Etiket: AYŞE ACAR BAŞARAN

  • 2 yaşındaki çocuk cinsel istismar nedeniyle öldü ancak gerçekler otopside yer almadı!

    2 yaşındaki çocuk cinsel istismar nedeniyle öldü ancak gerçekler otopside yer almadı!

    PİRHA – Milletvekili Ayşe Acar Başaran, İstanbul’da 2 yaşındaki bir çocuğun cinsel istismar sonucu ölmesinin ardından aile ve hastane çalışanlarınca otopsi raporunun değiştirildiği iddiasını mi meclis gündemine getirdi. Başaran, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a, “2. kattan düştüğü iddiasıyla hastaneye getirilen 2 yaşındaki çocuğun otopsisinde cinsel istismar bulgularının olduğundan haberdar mısınız?” diye sordu. 

    Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, İstanbul’da 2 yaşındaki bir çocuğa cinsel istismarda bulunulmasını Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sordu. HDP’li Başaran, 6 Eylül 2022’de Beylikdüzü Hastanesi’nde 2 yaşında bir çocuğun 2’nci kattan düştüğü beyanıyla getirildiği, uzmanlar tarafından yapılmak istenen otopsinin ise engellenmeye çalışıldığını belirtti.

    TECAVÜZ BULGULARINA RAĞMEN FARKLI OTOPSİ HAZIRLANDI!

    Otopsi sonucunda çocuğa yönelik cinsel istismar bulgularının ortaya çıktığı ve bu bulguların otopsi raporuna yazılmasının engellenmesinde bazı siyasi partilerin adının geçtiğine dair iddialar olduğunu aktaran Başaran, şu bilgileri paylaştı:

    “2 yaşındaki çocuğun hastaneye getirildiği sırada nabzının atmadığı ve yaşamını yitirdiği belirlenmiştir. Hayatını kaybeden çocuğun genel adli muayene raporunda ise cinsel istismara uğradığına yönelik ciddi bulguların tespit edildiği ifade edilmiştir. Basının hastane çalışanlarından edindiğini belirttiği bilgilere göre, çocuğun ailesinin suçun üstünü örtmeye çalıştığı, raporda ‘çocuğun düşme sonucu hayatını kaybettiği’ yazması yönünde baskıda bulunduğu ifade edilmiştir.

    İddiaya göre bebeğin birden fazla kere cinsel istismara uğradığına dair kuvvetli emarelerin olduğunun doktorlar tarafından tespit edilmesi üzerine; aile otopsi gerçekleşmeden cenazeyi alıp gitmek için hastanede kargaşa çıkarmıştır. Kargaşayı, hastane polisinin güçlükle kontrol altına aldığına ilişkin tanıklar bulunmaktadır.

    İstismara ilişkin emarelerin tespitini yapan doktorların otopsi için karar almasının ardından aile tarafından ‘bebeğin balkondan fasulye sırıkları içine düştüğü’ iddia edilmiş, ön otopsi raporunda ‘çocuğa tecavüz edildiği yönünde kuvvetli bulgular’ tespit edilmesine karşın; otopsi raporunda ‘çocuğun balkondan düşme sonucu’ öldüğü bilgisine yer verilmiştir.

    Gazeteci Hakan Gülseven Twitter hesabından 8 Eylül 2022 tarihinde konuya dair yaptığı açıklamada ‘siyasi partilerin normal defin ibaresi düşülmesi için aradığı’ iddiasında bulunmuştur.”

    “DOKTORLARA BASKI YAPILDIĞI DOĞRU MUDUR?”

    Milletvekili Ayşe Acar Başaran, konuyu meclis gündemine taşıyarak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a şu soruları yöneltti:

    “İstanbul Beylikdüzü Hastanesi’ne 2. kattan düştüğü iddiasıyla hastaneye getirilen 2 yaşındaki çocuğun otopsisinde cinsel istismar bulgularının olduğundan haberdar mısınız?

    *Doktorların otopsi yapmasının engellenmek istendiği ve istismar bulgularının rapora geçmemesi adına doktorlara baskı yapıldığı doğru mudur? Bu iddiaların gerçek olup olmadıklarına dair bir soruşturma başlatılacak mıdır?

    *Hastaneyi ve ilgili doktorları arayarak 2 yaşındaki çocuğa “istismar” suçunun üstünü örtmek amaçlı baskı kurduğu iddia edilen “siyasi partiler” ile kastedilen kimlerdir? Siyasi parti ismini tehdit olarak kullanmak suretiyle çocuğa yönelik istismar suçuna dair otopsi raporu manipüle mi edilmektedir?

    *Bebeğin cenazesinin otopsi işlemine girmesini engellemek için kargaşa çıkaran ve TCK m. 265’de düzenlenen “Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçu”nu açıkça işleyen şahıslar hakkında herhangi bir adli işlem yapılmış mıdır? Gözaltına alınan kaç kişi vardır?

    *Beylikdüzü Devlet Hastanesi’nde istismara uğradığına ilişkin kesin emarelerin tespit edilmesinin ardından ailesinin otopsinin yapılmasını önlemeye çalıştığı bebek hakkında, yaşanan olaydan ve ölümünden önce herhangi bir şikayette bulunulmuş mudur?

    *Bebeğin 5 yaşında olduğu bilinen kız kardeşinin ve varsa diğer çocukların koruma altına alınması için herhangi bir işlem başlatılmış mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Başaran: Krizin en ağır faturasını kadınlar ödüyor

    HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Başaran: Krizin en ağır faturasını kadınlar ödüyor

    PİRHA- HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, parti Genel Merkezi’nde haftalık kadın gündemini değerlendirdi. Başaran, “Kadınlar özgürlük mücadelesi yürütmesin istiyorlar, tam da bu yüzden karşılarında mücadele eden bütün kadınları da hedef gösteriyorlar. Kadınlar olarak İstanbul Sözleşmesi’nden ve haklarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, parti Genel Merkezi’nde haftalık kadın gündemini değerlendirdiği basın toplantısı düzenledi.

    Başaran konuşmasında, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına ilişkin Danıştay’da açılan davayı anımsatarak kadınların haklarından asla vazgeçmeyeceğini ve kadınların vereceği mücadele sonucu İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden uygulamaya alınacağını söyledi.

    Yaşanan derin ekonomik krize ilişkin de konuşan Başaran, krizin en ağır faturasını kadınların ödediğine dikkat çekerek bu adaletsiz sistemi mutlaka değiştireceklerini aktardı.

    “SARAY YETKİLİLERİ İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN ÇIKILMASINI SAVUNDU”

    İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasına karşı başlatılan hukuki mücadeleye değinen Başaran, “Bir de bunun hukuki mücadelesini yürüterek Danıştay’da dava açtık. Danıştay’daki davanın ikinci duruşması geçtiğimiz hafta görüldü. Onlarca kadın örgütünün, siyasi partilerin başvurusuyla açılan bu davanın duruşmasında biz de HDP kadın meclisi ve HDP adına Eş Genel Başkanımız Pervin Buldan bir savunma yaptı. Orada kendisinin de ifade ettiği gibi bu savunmayı sadece HDP ve kendi şahsı adına değil Türkiye’deki bütün kadınlar adına Türk’ü, Kürt’ü, Alevisi, Laz’ı, Çerkez’i adına bu savunmayı yaptığımızı ifade etti. Orada tabii ki yine yetkililer, özellikle saray yetkililerinin yaptığı savunma uzun süre yaptıkları manipülasyonun bir tekrarıydı. İstanbul Sözleşmesi’nin aslında kadın mücadelesine bir etkisi olmadığını ifade ettiler kadına yönelik şiddeti artırdığına yönelik ifadelerde bulundular” dedi.

    “SÖZLEŞMEDEN GERİ ÇEKİNİLMESİNDEN BU YANA EN AZ 495 KADIN KATLEDİLMİŞ”

    İstanbul Sözleşmesi’nden imzanın geri çekilmesinden bu yana kadınlara yönelik şiddetin artarak devam ettiğinin vurgulayan Başaran, sözlerine şöyle devam etti:

    “Sözleşmeden geri çekilmesinden bu yana en az 495 kadın katledilmiş. En az diyoruz çünkü uzun süredir bakanlıklar kadına yönelik şiddet verilerini ısrarlı bir şekilde açıklamıyorlar. Çünkü topluma, kadına yönelik şiddet vakaları azalmış gibi yansıtmaya çalışıyorlar sadece son bir ay içinde, Mayıs ayı içerisinde en az 32 kadın katledilmiş bir gün içerisinde en az bir kadın Türkiye’nin herhangi bir ilinde katlediliyor. Bütün bu iddialar ortadayken biz iktidarın neden İstanbul Sözleşmesinden geri çekildiğini ve kadına yönelik şiddetle ilgili bir adım atmadığını çok iyi biliyoruz çünkü iktidarın kadına yönelik şiddeti çözme gibi bir derdi yok. Mümkünse kadınların daha çok şiddete uğrayan daha çok yoksullukla yüz yüze kalsın istiyorlar. Kadınlar özgürlük mücadelesi yürütmesin istiyorlar tam da bu yüzden karşılarında mücadele eden bütün kadınları da hedef gösteriyorlar, yetmiyor iktidar kadına yönelik şiddeti teşvik ediyor. Bütün bunların karşısın da bizler de kadınlar olarak bu cinsiyetçi yaklaşımlara karşı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz ve İstanbul Sözleşmesi’ni savunmaya devam edeceğiz. Yaşamları ellerinden alınan kadınlar için İstanbul Sözleşmesi’ni biz uygulayacağız.”

    “KRİZİN EN BÜYÜK FATURASINI KADINLAR ÖDÜYOR”

    Kadına yönelik şiddet her gün biraz daha artarken, nefret ve cinsiyetçi söylemler iktidar tarafından her gün biraz daha kışkırtılıp büyütülürken kadınların bir yandan da ekonomik krizle yüz yüze kaldığını ifade eden Başaran, “Büyük bir ekonomik krizin olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama bu krizin de her alanda olduğu gibi en büyük faturasını kadınlar ödüyor. Bu süreç içerisinde, sadece 2022 yılının ilk 5 ayında 45 kadın işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Çünkü kadınların birçoğu güvencesiz ve merdiven altı işlerde çalışmaya mecbur bırakılıyor. Büyük bir kısmı meslek hastalıkları nedeniyle hayatlarını kaybediyor. Çünkü herhangi bir güvenceli işte çalışmak kadınlara lüks olarak görülüyor. Kadınlar hala 21’nci yüzyılda eşit işe eşit ücret mücadelesi veriyor, sendika mücadelesi veriyor. Hatırlarsınız geçen sene bu zamanlarda, ‘Kadınlar için adalet, kadın yoksulluğuna hayır’ kampanyası gerçekleştirmiştik. Gittiğimiz her yerde kadınların ne kadar büyük bir yoksulluk yaşadığını, 3 kuruş için bütün günlerini harcadıklarını paylaşmıştık. Geçen sene kadınlarla görüştüğümüzde ‘Günlük yevmiye ile 5 litre yağ alıyorum’ diyordu kadınlar; ama maalesef ekonomik krizin geldiği boyutta 2-3 günlük çalışmanın sonucunda ancak 5 kilo yağ alabilecek durumdalar” diye konuştu.

    “MÜCADELE EDEN EMEĞİNİ SAVUNAN TÜM KADINLARIN YANINDAYIZ”

    Hatay’da 3 yıldır KPSS’ye çalışan ve ataması yapılmayan bilgisayar mühendisi 31 yaşındaki Aylin Arslan’ın yaşamına son verdiğini anımsatan Başaran, “Maalesef onlarca kişi bu kriz nedeniyle yaşamına son veriyor ya da aynı düşünceye sürükleniyor. Bu AKP-MHP ittifakının kadınlara, topluma ve gençlere sunduğu tablo. Ama ne yaparlarsa yapsınlar kazanamayacaklar. Kod 29, Kod 46’ya karşı sendikal mücadele yürüten kadınlar bu mücadeleyi sürdürmeye devam ediyor. Bugün Türkiye’nin her yanında işçilerin direnişleri var. Farplas’tan Migros depo işçilerine kadar kadınlar bütün mücadele alanlarında ve direnişlerin öncülüğünü yaptı. Burada büyük bir kazanım gerçekleştirdiklerini gördük. Bugünde hala bu direnişlerin öncülüğünü yapıyorlar. Bu direnişlerde mücadele eden emeğini savunan kadınların yanında olduğumuzu bu mücadelelerini desteklediğimizi bir kez daha ifade ediyorum. Bu karanlık tablonun esas nedenini biraz daha konuşmamız lazım” dedi.

     “YARGIYI SOPA HALİNE GETİRDİLER”

    Gazetecilere yönelik yapılan baskı, şiddet ve operasyonlara ilişkin de konuşan Başaran, şunları kaydetti:

    “Bu savaş, saldırı ve zor politikalarının sonucu olarak her gün siyasi soykırım operasyonlarıyla uyanıyoruz maalesef. Geçtiğimiz günlerde Batman’da kadın örgütlülüğümüze ve mücadelemize yapılan saldırı ile 19 kadın arkadaşımız gözaltına alındı, 3’ü tutuklandı. İstanbul ve Tekirdağ merkezli iki ayrı operasyonla HDK ve Göç İzleme Derneği’ne bir operasyon gerçekleştirildi. Bu operasyon sonucunda 19 arkadaşımız tutuklandı ve hala gözaltılar devam ediyor. Yine Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) eş başkanı, JİNNEWS, Mezopotamya Ajansı editör ve muhabirlerinin aralarında bulunduğu 21 gazeteci gözaltına alındı. İktidar sıkıştıkça çözümsüzlükle yüz yüze kaldıkça zor aygıtlarını devreye sokuyor saldırı ile savaşla işgalle ve en nihayetinde yargıyı sopa haline getirerek kendi tahakkümünü oluşturmaya çalışıyor. Sadece gözaltı ve tutuklamalarla değil. Katliamlarda gerçekleştirildi ama özgür basın mensupları hiç bir zaman geri adım atmadılar, hakikati topluma ulaştırmaya devam ettiler. Bir kez daha özgür basının yanında olduğumuzu ifade ediyoruz.”

     PİRHA/ANKARA

  • HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Başaran: Bizlere diz çöktüremezsiniz-VİDEO

    HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Başaran: Bizlere diz çöktüremezsiniz-VİDEO

    PİRHA – HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, partilerine dönük baskılara karşı basın açıklaması yaparak “Bize kim olduğumuzu soruyorlar. Söyleyelim, Kürt’üz biz. Kapılarına çarpı işareti koyduğunuz Alevileriz. Sokaklarda öldürdüğünüz Ermeniler, işçiler, kadınlarız biz” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclis Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, HDP Genel Merkezinde yaptığı basın toplantısında kadın gündemi başta olmak üzere 5 Mayıs’ta partilerine dönük polis saldırısı hakkında açıklama yaptı.

    HDP’li Başaran, konuşmasına, “Yoksulluğun adı artık kadınlaşmış durumda” diyerek başlayıp ülkedeki ekonomik krize dikkat çekti. Başaran, Türkiye’de en fazla kadınların işsizlik yaşadığını vurgulayarak “Çalışan her 3 kadından 1’i kayıt dışı çalışıyor. Özellikle savaş nedeniyle yurtlarını terk eden kadınlar, cinsiyetçi ve ırkçı saldırılarla yüz yüze kalıyorlar.
    Ve iktidar, savaş propagandasına hız kesmeden devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    “SAVAŞ SÖYLEMİ, BU KRİZİ AŞMAYA YETMEYECEK”

    Ayşe Acar Başaran, merkez bütçenin en çok savaş için harcandığının altını çizerek ülke gençlerinin geleceğini göremediğini de söyledi. Başaran, “Artık halkın, iktidarın yalanlarına karnı tok” diyerek şunları söyledi:

    “Mevcut siyaset, savaş söylemi, bu krizi aşmaya yetmeyecek. Savaş çığırtkanlıkları iktidarın varlığını sürdüremeyecek. Haklarımızı kazanana dek mücadeleye devam edeceğiz.
    Demokrasi krizi de ülkenin esaslı gündemlerinden. Cezaevlerinde hak ihlalleri sürüyor. 24 yıldır İmralı’da süren tecrit bütün cezaevlerinde de sürüyor. Şu an hasta tutsaklar, hastane sevklerine kelepçeli götürülüyor. Aysel Tuğluk arkadaşımız, cezaevinde kalamaz raporu olmasına rağmen ATK, ‘cezaevinde kalabilir’ raporu veriyor. Cezaevlerindeki işkenceye ‘dur’ demek için aileler adalet nöbeti tutuyor.”

    “BU BİR SAVAŞ TABLOSUDUR”

    Ayşe Acar Başaran, yaptığı açıklamada kadına yönelik şiddet konusunun ise “ülkenin esaslı ve hiç bitmeyen meselesi” olduğuna vurgu yaptı.

    Başaran, kadın cinayetleri konusunda parti olarak resmi rakamlara ulaşamadıklarını söyleyerek, “Maalesef ilgili bakanlıklardan da resmi rakamlara ulaşamıyoruz. Nisan ayında 24 kadın erkekler tarafından katledildi. Bu bir savaş tablosudur. Kadına yönelik katliamlar kırım boyutuna geldi ve artık net bir mücadele verilmesi gerekiyor. Kadınlar İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmedi, vazgeçmeyecek. İktidarın derdi, topluma biat ettirmek için bu sözleşmeleri hedefliyor. Ancak iktidar bu cinayetlerin önünü almak adına hiç bişey yapmıyor” dedi.

    “BİZE KİM OLDUĞUMUZU SORUYORLAR”

    HDP Kadın Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, 5 Mayıs’ta partilerine dönük yapılan polis saldırısına dair ise, “Bizlere diz çöktüremezsiniz” dedi. Söz konusu saldırının İçişleri Bakanlığı tarafından organize edildiğini söyleyen Başaran şu konuşmayı yaptı:

    “Dün genel merkezimizde provokasyonla yüz yüze kaldık. 2015’ten bu yana, Sayın Öcalan ile görüşmelerin son bulmasından bu yana her gün sistematik biçimde Kürtlere saldırı gerçekleştiriliyor. İktidar, Kürt düşmanlığı ile faşizmi kurumsallaştırmaya çalışıyor. Partimizin önüne kurulan çadırlar bize geri adım attırma çabasıdır. Dün de burada provokasyon çıkartmaya çalıştılar. Yandaş basın da gerçeği ter düz ederek yayın yaptı. Dün partimiz önünde aileler değil, polisler vardı. Çelengi polisler koydu. Bu plan Suç İşleri Bakanı tarafından organize edildi. Gelenler güvenlik gücü değildi. Bir polis, milletvekilini bu kadar pervasızca tehdit etme cüretini gösteremez. Benim şahsımda bütün HDP,liler, bütün Kürt halkı ve kadınlar tehdit edildi. ‘Seni çivilerim’ söylemi ülkenin geldiği noktayı da ortaya koyuyor. Bu saldırılar ile başarılı olacaklarını düşünmeleri gerçekten trajedi.
    Yedi yıldır yapmadıkları kalmadı. Parti binalarımıza eğitip, donatıp adamlarını gönderdiler. İzmir binamıza kadar gönderdikleri, arkadaşımızı katletti ama yine de başarılı olamadılar. Peki önünüzde diz çöken bir HDP gördünüz mü? Bize kim olduğumuzu soruyorlar. Söyleyelim, Kürt’üz biz. Kapılarına çarpı işareti koyduğunuz Alevileriz. Sokaklarda öldürdüğünüz Ermeniler, işçiler, kadınlarız biz. Buradan propaganda bakanına hatırlatalım, benzerleriniz tarihin çöp sepetindedir. Sizin yeriniz de orası olacaktır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Polisten HDP’li kadın vekile ‘Seni çivilerim’ tehdidi; HDP’den provokasyon tepkisi -VİDEO

    Polisten HDP’li kadın vekile ‘Seni çivilerim’ tehdidi; HDP’den provokasyon tepkisi -VİDEO

    PİRHA- HDP Sözcüsü Ebru Günay, polisin parti önündeki provokasyonuna ilişkin, “Deniz Poyraz katledildiği gün onu korumayan, parti binamızı korumayan polis, bugün 3 provokatörü koruyarak partimize yönelik saldırıda bulundu” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, milletvekillerinin katılımıyla, partinin genel merkezini ablukaya alan polisin provokasyonuna ilişkin açıklama yaptı.
    Açıklamaya parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Parti Meclisi (PM), Kadın Meclisi üyeleri ve bileşen partilerin temsilcileri de katıldı.
    Açıklamayı yapan Günay, “Bugün tekrar partimize yönelik bir provokasyonla karşı karşıyayız. Hepiniz bu süreci sabah takip ettiniz, aslında uzun süredir partimize yönelik provokasyon girişimleri oluyor. Bunu daha önce Diyarbakır’da Van’da denediler, hiç bir yerde başarıya ulaşamadılar. Artık provokasyonunu bir üst aşamaya çıkararak genel merkezimiz önüne gelerek polisler bir provokasyon girişiminde bulundular. Daha önce böyle bir provokasyonla Deniz Poyraz yoldaşımızın katledildiği süreci ördüler” dedi.
    “POLİS 3 PROVOKATÖRÜ KORUYOR”
    Günay, partilerinin önünde provokasyon yaratan gruba dair ise “Hiçbir biri ‘hak arıyoruz’, ‘aileyiz’ demesin. Hepsi, partimizin siyasi faaliyetlerini engellemeye yönelik provokasyon girişimleridir” diye belirtti.
    HDP İzmir İl Binası’nda katledilen Deniz Poyraz’ı hatırlatan Günay, “Deniz Poyraz katledildiği gün onu korumayan, parti binamızı korumayan polis, bugün 3 provokatörü koruyarak partimize yönelik saldırıda bulundu. Çalışanlarımızı darp etmiş, arkadaşlarımızı yaralamışlardır” ifadelerini kullandı.
    “POLİSLER TUTUKLANSIN”
    Günay, polisin Ayşe Acar Başaran’ı “Seni çivilerim” diyerek tehdit ettiğini belirterek, şunları söyledi:
    “Polisler, Ankara’nın göbeğinde parti genel merkezimizin önünde kadın meclisi sözcümüz ve Batman Milletvekilimizi utanmadan sıkılmadan mafya liderlerinden aldıkları güçle tehdit etmiştir. Bu aslında iktidarın kadına olan tahammülsüzlüğü, partimize yönelik olan tahammülsüzlüğüdür. Buradan soruyoruz, kendisini polis olarak tanıtan bu katil zanlısı kimdir? Bir an önce görevden alınmalı ve derhal tutuklanmalıdır. Buradan ‘seni çivileyeceğiz’ diyerek bir milletvekilini tehdit etme hakkını ve haddini nereden buluyor? Biz bunu nereden bulduğunu biliyoruz. Çünkü balık baştan kokar. Bu suç işleri bakanı, mafyalarla, katillerle, suçlularla fotoğraf verirken emrinin altındakiler her türlü suç işleme hakkını ve haddini veriyor.”


    (HABER MERKEZİ) 

  • Başaran: Cezaevlerinde Esat Oktay’ın, iktidarda Kenan Evren’in zihniyeti var

    Başaran: Cezaevlerinde Esat Oktay’ın, iktidarda Kenan Evren’in zihniyeti var

    PİRHA – HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, düzenlediği basın toplantısında cezaevinde yaşanan hak ihlallerine dikkat çekti. “Cezaevlerinde fiili idam uygulanıyor” diyen Başaran hasta tutukluların derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, HDP Diyarbakır İl İrtibat Bürosunda haftalık basın toplantısı yaparak, kadın gündemine ilişkin değerlendirme yaptı. Başaran konuşmasında “Kadın katliamlarının gün geçtikçe arttığı ve katmerleştiği, bunun IŞİD’vari yöntemlerle gerçekleştiği, cezaevlerindeki hukuksuzluğun 80 dönemindeki pratiklerin daha da derinleştiği bir yıl oldu. 2021 yılı ayrıca tecritin mutlaklığını koruduğu ve derinleştiği bir yıl olarak tarihe geçti” dedi.

    “GÖMLEĞİN İLK DÜĞMESİ ISRARLI BİR ŞEKİLDE YANLIŞ İLİKLENİYOR”

    Ayşe Acar Başaran, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride vurgu yaptığı konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

    “Biz biliyoruz ki bu ülkenin en temel sorunu, görünmez kılınmaya çalışılıyor. Etrafında gelişen bütün problemler de aslında tecritten kaynaklanıyor. Yaşadığımız süreç, bir gömleğin ilk düğmesinin yanlış iliklenmesi olarak tariflenebilir. İktidar bir süredir, Kürt sorununu demokratik yöntemlerle çözmekten vazgeçerek aslında ülkenin en temel sorununu, yani gömleğin ilk düğmesini ısrarlı bir şekilde yanlış ilikliyor. Attığı adımlarla sanki bu ülkenin problemlerini çözecekmiş gibi bir illüzyon yaratıyor, hakikati flulaştırmaya çalışıyor.”

    TEK DIŞ GÜÇ İKTİDARIN KENDİSİ”

    HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, ülkede yaşanan ekonomik krizin nedenlerine de değinerek, “Son süreçte yaşadığımız bu büyük ekonomik krizin esaslı nedeni, aslında iktidarın yürüttüğü tekçi politikadır, savaş politikalarıdır. Toplum açlıkla cebelleşirken, kadınlar yoksullukla yüzyüzeyken, Diyarbakır’da iki yaşındaki bir çocuk DEDAŞ’ın elektriklerini kesmesi nedeniyle yaşamını yitirirken, her gün kadınlar işsizlik ve yoksullukla cebelleşirken, Batman’ın köylerinde sular aylarca kesilirken iktidar dış güç arıyor. Biz kendilerine buradan bir kez daha ifade etmek istiyoruz ki bu ülkedeki tek dış güç iktidarın kendisi. Oluşturduğu illüzyonla sanki ekonomik bir manipülasyon varmış gibi bir yaklaşım sergiliyor. Dolar 17 TL’den 12 TL’ye müdahaleler sonucunda indirildiğinde sanki bir refah ortamı sağlanmış gibi bir algı oluşturmaya çalışıyor. Ama bugün de gördük ki ekmeğe, mazota, elektriğe, doğalgaza, gıdaya zam devam ediyor. Toplum yoksullukla cebelleşiyor, iktidar savaşla ve milliyetçilikle ayakta durmaya çalışıyor” diye konuştu.

    “CEZAEVLERİNDE ESAT OKTAY’IN ZİHNİYETİ VAR

    Ayşe Acar Başaran, konuşmasının devamında cezaevlerinde yaşanan ihlalleri hatırlattı. Hasta tutsakların bir an önce serbest bırakılması gerektiğini söyleyen Başaran şöyle devam etti:

    “Sadece 10 günde Türkiye cezaevlerinden toplam 7 cenaze çıktı. Bunlardan 2’si şüpheli bir şekilde yaşamını yitirenlerden Garibe Gezer ve Vedat Erkmen’di. Garibe’nin yaşadıkları, maruz kaldığı işkence, cinsel saldırı bütün kamuoyuna yansımıştı. Garibe, milletvekillerine mektuplar gönderdi, ailesi vasıtasıyla kamuoyuna sesini duyurmaya çalıştı. Garibe tekli hücrede kalmaya devam etti. İşkence ile yüz yüze kalmaya devam etti, sonunda şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Aynı Vedat Erkmen gibi. Tekli hücrede yaşamını yitiren bir diğer tutsak da Vedat Erkem idi. Biz çok iyi biliyoruz ki bunun esas sorumlusu iktidarın kendisi ve Kürtlere dönük yürüttüğü düşmanca politikalardır. Israrlı bir biçimde cezaevindeki 604’ü ağır olmak üzere toplam bin 605 hasta tutsakla ilgili olarak adım atmama yaklaşımını sergiliyor. Bu Türkiye tarihinde ilk defa gördüğümüz bir yaklaşım değil. 80 dönemini hatırlayalım. Kenan Evren, ‘Asmayalım da besleyelim mi’ diyordu. Esat Oktay, Diyarbakır’da binlerce siyasi tutsağa işkence uygulayanlardı. Bugün cezaevlerinde Esat Oktay, iktidarın başında da Kenan Evren’in zihniyeti var.

    İdamın olmadığını söylüyorlar; ama cezaevlerinde fiili bir idam uygulanıyor. Göz göre göre cezaevlerinde Adli Tıp Kurumu’nun da desteğiyle her gün cenazeler çıkıyor. Hala bu ülkede iktidar, işkenceye sıfır tolerans uyguladıklarını ifade ediyor. Ama Garibe Gezer gibi cezaevlerindeki hasta tutsaklar da ölümle yüz yüze bırakılmaya devam ediyor. Bunlardan biri -bütün kamuoyunun bilgisinin de olduğu üzere- Aysel Tuğluk arkadaşımız. Aysel Tuğluk, bu ülkede milletvekilliği yapmış, önceki dönem partilerimizde eş genel başkanlık yapmış, DTK eşbaşkanlığını yapmış, kadın mücadelesi yürütmüş, en son tutuklandığında HDP’nin hukuktan sorumlu Eş Genel Başkanı olan arkadaşımız. Tuğluk, bu ülkede yıllardır kadın ve demokrasi mücadelesi veren bir arkadaşımız. Maruz kaldığı hukuksuzlukların yanı sıra Türkiye tarihine kara bir leke olarak geçen, bütün toplumun vicdanını yaralayan, annesinin cenazesinin mezardan çıkartılmasıyla da toplumun hafızasına kazınmış bir arkadaşımız.

    “AYSEL TUĞLUK’UN SAĞLIK SORUNLARI HER GEÇEN GÜN ARTIYOR”

    Aysel Tuğluk’un, annesinin cenazesinin mezardan çıkarılmasının ardından yaşadığı sağlık sorunları her geçen gün artmış durumda. Kocaeli Tıp Fakültesi, Aysel Tuğluk’la ilgili ‘cezaevinde kalamaz’ raporu verdi. Tıpkı yaşamını yitiren diğer hasta tutsaklar gibi. Hepsinde aslında fakülte hastanelerinde ‘cezaevinde kalamaz’ raporu veriliyordu. Ancak siyasi saiklerle hareket eden, iktidarın tutsakları cezaevinde tutma aracı haline gelmiş ATK, sadece 5 dakika Aysel Tuğluk’la yüz yüze gelerek ‘cezaevinde kalabilir raporu’ verdi. Aysel, tekli hücrede tutulmaya çalışıldı. Aysel, bugün bu uygulamalarla her gün biraz daha hafızasını yitirirken, toplum da her gün biraz daha vicdanını yitiriyor. Tam da bu nedenle demokratik kamuoyu, öncelikli olarak kadınlar Aysel Tuğluk’a özgürlük diye haykırıyorlar. Tuğluk’u cezaevinde tutmak, yaşamını daha zor duruma getirmesi ve hastalığının ilerlemesi anlamına geliyor. Bunun için bir kez daha toplumsal vicdana sesleniyoruz: Artık bir cenazenin daha, bir tabutun daha cezaevinden çıkmasına tahammülümüz kalmadı! İktidarın Kürt ve kadın düşmanı politikalarına karşı hep beraber mücadele edelim. 2021 yılında tekrar benzer tablolarla yüz yüze kalmayalım diye çağrımızı yinelemek istiyoruz.”

    PİRHA / ANKARA

  • Başaran: Diyarbakır’a gidiş gibi Alevilere gidiş de bir göz boyama-VİDEO

    Başaran: Diyarbakır’a gidiş gibi Alevilere gidiş de bir göz boyama-VİDEO

    PİRHA-HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, kadın gündemine ilişkin yaptığı basın toplantısında AKP’nin Alevi politikalarını eleştirdi. Acar Başaran, “Biz benzer açılımları daha önceki süreçlerden gördük. İktidar şimdiden seçim hazırlığı yapılıyor. Diyarbakır’a gidiş gibi Alevilere gidiş de bir seçim çalışması ve göz boyama gibi görünüyor” ifadelerini kullandı. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, HDP Genel Merkezinde basın toplantısı düzenledi. Acar Başaran’ın öncelikli gündem maddesi HDP’ye dönük baskılar oldu. “4 Kasım Darbesi, Türkiye’nin siyasi tarihine kara bir leke olarak girmiştir” diyen Ayşe Acar Başaran, şunları söyledi:

    “4 Kasım Darbesi, 5 yıl önce 2016 yılında hepimizin hafızasında duruyor. Bir gece yarısı, aralarında o dönemki eş genel başkanlarımız Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın bulunduğu birçok arkadaşımızın evine baskın yapıldı, akabinde bu darbe sonucunda arkadaşlarımız tutuklandı. 4 Kasım Darbesi, Türkiye’nin siyasi tarihine kara bir leke olarak girmiştir. O gün sadece demokratik siyaset rehin alınmadı, o gün kadın mücadelesine, kadın kazanımlarımıza yönelik bir saldırı olarak geliştirildi.”

    “ARKADAŞLARIMIZ CEZAEVİNDE REHİN OLARAK TUTULUYOR”

    Milletvekili Ayşe Acar Başaran, hasta tutuklular sorununa da değinerek şöyle devam etti:

    “Hala 4 Kasım’dan bu yana devam eden siyasi soykırım operasyonları nedeniyle arkadaşlarımız cezaevinde rehin olarak tutuluyor ve hasta tutsaklar içinde yer alan Aysel Tuğluk hala intikamvari bir yaklaşımla, 7 Haziran seçiminin yenilgisinin intikamı için cezaevinde rehin tutulmaya devam ediyor. Biz 4 Kasım vesilesiyle başta Gültan Kışanak, Figen Yüksekdağ, Sebahat Tuncel, Gülser Yıldırım, Aysel Tuğluk ve cezaevlerinde rehin tutulan tüm arkadaşlarımıza sevgilerimizi iletiyoruz.

    “KADINLAR SİZE BOYUN EĞMEDİ SİZE DERT OLSUN”

    Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, partilerine dönük baskılara karşın kadınların boyun eğmediğini ifade ederek şunları söyledi:

    “Ne siyasi soykırım davalarınız ne siyasi darbe teşebbüsleriniz HDP’lilere, Kürtlere, kadınlara geri adım attıramaz. Kürtler size boyun eğmez, kadınlar size boyun eğmedi, boyun eğmeyecek; bu da size dert olmaya devam edecek.

    Türkiye’nin sürekli gündemlerinden biri kadına yönelik şiddet ve katliam. Kurumların, yetkililerin kamuoyunu bilgilendirecek net istatistikler vermediği ortada. Basına düşen istatistiki bilgilere göre; Ekim’de 22 kadını öldürdü, en az 53 kadına şiddet uygulandı, en az iki çocuk öldürüldü, en az 49 çocuk istismar edildi, en az 280 kadını taciz edildi.”

    “ÇİLEM DOĞAN’A VERİLEN CEZANIN ONANMASI KADIN DÜŞMANLIĞIDIR” 

    “Cemal Metin Avcı tarafından katledilen Pınar Gültekin’in Muğla’da duruşması vardı geçtiğimiz hafta. Aradan bir yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen katil Avcı’nın “haksız tahrikten” yararlanması istemesi nedeniyle dava sonuçlanmadı ve Avcı’ya henüz ceza verilmiş değil. Ancak bu yargı, Pınar’ın annesi Şefika Gültekin hakkında jet hızıyla soruşturma açabiliyor, yine aynı erkek yargı söz konusu kadınlar ve kadın mücadelesi olunca cezayı bol vermekten imtina etmiyor. Bunun bir örneği TJA Dönem Sözcüsü Ayşe Gökkan’a verilen cezaydı. Tam 30 yıl ceza verildi ve üstelik tutukluluğunun üzerinden bir yıl bile geçmeden! Yine bu yargı, iktidarın yargısı, cezai ehliyeti olmamasına rağmen 96 yaşındaki Aliye Yabansu’ya ‘cumhurbaşkanına hakaret’ten ceza verebiliyor. Yine bu erkek yargı, kendisine şiddet uygulayan Hasan Karabulut’a karşı özsavunma hakkını kullanan Çilem Doğan’a verilen 15 yıl hapis cezasını onadı!  Aslında, yargı bu kararlarla kadın düşmanlığını her seferinde göstermiş oluyor.

    “TECAVÜZ, İKTİDAR TARAFINDAN SAVAŞ ARACI OLARAK KULLANILIYOR”

    Bu şiddetin başka bir boyutu da Van’da gerçekleşti. Van’da görev yapan uzman çavuş Talip K., lise öğrencisi iki çocuğa cinsel istismarda bulunmaktan tutuklandı. Cinsel saldırıya maruz kalan iki çocuğun, ifade için gittikleri emniyette polisler tarafından olayın kapatılmasına dönük yönlendirilmeye çalışıldı. Suçu işleyen üniformalı olunca suçu örtmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Batman’da İpek Er’e tecavüz ederek ölümüne neden olan Musa Orhan’da olduğu gibi, Gülistan Doku’nun kaybettirilişinde olduğu gibi Kürdistan’da kadınlara karşı özel bir savaş politikası olduğunu biliyoruz. Kürdistan’da taciz ve tecavüz iktidar tarafından savaş aracı olarak kullanılıyor. Son örneği de Hakkari’de gündem gelen vakalar.

    Devlet ve iktidar, Kürt kadınlarının bedenlerine saldırarak, yıldırma ve sindirme politikalarını devreye koyuyor.

    İktidar üniformalıların yaptığı suçları görmezden gelirken adalet mücadelesi veren Emine Şenyaşar’ı kolunda serumla gözaltına alıyor. Düpedüz Kürt ve kadın düşmanlığı bu!”

    GÖZ BOYAMA GİBİ GÖRÜNÜYOR”

    HDP Kadın Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı “Alevi açılımı” iddiası hakkında yorum yaptı. “iktidarı samimi buluyor musunuz?” sorusuna Acar Başaran şu yanıtı verdi:

    “Bu konuda hem Alevi arkadaşlarımız hem Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan arkadaşlarımız daha geniş açıklamalar yapar. Ama biz benzer açılımları daha önceki süreçlerden gördük. Kürt açılımından biliyoruz… Kürtlerin haklarının verilmesi ve demokratikleşme için atılan adımların bugün hangi noktaya geldiğini bütün Türkiye görüyor. Yine reform paketi adı altında çıkılan yolda kazanımların hedeflendiği, ülkenin daha da totaliterleşen ve tekleşen bir rejime evrildiğine hepimiz şahitlik ediyoruz. Bu konuda iktidarın samimi olmadığını biliyor ve görüyoruz. İktidar şimdiden seçim hazırlığı yapılıyor. Diyarbakır’a gidiş gibi Alevilere gidiş de bir seçim çalışması ve göz boyama gibi görünüyor.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP Dersim Kadın Meclisi, kadın ve ekoloji paneli düzenleyecek

    HDP Dersim Kadın Meclisi, kadın ve ekoloji paneli düzenleyecek

    PİRHA- HDP Dersim Kadın Meclisi, 29 Ekim’de Dersim Belediyesi konferans salonunda kadın ve ekoloji paneli düzenleyecek.

    HDP Dersim Kadın Meclisi, 29 Ekim’de Dersim Belediyesi konferans salonunda kadın ve ekoloji paneli düzenleyecek.

    Panele, HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran ile HDP Ekoloji Komisyonu Eş Sözcüsü Menekşe Kızıldere katılacak.

    PİRHA/DERSİM

     

  • HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Başaran: Yeni bir engellilik kültürünün inşası gerçekleştirilmeli

    HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Başaran: Yeni bir engellilik kültürünün inşası gerçekleştirilmeli

    PİRHA-(HDP) Kadın Meclisi, ‘Kadın Yoksulluğuna Hayır’ kampanyası kapsamında Ankara’da ‘Engelsiz yeni yaşamı kadınlar inşa ediyor’ çalıştayı düzenledi. Çalıştayda konuşan HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran; “Engellilerin yaşadığı sorunlar var ama engelli kadınlar hem engelli hem kadın oldukları için toplumda daha fazla ayrımcılığa maruz kalıyor. Kadınlar bir araya gelerek mücadele etmelidir” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, ‘Kadın Yoksulluğuna Hayır’ kampanyası kapsamında Ankara’da ‘Engelsiz yeni yaşamı kadınlar inşa ediyor’ çalıştayı düzenledi. Düzenlenen çalıştaya engelli kadınlar ve engelli bakımı yapan kadınlar katıldı. Çalıştayın açılış konuşmasını HDP Meclisi (PM) üyesi Leman Kiraz yaptı.

    Kampanya süresince birçok yerde kadınların sorunlarını dinlediklerini belirten Kiraz, sistemin ısrarla kadınları görmemezlikten geldiğini ifade etti.  Kiraz, kadınların birlik olması gerektiğini de vurguladı.

    “ENGELLİLERİN SAYILARIYLA İLGİLİ İSTATİSTİKİ VERİLER YOK DENECEK KADAR AZ”

    Ardından söz alan HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, Şubat ayından bu yana kadınlar için adalet kampanyası çalışmaları sürdürdüklerini hatırlattı. Kampanya kapsamında birçok kesimden kadınlarla bir araya geldiklerini de kaydeden Başaran şunları dile getirdi:

    “Kadınların sorunlarını, sıkıntılarını dinledik, nasıl mücadele edeceğimiz noktasında perspektif ortaya çıkarttık. Bugün de hem engelli kadınların yaşadıkları sorunlar hem engelli bakımı yapan kadınların yaşadığı sorunlar ve bunları nasıl çözeceğimizin perspektifini oluşturabilmek için bir araya geldik.

    Kapitalist düzen kendini var edebilmek için insan olmaya dair erdemleri hedef alıyor. Savaşlar yine özellikle kapitalist düzenin ortaya çıkartmış olduğu doğa talanı, doğal tarım yöntemlerinin ortadan kaldırılması, GDO’lu besinler, ağır materyaller, radyasyonlar, barınma ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği, akraba evlilikleri, kadına yönelik şiddet ve kazalar gibi çokça nedenlerle engellilerin sayısının arttığını biliyoruz. Tabi ülkemizde maalesef engellilerin sayılarıyla ilgili istatistiki veriler elimizde neredeyse yok denilebilecek kadar az.”

    “ENGELLİ BİREYLER DİYEREK BU MESELE CİNSİYETSİZLEŞTİRİLMEMELİ”

    En son 2002 yılında Tüik’in yaptığı araştırmaya göre Türkiye nüfusunun yüzde 12,29’unun engelli olduğuna dair veriler açıklandığını bilgisini veren Başaran; “Bu veri içinde kadın sayısının ne kadar olduğuna dair elimizde bir veri yok. Ancak, biliyoruz ki bu engel durumu birçok kişinin eğitime, iş gücüne katılımına, sosyal güvenceden faydalanmasına, sosyal ve kültürel haklarının kullanılması önünde bir engel olmuştur. Özellikle engellilere karşı toplumsal olarak oluşturulan ayrımcı bakış açısı nedeniyle neredeyse izole edilmiş durumdalar. Pandemi döneminde izolasyonu tüm toplum yaşadı. Ancak engelliler daha fazla yaşadı. Yaşamları daha da zorlaştı. Bunun karşısında da AKP iktidarı çözüm yöntemlerinden çok yine görmezden gelen, yok sayan bir yerde durdu. Bu toplumun engellilikle ilgili problemlerinin ne kadar büyük olduğunu biliyoruz ama engelli bireyler diyerek de bu meseleyi cinsiyetsizleştirmenin de büyük bir problem olduğunun hepimiz farkındayız. Tabii ki engellilerin yaşadığı sorunlar var ama engelli kadınlar hem engelli hem kadın oldukları için toplumda daha fazla ayrımcılığa maruz kalıyor, anayasal hakların hiçbirinden faydalanamaz durumdalar.

    Sadece engelli kadınlar değil, kadınların tümü bir şekilde engelli bireylerle ilgili olarak ayrımcılığa maruz kalıyor. Çünkü çocuğu doğuran kadın olduğu için yine toplumsal bakış açısından kaynaklı erkekler neredeyse bu meselenin kendisini hiçbir yerinde görmüyor. Engelli çocuk doğurmak kadınlara yüklenerek yaşamı daha da zorlaştırdığını görüyoruz” şeklinde konuştu.

    “YENİ BİR ENGELLİLİK KÜLTÜRÜNÜN İNŞASI GERÇEKLEŞTİRİLMELİ”

    HDP’nin Engelli Komisyonu’nun açıkladığı manifestoyu hatırlatan Başaran son olarak şunları aktardı:

    “20 sayfalık bir engelli manifestosuydu. Birçok çözüm önerisi sunan, nasıl bir yaklaşım sergilememiz gerektiğini ifade eden bir manifestoydu. Buna göre bizler geleneksel bireyci tıbbi modelin söylemini ve bu söylemle yaratılan engellilik kültürünü reddettiğimizi ifade ettik. Dayatılan bu kültüre karşı biz kadınlar engelsiz bir yaşamı inşa edebiliriz. Bunun karşısında ortak bir yaklaşım sergileyebiliriz. Engellilik sorunu ancak sosyal politik modelin kabulü ve yeni bir engellilik kültürünün inşasıyla gerçekleştirilebilir.

    Burada deneyimi olanlar konuşsun, yaşayanlar konuşsun. Nasıl mücadele edebileceğimizi, bunu nasıl değiştirip dönüştürebileceğimizi kendileri ifade etsin. En nihayetinde tıpkı diğer çalışmalarımız gibi bunu Meclis kürsüsünde de, partimizin kurullarında da Kadın Meclisi olarak tartışmaya ve planlamalar çıkarmaya devam edeceğiz. Beraber güçlü olduğumuzu, mücadele ederek bu süreci atlatabileceğimizi, engelleri kadın dayanışması ve mücadelesiyle ortadan kaldırabileceğimizi çok iyi biliyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP Kadın Meclisi ‘Kadın özgürlükçü yerel yönetimler’ atölyesi düzenledi-VİDEO

    HDP Kadın Meclisi ‘Kadın özgürlükçü yerel yönetimler’ atölyesi düzenledi-VİDEO

    PİRHA-HDP Kadın Meclisi’nin düzenlediği “Kadın Özgürlükçü Yerel Yönetimler” başlıklı atölyede konuşan Meclis Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, kayyum atanan belediyelere dair “Cinsiyetçi erkek egemen politikalarını yürüttüler. Belediyeler eliyle politik ve ideolojik bir saldırı da başlatmış oldular. Bununla var olan kadın merkezlerimizin tümü kayyımlar eliyle kapatıldı, kadına yönelik şiddet merkezleri kapatıldı” ifadelerini kullandı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi’nin “Kadın Özgürlükçü Yerel Yönetimler” başlığıyla İstanbul’da düzenlediği atölyede konuşan meclis sözcüsü Ayşe Acar Başaran, kayyum atanan belediyelerde cinsiyetçi erkek egemen politikaların yürütüldüğünü ifade etti.

    Atölyeye, Özgür Kadın Hareketi  (Tevgera Jinen Azad -TJA), Roza Kadın Derneği, Kadın Zamanı Derneği, İnsan Hakları Derneği (İHD) Kadın Sekreteri, Mor Çatı, Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, Kadın Savunma Ağı, Mor Dayanışma, Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Vakfı, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Kadın Komisyonu’nun da yer aldığı toplamda 22 kadın örgütü katıldı.

    “KAYYUM ATADIKLARI BELEDİYELERDE CİNSİYETÇİ ERKEK EGEMEN POLİTİKALARINI YÜRÜTTÜLER”

    Ayşe Acar Başaran, konuşmasında eşbaşkanlık sisteminin önemine de değinerek şunları söyledi:

    “Yönetimde olduğumuz belediyelerde kadın merkezleri açtık. Kadına yönelik şiddetle mücadele merkezleri açıldı, kadın kooperatifleri kuruldu ve yine kapitalist düzen içerisinde kadınlar, kendine yer bulamadığı için kadın emeği kooperatifleri açıldı. Kadına duyarlı bütçeleme için yoğun bir çaba sarf edildi.

    Cinsiyetçi erkek egemen politikalarını yürüttüler. Belediyeler eliyle politik ve ideolojik bir saldırı da başlatmış oldular. Var olan kadın merkezlerimizin tümü kayyımlar eliyle kapatıldı. Kadına yönelik bütün çalışmalar askıya alındı. Kadın merkezlerinin kadın eliyle yönetilmesi perspektifine karşı kadın birimlerinin başına erkek atadılar. Kadın kelimesi yerine ‘aile, bayan, hanım’ gibi kavramlarla kadını aile içinde tanımladıkları ve buna yönelik politika üreteceklerini bir kez daha gösterdiler.”

    “BELEDİYELERİ KARAKOLA ÇEVİREREK, MİLİTARİZM VE RANT MERKEZİNE HALİNE GETİRDİLER”

    Başaran, kayyum atanan belediyeleri karakola benzeterek; “Kadını aile içerisinde tanımlayarak özgürlük iddiasını ortadan kaldırmaya çalıştıklarını hep beraber gördük. Belediyeleri karakola çevirerek militarizm ve rant merkezi haline getirdiler. İktidar karşısında direnen kendi yaşamını organize eden kadınları hedef aldıklarını defalarca gösterdiler. Bizler Türkiye cephesinde az da olsa bir deneyime sahiptik. Bunların en önemlisi Adana, Dikili ve Akdeniz Belediyeleri bize çok büyük deneyimler sağladı” ifadelerini kullandı.

    “Dayanışma ile yerelde yürüttüğümüz küçük ve etkili çalışmalarla merkeziyetçiliği dağıtabiliriz” diyen Başaran, “Bunun örneklerini HDP’nin ve önceki geleneklerin yürüttüğü mücadeleden çok iyi biliyoruz. Kadın özgürlükçü bir çizgiyi nasıl oluşturabileceğimizi, çoğulcu bir perspektifle tartışıp bir sonuca varmayı umuyoruz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • İpek Er’i intihara sürükleyen Musa Orhan’ın tutuklanma talebi reddedildi!

    İpek Er’i intihara sürükleyen Musa Orhan’ın tutuklanma talebi reddedildi!

    PİRHA-İpek Er’e “nitelikli cinsel saldırıda bulunduğu” suçlamasıyla tutuksuz yargılanan Uzman Çavuş Musa Orhan hakkında savcılığın tutuklama talebi mahkeme tarafından reddedildi.

    18 yaşındaki İpek Er’e “nitelikli cinsel saldırıda bulunduğu” suçlamasıyla tutuksuz yargılanan Uzman Çavuş Musa Orhan hakkındaki davanın 5’inci celsesi görüldü. Görevli Savcı, delil karartabileceğini ve kaçma şüphesi olduğunu beyan ederek Uzman Çavuş Musa Orhan hakkında tutuklama talep etti. Mahkeme savcılığın talebini reddetti.

    Mahkeme heyeti, tutuklanma taleplerinin reddine karar vererek, duruşmayı 3 Aralık’a erteledi.

    HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, kararı sosyal medya hesabından duyurdu. Başaran, “Musa Orhan’la ilgili tutuklama talebi mahkeme heyeti tarafından yine reddedildi. Duruşma 3 Aralık’a ertelendi. Kaçma şüphesi olmasına rağmen avukatın ısrarlı talepleri yine görmezden gelindi” dedi.

    NE OLMUŞTU?

    16 Temmuz günü intihar girişiminde bulunan ve 18 Ağustos’ta yaşamını yitiren İpek Er’e tacavüz ettiği gerekçesiyle yoğun tepkiler sonrası tutuklanan Uzman Çavuş Musa Orhan 25 Ağustos’ta tahliye edilmişti.

    İpek Er, geride bıraktığı mektubunda Orhan’ın kendisine tecavüz ettiğini anlatmıştı. Er ailesinin avukatları, “nitelikli cinsel saldırı” suçundan tutuklanan Orhan hakkında “intihara sürükleme” gerekçesiyle de suç duyurusunda bulunmuştu.

    Orhan’ın avukatı itiraz dilekçesinde kaçma şüphesi bulunmadığını öne sürmüştü. İtirazı değerlendiren Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesi de dilekçede belirtilen hususları yerinde görerek Orhan’ın tahliyesine karar vermişti.

    Kaynak: MA

  • HDP Kadın Meclisi’nden Dersim’de açıklama: Sessiz kalmıyoruz, hesap soruyoruz-VİDEO

    HDP Kadın Meclisi’nden Dersim’de açıklama: Sessiz kalmıyoruz, hesap soruyoruz-VİDEO

    PİRHA – HDP Kadın Meclisi, ‘Kadın Mücadelesi Her Yerde’ programı kapsamında Dersim’de yaptığı açıklamada, “Kadın mücadelesi her yerde, eril zihniyet yenilene kadar bu mücadele devam edecek” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi üyeleri, birçok kentte “İstismara, tacize, infaza, kayyıma karşı biz varız, kadın mücadelesi her yerde” kampanyası kapsamının finalini kayıp Gülistan Doku’nun akıbetine dikkat çekmek için Dersim kent merkezinde yer alan Sanat Sokağı’nda gerçekleştirdi.

    Bölge illerinden eyleme katılan kadınların yanı sıra HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, HDP Diyarbakır Milletvekilli Dersim Dağ, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz katıldı.

    Tükçe ve Kırmancki “Kadın mücadelesi her yerde, Xoverrodayîşê cenîyan her cadero” pankartı açılırken, ‘Gülistan Doku Nerede’, ‘Katledilen kadınlar isyanımızdır’, ‘Koruma, aklama, yargıla’, ‘Sessiz kalmıyoruz, hesap soruyoruz’ dövizleri taşındı.

    Eylemde “Jin jiyan azadî”, “Hepimiz birer Gülistanız”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “İstismar affına hayır”, ”İstismarı aklama aklattırma” sloganları atıldı.

    “KADIN MÜCADELESİ KAZANACAK”

    Eylemde ilk olarak konuşan HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, iktidarların kadına yönelik politikalarına dikkat çekti. “ Bizim belirlediğimiz sınırlarda bizim istediğimiz gibi yaşayacaksınız” diyen Dağ, eril zihniyetin her yere sirayet ettiğini dile getirdi. Kadının rengi ülkede hakim olana kadar mücadele edeceklerini ifade eden Dağ, “‘Gülistan Doku Nerede? Melek’in katilleri kim? diye sormaya devam edeceğiz. Genç kadınlar politikalarınıza boyun eğmeyecek. Bu mücadele gün be gün büyüyecek. Eril zihniyet kaybedecek, kadın mücadelesi kazanacak” dedi.

    “YÜRÜYÜŞÜ ENGELLEMEK İÇİN TOPLANANLAR GÜLİSTAN’I BULMAK İÇİN TOPLANMADI”

    HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran ise, “Yürüyüşümüzü engellemek için toplananlar Gülistan Doku’yu bulmak için toplanmadı” sözleriyle konuşmasına başladı. Başaran, yürüyüş engeline dikkat çekerek, Yürüyüş yapıp sloganlarla sesimizi, renklerimizi yaygınlaştırmak, bütün Dersim’e yaymak istiyorduk. Bizi pandemi bahanesi ile yürütmeyenler şunu bilsinler biz meselenin pandemi olmadığını biliyoruz. Kadınlar ısrarla yürümek istese, pandemeyi görmezden gelip kadınları yaka paça gözaltına alacaklarını da biliyoruz. Çünkü Valinin ve İçişleri Bakanı’nın bizim yaşamımıza bir kıymet vermediğini biliyoruz. Biz ölürken burada toplananlar kılını kıpırdatmıyor” diye konuştu.

    “GÜLİSTAN’IN KAYBETTİRİLMESİ YÜRÜTÜLEN SİYASETİN SONUCUDUR”

    Gülistan Doku’nun aylardır kayıp olduğunu, ailesinin feryat ettiğini ve kadınların isyan ettiğini dile getiren Başaran, “Her tarafı kamera ile donatılan, savaş politikaları yürütülen Dersim’de, aylardır bir genç kadın kayıp. Kürdistan’da insanlar kaybolmaz. Tıpkı 90’lı yıllarda kaybolmadıkları gibi, insanlar kaybettirilir. Bu, devlet politikası olarak iktidar tarafından yürütülür. Gülistan Doku’nun kaybettirilmesi, yürütülen siyasetin sonucudur. Hala bulunamamış olması, bulunması için herhangi bir çaba gösterilmemiş olmasının sonucudur. Aylar sonra arama çalışmaları bitmiş. Hiç başlamayan bir çalışma, sadece göz boyamak, kadınların tepkilerini dindirmek için güya başlatılan çalışma sona erdirilmiş. Peki Gülistan Doku’yu kaybettirme olasılığı olan kişilerden, faillerden bir tek kişi gözaltına alındı mı? Fail olabilecek kişi elini kolunu sallayarak şehri terk etti. Türkiye’de kadına yönelik ayrımcı ve eşitsiz yaklaşımlardan, kadına yönelik şiddetten, katliamlarından bağımsız değildir” diye konuştu.

    “İSTİSMARI MEŞRULAŞTIRAMAYACAKSINIZ”

    AKP’nin ilk günden beri kadına yönelik ayrımcı bir siyaset yürüttüğünü söyleyen Başaran, bu siyasetin, son 5 yılda savaşı derinleştirerek üst perdeye taşıdığını vurguladı. Bu savaşı engelleyecek gücün kadınlar olduğunu belirten Başaran şöyle konuştu:

    “Bunu bildikleri için kadınlara bir taraftan kendisi saldırıyor, bir taraftan da örgütledikleri erkekler eliyle kadınlara saldırtıyorlar. Bunun için 8 Haziran’da, ‘kadın mücadelesi her yerde’ kampanyası başlattık. Kayyım siyasetine karşı ‘eş başkanlık mor çizgimizdir’ diyerek alanlarda, meydanlarda, Meclis’te, sokakta yaşamın her yerinde ‘kadın mücadelesi her yerde’ dedik. Kadınlar var olduğu müddetçe istismarı meşrulaştırmayacaksınız.”

    “SALDIRILARINIZA RAĞMEN KADINLAR AYAKTA”

    DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz de Gülistan Doku’nun kaybettirilmesine dikkat çekerek, “Onu kaybettirenler onu bulsunlar. Kadınlar sizin korkulu rüyanız olmaya devam edecekler. Bütün saldırılarınıza rağmen kadınlar ayakta ve mücadele etmeye devam ediyor” diye konuştu. Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu üyesi Rojbin Çetin’e yönelik yapılan işkenceyi de hatırlatan Aydeniz, “Biz Diyarbakır Cezaevi’nde işkencecilerin yüzüne tüküren Sara’nın yoldaşlarıyız, işkenceciler bunu unutmasın” dedi.

    Açıklamanın ardından oturma eylemi yapılarak müzik eşliğinde halaylar çekildi. Son olarak kadınlar, mor ve beyaz renkli balonları uçurdu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de kadınlardan açıklama: Kadınlar kaybolmaz, kaybedilir, katledilir-VİDEO

    Dersim’de kadınlardan açıklama: Kadınlar kaybolmaz, kaybedilir, katledilir-VİDEO

    PİRHA – HDP Kadın Meclisi, TJA ve Rosa Kadın Derneği, Dersim’de yaşanan cinsel şiddet olayları ve kayıp kadın öğrenci Gülistan Doku’ya ilişkin basın açıklaması yaptılar. Açıklamada, “Bölgede kadınlar kaybolmaz, kaybedilir, katledilir, ölüme sürüklenir. Bu erkek ve devlet ittifakıyla geliştirilen politikaya karşı mücadelemizi yükselteceğiz” denildi. 

    Haberin videosu

    Halkların Demokratik Partisi Kadın Meclisi, Tevgera Jinen Azad ve Rosa Kadın Derneği, Dersim’de yaşanan cinsel şiddet vakalarına ve Gülistan Doku’nun kaybolmasına dikkat çekmek amacıyla HDP Dersim İl Binasında basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Açıklamaya kurum temsilcileri, HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Dilan Dirayet Taşdemir, Rosa Kadın Derneği üyesi Gülistan Nazlıer ile kadınlar katıldı.

    “GÜLİSTAN’IN KAYBEDİLMESİ ŞİDDET POLİTİKALARININ SONUCUDUR”

    5 Ocak tarihinden bu yana haber alınamayan Gülistan Doku’ya ilişkin konuşan Rosa Kadın Derneği üyesi Gülistan Nazlıer, “Gülistan’ın kaybedilmesi aynı zamanda devletin şiddet politikalarının sonucudur. Bu anlamda bugün Dersim’deyiz. Gülistan üniversite öğrencisi genç bir kadın 10 gündür kayıp. Buradan soruyoruz Gülistan nerede? Gülistan bulunana kadar sormaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Dilan Dirayet Taşdemir, “Dersim, bırakın insanları dağların, taşların bile kontrol edildiği, nefesimizin takip edildiği bir kent. 10 gündür 21 yaşında öğrenci olan Gülistan’dan haber alınamıyor” diyerek tepkisini dile getirdi.

    “KADINLAR KAYBOLMUYOR, KAYBEDİLİYOR, KATLEDİLİYOR”

    Taşdemir, “Ciddi bir çalışma yürütülmediği kanısındayız. Hem ailesi hem de arkadaşlarının beyanları ortada. Birinci derece fail niteliğinde olan, babası polis olan şahsın durumuyla ilgili hala açık ve net bir kamuoyu bilgilendirmesi yok. Gülistan’ın kaybına yaklaşım da, ‘bir kadın kayboldu, bir süre sonra unutulur, işin peşi bırakılır’ durumu hakim. Kamuoyu doğru anlamda bilgilendirilmiyor. Böyle bir yaklaşım söz konusu. Biz bu işin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Bu işin üstünün örtülmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

    “BİR KİŞİ DAHA EKSİLMEYECEĞİZ”

    Taşdemir, “Kürdistan’da deyimleşen bir kavram var; Kürdistan’da insanlar kaybolmaz insanlar kaybedilir. Bu deyim maalesef kadınların bir gerçekliği haline geldi. Kadınlar kaybolmuyor, kaybediliyor, katlediliyor, ölüme sürükleniyor. Kadınların sesini kısmaya çalışıyorlar. Bu işin üstünü örtmeye çalışıyorlar. Bir kişi daha eksilmeyeceğimizi belirtmek istiyorum” diyerek mücadele çağrısını yineledi.

    “ERKEK VE DEVLET POLİTİKALARINA KARŞI MÜCADELEYİ YÜKSELTECEĞİZ”

    Son haftalarda Dersim’de cinsel şiddet olaylarının açığa çıkmasına değinen Taşdemir, “Bir haftadır açığa çıkan istismar vakalarına baktığımızda, kadına yönelik şiddetin bu boyutta olması, çocuğa yönelik istismarların yoğunlaşması iktidarın yürüttüğü politikadan bağımsız değil. Son bir haftadır Dersim’de yaşanan çocuklara yönelik istismar olayının kendisi de bizi aslında bu politikanın nasıl işletildiğini, nasıl teşvik edildiğini gösteriyor” dedi.

    Taşdemir, şöyle devam etti:

    “Pertek’te Harun Y. isimli şahıs ve beraberindeki 3 kişi tutuklandı. Bu şahıs daha önce de zihinsel engelli bir kız çocuğuna istismarda bulunmuş, bırakılmıştı.
    Biz bunun sistematik özel bir politika olduğunu biliyoruz. Toplumsal değerleri çürüten, gençleri suskunlaştıran, kadın ve çocuk bedeni üzerinden politik alan yaratarak siyaset izlendiğini biliyoruz.
    Sistematik politikalar karşısında çok daha fazla bilinçli bir duruşun sergilenmesi gerektiğini biliyoruz. Bu erkek ve devlet ittifakıyla geliştirilen politikaya karşı mücadelemizi yükselteceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Kadın üzerinden toplumu teslim alma siyaseti yürütülüyor’-VİDEO

    ‘Kadın üzerinden toplumu teslim alma siyaseti yürütülüyor’-VİDEO

    PİRHA- Munzur Festivali kapsamında düzenlenen “Kadınlar haklarını ve mücadeleyi konuşuyor” panelinde erkek egemen sisteme karşı birlik ve mücadele vurgusu yapıldı. 

    19. Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında “Kadınlar haklarını ve mücadeleyi konuşuyor” paneli gerçekleştirildi. Panele HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, HDP İstanbul Milletvekili Dılşat Canbaz Kaya ve Avukat İlke Işık konuşmacı olarak katılırken moderatörlüğü ise SES Dersim Şube Başkanı Duygu Kurban yaptı.

    Panelde konuşan HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz Kaya, festivali yaşamını yitirmiş tüm çocuk ve kadınlara atfettiklerini belirterek AKP’nin cinsiyetçi politikalarına ilişkin şu aktarımlarda bulundu:

    “Özellikle kadınlar üzerinde önce bizleri hedef alıyor bu politikalar. OHAL ile beraber ilk kadın dernekleri kapatıldı, ilk kadın vekil ve belediye eş başkanları tutuklandı. Yapılan yasalarla bizlerin kazandığı haklar geri alınmaya başlıyor. Haklarımız geri alınıyor. Yasakları kınıyoruz. Sözümüzü söylememizden korkuyorlar. En hızlı yan yana gelen kadınlardır. Savaş politikaları sadece Dersim’de değil tüm bölgede önce kadın ve çocuğu vuruyor. Toplumsal cinsiyet rollerinde eşit koşullarda değiliz. Toplumun baskı rolü var, anne rolü var, toplumun ahlak rolü var.”

    “ERİL ZİHNİYETE KARŞI MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    İstanbul sözleşmesine değinerek “Bu sözleşme kazanımlardan biridir. Bu sözleşme şu anda hiçe sayılıyor. Sokaklarda bu sözleşmeyi savunuyoruz. Alınan kararların tartışmaya açılmaması gerekiyor” diye konuşan Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Cinsel şiddet yeni yasalarla çok arttı. Bizlerin katledilmesi için her şey mübah. Cezasızlık politikası uygulanıyor. Şu 5 yıllık süreçte daha da artmış durumda. Eril zihniyet her yerde, mecliste, sokakta, evde. Buna karşı mücadele edeceğiz. Örgütlü mücadeleyle cevap olursak geri adım atacaklar.”

    Kaya, Munzur Üniversitesi’ndeki tacize ilişkin ise şunları kaydetti:

    “Cem Tekinoğlu’nu teşhir ediyoruz. AKP’nin, valiliğin çeteleriyle birlikte kadınlar üzerinde sistematik bir durumu var. Dersim gibi bir yerde örgütlü kadınlar olarak kapanmasına izin vermeyeceğiz. Bugün üniversitede, Dersim’de, Mardin’de kolluk güçlerinin saldırılarını biliyoruz. Bugün Cem Tekinoğlu yarın başka biri. Bizler bunların nefes almalarına izin vermemeliyiz. Erkek iktidarı sırtına alarak kadınlara yapılan tacizi kabul etmiyoruz.”

    “EN BÜYÜK ŞİDDET İRADESİZLEŞTİRMEDİR”

    Panelde konuşan HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran ise Sebahat Tuncel’e ve tüm tutuklu siyasetçilere selam yolladı. “Savaşlar son bulduğunda daha güzel festivaller, gezip görebileceğimiz festivaller olacaktır. Gözaltı, tutuklama politikalarına karşı kadın mücadelesi var. Kadınlar geri adım atmadığı, itaat etmediği için baskı altında” diyen Başaran, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “En büyük şiddet iradesizleştirme tavrıdır. Her şeyi kabulleneceğimiz, kendi fikirlerimizi ifade etmeyeceğimiz, devletin bizim adımıza karar vereceği bir durum yaratılmak isteniyor. Siyaseti toplumsallaştıracak olan kadınlardır. İktidarın en fazla saldırı odağı haline gelmiştir kadın. Sakine cansız, siyaset yürüttüğü için iki kadın arkadaşıyla beraber katledildi. Cansız, karşı çıkan bir kadındı. Silvan’da katledilen kadınlar, karşı çıktıkları için, itaat etmedikleri için katledildiler. Sadece 8 Mart paylaşımları yaptıkları için kadınlar gözaltına alınıyor, tutuklanıyor.”

    “KAYYUMLARIN DA İLK HEDEFİ KADIN EŞ BAŞKANLARIMIZDI”

    Kayyumların da sistemin de ilk hedefinin kadınlar olduğunu belirten Başaran, şöyle devam etti:

    “Kayyumların ilk işi kadın eş başkanlarımızın yerlerini gasp etmek oldu. En fazla kapatılan kadın dernekleridir. Bu arkadaşlarımız terörize edildi. Bu saldırı, eş başkanlık sistemimizeydi. İlk vekilliği düşürülen eş başkanımız Figen Yüksekdağ idi. Her gün ceza alıyor. Binlerce kadın siyaset yürütüp direndiği için cezaevlerinde.”

    Cumartesi Annelerinin eylemlerine de değinen Başaran, “Cumartesi Anneleri eylemlerine devam ederken açlık grevi devam ederken çocuklarına destek vermek isteyen anneler direndi. Verilen hiçbir mücadele boşuna değildi” diye konuştu.

    Kadının üstünden toplumu teslim alma siyaseti yürütüldüğünü ifade eden Başaran, “Maalesef mecliste de fiziki şiddete varacak bir ortam var. Kullanılan dil de bir şiddet biçimi. Meclisin çoğunluğunun erkek olması da bu tabloya çıkacaktır. Biz HDP olarak sadece vekillikte ve eş başkanlıkta değil; eğitim, kültür, sosyolojik alanda kadının var olması gerektiğini savunuyoruz. Savaş siyaseti üzerine kurulan bir sistem var. Bu sistem mücadelemiz karşısında geri adım atacaktır. Bu mücadelede oluşan atmosferin doğal gönüllü köleleri haline gelen erkeklerin de bu mücadelede var olması gerektiğini biliyoruz” ifadelerini kullandı.

    Emek Partisi Kadın Bürosu’ndan avukat İlke Işık da “17 yıllık AKP iktidarının tablosudur Nupelda ve Ayaz. Çocukların kadınların öldürüldüğü şiddet dolu bir hayat bıraktılar bize. Bu hayatı ısrarla körüklediler. Yukarıdaki büyük şiddetten tüm erkekler cesaret alıyor. 31 Mart’ta, 23 Haziran’da alınan sonuç kadınların mücadelesinin sonucudur. Kadınlara AKP’yi sorduğumuzda karşımıza şiddet çıkıyor. Hiçbir kadın sokakta yaşamın hiçbir alanında rahat yaşam süremiyor. Günlük hayatımızı yoksulluk, işsizlik ve şiddetle yöneten bir iktidar var” dedi.

    “Eşit ücret almıyor kadınlar ve erkekler. Aileyle uyumlu çalışma hayatını yıllardır kurmaya çalışıyorlar. Korkunç bir sömürü. Asla aile içinden çıkılamayan bir hayat” diyen Işık, bu sömürüye karşı birlik ve mücadele çağrısı yaparak sözlerini tamamladı.

    Panel, katılımcılarla birlikte soru-cevap yapıldıktan sonra “Jin, jiyan, azadi”, “Kadın, yaşam, özgürlük” sloganları ve zılgıtlar eşliğinde son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • HDP’li vekiller Meclis kürsüsünde eylem yaptı

    HDP’li vekiller Meclis kürsüsünde eylem yaptı

    PİRHA – HDP milletvekilleri, TBMM’de açlık grevleri ve ölüm orucu eylemleriyle ilgili önergenin reddedilmesi üzerine meclis kürsüsüne çıkarak eylem yaptı.

    HDP’nin cezaevindeki açlık grevleriyle ilgili grup önerisi Meclis Genel Kurulu’nda reddedilince HDP milletvekilleri Ayşe Acar Başaran ile Dilan Dirayet Taşdemir, Meclis kürsüsüne çıkarak eylem yaptı.

    Tecrit konusunda araştırma önergesi hakkında konuşan Başaran, “Meclis aylardır kendi üyesi dahil binlerce insan açlık grevindeyken üç maymunu oynuyor. 21 Anne HDP grubunda oturuyor. 21 anne halkın parçası değil mi? Bu halkın sorunları sizin sorununuz değil mi? 188 gündür bir milletvekili aç. O milletvekilinin yaşamından da bütün bu sıralarda oturanlar sorumlu. Onu yaşatma görevi ve sorumluğuna tüm Meclisi davet ediyorum” dedi.

    HDP’li kadın milletvekilleri, görüşmelerin ardından önerge reddedilince kürsüye yöneldi. İki milletvekili, cezaevinde devam eden açlık grevlerine dair konuşmalarına kürsüden devam etti. 8 kişinin hayatını kaybettiğini söyleyen vekiller, meclis üyelerinin duyarlı olup, çözüm üretmesi konusunda biran önce harekete geçilmesini ifade etti.

    Konuşmalar ardından milletvekilleri kürsüde beklemeyi sürdürünce Meclis Başkanvekili Levent Gök oturuma ara verdi.

    HDP yöneticilerinin görüşmesi üzerine Başaran ile Taşdemir kürsü işgali eylemine son verdi.

    PİRHA / ANKARA

  • HDP’den iktidara ve CPT’ye açlık grevi çağrısı

    HDP’den iktidara ve CPT’ye açlık grevi çağrısı

    HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, tecride karşı iktidarı ve CPT’yi sorumlu davranmaya çağırdı.

    HDP Hakkari milletvekili ve DTK Eş Genel Başkanı Leyla Güven’in başlatmış olduğu açlık grevi 149. günü geride bıraktı. 16 Aralık’ta açlık grevine başlayan tutuklular 111. günü geride bıraktı. Güven’in başlatmış olduğu ve cezaevindeki binlerce tutuklunun da katıldığı açlık grevlerine ilişkin HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü Ayşe Acar Başaran HDP Diyarbakır il binasında basın açıklaması yaptı.

    Başaran, her geçen gün açlık grevinde olanların kritik eşiği aştığını ve taleplerinin görmezden gelindiğini aktardı. Açlık grevinin olduğu bütün cezaevlerinde sorunlar yaşandığını ve özellikle Elazığ cezaevinin bir işkencehaneye döndüğünü söyleyen Başaran, “Buradan bir kez daha sesleniyoruz iktidara ve Türkiye kamuoyuna. İktidar açıkça suç işliyor. Buradan çıkacak bütün sorunların sorumlusu iktidardır” diyerek, iktidara bu hukuksuzluktan dönme çağrısında bulundu. Avrupa Konseyi İşkenceyi Önlemi Komitesi’ne (CPT) de çağrıda bulunan Başaran, “Tek görevi cezaevlerindeki hukuksuzlukların tespitini yapmak olan CPT heyet gönderip bu durumun sonlanması için uğraş vermelidir” dedi.

    HDP AÇLIK GREVLERİNİ MECLİS GÜNDEMİNE TAŞIDI

    HDP Kocaeli Milletvekili ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu kendisine iletilen 72 cezaevinde devam eden açlık grevini 72 soru önergesi ile Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e sordu.

    Gergerlioğlu, açlık grevindeki Leyla Güven’in ve diğer açlık grevindekilerin tek istediğinin barışın önündeki engellerin kaldırılması olduğunu belirtti. Gergerlioğlu’nun sorduğu bazı sorular şunlar:

    Mahpuslara gerekli vitaminler tedarik edilmekte midir?
    Mahpusların yaşayabilecekleri sağlık sorunlarıyla ilgili önlemler alınmış mıdır?
    Süreçle ilgili bakanlık acilen hangi adımları atacaktır?
    Açlık grevi sürecinde yaşamına son veren mahpus sayısı kaçtır?
    Ölümlerin yaşanmaması için Adalet Bakanlığının aldığı önlemler nelerdir?

    HDP’DEN AÇLIK GREVLERİNE DAİR RAPOR

    HDP genel merkezi açlık grevi komisyonunun hazırladığı rapor da açıklamadan sonra basınla paylaşıldı.

    Raporda İmralı’daki tecride dikkat çekilirken “27 Temmuz 2011 tarihinde son avukat görüşmesinden sonra tüm görüşme başvuruları ‘gemi arızası’ ve ‘hava muhalefeti’ gerekçeleri gösterilerek hukuksuz ve keyfi bir şekilde engellenmiştir” denildi.

    Raporda tüm açlık grevcilerinin temel talebi; İmralı Hapishanesi’nde uygulanan ağırlaştırılmış tecridin derhal kaldırılması olduğu ifade edildi.

    Tecridi protesto etmek amacıyla Zülküf Gezen, Ayten Beçet, Zehra Sağlam, Medya Çınar, Yonca Akici ve Siraç Yüksek isimli mahpuslarla birlikte Almanya’da da Uğur Şakar’ın yaşamına son verdiği hatırlatılan raporda, cezaevlerindeki açlık grevcilerin sorunlarına da dikkat çekildi. Öcalan’a yönelik her olumsuz uygulamanın, Kürt sorununu daha da derinleştirdiği aktarılan raporda “Türkiye Cumhuriyeti, Öcalan’a yönelik olarak kendi anayasası dahi ayaklar altına almakta, en demokratik hakları dahi yok saymaktadır. Bu kabul edilecek bir durum değildir” denildi.

    “Yaşanan her ölümün sorumlusu kesinlikle kendi yasalarını dahi ayakları altına alan AKP iktidarıdır. Bu sorumluğun başka da bir adresi yoktur” denilen raporda “Başta Türkiye halkları olmak üzere tüm dünyada haktan, hukuktan ve insan yaşamından yana olanları da bu insanlık dışı uygulamalara karşı duyarlı olmaya çağırıyoruz” çağrısında bulunuldu.

  • HDP üst düzey yöneticilere tehdit mailleri gönderildi

    HDP üst düzey yöneticilere tehdit mailleri gönderildi

    Üst düzey yöneticilerine tehdit mesajları geldiğini belirten HDP Hukuk Komisyonu Üyesi Ayşe Acar Başaran, “Bir parti üyemizin tırnağı dahi kanarsa bunun sorumlusu AKP’dir” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) milletvekilleri, belediye başkan adayları, Merkez Yürütme Kurulu üyeleri ve Parti Meclisi üyelerine 3 Ocak’ta tehdit mailleri gönderildi.

    Mezopotamya Ajansı’ndan Metin Yoksu’nun haberine göre söz konusu mailler “İntikam Timi” imzası ile partililere gönderildi.

    Maillerde ise “Bu ülke sahipsiz değildir”, “Son bir defa uyarıyoruz aksi takdirde olacaklardan sorumlu değiliz”, “Her şeyin bedeli ağır olacak bunu unutmayın”, “Her şeyden öte geçmişin hesabını soracağız! O kazdığınız hendeklere gömeceğiz sizleri, çember daralıyor” gibi ifadelerinin yanı sıra küfür ve hakaretler içeren ifadeler kullanıldığı öğrenildi.

    “BU TEHDİTLERİ DİKKATE ALIYORUZ”

    Üst düzey parti yöneticilerine kadar maillerin gelmesi sonrası HDP’nin hukuk komisyonu yasal işlem başlatmak amacıyla harekete geçti.

    Konuya ilişkin MA’ya bilgi veren HDP Hukuk Komisyonu Üyesi ve Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, tehdit maillerinin gelmesi sonrası araştırma yaptıklarına ve partilerinin üst düzey yönetici kademelerine kadar maillerin gönderildiğine dikkat çekti.

    Başaran, “Bu kadar kutuplaştırılmış bir toplumda bu tehditleri dikkate alıyoruz” diyerek, yasal işlemlere başladıklarını söyledi.

    Maillerin kendilerine sorumluluk atfedilen bir grup tarafından gönderilmiş olabileceğine dikkat çeken Başaran, “Bu belli bir grubun işi olabileceği gibi farklı organizasyonların hazırlığı da olabilir” dedi.

    Her seçim döneminde iktidar tarafından hedefe konulduklarını hatırlatan Başaran, “Bir parti üyemizin tırnağı dahi kanarsa bunun sorumlusu AKP’dir” dedi.

    “YASAL YOLLARA BAŞVURACAĞIZ”

    1990 yıllarda parlamenterlere dönük saldırıların olduğunu Başaran, “Türkiye’de çok daha vahim şeyleri gördük. Siyasilere dönük suikastların olduğu zamanlara da şahit olduk” dedi.

    Tehditlerden korkmadıklarını vurgulayan Başarak, “Siyasetimizi yapmaya devam edeceğiz ve beraberinde tedbirlerimizi alıp tüm yasal yollara da başvuracağız” diye belirtti.

    Başaran, demokratik hukuk devletlerinde milyonların oyunu almış bir partiye yapılacak bir tehdidin yasal olarak en ağır şekilde yargılanıp gerekli cezanın verilmesi gerektiğini de ekledi.

    “Milyonların oyunu alan bir partiye yapılan tehditlerin yasal bir karşılığı olmalıdır. Biz yasal başvurularımızı yapacağız, fakat devlet nasıl bir duruş sergileyeceği önemlidir. Bunlarla ilgili soruşturma mı açılacak yoksa iktidar tarafından milliyetçiliği topluma körüklemeye devam mı edecek?” (MA)

  • ‘OHAL değil oyalama komisyonu’; Gülmen ve Özakça dosyası hala incelemede

    ‘OHAL değil oyalama komisyonu’; Gülmen ve Özakça dosyası hala incelemede

    Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyeleri, OHAL İnceleme Komisyonu’nu ziyaret etti. Komisyondan haftada bin dosyayı görüşecek bir sistem oluşturulduğu bilgisi verildi. Öncelik verilmesi istenen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça dosyalarının halen incelemede olduğu öğrenildi.

    Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyeleri, yaklaşık 1 yıldır talep edilen OHAL İnceleme Komisyonu ziyaretini gerçekleştirdi. Meclis’te grubu bulunan tüm partilerden üyelerin yer aldığı heyetin ziyareti yaklaşık 2 saat sürdü.

    Görüşmenin başında OHAL İnceleme Komisyonu Başkanı Salih Tanrıkulu komisyonun başvuru, dosyalama sistemi ile ilgili bilgi verdi.

    80’i RAPORTÖR 200 KİŞİ ÇALIŞIYOR

    CHP Milletvekili Şenal Sarıhan ve HDP Milletvekili Ayşe Acar Başaran’ın verdiği bilgiye göre, OHAL İnceleme Komisyonu’nda 80’i raportör yaklaşık 200 personel görev yapıyor. Bugüne kadar yapılan toplam başvuru sayısı 104 bin 398. Başvuruların yüzde 60’ını eğitim, içişleri ve adalet kurumlarından ihraç edilenler oluşturdu. Başvurular kurumlara göre ayrılırken, hepsi için alt komisyonlar kuruldu.

    HAFTADA BİN DOSYA GÖRÜŞÜLEBİLECEK

    Meclis İnceleme Komisyonu üyeleri, başvuruların yoğunluğuna dikkat çekerek, bu kadar başvurunun ne kadar sürede sonuçlandırılabileceğini sordu. OHAL Komisyonu haftada 1000 dosyanın karara bağlanacağı bir sistem kurulduğu yanıtı verdi, ancak bugüne kadar toplamda kaç dosyanın görüşüldüğü, bir raportöre kaç dosya düştüğü gibi sorulara karşılık verilmedi.

    Kurulan sisteme göre sonuçlanan dosyalarla ilgili karar tebligatı kişinin ihraç edildiği kuruma gönderiliyor. Kurum da başvurucuyu bilgilendiriyor. Komisyon üyelerine kararların neden kamuoyu ile paylaşılmadığı soruldu. Buna yanıt ise “spekülatif tartışmalara yol açmamak” yönünde oldu.

    GÜLMEN VE ÖZAKÇA DOSYASI İNCELEMEDE

    Meclis Komisyonu üyeleri açlık grevinde kritik bir eşiğe gelen eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın dosyalarının öncelikli görüşülmesi yönünde avukatlarının başvurularına da dikkat çekerek bu yönde nasıl bir adım atılacağını sordu. OHAL Komisyonu’ndan bu tür öncelik istenen durumlara özen gösterildiği yanıtı verildi, ancak halen incelemede olan dosyada kararın ne zaman verileceği ile ilgili bilgi verilmedi.

    OHAL Komisyonu’na yapılan başvuruların Bylock kullanımı, Bank Asya’da hesap gibi birden çok kriter üzerinden değerlendirme yaptığı basına yansımıştı. Görüşmede de bu konuda bilgi verildi. Ancak, FETÖ dışında ihraç edilen Barış için Akademisyenler, Kayyum atanan belediyelerdeki çalışanlar gibi farklı gerekçelerle ihraç edilenler için oluşturulmuş bir kriter olmadığı görüldü.

    “OHAL DEĞİL OYALAMA KOMİSYONU”

    CHP Milletvekili Şenal Sarıhan, yaklaşık 1 yıldır talep ettikleri bu görüşmenin gecikmeli de olsa gerçekleşmesinin önemli olduğunu, bundan sonra da temasların sürmesini beklediklerini söyledi.

    HDP Milletvekili Ayşe Acar Başaran ise 200 kişinin 100 binin üzerinde dosyayı 2 yılda tamamlamasının mümkün olmadığını, “oyalama” dışında bir işlevi bulunmayan Komisyonun sağlıklı bir karar alma şansının bulunmadığını söyledi. Başaran bir an önce bu uygulamadan vazgeçilip, yargının önünün açılması gerektiğini ifade etti.

  • HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran gözaltına alındı

    HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran gözaltına alındı

    HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, Ankara’ya gitmek üzere geldiği Batman Havalimanı’nda gözaltına alındı.

    Acar Başaran’ın bir dava ile ilgili ifade vermediği için hakkında yakalama kararı çıkartıldığı ve bu nedenle gözaltına alındığı belirtildi.

    Gözaltına alınan Acar Başaran, Batman Adliyesi‘ne götürüldü.

    Şu anda cezaevlerinde HDP’nin 10 CHP’nin 1 vekili tutuklu bulunuyor.

    (HABER MERKEZİ)