Etiket: azad barış

  • Ezidi Sosyolog Azad Barış: Anadolu ve Mezopotamya Ezidiler için bir cehennem- VİDEO

    Ezidi Sosyolog Azad Barış: Anadolu ve Mezopotamya Ezidiler için bir cehennem- VİDEO

    PİRHA – Şengal’de Ezidilere yönelik IŞİD çetelerinin yaptığı katliamın 3 Ağustos’ta 9. yılı. Ezidi Sosyolog Azad Barış, “Bizim için bu coğrafya bir cehennem! Bize neden bu kadar düşmansınız?” diye sordu. Barış, “Bu soykırımın üzerinden 9 yıl geçti. Bu katliamın, soykırımın Türkiye parlamentosunda bir jerosit (soykırım) olarak kabul edilmesi için girişimlerde bulunacağız” dedi.

    IŞİD çeteleri tarafından Ezidilere yönelik yapılan katliamın 9. yılı. IŞİD, 3 Ağustos 2014’te Ezidilerin ana yurdu olan Şengal’e saldırdı. Saldırılarda 2 bin 213 Ezidi katledildi, 390 binden fazlası yerinden edildi, 7 bini kaçırıldı.

    Ezidi Sosyolog Azad Barış, Şengal’de Ezidilere yönelik IŞİD katliamının 9. yıl dönümü dolayısıyla PİRHA’ya konuştu.

    Ezidi soykırımının iktidar yanlısı gruplara cesaret verdiğini belirten Barış, Ezidiler’in hem katliama uğrayıp hem de korucular tarafından evlerine el konulması gibi birçok zulüm ile karşı karşıya kaldıklarını da kaydetti. Barış, Ezidi halkına yönelik hava saldırıları konusunda açılan ilk dava olma özelliği taşıyan Türkiye’nin Irak’ta bir hastaneye düzenlediği hava saldırısının BM’ye şikayet edilmesi davası üzerine de konuştu.

    “BU BİR SOYKIRIMDIR”

    Azad Barış, 2014 yılında Şengal’de Ezidilere yönelik IŞİD katliamının sıradan bir saldırı olmadığını, örgütlü olduğunu dile getirerek, “Bir soykırımdır ve soy-kütüksel olarak bizleri ortadan kaldırmak için yapılan bir kurgudur. Türkiye başta olmak üzere İran’ından, Suudilerine, Katar’ına kadar herkes bu işin içindedir. Çünkü tek tipleştirmek istiyorlar. Biz de bunu reddediyoruz. İşte bugünü böyle anlıyor, böyle hatırlıyoruz. Bir daha olmasın diye kendimizi öz gücümüzle savunacağız” dedi.

    Ezidilerin mallarına, mülklerine el koyma girişimlerinin, maruz kaldıkları bunca katliamın bir devamı aynı zamanda bir dışa vurumu olduğunu ifade eden Barış, “Eğer Ezidiler’in tarihi olarak geçen ferman ve sürgünlerin önüne geçilmiş, bir yüzleşme olmuş olsaydı ve inançsal olarak da toplumlar arasında bir helalleşme olmuş olsaydı en azından bu zebanilerin bu tür girişimlerini engelleyebilirdik” ifadelerini kullandı.

    “CİHATÇILAR BU SOYKIRIMDAN DESTEK ALIYORLAR”

    Ezidi soykırımının iktidar yanlısı gruplara cesaret verdiğinin de altını çizen Barış, şunları kaydetti:

    “Bu sürekli devam ettiği ve normal bir süreçmiş gibi karşılandığından dolayı sadece Şengal’de, Irak’ta, Rojava’da, Afrin’de olanlarla sınırlı kalmıyor. Bu dalga dalga her yere yayılıyor. Onun için de cihatçıların bu girişiminden, bu soykırımından destek alınarak bizim geride kalmış olan mallarımıza, mülklerimize el konuluyor. Ve bu sözüm ona uluslararası protokollere, anlaşmalara imza atmış bir hukuk devleti olan Türkiye’de oluyor. Yani Türkiye, cihatçıların bir lojistik merkezi haline geldi. Şengal’de alıkonulmuş kadınların, çocukların birçoğu hala Türkiye’de. Davalar var istiyoruz, peşine düşüyoruz ancak vermiyorlar.”

    “BİZİM İÇİN BU COĞRAFYA BİR CEHENNEMDİR”

    Anadolu ve Mezopotamya’nın Ezidiler için bir cehennem olduğunu söyleyen Barış, Türkiye’ye kendi tarihiyle yüzleşme çağrısında bulundu. Barış şunları kaydetti:

    “Buradaki hukuka güvenmiyoruz. Buradaki komşulara güvenmiyoruz. Topraklarımızı gittiğimizde kirvelerimize verdik. Geri geldiğimizde bütün kirvelerimiz yılan gibi oldu, soktu bizi. Şengal’de de öyleydi. Bize ilk bıçağı sokan kirvelerdi. Bin yıldır bir Mezopotamya, Akdeniz, Anadolu dayanışmacılığıyla, ruhuyla, mozaiğiyle, kardeşliği yaşamıştık. Ne yazık ki öyle olmadığını gördük. Yani bu Anadolu, Mezopotamya sanıldığı gibi halkların ya da tarihin beşiği değil. Halkların bahçesi değil, halkların mezarıdır. Halkların tabutudur. Bizim için bu coğrafya bir cehennemdir. Onlara çağrımız kendi tarihleriyle yüzleşmeleridir. Eğer yapmazlarsa bizim ellerimiz yakalarında olacak.”

    “NEDEN BİZE BU KADAR DÜŞMANSINIZ”

    Dünyanın birçok parlamentosunda Şengal Katliamı’nın bir soykırım olarak kabul gördüğünü, 1980’lere kadar 50 bin Ezidi vatandaşı olan Türkiye’nin ise bunun karşısında üç maymunu oynadığını söyleyen Barış, “Üstelik Türkiye sürekli bombalıyor. Gerekçe ise Ezidileri kendi tanımıyla terörizmle ilişkilendirmeleri. Bu kadar mazlum bir halk resmen kasaplar korosuyla bıçaklar bilenerek kesilmiş. Neden bu kadar bize düşmansınız? Lobimiz olmadığı için mi, finans kapımız güçlü olmadığı için mi? Dolayısıyla Türkiye burada suç işlemiştir ve yaşanan trajedinin içinde de payı vardır. Ve kendisiyle yüzleşip süreci yeniden değerlendirmesi gerekiyor” dedi.

    “KÜRESEL OLARAK TÜRKİYE SAVUNMA YAPMAK ZORUNDA”

    Türkiye’nin Irak’ta bir hastaneye düzenlediği hava saldırısının BM’ye şikayet edildiğinin hatırlatılması üzerine Ezidi halkına yönelik hava saldırıları konusunda açılan ilk dava hakkında da konuşan Azad Barış, şunları dile getirdi:

    “Şimdi bu davanın da BM’ye intikal etmesiyle beraber küresel olarak da Türkiye artık savunma yapmak zorundadır. Çünkü suçludur. Bizim bütün amacımız bu katliamların tekrarlanmamasıdır. Bütün devletlere Ezidiler’in inançlarına, kültürlerine, kendini savunma haklarına saygı duyun ve yaşananlarla yüzleşin çağrımız vardır. En azından bu soykırımın üzerinden 9 yıl geçmiş olmasına rağmen Türkiye parlamentosunda kabul edilmesini talep ediyorum. Bu katliamın, soykırımın Türkiye parlamentosunda bir jerosit (soykırım) olarak kabul edilmesi için de girişimlerde bulunacağız.”

    Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • ‘Ezidi Katliamı ile İslam dünyasının yüzleşmesi gerekir’- VİDEO

    ‘Ezidi Katliamı ile İslam dünyasının yüzleşmesi gerekir’- VİDEO

    PİRHA-IŞİD’in 3 Ağustos 2014’te Şengal’de yaptığı Ezidi Katliamı’nın 7. yıl dönümüne ilişkin konuşan Ézidi Eyüp Burç, Azad Barış ve Osman Ergin, farklı bir inanç yaşadıkları için ölüm fermanlarıyla karşılaştıklarını ancak tüm bunlara rağmen bu coğrafyayı terk etmediklerini vurguladılar. Her şeyden önce soykırımla İslam dünyasının yüzleşmesi gerektiğini de eklediler. 

    IŞİD, 3 Ağustos 2014’te Şengal’de yaşayan Ezidi halkına yönelik bir katliam gerçekleştirdi. IŞİD’li teröristler Sincar’da, Edizi halkına vahşice saldırmış çocuk, kadın, yaşlı ve genç ayrımı yapmaksızın binlerce Ezidi’yi katletmişti. On binlerce kutsal mekânlarını da yakıp yıkmıştı. Beş bin kadını ve genç kızı da Irak ve Suriye’de denetimlerinde tuttukları bölgelerde oluşturdukları köle pazarlarında kadın tüccarlarına satmıştı.

    Yaşanan bu vahşi katliamın üzerinden 7 yıl geçti. Ézidi Gazeteci Eyüp Burç, Sosyolog Azad Barış ve Siyasetçi Osman Ergin katliama ilişkin PİRHA’ya konuştular.

    “DAİŞ ÖZELLİKLE KÜLTÜREL MİRASLARA SALDIRDI”

    Ézidi kelimesinin kökenini açıklayan Gazeteci Eyüp Burç şunları dile getirdi:

    “Esasından Ezdayilik olarak tanımlarız. Mezopotamya’da ilk tek tanrılı dindir. Tarih içerisinde özellikle de İslam’ın Kürdistan’ın içerisinde yayılmasıyla pek çok katliamla karşılaştık. Katliamlar halifelerle birlikte başladı ve en büyüğü Selçuklu döneminde gerçekleşti. Öyle ki, Ézidilerin dini önderlerinin –Şex Xesen’in– de öldürüldüğü bu katliam devamını getirdi. Farklı bir inanç yaşadığımız için bu ölüm fermanlarıyla karşılaştık. Ancak tüm bunlara rağmen coğrafyamızı terk etmedik. Stratejik önemimizi koruduk. Tarihsel süreç içerisinde kendilerini dört dağ arasında var eden Ézidiler, son 600 yıldır buna mahkum oldular. Şengal Dağı’nın merkezi bir üst haline gelmesinde Şex Xesen’den kalma kutsal mezarların olması etkili olmuştur. IŞİD’in saldırısında da bu durum etkili oldu.

    73. fermanın 7. yılında Hollanda ve Belçika’nın katliamı bir jenosit olarak tanımlamasını da çok değerli buluyorum. Bu kararlar sadece parlamento kararı olmamalı. Ermeni Katliamı birçok ülkenin parlamentosunda resmen tanınmıyor. Ézidilerin de Ermenilerle aynı akıbete uğramamasını umuyorum.”

    “EZİDİLERİ KONUŞURKEN KATLİAMA UĞRAMIŞ TÜM KADİM HALKLARI KONUŞUYORUZ”

    Ezidi Sosyolog Azad Barış ise Şengal’de yaşananların sanılan kadar birkaç bin insanın ölmesiyle bitmediğini ve çok büyük tahribatlar yarattığını vurgulayarak şunları ifade etti:

    “Ézidileri konuşurken Ortadoğu ve Mezopotamya topraklarından bahsetmek gerekir. Bu topraklar sanıldığı kadar yaratımın, kardeşliğin, şiir ve sanatın değil ne yazık ki bütün hatlarıyla, bütün toprak ve nehirleriyle dağlarıyla bir cehennemi çağrıştırıyor. Dolayısıyla Ézidileri konuşurken Keldarileri konuşuyoruz, Yahudileri konuşuyoruz, Alevileri konuşuyoruz ve birçok adını saymadığımız, eceliyle ölmemiş toplu bir şekilde ölümlerin olduğu bir coğrafyadan söz ediyoruz.

    Ézidi Katliamı’nın Hollanda ve Belçika tarafından jenosit (soykırım) olarak tanınmasını ben de çok değerli buluyorum. İnsanların mahkemelerde verdikleri ifadeler sonucunda bu karara vardılar. Bu tanım yeterli de değil tabi. Her şeyden önce bu jenositle İslam dünyasının yüzleşmesi gerekir. İslam’ın ilk mesajı barıştır. Müslümanlar dışında tüm dünyanın bu katliamı tanımasının bir anlamı yok.”

    “PEŞMERGE KATLİAM ZAMANI ŞENGAL’DEN GERİ ÇEKİLMİŞTİ”

    7 yıl öncesini anlatmanın duygusal anlamda güç olduğunu söyleyen Kürt Siyasetçi Osman Ergin de şunları aktardı:

    “Bir katliamın, soykırımın çok boyutlu bir puanlamanın neticesinde açığa çıktığını gördük. Aslında jenosit sonrası Ezidiler için bir milat oldu. Artık tarih sahnesine de büyük bir adım attık. KDP’nin olumsuz şekilde etkileyici gücü hala devam ediyor. KDP Kürtlerin makus talihinin dönmesinde de bir handikaptır. Şengal’i de katliam sürecinde kadınlara tecavüz eden, çocukları öldüren DAİŞ faşistlerine teslim ettiler.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • CHP’nin CNN Türk’ü boykot kararına HDP’den destek

    CHP’nin CNN Türk’ü boykot kararına HDP’den destek

    CHP’nin CNN Türk’ü boykot kararına muhalefetteki Halkların Demokrasi Partisi’nden (HDP) de destek geldi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), geçtiğimiz gün CNN Türk televizyon kanalını boykot kararı almıştı.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Tuncay Özkan, “CNN Türk özgür ve bağımsız bir haber kanalı olmak yerine tıpkı A Haber gibi iktidarın borazanı bir propaganda aygıtı olmayı tercih etmiştir” demiş ve artık hiçbir CHP üyesinin CNN Türk yayınlarına ve programlarına çıkmayacağını açıklamıştı.

    Özkan ayrıca, “Bu kararın zararlarından korunmak için yurttaşlarımıza, CNN Türk yayınlarını izlememelerini, çocuklarına izletmemelerini tavsiye ediyoruz” çağrısında bulunmuştu.

    “ERDOĞAN’A BAĞLI REKLAM AJANSI GİBİ ÇALIŞIYORLAR”

    CHP’nin boykot kararına muhalefetteki Halkların Demokrasi Partisi’nden (HDP) de destek geldi.

    HDP’nin Basın Yayın ve Propagandadan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Azad Barış, “CNN Türk’ü boykot kararı doğru bir karardır ve biz bu kararı parti olarak sonuna kadar destekliyoruz” dedi.

    DW Türkçe‘den Hilal Köylü‘ye konuşan Barış, kararın doğru olduğunu fakat geç kalındığını da sözlerine ekleyerek, “Geç kalınmışlığı nedeniyle bazı kötülüklerin önüne geçememiş olduğumuzu da özellikle belirtmek isterim” diye konuştu.

    CNN Türk ve benzer medya kuruluşlarının çoktan medya organı olmaktan çıktıklarını savunan Barış, eleştirilerini “Tek işlevleri propaganda, ajitasyon ve algı oluşturmaktır. Erdoğan’a bağlı, AKP’ye bağlı reklam ajansları gibi çalışıyorlar. Halkımızın o ekranlardan alacakları herhangi bir şey kalmamıştır” şeklinde sürdürdü.

  • Bugün Ezidilerin ‘Çarşema Sor’ bayramı

    Bugün Ezidilerin ‘Çarşema Sor’ bayramı

     Ezidiler “Çarşema Sor” bayramını, yani ‘dünyanın mayalandığı günü’ kutluyor. Çarşema Sor’un kutlandığı bugün yazılı açıklama yapan HDP, “Bu yılki Çarşema Sor Bayramı’nın, IŞİD’in elinde halen esir tutulan kadınlar ve çocukların özgürleşmesi, insanlık düşmanı Selefist barbarların yenilmesine vesile olmasını diliyoruz” dedi.

    Ezidilerin kutsal bayramları “Çarşema Sor” bugün. Mezopotamya coğrafyasında, Nisan ayının 13’ünden sonraki ilk Çarşamba günü kutlanan bu bayram, dünyanın mayalandığı gün, dolasıyla doğanın canlanışı, yeni bir yılda güzel günlerin habercisi, kin ve nefretin yerine barış ve kardeşliğin sağlandığı gündür.

    Yaşamın kaynağı ve rengi olarak görüldüğü için “Çarşema Sor”da yumurtalar kırmızıya boyanır ve tokuşturulur.

    HDP: EZİDİ HALKININ ÇARŞEMA SOR BAYRAMI KUTLU OLSUN 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Azad Barış, Ezidi halkının Çarşema Sor Bayramı’na ilişkin kutlama mesajı yayımladı.

    “Çarşema Sor, Kızıl Çarşamba Bayramı, diğer adıyla Çarşema Serê Nîsanê, Ezidi halkının kültürel-toplumsal hafızasında, ilkbaharın başlangıç günü olarak kabul edilir ve yeni yılın ilk günü olarak kutlanır. Ezidi cemaatinin yaradılış mitolojisine göre Çarşema Sor, hem evrenin hem de dünyamızın maya tuttuğu gündür. Evrenin maya tutmasıyla oluşan kutsal toprağın bereketle buluştuğu gün olarak da kabul edilir. Çarşema Sor, her yıl tekrarlanan bu kutsal doğumla beraber yeryüzünde mutlak iyinin egemen olduğu, Tanrı’nın bütün kötülükleri bitirip yerine güzelliği inşa ettiği güne tekabül etmektedir.

    Ezidiler yüce kudretin bir lütfu olarak yenilenen tabiatı insanlık ve beşer için de bir yeniden doğum olarak kabul eder ve bugün münasebetiyle şerden uzak durur, mevcut kırılmaların ve kavgaların bitmesi için “bahar barışı” yaparlar. Bu sebepten dolayı Nisan ayı Ezidilerin toplumsal hafızasında bütün ayların gelini olarak kabul edilir ve ilahi takdirin imtihanı olan mevsimlerin en ihtişamlısı olarak betimlenir. Çarşema Sor, iyiliğin, sevginin ve güzelliğin gücünün mutlak zaferi; karanlığın, kötülüğün ve şerrin mağlubiyeti olan bir gündür. Dolayısıyla toplumsal hayatı, ortak, kardeşçe ve barış içinde yaşamı simgelemesi dolayısıyla ayrıca önem taşır.

    “YILLARDIR ANA VATANLARINDAN UZAK OLAN EZİDİLERİN TOPRAKLARINA GERİ DÖNMESİNİ İSTİYORUZ”

    Bu karakterinden dolayı, bu yılki Çarşema Sor Bayramı’nın, IŞİD’in elinde halen esir tutulan kadınlar ve çocukların özgürleşmesi, insanlık düşmanı Selefist barbarların yenilmesine vesile olmasını diliyoruz. Yıllardır vahşetten uzaklaşmak için ana vatanından uzaklaştırılarak göç yollarına düşürülen, çadır kentlerde insanlık dışı koşullarda yaşayan binlerce Ezidi’nin topraklarına geri dönmesini ve huzur içinde yaşamasını diliyoruz.

    Tüm insanlık ailesini Ezidilere dayatılan fermanlar silsilesine karşı durmaya ve bu 73’üncü kıyıma karşı duyarlı olmaya çağırıyoruz. Çarşema Sor Bayramı’nı kutlarken Ortadoğu coğrafyasının Ezidi halkı başta olmak üzere tüm halkların özgür, eşit ve barış içerisinde yaşayacağı günlere kavuşmasını umut ediyor, kadim Ezidi halkının bayramını kutluyoruz.”

     

  • Kenanoğlu: Alevilerin talepleri güncellenmeli-VİDEO

    Kenanoğlu: Alevilerin talepleri güncellenmeli-VİDEO

    PİRHA-Aka-Der’in “Halkların ortak mücadelesini büyütmek için bir adım daha” şiarıyla düzenlediği panelde Aleviler adına konuşan HDP’nin Alevi Milletvekili Adayı Ali Kenanoğlu, bugün gelinen noktada Alevilerin taleplerinin yenilenmesi gerektiğini vurguladı. 

    Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği (Aka-Der), “Halkların ortak mücadelesini büyütmek için bir adım daha” şiarıyla bir panel düzenledi.
    Aka-Der genel merkezinde yapılan panele HDP İstanbul Milletvekili Adayı Ali Kenanoğlu, Mardin Milletvekili Adayı Tuma Çelik, siyasetçi Azad Barış ve Çerkes aktivist Erdoğan Boz konuşmacı olarak katılırken moderatörlüğünü ise Aka-Der Aktivisti Betül Koca yaptı.

    “TALEPLERİN YENİLENMESİ GEREKİYOR”

    İlk olarak Aleviler adına konuşan HDP’nin Alevi Milletvekili adayı Ali Kenanoğlu, gelinen noktada zorunlu din derslerinin kaldırılması talebinden vazgeçtiklerini çünkü matematik derslerinin bile din dersi haline geldiğini belirtti.

    Alevilerin tüm taleplerinin güncellenmesi gerektiğini ifade eden Kenanoğlu, Alevilerin bununla ilgili çalıştaylar, konferanslar ve forumlar yaptıklarını da ekledi. Alevilerin sorunlarının AKP iktidarı ile başlamadığını kaydeden Kenanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Örneğin cemevlerinin ibadethane kapsamına alınmayışını sağlayan Bülent Ecevit’tir. Bülent Ecevit’in başkanlığındaki Bakanlar Kurulunda cemevleri ibadethane statüsünden çıkarıldı. Bununla ilgili kanun şöyleydi: İbadethane denmiyordu. Sadece cami deniyordu. Örneğin köyün tanımında okulu olan, çeşmesi olan, şu kadar mezra sayısı ve camisi olan, sonra imar planında bir yer ayırıyorsunuz yol katılım payı ayırıyorsunuz, okul payı ayırıyorsunuz ve cami yeri ayırıyorsunuz. Sonra Avrupa Birliği ilerleme döneminde adını ibadethane olarak koydular. İbadethane koyunca bunu tanımlayalım dediler ve açtılar parantezi (cami, kilise, havra, sinagog) dediler ve parantezi kapattılar. Cemevlerini o ibadethane tanımından çıkardılar. Bu MHP, DSP ortaklığında oldu. AKP döneminde ise cemevi din dersini bırakalım güvenlik sorunu yaşıyorlar Aleviler.  Artık aş, iş sorunu yaşıyorlar. Alevi olduğun için işinden oluyorsun, zaman zaman arıyorlar ben şu şirketten atıldım diyor. Gidiyorsun şirketle görüşüyorsun şirket küçülmeye gidiyoruz diyor yapacak bir şey yok. Ekonomik sıkıntı var diyor. Doğru küçülmeye gidiyor ama 50 kişi çıkaracaksa o 50 kişiyi Alevi ve Kürtlerden seçiyor, Ya da Sünni ve Türk olmayanlardan seçiyor.”

    “BÜTÜN KİMLİKLERİ BİRARADA YAŞAYAN KÖYLER VAR”

    Süryaniler adına konuşan HDP Mardin milletvekili adayı Tuma Çelik ise “Baduk Dağı’nın etrafında bir bölgede Süryaniler yaşıyor, Kürtler yaşıyor, Ezidiler yaşıyor ve kendilerine Arap diyenler yaşıyor. Sınırlarla belirlenmiş coğrafyada yaşamıyor bunlar. Bütün kimlikleri birarada yaşayan köyler var. Ben böyle bir köyde doğdum. Benim köyümde 1974 yılında çıktım köyden 400’e yakın aile yaşıyordu. 370 aile Süryani, 30 aile de Kürt’tü. Bizim yanımızda başka bir köy, çoğunluğu Kürt ve diğerleri ile beraber yaşıyorlardı. Başka bir köy çoğunluğu Arap ve diğerleri ile birlikte yaşıyorlardı. Çok doğal bir yaşamımız vardı ve hiç kimsenin bir diğerini inkar etmediği bir yaşam.” şeklinde konuştu.

    “ZENGİNLİK DİYE BİR YAŞAM VARDI”

    Kendi yaşadığı köyde çoğunluğun Süryani olduğu için Süryanice konuştuklarını ifade eden Çelik, “Çoğunluğu Süryani olduğu için çoğu ortak Süryanice konuşurdu. Kürtler de Süryanice konuşurdu. Ama eve gittiklerinde herkes kendi içinde kendi dilini konuşurdu. Çoğunluğu Kürt olan köyde ortak dil Kürtçe’ydi. Ama diğerleri evlerine gittiklerinde kendi dillerini konuşurdu. Zenginlik diye bir yaşam vardı. Herkes üç dil bilirdi, orada yaşayan insanlardan bir tanesi üç dili bilmiyorsa özürlü olarak görülürdü” dedi.

    “EZİDİLER HİÇ YOK”

    Ezidiler adına konuşan siyasetçi Azad Barış da hayatın düşünüldüğü gibi kolay olmadığını aslında yaşandığı gibi zor olduğunu ifade ederek şunları belirtti:

    “Asuriler, Süryaniler, Aleviler diğer halklar hatta bir kaçının ismini duymadığımız inanç grubundan insanlar halklar vardı. Bunların bir şekilde acı dolu bohçaları yamalı bohçaları var. Biz kendimize baktığımızda kendimizi hiçbir yere koyamıyoruz. Tabi bugün Ezidileri anlatacak değilim. Biz hiç yokuz. Ezidiler hiç yok. Ne Müslüman ne Kürt. Yeni sosyal medyada bizlerle ilgili not düştüklerinde ya da bir haber yaptıklarında Ezidi Kürt diye geçerler.”

    “YİNE DE UMUTLUYUZ”

    35 yıl Almanya’da yaşadığını ve orada Alman olmayanlara bakış açısını anlatan Barış, “Orada her hangi bir vaka olduğunda olaya sebebiyet veren yabancı ise hemen ‘Yabancı şunu yaptı’ derlerdi. Alman olduğu zaman da ‘Bir olay oldu’ denilirdi. Bize en yakın olan Kürt modern hareketi bile bizimle ilgili haber yaptığında Ezidi Kürt diye geçiyor, gerisini siz düşünün. Biz yine de çok umutluyuz. Çünkü kendi umudumuzu bir araya getirebiliyoruz. 370 kişi kalmışız. Çok az çok dağınık değiliz. Bu coğrafyada homojen diyebiliriz. Bu tabi ki iyi bir şey” dedi.

    “CANLI CENAZELER OLARAK YAŞADIK”

    “Biz tarih olarak canlı cenazeler olarak yaşadık” diyen Barış, “Katliamın çocukları bunu çok iyi bilir. Ama bir umudumuz var oda o kadar büyük ki; Çünkü ölüm bedensel ve ruhsal olarak elimine olduktan sonra gerçekleşmiyor. Unuttuğunuz andan itibaren gerçekleşiyor. Eğer unutursanız o zaman ölüm gerçekleşmiş oluyor. Hatıra, hatırat unutulduktan sonra ölüm gerçekleşiyor. Eğer biz bugün burada isek demek ki yaşıyoruz. Ali canın söylediği gibi canlı cenazeler gibi olsak ta unutulmamışız umudumuz var demektir” şeklinde konuştu.

    “ÇERKESLERİ DIŞINDA BIRAKMIŞ OLURUZ”

    KHK ile işinden ihraç edilen Çerkes Aktivist Erdoğan Boz da yaşananları dinledikçe ne kadar acayip bir coğrafyada yaşadıklarının gözler önüne serildiğini vurguladı. Kardeşlik hukukuna çok ihtiyaç duyduklarını ancak işlerinin zor olduğunu belirten Boz, kimlik siyasetine değindi. Boz şunları kaydetti:

    “Kimlik siyaseti kendi içinde açmazları olan bir biçimde doğru temelde kullanılırsa bizim gibi birçok kimliğin yaşadığı coğrafyada bize yol gösterebilecek bir yol da sağlayabilir. Her şeyden önce kendi içinde bir eşitsizlik ilişkisi yaratmayacak şekilde kurgulanmış kimlik siyaseti yürütülmesi gerekir. Bir taraftan eşitsiz ilişkilere karşı çıkarken diğer taraftan farklı bir eşitsiz ilişki kuracak nitelikten arındırmak gerekir. Çerkeslerden bahsedecek olursak Anadolu’da her zaman bir kimlikten bahsedilir. Bunu söylediğimiz andan itibaren Çerkesler açısından eşitsiz bir ilişki yaratılmış oluyor. Kadimler üzerinden bir kimlik siyaseti yapmaya kalktığımızda Çerkesleri bunların dışında bırakıyoruz. Bu aynı Sünni bir kimlik kurmaya kalktığımızda Aleviler ya da dinsel bir kimlik kurmaya kalktığımızda onun içinde olmayan Ezidiler, Süryaniler ve Hristiyanlar dışında kalıyorsa bu da böyle bir şey. Dolayısıyla bu kardeşlik hukukunu gerçekten modern bir hukuk üzerine oturtmamız gerekiyor. Kadimlik ya da kimliklerin kendi arasındaki ilişkiden ziyade modern bir kimlik inşa edip alt kimlikleri inşa edebilmemiz gerekiyor. Böyle olmadığı sürece kendi içerisinde sürekli çatışmalar yaratan yeni eşitsizlikler yaratır. Dolayısıyla da aslen bu solun istediği ya da solun her zaman gözlediği gibi eşit ilişkileri kuramayacak bir siyasete dönüşme riski var.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA