Etiket: Ayfer Karakaya-Stump

  • Doç. Dr. Karakaya, Alevi hafızasını kayıt altına alıyor: Gönüllülere ihtiyacımız var -VİDEO

    Doç. Dr. Karakaya, Alevi hafızasını kayıt altına alıyor: Gönüllülere ihtiyacımız var -VİDEO

    PİRHA-Doç. Dr. Ayfer Karakaya Stump, Alevi hafızasının kayıt altına alınması için ‘Alevi-Bektaşi Dijital Arşivi Projesi’ çalışmasını başlattı. Araştırmaları sonucunda 5 bin Alevi köyü tespit ettiklerini belirten Karakaya, Alevi toplumunun kültürel mirasının ve inancının silinmek istendiğine dikkat çekti. Karakaya, Alevileri ve Alevi örgütlerini kendi kaynaklarına ve mirasına sahip çıkmaya çağırdı.

    Alevi inancına ve kültürüne dair Doç. Dr. Ayfer Karakaya Stump tarafından ‘Alevi-Bektaşi Dijital Arşivi Projesi’ çalışması başlatıldı. Doç. Dr. Ayfer Karakaya Stump projeye dair PİRHA’ya konuştu.

    William and Mary Üniversitesi Tarih Bölümü’nde çalışmalarını sürdürün Doç. Dr. Ayfer Karakaya Stump, ‘Alevi-Bektaşi Dijital Arşivi Projesi’ kapsamında 5 bin Alevi köyüne ulaşmayı amaçlıyor. Dersim’de Ağucan Ocağı’nda görüştüğümüz Ayfer Karakaya, köy köy, ocak ocak dolaşarak çalışma hakkında hem bilgilendirme yapıyor hem de kayıt altına alınması gereken belgeleri dijital ortama aktarıyor.

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİ DE DAHİL OLMALI”

    ‘Alevi-Bektaşi Dijital Arşivi Projesi’ çalışmasının önemine işaret eden Ayfer Karakaya, sürece Alevi toplumu ve kurumlarının da dahil olması gerektiğinin altını çizdi.

    Projenin ilk adımlarını Harvard Üniversitesi’nden doktora öğrencisi Özkan Karabulut’la birlikte attıklarını belirten Ayfer Karakaya, yaz mevsimiyle birlikte pratiğe geçirdiklerini ifade ederek, Alevi örgütlerinin projeye katkısıyla sürecin daha da hızlanacağını söyledi.

    “ALEVİ GELENEĞİNİ KAYIT ALTINA ALMAMIZ GEREKİYOR

    Önceki yıllarda yapılan çalışmalarla birlikte 5 bin Alevi köyü tespit ettiklerini dile getiren Ayfer Karakaya, şunları aktardı:

    “Uzun soluklu Alevi hafızasının kayıt altına alınması, muhafaza edilmesi yönündeki projeler çok önemli. Çünkü bu kültürel mirasımız hızla yok oluyor. Hızla yağmalanıyor. Hakikaten eğer böyle bir şey yapılacaksa biz son kuşağız. Bizim bile bunu mükemmel yapma şansımız artık mümkün değil. Dolayısıyla daha uzun soluklu bütün Alevi geleneğini, tarihini kucaklayacak şekilde bu kültürel mirası, bu hafızayı hızla kayıt altına almamız gerekiyor. Ama bunu da yaparken şeffaf olmamız gerekiyor. Halkın ortak malı haline getirmemiz gerekiyor.

    “BİZ BİR BAŞLANGIÇ YAPIYORUZ”

    Geniş bir Alevi bölgeden bahsediyoruz. Bütün bunların hepsini ziyaret etmek bir sürü ocaklara ulaşmak, belgelerine ulaşmak, onları taramak bir kişinin altından kalkabileceği bir proje değil. Dolayısıyla akademisyenlerin de henüz böyle bir projeye kalkışmamış olmasına da şaşırmamak gerekiyor. Para gerekiyor, insan kaynağı gerekiyor. Biz bir başlangıç yapıyoruz.”

    “GÖNÜLLÜLERE İHTİYACIMIZ VAR”

    Alevi köylerinin ve ziyaretlerinin haritalandırılmasında ve taranmasında gönüllülere ihtiyaç duyduklarını vurgulayan Ayfer Karakaya, “Bize lokasyonlarını yollayabilirler, ziyaretlerle, köylerle ilgili bilgileri derleyebilirler. Bir ocağın, bir ailenin, bir köyün belgesini tarayıp onu kayıt altına alırsak bu bütün Alevi toplumu için büyük bir kazanım olur. Dolayısıyla bizim örgütlerimiz bu belgelerin, yazmalarının tespit edilmesi ve bunların kayıt altına alınmasında katkılara açığız” diye konuştu.

    “DEDELERİN ÇOK ÖNEMLİ YAZMALARI VAR

    Alevi toplumunun kültürel mirasının ve inancının silinmek istendiğine dikkat çeken Doç Dr. Ayfer Karakaya, “Yıllarca “Alevilik göçebelere özgü bir inançtır” denildi. Burada verilmek istenen “Aleviler cahil ve okuma yazma bilmezler” mesajıdır. Aslında o kadar saçma bir iddia ki bu. Anadolu, Mezopotamya yazının beşiği. Nasıl yazıya kayıtsız kalabiliriz. Bizim dedelerin çok önemli yazmaları var. Not defterleri var. Belgeleri var. Ama bizi sürekli olarak “sizin yazılı kaynaklarınız yok” diye diye çalışmaların önü kapatıldı ve devletin çeşitli kurumları bu yazmaları ve belgeleri topladı. Bunlar çok değerli, kıymetli tarihi belgeler. Yüzlerce yıl geriye giden tarihi belgeler maalesef bunlara artık ulaşamıyoruz” dedi.

    Son olarak Alevilerin kendi kaynaklarına ve mirasına sahip çıkıp kayıt altına alması gerektiğini söyleyen Ayfer Karakaya, gençlerin bu konuda daha fazla çaba içinde olması çağrısında bulundu.

    Nuray ATMACA-Diren KESER/DERSİM

     

  • Doç. Dr. Karakaya: Alevilik modern insana en uygun inanç-VİDEO

    Doç. Dr. Karakaya: Alevilik modern insana en uygun inanç-VİDEO

    Doç. Dr. Ayfer Karakaya-Stump, İstanbul Çekmeköy Cemevi’nde Alevi Tarihi ve Öğretisi üzerine konuştu. “Alevilerin göçebe bir topluluk olmadığını, yazılı ve sözlü geleneğin birbirinin devamı, tamamlayıcısı ve birbirine dönüşebilir olduğunu vurgulayan Karakaya, Osmanlı’dan bugüne, devletin asimilasyon çalışmalarının Alevilik inancı üzerindeki olumsuz etkilerine değindi. 

    Duvar’dan Anıl Mert Özsoy’un haberine göre; William and Mary Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Doç. Dr. Ayfer Karakaya-Stump’ın konuşmacılığında dede ocaklarının özel arşivlerindeki belgeler aracılığıyla, Alevi Tarihi ve Öğretisi söyleşisi düzenlendi.

    Çekmeköy Cemevi’nde gerçekleşen söyleşide Karakaya-Stump, Alevilik üzerine halk arasında yaygın hale gelen mitleri eleştirel bir gözle inceledi. Söyleşide, tarihi arşivler üzerinden ilerleyen Karakaya-Stump, Alevilerin göçebe bir topluluk olmadığını, yazılı ve sözlü geleneğin birbirinin devamı, tamamlayıcısı ve birbirine dönüşebilir olduğunu vurguladı. Osmanlı’dan bugüne, devletin asimilasyon çalışmalarının Alevilik inancı üzerindeki olumsuz etkilerine de değinen Karakaya-Stump, “Günümüzde Alevilik, ortodoks İslamın tıkandığı noktada modern insana en uygun olabilecek inançtır. Aleviliğin göçebelere özgü bir inanç olduğu iddiası, Aleviliğin hiçbir formal yapısının olmadığını, şamanlardan dönme dedelerden oluştuğunu ima eder. 80’lerin sonu ve 90’ların başında başlayan Alevilik aydınlanması ile bunun böyle olmadığını gördük” dedi.

    “‘ALEVİLİK GÖÇEBELERE ÖZGÜDÜR’ MİTİ AMPİRİK BİLGİLERLE TERS DÜŞÜYOR”

    Ord. Prof. Fuat Köprülü’nün tezlerine dair eleştirel çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Ayfer Karakaya-Stump, Alevi tarih ve kültürü üzerine kamuoyunda yayılan mitlerle ilgili, “Fuat Köprülü’nün kitaplarında yer alan ‘Alevilik göçebelere özgüdür’ miti ampirik bilgilerle ters düşüyor. Osmanlı’da bürokraside yer alan, kentli-köylü Aleviler vardı. Osmanlı arşivlerinde Kızılbaşları görebiliyoruz. Aleviliğin zamanla kırsal alanlara sıkışmış bir inanç olduğu doğru. Bunun sebebi de 16. yüzyıldaki baskı ve asimilasyon” dedi.

    “KIRSALDAKİ ALEVİLERE CAHİL MUAMELESİ YAPILDI”

    “Bu baskılar da şehirlerde gizlenmeye neden oluyor” diyen Karakaya-Stump sözlerine şöyle devam etti:

    “Osmanlı zamanında dini söylemde, Aleviler İslamı bölmek isteyen kötü insanlar olarak tanımlanıyordu. Asimilasyonlarla birlikte kırsaldaki Alevilere cahil muamelesi yapıldı. Alevilik her sınıfa hitap eden bir inanç. Günümüzde Alevilik, ortodoks İslamın tıkandığı noktada modern insana en uygun olabilecek inançtır. Aleviliğin göçebelere özgü bir inanç olduğu iddiası, Aleviliğin hiçbir formal yapısının olmadığını, şamanlardan dönme dedelerden oluştuğunu ima eder. 80’lerin sonu ve 90’ların başında başlayan Alevi aydınlanması ile bunun böyle olmadığını gördük.”

    “ALEVİLİĞİ HEP ETNİK BAZDA ANLAMAK İSTEYENLER VAR”

    Alevi inancının yazılı ve sözlü kültür üzerine inşa edildiğini ve bu iki kültür taşıyıcısı aracın birbirinin devamı ve birbirine dönüşebilir olduğunu ifade eden Karakaya-Stump, coğrafi olarak geniş bir alana ve çeşitli medeniyetlere yayılan inanç ağı ile ilgili olarak, “Günümüzde Aleviliğin sadece Anadolu’da olduğu düşünülüyor. Ama Mezopotamya ve Balkanlar’a yayılan geniş bir coğrafyada yer alıyor. Aleviliği hep etnik bazda anlamak isteyenler var. Tarihsel olarak Anadolu Aleviliği Türkmen, Kürtçe konuşan ve Zazaca konuşan topluluklar arasında yayılmıştır. Aleviliğin en önemli söylemi şudur: 72 millete eş gözle bakmayan, halka müderris olsa hakikatte asidir” dedi.

    Tarihi arşivleri referans alan Karakaya-Stump, sözlerini şöyle bitirdi:

    “Aleviliğin sözlü gelenek olduğunu vurgulayanlar şunu amaçlıyor: Sözlü gelenek zayıftır, yazılı gelenek güçlüdür. Akademide sözlü geleneğin ve yazılı geleneğin iç içe olduğunu görebiliriz. Sözlü gelenek, yazılı geleneğe dönüşebilir. Bu çift kutuplu anlayış yanlış ve bu hiyerarşik yaklaşım problemli. Aleviliğin yazılı gelenekten uzak olduğunu söylemek ampirik olarak doğru değil. Alevilik yazının güçlü olduğu Mezopotamya, Anadolu gibi bir coğrafyada çıktı. Böyle bir coğrafyada kitabi gelenekten uzak olması söz konusu olamaz.”

    YENİ KİTAP KASIM’DA ÇIKIYOR

    Ayfer Karakaya-Stump’ın yeni kitabı The Kızılbash-Alevis in Ottoman Anatolia: Sufism, Politics and Community adıyla Kasım 2019’da Edinburg University Press’den çıkacak.