Etiket: bahtiyar atakay

  • Kadınlar ‘Bozkır Emekçi Kadın Kooperatifi’ni kurdu: Köylülerin hayatlarına gireceğiz-VİDEO

    Kadınlar ‘Bozkır Emekçi Kadın Kooperatifi’ni kurdu: Köylülerin hayatlarına gireceğiz-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da yaşayan Yozgatlı kadınlar, kadın emeğini ön plana çıkarmak için geleneksel ürünler ile modern teknolojiyi kullanarak üretim yapacakları ‘Bozkır Emekçi Kadın Kooperatifi’ni kurdu. Üretimi üç yoldan yapacaklarını belirten kadınlar, kadın gücünün birleştiriciliğine vurgu yaptı.

    Ankara’da yaşayan Yozgatlı kadınlar bir araya gelerek kadın emeğinin değerini ve kadının görünürlüğünü arttırmayı amaçlayarak kadın kooperatifi kurdu. Kooperatif üyeleri, 1980’den sonra kadınlar arası dernekleşmenin geliştiğine, son 10 yıldır da kooperatifleşmede ciddi bir artışın olduğuna dikkat çekerek kadının örgütlülüğünün önemine vurgu yaptılar. Kadınların yan yana örgütlü olmasının yanı sıra ekonomik anlamda da kadını desteklemek amacıyla kooperatifleştiklerini belirttiler.

    Kooperatifi kurmaya karar veren kadınlar, kooperatifleşme sürecini ve üretim faaliyetlerini PİRHA’ya anlattı.

    “ÜRETİMİMİZİ ÜÇ YOLDAN YAPACAĞIZ”

    Kooperatif üyesi Salime Tarihçi üretimlerini üç yoldan yapacaklarını belirterek, geleneksel ürünleri şehre entegre etmeyi amaçladıklarını belirtti.

    Tarihçi, planlarını ve çalışmalarını şöyle anlattı:

    “Ankara’da yaşayan Yozgatlı kadınlar olarak, kadın emeği üzerinde faaliyet yapmaya, üretim yapmaya bu yaz karar verdik. Düşüncemiz geleneksel ürünleri şehre taşımak yani köyümüzü kente taşımak. Duygularımızı ve düşüncelerimizi kente entegre etmek. Çünkü özellikle bu bölge de göç alan bir bölge. Biz aslında köyümüzü buraya taşıdık. Varlığımızla, duygu durumumuzla, düşüncelerimizle. Bunu biraz daha hem ticarileştirmek hem görünür yapmak istedik. Üretimimizi üç yoldan gerçekleştireceğiz. Biri bu.

    İkincisi, özellikle gıda egemenliği derdimiz oldu. Fabrikasyon ve seri üretimin içeriği hep kuşku yaratıyor artık. Bu kuşku bizi yeniden gıdaya dönmeye davet etti aslında. Bu nedenle de kendisi üreten küçük çiftçiden alışveriş yapmaya karar verdik. Tek kişinin alışverişi zor olduğu için bir grup olarak yani dayanışma örgütü olarak hem kırsalın dayanışması hem kentteki tüketicinin dayanışmasını örgütlemeye çalışacağız. Özellikle organik ürün pazarları çok pahalı ve erişilebilir kitle orta sınıf ve biraz daha üstü. Biz zaten yoksullukla mücadele istiyoruz. Sağlığımızı korumak istiyoruz. Çocuklarımızı korumak istiyoruz. Böyle olunca da organik değil doğal veya sağlıklı tanımını ve durumunu tercih edip erişilebilir kitleyi yoksulluk tarafından çoğaltmak istiyoruz.”

    Başka bir çalışma alanımız da tıbbi aromatik bitkilerle kozmetik üretmek. Sabun ve krem planımız var ve faaliyete de hemen hemen geçtik. Yine geleneksel olanın bizim için yararlı kısmını, toplum için yararlı kısmını erişilebilir yapmak istiyoruz. Örneğin kantaron yağlı kremin hem sağlık için hem estetik olarak işe yaradığını gördük. Bunun sabununu, kremini üreten arkadaştan alıp şimdi pazarlayacağız ama daha sonra kendi üretim alanlarımızı da kuracağız.

    “VATANDAŞA REHBERLİK ETMEK İSTİYORUZ”

    Üçüncü, bir çalışma alanımız da cinsiyet eşitliğinde sözlü kültür, gündelik hayat. Bizim konumuz olsun istedik. Ve yerinde yerele ulaşıp, hem tarihini, hem kültürünü, hem de cinsiyetler arası farkla İç Anadolu’dan başlayarak bir halk bilimci gibi çalışıp vatandaşa rehberlik etmek istiyoruz. Bu düşünce özellikle şuradan etkiledi: Son zamanlarda kına, nişan, düğün organizasyonlarında töreler değil, törenler çok aktif ve bir şov genelde. Ve bu şovun ritüellerini senaryoyu yazanlar belirliyor. Hem bu bir piyasa. Yani işte kına piyasası. Bizim memlekette bindallı diye bir şey yok, öyle bir giysi yok yani. Bu gündelik hayatın bir parçası değil, kurgu. Bu kurgusal yozlaşmaya karşı da farklı geleneklerimizin, iyi olanlarının, cinsiyet eşitliğine hizmet edebilecek olanların değerlenmesi, izlenmesi, katılımını üretime katmak istiyoruz. Yani gezi düzenleyeceğiz, bölgeyi tanıyacağız, köylere gideceğiz. Köylülerin hayatlarına gireceğiz. Geri geleceğiz, bizim hayatlarımıza bakacağız ve entegrasyonu sürdürmek istiyoruz.”

    “KADINLAR ALACAKLARI EĞİTİM İLE KENDİ BECERİLERİNİ KEŞFEDECEK”

    Bahtiyar Atakay ise kadınların kooperatifleşme sürecinde alacakları eğitimler ile kendi becerilerini keşfederek üretime en faydalı hallerini bulmayı amaçladıklarını söyledi.

    Atakay, “Kadın gücünü, kadın emeğini yan yana getirmeyi hedefledik. Zaten bunları öncelikle evlerimizde yapıyoruz. Sonrasında kadınlarla dayanışarak iyi gününde, kötü gününde, düğününde, cenazesinde iş bölümü yaparak birbirimizle dayanışarak ortaya herkesin çorbada tuzu olarak bir çorba çıkarıyoruz. Biz bu ağı, bu kadın gücünü birleştirici olarak ne kadar yayabiliriz, ne kadar büyütebiliriz diye yola çıktık. Ve Emekçi Bozkır Kadın Kooperatifi’ni kurmaya karar verdik. Üretim kısmında zaten kadınlarımız evde üretim yapıyorlar. O evi çekip çeviren gelen ham maddeyi yeme haline ya da içme haline çeviren kadın gücü ve kadının emeği. Biz bunu kooperatif olarak şöyle yapmayı planlıyoruz ve yapıyoruz da zaten. Öncelikle üretim kısmında kadının beceri alanını genişleterek, geniş kitlelere ve daha çok kadına ulaşabilmek amacıyla eğitimlerimiz olacak. Sonucuna nasıl yaklaşacağımızı, kadınlarla birlikte oturup karar vereceğiz. Hangi kadının evde hangi koşullar da üretim yapabilmesi bizim için çok önemli. Engellisi oluyor, yaşlısı oluyor, çocuğu oluyor. Tabii ki en az bize birkaç saatini ayırabilmeli ki bizimle birlikte o da üretebilmeli ve o da kazanabilmeli” diye konuştu.

    “BEDENSEL DEĞİL TEKNOLOJİ İLE İLERLEMEMİZ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”

    Kadın örgütlenmesinin zayıf kaldığını belirten Nuran Eraslan da, üretimde geleneksel ürünleri modern teknolojiler kullanarak üretmenin önemine değindi.

    Kadın örgütlülüğünü genel anlamda zayıf bulduğunu belirten Eraslan şöyle devam etti:

    “Bedensel olarak fazla çalışıyorlar karşılığını alamadıklarını düşünüyorum. Bu kooperatif bizim için biz kadınlar için birlikte yol alma, daha güçlü olma konusunda bir şanstı. Çalışır olmak iyi bir şey, görünür olmak çok iyi bir şey. Ama biz, kadınlara nasıl ulaşacağız? Çünkü örgütlü değiliz, örgütlü olmadığımız için ulaşamıyoruz. İnsanlar da bize ulaşmıyor. Federasyondaki görevim bu konudaki duyarlılığımı arttırdı, kadınların nasıl şartlarda yaşadıklarını gördüm, çalışma şartlarını gördüm. Ama örgütlü değiliz, daha farklı bir şekilde örgütlenmemiz gerektiğini fark ettim. Kooperatifteki çalışmaların da bedensel değil, daha çok şu anda teknoloji çağında olduğumuz için teknolojiyle ilerlememiz gerektiğini düşündüm. Tamam biz Bozkır kadınlarıyız, hayatımız çok farklı. Hepsini görüyoruz ama geleneksel hayattan bir adım dışarı çıkıp, modern hayatla beraber olmak gerektiğini düşünüyorum. Madem ki uçağa biniyoruz, madem ki telefon kullanıyoruz, madem teknolojinin her alanından faydalanıyoruz, bunu öğrenmemiz, örgütlü bir şekilde hayatımızı kolaylaştırmasını sağlamamız gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden kooperatif bizim için, ailelerimiz için şans, geleceğimiz için bir şans. Bedensel çalışmayı istemiyorum yani bir iş yapılacaksa modern tarım aletleriyle yapılmalı. Adım atmalıyız. Nasıl örgütleneceğimiz konusunda tabii farklı şeyler var. Bunun maddi tarafı var. Elimizde ürünümüz olduğunda ve bunu pazara çıkardığımızda maddi gelirimiz de olacaktır. Fazlasıyla olacaktır. Devletten beklentimiz var ama biz önce kendimiz örgütlü olmalıyız diyorum.”

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

     

     

  • ‘PSAKD olarak depremzedeler için psikososyal destek grubu oluşturduk’-VİDEO

    ‘PSAKD olarak depremzedeler için psikososyal destek grubu oluşturduk’-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Mamak Şubesi, depremin yaşandığı illerden Ankara’ya gelen depremzedeler için psikososyal destek grubu oluşturdu. Travma yaşayan kadın ve çocukları uzman kişilerle buluşturduklarını anlatan yöneticiler, beslenme ve barınma konusunda da oluşturdukları dayanışma ağının detaylarını anlattılar. 

    10 ilde büyük yıkıma sebep olan depremlerin ardından Ankara en fazla göç alan iller arasında sayılıyor. Düşük gelirli yurttaşların yaşam sürdüğü Mamak ve Yenimahalle ilçelerine bağlı kimi mahallelerde kiralık ev bulmak artık pek mümkün olmuyor.

    6 Şubat’ta yaşanan depremin ardından Tuzluçayır ve civarına sığınan depremzedelerin yardımına koşan kurumların arasında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şube de yer aldı. Barınma ve gıda ihtiyaçlarının yanı sıra depremzedelere psikososyal destek de verilmeye başlandı.

    “BİZ AÇ, SUSUZ KALABİLİRİZ AMA…”

    PSAKD Mamak Şube Kadın Meclisi Üyesi Aslıhan Han, yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi. Sosyal hizmet uzmanı olan Han, Mamak Şube olarak depremin ilk gününden 12 Şubat’a kadar deprem bölgesine yardım gönderilmesi konusunda ciddi bir organizasyon yürüttüklerini anlattı. İlerleyen günlerde mahallelerine ciddi bir göçün başladığını aktaran Han, şunları söyledi:

    “Genellikle Tuzluçayır, Natoyolu bölgesine gelenler, bir tanıdığının yanına yerleşti. Bizler ilk elden onları ziyaret etmeye çalıştık. İnsanlar direkt cemevine de geliyordu. Depremzedelerin listelerini tutarak ev ziyaretlerine başladık. Bu ziyaretlerin gerekçesi şuydu; misafir oldukları ev ortamında ne ihtiyaçları var? Çünkü misafir eden ailelerin de ekonomik, sosyal durumları oldukça sıkıntılı olabiliyor. Nasıl destekleyeceğiz konusunda çalışma başlattık. Gıda ve eşya üzerine bir çalışma yürüttük. Aileleri bununla destekledik. Sonrasında ‘Biz aç, susuz kalabiliriz ama psikolojik olarak çok kötü bir süreç yaşıyoruz’ denildi. Özellikle çocuk ve kadınlara yönelik destek talebi vardı. Biz de kadın meclisi olarak mesleki birikimi olan ve bu alanda çalışmış sosyal çalışmacı, psikolog, aile terapistlerinden bir grup kurduk. 12 Şubat’tan itibaren ev ziyaretlerine başladık. Ailelere gittiğimizde önce sohbetle başladık.”

    UZMAN PSİKOLOG VE PSİKİYATIR DESTEĞİ

    Aslıhan Han, yaptıkları çalışmanın detaylarını şu sözlerle sürdürdü:

    “Psikolojik destek sürecinde mesleki birikimimiz olsa da onlarla görüşme sürecinde uygun zaman ve mekanı ayarlama konusunda eksiklerimiz var. Bu ailelerle görüşüyoruz, eğer ev ortamı uygunsa görüşmeler yapıp durumlarını tespit ediyoruz. Genelde iki arkadaş ev ziyaretlerine gidiyoruz. Eğer psikolojik sorunlar devam ediyorsa onlara uygun bir çalışma modeli öneriyoruz. Gönüllü çalışacak psikologlarla ya da sosyal hizmet uzmanı kişilerle de görüştük, onlara yönlendirme konusunda da bizler aracılık yapmaya karar verdik. Şu ana kadar aşağı yukarı 14 aile ile görüşme yaptık. Genelde çocukları ve kadınları, akrabaların yanlarına yerleştiren erkek, tekrar deprem bölgesine dönüyor.

    Biz bu görüşmeleri yaparken yaşadıkları o travmanın farkında mı değil mi önce ona dikkat ediyoruz. Çünkü bu travmanın etkilerinin olmaması bizim için anormal olabilirdi. Bu süreç oldukça normal. Uykusuzluk, kabus görme, konsantre olamama, ağlama krizleri, bunlar aslında yaşadıkları olaya bağlı olarak bir süre normal. Bir süre sonra eğer bu azalmıyor ya da artarak devam ediyorsa bununla ilgili daha uzman psikolog ya da psikiyatristlere yönlendirme aracılığı yapmaya karar verdik. Bunun için Ankara Üniversitesi psikiyatri bölümü, Çankaya Belediyesi Aile Danışma Merkezi ve gönüllü psikologlarla görüştük. Bu süre zarfında bizi aşan ve artarak devam eden travma sürecinde bunlarla buluşturmaya çalıştık.

    Bazı gönüllü arkadaşlarımız içerisinde yoga yapanlar da var. Bazen daha hafif kendi ile baş edebilecek durumda olanları da onlara yönlendirdik. Şu ana kadar olumlu geri dönüşümler aldık. O nedenle de bu çalışmayı daha profesyonelce yürütme kararındayız. Çünkü misafir oldukları evlerden yavaş yavaş ayrılmaya karar verdiler ve yine bu bölgede ev tutacaklar.”

    “AKP İKTİDARININ YARATTIĞI BİR ZİHNİYET”

    Aslıhan Han, 6 Şubat depremlerinin ardından Mamak bölgesindeki ev kira fiyatlarının yükselmesi nedeniyle depremzedelerin yaşadığı zorluklara da dikkat çekti. Durumun moral çöküntüsüne sebep olduğunu ifade eden Aslıhan Han, şöyle devam etti:

    “Misafirler, yavaş yavaş misafir bulundukları evden ayrılmaya karar veriyorlar. Burada kalmaya karar verenler, özellikle de kendilerine yakın hissettikleri bir bölgede yaşamak isteyenlerden oluşuyor. Ev fiyatları zaten oldukça artmıştı, bir de bunun üzerine deprem süreci ile beraber artması daha ciddi bir ekonomik sorunla karşı karşıya geldiğimizi gösteriyor. Sadece ev kirasının artması değil, ev sahiplerinin bir de evleri için güvence istenmesiyle de çok karşı karşıya kaldık. Israrla devlet memuru kefil istiyorlar. Ben bir ihraç memur olarak şunu söylüyorum; ben de Sosyal Hizmetler’den ihraç edildim. Yani devlet memurluğunu garanti gören bir anlayışla halen karşı karşıyayız. Bu ülkede kimsenin canı garantide değil. Yapılanın artışın doğru olmadığını anlatmaya çalışıyoruz. Sonuçta bu süreçte kendilerinin de biraz daha anlayışlı ve fedakar olması gerektiğini belirtiyoruz. Fakat ne yazık ki ekonomik koşullar onları da duygusallıktan çıkartmış, bazı insani öğelerden uzaklaştırmış görünüyor. Ama iyi olanlar; kefil istemeden ya da en az 1 ay kirasını almadan evini verenler, apartman sakini olarak kapıcı dairelerini hemen onarıp verenler de var. Ama bu fırsatçıları aynı zamanda bu sistemin, bu dönemin, AKP iktidarının yarattığı bir zihniyet olarak görüyoruz. Ama hele hele toplumsal travmanın yaşandığı böyle bir felakette bunu devam ettirmiş olmaları insanlıklarının da sorgulanacağı anlamına geliyor. O nedenle de bizler şöyle bir karar aldık, özellikle memur kefil isteyen ve kirayı arttıranlara hiç kimse kiracı göndermiyor. Ve bunun da anti propagandasını yapıyoruz. Onları da biz böyle cezalandıralım istiyoruz.”

    “YALNIZ OLMADIKLARINI HİSSETTİRDİK”

    Pir Sultan Abdal Mamak Şube Kadın Sekreteri Bahtiyar Atakay da “Maalesef ki kira artışları üç iken beş 5 oldu. Sözümüzün geçtiği, zorlayabildiğimiz insanlarla görüşmelerimizde bunları çekmeye çalıştık ve ailelerimizi yavaş yavaş kefil de olarak oralara yerleştirdik” dedi. Depremzedelerin ihtiyaçlarının sadece kira ile sınırlı olmadığının altını çizen Atakay, şunları söyledi:

    “Depremzedelerin birçok ev ihtiyaçları da var. Çünkü deprem bölgesinden geldiler ve ayaklarında çorap yok. Terlikle gelenler, hırka üstüne hırka giyinip buluşturdukları kıyafetlerle kendilerini buraya zor atmışlardı. Böyle olunca bizler bu duruma el atalım istedik. Dayanışmadan yola çıkarak kimin evinde ne varsa arkadaşlarımıza söyledik ve ‘herkes elinde ne varsa getiriyor’ dedik. Yavaş yavaş eksikleri giderdik tabii ki dört dörtlük olmadı ama en azından bir battaniye, bir döşek, mutfak araç gereçlerini hızlıca giderdik. En azından yemeklerini kaynatabilecekleri bir ocak ayarlansın istedik. Çağrımız sonrasında PSAKD Mamak Şubenin içerisi erzaklarla doluydu. Depremzedelerin ihtiyaçları konusunda bizim elimizde yoksa diğer derneklerden alıyorduk. O derneklerde yoksa bize gönderiliyordu. Elimizden geldiği kadar küçük de olsa çorbalarında tuzumuz olsun diyerek evlerini bu şekilde dizmeye çalıştık. Depremzedelere burada yalnız olmadıklarını, burada da bir kapılarının olduğunu, başlarının sıkıştığında gücümüzün yettiği kadar onlara yardımcı olabileceğimizi hissettirdik.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Atakay, Ankara’daki kooperatif ağını anlattı: Kadınlar olarak birlikte üretip, paylaşıyoruz-VİDEO

    Atakay, Ankara’daki kooperatif ağını anlattı: Kadınlar olarak birlikte üretip, paylaşıyoruz-VİDEO

    PİRHA- Zeytindalı Kadın Kooperatifi Gıda Atölyesi Sorumlusu Bahtiyar Atakay, 2015 yılında Ankara’da kurulmaya başlayan kooperatif ağını anlattı. Atakay, “Ev eksenli çalışan kadınların sosyalleşerek, üretime katılmalarına yardımcı olmak için kurulduk. Çalıştaylarda bir araya gelerek birbirimizin eksiklerini tamamlıyoruz. Kadınlar mutlaka üretmeli ve birlik olmalı” dedi.

    Zeytindalı Kadın Kooperatifi Gıda Atölyesi Sorumlusu Bahtiyar Atakay, 2015 yılında Ankara’da kurulmaya başlayan kooperatif ağını anlattı.

    Kooperatiflerinin köklü bir yapısı olduğunu belirten Atakay, kooperatif kurma amaçlarının ev eksenli çalışan kadınların sosyalleşerek, üretime ve kendi bütçelerine katkı sağlamalarına yardımcı olmak olduğunu söyledi.

    Kadınlara üretme ve birlik olma çağrısı da yapan Atakay, kadınların ürettiği takdirde mutlaka seslerini duyan ve onlara destek olan birilerinin çıkacağını vurguladı.

    “KADINLARA ÖNCE KURS VERİLDİ SONRA MESLEKLERİNİ İCRA ETMELERİ SAĞLANDI”

    Ankara’da ilk olarak 2015 yılında Çankaya’da Gümüş atölyesi kurduklarını ifade eden Atakay, atölyenin 3 kadınla başladığını daha sonra yavaş yavaş çalışan sayısının attığını aktardı.

    El becerilerine göre atölyelerinin sayısının da zaman içerisinde arttığını dile getiren Atakay, “Kadınlar bu gümüş atölyesinde mine ve döküm olarak taşlardan takı yapmaya başladılar. Daha sonra bir proje ile birlikte bunun makinesini, dökümünü ve malzemelerini aldılar. Gitgide bu geniş bir ağa yayıldı. Sonrasında düzenli bir üretime geçtiler. Daha çok kadına iş istihdamı sağlayabilmek için öncesinde kurslar verildi sonrasında mesleklerini icra etmeleri sağlandı. Bunun karşılığında da aldıkları ücretlerle aile bütçesine destek oldular” dedi.

    “MAMAK’TAKİ ATÖLYEMİZDE BEZ ÇANTA ÜZERİNE SERİ ÜRETİME GEÇTİK”

    Ardından dikiş atölyelerini açtıklarını kaydeden Atakay, sözlerine şöyle devam etti:

    “Dikiş atölyemiz de Mamak’ta. Mamak bölgesinde ev eksenli çalışan kadınlarımız çok. Evinde dikiş, nakış, iğne oyası, patik gibi örgüler yapan çok fazla kadın var. Kadınlar bunu yapıp satmak istiyorlardı. Böylelikle kooperatifimizle tanıştılar. Kooperatifimiz de özellikle AB projeleri, sivil toplum kuruluşlarının isteği doğrultusunda bez çanta üzerine çalışılıyor. Kadromuz büyüdükçe seri üretime geçtik. Dışarıdan aldığımız siparişler doğrultusunda burada ev eksenli çalışan kadınları ya atölyeye davet ettik üretim sürecinde birlikte çalışabilmek için ya da gelemeyecek olanlara evinde üretebilme imkanı sağladık. Bu ağ çok güzel bir şekilde Mamak’ta oturmuş durumda. Hem atölyemiz kazanıyor hem de evde çalışan kadınlarımız kazanıyor.”

    “KURDUĞUMUZ GIDA ATÖLYEMİZİ KORONA NEDENİYLE KAPATMAK ZORUNDA KALDIK”

    Daha sonra kendisinin sorumlusu olduğu gıda atölyesini açtıklarını ve mantar üzerine üretimle işe başladıklarını belirten Atakay, şunları dile getirdi:

    “Bu atölyemizi Tuzluçayır’da kurduk. Önce küçük çapta eğitimimizi aldık. Sonra denemelerimizi yaptık. Yine ilk olarak mahalle sakinleri bize destek çıktı. İlk onlara satış yaptık. Zaman içerisinde kapasitemizi büyüttük ve etrafımızdaki manavlara, seyyar satıcılara vs. satış yapmaya başladık. Bu konuda en büyük desteği çevremizden gördük. Sonrasında ev Kadınları da bizden almaya başladı ve artık yetişemez olmuştuk. ‘Beyaz İnci’ adlı proje ile belediyelerle birlikte çalışmaya başladık. Bu kapsamda belediyeler bize ne yer verebildiler ne de ekonomik anlamda destek olabildiler ne de teknik anlamda destek istediğimizde bu konuda yanımızda oldular. Onlar sadece bize, ‘Siz üretin biz sizden alalım’ dediler. Tam da bu sırada kapasite geliştirme durumuna geçtiğimiz sırada korona ile tanıştık ve atölyemiz kapandı. Bundan dolayı mantar atölyemizi bir süre uykuya yatırmak durumunda kaldık.”

    “BEZ ATÖLYEMİZDE TASARIMCI GENÇ KADINLARLA ÇALIŞIYORUZ”

    6 ay önce Çankaya’daki Tunus Caddesi’nde bez atölyesi açtıklarını ifade eden Atakay, bu atölyede özellikle genç kadınlarla birlikte çalıştıklarını söyledi.

    Tasarımcı genç kadınların hedefinin, en baştan en sona kadar her şeyiyle üretimi kendilerinin yapmak istediğini belirten Atakay, “Eski Ankara keçisinin yünlerini buldular. Bu konuda eskiden gelen kültürü devam ettiren insanlarla yan yana geldiler. Keçilerin yünlerini eski topaç yöntemi ile ayırdılar ve iplik haline getirdiler. Bu yöntemi öğrendikten sonra tasarımı ile birlikte o iplerle kasnaklarda kendi elleriyle kumaş yaptılar. Bu kumaşlardan da gömlek, elbise, etek, çanta gibi şeyler ürettiler. Ayrıca Avrupa’dan gelen arkadaşları ile birlikte bir proje geliştirdiler ve şu anda seri üretime geçmek için çalışıyorlar. 4 atölyemiz de çok güzel bir şekilde yol aldı. Birçok kadına da örnek olduğumuzu düşünüyorum. Birlikte çalışıyoruz, birlikte üretiyoruz ve birlikte paylaşıyoruz” dedi.

    “ÇALIŞTAYLARDA YAPTIĞIMIZ ALIŞ VERİŞLERLE BİRBİRİMİZİN EKSİKLERİNİ TAMAMLIYORUZ”

    2 yılda bir Türkiye genelinde tüm kooperatiflerin katılımıyla kooperatifler çalıştayı düzenledikleri bilgisini veren Atakay, “Çalıştaylarda 2 yıl boyunca kim ne yapmış, neye ihtiyacı var konuşuluyor. Projeler üzerine işbirlikleri sağlanıyor. Çalıştaylarda o kadar çok kadınımızla tanıştık ki. Özellikle Hatay, Ege ve Doğu Bölgesi’ndeki kadınlarımızla tanıştık. Buradaki kadınların üretim yerleri vardı. Bizim bunları yapabilecek olanaklarımız yoktu, üretim yerimiz yoktu. Biz onlara dedik ki, ‘Siz üretin, biz sizden alalım.’ Ayrıca oradaki kadınlar dar bir alandaydılar. Üretebiliyorlardı ama dışarıya çıkamıyorlardı, satış yapamıyorlardı ve kendilerini gösteremiyorlardı. Biz de Ankara’da daha fazla insana ulaşabildiğimiz için, sipariş alabildiğimiz için böyle bir ortaklığa gittik. Örneğin Diyarbakır’daki kadına dedik ki, ‘Sen pul biberini üret. Sen nar ekşini yap. Ben senden alacağım.’ Hatay’daki kadına, ‘Bahçene o bitkiyi ek, öğüt ve bana gönder. Ben onu senden alacağım’ dedik. Bizim bunları aldıktan sonra satabileceğimiz yerler var. Örneğin Eskişehir’de de dağ taş çörek otu. Kadınlar bunları topluyor ama oradan çıkamıyor, çevresi dar, sosyal medyayı kullanamıyor. Kooperatifimiz adına biz kadınlardan ürettiklerini alıyoruz, paketliyoruz ve satıyoruz. Bu anlamda çok güzel bir ağ geliştirdik ve işliyor” diye konuştu.

    “KADINLAR ÜRETTİĞİ TAKDİRDE MUTLAKA SESLERİNİ DUYAN BİRİLERİ ÇIKACAKTIR”

    Türkiye genelinde kooperatifler olarak bir WhatsApp grubu kurduklarını kaydeden Atakay, bu grupta Ağrı’dan Edirne’ye kadar var olan tüm kooperatiflerin yer aldığını dile getirdi.

    WhatSapp grubunda kimin neye ihtiyacı varsa ona göre düzenleme yapıldığını aktaran Atakay, son olarak kadınlara şu çağrıda bulundu:

    “Örneğin biri ham maddeyi üretiyor, bir başka yer alıyor, işliyor, paketliyor, bir başka yerde satıyor. Mesela ben üretemediğim için, yerim olmadığı için, tesisim olmadığı için bir başka kooperatifte üretiliyor, ben alıyorum onu kurumlar, STK’lar aracılığıyla satıyorum. Kadınlara son olarak şu çağrıyı yapmak istiyorum. Lütfen çalışın, elinizden geldiği kadar, beceriniz olduğu kadar üretin. İlla bir kooperatife üye olmanız gerekmiyor. Evinizde de yapabilirsiniz. Yeter ki üretelim. Kadınların üretme, derleme, toplama, bir arada tutma özelliği var. Kadınlar ürettiği takdirde mutlaka seslerini duyan birileri çıkacaktır. Onlara destek olan birileri mutlaka çıkacaktır. Gerek kadın dernekleri, gerek kooperatiflerle irtibata geçsinler. Kadınlar el ele verdiği takdirde yenemeyecekleri hiçbir sıkıntı yoktur.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA