Etiket: ayfer artan

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi Aşure paylaştı: Barış sofrasında kendi inancımız, dilimiz rengimizle olacağız-VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesi Aşure paylaştı: Barış sofrasında kendi inancımız, dilimiz rengimizle olacağız-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Diyarbakır Şubesi ve Cemevi, Yası Kerbela Orucu nedeniyle aşure lokması paylaştı. Burada konuşan Şube Eşit Başkanı Ayfer Artan, Kerbela’nın direnişin adı olduğuna dikkat çekerek, “Bu ülkenin barış sofrasında kendi inancımız, dilimiz rengimizle olacağız. Kerbela’da aldığımız direnişle yol önderlerimizin izinde barışın, adaletin, eşitliiğin yolunda yürüyeceğiz” dedi.

    Yası Kerbela Orucu tutan Alevi toplumu aşure kazanlarını kurmaya devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi ve Cemevi binaları önünde aşure lokması paylaştı.

    Lokma paylaşımına Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Diyarbakır İl Eşbaşkanları, Diyarbakır Büyükşehir, Bağlar, Sur, Kayapınar, Bismil belediye eş başkanları ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açılış konuşması yapan PSAKD Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Sırdaş Adıgüzel, adalet arayışı etrafında bir araya geldiklerini söyledi. Aşure’nin sadece bir yemek olmadığını mazlumun haykırışı olduğunu söyleyen Adıgüzel, “Kerbala yaşandı ama acısı bitmedi. İnançlarımız ibadet yerlerimiz tanınmıyor. Cemevlerimiz kültürel yerler denilen eşit yurttaşlıktan ayrı bırakılıyor. Kerbala bugün halen Soma’da Ankara’da, sokakta joplanan gençte umut buluyor. Biz Pir Sultan yolundayız. Aşure sadece lokma değil aynı zamanda vicdan çağrısıdır. Bu lokmanın bereketi bütün canlara adalet ve hak eşitliği getirsin” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

    Aşure lokmasının gulbengini Dede Kargın Ocağı dedelerinden Musa Kılıç okudu. Kılıç, “Mazlumla zalim arasındaki farkı hepimiz gönül gözümüzle görmekteyiz. Şah İmam Hüseyin’in davası mazlumun yanında olmaktır. Zalime karşı hiçbir zaman boyun eğmemek direnmektir. Gönlümüz bu yoldadır” dedi.

    AYFER ARTAN: ZULME RIZA ZULÜMDÜR

    Ardından zakirler sahne alarak deyişler seslendirdi. Sonrasında söz alan Eşit Başkan Ayfer Artan, bugün yalnızca bir lokmayı değil Hüseyin’in suszluğunu, Zeynep’in çığlığını mazlumların acısını paylaştıklarını söyledi.

    Ayfer Artan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kerbelayı yalnızca hatırlamakla kalmaz onun bize yüklediği sorumluluğu da taşırız. Zulme rıza zulümdür. Kızılbaş Aleviliği’nde aşure yemek değil niyazdır” diye konuştu. Aşure’nin Yassı Matem’in sonu, umudun başlagıcı olduğunu söyleyen Ayfer Artan,” Bu lokma zalime hayır mazluma evet diyenlerindir. Bugün bu lokmanın manasını unutanlar çoğaldı. Aşure kazanıyla halkın gözünü boyuyanlar var. İnancı, niyazi kendi reklamı için kullananlar var. Bu ülkenin barış sofrasında kendi inancımız, dilimiz rengimizle olacağız. Kerbela’da aldığımız direnişle yol önderlerimizin izinde barışın, adaletin, eşitliiğin yolunda yürüyeceğiz.”

    HATUN: BARIŞ KAZANLARINI KAYNATALIM

    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Doğan Hatun ise şunları söyledi:

    “Aşure kazanını kaynatıp barış çağrısı yapanların emeğine sağlık. Bin 300 yıl önce Kerbela’da nasıl mazlumun sesi Hseyin olduysa bugünde Ortadoğu’da mazlumların sesi var. Ortadoğu’nun her yeri kerbeladır. İçinde savaş olmayan yer yok. Birçok yezid var ama Hüseyin, Ali gibilerde çok var. Bugün gönlümüzde büyük umutlar yaşattılar. Bizler onların umutlarını büyütelim barış kazanlarını kaynatalım. Barış herkesin Kürtlerin, Türklerin,Arapların, Çerkeslerin, Sunnilerin payıdır. Herkesin hakkı eşittir. Aşurenin tadı herkese aynıdır.

    Bu kutsal günler herkes için kutludur. Yeni bir yaşam inşa ediliyor. Herkes bu yeniyaşamda kendini rengiyle, inancıyla görmelid.r Kendi topraklarında kendi suyuyla doymalı. Kerbela’nın da Madımak, Mereş’in de Roboskî’nin de yüzleşmesini yaparak yaralarımızı sarmalıyız. Dicle ve Fırat akıyor, kan akıtmaya gerek yok. Toprağımız hahyet zengindir herkesi doyurur. Binlerce kazan aşure yapıp herkesi doyurabiliriz. Umut ediyoruz ki dünkü kutsal gün herkesin barışına vesile olur. Bir daha Kerbela, Sivas, Madımak yaşanmasın.”

    Ardından zakirler deyişler seslendirdi ve semah dönüldü. Etklinlik aşure lokmasının paylaştırılmasının ardından son buldu.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı- VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesi Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı- VİDEO

    PİRHA- PSAKD Diyarbakır Şubesi Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler için anma programı düzenledi. Anmada 2 Temmuz’da Sivas’ta yapılacak yürüyüşe çağrıda bulunularak, “2 Temmuz’da Sivas’tayız. Er ya da geç, katliamların hesabı sorulacak” denildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevi’nde, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Oteli’nde katledilen 33 can için anma etkinliği düzenlendi. Anma, Dede Kargın ocağından Musa Kargın dedenin gülbengiyle başladı.

    “YAKANLARI DA AKLAYANLARI DA AFFETMEYECEĞİZ”

    Anmada konuşan PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevi Eşit Başkanı Ayfer Artan, Sivas Katliamı’nı “insanlık tarihinin en kara ve utanç verici günlerinden biri” olarak niteledi ve 33 kişinin göz göre göre, planlı bir şekilde yakılarak katledildiğini vurguladı. Katillerin korunup kollandığını, yargı sürecinin ise cezasızlıkla sonuçlandığını belirten Artan, “Yakanları da aklayanları da, katilleri serbest bırakanları da affetmeyeceğiz” dedi.

    2 TEMMUZ’A ÇAĞRI

    Artan, 2 Temmuz’da Sivas’ta yapılacak olan anma ve protesto etkinliklerine çağrıda bulunarak, şu ifadeleri kullandı:

    “32 yıl önce Sivas’ta yakılan ateş hala kalbimizde yanıyor. Ama o küllerden umut, birlik ve direniş yeşeriyor. Mücadelemiz sadece geçmişin hesabı değil, geleceğin özgür ve eşit dünyasının inşasıdır. 2 Temmuz’da Sivas’tayız! Ankara’da ve her yerde alanlardayız! 33 canımızı unutturmayacağız. Faşizme, gericiliğe, tekçiliğe karşı; eşit yurttaşlık, laiklik, özgürlük ve demokrasi için alanlardayız. Pir Sultan Abdal’ın yolu yolumuzdur, mücadele mirasını büyüterek sürdüreceğiz. Er ya da geç, katliamların hesabı sorulacak!”

    Ardından konuşma yapan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Serra Bucak, başta Sivas olmak üzere tüm katliamlarla yüzleşilmeden barışın gelmeyeceğinin altını çizdi.

    Konuşmaların ardından yaşamını yitiren canların adları okundu. Zakir İbrahim Erkul ve cemevi bağlama eğitmeni Özgür Karabulut’un deyişleri eşliğinde yaşamını yitirenler anısına semah dönüldü.

    PİRHA/ DİYARBAKIR

  • Hatice Betül Çelebi: Devletin Alevilere ve engellilere yaşattığı eşitsizlikler ortak- VİDEO

    Hatice Betül Çelebi: Devletin Alevilere ve engellilere yaşattığı eşitsizlikler ortak- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Engelliler Komisyonu Eş Sözcüsü Hatice Betül Çelebi, PSAKD Diyarbakır Şubesi’ne yaptığı ziyarette engellilerin sistemsel sorunlardan dolayı yaşadıkları sıkıntıları Alevilerin ötekileştirmesine benzeterek, “Nasıl Aleviler için eşitsizlik üreten bir sistem içerisinde yaşıyorsak, engelliler için de eşitsizlik üreten bir sistem içerisindeyiz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Engelliler Komisyonu Eş Sözcüsü Hatice Betül Çelebi ile beraberindeki heyet Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi’ni ziyaret etti. DEM Parti heyeti PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevi Eşit Başkanı Ayfer Artan ile derneğin yönetici ve üyeleri tarafından karşılandı.

    DEM Parti Engelliler Komisyonu Eş Sözcüsü Hatice Betül Çelebi, 28 Haziran Cumartesi günü saat 10:30 ile 17:30 saatleri arası Çand Amed Kongre Merkezinde “Engelliler İçin Barış ve Demokratik Toplum Arayışı” konferansı düzenleyeceklerini aktardı.

    “HAKİM BİR ENGELLİLİK İDEOLOJİSİ VAR”

    Çelebi, sisteme karşı çok ciddi bir mücadele verdiklerini söyleyerek, “Engelli denildiği zaman sadece rampa, engelli tuvalet lavabosu (cinsiyetsiz zaten, kadını da yok oranın) akla geliyor. Cinsiyetsizleştirilmiş bir mesele olarak, çok toptancı ve üstenci bir yaklaşım var. Biz buna hakim engellilik ideolojisi diyoruz. Çünkü hakim bir inanç ideolojisi var. Sünni bir ideoloji var. Türk kimliği üzerine yürütülen bir resmi ideoloji var. Ve bir beden ideolojisi var. Bu yıllardır gerçekten çok eksik bırakılmış bir konu” dedi.

    Konuşmasının devamında Betül Çelebi, “Devlet Aleviye nasıl yaklaşıyorsa engelliye de öyle yaklaşıyor” diyerek şunları dile getirdi:

    “Nasıl Aleviler için eşitsizlik üreten bir sistem içerisinde yaşıyorsak, engeliler için de eşitsizlik üreten bir sistem içerisindeyiz. Sistemin mekaniği bu, ayrıştırma üzerine.”

    PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevi Eşit Başkanı Ayfer Artan da PSAKD olarak toplumun tüm hassasiyetlerine karşı hep duyarlı olmayı kendilerine ilke edindiklerini belirtikleri için sürekli sistem ve iktidarın hedefinde olduklarını söyledi. Eşit Başkan Ayfer Artan, “Bizler PSAKD olarak her türlü duyarlılığı göstermeye hazırız. Bu yüzdendir ki sistem ve iktidar bizim hem kurum, hem de inanç kimliğimizden duyduğu rahatsızlığı her defasında hissettiriyor. Fakat biz toplumsal bir inancın mensupları olarak halkçı inancımızı, kültürümüzü ve yaşam felsefemizi hep korumaya çalışarak sistem, devlet ve iktidar odaklı inanç ve ideolojilerden hep uzak durduk. Amacımız tüm insanların özgür, eşit ve tüm haklarıyla var olmasıdır. Bunun için başta Kürt halkı, Aleviler, kadınlar, çocuklar ve toplumda sistemce ötekileştirilmiş herkesin kendi haklarıyla varlıklarını sürdürebilmeleri en nihai amacımızdır” diye konuştu.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Diyarbakır’da ‘Türkiye ve Suriye’de Aleviler ve Siyasal Durum’ paneli düzenlendi-VİDEO

    Diyarbakır’da ‘Türkiye ve Suriye’de Aleviler ve Siyasal Durum’ paneli düzenlendi-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde ‘Türkiye ve Suriye’de Aleviler ve Siyasal Durum’ konulu panel düzenlendi. Suriye’deki katliamı durdurmak için herkesin üzerine düşen görevler olduğunu söyleyen DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, “Bugün halen Suriye’de Alevilere yönelik katliam girişimleri devam ediyorsa demek ki yeterince mücadele etmemişiz” dedi.

    PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde ‘Türkiye ve Suriye’de Aleviler ve Siyasal Durum’ konulu panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak gazeteci Musa Özuğurlu, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve insan hakları savunucusu Cemal Coşkun katıldı.

    “ALEVİLER İNANÇLARI NEDENİYLE YOK EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Panelden önce açılış konuşması yapan PSAKD Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, “Aleviler sadece Türkiye’de değil Suriye’de de inançları nedeniyle yok edilmeye çalışılıyor. Bizim yolumuz adaletin, barışın, laikliğin ve halkların eşitliğinin yoludur” diye belirtti.

    “ALEVİLER, ÖZ DEĞERLERİNDEN UZAKLAŞTIRILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Egemenlerin Alevileri öz değerlerinden uzaklaştırmaya çalıştıklarını ifade eden insan hakları savunucusu Cemal Coşkun, “Aleviler cemevlerini ibadethane olarak kabul ediyor ama devlet tarafından cami, kilise, sinagog gibi inanç yeri olarak kabul edilmiyor. Alevileri öz değerlerinden uzaklaştırmak soykırım olduğunu görüp değerlendirmek gerekiyor” dedi.

    “SURİYE’DE YAPILAN KATLİAMI MEŞRULAŞTIRMA ÇABASI VAR”

    Alevilere yönelik yapılan anti-propagandanın Suriye’de yapılan katliamı meşrulaştırma çabasının bir sonucu olduğunu vurgulayan gazeteci Musa Özuğurlu, “Son dönemde Alevilere yönelik katliam gerçekleşti ve halen de bu bireysel infazlarla ya da farklı bir takım yöntemlerle devam ediyor. Şu anda Aleviler Esad’ın devrilmesinden hemen sonra bir cehennem hayatı yaşıyorlar. Çünkü Alevilerin herhangi bir şekilde bir kalkışma içerisinde olması istenmiyor. Kurumsal olarak Alevilerin dünyada bir kimliği yok ve bu kimliğin kazanılması gerekiyor. Suriye’deki yaşanan katliam geçmişte Maraş’ta, Çorum’da, Dersim’de yaşananlar gibi tekrar etmesin” diye ifade etti.

    “SURİYE’DE KATLİAM DEVAM EDİYORSA YETERİNCE MÜCADELE ETMEMİŞİZ DEMEKTİR”

    Suriye’deki katliamı durdurmak için herkesin üzerine düşen görevler olduğunu söyleyen DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, “Bizim üzerimize düşenler Suriye’de yaşananları sadece Türkiye’de değil aynı zamanda dünyaya daha fazla duyurmaktır. Katliamlar yaşandıktan sonra birçok yerde mitingler gerçekleştirildi. Ama bugün halen Suriye’de Alevilere yönelik katliam girişimleri devam ediyorsa demek ki yeterince mücadele etmemişiz. Bu ülkede yaşayan bütün Aleviler iktidarın Suriye’deki katliama sessiz kalmasına karşı ortak ses çıkarmalı, birlikte mücadele etmeli” diye konuştu.

    “İKTİDAR, SURİYE’DEKİ KATLİAMA ETKİLİ BİR TUTUM ALMADI”

    İktidarın Suriye’de yaşanan katliama karşı etkili bir tutum almadığını dile getiren CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Bana göre devletin din meselelerini örgütleyen alandan çekilmesi lazım ve kolektif bir özgürlük olarak inanç özgürlüğünü kolaylaştıracak, engellemeyecek bir ortam yaratması lazım. Ülkedeki hakim inanç kimliği olan Sünni inancı mensup olanlar Alevi nüfusunu Anadolu’dan arındırmak için ellerinden gelen her şeyi yapmıştır. Ülkemizde yapılan Maraş, Sivas ve Çorum katliamlarıyla birlikte Alevi nüfusu ilk önce büyükşehirlere daha sonra da Avrupa’ya göç etmek zorunda kalmıştır. Ancak kırsal alanları Alevi nüfusundan ayırma projesi halen devam ediyor.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde Gazi ve Ümraniye Katliamlarında yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde Gazi ve Ümraniye Katliamlarında yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Diyarbakır Şubesi, Gazi ve Ümraniye katliamlarında yaşamını yitirenleri andı. Şube Eşit Başkanı Ayfer Artan, Alevilere yönelik katliamların halen sürdüğünü belirterek “Bugün Suriye’yi konuşmamızın temel sebebi, aslında kendimizi ne kadar güvencesiz olduğumuz ile ilgilidir” dedi.

    Alevilere yönelik Gazi ve Ümraniye Mahallelerinde 12 Mart 1995’te yapılan katliamın üzerinden 30 yıl geçti. 22 yurttaşın öldürüldüğü katliamın yıldönümünde, yurdun birçok yerinde yaşamını yitirenler için anma etkinlikleri düzenlenmekte.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi’nde de Gazi ve Ümraniye katliamlarında yaşamını yitirenler anıldı.

    “ETNİK TEMİZLİK PLANI!”

    PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevi Eşit Başkanı Ayfer Artan, anma programında yaptığı konuşmada, Suriye’deki katliamlara da değinerek şunları söyledi:

    “Özellikle bugün Suriye’de yapılan katliamların bir örneği de bundan tam 30 yıl önce yine devletin ve dünyanın gözü önünde, İstanbul Gazi Mahallesi’nde ve Ümraniye’de yaşanmıştır. 12-15 Mart tarihleri arasında devam eden saldırılarda onlarca, özellikle Alevi canlarımız katledildi, yüzlercesi yaralandı. Dünyanın gözleri önünde canlı yayınlarda izlenerek katlediliyorduk. Tıpkı Madımak’ta, Halepçe’de olduğu gibi, bugün de Suriye’de binlercemize yapıldığı gibi iş başındalar.

    Suriye’de gerçekleşen yönetim değişikliğinden sonra Alevilere yönelik sistematik ve bilinçli bir şekilde katliam sürüyor. Aslında bu bir katliam değil, soykırımdır. Alevi köyleri kuşatma altında, halk ölümle tehdit ediliyor. Özellikle Alevi halkı hedef gösteriliyor ve saldırılar şu an doruk noktasına ulaşmış durumda. Suriye’deki ‘Güvenli Bölge’ politikaları ‘Esad artıkları’ söylemleri ile aslında Alevileri ve diğer azınlıkları ve inançları hedef alan bir etnik temizlik planıdır.

    Bugün Suriye’yi konuşmamızın temel sebebi aslında kendimizi ne kadar güvencesiz olduğumuz ile ilgilidir. Bugün Suriye’de yaşanan katliamın tüm coğrafyaya yayılması korkusuyla ilgilidir. Şunu da çok iyi bilmekte yarar var. Tarihsel süreç içerisinde bizler hep katledildik ama mücadelemizi bir sonraki kuşak için de bedel ödeyerek, yanarak, yakılarak, gerekirse asılarak devam ettirmişiz. Biliyoruz ki yine bahar gelecek.”

    “TOPLUMDAKİ YERİMİZİ KENDİMİZ TAYİN ETMELİYİZ”

    Ayfer Artan, Sivas Katliamı sanıklarının serbest bırakılmasını da eleştirerek konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bütün ilerici tutsaklar şu an cezaevinde! 30 yıldan fazla tutsak edilenler var ancak bugün insan yakanlar serbest bırakıldı. Bu toplumdaki yerimizi bizler kendimiz tayin etmeliyiz. Hiçbir emperyal gücün bizi tayin edecek, tanımlayacak noktada değiliz. Kendi kaderimizi kendimiz tayin edeceğiz. Bunun için de daha çok örgütlü olmamız gerekiyor. Daha çok örgütlenmemize önem vermeliyiz. Mücadele azmimizi, direngenliğimizi her daim sıcak tutmalıyız. Hiçbir katliamı unutmayacağız.

    BU ÇÖZÜM SÜRECİNDE NE KADAR YER ALIYORUZ?

    Şu an ülkede bir çözüm süreci mevcut. Biz Aleviler, bu çözüm sürecinde ne kadar yer alıyoruz? Bu ülkede demokratik toplum inşa etmenin yolu aslında Aleviler için çok önemli olan ‘72 millete aynı nazardan bakarız’ felsefesinden geçmektedir. Bir olacağız diri olacağız.”

    Anma programı, PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde bağlama eğitim gören öğrencilerin müzik icrasıyla devam etti. Gazi ve Ümraniye Katliamında yaşamını yitirenler için deyişler okunup, semah dönüldü.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Ayfer Artan: Alevi kurumlarında kadın temsiliyeti gittikçe düşmekte! -VİDEO

    Ayfer Artan: Alevi kurumlarında kadın temsiliyeti gittikçe düşmekte! -VİDEO

    PİRHA – PSAKD Diyarbakır Şube Eşit Başkanı Ayfer Artan, Alevi kurumlarında kadınların görünür olmamasındaki asıl etmenin erkekler olduğunu ifade etti. “Erkek canların, kendilerini eleştirmesi lazım” diyen Artan, “Özellikle Türk-İslam sentezinden etkilenenler, evde de kurumlarda da kadınları ikinci plana atmaya başladı” eleştirisinde bulundu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevi Eşit Başkanı Ayfer Artan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin PİRHA’ya konuştu. Artan, Türkiye’deki kadınların, ağır çalışma koşullarına maruz kaldıklarını ve işsizlikle tehdit edildiklerini söyledi.

    Ayfer Artan, taciz ve mobbingin de çok rastlanan şiddet biçimleri olduğunun altını çizdi. Kadınların, her geçen gün daha da yoksullaştığına işaret eden Artan, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Bu yoksullaşma sürecinde kadınların omuzlarındaki yük iki kat artıyor. Mevcut iktidarın tercihi patrondan yana olduğundan dolayı bu yoksulluk rant, eşitsizlik, şiddet olarak kadınlara geri dönüyor. Mevcut iktidar, aslında şu an baktığımızda kadınları bir kalıp içine sokmakta; ne giyeceğimizi, hangi işlerde çalışacağımızı, nasıl geçineceğimizi, nasıl konuşacağımızı dahi yönlendiriyor, egemen olan sınıfın ihtiyacına göre belirliyor. Bununla beraber Türkiye’de her gün kadın katliamları haberleriyle uyanıyoruz. Ama bu haberler mevcut sistem sorunu olarak servis edilmiyor ve bu gündüz haber programlarıyla magazinleştirilerek servis ediliyor.”

    “KADINLARIN YÜKLERİ ÇOK FAZLA”

    Ayfer Artan, Türkiye’deki kadınların çalışma hayatında yeterince yer alamamalarına da değindi. Artan, şunları söyledi:

    “Aslında kadınlara ekonomik şiddet olarak da değerlendiriliyor. Ataerkil sistemde eve ekmek getirenin kadının asli görevi değil de erkeğin görevi olarak değerlendiriliyor. Dolayısıyla da kadının çalışma koşullarına baktığımızda kadın hep ikinci planda. ‘Huzurlu aile’ ya da ‘Mutlu aile’ modeli yalanıyla kadını eve kapatma söz konusu. Bununla beraber kadınların aslında yükleri çok fazla. Çünkü engelli, yaşlı, hasta, çocuk bakımı, evin düzeni kadının üzerinde. Böyle olduğu zaman da kadın, çalışma hayatından koparılıyor. Hatta Türkiye’de yapılan istatistiğe göre bir milyondan fazla kadın, çocuklarına bakmak için çocuk bakımından dolayı işinden ayrılıyor veya bir çalışma hayatına atılmıyor. Kadının toplum ve aile içindeki statüsünün yükselebilmesi için eğitimde, çalışma hayatında ve erkeklerle eşit sorumluluklarla haklara sahip olması gerekiyor. Hükümet ya da iktidarların, erkek egemen zihniyetinden çözüm bekleyen değil de kadının kendi mücadelesiyle Türkiye’nin demokratikleşme politikasına yön vermesi gerekmektedir.

    DAYANIŞMA VE BİRLİK İÇERİSİNDE OLMA GÜNÜ

    1908 yılında New York’ta 15 bin işçinin daha az mesai ve daha fazla ücret talebiyle başlattığı direniş, bugün daha anlamlı ve daha geniş kitleler tarafından mücadeleye devam ediliyor. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, işçi kadınların ekonomik ve politik haklarıyla ilgili bir gün olduğu kadar aynı zamanda kadınların dayanışması ve birlik içerisinde olma günüdür. 8 Mart, tüm kadınların ezilme ve sömürüsüne karşı hayatın her alanında mücadelesinin bir sembolüdür. Kadınların mücadele eden, direnen, Zeynep Anaların, Clara Zetgin’lerin, evlatlarının kemiklerini yıllarca bıkmadan, yılmadan arayan Cumartesi Annneleri’nin, Ege’de ve Karadeniz’de doğa talanına ‘dur’ diyen kadınların, bununla beraber Gezi şehitleri annelerinin el ele yürüdüğü; yoksulluğun, ayrımcılığın, devlet ve erkek şiddetinin, tacizin, tecavüzün olmadığı bir yaşam ve eşitlik için özgür bir dünya kuracakları bir gündür diye düşünüyoruz.”

    “ALEVİ ÖĞRETİSİNİN DIŞINA ÇIKIYORUZ!”

    Ayfer Artan, Alevi Bektaşi toplumundaki kadın bakış açısını da yorumladı. “Alevi Bektaşi ve Kızılbaş inancında kadın ve erkek ayrımı yoktur, hepsi candır” diyen Artan, şöyle devam etti:

    “Kadına ve erkeğe verilen statü arasında herhangi bir fark yoktur. Alevi Bektaşi ve Kızılbaş inancında canlar yan yana, tüm toplumsal değerlerde mücadele ederler. Yaşatmak ve yaşamak ilkeleri Alevi Bektaşi ve Kızılbaş inancının, felsefesinin ve kültürünün temel esaslarındandır. Kadın sömürüsü 8 Mart’ta anlam bulsa da toplumda taşan tecridi başka inanç ve etkin kimliklerimize karşı olan saldırılarda yürütülen cinsiyetçi, dinci, milliyetçiliğe karşı ortak yürütülen kadın mücadelelerinin ortaklığından kadının demokratik, özgür, adil bir yaşamı sağlanana kadar mücadele içinde yer alacağımızı buradan söylemek istiyorum.

    ‘Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde/Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde/Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok/Noksanlık eksiklik senin görüşünde.’

    Her ne kadar Alevi inancının felsefesinde eşitlik ve can kavramı olduğunu söylesek de pratikte bir takım eksikliklerden de söz etmek gerekiyor. Kurumlarımızda, cemevlerinde yeteri kadar kadın canları görememekteyiz. Çünkü yaşadığımız toplum, özellikle bu Türk-İslam sentezinden etkilenenler, evde de kurumlarda da kadınları ikinci plana atmaya başladı.

    Genel başkanlık düzeyinde erkekler yer almakta. Kurum ve şubelerin başkanlarına baktığımızda genelde erkekler yer almakta. Çok az sayıda kadın arkadaşımız görev almakta. Dolayısıyla Alevi öğretisi ve felsefesinin biraz dışına çıktığımızı görüyoruz. Bu konuyla ilgili ciddi anlamda son dönemlerde de sıkıntılar yaşamaktayız. Çünkü kadınların kadın temsiliyeti gittikçe düşmekte.

    Burada aslında erkeklerin rolü daha büyük. Çünkü hep kendileri çıkmak için uğraşıyorlar ve savaşıyorlar. Kadın arkadaşlara birazcık daha yol açmaları ve yol açmaları lazım. Düşünsenize bir şubenin başkanlığını otuz yıl, yirmi yıl bir erkek arkadaş yürütüyor. Dolayısıyla bu kadın arkadaşa yer açma ya da yerine gelecek bir cana yer açma gibi bir şey söz konusu olamıyor. Kadınlar gittikçe uzaklaşıyor. Sadece buna bir örnek verdiğimizde bir diğer şey de bir şubenin seçimi oluyor ve iki kadın arkadaş kıran kırana mücadele ediyor. Sonuçta kimin için mücadele ediyor. Bu kurumun genel başkanının yine bir erkek aday olacaktı ve o başkan seçilecek. Keşke genel başkanlık düzeyinde de kadınlar bu konuda mücadele etse ve kadınlar ön saflarda olsa. Kadınlara daha geniş kapsamlı alan açılsa. Bizim buradaki eksikliğimiz Alevi öğretisi ve felsefesinden uzaklaştığımızın ve bu eksikliğimizi de görmemiz gerekiyor diye düşünüyorum.

    Cemlerimizi bir elin parmağını geçmeyecek kadar Ana yürütmekte. Eskiden böyle değildi. Yıllar öncesine gittiğimizde analarımız cem yürütürdü ama bugün baktığımızda cemleri genelde dedeler yürütüyor. O posta başta hep erkekler, dedeler oturuyor. Neden analarımızı cenaze ve cem erkanında artık görmemekteyiz? Bu da bir eksiklik aslında, kendimizi eleştirmemiz gerekiyor. Erkek canların da kendilerini eleştirmesi lazım. Çünkü kadınlara bu anlamda yer açmaları, teşvik etmeleri lazım. Kadınların önünü açmadığınız, teşvik etmediğiniz zamanlarda hep kendileri ön planda olduğunda bu tarz sıkıntıları da daha da yaşamış olacağız.

    Kadın gücüne olan inancımızla 8 Mart birlik, dayanışma ve mücadele gününü selamlıyoruz.”

    Eren GÜVEN-Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi 12. Olağan Kurulunu yaptı -VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesi 12. Olağan Kurulunu yaptı -VİDEO

    PİRHA- PSAKD Diyarbakır Şubesi 12. Olağan Kurulunu gerçekleştirdi. Tekrar aday olan PSAKD Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, “Kendileri gibi olmayan, kendileri gibi düşünmeyen, kendileri gibi inanmayanları, yıllarca baskı, gözdağı ve asimilasyon politikalarıyla ötekileştirilerek yok saydılar” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi 12. Olağan Kurulunu gerçekleştirdi.

    Kurul, Dede Kargın Ocağı’ndan Musa Kargın Dede’nin gulbang vermesiyle başladı. Verilen gulbang’ın ardından Zeynel Abidin Ocağından Zakir İbrahim Erkul, deyiş seslendirdi.

    Başkanlığını PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Av. Cafer Koluman’ın yürüttüğü, dernek üyelerinden Sırdaş Adıgüzel ve Selda Kırmızıçiçek’in de katıldığı divan kurulu oluşturuldu.

    “GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE ÖRGÜTLENMEMİZ GEREKİYOR”

    46 yıl önce 19-26 Aralık tarihleri arasında, tam bir hafta devam eden süreçte Maraş’ta vahşice bir katliam gerçekleştirildiğini belirten PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, “Bu katliam devleti kurduğu günden beri Alevilere yönelik sistematik bir asimilasyon politikası dahilinde gerçekleştirilen bir katliamdır. Bunun arka planında yatan nedenler gerçekten de devletin tek kimlikli yapısı ve bu tek kimlikli yapıya uymayan Alevilere yönelik bir katliam gerçekleştirmek için plan yapılmıştı” dedi.

    Koluman şunları kaydetti:

    Bundan çok kısa bir süre önce Maraşlı bir avukat canımız, Genel Kurmay Başkanlığı’ndaki Maraş dosyasına erişmek için bir dizi çalışma yürüttü, dilekçeler verdi ama bir türlü o dosyayı vermediler. Çünkü o dosyada çok şeyler yazıyor. Maraş Katliamı’nın gerçek nedeni ortaya çıkarabilecek bilgi ve belgeler o dosyada mevcut. Maalesef tıpkı Sivas davası gibi, Maraş davası da aynı akıbete uğradı ve cezasızlık politikasıyla sürece mahkum kaldı. Aynı zamanda 19 Aralık 2000 yılında ‘Hayata Dönüş Operasyonu’ adı altında cezaevlerinde operasyon yapıldı. ‘Hayata Dönüş’ dediler, tam tersi onlarca canımızın hayatını söndürdüler. Bunun da hesabını henüz vermemişler. 28 Aralık 2011 tarihinde Roboski’de bizzat devletin gözetimi  ve denetimi altında bir katliam gerçekleştirildi. Bu dava da maalesef hesap verilmediği gibi cezasızlık politikasına maruz kaldı. Dolayısıyla bizlere düşen temel görev örgütlenmek. Örgütlenelim, evet örgütlüyüz ama yeterli miyiz? Değiliz. Güçlü bir şekilde örgütlenmemiz gerektiğini buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum”

    “KENDİLERİ GİBİ OLMAYANLARI YOK SAYDILAR”

    Hak ve özgürlüklerin yok sayıldığı, her gün ortalama 4 kadının katledildiği çocuk istismarlarının ve ölümlerinin arttığı, halkın iradesiyle seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınarak kayyumlarla darbe yapıldığı bir süreçte 12. genel kurullarını yaptıklarını ifade eden PSAKD Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, “Bu kadar antidemokratik uygulamanın olduğu bu ülkede elbette biz Aleviler de kendi üzerimize düşen payı alıyoruz. Kendileri gibi olmayan, kendileri gibi düşünmeyen, kendileri gibi inanmayanları, yıllarca baskı, gözdağı ve asimilasyon politikalarıyla ötekileştirilerek yok saydılar. Terörize ederek, mahkum ederek ya da kendine göre bir Alevilik tanımlıyor şu anki hükümet. Yıllardır katliamlarla yok edemediği Alevileri kendisi tarifleyerek kendilerine göre bir inanç belirliyorlar. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlayarak ibadethanemiz olan Cemevlerimizi cümbüş evi, semahımızı da folklorik gösteri olarak görüyorlar” değerlendirmesini yaptı.

    “BU TOPLUM KATLİAMLARDAN GEÇTİ AMA YOLUNU KAYBETMEDİ”

    Artan’ın konuşmasının ardından kurula konuk olarak katılan Hızır Mekanı ve Doğa Koruma Derneği Eş Başkanı İmam Balsever ise şunları söyledi:

    “Her güne bir katliamın sığdırıldığı, her günün bir anmayla geçtiği bir süreç. Bu dönem içinde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır şubesinin bu kongreyi gerçekleştiriyor olması da çok kıymetli.

    O kadar çok sorunumuz var ki. Bugün biz artık Dersim’den Koçgiri’den, Sivas’tan, Maraş’tan, Gazi’den, Roboski’den, Suruç’tan, her birini söylerken bile insan yoruluyor ve unutuyor. Dolayısıyla böyle bir katliamı görmüş bir halkın, bir inancın evlatları olarak yanı başımızdaki Suriye’de yaşanan savaşı tedirginlikle ve gerçekten büyük bir korkuyla izliyoruz. Bu toplum katliamlardan geçti ama kendi yolunu kaybetmedi. İnancını, itikadını kaybetmedi, bilincini kaybetmedi.”

    Tek liste üzerinden gidilen seçimde Ayfer Artan ile Sırdaş Adıgüzel eşit başkanlığa seçildi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • AKP, Diyarbakır’da cemevi açmaya hazırlanıyor; PSAKD’den tepki: İzin vermeyeceğiz-VİDEO

    AKP, Diyarbakır’da cemevi açmaya hazırlanıyor; PSAKD’den tepki: İzin vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, AKP hükümetinin Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı eliyle Diyarbakır’da bir cemevi açma hazırlığında olduğunu söyledi. AKP’nin kurduğu bu başkanlığın Alevilere atanmış bir kayyım olduğuna dikkat çekerek, Aleviler olarak Diyarbakır’da Alevileri bölme girişimlerine izin vermeyeceklerini kaydetti.

    AKP hükümetinin kurduğu Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Diyarbakır’da yürüttüğü faaliyetlere dair Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, PİRHA’ya konuştu.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevilere atanmış bir kayyım olduğuna dikkat çeken Ayfer Artan, “Pir Sultan Abdal’ı idama götüren süreç, onu sarayın Alevisi yapamayışlarından dolayıydı. Duymaktan korktukları “Şah” kelimesi, aslında devletin Alevisi olma baskısına karşı Alevilerin direnç sembolüdür. Günümüzde devletin güdümüne girmeyen Aleviler, birçok baskı tehdit ve şantajla karşı karşıya kalmaktadırlar. Kayyım olarak değerlendirdiğimiz başkanlığı kurarak bunu gerçekleştirmeye çalışıyorlar” dedi.

    “ALEVİLER OLARAK İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Diyarbakır’da alternatif bir cemevi yapacağı duyumunu aldıklarını belirten Ayfer Artan, “Kendi güdümüne girmeyen, kendine biat etmeyen Alevileri, kendi Alevisini, kendi cemevini yaratarak ayırmaya çalışıyorlar. Bu konuda yaptığımız toplantılarda hiçbir dedemiz, canlarımız bu yönde biat etmeyeceklerini, kesinlikle karşı çıkacaklarını bize söylediler” diye konuştu.

    “BUNU BOŞA ÇIKARACAĞIZ”

    Ayfer Artan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Diyarbakır’da bir cemevi açarak, Alevi toplumunu bölmeyi amaçladığını vurgulayarak, şunları dile getirdi:

    “Bunu yaparak buradaki direnişi kırmaya çalışıyorlar. Toplumu bölüp parçalayıp ayrıştırma derdindeler. Yoksa bu yola hizmet etme derdinde değiller. Ama buna izin vermeyeceğiz. Kesinlikle bu asimilasyon politikasından, böl, parçala, yönet politikasında Aleviler olarak Diyarbakır Pir Sultan Abdal Kültür Derneği/Cemevi olarak kesinlikle sesimizi duyuracağız. İleriki süreçlerde de bunu zaten gündemleştireceğiz ve bir kamuoyu oluşturmaya çalışacağız.

    Belki binanın yapılışına engel olamayabiliriz ama hiçbir canımızın da oraya gitmeyeceğinin garantisini verebiliriz. Hiçbir Alevi canımızın, hiçbir yurttaşımızın kesinlikle ayağı gitmeyecektir ve bunu boşa çıkaracağız. Çünkü bizler direndiğimiz, baş eğmediğimiz, özümüzü koruduğumuz için yakıldık, katledildik. Sivas, Maraş, Dersim’deki tüm canlarımızın direnişini boşa çıkarmamamız lazım. O gün nasıl katliamlar yapılıyorsa bugün de sistemin getirdiği farklı katliamlarla karşı karşıyayız. Kesinlikle buna izin vermeyeceğimizi söylemek isterim.”

    Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Artan: Aleviler olarak kayyımlara karşı desteğimizi sürdürmeliyiz-VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Artan: Aleviler olarak kayyımlara karşı desteğimizi sürdürmeliyiz-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, Aleviler olarak haksızlık nerede varsa orada olduklarını vurgulayarak,”Kayyım darbesinde ısrar etmek aslında bir siyasi çöküntünün tükenmişliğin de göstergesidir. Aleviler olarak biz mazlumun yanındaysak haksızlığın karşısındaysak bunun sürekliliğinin olması gerekiyor. Alevi kurumlarının hem yerelde hem de genel merkez düzeyinde desteklerini sürdürmeleri gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    Hakkari, Esenyurt, Mardin, Batman, Halfeti, Dersim ve Ovacık’ın ardından Van’ın Bahçesaray Belediyesi’ne de 29 Kasım’da kayyım atandı. Kayyımlara karşı yurttaşlar tepkilerini dile getirip, protesto ediyor. Alevi kurumları da, atanan kayyımlara karşı olduklarını belirterek, kayyım atanan yerlerde açıklamalar yaptı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, atanan kayyımlara ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “HALKIN İRADESİNİ YOK SAYMAKTIR

    Kayyımların halkın iradesini gasp ettiğini belirten Ayfer Artan, “Demokrasilerde seçmen iradesinin sürekli yasası; seçilen bir belediye başkanı görevden uzaklaştırılıyorsa yerine yine seçilmiş bir meclis üyesi atanabilir. Ama bugünkü kayyım politikalarında bu söz konusu değil, direkt seçilen belediye meclisinin, halkın iradesine gasptır. Biz mesela kayyım geldiğinde Mardin, Batman ve Dersim’e gittiğimizde tamamen belediyeler ablukaya alınmış vaziyetteydi. Bu halkın iradesini yok saymaktır. Bunun başka bir açıklaması yoktur” dedi.

    “ALEVİ KURUMLARI OLARAK KARŞI ÇIKTIK”

    Ayfer Artan, Aleviler olarak haksızlık nerede varsa orada olduklarını vurgulayarak, baskıcı ve gaspçı zihniyetlere karşı tüm Alevi kurumları olarak karşı çıktıklarını söyledi.

    “HALKIN DİRENİŞİ ÇOK ANLAMLI”

    “Kayyım darbesinde ısrar etmek aslında bir siyasi çöküntünün tükenmişliğin de göstergesidir” diyen Ayfer Artan, şunları dile getirdi:

    “Kürt halkının 2016’dan beri kayyım darbelerine maruz kalıyor, halk seçiyor ama diğer taraftan tek zihniyetçi anlayış ve kayyım mantığıyla sandıkta alamadığı yeri kayyım atayarak el koyuyor. Ama 31 Mart seçimlerinde halk aslında sandıkta gereken cevabı verdiği halde bugün yine aynı zihniyet, aynı mantıkla devam ediyor. Yine alamadığı yerleri kayyım mantığıyla el koyuyor.

    Oradaki halkın direnişi çok anlamlı. Bizler de orada varız. Dersim’de de geçmişte gelen davalar bahane edilerek bir kayyım politikası uygulandı. Dersim halkı direngen bir halk ve kesinlikle kayyımlara teslim olmayacaktır. Belediyelerin önüne beton bloklar konuluyor hatta belediyeye gidilen yolları bile kapatmışlardı. Biz Alevi kurumları olarak başkanlık düzeyinde, genel merkez düzeyinde ve şube olarak da desteklerimizi sunuyoruz. Kesinlikle tekçi zihniyete ve faşist bir yönetime karşı direnişimize sürdürmekteyiz.”

    “DERSİM HALKI VE BİZLER ALEVİ KURUMLARI OLARAK TESLİM OLMAYACAĞIZ”

    Dersim ve Ovacık belediyelerine atanan kayyımın sadece belediyeye değil, o bölgenin kimliğine, kültürüne, yaşam tarzına, inancına yönelik atandığını vurgulayan Ayfer Artan, “Çünkü Dersim farklı bir kenttir, direnişin kentidir. Alevilerin yoğun yaşadığı bir kenttir. Burada önce doğayla başladılar. Gözeler’de restorasyon adı altında ‘restorasyon’ yapıldı ama oradaki halkın kutsal saydığı yerlere halk şu anda rahat bir şekilde gidip inancını yapamıyor. Aslında kayyım politikaları, asimilasyon politikaları belediyelere atanan kayyımdan çok öncesinde devam etmekteydi. Buna Dersim halkı ve bizler Alevi kurumları olarak teslim olmayacağız, direnişin her zaman yanında olacağız. Dersim buna boyun eğmeyecektir” şeklinde ifade etti.

    “ALEVİLER KAYYIMA KARŞI DİRENİŞE DESTEĞİNİ SÜRDÜRMELİ”

    Kayyımlara karşı ortayan konan mücadelenin sürdürülmesi gerektiğinin altını çizen Ayfer Artan, “Aleviler olarak biz mazlumun yanındaysak haksızlığın karşısındaysak bunun sürekliliğinin olması gerekiyor. Bu süreç devam edecek. Şu an halen daha eylemler devam ediyor. Alevi kurumlarının da genel merkez düzeyinde de yine desteklerini sunması gerektiğini düşünüyorum. Gündeme taşımaları gerekiyor. Bununla ilgili kamuoyu oluşturmaları gerektiğini düşünüyorum. Bir güne sadece sığdırılmamalı. Sadece o gün gelip ziyaret edip dönülmemesi lazım. Devamını da getirmeleri gerektiğini düşünüyorum” diye belirtti.

    Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi Cemevi’nde aşure lokmaları pay edildi-VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesi Cemevi’nde aşure lokmaları pay edildi-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Diyarbakır Şubesi Cemevi’nde, Muharrem orucunun ardından aşure lokması pay edildi. Kerbela Katliamı’nın insanlığa işlenmiş bir suç olduğunu ifade eden PSAKD Diyarbakır Şubesi Cemevi Eşit Başkanı Ayfer Artan, “Biz Aleviler için Kerbela şehitleri hakkın ve hakikatin kendisidir” dedi.

    Muharrem oruçlarının ardından aşure lokmaları pay edilmeye devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi Cemevi’nde, aşure lokması pay edildi.

    Konuşmalardan önce Kerbela’da ve diğer katliamlarda yaşamını yitirenler için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Programa Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Serra Bucak ile Doğan Hatun, PSAKD Diyarbakır Şubesi Cemevi Eşit Başkanı Ayfer Artan, Dede Kargın Ocağı’ndan Musa Kargın, Diyarbakır’daki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    “HZ. HÜSEYİN GİBİ DİRENEREK YEZİT’İN ZULMÜNE SON VERECEĞİZ”

    Kerbela Katliamı’nın insanlığa işlenmiş bir suç olduğunu ifade eden PSAKD Diyarbakır Şubesi Cemevi Eşit Başkanı Ayfer Artan, “Biz Aleviler için Kerbela şehitleri hakkın ve hakikatin kendisidir. Yezit, kendi iktidarı için Kerbela Katliamı’nı yapmıştır. Bu kavga o zaman başladı ama halen sürüyor. Alevi toplumuna Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde birçok katliam yaşatılmıştır. Yasımızı tutacağız ama yılmayacağız Hz. Hüseyin gibi onurluca direnerek Yezit’in zulmüne elbet son vereceğiz” dedi.

    “BİR DAHA BU COĞRAFYADA KATLİAMLARIN YAŞANMAMASINI TEMENNİ EDİYORUM”

    Alevi inancının barışın, birlikteliğin ve hoşgörünün inancı olduğunu belirten Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Serra Bucak, “Bizler yaşadığımız coğrafyada Alevilere yaşatılan katliamların şahidi olsak da barışın ve adaletin temsiliyeti olan Alevi inancını deneyimlemiş kişileriz. Hz. Hüseyin ve yoldaşlarının Kerbela’da katledilmesinin anmasında anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Bir daha katliamlar, acılar ve gözyaşları olmasın diye temenni ediyorum” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından semah dönülüp, aşure lokmaları paylaştırıldı.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi Cemevi’nde 8 Mart için kahvaltı etkinliği düzenlendi -VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesi Cemevi’nde 8 Mart için kahvaltı etkinliği düzenlendi -VİDEO

    PİRHA- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla PSAKD Diyarbakır Şubesi Cemevi’nde bir kahvaltı etkinliği düzenlendi. Burada bir konuşma yapan PSAKD Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, “Ülkemizin nüfusunun yarısını oluşturan kadınlarımız, yaşamın her alanında varken karar alma organlarında, istihdamda, eğitimde, politikada aynı oranda temsil edilememektedir” dedi.

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevi’nde kahvaltı etkinliği düzenlendi. Etkinlik kadın mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşuyla başladı. Konuşmaların ardından kadınlara ilişkin kısa bir sinevizyon gösterimi yapıldı.

    “KADIN CİNAYETLERİNİN ARTARAK SÜRMESİNİ ENDİŞEYLE İZLİYORUZ”

    8 Mart kadınlarının taleplerinin birlikte daha gür haykırdığı, kendilerini toplumda eşit bir birey olarak yok sayan zihniyetlere karşı çıktığı, kadını sömüren, aşağılayan, yok eden sistem ve zihniyetlere karşı omuz omuza mücadeleyi verdiği gün olduğunu belirten PSAKD Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, “Ülkemizin nüfusunun yarısını oluşturan kadınlarımız, yaşamın her alanında varken karar alma organlarında, istihdamda, eğitimde, politikada aynı oranda temsil edilememektedir” dedi.

    Artan, şunları kaydetti:

    “Kadınları toplumsal hayatın dışına iten, ayrımcı zihniyetçi politikalardan vazgeçilerek kadını sadece ailenin içinde bir parçası olarak gören, özgür birey olduğunu kabul etmeyen politik ve kültürel anlayış değiştirilmelidir. Kadının eşit özgür birey olmasını sağlayacak politikaların hayata geçirilmesi tarihsel, kültürel ve dinsel hiçbir gerekçeyle engellenmemelidir.

    Kadın cinayetlerinin önlenmemesini, tam tersi artarak devam etmesini endişeyle izliyoruz. Kadına yönelik şiddet, cinayet, istismar artışlarının nedeni yasaların ve cezaların yetersizliği değildir. Kadını eşit ve özgür bir birey olarak görmeyen zihniyetin beslendiği, güç aldığı sosyal, siyasal ortamın sorgulanması yapılmadan, ortadan kaldırılmadan, kadının insan haklarının ihlallerinin önlenmesi mümkün değildir. Bu nedenle ülkemizde aile içinden başlayarak kamusal alanda cinsiyet ayrımcılığına ve eşitsizliğe götüren politikaların sonlandırılması gerekmektedir.

    “BİN YILLARDIR SÜREN BİR KADIN ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ VAR”

    Sonrasında söz alan DEM Parti Bağlar Belediye Eş Başkan adayı Leyla Ayaz ise şunları belirtti:
    “Aslında kadın mücadelesi yeni başlayan bir şey değil. Bizlerle de başlayan bir şey değil aslında. Bin yıllardır, yüzyıllardır süre gelen bir kadın özgürlük mücadelesi var. Bugün burada hepimiz mevcut sistem tarafından ötekileştirilen, hor görülen ucuz iş gücü olarak görülen kadınlar olarak aslında bu mücadeleyi biraz daha yükselten bir yerdeyiz.

    31 Mart’ta Türkiye’nin genelinde bir yerel seçim olacak. Bu yerel seçimlerde insanlar mevcut iktidarın kadın politikalarının kadına bakış açılarını bildiği için bu iktidara çok güçlü bir cevap verecekler. Biz de sizlerle beraber bu kentte yaşayan bütün sivil toplum kuruluşları, bütün farklı etnik kökenler, farklı inançlarla beraber bu kenti tekrar kadın kenti yapmak için, kadınların rahatlıkla, arkalarına bakmadan gece de olsa sokakta yürüyebildikleri, kadın katliamlarının olmadığı, kadın kazanımlarının olduğu bir kent yaratmak için sizlerle beraber el ele verip mücadele edeceğimizin sözünü veriyoruz.”

    Etkinlik kadınların halay çekmesiyle son buldu.

    Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

  • ‘Kurumlarımızda kadınlara daha fazla yer açmalıyız’ -VİDEO

    ‘Kurumlarımızda kadınlara daha fazla yer açmalıyız’ -VİDEO

    PİRHA- PSAKD Diyarbakır Şubesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla cemevinde etkinlik gerçekleştirdi. Alevilikte kadının yeri ve 8 Mart’ın önemine ilişkin konuşmaların yapıldığı etkinlikte, emekçi kadınlar gününün aslında bir protesto günü olduğu vurgulandı. Alevilik inancında her canlının eşit olduğu da söylenen konuşmalarda, Alevi kurumlarında kadınların daha çok yer alması gerektiğine dikkat çekildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla ccemevndeetkinlik gerçekleştirdi.

    Etkinliğin yapıldığı cemevi bahçesine ‘Gülistan Doku Nerede?’, ‘Kırklar Meclisi’nde bizde vardık’, ‘Jin, Jîyan, Azadî’ dövizleri asıldı. Etkinliğe Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) il yönetiminde görev alan kadınlar da katıldı.

    Emek mücadelesinde yaşamını yitiren kadınlar için yapılan saygı duruşunun ardından programın açılış konuşmasını PSAKD Diyarbakır şubesi üyelerinden Selvi Platin yaptı.

    “TARİHTE KADINLAR DAHA İYİ YAŞAM ŞARTLARI İÇİN DİRENDİLER”

    Platin konuşmasında şunları dile getirdi:

    “1857 yılında Amerika’da 400 kadın işçi, daha iyi koşullarda çalışmak istemesi üzerine bir ayaklanma çıkarır. Polislerin müdahale etmesi üzerine ayaklanma kontrol edilemez bir hal alır ve fabrikada yangın çıkar. Yangında polislerin kurduğu bariyerlerden geçemeyen 129 işçi yanarak hayatını kaybeder. Kadınların daha iyi yaşam standartlarına sahip olmak için çıkardıkları bu ayaklanma yıllar boyu emekçi kadınların günü olarak kutlanmaktadır.”

    “EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ TÜKETİM ÇILGINLIĞINA DÖNMÜŞTÜR”

    Program kapsamında konuşan PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkan Yardımcısı Ayfer Artan ise söz alarak, kadınların daha iyi yaşam standartlarına kavuşmasının ve emekçi kadınlar gününün kutlanmasının günümüzde farklı bir çılgınlığa doğru gittiğini belirterek şunları kaydetti:

    “1910 yılında kapitalist sistemin işçiler üzerinde sömürü elde ederek zenginleşmesini emekçi kadınların burjuvaziye olan direncinin simgesi olan 8 Mart günü günümüzde insanların tüketim çılgınlığına dönmektedir. Bunlar farklı oyunlarla cinsiyet ayrımcılığıyla devam etmektedir. Bugün ‘Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ olarak değil yavaş yavaş ‘Dünya Kadınlar Günü’ oluyor. Kutlamalar, oyunlar, eğlenceler… Aslında bu bir anmadır, bu bir protestodur. Bunu iyi algılamak lazım. Bunun yavaş yavaş amacından çıkmasına emekçi kadınlar olarak hayır dememiz lazım. Ataerkil kapitalist sistemin yarattığı eşitsizliğin derinleştiği bu 8 Mart dünyanın dört bir yanında kadınlarla ayrımcılığa, şiddete ve güvencesizliğe karşı itirazlarımızı, sözlerimizi, taleplerimizi buluşturduğumuz ve ‘Başka bir dünya mümkün’ çağrısını yinelediğimiz bir yıl olsun.”

    “ERKEKLİK FAY HATTINI KIRMALIYIZ”

    Dinlerin birçoğunda erkek hegemonyasının fazla olduğunu belirten Artan; “Ama Alevilikte kadını, erkeği eşit olarak görüyoruz. Asıl olan yoldur bizde, yol da kadındır. Alevi meclisinde kadın, erkek yoktur. İnsan vardır, canlar vardır, erenler vardır. Aleviler herkese can gözüyle bakar. Asimilasyona karşı ısrarla dur demeliyiz. Kadıncıl Alevilik inancı Alevi toplumu tarafından öğrenilmeli, öğretilmeli, içselleştirilmelidir. Böyle olduğunda ancak Alevilikte erkeklik fay hattı kırılır ve yol alınır. Dünyada ve ülkemizde gerçekten de kadın olmak zordur. Bunun için adil, özgür, laik ve barış içinde yaşayacağımız bir dünyayı yaratmalıyız. Kurtuluşumuzun kendi ellerimizde olduğunu biliyoruz. Evde, işte, sokakta, bizleri yok sayanlara karşı direnmeye devam edeceğiz. 8 Mart’ın ücretli izin günü sayılmasını, kadına yönelik her türlü şiddeti önleyici yasal önlemlerin acilen alınması gerektiğini hep söylüyoruz. Ama ülkemizde var olan İstanbul Sözleşmesi bile kaldırılmıştır. Eğitim alanı başta olmak üzere kamusal alanlarının tümüne yayılan cinsiyet ayrımı politikalarından vazgeçilmesi, eşit işe eşit ücret sağlanması için biz her yerdeyiz. Vardık, var olacağız. Bu yolda birimiz kırkımız için, kırkımız birimiz için. Kadıncık Ana aşkı ile selamlıyorum sizleri” diye konuştu.

    “BUGÜN KADINLAR TARİH YAZDI”

    Etkinliğe katılan eğitimci-yazar Birsen İnal da şunları dile getirdi:

    “Bugünün anlamını halaylarla, zılgıtlarla elbette ki sesimizi yükselterek duyuracağız. Fakat bundan ziyade bugünü kafasına silah dayatılan kadınların, ezilen kadınların, şiddet gören kadınların, eve mahkûm edilen kadınların, eşit çalıştığı halde eşit ücret almayan kadınların tarihinin yarattığı bir gün olarak anmak istiyorum.”

    “BUGÜN KADINLARIN PROTESTO GÜNÜDÜR”

    HDP Diyarbakır il yönetiminden Handan Çelik de söz alarak şunları söyledi:

    “Aslında günün anlam ve önemi kadın günü değil, bir kadın protestosu. Kadın savunucusu Clara Zetkin’in öncülüğünde ve 129 kadın arkadaşın bir fabrikanın içinde eşit hak, eşit yaşam statüsü için verdikleri direnişle yakılarak dünyaya ilan edilen günün, aslında kadın günü değil bir kadın yaşam savaşının iradesinin ortaya çıkan göstergesidir. Bizim coğrafyamızda özellikle Kürt kadının üzerinde olan egemen sistem ve özellikle egemen sistemin erk zihniyetinin kadına dayattığı eşit olmayan bir yaşam statüsü ve zindanlardaki kadın arkadaşlarımız, evlere tıkılan kadın arkadaşlarımız, tacize uğrayan kadın arkadaşlarımız var. Bugünün aslında kadın günü değil, birer kadın protesto günü olarak ilan etmemiz gerekiyor.”

    “POST KİMSENİN TAPULU MALI DEĞİL”

    PSAKD Diyarbakır şubesi üyelerinden Zeynep Yavaş da söz alarak Alevilikte kadın erkek eşitliğine değindi ve şunları aktardı:

    “Ritüellerimizde hep söylüyoruz. Kadın, erkek, bizler eşitiz. Cemlerimizi, ibadetlerimizi, kadın, erkek, beraber yapıyoruz. Ama günlük yaşama bunu ne kadar aktarabiliyoruz? Bunu biraz sorgulamak gerektiğini düşünüyorum. Özellikle de postun sadece bir cinse aitmiş gibi sanki tapulu mallarıymış gibi kullanılmasından da rahatsızım. Bir kadın ile bir erkeğin muhakkak cem yürütülürken yan yana durması gerektiğine inanıyorum. Eğer aktif olarak kadın yer almıyorsa bile daha görünür olması gerektiğini düşünüyorum. Bu anlamda Alevi canlara buradan çağrımdır. Bütün alanlarda sadece cemde değil, dedelik ve analık erkânında da bütün on iki hizmetin bütün alanlarında da kadınların daha fazla aktif olması gerektiğini düşünüyorum.”

    Cemevi bahçesinde yapılan 8 Mart etkinliği Koma Ma’nın müzik dinletisiyle son buldu.

    Program bitiminde PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkan Yardımcısı Ayfer Artan, Alevilikte kadının yerine ve 8 Mart’a ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “KURUMLARIMIZDA KADINLARA DAHA FAZLA ALAN AÇMALIYIZ”

    Alevilikte kadının yeri ve 8 Mart’a gününe ilişkin değerlendirmelerde bulunan Artan şunları dile getirdi:

    “Alevi toplumunda kadın erkek eşittir, candır. Bizde kadınlar ayrı bir statüde erkekler ayrı bir statüde yer almamaktadır. Cemde herkes candır. Biz de eşit başkanlık sistemi yıllar öncesi Alevilik var olduğundan beri var. Cemde pir ana, pir dede yürütmekteydi cemleri. Pir ana olmadığı zaman cem yürütülmezdi. Bir posta oturduğunda bir tarafında dede, bir tarafında ana oturduktan sonra cem yapılırdı. Hatta Kırklar Cemi’nde 40 tanesinin 17 tanesinin kadın olması, kadına verilen değerin göstergesidir. Kurumlarımızda ne kadar yapıyoruz bunu? Kurumlarda elimizden geldiği kadar kadın canlarımızı yönetime veya diğer tüm alanlara aktif hale getirmeye çalışıyoruz ama toplumumuzda erkek hegemonyası içerisinde bunu ne kadar başarabiliyoruz? Bu tartışılabilir. Alevi kurumlarının bu kadar üzerine gidilmesinin bir sebebi de bu. Çünkü diğer dinlerde kadına bu kadar değer verilmezken Alevi toplumunda, inancında kadına büyük saygı, büyük hürmet vardır. Çünkü biz canız. Nazarımızda ayrılık söz konusu değildir.”

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün kapitalizmin bir harcama çılgınlığı olmadığını söyleyen Artan son olarak; “Bugün bütün emekçilerin kadınlar günüdür. Bu bir anmadır, bu bir protestodur, bu bir kutlamadır” dedi.

    “KADINLARIN DÜNYA ÜZERİNDEKİ EMEKLERİ İNKAR EDİLEMEZ”

    Daha sonra söz alan Dede Kargın Ocağı’ndan Musa Kargın Dede, Alevilikte kadının önemine vurgu yaparak şunları aktardı:

    “Tüm kadınlar emekçidir canlar. Tüm kadınların dünya üzerindeki emekleri inkâr edilemez. Onun içindir ki bizim kadınların önünde saygıyla eğilmemiz gerekiyor. Çünkü onlar anadır. Ananın duygusu dünyada her şeyden üstündür. Bu muhasebe edilemez. Bunun değerine paha biçilemez. Onun için kadınlar var ise tüm insanlar var demektir. Biz illa bir günle bunu geçiştirirsek bu tüm insanların birer eksikliği olur. Tüm anaların önünde Saygıyla eğiliyorum. Hürmetlerimi bildiriyorum. Aşkı niyazlarımı bildiriyorum.”

    PİRHA/DİYARBAKIR