Etiket: azikan

  • Adıyaman’ın Azikan köyünde Xızır lokması paylaşıldı-VİDEO

    Adıyaman’ın Azikan köyünde Xızır lokması paylaşıldı-VİDEO

    PİRHAAdıyaman’ın Azikan Köyünde bir araya gelen yurttaşlar, Aleviler için önemli bir yere sahip olan Xızır ayında toplanarak lokma dağıttılar.

    Adıyaman merkeze bağlı Azikan köyünde bir araya gelen köylüler, Xızır ayı vesilesiyle cem yaptı. Üryan Xızır Ocağı Pirlerinden Deniz Büyükşahin’in yürüttüğü ceme çok sayıda yurttaş katıldı.

    Xızır ayının anlam ve önemine değinen Büyükşahin, yaptığı konuşmada “Xızır ayı bolluk ayıdır. Darda olana, canı gönülden çağrıldığı zaman yetişen Xızır’dır. Xızır dayanışmayı, birlikte olmayı, paylaşmayı simgeler. Xızır’ı, bu ayda daha çok görüyor ve hissediyoruz” dedi.

    BÜTÜN KÖYLÜLERLE LOKMALAR PAYLAŞILDI

    Gün içerisinde kurbanlar tığlanıp eşit bir şekilde köydeki ailelere dağıtıldı. Her aile, evinden getirdiği lokmaları komşularıyla bölüşerek geleneklerini yerine getirdi.

    Alevi toplumunca Xızır ayının, bolluğu, bereketi, huzuru, barışı, dayanışmayı sağladığı kabul edilir. Bu sebeple, Azikan köyünde bir araya gelenler, sonraki günlerde dağıtılmak üzere xawra; bir diğer adıyla ‘kömbe’ olarak bilinen yemeğin hazırlığını da tamamladı.

    Azikan Köyünde her sene Xızır ayında aynı ritüelin yapıldığını belirten köylüler, ‘Bu geleneği yüzlerce senedir devam ettiriyoruz ve bizden sonraki kuşaklar da bu şekilde sürdürsünler’ şeklinde konuştu.

    PİRHA-ADIYAMAN

     

  • Azikanlılar, depremde kaybettikleri yakınlarını Adıyaman’da andı -VİDEO

    Azikanlılar, depremde kaybettikleri yakınlarını Adıyaman’da andı -VİDEO

    PİRHA- Azikanlılar, 6 Şubat depreminde kaybettikleri yakınlarını Adıyaman’da andı. Depremde yaşamını yitiren insanların unutulmaması gerektiğini belirten Kureyşan Ocağı evladı Garip Bozkurt, “Ölüm diye bir şey yoktur ancak unutursak ölüm gerçekleşmiş olur” dedi.

    Üzerinden neredeyse 1 yıl geçen 6 Şubat depremi ülke genelinde 14 milyon kişinin yaşamını olumsuz etkiledi. 35 binden fazla bina yıkıldı, 300 bine yakın bina ağır hasar aldı.

    Afet sonrası 2 milyondan fazla kişi barınma sorunu yaşarken, en az 5 milyon kişi de farklı bölgelere göç etti. Resmi verilere göre 50 binin üzerinde ölü, 107 binin üzerinde yaralı ve 145 kişinin ise kayıp olduğu biliniyor.

    Adıyaman’ın Azikan aşireti köyleri depremde yakınlarını kaybeden yakınları için Adıyaman’da bir araya gelerek 6 Şubat depreminde hayatını kaybeden yakınları için anma programı düzenledi.

    Anmaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Urfa Milletvekili Ferit Şenyaşar, eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekili Behçet Yıldırım ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “DEPREMDE HAYATINI KAYBEDEN İNSANLAR UNUTULMAMALI”

    Binlerce kişiyi Hakk’a uğurladıklarını ifade eden Kureyşan Ocağı evladı Garip Bozkurt, “Depremde hayatını kaybeden insanların unutulmaması gerekiyor. Ölüm diye bir şey yoktur ancak unutursak ölüm gerçekleşmiş olur. İyiler belli bir tabakadan seçilmemiştir. Kim iyi ise o iyidir, inancımız bunu gerektirir.

    Kadınlar, yakınlarının yasını tutarak ağıt yaktı ve depremde hayatını kaybedenler için lokmalar dağıtıldıktan sonra mezar ziyareti yapıldı.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

  • Bağlamaya olan sevgisinden dolayı saz yapmaya başlamış-VİDEO

    Bağlamaya olan sevgisinden dolayı saz yapmaya başlamış-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman merkeze bağlı Azikan köyünde kurduğu atölyede bağlama yapan Hüseyin İsot, “Kalbimde bir bağlama aşkı vardı. O dönem şehirden bağlama alacak ve köye getirecek imkanım yoktu. Kendim yapabilirim dedim, zamanla geliştirerek bağlama yapmaya başladım ve bugünlere kadar getirdim” dedi. 

    Adıyaman merkeze bağlı Azikan köyünde hayvancılık ve çiftçilikle uğraşan Hüseyin isot, hayvanlarının bulunduğu ahırların içinde bir köşede kurduğu küçük bir atölyede yaklaşık 20 yıl önce bağlama yapımına başlamış.

    Son dönemlerde ise dut ağacından yaptığı oyma sazlar ise büyük bir ilgi görüyor. Çok zor şartlarda ve büyük emekler vererek yaptığı bağlamaları satılması için müzik marketlere veriyor. Ama son dönemlerde yaşanan ekonomik kriz her alanda olduğu gibi onu da etkilemiş bir durumda bu yüzden verdiği emeğin karşılığını alamadığını ifade eden Hüseyin İsot PİRHA’ya konuştu.

    “BAĞLAMAYA OLAN SEVGİMDEN DOLAYI SAZ YAPMAYA BAŞLADIM”

    “Bu işe olan sevgimden ve merakımdan dolayı başladım. Kalbimde bir bağlama aşkı vardı. O dönem şehirden bağlama alacak ve köye getirecek imkanım yoktu. Kendim yapabilirim dedim zamanla geliştirerek bağlama yapmaya başladım ve bugünlere kadar getirdim” diyen Hüseyin İsot, şöyle devam etti:

    “Yaklaşık olarak 20 yıldır bu işi yapıyorum. Bağlamalarımız piyasada ilgi görmekte. Köyde yaptığımız için bu işin büyük zahmetleri var. Yaptığımız bağlamaların büyük bir kısmını dut ağacından yapmaktayız. Yaptığımız bağlamaların malzemesinin bir kısmını Malatya, İzmir ve Antep’ten temin etmekteyiz. Bağlama demek emek ve sevgi demektir. Eğer emeğinizi ve sevginizi bir işe katarsanız başaramayacağınız iş yoktur ” dedi.

    “BAĞLAMA BİZİM KÜLTÜRÜMÜZÜN BİR PARÇASIDIR”

    “Burada köy kültürümüz yok olmasın diye bu işi büyüterek yapmak istiyoruz. Bizler Aleviyiz, bizim için bağlama çok önemlidir. Bağlama bizim kültürümüzün ve inancımızın bir parçasıdır. Bunu çocuklarımıza da aşılamak istiyoruz. Bunun için bir mücadele veriyoruz” ifadelerini kullanan Hüseyin İsot, şöyle devam etti:

    “Dut ağacının sesi ve tınısı her zaman için daha iyidir. Bunu emek vererek teknesini oyarsanız çok güzel bir bağlama ortaya çıkar. Bazı ince ağaçlar var onlar daha çok fabrikasyon yapımlarda kullanılıyor. Ama oyma saz için en önemli ağaç dut ağacıdır. Aşık Veysel gibi büyük bir ozan da oyma dut ağacından yapılan bir saz ile çalmaya başlamış. Ama siparişe göre her ağaçtan da saz yapıyoruz” diye ifade etti.

    “EKONOMİK KRİZ BİZİ DE ETKİLEDİ”

    “Yaptığımız sazları bazen sipariş üzerine bazen de müzik marketlere götürüp satıyoruz” diyen Hüseyin İsot, “Son dönemlerde yaşanan ekonomik kriz her alanda olduğu gibi bizi de etkiledi. Piyasa durgun olduğundan dolayı bu aralar yaptığımız bağlama ve sazları çok satamıyoruz. Ortalama bir bağlama yapımı 15 gün sürüyor. Ama fabrikasyon yapılan sazlar daha uygun olduğu için onlar daha çok satılıyor. Ama bizim el emeği vererek yaptığımız sazlar daha kalitelidir. Emek ve kalite bir arada olunca fiyatı da fabrikasyon sazlara göre biraz daha pahalı olabiliyor. Bu nedenle yaptığım birçok bağlamayı satamadığımız için elimizde kaldı” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL-ADIYAMAN

     

  • ‘Şu an bize 90’lı yıllardaki sefaleti yaşatıyorlar’-VİDEO

    ‘Şu an bize 90’lı yıllardaki sefaleti yaşatıyorlar’-VİDEO

    PİRHA- Adıyamanlı Hanım Yıldırmaz, Kürt Alevi bir kadın. Alevi yolunu ve erkanını köyde yerine getirdiklerini belirten Yıldırmaz, 90’lı yıllarda Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Kürt köylerindeki baskıları PİRHA’ya anlattı. “Çadır açtığımız, hayvanlarımızı otlattığımız bölgeye gelen askerler, bizlere ve çobanlarımıza işkenceler yaptılar. Hayvanlarımızı sattık ve büyük yoksulluk yaşadık” diyor Yıldırmaz. Bugün tütüne getirilen yasalarla da aynı şeylerin yaşatılmak istendiğini belirtiyor. 

    Kürt Alevi, beş çocuk annesi Hanım Yıldırmaz, çocuk yaşta babasını kaybetmiş. Annesi başka bir erkekle evlendikten sonra hiç bilmediği bir köye giderek yabancı olduğu bir evde yaşamaya başlamış. Babasının vefatının ardından çocuk olarak geldiği Azikan köyünde evlenmiş. Gelin gittiği yoksul evin ekonomisine katkı sunmak için halı, yastık yapmayı kendi imkanlarıyla öğrenmiş. Yaptığı yastıklar çevrede büyük bir ilgi görmüş. Buradan kazandığı paralarla ailesine büyük katkı sunmuş. Çok sayıda hayvan sahibi olmuş.

    90’lı yıllarda çıktıkları yaylada büyük baskılara ve işkenceye maruz kaldıkları için yayladan inerek hayvanlarını yarı fiyata satmak zorunda kalmış. Aile için yeniden yoksulluk başlamış ve ekmeğe muhtaç hale gelmişler. Adıyaman’da sarmalık tütün satışlarından yeniden para kazanırken son çıkan yasa ile birlikte geçen yıl ektikleri tütünleri satamamış ve yeniden sıkıntı günler geçirmeye başlamışlar. Tütüne getirilen yasalarda bir düzenleme yapılmazsa 90’larda yaşadıkları sıkıntılarla yeniden karşılaşacaklar.

    Bütün yaşadıkları sıkıntıları ve bugünkü yaşamını PİRHA’ya anlatan Hanım Yıldırmaz, yetkililere sorunlarının çözümü noktasında çağrıda bulundu.

    “AİLEME KATKI SUNMAK İÇİN HALI, YASTIK YAPTIM”

    “Çok küçük yaşta babamı kaybettim. Yaşım küçük olduğundan dolayı babamın öldüğünün farkında bile değildim. Eskiden hayat şartları çok zordu. Bir kadının genç yaşta kocası vefat ettiği zaman başka biri ile evlenmekten başka çaresi yoktu. Yoksa çocuklarına bakması ve büyütmesi çok zordu” diyen Hanım Yıldırmaz şöyle devam ediyor:

    “Annem Azikan köyünde biri ile evlendi. Üvey babamızla ilişkilerimiz çok iyiydi. Bize iyi bakıyordu. Bizler de üvey kardeşlerimizi ve babamızı öz gibi bilirdik. Azikan köyünde büyüdüm ve burada evlendim. Evlendiğim zaman çok yoksulduk. Adıyaman merkeze bağlı bir dağ köyünde yaşıyoruz. Yapacak bir iş yok, geçimimizi sağlamak için bir şeyler yapmak gerekiyordu. Aileme katkı sunmak için ne yapabilirim diye hep düşünüyordum. Sonradan kendi imkanlarımla ve azmimle halı yastık yapmayı öğrendim. Yastık yapmaya başladım. O dönem bu yaptığım halı yastıklar iyi bir fiyata satılıyordu. Yaptığım bu yastıklarla birlikte büyük paralar kazanmaya başladım. Öncelikle bir ev aldık. Bölge dağlık olduğu için çok fazla arazi yoktu. Birkaç hayvan aldık ve hayvancılıkla uğraşmaya başladık. Ekonomik durumumuz çok iyi oldu.”

    ” BASKI VE İŞKENCE NEDENİYLE YAYLALARDAN İNMEK ZORUNDA KALDIK”

    “Daha fazla hayvan sahibi olduk. Buna dair hayallerimiz vardı. Artık ekonomik anlamda bir sıkıntı yaşamayacağımızı düşünüyorduk. Buradan kazanacağımız paralarla çocuklarımızı büyütüp, okutup evlendirmeyi düşünüyorduk” ifadelerini kullanan Yıldırmaz şunları dile getirdi:

    “Her yıl beli aylarda hayvanlarımızı yaylaya çıkarıyorduk. Yıl 90’ların başıydı sanırım. Hayvanlarımızı yaylaya çıkardık. Çadırlarımızı açtık. O dönem yeni hayvanlar da almıştık. Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Kürt köylerinde yoğun bir baskı vardı. O baskılar yaylarımıza kadar geldi. Çadır açtığımız hayvanlarımızı otlattığımız bölgeye gelen askerler, bizlere ve çobanlarımıza işkenceler yaptılar. Yayladan inmemizi ve hayvanlarımızı satmamızı söylediler. Büyük baskılar devam etti. Hayvanlarımızı aldığımız fiyatın yarısına sattık ve büyük yoksulluk yaşamaya başladık. Gün oldu ekmek bulamadık. Bizimle birlikte yaylarda bulunan birçok aile ve binlerce hayvan vardı. O dönem yaşanan baskılardan dolayı köylüler hayvanlarını satmak zorunda kaldı. O günden sonrada buralarda kimse korkudan hayvancılıkla uğraşmadı.”

    “90’LARDAKİ SEFALET YAŞATILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    “Köyümüze döndük. İşsiz, güçsüz ortada kaldık, köylüler olarak büyük sıkıntılar yaşadık. Bizim köy dağlık olduğu için tarım arazisi yok denecek kadar az. Bu küçük tarlalarda tütün ekiminden başka hiçbir şey masrafını çıkarmaz. Köylüler olarak tarlalarında tütün ekmeye başladıklarını” söyleyen Yıldırmaz şunları kaydetti:

    “Ektiğimiz tütün ile çocuklarımızın rızkını ve masraflarını çıkarmaya başladık. Tütün işi gittikçe yayıldı ve bu işten de özelikle son birkaç yıldır para kazanmaya başladık. Ekonomik durumumuz iyi oldu. Ama bu son çıkan yasa ile birlikte bize yeniden 90’lardaki sefaleti yaşatmaya çalışıyor. Eğer böyle devam ederse yeniden işsiz güçsüz bırakılıp açlığa mahkum edileceğiz. Bizim köy ve çevre köylerde yüzlerce aile tütün ile uğraşıyor. Tütüne yönelik engellemeler ve yasaklar böyle devam ederse bu insanların tamamı açlığa mahkum edilecek. Arazisi olmayan insanlar başkalarına yarıcılık yapıyor ve bir şekilde geçimini sağlıyor. Tütüne yönelik bu yasaklamalar böyle devam ederse gençlerimiz ne iş yapacak? Yapacak bir iş yok. Zaten bizim bölgede işsizlik sorunu var. Bizim yetkililerden tek isteğimiz tütüne yönelik yeniden düzenlemeler yapılsın.”

    “KÖYÜMÜZDE ALEVİLİK YOL ERKANINI YAŞIYORUZ”

    “Geçmişten bugüne özelikle bizim köy başta olmak üzere bu bölgede Pir’e bağlılık vardır. Alevilik yol erkanı yaşanır, cemler yapılır” diyen Hanım Yıldırmaz, bunu şöyle anlatıyor:

    “Hızır ayında herkesin sunduğu katkılarla ortak lokmalar yapılır. Hazırlanan lokmalar herkese eşit bir şekilde dağıtılır. Bizim köyde genç kızlar halen eskisi gibi yöresel kıyafetlerini giyer. Köy kültürünü ve inancını halen eskisi gibi yaşarlar. Eskiden dede geldiğinde köylüler büyük bir odada toplanır burada cemler yaparlardı. Ama bugün koşullar biraz daha iyileşti. Köyde muhtarının öncülüğünde büyük bir köy odası yapıldı. Bizler Üryan Hızır Ocağı talibiyiz. Pirimiz Ali Büyükşahin sık sık gelir burada cemlerimizi yaparız. Çocuklarımız Alevilik yol erkanını küçük yaşta yaşayarak öğreniyorlar. Bu yüzden Aleviliğe ve yol erkanına çok bağlıdırlar. O yüzden Adıyaman’ın bazı köylerinde olduğu gibi çocuklarımız asimile olmamış halen yolunu sürdürüyorlar.”

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN