Etiket: bakırtepe maden

  • Sivas’ta Bakırtepe Ziyareti, maden tehlikesi altında!-VİDEO

    Sivas’ta Bakırtepe Ziyareti, maden tehlikesi altında!-VİDEO

    PİRHA-Kangal’ın Bakırtepe olarak bilinen kutsal mekanı, maden sahası içinde bulunduğu için risk taşıyor. Sivas Çevre Platformu kurucusu üyesi Hüsnü Engin, “Böyle giderse Bakırtepe denilen bir yer kalmayacak” diyerek, maden sahasının kapatılmasını istedi.

    Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Bakırtepe Ziyareti maden sahası içerisinde olduğu için risk oluşturuyor. Yüksek bir alanda bulunan Bakırtepe Ziyareti’ndeki kuyudan çıkan suyu kutsal kabul eden insanların uğrak yeri olan yer, oluşan tozlardan ve patlatılan dinamitlerden dolayı tehdit altında.

    Sivas Çevre Platformu Kurucu Üyesi Hüsnü Engin, maden firmasının çalıştığı alanda Çetinkaya köyüne içme suyu sağlandığını, dinamit patlamasından etkilendiği için kesilebileceğini söyledi.

    İnsanların yılın belli aylarında buralara gelerek adak adadığı, dilek dilediği Bakırtepe’nin çevresinde madenlerin çıkarıldığı, kutsal mekana zarar verdiğini ifade eden Engin, ziyaretle ilgili olarak şunları söyledi:

    “Bakırtepe bir ziyaretgah. Çevrede bulunan Kınalar, Eğricek, Demiriz, Kalkım, Elkondu köyleri ayrım yapmadan yılın belli aylarında buralara gelerek adak adar, dilek diliyor. Şimdi bu ziyaret alanının altı oyuluyor. Bilirkişi raporuna göre ziyaret alanına hiçbir şekilde zarar verilmeyecekti. Şirket buraya tel örgü çekeceğini söylemişti ama hiçbir şekilde tel örgü çekilmemiş. Olabilecek sorunları inkar ediyorlar. Böyle giderse Bakırtepe denilen bir yer kalmayacak.”

    Kamber YILDIZ/KANGAL-SİVAS

  • Maden şirketleri köylülere yaşamı dar ediyor; Eğricek köyü toprak altında kalabilir-VİDEO

    Maden şirketleri köylülere yaşamı dar ediyor; Eğricek köyü toprak altında kalabilir-VİDEO

    PİRHA-Sivas’ta maden faaliyetlerinin artmasıyla birlikte mera alanlarının daraldığını, dinamitlerin patlatıldığını ve siyanürün doğaya zarar verdiğini söyleyen Eğricek (Küllük)köylüleri, maden firmasının durdurulmasını istedi. Sivas Çevre Platformu Kurucu üyesi Hüsnü Engin bu şekilde devam ederse bir İliç tehlikesiyle karşı karşıya kalacağız” dedi. Maden çalışmasının yaşamı olumsuz etkilemesiyle birlikte köylüler göç etmek zorunda kalıyor. 

    Sivas’ın Kangal ilçesinde maden sahalarının artış göstermesi nedeniyle birçok yerleşim alanı tehdit altında. Bölgede çıkarılan demir, krom, altın, mermer ocaklarının sayısındaki artış çevre köylerde risk oluşturmaya başladı. Özellikle Kangal’ın Eğricek (Küllük) köyü, Kangal Tekke, Kalkımlı köylerinin maden sahasına yakın olması hem yaşam alanlarını hem de yabani hayatı, doğayı, içme sularını tehdit ediyor.

    Eğricek köyü sakinleri Bakırtepe dedikleri alanda çıkarılan altın madeninin siyanürle ayrıştırılmasından dolayı toprağa sızdığını ve derelere akarak barajlara, denizlere karıştığını ifade ettiler.

    “BİR İLİÇ DE BURADA DURUYOR, KÖY TOPRAK ALTINDA KALABİLİR”

    Sivas Çevre Platformu Kurucu Üyesi Hüsnü Engin, civardaki en riskli köyün Eğricek olduğunu, olası bir taşkınlıkta veya depremde köyün tehlikeyle karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Engin, çevreden yaptığı tespitleri şu şekilde anlattı:

    “Bir İliç daha burada duruyor. 30-40 yıllık maden mühendislerinin yaptığı tespitlere göre bu köyün kurtuluşunun olmadığı söylendi. Ya bir deprem sarsıntısında ya yağmur yağma durumunda ya da dinamitlerin patlatılma esnasında yumuşak toprak gevşeyip köyün içine kadar gelebilecek. Böyle olursa köy toprak altında kalacak. Burada yapılabilecek bir önlem yok, 3 milyon ağırlığında bir toprak kütlesi var. Bu bölgenin en sorunlu köyü Eğricek köyüdür. Bu bölgede mera alanları satın alındığı ve siyanürle maden yıkandığı için hayvancılık da yapılmamaya başlandı.”

    “ANAGOLD ŞİRKETİYLE YAŞANAN MADEN FACİASI BİZİM BAŞIMIZI DA GELECEK”

    Eğricek köyü muhtarı Şahin Eren Özkan, maden şirketinin köylerine çok yakın olduğu için risk altında olduğunu belirterek, “Anagold şirketiyle yaşanan maden faciasının bizim başımıza geleceğini çok iyi biliyoruz. Burada toprak kayması olsa köyümüze 500 metre küçük dereden gelen sular bizim buradaki ana çaya bağlanıyor. Kalkımlı kaplıcası bizim dağın arka tarafında siyanür suyuna 1 km. aşağı mesafede. Hayvancılıkla uğraşan bir köyde 1500 metrekare alanı maden firması aldı. Bu köy hayvancılıkla geçimini sağlıyor” diye konuştu.

    “BOSTANALRIMIZDAN EKİN ALAMIYORUZ, MAĞDURUZ”

    Eğricek köyünden İbrahim Gencer, hava kirliliğinden ve dinamitlerden oluşan patlamaların kendilerine zarar verdiğini söyleyerek, “Mahkeme durdurduğu halde yine çalışmaya devam ediyorlar. Çamaşırlarımızı seremiyoruz, yemek yiyemiyoruz. Bostanlarımızdan ekin alamıyoruz. Ürünlerimizden bire 10 alırken şimdi bire 5 alıyoruz. Meralarımıza el koyarak hazineye çevirdiler. Mağduruz” dedi.

    “İNCELEME YAPILDIKTAN SONRA DİNAMİTİN ŞİDDETİNİ TEKRAR ARTIYORLAR”

    Köyden maden firmasını şikayet eden tek kişi olduğunu söyleyen Hüseyin Aydoğmuş ise şunları söyledi:

    “Camlarımız kırıldığı için evlerimiz de çatladığı için şikayet ettim. Buraya bir ekip gelip ölçüm yapıp test ettiler. O esnada maden firmasına dinamit patlatılabilir diye rapor verdiler o esnada hiçbir dinamit patlatılması bize etki etmedi. Ekip giderken siz gittikten sonra yine sarsıntı olacak dedim. Onlar da bana bizim bundan başka yapacağımız bir şey yok, dedi. Madenlerde patlatılan dinamitlerden dolayı burada 6 nokta değerinde sarsıntı oluyor. Bazı evlerimizin camları kırık, duvarlarında çatlama var. Bu sorun sadece bizim köyde değil çevre köylerde de aynı sorun var.”

    “MADENDEN ÖNCE SUYUMUZ DAHA BOL AKIYORDU”

    Eğricek köyünden Nazlı Yıldırım ise maden şirketlerinin patlatmış oldukları dinamitlerin suya etki ettiğini ve azaldığını söyleyerek, “Sularımız kirli aktığı için çamaşırımız bulaşığımız temiz olmuyor. Ne bir su içebildik, ne duş alabildik. Yemek yapamadık. Çileden başka hiçbir şeyimiz yoktur. Madenden önce suyumuz bol akıyordu. Köyde iki üç aileden başka kimse hayvancılık yapamıyor. Eskiden arazilerimiz de vardı, suyumuz da boldu. Hiçbir sorumlu bizim sorunumuzla ilgilenmiyor, sahip de çıkmıyorlar. Bu maden firması burada çalıştığı sürece sorun devam edecek” dedi.

    “62 SENEDİR HASAR GÖRMEYEN EV MADENDEN SONRA ÇATLAMAYA BAŞLADI”

    Tamam Karabulut da evlerinin çatlak olmasından şikayetçi olduğunun ifade ederek, “Bizim evimiz 62 senelik. Hiçbir yıkım olmadı. Bu maden şirketi buraya geldiğinden beri evimiz çatlamaya başladı. Korkuyoruz ev başımıza yıkılacak artık” diye belirtti.

    İbrahim Aydoğmuş, “Önceden köyümüzde 3000 küçükbaş koyun, 300 tane de büyükbaş hayvan vardı. Madenden sonra bu sayı düştü ve birçok kişi göç etmek zorunda kaldı” dedi.

    “MADENLERDEN DOLAYI İNSANLAR ÖLÜME TERK EDİLDİ, GÖÇE ZORLANDI”

    Madenlerin köydeki göçü hızlandırdığına işaret eden CHP Genel Meclis Üyesi Yılmaz Dönmez ise şunları kaydetti:

    “Bu köylerde artık genç insan kalmadı. 50-60 yaşlarında emekli olan insanlar buraya gelip nefes almak istiyor ama madenden çıkan toz, dinamitlerin patlatılması, siyanür insanları mahvediyor. Hem bir yurttaş olarak hem de CHP Genel Meclis Üyesi olarak bu madene karşıyız. Bu madenlerden dolayı insanlar göz göre göre ölüme terk ediliyor, gurbete göç etmek durumunda kalıyor. Madenlerden elde edilen para büyük şirketlere gidiyor ama köylülerin mağduriyetleri karşılanmıyor. Bu sorun sadece Eğricek köyünün sorunu değil çevrede bulunan bütün köylülerin sorundur, toplumsal bir sorundur. Bu havzalardaki siyanürlü su derelerden akıp denizlere karışıyor. Biz bilhassa madenlere özellikle altın madenine karşıyız:”

    Kamber YILDIZ/SİVAS-KANGAL

     

  • Yeraltındaki madenler için, Alevilerin hayatını yok sayıyorlar – VİDEO

    Yeraltındaki madenler için, Alevilerin hayatını yok sayıyorlar – VİDEO

    PİRHA- Alevilerin yaşadığı Sivas Kangal’a bağlı köylerdeki demir ve altın madeni çalışmaları hayatı olumsuz etkiliyor. Çalışmalar insan sağlığını olumsuz etkilerken burada yaşayan binlerce Alevi yurttaşın yaşam alanlarının ellerinden alınıp zorla göçe zorlanmasına neden oluyor.

    Sivas Kangal’a bağlı Alevi yurttaşların yaşadığı köylerde 1950’li yılların başında başlayan demir madeni çalışmaları arada dursa da bugüne kadar devam etmiş. Bugün de Bakırtepe’de çalışmalarını sürdüren şirket, köylülerin yaşam alanlarının yanı sıra Alevilerin kutsal mekanlarını da tahrip etti.

    2014 yılından itibaren başlatılan siyanürle altın madeni aramaları ile birlikte bölgede daha büyük sorunlar ortaya çıkmaya başladı. En büyük sorun ise içme su sıkıntı. Yurttaşlar derelerdeki sularının kurumasından dolayı mağdur oldular. Siyanürle altın aramadan  dolayı sağlık sorunlarının arttığı bu köylerde kanser vakalarının yaşandığı iddia ediliyor.

    Bakırtepe’de yapılan Demir Madeni ve Altın maden aramalarından Davutoğlu, Pınargözü, Elkondu, Eğricek, Ğıdonun köyü ve buralara bağlı bir çok mezra da içme suyu başta olmak üzere derelerdeki suyu da kurutarak tarımcılığa büyük zararlar vurdu. Bölgede yaşayan yurttaşlar konuya ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “ÇEŞMELERDEN ZEHİRLİ SU AKIYOR”

    Davutoğlu köyünde yaşayan Hüsniye Geyik, “Susuzluktan ağaçlarımız kurudu. Çeşmelerden akan suyu kullanamıyoruz zehirli diyorlar. Su konusunda çok perişanız. Gidip dereden alıyoruz suyumuzu. Arabamız yok her gün Kangal’a gidip getiremiyoruz. Ağaçlar hep kurumuş, bostan ektim kurumuş. Bizim halimiz ne olacak böyle” dedi.

    “TOPRAKLARIMIZI TERK ETMEYECEĞİZ”

    Asiye Geyik ise “20 yıldır bu sorunları yaşıyoruz. Bugün de sorunlarımız daha da artı. Bostanımız, ağaçlarımız kuruyor. Maden kurulunca daha çok etkisini gördük. İnsanlara, doğaya zararı büyük. Bence bu madenin olmaması gerekiyor. Su olmayınca yaşam olmaz, bizi buralardan göndermek istiyorlar. Biz topraklarımızı bırakıp gitmek istemiyoruz. Ana toprağını, ata toprağını terk edip gitmeyeceğiz” diye ifade etti.

    “DEREDEN İÇME SUYU ALIYORUZ”

    Evlerinden uzak derenin içine çekilen borudan akan suyu alıp içtiklerini ifade eden Gülseher Geyik, “Musluklardan içme suyumuz akmıyor. Dereden içme suyu alıyoruz, su çok az akıyor. Bunu bekliyor doldurup götürüyoruz. Maden için sondaj vura vura suyumuzun hepsi gitti. Su getirsinler, derdimize çare bulsunlar. Yetkililer de biliyor suyumuz yok, susuzuz. Halimiz göz önünde” ifadelerini kullandı.

    “KUTSAL MEKANLARIMIZ TAHRİP EDİLDİ”

    “Bölgede bulunan Aleviler için kutsal olan bir çok ziyaret ve dergahlarımız tahrip edildi” diyen Hüsnü Engin şöyle konuştu:

    “Bu bölgede yerin altında demir, krom, altın madeni var. Yerin üstünde de Aleviler var. Her ikisine de devletin, sermayenin, bu düzenin bakış açısı belli. Buranın diğer yerlerden farklarından biri diğer yerlerde çevreci görünenler; Cerattepe’de güya halkın avukatlığını yapan Metin Feyzioğlu burada şirketin avukatlığını yapıyor. Biz bunlara karşı da mücadele ediyoruz. Sesimiz duyulmuyor belki ama çok büyük sıkıntılarımız var.”

    “MERA ALANLARIMIZ KAPATILDI”

    Eğricek Köyü’nde yaşayan Şahin Özkan, “600 m yukarımızda ocaklar var, siyanür havuzları var. Dinamit patlatıyorlar, evlerimizin duvarlarında yarıklar var. Araçlar geçiyor toz bulutu oluyor. Bin 300 dönüm mera alanımız kapalı, hayvan gidemiyor. Hayvanlar ekili tarlalarda otlanmak zorunda kalıyor. Böyle giderse köylüler gider. Yetkililer köylerin şikayetlerini dinlesin. Her köyden ileri gelenleri alsın dinlesinler birebir” dedi.

    “DOĞAMIZ TAHRİP EDİLDİ”

    “Köyümüzde yapılan Bakırtepe altın madeni, 2014’te faaliyet gösterdiğinden itibaren bize verdiği birçok zararı var” diyen Elkondu Köy Muhtarı Ali Mermer, “Doğamız tahrip edildi. Meralarımız elimizden alındı. Hayvancılığa zarar veriliyor. Tarımda verim düşüklüğü meydana geldi. Köyümüzde, evimizde, yollarımızda toz dumandan gidemiyoruz. Hayvancılık yapılamıyor. Hayvanların sayısı her geçen gün düşüyor. Siyanürle altın çıkarılmasından dolayı doğaya, hayvana verilen zarardan dolayı insanlar tarımı, hayvancılığı bırakıp göç etmek zorunda kalıyor. Vurulan sondajlardan dolayı yer altı sularımız kurudu. Köyümüzde içme suyumuz yok” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL/Hüseyin Yaşar SEZGİN

    SİVAS