Etiket: aysun gezen
-

Kadıköy’de 96 1 Mayıs’ında katledilen 3 emekçi anıldı
DİSK, KESK, TTB, TMMOB, 1996 1 Mayıs’ında hayatını kaybedenleri vuruldukları yerde anarken, sağlık emekçileri ise hastane önlerinde yaptıkları açıklamalar ile 1 Mayıs’ı kutladı.Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Tabipler Birliği (TTB) ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Kadıköy Belediyesi otoparkında bir araya gelerek 1996 1 Mayıs’ında hayatını kaybeden Hasan Albayrak, Dursun Odabaş ve Yalçın Levent’i andı.Anmaya çok sayıda siyasi parti temsilci ve yöneticisi, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Musa Piroğlu, Züleyha Gülüm, Oya Ersoy, Serpil Kemalbay, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Kadıköy belediye başkanı Şardil Dara Odabaşı’nın yanı sıra onlarca işçi katıldı.“Bijî yek Gulan”, “Yaşasın 1 Mayıs”, “1 Mayıs alanı Taksim Meydanı”, “Gün gelecek devran dönecek katiller halka hesap verecek” sloganları atılan anma saygı duruşu ile başladı.“MİLYONLARCA İŞÇİ ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEK”Ortak açıklamayı KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen okudu.1 Mayıs yaklaştıkça İstanbul’da sıkıyönetim uygulamalarının arttığını söyleyen Gezen, “İşçiler her türlü haksızlığa karşı, var olan haklarını korumak için en temel haklarını kullanmak isterken polisin ölçüsüz saldırıları ile karşı karşıya kalındı” dedi.İşten atmalara Kod-29 ile devam edildiğini söyleyen Gezen, “ İşçiler açlık ile boğuşuyor. Bu koşullarda iktidar pandemi ile mücadeleyi değil sayıları azaltmanın derdine düştü. Bütün paketlerden sermayenin yüzünü güldürecek, işçileri ölüme teslim eden politikalar sürdürüldü. Tam kapanma dediler. Ama işçiler açısından bir önlem yok. Milyonlarca işçi çalışmaya devam edecek” diye belirtti.HERKESE AŞIGezen, talepleri ise şu şekilde sıraladı:“* Herkese aşı, herkese gelir desteği sağlanmalı, acil ve zorunlu işler dışında 4 hafta çarklar durdurulmalıdır!* Çalışırken hastalanan emekçiler için COVID-19 iş kazası ve meslek hastalığı olarak kabul edilsin!* Kod 29 ve ücretsiz izin zulmüne son!* İşsizlik Sigortası Fonu kaynakları patronlara değil işçilere ve işsizlere!*Asgari ücret üzerindeki tüm vergi ve kesintiler sıfırlansın!* İşsizliğe karşı kamu istihdamı artırılsın, hukuksuz biçimde işten çıkarılan kamu emekçileri işlerine iade edilsin, çalışma süreleri azaltılsın.* Doğa katili projelere, Kanal İstanbul’a, betona, savaşa, silahlanmaya, sermayeye değil aşıya ve sosyal desteklere kaynak!* Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınsın! Zorunlu mallarda ve elektrik, su, doğalgaz, iletişim faturalarında dolaylı vergiler sıfırlansın.* Örgütlenme, özgür toplu sözleşme ve grev hakkı önündeki tüm engeller kaldırılsın!* İstanbul Sözleşmesi Yaşatır. 6284 sayılı yasa etkin şekilde uygulansın, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün İşyerinde Şiddete Karşı 190 sayılı sözleşmesi onaylansın!”SAĞLIKÇILAR 1 MAYIS’I KUTLADISağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Aksaray Şubesi ise Eyüpsultan Devlet Hastanesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ve İstanbul Eğitim Araştırma Hastanesi’nde yaptıkları açıklama ile 1 Mayıs’ı kutladı.1 Mayısın sadece hesaplaşma günü olmadığı, emekçilerin sorunlarının gündeme taşındığı ve çözüldüğü gün olduğu belirtilen açıklamalarda, 1 Mayıs’ta tüm kesimleri örgütlenmeye ve mücadeleye çağırarak emekçilerin taleplerinin derhal kabul edilmesi istendi.(HABER MERKEZİ) -

KESK’lilerin Bakanlık önünde yapacakları eyleme polis engeli-VİDEO
PİRHA-KESK’in 24 Mart’ta İstanbul’da başlattığı yürüyüş eylemi 26 Mart’ta Çalışma Bakanlığı önünde yapılacak basın açıklaması ile son bulacaktı ancak polis, sendikanın talebine yasak koydu. KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, “OHAL fırsatçılığı yapanlar şimdi pandemi fırsatçılığı yapıyor” diyerek iktidarı eleştirdi.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) 24 Mart’ta İstanbul’dan Ankara’ya başlattığı yürüyüş son buldu.
26 Mart sabahı Eskişehir’den Ankara’ya gelen KESK’liler, kolluk güçleri tarafından birçok kez durduruldu. İstanbul’da başlatılan yürüyüş Ankara’da, Çalışma Bakanlığı önünde yapılacak basın açıklaması ile son bulacaktı fakat polis, sendikalıları bakanlık binasına yaklaştırmadı.
Emniyet güçleri, basın mensuplarının da bakanlık çevresinde beklemelerine izin vermedi.
KHK’LARIN İPTALİ İÇİN 1 KM ÖTEDEN SESLENDİLER
Çalışma Bakanlığı binasına 1 km uzaklıkta durdurulan KESK’liler, basın açıklamasını yaya kaldırımı üzerinde gerçekleştirdi. KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, yaptıkları yürüyüşün binlerce çalışanın ihracına sebep olan Kanun Hükmünde Kararnamelere (KHK) karşı bir tepki olduğunu dile getirdi. Gezen, “KHK zorbalığına karşı üç gündür yoldayız” diyerek şu açıklamayı yaptı:
“Üç gündür geçtiğiniz tüm illerde bu kanunsuzluğu dile getirip taleplerimizi haykırıyoruz. Muhatabımız olan Çalışma Bakanlığı önüne gitmemiz bir kere daha engellendi. Bu ülkede bir çocuk, hayali olarak ‘borçlarımızı kapatalım, babam iş bulsun’ diyor ise işçiler, emekçiler tıklım tıklım çalıştırılırken, pandemi koşullarında önlem alınmadığı için ölüyor ise ahlaksızlığa dönüşmüş Kod-29 bu ülkede işverenler tarafından yaygın bir şekilde kullanılıyor ise emekçiler güvencesiz çalışmaya, sefalete mecbur bırakılıyor ise işte sizin itibarınızı asıl bunlar sarsar. Eğer itibar kazanmak istiyorsanız emekçilerin hakkını verin.
Söyleyelim; hukuk normları içerisinde bu iş çözülebilecekken, ilgili önlemler alınabilecekken iktidar, bile isteye OHAL’i ilan etti. Çünkü grev olan yerlere anında müdahale etmek istedi.
Sadece iftiralarla, hiçbir somut delil olmaksızın, masumiyet karinesi çiğnenerek birçok insan işinden edildi. Yetmedi insanların seyahat özgürlükleri de ellerinden alındı. Pasaportuna el konulduğu için başka bir ülkede yaşam arayışına giden insanlar sınırı geçerken bu ülkede öldü.”
“İADE KARARLARI ÖLÜMLERDEN SONRA EVLERİNE ULAŞTI”
KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, KHK ile ihraç edilmeleri sebebiyle en az 80 kişinin intihar ettiği bilgisini paylaşarak sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:
“İnsanlar, işlerinden edildikleri, sivil ölüme terk edildikleri için, eğitim-sağlık hakları ellerinden alındığı, vatandaşlıktan fiilen çıkarıldıkları için ölüme sürüklendiler bu ülkede. Üyelerimiz iade kararları aldılar ama ne zaman? Ölümleri yaşadıktan sonra en az 5 üyemiz bu haksızlığa dayanamadığı için hastalıkları tedavi olmadığı için hayatını kaybetti. İade kararları ise evlerine sonradan ulaştı.
Bir arkadaşımızın dosyası başlı başına ibretlik. Önce dediler ki ‘terör örgütü iltisaklısın’. Sonra dosyası komisyona gitti. Dediler ki ‘reddediyoruz, çünkü sen çocuğunu fetö okuluna göndermişsin.’ Arkadaşımızın çocuğu yok. İşte bu kadar adaletsiz bir komisyondan bahsediyoruz. Hukuki başvuru haklarımız bile bu ülkede engellendi. Ölüme varan bir adaletsizliği halen devam ettiriyorlar.
Kanunda Suç olmayan gerekçelerle, kanaate dayanarak, iftira ile atılan bütün kamu emekçileri derhal işlerine iade edilmeli. İşte bakanlığa gidebilseydik bunları söyleyecektik.”
“OHAL FIRSATÇILIĞI YAPANLAR ŞİMDİ PANDEMİ FIRSATÇILIĞI YAPIYOR”
Aysun Gezen, eylemlerinin sadece Kanun Hükmünde Kararnamelere ilişkin olmadığını da belirtti. İktidarın pandemi politikalarını eleştiren Gezen, Kod-29 ve ücretsiz izin kararlarını da şu sözlerle eleştirdi:
“Bugün verdiğimiz bu mücadele aynı zamanda emeği ile geçinenlerin mücadelesidir. zamanda. OHAL fırsatçılığı yapanlar şimdi pandemi fırsatçılığı yapıyor. Ücretsiz izin yasaya girdi. İşçiler günde 47 liraya yaşamaya mahkum ediliyor. Kod-29 ahlaksızlığı patronların yöntemi haline geldi. Biz bunlara karşı da yürüyoruz. Çünkü diyoruz ki; bu ülkenin her bir ferdi iş güvencesi hakkına sahiptir. İnsanca yaşayacak bir ücrete sahiptir.
Bu ülkede ‘İnsan hakları eylem planı’ denildiğinde altından daha büyük hak gaspları çıkacağını bilecek kadar biz bu ülkeyi tecrübe ettik. Bugün yürüyüşümüz aynı zamanda temel hak ve özgürlükler içindir. Milletvekilliklerinin keyfi, hukuksuz düşürülmesine karşıdır. Parti kapatmalarına karşıdır. Yürüyüşümüz, gerici tarikat yapılanmalarına, bu ülkenin kamu kurum ve kuruluşlarının peşkeş çekilmesine karşıdır. Aynı zamanda yürüyüşümüzün amacı emekten yana, laik, demokratik, barış içerisinde bir arada yaşayabileceğimiz bir Cumhuriyettir. Çünkü artık bizler, bu ülkede kaynaklarımızın ‘güvenlik’ diye savaş politikalarına akmasından bıktık. Bizi yoksunlaştırmalarından bıktık. Vergilerimizin bir AKP vekilinin özel kalemi, özel aracında kokain çeksin diye harcamasından bıktık.
Artık bu adaletsizlik son bulsun. Hiç kimsenin, insanların hayatlarıyla oynamaya hakkı yok. Bu adaletsizlik son bulana kadar mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.”
(HABER MERKEZİ)
-

KESK’liler Bursa’ya ulaştı-VİDEO
PİRHA-KESK’in 24 Mart’ta İstanbul’da başlattığı yürüyüş Bursa’ya ulaştı. Eş Genel Başkan Aysun Gezen, kamu emekçilerinin taleplerini dile getirerek “Yaptığımız bu yürüyüş KHK zulmüne karşı bir yürüyüştür. Ama aynı zamanda barış içerisinde bir yaşamın tesis edildiği, demokratik bir Cumhuriyet için de yürüyüştür. O nedenle bu yürüyüşte herkesi yanımızda görmek istiyoruz” dedi.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) 24 Mart’ta İstanbul’dan Ankara’ya başlattığı yürüyüş Bursa’ya ulaştı.
“SERMAYE İÇİN DİKENSİZ GÜL BAHÇESİ YARATMAK İSTİYOR”
KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, yaptığı basın açıklamasında KESK’in iktidar tarafınca hedef alındığını belirterek şunları söyledi:
“KESK’i neden hedef aldılar bir kere daha paylaşalım. Özelleştirme politikalarına karşı çıktığımız, kamusal hizmetler; özellikle eğitim, sağlık ve ulaşımın piyasanın insafına terk edilmesine karşı çıktığımız için bugün hedef alınıyoruz. Sefalet içinde yaşamaya itilen, her türlü sosyal hizmete ulaşamayanlar için karşı çıktığımızdan dolayı hedefe alınıyoruz. Güvenceli çalışma hakkımızı istediğimiz için, ‘insanca yaşama koşulları’ dediğimiz için bugün hedef alınıyoruz. Çünkü bu iktidar, sermaye için dikensiz bir gül bahçesi yaratmak istiyor. Sermaye kazansın, 5 tane şirketi cebini doldursun diye OHAL ve pandemiden istifade haklarımıza saldırmaya devam ediyorlar.”
“HERKESİ YANIMIZDA GÖRMEK İSTİYORUZ”
Aysun Gezen, yaptıkları yürüyüşü ‘Demokratik Cumhuriyet’ talebi ile yürüttüklerini de dile getirerek şunları söyledi:
“Bu yürüyüş Kanun Hükmünde Kararname zulmüne karşı bir yürüyüştür. Ama aynı zamandan barış içerisinde bir arada yaşamın tesis edildiği demokratik bir Cumhuriyetin de yürüyüşüdür. Kadınlar için eşit bir yaşamın yürüyüşüdür. O nedenle bu yürüyüşte herkesi yanımızda görmek istiyoruz. Çünkü biz KESK olarak tarihimizden aldığımız güç ile kendimizi sokaklarda var ettik. Sokakta varolma mücadelesinden çekilmeden bu ülke eşit ve özgür bir yaşama kavuşsun diye mücadelemizi sürdüreceğiz.”
(HABER MERKEZİ)

-

‘Pandemi tedbirleri arttırılsın’ dedi Urfa’ya sürgün edildi!-VİDEO
PİRHA- Haber-Sen genel Sekreteri İbrahim Damatoğlu’nun Zonguldak’tan Urfa’ya sürgün edilmesini protesto etmek isteyen sendika üyelerine polis izin vermedi. Haber-Sen üyeleri yaptığı açıklamada, “PTT’deki çalışma koşullarının iyileştirilmesini ve pandemiye karşı tedbirlerin hayata geçirilmesini talep eden emekçilerin sürgünü insanlık suçudur” dedi.
Pandemi nedeniyle iş yerlerinde önlem alınmadığını ifade eden PTT emekçileri hakkında soruşturma açılırken Haber-Sen Genel Sekreteri İbrahim Damatoğlu ise Zonguldak’tan Urfa’ya sürgün edildi.
Durumu protesto etmek isteyen sendika yöneticileri ile üyelerin, Ankara’da PTT Genel Merkezi önünde yapmak istediği basın açıklamasına da izin verilmedi. Emniyet güçleri, zor kullanarak, aralarında KESK Eş Genel Başkanlarının da olduğu grubu bölgeden uzaklaştırdı.
Haber-Sen üyeleri, basın açıklamasını okumak için Genel Merkez önünde bir araya geldi. Haber-Sen Genel Başkanı Mesut Balcan, korona sebebiyle 6 PTT çalışanının yaşamını yitirdiğini hatırlatarak şu açıklamayı yaptı:
“PTT, SENDİKAMIZI SUSTURMA ÇABASI İÇİNE GİRMİŞTİR”
“PTT Emekçileri, sağlık emekçilerinden sonra sahada en aktif çalışan ve bu süreçten etkilenen emekçilerdir.
Posta Emekçilerine enfeksiyon riskiyle ilgili bilgilendirmenin yapılması, gerekli ve yeterli ekipmanın sağlanması, tüm işyerlerinin ve araçların düzenli aralıklarla dezenfekte edilmesi, tüm çalışma alanlarının sosyal mesafe kurallarına göre yeniden düzenlenmesi ve tüm dağıtım süreçlerinin riski en aza indirecek biçimde yeniden tasarlanması zorunluluk iken yetersiz tedbirlerle gerek PTT çalışanlarının ve gerekse de yurttaşların sağlığı tehlikeye atılmaktadır.
Sendikamızın gerçekleri dile getirmesinden rahatsız olan PTT yönetimi şimdi de Haber-Sen Genel Sekreteri İbrahim Damatoğlu’nu Zonguldak’tan Şanlıurfa Akçakale’ye sürgün ederek yasalara aykırı, hukuksuz işlem yapmıştır.
Sendikal hakların, sendika üye ve yöneticilerinin Anayasa, yasa ve uluslararası sözleşmelerle korunduğunu, sendika yöneticisinin görev yerinin değiştirilmesinin yasalara aykırı olduğunu çok iyi bilen PTT yönetimi Genel Sekreterimizi sürgün ederek sendikamızı susturma çabası içine girmiştir.
Çalışma koşullarının iyileştirilmesini ve pandemiye karşı tedbirlerin hayata geçirilmesini talep eden emekçilerin sürgünü insanlık suçudur. Sendikal örgütlenmeye ve demokratik hak mücadelesine vurulmak istenen bir darbedir, bu asla kabul edilemez!
Sendikamız Merkez Yönetim Kurulunun aldığı karar gereği, Genel Sekreterimiz İbrahim Damatoğlu nun sürgünü geri alınana kadar eylem ve etkinliklerimiz devam edecektir.”
“YAPILAN BÜYÜK VEFASIZLIKTIR”
KESK Eş Başkanı Aysun Gezen de polis müdahalesini eleştirerek, “PTT yönetimi ‘önlem alın’ taleplerinden neden rahatsız oluyor?” diye sordu. Gezen, emekçilerin güvencesiz çalıştırılma koşullarına karşı çıkacaklarını söyleyerek “Tüm emekçilerin sağlığı için kapanma istemeye ve bu kapanmanın da sosyal koruma ile birlikte, herkese gelir güvencesi sağlanmasıyla birlikte yapılmasını, işten atmaların yasaklanmasını savunmaya devam edeceğiz” dedi.
Eyleme destek veren CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuz Yılmaz ise “PTT bir yandan soyuluyor bir yandan da emekçileri sömürüyor” diyerek şunları söyledi:
“Şanlıurfa’da nasıl bir ihtiyaç var ki ve bu ihtiyacı sadece İbrahim Damatoğlu nasıl karşılayacak ki tüm Türkiye geçildi ve Zonguldak’tan Urfa’ya sürüldü. Bu büyük bir haksızlıktır. Bu pandemi koşullarında sağlık emekçilerinden sonra en fazla emek harcayanların başında, kapı kapı dolaşan PTT emekçileri vardır. Yapılan büyük bir vefasızlıktır.”
PİRHA/ANKARA
-

KESK: OHAL Komisyonu derhal lağvedilmeli – VİDEO
PİRHA- KESK EŞ Genel Başkanı Aysun Gezen, Milkiyeliler Birliği’nde yaptığı açıklamada, OHAL İnceleme Komisyonu’nun iktidarın ve yargının aparatı olduğunu belirterek, “komisyon derhal lav edilmelidir” dedi. CHP Ankara milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya’da, 12 Eylül benzeri bir tabloyu aşan bir sürecin yaşandığına dikkat çekerken, HDP Kocaeli milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise, “Sadece KHK’liler, KESK’liler değil tüm kamuoyunun, anayasayı çiğneyen hukuksuz komisyona karşı çok yüksek sesle çok net bir tepki vermeli” dedi.
Haberin Videosu
Kamu Emekçileri Konfederasyonu (KESK), OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun lağvedilmesine ilişkin Mülkiyeliler Birliği’nde basın toplantısı gerçekleştirildi. Basın toplantısına HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, CHP Ankara Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ve KHK’li Barış Akademisyenlerinden Cenk Yiğiter’in yanı sıra çok sayıda KESK üyesi katılım gösterdi.
Basın açıklamasını, KESK Yürütme Kurulu adına Eş Başkan Aysun Gezen okudu.
“OHAL KOMİSYONU, OYALAMA KOMİSYONUNA DÖNÜŞMÜŞTÜR”
Aysun Gezen yaptığı açıklamada, darbe girişimi sonrası uygulanan politikaların adeta Nazi Almanya’sını aratmadığını belirterek şunları ifade etti;
“Bilindiği üzere; KHK’lar eliyle ve Resmi Gazete’de isimlerinin yayınlanmasıyla on binlerce kamu emekçisi ihraç edildi. İktidarın ihraçlara ilişkin tüm itiraz yollarını kapatması içeride ve dışarıda itirazların yükselmesine neden olunca ve AİHM’e on binlerce başvuru yapılınca hızla bir oyalama mekanizmasına ihtiyaç duyuldu. “3 ay sürmez” denilen OHAL 2 yıl sürmüş, “başvuruları 2 yılda sonuçlandıracaktır” denilen OHAL Komisyonu 4. Yıla taşmıştır. Dolaysıyla OHAL pratikte kalıcı hale getirilmiştir. Hukuki değil idari bir organ olarak kurulan hükümet güdümündeki komisyonun çalışma yöntemi, esası ve karar alma hızı telafisi mümkün olmayan dramların yaşanmasına neden olmuştur. İktidar ve onun atadığı komisyon tüm bu yaşananların hesabını hukuken ve vicdanen nasıl verecek onu da zamanla göreceğiz.”
“OHAL KOMİSYONU DERHAL LAĞVEDİLMELİDİR”
KESK’lilerin iade oranının %30’u geçtiğini söyleyen Aysun Gezen, yerel yönetimler hariç tutulduğunda ise her 100 KESK’li den 60’ı iade edildiğini, bunun da komisyonun, bir düşman hukuku olarak geliştirilen kayyum politikasının tamamlayıcı unsuruna dönüştüğünün göstergesi olduğunu belirterek, “Anlaşılan iktidar, ihraçlara ilişkin mücadelemize olan öfkesini komisyon üzerinden de bir hınç almaya dönüştürmektedir. KESK’lilerin dosyalarının özellikle sonlara bırakılmasının ve hala 2.744 dosyanın görüşülmemiş olmasının bir hükümet talimatı olduğunu düşünmekteyiz” dedi.
Son olarak, devletin her organın, her kurulunun, her yapısının kuruluşu usulüne göre imzalanmış uluslararası sözleşmelere, anayasaya ve yasalara uymak ve bu hükümler çerçevesinde görevlerini yürütmelidir diyen Aysun Gezen “OHAL Komisyonu derhal lağvedilmelidir. Mağdur olan ihraç kamu emekçilerinin mağduriyet giderilinceye ve hukuksuz ihraç edilen tüm kamu emekçileri görevlerine iade edilinceye kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
“12 EYLÜL’Ü AŞAN BİR TABLOYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”
CHP Ankara milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya’da, 12 Eylül benzeri bir tabloyu aşan bir sürecin yaşandığını söyleyerek şunları ifade etti;
“Ne yazık ki bugün de 20 Temmuz darbesinden sonra benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. Sormak istiyorum KESK ve KESK’e bağlı mücadele örgütleri ve bu örgütün üyeleri demokrasi özgürlük ve barıştan başka neyi savundular. Cemaatlerle, tarikatlarla hiçbir ilişkilerinin olmayacağını dünya alem biliyor ama bunların dertleri Fethullah Gülen örgütlenmesi ya da 15 Temmuz hain darbe girişimi yapanlarla hesaplaşmak değil, bunların dertleri bu ülkede demokrasi özgürlüğü barışı yok etmek.”
HDP Kocaeli milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise, “Sadece KHK’liler, KESK’liler değil tüm kamuoyunun, anayasayı çiğneyen hukuksuz komisyona karşı çok yüksek sesle çok net bir tepki vermeli” diyerek , “Çünkü yüzbinlerce insanın kaderini elinde bulunduran bu komisyon maalesef haksızlığa devam ediyor. İnsanların kaderiyle zalimce ve vicdansızca oynuyor” dedi.
İnsan Hakları Derneği Genel Eş başkanı Öztürk Türkdoğan ise, ”Biz her zaman söylüyoruz bu bir sosyal aynı zamanda siyasal bir mücadele. Evet bir yanıyla hukuksal mücadele, bir yanıyla da halk mücadelesi. Dolayısıyla bu mücadeleyi hep birlikte sürdürmeye kararlıyız ve sürdürüyoruz. Bizim dernek bünyesinde oluşturduğumuz Komisyonlar vasıtasıyla bu çalışmaları sürdürüyoruz. Avrupa konseyi nezdinde de bu çalışmaları yürütüyoruz. Özellikle sahada KESK ve KESK’e bağlı sendikaların mücadelesinin çok önemli olduğunu, dayanışmasının çok önemli olduğunu bir kez daha vurgulamak gerekiyor dedi
KHK’li Akademisyen Cenk Yiğiter’ de, Almanya’da yaşanan sürecin bir benzerinin Türkiye’de yaşandığına dikkat çekerek “ mantık ve pratik aynı. Başka insanı başka yurttaşlık statüsünde yurttaşlık olmayan bir statüye itekleme pratiği” dedi.
PİRHA/ANKARA
-

Emekçiler İstanbul’da 1 Mayıs’ı kutladı: Birlikte kazanacağız-VİDEO
PİRHA-1 Mayıs kutlamaları için İstanbul Bakırköy Halk Pazarı’nda bir araya gelen emekçiler “Birlikte kazanacağız” dediler.
1 Mayıs Uluslararası Emek Dayanışma ve Mücadele Günü’nde emekçiler meydanları doldurdu. İstanbul 1 Mayıs’ı bu yıl da Bakırköy’de bulunan Halk Pazarı’nda kutlandı. Emekçiler, eşitsizliğe, emek sömürüsüne, adaletsizliğe karşı taleplerini alanlardan haykırdı. Bu yılki katılım oranı diğer yıllara oranla daha fazla olduğu için alan emekçilere dar geldi. Sık sık bu alanın 1 Mayıs kutlamaları için dar olduğu ve Taksim’in 1 Mayıs kutlamalarına açılması gerektiği vurgulandı.
“Gazze’den değil Gebze’den geliyoruz anneler direnişte”, “Tecrit son bulsun ölümler olmasın” pankartları açılarak açlık grevlerine dikkat çekildi. “Leyla Güven onurumuzdur”, “Yaşasın halkların kardeşliği”, “Jin jiyan azadi”, “Her yer Taksim her yer direniş” sloganları atıldı.
İlk olarak grup Vardiya sahneye çıkarak marşlar seslendirdi.
“ŞEHRİMİZDE 1 MAYIS’I HEP BİRLİKTE KUTLAYACAĞIZ”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu katıldı. Eşiyle birlikte sahneye çıkan İmamoğlu, “Alın terinizin, emeğinizin bayramı kutlu olsun. 1 Mayıs’ın tadını almış bir kardeşinizim. İnşallah şehrimizde 1 Mayıs’ı mutlu bir şekilde hep birlikte bir arada olduğumuz günlerde kutlamak üzere. Emeğinizin karşılığını aldığınız günlerde birlikte olmak üzere. 1 Mayıs kutlamalarına giderken hayatın kaybeden işçi kardeşlerimize de Allahtan rahmet diliyorum. Bayramınız kutlu olsun” diye konuştu.
HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli de 1 Mayıs kutlamalarına katıldı.
Emek ve demokrasi mücadelesinde hayatını kaybedenler için 1 dakikalık saygı duruşunda duruldu.
DİSK korosu sahneye çıkarak marşlar seslendirdi.
İstanbul 1 Mayıs Tertip Komitesi’nde yer alan kurum temsilcileri hep bir ağızdan Enternasyonal marşını seslendirdi.
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu konuşma yaptı.
“1 MAYIS RUHUYLA SÖZ VERELİM”
Konuşmasına Nazım Hikmet’in ‘Memleket isterim’ şiiriyle başlayan Çerkezoğlu, şunları kaydetti:
Taksim Meydanı’nı işçilere kaptanın saltanatı elbet yıkılacak. İşçilerin iradesini yok sayanlar kağıt gibi kül olup gidecek. Demokrasi mücadelesini büyüterek Taksim Meydanı’nı yeniden kazanıp işçilere açacağız. Bizler bu meydanda ve bütün 1 Mayıs meydanlarında birbirimize 1 Mayıs ruhuyla söz verelim. Bir kişinin ağzından çıkanlara karşı demokrasiyi kazanacak mıyız?
Bir avuç patronun bekasını savunan bu düzene son verecek miyiz?
Herkesin düzenli bir işi olsun. Kriz bahanesiyle işten çıkarmalar yasaklanmalı, KHK’larla işlerinden edilenler işlerine iade edilmeli. Çalışma hakkımız için güvenceli bir iş için ayağa kalkacak mıyız?
Kıdem tazminatımıza birikmiş emeğimize, çocuklarımızın geleceğine uzanan elleri kıracak mıyız?
1 Mayıs sözleşmesi budur. Ücretler enflasyona karşı korunmalı, taşeron işçiler kadroya alınmalı, ayrımcılık bitmelidir. EYT’lilerin mağduriyeti ortadan kaldırılmalı, emeklilik temel bir yurttaşlık hakkı olmalıdır vergi adaletsizliğine son verilmeli, asgari ücretliden vergi alınmamalıdır.
“MEMLEKETİN İHTİYAÇ DUYDUĞU BİRLİK BU MEYDANDAKİ BİRLİKTİR”
Memleket isteriz demokrasi olsun, seçme seçilme ve örgütlenme hakkımız tam olsun. Hiç kimse kimliğinden dolayı ikinci sınıf yurttaş sayılmasın barış ve kardeşlik eşitlik ülkenin her yerinde var olsun. Bu baskıcı ve akıl dışı rejimin harap ettiği memleketi ve demokrasiyi omuz omuza yeniden kuracak mıyız? Memleketin ihtiyaç duyduğu birlik işte bu meydanlardaki birliktir.
Birliğin sonucu 31 Mart’ta gördük. Bütün baskılara rağmen halkın iradesi rantçı tek adam politikalarına hayır dedi. Bu iradeyi halkın iradesini yok saymaya yönelik girişimlere sessiz kalmayacağız boyun eğmeyeceğiz. Halkı bölmeye kutuplaştıramaya çalışanlara inat bu ülkenin güvencesi biziz. Bütün ezilenlerin ve emekçilerin birliği bu ülkenin aydınlık geleceğinin teminatıdır. Aydınlık geleceğimizin teminatı 1 Mayıs meydanlarıdır.
“BU MEMLEKET BİZİM”
Bu memleket emeğiyle her gün hayatı yeniden yaratan işçi ve emekçilerindir. Bu memleket emperyalizme karşı Amerikan 6. Filosunu denize döken devrimci gençlerin yolundan yürüyenlerindir. Bu memleket beton lobisinin değil doğasına deresine ağacına sahip çıkmak için dağ başında nöbet tutan Havva analarındır. ‘Çocuklar ölmesin’ dediği için küçük çocuğuyla hapsi giden Ayşe öğretmenlerindir. Bu memleket ana muhalefet partisi liderine linç kuranların değildir. Bu memleket sandık başında gece gündüz bekleyerek halkın iradesine sahip çıkanlarındır. Faşizme karşı direnmeyi becerenlerindir. Eşitlik isteyen kadınların, gelecek isteyen gençlerindir. En çok da gelecek güzel günleri hak eden çocuklarımızındır.
EMEĞİN TÜRKİYE’Sİ
Bugün daha fazlasını yapma sorumluluğuyla karşı karşıyayız. Bu ülkede emeğimizi yok sayanlara, ülkeyi baskıcı otoriter bir rejimle yönetmeye çalışanlara karşı eşitlik adalet barış ve kardeşlik için mücadele etmeye ve hep birlikte emeğin Türkiye’sini kurmaya söz veriyor muyuz?
Bugün işçi sınıfının kitabın ortasından konuşacağı gün. Orada yazan sözün gerçekliğini hayatımızda her gün görüyoruz. O kitabın ortasında ‘Ya sosyalizm ya barbarlık’ yazıyor. Hasret duyduğumuz memleketin resmini çizmek için 1 Mayıs meydanlarına akanlara selam olsun.”
AYSUN GEZEN: İHRAÇLARA KARŞI MUTLAKA KAZANACAĞIZ, GERİ DÖNECEĞİZ
KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen : “Sömürüden, yoksulluktan başka bir şey getirmeyen bu düzene itirazı olan emekçiler merhaba. Ülkemiz adım adım içine itildiği ekonomik, siyasal, toplumsal bunalım gittikçe derinleşiyor. Hayatımızın her hücresine nüfus eden bir ekonomik kriz ile karşı karşıyayız. Ülkemizi her alanda dışa bağımlı hale getiren, emek sömürüsü nü derinleştiren, güvencesizleşmeyi, özelleştirmeleri dayatan neoliberal politikalarda ısrar kapitalizmin küresel krizini çok daha ağır hissetmeniz neden oluyor. İş yükümüzü artıran, iş barışını bozan performans sistemini kuralsız esnek çalışmayı tüm kamuya yaydılar. 130 binden fazla kamu Emekçisini sorgusuz, sualsiz, hiçbir hukuki delil olmaksızın işinden, ekmeğinden ettiler. Çalışma hakkını, seyahat özgürlüğünü, eğitim hakkını gasp ettiler. Seçme ve seçilme hakkına el uzattılar. 31 Mart seçimleri bizlere gösterdi ki birlikte olursak kutuplaştırmaya, bizi birbirimizi düşmanı yapmaya dayalı AKP-MHP ittifakını, siyaset tarzını yenebiliriz. Halkın iradesine saygı duymayanlara, seçimlere el koymaya çalışanlara halkı ilgilendiren her kararın öznesi olmak istiyoruz. Söz, yetki, karar iktidar halkın olsun. İş güvencemiz dokundurtmayacağız. Kıdem tazminatını fona devredilecek ortadan kaldırılmasına izin vermeyeceğiz. İhraçlara karşı mutlaka kazanacağız, geri döneceğiz.”
EMİN KORAMAZ: BUGÜN MİLYONLARINA MİLYONLAR KATANLARIN GÜNÜ DEĞİL
Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği Başkanı Emin Koramaz şunları belirtti:
“Bugün bizim günümüz. Emeğiyle geçinenlerin, üretenlerin, alın teriyle yaşayanların günü. Bugün kamu kaynaklarıyla beslenenlerin değil, milyonlarına milyonlar katanların günü değil. Bugün insanlık dışı koşullarda çalışmak zorunda kalan, evine bir kilo patates götürmek için tanzim satış kuyruklarında bekleyen milyonların günü. Çırağan saraylarında düğünler yapan medya patronlarının değil halka doğru haber yaptıkları için cezaevine gönderilen gazetecilerin günü. Bugün 1977 senesinde enperyalizm ve kontrgerilla tarafından katledilen 77 yoldaşımızın günü. Bugün insanın inşana kulluğunu yok edebilmek için canlarını işkence tezgahlarında veren devrimcilerin, yurtseverlerin sosyalistlerin günü. Bu ülkenin mühendisleri olarak bizler de sizinleyiz, yan yanayız.
Bir rant ekonomisi ürettiler ki o ekonominin yıkılmayacağını sanıyorlardı yanıldılar. Varlık fonu diye suyu hiç bitmeyecek bir değirmen icat ettiklerini sanıyorlardı, yanıldılar.
Savaş yanlışı yayılmacı politikayla Emevi camiinde namaz kılacaklarını sanıyorlardı yanıldılar. İlelebet sürecek bir saltanat kuracaklarını sanıyorlardı yanıldılar. Bütün bu yanılgıları toplumsal ekonomik ve siyasi alanda hiç karşılayamayacakları bir krizle karşılaştılar.”
SİNAN ADIYAMAN: SAĞLIKLI TOPLUM OLMANIN ÖN KOŞULU ÖRGÜTLÜ OLMAKTIR
TTB Genel Başkanı Sinan Adıyaman ise “Sağlıklı toplumun ön koşulu örgütlü toplum olmaktır. Örgütlenmeyen haklarını örgütlü ve kararlı biçimlerde savunamayan, emeğini bir güç haline getirmeyen toplumların sağlığından söz etmek mümkün değil. Her hakkımız da olduğu gibi sağlık hakkını talep ederken de müşteri olmadığımızı sağlık hakkına eşit, nitelikli ve ücretsiz olarak ulaşabilme hakkına sahip olduğumuzu bilmemiz gerekiyor. Sağlığın, reçete alabildiğimiz sağlık kurumlarına gitmek anlamına gelmediğini hastalanmamızı engelleyecek, bizleri bedenen ve ruhen koruyacak koşullara herkesin sahip olması gerektiğini söylemeye devam edeceğiz” diye konuştu.
Tüm kurumlar adına ortak metin hem Kürtçe hem Türkçe okundu. Okunan ortak metinde “Birlikte kazanacağız” vurgusu yapıldı. Türkçe metni işçi Hasan Oğuz okudu.
“KIDEM TAZMİNATI HAKKIMIZI GASP ETTİRMEYECEĞİZ”
İş cinayetlerini olağanlaştıran ve işçinin kıdem tazminatına göz dikenlere karşı omuz omuza yürüyen işçilerin kazanacağını belirten Oğuz, “Kriz bahanesiyle toplu işten çıkartmalara karşı güvenceli iş, sendikalılaşma önündeki engellerin kaldırılması, açlık sınırı altında çalışmak istemeyip enflasyon oranında zam yapılmasını talep eden işçiler olarak 1 Mayıs alanında haykırıyoruz… Kıdem tazminatı hakkımızı gasp ettirmeyeceğiz” dedi.
“OY KULLANDIK VE SİZ KAYBETTİNİZ”
Güvenceli iş istediklerini dile getiren Oğuz ekonomik krizin faturasını sermayenin ve sarayın ödemesi geretiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tüm hukuk tanımazlığıyla, bir gecede çıkarttıkları KHK’larla binlerce emekçiyi açlığa mahkum eden ve tüm arsızlığıyla ‘ağaç kökü yesinler’ diyen kumpasçılar, gasp ettikleri mazbatalarla halkın iradesini çalan hırsızlara karşı, ‘oy kullanamazlar’ dedikleri KHK’lılar, 1 Mayıs meydanlarında ‘oy kullandık ve siz kaybettiniz’ diye haykırıyor…
“TEKELCİ MEDYANIN SANSÜRÜNE RAĞMEN 1 MAYIS ALANINDAYIZ”
Muhalif gazetecileri, akademisyenleri, siyasetçileri hapishanelere doldurup, duyma görme bilme hakkımızı elimizden alanlara karşı, sokak afişlerimizle, bildirilerimizle buluştuk.. Tekelci medyanın sansürüne rağmen burada 1 Mayıs alanındayız.”
“TECRİTTE ISRAR EDEN AKP ÖLÜMLERİN SORUMLUSUDUR”
Tecrite karşı cezaevlerinde ve dışarıda devam eden açlık grevlerini ve açlık grevcilerinin seslerini duyurmak için alanlarda olduklarını kaydeden Oğuz, “Hapishanelerde tecrite karşı açlık grevleriyle seslerini duyurmaya çalışan binlerce tutsağı görünmez duyulmaz kılanlara karşı 1 Mayıs alanından sesleniyoruz. Tecritte ısrar eden AKP iktidarı açlık grevleri sonuçlarının ve ölümlerin sorumlusu olarak tarihe geçecektir.” dedi.
Kadınların mücadelesini ve taleplerini de haykıran Oğuz, “Siyasal İktidarın kollayarak büyüttüğü erkek şiddetine, cinsel tacize, tecavüze karşı, krizin bedelini evde ayrı işte ayrı ödetenlere, kadınların nasıl yaşamaları gerektiğini salık verenlere, Galatasaray Meydanı’nda çocuklarının akıbetini soran annelere, açlık grevindeki çocukları için kaygıyla bekleyen annelere saldıran erkek egemen iktidara karşı, itaat etmeyen, kadınlar, barış anneleri, Cumartesi Anneleri. 1 Mayıs alanında ‘bedenimiz kimliğimiz emeğimiz bizimdir’ diye haykırıyor” diye ifade etti.
Her geçen gün muhaliflere yönelik artan nefret söylemlerine değinen Oğuz, “CHP lideri Kılıçdaroğlu’na kadar uzanan bu ırkçı faşist zorbalığa, devlet şiddetine karşı, Türk, Kürt, Arap, Laz, Alevi, Sünni kadın erkek LGBTİ+ olarak tüm farklılıklarımızla yan yana 1 Mayıs alanlarındayız….. Eşit yurttaşlık onurlu barış ve özgürlük diye haykırıyoruz” diye belirtti.
“1 MAYIS ALANINDA UMUDU BÜYÜTÜYORUZ”
Savaşa karşı barışı savunduklarını söyleyen Oğuz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizler; savaşlara, sınır ötesi operasyonlara, hayatların yerinden edilmesine karşı barışta ısrar edenleriz. Biz işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler, yoksullar, ezilenlerin, “bir merminin fiyatından haberimiz yok ve öğrenmek de istemiyoruz”! Biz, savaş ve çatışma politikalarıyla, ülkenin bugünü ve geleceğine dair umutsuzluk, çaresizlik ve inançsızlığa sürükleyenlere karşı buradayız. 1 Mayıs alanında umudu büyütüyor ve haykırıyoruz.
Ortadoğu’da yaşanan emperyalist paylaşım savaşları sonrası ülkemizde yaşamak zorunda kalan mültecilerin ve bölgede yaşanan baskı ve zulüm politikalarından dolayı metropollere gelmek zorunda kalan yoksul Kürt emekçilerinin maruz kaldığı ırkçılık, yoğunlaşan emek sömürüsü, güvencesiz ve ucuz iş gücü olarak kullanılmalarına karşı, ‘Yaşasın işçilerin birliği halkların kardeşliği’ diyenler 1 Mayıs alanındayız.”
“BETONA KARŞI TOPRAĞI SAVUNUYORUZ”
Yaşam alanlarının her geçen gün talan edilmesine karşı yaşamı savunduklarını belirten Oğuz, “Toprağımızı ve sularımızı ranta heba edenlere, toprakla beraber yaşamı betona gömenlere karşı, Ayder yaylalarından, Amed surlarından, Munzur gözelerinden, kuzey ormanlarından esen rüzgarla buluştuk, 1 Mayıs alanına geldik! ‘Beton değil, toprak rezidans değil ağaç’ diye haykırıyoruz” dedi.
“AKP’NİN KARANLIĞINA KARŞI LAİK BİLİMSEL EĞİTİM”
AKP’nin kindar ve dindar nesil yetiştirmek adına eğitimin tüm alanlarını cemaatlere ve yandaş vakıflara açtığını ve her geçen yıl değiştirilen sınav sistemine, eğitimdeki özelleşmeye karşı çocukların geleceğini savunduklarını vurgulayan Oğuz, geleceği karanlığa atan AKP iktidarına karşı laik, bilimsel, demokratik, parasız ve anadilde eğitim diyen eğitimciler olarak 1 Mayıs alanlarında olduklarını haykırdı.
Sağlıktaki ranta karşı mücadele eden ve ‘Savaş bir halk sağlığı sorunudur’ diyen sağlık emekçileri oalrak da 1 Mayıs alanlarında olduklarını ifade eden Oğuz, sözlerini şöyle sonlandırdı:
“SİYASAL İKTİDAR İSTİSMARIN ORTAĞI”
“’1 kereden ne olmuş ki’ ,‘1 kere olmuş münferit’, ‘rızası var’, ‘çocuklarına sahip çıkamamışlar’ gibi, saldırganı değil çocukları ve ailelerini suçlayan ifadelerle istismarı meşrulaştırarak son yıllarda hızla artan, çocuklara yönelik şiddet taciz ve istismarın ortağı olan siyasal iktidara karşı ‘güzel günler göreceğiz çocuklar’ diyebilmek için 1 Mayıs meydanlarındayız.
Hukuk tanımayan gerekçelerle 1 Mayıs Meydanı olan taksim meydanını halka kapatanlara hep beraber sesleniyoruz; ‘Her yer Taksim her yer direniş’”
Sanatçı Sadık Gürbüz, Bulutsuzluk Özlemi ve Nurcan Değirmenci sahneye çıkarak ezgilerini paylaştı.
PİRHA/İSTANBUL


-

Emekçiler Gündoğdu Meydanı’ndan seslendi: Krizin faturasını ödemeyeceğiz
PİRHA- Kamu Emekçileri Sendikası KESK’in çağrısıyla ‘Yoksullaşmaya, işsizliğe ve güvencesizliğe karşı birlikte mücadele’ şiarıyla Gündoğdu Meydanı’nda düzenlenen Ege bölge mitinginde emek örgütleri ve işçiler “Krizin faturasını ödemeyeceğiz” dedi.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu, ‘Yoksullaşmaya, işsizliğe ve güvencesizliğe karşı birlikte mücadele’ sloganıyla Gündoğdu Meydanı’nda miting düzenledi.
Cumhuriyet meydanından Gündoğdu Meydanı’na yapılan yürüyüşün ardından gerçekleştirilen mitinge KESK, DİSK, EMEP, Haziran, Halkevleri başta olmak üzere Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekilleri Kani Beko ve Selim Sayek Böke ve sivil toplum örgütü temsilcileri destek verdi.
“DAYANIŞMA VE MÜCADELEYİ BÜYÜTELİM”
KESK İzmir Şubeler Platformu adına açılış konuşmasını yapan Dönem Sözcüsü Çağdaş Yazıcı, Türkiye’nin artık katlanılamaz hale geldiğini belirterek, mücadeleyi büyütme çağrısında bulundu. Yazıcı, “Türkiye’deki her ücretli çalışanın, her işçinin iliklerine kadar hissettiği yoksullaşma hissi, işini kaybetme korkusu, geleceksizlik ve güvencesizlik duygusu yerini yükselen bir itiraza, karşı koyuşa bırakmalı. İşçi – kamu emekçisi ayırt etmeksizin işyerlerimizde, bürolarımızda, fabrikalarda, atölyelerde, sanayi havzalarında, emekçi semtlerinde bir arada duralım, dayanışmamızı da mücadelemizi de birlikte büyütelim. AKP iktidarının sermaye politikalarını ve gerici reformlarını birlikte püskürtelim” dedi.
“FATURA YÜZDE 99’A KESİLMEK İSTENİYOR”
Sözlerine direnişteki işçi ve emekçileri selamlayarak başlayan KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, hayatın her hücresine nüfuz eden bir ekonomik krizle karşı karşıya olunduğunu dile getirdi. “Siyasi iktidar ‘kriz mıriz yok hepsi manipülasyon’ dese de resmi veriler bile ülkede yaşanan krizi teyit ediyor”diye belirten Gezen, “Ülkede yaşanan krizin faturası bu düzenin mağduru olan yüzde 99’a kesilmek isteniyor. Açıklanan her paketten, mecliste görüşülmeye devam edilen bütçe yasa tasarısından yabancı tekeller başta olmak üzere büyük sermayeye yeni vergi indirimleri ve teşvikler çıktı. İşçilerin kıdem tazminatının fonla, kamu emekçilerinin iş güvencesinin son kırıntılarının esnek, performansa dayalı çalışmayla, kamusal emeklilik ve sosyal güvenlik hakkımızın ise üç yıl süreli zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi ile yok edilmesi hedefleniyor” diye konuştu.
“OHAL VE KHK’LERİN TÜM FATURASI EMEKÇİLER ÖDEDİ”
Ülkenin emekçileri ve yoksullaştırılmış halkının yıllardır sömürü ve yağma düzeninden beslenenlerin faturasını ödediğini ifade eden Gezen, OHAL ve KHK’lerin tüm faturasının kendilerine kesildiğini vurguladı. Gezen sözlerine şöyle devam etti;
“Soma’dan Ermenek’e iş cinayetlerinde fatura bize kesildi. İnsan hakları ihlalleriyle, darbelerle, sıkıyönetimle, KHK’lerle OHAL’le, OHAL’i kalıcı hale getiren otoriter baskıcı rejimle, sendikal hak ihlalleri ile OHAL-KHK’leriyle, sorgusuz sualiz ihraçlar, açığa almalar, sürgünlerle fatura hep bize kesildi. Emeğin birliği ve halkların kardeşliği için, bilimden yana, aydınlık bir gelecek için umut biziz. Yeter ki, kol kola omuz omuza olalım. Yeter ki dünyanın en büyük ailesi olarak bizi bölmeyi, parçalamayı hedef alan oyunları boşa çıkaralım, birbirimize daha fazla kenetlenelim.”
“EMEKÇİLERİN TALEPLERİ SIRALANDI”
Talepler şöyle sıralandı:
- Elektrik, doğalgaz, su, akaryakıt, ekmek, toplu taşıma gibi temel ihtiyaçlara yapılan zamların geri alınmasını, zam yapılmamasını,
- Tüm yükü emekçilerin sırtına yıkan vergi adaletsizliğine son verilmesini,
- Kriz bahanesi ile yaşanan işten çıkarmalara, ücretsiz izinlere son verilmesini,
- Rekor üstüne rekor kıran enflasyon karşısında başta asgari ücret olmak üzere ücretlerimizde-maaşlarımızda yaşanan erimenin gerçek enflasyona göre satın alma gücümüzdeki azalma ve ekonomik büyüme oranları dikkate alınarak telafi edilmesini,
- Hem Yeni Ekonomi Programındaki hem de Merkez Bankasının yenilediği enflasyon hedefleri ile hükmünü çoktan yitirdiği tescillenen toplu sözleşmenin derhal yenilenmesini,
- Kamuya alımlarda eşitsizliği artıran, torpilin, kayırmanın, kadrolaşmanın önünü açan mülakat, sözlü sınav, güvenlik araştırması ve arşiv kaydı uygulamasına son verilmesini,
- Emeğin haklarını yok eden KHK’lerin iptal edilmesini,
- OHAL KHK’leri ile herhangi bir hukuki delil ve mahkeme kararı olmadan işinden ekmeğinden edilen tüm kamu emekçilerinin işine iade edilmesini,
- Kamu emekçilerinin iş güvencesini ortadan kaldırmayı hedefleyen her türlü güvencesiz istihdam uygulamasına son verilmesini,
- Kadınların sürekli, güvenceli işlerde istihdam edilmesinin önündeki tüm engellerin kaldırılmasını, toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı bütçe hakkının hayata geçirilmesini,
- Herkese güvenceli iş ve güvenli gelecek sağlanmasını istiyoruz.
PİRHA/İZMİR

-

Haber-SEN: Tehdit edilen TRT emekçilerinin sesine nefes olalım-VİDEO
PİRHA- TRT’deki kadrolaşma harekatıyla ilgili (Haber Sen) Basın Yayın İletişim ve Posta Hizmetleri Sendikası Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen ve KESK’e bağlı sendikaların MYK üyeleri ve Haber-Sen üyeleri katıldılar.
TRT’deki kadrolaşmaya ilişkin Haber-Sen Genel Merkezi’nde basın açıklaması gerçekleşti. Açıklamaya KESK MYK üyeleri, Haber-Sen üyeleri katıldı. Açıklamayı okuyan Haber-SEN Genel Sekreteri Burak Ustaoğlu okudu. Ustaoğlu, “TRT’nin deneyimli, bilgili, birikimli yayıncılarını kurumdan uzaklaştırmak için AKP 10 yılda üçüncü emekliliğe teşvik düzenlemesini yaptı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni devre dışı bırakarak ülkeyi Kanun Hükmünde Kararnamelerle ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile yöneten AKP, TRT tarihinin en büyük kadrolaşma harekatını başlattı” ifadelerini kullandı.
“TRT EMEKÇİLERİ TEHDİT EDİLİYOR”
“Bakanlıkların ve çeşitli kamu kurumlarının teşkilat yasaları KHK ile değiştirildi. OHAL KHK’ları ve sonrasında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile TRT fiilen şirkete dönüştürüldü” diyen Ustaoğlu, ‘İstihdam Fazlası Personel’ uygulamasına ilişkin şunları aktardı:
703 sayılı KHK ile TRT’de emekliliğe teşvik düzenlemesi ile “İstihdam Fazlası Personel”in diğer kamu kurumlarına gönderilmesine ilişkin düzenleme yapıldı. TRT kapatılmıyor, küçültülmüyor ve özelleştirilmiyor ama “İstihdam Fazlası Personel” yaftasıyla deneyimli bilgili birikimle TRT emekçileri “Ya emekli ol, ya da diğer kamu kurumlarına gideceksin” denilerek “atıl” hale getiriliyor. KHK çıktıktan sonra TRT’de değişim ofisi adı altında ikna odaları oluşturuldu. Emekliliği hak eden personel emekli olmamaları halinde diğer kamu kurumlarına gönderilmekle tehdit ediliyor. Emekliliği henüz hak etmemiş kamu yayıncıları da iş güvencesi ile tehdit ediliyor;
TRT emekçilerine, “Emekli olmayanlar, diğer kamu kurumlarına gönderilmeyenler TRT’de kadrolu çalıştırılmayacak, ‘Özel Hukuk Hükümlerine Tabi Personel’ olarak istihdam edilecek” denilerek tehdit ediliyor. Kısacası TRT Emekçileri tehdit ediliyor…
Öte yandan kapatılan Başbakanlıktan yüzlerce çalışan TRT’ye naklediliyor. Neden.”
“TRT, FİİLEN ŞİRKETE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”
Ustaoğlu, KHK ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile TRT’nin fiilen şirkete dönüştürüldüğünü belirterek “Yönetim Kurulu hem yandaşlar için bir gelir kaynağına dönüştürüldü hem de 15 günde bir yapılan toplantı 3 ayda bire çıkarılarak işlevsizleştirildi. Şirket kurma, satıl alma ve ortak olma düzenlemesi genişletilerek TRT’nin tüm işlerinin şirketler aracılığı ile yapılmasının önü açıldı. TRT ve TRT’nin kurduğu, satın aldığı, yüzde 1 payla olsa bile ortak olduğu şirketler kamu ihale kanunu kapsamı dışına çıkarıldı” dedi.
Bu düzenlemelerin hedefinin; bilgi, birikim ve deneyim sahibi birer kültür işçisi olan TRT emekçilerinin tasfiye edilmesi ve iş güvencesinin ortadan kaldırılması olduğunu ifade eden Ustaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“TRT’nin tek adamla bir şirket gibi yönetilmesi TRT’ye aktarılan kamu kaynaklarının hortumlatılmasının önündeki tüm engellerin kaldırılmasıdır. TRT yönetimini, “İstihdam Fazlası Personel “in diğer kamu kurumlarına gönderilmesinden ve emekçileri iş güvencesi ile tehdit etmekten vazgeçmeye çağırıyoruz.
Biz HABER-SEN olarak bugüne kadar olduğu gibi işimize, aşımıza ve Kurumumuza sahip çıkmak için mücadelemizi sürdüreceğiz.”
Ustaoğlu, son olarak şöyle çağrı yaptı:
“TRT emekçilerini, TRT’de örgütlü sendikaları işimize, aşımıza ve kurumumuza sahip çıkmak için ortak mücadeleye çağırıyoruz. Gelin TRT emekçilerinin sesine nefes olalım…
Şimdi sesimizi ortaklaştırmaz isek yarın için çok geç olabilir.”
“CUMHURBAŞKANI, ANONİM ŞİRKETİ HAYALİNE UYGUN KABİNEYİ HAYATA GEÇİRDİ”
Açıklamadan sonra konuşma yapan KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen yaptığı konuşmada şunları kaydetti:
“Bugün TRT’nin 703 sayılı KHK ile Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile teşkilat yapılanmasının ve yasal mevzuatının değiştirilmesi aslında bir anlamda fiilen bu özelleştirmelerin sürdüğünün bir göstergesi.
Baktığınızda Türkiye’yi bir anlamda anonim şirketi gibi yönetmek istediğini bu hayallerini kamuoyuyla paylaşmak tan çekinmeyen bir cumhurbaşkanı tam da bu hayaline uygun bir kabineyi hayata geçirdi. Şirket sahibi, özel hastane sahibi, sağlık bakanı, özel okul sahibi bir Milli Eğitim Bakanı, özel tur sahibi bir Turizm Bakanı ve benzeri örnekler kabine de yer aldı.
Bu kabine bize Türkiye’nin bundan sonra bir anonim şirket mantığı ile yürütüleceğini ve bu şirketin de bir aile şirketi olduğuna çok net gösterdi.”
Cebrail ARSLAN/ANKARA

-

KESK: Derin bir yoksullaşma var, yeni zamlar ise kapıda-VİDEO
PİRHA- KESK Eşbaşkanı Aysun Gezen, TÜİK verileri ile sokaktaki enflasyon arasında uçurum olduğunu, emekçilerin ücretlerinin yarısını kiraya verirken, resmi rakamlarda konut harcamalarının yüzde 14,85 olarak hesaplandığına dikkat çekti. Gezen, her geçen gün alım gücü düşerken, yeni zamların kapıda olduğunu söyledi.
Türkiye her ne kadar AKP iktidarı kabul etmese de yaşanan ekonomik kriz gündelik hayattı da etkiliyor. Vatandaşın cebi giderek daralıyor. Yapılan kamuoyu araştırmaları da memurların yaşadığı ekonomik daralmayı gözler önüne seriyor. Açıklanan son verilere göre, enflasyon yüzde 15.39 ile 15 yılın zirvesine oturdu. Ancak KESK’e göre, sokaktaki resmi enflasyon oranı ile sokaktaki enflasyon arasında büyük bir uçurum var.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), basın toplantısı düzenledi, enflasyon rakamlarını ve halkın alım gücüyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
KESK Eşbaşkanları Aysun Gezen ve Mehmet Bozgeyik’in katıldığı toplantıda konuşan Gezen, “Tüm bu rakamların özeti başta ücretli, maaşlı kesim olmak üzere milyonların gelirinin erimeye devam etmesi, her geçen gün daha fazla yoksullaşmasıdır” dedi.
Gezen, enflasyon artışının yanı sıra ileriki günlerde birçok zammın kapıda olduğunu söyledi.
Aysun Gezen, TÜİK’in resmi rakamları ile sokaktaki gerçek enflasyon arasında uçurum olduğunu belirtti ve devam etti:
“Asgari ücretlisi, işçisi, kamu emekçisi, emeklisi ile hepimiz TÜİK’in bu resmi enflasyon rakamlarının gösterdiğinden çok daha derin bir yoksullaşma yaşıyoruz.”
Gezen, KESK-AR’ın 2018 Haziran ayı araştırmasına göre, açlık sınırının bin 927 TL olduğunu, yoksulluk sınırının ise 5 bin 623 TL olduğunu belirtti ve “Bu rakamlar ortalama 3 bin TL maaş alan kamu emekçilerinin yoksulluk sınırından daha fazla uzaklaşıp hızla açlık sınırına yaklaştığını göstermektedir” dedi.
KESK Eşbaşkanı Gezen, enflasyon haricinde döviz karşısında da emekçinin maaşını eridiğini ifade ederek, şunları dile getirdi:
“Ocak-Haziran dönemi maaşı TL cinsinden 3 bin TL’de sabit kalırken ortalama dolar kuru her ay artmıştır. Ocak-Haziran döneminde ortalama döviz kurunda yüzde 22,7 oranında artış yaşanırken kamu emekçisinin maaşı sabit kalmış, dolayısıyla maaşı dolar cinsinden her ay düşmüştür. Altı aylık dönem sonunda maaşında dolar cinsinde 342 dolar kayıp yaşanmıştır.”
“ARADA UÇURUM VAR”Gezen, TÜİK’in resmi rakamları ile sokaktaki gerçek enflasyon arasında uçurum olduğunu belirterek, “Asgari ücretlisi, işçisi, kamu emekçisi, emeklisi ile hepimiz TÜİK’in bu resmi enflasyon rakamlarının gösterdiğinden çok daha derin bir yoksullaşma yaşıyoruz” diye belirtti. Gezen, bu durumu “Çünkü TÜİK enflasyonu hesaplarken aşağıdaki 12 ana harcama grubunu, dört yüzden fazla ürüne-maddeye yer verilen enflasyon sepetini kullanmaktadır. Bu yönteme göre enflasyonun multi milyarder için de asgari ücretli için de aynı oranda olduğu varsayılmaktadır” diye konuştu.Resmi verilere göre, Türkiye’de yaşayan herkesin 2018 yılında gelirinin yüzde 23,03’nü “Gıda ve alkolsüz içeceklere, yüzde 14,85’ni konut-kira giderlerine, yüzde 7,27’sini lokanta ve otel harcamasına ayırdığı kabul edildiğini belirten Gezen, şöyle devam etti: “Oysa içinde kamu emekçilerinin de bulunduğu toplumun alt gelir grupları ellerine geçen paranın büyük bölümünü gıda, kira-barınma, ulaşım giderleri için kullanmaktadır. Buradan kısabildiğini önce eğitime, sağlığa ayırmakta, en son eğer hala parası kalmışsa giyime, eğlenceye harcama yapabilmektedir.TÜİK enflasyon hesabında bu durum görmezden gelinmektedir. Örneğin maaşınız 2 bin 500 TL ve bunun yüzde 40’nı yani bin TL tutarlık kısmını oturduğunuz evin kirasını ödemek için harcıyorsunuz. Ama TÜİK’in enflasyon hesaplamasına göre, Türkiye’de herkesin gelirinin yüzde 14,85’ini konut-kira gideri için harcadığı varsayılıyor, enflasyon hesabı bu orana yapılıyor.Gıda ve alkolsüz içeceklerin ağırlığı 2010 yılında yüzde 27,6 iken bu oran 2014 yılında yüzde 24,45’e, 2017 yılında ise yüzde 21,77’e düşürülmüştür. 2018 yılında ise yüzde 23,03 olarak belirlenmiştir. Buna bir de alt gelir grupları olarak hayatımızda tüketmediğimiz deve eti, ördek eti ya da gelişen teknoloji ile fiyatları düşen flaş bellek, CD gibi ürünlere yer verilen enflasyon sepeti eklendiğinde gerçek enflasyonla alakası olmayan resmi enflasyon rakamları ortaya çıkmaktadır.”“ALTI AYDA KAYIP 342 DOLAR”Gezen, KESK-AR’ın 2018 Haziran ayı araştırmasına göre, açlık sınırının bin 927 TL olduğunu, yoksulluk sınırının ise 5 bin 623 TL olduğunu belirterek, “Bu rakamlar ortalama 3 bin TL maaş alan kamu emekçilerinin yoksulluk sınırından daha fazla uzaklaşıp hızla açlık sınırına yaklaştığını göstermektedir” dedi.Gezen, enflasyon haricinde döviz karşısında da emekçinin maaşını eridiğini ifade ederek, şunları dile getirdi: “Ocak-Haziran dönemi maaşı TL cinsinden 3 bin TL’de sabit kalırken ortalama dolar kuru her ay artmıştır. Ocak-Haziran döneminde ortalama döviz kurunda yüzde 22,7 oranında artış yaşanırken kamu emekçisinin maaşı sabit kalmış, dolayısıyla maaşı dolar cinsinden her ay düşmüştür. Altı aylık dönem sonunda maaşında dolar cinsinde 342 dolar kayıp yaşanmıştır.”“ENFLASYON FARKI ZAM DİYE MÜJDELENİYOR”Medyanın kamu emekçilerinin maaşlarına yansıtılacak enflasyon farkı haberlerini “Memura çifte zam” ve “Enflasyon zammı” şeklinde vermesine de tepki gösteren Gezen, “Bu haberler gerçek enflasyondan, açlık ve yoksulluk sınırının son 15 yılda en az dört kat arttığından, Türk Lirasının değer kaybından, adaletsiz vergi dilimlerinden söz etmemektedir” dedi. En düşük memur maaşı olarak iki çocuklu ve eşi çalışmayan bir memurun maaşının esas alınmasının da aldatmaca olduğunu söyleyen Gezen, eş ve çocuk yardımından kaynaklı 375 lira ile asgari geçim indiriminden kaynaklı 75 lira olmak üzere 450 liranın fazla gösterildiğine dikkat çekti.Önümüzdeki süreçte yeni sistemle birlikte tüm kamu teşkilatının değişeceğini ve sözleşmeli istihdamın kalıcı bir hale geleceğini vurgulayan Gezen, şunları söyledi: “Emekçiler olarak ‘Kaybedenler Kulübü’nün abonesi haline getirmeyi hedefleyen, hak arama yollarımızı tamamen kapatan bu düzene karşı birleşmediğimiz sürece kaybedeceğimiz açıktır. OHAL’in bir rejim olarak kalıcı hale getirilecek. Bu da bizlere daha fazla mücadele etmek ve seçimlerde oluşan birlikteliği daha da büyütmeyi önümüze koyuyor.” (HABER MERKEZİ)

-

KESK Eş Başkanı Gezen: Emekçilerden, emek düşmanlarına oy yok-VİDEO
PİRHA- Yaklaşan 24 Haziran erken seçime ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, “Emekçilerden emek düşmanlarına oy yok. Emekçilerden kadın düşmanlarına oy yok. Emekçilerden çocuklarımızın haklarını, geleceklerini çalanlara, çocuk istismarını bu kadar yükseltenlere ve çocuk istismarını teşvik edecek tarzda yasal düzenlemeler çıkartanlara oy yok” dedi.
Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) Eş Genel Başkanı Aysun Gezen yaklaşan 24 Haziran seçimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gezen, yaklaşık iki yıldır OHAL ve KHK rejimi ile yönetildiğimizi ve bu iki senelik süreç içerisinde yaklaşık 254 yasada binin üzerinde mevzuat değişikliği yapıldığını kaydetti.
“KENDİNDEN MENKUL BİR AÇIKLAMA DEĞİL”
Bugün gelinen noktada Türkiye’nin siyasal toplumsal yapısının değiştirilmeye çalışıldığını ve bunun için de meclisin devre dışı bırakılmaya çalışıldığını söyleyen Gezen, cumhurbaşkanının “OHAL’e dayanarak tek bir fabrikada bile grev bırakmadık” açıklamalarına dikkat çekerek şunları belirtti:
“İşçilerin, emekçilerin haklarını aramaları önünde OHAL’i ciddi bir engel olarak seferber edeceklerini gösterdi. Yine geçtiğimiz günlerde Binali Yıldırım’ın bir söylemi vardı ‘Kamu personeli bundan sonra sözleşmeli çalışmalı’ diye. Bu aslında 11. Kalkınma Planı’nda yer alan ve önümüzdeki süreçte gündeme gelecek bir düzenleme. Yani kendinden menkul bir açıklama değil. Dolayısıyla hem kamunun tasfiyesine hem de küçültülmesine yönelik saldırıların önündeki engelleri temizlemek için OHAL sürüyor.”
“TEK ÇÖZÜMÜ İNTİHARDA BULMAYA BAŞLADILAR”
İktidarın Türkiye’yi OHAL’siz yönetemeyecek duruma geldiğini kaydeden Gezen, “OHAL’in yetmediği yerlerde Türkiye’yi Ortadoğu’da kirli bir emperyalist savaşa sokmaktan çekinmediler” dedi.
Ciddi bir ekonomik krizin kapıda olduğuna dikkat çeken Gezen, “Enflasyon çok yüksek, işsizlik çok yüksek insanlar geçinemiyor. Geçinemediği için kendini yakıyor, insanlar borç batağından ve bundan kurtulmak için tek çözümü intiharda bulmaya başladılar” şeklinde konuştu.
Bütün emekçilerin açlık sınırının altına mahkum edildiğini ifade eden Gezen, bu saldırıların baskı uygulanmadan, zor aygıtları kullanılmadan sürdürülemeyeceğini belirtti. AKP’nin kendi bekası için bu baskı ve zor aygıtlarını seferber ettiğini söyleyen Gezen, 24 Haziran seçimlerinin de böyle bir sürecin parçası olduğuna vurgu yaptı.
“VERGİLERİMİZ BİR TEK BİZE DÖNMÜYOR”
Emekçilerin, emeğin haklarına yönelik bu saldırıların kimden geldiğini çok iyi bildiklerini kaydeden Gezen, “Bizim alın terimizle kazandığımız emeğimizin karşılığı olan vergilerimiz bir tek bize dönmüyor. Bir tek kamusal hizmet olarak bize yansıtılmıyor. Büyüme açıklanıyor ama bundan sermayeye çok fazla teşvikler verilirken bir tek kamu emekçilerine ve işçilere herhangi bir pay ayrılmıyor. Dolayısıyla emekçiler kimin tarafında olacaklarının ve kime karşı olacaklarının çok iyi farkındalar” şeklinde ifade etti.
“EMEKÇİLER BU DÜZENE BAŞKALDIRIYOR”
Emekçilerin karşısında emek düşmanı bir iktidar partisi olduğunu belirten Gezen, sözlerine şöyle devam etti:
“Emekçilerden emek düşmanlarına oy yok. Emekçilerden kadın düşmanlarına oy yok. Emekçilerden çocuklarımızın haklarını, geleceklerini çalanlara, çocuk istismarını bu kadar yükseltenlere ve çocuk istismarını teşvik edecek tarzda yasal düzenlemeler çıkartanlara oy yok.”
SEÇİMDE SANDIKLARIN BAŞINDA OLACAĞIZ”
Seçim güvenliğine vurgu yapan Gezen, sandıkların başında olacaklarını ifade etti. Önümüzdeki sürecin emekçiler açısından bir varlık yokluk mücadelesi olduğunu da söyleyen Gezen, “Emekçiler bu düzene başkaldırıyor, emekçiler bu düzene isyan ediyor ve emekçiler geleceğine sahip çıkacaktır. Bu amaçla da 24 Haziran’da sandıkta olacaktır. Bizim haklarınızı çalanlara hiçbir şekilde tekrar geçit vermeyecektir” dedi.
Cebrail ARSLAN/ANKARA

-

KESK Eşbaşkanı ve MYK üyesi, işçileri ziyaret ederek 1 Mayıs’a çağrı yaptı-VİDEO
PİRHA – KESK Eşbaşkanı Aysun Gezen ve MYK üyesi Elif Çuhadar Çankaya Belediyesi emekçilerini öğle yemeğinde yemekhanede ziyaret ederek 1 Mayıs’a katılım çağrısı yaptı.
İşçi sınıfının birlik mücadele ve dayanışma günü olan ve Tandoğan’da kutlanacak olan 1 Mayıs’a katılım çağrısı yapmak için KESK Eşbaşkanı Aysun Gezen ve KESK MYK üyesi Elif Çuhadar Çankaya Belediyesi’nde örgütlü bulunan Tüm-Bel- Sen Şube ve Temsilcilik yöneticileri ile birlikte personel yemekhanesinde öğle yemeğinde işçilere ziyarette bulundular.
“1 MAYIS’A BÜYÜK COŞKU VE ÜMİTLE GİRİYORUZ”
Tüm Yerel Yönetim Emekçileri Sendikası Ankara 2 Nolu Şube sekreteri Çankaya Belediyesi emekçilerine yönelik İsmail Kaygusuz yaptığı konuşmada , “1 Mayıs; işçilerin, emekçilerin, tüm mazlumların bayramı 1 Mayıs, AKP iktidarından rahatsız olanların bayramıdır. 1 Mayıs’a büyük coşkular ve ümitlerle giriyoruz. Faşist gerici ırkçı emperyalizmin uşağı AKP’den kurtuluşun ışığı göründü. Bu 1 Mayıs’a katılımımız ve gücünüz AKP’nin gidişini hızlandıracaktır. Bunun için bütün arkadaşlarımız 1 Mayıs’ta Tandoğan’a katılmaya bekliyoruz” dedi.
Daha sonra söz alan KESK Eşbaşkanı Aysun Gezen ise şöyle konuştu:
“Bugün burada 1 Mayıs’a çağrı yapmak için bir araya geldik. Biliyoruz ki Türkiye çok zor şartlardan geçiyor. Çok ciddi ekonomik kriz kapıda, geçinememe derdi bütün emekçileri vuruyor. Asgari ücretin açlık sınırının altında olduğu, artışların bile asgari ücretin üzerine çıkamadığı enflasyonun 2 haneli rakamlara ulaştığı, işsizliği iş bulma umudunu kaybedenlerle birlikte neredeyse %20’lere çıktığı çok ağır koşullardan geçiyoruz. Bu koşullara ek olarak AKP iktidarı çok ciddi toplumsal kültürel dönüşüm yaratmaya çalışıyor. Yaşam alanlarımıza saldırıyor. Doğanın talanının yağmalanan rant ekonomisini çevreye zarar veriyor. Ekolojik bir yıkım getiriyor.”
“HERKES ALANLARA”
AKP iktidarının kadınların bedenlerine ve emeğine saldırdığını kaydeden Gezen, “Bütün bunlara karşı emeğimize alın terimize sahip çıkmak için hepimiz 1 Mayıs’ta alanlara olacağız. Biliyorsunuz AKP kendi iktidarını perçinlemek için OHAL ilan etti. Her fırsatta OHAL ’i emekçiler bu yıkımlara karşı koymasınlar bir türlü seslerini çıkarmasınlar, sussunlar diye ilan ettiğini, grevleri engellemek için söylediğini her fırsatta dile getirdi” dedi.
Gezen ayrıca , “İşte tüm bunlara karşı yarın hepimiz 1 Mayıs’ta alanlardayız. Çalınan oylarımıza yeniden sahip çıkmak için, geleceğimize sahip çıkmak için, bir seçimi daha AKP’nin hilelerine hırsızlığına teslim etmemek için, yarın hepimiz alanlardayız” çağrısında bulundu.
Cebrail ARSLAN/ANKARA

-

10 Ekim Barış Aileleri duruşma öncesi taleplerini dile getirdi-VİDEO
PİRHA – 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasının 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşma öncesi bir araya gelen şehit aileleri, katliamda yaralı kurtulan emekçiler ve diğer kurum temsilcileri basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Bizler, 10 Ekim Barış Aileleri olarak temel taleplerimizi toplumun vicdanına ulaştırmaya çalışıyoruz” denildi.
10 Ekim 2015’ tarihinde Ankara Gar önünde Işid çetelerince patlatılan bomba sonucu yaşamını yitiren barış, demokrasi ve özgürlük şehitlerinin 4.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşma öncesi bir araya gelen şehit aileleri, katliamda yaralı kurtulan emekçiler, demokratik kitle örgütleri temsilcileri, KESK Eş Başkanları Aysun Gezen, Mehmet Bozgeyik, KESK’e bağlı sendikaların MYK ve Şube YK üyeleri HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker ve çok sayıda yurttaş basın açıklaması gerçekleştirdi.
“YARALANDIĞI İÇİN İHRAÇ EDİLEN, TUTUKLANANLAR VAR”
Açıklamayı okuyan, kapatılan 10 Ekim Derneği YK üyesi İhsan Seylan, “10 Ekim 2015 Türkiye’nin 81 ilinden Türkiye’nin başkentine, “Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi” için gelen on binlerce yurttaşın toplandığı alanda, tüm kamu sorumlularının gözü önünde binlerce kilometre öteden taşınan canlı bombalarla, bir katliam gerçekleştirildi. Neredeyse 30. ayı geride kalan katliamdan, 103 kişi yaşamını yitirdi. Yüzlerce kişi yaralandı. Katliamın üzerinden geçen zamana rağmen an itibariyle tedavisi devam eden 30’dan fazla yaralımız, ağır tedavisi hala hastanelerde devam eden arkadaşlarımız bulunmaktadır. 8 yaralımız ömür boyu engelli kalmıştır. Onlarca insan bedeninde katliamda kullanılan “bilyelerle” yaşamını sürdürmektedir. 10 Ekimde yaralandığı için ihraç edilen, tutuklanan, gözaltına alınan onlarca arkadaşımız bulunmaktadır” ifadelerini kullanarak şöyle devam etti:
“Bu süreçte 10 Ekim anmasına katıldığı için gözaltına alınanlar yargılandı. 10 Ekim katliamı ile ilgili haber yapan gazeteciler yargılandı. Hatta 10 Ekim Mitingi’ne katılanlar bile yargılandı. Bu süreçte bazı prosedürler bahane gösterilerek 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği kapatıldı. 10 Ekim’de eşini, çocuklarını, anne-babasını, arkadaşlarını, can ciğer yoldaşlarını yitiren insanlara, bu alanda yıl dönümlerinde anma yapma imkanı bile hukuka ve ahlaka aykırı bir şekilde engellendi. Bize karşı açılan bunca davaya karşın 10 Ekim Katliamı’nda açık sorumluluğu bulunan kamu görevlilerine ilişkin açılan herhangi bir dava bulunmamaktadır. Bizler, 10 Ekim Barış Aileleri olarak temel taleplerimizi toplumun vicdanına ulaştırmaya çalışıyoruz.”
“BU DAVA, GERÇEK SORUMLULAR YARGILANDIĞI GÜN KAPANACAKTIR”
Seylan, “Emeğin hakkı, barış ve demokrasinin tesis edilmesi için en öncelikli taleplerimiz” diyerek şunları aktardı:
-10 Ekim Katliamı davası 8. Tur duruşması bugün ve yarın “Ankara Adalet Sarayında, 4. Ağır Ceza Mahkemesinde” görülecektir. Kamuoyunun bu davayı takip etmesini talep ediyoruz. Her zaman ifade ettiğimiz gibi 10 Ekim davasında ortaya konulacak adalet veya adaletsizlik, Türkiye’nin hangi yöne doğru savrulduğunun bir göstergesi olacaktır. OHAL ve savaş koşullarında her şey kısıtlanmaya ve bastırılmaya çalışılmaktadır. Tüm bu koşullara ve geçen zamana rağmen biz davamızın peşini bırakmayacağız ve bu dava gerçek sorumlular da yargılandığı gün kapanacaktır.
-10 Ekim Davasının ve bu davanın benzerleri olan Suruç, Antep, Diyarbakır, İstanbul gibi davaların sadece tetikçilerinin değil başta kamusal sorumluluğunu yerine getirmeyen kamu görevlileri olmak üzere tüm sorumluların yargılanarak adil bir şekilde tamamlanmasını talep ediyoruz. O gün o alanda katliamcıların binlerce kilometreden gelmesine göz yuman, katliam anında gerekli sağlık desteğini sundurmayan, ambulans göndermeyen, gelen ambulansı bekleten, bir nefesin can kurtardığı yerde biber gazı sıkıp ilk yardım ve müdahaleyi engelleyen ve diğer tüm kamusal sorumluları bu katliamdaki ihmal ve kasıtları nedeniyle hesap vermelidir.
“BEDEL ÖDEYENLERİ YALNIZ BIRAKMAMALIYIZ”
-Ankara Garı önündeki meydan adının “10 Ekim Emek Barış ve Demokrasi” meydanı olarak değiştirilmesi ve bu Meydanda “10 Ekim gününün” taleplerine uyumlu bir anıtın yapılmasını talep ediyoruz. Bu konuda 10 Ekim günü sorumluluğunu yerine getirmeyen kamusal sorumlular, buraya adına uygun bir anıtın yapılmasını da engellemektedir.
-Son olarak 10 Ekim yaralıları ile kamuoyunun dayanışmasını ve bu yaraların hepimizin yarası olduğunu belirtmek istiyoruz. Emek, Barış ve Demokrasi için bedenlerini siper ederek bedel ödeyenleri asla yalnız bırakmamalıyız. İllerimizde bulunan 10 Ekim Ailelerinin manevi yoldaşlıkta yalnız kalmadıklarını görmek istiyoruz.
“ONLARA SÖZÜMÜZ; BARIŞ VE ADALET OLACAK”
Seylan, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“10 Ekim hepimizin davasıdır. Emeğin, barışın ve demokrasinin davasını takip etmeye, bu dava yolunda düşenlere “bin selam” demeye devam edeceğiz. 20 Temmuz 2015’te Suruç’taki IŞİD katliamında, yaşamını yitiren Polen’in annesi Şennur Ünlü’nün dün kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdiğinin haberini aldık. Şennur anne başta olmak üzere bu yolda mücadele eden tüm yoldaşlara, düşen tüm dostlara barış ve adalet sözünü veriyoruz. Onlara sözümüz barış ve adalet olacak.”
PİRHA/ANKARA

-

Elif Çuhadar’ın gözaltına alınmasına KESK’ten tepki
PİRHA- KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, KESK Mali Sekreteri Elif Çuhadar’ın gözaltına alınmasına ilişkin yaptığı açıklamada “KESK’in hükümetin bu baskıcı, zorba, savaş yanlısı, emek düşmanı politikalarına karşı çıktığı için iktidarın hedefine girdi. Ancak biz doğru bildiğimizi söylemeye devam edeceğiz” dedi.
Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Mali Sekreteri Elif Çuhadar, 4 yıl önce İzmir’de düzenlenen bir panel gerekçe gösterilerek bugün Ankara’da gözaltına alındı. Çuhadar, işlemlerinin ardından İzmir’e götürülecek.
KESK Mali Sekreteri Elif Çuhadar bu sabah saatlerinde evine yapılan polis baskınının ardından gözaltına alındı.
KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, Elif Çuhadar’ın gözaltına alınmasına ilişkin yaptığı açıklamada AKP iktidarının kendi politikaları doğrultusunda konuşmayan herkesi cezalandırmaya çalıştığını ifade etti.
Gezen, “KESK’in hükümetin bu baskıcı, zorba, savaş yanlısı, emek düşmanı politikalarına karşı çıktığı için iktidarın hedefine girdi. Tarım Orkam-Sen Genel Başkanı Hamit Kurt da TTB yöneticilerine destek olduğu için gözaltına alındı. iktidarın yaratmaya çalıştığı korku imparatorluğunu daha da genişletmek istiyor. Ancak biz doğru bildiğimizi söylemeye devam edeceğiz” dedi.
(HABER MERKEZİ)
-

KESK’in ‘OHAL değil demokrasi’ mitinginde mücadele vurgusu-VİDEO
PİRHA-KESK’in çağrısıyla İstanbul Bakırköy Meydanı’nda düzenlenen “OHAL değil demokrasi” mitingi soğuk havaya rağmen coşkuyla gerçekleşti. OHAL’in kaldırılması, Kanun Hükmündeki Kararnamelerin iptal edilmesi ve ihraç edilen binler emekçinin işlerine iade edilmesi talep edildi.
HABERİN VİDEOSU
Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu’nun (KESK), OHAL’in kaldırılması, Kanun Hükmünde Kararnamelerin (KHK) iptal edilmesi ve işten atılan emekçilerin işlerine iade edilmesi talebiyle İstanbul Bakırköy Meydanı’nda “OHAL değil demokrasi” mitingi düzenledi. KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, “Mücadeleden asla vazgeçmeyen, düşlerinin peşinde koşan emekçiler, kadınlar, gençler varken bu ülkede umut asla bitmez! Umut biziz! Biz sol memesinin altındaki cevahiri asla karartmayanlarız!” dedi.
Binlerce kamu çalışanının katıldığı mitinge Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İstanbul Eş Sözcüsü Atilla Doğan, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Raşit Tükel, CHP milletvekilleri Ali Şeker, Sezgin Tanrıkulu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Eşbaşkanı Cengiz Çiçek, Demokratik Alevi Derneği (DAD), (HDP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Emeğin Partisi (EMEP, Birleşik Haziran Hareketi, Devrimci Parti, İşçi Meclisleri, Kaldıraç, Mücadele Birliği ile Yeşiller ve Sol Parti’nin de aralarında olduğu çok sayıda kişi, kurum ve siyasi parti destek verdi.
Bakırköy Dikilitaş’ta KESK’in çağrısıyla bir araya gelen yüzlerce kişi sloganlarla Özgürlük Meydanı’na yürüdü. Üç arama noktasından arananlar miting alanına girdi. “Yaşasın emek ve demokrasi mücadelemiz”, “Nuriye ve Semih yaşasın”, “KHK’ler gidecek biz kalacağız”, “OHAL değil demokrasi, barış, özgürlük”, “İşimizi, ekmeğimizi geri alacağız”, “OHAL’de 1412 dernek ve 139 vakıf 37 radyo 33 TV kapatıldı” pankartları taşındı. “Direne direne kazanacağız”, “KHK’ler gidecek biz kalacağız”, “Nuriye, Semih onurumuzdur”, “AKP’nin memuru olmayacağız”, “AKP gidecek biz kalacağız”, “Çalmadık, çırpmadık kandırılmadık”, “Ne OHAL ne darbe demokratik bir ülke” sloganları atıldı.
“MECLİS ÖNÜNDE KENDİNİ YAKAN EMEKÇİ ÜLKENİN TABLOSUDUR”
“OHAL değil demokrasi”, “KHK’ler gidecek biz kalacağız”, “Direne direne kazanacağız”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Nuriye-Semih onurumuzdur” ve “Özgür basın susturulamaz” sloganlarının atıldığı mitingde konuşan KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, KHK’lerle yüz binin üzerinde kamu emekçisinin ihraç edildiğini hatırlatarak şunları söyledi:
“Yüz binin üzerinde kamu emekçisi hiçbir soruşturma gözetmeden işinden, geleceğinden atıldı. Taşeron düzenlemesi Meclis’ten kaçırıldı, KHK’yla düzenlendi. İşçilere haklarından, alacaklarından vazgeçmeleri dayatıldı. Toplu sözleşme hakkımız gasp edildi. Kamu çalışanları masalarda, saraylardan gelen tek bir emirle satıldı. Savaşa ayrılan paydan emekçiye pay kalmadı. Emeğimizle yarattığımız değerler emperyalistlere peşkeş çekildi. Sağlık hakkımızı gasp edecek şehir hastaneleri bir rant aracı olarak görüldü. Hiç geçmediğimiz köprünün parası biz emekçilerden alınıyor. Asgari ücret artışla dahi açlık sınırının altında kaldı. Meclis önünde kendini yakarak ‘geçinemiyorum’ diyen emekçi bu ülkenin tablosudur.”
Gezen mücadele çağrısı da yaparak, “Mücadeleden asla vazgeçmeyen, düşlerinin peşinde koşan emekçiler, kadınlar, gençler varken bu ülkede umut asla bitmez! Umut biziz! Biz halkız! Biz sol memesinin altındaki cevahiri asla karartmayanlarız! Birlikte başaracağız; eşit, özgür, adil, barış içinde, demokratik, laik bir ülkeyi kendi mahir ellerimizle kuracağız! Yolumuz açık olsun!” dedi.
“UMUDUMUZ BÜYÜYOR”
KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik ise şunları söyledi:
“AKP, mezhepçi, milliyetçi politikalarla, Orta Doğu savaşıyla süreklileştirmeye çalışıyor. Diyarbakır’da, Suruç’ta, Ankara’da katliam yapanları tanıyoruz. Önümüzdeki süreçte geri adım atmadan birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu ülkede bizler kamu emekçileri, yoksullar, işçiler, bizler işsizliğin pençesinde kıvranırken kandan beslenenler Türkiye’ye özgü başkanlık sistemiyle bu tek adam rejimini sürdürmeye çalışıyorlar. Bizler bir kez daha buradan soruşturmalara, işten çıkarmalara, sürgünlere, mobbinglere karşı 18 aydır alandayız. Kadınları toplumsal alandan dışlayan sözde istihdam politikalarına karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Ayrımcılığa, sürgün edilmeye katliamlara karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu faşizan politikalara karşı eşitlik, özgürlük mücadelemizi birleşik biçimde yükseltmenin çabasındayız. Bizler çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakmak istiyorsak bu yükün bilinciyle bir arada durmaya mecburuz. Umudumuz büyüyor. Bu faşist kuşatmayı geri püskürtmeyi buradan bir kez daha haykırıyoruz.”
Konuşmaların ardından miting Erdal Güney ve grubunun ezgileriyle son buldu. (HABER MERKEZİ)

-

KESK Eşbaşkanı Aysun Gezen’e ters kelepçeli gözaltı
KESK’in Ankara’da yapmak istediği eyleme müdahale eden polisler, aralarında KESK Eşbaşkanı Başkanı Aysun Gezen’in de bulunduğu üç kişiyi bileklerine ters kelepçe vurarak gözaltına aldı.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK), Ankara’da Mithatpaşa Caddesi üzerinde gerçekleştirmek istediği eyleme polis müdahalesi yaşandı. Yapılan müdahalede polisler KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen’in de aralarında bulunduğu üç kişiyi gözaltına aldı. Aysun ve diğer kişiler, gözaltına alınmaları sırasında polislerce bileklerinden ters kelepçelendi.Konuya dair Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Ankara Şubesi’nde bilgilendirmede bulunan KESK MYK üyesi İlhan Yiğit, arkadaşlarının ters kelepçe vurularak gözaltına alınmasına “Bu saldırının 696 sayılı KHK ile bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Bu keyfi tutum uzun bir süredir ülkemizde devam ediyor. Devletin üzerine üniforma giydirdiği ve silahlandırdığı kesimlerce yapılıyor. Bunu kabul etmiyoruz” sözleriyle tepki gösterdi. -

KESK’in yeni Eş Başkanları Mehmet Bozgeyik ve Aysun Gezen
PİRHA – KESK 9. Olağan Genel Kurulda seçilen Merkez Yürütme Kurulu üyeleri bugün görev dağılımı yaptı. Mehmet Bozgeyik ve Aysun Gezen Eş Başkanlığa seçildi.
7 Temmuz ile 9 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) 9. Olağan Genel Kurulu yeni yönetimini belirledi. Kurul’da seçilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin görev dağılımları ise bugün yapıldı.
Buna göre, Mehmet Bozgeyik ve Aysun Gezen KESK Eş Genel Başkanları olarak belirlendi. Ramazan Gürbüz Genel sekreter, Elif Çuhadar Mali Sekreter, İlhan Yiğit Eğitim, Örgütlenme ve Basın Yayın Sekreteri, Gülistan Atasoy Tekdemir Kadın sekreteri, Yusuf Şenol ise Hukuk, TİS ve Uluslararası İlişkiler Sekreteri olarak belirlendi.
(HABER MERKEZİ)









