Etiket: bahadır berdicioğlu

  • BES’ten bütçe açıklaması: Savaşa, yandaşa, patrona değil emekçiye bütçe istiyoruz!

    BES’ten bütçe açıklaması: Savaşa, yandaşa, patrona değil emekçiye bütçe istiyoruz!

    PİRHA- BES, ‘2022 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi’ne dair açıklama yapan BES Genel Başkanı Bahadır Berdicioğlu, “İşsizlik ve yoksulluk artmaya devam etmektedir. Patronlara, yandaşlara teşvik, prim desteği , ‘hazine garantisi’, faiz olarak aktarmayı,  savunma ve güvenlik adı ile savaş harcamalarını artırmayı temel alan bu bütçeyi kabul etmiyoruz! Emekten, halktan, barıştan ve ekolojiden yana bir bütçe istiyoruz” dedi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Büro Emekçileri Sendikası (BES) 30-31 Ekim tarihleri arasında sürecek olan merkezi temsilciler kurulu toplantısına başladı. Toplantı kapsamında, TBMM’den geçen 2022 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi konusunda basın açıklaması yapıldı.

    Açıklamayı BES Genel Başkanı Bahadır Berdicioğlu okudu. Berdicioğlu, kaynakların dağıtılması ve bütçe gelirlerinin toplanmasının nasıl olması gerektiği ülke gerçekleri üzerine planlanması gerekirken yoksul halkın ve emekçilerin taleplerinin yer almadığı, işsizliğin, yoksulluğun ve hayat pahalılığının yok sayıldığı bir bütçe tasarısı ile karşı karşıya kalındığını belirtti.

    “ENFLASYON, İŞSİZLİK VE YOKSULLUK VERİLERİ RESMİ RAKAMLARIN ÇOK ÜZERİNDE”

    Milyonların temel gündeminin iğneden ipliğe her şeye devam eden zam yağmuru olduğunu ifade eden Berdicioğlu, “Bugün milyonlarca emekçinin temel gündemi TL’nin döviz karşında değer kaybı ile gelirinin, ücretinin, maaşının her geçen gün mum gibi erimesidir. Bu koşullarda kapıya dayanan kışı nasıl geçireceğidir” dedi.

    Enflasyon her geçen gün arttığını vurgulayan Berdicioğlu, Türkiye’de yıllardır bütçe yapılandırılmasının, emekçilerden, halktan alınan vergilerin patronlara ve yandaşlara aktarılmasının bir aracı haline dönüştüğünü söyledi.

    Berdicioğlu, “Emekçilerin, halkın bütçe hakkının son kırıntıları da ortadan kaldırılmıştır. Toplanan vergilerin nerelere, kimlere kaynak olarak aktarılacağına baktığımızda emekçilere, halka yol, su, elektrik olarak dönmeyeceği de görülmektedir” diye konuştu.

    AKP İktidarı döneminde kadın emeği sömürüsü arttığına işaret eden Berdicioğlu, “Bilindiği üzere pandemi sürecinde en fazla yoksullaşan, istihdamdan koparılan işsiz kalan, daha fazla ücretsiz ev içi emek ve bakım emeği harcamak zorunda bırakılan yine kadınlar olmuştur. Dolayısıyla, tüm kadınların eğitim ve gelir getirici istihdam imkânlarının arttırılarak yoksulluğunun ortadan kaldırılmasına yönelik politikalara yer veren,   kadın emeği üzerindeki çifte sömürüyü ortadan kaldırılmaya dönük önemlerle ekonomik anlamda güçlendirilmelerini hedefleyen Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçelemeye olan ihtiyaç çok daha yakıcı hale gelmiştir” ifadelerini kullandı.

    “BÜTÇEDEN ASLAN PAYINI DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI ALIYOR”

    Bütçede aslan payının bir diğer ortağının ise savunma ve güvenlik harcamaları adı altında silaha, çatışmaya, savaşa ayrılan kaynaklar olduğunu söyleyen Berdicioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bütçeden aslan payının önemli bir ortağı ise toplumu, özellikle gençleri mevcut rejime uyumlu hale getirme konusunda siyasal iktidar nezdinde gittikçe vazgeçilemez bir ideolojik aygıta dönüşen Diyanet İşleri Başkanlığıdır.

    3600 ek gösterge talebi, 666 sayılı KHK ile gasp edilen haklarımızın geri verilmesi başta olmak üzere taleplerimiz görmezden gelinmiştir.

    Pandemiden etkilenen milyonların temel gelir güvencesi talebine yer verilmeyen, bunun yerine bizim cebimizden alıp işverenlere-patronlara, yandaş müteahhitlere teşvik, prim desteği, ‘hazine garantisi’, faiz olarak aktarmayı,  savunma ve güvenlik adı ile savaş harcamalarını artırmayı temel alan bu bütçeyi kabul etmiyoruz! Emekten, halktan, barıştan ve ekolojiden yana bir bütçe istiyoruz!”

    “ADİL BİR PAYLAŞIM İSTİYORUZ”

    ‘Yarattığımız değerlerin, oluşturduğumuz kaynakların insanca bir yaşam, çalışma koşulları ve iş güvencesi, parasız kamusal hizmet olarak geri dönmesini istiyoruz’ diyen Berdicioğlu, son olarak talepleri şu şekilde sıraladı:

    “-Bütçe hakkımız önündeki engellerin kaldırılmasını,

    -Kamu hizmetlerinin piyasalaştırılmasına, tasfiyesine ve özelleştirme soygununa son verilmesini,

    -Kamu hizmetlerine ve yatırımlarına bütçeden ayrılan payın artırılmasını,

    -Toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçenin hayata geçirilmesini,

    -Yıllardır “satış sözleşmeleri” ile oluşan mali kayıplarımızın yaşanan gerçek hayat pahalılığı ve yoksulluk sınırında yaşanan artış temel alınarak telafi edilmesini,

    -Ücretli kesimler olarak bizlerin omuzlarına yıkılan vergi yükünün hafifletilmesini, bunun için gelir vergisi adaletsizliğine son verilmesini, tüketimden alınan dolaylı vergilerin düşürülmesini, kar, faiz ve servet gelirlerine tanınan ayrıcalıkların kaldırılmasını, asgari ücretin vergi dışı bırakılmasını, belli bir servet düzeyinin üzerindeki zenginlerden servet vergisi alınmasını,

    -Başta salgın koşullarından en çok etkilenen kadınlara olmak üzere, herkese yaşanabilir bir ücret düzeyinin altında olmamak kaydıyla “temel gelir güvencesi” verilmesi için bütçeden kaynak ayrılmasını,

    -Geçsek de geçmesek de, hizmet alsak da almasak da otoyolların, köprülerin, şehir hastanelerinin müteahhitlerine parası bizim cebimizden çıkan hazine garantilerine son verilmesini,

    -Temel tüketim maddelerine son iki yıl içinde yapılan zamların geri alınmasını, söz konusu maddelerden alınan KDV’nin sıfırlanmasını,

    -Savunma ve güvenliğin daha fazla silahlanmaktan değil, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işletilmesinden, adaletin tesisinden geçtiği gerçeğinden hareketle ülke kaynaklarının barış ve demokrasi için kullanılmasını,

    -İş güvencemizi ortadan kaldırmayı hedefleyen her türlü güvencesiz istihdam uygulamasına son verilmesini, herkese güvenceli iş ve güvenli gelecek sağlanmasını,

    -Kamusal sosyal güvenlik ve emeklilik sisteminin güçlendirilmesini,

    -Her türlü ek ödemenin emekli aylığına dahil edilmesi ve adil bir ek gösterge sistemi oluşturulmasını,

    -Başta ILO sözleşmeleri olmak üzere uluslararası sözleşmelerle, evrensel sendikal hak ve özgürlüklerle uyumlu, grev hakkı ile tamamlanmış gerçek bir toplu pazarlık sistemine geçilmesini istiyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • BES açıkladı: 8 milyon yurttaşın sosyal güvencesi yok-VİDEO

    BES açıkladı: 8 milyon yurttaşın sosyal güvencesi yok-VİDEO

    PİRHA – Büro Emekçileri Sendikası, Sosyal Güvenlik Haftası’na ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “Haftanın amacı sosyal güvenlik bilincinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması olarak ifade edilse de haftaya ilişkin kurum tarafından yürütülen faaliyetler göstermelik olmaktan öte gitmemektedir” ifadeleri yer aldı.

    Büro Emekçileri Sendikası, Sosyal Güvenlik Haftası’na ilişkin genel merkezde basın açıklaması düzenledi.

    Açıklamayı okuyan Genel Basın Yayın Sekreteri Bahadır Berdicioğlu, “Kurumu tarafından 2009 yılından bu yana her yıl 16 Mayısı kapsayan hafta “Sosyal Güvenlik Haftası” olarak kutlanmaktadır. Haftanın amacı sosyal güvenlik bilincinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması olarak ifade edilse de haftaya ilişkin kurum tarafından yürütülen faaliyetler göstermelik olmaktan öte gitmemektedir. Sosyal güvenliğin en temel tanımı toplumu hastalık, meslek hastalığı, işsizlik ve yaşlılık gibi sosyal ve ekonomik risklere karşı koruma altına alan sistemler bütünüdür. Bu tanımdan hareketle ülkemizin içinde bulunduğu sağlık ve sosyal güvenlik siteminin her geçen gün piyasaya açıldığı, emekliliğin özellikle 01.10.2008 sonrasında çalışma hayatına girenler için fiilen ortadan kaldırıldığı bir süreçte, bırakın sosyal güvenlik haftası kutlamayı sosyal güvenlikten bahsetmek bile gerçekçi değildir” dedi.

    “PARAN KADAR SAĞLIK ANLAYIŞI GETİRİLMİŞTİR”

    Açıklamada, “Sosyal güvenlik haftasına ilişkin kurum tarafından yürütülen faaliyetlere mesafeli duran sendikamız, haftayı alternatif etkinliklerle gerek ülkemizdeki sağlık ve sosyal güvenlik sitemine ilişkin değerlendirmelerimizi gerekse de SGK emekçilerinin sorun ve taleplerini kamuoyu ile paylaşıldığı bir platform olarak değerlendirmektedir. Sosyal güvenlik sisteminin iki temel unsuru sağlık ve emeklilik hizmetleridir. Sağlık alanında yaşanan piyasalaşma sağlık kurumlarını ticarethaneye yurttaşlarımızı da müşteriye dönüştürmüştür. Siyasi iktidarın övünerek ifade ettiği “Her Yurttaş Genel Sağlık Sigortası Şemsiyesi Altında” ifadesi, içi boş bir slogandan ibarettir. Her yurttaşın Genel Sağlık Sigortası kapsamında sağlık hizmeti alabilmesi için ya sosyal güvencesi olacak ya da genel sağlık sigortası primini yatırması zorunlu hale getirilmiştir” denildi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “SGK’ nın 2017 istatistiklerinde, toplam nüfusun %86,8 inin sosyal güvenlik kapsamında olduğu, nüfusun 13,2’sinin ise kapsam dışı olduğu kaydedilmektedir. Herhangi bir kapsamda sosyal güvencesi olmayan, çalışmayan, SGK’dan gelir ve aylık almayan 18 yaşını doldurmuş ve öğrenci olmayan ve aylık geliri asgari ücretin üçte birinden az olan 8 milyon yurttaş tespit edilmiştir. 6,4 milyon yurttaşın ise aylık gelirinin asgari ücretin 1/3 ünden fazla olması nedeniyle GSS primi ödemesi gerektiği halde prim borcunu ödeyemediği görülmektedir. Yani sosyo-ekonomik durumu iyi olmayan ve muhtaç durumda olan toplam yurttaş sayısının 14,4 milyona ulaştığı SGK istatistiklerinden de anlaşılmaktadır. Öve öve bitiremedikleri sağlık sisteminde yurttaşlarımızın payına sağlıkta daha önce olmayan 11 kalem yeni ödeme zorunluluğu olmuştur. Reçete yazılmasa bile her muayenede 5 TL’den başlayıp 15 TL’ye kadar muayene ücreti; reçete bedeli; eşdeğer ilaç farkı; miktarı milyarları bulan istisnai sağlık hizmeti ücreti ve en çok can yakan da özel hastanelerde ilave ücret adı altında alınan bıçak parası ile paran kadar sağlık hizmeti anlayışı getirilmiştir.

    “SGK EMEKÇİLERİNİ ORTAK MÜCADELEYE DAVET EDİYORUZ” 

    Genel Basın Yayın Sekreteri Bahadır Berdicioğlu, “Büro Emekçileri Sendikası olarak taleplerimizi bugün burada bir kez daha ifade ediyor, tüm SGK emekçilerini taleplerimiz için ortak mücadeleye davet ediyoruz” diyerek taleplerini şöyle sıraladı:

    • OHAL KHK’leri ile işine son verilen ve açığa alınan üyelerimiz derhal görevlerine başlatılmalıdır
    • 666 KHK nedeniyle gasp edilen ikramiyeler derhal ödenmelidir.
    • Aynı kadro dereceler arasında yaratılan ücret adaletsizliği ortadan kaldırılmalıdır.
    • SGK GYS Yönetmeliğinin sendikamızın açmış olduğu davalar dikkate alınarak değiştirilmeli ve sınavlarda uygulanan mülakat kaldırılmalıdır.
    • Uzman, denetmen v.b tüm kadrolar için kurum içinden sınav açılmalı, sınavlarda yaş şartı kaldırılmalı ve sınav sonuçları 2 yıl geçerli olmalıdır.
    • Yeni ve kadrolu personel istihdam edilmeli, Sosyal Güvenlik Merkezlerine yeni kadro tahsis edilmelidir. Geçici görevlendirme adı altındaki sürgün uygulamasından vazgeçilmelidir.
    • Yardımcı Hizmetler Sınıfında görev yapan kamu emekçileri (hizmetli, dağıtıcı v.b) sınavsız olarak memur kadrolarına atanmalıdır.
    • Kurum denetim elemanları başta olmak üzere icra, işveren, tahsis ve gerçekleştirme görevlileri ile muhasebe personeli için iş-görev tazminatı, bankoda çalışan personel için yıpranma tazminatı ödenmelidir.
    • Mobbing uygulamalarının tespiti ve önlenmesi için her ilde Mobbing İzleme Kurulları oluşturulmalıdır.
    • İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kurulları oluşturulmalı, yönetmeliğe uygun olarak işyerlerinde işyeri hekimi ile işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı istihdam edilmelidir.
    • 50 çalışanın olduğu iş yerlerinde kreş açılmalıdır.
    • Rotasyon uygulamaları durdurulmalıdır.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA