Etiket: bakanlar

  • 61 avukatın, Erdoğan ve Bakanlar hakkındaki suç duyurusuna takipsizlik kararı

    61 avukatın, Erdoğan ve Bakanlar hakkındaki suç duyurusuna takipsizlik kararı

    Halkçı Hukukçular grubunun çağrısıyla bir araya gelen 61 avukat, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, İletişim Başkanı Fahrettin Altun, bakanlar, depremin yaşandığı kentlerin valileri ile belediye başkanları, GSM operatörleri, müteahhitler ve yapı denetim bürolarının sorumluları hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na bulundukları suç duyurusuna takipsizlik kararı verildi.

    Maraş merkezli depremlerin üzerinden bir ay geçmesine rağmen henüz hiçbir yetkilinin istifa etmemesiyle birlikte, depremlerde sorumluluğu bulunanlara yönelik açılan suç duyurusu karara bağlandı. 21 Şubat’ta verilen dilekçe 7 Mart’ta takipsizlikle sonuçlandı.

    Halkçı Hukukçular’ın suç duyurusunu işleme alan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 7 Mart’ta dosyanın “işleme konulmamasına” kararı verdi. Kararda görevi kötüye kullanması iddiasının “soyut ve genel nitelikte” olduğu öne sürüldü.

    Cumhuriyet.com.tr’nin ulaştığı kararda, şu ifadelere yer verildi:

    “Şikayet dilekçesinde olayda doğrudan doğruya zarar halinin varlığını gösteren, eylem tespit edilmediği, soruşturma aşamasında, şikayet edilenlere isnat edilen suçun unsurlarını içerip içermediğinin değerlendirileceği, olay, maddi vakıa olmaksızın salt idarenin eyleminin yerinde olup olmadığını denetlemenin ise kanunen mümkün olmadığı, bu haliyle şikayet edilenlerin görevi kötüye kullandıkları iddiasının soyut ve genel mahiyette olduğu anlaşılmış olmakla; şikayet dilekçesinin 4483 sayılı yasanın 5232 sayılı yasa ile değişik 4/son maddesi gereğince işleme konulmamasına karar verilmiştir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Hukuk örgütlerinden, depremde ihmali olan tüm sorumlular hakkında suç duyurusu-VİDEO

    Hukuk örgütlerinden, depremde ihmali olan tüm sorumlular hakkında suç duyurusu-VİDEO

    PİRHA-Avukatlar, depremde ihmali bulunan tüm sorumlular hakkında İstanbul Adalet Sarayı’nda suç duyurusunda bulundu. Yapılan açıklamada ise “Kısacası deprem her ne kadar doğal afet olsa da, son deprem sorumlu kişilerin deprem öncesinde ve deprem sonrasında görevlerini yerine getirmemeleri ve ihmalleri nedeniyle katliama dönüşmüştür” denildi.

    Adalet İçin Hukukçular, Avukat Dayanışması, Avukatlar Sendikası, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi, Demokrasi İçin Hukukçular, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi, “Depremin katliama dönüşmesine sebep olan kişi ve kurumların hukuk önünde hesap vermesi ve cezalandırılması için bir kez de hukuk kurumları ile birlikte suç duyurusunda bulunuyoruz” diyerek Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde basın açıklaması yaptı.

    “GEREKLİ ÖNLEMLERİN ALINMAMASI NEDENİYLE BÜYÜK YIKIM YARATILDI”

    Avukatlar adına ortak açıklamayı ÖHD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Av. Esra Bilen okudu.  Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Deprem nedeni ile oluşan hasar ve yaşanan kayıplar bir gerçeği tekrar gündeme getirmiştir. Deprem bir doğal afettir, ancak onu bir felakete, büyük bir trajediye dönüştüren şey , ihmaller ve zamanında alınmayan önlemlerdir. Bölge deprem ve doğal afetler açısından birinci derecede riskli bölge olmasına karşın yerleşkelerin büyük bir kısmı buradan geçen fay hattı üzerinde kurulmuştur. Bu nedenle bölgede 1941 yılından bu yana 5 büyük ve yıkıcı deprem yaşanmıştır. Bugüne kadar gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle doğal afet olarak kabul edilen depremlerin büyük bir yıkım yaratmasına zemin hazırlanmıştır.

    Deprem her ne kadar doğal afet kabul edilse bile, ihmaller nedeniyle doğal afetten ziyade katliama dönüşmüştür. Depremin ağır hasar verdiği bütün iller önceden deprem bölgesi olarak bilinmektedir. Bilim insanları ve konunun uzmanı kişiler tarafından bu illerin her an deprem olabilecek illerin başında gelmekte olduğu , bilim insanları yaptıkları çalışmalarda depremin gerçekleştiği coğrafyada uzun zamandır şiddetli bir depremin gerçekleşeceğini her fırsatta dile getirmiştir. Depremin şiddeti ve gerçekleşmesi halinde olası insan kayıpları rapor halinde yetkili devlet kurumlarına teslim edilmiştir. Aynı konu ile ilgili birçok bilim insanının içinde olduğu üniversite raporları mevcuttur. Bölgenin bu niteliği bilinmesine rağmen uygun olmayan zeminlere dayanıksız binalar yapılarak, yapılan bu binalara mevzuata aykırı olarak izin verilerek ve gerekli denetimler yapılmayarak bu sonucun ortaya çıkmasına sebep olunmuştur.

    “YAŞANANLAR KASTEN İŞLENMİŞ CİNAYETTİR”

    Deprem sonrasında ilgili kurumlar arama kurtarma çalışmaları için organize olmakta çok geç kalmış, arama kurtarma çalışmaları çok kısıtlı bölgelerde, yetersiz kadro ve ekipmanla yürütülmüştür. Birçok depremzede günlerce hiçbir arama kurtarma ekibi bölgeye ulaşmadan göçük altında beklemiştir.

    Yine can kaybını arttıran bir başka etken de enkaz altında, halen sağ olan insanlarımız varken enkaz kaldırma faaliyetlerine başlanmış olmasıdır. Açıkça söylemek gerekir ki bu durum nedeniyle yaşanan her can kaybı; kasten işlenmiş cinayettir. Kısacası deprem her ne kadar doğal afet olsa da, son deprem sorumlu kişilerin deprem öncesinde ve deprem sonrasında görevlerini yerine getirmemeleri ve ihmalleri nedeniyle katliama dönüşmüştür.”

    “TÜM SORUMLULAR HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK”

    Bilen‘in ardından söz alan Av. Several Ballıkaya ise yaşananlarda sorumluluk sahibi olan herkes hakkında suç duyurusunda bulunduklarını belirterek, “Cumhurbaşkanı, bakanlar, depremin yaşandığı illerdeki valiler, kaymakamlar, belediye başkanları ve harekete geçmesi gerekirken geçmeyen tüm sorumlular ölen binlerce insanımızın hayatından sorumludur. Bir daha aynı şeylerin yaşanmaması için bu sorumlular yargılanmalı ve buna ilişkin önlemler alınmalıdır. Umarım suç duyurumuz diğerleri gibi takipsizlikle sonuçlanmaz” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 61 avukattan Erdoğan ve bakanlar hakkında suç duyurusu

    61 avukattan Erdoğan ve bakanlar hakkında suç duyurusu

    Hukukçular, Maraş ve 10 ilin etkilendiği depremlerdeki can kayıplarında sorumluluğu bulunduğu iddiasıyla AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bakanlar, valiler, belediye başkanları ve müteahhitler hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Halkçı Hukukçular’ın çağrısıyla bir araya gelen aralarında Ömer Faruk Eminağaoğlu, İsmail Sami Çakmak, Bektaş Şarklı, Polat Balkan, Zafer Kazan, Mengücek Gazi Çıtırık’ın da bulunduğu çok sayıda hukukçu, Kahramanmaraş merkezli deprem ile ilgili AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, İletişim Başkanı Fahrettin Altun, bakanlar, depremin yaşandığı kentlerin valileri ile belediye başkanları, GSM operatörleri, müteahhitler ve yapı denetim bürolarının sorumluları hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Hukukçular dilekçede yer alan şüphelilerin, “olası kastla birden fazla insanın öldürülmesine ve yaralanmasına neden olma”, “bilinçli taksirle öldürme”, “denetim görevinin ihmali, “görevi kötüye kullanma”, “tehdit”, “hakaret”, “haberleşmenin engellenmesi”, “yardım veya bildirim yükümlüğünün yerine getirilmemesi”, “ihaleye fesat karıştırma”, “edimin ifasına fesat karıştırma” ve “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlarını işlediklerini belirtti.

    “ERDOĞAN KADERCİLİĞE SIĞINMAKTADIR”

    Erdoğan’ın “Bunlar kader planının içerisinde olan şeyler” açıklaması hatırlatılan dilekçede, “Ülkemizin yüzleştiği her acıda halk, devletin yerine getiremediği sorumlulukları kendi yetersiz imkanları ile yerine getirmek zorunda bırakılırken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise kaderciliğe sığınmaktadır” denildi.

    Hukukçular, cumhurbaşkanı, bakanlar, valiler, belediye başkanları ve diğer isimler hakkında soruşturma yürütülerek kamu davası açılmasını talep etti.

    İmzacı avukatlar şöyle:

    Metin BAYYAR, Fettah Ayhan ERKAN, Ali Serdar ÇINGI, Sait KIRAN, Tacettin ÇOLAK, Halil AĞIRGÖL, Av. Azime Ayça OKUR, Av. Pınar AKBİNA KARAMAN, Doğan ERKAN, Av. Bektaş ŞARKLI, Polat BALKAN, Zafer KAZAN, Mengücek Gazi ÇITIRIK, A. Aydın İNAĞ, Ömer Faruk EMİNAĞAOĞLU, Doğan Zafer ÇINGI, Aslı ŞEPİTCİ, Aslıhan ARSLANTAŞ, Kerim BÜTÜN, Habibe ÇALIŞGAN, Kerem DONAT, Rojda ALOĞLU, İlke YAKUPOGLU ERGUN, Bahtiyar GÜNER, Harun Fırat ULUSU, Ayşegül GÜNERİ, Mehmet Gökhan KURT, İpek Ece KEREMOĞLU, Handenur DAYICA, Serenay YAMAN, Mediha KANMAZ, Selen VARGÜN ALITKAN, Deniz VURAL, Necla BENLİOĞLU, Savaş İŞLİYEN, Turhan İÇLİ, Naif ŞAŞMAZ Salim Berkay AKSU, Ayla YILDIRIM, Ebru BEŞE, Yıldız AKDENİZ, Görgün DANACI, Nurhak KAR, Ferhat ÇİÇEKLİ, Yalçın AKSAKAL, Dilek TAŞ DELİCE, Cansu TELLİ, Sümeyye İYİBİÇER, Veli KARGIN, K. Çağdaş KARADENİZ, Av. İsmail Sami ÇAKMAK, Bermâl KUTLU, Gizem Büşra BİLGİÇ, Handan İLAĞA, Büşra AÇIKGÖZ, Hakan AVCI, Süleyman Emrah AYDOĞAN, Seçkil ÇELİK, Ebru BÜYÜK, Ayten İZMİRLİ, Gizem ÖZTÜRK.

    (HABER MERKEZİ) 

  • TBMM’ye kanun teklifi: 4 Mayıs Dersim Katliamı’nı anma ve yas günü olsun!

    TBMM’ye kanun teklifi: 4 Mayıs Dersim Katliamı’nı anma ve yas günü olsun!

    PİRHA – HDP Milletvekili Zeynel Özen,  4 Mayıs’ın Dersim Katliamı’nda hayatını kaybedenleri anma ve yas günü olarak ilan edilmesi için TBMM Başkanlığı’na kanun teklifi sundu.

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Dersim Katliamı’nın karar tarihi olan 4 Mayıs’ın ‘Dersim Katliamı’nda Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü’ olarak ilan edilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına kanun teklifi sundu.

    Özen, TBMM’ye verdiği kanun teklifinin gerekçesini şöyle açıkladı;

    “4 Mayıs 1937, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık olaylarından birisi olan Dersim 1938 Katliamı’nın yapılmasına karar verildiği gündür. 4 Mayıs, Dersimliler tarafından ‘Roce Şae’ – ‘Yas Günü’ olarak anılmaktadır.

    Dersim, 72 millete bir nazardan bakan Alevi inanç felsefesinin yaşamı şekillendirdiği bir yer olarak bu topraklarda kültürel zenginliğimizin bir parçasıdır. Tarihte hiçbir dönem kimliğini yok etmeye çalışan otoritelere baş eğmeyen ve özgür olmayı yaşam şekline dönüştüren Dersim, tarih boyunca hemen hemen tüm iktidarlar tarafından müdahale edilmesi gereken bir coğrafya olarak görülmüştür. Osmanlı’da Padişahların hakim olmak için fermanlar çıkardığı, Şeyhülislamların ‘katli vaciptir’ fetvaları yayınladığı Dersim’e birçok kez kıyım seferleri düzenlenmiştir.”

    “DERSİM KATLİAMININ ONAYI BAKANLAR KARARI İLE ALINDI”

    “Dersim’de 25 Aralık 1935 tarihinde 2884 Sayılı ‘Tunceli Vilayetinin İdaresi Hakkında Kanun’ çıkarıp Tedip ve Tenkil Harekâtı için zemin hazırlanmıştır. 4 Mayıs 1937’de alınan Bakanlar Kurulu kararıyla da tarihin en kanlı katliamlarından biri Dersim’de gerçekleştirilmiştir. 15 Kasım 1937’de Pir Seyit Rıza, oğlu ve tüm yol arkadaşları Elazığ’da kurulan bir mahkeme tarafından asılmıştır. Resmi rakamlara göre 13 bin kişinin öldürüldüğü Dersim’de, yerel kaynaklarca 50 binin üzerinde insanın katledildiği, on binlercesinin de yurtlarından sürüldüğü bilinmektedir.

    Sonuç olarak içlerinde masum bebekler, çocuklar, kadınlar ve yaşlılar dahil binlerce canın yaşamını yitirdiği Dersim Katliamının planlayıcılarından, uygulayıcılarına kadar, katillerinden tek bir kişinin bile bu insanlık suçuna karşı ceza almaması ve üstünün itinayla kapatılması, başta katledilen kişilerin yakınları olmak üzere vicdan sahibi herkesin yüreklerinde büyük bir yara açmıştır. Böyle olası katliamların yaşanmaması için hatırlanıp yüzleşilmesi şarttır.

    4 Mayıs Dersim Katliamı’nın bir anma ve yas günü ilan edilmesiyle; benzeri insanlık suçlarının işlenmesine müsait bir zemin yaratılmasının önüne geçip, toplumsal farkındalığın sağlanması ve bir kardeşlik bilincin aşılanması amaçlanmaktadır.
    Bu kanun teklifi ile; Dersim Katliamı’ndaki kıyım sonucunda hayatlarını kaybedenlere yönelik duyarlılık yaratmak amaçlanmış ve katliamın karar tarihi olan 4 Mayıs gününün ‘Dersim Katliamında Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü’ olarak ilan edilmesi öngörülmüştür.” (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • İspanya’da sosyalist başbakan yeni hükümeti kurdu: Kadınlar çoğunlukta

    İspanya’da sosyalist başbakan yeni hükümeti kurdu: Kadınlar çoğunlukta

    İspanya’nın yeni başbakanı Sosyalist partili Pedro Sanchez, azınlık hükümetini kurdu. Yeni hükümette 11 kadın ve 6 erkek yer alıyor.

    İspanya’da sağcı lider Mariano Rajoy hükümeti düşürüldükten sonra başbakan olan Pedro Sanchez azınlık hükümetini kurdu.

    Sosyalist Partili olan Pedro Sanchez, Kral VI. Felipe önünde yemin ederek görevine başladı.

    Kadın ağırlıklı olan yeni hükümet; 11 kadın ve 6 erkek bakandan oluşuyor.

    Kendini feminist olarak nitelendiren Sanchez’in kurduğu hükümette, kadın bakanlara, savunma, ekonomi, maliye, ve eğitim gibi başlıca görevler verildi.

    Kabinede eski astronot Pedro Duque de Bilim Bakanı olarak yer aldı.

    Bu hükümet, İspanya’nın bugüne kadar tanık olduğu en fazla kadın barındıran hükümet olarak kayda geçti.

    Sanchez kabinenin, “çağdaşlaştırıcı ve Avrupa yanlısı ilerici bir toplum vizyonunu benimseyen insanlardan” kurulduğunu söyledi.

    Yeni kabinesinin 8 Mart’ta İspanya’da ortaya çıkan değişimin yansıması olduğunu kaydetti.

    İspanya’da 8 Mart’ta 5 milyon kadın ücret eşitsizliği ve şiddeti protesto etmek için “feminist grev” yapmıştı.

    RADİKAL SOL PARTİYE OY VERMEDİ

    Öte yandan 350 sandalyeli parlamentoda Sosyalist Parti’nin sadece 84 vekili bulunuyor.

    Ekonomi uzmanları, Sanchez hükümetinin büyük siyasi değişimlerde bulunma kapasitesi olmadığını savunuyor.

    Hükümette radikal sol parti Podemos’a yer vermeyen Sanchez’in marj alanının sınırlı olduğu düşünülüyor.

    Oysa, Sosyalist Parti’nin hükümeti düşürmek için verdiği gensoruya, Podemos ile Basklı ve Katalan bağımsızlıkçılar da destek vermişti.

  • Kılıçdaroğlu: Devletin sırlarını Reza Zarrab’a parayla sattılar

    Kılıçdaroğlu: Devletin sırlarını Reza Zarrab’a parayla sattılar

    PİRHA-CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, ABD’deki davada itirafçı olan Reza Zarrab’a devlet sırlarını bakanların sattığını belirterek bazı isimler açıkladı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a şöyle seslendi: “Bu bilgilerin tamamını senin hükümetin verdi, Türkiye Cumhuriyeti devletine ihanet etti. Devletin bütün sırlarını Reza Zarrab’a para karşılığında teslim ettiler.”

    Partisinin Ankara Arena’daki toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ABD’de süren davada itirafçı olan ve Türkiye’de hakkında casusluk soruşturması başlatılan Reza Zarrab’a devletin gizli kalması gereken belgelerini kimin teslim ettiğine dair açıklamalarda bulundu.

    Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT), AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Reza Zarrab konusunda uyardığını söyleyen CHP lideri, Zarrab’a devlete ait olan sırları AKP Hükümeti’nin verdiğini savundu.

    Reza Zarrab için “Türkiye’de şeref madalyası takacaktık, Amerika’da hapse attılar” diyen Kılıçdaroğlu, onun için hükümetin ABD’ye iki kez nota verdiğini hatırlatarak şunları söyledi:

    Reza Zarrab, sahtekardır ama devletin sırlarını da parayla alan birisidir. Bakanlara rüşvet veren birisidir. Önünde diz çöktüren biridir.

    Tarih 11 Ekim 2013; Reza Zarrab’la dönemin işçileri bakanı telefonda konuşurlar.

    “DEVLET SIRLARINI ÖĞRENİYOR PARAYLA”

    Zarrab, ‘MİT beni takip ediyor. Emniyet beni takip ediyor. Bu doğru mu?’ diye telefon ediyor. Güler’in cevabını okuyorum ‘Abicim sen hiç o konuda rahat ol. Sen rahat ol. Vallahi böyle bir şey varsa, senin önüne ben yatarım ya. Senin içişleri bakanlığında bir şeyin yok, MİT de bir şeyin yok.’ Yani bir şeyin olursa ben senin önüne yatarım diyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanı söylüyor. Bakana diz çöktürmüş, neyle parayla. Devletin sırlarını öğreniyor, neyle? Parayla.

    “FARKLI YERLERE ÇEKME GAYRETİ VAR”

    Zarrab’ın rüşvet dağıttığı birisi de Süleyman Aslan. Buna da Erdoğan sahip çıktı. Bakın ne diyor genel müdür için. Ayakkabı kutusunu evde tutup içine dolarlar koyan Erdoğan ne diyor: ‘Banka genel müdürünün dürüstlüğünden şüphem yoktur’ Sormuyor ya arkadaş, kendi bankası dururken evde ayakkabı kutularının içine dolarları niçin istiflesin? Bunu sormuyor. ‘Olsa olsa saflığının kurbanı olmuştur. Olayı farklı yerlere çekme gayreti var’ diyor. Bir şarlatan, bankanın genel müdürüne açıkça rüşvet verdi. Fakat bu yetmiyor, o da çok önemli.

    “GÖNDERDİĞİN AVUKAT GENEL MÜDÜRÜN RÜŞVET ALDIĞINI SÖYLEDİ”

    Bu hükümetin tuttuğu avukat. New York’ta mahkemede savunuyor; Rocco. Reza Zarrab, ‘Ben rüşvet verdim’ diyor. Bu avukat söz alıyor, hükümetin tuttuğu avukat: ‘Yüksek makamlara rüşvet yollayan Atilla değil, Zarrab’tı. Süleyman Aslan Zarrab’tan utanmazca rüşvet aldı’. Açık ve net Zarrab’ın Süleyman Aslan’a rüşvet verdiğini söyledi. Senin gönderdiğin avukat o genel müdürün rüşvet aldığını söyledi. Sen ne yaptın? Ziraat Bankası yönetim kuruluna atadın.

    “MİT 3 SAYFALIK BİLGİ NOTU BIRAKTI”

    18 Nisan 2013 tarihinde dönemin başbakanı Erdoğan’ın önüne bilgi notu bırakılır, konusu Reza Zarrab’tır. MİT, 3 sayfalık bilgi notu bırakır. Yapılan tüm sahtekarlıklar anlatılır. Notta, ‘İran’a yönelik ambargoya rağmen, İranlı şahısların para transferini gerçekleştirmesi bağlamında, Zarrab’ın yakın gelecekte ABD tarafından yasaklı kişiler listesine dahil edilebileceği, Türkiye – ABD ilişkilerinde sorun yaşanabileceği, Ebru Gündeş evliliği nedeniyle kamuoyunun dikkatlerini üzerine çeken, Ekonomi bakanı Çağlayan ve Bakan Güler ile ilişkisinin ortaya çıkması halinde hükümet aleyhine kullanabileceği değerlendirilmektedir’ diyor. Ne zaman bu tarih, 17 – 25 Aralık’tan 9 ay önce söylüyor.

    “SEN NE YAPTIN?”

    Ben Recep Tayyip Erdoğan’a söylüyorum. Bu sahtekarlığın yaptığı dolandırıcılık, bakanlarına verdiği rüşvet. Senin önüne konuldu. Sen ne yaptın? Sen bu dosyayı kapattın? Sen sahtekarlığı görmezden geldin. Şimdi casusmuş efendim, e zaten casus, zaten sahtekar. Bu bilgileri kim verdi? Bu bilgilerin tamamını senin bakanların, yani senin hükümetin verdi. Senin hükümetin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ihanet etti. Bütün sırlarını götürüp Zarrab’a teslim ettiler.