Etiket: ayla akat ata

  • DEM Parti ve TJA’dan Doku ailesine dayanışma ziyareti- VİDEO

    DEM Parti ve TJA’dan Doku ailesine dayanışma ziyareti- VİDEO

    PİRHA- Aralarında Ayla Akat Ata’nın da olduğu TJA ve DEM Partili kadınlar, Tunceli Adliyesi’nde bekleyen Doku ailesine dayanışma ziyaretinde bulundu.

    Dersim’de 5 Ocak 2020’de kaybettirilen Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi 2’nci Sınıf Öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında 13 Nisan’da 13 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların ifade işlemleri sürerken, Tunceli Adliyesi önünde bekleyen Doku ailesine dayanışma ziyaretleri de sürüyor. Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinen Azad-TJA) aktivistleri Ayla Akat Ata, Hülya Alökmen, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eşbaşkanı Birsen Orhan, aileyi ziyaret etti. 

    Dosya avukatı Ali Çimen ve aileden son gelişmelere dair bilgi alan kadınlar, dayanışma dileğinde bulundu. Doku ailesi, Meclis’te Gülistan Doku için komisyon kurulmasını isterken, kadınlar DEM Parti tarafından bu yönlü sunulan önergenin AKP-MHP oylarıyla reddedildiğini hatırlattı.

    PİRHA/DERSİM

     

     

  • Kışanak ve Tuncel’den yangın bölgesine ziyaret

    Kışanak ve Tuncel’den yangın bölgesine ziyaret

    PİRHA- Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel, Ayla Akat Ata, DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ve DEM Partili kadın milletvekilleri 15 kişinin yaşamını yitirdiği yangın bölgesini ziyaret etti.

    Diyarbakır’ın Çınar ilçesi ile Mardin’in Mazıdağı ilçeleri arasında meydana gelerek 17 kırsal alanı etkileyen ve şuana kadar 15 kişinin ölümüne sebep olan yangında aralarında ağır yaralılarında bulunduğu 40’ı aşkın kişi de yaralandı.

    Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri, Mardin ve Diyarbakır’a bağlı köylerde çıkan yangın dolayısıyla köyleri ziyaret ediyor. Ziyarete TJA aktivistleri, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) milletvekilleri, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum örgütleri, DEM Partili belediye eş başkanları, siyasetçiler Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel ile Ayla Akat Ata ve çok sayıda kadın katıldı.

    Milletvekilleri ve birçok kadın belediye eş başkanının da bulunduğu kadın heyeti yangın bölgesindeki köyleri ziyaret ederek yakınlarını kaybedenlere başsağlığı diledi. Kadın heyeti daha sonra ilk olarak Köksalan Köyü’ne ardından da Yücebağ Köyü’ne geçti.

    “BU İHMAL DEĞİL BİR TERCİH”

    Yücebağ köyünden yapılan açıklamada konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar, şu ifadeleri kullandı:

    “Bu yangın Türkiye’nin bir başka yerinde gerçekleşmiş olsaydı bu kadar ölümün yaşanmayacağını hepimiz biliyoruz. Yangının ilk olduğu andan itibaren belediye eş başkanlarımız, belediye çalışanlarımız bütün ekipmanları ile birlikte ellerindeki imkanları seferber ettiler. O süreçte Meclis Grubundan arkadaşlarımız da bölgedeki kaymakamlara, valilere ulaşmak için telefonda hiç durmadılar. O gün telefona çıkmayan vali biz gelmeden önce buradaydı. Gerçekleri konuşmak yerine bu devletin Kürdistan’daki ihmallerini kapatmak üzere görev alan vali bizden önce buradaydı. Vali bugün lazım değildi buraya yangının olduğu gün lazımdı. Bu yangını söndürebilecek tek şey helikopterdi. İktidarın verdiği cevap ise ‘gece görüşü olan helikopterimiz yok.’ O zaman diyeceğiz ki bu ülkede gece yangın çıkmasın. Bu bir ihmal değil, bu bir tedbirsizlik değil bu bir tercih.  Burası çok acil bir şekilde afet bölgesi ilan edilmeli. Kürdistan insansızlaştırılmak isteniyor. İnsanlar göçe zorlanıyor. Terk etmeyeceğiz, yaralarımızı hep birlikte saracağız.

    Buradan sözümüz olsun, bu tür şeyleri tekrar yaşamamak için tedbirimizi de alacağız, yaralarımız da saracağız. Afet bölgesiyle birlikte bu mağduriyeti yaşayan halkımızın her bir ferdi suç duyurusunda bulun sun. 37 yıldır değiştirilmeyen elektrik direkleri için, yangında gönderilmeyen ekipmanlar ve helikopterler için suç duyurusunda bulunalım.”

    “AYLARDIR SÜREN DEDAŞ ZULMÜ VAR”

    Daha sonra konuşan TJA aktivisti Harika Peker de yangında sorumluluğu olan DEDAŞ personelinin istifasını istedi ve şöyle konuştu:

    “Doğa olayı olarak söyleniyor ama bu doğa olayı değil tedbirsizliktir. Tedbir alınmayınca felaket oluşuyor. Bu durum Kürdistan’da yürütülen özel savaş politikalarına bağlıdır. Bu politikalarla halkımız mağdur ediliyor. Kürtlerin doğası katlediliyor, talan ediliyor. Yangına bilerek müdahale edilmedi. Çağrımızdır; Kürdistan’da bir şey olunca, Kürt ve Kürdistan söz konusu olunca herkes sessiz kalıyor. Bugün üç köyü ziyaret ettik. Aylardır süren bir DEDAŞ zulmü var. Bu durumdan sorumlu olan vali ve DEDAŞ sorumluları derhal istifa etmelidir. Giden canların nedeni onlardır. Bizler bu sürecin yakından takipçisi olacağız. Bunu herkes bilsin.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Hukuk örgütlerinden Kobane Davası kararına tepki: Kürt halkının yanındayız-VİDEO

    Hukuk örgütlerinden Kobane Davası kararına tepki: Kürt halkının yanındayız-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da hukuk örgütleri, Kobane Davası’nda çıkan karara tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Siyasi iktidarın kullanışlı aparatı haline gelen ‘yargı’ kararını tanımıyoruz. Kürt halkının meşru ve haklı mücadelesi, yüzlerce yıllık hapis cezaları ve tutsaklık ile sindirilemeyecek kadar köklü ve örgütlüdür. AKP- MHP iktidarının Kürt halkına ve Kürt halkının dostlarına karşı işlediği suçlara karşı Kürt Halkının ve dostlarının yanındayız” denildi.

    Eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile MYK üyelerinin de aralarında bulunduğu 18’i tutuklu 108 kişinin yargılandığı Kobane davasında karar açıklandı. Demirtaş’a 42 yıl, Figen Yüksekdağ’a 30 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel ve Ayla Akat Ata’nın tutukluluk süreleri göz önüne alınarak tahliye edilmelerine hükmedildi.

    Hukuk örgütleri, Ankara’daki Sıhhiye Adliyesi önünde konuya ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Adalet İçin Hukukçular, Demokrasi İçin Hukukçular, Çağdaş Hukukçular Derneği Ankara Şube, Hukukçu Dayanışması, Özgürlük İçin Hukukçular Ankara Şube, Toplumsal Hukuk adına ortak açıklamayı, ÖHD Ankara Şube Eş Başkanı Avukat Çiğdem Kozan okudu.

    “HUKUKUN EN TEMEL İLKELERİ YARGILAMA BOYUNCA İHLAL EDİLMİŞTİR”

    Kobane Davası’nın karar duruşmasında yüzlerce yıl hapis cezaları verilerek; Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Ali Ürküt, Alp Altınörs, Aynur Aşan, Dilek Yağlı, Bülent Barmaksız , Günay Kubilay, İsmail Şengül , Nazmi Gür, Pervin Oduncu’nun tutukluluk halinin devamına karar verildiğini hatırlatan Çiğdem Kozan şunları söyledi:

    “Başından beri kurgu ve talimatlar ile hukuk dışı şekilde, tamamen siyasi saiklerle oluşturulan bu dosyada yapılan göstermelik ‘yargılama’ boyunca evrensel hukuk kuralları dahi yok sayılmıştır. Cezaevi kampüsünde bir duruşma salonunda yüzlerce kolluk mensubunun duruşma salonunda bulunması ile ‘tecrit’ altında bir yargılama gerçekleştirilmiştir. Yine sadece bu davaya bakan bir özel heyet oluşturulmuş doğal hakim ilkesi yok sayılmıştır. AKP ve MHP temsilcileri tarafından, karar baştan itibaren kamuoyuna duyurulmuş, bütün dava süreci boyunca yargıya talimat verilmiş ve yargının değil siyasetin takvimi işletilmiştir. AİHM Büyük Daire Demirtaş ve Yüksekdağ kararları uygulanmamış yok sayılmıştır. Kumpas dosyasının figüranı olan kurgulanmış gizli tanıklar ise avukatlardan ve siyasetçilerden kaçırılmış mahkeme heyeti tarafından gizlice dinlenmiştir. İfade etmek gerekir ki yargılama bu şekilde salt gizli iftiracı tanıklar üzerinden yürütülmeye çalışılmış, tanık beyanları ile bir siyasi parti ve siyasetçiler kriminalize edilmeye çalışılmış ve yargı tacizine maruz bırakılmıştır. Zarara uğramayan kamu kurumları dahi müşteki sıfatıyla dosyaya dahil edilerek binlerce müşteki yaratılmış ve HDP’ye karşı büyük Türkiye davası algısı oluşturulmuştur. 3.530 sayfa iddianame oluşturulmuş devamında ise 5.267 sayfalık mütalaa verilmiştir. Bu denli kapsamlı bir davada esas hakkındaki savunmaya hazırlanabilmek için ise yalnızca 3,5 aylık bir süre verilmiş ve kesintisiz devam ettirilen duruşmalarla kötü muamele yasağını da aşan bir yargılama yapılmıştır. Savunmalar sırasında da savunma süreleri kısıtlanmış savunmalara gün sınırı koyulmuştur. Adil yargılanma hakkı, savunma hakkı, çelişmeli yargılama ilkesi gibi hukukun en temel ilkeleri yargılama boyunca ihlal edilmiştir.”

    “KÜRT HALKI ÜZERİNDEN SİYASİ SOYKIRIM POLİTİKASININ YANSIMASIDIR”

    Yargılamanın hukuki olmadığı gibi vicdani de olmadığını belirten Kozan, “Sonuç olarak faşizan organizasyonu korumak adına ahlakla olan bağı tamamen kopartılan ve toplumun ahlaki-politik alanını daraltan düşman ceza hukuku pratiklerinin en ağırından biri gerçekleştirilmiştir.
    HDP’li siyasetçiler hakkında verilen karar meşru bir yargılamanın sonucu değil, siyasi iktidarın Kürt halkı üzerinde siyasi soykırım politikasının yansımasıdır.
    Kürt halkının yıllardır inkar edilen kimliğine karşı yasal statü taleplerini kriminalize eden siyasi iktidar; halkın meşru taleplerinin intikamını, hukuka aykırı siyaseten yürütülen yargılamalar üzerinden yargı eli ile almak istemektedir” dedi.

    “DEMOKRASİYE KARŞI İŞLENEN ŞUÇLARA YENİ BİR SAYFA EKLENMİŞTİR”

    Çiğdem Kozan, siyasetçilere verilen yüzlerce yıllık hapis cezalarının bir mahkemenin değil AKP- MHP iktidarının siyasi kararından ibaret olduğunun altını çizerek, “Kürt halkına, halkların birlikte mücadelesine ve demokrasiye karşı işlenen suçlara bugün Kobane kumpas dosyası ile yeni bir sayfa eklenmiştir.
    Asimilasyon politikalarına karşı direnen Kürt Halkının, siyasi ve toplumsal statü taleplerine siyaseten çözümsüz kalan iktidar, inkar ve imha politikasını sürdürme çabasındadır. Yüzlerce yıl hapis cezaları verilerek yok etme, etkisiz bırakma tavrı devam ettirilmektedir.
    Kamuoyunda Kobane davası olarak bilinen bu kumpas davası ‘Kobane düştü düşecek’ söylemine karşı, Kobane’nin barbar IŞID çetelerine karşı düşmemesinin bir intikamıdır.
    Siyasi iktidarın kullanışlı aparatı haline gelen ‘yargı’ kararını tanımıyoruz. Kürt halkının meşru ve haklı mücadelesi, yüzlerce yıllık hapis cezaları ve tutsaklık ile sindirilemeyecek kadar köklü ve örgütlüdür. AKP- MHP iktidarının Kürt halkına ve Kürt halkının dostlarına karşı işlediği suçlara karşı Kürt halkının ve dostlarının yanındayız’ diye belirtti.

    “TÜRKDOĞAN: KARAR UMARIM İSTİNAFTAN DÖNECEKTİR”

    DEM Hukuk Komisyonu Eş Sözcüsü Öztürk Türkdoğan ise “Bir garabet dava ile karşı karşıyayız. Umuyorum ki istinaftan dönecektir bu dava. Seçim meydanlarında bu dava ile ilgili iftiralarda bulundunuz. Arkadaşlarımızı niye içeride tutuyorsunuz. Sizler söz konusu olduğunuzda adalet aklınıza geliyor da muhalefet söz konusunda olunca niye adalet aklınıza gelmiyor. Adalet sizlere de lazım olacak” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Kobanî Kumpas Davası: Türkiye’de generaller Kürt sorununu çözmek istemiyor!

    Kobanî Kumpas Davası: Türkiye’de generaller Kürt sorununu çözmek istemiyor!

    PİRHA-IŞİD’in Kobanî’ye yönelik saldırıları üzerine Ekim 2014’teki protesto eylemleri gerekçe gösterilerek 22’si tutuklu 108 kişi hakkında açılan Kobanî Kumpas Davasının 10’ncu duruşması Sincan Cezaevi Kampüsünde görülmeye başladı. 

    IŞİD’in Kobanî’ye yönelik saldırıları üzerine Ekim 2014’teki protesto eylemleri gerekçe gösterilerek aralarında önceki dönem HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de bulunduğu 22’si tutuklu 108 kişi hakkında açılan Kobanî Kumpas Davasının 10’ncu duruşması Sincan Cezaevi Kampüsünde görülmeye başladı.

    Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen davanın duruşmasına Demokratik Bölgeler Partisi Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır ile Ankara il ve ilçe örgütü üye ve yöneticilerimizin yanı sıra çok sayıda avukat katıldı. Sincan Cezaevinde tutulan siyasetçiler duruşma salonunda hazır bulunurken, farklı cezaevlerinde bulunan siyasetçiler ise SEGBİS ile duruşmaya bağlandı.

    Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada mahkeme başkanı dosyaya eklenen evrakları okudu. Aysel Tuğluk hakkında verilen ATK raporu da dosyaya eklendi.

    AYSEL TUĞLUK’UN TEDAVİSİNİN YAPILMASI TALEP EDİLDİ

    Diyarbakır’dan SEGBİS ile bağlanan Aysel Tuğluk’un avukatı Serdar Çelebi, demans hastalığının cezaevi koşullarında iyileşmesinin imkansız olduğunu raporlarla ifade etti. “ATK iddianameden kopyala-yapıştır yapmış. İçeriğinde müvekkilin sağlık sorunlarına dair ciddi tespitlerin de yapıldığını görüyoruz. Kişinin dikkat alanında sorunlar olduğu ve bellek fonksiyonlarının zayıf olduğu yazılmış. Kelime üretiminde sorun yaşadığı belirtilmiş. Kelime bulmakta ve akıcı konuşmakta zorlanıyor. Böyle bir kişinin savunma yapıp yapamayacağına dair dolandırılan bir rapor var önünüzde. Müvekkilin hastalığının ileri safhaya ulaştığı belirtiliyor. Bu hastalığın bitmesi yönünde bir tedavi yok, ancak ilerlememesini de cezaevinde olması etkiliyor” diyen Çelebi müvekkilinin hastaneye sevkinin yapılarak tedavisinin yapılmasını talep etti.

    “KENDİMİ BİR KÜRT OLARAK İFADE ETMEK İSTİYORUM”

    Duruşmanın sonraki aşamasında önceki dönem Batman Milletvekili Ayla Akat Ata söz aldı. 28 Şubat tarihi üzerinde duran Ata şöyle konuştu:

    “28 Şubat deyince aklımıza iki şey geliyor. Birincisi darbe; şu anki AKP’yi doğuran süreç 28 Şubat darbesi. İkinci önemli ve tarihi olay Dolmabahçe Mutabakatı. 2013’ten 2015’e kadar yapılan görüşmelerde elde edilen birikim kamuoyuyla paylaşıldı. Kamuoyuna ortak seslenen bir deklarasyon olması bakımından önemlidir. Biz demokratik siyaset yapamıyoruz. Demokratik siyasetin tanımının ortaya konması gerekir. Yaşadığımız sorunlar Türkiye’nin tamamında açığa çıkan sorunlar değil. Benim dilim yasaklanıyor. Diyarbakır’dan kalkan her uçak önce alçak uçuş yapar ve bir paniğe neden olur. Bizim gerekçelerimizle ülkenin batısının hissettiği gerekçeler aynı değil. Medyanın kapısı bize kapalı. Bizim neler yaşadığımızı bilmiyorlar. Ciddi bir yanlış söylem kamuoyuna pompalanıyor. Özgür bir yurttaş olmak istiyoruz. Türkiye sınırları içinde kendimi bir Kürt olarak ifade etmek istiyorum.”

    “GENERALLER KÜRT SORUNUNU ÇÖZMEK İSTEMİYOR”

    Hakikat komisyonunun kurulması gerektiğine işaret eden ve “Sadece 6-8 Ekim’de değil birçok sürecin araştırılmasını istiyoruz” diyen Ayla Akat Ata sözlerine şöyle devam etti:

    “Yargı önünde olmamızın nedeni Kürt sorununun çözümsüzlüğüdür. Türkiye’de generaller Kürt sorununu çözmek istemiyor. 1980 Darbesi ve daha sonra 1984’te PKK’nin silahlı eylemler yapmaya başlamasını ve sonrasını birlikte değerlendirmek gerekiyor. Biz bu muhasebeyi yapmadan geleceğimizi inşa edemeyeceğiz. Geçmişin muhasebesini yapmak her koşulda zorunludur. Sorun hala devam ediyor. Sorun diyorum çünkü 1924’ten bu yana bu sorun devam ediyor. Bu bir kısım egemenin aldığı karar ve uygulamaya koyduğu konseptin parçasıdır.

    Diyaloğa hayır diyen bir zihniyetle karşı karşıyayız. Dünyanın çeşitli yerlerinde darbeler ve çatışmalar yaşanmış ama daha sonra demokrasi kurulmuştur. O nedenle Kürt sorununun çözümü mümkündür. Bizim sorunumuzda da sorunun uluslararası, sınır ötesi ve bölgesel durumuna bakmamız gerekiyor. Kürt sorunu hem sınır ötesi hem bölgesel hem de uluslararası bir sorun.

    Bu dosyanın çözüm arayışından intikam alma arayışı olduğunun altını çizen Ayla Kat Ata, Öcalan, müzakereler sürecinde devlet yetkililerine ‘Biz 1993 yılından beri devletle görüşüyoruz. Bunun bir farkı olacak mı?’ diye sordu. 1993 PKK’nin ilk ateşkesi. Sayın Öcalan’ın ilk ateşkese dair yaptığı ve Sabah, Hürriyet gibi gazetelere konu olan açıklaması var. Sayın Öcalan, ‘Bu savaşa son verip masaya oturalım. Bunu mümkün kılabilmek için ateşkese ihtiyaç duyuyoruz. PKK’yi meşru bir partiye dönüştürmek istiyoruz. Siyaset yapma izni istiyoruz. Eğer Kürtler için bir sorun oluşturuyorsa kenara çekilmeye hazırım.’ diyordu.

    Yargılanmama gerekçe olarak sunulan barışı ve çözümü istemek ve Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü istememdir.

    Hermes kod adlı gizli tanığın Ayla Akat Ata hakkındaki ifadelerini okuyan mahkeme başkanı, savunmanın devamında buna dair de savunma yapmasını istedi.

    Duruşmaya yarın (1 Mart) devam edilecek.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Tuğluk hakkında verilen ATK raporunda nörolog imzası yok’

    ‘Tuğluk hakkında verilen ATK raporunda nörolog imzası yok’

    PİRHA-Tutuklu bulunduğu cezaevinde demans teşhisi konulan Aysel Tuğluk’un avukatı Serdar Çelebi, Kobane Davası’nda söz alırken, Tuğluk hakkında “cezaevinde kalabilir” şeklindeki Adli Tıp Kurumu raporunda nörolog imzasının bulunmadığını kaydetti.

    HDP eski Eş Başkanları Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 108 sanıklı Kobanê Davası’nın 10’uncu duruşması Sincan Cezaevi Kampüsü’ndeki salonda başladı. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen duruşmada söz alan Av. Serdar Çelebi, ‘demans’ teşhisi konulan Aysel Tuğluk’un “cezaevinde kalabilir” şeklindeki Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda nörolog imzasının olmadığını belirtti.

    “İNFAZ ERTELEME TALEBİMİZE DÖNÜŞ ALAMADIK”

    Ses ve Görüntü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) bağlantısıyla celseye katılan Aysel Tuğluk’un avukatı Serdar Çelebi, Tuğluk’un cezaevinde yaşadığı sağlık sorununa değinirken; “2021’nin başında hastaneye sevki yapıldı. Oradaki bir dizi tetkik ve incelemelerin sonucunda Demans hastalığı teşhisi konuldu. Bunun üzerine infazın geri bırakılması ve tahliyesi talebinde bulunduk, ancak geri dönüş alamadık. İnfazın geri bırakılması belli koşullara bağlı. ATK’nin onayına bağlı, biz de biliyoruz, ancak bunun bir tahliye gerekçesi yapılmamasına dair AİHM’in ihlal kararı var” diye konuştu.

    “TAHLİYE TALEBİMİZİ YİNELİYORUZ”

    Çelebi, ATK tarafından verilen raporun sorgulanması gerektiğine dikkat çekti. Alternatif raporlar aldıklarını belirten Çelebi, demans hastalığının tedavisinin cezaevi koşullarında mümkün olmadığını söyledi. Kocaeli Cezaevi’ne yazılan müzekkere sonrası Tuğluk’un bir kez daha hastaneye sevk edildiğini hatırlatan Çelebi, şunları kaydetti:

    “Hastanede yazılan raporda, güncel sorulan sorulara kısmen yanıt verebildiğini ve Demans’ın sabit olduğu belirtildi, ancak son karar ATK’ye bırakılarak sevk edildi. ATK’den sağlık durumuna dair bilgi almak istedik, ancak kurum sadece iddianameden kopyala yapıştır yazı yazmış. Raporun nasıl düzenlendiği çok açık. Sonuç kısmı, ara karara cevap vermese de, içeriğinde Tuğluk’un sağlık sorunlarıyla ilgili bazı testler, gözlem ve tespitler var. Kişinin dikkat alanında daralma olması nedeniyle yapılan testlerde anlık sözel fonksiyonlarının ve soyutlama becerisinin zayıf olduğu kaydedilmiş. Bu tespitlere rağmen savunma almak konusunda ısrarcı mısınız? Biz savunma yapamayacağımızı söyledik. Bu nedenle tahliye talebimizi yineliyoruz.”

    “RAPORDA NÖROLOG İMZASI YOK”

    Demans hastalığının uzmanlık alanı nöroloji olmasına rağmen raporda tek bir nörolog imzası olmadığını aktaran Çelebi, rapordaki tüm imzaların psikiyatristlere ait olduğunu belirtti. Müvekkilin insan onuruna uygun bir biçimde yapmış oldukları tahliye taleplerinin reddedildiğini söyleyen Çelebi, Tuğluk’un hastalığının ilerlediğini ve söz konusu hastaneye sevkinin şart olduğunu ifade etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gültan Kışanak: Faşizmin önünde hiçbir engel kalmasın istiyorsunuz!

    Gültan Kışanak: Faşizmin önünde hiçbir engel kalmasın istiyorsunuz!

    PİRHA-28’i tutuklu 108 kişinin yargılandığı Kobanî Davası’nın 2. duruşması ikinci gününde devam ediyor. Savunma yapan isimlerden Gültan Kışanak “Siz HDP’yi değil Türkiyelileşmeyi yargılıyorsunuz. Diyorsunuz ki ayrımcı olun, kutuplaşın, yan yana durmayın. Siz, HDP’yi siyaset dışına atarak faşizmin önünde hiçbir engel kalmasın istiyorsunuz” ifadelerini kullandı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu 28’i tutuklu 108 kişinin yargılandığı Kobanî Davası’nın 2. duruşması ikinci gününde devam ediyor.

    Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmayı HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, HDP milletvekilleri, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır’ın yanı sıra çok sayıda avukat takip ediyor.

    KCK OPERASYONLARI DA BU SALONLARDA GÖRÜLDÜ”

    2. celsede ilk savunma yapan isim Ayla Akat Ata oldu. “Bugün Türkiye’yi lağım kokusu sardı” diyen Akat Ata şunları söyledi:

    “Bu iktidar gider bir başka iktidar gelir. Heyetler gider gelir. Bu salonlar dolar boşalır böyle devam ederse. İktidarların temel yanılgısı koydukları kuralların onlar istediğinde uygulanacağını sanmaları. Bu kurallar gidecek gelecek onları da vuracak. Bu iktidar gidecek, bu iktidar kendi koyduğu kurallarla yargılanacak.
    Bugün burada oturan tüm devlet kurumları resmi ideolojiyi temsil ediyorlar. 2009 KCK operasyonları da bu salonlarda görüldü. Salondakilerin yarısı kadındı. Bugün burada farklı düşünen demokratlar, Kürtler çok sayıda kişi var.”

    “SİZİN GİBİ EMİR ERLERİNİN KAPISINA BIRAKILIYORUZ”

    Akat’ın ardından söz alan Gültan Kışanak, davanın Türkiye’ye barış, demokrasi, özgürlük, huzur getirmek isteyen HDP’yi siyaset dışına atma davası olduğunu söyledi. “Keşke sözümüzü dinleyecek, barışın kıymetini anlayacak bir muhatap bulabilseydik” diyen Kışanak Mahkeme başkanını işaret ederek şöyle devam etti:

    “Biz hala böyle bir muhatap arıyoruz. Bizi yargıya havale eden, tutuklayan, mikrofonumuzu kapatan değil, bize ‘gelin bu ülkenin sorunlarını beraber çözelim’ diyen bir muhatap arıyoruz. Bu olmadığı için Türkiye’nin sorunları kördüğüm oluyor ve biz sizin gibi emir erlerinin kapısına bırakılıyoruz.”

    “KOKAİN TİCARETİNİN ÜZERİ ÖRTÜLÜR, BİRİ TWEET ATSA TUTUKLANIR”

    6 – 8 Ekim’deki cinayetlerin sorumlularının hala soruşturulmadığını hatırlatan Kışanak, şöyle konuştu:

    “Keşke 6 – 8 Ekim’de ölen her bir canı kim, neden öldürdü, kim provokatörleri demokratik haklarını savunan insanların arasına saldı, bu soruşturulsaydı.

    Bu salonda siyasetçiler var. Bu ülkenin sorunlarına çözüm bulmayı arzulayan, bedel ödemekten geri durmayan siyasetçiler var. Sizin iddianameniz bunu söylüyor. İddianameniz baştan aşağıya konuşmalarımız ve demeçlerimizdir. Bundan ibaret bir iddianameden nasıl sorumluları bulacaksınız?

    Hukukçu değilim ama sizin gibi hukuksuzlukla bizi yargılayanlar sayesinde mektepli hukukçu olduk. Sizinle bir hukuk tartışması yapmak istiyorum. Hukuk devleti ile kanun devleti arasındaki farkı biliyor musunuz? Aralarında dağlar kadar fark vardır. Biri otoriter rejimlerin yöntemidir. Egemenlerin koyduğu kuralları mazlumlara uygulanır. Bunun adı kanun devletidir. Egemen kimse kanunu o koyar. ‘Şunu as, bunu kes, bunu hapse at’ der ve buna bir hukuki kılıf bulur. Kanun devleti bir toplumu faşizme, orman kanununa teslim eder. Ama hukuk devletinin içinde adalet vardır, insan hakları vardır, vicdan vardır. Biz hukuk devleti arıyoruz.

    “YARGI MENSUPLARININ UTANMASI LAZIM”

    Artık yasamaya da gerek yok. Kararname ile istediklerini yapıyorlar. Yargı yapısal büyük bir kriz içinde. Yargı siyasetin oyuncağı haline gelmiştir. Şunu yap bunu yap. Şunu soruştur bunu soruşturma. Bakın mafya konuşuyor bir soruşturma açılmıyor. Bugün bu ülkede yargı bağımsızlığı en büyük sorun haline geldi. Yolsuzlukların, arsızlıkların, mafyatik ilişkilerin üstü örtülür. Bütün hukuk dışı işlerin, Kolombiya’dan kokain mi gelir, marinanın üzerine oturulur, bunun üzeri örtülür. Ama birisi tweet mi attı, at içeriye.
    Bundan biz utanıyoruz. En çok da sizin bundan şikayet etmeniz gerekir. Yargı mensuplarının bundan utanması lazım. Bundan kurtulmak için bir çaba içinde olması lazım. Ama bunu görmüyoruz. Burada ilk günden bize güç gösterisi yaptınız. İlk günden taraf olduğunuzu, kimin adına orada oturduğunuzu, ne yapmak istediğinizi o kadar güzel hissettirdiniz ki patronlardan takdir alabilirsiniz.
    Adaleti korumak istiyorsanız bu iddianameyi ilk günden reddetmeliydiniz. 3500 sayfa diye hava atıyorsunuz. Ortada iddianame yok. Şimdi oraya müşteki diye yazmışsınız, Milli Savunma Bakanlığı avukatları falan var. Sizi denetlemeye mi geliyorlar, size güvenmiyorlar mı? İddianamenin yarısı böyle. İddianamenin yarısı da PKK tarihi. Çok merak ediyorsanız siz kendiniz okuyun. Onu da çıkart iddianameden dörtte biri kalır. Kalanında da ‘ANF’nin şu gün şu tarihte yayınlanan haberi’ var. Onu da çıkarsan geriye elinizde 15 sayfa kalır. Ondan sonra da bu heyet adalet dağıtacak diyorsunuz.
    Kürtleri yeri geldiğinde gerici diye, yeri geldiğinde terörist diye yargılayamazsınız, ben Kürd’üm Kürt. Bana yeni sıfatlar bulmayın. Ben bir Kürt kadınıyım. Bu sıfatların hepsini bize yakıştıranlara iade ediyorum. Ben insanım, kadınım, Kürdüm. Bunu kabul etseniz, insan haklarını kabul etseniz, kadın haklarını kabul etseniz ve benim Kürt olmaktan kaynaklı kültürel haklarımı kabul etseniz sorun çözülür. Lütfen gerçekler ortaya çıktığında başınızı öne eğeceğiniz bu durumdan kurtulmak için davadan çekilin.

    KARS BELEDİYESİNE ÇÖKMEK İÇİN AYHAN BİLGEN’İ TUTUKLADINIZ”

    “7 Haziran’da Türkiye’de bir umudun mümkün olduğunu, bu ülkede farklı kimliklerin yan yana durup siyaset yapabileceğini gösterdiler. Ne yazık ki bir siyasi darbe fitili ateşlendi. O gün bugün HDP ile uğraşıyorlar. Arkadaşlarımızı, eşbaşkanlarımızı tutukladınız. Belediye eşbaşkanlarını tutukladınız. Tıpkı marinaya çöküldüğü gibi Kars Belediyesine çökmek için Ayhan Bey’i tutukladınız.
    HDP Türkiye’dir. Siz HDP’yi değil Türkiyelileşmeyi yargılıyorsunuz. Diyorsunuz ki ayrımcı olun, kutuplaşın, yan yana durmayın. Dindarla laik yan yana durmasın, Kürt’le Türk yan yana durmasın. Siz Türkiye’yi, Türkiyelileşmeyi yargılıyorsunuz. HDP toplumsal cinsiyet eşitliği bayrağının taşıyıcısıdır. Siz ‘kadınla erkek eşit değildir’ diyorsunuz. Kadınları siyaset dışına itiyorsunuz bu davayla. HDP talancılara karşı ekoloji hareketinin bayraktarlığını yapıyor, siz onu yargılıyorsunuz. Siz HDP’yi siyaset dışına atarak faşizmin önünde hiçbir engel kalmasın istiyorsunuz.”

    REDDİ HAKİM TALEBİ

    Reddi hakim talebini ileten Kışanak, sözlerinin sonunda “Bu dava Sarayın talimatıyla hazırlanmıştır. Buradan Türkiye toplumuna, halklarımıza, gençlere eşitliğe ve özgürlüğe inanan herkese sesleniyorum. HDP’ye sahip çıkın, barışa sahip çıkın. Barışa giden yolun son köprülerini de kesip atmalarına izin vermeyin” dedi.

    “SİZE ZEKERİYA ÖZ’Ü HATIRLATIRIM!”

    Kışanak’ın ardından söz alan Günay Kubilay, davanın siyasi bir dava olduğunu belirterek şöyle konuştu:

    “Mahkemeleriniz sadece bu kritik davalardaki AİHM kararlarını değil, AYM kararlarını da tanımıyor. AYM de herkesi uyardı (Kapatma davasının iadesi ile). AİHM kararını beğenmeyebilirsiniz, iktidarın da hoşuna gitmiyor ama bunu uygulamak zorundasınız. Uygulamadığınızda anayasal suç işlemiş olursunuz. Şimdi sağlam Ağrı Dağı’na sırtınızı dayamış olabilirsiniz, size Zekeriya Öz’ü hatırlatayım. Altına zırhlı araç verilmişti. Siyaset arenası her zaman oynaktır.”
    Duruşma, yapılan savunmalarla devam ediyor.

    PİRHA/ANKARA