Etiket: aym hak ihlali

  • AYM Başkanı: Kararlar herkesi bağlar, uygulamama gerekçesi olamaz

    AYM Başkanı: Kararlar herkesi bağlar, uygulamama gerekçesi olamaz

    PİRHA – AYM’nin son karar merci olduğunu ifade eden AYM Başkanı Zühtü Arslan, mahkemenin verdiği kararın herkesi bağladığı uyarısında bulundu. Arslan, “Anayasa Mahkemesi kararının icra edilmemesinin hiçbir şekilde gerekçesi olamaz” dedi.

    Yargıtay, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay hakkındaki hak ihlali kararına ikinci kez uymamış, Yargıtay 3. ceza Dairesi’nden AYM kararına ilişkin olarak “AYM’nin hak ihlali kararının hukuki değeri yok” açıklaması yapılmıştı.

    Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arsalan, staj yapan lisans öğrencilerine Staj Katılım Sertifikaları verildiği törende konuştu. Arslan, törende yaptığı konuşmada bireysel başvuru üzerinde durarak, bazı kararların uyulmamasının bireysel başvuru hakkını zedelediğini dile getirdi.

    Uyulmamaya dair öne sürülen gerekçelere değinen Arslan, “Birincisi, adli ve idari yargı sisteminde nihai ve bağlayıcı kararları verme yetkisinin ilgili yüksek mahkemelere ait olduğu, dolayısıyla kesinleşmiş kararları ortadan kaldırmaya yönelik ihlal kararları verilemeyeceği ileri sürülmektedir. Açıkçası bu görüşün anayasal veya yasal hiçbir dayanağı olmadığı gibi bireysel başvuru kurumunun doğasıyla da bağdaştığı söylenemez” diye konuştu.

    EN BÜYÜK YETKİ AYM’DE

    İhlal kararlarına uyulmamasına bir gerekçe olarak yorum farklılığının da gösterilmekte olduğunu belirten Arslan, “Elbette, yüksek mahkemeler dâhil kamu gücü kullanan tüm organlar Anayasa’yı yorumlama yetkisine sahiptir. Dahası kamu gücü kullanan tüm organlar anayasal ve yasal hükümlere uygun olarak karar vermek durumunda olduklarından doğal ve zorunlu olarak Anayasa’yı yorumlamaları gerekebilmektedir. Ancak bu yorumların yol açtığı uyuşmazlıklar norm denetimi veya bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine taşındığında Anayasa’yı nihai ve bağlayıcı şekilde yorumlayarak uyuşmazlığı karara bağlama yetkisi Anayasa Mahkemesine verilmiştir” ifadelerini kullandı.

    “HERKESİ BAĞLAR”

    Arslan, Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğunu, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri, kısacası herkesi ve her kurumu bağladığını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Anayasa Mahkemesi, bir konuda karar verdikten ve son sözü söyledikten sonra katılmasak da buna uymak zorundayız. Bir yargı kararına katılmamak farklı, ona uymamak farklıdır. Birincisi meşru, ikincisi ise meşru değildir. Unutmayalım ki mahkeme kararları hatasız veya doğru olduğu yahut beğendiğimiz için değil, mahkeme kararı olduğu için uygulanmak zorundadır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin nihai ve bağlayıcı kararından sonra artık mahkemeler ya da anayasal organlar arasında ortaya çıkabilecek görüş, yorum veya yaklaşım farklılıkları sadece eleştiri konusu olabilir. Ancak bu farklılıklar Anayasa Mahkemesi kararının icra edilmemesinin hiçbir şekilde gerekçesi olamaz.”

    KARAR MERCİ

    Arslan, “Bu çerçevede anayasal uyuşmazlıklar söz konusu olduğunda Anayasa Mahkemesinin konumu uyuşmazlığı çözen karar mercii iken diğer kamu makamlarının konumu uyuşmazlığın tarafı olmaktan ibarettir. Herhangi bir yargısal uyuşmazlıkta tarafların yorumunun uyuşmazlığı çözen mahkemenin yorumundan üstün olduğu düşünülemeyeceği gibi bunun en temel hukuk mantığıyla bağdaştırılması da mümkün değildir” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • TİP Genel Başkanı Baş: Can Atalay’ı zindandan en kısa sürede çıkartacağız – VİDEO

    TİP Genel Başkanı Baş: Can Atalay’ı zindandan en kısa sürede çıkartacağız – VİDEO

    PİRHA – İstanbul Adliyesi’nde 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin TİP Milletvekili Can Atalay’ın tahliye kararını vermesi için avukatların adliyede başlattıkları Adalet Nöbeti devam ediyor. Adliyeye destek için gelen TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Umuyorum halkın sesi, hukukun sesi, adaletin sesi şu kalın duvarları da aşacak ve biz Can Atalay’ı zindandan en kısa sürede çıkartacağız” dedi.

    Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali ve tahliye kararına rağmen Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Can Atalay’ın hala tahliye edilmemesi nedeniyle avukatlar tarafından başlatılan Çağlayan Adliyesi’ndeki Adalet Nöbeti eylemine TİP Genel Başkanı Erkan Baş, TİP Milletvekilleri ve TİP İl Örgütü de katıldı.

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ve beraberindeki partililer adliye önünde toplandı.

    Olası kararı bekleyen TİP Genel Başkanı Erkan Baş, adliye önünde PİRHA mikrofonuna konuştu.

    “ASLINDA YENİ BİR SUÇ DAHA İŞLENMİŞ OLUYOR”

    Can Atalay’ın görevine başlaması için zaman saydıklarını söyleyen Baş, “Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar itibarıyla bizim bugüne kadar iddia ettiğimiz her şey ispatlanmış oldu. Can özelinde ise 14 Mayıs itibariyle milletvekili seçildiği için tahliye kararının verilmesi gerekiyordu. Sürecin gerektirdiği her türlü hukuki adım atıldı hatta bütün bu oyalama taktiklerine, hukuksuz kararlara rağmen biz ısrarcı olduk. Biz bu durumu kabullenmeyeceğimizi, sindirmeyeceğimizi, iktidarın ‘her istediğimi yapabilirim’ anlayışına teslim olmayacağımızı çeşitli vesilelerle göstermeye çalıştık. Özgürlük yürüyüşü bunun adımlarından bir tanesiydi. Ve nihayetinde Anayasa Mahkemesi bizim beklediğimiz kararı verdi. Aslında hukuka uygun olan, Anayasaya uygun olan kararı vermiş oldu. O an itibariyle yerel mahkemenin Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararı uygulayıp Can Atalay’ı tahliye etmesi gerekiyordu. Günler geçiyor ve Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu hak ihlali kararı katmerlenmiş oluyor. Yerel Mahkeme bu hak ihlalini ortadan kaldırma gücüne sahipken, bunu yapma konusunda görevliyken o hak ihlalinin sürmesine vesile oluyor. Aslında yeni bir suç daha işlenmiş oluyor. Çünkü bir milletvekilinin görevini yapması engelleniyor” dedi.

    “CAN ATALAY’I EN KISA SÜREDE ZİNDANDAN ÇIKARTACAĞIZ”

    Can Atalay’ın tahliye edilmemesini Hatay halkı özelinde değerlendiren Baş, Hatay halkının ortaya koyduğu iradeyi son derece önemli bulduklarını belirterek şunları kaydetti:

    “Her yurttaşın oyu çok kıymetlidir ama çok ağır bir deprem yaşamış, evini, işyerlerini, sevdiklerini, eşini, dostunu, çocuklarını kaybetmiş insanların yaşadıkları bu mağduriyetin unutulmaması için, bunun hesabının sorulması için bir hak savunucusunu kendilerine milletvekili seçmeleri son derece önemli. Bu hepimizin oylarına sahip çıkmalarının bir göstergesi de olmak durumunda. O yüzden hep birlikte bizim buna karşı durmamız gerekiyor. Hatay halkının ortaya koyduğu iradenin yanına aynı zamanda bütün Türkiye halkının iradesini eklediğimizi düşünüyorum. Özgürlük yürüyüşüne geçtiğimiz her yerde halkın bizimle birlikte bir duruş sergilemesini çok kıymetli buluyoruz. Umuyorum halkın sesi, hukukun sesi, adaletin sesi şu kalın duvarları da aşacak ve biz Can Atalay’ı zindandan en kısa sürede çıkartacağız.”

    “BİZİM SÖZÜMÜZÜ KESEBİLECEK HERHANGİ BİR GÜÇ YOKTUR”

    AYM kararına rağmen Can Atalay’ın serbest bırakılması için adım atmayan mahkemeye tepki için adliyeye gelen TİP Genel Başkanı Erkan Baş, bir televizyon kanalına canlı yayına katıldığı sırada kendisini kayda alan polise tepki gösterdi.

    Baş, konuya dair şunları ifade etti:

    “Olayın yaşandığı anda canlı yayındaydık. Gizli saklı, söylenmemesi gereken, suç teşkil edecek bir şey olsa canlı yayın kamerası o an zaten onu tespit ediyor. Orada bir halkı korkutmak, sindirmek buradaki toplanmayı provoke etmek, susturmaya dönük bir girişim aslında o. Kişisel olarak bana yapılmış bir girişim olarak değerlendirmiyorum, benim zaten susturulmam mümkün değil. Her hal ve şartta konuşmaya devam edeceğimiz eminim herkes tarafından biliniyor ama orada bir mesaj verilmeye çalışılıyor. ‘Biz toplumun nefes alış verişini, her sözünü denetim altında tutuyoruz ve bu ülkeyi konuşturmayacağız’ deniliyor. Bizim inadımız, tepkimiz buna. Biz sadece kendi adımıza değil bu ülkedeki her yurttaşın özgürce konuşabilmesi için mücadele ediyoruz. Bizim sözümüzü kesebilecek herhangi bir güç yoktur.”

    Devrim FINDIK-Zafer TAŞKIN/İSTANBUL

  • Baskılara rağmen Cumartesi Anneleri’nin eylemi 954’üncü haftasında devam etti – VİDEO

    Baskılara rağmen Cumartesi Anneleri’nin eylemi 954’üncü haftasında devam etti – VİDEO

    PİRHA- AYM’nin ihlal kararına rağmen Cumartesi Anneleri ve hak savunucuları, Galatasaray Meydanı’na erişemeden bulundukları yerde polis ablukasına alınarak gözaltına alındı.

    Cumartesi Anneleri’nin 1995 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylem 954üncü haftasında da devam etti. Anayasa Mahkemesi (AYM)’nin “ihlal” kararına rağmen 14 haftadır İstiklal Caddesi’nde darp edilerek gözaltına alınan Cumartesi Anneleri bu hafta Galatasaray Meydanı’na  yürümelerine dahi izin verilmeden bulundukları yerde polis ablukasına alındı. Hukuksuzca verilen eylemin yasaklama kararını bahane eden polis Cumartesi Anneleri’nin basın açıklaması yapmasına engel oldu. Galatasaray Meydanı’na yürümelerine izin verilmeden İstiklal Caddesi’nde ablukaya alınan anneler ve hak savunucuları daha sonra gözaltına alındı.

    Gözaltına alınan isimler şöyle:
    Hanife Yıldız
    İkbal Eren
    Mikail Kırbayır
    Maside Ocak
    Besna Tosun
    Hasan Karakoç
    Ali Tosun
    Eren Keskin
    Leman Yurtsever
    Cüneyt Yılmaz
    Oya Ersoy
    Gülendam Özdemir
    Nimet Tanrıkulu
    Ümit Biçer
    Hayrettin Pişkin
    Ezgi Çetin
    Şifa Nur Çetin
    Ömer Kavran

    POLİS BASINA SALDIRDI

    Gözaltı sonrasında açıklama yapmak isteyen Sezgin Tanrıkulu ve Ahmet Şık’ı polis engelledi. Açıklama esnasında arbede çıktı. Polis basın mensuplarına şiddet uyguladı. Artı TV muhabiri Umut Taştan’ın boğazını sıktı. PİRHA muhabiri Dilan Şimşek yere atıldı. Dokuz8 Haber’den Fatoş Erdoğan’ın kollarında morluklar oluştu.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Ayşe Tepe: Biz Galatasaray Meydanı’na çıkmakta ısrarlıyız-VİDEO

    Ayşe Tepe: Biz Galatasaray Meydanı’na çıkmakta ısrarlıyız-VİDEO

    PİRHA – Gözaltında kaybedilen Ferhat Tepe’nin kardeşi Ayşe Tepe, “Biz Galatasaray Meydanı’na çıkmakta ısrarlıyız” dedi. Tepe, seçim sonrasında, “Galatasaray Meydanı’nın Cumartesi Annelerine açılması başta olmak üzere etkin soruşturmaların yapılmasına, Anayasa Mahkemesi kararlarının uyulmasına kadar bir çok talebimiz olacak” dedi.

    Yıllardır kayıp yakınlarının akıbetini sorma mücadeleleri Galatasaray Meydanı’nda devam eden Cumartesi Anneleri, Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararına rağmen Galatasaray Meydanı’ndaki polis ablukası hala devam ediyor. Son 4 haftadır Galatasaray meydanında buluşmak isteyen Cumartesi Anneleri/ insanları henüz açıklama yapamadan gözaltına alınıyor.

    Kayıplardan Ferhat Tepe’nin kardeşi Ayşe Tepe Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararı olmasına rağmen İstanbul Valiliği ve Beyoğlu Kaymakamlığı hiçbir şekilde bu karara uymamasını, Hizbullah ile bağlantısı olduğu bilinen HÜDA-PAR’ın 14 Mayıs Milletvekili Genel Seçimi’nde meclise girmesini, tutuklu Hizbullahçıların serbest bırakılmasını, 14 Mayıs seçimlerini ve devamında 28 Mayıs ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçimlerinden neler beklediklerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “AYM KARARINA UYMALARI KONUSUNDA ISRARLIYIZ”

    “Biz Galatasaray Meydanı’na çıkmakta ısrarlıyız” diyen Tepe, son 4-5 haftadır Cumartesi Annelerinin açıklama yapamadan gözaltına alınıp, darp edilmelerinin kabul edilmemeyeceğini belirterek, “Son 4 -5 haftadır Cumartesi Anneleri olarak tekrardan çıkıyoruz Galatasaray Meydanı’nın önüne. Ve orada basın açıklaması yapıyoruz. Cumartesi insanlarından destek olmak isteyen varsa onlar da gelip bu desteği sunuyorlar bize. Ama hiçbir şekilde orada olmamıza izin vermiyorlar. Daha önce açılan mahkememiz vardı. Bizim de özellikle buranın açılmasına yönelik suç duyurularımız oldu. Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararı olmasına rağmen İstanbul Valiliği ve Beyoğlu Kaymakamlığı hiçbir şekilde bu karara uymuyor. Biz Galatasaray Meydanı’na çıkmakta ısrarlıyız. Bu taleplerimizi yerine getirmekte ve AYM kararlarına uymaları konusunda kendilerine bunu her defasında hatırlatma konusunda da ısrarlıyız” dedi.

    “HÜDA PAR İLE TOPLUMA VERİLEN MESAJ NE?”

    Hizbullah ile bağlantısı olduğu bilinen HÜDA-PAR’ın 14 Mayıs Milletvekili seçimlerinde meclise girmesini de değerlendiren Ayşe Tepe, “Topluma verilen buradaki mesaj ne, burada bir gözdağı mı veriliyor? Niye HÜDA-PAR tekrar böyle bir şeyin içine çekildi? Onların mecliste olması neyi değiştirecek? Onların talepleri ne olacak? Ben bu konunun kadınlar açısından, çocuklar açısından toplumun geneli açısından HÜDA-PAR’IN söylemlerinin, düşüncelerinin aslında çok olumsuz olduğunu ve olumsuz yansıyacağını da düşünüyorum” diye belirtti.

    Tutuklu Hizbullahçıların serbest bırakılmasına da değinen Tepe, şunları söyledi:

    “Çoğunu zaten saldılar. Aslında birçok Hizbullahçı habersiz salındı. Gece vakti birçoğu dışarı çıkarıldı. Bazıları hasta diye çıkarıldı. Ki bugün cezaevlerinde onlarca hasta tutsak var. Ve ileri derece hasta olmalarına ve bunlara yönelik yasal bir mevzuat işletilebiliyor olmasına rağmen hiçbir şekilde işletilmiyor. Bu aslında Hizbullahçılara işletiliyor.”

    “ÖNEMLİ OLAN DEMOKRATİK ADIMLAR”

    14 Mayıs seçimlerinin kazananı olmadığını söyleyen Ayşe Tepe, Cumartesi Anneleri olarak 28 Mayıs ikinci tur Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden beklentilerini iktidara kim gelirse gelsin Galatasaray Meydanı’nın Cumartesi Annelerine açılması başta olmak üzere demokratik adımlar atma yönünde olması gerektiğine dikkat çekti.

    Tepe şunları kaydetti:

    “Bu usulsüzlükler bir yana bu seçimin aslında şu an bir kazananı olmadı bana kalırsa. Ve 28 Mayıs aslında biraz da belirleyici olacak. Biz Cumartesi Anneleri olarak da bundan sonra gelecek iktidara da Galatasaray Meydanı’nın Cumartesi Annelerine açılması başta olmak üzere Uluslararası sözleşmelere imza atılmasına, etkin soruşturmaların yapılmasına, Anayasa Mahkemesi kararlarının uyulmasına kadar bütün bunların hayata geçirilmesiyle ilgili taleplerimiz olacak. Önemli olan onların samimi olarak demokratik adımlar atma yönünde bunu bize göstermeleri.”

    Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • Gezi’de gözünü kaybeden Sarıkaya: Korku imparatorluğu yüzünden yargılamanın üzerine gidilmedi

    Gezi’de gözünü kaybeden Sarıkaya: Korku imparatorluğu yüzünden yargılamanın üzerine gidilmedi

    PİRHA-Gezi Direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğinin gözüne isabet etmesi sonucu bir gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru karara bağlandı. PİRHA’ya konuşan Sarıkaya, “AYM, eziyet yasağının ihlal edildiğine karar vererek 8 yıldır yargı önüne çıkarılmayan polisler hakkında yeniden soruşturma açılmasına hükmederek emsal karara imza attı” dedi.

    Erdal Sarıkaya 11 Haziran 2013’te Taksim Meydanı’nda ki direniş sırasında polisin attığı gaz fişeğinin gözüne isabet etmesi sonucu bir gözünü kaybetmişti. Görüntüleri inceleyen bilirkişi raporunda, o gün orada gaz tüfeği kullanma yetkisi olan 16 polisin kimliğini belirlenmiş ancak İstanbul Valiliği soruşturma izni vermediği için haklarında soruşturma açılamamıştı. İtiraz üzerine Bölge İdare Mahkemesi, suçun soruşturulmasının izne tabi olmadığı değerlendirmesiyle izin verilmeme kararını kaldırmış ancak sorumluluğu bulunan polisler hakkında aradan geçen 8 yıla rağmen soruşturma açılmamıştı.

    ORANTISIZ GÜÇ KULLANILDI, EZİYET EDİLDİ

    Ardından Erdal Sarıkaya 9 Kasım 2017 günü Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştu. Mahkeme başvuruyu 17 Mart 2021’de karara bağladı. Kararın gerekçelerini ayrıntılı olarak açıklayan mahkeme hüküm bölümünde şu ifadelere yer verdi:

    “-Somut olayda kolluğun yakalamaya veya etkisiz hâle getirmeye çalışırken başvurucuyu yaraladığı yönünde bir bulguya rastlanmamıştır. Dolayısıyla kargaşa ortamına yol açtığı ileri sürülmeyen başvurucunun başından (gözünden) yaralanması olayında kolluğun gerekli tedbirleri almadığı ve kontrolsüz bir şekilde gaz fişeği atmak suretiyle başvurucunun yaralanmasına sebep olduğu değerlendirilmiştir.

    – Somut olayın gerçekleşme koşulları ve özellikleri, başvurucunun yaralanmasının niteliği ile başvurucu üzerindeki muhtemel fiziksel ve ruhsal etkileri birlikte dikkate alındığında kolluk görevlileri tarafından gerçekleştirilen muamelenin belli bir ağırlık derecesine ulaştığı ve olayda Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının gerektirdiği asgari ağırlık eşiğinin aşıldığı sonucuna varılmıştır.

    – Bu tespitten sonra kolluk görevlileri tarafından gerçekleştirilen eylemin hangi boyuta ulaştığı değerlendirilmelidir. Olayın koşulları bir bütün olarak değerlendirildiğinde özellikle başvurucuda yarattığı etki nazara alındığında yaralama eyleminin eziyet olarak nitelendirilmesi mümkündür.”

    “AYM TARİHİ BİR KARAR VERDİ, EMSAL OLACAK”

    8 yıldır adalet mücadelesi veren Sarıkaya PİRHA’ya dava sürecine dair açıklamalarda bulundu. AYM’nin almış olduğu kararın tarihi bir karar olduğunu ve bundan sonra bu tür davalara da emsal teşkil edeceğini belirten Sarıkaya, “AYM’nin bu kararıyla bu zamana kadar müdahale edilemeyen polisler yeniden yargı önüne çıkarılabilecekler. Benim dosyam iki kere faili meçhuller bürosuna gönderilmişti ve yakın bir tarihte zamanaşımından kapatılacaktı. Anayasa Mahkemesi’nin almış olduğu bu karar ile dosyam yeniden başa dönecek. Bize karşı o gün bu saldırıyı gerçekleştirenler ve beni kör edenlere karşı hesap sorma sürecine girmiş olduk. 16 polis şüpheli olarak dosyada yer alıyor. Kask numaraları ve sicil numaraları da mevcut, kimlikleri belli. İvedilikle Bakanlık tarafından bu polislerin soruşturmaya dahil edilmesi gerekiyor” dedi.

    “KORKU İMPARATORLUĞU YÜZÜNDEN YARGILAMANIN ÜZERİNE GİDİLMEDİ”

    ‘AYM bu kararla birlikte hiçbir suçun cezasız kalmaması gerektiğini vurgulamış oldu’ diyen Sarıkaya, sözlerine şöyle devam etti:

    “8 yıldır bu polislerin kimliklerinin belli olmasına rağmen hiçbir şekilde müdahale edilemedi. Bu polisler hep birileri tarafından korundu. Bize yapılanların hesabının sorulması engellendi. Emniyet, Savcılık üzerine düşeni yapmıyordu. 8 yıldır hep oyalandık ve sürüncemede bırakıldı davamız. Çünkü bir korku İmparatorluğu var ve bu korku İmparatorluğu devletin bütün kademelerine nüfuz etmiş durumda. Buna bağlı olarak kimse bu tür olayların üzerine gidemiyordu, gitmiyordu. Çünkü yakın tarih açık, dönemin Başbakanı şimdiki Cumhurbaşkanı o gün Gezi’yi kana bulayanlara ‘Benim kahraman polislerim’ dedi. Saldıranları ‘Kahraman’ ilan etti. Buna bağlı olarak bundan sonraki süreç adliye koridorlarında hep adaletsizliklerin yaşanmasına neden oldu.”

    “DOSYANIN ZAMAN AŞIMINA UĞRAMASINI İSTEDİLER ÇÜNKÜ…”

    8 yıldır adalet aradığını ama bulamadığını ifade eden Sarıkaya, şunları aktardı:

    “Adalete erişemedik. Vali, Savcılık, Emniyet dosyamızı yeterince incelemedi. Yeterli bilgiyi, belgeyi toplamadılar. Gerekli işlemleri yerine getirmediler. Böyle yaparak dosyanın zaman aşımına uğramasını sağlamak istediler. Bu olaylar araştırılsaydı ucu dönemin Başbakanı şimdiki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a kadar uzanacaktı. Bunu bildikleri için kapatılmasını istediler davanın. Şimdi Anayasa Mahkemesi bu kararı alarak yargılamanın önünü açmış oldu. O dönemki polisler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin polisleri olarak görev yapmadılar. İktidarın paralı askeri olarak, siyasi nedenlerle verilen kararlar sonucu bize saldırdılar. Anayasa Mahkemesi ayrıca bu polisler hakkında izin alınmasına gerek olmadığına da hükmetti. Yani izin beklenmeden, izin alınmadan haklarında soruşturma açılmalıydı dedi. Bu bundan sonraki bu tür davalara emsal olacak.”

    “YARGI ÖNÜNDE HESAPLAŞANA KADAR VAZGEÇMEYECEĞİM”

    Önümüzdeki dönemde gerçekleşecek olan yargılama aşamasında adil bir yargılama yapılacağına inanmak istediğini dile getiren Sarıkaya, son olarak “Dosyada adı geçen polisler hala görevdeler mi bilmiyoruz. Biz daha önce bu polislerin bulunması, araştırılması için başvuru yaptık. 15 Temmuz’dan sonra hala görevdeler mi, değillerse neredeler öğrenmek için başvurduk. Emniyet bize gerekli cevapları vermedi. Anayasa Mahkemesi verdiği kararda buna da değindi. Yapılması gereken işlemler Savcılık ve Emniyet tarafından yerine getirilmedi. 8 yıl boyunca adalet ararken adaletsizliğin her türlüsünü gördüm. Bu ülke bir hukuk devletidir. Bu ülkede diktatörlük yoktur. Olmazsa olmazımız hukuktur, adalettir. Bu zulmü bize reva görüp polisleri ‘Kahraman’ ilan edenlerle yargı karşısında hesaplaşana kadar asla geri adım atmayacağım. Mücadeleme devam edeceğim” ifadelerini kullandı.

    Melis CİDDİOĞLU/PİRHA