Etiket: bakırköy

  • İstanbul’da erkek şiddeti: Bir kadın katledildi!

    İstanbul’da erkek şiddeti: Bir kadın katledildi!

    PİRHA-  Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bahçesinde bulunan Erhan Önala isimli erkek, evli olduğu Berivan Önala’yı ateşli silahla katletti.

    Erhan Önala isimli erkek, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bahçesinde bulunduğu sırada evli olduğu Berivan Önala’yı ateş ederek katletti.

    Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde randevu almak için evli olduğu Berivan Önala ile birlikte gelen Erhan Önala, hastanenin bahçesinde Berivan Önala’yı silahla ateş ederek katletti, ardından kendini vurdu.

    İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık sevk edildi. Sağlık ekiplerince yapılan incelemede Berivan Önala ile Erhan Önala’nın hayatını kaybettiği belirlendi. Erhan Önala’nın ayrıca çok sayıda suç kaydı da bulunduğu belirtildi.

    Çevrede güvenlik önlemi alınırken, olay yeri inceleme ekipleri ve savcı bölgede inceleme yaptı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Köpeğe tecavüz eden erkek, Hayvanları Koruma Günü’nde tahliye edildi

    Köpeğe tecavüz eden erkek, Hayvanları Koruma Günü’nde tahliye edildi

    PİRHA – Bakırköy Florya’da bir sokak köpeğine tecavüz ederken suç üstü yakalanan Paşa T, ikinci duruşmada tahliye edildi. Adliye önünde yapılan açıklamada, köpeğe 3 yıldır sistematik tecavüz saldırısında bulunan erkeğin 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’nde tahliye edilmesine tepki gösterildi.

    Sokakta yaşayan köpeğe tecavüz ederken suç üstü yakalanan Paşa T, 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’nde tahliye edildi.

    SUÇ ÜSTÜ YAKALANDI

    Bakırköy Florya’da haziran ayında bir şahsın köpeği ormanlık alana götürdüğünü görenler durumdan şüphelenerek, telefon kameralarıyla olayı kayda alarak Paşa T’yi suç üstü yakaladı.

    VETERİNER TECAVÜZÜ BELGELEDİ

    Bölgedeki yaşam savunucularının ihbarının ardından gözaltına alınan erkek, tutuklandı. Köpeğin yapılan veteriner muayenesinde istismara maruz bırakıldığı belirlendi.

    HAYVAN HAKLARI SAVUNUCULARI DURUŞMA SALONUNA ALINMADI

    Tutuklu yargılanan Paşa T, bugün ikinci kez hakim karşısına çıktı. Bakırköy 38. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmayı takip etmek için Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi’nin yanı sıra çok sayıda hayvan hakları savunucusu Bakırköy Adliyesine gitti. Fakat duruşma salonunun küçük olduğu bahanesiyle hayvan hakları savunucuları duruşma salonuna alınmadı.

    TECAVÜZ FAİLİ TAHLİYESİNİ İSTEDİ

    “Hayvanlara cinsel saldırı” suçundan 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanan Paşa T, suç üstü yakalanmasına ve veteriner raporuna rağmen suçlamaları kabul etmeyerek, tahliyesini istedi. Paşa T, kendisine iftira atıldığını savunarak, karşı taraftan davacı olduğunu söyledi.

    İSTANBUL BAROSU HAYVAN HAKLARI MERKEZİ’NİN KATILIM TALEBİ KABUL EDİLDİ

    Duruşmaya Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu’nun talimatıyla Bakırköy Belediyesi müdahil olmuştu. Paşa T’nin yargılandığı davanın ikinci duruşmasında İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi’nin dava ve duruşmalara katılım talebi kabul edildi.

    Bakırköy Belediyesi avukatı ve Hukuk İşleri Müdürü Sinan Derman, sanığın kaçma şüphesi olduğu ve delillerin toplanmadığını belirterek tutukluğun devamını talep etti.

    ZİNCİRLEME SUÇ HÜKÜMLERİ UYGULANSIN”

    İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi avukatlarından Nur Sena Şengün ve Ayşe İlke Alkaç da, istismar fiilinin gerçekleştirdiğinin sabit olduğunu belirterek, Paşa T’nin sokak hayvanlarına daha önce de tecavüz saldırısında bulunduğunu söyledi. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını isteyen avukatlar, tutukluluğun devamını istedi.

    Taleplerin alınmasının ardından mahkemeye ara veren hakim sanığın savunmasını usulüne uygun alınmış olması, üzerine atılı suçun alt ve üst sınırı ile tutuklulukta geçirdiği süreyi göz önüne alarak  tahliyesine karar verdi. Haftada bir imza adli kontrol şartı ile serbest bırakılan Paşa T’nin yargılanmasına 27 Aralık’ta devam edilecek.

    Duruşmaya katılanlar Bakırköy Adliyesi koridorlarında karara tepki gösterdi.

    AVUKAT ERFAT: SANIK ÜST SINIRDAN İNDİRİMSİZ CEZA ALMALI

    Bakırköy Adliyesi önünde yapılan açıklamada konuşan Avukat Şerara Erfat, Paşa T’nin Alice köpeğe 3 yıldır tecavüz ettiğinin bilgisini verdi. Tahliye kararının 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’nde verilmesine tepki gösteren Erfat, “Bu sanığın en üst sınırdan, herhangi bir indirim almadan ceza alması için Alice’in yanında olduğumuzu herkesin bilmesini istiyoruz. Kararın 4 Ekim’de verilmesi hepimizi çok üzdü. Hayal kırıklığına uğradık” dedi.

    ŞENGÜN: 4 EKİM’E YAKIŞIR BİR KARAR BEKLİYORDUK

    İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi’nden Avukat Nur Sena Şengün de, hayvanların mağdur olduğu dosyalara müdahil olmaya devam edeceklerini söyledi. 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’ne yakışır bir karar beklediklerini, savcının da tutukluluğun devamını istediğini kaydeden Şengün, “Bu bir son değil. Yargılamaya aynı şekilde devam edeceğiz. Sonunda hayvanların kazandığı bir Türkiye’de yaşayacağımıza inanıyoruz” dedi.

    Adliye önündeki açıklama, “Direne direne kazanacağız”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganlarıyla sona erdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’nin ‘Demokratik Cumhuriyet Konferansı’ başladı:Hedefimiz demokratik bir Türkiye’dir -VİDEO

    HDP’nin ‘Demokratik Cumhuriyet Konferansı’ başladı:Hedefimiz demokratik bir Türkiye’dir -VİDEO

    PİRHA-HDP’nin ‘Demokratik Cumhuriyet’ adıyla iki güne yaydığı konferans İstanbul Cem Karaca Kültür Merkezi’nde başladı. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan konferanta ezilen halkların, sınıfların, kadınların, inanç ve kimliklerin cumhuriyetin ikinci yüzyılında eşit yurttaşlık talebini hep beraber konuşulacağını belirtirken, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar da, “Hedefimiz, özgürlükçü ve demokratik bir Türkiye’dir. Birlikte konuşmalı, birlikte yürümeliyiz. İhtiyacımız olan şey siyaseti özgürleştirmek, bireylerin toplumda eşit ve özgür yaşamasını sağlamak, büyük barışı hayata geçirmektir” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından iki gün (4-5 Şubat) boyunca gerçekleştirilecek olan ‘Demokratik Cumhuriyet Konferansı’ İstanbul Bakırköy’de bulunan Cem Karaca Kültür Merkezi’nde başladı. Konferansa Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, ABF Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz‘in yanı sıra Emek ve Özgürlük İttifakı’nı oluşturan partilerin milletvekilleri, genel başkanları ve temsilcileri de katıldı.

    Konferansın açılış konuşmasını ise HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ile Mithat Sancar yaptı. Konferansın neden düzenlendiğini anlatarak konuşmasına başlayan Sancar, “Çoklu krizde bir çıkış yolu arıyoruz. Hedefimiz Cumhuriyetin yeni yüzyılına girerken demokrasinin yolunu birlikte aramaktır. Konferansın amacı birlikte yürümek, mücadele etmektir” dedi.

    “MUTLAKA KAZANACAĞIZ

    HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Hedefimiz, özgürlükçü ve demokratik bir Türkiye’dir. Birlikte konuşmalı, birlikte yürümeliyiz. İhtiyacımız olan şey siyaseti özgürleştirmek, bireylerin toplumda eşit ve özgür yaşamasını sağlamak, büyük barışı hayata geçirmektir” diyerek, şunları ifade etti:

    “Herkesin kendini özgürce ifade edebildiği bir yaşam kurduğumuzda barışı yaratabileceğiz. Toplumsal sözleşme ihtiyacımız var. Kamusal bir alanı birlikte yaratmalıyız. Toplum olmaya doğru gitme noktasında ciddi çabalarımız olmalıdır. Özgür bir yaşam inşa etmeliyiz. Yüzyılın muhasebesini yapmalıyız. Gelecek yüz yıl aynı kısır döngüleri yaşamamalıyız. Tek çıkış yeni, demokratik, özgür bir başlangıçtır. Bunun için birlikte düşünmeye, üretmeye ve yürümeye ihtiyacımız var. Tekçi anlayıştan, devleti meşruiyet kaynağı olarak gören zihniyetten kurtulmak gerekiyor. Seçimlerde demokratik yollar ile yenmek gerekiyor. Kaybettirmek yetmez, birlikte kazanmamız gerek. Eşit yurttaşlık hedefine yönelik özgür bir toplumsal sözleşme, büyük barış yeni yüz yılda hedefimizdir. Yürüyüşümüzü birlikte büyüterek bunu başarabiliriz. Toplumda irade ve birikim vardır. Bir araya gelince mutlaka kazanacağız.”

    “ÇOK BÜYÜK KAZANACAĞIZ”

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, konferanta ezilen halkların, sınıfların, kadınların, inanç ve kimliklerin cumhuriyetin ikinci yüzyılında eşit yurttaşlık talebini hep beraber konuşulacağını belirterek, “Bu bir başlangıç. Konferansın sonuçları bundan sonraki çalışmalarımızda önemli bir ışık olacaktır. Bu ışığın izinde yürümeye devam edeceğiz. Savaşların, krizlerin peş peşe yaşandığı dönemde krizden çıkmak için demokrasi ve adalet mücadelemizi büyütmemiz gerekiyor” dedi.

    HDP Eş Genel Başkanı Buldan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bu iklimde en geniş demokratik cumhuriyet birlikteliğini oluşturmak için büyük çaba göstereceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Demokrasi sürekli dışlayan sistemin yarattığı krizleri Türkiye halkları olarak bu süreçte yaşıyoruz. Bütün inanç ve kimlikleri, farklılıkları dışlayan aklan yaratmaya çalıştığı tekçilik hegemonda bugünkü tarihsel kırılmanın esas nedenidir. Bu ülkeyi çöküşe götürmektedir. Cumhuriyetin ikinci yüz yılının güçlü bir toplumsal barışla, emeğin hakkıyla buluşması hepimizin sorumluluğudur. Yeni bir siyasi akılla bu hedefe hep beraber yürüyebiliriz. Mesele siyasetlerin kazanması değil eşit ve özgür bir ülkede yaşamak isteyen 85 milyona demokrasi dönemini kazandırmaktır. Bütün sorunlara kaynaklık eden Kürt sorunun çözümsüzlüğü, cumhuriyetin demokrasi ile buluşmasının önündeki en büyük çatlaktır. Bu çatlağı görebilirsek, Kürt sorununu demokratik, barışçıl olarak çözebiliriz. Hakikatlerle yüzleşmek, hesaplaşmak, toplumsal yaraları sarmak aynı acıların yaşanmayacağının en büyük teminatı olacaktır. Kadınların özgürlüğü ve eşitliği ile bir cumhuriyet demokrasiye kavuşabilir. Hak temelli, eşit yurttaşlığa dayanan yeni bir toplumsal sözleşme ile bunu yapabiliriz. Bu mümkünü gerçeğe dönüştürmek ilk yüz yılda dışarıda bırakılanların düşünü gerçekleştirmek hepimizin görevidir. Farklılıklarımız ile bir araya gelmeye devam edeceğiz. Demokratik cumhuriyete katkıda bulunmalıyız. Statüko ve restorasyon değil yeni bir yaşam bizi çağırıyor. Yeni dönemin sahibi Türkiye halkları olacak. Birbirimizi anlayarak, dayanışmamızı büyüterek kazanmanın yollarını kesinlikle bulacağız ve çok büyük kazanacağız. Bu konferans yeni bir başlangıç olacak.”

    *Ayrıntılar geliyor…

    PİRHA / İSTANBUL

  • Eren Yılmaz’ı öldürmek isteyen iki kişi hapis cezası alırken, azmettiren beraat etti

    Eren Yılmaz’ı öldürmek isteyen iki kişi hapis cezası alırken, azmettiren beraat etti

    PİRHA-Mahallesinde uyuşturucu satışına karşı çıktığı için çete üyeleri tarafından silahlı saldırıya uğrayan Eren Yılmaz davasında mahkeme iki sanığa 18 yıl hapis cezası, azmettiren sanık için ise beraat kararı verdi. 

    İstanbul İkitelli’de 11 Ocak 2021 tarihinde Eren Yılmaz’a silahlı saldırı gerçekleştiren çete üyeleri Bakırköy 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. Sanıklardan ikisi için “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 18 yıl hapis cezası verilirken, azmettiren sanık hakkında ise beraat kararı çıktı.

    AZMETTİREN SANIK BERAAT ETTİ

    Halkın Hukuk Bürosu (HHB) duruşma sonrası yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Müvekkilimiz Eren Yılmaz’ı katletmeye çalışan çeteci sanıklardan ikisine kasten öldürmeye teşebbüsten 18 yıl hapis cezası verilerek, tutuk hallerinin devamına karar verildi. Azmettiren sanık hakkında ise beraat kararı verildi. Sanıkların faaliyetlerini çete kapsamında işledikleri açıkken bu nedenle ayrıca cezalandırılmadılar. Çeteler cezalandırılmadan, faaliyetleri ortaya çıkarılmadan uyuşturucu satışının önüne geçilemez.”

    NE OLMUŞTU?

    Eren Yılmaz, uyuşturucu satışına karşı çıktığı için 11 Ocak’ta çete üyesi kar maskeli kişiler tarafından silahlı saldırıya uğramıştı. Vücuduna isabet eden 12 kurşunla ağır yaralanan Yılmaz, Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılmıştı. Yılmaz uzun süren tedavi sürecinden geçmişti.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Bakırköy’de müzisyenler, Onur Şener’in katledilmesini protesto etti-VİDEO

    Bakırköy’de müzisyenler, Onur Şener’in katledilmesini protesto etti-VİDEO

    PİRHA- Bakırköy’de bir araya gelen müzisyenler, meslektaşları Onur Şener’in katledilmesini enstrümanlarını yere bırakarak protesto etti.

    Ankara’nın Çankaya ilçesindeki bir eğlence mekânında sahneye çıkan müzisyen Onur Şener’in, karaoke yapmadan şarkı söylemediği gerekçesiyle öldürülmesini protesto eden müzisyenler İstanbul Bakırköy Meydanı’nda bir araya geldi.

    Müzisyenler adına açıklama yapan İstanbul Müzik Sahne Sanatları Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Sekreteri Ayhan Ak, Şener’in öldürülmesine tepki gösterirken; şunları söyledi:

    “Bir müzik emekçisi daha bir hiç yüzünden canından oldu. Eşi, çocukları, ailesi geride boynu bükük kaldı. Nedenine geldiğimizde kendisinden istenilen eserin repertuarında olmaması.

    Yeryüzünde binlerce eser var. Bir sanatçı veya müzisyeninin bunların tamamını çalıp ya da okuyabilmesine imkan yoktur.

    Caydırıcı yaptırımlar uygulanmasını talep ediyoruz. Bundan sonra evine ekmek götürmekten başka bir derdi olmayan başka bir müzik emekçisi daha canından olmasın. Katillerini nefretle kınıyoruz. Artık yeter diyoruz.”

    NE OLMUŞTU?

    Ankara’da sahneye çıktığı eğlence mekanının çıkışında öldürülen müzisyen Onur Şener’in katil zanlıları Ali Gündüz, Semih Soyalp ve İlker Karakaş çıkarıldıkları sulh ceza hakimliği tarafından “kasten adam öldürme” suçundan tutuklandı. Diğer iki şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER
    > Müzisyen Onur Şener’i öldüren 3 kişi tutuklandı

  • KHK’li emekçilerin Bakırköy’deki direnişi 279. haftasında: Biz kazanacağız-VİDEO

    KHK’li emekçilerin Bakırköy’deki direnişi 279. haftasında: Biz kazanacağız-VİDEO

    PİRHA- KHK ile görevlerinden alınan kamu emekçilerinin Bakırköy’deki direnişleri 279. haftasında da devam etti. Yapılan açıklamada hak ihlallerine dikkat çekilerek, KHK’lerin iptal edilmesi istendi. 

    Bakırköy’de OHAL gerekçesiyle çıkarılan KHK’larla işlerinden atılan kamu emekçilerinin direnişi 279. haftasında devam ediyor. Basın açıklamasını bu kez Ömer Sarsılmaz yaptı. Doğa katliamını anlatan Sarsılmaz, KHK’liler, tutuklular, adalet isteyen herkes için adalet taleplerini yineledi. KHK’lerin iptal edilmesini isteyen Sarsılmaz, “Eninde sonunda, biz kazanacağız” dedi.

    Sarsılmaz açıklamasına şöyle devam etti:

    “Brezilya donanmasına ait gemide 900 ton asbest olduğu ancak Çevre ve Şehircilik bakanlığı 9 ton olduğunu söylüyor. Halkımıza yalan söylemektedirler. Erzincan İliç’te altın madeni halkımızı zehirliyor. Şenyaşar ailesi ve Gülistan Doku ailesi adalet beklemektedirler. Sibel Balaç, Gökhan Yıldırım 200 günü aşmış ölüm orucuna devam etmektedirler. Tek istekleri adil yargılanmaktadır. Hasta tutsaklar ölüm burun burunadır. Devletin onları koruması asli görevidir. Fabrikalardan işçiler bahanelerle işten çıkarılmakta, açlığa mahkum edilmektedirler. Yoksulluğa engel olmalıyız. KHK’la hukuksuzdur.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Mücella Yapıcı yeni yaşına cezaevinde girdi: Kaçacak olsam kaçardım

    Mücella Yapıcı yeni yaşına cezaevinde girdi: Kaçacak olsam kaçardım

    PİRHA-CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Gezi davasından tutuklanan Mücella Yapıcı, Mine Özerden ile Çiğdem Mater’i ziyaret etti. Yapıcı’nın yeni yaşına cezaevinde girdiği belirtilirken Mine Özerden ziyaret sırasında “Bir hakim net biçimde burada suç yok, delil yok beraat etmeleri gerekir derken, AKP’den aday adayı olmuş diğer hakim bize en ağır cezaları veriyor” ifadelerini kullandı.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Gezi davasında haklarında 18’er yıl hapis cezası verilen Mücella Yapıcı, Mine Özerden ile Çiğdem Mater‘i kaldıkları Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde ziyaret etti. Mücella Yapıcı‘nın yeni yaşına cezaevinde girdiğini belirten Çakırözer, “Masum insanlara haklarında delil olmadan hukuksuz şekilde ağır cezalar verilmesi; doğum gününde, bayramda insanların cezaevinde tutulması büyük vicdansızlık. Türkiye’nin ayıbı” dedi.

    “AKP’DEN ADAY OLMUŞ BİR HAKİM BİZE EN AĞIR CEZALARI VERİYOR”

    Çakırözer, ziyareti sırasında geçen konuşmalara da değindi. “Hukukun gücü değil, gücün hukuku çalışıyor” diyen Mine Özer‘den şunları söyledi:

    “Bir hakim net biçimde burada suç yok, delil yok beraat etmeleri gerekir derken, AKP’den aday adayı olmuş diğer hakim bize en ağır cezaları veriyor. Bu nasıl adalet? Tiyatro bile diyemeyeceğimiz bir müsamere bu yaşanan ve bize yaşatılan! Ayrıca garibimize giden bir başka husus daha var. Bakın 61. hükümetin tüm bakanları, işte Arınç’ı, Çiçek’i, Babacan’ı Davutoğlu’su bu davada mağdur olarak karşımızda. Toplam 740 müşteki var. Hiçbiri ama hiçbiri de şikayetini geri çekmiş değil. Siyasetçilerin de biraz onurlu olmasını bekliyor insan.”

    “KAÇACAK OLSAM KAÇARDIM”

    Yeni yaşına cezaevinde girdiği kaydedilen Mücella Yapıcı ise “Yaşlansak da gönül aynı gönül! Mücadeleye devam! Dimdik ayakta duruyoruz” dedi. Herkesin bayramını kutladığını belirten Yapıcı “Mahkeme aşamasında da söyledim. Bir daha söylüyorum; 2014 yılında açılan davada biz beş kişi beraat ettik. Ve o beraat kararı kesinleşti. O yüzden eski Roma’dan beri evrensel kural olan ‘Non Bis İdem’ ilkesine göre aynı suçtan tekrar yargılanmam mümkün değil. Büyük hukuksuzluk. Kaçma şüphemiz var diye tutukladılar. Oysa ben dava sürerken üç kez yurtdışına toplantılara gittim. Kaçacak olsam kaçardım” ifadelerini kullandı.

    “BU SADECE BİZİM MESELEMİZ DEĞİL”

    Tutukluluklarına her yargı organında itiraz edeceklerini belirten Çiğdem Mater de şunları kaydetti:

    “Bizi sarıp sarmaladıklarını hissediyoruz. Ama bu mesele sadece bizim meselemiz değil. Türkiye’nin hukuku ile ilgili. Yani herkesin paylaştığı ortak duygu şu: Bu yaşananlar bir gün bizim de başımıza gelebilir. İşte o yüzden bu sadece Osman’ın, Mücella’nın, Çiğdem’in, bu 8 kişinin meselesi değil. Türkiye’nin hukuk mücadelesi, adalet mücadelesi. Bakın ben Almanya’daki işimi, projemi bırakıp geldim. Girişte pasaportumun elimden alınacağını bilerek döndüm. Şimdi diyorlar ki kaçma şüphesi var onun için tutukluyoruz. İşte bu zihniyeti kabul etmiyorum ve tutukluluğumuza her yargı organında itiraz edeceğiz.”

    “GEZİ’DEN SUÇ ÇIKARMA ÇABASI NAFİLEDİR”

    Çakırözer gerçekleştirdiği ziyaretlerin ardından şu açıklamalarda bulundu:

    “Mücella Yapıcı 71. yaşına cezaevinde giriyor. Bu masum insanların doğum gününe, bayrama cezaevinde girmesi büyük vicdansızlık. ‘Yurtdışına kaçma şüphesi var’ denilerek cezaevinde tutulmamaları ve 18’er yıl hapsa çarptırılmalı büyük hukuksuzluk. Bu insanlar yargılamaları sürerken dahi yurtdışına gidip geldiler. Şimdi ‘kaçma şüphesi var’ denilerek özgürlüklerinden mahrum bırakılmaları kabul edilemez. Gezi direnişinden suç çıkarma çabası nafiledir. O yüzden insanlarımız hapse koymak yerine bir an önce özgürlüklerine kavuşturmalıyız. Siyasi yargılamalar, düşünce suçluları Türkiye’nin ayıbıdır. Türkiye’nin itibarına zarar vermektedir. Artık Türkiye bu ayıbından kurtulmalıdır.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kadınlar Birlikte Güçlü: Erkek adaleti değil gerçek adalet-VİDEO

    Kadınlar Birlikte Güçlü: Erkek adaleti değil gerçek adalet-VİDEO

    PİRHA-Kadınlar Birlikte Güçlü (KBG), “Hapishanede erkek devlet şiddetine karşı kadınlar birlikte güçlü!” diyerek 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesi İstanbul Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada kadın ve hasta tutukluların durumuna dikkat çekilerek, Aysel Tuğluk ve diğer hasta mahpusların serbest bırakılması istendi. 

    Kadınlar Birlikte Güçlü (KBG) hapishanelerdeki hak ihlallerine ilişkin başlattığı kampanya kapsamında Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde bir basın açıklaması yaptı. Polis, cezaevi önünde açıklama yapılmasına valilik kararını göstererek izin vermezken; kadınlar cezaevine yakın bir noktada açıklamalarını gerçekleştirdi. Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm‘ün de katıldığı açıklamayı Çağla Akdere okudu.

    Açıklamada, tutuklu Aysel Tuğluk ve diğer hasta tutukluların derhal serbest bırakılması istendi.

    “DAYANIŞMAYI BÜYÜTMEK İÇİN BURADAYIZ”

    Açıklamanın tamamı şu şekilde:

    “8 Mart’a giderken erkek-devlet şiddetine, yoksulluğa, savaşa, işsizliğe, hukuksuzluğa, cezasızlığa, ayrımcılığa, hapishanelerde artan şiddete, tutsak kadınlara ve LGBTİ+’lara hukuksuzca uygulanan işkenceye karşı; hayatlarımız, haklarımız ve özgürlüğümüz için isyandayız. 8 Mart’a giderken içerisi ve dışarısı arasındaki dayanışmayı büyütmek için Bakırköy Cezaevi önündeyiz. Cezasızlık ve kadın düşmanı politikalarla cesaretlenen erkekler, kadınları katlederken indirim dağıtan erkek adalet, hayatını savunan kadınlara ağır cezalar veriyor; mücadele eden kadınları ise 8 Mart’ta ritmik zıpladığı için, 25 Kasım’da erkek şiddetine dur dedikleri için yargılıyor!

    “AYSEL TUĞLUK ŞAHSINDA HASTA TUTUKLULARI ÖZGÜR BIRAKIN”

    Yetmiyor, hapishanelerde tutulan kadınlar bu kez de burada şiddete maruz kalıyor. Sağlık ve yaşam hakkı engellenen, tahliye edilmesi gerekirken cezaevinde tutulan onlarca ağır hasta tutsak, ATK’ nın tıp etiğine göre değil iktidarın talebine göre karar veriyor olması ile adeta ölümle cezalandırılmak isteniyor. Her yerde seslendiğimiz gibi bir kez daha Bakırköy Cezaevi önünden sesleniyoruz. “Hasta tutsak olan yol arkadaşımız Aysel Tuğluk şahsında hasta kadın ve LGBTİ+ tutsakları özgür bırakın”

    Hapishanelerde, yoğun olarak ölümler, sevk ve sürgünler, infaz erteleme ve infaz yakma, işkence ve kötü muamele, tecrit ve izolâsyon, ailelerle görüş engelleri, haberleşme haklarının engellenmesi, çıplak arama, kelepçeli muayene, ayakta tekmil vererek sayım uygulamaları, disiplin soruşturmaları gibi çok sayıda hak ihlali yaşanmaktadır.

    “GARİBE GEZER’İN ÖLÜMÜ AYDINLATILSIN”

    Özellikle son süreçte başta Bakırköy Hapishanesi olmak üzere birçok kadın hapishanesinde disiplin soruşturmaları ve cezaları artmış durumda. Bakırköy Hapishanesi’nde açık görüşlerde tokalaşma ve sarılma gerekçe gösterilerek disiplin soruşturması açılıyor. Tecrit ve ceza politikası giderek artmış durumda dün sorun olmayan her şey bugün disiplin soruşturması hâline getiriliyor. Açıkça yaşanan bu hak ihlallerine, idarenin keyfi tutumlarına sessiz kalmıyoruz!

    Kadınları ve LGBT+’ları her yerde nefessiz bırakmaya çalışan iktidar, koğuş içerisinde ve mahrem alanları görecek şekilde kameralar bulundurarak, özel yaşam ve mahremiyet hakkını da ihlal ediyor. Ama aynı kameralar Garibe Gezer’e yapılan cinsel işkenceyi görmüyor ve soruşturmayı açmaya delil üretmiyor. Tek başına bir hücreye konulan Garibe Gezer katledilirken, biz kadınlar Garibe Gezer’in ölümü aydınlatılsın diye sesimizi yükseltiyoruz.

    “TÜM KADINLARIN 8 MART’INI KUTLUYORUZ”

    Giderek derinleşen kadın yoksulluğu hapishanelerde daha da yoğun hissediliyor. Kantinlerde temel ihtiyaçların alınamayacak kadar zamlanması, hijyen ürünlerinin alınamaması zaten kötü olan koşulları daha da kötü hale getiriyor. Kadınlar yoksulluğu içerde ya da dışarda her yerde yaşamaya devam ediyor. Krizin bedelini bizler ödemeyeceğiz. Cezalar ve tutuklamalarla sinmeyecek, mücadele etmeye devam edeceğiz.

    Bizler biliyoruz ki kadın dayanışmasının aşamayacağı duvarlar yoktur. Buradan içeride mücadele eden tüm kadınları sevgiyle selamlıyoruz, 8 Martlarını kutluyoruz, mücadele arkadaşlarımızın direnişi, direnişimizle buluşacaktır. Özgür eşit bir yaşamda mutlaka buluşacağız.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Nurcan Arslan’ı katleden Abdullah Melih Barış’a 3. kez müebbet hapis cezası-VİDEO

    Nurcan Arslan’ı katleden Abdullah Melih Barış’a 3. kez müebbet hapis cezası-VİDEO

    PİRHA-Nurcan Arslan’ı 2016 yılında katleden Abdullah Melih Barış hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet kararının Yargıtay tarafından iki kez bozulmasının ardından görülen duruşmada mahkeme, sanığı 3. kez müebbet hapis cezasına çarptırdı.

    Nurcan Arslan’ı 30 Ocak 2016 tarihinde İstanbul’da 11 kurşun ile öldüren Abdullah Melih Barış isimli erkek, Yargıtay’ın iki kez bozma kararının ardından yargılandığı davada 3. kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

    İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde 2016 yılında Nurcan Arslan’ı katleden Abdullah Melih Barış’a “tasarlayarak öldürme” suçundan verilen ağırlaştırılmış müebbet kararı Yargıtay tarafından iki kez bozuldu. Bozma kararının ardından yeniden görülen mahkemede, heyet “tasarlayarak öldürme” suçundan verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını yineledi.

    SANIK: VATANIMI, MİLLETİMİ SEVİYORUM

    Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya sanık Abdullah Melih Barış, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) üzerinden katılırken, Nurcan Arslan’ın ailesi ve taraf avukatları da hazır bulundu. Duruşmada savunma yapan sanık Abdullah Melih Barış daha önceki ifadelerini tekrar ettiğini belirtti. Muhtar olduğunu kaydeden Barış, vatanını, milletini sevdiğini ve iyi bir vatandaş olduğunu söyledi. Pişman olduğunu kaydeden Barış, tahliye talep etti.

    MAHKEME, MÜEBBET KARARINI YİNELEDİ

    Nurcan Arslan’ın aile üyeleri ve avukatları ise daha önce verilen müebbet kararında direnilmesi gerektiğini ifade etti. Beyanların ardından kararını açıklayan Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi oy çokluğu ile sanığı 3. kez müebbet hapis cezasına çarptırdı.

    Mahkeme başkanı “Failin suçu işlemekten vazgeçmesi ve bir başka nedenle ve bir başka ani kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suçu işleme kararının hangi düzeydeki eylem için ve ne zaman aldığı ile eylemin şarta bağlı olmayan bu kararlılıktan ne kadar zaman geçtikten sonra işlendiği mevcut kanıtlarla saptanmalı, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükunete ulaşıp ulaşamayacağı değerlendirme konusu yapılmalıdır” diyerek karara şerh koydu.

    “6 YILDIR BEKLEDİĞİMİZ ADALETİ ALDIK”

    Nurcan Arslan’ın kardeşi Gülcan Arslan mahkeme sonrası Bakırköy Adliyesi önünde yaptığı açıklamada, “Mahkeme bugün kararında yine direndi ve müebbet hapis cezası verdi. 6 yıldır adalet bekliyorduk adaleti aldık. Bizimle bugün burada olan herkese teşekkür ederim. Nurcan için adalet, katledilen bütün kadınlar için adalet diyorum” diye konuştu.

    DURUŞMA ÖNCESİNDE AÇIKLAMA YAPILDI

    Duruşma öncesi adliye önünde yapılan açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen de katıldı.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Nurcan Arslan’ın adaletini arıyoruz! Süreci sizlere anlatıyoruz! Süreç uzun, süreç karışık, süreç adaletsizliklerle dolu… Bu ve benzeri hiçbir uzatma! bizi Nurcan Arslan davasını sahiplenmekten alıkoyamayacak. Bu bir kadın cinayeti davasıdır. 11 kurşunla öldürülen Nurcan Arslan’ın katiline indirim üzerine indirim uygulanmaktadır. Öldürülen ve öldürülmeye devam eden onca kadın varken bırakın caydırıcı ceza verilmesini, verilen müebbet hapislerin bile üst üste, ısrarla iptal edilebildiğini görün! Nurcan Arslan davasında cezanın müebbet hapis olarak kalması için sesimizi duyurmalıyız. Bu karar emsal olabilir unutmamalıyız. İleride verilecek müebbet hapis cezalarında bile kafamızda acaba kalmaması için bugün Nurcan Arslan davasına sahip çıkmalıyız.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • 1 Eylül Dünya Barış Günü mitingi yasağı: Siyasi kararları protesto ediyoruz-VİDEO

    1 Eylül Dünya Barış Günü mitingi yasağı: Siyasi kararları protesto ediyoruz-VİDEO

    PİRHA-İçişleri Bakanlığı’nın, 1 Eylül Dünya Barış Günü mitingini yasaklamasını protesto eden İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, Bakırköy’de basın açıklaması düzenledi. “Bu antidemokratik uygulama bir siyasi karardır. Barışseverlere karşı alınmış karardır” denilen açıklamada, Taksim Tünel’de yapılacak buluşmaya çağrı yapıldı. 

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Bakırköy Pazar Alanı’nda 5 Eylül’de yapmayı planladıkları miting İçişleri Bakanlığı tarafından yasaklandı. Yasak kararını protesto etmek için Bakırköy İncirli’de bir araya gelen tertip komitesi, basın açıklaması düzenledi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekilleri Oya Ersoy, Züleyha Gülüm, Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Batman Milletvekili Necdet İpekyüz‘ün de yer aldığı açıklamayı tertip komitesi adına Cemalettin Yüksel yaptı.

    “BARIŞSEVERLERE KARŞI ALINMIŞ BİR KARARDIR”

    Pandemi koşullarını gözeterek, miting yapmayı planladıklarını ifade eden Yüksek, “5 Eylül’de Dünya Barış Günü’nü Bakırköy Pazar Alanında kutlamak istedik. Pazar gününü seçmemizin nedeni pandemi koşullarında İstanbul halkının yararına olan bir eylemi gözettik. Ancak İçişleri Bakanlığı yasağı ile karşı karşıya kaldık. Bu antidemokratik uygulama bir siyasi karardır. Barışseverlere karşı alınmış karardır. Bugünden itibaren alanda yapacağımız basın açıklaması ile ilgili yer tartışmasına tertip komitesi olarak girmiyoruz. Bu siyasi kararları kınıyor ve protesto ediyoruz. Barış güçlerinin bu akşam Taksim Tünel’de yapacağı basın açıklamasına katılım sağlayacağız” diye konuştu.

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü mitinginin yasaklanmasını, Taksim Tünel Meydanı’nda saat 17.00’de kitlesel olarak protesto edecek.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Bakırköy Belediyesi işçileri toplu iş sözleşmesi talebiyle bugün de eylemdeydi

    Bakırköy Belediyesi işçileri toplu iş sözleşmesi talebiyle bugün de eylemdeydi

    PİRHA-Toplu iş sözleşmesi talebiyle aylardır eylemlerini sürdüren Bakırköy Belediyesi işçileri; esnek, kuralsız ve güvencesiz çalışma koşullarının dayatıldığını söyleyerek; sorunlar çözülene kadar mücadeleye devam edeceklerini belirttiler.

    Bakırköy Belediyesi işçileri, aylardır imzalanmayan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başlaması ve işten atılan işçinin işe iadesi talebiyle sürdürdükleri eyleme dair açıklama yaptı. Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda bir araya gelen Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Genel Hizmetler İşçileri Sendikası (Genel-İş) İstanbul Avrupa yakası 2 No’lu Şube üyeleri, taleplerini bir kez daha dile getirdi.

    “TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ YAPMAMAK İÇİN SÜRECİ UZATMAYA DEVAM EDİYORLAR”

    Kurallı, güvenceli ve toplu sözleşmeli çalışmak istediklerini kaydeden işçiler, “Kanunların ve yasaların işçilere tanıdığı anayasal haklarımız olan insani haklarımızı istiyoruz. Anayasal hakkını kullanarak sendikal faaliyet ile işçilerin haklarını savunan ve kanunsuzca işten atılan öncü işçi arkadaşlarımızın, işlerine iade edilmelerini istiyoruz.

    Bakırköy Belediye Yönetimi 2018 Nisan ayından bu yana, şirket değişikliğine gitmiş ve bu yapılan şirket değişikliğine karşı sendikamız DİSK Genel-İş, her durum da Çalışma Bakanlığı’ndan yetki tespiti almıştır. Alınan yetki tespitlerine her defasında itirazını sürdüren belediye yönetimi, geçen 3 yılda tüm girişimlerimize rağmen toplu sözleşme yapmamak için mahkeme eliyle süreci uzatmıştır ve süreci uzatmaya devam etmektedir” ifadelerini kullandı.

    “İŞÇİLERE, YEMEK PARALARININ 5 LİRAYA İNDİRİLMESİ DAYATILIYOR”

    Bakırköy Belediyesi’nin işçiler ile çalışma koşullarına dair tutumuna değinilen açıklama şöyle devam etti:

    “Temmuz 2020 tarihinden itibaren zam alamayan Bakırköy Belediyesi şirket işçilerine, işten atılma ve ücretsiz izne gönderilme başta olmak üzere, maaşların düşürülmesi, yemek paralarının 5 liraya indirilmesi, esnek, kuralsız ve güvencesiz çalıştırılma dayatılmaktadır.

    Bu olumsuzluklarla birlikte, sendikal baskı yapılmış ve zorla baskı ile hak kaybına sebep olan bir çok farklı evraklar imzalatılmıştır. Gerekli iş güvenliği önlemlerini almayan Bakırköy belediye yönetimi, göreve geldiği 2014 yılından bugüne kadar 6 işçi arkadaşımız iş kazası ile iş cinayetinde hayatını kaybetmiştir. Açıkça 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği, 4857 sayılı iş kanunu, 6356 sayılı sendikalar ve toplu sözleşme kanunu yok sayılarak, kanunsuzluk, hukuksuzluk ve adaletsizlik Bakırköy Belediyesi’nde devam etmektedir.

    “EMEK SÖMÜRÜSÜNE KARŞI HAFTA İÇİ HER GÜN BAKIRKÖY ÖZGÜRLÜK MEYDANI’NDA OLACAĞIZ”

    Bakırköy Belediyesi faaliyet raporlarında milyonluk ihaleler, milyonluk temsil ve ağırlama giderleri başta olmak üzere 591 milyonluk devasa bütçede, her harcama kalemine para bulunurken, Bakırköy ün yükünü çeken şirket işçilerine sıra gelince paramız yok açıklaması yapılmaktadır. Faaliyet raporunu incelediğimizde çalışanına günlük brüt 5 lira yemek parası veren belediyemizin, temsil ve ağırlama giderlerine 1 milyon 173 bin 558 lira harcadığını ve ramazan kolisi için 2020 yılında 1 milyon bütçe ayrılmış olup, vatandaşa ve personele 2020 yılında ramazan kolisi dağıtılmadığını bizler görüyoruz, halkımızda görsün, duysun ve bilsin istiyoruz.”

    “Bakırköy Belediyesinde yaşanan emek sömürüsüne ve işçi düşmanlığına karşı her çarşamba basın açıklaması ile birlikte hafta içi her gün 11.00 – 17.00 saatleri arasında Bakırköy Özgürlük Meydan’ında direniş çadırımızda olacağız” diyen işçiler, sorun çözülene kadar mücadeleye devam edeceklerini kaydettiler.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

     

     

     

     

  • İzmir’de Grup Yorum’la dayanışma etkinliğine yasak

    İzmir’de Grup Yorum’la dayanışma etkinliğine yasak

    İzmir’de Grup Yorum’la dayanışma etkinliği yasaklandı.

    İzmir Valiliği, kentte açlık grevindeki Grup Yorum üyeleri için yapılacak tüm dayanışma etkinliğini yasakladı.

    Cezaevindeki Grup Yorum üyeleri hukuksuz yargılanmalarına ve çalışmalarına yönelik gördükleri baskıya karşı açlık grevini sürdürüyor.

    Grup Yorum üyeleri için 24 Şubat akşamı Konak’ta bulunan Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde düzenlenecek dayanışma konseri yasaklandı.

    Aralarında İzmir Müzisyenler Derneği üyelerinin de olduğu pek çok yerel sanatçının katılımıyla düzenlenecek dayanışma gecesi İzmir Valiliği tarafından yasaklandı.

    Bu arada, ölüm orucunda olan Grup Yorum üyeleri Helin Bölek ve İbrahim Gökçek’in taleplerinin kabul edilmesi için Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda açıklama yapmak isteyen 5 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında Helin Bölek’in annesi Aygül Bilgi’nde yer aldığı öğrenildi. Helin Bölek 248 gündür, İbrahim Gökçek ise 150 gündür ölüm orucunda.

    (HABER MERKEZİ)

  • KESK Eş Başkanı Bozgeyik: Yoksulluğa karşı 8 Aralık’ta alanlarda olalım-VİDEO

    KESK Eş Başkanı Bozgeyik: Yoksulluğa karşı 8 Aralık’ta alanlarda olalım-VİDEO

    PİRHA – İstanbul Emek ve Demokrasi Güçleri,  krize, yoksulluğa karşı 8 Aralık Pazar günü miting gerçekleştirecek. Mitinge katılım çağrısı yapan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, asgari ücret görüşmelerine değinerek, “Bu yıl, yoksulluk sınırı üzerinden bir ücret yapılandırılması gerekiyor” dedi. 

    Haberin videosu

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İstanbul Şubeler Platformu, 8 Aralık’ta Bakırköy’de düzenleyecekleri mitinge ilişkin Taksim’de bulunan Makine Mühendisleri Odası Lokali’nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, Meclis’te kabul edilen 2020 yılı bütçesinin önceki yıl bütçesinden farklı olmadığını belirterek, vergilerin büyük oranda askeri harcamalara ayrıldığını söyledi.

    “AÇLIĞA DOĞRU GİDİYORUZ”

    Toplumun ekonomik krizle boğuştuğunu ifade eden Bozgeyik, “OHAL koşullarında toplu sözleşme görüşmeleri yaşandı. Bu yıl için ön görülen zam artışlarına baktığımızda yüzde 8 gibi bir rakamla karşı karşıyayız. Günlük yaşamda, çarşıda, pazarda karşılaştığımız enflasyon yüzde 30’a dayanmıştır. Son 3 yıldır açlığa doğru gidiyoruz” dedi.

    “BU YIL YOKSULLUK SINIRI ÜZERİNDEN ÜCRET YAPILANDIRMASI GEREKİR”

    Asgari ücret görüşmelerine değinen Bozgeyik, “10 milyondan fazla insan asgari ücretle geçiniyor. Asgari ücretin tespit edilme süreçlerinde sadece Türk-İş’in değil, diğer sendikaların da bu sürece dahil edilmesi gerekiyor. Bu yıl, yoksulluk sınırı üzerinden bir ücret yapılandırılması gerekiyor” diye konuştu.

    “KRİZİ AŞMAK İÇİN SAVAŞ ÇIKARTILIYOR”

    17 yıllık AKP iktidarı boyunca yoksul ile zengin arasında var olan farkın 9 kat arttığını dile getiren Bozgeyik, “AKP yeni bir şey icat etti, ‘yeniden değerlendirme oranı.’ Bunun adı yeni zamlardır. Ocak ayından itibaren tüm tüketim maddelerinde yeniden bir artışla karşı karşıyayız. Bütçeler oluşturulurken kamu yararı esas alınmıyor. Ekonomik ve yönetememe kriziyle savaş politikalarını değerlendirildiğinde, krizi aşmak için lokal bölgesel savaşlar çıkartılıyor” şeklinde konuştu.

    Son olarak Bozgeyik, 2020 bütçesine ilişkin taleplerini dile getirmek için 8 Aralık’ta Bakırköy’de gerçekleştirilecek mitinge katılım çağrısında bulundu.

  • Bakırköy’de bir evde 3 kişinin cansız bedeni bulundu: Siyanür tespit edildi

    Bakırköy’de bir evde 3 kişinin cansız bedeni bulundu: Siyanür tespit edildi

    Bakırköy’de bir evde 1’i çocuk 3 kişinin cansız bedeni bulundu. Bakırköy Kaymakamlığı tarafından yapılan açıklamada “olay yerindeki kokunun siyanür olduğu tespit edilmiştir” denildi.

    İstanbul’un Bakırköy ilçesine bağlı Osmaniye Mahallesi’nde yapılan ihbarla bir dairede 1’i çocuk 3 kişinin cenazeleri bulundu. Olay yerine çağrılan sağlık ve polis ekipleri incelemelerde bulunuyor.

    Konuya ilişkin açıklama yapan Bakırköy Kaymakamlığı’ndan açıklama yapıldı. Açıklamada, “yapılan ölçümlerde olay yerindeki kokunun siyanür olduğu tespit edilmiştir” denildi.

    Kaymakamlığın açıklaması şu şekilde:

    “15 Kasım 2019 Cuma  günü saat 06.45’te  155 Polis İmdat Hattına yapılan İlçemiz Osmaniye Mahallesi Çoban Çeşme Sokakta şüpheli ölüm ihbarı üzerine bahse konu  adrese ivedilikle intikal edilmiş,  (Z.D),  (B.D) ve (A.D)  isimli  biri çocuk 3 kişinin  cansız bedeniyle karşılaşılmıştır. Dairedeki koku nedeniyle AFAD  (KBRN) ekipleri sevk edilmiştir. Ekip tarafından yapılan ölçümlerde olay yerindeki kokunun siyanür olduğu tespit edilmiştir.

    Konu ile ilgili olay yerinde gerekli önemler alınmış olup,  adli ve idari tahkikat başlatılmıştır. Gelişmeler kamuoyu ile paylaşılmaya devam edilecektir. ”

    NE OLMUŞTU?
    Geçen hafta önce Fatih’te “Dikkat siyanür var” yazılı notun asıldığı bir evde dört kardeşin cansız bedenine ulaşıldı. Evde siyanür bulgusuna rastlanırken, dört kardeşten yalnızca birinin çalıştığı ve kardeşlerin ölümünün ekonomik açıdan yaşadıkları sıkıntılardan kaynaklanmış olabileceği tartışıldı. Olay yeri inceleme ekiplerinin bölgeden ayrılmasıyla gelen TEDAŞ çalışanlarının dairenin iki aylık borcu nedeniyle elektriklerini kesmesi dikkatleri çekmişti. Ölen kardeşlerden Oya Yetişkin’in iş arkadaşı Şakir Pekin konuşmuş, “Haziran sonunda üniversite kapandı. Sonra ekim ayında biz başladık. İzin almış, işe gelmedi. Aradım, hep telefonu kapalıydı. Görüşen arkadaşlara ‘Çalışsam da banka borcuna gidecek’ demiş” ifadelerini kaydetmişti.
    Bu olayın ardından yine geçen hafta 9 Kasım’da bu sefer Antalya’dan bir ailenin evde ölü bulunduğu haberi geldi. ikisi çocuk dört kişilik ailenin ölü bulunduğu dairede Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) ekibi siyanür izine rastlamıştı. Geriye babanın  ekonomik sıkıntılar çektiğini belirterek, “Herkesten özür diliyorum ama artık yapacak bir şeyim yok. Hayatımıza son veriyoruz” yazılı mektubu kalmıştı. Siyanürle ölümler Meclis gündemine de taşınmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Emekçiler İstanbul’da 1 Mayıs’ı kutladı: Birlikte kazanacağız-VİDEO

    Emekçiler İstanbul’da 1 Mayıs’ı kutladı: Birlikte kazanacağız-VİDEO

    PİRHA-1 Mayıs kutlamaları için İstanbul Bakırköy Halk Pazarı’nda bir araya gelen emekçiler “Birlikte kazanacağız” dediler.

    1 Mayıs Uluslararası Emek Dayanışma ve Mücadele Günü’nde emekçiler meydanları doldurdu. İstanbul 1 Mayıs’ı bu yıl da Bakırköy’de bulunan Halk Pazarı’nda kutlandı. Emekçiler, eşitsizliğe, emek sömürüsüne, adaletsizliğe karşı taleplerini alanlardan haykırdı. Bu yılki katılım oranı diğer yıllara oranla daha fazla olduğu için alan emekçilere dar geldi. Sık sık bu alanın 1 Mayıs kutlamaları için dar olduğu ve Taksim’in 1 Mayıs kutlamalarına açılması gerektiği vurgulandı.

    “Gazze’den değil Gebze’den geliyoruz anneler direnişte”, “Tecrit son bulsun ölümler olmasın” pankartları açılarak açlık grevlerine dikkat çekildi. “Leyla Güven onurumuzdur”, “Yaşasın halkların kardeşliği”, “Jin jiyan azadi”, “Her yer Taksim her yer direniş” sloganları atıldı.

    İlk olarak grup Vardiya sahneye çıkarak marşlar seslendirdi.

    “ŞEHRİMİZDE 1 MAYIS’I HEP BİRLİKTE KUTLAYACAĞIZ”

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu katıldı. Eşiyle birlikte sahneye çıkan İmamoğlu, “Alın terinizin, emeğinizin bayramı kutlu olsun. 1 Mayıs’ın tadını almış bir kardeşinizim. İnşallah şehrimizde 1 Mayıs’ı mutlu bir şekilde hep birlikte bir arada olduğumuz günlerde kutlamak üzere. Emeğinizin karşılığını aldığınız günlerde birlikte olmak üzere. 1 Mayıs kutlamalarına giderken hayatın kaybeden işçi kardeşlerimize de Allahtan rahmet diliyorum. Bayramınız kutlu olsun” diye konuştu.

    HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli de 1 Mayıs kutlamalarına katıldı.

    Emek ve demokrasi mücadelesinde hayatını kaybedenler için 1 dakikalık saygı duruşunda duruldu.

    DİSK korosu sahneye çıkarak marşlar seslendirdi.

    İstanbul 1 Mayıs Tertip Komitesi’nde yer alan kurum temsilcileri hep bir ağızdan Enternasyonal marşını seslendirdi.

    DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu konuşma yaptı.

    “1 MAYIS RUHUYLA SÖZ VERELİM”

    Konuşmasına Nazım Hikmet’in ‘Memleket isterim’ şiiriyle başlayan Çerkezoğlu, şunları kaydetti:

    Taksim Meydanı’nı işçilere kaptanın saltanatı elbet yıkılacak. İşçilerin iradesini yok sayanlar kağıt gibi kül olup gidecek. Demokrasi mücadelesini büyüterek Taksim Meydanı’nı yeniden kazanıp işçilere açacağız. Bizler bu meydanda ve bütün 1 Mayıs meydanlarında birbirimize 1 Mayıs ruhuyla söz verelim. Bir kişinin ağzından çıkanlara karşı demokrasiyi kazanacak mıyız?

    Bir avuç patronun bekasını savunan bu düzene son verecek miyiz?

    Herkesin düzenli bir işi olsun. Kriz bahanesiyle işten çıkarmalar yasaklanmalı, KHK’larla işlerinden edilenler işlerine iade edilmeli. Çalışma hakkımız için güvenceli bir iş için ayağa kalkacak mıyız?

    Kıdem tazminatımıza birikmiş emeğimize, çocuklarımızın geleceğine uzanan elleri kıracak mıyız?

    1 Mayıs sözleşmesi budur. Ücretler enflasyona karşı korunmalı, taşeron işçiler kadroya alınmalı, ayrımcılık bitmelidir. EYT’lilerin mağduriyeti ortadan kaldırılmalı, emeklilik temel bir yurttaşlık hakkı olmalıdır vergi adaletsizliğine son verilmeli, asgari ücretliden vergi alınmamalıdır.

    “MEMLEKETİN İHTİYAÇ DUYDUĞU BİRLİK BU MEYDANDAKİ BİRLİKTİR”

    Memleket isteriz demokrasi olsun, seçme seçilme ve örgütlenme hakkımız tam olsun. Hiç kimse kimliğinden dolayı ikinci sınıf yurttaş sayılmasın barış ve kardeşlik eşitlik ülkenin her yerinde var olsun. Bu baskıcı ve akıl dışı rejimin harap ettiği memleketi ve demokrasiyi omuz omuza yeniden kuracak mıyız? Memleketin ihtiyaç duyduğu birlik işte bu meydanlardaki birliktir.

    Birliğin sonucu 31 Mart’ta gördük. Bütün baskılara rağmen halkın iradesi rantçı tek adam politikalarına hayır dedi. Bu iradeyi halkın iradesini yok saymaya yönelik girişimlere sessiz kalmayacağız boyun eğmeyeceğiz. Halkı bölmeye kutuplaştıramaya çalışanlara inat bu ülkenin güvencesi biziz. Bütün ezilenlerin ve emekçilerin birliği bu ülkenin aydınlık geleceğinin teminatıdır. Aydınlık geleceğimizin teminatı 1 Mayıs meydanlarıdır.

    “BU MEMLEKET BİZİM”

    Bu memleket emeğiyle her gün hayatı yeniden yaratan işçi ve emekçilerindir. Bu memleket emperyalizme karşı Amerikan 6. Filosunu denize döken devrimci gençlerin yolundan yürüyenlerindir. Bu memleket beton lobisinin değil doğasına deresine ağacına sahip çıkmak için dağ başında nöbet tutan Havva analarındır. ‘Çocuklar ölmesin’ dediği için küçük çocuğuyla hapsi giden Ayşe öğretmenlerindir. Bu memleket ana muhalefet partisi liderine linç kuranların değildir. Bu memleket sandık başında gece gündüz bekleyerek halkın iradesine sahip çıkanlarındır. Faşizme karşı direnmeyi becerenlerindir. Eşitlik isteyen kadınların, gelecek isteyen gençlerindir. En çok da gelecek güzel günleri hak eden çocuklarımızındır.

    EMEĞİN TÜRKİYE’Sİ

    Bugün daha fazlasını yapma sorumluluğuyla karşı karşıyayız. Bu ülkede emeğimizi yok sayanlara, ülkeyi baskıcı otoriter bir rejimle yönetmeye çalışanlara karşı eşitlik adalet barış ve kardeşlik için mücadele etmeye ve hep birlikte emeğin Türkiye’sini kurmaya söz veriyor muyuz?

    Bugün işçi sınıfının kitabın ortasından konuşacağı gün. Orada yazan sözün gerçekliğini hayatımızda her gün görüyoruz. O kitabın ortasında  ‘Ya sosyalizm ya barbarlık’ yazıyor. Hasret duyduğumuz memleketin resmini çizmek için 1 Mayıs meydanlarına akanlara selam olsun.”

    AYSUN GEZEN: İHRAÇLARA KARŞI MUTLAKA KAZANACAĞIZ, GERİ DÖNECEĞİZ

    KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen : “Sömürüden, yoksulluktan başka bir şey getirmeyen bu düzene itirazı olan emekçiler merhaba. Ülkemiz adım adım içine itildiği ekonomik, siyasal, toplumsal bunalım gittikçe derinleşiyor. Hayatımızın her hücresine nüfus eden bir ekonomik kriz ile karşı karşıyayız. Ülkemizi her alanda dışa bağımlı hale getiren, emek sömürüsü nü derinleştiren, güvencesizleşmeyi, özelleştirmeleri dayatan neoliberal politikalarda ısrar kapitalizmin küresel krizini çok daha ağır hissetmeniz neden oluyor. İş yükümüzü artıran, iş barışını bozan performans sistemini kuralsız esnek çalışmayı tüm kamuya yaydılar. 130 binden fazla kamu Emekçisini sorgusuz, sualsiz, hiçbir hukuki delil olmaksızın işinden, ekmeğinden ettiler. Çalışma hakkını, seyahat özgürlüğünü, eğitim hakkını gasp ettiler. Seçme ve seçilme hakkına el uzattılar. 31 Mart seçimleri bizlere gösterdi ki birlikte olursak kutuplaştırmaya, bizi birbirimizi düşmanı yapmaya dayalı AKP-MHP ittifakını, siyaset tarzını yenebiliriz. Halkın iradesine saygı duymayanlara, seçimlere el koymaya çalışanlara halkı ilgilendiren her kararın öznesi olmak istiyoruz. Söz, yetki, karar iktidar halkın olsun. İş güvencemiz dokundurtmayacağız. Kıdem tazminatını fona devredilecek ortadan kaldırılmasına izin vermeyeceğiz. İhraçlara karşı mutlaka kazanacağız, geri döneceğiz.”

    EMİN KORAMAZ: BUGÜN MİLYONLARINA MİLYONLAR KATANLARIN GÜNÜ DEĞİL

    Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği Başkanı Emin Koramaz şunları belirtti:

    “Bugün bizim günümüz. Emeğiyle geçinenlerin, üretenlerin, alın teriyle yaşayanların günü. Bugün kamu kaynaklarıyla beslenenlerin değil, milyonlarına milyonlar katanların günü değil. Bugün insanlık dışı koşullarda çalışmak zorunda kalan, evine bir kilo patates götürmek için tanzim satış kuyruklarında bekleyen milyonların günü. Çırağan saraylarında düğünler yapan medya patronlarının değil halka doğru haber yaptıkları için cezaevine gönderilen gazetecilerin günü. Bugün 1977 senesinde enperyalizm ve kontrgerilla tarafından katledilen 77 yoldaşımızın günü. Bugün insanın inşana kulluğunu yok edebilmek için canlarını işkence tezgahlarında veren devrimcilerin, yurtseverlerin sosyalistlerin günü. Bu ülkenin mühendisleri olarak bizler de sizinleyiz, yan yanayız.

    Bir rant ekonomisi ürettiler ki o ekonominin yıkılmayacağını sanıyorlardı yanıldılar. Varlık fonu diye suyu hiç bitmeyecek bir değirmen icat ettiklerini sanıyorlardı, yanıldılar.

    Savaş yanlışı yayılmacı politikayla Emevi camiinde namaz kılacaklarını sanıyorlardı yanıldılar. İlelebet sürecek bir saltanat kuracaklarını sanıyorlardı yanıldılar. Bütün bu yanılgıları toplumsal ekonomik ve siyasi alanda hiç karşılayamayacakları bir krizle karşılaştılar.”

    SİNAN ADIYAMAN: SAĞLIKLI TOPLUM OLMANIN ÖN KOŞULU ÖRGÜTLÜ OLMAKTIR

    TTB Genel Başkanı Sinan Adıyaman ise “Sağlıklı toplumun ön koşulu örgütlü toplum olmaktır. Örgütlenmeyen haklarını örgütlü ve kararlı biçimlerde savunamayan, emeğini bir güç haline getirmeyen toplumların sağlığından söz etmek mümkün değil. Her hakkımız da olduğu gibi sağlık hakkını talep ederken de müşteri olmadığımızı sağlık hakkına eşit, nitelikli ve ücretsiz olarak ulaşabilme hakkına sahip olduğumuzu bilmemiz gerekiyor. Sağlığın, reçete alabildiğimiz sağlık kurumlarına gitmek anlamına gelmediğini hastalanmamızı engelleyecek, bizleri bedenen ve ruhen koruyacak koşullara herkesin sahip olması gerektiğini söylemeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    Tüm kurumlar adına ortak metin hem Kürtçe hem Türkçe okundu. Okunan ortak metinde “Birlikte kazanacağız” vurgusu yapıldı. Türkçe metni işçi Hasan Oğuz okudu.

    “KIDEM TAZMİNATI HAKKIMIZI GASP ETTİRMEYECEĞİZ”

    İş cinayetlerini olağanlaştıran ve işçinin kıdem tazminatına göz dikenlere karşı omuz omuza yürüyen işçilerin kazanacağını belirten Oğuz, “Kriz bahanesiyle toplu işten çıkartmalara karşı güvenceli iş, sendikalılaşma önündeki engellerin kaldırılması, açlık sınırı altında çalışmak istemeyip enflasyon oranında zam yapılmasını talep eden işçiler olarak 1 Mayıs alanında haykırıyoruz… Kıdem tazminatı hakkımızı gasp ettirmeyeceğiz” dedi.

    “OY KULLANDIK VE SİZ KAYBETTİNİZ”

    Güvenceli iş istediklerini dile getiren Oğuz ekonomik krizin faturasını sermayenin ve sarayın ödemesi geretiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Tüm hukuk tanımazlığıyla, bir gecede çıkarttıkları KHK’larla binlerce emekçiyi açlığa mahkum eden ve tüm arsızlığıyla ‘ağaç kökü yesinler’ diyen kumpasçılar, gasp ettikleri mazbatalarla halkın iradesini çalan hırsızlara karşı,  ‘oy kullanamazlar’ dedikleri KHK’lılar,  1 Mayıs meydanlarında ‘oy kullandık ve siz kaybettiniz’ diye haykırıyor…

    “TEKELCİ MEDYANIN SANSÜRÜNE RAĞMEN 1 MAYIS ALANINDAYIZ”

    Muhalif  gazetecileri, akademisyenleri, siyasetçileri hapishanelere doldurup, duyma görme bilme hakkımızı elimizden alanlara karşı, sokak afişlerimizle, bildirilerimizle buluştuk..  Tekelci medyanın sansürüne rağmen burada 1 Mayıs alanındayız.”

    “TECRİTTE ISRAR EDEN AKP ÖLÜMLERİN SORUMLUSUDUR”

    Tecrite karşı cezaevlerinde ve dışarıda devam eden açlık grevlerini ve açlık grevcilerinin seslerini duyurmak için alanlarda olduklarını kaydeden Oğuz, “Hapishanelerde tecrite karşı açlık grevleriyle seslerini duyurmaya çalışan binlerce tutsağı görünmez duyulmaz kılanlara karşı 1 Mayıs alanından sesleniyoruz. Tecritte ısrar eden AKP iktidarı açlık grevleri sonuçlarının ve ölümlerin sorumlusu olarak tarihe geçecektir.” dedi.

    Kadınların mücadelesini ve taleplerini de haykıran Oğuz, “Siyasal İktidarın kollayarak büyüttüğü erkek şiddetine, cinsel tacize, tecavüze karşı, krizin bedelini evde ayrı işte ayrı ödetenlere, kadınların nasıl yaşamaları gerektiğini salık verenlere, Galatasaray Meydanı’nda çocuklarının akıbetini soran annelere, açlık grevindeki çocukları için kaygıyla bekleyen annelere saldıran erkek egemen iktidara karşı, itaat etmeyen, kadınlar, barış anneleri, Cumartesi Anneleri. 1 Mayıs alanında ‘bedenimiz kimliğimiz emeğimiz bizimdir’ diye haykırıyor” diye ifade etti.

    Her geçen gün muhaliflere yönelik artan nefret söylemlerine değinen Oğuz, “CHP lideri Kılıçdaroğlu’na kadar uzanan bu ırkçı faşist zorbalığa, devlet şiddetine karşı, Türk, Kürt, Arap, Laz, Alevi, Sünni kadın erkek LGBTİ+ olarak tüm farklılıklarımızla yan yana 1 Mayıs alanlarındayız….. Eşit yurttaşlık onurlu barış ve özgürlük diye haykırıyoruz” diye belirtti.

    “1 MAYIS ALANINDA UMUDU BÜYÜTÜYORUZ”

    Savaşa karşı barışı savunduklarını söyleyen Oğuz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bizler; savaşlara, sınır ötesi operasyonlara, hayatların yerinden edilmesine karşı barışta ısrar edenleriz. Biz işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler, yoksullar, ezilenlerin, “bir merminin fiyatından haberimiz yok ve öğrenmek de istemiyoruz”!  Biz, savaş ve çatışma politikalarıyla, ülkenin bugünü ve geleceğine dair umutsuzluk, çaresizlik ve inançsızlığa sürükleyenlere karşı buradayız. 1 Mayıs alanında umudu büyütüyor ve haykırıyoruz.

    Ortadoğu’da yaşanan emperyalist paylaşım savaşları sonrası ülkemizde yaşamak zorunda kalan mültecilerin ve bölgede yaşanan baskı ve zulüm politikalarından dolayı metropollere gelmek zorunda kalan yoksul Kürt emekçilerinin maruz kaldığı ırkçılık, yoğunlaşan emek sömürüsü, güvencesiz ve ucuz iş gücü olarak kullanılmalarına karşı, ‘Yaşasın işçilerin birliği halkların kardeşliği’ diyenler 1 Mayıs alanındayız.”

    “BETONA KARŞI TOPRAĞI SAVUNUYORUZ”

    Yaşam alanlarının her geçen gün talan edilmesine karşı yaşamı savunduklarını belirten Oğuz, “Toprağımızı ve sularımızı ranta heba edenlere,  toprakla beraber yaşamı betona gömenlere karşı, Ayder yaylalarından, Amed surlarından, Munzur gözelerinden, kuzey ormanlarından esen rüzgarla buluştuk, 1 Mayıs alanına geldik! ‘Beton değil, toprak rezidans değil ağaç’ diye haykırıyoruz” dedi.

    “AKP’NİN KARANLIĞINA KARŞI LAİK BİLİMSEL EĞİTİM”

    AKP’nin kindar ve dindar nesil yetiştirmek adına eğitimin tüm alanlarını cemaatlere ve yandaş vakıflara açtığını ve her geçen yıl değiştirilen sınav sistemine, eğitimdeki özelleşmeye karşı çocukların geleceğini savunduklarını vurgulayan Oğuz, geleceği karanlığa atan AKP iktidarına karşı laik, bilimsel, demokratik, parasız ve anadilde eğitim diyen eğitimciler olarak 1 Mayıs alanlarında olduklarını haykırdı.

    Sağlıktaki ranta karşı mücadele eden ve ‘Savaş bir halk sağlığı sorunudur’ diyen sağlık emekçileri oalrak da 1 Mayıs alanlarında olduklarını ifade eden Oğuz, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “SİYASAL İKTİDAR İSTİSMARIN ORTAĞI”

    “’1 kereden ne olmuş ki’ ,‘1 kere olmuş münferit’, ‘rızası var’, ‘çocuklarına sahip çıkamamışlar’ gibi, saldırganı değil çocukları ve ailelerini suçlayan ifadelerle istismarı meşrulaştırarak son yıllarda hızla artan, çocuklara yönelik şiddet taciz ve istismarın ortağı olan siyasal iktidara karşı ‘güzel günler göreceğiz çocuklar’ diyebilmek için 1 Mayıs meydanlarındayız.

    Hukuk tanımayan gerekçelerle 1 Mayıs Meydanı olan taksim meydanını halka kapatanlara hep beraber sesleniyoruz; ‘Her yer Taksim her yer direniş’”

    Sanatçı Sadık Gürbüz, Bulutsuzluk Özlemi ve Nurcan Değirmenci sahneye çıkarak ezgilerini paylaştı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İstanbul’da Newroz kutlaması: ‘Mutlaka kazanacağız, tecridi kıracağız’

    İstanbul’da Newroz kutlaması: ‘Mutlaka kazanacağız, tecridi kıracağız’

    “Mutlaka kazanacağız, tecridi kıracağız” sloganıyla Bakırköy pazar alanında başlayan Newroz’un ateşini açlık grevindeki tutukluların aileleri yaktı.

    İstanbul’da “Mutlaka kazanacağız, tecridi kıracağız” şiarıyla Bakırköy pazar alanında Newroz mitingi yapıldı.

    Binlerce kişi, Newroz’u kutlamak için “Bijî berxwadana zindanan” ve “Leyla Güven onurumuzdur” sloganlarıyla Bakırköy pazar alanına akın etti. “Mutlaka kazanacağız, tecridi kıracağız” sloganıyla Bakırköy pazar alanındaki Newroz kutlaması için saatler öncesinden alana giriş yapmak üzere bekleyen halk, bomba aramasından sonra alana zılgıtlar ve alkışlar eşliğinde giriş yaptı. Bakırköy İncirli metrobüs ve metro güzergahını kullanan yurttaşlar, “Jin jiyan azadî”, “Bijî berxwadana zindanan” ve “Leyla Güven onurumuzdur” sloganlarını atarak, arama noktalarından geçti. Arama noktalarında sarı, kırmızı, yeşil renkteki aksesuarlara, çakmak ve parfüm şişelerine polis tarafından el konuldu. Polis, dışarıda dağıtılan bildiri ve gazetelerle alana girişe de izin verilmedi. Çok sayıda kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.

    Alanı dolduran kitle sık sık “Leyla Güven onurumuzdur” sloganı attı. HDP İstanbul Milletvekilleri Saruhan Oluç, Hüda Kaya, Oya Ersoy, TİP İstanbul Milletvekili Erkan Baş, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel ile EMEP İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros ESP Genel Başkan Vekili Özlem Gümüştaş, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu Devrimci Parti, DBP İl Eş Başkanı Ali Rıza Bilgici, HDK Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu, Barış Anneleri de katıldı.

    ZÜLKÜF GEZEN TİŞÖRTÜNE GÖZALTI

    Üç noktada yapılan aramadan sonra alana, hiçbir pankart ve dövizin alınmasına polis izin vermedi. Arama noktalarında sarı, kırmızı, yeşil renkteki aksesuarlara, çakmak ve parfüm şişelerine polis tarafından el konuldu. Polis, dışarıda dağıtılan bildiri ve gazetelerle alana girişe de izin verilmedi. Çok sayıda kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.

    MA’nın verdiği bilgiye göre, tecridi protesto etmek için cezaevinde yaşamına son veren Zülküf Gezen’in fotoğrafının üzerine “Tecridi kıracağım Zülküf Gezen” yazılı tişörtü giyen bir genç gözaltına alındı.

    “YA ÖZGÜRLÜK YA ÖZGÜRLÜK”

    Newroz kutlamaları sanatçı Ayşenur Kolivar’ın müzikleriyle başladı. Kolivar programını, “Hiçbir kış sonsuza dek sürmez. Barış içinde bir yaşam diliyoruz.” sözleriyle bitirdi. Kolivar’da sonra sanatçı Doğan Çelik’in sahne aldı.

    İstanbul Newroz Tertip Koordinasyonu adına hazırlanan ortak metni Pınar Türk okudu. Türk, doğanın rant alanına açıldığı, krizin faturasının emekçilere ödetildiğini ifade etti. Türk açıklamanın devamında şu ifadelere yer verdi: “Tecridin kalkması için kendilerini feda eden arkadaşlarımızın cenazelerini bizden kaçırıyorlar. Bütün saldırılarına rağmen ezilen halklarımız burada. Beka sorunundan bahsediyorlar gerçek olan beka sorunu faşizmin bekasıdır. Tecride karşı başlatılan mücadeleyi hep birlikte büyütüp faşizmin kara perdesini yıkacağız. Bizlere düşen bedenini açlığa yatıranların mesajını kitleselleştirmektir. Ya özgürlük, ya özgürlük.”

    Hayatını kaybedenler için yapılan saygı duruşunun ardından, tecridi kırmak için yaşamına son veren Ayten Beçet’in ölmeden önce yazdığı not okundu. Saygı duruşu ardından Newroz ateşi atılan sloganlar eşliğinde açlık grevindeki tutukluların aileleri tarafından yakıldı.

    KONUŞMALAR SÜRÜYOR

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Eş Başkanları Esengül Demir, Cengiz Çiçek ve İstanbul Milletvekilleri sahnede halkı selamladı. Program HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu ve Barış Anneleri adına birer konuşma yapılacak.

  • ‘Kadınlar artık itaat etmiyor’-VİDEO

    ‘Kadınlar artık itaat etmiyor’-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da taleplerini haykıran kadınlar, eşitlik, özgürlük, adalet, kadın cinayetlerinin son bulması, gerici politikaların bitmesini istedi.

    Kadınlar, eşitsizliğe, adaletsizliğe, erkek egemenliğine, ekonomik krize, sömürüye, kadın cinayetlerine, gerici politikalara karşı isyanlarını kuşanarak alanlara çıktılar. İstanbul Bakırköy’den taleplerini haykıran kadınlar, dövizleri, sloganları, zılgıtları ve halaylarıyla miting alanını renklendirdiler.

    Mitinge yöresel kıyafetleriyle gelen kadınlar da vardı kucaklarında bebekleriyle gelen kadınlar da. Kucaklarında bebekleriyle gelen kadınlar “Çocuk da yaparım eyleme de giderim, haklarımı da savunurum” mesajları verdiler.

    Miting alanında taleplerini PİRHA’ya anlatan kadınlar eşitsizlikten, adaletsizlikten, sömürüden, ekonomik krizden, artan kadın cinayetlerinden, çocuk istismarından ve dayatılan gerici politikalardan şikayetçi.

    “KADINLARIN BİRLİKTELİĞİ İÇİN ALANLARDAYIZ”

    Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Eski Başkanı Beyza Metin, kadınlara dayatılan gerici politikalara karşı sesini yükseltmek için miting alanında. Kadın mühendislerin çalışma yaşamında erkek mühendislerle eşit koşullarda çalışamadıklarına vurgu yapan Metin, “Daha geçtiğimiz aylar içerisinde bir kadın mühendis patronu tarafından şiddete maruz kaldı. ‘İşe girmeden evvel evlenmeyi düşünüyor musun, çocuk yapacak mısın’ gibi sorular soruluyor ya da kadınlara sözleşmeler imzalatılıyor. Tüm bu gericiliğe karşı kadınların birlikteliği için alanlardayız.” dedi. Yerel seçimlere ilişkin de konuşan Metin, kadınları yerel yönetimlerde görmek istediklerini ve kadın temsiliyeti ön plana çıkaran partilere oy vereceklerini söyledi.

    Erkek egemenliğine, kadın cinayetlerine karşı olduğu için alanlarda olan Kader Bozbay, geçtiğimiz günlerde gündeme gelen çocuk istismarcılarına evlilik affı yasasını eleştirerek bu tür yasalara karşı kadınların hep birlikte ses çıkarması gerektiğini vurguladı.

    “BU ÖLÜM SESSİZLİĞİ BİZİ DE BULACAK”

    Kadınların öldürülmesine karşı alanlarda olan Hazal Kartal da “Biz kadınlar birlikte varız, var olacağız. Bu ülkeyi kadınlar yönetecek.” dedi. Savaşsız, kimsenin ölmediği bir ülkede yaşamak istediklerini dile getiren Kartal, Leyla Güven’in açlık grevine dikkat çekerek “Neden bu kadar sessiziz. Ölüm sessizliği nereye kadar. Bir gün bu ölüm sessizliği bizi de bulacak. Lütfen sessiz kalmayalım, sesimizi yükseltelim. Bu ülkede hepimiz barış içinde yaşayabiliriz.” şeklinde konuştu.

    “ALEVİ KADINLAR ALANLARDA OLMALI”

    Bir Alevi kadın olarak alanlarda olan Sümbül Beltir ise mitinge katılımın azlığını eleştirerek “Bir içe çekilmişlik var, bu da bizim hayrımıza değil.” dedi. Alevi kadınların hakları için alanlarda olmaları gerektiğine değinen Beltir, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Alevileri ötekileştirici söylemlerini hatırlatarak “Buna karşı güçlü bir ses vermemiz gerekiyor. Bu yüzden alanlarda olmalıyız. Kendi inancımıza, yolumuza, gençlerimize sahip çıkmamız gerekiyor. Bunu da ancak kadınlar başarabilir çünkü kadınlar gittikleri her yere inançla gidiyorlar.” şeklinde ifade etti.

    “KADINLAR ARTIK İTAAT ETMİYOR”

    Özgür Genç Kadın üyesi Tanya Kara da kadın cinayetlerine, homofobiye, transfobiye, artan çocuk istismarına karşı isyanını kuşanıp çıkan kadınlardan biri. Kadınların artık itaat etmediklerini ve sokaklarda özgürlük istediklerini belirten Kara, yaşadıkları alanlarda kadın yönetim tarzını istediklerini ve kadın adayları desteklediklerini söyledi.

    Barış, özgürlük ve adalet istediği için alanlarda olan kadınlar taşıdıkları dövizler ve attıkları sloganlarla Leyla Güven’in taleplerini de haykırdılar. Anadillerinde konuşan kadınlar Leyla Güven’in yaşaması için bir an önce adım atılmasını talep ettiler.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Kadınlar Bakırköy’den taleplerini yükseltti-VİDEO

    Kadınlar Bakırköy’den taleplerini yükseltti-VİDEO

    PİRHA – İstanbul’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamak için bir araya gelen binlerce kadın eşitsizliğe, adaletsizliğe, sömürüye, krize, erkek egemenliğine karşı taleplerini haykırdı. 

    İstanbul 8 Mart Kadınlar Platformu öncülüğünde, “Özgürlüğümüz için direnişteyiz! Krize, savaşa ve şiddete karşı alanlardayız” sloganıyla Bakırköy Halk Pazarı’nda miting düzenlendi. Mitinge Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, Halkların Demokratik Kadın Kongresi (HDK) Kadın Meclisi, Tevgêra Jinên Azad (TJA), Emek Partisi, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Flormar İşçileri, Kırkyama Kadın Dayanışmacı, İmece Ev İşçileri Sendikası, HDP İstanbul Miletvekili Hüda Kaya, Züleyha Gülüm’ün yanı sıra çok sayıda kadın örgütü temsilcileri katıldı.

    Marmara Forum önünde toplanan kadınlar miting alanına doğru yürüdü. Sık sık “Leyla Güven onurumuzdur”, “Jin jiyan azadi”, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Biji berxwedana zindana” sloganları atan kadınlar, “Leyla Güven onurumuzdur”, “Leyla’ya ses ver”, “Leyla’nın talebi talebimizdir”, “Tecridi kıralım faşizmi yıkalım” yazılı dövizler ve “Özgürlüğe yürüyoruz tecridi kırıyoruz”, Krize, şiddete, baskılara karşı isyanı kuşanalım”, “İster cumhur ister millet bize kalan yine sömürü, yoksulluk, şiddet”, “Krize, şiddete, eşitsizliğe karşı gücümüz birliğimiz”, “Kadınlar için eşitlik eşitlik için sosyalizm” pankartları taşındı.

    Mitinge yöresel kıyafetleriyle katılan kadınlar da vardı, kucağında bebeğiyle birlikte haklarını talep eden kadınlar da vardı. Kadınlar geniş güvenlik önlemleri altında alana giriş yaparken isimleri öğrenilemeyen Esenyurt Kadın Mecisi üyesi iki kadın ve Sultanbeyli Belediye Eş Başkan adayı Ülker Özatik’in üzerinde Sakine Cansız’ların fotoğrafının olduğu TJA dövizi taşıdığı için gözaltına alındığı bilgisi verildi.

    “EĞİTİM SİSTEMİ GİTTİKÇE GERİCİLEŞTİRİLİYOR”

    Kadın hak talep mücadelesinde yaşamlarını yitiren tüm kadılar için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.

    İstanbul 8 Mart Kadınlar Platformu adına açıklamayı Sevgi Öztürk okudu. “Bu yıl da şiddete, sömürüye, ezilmeye, eril zihniyete, cinsiyetçiliğe, tacize, tecavüze, kadın katliamlarına karşı sesimizi bir kez daha yükseltmek için bir araya geldik” diyen Öztürk, “Gücümüzü birliğimizden alıyoruz ve bu bilinçle eşitlik ve özgürlük mücadelemizi sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı. AKP’nin 17 yıllık iktidarında devletin en sembol kurumlarından, yöneticilerine varana dek kadın düşmanlığının dillerden düşmediğine dikkat çeken Öztürk, “Toplumsal muhafazakarlaşma, eğitim sisteminin gericileştirilmesi, müfredatın dini referanslarla yeniden organizasyonu gelecek nesillerin de hayatını tahakküm altına almış durumda. Sistemin en tepesinden topluma zerk edilen cüretkarlık, iyi hal indirimi ve kollamayla birleşince astronomik rakamlarla kadın cinayetleri ve şiddeti vuku buluyor. En son, Merve Demirel’in gözaltına alınması sırasında yaşanan taciz ve ardından yapılan açıklamalar bizleri şaşırtmasa da öfkemizi ve mücadelemizi yükseltiyor. Toplumsal cinsiyet rollerinin doğduğumuz andan itibaren dayatılmasıyla da LGBTİ+’lar her gün nefret cinayetleri, taciz ve şiddetle karşı karşıya kalıyor, insanca yaşama koşulları çalınıyor” ifadelerini kullandı.

    “HER YERDE OLMAYA SÖZ SÖYLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Öztürk, OHAL süreciyle artan baskı, KHK’larla muhalif kamu emekçilerinin ihraç edilmesi, savaş politikalarıyla artan kutuplaştırma, dini cemaatlerin, istismarcı vakıf ve derneklerin toplumsal alanda artan varlığına değinerek, “Ülkedeki tüm emekçilerle birlikte kadınları da yaşanması mümkün olmayan bir dar boğazın içine sürüklüyor. Bizi yok sayan, öldüren, tacize ve tecavüze mahkûm eden, emeğimizi görünmez kılanlarla görülecek bir hesabımız var. Sadece yaşaması engellenen kadınlar için mücadele etmiyoruz hem kendi hayatlarımızın hem de gelecek milyonların kaderini belirleyecek bu mücadelede asla vazgeçmeyeceğimiz taleplerimizle toplumda, siyasette, insana dair olan ne varsa her yerde olmaya söz söylemeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    “VARDIK, VARIZ, VAR OLACAĞIZ”

    “Dünyayı kadınlara cehennem eden erkek egemenliğine, kapitalizme karşı her 8 Mart’ta olduğu gibi yine alanlardayız ve taleplerimiz kabul edene kadar daha da çoğalarak, birleşerek, güçlenerek sesimizi yükselteceğiz” diyen Öztürk, “Aksine insanlığa hiçbir faydası dokunmayan krizler ve savaşlarla dünyayı yaşanmaz hale getiren ezilen ve sömürülenleri tahakküm altında yaşamaya zorlayan bu düzen mücadelemizle değişecek! Sömürüye, tek adama rejimine, erkek egemen sisteme, eşitsizliğe karşı inatla ve ısrarla; Vardık, Varız, Var olacağız!” ifadelerini kullandı. Açlık grevinde 116. günü geride bırakan HDP Milletvekili Leyla Güven’in duruma dikkat çeken Öztürk, “Bu onurlu direnişi selamlıyoruz” dedi.

    “8 MART ÜCRETLİ İZİN GÜNÜ İLAN EDİLSİN”

    Öztürk, platform olarak taleplerini şöyle sıraladı:

    – Binlerce kadın gibi katledilen, patronu tarafından camdan atılarak intihar süsü verilmek istenen, mahkemesinde; bekaretinden, yaşam tarzına hayatı didiklenerek neredeyse ölümü meşrulaştırılan Şule Çet için adalet istiyoruz. Katledilen bütün kadınlar için adalet istiyoruz.

    – 31 Ocaktan bugüne açlık grevinde olan trans mahpus Buse’nin hakkı olmasına rağmen cinsiyet uyum operasyonu gerçekleştirilmiyor. Buse yaşasın, hakkı olan ameliyat için Adalet Bakanlığı harekete geçsin.

    – 300 güne yakın süredir soğuğa, baskı ve engellemelere zerre kulak asmadan bütün topluma umut olan mücadeleleriyle direnen, sendikal hakları için olduğu kadar toplumsal varlıkları için de sesini yükselten Flormar işçilerini sahipleniyoruz. Bütün taleplerinin kabul edilmesi ve işlerine geri dönmeleri için bulunduğumuz her yerde direnişlerini büyüteceğiz.

    – 31 Mart yaklaşan yerel seçimlerde kadınların sözünün talebinin yok sayıldığı yerel yönetim anlayışının karşısında olacağız. Bizi yok sayan tek adam tek parti ittifaklarına karşı eşitlik mücadelemizi sokağa sandığa taşıyacağız.

    – İstihdamda yok sayılan emeğimizin karşısında eşit işe eşit ücret talebimizi yineliyoruz.

    – Kadının toplumdaki ezilen kimliğini perçinlemek için nafaka hakkına yapılan saldırılar geri çekilsin. Nafaka, çalışma olanaklarından yoksun olduğu için kendisini geçindirecek imkanı olmayan ve şiddete mahkum edilen kadınların güvencesidir. İş bulmada boşanan kadınlara öncelik verilsin.

    – Cinsel istismar vakalarında uygulanan iyi hal indirimi kabul edilemez. Tacizciyle evlenme durumunda cezayı ortadan kaldıran yasa tasarısı süresiz olarak geri çekilsin.

    – Mutfağa ve ev işlerine mahkum edilen ve bu yolla ezilmesi perçinlenen kadınların özgürleşmesi için ev içi işlerin toplumsallaştırılması, kreşler yemekhaneler ve çamaşırhaneler kurulmasını istiyoruz.

    – 8 Mart tüm dünyada kadınların ortak mücadelesi olarak alanlarda olduğu bir gündür. 8 Mart ücretli izin günü ilan edilsin.

    Aynı metin bir de Kürtçe okundu.

    “HER YERDEYİZ”

    Esenyalı Kadın Dayanışması adına konuşan Adile Doğan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak konuşmasına başladı. “Alanlardayız, her yerdeyiz bulunduğumuz bütün alanlarda 8 Mart kadınlar gününü var ediyoruz” diyen Doğan, kadınlara yönelik baskılara vurgu yaptı. Kadın cinayetlerine dikkat çekmek amacıyla Helin Palandöken cinayetini anlattı.

    Doğan, “Helin Palandöken’in kız kardeşleri olarak onun davasının takipçisiyiz. Kadın cinayetlerine karşı mücadele etmek kapitalizme karşı mücadele etmek demektir. Helin de yaşasaydı burada olacaktı. Çünkü o aynı zamanda mücadeleci işçi faaliyetindeydi” dedi.

    “KADINLAR BİRLİKTE MÜCADELE EDERSE ÖYKÜ’LERİN KİRPİĞİ YERE DÜŞMEYECEK”

    Öykü Arin’in annesi Eylem Şen’in mesajını Özlem Kizir Alkan okudu. Mesajda “8 Mart’ta aranızda olamadığım için çok üzgünüm. Bu 8 Mart’ta kızım Öykü Arin için çok mücadele ediyorum ve sizden de bu konuda destek istiyorum. 8 Mart bu sene benim için başka bir ümidi taşıyor. Belki de canım kızımın hayatını kurtaracak donör 8 Mart’tan çıkabilir. 8 Mart etkinliklerine ve eylemlerine katılan kadınların kök hücre bağışı kampanyasını büyütmek üzere elimizden tutacağını ümit ediyorum. Kadınlar birlikte mücadele ederse Öykü’lerin kirpiği yere düşmeyecek” denildi.

    Sanatçı Ruken Yılmaz sahne aldı.

    “DEĞERİMİZİ HANGİ PARAYLA ÖLÇEBİLİRSİNİZ”

    Flormar direnişçilerinden Ayşe Öztürk, sendikaya üye olduktan sonra kendini kapının önünde bulduğunu kaydetti. Taleplerinin sadece eşit ücret, sendikal hak olduğunu belirten Öztürk, kadın cinayetlerini hatırlatarak “Hangi parayla ölçebilirsiniz bizim değerimizi” dedi.
    Ardından açlık grevinin 116’ıncı gününde olan Leyla Güven’in mesajı dinletildi. Güven’in kadınlara gönderdiği mesaj şöyle:

    “YENİ 8 MART’LAR DAHA ÖZGÜR GÜNLERİN MÜJDELEYİCİSİ OLACAK”

    “Bütün dünya kadınlarının ve sizlerin 8 Mart direniş gününü kutluyorum ve inanıyorum ki her gelen yeni gün, yeni 8 Mart’ların daha özgür günlerin müjdeleyicisi olacak. 8 Mart’larda bizler kadınların yani toplumun taleplerini alanlarda haykıracağız. Her gün direnişi yükselterek kadının toplum içerisindeki haklarını ve hukukunu en üst seviyeye ulaştıracağız. Bundan hiç şüphemiz yok. Bu direniş cezaevlerinde devam ediyor. Yüzlerce arkadaşımız açlık grevinde. Tarih boyunca demokrasinin özgürlüklerin artması kadının hak ettiği yere gelebilmesi için kadınlar birçok eyleme öncülük yapmışlardır. Ben de böyle bir eylemin öncülüğünü yapmaktan onur duyuyorum. Ben birçok kimlik taşıyorum ve çoğunu ben seçmedim. Ben kendim karar veremedim birçok konuda. Hayatıma dair bütün kararları kendim almadım örneğin feminist olmak kararını kendim aldım. Eylem kararını da kendim verdim. Kendi kafamda tasarlayarak her şeyi tek başıma adeta ilmek ilmek ördüm ve bu greve öyle başladım. Hala da ruhen kendimi iyi hissediyorum. Fiziğim zorlasa da beynim bana moral veriyor. Kendi kararımı kendim verdim. Sizlerin bir araya gelmesi çok değerli. Kadın mücadelesi çok anlamlıdır. Kadın ziyaretçiler bana ayrı bir coşku veriyor. O açıdan biz diyoruz ki ‘bir kadın şiddet görüyorsa bütün kadınlar şiddet görüyordur.’ Bir araya gelen bütün yüreklere ve canlara sevgilerimi iletiyorum. Başarmaya çok yakınız. Kendimi şanslı hissediyorum değerli arkadaşlarım ve yoldaşlarımdan dolayı. Gelecek 8 Mart’larda olacağımızın umudunu taşıyorum. İyi ki ben de sizin arkadaşınız ve yoldaşınızım. Hoşçakalın.”

    “SES VERMEZSEK ERİYEN BEDENLERİN ALTINDA KALACAĞIZ”

    Leyla’ya Ses Veren Kadınlar arasında bulunan Ayşe Gökhan, Kürtçe konuşarak 8 Mart’ı kutlayarak, Leyla Güven’in açlık grevini selamladı. Gökhan, “Anlar bizim için çok kısa ve hayati zamanlardır. AKP MHP faşizmi kadınların hayatlarına ve haklarına el koymaktadır. Biz kadınlar alanlarda bunu asla kabul etmeyeceğiz diyoruz. tüm cezaevlerinde açlık grevleri başladı. Kendi bedeni dışında bir şeyi kalamayanların karanlığı bertaraf etme direnişidir… Bu ülkenin tüm renklerinin solmaması için, cezaevlerinde direnenlerin seslerini yükseltmek için hep birlikte mücadele etmeliyiz. Eğer biz ses vermezsek bedenler eriyecek ve biz o bedenlerin altında kalacağız. Bütün kazanımlarımıza el koyan erkek egemen zihniyet bizim hayatımızla ilgili karar veremez. Leyla bize bir ses verdi. dedi ki hiçbir şeye kendim karar vermedim ama feminist olamaya kendim karar verdim. işte biz de mücadeleye kendimiz karar verdik ve asla geri adım atmayız” diye konuştu.

    Özlem Gerçek, sahne alarak türküler seslendirdi. Miting halaylar ve sloganlarla sona erdi.

    PİRHA/İSTABUL

  • Bakırköy’de binler Leyla Güven’e ses verdi: Barışın sesi burada, meydanlarda-VİDEO

    Bakırköy’de binler Leyla Güven’e ses verdi: Barışın sesi burada, meydanlarda-VİDEO

    PİRHA-HDP’nin İstanbul Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda düzenlediği mitingde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Türkiye’deki sorunların çözümü için önce Kürt sorununun çözülmesi ve PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması gerektiğini kaydetti. Bu taleple 88 gündür açlık grevini sürdüren HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in sesine şimdi ses vermek gerektiğini vurguladı. 

    HDP bugün İstanbul Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda “Emek, barış ve adalet mitingi” düzenledi. PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için 88 gündür açlık grevinde olan HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in talebine ses vermek ve cezaevlerine yayılan açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen mitinge binlerce kişi katıldı.

    HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli mitingte yaptığı konuşmada ülkede adaletsizliğin sürdüğüne dikkat çekti. Temelli, ülkeye barışın, adaletin ve demokrasinin gelebilmesi için önce öncelikle PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride son verilmesi gerektiğini kaydetti. Leyla Güven’in 88 gündür tecridin kaldırılması için çalık grevini sürdürdüğünü belirten Temelli, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “BU SESE KULAK VERİN”

    “Bu yükselen sese ses katmalıyız. Daha fazla geç kalmadan, daha büyük sorunlara sürüklenmeden yetkililere çağrı yapıyorum, istenen bir haktır, hukuktur, gasp edilmiş bir hakkın yerine getirilmesidir. Bu sese kulak verin ve tecridi sonlandırın. Aile ve hukukçu görüşü sağlanmalıdır. Bu tecrit kırılana kadar bu mücadeleyi büyüterek sürdüreceğiz. Çünkü tecrit Türkiye’ye, kadınlara, emekçilere uygulanıyor. Bu ülkeye demokrasi ve barış gelmesi için bu mücadelede buluşacağız. Çünkü bizim bir sevdamız, bir fikrimiz var. İşte bu sevda bu fikirdir bizi yan yana getiren. Ortak vatanda demokratik, cumhuriyet, demokratik ulustur, barıştır, özgürlüktür bizim sevdamız. Bu fikirlerle yola çıktık ve HDP’yi kurduk. Herkesi bu mücadeleye davet ettik. Yeter ki barış, demokrasi olsun, bu ülkede insanlar aç yatmasın, yoksulluğa mahkum olmasın diye. Bunun adı radikal demokrasidir, barıştır, Türkiye’nin geleceğidir.

    “KÜRT MESELESİNDE ÇÖZÜM İSTİYORSANIZ TECRİDE SON VERİN”

    Bütün bu ülkede yaşanan sorunların kavşağında tecrit vardır. Türkiye’deki sorunların çözümü için Kürt meselesinde çözüm istiyorsanız bu tecride son vereceksiniz. Bu konunun muhatabı sayın Öcalan’dır. Bu ülkenin bütün vicdanlı insanları 2013-2015 arasında barışın mümkün olabileceğine, bir arada yaşanabileceğine tanıklık etti. Tüm bu yaşananlara rağmen Kürt meselesinin çözümü adına atılan o güçlü adıma rağmen bu iktidar karanlıklarda çökertme planı hazırlıyormuş. Çünkü tek dertleri savaştan, kandan beslenmek. Bu düşmanlığı, zulmü, şiddeti büyüterek iktidarda kalmanın yolunu yöntemini geliştiriyorlar. Buna son vermeliyiz. İşte o nedenden dolayı tecridi sonlandırmalıyız. Leyla Güven’in sesine şimdi ses katmalıyız. Eğer buna son vermezsek bu ülke çok daha büyük acılar yaşayacak, daha büyük krizlere sürüklenecek.

    “BARIŞIN SESİ MEYDANLARDA, SOKAKLARDA”

    Bu ülkede artık yargı bağımsızlığı tarafsızlığı yok. İnsan hakları ihlalinde dünya birincisi. Bu ülkede hukukun üstünlüğü yok. Devlet hukuku çiğniyor. Yasaları tanımıyor. AİHM’in Selahattin Demirtaş ile ilgili verdiği kararı yok sayıyor. Uydurma fezlekelerle, yalanlarla arkadaşlarımızı yargılıyorlar. Adalet mahkeme salonlarını terk etmiş. Biz sizin bu kararlarınız tanımıyoruz, tanımayacağız. Onların bir suçu yok, onların bir sevdası var. Ama siz yargıyı talimatlarla yöneterek suç işliyorsunuz. Biz diyoruz ki bu ülkeye adalet geldiğinde bu suçu işleyenleri mutlaka yargının önüne çıkartacağız. Bu adaletsizlik hüküm sürdükçe barışın yolu tıkalıdır. Dünyanın her yerinde saygınlıkla anılan ve barış mücadelesi yapan arkadaşlarımız yargılanıyor. Yüzlerce barış akademisyenini cezalandırıyorlar. Neden? Barışın sesi duyulmasın diye. Bu mümkün mü? İşte barışın sesi burada, meydanlarda, sokaklarda.

    “SURİYE’NİN GELECEĞİNE ORANIN HALKLARI KARAR VERECEK”

    Bugün Suriye’de, Afrin’de, Rojava’da ne yaptıkları ortada. Suriye’de de çözümsüzlük devam etsin diye Suriye’ye yönelik nefret söylemlerine devam ediyorlar. Afrin’de yaptıklarını Rojava’da da yapmaya çalışıyorlar. Biz diyoruz ki Suriye’nin geleceğine oranın halkları karar verecek. Suriye’den elini çek, Afrin’den alini çek diyoruz. Bizlerin mücadelesi Suriye’de barış içindir, Türkiye’de demokrasi, toplumsal barış içindir, bu zulüm sonlansın diye bu adaletsizlik bitsin diyedir.

    “KENTLERİMİZİ, HAYATLARIMIZI BUNLARIN ELİNDEN HEP BİRLİKTE KURTARACAĞIZ”

    Zulüm ve adaletsizlik her yerde. Her gün 6 işçi yaşamını yitiriyor. Bu sömürü düzeni devam etsin diye. Bu düzenden bu saray beslensin diye. Şimdi kalkmışlar çevreye duyarlı kentler var edeceklermiş. Bu kenti betonla kaplayıp yaşanmaz hale getiren kendileri değilmiş gibi sanki 16 yıldır ülkeyi bunlar yönetmiyormuş gibi çevreye duyarlı kentler var edeceklermiş. Kim inanır bunlara. Kadına yönelik şiddet devam ediyor. Kadın düşmanı iktidar her gün yeni nefret söylemleri üretiyor. Kentlerimizi, hayatlarımızı bunların elinden hep birlikte kurtaracağız.

    “BU MÜCADELEYE HERKESİ DAVET EDİYORUZ”

    Yerellerde halkımızı iktidara taşıyacağız. Sadece kayyumları geri almakla kalmayacağız, yerel demokrasiyi inşa edeceğiz. Yöneten biz üreten biz olacağız. Kayyumları süpürüp atmak yetmez. Bu AKP-MHP bloğunu Türkiye’nin her yerinde yok edeceğiz. Doğa talanına son vermek için mücadele edeceğiz. Bunu hep birlikte başaracağız. Yerellerde iktidara gelmek demek barışın yolunu açmak demek, tecridi kırmak demek. Sürgündeki tüm yoldaşlarımıza kavuşmak demek, bir başka Türkiye’yi hep birlikte var etmek demek. Bu rejimden bu ülkeyi kurtarmak için 31 Mart çok önemlidir. Her şeyi tekleştiren bu zihniyete karşı tüm farklılıklarımızla birlikte buradayız, varız var olacağız demektir. Mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu mücadeleye herkesi davet ediyoruz.

    HDP Ağrı Miletvekili Dilan Dirayet Taşdemir ise konuşmasını Kürtçe yaptı. Taşdemir Leyla Güven’in talebinin haklı olduğunu ve PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması gerektiğini dile getirdi.

    Ardından MKM sanatçısı Nurcan Değirmenci türküler seslendirdi.

    “HAKİKATİN GERÇEKLEŞMESİ ENGELLENEMEZ”

    HDK Eş Genel Sözcüsü Sedat Şenoğlu da yaptığı konuşmada şunları kaydetti:

    “Pir Sultan yüzyıllar önce dedi ki ‘dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.’ İşte Leyla Güvenlerin yolu böyle bir yol. Geri dönülmez, boyun eğilmez bir yol. Bu yol engellenemez. Hakikatin gerçekleşmesi engellenemez. Canlarını eşitlik, demokrasi, özgürlük için hiç tereddütsüz ortaya koydular. Bundan daha iradeli, büyük, insani, vicdani, devrimci bir yol var mı yok. Bundan daha büyük erdemli, özgürlük yolunu açan bir irade var mı. Yok. O zaman onların takipçisi olacağız.

    Onlar diyorlar ki ‘Kürt sorunu demokratik barışçıl bir şekilde çözülsün, halklar arasındaki düşmanlık son bulsun, katliamlar son bulsun. Halklar binlerce yıl birlikte yaşadı bu devam etsin. Faşist yasaklar ortadan kaldırılsın, demokratik siyasetin önü açılsın, demokratik bir cumhuriyet kurulsun.’ Bundan daha meşru bir talep var mı? Yok.

    “EKMEK, SU KADAR ADALETE, ÖZGÜRLÜĞE İHTİYACIMIZ VAR”

    O zaman biz bu yola gönlümüzü koymamız lazım. Bunun için tereddüt göstermememiz lazım. Yol uzun ama geri dönülmez bir yoldur. Leyla Güvenlerin canına can katmamız lazım. Canımızı, irademizi onların yanına koymamız lazım. Dayanışmamızla, direnişimizle, irademizle yapmamız lazım. Bunu başaralım ki o zaman İmralı’dan halkların baharı Newroz’a bir yol açılsın. Bunu başaracağız. Çünkü buna inanıyoruz. Ekmek kadar su kadar adalete, özgürlüğe ihtiyacımız var ve bunun anahtarı İmralı’da.

    Mitinge Leyla Güven canlı bağlandı.  Güven “Hepinizi Amed zindanlarının direniş ruhuyla selamlıyorum. Yürüttüğümüz mücadelede, gösterdiğiniz dirençlilik için hepinize saygılarımı ve sevgilerimi iletmek istiyorum. İyi ki varsınız. Yaşasın halkların kardeşliği” diye konuştu.

    Miting halaylarla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDP’nin ‘Emek, barış ve adalet’ mitingi başladı

    HDP’nin ‘Emek, barış ve adalet’ mitingi başladı

    PİRHA-HDP’nin Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda düzenlediği “Emek, barış ve adalet” mitingi yoğun bir katılımla başladı. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) bugün İstanbul Bakırköy’de “Emek, barış ve adalet mitingi” düzenledi. Tecridin kaldırılması için HDP Milletvekili Leyla Güven’in başlattığı ve tüm cezaevlerine yayılan açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen mitinge HDP milletvekilleri Zeynel Özen, Saruhan Oluç, Oya Ersoy, Dilşad Canbaz, Hüda Kaya, Ali Kenanoğlu, Garo Paylan, Gülistan Kılıç Koçyiğit ve ESP, SYKP, SMF, SODAP, HDK, Mücadele Birliği, Kaldıraç, Yeşiller ve Sol Gelecek Parti temsilcilerinin yanında binlerce kişi katıldı.

    Mitingin yapılacağı alana insanlar üst araması yapılarak bırakıldı.

    Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda yapılan mitingde “Leyla Güven haklıdır, mutlak tecrit kalkmalıdır”, “Örgütlen, özgürleş sömürgeciliği parçala”, “Yaşasın işçilerin birliği halkların kardeşliği”, “Barışa tecrit uygulanamaz”, “Tecridi kır faşizmi parçala” pankartları açıldı.

    Mitingde Kürtçe ve Türkçe olarak iki dilli sunum yapıldı.

    Açlık grevinin 88’inci gününde olan HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in mitinge canlı bağlantı ile bağlanması bekleniyor.

    Miting devam ediyor…

    PİRHA/İSTANBUL