Etiket: ayfer düzdaş

  • Ayfer Düzdaş, Anadolu turnesine çıkıyor!

    Ayfer Düzdaş, Anadolu turnesine çıkıyor!

    PİRHA – Kürt halk ezgilerini derleyip, yorumlayan müzisyen Ayfer Düzdaş, 7 yıl aradan sonra Anadolu turnesine çıkıyor.

    Uzun bir süredir Kürtçe ezgiler ve deyişleri köy köy dolaşarak kayıt altına alıp, yeniden yorumlayan Ayfer Düzdaş, 2016 yılındaki kayyum atanmasından sonra ilk defa Batman ve Diyarbakır’da konser verecek.

    Düzdaş, son albümü Kilomên Arxawunê ile özellikle Malatya’nın Arguvan, Akçadağ, Kürecik ve Hekimhan’ın unutulmuş ezgilerine yer vermişti. Düzdaş, 7 yıl aradan sonra yeniden Diyarbakır ve Batman’da konser vermeye hazırlanıyor.

    Düzdaş’ın konser takvimi şöyle:

    18 Nisan-İstanbul Kadıköy Eğitim Sahnesi, Saat: 20.30

    20 Nisan-Diyarbakır Sezai Karakoç Kültür Merkezi, Saat: 20.00

    21 Nisan-Batman İl Kültür Merkezi, Saat: 19.00

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ayfer Düzdaş, Ankara’da müzikseverler ile buluşacak!

    Ayfer Düzdaş, Ankara’da müzikseverler ile buluşacak!

    PİRHA- Kürtçe müziğin sevilen isimlerinden Ayfer Düzdaş, 10 Aralık’ta Ankara’da konser verecek.

    Arguvan ezgilerinin temsilcilerinden Müzisyen Ayfer Düzdaş, 10 Aralık’ta Ankara’da sahneye çıkacak.

    Anka Dil Kültür Sanat Derneği tarafından organize edilen konser, Pazar günü Nazım Hikmet Kültür Merkezi Yıldız Kenter Sahnesi’nde saat 18:00’de başlayacak.

    Sabri Meral

  • Tilkililer Toplum Merkezi’nden 15 Haziran’da ‘Dayanışma Gecesi’ etkinliği-VİDEO

    Tilkililer Toplum Merkezi’nden 15 Haziran’da ‘Dayanışma Gecesi’ etkinliği-VİDEO

    PİRHA- İngiltere’de faaliyetlerini sürdüren Tilkililer Toplum Merkezi tarafından ‘Dayanışma Gecesi’ yapılacak. Prof. Dr. Mahmut Tuğrul da, Tilkililerin deprem felaketi zamanı ortaya koyduğu dayanışmaya dikkat çekerek, yöre derneklerinin diasporadaki önemine vurgu yaptı.

    Yurt dışına on yıllar boyunca göç eden yurttaşların kurduğu demokratik kitle örgütleri ve Alevi kurumları kültürün, dilin ve inancın yaşatılmasında önemli görevler üstleniyor.

    Bu kurumlardan biri de İngiltere’de çalışmalarını sürdüren Tilkililer Toplum Merkezi. Tilkililer Toplum Merkezi her yıl düzenlediği ‘Dayanışma Gecesi’nin 9’uncusunu yapacak. Prince&Princess Wedding Hall-4 Prince Rd, Londra No:18 3PR’de yapılacak olan gecede Sanatçı Ayfer Düzdaş, Eylül Koluman, Yusuf Yazgılı, Grup Gençler ve Kara Hasan sahneye çıkacak.

    Önceki dönem HDP Antep Milletvekili Prof. Dr. Mahmut Tuğrul’un konuşmacı olarak katılacağı gece, 15 Haziran saat: 18.00’de başlayacak.

    Sanatçı Ayfer Düzdaş, ‘Dayanışma Gecesi’ne katılım çağrısında bulunurken, Prof. Dr. Mahmut Tuğrul da, Tilkililerin deprem felaketi zamanı ortaya koyduğu dayanışmaya dikkat çekerek, yöre derneklerinin diasporadaki önemine vurgu yaptı.

    PİRHA/İNGİLTERE

  • Ayfer Düzdaş’ın “Arguvan Kılamları-Kılomên Arxawûn” adlı albümü çıktı-VİDEO

    Ayfer Düzdaş’ın “Arguvan Kılamları-Kılomên Arxawûn” adlı albümü çıktı-VİDEO

    PİRHA-Sanatçı Ayfer Düzdaş’ın “Arguvan Kılamları-Kılomên Arxawûn” adlı albümü çıktı. Düzdaş albümünde il ve ilçe merkezlerinin yanı sıra 15’ten fazla köy ziyaretinde bulunmuş, 18 kaynak kişiden, yöreye ait 90’nın üzerinde Kürtçe/Kurmancî eser kayıt altına almış.

    Sanatçı Ayfer Düzdaş’ın “Arguvan Kılamları-Kılomên Arxawûn” adlı albümü çıktı. Halk arasında Malatya “Arguvan Türküleri”, “Arguvan Ağzı”, “Arguvan Havası”, “Kilomên Arxawûn” olarak bilinen halk şarkılarının daha çok Kürtçe/Kurmancî olanlarını derleyen Ayfer Düzdaş, bir bölümünü bu albüm aracılığıyla kültür tarihimize bir armağan olarak kazandırıyor.

    “GELECEK KUŞAKLARA SÖZLÜ TARİH ÇALIŞMASI OLARAK AKTARMIŞ OLACAK”

    Albümün tanıtım yazısında şu ifadelere yer verildi:

    “Ayfer Düzdaş, 2012 – 2014 yıllarında Malatya’nın Arguvan, Yazıhan, Kürecik, Hekimhan ilçeleri ve köylerinde yaptığı Kürtçe derlemelerin tamamını ise imkanlar ölçüsünde müzik severlerle buluşturmayı amaçlıyor. Sanatçı bu derleme çalışmalarını yaparken; il ve ilçe merkezlerinin yanı sıra 15’ten fazla köy ziyaretinde bulunmuş, 18 kaynak kişiden, yöreye ait 90’nın üzerinde Kürtçe/Kurmancî eser kayıt altına almış. Çoğu ilk kez gün yüzüne çıkan bu derlemeler ile yerelde saklı kalmış ama hinterlandı evrensel boyutlarda olan kültürel değerleri de kamusallaştırmış olacak. Ayfer Düzdaş bu çabasıyla, kaybolmakla yüz yüze kalan Arguvan Klamları’nı birer kültürel değer olarak müzik tarihine kazandırıyor. Böylece, kayıt altına aldığı bu kültürel değerleri, albüm ya da albümlerde toplayacak ve gelecek kuşaklara sözlü tarih çalışması olarak da aktarmış olacak.

    “CEMLERDE SÖYLENEN DEYİŞLER ÖNEMLİ YER TUTMAKTADIR”

    Arguvan ezgileri genellikle köy ve doğa toplumlarında sık görülen temalar ile örülüdür. Başat olan temalar ise sevda, gurbet, ölüm ve ayrılık üzerinedir. Yaşamın içinden beslenen ezgiler tarlada ot biçerken, yaylaya çıkarken, koyun otlatırken ve bir ölüm yaşandığında yakılan ağıtlarda bulur ifadesini. Arguvan ezgileri çoğunlukla ‘’Dede Makamı’’, ‘’Hüseyni’’, ‘’Uşak’’ ve ‘’Garip Hicaz’’ makamlarında söylenir. Malatya’da söylenen klamlar (türküler) hem uzun hava hem de kırık hava olarak karşımıza çıkar. Cemlerde semah dönülürken söylenen deyişler ve Duwaz-ı İmam’lar da önemli bir yer tutmaktadır. Yörede; Alevi felsefesinden kaynaklı deyiş, duvaz ve semah ezgilerine de sıkça rastlanır. ‘’Dede Makamı’’ olarak da ifade edilir. Fakat deyişlerin büyük bir kısmı asimilasyonun etkisiyle Türkçe söylenir olmuştur.

    Yörede “Dede Makamı” olarak tanımlanan deyişler; üç telli Dede Sazı ile çalınır, on iki perdeli, tezenesiz çalım şekli olan pençe ya da şelpe adı verilen teknikle icra edilir. Malatya’da dede sazı dışında bağlama, cura, klarnet (Arapgir), keman (çok azdır), davul-zurna, kaval (Çobanlar kaval ve dilli düdük çalar) en çok görülen enstrümanlardır. Düğünlerde genelde davul-zurna ya da davul-klarnet çalınır.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Ayfer Düzdaş’ın “Arguvan Klamları” albümünün tanıtım konseri Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde-VİDEO

    Ayfer Düzdaş’ın “Arguvan Klamları” albümünün tanıtım konseri Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde-VİDEO

    PİRHA- Ayfer Düzdaş’ın, Arguvan yöresinden derlediği eserlerden oluşan Kürtçe “Arguvan Klamları” albümünün tanıtım konseri bugün Şişli Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde yapılacak.

    Halk müziği sanatçısı Ayfer Düzdaş’ın Malatya-Arguvan yöresinden derlediği eserlerden oluşan Kürtçe “Arguvan Klamları’ albümünün tanıtım konseri bugün saat 19.00’da Şişli Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde yapılacak.

    Halk arasında “Arguvan Türküleri’’, “Arguvan Ağzı” , “Arguvan Havası”, ‘’Kilomên Ârxawûn’’ olarak bilinen halk şarkılarının, daha çok Kürtçe olanlarını derleyen Düzdaş, bu kılamları, Caner Yılmaz’ın aranjörlüğünde icra edecek.

    Düzdaş, 2012-2014 yıllarında Malatya’nın Arguvan, Yazıhan, Kürecik, Hekimhan ilçeleri ve köylerinde yaptığı Kürtçe derlemeleri uzun bir çalışmadan sonra bölümler halinde dinleyiciyle buluşturacak. Derleme çalışmalarını yaparken; il ve ilçe merkezlerinin yanı sıra 15’ten fazla köy ziyaretinde bulunan Düzdaş, 18 kaynak kişiden, yöreye ait 90’ın üzerinde Kürtçe eser kayıt altına aldı. Düzdaş bu çalışmasıyla kaybolmakla yüz yüze kalan Arguvan klamlarını birer kültürel değer olarak gün yüzüne çıkarıyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ali Doğan Gönültaş’ın ilk solo albümü “Kiğı” müzikseverler ile buluşuyor!

    Ali Doğan Gönültaş’ın ilk solo albümü “Kiğı” müzikseverler ile buluşuyor!

    PİRHA – Kiğı yöresine ait ezgiler, Ali Doğan Gönültaş’ın yorumuyla albümleşti. Yapılan çalışmayla birlikte Kiğı yöresine ait 150 yıllık müzikal geçmişi görmek mümkün.

    Müzisyen Ali Doğan Gönültaş, ilk solo albümünü hazırladı. “Kiğı” ismini verdiği albümle birlikte Gönültaş, kendi hikayesi ile yörede yaşam sürmüş kültürler arasındaki ilişkiye ışık tuttuğuna vurgu yaptı.

    Albümün ilk üç eserinin single olarak yayımlanacağı duyurulurken, tüm çalışmanın ise 2022 Mayıs ayında dinleyici ile buluşacağı bilgisi verildi.

    Ali Doğan Gönültaş, ilk olarak “Bostano” adlı çalışmasını klip eşliğinde dinleyicilere sundu. Albümdeki diğer eserlerden “Kütahya’nın Dağları/ Mira Naye” 8 Nisan’da, Entercîme 22 Nisan’da, albümün tamamının ise 6 Mayıs’ta paylaşılacağı açıklandı.

    Ali Doğan Gönültaş’a “Kiğı” albümünde birçok usta isim de eşlik etti. Fırat Çaklıcı klarnet ve vokalde, Emre Bakar bağlamada, Tarık Aslan perküsyonda, Erdi Arslan mey, duduk ve zurnası ile albümde yer alan isimler oldu.

    Ayfer Düzdaş, Gulan Kılıçgedik, Evin Gülün, Çağatay Gödek ise vokalde Gönültaş’a destek veren müzisyenler oldu.

    ALİ DOĞAN GÖNÜLTAŞ HAKKINDA…

    1985 yılında doğdu. Kocaeli Üniversitesi Arkeoloji ve Radyo TV, Sinema bölümlerinden mezun olan müzisyen, profesyonel müzik yaşantısına kurucularından olduğu Ze Tijê müzik grubu ile başladı. Grubun yayımladığı “Yanlışımız Var!” (2015) ve “Ur” (2019) stüdyo albümlerinde besteci, aranjör ve icracı olarak yer aldı. 2018 yılından beri müzik üretimini “Xo Bi Xo” adlı solo konser çalışması ile devam ettiriyor.

    Müzisyenin Kürtçe ve Türkçe şarkılara yer verdiği “Kiğı” çalışmasında, geleneksel tür ve temaların yanında deneysel bir duyum da yer buluyor.

    Benim Kendi Hayatım/2014, Şeng/2021 gibi filmlerin müziklerine katkı sundu. “Somut Olmayan Kültürel Miras Örneği Olarak Kentin Sesi (Diyarbakır)” adlı projede besteci olarak yer aldı.

    Can TV için Sesler ve İzler (2020), Müzik Olayı (2022) adlı televizyon programlarını hazırlayıp sundu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Alevi kadınlar güçlenmek istiyorsa analık makamını yeniden var etmeli’-VİDEO

    ‘Alevi kadınlar güçlenmek istiyorsa analık makamını yeniden var etmeli’-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de DAD Kadın Meclisi öncülüğünde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla, ‘Yolda ikrar canda birlik’ muhabbet ceminde bir araya gelen Alevi kadınlar, eşitlik için mücadele edeceklerini söylediler. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevinde “Yolda ikrar canda birlik” muhabbet cemi gerçekleştirdi.

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen muhabbet cemine Kureyşan Ocağı’ndan İlkin Çağlayan, Seyit Sabun Ocağı’ndan Zehra İncesu, Babamansur Ocağı’ndan Rukiye Hurustan, Yanyatır Ocağı’ndan Fatma Kılıç ve çok sayıda kadın katıldı.

    Zakirliği Şevda Çelebi Çiçek ve Ayfer Düzdaş’ın yürüttüğü muhabbet ceminde Türkçe ve Kürtçe nefesler-deyişler seslendirildi. Muhabbette ayrıca çerağ uyandırıldı.

    “ALEVİ KADINLAR SAVAŞ PLANLARININ PARÇASI OLMAYACAK”

    Seyit Sabun Ocağı Anası Zehra İncesu, yaşamını yitiren kadınların önünde darda olduklarını belirterek, başladığı konuşmasında anaların cemlerin olmazsa olmazlarından olduğunu ifade etti.

    Sistemin kadını geri plana atması sonucunda anaların da geri plana atıldığını dile getiren İncesu, “Biz kadın analar olarak bundan sonra geride değil postların üzerinde pirlerimizle beraber oturmayı istiyoruz. Bunun mücadelesini de vereceğiz. Aslında kadın mürşid-i kamilullahtır. Kadın olmazsa yol olmaz hak da olmaz” diye belirtti.

    Anaların mürşit (yol gösteren) makamından düşürülmesinin tek din tek dil dayatan asimilasyoncu politikalarının sonucu olduğunu ifade eden İncesu, “Biz Alevi kadınlar savaş politikalarından nasibini almış durumdayız. Buna şiddetle karşı çıkıyor bu planların içinde olmayacağımızı söylemek istiyoruz. Normalde anadan rızalık alınmadan pirler talibine gidemezdi. Kızılbaş Alevi inancından dar ile didar olur iken mutlaka analar olması gerekir. Ayrıca ana şifa veren bolluk veren cümle cana ikrar verip cem olandır. Hak kapısı çar-a sır hak yasası ile bütünleşir” dedi.

    “YOL YÜRÜRKEN ARKAYA İTİLDİK, MUTFAĞA YOLLANDIK”

    Kureyşan Ocağından İlkin Çağlayan Ana ise, Alevi kadınlarının emeklerinin yok sayıldığına dikkat çekti. Alevi kadınlarının güçlenmesinin analık makamının güçlenmesi ile gerçekleşeceğine işaret eden Çağlayan, şöyle konuştu:

    “Yol yürürken neden bizi yolun arkasına ittiniz? Neden bizi mutfağa yolladınız? Güzellik, barış olsun, ışıktan kopmayalım diye gözyaşlarımız ile niyazlar yoğurduk. Oturulan her yerde bizler eşitiz, cemal cemaleyiz denildi. Biri çıkıp buna hayır öyle değil diyecekti. Alevilik inancını var eden ve bugüne taşıyan kadınlardır. Bunu aile, çocuklar, sosyal hayat üzerinden yapıyorlar. Ama Alevi toplumuna baktığımızda inançta olduğu gibi kadınlar görünür ve etkili değil. Ne yazık ki Alevi toplumu kadınların evde, cemevinde emeklerine el koyarak yok saymış. Her şeyden önce Alevi kadınlar Alevi inancının ne olduğunu erkeklerden öğrenerek değil, doğru kaynaklardan öğrenmek zorundalar. Eğer Alevi kadınları güçlenmek istiyorlarsa anaları yeniden var etmeleridir. Sadece pirlerle cem olmaz, beraber cem yürütülmelidir. Alevilik inancında kadın-erkek eşitliğinin en temel unsuru analık-pirlik makamlarının varlığıdır.”

    “İNSANLIK DEVLETLİ UYGARLIKLAR KURARAK ANA’NIN YOLUNDAN ÇIKTI”

    Muhabbet ceminde konuşan DAD İzmir Şube Eş Başkanı Nebahat Çelik ise analık makamının hem yola, hem insanlığa ışık ve rehber olmak gibi bir misyonu olduğunu ifade ederek, insanlığın Ana’nın yolundan çıkarak zalim ve tüm canlılara düşman konuma geldiğini kaydetti.

    Çelik, “Bütün bunlar Ana yolundan kopuşla, eril bir zihniyet ve rıza halini çiğneyen tahakküm biçimleriyle, devletli uygarlık çizgisiyle gerçekleşmiştir. Yani Ana düşmanlığı hak düşmanlığı biçiminde tecelli etmiş, cümle can küresel yok oluşun eşiğine getirilmiştir” sözlerini kullandı.

    Çelik, şöyle devam etti:

    “Analar olarak dünyanın her yerinde insanlığa yeniden rehber olma irademizi belirtiyor, tüm kadınları bu bilinç ve sorumluluk duygusuyla bir olmaya davet ediyoruz. Bu cemimizle ananın hali hazırda yolumuzdaki durumunu da tartışacak, özümüzü dara çekecek, eril-tahakkümcü zihniyetin modernist etkileşimlerle Yolumuzda sebep olduğu daralma ve sapmaları da tartışacak, çözümler geliştirmeye çalışacağız.”

    “SON 20 YILDA TÜRKMEN ALEVİ KADIN KÜLTÜRÜ ZARAR GÖRDÜ”

    Türkmen Alevisi Yanyatır Ocağı’ndan Fatma Kılıç da, geleneklerini şehir kültürüne rağmen devam ettirdiklerini vurgulayarak, “Bizde bacılar öndedir. Bize sormadan erkeklerimiz iş yapmaz. Kadın olarak önceliğimiz vardır ve erkeklerimizden izin istemeyiz. 20 yıldır bu değişti. İnternetler çıktı, televizyonlar çıktı. Fabrikalarda çok uzun saatler çalışıyoruz. Önceden gece yarılarına kadar otururduk. Şimdi çalışmak zorundayız. Yerleşik hayata geçtik. Tahtacı Türkmenlerinden Oğuz Boylarındanız” diye konuştu.

    Muhabbet cemi, lokma duası sonrası pay edilen lokmalarla son buldu.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

     

     

  • Koçgiri Kültür Derneği, Gaxan gecesi düzenledi

    Koçgiri Kültür Derneği, Gaxan gecesi düzenledi

    PİRHA- İstanbul Ümraniye’de bulunan Koçgiri Kültür Derneği, ‘Geleneksel Gaxan gecesi’ düzenledi.

    Koçgiri Kültür Derneği, Alevilerde yeni yılı karşılama anlamına gelen Gaxan etkinliği düzenledi. Gaxan belgesel gösteriminin de olduğu etkinlikte lokmalar pay edildi.

    Dernek binasında gerçekleşen etkinlikte Pir Mehmet Karabulut ve Koçgiri Kültür Derneği Başkanı Rıza Kahraman kısa konuşmalarından sonra Cemal Taş’ın , ‘Khalek’in Ölümü’ adlı belgesel gösterimi gerçekleşti.

    Sanatçı Ayfer Düzdaş’ın müzik dinletisi sonrasında geleneksel yemek olan babuko paylaşıldı.

    GAXAN NEDİR?

    Özellikle Dersim coğrafyası tarafından kutlanan Gaxan yeni yılın gelmesini müjdeliyor. Eski yılı uğurlayıp yeni yılı karşılarken bolluk, bereket için lokmalar pişirilip dağıtılıyor. Köylerde yaşarken kapı kapı tüm evlerin dolaşıldığı bu gelenek şehirlere göçle birlikte şehirlerde yaşatılmaya çalışılıyor. Ancak köylerdeki gibi kapı kapı dolaşmak mümkün değil. Bunun için Alevi kültüründe önemli bir yer tutan Gaxan’da dernek binalarında sürdürülmeye çalışılıyor.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Elazığ Şahinkaya Köyü Cemevi açıldı-VİDEO

    Elazığ Şahinkaya Köyü Cemevi açıldı-VİDEO

    PİRHA-Elazığ Merkeze bağlı Şahinkaya Köyü’nde yapımı tamamlanan Şahinkaya Cemevi yüzlerce kişinin katılımıyla açıldı. Açılışta konuşan Axuçan Ocağı pirlerinden Turabi Engin, cemevinin yapımında emeği geçen herkese teşekkür etti.

    Haberin Videosu

    Dersim’den göç etmek zorunda bırakılan aralarında Axuçan evlatlarının da olduğu yoğun bir Dersimli nüfusunun bulunduğu Elazığ merkeze bağlı Şahinkaya Köyü’nde kitlesel bir şekilde cemevi açılışı yapıldı. Açılışta deyişler söylendi, semahlar dönüldü ve gelen canlara aşure ikram edildi.

    “TALEPLERİMİZ KABUL EDİLMELİ”

    Açılışta konuşan Şahinkaya Köyü Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı ve Axuçan Piri Turabi Engin, 2011 yılında temeli atılan cemevinin yapımında emeği geçen herkese teşekkür etti. Pir Engin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Cemevleri bizim inanç merkezlerimizdir. Birçok kez dile getirilmesine rağmen yasal statüye kavuşturulmamıştır. Bizler burada inancımızın gereğini yerine getiriyoruz. Kültürümüzü inancımızı burada yaşatıyor, yol erkanımızın sürüdürülmesi için gelecek nesillere aktarıyoruz. Dolayısıyla buranın temizliğinden tut kapısını açık tutmaya kadar emek veren birçok canımız var. Burada emek veren hizmet yürüten canlarımıza sosyal bir güvence sağlanması gerekiyor bunu talep ediyoruz” dedi.

    Konuşmaların ardından cemevinin açılışı yapıldı. Sanatçı Ayfer Düzdaş’ın seslendirdiği deyişlerle birlikte Adıyaman’dan gelen canlar semaha durdu.

    PİRHA/ELAZIĞ

     

  • Ayfer Düzdaş ‘Kürt Alevi Ezgileri’ ile dinleyicileriyle buluşuyor

    Ayfer Düzdaş ‘Kürt Alevi Ezgileri’ ile dinleyicileriyle buluşuyor

    PİRHA- Sanatçı Ayfer Düzdaş, ‘Horosan’dan Çorum’a Kürt Alevi Ezgileri’ ile İstanbul’da dinleyicileriyle buluşacak.

    Sanatçı Ayfer Düzdaş Varto, Hınıs, Malatya, Adıyaman, Maraş, Çorum ve Koçgiri’ de yaptığı alan çalışmaları sonucu albümleştirdiği ‘Horasan’dan Çorum’a Kürt Alevi Ezgileri’ ile dinleyicileriyle buluşacak. 11 Mayıs Cumartesi günü Şişli’de bulunan Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde gerçekleşecek konser saat 19:00’da başlayacak.

    “HOROSAN’DAN ÇORUM’A ALEVİ MÜZİĞİNİN İZİNİ SÜRDÜ”

    Kürt müziğinin sevilen sesi Ayfer Düzdaş “Horosan’dan Çorum’a Kürt Alevi Ezgileri” Şişli’de konser vermeye hazırlanıyor. Yeni albümüyle aynı adı taşıyan konserde Düzdaş, Kürt coğrafyasının farklı parçalarında ve Türkiye’deki Alevi/Kızılbaş müziğinden derlediği çeşitli şarkılara yer verecek.

    Son dönemde Alevi/Kızılbaş müziğinden derlediği deyiş ve kılamlarla müzikal yaşamına yeni bir boyut katan Düzdaş, İran’ın Horosan bölgesinden Çorum’a kadar geniş bir coğrafyada yaşayan Kürt Alevi müziğinin izini sürdü. Yeni albümünde köy köy dolaşıp asimilasyonun bağrından çekip aldığı şarkıları müzikseverlerle buluşturan Düzdaş, aynı zamanda Alevi inancına batini bir gözle bakıp sözün ve melodinin yardımıyla Alevi inanç ve felsefesinin derinliklerine doğru yol alıyor.

    “DEYİŞLER DIŞINDA NİNNİLER, AĞITLAR VE EZGİLER VAR”

    Koma Wenge Sodiri ve Koma Asmin,’den sonra solo devam ettirdiği müzikal hayatında 20 yılını dolduran Ayfer Düzdaş, kendine has söyleyiş tarzıyla hem eserlerin otantik yapısını koruyup tarihe önemli bir not düşüyor hem de yerelden evrensele uzanacak yolun kilometre taşlarını oluşturuyor. Konserde Dersim, Maraş (Gurgum), Malatya (Meleti),Adıyaman (Semsur) ve Koçgiri bölgelerinden ezgilerle müzikseverlerin karşısına çıkacak olan Düzdaş, tarihsel acıların yarattığı hüzün ile beraber hakikate olan aşkı dile getiren şarkılarda doruğa çıkan coşkuyu dinleyicilerle paylaşacak.

    Albümde deyiş ve beyitlerin dışında Alevilerin gündelik hayattaki yaşantılarını anlatan şarkılar, tarlada-evde iş yapılırken söylenen ezgiler, kadınların çocuklarını uyuturken söyledikleri ninniler ve cenazelerde yakılan ağıtlar da yer alıyor. Eserlerde sosyal yaşama dair her şeyi ezgilerde görebilirsiniz. Şarkılardaki arı Kürtçe’sini güçlü ve berrak sesiyle birleştirerek unutulmaz bir müzikal deneyim ortaya çıkarması beklenen Ayfer Düzdaş, konserde Kürtçe şarkıların yanında Türkçe şarkılara da yer verecek.

    11 Mayıs Cumartesi günü Şişli’de bulunan Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde gerçekleşecek konser saat 19:00’da başlayacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD Eyüp Şubesi Xızır (Hızır) cemi yaparak lokmalar pay edecek

    DAD Eyüp Şubesi Xızır (Hızır) cemi yaparak lokmalar pay edecek

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eyüp Şubesi Xızır (Hızır) ayı dolayısı ile İstanbul Gazi Cemevi’nde Xızır cemi yaparak lokma pay edecek.  

    DAD İstanbul Eyüp şubesi Pirler Meclisi ve zakirler ile İstanbul Gazi Cemevi’nde Xızır (Hızır) cemi yaparak Xızır (Hızır) lokması pay edecek.

    DAD Eyüp Şubesinin Gazi Cemevi’nde yapacağı Xızır (Hızır) cemine Hüseyin Gazi Metin Dede, Şıx Çoban Ocağı dedelerinden Zeynel Kete, Sanatçı Ayfer Düzdaş ve sanatçı Cengizhan Aslan katılacak.

    İstanbul Gazi Cemevi’nde düzenlenecek olan Xızır (Hızır) cemi 24 Şubat Pazar Günü saat 19:00’da gerçekleşecek.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Sanatçı Ayfer Düzdaş’tan Leyla Güven ezgisi- VİDEO

    Sanatçı Ayfer Düzdaş’tan Leyla Güven ezgisi- VİDEO

    Sanatçı Ayfer Düzdaş, süresiz dönüşümsüz açlık grevinin 78’inci gününe giren Leyla Güven için bestelediği ve söylediği şarkıyı yayınladı.

    8 Kasım’dan itibaren süresiz dönüşümsüz açlık grevinde olan Halkların Demokratik Partisi Hakkari Milletvekili ve DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’e bir destekte Kürt sanatçı Ayfer Düzdaş’tan geldi.

    Ayfer Düzdaş, Leyla adını verdiği bir şarkı ile Leyla Güven’in yaşaması için destek verdi.

    Düzdaş, ezgiyle ilgili, “Yaşamı ve barışı savunan yiğit Kürt kadını, bedenini barış için daha yaşanılabilir bir dünya olsun diye ölüme yatırıyor. Karanlık bir dönemin yaşandığı bu coğrafyayı aydınlatan bir ışık bir umut güzel bir güzel kadın Leyla Güven. Sesine ses, gücüne güç katıp, Yaşamı uğrunda ölecek kadar seven yüreği devrim kokan bu güzel kadını yaşatalım.” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • İzmir Dersim Derneği ‘Horasan’dan Çorum’a Kürt Alevi Ezgileri’ etkinliği düzenledi -VİDEO

    İzmir Dersim Derneği ‘Horasan’dan Çorum’a Kürt Alevi Ezgileri’ etkinliği düzenledi -VİDEO

    PİRHA- İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği sanatçı Ayfer Düzdaş’ın katılımıyla ‘Horasan’dan Çorum’a Kürt Alevi Ezgileri’ etkinliği düzenledi. Etkinlikte İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği adına bir konuşma yapan Hüseyin Ozan, “Alan çalışması yapan araştırmacıların ifade ettiği gibi Horasan’daki insanlarımız hala Dersim ve bu topraklar ile gönül bağını korumaktadır” dedi.

    İzmir Çiğli Belediyesi Konferans salonunda gerçekleşen etkinliğe çok sayıda yurttaş katıldı. Etkinlik öncesi İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği adına konuşan Hüseyin Ozan, Dersimliler Derneği’nin uzun yıllardan beri toplumsal hakikate sahip çıktığını belirterek tarihsel-toplumsal gerçeklikten asla kopmayarak ciddi emekler verdiğini vurguladı. Ozan, “Bu kurum birçok başarılı iş yapmıştır. Yine yüz binleri taşıdığımız Dersim festivaline öncülük yapan temel birkaç kurumdan birisidir. O etkinlik ile topraklarımızda yaratılan kuşatma ve tecrit parçalanmış, dünyanın her yerinden insanlarımız o topraklara taşınmıştır. Büyük emekler verilmiştir. Horasan’daki insanlarımız hala orada yaşamaktadır. Alan çalışması yapan araştırmacıların ifade ettiği gibi Horasan’daki insanlarımız hala Dersim ve bu topraklar ile gönül bağını korumaktadır. Ayfer Düzdaş canımızda bir çalışma yapmış. Bu geniş alan serpişen örneklerin tarihsel merasını yaşatmak, sahiplenmek adına kişisel emeğine ortaya koyarak değerli bir üretim ortaya çıkarmıştır” diye konuştu.

    Daha sonra söz alan sanatçı Ayfer Düzdaş ise uzun yıllardır Varto, Hınıs, Malatya, Adıyaman ve Çorum köylerinde derleme çalışmaları yaptığını dile getirerek bu çalışmalarını albümleştirdiğini kaydetti. Etkinlik Ayfer Düzdaş’ın Kırmancki ve Kurmanci olarak seslendirdiği klam ve deyişlerle son buldu.

    PİRHA / İZMİR

     

     

  • İzmir Dersim Derneği ‘Horosan’dan Çorum’a Kürt Alevi Ezgileri’ etkinliği düzenleyecek

    İzmir Dersim Derneği ‘Horosan’dan Çorum’a Kürt Alevi Ezgileri’ etkinliği düzenleyecek

    PİRHA- İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği sanatçı Ayfer Düzdaş’ın katılımı ile ‘Horosan’dan Çorum’a Kürt Alevi Ezgileri’ etkinliği düzenleyecek. 

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği ‘Horosan’dan Çorum’a Kürt Alevi Ezgileri’ etkinliği düzenleyecek. 14 Aralık günü  Çiğli Belediye Konferans Salonunda gerçekleşecek etkinlik saat 20:00′ de başlayacak.

    HABER MERKEZİ

  • Ayfer Düzdaş: Avcılar Belediyesi konserime izin vermedi

    Ayfer Düzdaş: Avcılar Belediyesi konserime izin vermedi

    Müzisyen Ayfer Düzdaş, İstanbul Avcılar Belediyesi’nin Barış Manço Kültür Merkezi’nde konser düzenleme talebini reddettiğini açıkladı. 

    Alevi-Kürt etnik müzikleri yapan Müzisyen Ayfer Düzdaş, İstanbul Avcılar Belediyesi’ne bağlı Barış Manço Kültür Merkezi’nde albüm lansmanı düzenleme talebinin reddedildiğini söyledi.

    Kültür merkezinin Yıldız Kenter Sahnesi için başvuruda bulunan Düzdaş’a yüz yüze görüşmelerde verilen onayın yazılı müracaatta ‘program yoğunluğu’ gerekçe gösterilerek geri çekildiği belirtildi.

    Düzdaş, ret kararını yerel seçimler öncesi yapılan haksız bir uygulama olarak niteledi ve “Kendilerine demokrat diyen Avcılar Belediyesi’nin söylemlerinin boşa düştüğünü gördük” ifadelerini kullandı.

    “KONSER İZNİ ÇIKMADI”

    Kürt-Alevi bir kültürden geldiğine dikkat çeken Düzdaş, “Yapmış olduğum müzik de bu doğrultuda. CHP’li Avcılar Belediyesi yapmış olduğum müziği bilmesine rağmen konser izni çıkarmadı. İlk etapta gerçekleştirdiğimiz fiziksel görüşmede konsere ilişkin bir problem olunmayacağı bilgisini verdiler. ‘Sizi burada görmek ve dinlemek isteriz’ dediler. Ret kararı verebileceklerini düşünmemiştim” dedi.

    “SOSYAL BELEDİYECİLİK ANLAYIŞINA UYMAYAN BİR ANLAYIŞ VAR”

    Kısa süre sonra yerel seçimlerin yapılacağına dikkat çeken Düzdaş, “Bu durum sosyal belediyecilik anlaşına uymayan bir davranış. Orada ‘Horasan’dan Çorum’a Kürt Ezgileri’ albümünün lansmanını yapacaktık. O civardaki Kürt-Alevi kitlesine ulaşmamızı bir anlamda engellediler. Yazılı gerekçelerinde kültür merkezindeki program yoğunluğuna dikkat çekerken ilk başta yaptığımız sözlü talepte klima arızası var demişlerdi. Burada da bir çelişki var” cümlelerini dile getirdi.

    “BUGÜNE KADAR SAYISIZ ENGELLER İLE KARŞILAŞTIM”

    Düzdaş açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Kendisine demokrat diyen, tüm halkları kucakladığını söyleyen bir belediye anlayışından bahsediyorlar. Bu söylemlerin boşa düştüğünü gördük. Bir şekilde red aldık ama salon arayışlarımız devam edecek.

    Bugüne kadar sayısız engelle karşılaştım. Bu da bunlara eklenen engellerden biri oldu. Bugüne kadar nasıl yılmadıysak ve çalışmaya devam ettiysek, bundan sonra da bir şekilde sanatımızı halkımızla buluşturmaya büyük bir inatla devam edeceğiz.” (HABER MERKEZİ)

  • Xoresan’dan Koçgiri’ye bir ses: Ayfer Düzdaş – VİDEO

    Xoresan’dan Koçgiri’ye bir ses: Ayfer Düzdaş – VİDEO

    PİRHA-Sanatçı Ayfer Düzdaş, köy köy gezip dedelerden, pirlerden, ağıt yakan kadınlardan kayıtlar alarak oluşturduğu ‘Xoresan’dan Çorum’a Kürt Alevi Ezgileri’ adlı albümüne ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    HABERİN VİDEOSU

    Alevi Kürtler, öteden beri yaşadıkları topraklara hükmeden devletlerin en çok gadrine uğrayan topluluklardan olageldiler. Hem inanç olarak hem de etnik olarak resmi olanın, egemen olanının dışındaydılar çünkü. Anadolu’dan Kürdistan’a oradan Xoresan’a kadar uzanan bir coğrafyada yaşayan Alevi Kürtler, bütün baskı ve asimilasyon uygulamalarına rağmen kültürlerini bugüne taşıdılar. Ancak bu ne yazık ki, farklı devletlerin egemenlikleri altında yaşamaktan dolayı, toplumsal ve kültürel yalıtılmışlık ve kopukluk da yarattı. Çağımızın artan iletişimi ve internetin sağladığı olanaklarla Alevi Kürtler, başka coğrafyalarda da kendi kültürlerine sahip topluluklardan haberdar oldu ve onlarla bağ kurmaya başladı. Türkiye’deki Alevi Kürtleri, İran’daki Yaresanlılarla, Irak’taki Kakailerle aynı inancın, kültürün ve dilin insanları olduklarını görüp kucaklaştılar. Bu en çok da müzik aracılığıyla oluyor. İşte Ayfer Düzdaş da bu köprüyü kuran müzisyenlerimizden biri. Son albümü ‘Xoresan’dan Çorum’a Kürt Alevi Ezgileri’ geniş Alevi Kürt coğrafyasından derlediği eserlerle oluşturmuş.

    Yeni albümüne ilişkin PİRHA’ya konuşan Ayfer Düzdaş, Kürt Aleviler üzerindeki baskı ve asimilasyon politikalarının albümüne esin kaynağı oluşturduğunu söyledi. Düzdaş, derlemeler ile ilgili gezdiği Kürt Alevi coğrafyasında halkın cemlerini Kürtçe yaptıkları halde bunu gizlemek zorunda kaldıklarını, Kürtçe beyitlerini paylaşmaktan çekindiklerini ifade etti. Düzdaş, sadece cemlerde söylenen deyiş ve beyitler değil, Alevilerin sosyal yaşamda tarlada orak biçerken, çocuklarını uyuturken, cenazelerini gömerken söylediği ezgileri hatırlatarak, tüm bu ezgileri Kürtçe yapan bir halkın üzerindeki korkunun klamlara da yansıdığını ifade etti.

    ‘Xoresan’dan Çorum’a Kürt Alevi Ezgileri’ albümünüzde çok geniş bir Alevi Kürt coğrafyasından derlenmiş klamları içeriyor. Albümünüzden biraz bahseder misiniz?

    Bu çalışmamdan önce 2 çalışmam daha var. ilk albümüm Leylam albümü sonra Koçgiri ağıtları çalışmasını yaptım. Sadece cenazelerde ve yas evlerinde söylenen ağıtlardan oluşan bir çalışmaydı bu. 2003 yılından beri derleme çalışması yapıyorum. Alanda kaydettiğim ezgiler 2008 yılında ‘Leylan’ ve 2012 yılında’Koçgiri Ağıtları’ albümlerini yapmamı sağladı. Derleme alanını genişletip kaydettiğim ezgileri gözden geçirip sadeleştirdikten sonra ‘Xoresan’dan Çorum’a Kürt Alevi ezgileri’ albümü oluştu. Kürt Alevi bir müzisyen olarak içinde yetiştiğim kültür acısından son 2 albüm benim için çok daha özel. Bundan dolayı da çalışmalarımda kendi coğrafyama ağırlık vermeye başladım. Bu çalışmada bu şekilde çıktı. Derleme çalışmalarında daha çok gittiğim alanlar: Adıyaman, Koçgiri, Malatya, Çorum, Varto, Erzurum, Hınıs ve Maraş’tır. Köy köy gezip dedelerden, pirlerden ağıt yakan kadınlardan kayıtlar alarak albüm repertuarını bu şekilde oluşturdum. Horasan’a gitmeyi çok istedim fakat gidemedim. Horasan ezgisini de o bölgeye gidip gelen arkadaşımdan edindim. Bir albümlük arşiv verdi onların arasından seçtim.

    Peki çok geniş bir coğrafyaya hitap ediyor? 13 tane klam var neye göre belirlediniz?

    Albüm repertuvarını oluştururken her bölgeden olmasına özellikle dikkat ettim. Eserlerin hikayesi, ritmik ve müzikal yapısını gözönünde bulundurarak daha özgün olanlarını seçtim. Ve tabi ses yapıma uygun olanları. O şekilde oluşturdum albüm repertuvarını.

    Albüme ruhunu veren şey neydi?

    MKM’ye 1996 yılında kursiyer olarak başladım. 96 yılından 2003 yılına kadar Vengê Sodirî ve Koma Asmin grup çalışmalarında yer aldım. O dönemler çok daha genel düşünüyordum. Kendi coğrafyama çok yönelen biri değildim. 2003 yılından sonra özellikle Kürt Aleviler’in yoğun yaşadığı bölgelere yönelmeye başladım. Kürt Aleviler üzerindeki baskı, asimilasyon politikaları ve içsel arayış beni bu alana yöneltti.

    Peki bu asimilasyon neye yansıyor?

    Kürt olduğunuz zaman bu coğrafyada eziliyorsunuz, sömürülüyorsunuz, kimliğiniz yok sayılıyor. Kendi dilinizle şarkılarınızı söyleyemiyorsunuz, kendinizi rahat ifade edemiyorsunuz, konuşamıyorsunuz. Üstüne bir de Alevisiniz. İşler daha da katmerleşiyor.

    Ben bir müzisyen olarak kendi coğrafyamda kendi şarkılarımın peşine düştüm. Köylere gittim.Dedelerle, yaşlı analarla sohbet ettme olanağım oldu. Onlardan kayıtlar aldım. Baskı, asimilasyon ve katliamlara maruz kalan bir halk gerçekliğimiz var. İnsanlar cemleri Türkçe yapıyor mesela hala Kürtçe konuşurken bir korku var rahatça kendilerini ifade etmiyorlar. Bildikleri Kürtçe beyitleri, ezgileri senle paylaşmıyorlar bu onların içinde kalıyor. Bunları görmek tabi insanı doğal olarak üzüyor. O yüzden çalışmamda özellikle bunu işlemeye çalıştım. Bulabildiğim kadarıyla Kürtçe deyiştir, ağıttır Kürt Alevilere ait ne kadar ezgi varsa kaydetmeye çalıştım. Alevi müziği denilince akla sadece cemlerde söylenen deyişler ve beyitle geliyor. Halbuki öyle değil. Yani Alevilerin de bir sosyal yaşamı var. Tarlada şarkı söylerken, çocuklarını uyuturken, cenazelerini gömerken söyledikleri ezgilerin hepsini Kürtçe yapıyorlar. Doğal olarak bu albümde de sadece deyişler ve beyitler yok. Sosyal yaşam içerisindeki bütün alanlara dair ezgiler var. Çalışma biraz böyle oluştu aslında. bununla sonlanan bir çalışma değil. Bu çalışmanın devamı gelecek.

    Yani aslında bu asimilasyon klamlara da yansıyor. Diline, kültürüne de yansıyor gördüğümüz kadarıyla. Yaptığınız müziğin bunu eleştirdiğini düşünüyor musunuz?

    Müzik evrenseldir. Duygu ve yarattığı ruh itibariyle insanları birleştiren bir yönü var. Çünkü direk yüreğe hitap ediyor. İnsanın ruhuna hitap eden bir yapısı olduğu için doğal olarak tabi Alevileri de birleştiren bir yönü var. Bilindik Alevi ozanlarına baktığınız zaman aslında TRT’de Türkçe müzik yapıp öz itibariyle Kürt olan ozanların sayısı oldukça fazladır. Öz itibariyle Kürt yaptıkları müzik ise Türkçe’dir.

    Hangi isimler mesela?

    En iyi bildiğimiz isimlerde biri Ali Ekber Çiçek. Aslen Kürt’tür. Davut Sulari, Aşık Daimi. Bunlar benim verebileceğim örnekler. Sadece bunlar değil onun dışında yerel ozanlar var. Bunlar da geçmişte Kürtçe söyledikleri halde daha sonra Türkçe söylemeye başlıyorlar. Bizim yöremizde Abdullah Papur var. Kürtçe söyleyen biri. Daha sonra asimilasyon ve baskıyla birlikte kendisini bir şekilde Türkçe ifade etmeye başlamış.

    Albümünüzde müzikal olarak bu çalışmaya başlarken sizi şaşırtan aklınızda kalan şeyler oldu mu hiç?

    Derleme yaparken bize verilen bilgiler sonucu daha önce cemleri Kürtçe yöneten bir dedenin evine gitttik.Varto’da evine gittiğimiz bu yaşlı dede bizlere cemleri Türkçe yaptığını söylemesi ve bildiği deyişleri bizimle paylaşmaması asimilasyonun boyutlarını göstermesi açısından önemli bir örnektir.

    Korkudan mı?

    Evet korkudan. 1981 yılında ailemle Koçgiri’den İstanbul’a göç ettik. Daha önce köyde yaşıyorduk. İstanbul’da okula başladığımda ailemin bana söylediği ilk şey ‘Okula gittiğin zaman Alevi olduğunu söylemeyeceksin, Kürt olduğunu söylemeyeceksin. Gizleyeceksin’ dediler. Lise bitene kadar arkadaşlarım benim Kürt olduğumu, Alevi olduğumu bilmezlerdi. Baskıya direk maruz kalıyorsun, bulunduğun ortamda dışlanıyorsun, hor görülüyorsun ve bundan zarar görüyorsun. Alevi toplumu kendini korumak için yıllarca kendisini gizlemek zorunda kalmış. Bizler de bunu yaşayarak gördük.

    20 yıllık müzik hayatını birçok önemli çalışmalar ile bugüne taşıyan bir sanatçısınız. Türkiye’de OHAL uygulaması 1 yılı aşkın bir süredir de devam ediyor. Kanallar ve radyolar kapatıldı. Bu eserlerinizi seslendireceğiniz yerleri bulabiliyor musunuz? Eskiye kıyasla yaşadığınız sorunlar oluyor mu?

    Mutlaka oluyor. Kendimizi ifade edebileceğimiz alanlar çok sınırlı. 2 yıl öncesine kadar çıktığımız yerlerin sayısı azdı. Şimdi hiç yok. Televizyonlar, gazeteler, radyolar bizim kendimizi ifade edebileceğimiz alanlar bunlar. Buralar kapatılınca doğal olarak sanatını ifade edebileceğin bir alanda kalmamış oluyor. Bir ürün oluşturuyorsun ve bunun sende kalmaması için dinleyiciye ulaşması gerekiyor. Dinleyiciye ulaştıran mekanizmalar da gazetelerdir, televizyonlardır, radyolardır ya da konser yaptığın alanlardır. Doğal olarak bunlar elinden alındığı zaman sen de çok fazla kendini ifade etme olanağı bulamıyorsun.

    Bu kısıtlı koşullarda albümünüze olan ilgi nasıl?

    Albüm çıkalı 2 ay oldu. Sosyal medya üzerinden ve arkadaşlardan gelen tepkiler çok olumlu.

    Peki konserleriniz olacak mı, oldu mu?

    Albümle ilgili tanıtım konseri henüz yapamadık. Aralık ya da Ocak gibi düşünüyorum tanıtım konserini. Önümüzde MKM’nin Kürt Kültür Sanat Günleri var. Onun da buradan duyurusunu yapmış olayım. 25 Ekim’de başlıyor 29 Ekim’de bitiyor. Kapanışı 28 ekim Bostancı Gösteri Merkezi’nde yapacağız. 27 Ekim’de de İran’dan gelen 4 müzisyen arkadaşımız var. ‘İran projeckt’ diye bir proje sahne alıcak. Bunu dışında Diyarbakır’dan Mizgin Tahir arkadaşımız ve daha sonra da ben sahne alıcam. Önümüzde olan bir tek şuan bu etkinlik var. Ondan sonra zaten albümle ilgili yurtiçi ve yurtdışında tanıtım konserleri yapmayı düşünüyorum.

    Sizi en çok ne mutlu eder?

    Samimiyetle söyleyebilirim ben köyde olduğum zaman mutlu oluyorum. Yaşlı insanlarla sohbet ettiğim zaman mutlu oluyorum. Maalesef bu olanağı her zaman yakalayamıyorum. Biz müzisyenleri sanatsal olarak besleyen kaynaklardır köydeki sosyal yaşam. kültürel birikimin tamamı yaşlılarda saklı. Onlara ulaşabildiğiniz oranda, onlardan kayıtlar alabildiğiniz oranda onu koruma şansına sahip oluyorsunuz. Ama onları kaybettiğiniz zaman o kültür tamamen onlarla birlikte toprağın altına giriyor ve en çok beni üzen nokta bu. Ulaşamadığım için, gidemediğim için üzülüyorum ama onlarla birlikte olduğum zaman, kayıtlar aldığım zaman ve onları getirip bu şekilde bir üretime, farklı bir şeye dönüştürdüğüm zaman benim için en büyük mutluluk bu. Onun dışında tabi Türkiye’nin son durumları, yaşananlar üzüntü verici. En büyük mutluluk cezaevindeki arkadaşlarımızın, milletvekillerimizin, sanatçı arkadaşlarımızın, siyasetçilerimizin özgürlüklerine kavuşmasıdır. Kendimizi daha rahat ifade edebileceğimiz alanların olmasıdır. Baskı olmadan, sömürü olmadan, korku olmadan insanların sokakta rahatça yürüyebilmesidir.Bu ortamları özledik açıkçası. Ben umutluyum gelecekten. Böyle bir ortam yaratırsak ki bunu yaratacak olan da bizleriz. Emek vermek, çaba sarf etmek, mücadele etmek gerekiyor.

    Sevim KAHRAMAN/İsmet SEFER

    İSTANBUL