşananları anlatan Aydoğan, polisin kendine uyguladığı şiddet sonucu kolunun kırıldığını ve engelli bir bireye dönüştüğünü kaydetti. Başvurusunda, Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı bireysel başvurusunun ihlal kararıyla sonuçlandığını belirten Aydın, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Bürosu’nun soruşturma için Meclis tam üye sayısının salt çoğunluğu gerekli olduğu yönündeki kararını hatırlattı.

    SORUŞTURMA İZNİ TALEBİ

    İdare Mahkemesi başvurusunda, Süleyman Soylu hakkında yapmış olduğu suç duyurusu ve TİHEK’in kararına istinaden, AKP’de milletvekilliğini sürdüren Süleyman Soylu hakkında soruşturma izni verilmesini istedi. Aydın, başvurusunda, “Herkesin kanun önünde eşit olma ilkesi gereğince ilgili bahsi geçen Meclis’te mevzuatların tamamlanarak adalet mekanizmasının işletilmesine katkı sağlanılması, eşitlik ilkesi gereğince kanun hem devleti, hem de şahısları bağlar. Tüm insanların hiçbir ayrım gözetmeksizin yalnızca insan oluşlarından dolayı eşit, özgür ve onurlu yaşama hakkına sahiptir. Herkes cinsiyet, ırk, renk, din, dil, yaş, zenginlik ya da makam gibi fark olmaksızın kanun karşısında eşittir. Gereğinin yapılmasını, hukukun üstünlüğü ilkesi gereğince soruşturma için gerekli izni gerekli kanunlar doğrultusunda talep ederim.”

    (HABER MERKEZİ)

  • TİHEK’ten Süleyman Soylu başvurusuna ret; Aydın Aydoğan’dan çağrı: Git ifade ver

    TİHEK’ten Süleyman Soylu başvurusuna ret; Aydın Aydoğan’dan çağrı: Git ifade ver

    Cumartesi Anneleri’nin eyleminde kolu kırılan Aydın Aydoğan’ın, Süleyman Soylu hakkında TİHEK’e yaptığı başvuru reddedildi. Aydoğan dokunulmazlığının kaldırılmasını talep eden Soylu’ya “Hazır dosya var. Gidip ifade verebilir” dedi.

    Cumartesi Anneleri’nin 25 Ağustos 2018 tarihinde gerçekleştirmek istediği 700’üncü hafta eylemine dönük polis saldırısında kolu kırılan insan hakları savunucusu Aydın Aydoğan’ın hukuk mücadelesi devam ediyor. Aydoğan, eyleme yasak kararı getiren dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında soruşturma başlatılması talebiyle en son 22 Aralık 2023 tarihinde Adalet Bakanlığı’na bağlı olan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na (TİHEK) başvurdu.

    TİHEK BAŞVURUYU KABUL ETMEDİ

    MA’dan Ömer İbrahimoğlu‘nun haberine göre, Aydoğan, Soylu’nun “İzin vermedik, doğrudur, ne yapsaydık anneliğin terör örgütü tarafından istismar edilmesine, terör kılıfı yapılmasına göz mü yumsaydık?” ifadelerine de başvuruda yer verdi. Aydoğan, polisin orantısız saldırısı nedeniyle engelli bir birey haline geldiğini kaydetti. Başvuruda, Soylu hakkında soruşturma izninin verilmesi gerektiği vurgulandı. TİHEK, söz konusu talebin Meclis yetkisinde olduğuna işaret ederek, başvuruyu “kabul edilemez” buldu.

    Başvurunun reddine dair konuşan Aydoğan, Anayasa Mahkemesi’nin kolunun kırılmasına dair verdiği ihlal kararını anımsattı. Aydoğan, ihlal kararı sonrası sadece polislerin yargılandığına işaret ederek, Soylu hakkında herhangi bir işlemin yapılmadığını söyledi. Kanun önünde herkesin eşit olduğunu dile getiren Aydoğan, “Aynı dönemde Can Atalay için iradesini kullanan Meclis, Süleyman Soylu hakkında neden bu iradesini kullanmadı? TİHEK’in, yaptığım başvuruyu reddetmesi hukuksuzdur. TİHEK cevabında karara ilişkin 60 gün içinde Ankara Bölge Mahkemesi’ne itiraz edebileceğim söylendi” dedi.

    SOYLU’YA ÇAĞRI: GİT İFADE VER

    Soylu’nun geçtiğimiz günlerde dokunulmazlığının kaldırılması için Meclis’e dilekçe verdiğini anımsatan Aydoğan, “Soylu, yargılanmak istediğini beyan ediyor. Aslında Soylu yargılanmayacağını çok iyi biliyor. Bu sistemde Soylu’nun yargılanmasının imkansız olduğunu kendisi de bildiği için rahat bir şekilde Meclis’in tatile girdiği gün dilekçe veriyor. Hazır, bu dosya var. Bu dosya Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Bürosu’nda, kendisi oraya gidip ifade verebilir” dedi.

    Soylu’nun Cumartesi Anneleri’nin eylemine dair beyanlarının “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” olduğunu söyleyen Aydoğan, “Toplumun belli bir kısmını siyasal nedenlerle ötekileştirmiştir. Bu bir suçtur. Kanunda bir kişiye ‘terörle iltisaklı’ dediğiniz zaman bunu kanıtlamak zorundasınız. Soylu’dan ricamızdır; gelsin ifadesini versin. Dokunulmazlığının kaldırılmasına gerek yok. Hazır dosyalar var. Kaldı ki sadece bu değil, bununla ilgili belki yüzlerce dosya vardır” şeklinde konuştu.

    ‘HUKUKSUZLUK ÜLKEYİ MAHVEDİYOR’

    TİHEK kararına itirazda bulunacağını aktaran Aydoğan, şunları söyledi: “Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin vereceği karar doğrultusunda dosyayı AYM’ye göndereceğiz. AYM’ye de daha önce hakkımda aldığı ‘ihlal’ kararını hatırlatarak, tekrar karar vermesini isteyeceğiz. Yine AYM’nin vereceği karar doğrultusunda dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) götüreceğiz. Kimse hukuk karşısında bir özerkliğe sahip olamaz. Hukukun üstünlüğü bu ülkede galip geldiği zaman aslında bütün sorunlarımız hal olacak. Ekonomik yoksulluk, savaş hepsi yok olur. Hukuksuzluktur bu ülkeyi mahveden. Suç işleyenler eninde sonunda cezalandırılacaktır” diye belirtti.

    NE OLMUŞTU?

    Cumartesi Anneleri, 25 Ağustos 2018 tarihinde 700’üncü hafta eylemlerini Galatasaray Meydanı’nda düzenlemek istedi. Ancak eylem, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun talimatıyla Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından yasaklandı. Polisler, Cumartesi Anneleri’ne saldırarak, kitleye karşı göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi kullandı.

    Cumartesi Anneleri ve onlara destek vermek için eyleme katılan 46 kişi hakkında “Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” ve “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” iddiasıyla dava açıldı. Söz konusu davanın yargılaması halen devam ediyor.

    Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü hafta eylemine katılanlardan birisi de Aydın Aydoğan’dı. Eylemde polis şiddetine maruz kalan Aydoğan’ın kolunun birçok yerinde kırık meydana geldi. Ayrıca vücudunun çeşitli yerlerinde toplam 27 plastik mermi isabet etti.

    Aydoğan, polisler ve Soylu hakkında 15 Mart 2022’de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Polisler hakkındaki soruşturmada “takipsizlik” kararı verildi. AYM, polisin “orantısız güç kullanarak, toplantı, gösteri ve yürüyüş hakkını engellendiğine” hükmederek “ihlal” kararı verdi.

    Soylu hakkındaki başvuru ise “yetkisizlik” kararı verilerek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Bürosu’na gönderildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, “yetkisizlik” kararı vererek, soruşturma izni için Meclis’e başvurulması gerektiğini kaydetti. Aydoğan, bunun üzerine 11 Aralık 2023’te Meclis’e dilekçe verdi. Ancak talepler reddedildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Erdoğan’ın damadından, depremzede yakını Aydoğan’a 150 bin liralık tazminat davası

    Erdoğan’ın damadından, depremzede yakını Aydoğan’a 150 bin liralık tazminat davası

    PİRHA- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar, depremde yakınlarını kaybeden Aydın Aydoğan’a 150 bin liralık manevi tazminat davası açtı.

    Gezi Direnişi’nde polisin attığı gaz fişeğiyle ayağından yaralanan Aydın Aydoğan, bu kez de AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar’ın açtığı 150 bin liralık manevi tazminat davasıyla karşı karşıya kaldı.

    Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinde yakınlarını yitiren Aydoğan’a karşı açılan davanın sebebi Selçuk Bayraktar’a ait İHA ve SİHA’larla ilgili yapmış olduğu sosyal medya paylaşımı.

    Depremde on binlerce yurttaş yaşamı yitirirken AKP iktidarının, depreme müdahalede ne kadar yetersiz olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştı. Bu süreçte birçok yurttaş deprem bölgelerinde İHA ve SİHA’lardan belirli bir süre görüntü alınamamasını eleştirmişti.

    Aydın Aydoğan kendisine, ‘İHA ve SİHA sistemlerine kamuoyu tarafından duyulan güvenin sarstığı ve başarılarını karaladığı’ gerekçesiyle açılan davada adil yargılama yönünden endişelerinin olduğunu dile getirdi. 17 Ekim’de İstanbul 30. Asliye Hukuk Mahkemesi davayı usulden reddine karar vererek, Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderdi.

    “BU MANEVİ DEĞİL TİCARİ BİR ENDİŞE”

    soL Haber’e konuşan Aydoğan, Bayraktar’ın bu davayı açmasının sebebinin “manevi kayıp” yaşaması değil “ticari bir endişe” nedeniyle olduğunu belirterek 13 bin liralık aylığıyla kendisinden 150 bin lira tazminat istenmesine de tepki gösterdi. Depremde bunca acı yaşanırken Selçuk Bayraktar’ın bu davayı açması sadece ticari bir endişedir ama manevi bir kayıp yaşadığı için bu tazminat davasını açtığını beyan etmiştir” dedi.

    Aydoğan şunları dile getirdi:

    “Şahsıma açtığı davayı AFAD Başkanı ve bunu söyleyen diğer yetkililere açmalıydı. Bu şekilde bir depremzedeye acıları taze iken dava açması kabul edilemez bir insani durumdur. 50 binden fazla kişinin öldüğü, yüz binlercesinin yaralandığı, milyonlarca kişinin etkilendiği böyle bir durumda bu davayı açması kabul edilemez. Bu tüm depremzedelere açılmış bir davadır. Adalet eminim yerini bulacaktır kimse adaletten ve hukuktan üstün değildir. Bir sonraki duruşmada Selçuk Bey’in dinlenmesini talep edeceğim, nasıl bir manevi kayıp yaşamış bunu mahkemeye anlatmasını isteyeceğim. Milyonlarca depremzede vatandaş adına bu davaya katılacağım, yitirdiğimiz canların ve kayıpların adına katılacağım.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Gezi’de yaralanan Aydın Aydoğan hakkında yeniden dava açıldı

    Gezi’de yaralanan Aydın Aydoğan hakkında yeniden dava açıldı

    PİRHA- Gezi eylemleri sırasında sağ ayağından yaralanması sonucu engelli olan Aydın Aydoğan hakkında ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ iddiasıyla yeniden dava açıldı. 

    Gezi eylemleri sırasında gaz fişeğiyle sağ ayağından yaralanan ve yüzde 43 engelli kalan Aydın Aydoğan hakkında sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasıyla geçen yıl soruşturma başlatılmıştı. Aydoğan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin “darbeyi eniştemden öğrendim” ifadelerine yönelik eleştirileri ve ‘Sansür Yasası’na yönelik yaptığı bazı açıklamaları soruşturma konusu olmuştu. Suç duyurusunun ardından Aydoğan, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde ifade verdikten sonra soruşturma 27 Şubat’ta Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kapatılmıştı. Ancak yaklaşık 4 ay sonra, aynı savcılık tarafından soruşturmanın yeniden başlatılması için Adalet Bakanlığı’na fezleke sunuldu.

    İktidarın ‘baskı uygulamalarını’ giderek arttığını ifade eden Aydoğan, “Ben Anayasa’nın 26. maddesi çerçevesinde eleştiri hakkımı kullandım. Bu dava dosyaları Türkiye’deki adalet sisteminin ne hale getirildiğinin birer örneğidir” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Savcı, Gezi’de yaralanan Aydın Aydoğan’ı darp eden polisleri akladı

    Savcı, Gezi’de yaralanan Aydın Aydoğan’ı darp eden polisleri akladı

    PİRHA- Gezi eylemlerinde polisin attığı gaz kapsülüyle yaralanan Aydın Aydoğan, Aralık 2017’de Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunduktan sonra evinin yakınlarında sivil polislerce darp edilmişti. Bakırköy Başsavcıvekili Ekrem Aydıner,  polislerin şikayetçi Aydoğan’a kötü muamelede bulunduğuna dair yeterli delil olmadığını savundu. 

    Gezi eylemlerinde polisin attığı gaz kapsülüyle yaralanan Aydın Aydoğan, Aralık 2017’de Gezi eylemleriyle ilgili sözlerinden dolayı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunduktan sonra öğlen vakitlerinde evinin yakınlarında sivil polis aracı tarafından durdurulmuştu.

    Polisler ona ismiyle hitap ederek hakkında şikayet olduğunu söylemiş, kendilerini takip etmesini istemişti. Aydoğan, polisleri takip ederken kalabalığın bulunduğu alana girmiş, polisler durunca o da durmuştu. Aydoğan, güvenlik şeridi çekili alanda bomba ihbarı yapılmış bir araç olduğunu o anda fark etmişti.

    Aydoğan, kendisini oraya götüren polislerin fotoğrafını çekmek isterken başka bir polis tarafından tartaklanarak yere düşürülmüştü. Dövülerek ters kelepçeyle gözaltına alınan Aydoğan, bir araca bindirilip önce Yenibosna’daki bir karakola, oradan da Vatan Caddesi’nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürülmüştü.

    Polisler, Aydoğan’dan Erdoğan hakkındaki şikayetinden vazgeçmesini ve kendilerinin hazırladığı ifadeyi imzalamasını istemişti. Bomba ihbarı yapılan aracı oraya kendisinin getirdiğini kabul etmesi için zorlanan Aydoğan, sağlık problemleri olduğunu belirtmesine rağmen iki gün boyunca dövülmüş ve tehdit edilmişti. Maruz kaldığı kötü muameleyi Adli Tıp Kurumu raporuyla kayıt altına alan Aydoğan, yaşadıklarından dolayı şikayetçi olsa da dosya takipsizlik kararıyla kapatılmıştı. Aydoğan da dosyayı AYM’ye taşımıştı. AYM, Nisan 2022’de Aydoğan’ın başvurusuyla ilgili hak ihlali kararı verince polislere de soruşturma yolu açılmıştı.

    Diken’den Canan Coşkun’un haberine göre, Bakırköy Başsavcıvekili Ekrem Aydıner’in yürüttüğü soruşturma kapsamında emniyet, şüpheli polislerin bazılarının adresine ulaşamamış, ifade veren şüpheli polisler de “Hatırlamıyorum” demişti. Şüpheli polislerden Kenan Şaban Süzgün’ün de AYM kararından dört ay sonra Kasım 2022’de 1’inci sınıf emniyet müdürü yapıldığı ortaya çıkmıştı.

    KAMERA KAYITLARI YOK

    Savcı Aydıner, 31 Mart 2023 tarihli takipsizlik kararında, polis merkezinden olay gününe ilişkin kamera kayıtlarını istediklerini, ancak kameraların teknik özelliği gereği en fazla bir ay süreyle kayıt tutulduğundan bunlara ulaşılamadığını belirtti.

    Gözaltında tutulurken Bahçelievler Devlet Hastanesi’ne götürülen Aydoğan’a ‘Darp yoktur’ raporu verilmişti. Savcı Aydıner, raporu veren doktorun tanık olarak dinlendiğini kaydederek Aydoğan’a kötü muamele uygulandığına dair bir sonuç elde edilemediğini savundu.

    Savcı Aydıner, şüpheli polislerin kimliğinin tespit edildiğini belirterek, bu kişilerin Aydoğan’a kötü muamelede bulunduğuna dair dava açılması için yeterli delil elde edilemediğini öne sürdü. AYM kararında toplanmadığı belirtilen delillerin elde edilmesinin mümkün olmadığını savunan savcı, polislerin kötü muamelede bulunduğuyla ilgili de delillerin toplanamadığını kaydetti.

    Aydın Aydoğan, savcı Aydıner’in takipsizlik kararına itiraz edeceğini, ret kararı verilirse yine AYM’ye başvuracağını aktardı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Erdoğan’ın damadından Aydın Aydoğan’a 150 bin TL’lik dava

    Erdoğan’ın damadından Aydın Aydoğan’a 150 bin TL’lik dava

    PİRHA-AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar, depremlerin ardından İHA ve SİHA’ların afet bölgesinden görüntü aktaramamasıyla ilgili paylaşım yapan Aydın Aydoğan hakkında 150 bin TL’lik manevi tazminat davası açtı. Aydoğan Gezi direnişi sırasında polisin attığı gaz kapsülüyle ayağından yaralanmıştı. 

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar, Maraş merkezli depremlerin ardından, İHA ve SİHA’ların afet bölgesinden görüntü aktaramamasıyla ilgili sosyal medya paylaşımına dava açtı. Kişilik haklarının zedelenerek hakarete uğradığını savunan Bayraktar, 150 bin TL manevi tazminat talep ediyor.

    Gezi Parkı eylemleri sırasında polisin attığı gaz kapsülüyle ayağından yaralanan Aydın Aydoğan, Twitter hesabından İHA ve SİHA’ların deprem bölgesine müdahale edemediğini paylaşırken, Selçuk Bayraktar söz konusu paylaşıma avukatları aracılığıyla dava açtı.

    Diken’den Canan Coşkun‘un haberine göre, İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’ne sunulan 120 sayfalık dava dilekçesine yaklaşık 100 sayfa İHA ve SİHA’larla ilgili ulusal ve uluslararası mecralarda yayınlanan ‘övücü’ haberler eklendi. Aydoğan’ın paylaşımıyla ‘İHA ve SİHA sistemlerine kamuoyu tarafından duyulan güveni sarstığı ve başarılarını karaladığı’ iddia edildi. Dilekçeye göre, dava konusu tweet nedeniyle Bayraktar’ın onur, şeref ve saygınlığı rencide edilmiş.

    “BENİM YERİME AFAD BAŞKANINI MAHKEMEYE VERSEYDİ”

    Bayraktar’ın davası İstanbul 30’uncu Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından kabul edildi. Mahkeme, ön inceleme yaptıktan sonra kararını açıklayacak. Hakkında dava açılan Aydın Aydoğan ise Diken’e şunları söyledi:

    “Deprem olduktan sonra iki gün boyunca telefonla hiçbir yere ulaşamadım. İletişim sağlanabildiğinde 10 Şubat’tan sonra kuzenimin ailesi enkaz altında olduğunu öğrendim. İletişim sağlandıktan sonra da interneti kapattılar. Kuzenim ve çocukları enkazda can verdi.

    İHA ve SİHA’ların uçamadığıyla ilgili haberlerin yayınlandığı günlerde ben de eleştiri hakkımı kullandım. Kaldı ki sadece eleştirmedim, iddiayla ilgili haberleri de paylaştım, AFAD başkanının söylediklerini paylaştım. Beni mahkemeye vereceğine AFAD başkanını verseydi.

    Demokratik ülkelerde idareciler eleştiriye açıktırlar. Kaldı ki ülkede bir afet yaşanmış. Devletin verdiği rakamlara göre 51 bin insan vefat etmiş, binlerce kişi yaralanmış, milyonlarca insan iç göçmen olmuşken en ufak bir eleştiriye tahammül edememek anlaşılır gibi değil.

    Bu tahammülsüzlük Gezi’ye olan öfkelerin hala sıcak olduğunun bir kanıtı. Hakkımda 150 bin TL’lik manevi tazminat davası açmış Selçuk Bayraktar’a sözüm şudur: Ben bunu ödeyemem, bizim milyon dolarlık şirketlerimiz yok. Asgari geçim şartlarında ülkede hayatta kalmaya çalışan bireyleriz. AFAD başkanının basın toplantısında söylediklerini paylaştım sadece. Beni mahkemeye vereceğine AFAD Başkanını verseydi anlaşılırdı. Üç gün ulaşabildik yakınlarımızı bu seferde bant daraltıldı anlamak mümkün değil yani özür dileriz ama bizler öldük o gün öldük.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Gezi eylemlerinde şiddet uygulayan polis, emniyet müdürü yapıldı

    Gezi eylemlerinde şiddet uygulayan polis, emniyet müdürü yapıldı

    PİRHA- Gezi eylemlerinde gaz fişeğiyle yaralandığı için Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunmasının ardından gözaltına alınan Aydın Aydoğan’a karakolda kötü muamelede bulunulmuştu. Aydoğan’a işkence yapanlar hakkında soruşturma açılması gereken polis memurlarından Kenan Şaban Süzgün’ün 1’inci sınıf emniyet müdürü yapıldığı ortaya çıktı. 

    Gezi eylemlerinde gaz fişeğiyle yaralandığı için AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunmasının ardından ‘bombalı araç’ gerekçesiyle gözaltına alınan Aydın Aydoğan’a karakolda kötü muamelede bulunulmuştu. Aydoğan’a kötü muamelede bulunan ve hakkında soruşturma açılması gereken polis memurlarından Kenan Şaban Süzgün’ün Kasım 2022’de 1’inci sınıf emniyet müdürü yapıldığı ortaya çıktı.

    Diken’de yer alan habere göre, Aydoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında 2013 yılında suç duyurusunda bulunmasının ardından polisler tarafından evinin yakınlarında gözaltına alınmış, kendisini aracıyla takip etmesini isteyen polisler bir süre sonra bombalı araç ihbarı yapılan bir yerde durmaları gerektiğini söyleyip durmuşlardı. Bu esnada Aydoğan, gerekli olabileceğini düşünerek kendisini olay yerine getiren polislerin fotoğrafını çekti. Aydoğan’a ilk darp burada başladı.

    “SEN KİMSİN CUMHURBAŞKANINI ŞİKAYET EDİYORSUN”

    Polisler tarafından yere düşürüldüğünü ve yerdeyken karnına ve sırtına tekme atıldığını belirten Aydoğan, olay yerindeki insanların tepkisi üzerine şiddetin durduğunu ve ters kelepçe takılarak gözaltına alındığını söyledi. Daha sonra bu rütbeli polisin diğer polislere “Bunun canını almayın, gelip ben alacağım” dediğini aktaran Aydoğan, kendisi hakkında terörden işlem yapılması talimatı verildiğini anlattı.

    Aydoğan, Bahçelievler’deki Kocasinan Polis Merkezi’ne götürüldüğü ve uzun süre ters kelepçeyle tutuldu. Su verilmeyen ve tuvalete gitmesine izin verilmeyen Aydoğan, bir süre sonra aralarında müdürlerinin de olduğu kalabalık bir grup polis tarafından darp edildi. Müdür, bu esnada Aydoğan’ın boynunu sıkarak “Sen kimsin cumhurbaşkanını şikayet ediyorsun?” dedi.

    ZORLA İFADE İMZATILMAYA ÇALIŞILDI

    Aydoğan’a daha sonra bombalı aracı bulunduğu yere kendisinin getirdiğine dair hazır bir ifade imzalatılmaya çalışıldı. Aydoğan, serbest bırakılmasının ardından kötü muamelede bulunan polisler hakkında da suç duyurusunda bulundu. AYM takipsizlik kararı verilerek kapatılan dosyada polislerin ‘kötü muamele yasağını’ ihlal ettiğine hükmetmişti.

    AYM, Nisan 2022’de verdiği kararda, polisler hakkındaki kapatılan dosyanın yeniden açılmasını ve ihlal nedenlerini ortadan kaldıran bir karar verilmesi gerektiğini belirtmişti. Aydoğan’a ayrıca 45 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetmişti.

    ŞİDDET UYGULAYAN POLİS EMNİYET MÜDÜRÜ YAPILDI

    AYM’nin kararı gereği, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kapatılan dosya Bakırköy Başsavcısı Ekrem Aydıner tarafından yeniden açıldı. Aydıner, yakalama tutanağında imzası bulunan polisler Kenan Şaban Süzgün, Vural Duran, Hafız Osman Güven, Selim Kop, Hakan Eser ve Mustafa Ünver’in görev yerlerinin bildirilmesi için 14 Kasım 2022’de İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne yazı gönderdi.

    Emniyet, 16 Kasım’da Aydıner’e yolladığı cevapta polislerin adres bilgilerine ulaşamadığını belirtti. Yazıda, polislerden Kenan Şaban Süzgün’ün Teftiş Kurulu Başkanlığı’nda görevliyken 1 Kasım 2022’den itibaren Yozgat İl Emniyet Müdürü olarak atandığı kaydedildi. Selim Kop’un Trabzon’da, Hakan Eser’in de Kayseri’de görevlerine devam ettiği aktarıldı. İfadesi alınan polisler arasında eski Bahçelievler Emniyet Müdürü Süzgün yer almadı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Aydın Aydoğan’ın açtığı son Gezi davası da kapatıldı!

    Aydın Aydoğan’ın açtığı son Gezi davası da kapatıldı!

    PİRHA – Gezi eylemlerinde polisin gaz fişeğiyle ayağından vurulan ve yüzde 42 engeli oluşan Aydın Aydoğan’ın davası ‘zamanaşımı’ gerekçesiyle kapatıldı. Böylelikle Gezi eylemleri sonucu açılan son dava da kapatılmış oldu.

     2013 yılında Gezi Parkı eylemlerinde polisin attığı gaz fişeğiyle ayağından vurulan Aydın Aydoğan, geçirdiği iki ameliyat sonrasında yüzde 42 engelle yüz yüze kaldı.

    Aydoğan, maruz kaldığı polis şiddeti sebebiyle 2013’te suç duyurusunda bulundu. Yürütülen soruşturma kapsamında 16 şüpheli polis tespit edildi. İlk olarak 2014’te sorgulanan şüpheli polisler, ifadelerinde Aydoğan’ın vurulduğunu hatırlamadıklarını iddia etti. Dönemin savcısı Mehmet Selim Kiraz, öldürülmeden önce dosyayı Ulusal Kriminal Dairesi’nde bilirkişiye gönderdi. Soruşturma izni çıkmaması üzerine Aydoğan ve avukatı İdare Mahkemesi’ne itiraz etti. Mahkeme, Aydoğan’ın dosyasını iki kere Faili Meçhul Suçlar Bürosu’na gönderdi.

    DARBE SONRASI GİZLİLİK KARARI

    15 Temmuz darbe girişimi sonrasında dosyaya gizlilik kararı getirildi. Aydoğan, bir türlü savcıya ulaşamadı. Savcının değişmesi sonrası Aydoğan, Ulusal Kriminal Dairesi’nin raporunun dosyada olmadığını fark etti. Aylarca dilekçe yazarak raporun akıbetini soran Aydoğan, en son “adli emanette” cevabını aldı. Bunun üzerine harekete geçen Aydoğan, raporların adli emanette de olmadığını anladı. Savcı, dosyanın zamanaşımının dolmasına 4 ay kala dosyayı kabul ederek tekrar bilirkişiye gönderdi.

    İlk bilirkişi raporunda tespit edilen 16 şüpheli polis, ikinci bilirkişi raporundan da çıktı. Aydoğan, 28 Kasım’da ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan gelen tebligat ile dosyanın ‘zamanaşımı’ gerekçesiyle ‘kovuşturmaya yer yok’ diyerek kapatıldığını öğrendi. Aydoğan’ın davasının kapatılmasıyla Gezi’de açık kalan son dava da kapatılmış oldu.

    “AYM’YE BAŞVURACAĞIZ”

    ‘Kovuşturmaya yer yok’ kararı sonrası halktv.com.tr’ye konuşan Aydoğan, kararın gerekçesini ‘komik’ olarak değerlendirerek şunları söyledi:

    “Zamanaşımı dolduğu için kararı vermiş. Ben savcıyla görüştüm. ‘Dosyada bilirkişi raporu kayıptı’ dedim. O da ‘biz gereğini yaptık’ dedi. Bilirkişi raporunun kayıp olmasının bedelini bize ödetiyorlar. Savcı, ‘Git Anayasa Mahkemesi’ne başvur’ dedi. Biz zaten Anayasa Mahkemesi’ne başvuracağız.

    Daha önce savcı Mehmet Selim Kiraz döneminde de hastane raporlarım değiştirilmişti. İlk raporda ‘Gaz fişeğiyle vurulmuştur’ yazıyorken ikinci raporda ‘dayak sonrası gözetim’ yazmışlar. Karşımızda koca bir güç var. Vurulduğumu, sakat kaldığımı ispat etmeye çalışıyorum. Hakkımı arıyorum. Samanlıkta iğne arar gibi adalet arıyorum. Gezi’de açık kalan son dava usulsüz bir şekilde kapatıldı.”

    “ŞİDDET EYLEMLERİNİN CEZASIZLIK KORUMASINA ALINDIĞI BİR HAKİKAT”

    Avukat Hacer Çekiç ise kapatılan davaya dair şu yorumu yaptı:

    “Savcılık ve Valilik 8 yıldır soruşturma dosyasının adeta zamanaşımına uğraması için çabalamış. 2 kez İdare Mahkemesi’nden karar aldık, fail kolluk hakkında soruşturmanın yürütülmesi için. Dosya Memur Suçları Bürosu’ndan Faili Meçhul Bürosu’na gönderildi. Aylarca burada doğru düzgün işlem yapılmadan bekledi. Sadece bu dosyada değil kolluğun fail olduğu dosyalarda, gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında dosyaların zamanaşımına uğraması olağan bir pratik uygulama haline dönüşmüştür yıllardır. Ve bu yolla da kolluğun hukuka aykırı şiddet eylemlerinin cezasızlık korumasına alındığı da maalesef bir hakikat. Bizim dosyamız da bu hakikatten payını almış durumda.”

    Kaynak: halktv.com.tr

  • Polis müdahalesiyle kolu kırılan Aydın Aydoğan’dan, Soylu hakkında suç duyurusu

    Polis müdahalesiyle kolu kırılan Aydın Aydoğan’dan, Soylu hakkında suç duyurusu

    Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü hafta eyleminde polis müdahalesiyle kolu kırılan Aydın Aydoğan, Bakan Soylu hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Artı Gerçek’te yer alan habere göre; İçişleri Bakanlığı tarafından hedef gösterilen Cumartesi Anneleri’nin 25 Ağustos 2018’de gerçekleştirdiği 700’üncü hafta eylemi engellendi. Galatasaray Meydanı’na çıkmak isteyen Cumartesi Anneleri, polisin sert müdahalesine maruz kaldı. Müdahalede kolu kırılan Aydın Aydoğan, bunun sorumlusunun İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olduğunu belirterek, Soylu hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Aydoğan, suç duyurusunda Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü haftasının oturma eylemi için Beyoğlu’na gittiğini ama eylemin başlamasına zaman kaldığı için bir pasajda oturduğunu belirterek, “Pasajda arkadaşlarla çay içerken, polis pasaja girerek yoğun şekilde biber gazı sıkmaya başladı. Polislerin amiri olduğu anlaşılan 3 yıldızlı komiser pasajda bulunanlara hakaret etti” ifadelerine yer verdi.

    “TÜM VÜCUDUMA PLASTİK MERMİ SIKTILAR”

    Polise hakaret etmemesi için uyarıda bulunduğunu belirten Aydoğan, “Bize hakaret etmeyin deyince, pasajda bulunanlara hakaret eden komiser yanındaki polislere ‘bunu alın’ diyerek gözaltına alınmam yönünde talimat verdi. Bunun üzerine kalabalığının içinden bir polis beni itip yere düşürdü. Ben yerdeyken bu kez de cop ile sol elime ve yüzüme vurmaya devam etmiştir. Yanımda bulunan arkadaşların duruma müdahale etmek istemesi üzerine polisler bu kez de pasajda bulunan diğer insanlara vurmaya başladı. Bu sırada ayağa kalkıp olay yerinden uzaklaşmaya çalışırken polisler sırtıma, ayaklarıma ve tüm vücuduma plastik mermi sıktı” diye belirtti.

    “SOL KOLUM KIRILDI”

    Saldırı nedeniyle kendinden geçmiş bir şekilde olay yerinde bulunan bir mekana sığındığını dile getiren Aydoğan, sonrasında kendi imkanları ve bir arkadaşının yardımıyla Haseki Eğitim Araştırma Hastanesine gittiğini ifade etti. Buradaki tetkiklerden sonra evine gönderildiğini belirten Aydoğan, “Ancak gece kolumun ağrısından uyuyamadım. Bakırköy Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesi’ne gittim. Sol kolum kırılmıştı. 45 günlük rapor verildi. Kolluk kuvvetinin hukuka aykırı şiddet eylemi neticesinde elimde oluşan kırıktan dolayı defalarca tedaviye tabi tutuldum ve en son olduğum ameliyat neticesinde sol elimi kullanma kabiliyetimi büyük oranda yitirdim” ifadelerine yer verildi.

    Polisin hukuka aykırı müdahale eyleminin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından savunulduğunu belirten Aydoğan, dilekçesinde şunları kaydetti:

    “Süleyman Soylu’nun bu konudaki tüm açıklamaları bütün olarak incelendiğinde, olay günü kolluk kuvvetinin halka saldırması ve şiddet uygulaması talimatının da Bakanlık tarafından verildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olay nedeniyle haksız ve hukuka aykırı şekilde kolluğun şiddetine, hakaret ve tehdidine uğramam, neticesinde sol elimi kullanma kabiliyetimi büyük oranda yitirmeme neden olan kolluk eylemlerinin İçişleri Bakanı’nın talimat ve gözetiminde gerçekleştiği de somuttur. Bu nedenle kolluğun hukuka aykırı şekilde uyguladığı şiddet, hakaret ve tehdide maruz kalmamın keza toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkımın orantısız ve gerekçesiz şekilde ortadan kaldırılmasının talimatlarının İçişleri Süleyman Soylu tarafından verilmiş olması nedeniyle, Soylu hakkında soruşturma açılmasını ve nihayetinde hakkında kamu davası açılmasını saygılarımla talep ederim.”

    (HABER MERKEZİ) 

  • Polis bileğini kullanamaz hale getirdiği Aydın Aydoğan’ın tazminat talebine ret

    Polis bileğini kullanamaz hale getirdiği Aydın Aydoğan’ın tazminat talebine ret

    PİRHA- Yaklaşık 3 yıl önce Cumartesi Anneleri’nin 700. hafta eylemi sırasında polis saldırısına uğrayan Aydın Aydoğan, ağır darp sonucu vücudunda kırıklar oluşması üzerine İçişleri Bakanlığı hakkında tazminat talebinde bulunmuştu. Aydoğan’ın tazminat talebi reddedildi.

    Cumartesi Anneleri buluşmasının 700. haftasında polis müdahalesi sonrası kolu kırılan Aydın Aydoğan’ın, İçişleri Bakanlığı’na açtığı 10 bin TL maddi, 50 bin TL manevi tazminat talebi reddedildi. Aydoğan’ın dosyasında, olay anına ait görsellerin bulunmasına rağmen idare mahkemesi kararında, “Davacının katılıp katılmadığının belli olmadığı” kaydedildi. Kararda, Aydoğan’ın olay yerinde yaralandığının tespit edilemediği de ileri sürüldü.

    Sol bileğinde ve kolunda polis şiddeti sonucu kalıcı hasar oluşan Aydoğan olay gününü anlattı.

    “Polis başlarında bir emniyet müdürü ile baskın yapar gibi pasaja girdi” diyen Aydoğan, kendisi orada çay içerken polisin sinkaflı küfür ederek üzerlerine geldiğini, kendisininse “Ne küfür ediyorsun” demeye varmadan emniyet müdürünün “Gözaltına alın bunu” talimatı verdiğini aktardı.

    Aydoğan direniş gösterdiğindeyse polisin kendisini yere düşürdüğünü ve yüzüne gelecek şekilde copla vurmaya başladığını söyleyerek “Elimle kendimi korumaya çalışırken hepsi vurmaya devam etti, elime gelen ağır cop darbeleri artık dayatılamaz olduğu sırada bir sıçrama ile atağa kalkıp kurtulup kaçmaya başladım” dedi.

    Kaçmaya başladığındaysa polisin kendisine plastik mermiyle ateş etmeye başladığı Aydoğan, arka taraftan kaçmayı başarmış ve bir arkadaşı vasıtasıyla Haseki Hastanesi’ne gitmişti.

    Burada ilk kanama durdurulurken kendisine bir şeyinin olmadığını söyleyip Aydoğan’ı taburcu ettiler. Ancak daha sonra Bakırköy Sadi Konuk Hastanesi’ne giden Aydoğan, “Burada çekilen filmlerde kolumda birkaç yerde kırık olduğu ortaya çıktığı için alçıya almamız gerekli dediler” şeklinde konuştu.

    3 sene sonra hâlâ soruşturma izni verilmediğini belirten Aydoğan, “Tüm itirazlarımıza rağmen olmadı, görüntüleri sunduk aktüel video sunduk, şahitlerimiz olan sanatçımız Orhan Aydın ve modacı Barbaros Şansal’ında dinlemesini talep ettik, savcılık dinlemedi” dedi.

    Bölge idare mahkemesinde İçişleri Bakanlığı aleyhine 50.000 manevi 10.000 liralık maddi tazminat davası açan Aydoğan’ın talebi İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nce reddedildi.

    PİRHA‘ya gönderdiği mesajında Aydoğan şunları kaydetti:

    “Dosyayı istinafa götüreceğiz ordanda olumlu bir karar çıkmaz ise Anayasa mahkemesine taşıyacağız taki gerçek adalet yerini bulana kadar.
    Sol bileğimde polis kolu ve şiddeti sonucu kalıcı hasar olmuştur ve engelli bir birey oldum. Şu anda kırık bilekte olduğu için kaynamıyor ameliyatta riskli bulunuyor.
    İdare Ayrıca mahkeme masraflarını ve avukatlık ücretini talep etmekteler şu anda bunu düşünüyorum.
    Hakkını aramak para ile olmuş bu tür mahkemeler ile tarafıma ekonomik bir linç yapılmaktadır maddi zorluklara tarafımı itmektedir
    Bunu asla kabule edemeyiz yani adaletsizliği. Bir gün ülkeye adalet, hukuk geldiği zaman bu hukuksuzlukların tek tek hesabı sorulacak.”

    (HABER MERKEZİ) 

  • Gezi’de yaralanan Aydoğan: 8 yıldır devlete vurulduğumu ispat edemedim!

    Gezi’de yaralanan Aydoğan: 8 yıldır devlete vurulduğumu ispat edemedim!

    Gezi eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeğiyle sağ ayağından yaralanan Aydın Aydoğan’ın, İstanbul Valiliği ve İçişleri Bakanlığı aleyhine açtığı tazminat davasının reddedilmesinin ardından Danıştay’a taşınan dosyaya 6 yıl sonra yanıt verildi. Aydoğan’ın tazminat talebi reddedildi.

    Gezi Parkı eylemlerinin sürdüğü 11 Haziran 2013 tarihinde gaz kapsülü ile sol ayağından yaralanan Aydın Aydoğan, 6 yıl önce İstanbul 3. İdare Mahkemesi’ne başvurarak İstanbul Valiliği ve İçişleri Bakanlığı aleyhine 100 bin lira manevi, bin lira da maddi olmak üzere 101 bin liralık tazminat davası açtı.

    Aydoğan’ın açtığı tazminat davası mahkeme tarafından reddedilirken, dosya Danıştay’a taşındı. 6 yıldır Danıştay’da bekletilen dosya geçen hafta onaylanarak Aydın Aydoğan’ın tazminat talebi reddedildi.

    Cumhuriyet’ten İlyada Kaya’nın haberine göre Danıştay’ın kararına tepki gösteren Aydoğan, şunları kaydetti:

    “Dosya 6 senedir Danıştay’daydı. 6 senedir hiç bakmamışlar mı? Biz, 1700 sayfalık ceza dosyasını önlerine gönderdik. Polis yazışmalarını, olay gününe ait görüntüleri Danıştay’a sunduk. Danıştay hiç incelememiş ki komik şablonlarla davamı reddetmiş. Reddetme gerekçesi olarak idarenin kararını aynen yazmışlar. Herkese ispat ettim, 8 yıldır devlete vurulduğumu ispat edemedim. Beni, devletin uyguladığı şiddetle yüzde 43 engelli duruma düşürdüler. Devletin hastanesi bana bu raporu verdi ama devlet kabul etmiyor. Her gün adliye koridorlarında hakkımı aramaya çalışıyorum.”

    DOSYA BİR AY SONRA ZAMANAŞIMINA GİDECEK

    Dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacaklarını belirten Aydın Aydoğan, “Anayasa Mahkemesi’ne ceza dosyasını da götüreceğiz. Bu zaman zarfında bu dosya için Danıştay’a bu kararın düzeltilmesi için dilekçe vermeye hazırlanıyoruz. Dilekçemizi dikkate almazsa üst mahkemeye başvuracağız. Dosyam bir ay sonra zamanaşımına gidecek. Amaçlarının da bu olduğu çok açık. Ama tıpkı Gezi’de olduğu gibi adaletli yarınlar için hakkımı aramaya devam edeceğim” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gezi’de vurulan Aydoğan: Dosyama ulaşamıyorum, zaman aşımı için 6 ay kaldı

    Gezi’de vurulan Aydoğan: Dosyama ulaşamıyorum, zaman aşımı için 6 ay kaldı

    Gezi direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğiyle ayağından yaralanan Aydın Aydoğan’ın dosyası faili meçhul suçlar bürosunda tutuluyor. Gizlilik kararı olduğu için kendi dosyasına ulaşamayan Aydın, dosyasının zamanaşımıyla kapatılmasına 6 ay kaldığını, zamanaşımı süresini doldurmaya çalıştıklarını vurguladı. 

    Gezi direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğiyle ayağından yaralanan Aydın Aydoğan, dosyasının zamanaşımıyla kapatılmasına 6 ay kaldığını hatırlatarak, “Savcılık, bölge idare mahkemesinin kararını hiçe sayarak dosyamı faili meçhul suçlar bürosunda tutmaya devam ediyor. Zamanaşımı süresini doldurmaya çalışıyorlar” dedi.

    Aydın Aydoğan, dosyasının yaklaşık 1 yıldır bulunduğu İstanbul Cumhuriyet Savcılığı Faili Meçhul Büroya dilekçe vererek dosyasının faili meçhulden çıkarılmasını talep etti. Öldürülen savcı Mehmet Selim Kiraz’ın başlattığı sürecin yarım kaldığına dikkat çeken Aydoğan, 2017’de ulusal kriminal dairesinden gelen CD, vs. kitapçığın dosya ve adli emanette olmadığını söyledi.
    Aydoğan, “CD ve kitapçığın akıbetini ve bulunmasını, dosyamın tekrar memur suçlar bürosuna gönderilmesini ve soruşturmada adı geçen kolluk güçleri hakkında ivedilikle soruşturmanın genişletilerek sürdürülmesini talep ediyorum” dedi.

    “VURAN POLİSLERİN İFADELERİ ALINMIYOR”

    Aydoğan, “Beni vuran şüphelileri görenlerin ifadeleri alınmıyor. Dosyamın zamanaşımına gitmesine çok az kaldı. Neredeyse 8 yıldır ben bu süreçle baş etmeye çalışıyorum. Dosya 12 savcı gördü. 2 defa Faili Meçhul Suçlar Bürosu’na gönderildi. İdare Mahkemesi kararıyla dosyayı tekrar Memur Suçları Bürosu’na gönderdik. Dosyamda 1300 sayfalık sadece yazışmalar var ancak bir ilerleme yok. Dosyamda gizlilik kararı var. Kendi dosyama bakamıyorum. Bu kararın kalkmasını istiyorum” diye konuştu. Aydoğan, 10 gün içinde Anayasa Mahkemesi’ne de başvuracağını kaydetti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gezi’de yaralanan Aydoğan’ın dosyası üçüncü kez faili meçhule gönderildi!

    Gezi’de yaralanan Aydoğan’ın dosyası üçüncü kez faili meçhule gönderildi!

    PİRHA – Gezi Direnişi’nde gaz fişeğiyle yaralanan Aydın Aydoğan’ın soruşturmasında 7 yıldır ilerleme kaydedilemedi. Aydoğan’ın dosyası üçüncü kez Faili Meçhul Suçlar Bürosu’na gönderildi.

    Gezi protestolarında gaz fişeğiyle yaralanan Aydın Aydoğan’ın dosyası 3. kez Faili Meçhul Suçlar Bürosu’na gönderildi.

    7 yıldır sonuç alınamayan dosyası hakkında konuşan Aydoğan, “Savcılığın bu kararı ile dosyaya devletin müdahil olduğu resmen tespit edilmiştir” dedi.

    soL’a konuşan Aydoğan, “En son 2018’de dosyayı 2 defa faili meçhula gönderdiklerinde itirazda bulunmuştuk. Bölge İdare Mahkemesi dosyanın ‘Faili Meçhul Suçlar Bürosu’ndan alınıp, soruşturmanın ivedilikle devamı’ kararı vermesine rağmen, savcılık bu karara uymamıştır. Dosya daha sonra Başsavcılık tarafından tekrar memur suçlarına gönderilmiştir. Dosya burada 1,5 yıl hiç bir işlem yapılmadan tutulmuştur. Dosya yeni öğrendiğim kadarı ile hiç bir gerekçe dahi sunulmadan tekrar Faili Meçhul Suçlar Bürosu’na gönderilmiş bulunmaktadır” dedi.

    “AYNI ŞEYLERİ TEKRAR YAŞIYORUM”

    Aydoğan’ın açıklamaları şöyle:

    “Dosyamdaki hukusuzluklar yeni degil daha önce ilk şikayetimizde 2013 yılında daha sonra 17/25 Aralık operasyonundan hemen sonra gözaltına alınan Savcı Adnan Çimen, ilk şikayetimizde polis görev listelerinden 16 tane polisi tespit etmişti. Sonra onun yerine gelen Adalet Sarayı’nda öldürülen Mehmet Selim Kiraz’ın ifadelerini aldığı 16 polis hakkında da aynısı yapılmıştı. Dosya o zaman İstanbul Valisi olan Vasip Şahin, görevli kolluk güçleri hakkında soruşturma izni vermemişti ve dosya faili meçhule gönderilmişti. Sene 2016 yılıydı, ona da itiraz yapıp dosyayı Memur Suçları Bürosu’na İdare Mahkemesi kararı ile getirtmiştik. Aynı şeyi tekrar tekrar yaşamaktayım. Dosyaya valilik Başsavcılık müdahil oluyor yani kısacası devlet eli ile dosya işletilmesi bir kadük bir hâle dönüştürülmektedir.

    Bunlar sadece dosyayı zaman aşımına uğratıp ortadan kaldırmak istiyorlar. Ülke adaletsizlikten boğulmak üzere. Savcılar hiç bir sorumuza cevap vermiyorlar. Savcının odasına gidince yanımda iki tane sivil polis eşlik ediyor. Anlaşılmaz ve açıklanamaz günler yaşamaktayız. Sordugumuz soruya, ‘İsteğinizi yazılı olarak bildirin’ deyip işin içinden çıkmaya çalışıyorlar. Dosyanın 2 sefer memur suçlarına geldiği vakit Deniz Arslanoğlu isimli savcı beyin en son 07/10/2019 tarihinde yanına gittiğimde, fiziki dosya ile beraber EGM 17/02/2019 tarihli ön inceleme raporunda yazıda görüntülerden tespit edilen kask numaralarının emniyetin kayıtlarında olmadığı yazısı var bende.”

    “DEVLET KENDİ MAHKEMESİNİ HİÇE SAYIYOR”

    “Fiziki dosyayı incelediğimde daha önce gönderilen EGM 01/02/2017 tarihki cevap yazısında üç tane A-012 A-90 A-91nolu kolluk kuvveti kaskının çevik şube müdürlügü kayıtlarda olduğu dikkatimi çekti. Dilekçe ile beraber savcı beyin yanına tekrar gittiğimde dosyada daha önceki emniyetin 2017’deki cevap yazısını gösterdim ve dilekçemde de belirtip üç kişinin kayıtlarının bulunduğunu, bu kişiler ile ilgili ne yapacaklarını sordum. ‘Emniyete bu konu ile ilgili yazı yazacağım’ demişti. Fakat savcı bey benden hemen sonra dosyayı acele bir şekilde, tekrar faili meçhul suçlar bürosuna göndermiş bulunmaktadır. Yani devlet kendi mahkemesinin kararını nasıl hiçe sayabilir, inanılmaz gerçekten.

    Bunca yıl adalet için uğraşıyoruz, dosya 3 büyük klasör olmuş fakat içinde adalet yok bol bol yazışmalar ve cevaplar karmaşık bir hâle getiriliyor ki, işin içinden çıkamayalım. Devlet fiilen dosyaya müdahil olmuştur artık. Koca koca adalet sarayları yapmışlar ama içinde adalet yok maalesef yok. Yalnızca adalet istiyoruz. Gezi döneminde güzel günler hayali ile sokaklara çıkmıştık bugün ne kadar doğru bir şey yaptığımızı daha iyi anlıyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Polis müdahalesinde kolu kırılan Aydoğan İçişleri Bakanlığı’na tazminat davası açtı

    Polis müdahalesinde kolu kırılan Aydoğan İçişleri Bakanlığı’na tazminat davası açtı

    Cumartesi Anneleri buluşmasının 700’üncü haftasında polis müdahalesi sonrası kolu kırılan Aydın Aydoğan, İçişleri Bakanlığı’na tazminat davası açtı.

    Aydın Aydoğan, olay günü polislerin kendisine hakaret ederek koluna ve yüzüne coplarla vurmaya başladığını söyledi.

    Aydoğan, “İnsan Hakları Derneği’nin çağrıcısı olduğu ‘Cumartesi Anneleri 700. Hafta Buluşması’ eylemine katılmıştım. Olay günü polis şiddetine maruz kalanlardan biri de bendim. O gün kolum kırıldı. Diğer kolumda da çatlak vardı. Sırtım plastik mermiden kevgire dönmüştü. Tedavim hâlâ devam ediyor. Olay günü görüntüleri olmasına rağmen soruşturma dosyasında memur suçları bürosu orda olduğunu ispat edemedi diye soruşturmanın kapatılmasını talep etmişti. Bizler de etkin soruşturma yapılmadığı için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yaptık” ifadesini kullandı.

    Sol gazetesine konuşan Aydoğan şunları söyledi:

    “Gezi dosyamı da 6,5 yıldır işlemez ve kadük bir dosya haline çevirdiler, defalarca dosyaya müdahale ederek faili meçhule attılar. İdare mahkemelerine itirazlar ettik ve dosyayı tekrar memur suçlarına getirdik. Gelecek nesiller için bu davaların hukuk fakültelerinde ders olarak okutulacağı düşünüyoruz artık. Hukukun işletilmediği günler yaşıyoruz ve artık hiçbir şeye şaşırmıyoruz.

    Siyasi iradenin yargı üzerindeki baskısı artık ülkeyi nefes alınmayacak hale getirdi. Oysa ki tüm bunlar çocuklarımıza aydınlık bir ülke bırakmak için, halkların barış içinde yaşadığı kayıpların olmadığı bir ülke için”

    Aydoğan, Gezi Parkı eylemlerinde de polisin attığı biber gazı kapsülü ile ayağından yaralanmıştı.

  • Aydoğan’dan polisin bulunması için yeniden dilekçe

    Aydoğan’dan polisin bulunması için yeniden dilekçe

    Gezi Direnişi sırasında ayağına gelen gaz fişeği sonucu yaralanan Aydın Aydoğan, kendisini yaralayan polislerin bulunması için tekrar dilekçe verdi.  

    Kendisini yaralayan polislerin kask numaralarının elinde olmasına rağmen hâlâ tespit edilemediklerini aktaran Aydoğan, “Daha önce kriminal dairesinden gelen görüntülerin akabinde 5 Polis hakkında soruşturma açılması için valiliğe yazı yazılmıştı. Dosya, valiliğin kararı üzerine faili meçhuller bürosuna atılmıştı. Geçen 6 yılın ardından gelen yeni incelme raporuna göre, bu polislerin kask numaralarının emniyette herhangi bir kayıtlarının olmadığı yazısı ile şoke oldum” dedi.

    Savcılığa tekrar dilekçe verdiğini vurgulayan Aydoğan, “Savcıya daha önce gelen emniyet raporu ve valilik yazılarında kayıtları olduğu ve bunun anlaşılmaz bir şey olduğunu kendisine anlattım. Savcı bir dilekçe ile sunmamı istedi, ben de sundum” diye konuştu.   (HABER MERKEZİ) 

  • Gezi’de yaralanmıştı! Dosyasının kapatılması için ‘devlet müdahil oldu’

    Gezi’de yaralanmıştı! Dosyasının kapatılması için ‘devlet müdahil oldu’

    Gezi Direnişi sırasında Aydın Aydoğan’ın gaz fişeğiyle ayağından yaralanmasına neden olan olayda görevli 5 polisten ikisinin kask numaralarının İstanbul Emniyeti’nde görevli olmadığı anlaşıldı. Dosyaya “Devlet müdahil oldu’ diyen Aydoğan, ‘Valiliğin, dosyanın kapatılması ve ortadan kaldırılması için savcılığa yazı gönderdiğini” ifade etti.

    Gezi’de yaralanmıştı! Dosyanın kapatılması ‘devlet müdahil oldu.’ Gezi Direnişi sırasında Aydın Aydoğan’ın gaz fişeğiyle ayağından yaralanmasına neden olan olayda görevli 5 polisten ikisinin kask numaralarının İstanbul Emniyeti’nde görevli olmadığı anlaşıldı. Savcının dosyayı kriminal dairesine göndermesinin ardından görüntülerde 5 Polis tespit edildi. Dosyaya devletin müdahil olduğunu aktaran Aydoğan, “Valilik, dosyanın kapatılması ve ortadan kaldırılması için savcılığa yazı göndermiştir. Bizler bölge idare mahkemesine yaptığımız itiraz sonucu İdare Mahkemesi bizleri haklı bulmuştur. Faillerin belli olduğu dosyada 6 yıldır 1 cm ilerleyemedik vuran belli emri veren belli. Failleri bir an önce adalet karşısına çıkarılmalarını talep ediyoruz” dedi.

    “ÜÇ İSİM BELLİ AMA SAVCILIK HİÇBİR ŞEY YAPAMIYOR”

    Aydoğan şu açıklamalarda bulundu:

    “Benim bu ülkede hukuka inancım zaten yoktu  Son 6 yıldır geziden sonra tamamen inancım yok oldu.
    Gezi öncesini hemen bakarsak baştaki bir yaşam koçu diyeceğim. Ona herkesin yaşama alanlarına müdahale ediyordu. Kimin okuyacağı okumayacağına, kızı erkekli okuyup okumayacağına, kaç çocuk yapacağına, buna karışan başta ki kişi artık her şeye karışıyor adalete müdahale ediyor.

    Benim dosya, bin 480 sayfalık bir dosya. 11 savcı değişti. 1 savcı dünyanın sayılı adliye saraylardan birinde öldürüldü. 2 savcı Fetö’den gözaltına alındı. Yüzlerce yazışma buna rağmen hiçbir şey yok!

    Dosyam Selim Kiraz döneminde ben dahil 1 kaç arkadaş ve Berkin Elvan dosyası ile beraber krıminal dairesine gönderildi. Gelen görüntüler de 5 Polis kask numaralarından tespit edildi 3 belli ismi her şeyi lakin savcılık hiç bir şey yapmıyor. Birde 2 kişi var ki orası tam bir komedi, 2 polisin kask numaraları emniyetten gelen rapor ile beraber… Böyle bir kask numarasının polis envanterinde olmadığı söylenmektedir. Şimdi aklıma bir sürü soru geliyor! O gün bizlerin yani halkı üzerine ateş eden polisler kimlerdi?Bu elbiseler ve tüfekler nerede buldular?

    “ADALET İSTİYORUZ”

    Yani öyle şeyler yaşadık ki bunların ile günlerde hukuk fakültelerinde ders olarak anlatacağına inanıyorum. Dosya ya valilik müdahil oldu dosyanın kapatılmasını istedi. Ve dosyayı faili meçhul suçlar bürosuna gönderdiler. Bizler İdare Mahkemesine başvurduk. Valiliğin böyle bir yetkisi olmadığını söyledik.

    İdare Mahkemesi talebimizi haklı buldular ve dosyayı tekrar alıp memur suçlarına gönderdik. İdare Mahkemesi valiliğin böyle bir yetkisi olmadığı ve ‘soruşturmanın ivedilikle devamı’ diye gönderdiği yazıya istinaden en son gelen yazıda mart ayında böyle kask numaraları yok deniyor.

    Şimdi halkımıza soruyorum! Bu Polis elbisesi ile halka hedef gözetmeden ateş açan kim veya kimler? Hukuk devletinde, devlet suçlu kim olursa olsun adalet önüne çıkarıp gereken cezayı vermekle mükelleftir.

    AKP iktidarının 17 yıldır ülkeyi getirdiği nokta bu maalesef. Ama biz bu günlerinde geçeceğine inanan az ama çok büyük hayalleri olan yürekli insanlarız. Adalet istiyoruz ve bu yüzden korkmuyoruz, haklıyız! Adaletsizlik yapanlar unutmasınlar en çok ona onu halktan yoksun bırakanlar bir gün ona muhtaç kalacaktır. Bizleri adalete hukuka muhtaç bıraktılar ama bugünlerde geçecek inanıyorum. Dosyayı en son yapacağımız AİHM’e göndereceğiz. Etkin soruşturma yapılmadığı için oradan bir karar çıkacağına inanıyoruz.”

  • Erdoğan’ı AİHM’e şikayet eden Gezi gazisi tutuklandı

    Erdoğan’ı AİHM’e şikayet eden Gezi gazisi tutuklandı

    Gezi Parkı eylemlerinde yaralanıp, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı eylemlere katılanlara yönelik sözleri nedeniyle AİHM’e şikayet eden Aydın Aydoğan tutuklandı.

    Gezi Parkı eylemleri sırasında polisin attığı biber gazı kapsülüyle ayağından yaralanan ve yüzde 45 engelli olan Gezi Gazileri Dayanışma Platformu üyesi Aydın Aydoğan tutuklandı. 6 yıldır hukuk mücadelesi veren Aydoğan, direnişe katılanlara yönelik sarf ettiği sözler nedeniyle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hakkında “Halkı sosyal, sınıf ve bölge üzerinden ayrıştırdığı” suçlamasıyla suç duyurusunda bulunmuştu.

    Ancak yaptığı suç duyurusunda sonuç alamayan Aydoğan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurmuştu.

    AİHM’in verdiği karar üzerine bugün adliyeye giden Aydoğan, tutuklandı. Aydoğan, tutuklandığını öncesinde yaşananlarla sosyal medya hesabı Twitter’dan şöyle duyurdu:

    “Adliyedeyim CB Erdoğan hakkında yapmış olduğum suç duyurusunda istinaden AİHM  kararının gereği için özel soruşturma bürosundayım ve fiziki dosyanın arşivden gelmesini bekliyorum bütün memurlar korkudan sus pus olmuş büyük sessizlik var kalemde.

    Tutuklanırsam burada olduğumu herkes bilsin.

    Nöbetçi özel soruşturma savcısı dilekçede imza atmaktan imtina ediyor ve bana kapıda beklememi söyleyip, dosya ole cumhuriyet başsavcı vekiline çıktı

    Dilekçede sadece Erdoğan’ın ismi geçiyor diye hiç kimse taraf olmak istemiyor ve imza atmıyor

    Bu ne korku başımda iki sivil Polis özel soruşturma bürosu kaleminde ölü sessizliği

    Adliyede bodrumda özel bir bölümde başımda iki tane sivil polis başsavcı vekilinin ne diyeceğini bekliyorum, polisler telefonumu bakıyor

    Tutuklandım”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Gezi gazisi Aydoğan’ın dosyası tekrar Memur Suçları Soruşturma Bürosu’na gönderildi

    Gezi gazisi Aydoğan’ın dosyası tekrar Memur Suçları Soruşturma Bürosu’na gönderildi

    PİRHA-Gezi Direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeği ile yaralanan Aydın Aydoğan dosyası, yeniden Memur Suçları Soruşturma Bürosu’na gönderildi. Karara tepki gösteren Aydoğan, “Dosyamda 6 yıldır yapmadıkları kalmadı. Nasıl olur görüntülerin sabit olduğu isimlerin belli olduğu bir dosya 6 yıl gibi bir zaman içinde çözülmez. Burada bizim AİHM başvuru sürecimizin önünü kesmek istiyorlar” dedi. 

    İstanbul’daki Gezi Direnişi’nde gaz fişeğinin isabet etmesi sonucu Aydın Aydoğan ciddi şekilde ayağından yaralandı. Altı yıldır hukuk mücadelesi veren Aydoğan’ı yaralayan polislerin yargılanmasının önü yine kapatıldı. 10 Ocak 2019’da İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, Valilik tarafından Aydoğan’ı yaralayan 16 polis hakkındaki ‘soruşturma izni verilmemesi’ kararını bozmuştu. Şimdi ise dosya tekrar Memur Suçları Soruşturma Bürosu’na gönderildi.

    16 POLİS İSMİ BELİRLENMİŞTİ

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu, 20 Ekim 2015’te valiliğe yazı yazarak, Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’nde görevli 16 polisin ismini vermişti. Listede, ZET tüfeğini kullanan ancak ismi tespit edilemeyen memur da vardı. Savcılık, polisler hakkında “zor kullanma yetkisini aştıkları” gerekçesiyle soruşturma izni istemişti. Valilik, 22 Şubat 2016’da, polislerin görevlerini yerine getirdiklerini belirtmiş, “kusurulu oldukları tespit edilemedi” demişti. Kararda, atılan gaz fişeğinin, bahse konu yerde şahısların yaralanmasına sebebiyet verme ihtimalinin olduğu ifade edilerek, şikayetçilerin, görevli polis memurlarının attığı gaz fişeği neticesinde yaralandığına dair somut delil ortaya koyma imkanının olmadığı savunulmuştu.

    AYDIN AYDOĞAN DOSYASININ SERÜVENİ

    6 yıldır adalet bekleyen Aydoğan, dosyasının serüvenini şöyle özetledi:

    “Dosyamda 6 yıldır yapmadıkları kalmadı. 10 savcı değişti biri öldürüldü 1000 kusur sayfa dosya. Bundan önce öldürülen savcı Mehmet Selim Kiraz dosyayı ulusal kriminal dairesine gönderip dosyada beni vuran polislerin 5’inin görüntülerine ulaşmıştı. Bu sırada valilik dosyaya müdahale ederek işlemden kaldırılmasını talep etti ve dosyayı faili meçhule attılar. Buna itiraz ederek bölge idare mahkemesinde karar çıkartıp soruşturmanın devamına ve valilik kararının yasal olmadığına dair kararı çıkarttık. Dosya tekrar memur suçları bürosuna gönderildi. Bundan önce de dosyada polis görev listesinden ve ön inceleme raporlarından vurulduğum yerdeki polis listesi ZET tüfeği kullanan polisler tespit edilmişti. Bunları da ölen savcı ifadeye çağırmıştı. Kendisi öldükten sonra savcı Hüseyin Öz’e gelip ifade vermişlerdi. Basma kalıp ifadelerle suçu kabul etmeyip amirinin ismini ve nerede görev yaptıklarını bilmediklerini söylemişlerdi. Bu arada valilik tekrar olaya müdahale edip dosyanın işlemden kaldırılmasını talep etti ve dosya tekrar faili meçhule gönderildi. Biz buna tekrar bölge idare mahkemesinde itiraz ettik. Bölge İdare Mahkemesi 1 buçuk yıl sonra valiliğin böyle bir yetkisi olmadığına karar verdi ve dosya Memur Suçları Soruşturma Bürosu’na gönderildi.”

    “AİHM BAŞVURU SÜRECİNİN ÖNÜNÜ KESMEK İSTİYORLAR”

    Dosyasının tekrar İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu’na gönderilerek AİHM sürecinin önünün kapatılmasına tepki gösteren Aydoğan, şunları belirtti:

    “6 yıl geçti dosyada vuran polisler belli ifadeleri var buna rağmen savcılık makamı hiç bir şey yapmıyor. Çünkü dosyaya bizatihi Başsavcılık müdahil olmuştur. Saraydan idare edilen yargı bunları bize reva görürken aynı gün içinde Osman Kavala dosyası adı altında Gezi’de daha önce beraat eden arkadaşlarımız hakkında bir günde iddianame hazırlayarak dava açabiliyor. Buradan şu anlaşılıyor ki yargı birilerinin siyasi oyuncağı olmuş durumda. Nasıl olur görüntülerin sabit olduğu isimlerin belli olduğu bir dosya 6 yıl gibi bir zaman içinde çözülmez. Burada bizim AİHM başvuru sürecimizin önünü kesmek istiyorlar. Etkin soruşturma yapılmadığı için başvuru sürecimizi etkisiz hale getirmek için dosyayı oradan oraya atıp duruyorlar. Savcılar da dosyadan imtina edip çekiniyorlar ve korkuyorlar. Savcı ile polis nezaretinde en fazla 3 soru sorabiliyoruz yargı şu anda bu halde. Adalet adalet diyerek geldiler ülkeyi adaletsizliğe, hukuksuzluğa mahkum ettiler. Ama unutmasınlar ki onların korkusu bizim umudumuz olacaktır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gezi gazisi Aydın Aydoğan’ı vuran polisler 6 yıl sonra yargılanabilecek

    Gezi gazisi Aydın Aydoğan’ı vuran polisler 6 yıl sonra yargılanabilecek

    Gezi Direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeği ile yaralanan Aydın Aydoğan dosyası, Valilik tarafından engellenmişti. Bölge İdare Mahkemesi kararı bozdu. Polisler, 6 yıl sonra yargılanacak.

    İstanbul’daki Gezi Direnişi’nde gaz fişeğinin isabet etmesi sonucu Aydın Aydoğan ciddi şekilde ayağından yaralandı. Altı yıldır hukuk mücadelesi veren Aydoğan, Valilik engeli yüzünden bir türlü adalete kavuşamıyordu. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nde dün görülen duruşmada, hakim Valiliğin 16 polis hakkındaki ‘soruşturma izni verilmemesi’ kararını bozdu. Aydoğan’ı yaralayan polisler, 6 yıl sonra yargılanabilecek.

    16 POLİS İSMİ BELİRLENMİŞTİ

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu, 20 Ekim 2015’te valiliğe yazı yazarak, Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’nde görevli 16 polisin ismini vermişti. Listede, gaz tüfeğini kullanan ancak ismi tespit edilemeyen memur da vardı. Savcılık, polisler hakkında “zor kullanma yetkisini aştıkları” gerekçesiyle soruşturma izni istemişti. Valilik, 22 Şubat 2016’da, polislerin görevlerini yerine getirdiklerini belirtmiş, “kusurulu oldukları tespit edilemedi” demişti. Kararda, atılan gaz fişeğinin, bahse konu yerde şahısların yaralanmasına sebebiyet verme ihtimalinin olduğu ifade edilerek, şikayetçilerin, görevli polis memurlarının attığı gaz fişeği neticesinde yaralandığına dair somut delil ortaya koyma imkanının olmadığı savunulmuştu.

    Bölge İdare Mahkemesi ise memurların yargılanmasını düzenleyen 4483 sayılı yasanın 2. maddesine dikkat çekerek, “Efrada karşı yapılan kötü muamelelere dair suçlara ilişkin açılacak soruşturmalarda, bu kanun hükümlerinin uygulanamayacağı kurala bağlanmıştır” dedi. Kararda şu ifadeler yer aldı:

    “Memurların görevleri sırasında insanları itip kakması, hakaret etmesi, etkili eylemde bulunması gibi hareketleri suni muamele imaline ilişkin olup, hazırlık soruşturması yapılmasının 4483 sayılı yasa kapsamında idare izne tabi olmadığı anlaşılmıştır.”

    “6 YILDIR ADLİYE KORİDORLARINDA ADALET ARIYORUM”

    Aydın Aydoğan ise mahkemenin kararını şöyle değerlendirdi: “6 yıldır adliye koridorlarında adalet arıyorum. Her türlü zorluğu çıkararak önümüze engeller koyuyorlar. Valiliğin aslında hukuka müdahale etme yetkisi yoktur. Emri altındaki suçluları adalet önüne çıkarmayarak suçu meşrulaştırmaya göz yumuyorlar, bu kabul edilemez. Valilik burada suçluyu kalkan olmuştur. Bilindiği gibi vali, bu dosyadaki polislerin bir çoğu FETÖ’den gözaltına alınmıştır. Bir nevi FETÖ’ye kalkan olmuşlardır. Ben bu karanlık, hukuksuz günlerin de geçeceğine inanıyorum. Emri veren belli, emri uygulayan belli… Sadece adalet istiyoruz…”

    HABER MERKEZİ