Etiket: ayrımcı

  • Erdoğan hakkında açılan dava yarın başlıyor; Avukatlar: Ayrımcılık, nefret suçu var

    Erdoğan hakkında açılan dava yarın başlıyor; Avukatlar: Ayrımcılık, nefret suçu var

    PİRHA – Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF), Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında açtığı dava 19 Ekim’de başlıyor. Dava avukatları, Cumhurbaşkanının haksız ithamda bulunduğunu belirterek “Alevi örgütlerinin mesnetsiz biçimde yıpratılması hukuken bir sorumluluk gerektirir. Cumhurbaşkanı dinler ve inançlarla ilgili yorumlarda bulunurken devletin tarafsızlığına gölge düşürmemeli” ifadelerini kullandı. 

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 5 Aralık 2021’de Siirt’te yaptığı “Almanya’da özellikle Alevilikten öte Ali’siz Alevilikle adeta yeni bir din ihdası öne sürülüyor. Ve onlara ciddi para desteği veriyorlar. Bundan 2 yıl öncesi rakamla 30 milyon Euro yıllık bunlara para destekleri de olmuştur” şeklindeki konuşması nedeniyle suç duyurusunda bulunmuştu.

    AABF’nin Erdoğan hakkında açtığı manevi tazminat davası 19 Ekim’de saat 10.00’da Ankara 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülecek. Söz konusu davada Cumhurbaşkanı’nın ‘Alevilik inancına bağlı bireyleri, din ve mezhep farkı gözeterek alenen aşağılama, kişilik haklarına saldırı ve ayırımcılık eylemleri nedeniyle 50 bin TL tazminat ödemeye mahkum edilmesi ve kararın tüm basın organlarında yayımlanmasına karar verilmesi talep edildi.

    HAKARET, İFTİRA, GERÇEK DIŞI BEYAN!

    Dava avukatlarından Şenal Sarıhan, görülecek davanın önemine vurgu yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ithamlarının gerçek dışı olduğunu ifade eden Sarıhan,
    “Alevi toplumuna yönelik gerek Alevi örgütlenmelerini gerek Alevi bireylere yönelik ülkemizde yıllardır devam eden hukuka aykırı bir takım ayrımcı, laik bir toplumda ifade edilmesi gerekmeyen söylemler var. Bu söylemleri en yoğun biçimde dile getirenlerden biri de cumhurbaşkanı” dedi.

    Av. Şenal Sarıhan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın birçok konuşmasında Alevilik üzerine yorumlar yaptığını vurgulayarak “Özellikle Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nu hedef alarak federasyonun Almanya’dan 30 bin Euro gibi bir para aldığı ve bu parayla ‘Ali’siz Alevilik’ propagandası yaptığı, ayrımcı davrandığı’ gibi cümleler şikayet dilekçemizde görülebilir. Yani Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nu hedef göstererek hakarette, iftirada, gerçek dışı beyanda bulunduğu iddiasıyla ceza davası talebimiz de olmuştu” diye konuştu.

    AYRIMCILIĞA TEŞVİK VURGUSU!

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Aleviliğe dair tanımlamalarını hukuki yönden değerlendiren Av. Şenal Sarıhan sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Alevi inancına sahip olmayan biri kendisi. Bir başka din hakkında ileri geri söz söylemek, o din ile ilgili yorumlar yapmak; ki kendisi bir din adamı da değil. Esas olarak bu laik bir toplumda Cumhurbaşkanlığı statüsündeki bir kişinin, yani devleti temsil eden bir kişinin bütün dinlere aynı uzaklıkta davranması gerekirken bir Cumhurbaşkanı tarafından söylenen bu sözlerin söylenmiş olması ayrımcılığa teşviktir.

    Bir de Türkiye’de bunun bir geçmişi var. Geçmiş, Aleviler yönünden haklarının tamamen teslim edildiği, inançlarına saygı gösterildiği, inançlarını istedikleri gibi uygulamaları konusunda önlerinin açıldığı bir toplum durumunda değiliz. Dünya kadar katliam var. Halen süren katliam davaları var. Seçimler yaklaşırken yine ayrımcı bir tutum ile Alevi toplumunu ikiye bölen, inançlarını siyasete alet etmek isteyen bir tutum da var. Bu yanıyla ayrımcılık suçunun işlenmesine sebep olmuş oluyor. Nefret suçuna yönelik bir suç söz konusu.
    ‘Ali’siz Alevilik propagandası yapılıyor’ diyerek Alevi toplumunu birbirine karşı kışkırtan, ayrıştıran tutumun hukuksuz olduğu düşüncesindeyiz.
    İnançlara saygı ve laik bir toplum olma zorunluluğu, devletin bu tür konulara müdahalesini engelliyor. Devleti en üst düzeyde temsil eden cumhurbaşkanının bu tür konularda konuşması hukuka aykırı. Çünkü bu tamamen inançlarla ilgili bir konu.”

    “HUKUKEN BİR SORUMLULUK GEREKTİRİR”

    Dava dosyasının bir diğer avukatı Oya Aydın da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tarafsızlığını yitirdiği vurgusunu yaptı. Bütün Alevi toplumunun durumdan ötürü incindiğini söyleyen Av. Aydın, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Her ne kadar ismi verilmese de doğrudan Almanya’daki örgütü hedef alarak gerçek dışı beyanlarla itham edilip, bir de inanca karışmanın yanında iftira niteliğinde bir beyan eklenince yönetim ve üyeler arasında bir rahatsızlığa karşılık böyle bir dava açıldı. Yeni anayasa sistemine göre cumhurbaşkanının bir cezai sorumluluğu meselesi çok istisnai, çok zor gerçekleşebilecek bir olasılık. O nedenle açılmış olan bu tazminat davasını herhangi bir kişiye karşı açılmış bir tazminat davasından daha çok önemsiyoruz. Bir bakıma hukuk devletinde cumhurbaşkanının da hesap vermesi gerektiği, onun da sorumlu olduğunun ifadesi olan bir dava şeklinde açılsa bile devletin sorumluluğu anlamında oldukça önemli bir yol olarak değerlendirdik.

    “MİLYONLAR CUMHURBAŞKANINI İZLİYOR VE ETKİLENİYOR”

    Bu davanın reddine karar verilirse eğer sonrasında İstinaf ve Anayasa Mahkemesi ve elbette ki son durak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi olacak. Müvekkilim olan örgüt, bu davayı sonuna kadar götürmeyi, hukuk mücadelesini sürdürmeyi düşünüyor. Çünkü hem Türkiye’de hem Avrupa’da Aleviler çok mağdur edilmiş bir inanç topluluğu. Özellikle azınlık inanç gruplarının devlet tarafından pozitif önlemlerle daha fazla korunması gerekirken inançlarının ne olup olmadığı üzerine yorumlarda bulunulması, hele ki örgütlerin haksız ve mesnetsiz biçimde böyle yıpratılması hukuken bir sorumluluk gerektirir. Bunu herhangi bir insan değil Cumhurbaşkanı söylüyor. Milyonlar onu izleyip etkileniyor. Dolayısıyla dinler ve inançlarla ilgili yorumlarda bulunurken devletin tarafsızlığına gölge düşürmeyecek, inancın içeriğine hiçbir şekilde karışılmayacak bir tutum benimsenmesi gerekir. Bizler bir kez daha bu tutumun benimsenmesi konusunun altını çizeceğiz. Sanki Almanya devleti ile bir işbirliği yapılıyormuş gibi görüntü verilmesine karşı kamuoyunda bunun nasıl haksız bir itham olduğunu açıklamış olacağız.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    Erdoğan yine hedef aldı: Almanya’da Alisiz Alevilikle adeta yeni bir din ihdası öne sürülüyor
    AABF: Erdoğan’ın hakaret ve iddialarına yönelik hukuksal süreci başlattık
    AABF: 30 milyon euro yalanını belgelerle ispatladık

  • ‘Kürtlere yönelik saldırılar iktidarın kullandığı ayrımcı dil nedeniyle gerçekleşiyor’

    ‘Kürtlere yönelik saldırılar iktidarın kullandığı ayrımcı dil nedeniyle gerçekleşiyor’

    PİRHA-İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz devam eden orman yangınlarını ve son dönemde artan Kürt vatandaşlara yönelik saldırıları PİRHA’ya değerlendirdi. Kürt vatandaşlara yönelik saldırıların iktidarın kullanmış olduğu ırkçı, ayrımcı dil nedeniyle gerçekleştiğini belirten Solmaz, “İnsan hakları savunucuları olarak çağrımız iktidarın bu söylemlerden vazgeçmesi ve daha birleştirici bir dil kullanması gerekiyor” dedi.

    İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz devam eden orman yangınlarını ve son dönemde artan Kürt vatandaşlara yönelik saldırıları PİRHA’ya değerlendirdi.

    “İKTİDARIN DAHA BİRLEŞTİRİCİ BİR DİL KULLANMASI GEREKİYOR”

    Türkiye’de son dönemde Kürt vatandaşlara yönelik saldırıların devam ettiğini vurgulayan Gürbüz Solmaz, “Bu saldırılarda daha önce Afyon’da bir vatandaşımız yaşamını yitirmişti, daha sonra ise Konya’da Kürt aileye yapılan saldırı sonucu 7 kişi yaşamını yitirdi. Aslında bu saldırıların temel nedeninde iktidarın kullanmış olduğu ırkçı, ayrımcı dil var.  Yine HDP’ye yönelik ırkçı, ayrımcı söylemler İzmir’de Deniz Poyraz’ın öldürülmesi, daha sonra batı illerinde yaşayan Kürt vatandaşlara yapılan saldırılar devam ediyor. İktidarın kullandığı dil ve üslup bu saldırılarda etkilidir. İnsan hakları savunucuları olarak bu ülkede birleştirici, kardeşçe yaşamanın ve barışın hâkim olması için mücadele ettik. Kürtlerin talebi de aslında bu ülkede bölünmenin değil birlikte yaşamanın yolunu hazırlamakken buna rağmen iktidarların kendi iktidarlarını koruyabilmesi adına ırkçı söylemlerinden kaynaklı vatandaşlarımız saldırıya uğrayıp öldürülüyor. İnsan hakları savunucuları olarak çağrımız iktidarın bu söylemlerden vazgeçmeli daha birleştirici bir dil kullanması gerekiyor” dedi.

    “ORMAN YANGINLARI BİR AN ÖNCE SÖNDÜRÜLMELİ”

    Orman yangınlarının nerede olursa olsun ve kimler tarafından gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin en kısa zamanda söndürülmesi gerektiğini söyleyen Solmaz, şunları kaydetti:

    “Bölgemizde çıkan orman yangınları helikopterlerden atılan bombalamalar sonucunda çıkmaktadır. Batıda çıkan yangınlara gösterilen duyarlılığın bölgemizde de gösterilmesi gerekiyor. Ülkenin orman yangınlarında bölgelere göre müdahale edilmesi de bir ayrımcılıktır, bir hak ihlalidir. Yaşam sadece insanın yaşam hakkıyla sınırlı değildir oradaki bütün canlıların yaşam hakkı vardır. Çıkan orman yangınlarına hemen müdahale edilmeli, özel güvenlik bölgesi gerekçesini asla kabul etmiyoruz. Batıda olduğu gibi bölgemizde de orman yangınlarının söndürülmesi gerekiyor, herkesin orman yangınının bulunduğu alana müdahale etmesi gerekir, bir dalın bile yanmasına izin verilmemelidir ama ne yazık ki bölgemizde yasaklı bölge gerekçesiyle orman yangınlarına müdahale edilmesine izin verilmiyor. Bizim çağrımız; gerekçesi ne olursa olsun ister operasyon bölgesi olsun, ister yasaklı bölge olsun bütün devlet kurumlarının, sivil toplum örgütlerinin, belediyelerin mutlaka müdahale edip orman yangınlarını bir an önce söndürmesi gerekiyor.”

    Cihan BERK/DERSİM