Etiket: bağlama ustası

  • 30 yıldır bağlama yapıyor: El değmeyen bağlama gerçek duyguyu veremez- VİDEO

    30 yıldır bağlama yapıyor: El değmeyen bağlama gerçek duyguyu veremez- VİDEO

    PİRHA- Kazım Danyeli, 30 yıldır el emeğiyle bağlama üretimi yapıyor. Büyük bir tutkuyla ağacı tınıya dönüştüren Danyeli, “Fabrikasyon ürünler kaliteyi düşürdüğü gibi, el değmeyen bağlama gerçek duyguyu da veremez” dedi.

    Teknolojinin gelişmesi ve fabrikasyon üretimin yaygınlaşması sebebiyle bazı meslekler yok olmaya yüz tutuyor. İnce bir işçilik gerektiren bağlama yapımı da fabrikasyon ürünlere karşı ayakta durmaya çalışıyor.

    Seri üretime karşı el emeği ürünlerin değerini, yaptığı bağlamalarla ortaya koyan Kazım Danyeli, 30 yıldır bu işi yapıyor.

    MECBURİYETTEN TUTKUYA…

    Bağlama yapımına iş bulamadığı için başladığını belirten Kazım Danyeli, daha sonraları bu işin kendisi için bir tutku haline geldiğini dile getirdi.

    İşin mutfağında olmanın güzelliğinden bahseden Danyeli, “İlk başlarda geçimimi sağlamak için yapmış olsam da zaman içerisinde benim için bir tutku haline geldi. Bağlamayı bitirip tele vurduğum zaman o mutluluğu tekrar tekrar yaşamak istedim. Bağlama bittikten sonra müşterinin memnuniyeti benim için en büyük mutluluk” diye konuştu.

    “BAĞLAMAYA RUH KATAN İNSAN ELİNİN DEĞMESİDİR”

    Fabrikasyon ürünlerin yaptığı işi etkilediğini ifade eden Danyeli, “Fabrikasyon üretimi bu işi yapanları olumsuz etkilese de direniyoruz. Bağlamaya ruh katan ve ona hayat veren insan elinin değmesi, el emeğinin bir ürünü olmasıdır” dedi.

    Danyeli, yaptığı işte en unutulmaz anısının ne olduğu sorusuna ise şöyle yanıt verdi:

    “Erdal Erzincan’dan ders alan bir müşterim için ardıç ağacından bir saz yapmıştım. Erdal Erzincan’ın bağlamayı çok beğendiğini söylemişti. Öyle bir ustanın yaptığım bağlamayı beğenmesi çok mutluluk vericiydi.”

    “YEREL YÖNETİMLER BU KÜLTÜRÜ AYAKTA TUTMALI”

    Maliyetin fazla olması ve fabrikasyon üretim başta olmak üzere birçok sebepten dolayı mesleklerinin ölmeye yüz tuttuğunu vurgulayan Danyeli, “Bu meslek kültürümüzü yansıtıyor bu nedenle varlığını sürdürmesi gerekiyor. Alevi dernekleri bu konuda daha tutarlı ve destekleyici. Ancak özellikle belediyelerin bizi her anlamda desteklemesi ve bu mesleği yaşatmaya katkıda bulunmalarını istiyorum” diyerek yerel yönetimlere çağrıda bulundu.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

  • Neşet Ertaş’ın tek kişilik konser verdiği 49 yıllık bağlama ustası-VİDEO

    Neşet Ertaş’ın tek kişilik konser verdiği 49 yıllık bağlama ustası-VİDEO

    PİRHA- Tahtacı Alevi Mustafa Bilgin, marangozluk ile başladığı sanat aşkını ilerleyen zamanlarda tanıştığı ustası ile daha da ileriye taşıyıp, tanınmış ozanlara saz yapmaya başlamış. Bağlama imalatında 49 yılı geride bırakan Bilgin, hastalığından kaynaklı atölyesini evine taşıyarak tamirat işlerine devam etmiş. Neşet Ertaş’tan Özay Gönlüm gibi önemli ozanlara saz üreten Bilgin, o günlerdeki anılarının kendisi için halen büyük bir onur olduğunu dile getiriyor. 

    Bağlama ustası Mustafa Bilgin 49 yıl boyunca kendi emeği ile enstrüman üretiyor. Birçok tanınan ozana da bağlama üreten Bilgin, tanıştığı bu ozanların kendisinde değerli anılar bıraktığını söylüyor. Bilgin, hemen hemen her saz ustası gibi usta-çırak ilişkisi olmadan bugünlere dek zanaatını getirebilmiş.

    23 yıl boyunca ayrıca kendi atölyesini işleten Bilgin, rahatsızlığı sonucu geçirdiği ameliyat sonrası atölyesini kapatarak Tahtacı Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Uzundere Mahallesi’ndeki (eskiden köymüş) evine bitişik küçük bir atölye kurmuş ve kendisini küçük tamirat işlerine vermiş.

    Kendi deyimi ile ‘Akmasa da damlıyor’ dediği küçük atölyesinde yaşama tutunmanın bir bağını bularak, bağlama uğraşını sürdürmüş.

    “TAHTACILARIN EL İŞÇİLİĞİ GELİŞKİNDİ”

    Ailesinin Tahtacı Alevi olduğunu belirten Bilgin, özellikle babasının kerestecilik işinde ustalığının çok ünlü olduğunu söylüyor. Bağlama üretimine 18 yaşında başlamış Mustafa Bilgin. 1 aylık uğraşından sonra ilk yaprak sazını üretmiş.

    Bilgin, “1954’te Manisa Turgutlu’da doğdum. Tahtacı Alevilerdenim. Bulunduğumuz yerde yörükler çoktu. Ortaokulu geçince İzmir’e taşındık. 16 yaşına Mithatpaşa Erkek Sanat Enstitüsü’nde okudum. Marangozluk işi yaptım. Yine bir iş ararken saz kursuna müracaat ettim. Uzundere köyünde oturan Ali Tutkaç usta ile bu işe başladım. Tahtacıların el işçiliği gelişkindir. Babamın mesleği kerestecilikti” diyerek bu sanata nasıl başladığını aktardı.

    “NEŞET ERTAŞ USTA TEK KİŞİLİK KONSERLE BENİ ONURE ETTİ”

    23 sene boyunca İzmir Basmane’de bağlama atölyesini işlettiğini belirten Bilgin, ünlü ozan Neşet Ertaş’a bağlama üretmiş. Neşet Ertaş ile tanışmasını anlattığı anısındaki heyecanını ilk günkü gibi koruyan Bilgin, o süreci şöyle anlattı:

    “23 sene dükkan çalıştırdım. Bir çok sanatçı ile tanıştım. Özay Gönlüm ile Kemeraltı’nda denk geldim. Bağdat Saz Evi’nde çalışmaya başladıktan sonra Neşet Ertaş usta ile tanıştım. 1976 yılında Neşet Ertaş’ın sazı gelmişti. Benim tamir etmemi istediler. Ben tamir ettiğim için Neşet Ertaş Usta gelinceye kadar dükkanda bekledim. Akşam 10.30’ gibi geldi. Sazını gösterdim, çaldı. Teşekkür etti. Bir istediğim olup olmadığını sordu. Bende ona, ‘Bana bir türkü okuyup çalacaksın. Bende Neşet Usta bana tek kişilik konser verdi diyeceğim’ dedim. Eşine yazmış olduğu, ‘Kaşların Kara Kara Amanın Leyla’ türküsünü çalarak beni çok onure etti.”

    “EVİMDEKİ ATÖLYEDE KÜÇÜK TAMİRAT İŞLERİ YAPIYORUM”

    Bağlama sanatında 49 yılının geçtiğini kaydeden Bilgin, rahatsızlığı nedeniyle geçirdiği ameliyat sonrası atölyesini kapatmış. Tahtacı Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Uzundere Mahallesi’ndeki evine bitişik küçük bir atölye kuran Bilgin kendisini küçük tamirat işlerine verdiğini ifade ederek, “Bu meslekte toplamda 49 yılım geçti. Öğrendiklerimi ilk 1 ay içerisinde pratiğe geçirerek ilk yaprak teknemi yaptım. Son zamanlarda makineler ile oyma tekneler yapıyorum. Ama keser ile yapılan teknenin sesini vermiyor. 6 yıl önce bypass ameliyatı oldum ve bırakmak zorunda kaldım. 23 sene çalıştırdığım dükkanımdan geriye kalan ürünleri evimdeki küçük bir atölyeye koydum. Ara sıra ufak tamirat işleri yapıyorum” diyor.

    Mustafa Bilgin, kendince yaşama tutunmanın çaresi olarak kurduğu küçük atölyesinde tamirat işlerini de bekliyor.

    İletişim:0537 349 06 94

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

     

  • ‘Dikiş ipliğinden saza perde yaptım’-VİDEO

    ‘Dikiş ipliğinden saza perde yaptım’-VİDEO

    PİRHA- Saz ustası Hüseyin İmir, 1955’ten bu yana bağlama yapımıyla uğraşıyor. Gözünü üç telli sazla açan Hüseyin Amca, “Ama o zamanlar ne tel vardı ne de perde. Ben de yengemden çaldığım dikiş ipliğinin birini tel yerine birini de perde yerine koydum” diyerek anlatıyor hikayesini.   

    Haberin Videosu

    Yüzlerce yıl Anadolu’nun her köşesinde çeşitli boy ve formlarda, farklı teknik ve şekillerde çalınan bağlamanın yapımı da en az çalınması kadar ustalık istiyor. Maraş’ın Elbistan ilçesindeki bağlama atölyesinde, “Bir insan yaptığı işin pirini bilmezse onun yaptığı iş randımansızdır” diyen Hüseyin Amca için de öyle.

    77 yaşındaki Hüseyin İmir, ilçenin en eski bağlama yapım ustası.

    İmir, önce elindeki sazın pirlerinden bahsediyor bize:

    “Davut Peygamber demircilerin piri. Demir işiyle uğraşır. Demir işiyle uğraşanın piridir Hz. Davut. Ağaç işiyle uğraşan da Habib-i Neccar, o da ayrı bir Peygamber. Benim iki tane pirim var. İcat eden esas Hz. Davut’tur. O zamanın tekniğiyle bu teli çekmiş. Habib-i Neccar’la da birleşmiş bunu meydana çıkarmışlar.”

    “Gözümü bununla açtım” dediği elindeki üç telliyi göstererek, ‘sazın anası budur’ diyor. Sazların ince işlerini kendisinin, kaba işlerini ise yeğeninin yaptığını söyleyen İmir, bu işe 1955 yılında başlamış.

    DİKİŞ İPLİĞİNDEN SAZA PERDE

    “Ne tel vardı ne perde” dediği o yıllarda yengesinden çaldığı dikiş ipliğini saza perde yapmış. Bu yüzden babasının elindeki sazı alarak kendisini dövdüğünü söyleyen İmir, “Sazı da yere vurdu. Ondan sonra sazcı oldum” diyor.

    ” O günlerde yevmiyesi 11 liraya çalışıyordum… güzel bir saz buldum ve 120 lira verdim” diyen İmir, ilk sazını böylece Adana’da almış.

    “BANA EKMEK GETİRDİN EKMEK, EKMEK…”

    Aşık Perişan Ali, Aşık Meçhuli gibi bir çok sanatçının kendisinden saz aldığını gururla söyleyen İmir, saz yapım sürecinde yaşadığı duyguyu şöyle anlatıyor:

    “Bir hevesle başlarım sonra da ağaçlar benimle konuşur. Her insanın nasıl ki ayrı bir ses tonu duygusu varsa saz da öyle diyerek o noktada çok değerli. ‘Ben bir kuru ağacım beni canlandırdın’ der; ben de, ‘bana ekmek getirdin ekmek, ekmek’ derim.”

    “KIŞIN ÇALIŞIR YAZIN YATARIZ”

    İmir bağlama için ağacı nasıl bulduğunu ve ağacın ne zaman kesilmesi gerektiğine ilişkin de şu bilgileri veriyor:

    “Giderim dağı, taşı, köyü, kenti gezer bir tane bulurum. Diyelim ki bugün buldum, adama acil para lazımsa pazarlığını yaparım, dut ağacının parasını veririm. O bekler, dut ağacı ne zaman yaprağını dökerse o zaman keserim yoksa olmaz. Çünkü, daha su var o ağaçta. Su olduğunda onu oyup incelttiğimiz zaman kimi yeri içe kaçar, kimi yeri dışa çıkar, yani fiziki durumu bozuk olur. Onun için bunun bir zamanı var. Yaprak dökümünden Mart’a kadar kesilir. Dört ay içinde kesilir. Başka bir sürü ağaç var kullandığımız. Mavon, Kelebek, Dış budak, Akasya, Ardıçözü gibi.”

    İmir, “Herkes yazın çalışır kışın yatar, biz kışın çalışır yazın yatarız. Atölyede bekleriz müşteri gelirse satarız, gelmezse otururuz. Eskiden darlık vardı. Sazcı yoktu, el üstünde tutuluyordum ama saz alan yoktu. Şimdi sazcı çok, saz alan da çok” diyor.

    “USTANIN SONU İYİYE GİTMİYOR”

    Yine de bu işi yapanların çok olduğunu bundan dolayı da ustalarının sonunu iyi görmediğini belirten İmir sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “Bu işi yapan çok insan var. Ama bu işin sonu, ustanın sonu iyiye gitmiyor. Küçük çırak benim işime yaramaz. Eline verirsem mesuliyet kaldırmaz. Büyük çırak çok para ister. Öyle zaman oluyor ki bir ayda bir kuruş para almıyorum. Öyle zaman da oluyor ki bin bereket. Onun için kendine bir ay bir şey almadan yaşayabilirsin ama bir işçiye bir şey vermeden durduramazsın.”

    İmir, sözlerini “Emekli olunca da bu işi bırakmayacağım” diyerek sonlandırıyor. Söyleşinin ardından eline aldığı üç telli ile Kürtçe Türkçe ezgiler seslendiriyor. Sonra da seslendirdiği türkülerin manasını anlatıyor.

    Sevim KAHRAMAN/Semra ACAR

  • 4 yıldır bağlama yapımıyla uğraşan genç: Anadolu’nun sesi var bunlarda – VİDEO

    4 yıldır bağlama yapımıyla uğraşan genç: Anadolu’nun sesi var bunlarda – VİDEO

    PİRHA- Maraş Narlı Merkez’de yaşıyor Halil Erkullar. Marangoz atölyesinin bir bölümünde kurduğu tezgahta 4 yıldır saz yapımı ve onarımı işiyle uğraşıyor Halil. Askerdeyken arkadaşları tarafından sazının kırılması sonrası başlamış bu işe. Tabi bir de ‘sevda işi’ diye de ekliyor.

    HABERİN VİDEOSU

    Maraş Narlı merkezde yaşayan 25 yaşındaki Halil Erkullar, 4 yıldır abisinin marangoz atölyesinde hem yardım ediyor hem de kurduğu küçük bir tezgâhta saz yapımı ve onarım işiyle uğraşıyor. Bu işe nasıl başladığını PİRHA’ya anlatan Halil, 4 yıl önce askerde aldığı bağlamasının arkadaşları tarafından kırılmasından sonra karar verip başlamış bağlama yapımına. “Bu mesleğe başlamam meraktan ve biraz da sevda diyelim” diye de ekliyor Halil.

    Erkullar, askerde yaşadığı ve onu bu mesleğe iten süreci şöyle anlatıyor: “4 yıl önce askerde bir bağlama almıştım. Arkadaşlarım kırmıştı bağlamamı. Tabi arkadaşlarım yanlışlıkla kırmışlardı bağlamayı ama bağlamayı tutmayı bilmediklerinden ve basit bir enstrüman olarak gördüklerinden de kaynaklıydı. Bana bağlama alacaklardı ama izin vermedim, kendim yapmak istedim ve yaptım.”

    “SEVDAMI BUNA ANLATMAK İSTEDİM”

    Bağlama yapımına başlaması ve çalmasına sebep olan, sevda da var işin içinde.  Erkullar, “Biraz merek ve sevda da var içerisinde. Sevdamı buna anlatmak istedim. Ağaçları sevdiğim için bununla konuşmak istedim” diyor.

    Üç yıldır aralıksız bu işi yapan Erkullar, “Ankara’da Halil Boran hocam var en çok onun yardımı oldu bana. Hem malzeme konusunda hem de kısa bir süre yanında püf noktaları öğrenme şansım oldu” ifadelerini kullanıyor. Bağlama yapımında kullanılan malzemeleri ve hangi ağaçlarla yapıldığını ise şöyle anlatıyor Erkullar:

    “Bağlamada en çok dut ağacı kullanılır. Ama ardıç, mamun ağacı da kullanılır. Saplar sert, lifleri düzgün ağaçlardan oluyor, aynı şekilde yıllanmış ağaçlardan, kapağı da ladin olması lazım.”

    “TALEP AZ OLUYOR ÇÜNKÜ ARTIK TELEFONLAR VAR”

    Bağlama yapımına gençlerden talep olmadığını ifade eden Halil Erkullar, “Bizim burada talep az oluyor çünkü herkes tablet, telefonla uğraşıyor. Ama gençlerin bence bağlamayla uğraşması ve kültürümüzü yaşatması önemli bir şey. Ben çalmayı bile bilmezken şimdi yapımını yapabiliyorum” dedi.

    Bağlamanın yanı sıra cura da yapan Erkullar, curanın tekne boyu ve tel boyları bağlamaya göre daha kısa olduğunu söyledi. Bağlama yapımı dışında onarma, tamir işleriyle de uğraşıyor.

    “KAYBOLMAKTA OLAN BU İŞİ AYAKTA TUTMAYA ÇALIŞIYORUM”

    Eskiden bağlama alanların çok olduğunu, şimdi çok olmadığını çünkü gençlerin sanatla uğraşmayı bıraktıklarını söyleyen Halil Erkullar, kaybolmakta olan bu işi neden yaptığını şöyle anlatıyor:

    “Bu kültürü yaşatmaları bizi mutlu eder. Emek var burada. Anadolu’nun sesi var bunlarda. 7-8 yıldır çalıyorum. Bir gecemi gündüzüme katıp öğrendim. Çok bağlama kırıp, tekrar yaptım. Mesela bunu yaparken yapım aşamasında sesini çok merak ediyordum. Bu genç yaşımda kaybolmakta olan bu işi ayakta tutmaya çalışıyorum.  Yaptığım bağlamalar kötü olabilir ama yaptığım işin güzel olduğunu biliyorum. Yaptığım bir sonra ki bağlama daha güzel olsun diye uğraşıyorum. Geliştirmek istiyorum.”

    Söyleşi sonrası kendi yaptığı kendi yaptığı bağlamasıyla ‘Bugün benim efkarım var zarım’ var türküsünü seslendirdi.

    Sevim KAHRAMAN – Semra ACAR / Maraş – Narlı