Etiket: ayşe başaran

  • Kobani Davası öncesi kadınlardan açıklama: Kazanan kadınlar olacak

    Kobani Davası öncesi kadınlardan açıklama: Kazanan kadınlar olacak

    PİRHA- Kobani Davası öncesi Sincan Cezaevi önünde bir araya gelen kadınlar yaptıkları açıklamada, “Kazanan kadın mücadelesi olacak, ‘Jin, jiyan, azadi’ sloganı olacak” dedi.

    IŞİD’in Kobani’ye yönelik saldırıları üzerine 6-8 Ekim 2014’te gerçekleşen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında bulunduğu 17’si tutuklu 108 ismin yargılandığı Kobani Davası’nın 19’ncu duruşması Sincan Cezaevi Kampüsü Duruşma Salonu’nda görülmeye devam ediyor.

    Duruşma öncesi HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, partinin Diyarbakır ve Ankara il örgütleri yöneticisi kadınlar, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin kadın temsilcileri ile birlikte Sincan Cezaevi önünde basın açıklaması yapmak istedi. Açıklama yapmanın ‘Kanuna aykırı’ olduğunu belirten polisler kadınları engelledi.

    Cezaevi önünde bekleyişini sürdüren kadınlar, polis engelini protesto etmek için ‘Jin, jiyan, azadi’ sloganları attı.

     “SİZ YARGILANACAKSINIZ, KAZANAN KADINLAR OLACAK”

    Engellemelere rağmen açıklama yapan HDP Kadın Meclisi Ayşe Acar Başaran, “Kadın arkadaşlarımız içeride bizi bekliyor. Onlarla dayanışacağız. Kadın mücadelesine ne dört duvar arasında, ne çevik kuvvet ablukasında geri adım attıramayacaklarını göstereceğiz. Bunlar yargılanacak, kazanan kadın mücadelesi olacak, ‘Jin, jiyan, azadi’ sloganı olacak” dedi.

    Kısa açıklamanın ardından kadınlar, ‘Jin, jiyan, azadi’ sloganlarıyla Kobani Davası’nın görüldüğü duruşma salonuna geçti.

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li Başaran, tutuklanan gazetecileri Meclis gündemine taşıdı

    HDP’li Başaran, tutuklanan gazetecileri Meclis gündemine taşıdı

    PİRHA- MA ve JİNNEWS’te çalışan gazetecilerin tutuklanmasını Meclis gündemine taşıyan HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, “Özgür basın her türlü saldırı ve engellemeyle karşı karşıya kaldı. Gözaltına alınıyorlar, haber yapma hakları elinden alınıyor, ekipmanları parçalanıyor. Niye, çünkü yandaş basın değiller. Ne yaşarlarsa yaşasınlar hakikati topluma aktarmaktan vazgeçmediler” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, Meclis Genel Kurulu’nda söz alarak Ankara merkezli soruşturma kapsamında Mezopotamya Ajansı (MA) ve JİNNEWS muhabirlerinin tutuklanmasına ve basına yönelik baskılara ilişkin konuştu.

    Tutuklanan gazetecilerin fotoğrafını kürsüye bırakan Başaran, Sınır tanımayan gazetecilerin 2022 raporuna göre Türkiye’nin basın özgürlüğü konusunda 180 ülke arasında 149’ncu sırada olduğunu belirtti.

    “GAZETECİLER, YAPTIKLARI HABERLER GEREKÇE GÖSTERİLEREK TUTUKLANDI”

    Türkiye’de en az 26 gazetecinin şuan cezaevinde olduğunu söyleyerek sözlerine başlayan Başaran, şunları aktardı:

    “Gazetecilik faaliyetleri yürüttükleri için rehin tutuyorlar. Türkiye’de basın özgürlüğü konusunda vahim bir tablo ile karşı karşıyayız. Sarı basın kartları bütün gazetecilerden toplatıldı, bunun yerine başka bir renk, basın kartı verildi. Eskiden habercilik yaptığı için alınan bu kart, bu dönemde birçok engellemelerle karşı karşıya kalıyor. Hatta güvenlik soruşturmasından geçerek bu kartı alıyorlar. 2022 yılı Haziran içerisinde Diyarbakır merkezli operasyon yapıldı, bu operasyonda 19 gazetecinin evlerine eş zamanlı bir baskın yapıldı ve gözaltına alındılar. Bu gazetecilerden 16’sı gazetecilik yaptığı için tutuklandılar. Neydi kendilerine sorulan sorular, örneğin Aziz Oruç MA’ya yaptığı haberler nedeniyle ve sokak röportajları nedeniyle tutuklandı. Safiye Alataş JINNEWS’e, yani dünya ilk kadın ajansı olan JINNEWS’e haber yaptığı için tutuklandı. Elif Üngör, Mehmet Şahin, Mehmet Ali Ertaş, Neşe Toprak bunlarda gazetecilik yaptığı için tutuklandılar. Neşe Toprak kültür sanat programı yaptığı için tutuklandı. Remziye Temel muhasebeci olduğu için tutuklandı, Serdar Altan yine yaptığı programlardan kaynaklı tutuklandı. Suat Doğuhan yapım şirketi sahibi olduğu için tutuklandı.”

    “SUÇ İŞLERİ BAKANI PRODÜKSİYON YAPMAYA BAŞLAMIŞ”

    Ankara merkezli soruşturma kapsamında 25 Ekim’de yapılan ev baskınlarında gazetecilerin işkenceyle gözaltına alındığını anımsatan Başaran, “Foto roman olarak tarihe geçmiş suç işleri bakanı, bir de prodüksiyon yapmaya başladı. Gazeteciler evden çıkarken başları eğildi, ters kelepçeyle gözaltına alındılar. Bu şekilde basına bir malzeme verilmeye çalışıldı. Tutuklanan arkadaşlarımız kendi beyanlarında söyledi. Yetmedi, Berivan Altan, yanındaki Deniz Nazlım bu görüntülerin çekilmesi için özel bir operasyon yapıldığını söylüyorlar. Bunların çekilmesi için polislerin yelekleri, kamera çekimleri beklenilmiş. Gözaltına alınan Zemo Ağgöz için beş defa çekim istenmiş, istedikleri olmadığı için.  Gazetecilere ‘zorluk çıkarmayın başlarınızı eğeceğiz’ demişler. Emniyete varır varılmaz bu görüntüleri servis etmişler. Basın emekçileri gözaltı taciziyle ilk defa yüz yüze değiller. Her türlü saldırı ve engellemeye ile karşı karşıya kalmışlardır. Tacize varan kolluğun şiddeti ile yüz yüze kalıyorlar. Gözaltına alınıyorlar, haber yapma hakları elinden alınıyor. Ekipmanları parçalanıyor. Niye çünkü yandaş basın değiller” diye konuştu.

    “ÖZGÜR BASIN HAKİKATLERİ ANLATMAKTAN ASLA VAZGEÇMEDİ”

    AKP-MHP sıralarına ‘Sizler de özgür basını takip ediyorsunuzdur’ diyen Başaran, son olarak şunları dile getirdi:

    Takip etmezseniz nasıl bir ülke var. Yandaş basına göre bu ülkede ekonomik kriz yok, ekonomide kaç büyüme var. Zam yok fiyat büyütme var. Zaten Türkiye’de ekonomik kriz yok Avrupa’da var. Bu ülkede en az bir kadın katledilmiyor. Gülistan Doku kaybolmadı, İpek Er ölüme sürüklenmedi, İstanbul Sözleşmesi kadına yönelik şiddeti artıyordu ama çekilme kararından sonra azaldı böyle diyor yandaş basın. Dili, kültürü yok sayılan, baskıyla çözülmeye çalışılan Kürt sorunu yok.  Çünkü Cumhurbaşkanı, Kürt arkadaşları var. Bütün ülkeye sirayet eden bir tecrit sistemi yok yandaş basına göre. Cezaevlerinde en az 56 cenaze çıkmadı, iktidarın işkenceye ‘sıfır toleransı’ vardı. Diyarbakır cezaevini kültür alanına dönüştürüyor. Yaşam alanlarımız talan edilmiyor yandaş basına göre. Gençlerin üniversitede barınma hakları yok sayılmıyor, parklarda yatmıyorlar. Polis bana ‘seni çivilerim’ demedi. Habip Eksik’in bacağını kırmadı, Habip Eksik kendini yere attı manipülasyon yaptı. İşte sizin yaratmak istediğiniz basın bu. Ama sizin karşınızda Özgür Basın mücadeleye etmeye devam ediyor. Dört duvar arasında da mücadeleye devam ediyor. Bu topluma hepimizin hakikati ulaştırma yükümlülüğü var. Özgür basın katledildi, bombalamalarla yüz yüze bırakıldı, tutuklandı ama hakikati topluma aktarmaktan vazgeçmedi.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP Kadın Meclisi, ‘Kadın Yoksulluğuna Hayır’ raporunu açıkladı -VİDEO

    HDP Kadın Meclisi, ‘Kadın Yoksulluğuna Hayır’ raporunu açıkladı -VİDEO

    PİRHA- HDP Kadın Meclisi, ‘Kadın Yoksulluğuna Hayır’ raporunu açıkladı. Meclis adına açıklama yapan HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, “Verilere göre 2021 yılının ilk 11 ayında 411 kadın erkek şiddeti sonucu katledildi. Derinleşmiş krizin en ağır bedelini kadınlar, işçiler, emekçiler ve gençler ödemeye devam ediyor. Kadınların haklarına ve kazanımlarına dönük saldırılar da hız kesmeden devam ediyor” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, ‘Kadın Yoksulluğuna Hayır’ kampanyasına dair hazırladıkları raporu açıkladı.

    HDP Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen açıklamayı meclis adına Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran yaptı.

    Başaran,  tüm siyasi partilerin tüzüklerine eşit temsiliyet ilkesini eklemesi gerektiğini vurgulayarak, kadınların kazanımlarına yönelik saldırıların her geçen gün artarak devam ettiğini belirtti. Yaşanılan ekonomik krizin kadınları olumsuz yönde etkilediğini de söyleyen Başaran, Meclis’te kabul edilen 2022 yılı bütçe planlamasında kadınlara pay ayrılmadığını ve kadınların yok sayıldığını ifade etti.

    “ÜLKE HER GEÇEN GÜN DAHA FAZLA YOKSULLAŞIYOR”

    Başaran, 5 Aralık’ın Türkiye’de kadınların ‘seçme ve seçilme hakkını’ kazandığı tarihin yıldönümü olduğunu hatırlatarak aradan geçen 87 yılda kadınların haklarının tanınmadığını dile getirdi. Başaran sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Biz HDP olarak eş başkanlık ve eşit temsiliyeti sözde savunan parti değiliz. Tüm partilere sesleniyorum; tüzüklerine eşit temsiliyeti eklesinler ve eşit temsiliyetin var olması ve resmiyette olduğu gibi fiiliyatta da olması için çağrıda bulunuyoruz. Artan döviz kuru nedeniyle dolar 13,70 TL’yi buldu. Ülke her geçen gün daha fazla yoksullaşıyor. İktidarın kriz çözme yöntemleri krizi derinleştirmekten ve yandaşlarının dolar yatırımlarını arşa çıkarmaktan başka bir işe yaramıyor. Derinleşmiş krizin en ağır bedelini kadınlar, işçiler, emekçiler ve gençler ödemeye devam ediyor. Kadınların haklarına ve kazanımlarına dönük saldırılar da hız kesmeden devam ediyor. Kadına yönelik şiddet ve katliamlara devam ediliyor.”

     “2021 YILININ İLK 11 AYINDA 411 KADIN ERKEK ŞİDDETİ SONUCU KATLEDİLDİ”

    Resmi rakamlara göre, 2021 yılının 23 Kasım’ına kadar 251 kadının katledildiği bilgisini veren Başaran, verilerde intihara sürüklenen, kaybedilen, kaybettirilen kadınların olmadığını belirterek; “Resmi rakamlarda Gülistan Doku ve İpek Er yok. Kübra Ekin de hala kayıp ve yine Gülistan’da olduğu gibi kolluğun yığıldığı bir şehirde ondan da henüz haber yok. Kadın kurumlarının verilerine göre 2021 yılının ilk 11 ayında 411 kadın erkek şiddeti sonucu katledildi. Kadına yönelik şiddet uygulayanlara ‘iyi hal’, ‘kravat’ indirimleri devam ederken, kadınlar koruyucu ve kollayıcı yasalar uygulanmadığı için savunmasız bırakılmak isteniyor. İpek Er’e tecavüz ederek ölüme sürükleyen Musa Orhan’a iyi hal indirimi uygulanarak cezası 10 yıla düşürüldü. İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilerek kadına yönelik şiddet ve katliamlar meşrulaştırılıyor. Getirilen yargı paketlerinin içerisinde kadını koruyan kollayan yasalar değil, kadını yok sayan yasalar mevcut.”

    “AKP-MHP İKTİDARI KADIN DÜŞMANI POLİTİKALAR UYGULUYOR”

    Başaran, AKP-MHP iktidarının kadın düşmanı politikalar uyguladığını vurgulayarak; “Bu iktidarın kadın katillerini, kadına yönelik şiddet uygulayan erkekleri çıkardıkları infaz yasaları ile nasıl serbest bıraktıklarını, nasıl koruyup kolladıklarını çok iyi biliyoruz. AKP-MHP iktidarı ise bir şeyi çok iyi biliyor ki kadınlar tüm bu saldırılar karşısında hiçbir dönem diz çökmedi ve çökmeyecek. Kadınların boyun eğmediğini, itaat etmediğini 25 Kasım’da da sokaklarda, alanlarda, meydanlarda isyanımızı haykırarak gösterdik. Bizler mücadele ve örgütlülüğümüzü büyüterek teklik rejimine karşı kadın dayanışmasını güçlendirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “BU BÜTÇE KADINLARIN, GENÇLERİN, ÇOCUKLARIN DEĞİL; İKTİDARIN VE YANDAŞLARININ BÜTÇESİDİR”

    İktidarın kadınları ekonominin dışına itebilmek için elinden geleni yaptığını kaydeden Başaran şu cümleleri kurdu:

    “Kalkınma planlarından ‘toplumsal cinsiyet’ ibaresi çıkarıldı. Hepinizin bildiği gibi uzunca bir süredir komisyonda görüşülen bütçe süreci tamamlandı ve 6 Aralık’ta TBMM Genel Kurulu’na getirilecek. Getirilen bu erkek bütçenin içerisinde de her yıl olduğu gibi bu yılda kadının adı yok. Hazırlanan bütçe savaşa, ranta, sermayedara hizmet ediyor. Bu bütçe halkın değil, kadınların, gençlerin, çocukların değil; iktidarın ve yandaşlarının bütçesidir. Bu bütçeye biz kadınların oluru yoktur. Kadın yoksulluğu derinleşirken bu yoksulluğun önüne geçmek için tek bir girişimde dahi bulunmayan bu iktidarın hazırladığı bütçeyi kabul etmeyeceğiz.”

    KADINLARIN TALEPLERİ DİLE GETİRİLDİ

    Başaran, son olarak gerçekleştirdikleri buluşmaların sonucunda açığa çıkan talepleri sıraladı:

    “*Kadınların güvenceli iş ve istihdam erişebilmesi, eşit işe eşdeğer ücret alması, çalıştıkları yerler mobbing, taciz, şiddet son bulmalıdır.

    *Kadınların yaşam ve çalışma koşulları iyileştirilmelidir.

    *Mevsimlik tarım işçisi kadınların konteynır talebi karşılanmalıdır.

    *Ev eksenli çalışan kadınların işçi statüsüne alınmalıdır. Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından 177 sayılı Uluslararası Çalışma Sözleşmesi Türkiye tarafından imzalanmalıdır.

    *Kadın müzisyenlerin çalıştıkları yerlerde emek sömürüsüne maruz kalmaması için belirli bir taban fiyatın belirlenmeli ve güvence altına alınmalıdır.

    *Süryani kadınların ürettiklerinin satabilecekleri pazar alanları oluşturulmalıdır.

    *Koçer kadınlar verimli arazilerde rahatlıkla yerleşerek üretim yapabilmeleri için yayla yasakları kaldırılmalıdır.

    *Roman kadınlara yönelik sosyal dışlanma ve ötekileştirme politikalarına son verilmelidir. Aroman Kadınları şahsında Kürt, Ermeni ve ezilen tüm kadınların sorunlarına da çözüm politikaları üretilmesini bir kez daha belirtiyoruz.

    *Engelli Bireylerin ve Ailelerinin Sorunlarının Çözümü İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu aktifleştirilmelidir.”

    PİRHA/ANKARA