PİRHA- İkrar verdikten sonra cemlere katıldığını belirten Abdal Musa Tekke köyünden Yol hizmetkarı Kazım Zeybek, 30 yıldır cemlerde hizmetleri yerine getirdiğini söyledi. Zeybek’in anlatımları asimilasyonun nasıl yapıldığını göz önüne serdi. Cami imamının kendi köylüleri olduğunu belirten Zeybek, Hakk’a uğurlamanın evin önünden yapıldığını, duayı ise imamın yaptığını, deyiş okunmadığını ifade etti.
Alevi Erenlerinden Abdal Musa’nın türbesinin bulunduğu Tekkeköyünden Kazım Zeybek, Aleviliğe, cemlere ve Hakk’a uğurlamaya ilişkin PİRHA’ya konuştu.
Kazım Zeybek, 20’li yaşlarında cemlere girmeye başladığını belirterek, “30 yılı aşkın süredir cemlerde hizmetlerde bulunuyorum. Cemlerde Dede ve Baba postuna oturmanın dışında 12 hizmetlerin tamamında görev yaptım. 5 yıldır da sakkacı (Cemde susayanlara su dağıtan) hizmetini yürütüyorum” dedi.
Bektaşi olduklarını belirten Zeybek, “Sadece ben ikrar vereceğim zaman karşımda bir baba, rehber tutarım. Mesela sen benim rehberim olacaksın, ben senin eteğine yapışırım. Sen duanı okursun benim rehberliğimi kabul edersin, Yolumdan geçirirsin” diye belirtti.
“BEKTAŞİLERDE OCAK İSTEMİ OLMADIĞI İÇİN DEDELİK YOKTUR”
Bektaşilerde Dedelik olmadığını belirten Zeybek, “Baba da bir parça bilgisi varsa Yola da sahip birisi ise onu Baba yaparız. Bizde Babayı bütün canlar seçer” dedi.
Baba olan kişinin canlar tarafından oyla seçildikten sonra Dedeye gidip ondan rızalık alması gerektiğini belirten Zeybek, “Baba olan kişi dededen tarikat rızalığı alır. Rırızalık almadan Baba olamaz. Oturduğun postu hak edeceksin. Ne ile nasıl hak edeceksin? Bilgiyle” diye konuştu.
EN BÜYÜK ASİMİLASYON HAKK’A UĞURLAMADA!
Abdal Musa Tekke köyünde Hakk’a yürüme erkanlarının her zaman Türkçe olarak yapıldığını da belirten Kazım Zeybek, şunları kaydetti:
“Bir kardeşimiz vefat ettiğinde onun cemini yaparız. 3 gün Hakk’a yürüyen kişinin evinde yemek pişmez. 3 gün boyunca millet yemeğini cenaze evine getirir. 3. günden sonra cenaze evinde yemek yapılır ve o cenazenin yemeği verilir. Bizim cenazelerde Arapça hiçbir şey okunmaz, Türkçe yapılır. Cenazelerimizde deyiş okunmaz. Sadece ölen kişinin cenazesi evinin önünde yıkandıktan sonra imam duasını okur. Cami imamı da bizim köylümüzdür. Cenaze evinde cenaze yemeği bittikten sonra da imam değil sadece bizim Babalarımız tarafından tarikat duası yapılır. Bizdeki cenaze erkanı bu şekilde yürütülür.”
PİRHA-ABF’nin Genişletilmiş Danışma Kurulu’nun sonuç bildirgesi açıklandı. Seçimlerin ardından şeriatçı politikaların hayatın her alanına sirayet ettiği vurgulanan bildirgede, “Tüm devrimci demokrat çevrelere, 2024 yılının ırkçılıkla mücadele ve eşit yurttaşlık yılı olarak ilan etmeyi önermekteyiz. Tarihimizden aldığımız güç ve bilinç ile ırkçı-şeriatçı saldırıları durduracağız” denildi.
Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) Genişletilmiş Danışma Kurulu 21-22 Ekim’de Hacıbektaş’ta yapıldı. Toplantıya Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) temsilcileri katıldı.
Toplantıda; ÇEDES ile başlayan ve yeni müfredat ile birlikte Diyanet İşleri Başkanlığı’na (DİB) tanınan eğitim yetkileri ile eğitimin dinselleştirmesine yönelik yapılacak eylemler, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı geliştirilecek tavır hakkında görüşler, Maraş Katliamı’nı anma hazırlıkları ve İnanç Meclisi’nin oluşturulması ile ilgili konular tartışıldı.
“ŞERİATÇI POLİTİKALAR HAYATIN HER ALANINA SİRAYET ETTİ”
Seçimlerin ardından şeriatçı politikaların hayatın her alanına sirayet ettiği vurgulanan açıklamada, “Emeği ile geçinmeye çalışan milyonlarca yurttaşı açlık ve sefalete mahkûm eden iktidar, tek çarenin şeriatçı yaşam olduğunu dayatmaktadır. İçerde herhangi muhalif bir sese tahammül edemeyen iktidar, Orta Doğu ve dünyada demokrasi havarisi kesiliyor. Özellikle İsrail ve Hamas arasında devam eden çatışmalar konusunda ikiyüzlü politika sürdürüyorlar. Bu, kuzuyu kurt ile yiyip, çoban ile ağlama politikasıdır. Aleviler, İsrail Devleti ve Hamas’ın sivilleri katlettiği bilinci ile tüm savaşlara karşıdır. Suriye’de, başta Aleviler, Ezidi’ler ve Kürtler katledilirken, bırakalım karşı çıkmayı açıkça taraf olanlar bugün demokrasi ve adaletten bahsedemez. Ülkemizi ve Orta Doğu’yu kan gölüne dönüştüren Büyük Orta Doğu Projesi’dir. Dolayısıyla dökülen kandan Büyük Orta Doğu Projesi eş başkanı da sorumludur. Danışma kurulumuzun toplandığı 21 Ekim günü, Hünkâr’ın huzurunda inancımızda doğa ve insan yaşamının kutsallığı vurgusunun yapıldığı basın açıklaması ile başta Orta Doğu olmak üzere yaşanan savaşların biran önce bitirilmesi ve barış için girişimlerin başlatılması çağrısı da yapıldı” diye belirtildi.
Alevi örgütlenmesinin ırkçı ve şeriatçı saldırılara karşı hayati öneme sahip olduğu vurgulanan açıklamanın devamında şunlar belirtildi:
“AKP’nin Alevi-Bektaşi Cemevi Başkanlığı ve ÇEDES projeleri ile yoğunlaştırdığı asimile ve yok sayma saldırılarına karşı sahada somut adımların atılacağına vurgu yapıldı. Bu çok yönlü kuşatmanın kırılması Alevi hareketinin ilkeli duruşu ile olacaktır. Bu bağlamda, 16 Eylül’de İzmir’de “Laik yaşam laik eğitim ve eşit yurttaşlık hakkı” şiarı ile yapılan mitingin ikinci ayağının İstanbul’da yapılması kararı alındı. Danışma kurulu olarak; Alevilik ve Alevilerin küresel kuşatma ve saldırı altında olduğu bilinci ile birleşik mücadeleyi yükselteceğimizin altını bir kez daha çizeriz.
Bu bağlamda örgütü güçlendirmek, federasyona daha çok cemevini katmak önemlidir. Köylerde ve mahallelerdeki dernekler, federasyonlar ve cemevleri ile daha kapsamlı görüşmeler yapılacaktır. Örgütlerimizi güçlendirirken, örgütsel bütünlüğümüze zarar verecek faaliyet sürdüren yapıları federasyonumuza asla bileşen olarak almama kararlılığına devam edeceğiz. Bu, hükümetin “Alevi-Bektaşi Cemevi Başkanlığı” ve ÇEDES benzeri saldırılarına karşı direncimizi artıracaktır. Kurumsallaşmanın gereği ve yeni dönem örgütlenme süreci için, diplomasi gruplarının oluşturulması, ortak mücadele hattı için, 5-10 yıllık stratejik programların çıkarılması, Dede-Ana-Baba örgütsel eğitimlerinin yapılması önemlidir.
“IRKÇI VE ŞERİATÇI SALDIRILARI DURDURACAĞIZ!”
AKP’nin yargı sisteminin Madımak Katliamı davasını zamanaşımına uğratırken, bir yandan da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın affı ile Madımak katilleri serbest bırakıldı. Yine AKP polisi, taraftan da bileşenimiz PSAKD’nin genel başkanı, genel sekreter ve örgütlenme sekreteri ve federasyonumuzun iki genel başkan yardımcısını ters kelepçe ile gözaltına alıyor. Danışma kurulumuz, bu saldırıları kınarken, eşit yurttaşlık mücadelemizden asla geri adım atmayacağımızın altını çizeriz. Danışma kurulumuza katılan kurumlarımızdan, AABK’nin Madımak Katliamı’nın 30. yılında yaptığı ‘Sanal Müze’ çalışmasının sunumu, küresel kuşatmaya karşı küresel örgütlülüğümüzün bir yanıtı niteliğinde olmuştur. Aleviler ırkçı ve şeriatçı AKP’den demokrasi beklemiyoruz. Bugün anayasa değişikliği teklifi yapanlar ile ‘’kindar ve dindar nesiller’’ diyenler aynı kişilerdir. Biz Aleviler olarak kadın, çocuk, doğa, devrimci, demokrat ve bilim ile gidilen yola düşman olanlarla asla yan yana gelmeyecektir. Cezaevleri AKP muhalifleri ile doluyken yeni anayasadan bahsedenler, aslında rejimi tamamen değiştirme çabası içindedir. 22 yılda anayasanın ilk 4 maddesi dışında hemen hemen tümünü değiştiren AKP, şeriat düzenini meşrulaştırmak istiyor.
45. yılında Maraş Katliamı’nda Hakk’a yürüyen canlarımızı anma programı için Maraş yerelde ilçelerde ve köylerde halk toplantıları yapılarak anma programına davet etme kararı alındı. İnanç Meclisi’nin toplantıya katılan musahip kurumların da katkıları ile birlikte biran önce oluşturulması kararı alındı. 35 yılı aşan ‘’eşit yurttaşlık’’ mücadelemizin yeni bir aşamasına geldiğimiz bilinci ile tüm devrimci demokrat çevrelere, 2024’ün “Irkçılıkla mücadele ve eşit yurttaşlık” yılı olarak ilan etmeyi önermekteyiz. Danışma kurulumuz, ülkemizde ve Avrupa merkezli Dünya örgütlülüğümüzü selamlarken, önümüzdeki zorlu süreci omuz omuza vererek aşacağımızı bir kez daha belirtiriz. Tarihimizden aldığımız güç ve bilinç ile ırkçı-şeriatçı saldırıları durduracağız.”
PİRHA-Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde yürütülen Muhabbet Ceminde, Sivas Madımak Katliamı davasının zaman aşımına uğratılması ve Alevi kurum temsilcilerinin ters kelepçe ile gözaltına alınmasına dikkat çekildi.
Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde Muhabbet Cemi yürütüldü. Ceme Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Yol yürütücüsü Mustafa Sazcı ve Sinemilli Ocağı Pirlerinden Süleyman Deprem katıldı.
“ARAP İSLAMİYETİ’Nİ YERLEŞTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR”
Abdal Musa Kültür ve Yaşatma Derneği Eşit Başkanı Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir cemde yaptığı konuşmada, “Cemler toplanıp yalvarıp yakarmak değil, muhabbet etmektir. Memleketin halinide görüyorsunuz, yerlerde. Baskılar zulümler tekrar başladı, hükümet seçimi zorla aldı. Son bir 5 yıl içerisinde Arap İslamiyet’ini ülkeye yerleştirmeye çalışıyor” dedi.
Her köye bir cami projesi kapsamında Alevi köylerinin asimilasyona uğratılmak istendiğini belirten Demir, “Cami yapılmasına köy muhtarı ve halk bir şey olmaz ne olacak yolumuzda yapılacak, okulumuzda yapılacak camiden ne zarar gelecek öyle başlandı. Sonra bütün Türkiye’ye yayıldı bütün Alevi Bektaşi köylerine de imam atandı. Önce herkes güldü geçti, şu anda öyle bir hal aldı ki köylerinde namazlar başladı, çünkü camisi var” şeklinde ifade etti.
” İSLAMİ RİTÜELLERLE HAKK’A YÜRÜME ERKANI YÜRÜTÜLÜYOR”
“Hakka yürüyen canların cenazeleri hocalar Arapça İslami ritüellerle kaldırmaya başladı” diyen Demir, “Bizim dedeler babalar kendisini geliştirip yetiştirilmedi ya da ekmek derdinden köyler terk edildi, hizmetler tam Sünni İslam inancına göre yürümeye başladı” dedi.
Günümüzde okullarda derslere çokça din dersinin eklendiğini ifade eden Demir,” Bu da yetmedi, şimdi bir müezzin, bir imam okullara atayarak, bir de ilkokullardan başlayarak kendi İslam anlayışına uygun bir nesil yetiştirme projesi uygulanmaya konuldu” diyerek sözlerini tamamladı.
Yol’un Alevilere bir dert verdiğini bu derdin ise çağımızdaki birçok sorunla ilgilenmekle yükümlü olduğunun altını çizen, Kızıldeli Sultan OcağındanSazcı, “Biz mevcut düzenin hafif güzelleştirilmiş halini, mevcut düzenin bize dokunmayan halini talep eden bir inancın, bir Yol’un sürücüleri, Yol’un devamcıları, ardılları değiliz. Bizler bu cihanda Rıza şehri dediğimiz aslında barış içerisinde, kardeşlik içerisinde yaşandığı, sömürünün olmadığı bir cihanı var etmek için mücadelemizi sürdürüyoruz” dedi.
Sivas Katliamı faillerinin, katillerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özel izniyle birlikte serbest bırakıldığını hatırlatan Sazcı, “Yıllardır bir Sivas Katliamı’na gittiğimizde şunu diyorduk, yobazlar yaktı, devlet baktı. Devletin hep aklayıcı pozisyonda olduğunu söylüyorduk. Bu da bunun tescillenmiş hali oldu. Bundan önce bir katili daha serbest bırakmıştı. Yine Sivas Katliamı’nın faillerini serbest bırakıyor” dedi.
“PİR SULTAN’IN GÜZEL NEFESLERİNİ, DEYİŞLERİ SÖYLEMEK DEĞİL, PİR SULTAN OLMA ZAMANI”
“Bu aslında bize bariz bir şekilde mücadelemizi bastırma girişimidir” diyen Sazcı şöyle devam etti:
“Artık bu devirde, bu durumda iktidar bizi inkâr ederken bizim mücadelemizi bastırmak için elinden gelen bütün aygıtları kullanırken bize bir çağrıda bulunuyor. Bir zalim varsa ona karşı mazlumların direnişini göstermek bizlerin boynunun borcu. Hüseyin’i analım ama, Hüseyin olabiliyor muyuz? Pir Sultan her nefesini söylüyoruz. Pir Sultan’ı sadece nefeslerini güzel diye veya bağlamayla nefesleri güzel gidiyor diye söylemiyoruz. Yapmış olduğumuz cemlerde sürekli isimlerini andığımız Şeyh Bedrettin, Börtlüce Mustafa, Torlak Kemal, Kalender Çelebi (Şah Kalender) bunlar kendi döneminde bir mücadelenin öncüsü. Elbette ki Yol, erkan sürmüşler cem civat yapmışlar, görmüşler görgüden, sorgudan, geçmişler talipleriyle ilişkileri geleneksel Aleviliğin içerisinde yerine getirmişler ama kendi döneminde egemenlere yönelik ciddi mücadele vermişler.”
“ÇOCUKLARIMIZ ALEVİ DÜŞMANI EBU SUUD FETVALARIYLA EĞİTİLMEK İSTENİYOR”
“Eğitim eskiden de dinciydi. Mütedeyyin İslam’ın anlatıldığı 7 yaşından tutun lise mezunu olacak 18 yaşındaki gence kadar İslam’ın dayatıldığı bir eğitim durumu söz konusu. Bu ilk defa bu kadar resmileştiriyor, bu kadar radikalleştiriliyor 6 yaşındaki çocuk da yine derslerinde din dersleriyle büyüyecek yine cennet cehennem korkusuyla geçirip yetiştirilecek, Allah’ın azabından korkacak ya da huri kılman gibi ödüllendirme ile bir ödüllendirmeyle büyüyecek. Bir Alevi Bektaşi genci olarak bir ocak evladı olarak benim değerim Ebu Suud’un fetvaları, ayetleri değildir.
“BİZİM DEĞERLERİM EBU SUUD DEĞİL, ŞEYH BEDRETTİN, TORLAK KEMAL BÖRTLÜCE MUSTAFALAR”
Benim değerime bakıyorum benim değerlerim Hünkar Hacı Bektaş Veliler, Şeyh Bedrettinler, Torlak Kemaller, Börtlüce Mustafalar Baba İshaklar günümüzde ise cümle aşık-ı sadıklar, rehberler pirler, müşrikler benim değerim onların söylemleri ile çelişen hiçbir şey benim değerim değildir. Bu değer AKP’nin kindar ve dindar nesil yaratma projesinin değerleri, Ebu Suud’un, Yavuz Sultan Selim’in, 2. Mahmut’un değerleridir.”
“ALEVİLERİN KATLEDİLMESİNİN SEBEBİ BARIŞÇIL VE ORTAK YAŞAMI ESAS ALMASIDIR”
Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem ise, Alevilere yönelik katliamlara işaret ederek, “Aleviler bir tane karıncaya bile rızasız dokunmazken Selçuklu’dan bu yana Alevilere yönelen bu katliamlar sebebi ne? Bunları bilmez bunları kavramazsak kendimizi de tanıyamayız. Bu kadar zulmün, bu kadar imhanın, bu kadar asimilasyonun sadece Türkiye’de değil Orta Doğu’da ve Alevilerin yaşadığı her coğrafyada bu zulme maruz kalmalarının tek sebebi Alevilerin barışçıl olması, Alevilerin ortak yaşamı esas alması, paylaşımcı olmasından kaynaklıdır” diye belirtti.
“SÖMÜRÜ SİSTEMLERİ HALKLARI BİRBİRİNE ÇATIŞTIRMADAN İKTİDARDA RAHAT EDEMEZLER”
Sömürüyü reddetmek baştan devlet organizasyonunu reddetmek anlamına geldiğini söyleyen Deprem,” Hiçbir devlet yapısı sömürüsüz yaşayamaz, savaşsız hiçbir devlet ayakta duramaz. İlle bir düşman yaratmak zorundadır. Onun için Aleviler kadimden bu yana neden Alevi devleti kurmaya ihtiyaç duymamışlardır, çünkü klasik devlet yapısında her zaman sınıf çelişkisi, zengin fakir çatışması, yapay bir düşman belirleme, kahpe Yunan, pis Ermeni, kuyruklu Kürt gibi düşmanları yaratarak onlar üzerinden kendi iktidarlarının sürdürme gayretidir. Sömürü sistemi savaş olmadan, toplumlar birbiriyle çatışmadan iktidarlar rahat edemez; onun için biz birbirimizle kavgalı olmalıyız ki onlar tepede rahat etsin” şeklinde konuştu.
Muhabbet Ceminde gülbenglerin okunmasın ardından Türkçe ve Kürtçe deyiş ve nefeslerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.
PİRHA-Eski Dersim Belediye Başkanı Edibe Şahin’in babası Doğan Gündoğan, Hakk’a yürüdü. Gündoğan, cumartesi günü Dersim’de toprağa sırlanacak.
Eski Dersim Belediye Başkanı Edibe Şahin’in babası Doğan Gündoğan, Hakk’a yürüdü.
Kureyşan Ocağı pirlerinden Gündoğan, cuma günü İstanbul’da İçerenköy Pir Sultan Abdal Kültür Derneği/Cemevi’nde Hakk’a uğurlandıktan sonra Dersim’de toprağa sırlanacak.
PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, AKP’nin ‘Alevi Diyaneti’ olarak bilinen Cemevi Başkanlığı aracılığıyla Alevileri bölme hamlesine tepki gösterdi. Demir,” Bunun sadece Tokat’ta değil, Türkiye genelinde devlet eliyle başlatılmış durumda. Acilen Federasyon ve Genel merkezlerin yazılı bir açıklama yaparak birlikte hareket etmeli” dedi.
Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.
Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdi.
İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.
Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.
“DEVLET MAAŞ VERECEK DİYE KRTAVATINI TAKIP GELENLER, BEN DEDE SOYUNDANIM DİYENLER ÇOĞALDI”
Cemevi başkanlığını reddettiklerini belirten Demir, “Türkiye genelinde bu çalışma devlet eliyle başlatılmış durumda. O yüzden çoğu kişi de kayıt olmak için sıra olduğunu biliyoruz. Kravatını takıp gelenler, dede soyundanım diyenler devletten maaş almak için belli bölgelerde çok şeyler oluyor. Bu para alınır mı, alınmaz mı? Hak mı, değil mi? Bu tartışmalar şimdi başlayacak. Dergâhtan olsun, genel merkezlerden olsun, federasyonlardan olsun bir genelge yayınlanması gerekiyor” diye ifade etti.
Genelge yayınlanmaz ise şahıslar bireyler küçük bağımsız cemevlerine gidip kayıt olabileceğini ifade eden Demir, Alevi kurumlarının birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Kimsenin ne yaptığını bilmediğini ifade eden Demir,” Şu anda devlet tarafından görevlendirilen kişiler Türkiye’nin her yerindeki cemnevlerini geziyorlar. Bunun anlatılması gerekiyor. Dedeler aşıklar, Zakirler, babalar, analar veya kurumdaki yetkin kişiler ona göre hareket etsin” dedi.
Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir konuşmasını şu cümlelerle sonlandırdı:
“Devletin kurduğu Alevi daire Başkanlığından gelen memurların cemevlerindeki yönetim kurullarının karar defterine isimlerini yazdığı dede ve Zakir’in bu evrakla Alevi daire Başkanlığına maaş için başvurmasını yeterli olduğunu, yönetim kurulu değişti yeni bir kararla biz bu dedeyle devam ediyor ya da çalışmıyorsa tekrar yeniden karar alması gerektiğine dair böyle bir çalışmanın olduğunu duyumunu aldık” dedi.
PİRHA- AKP’nin Alevi planına tepki gösteren Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, “Alevilik ve Bektaşilik’le derdi olan, bu toplumlarla ilişkisi olan, erkanı yolu bilen dedeler, babalar bu oyuna gelmeyecek. Gerçek dedeleri ve babaları çok fazla etkileyeceğini düşünmüyorum” dedi.
Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, AKP’nin, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ oluşturmak ve dedelere maaş bağlama planını değerlendirdi.
Eriş, “Gerçek dedeler, gerçek babalar bu oyuna gelmez. Alevilik ve Bektaşilik ile derdi olan, bu toplumlarla ilişkisi olan, erkanı, yolu bilen dedelerin bu oyuna gelmeyeceğini biliyorum. Onun dışında bu yolla, erkanla Alevilik ve Bektaşilik’le çok derdi olmayan dedeler, babalar bu işe eyvallah, evet diyecektir. O da bizi çok fazla etkilemez” dedi.
Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş şöyle devam etti:
“Gerçek yol erkan sahibi insanlar, canlar neyin ne olduğunu daha ilk bakışta görebilecektir. Alevilerde bu potansiyel vardır. Aleviler herhangi bir yanlışı gördüğü zaman bunu teşhir etmesini çok iyi bilirler. Zaten bu yolda binlerce yıldır zaman zaman çok bölünmeler, yanlışlar Alevilerin içerisine sokulmuş. Devlet, mevcut düzenler Aleviliği-Bektaşiliği çok fazla yıpratmaya uğraşmışlar, hala uğraşıyorlar. Ama Alevilik buna rağmen kendi öz inancını, öz yolunu koruyabilmiş, bundan sonra da koruyacaktır ama bu mevcut iktidar Kültür Bakanlığına bağlayacağım dedi, cumhurbaşkanı ‘üyeleri ben seçeceğim’ dedi. Seçeceği dedeler, babalar bu yolla, bu erkanla, Alevilikle Bektaşilik’le derdi olmayan dedeler babalar da olsa, çok fazla bir sıkıntımız olmaz. Bu yol devam eder.”
PİRHA- Mersin’de çocuk yaştan itibaren yıllarca üç öz kızına tecavüz ettiği iddia edilen Salih D. beraat etti.
Mersin’de çocuk yaştan itibaren yıllarca üç öz kızına tecavüz ettiği iddia edilen Salih D’nin Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasında beraat kararı çıktı.
Karar duruşmasına katılan kız kardeşler ve kadın örgütü temsilcileri karara tepki gösterirken, beraat kararı sonrası kız kardeşler sinir krizi geçirdi.
PİRHA-90 yıllık İcra İflas Kanunu’ndan kaynaklanan, çocukların taşınır eşya gibi icraya konulup teslimi usulü hâlâ yürürlükte. Büro Emekçileri Sendikası Samsun Şube Başkanı Yılmaz Tuluk, ayrılan eşlerin çoçuklarını icra yoluyla görmeye çalışmasına tepki gösterdi. Tuluk, bunun duygusal bir istismar olduğunu ve söz konusu kanunun acilen kaldırılması gerektiğini belirtti.
90 yıllık İcra İflas Kanunu’ndan kaynaklanan, çocukların taşınır eşya gibi icraya konulup teslimi usulü hâlâ yürürlükte. Çocukların icra yoluyla teslimi 1932 tarihli 87 yıllık İcra İflas Kanunu’nun, 1965’te değiştirilen 25. maddesinden kaynaklanıyor.
Kanunun 25. maddesine göre çocuklar taşınır eşya gibi icraya konulabiliyor. Bu kanunu uygulamakla yükümlü icra memurları ve kolluk görevlileri de çocuğu mal ya da eşya gibi teslim alıyorlar. Alacaklı konumunda olan anne veya baba çocuk teslimi hakkındaki bir ilamı icra dairesine vererek takip talebinde bulunuyor. Daha sonra borçlu olan anneye veya babaya “icra emri” gönderiliyor. Bu “icra emrinde” borçluya 7 gün içinde çocuğu teslim etmesi, aksi halde çocuk nerede bulunursa bulunsun zorla alınacağı ve çocuğu gizlemesi halinde cezalandırılacağı bildiriliyor. Borçlu olan anne veya baba 7 gün içinde çocuğu teslim etmezse icra müdürü, çocuğu nerede bulursa zorla alıp alacaklı olan anneye veya babaya teslim ederek ilam hükmünü zorla yerine getiriyor.
Çocuğun duygusal istismarı olarak değerlendirilen bu durum tepki çekiyor.
Büro Emekçileri Sendikası Samsun Şubesi Başkanı Yılmaz Tuluk, İcra İflas Kanunu’ndan kaynaklanan, çocukların ‘taşınır eşya gibi’ icraya konulup teslim edilmesine ve çocuğun haczedilmesine tepki gösterdi. Tuluk, bunun duygusal bir istismar olduğunu ve acilen kaldırılması gerektiğini belirtti.
“ARADA KALAN ÇOCUKLAR BİR EŞYA GİBİ İCRA YOLUYLA ALINIYOR”
2011 yılından itibaren Aile Mahkemelerine gelen ön incelemelerin bile aslında sorunlu olduğunu belirten Tuluk, “Boşanan eşlerin arasında kalan çocuklar çok mağduriyet yaşamaktadır. Bugün arada kalan çocuklar da bir eşya gibi icra memuru, polis ya da jandarma tarafından icra yoluyla alınıyor” dedi.
Yılmaz Tuluk, bu kanunun yaklaşık 85-90 yıldır işlediğini belirtti ve şöyle devam etti:
“Mahkeme verdiği kararla çocuğu ya anneye ya babaya veriyor. Mahkeme günlerin önemine göre resmi günlerde, dini günlerde diğer tarafın da çocuğu görmesini istiyor. Bu arada karşı taraf çocuğu aldığı zaman geri göndermek istemiyor. Çocuk ister 6 aylık ister 10 yaşında olsun polis zoruyla, jandarma veya icra memuruyla anne veya babadaysa kapısı çalınarak alınıyor. Bundan kesinlikle kurtulmalıyız.”
“ÇOCUĞA HİSSETTİRİLMEDEN KONU ÇÖZÜME KAVUŞTURULMALI”
“Biz Büro Emekçileri Sendikası olarak böyle unutulmuş, köhne olmuş ama hala uygulamada olan bu kanunların karşısındayız” ifadesini kullanan Yılmaz Tuluk, konuya ilişkin tepkilerini şu cümlelerle dile getirdi:
“Yaklaşık 90 yıldır bu icra yoluyla çocuğun zorla alımı, çocuklarda çok büyük bir etki bırakmaktadır. Bir anneden ya da babadan ayrılan çocuğun durumu içler acısı oluyor. Kesinlikle bunlarla ilgili bir düzenleme yapılmalı. Polisle, jandarmayla, icrayla değil de devletin kendi kurumları direk tarafla konuyu çözüme ulaştırmalıdır. Sosyal Politikalar Aile Bakanlığı veya Adalet Bakanlığı ya da başka kurumlar olabilir. Bu kurumlar çocuğa hissettirmeden konuyu çözüme ulaştırmalıdır.”
Mersin’de yaşları 18’den küçük 4 çocuğunu döverek sosyal medyada canlı yayın yapan Halil Y. gözaltına alındıktan sonra tutuklandı.
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Halil Y. isimli bir erkeğin çocuklarını darbettiği anların sosyal medyadan yayımlanması üzerine soruşturma başlatıldı.
Halil Y. evine giden ekiplerce gözaltına alındı. Evdeki yaşları 16, 13, 9 ve 7 olan dört kardeş de koruma ve bakım altına alınmak üzere Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü yetkililerine teslim edildi.
Emniyetteki sorgusunun ardından adliyeye sevk edilen baba Halil Y., çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince cezaevine gönderildi.
GÖRÜNTÜLERİ ÇOCUĞUNA ÇEKTİRMİŞ!
DHA’nın haberine göre, baba Halil Y.’nin emniyetteki ifadesinde, olayı kendisini terk ettiğini öne sürdüğü eşi Z.Y. ile barışmak için gerçekleştirdiğini söylediği öğrenildi.
Ayrıca Halil Y. sosyal medya hesabında canlı yayınladığı görüntüleri de 7 yaşındaki en küçük çocuğuna çektirdiğini itiraf etti.
PİRHA-Mersin’de babaları S.D. tarafından istismara uğrayan kız kardeşlere duruşma salonunda SD’nin yakınları saldırdı. Gerginlik sürüyor.
Mersin’de 3 kız kardeş öz babalarının küçük yaşlardan itibaren kendilerini istismar ettiğini açıklamalarının ardından adalet arayışları sürüyor. 55 yaşındaki babaları S.D’ye dava açan yaşları 28-34 arasında değişen 3 kardeşin açtıkları davanın duruşması Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 14:00’de başladı.
Yıllarca babaları S.D. tarafından istismar edilen üç kız kardeşin görülen ilk duruşmasında S.D’nin yakınları kız kardeşlere saldırdı. Polisin müdahalede yetersiz kaldığı saldırı sonrası mahkeme heyeti izleyicileri dışarı çıkardı.
Şubat ayında kız kardeşler çocukluklarından beri babalarının kendilerini istismar ettiğini söyleyerek savcılığa suç duyurusunda bulunup, Mersin Kadın Platformu’ndan da destek istediler.
Bu arada, sabah görülen Emine Demir davası 9 Eylül’e ertelenirken, Hatun Koç davasında devam ediyor.
H.G. (34) ile kız kardeşleri S.D. (30) ve S.D., (28), geçtiğimiz haftalarda öz babaları S.D.’nin yıllardır kendilerine cinsel istismarda bulunduğunu öne sürüp, şikayetçi olmuştu. 3 kız kardeşin şikayeti üzerine başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan emlakçı baba, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. İddiaları kabul etmeyen baba, kızlarının kendisinden para alabilmek için böyle bir olaya başvurduklarını öne sürdü.
Kardeşler ilk olarak, 10 Ocak’ta şikayet dilekçesi verdiler. Savcılık olay hakkında soruşturma başlattı. Mağdur kadınların yaşadıklarından dolayı psikolojilerinin bozulduğu belirlendi. Ancak dosya için takipsizlik kararı verildi.
İstanbul’da 17 yaşındaki P. D. D.’nin arabada elleri ve boynu bantlı halde bulunduğu ve babası ve amcası tarafından erkek arkadaşı olduğu gerekçesiyle ormana götürülüp öldürüleceği iddia edildi.
Başakşehir’de polis ekipleri 9 Şubat Pazar günü akşam saat 19.20 sıralarında Şamlar Mahallesinde bir kadının araç ile zorla kaçırıldığı ve Şamlar Ormanı Sazlıdere mevkiine ilerlediği yönünde bilgi aldı. İhbar üzerine ormana giden polis tarafından yakalanan araçtaki Mehmet Emin D. (45) ile Ramazan D. (40) adlı iki şahıs yakalanarak gözaltına alındı.
Basında çıkan haberlere göre, polis tarafından minibüste yapılan kontrollerde ise P.D.D. isimli 17 yaşındaki kız, şoför koltuğunun arka kısmında yere çökmüş halde boyun kısmı bantlı olarak bulundu. Çocuk kurtarılırken, araç içerisindeki aramalarda 2 adet eldiven ile 1 adet bıçak bulundu.
Yapılan araştırmalarda şüphelilerden Mehmet Emin D. isimli şahsın, 17 yaşındaki P.D.D.’nin babası olduğu, Ramazan D.’nin ise kızın amcası olduğu belirtildi. Baba ve amcanın P. D.D’yi “erkek arkadaşı olduğu” gerekçesiyle ormana götürerek öldüreceği iddia edildi. Şahıslar, “Kasten Öldürmeye Teşebbüs” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
17 yaşındaki kız ise Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne ait Çocuk Destek Merkezi Yurdu’na yerleştirildi.
Çocukları ‘tacizden koruma’ hedefiyle kurulan bir derneğin başkanı Erhan N., 8 yaşındaki erkek çocuğunu istismardan tutuklandı ve hakkında dava açıldı.
Hürriyet’ten Mesut Hasan Benli’nin haberine göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianameye göre, çocukları cinsel istismardan korumak hedefiyle kurulan bir derneğin başkanı olan Erhan N., 2 yıl önce eşinden ayrıldı. Mahkeme Erhan N.’nin çocuğuyla her ayın 1. ve 3. haftasonları görüşmesine karar verdi.
11 Şubat günü annesi, oğlunun sürekli cep telefonuyla oynaması üzerine, “Sürekli bunlarla vakit geçiriyorsun ancak bunlar zararlı” diyerek uyarıda bulundu.
Çocuk ise annesine “Madem zararlı babam neden bana öyle şeyler izlettiriyor” dedi. Durumdan şüphelenen anne, oğluna babasının kendisine ne gibi şeyler izlettiğini anlatmasını istedi.
Çocuk da babasının cinsel içerikli videolar izlettiğini anlattı. Bunun üzerine anne, oğluna babasının kendisine dokunup dokunmadığını sordu.
Çocuk da annesine babasının istismarına maruz kaldığını söyledi. Anne, çocuğuyla yaptığı görüşmenin ardından 14 Şubat’ta karakola giderek şikâyette bulundu. Çocuğun Ankara ÇİM’de beyanı alındı.
İDDİANAME: İFTİRA ATMASI İÇİN NEDEN YOK
Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla 26 Şubat günü tutuklanan Erhan N. ise ifadesinde suçlamaları reddetti. Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 27 Şubat tarihli iddianamede, çocuğun şüpheliye iftira atması için geçerli bir sebep olmadı vurgulandı ve çocuğun cinsel istismarı suçunun işlendiği kanaatine varıldığı belirtildi.