PİRHA- 36. Pir Sultan Abdal Anma etkinlikleri kapsamında ‘Aleviliğin bugünü ve geleceği’ konulu panel yapıldı.
Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde gerçekleştirilen 36. Geleneksel Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri’nin son gününde “Aleviliğin bugünü ve geleceği” konulu panel yapıldı.
Gazeteci-Yazar Kelime Ata’nın moderatörlüğünü yaptığı panelde, 2 Temmuz Vakfı kurucu Başkanı Murtaza Demir’i andı.
“TARİH BOYUNCA BÜYÜK EZİYETLER ÇEKTİK”
Alevilerin Türkiye’de yaşadıklarına ilişkin konuşan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Tarih boyunca hep iyi ve kötü savaşmıştır. Zalimle mazlumun savaşı hep olmuştur. Tarih boyunca büyük eziyetler çektik. Katliamlara maruz kaldık. Yetmedi astılar, sürdüler. Bir inancı tümden yok etmek için büyük operasyonlar yaptılar. Bizi katletmekle, sürmekle baş edemeyeceklerini anlayanlar inancımızı hedef aldılar. Soykırımlardan bahsederken sadece öldürmekten bahsedilmez. Bir inancı yok ederek de bir topluma soykırım uygularsınız. Asimile etmek birinci silahları. Yıllardır okullarda çocuklarımıza din dersi veriyorlar yetmedi, köylerimize cami yaptılar. Bugün bizi bizle asimile etmeye çalışıyor. Devletin Aleviliğini yaratmayı hedefliyorlar. Kültür Bakanlığı çatısı altında bir başkanlık oluşturdular. Köy köy gezerek loklamalarımızla yaptığımız cemevlerimizi ele geçirmeye çalışıyorlar. Bizim onlara teslim olmamızı bekliyorlar. Pirimiz teslim olmadıysa asla teslim olmayız”dedi.
“ALEVİLİK BÜYÜK BİR KUŞATMA ALTINDA”
“Gençlerimizi zehirlemeye çalışıyorlar” diyen Cuma Erçe şunları ekledi:
“Kutsallarımıza maden ocakları yapıyorlar. Madımak katillerini serbest bırakıyorlar. İtiraz eden gençlerimizi içeri atıyorlar. Bize kardeşim diyenler bizim çocuklarımıza zorla başka bir din öğretiyorlar. Alevilik büyük bir kuşatma altında.”
“50 BİNİN ÜZERİNDE ALEVİ KATLEDİLDİ”
Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür Ve Eğitim Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Aslan ise Suriye’de Alevilerin katledilmesine ilişkin konuşarak şunları kaydetti:
“Suriye meselesi 2011 yılında çıktı. Suriye’de iç savaş oldu. Yaklaşık 1 milyon insan bu savaş nedeniyle öldü. Dünya, Sovyet’lerin yıkılmasının ardından tek kutuplu dünyaya dönüşüyor. Taliban gibi gruplar, yeşil kuşak projesinde Amerika’nın beslediği gruplar oldu. 2024 yılının Aralık ayında Esad Rejimi yıkıldı. Aleviler Esad döneminde de ikinci sınıf vatandaş olmuştur. HTŞ egemenliği eline aldığında bize güvenin dediler ama öyle olmadı. 50 binin üzerinde Alevi katledildi. 8 aylık süre kadın, çocuk binlerce Alevi katledildi. Aleviler uyanık olmak zorunda. Alevilik güçlü, örgütlü bir mücadele edemektir. Bizim en büyük talebimiz eşit yurttaşlık talebidir. Talebimiz devletin laik olmasıdır. Diyanet’in kapatılmasını istiyoruz aynı zamanda Alevi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kapatılmasını istiyoruz. Bizim Alevi Diyanet’ine ihtiyacımız yok.”
PİRHA- 36. Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri kapsamında Banaz’da gençlik buluşması gerçekleştirildi.
Sivas’ın Yıldızeli İlçesine bağlı Banaz Köyünde düzenlenen 36. Geleneksel Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri’nin ilk gününde gençlik buluşması yapıldı.
Buluşmanın açılışında Hakan Erol Dede, Birkan Sağlam ve Hüseyin Güngör, deyişler seslendirdi.
Yapılan sohbette, Alevi gençlerinin ortak sorunları gündeme getirilerek, çözüm önerileri üzerine fikirler paylaşıldı.
PİRHA- Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri, Pir Sultan Abdal Anıtı’na yapılan yürüyüş ile başladı.
Aleviler, 36. Geleneksel Pir Sultan Abdal’ı Anma Etkinlikleri kapsamında Pir Sultan Abdal Anıtı’na yürüyüş düzenledi. Birçok ilden Banaz’a gelen Aleviler, deyişler okuyarak yürüdü. Anıtın önünde kaybedilen canlar anısına saygı duruşunda bulunulurken deyişler okundu.
PİRHA- Hem çiçekleriyle, hem kokularıyla hem de hastalıklara iyi geldikleri için sarı çiçek’ (altın otu) ve ‘sarı kantaron’ çiçeği yaz aylarının vaz geçilmez çiçekleri. İnsanlar bu çiçekleri yaylalardan, dağ eteklerinden toplayarak sağlıkları için de faydalanıyorlar.
Papatyagiller familyasının ‘helichrysum’ cinsini oluşturan bitki türlerine Türkiye’de ‘ölmez çiçek’ ya da ‘altın otu’ denir. Çok yıllık olan bu bitkilerin çiçekleri genel olarak sarı renkli olup, güzel kokuludur.
Helichrysum cinsinin bütün dünyada 600, Türkiye’de ise 24 türü tespit edilmiş. Helichrysum çiçekleri kuruduktan sonra da şeklini ve rengini uzun süre bozulmadan korumaktadır. Bu nedenle kurutulmuş çiçek ve yayla çiçeği olarak adlandırılır.
Sivas’ta da sarı çiçek’ (altın otu) ve ‘sarı kantaron’ çiçeği yaz aylarında oldukça yaygın olarak yetişiyor.
Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde yaşayan Serap Şimşek, dağ eteklerinden topladıkları çiçeklere ilişkin PİRHA‘ya konuştu.
Şimşek, “Sarı kantaron, bizim dağların yamaçlarında yetişiyor. Genelde Temmuz aylarında oluyor. Ağustos ayının ortasına kadar toplanıyor. Kantaron yağı özellikle yaralara ve prostat hastalarına, eklem ve romatizma ağrılarına iyi geldiği söyleniyor. Altın otu da daha sarı çiçek haline dönüşecek. Temmuz, ağustos aylarında toplanıyor. Kadın hastalıklarına iyi geldiği söylenir” diye konuştu.
PİRHA –33’üncü Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde yoğun yağmura karşın yapıldı. Etkinlikte Kutsal Evcimen Ceylan Gaygusuz sahne aldı.
Pir Sultan Abdal, doğum yeri olan Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde 33’üncü ‘Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri’ düzenlendi.
Etkinliğin ilk gününde konuşmalar yapılıp ve sanatçılar deyişler okurken, ikinci gününde yoğun yağmur yağışı yaşandı, Sanatçı Kutsal Evcimen ve Ceylan Gaygusuz etkinlik kapsamında sahne alırken, yurttaşlar semah döndü.
PİRHA – İki gün sürecek olan 33’üncü Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde başladı.
Pir Sultan Abdal, doğum yeri olan Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde etkinliklerle anılmaya başlandı.
Sabah saat 10’da saygı duruşu ile başlanan anmada ilk olarak Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı Başkanı Özer Demir konuşmasını gerçekleştirdi. Demir’in ardından Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Sekreteri İsmail Ateş ve Banaz Köy Muhtarı İsmail Doğan, kısa konuşmalar ile Pir Sultan Abdal’ı andı. Konuşmalar ardından, Sivas Katliamından sağ kurtulanlar, semah döndü.
Etkinliklere halkın ilgisi yoğun olurken, alana “Bozuk düzende sağlam çark olmaz. Eşit yurttaşlık hakkı anayasal güvence altına alınmalıdır” pankartları da asıldı.
Birçok sanatçının sahne alacağı Banaz etkinliklerinde ilk olarak Aşık Divane, deyişlerini seslendirdi.
PİRHA – Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gezi’ye katılan ve Gezi’yi sahiplenen halka hakaret etmesine tepki gösterdi. “Tüm kadınların müdahil olup suç duyurusunda bulunması lazım. Çünkü çok aşağılayıcı bir sözcük” diyen Kamilağaoğlu, 25 Haziran’da başlayacak Sivas’ın Banaz köyünde yapılacak anmaya katılım çağrısı yaptı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Gezi protestolarının dokuzuncu yıldönümünde halka dönük hakaretlerine tepkiler sürüyor.
“ERDOĞAN’IN OKUMADAN SÖYLEDİĞİ SÖZLERDİ ONLAR”
AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Çürük, s..tük” sözlerini “Aslında çok büyük bir talihsizlik” sözleriyle eleştirerek, tüm kadınları suç duyurusunda bulunmaya çağırdı. Kamilağaoğlu, iktidarın Gezi eylemleri nedeniyle korku içerisine girdiğini ifade ederek şunları söyledi:
“Bir ülkenin Cumhurbaşkanı olacaksın, bir ülkenin kadınıyla, erkeğiyle o toplumun her bir bireyini kucaklayacaksın, arkasından da kalkıp o toplumun çoğunluğunu oluşturan kadınlara karşı o sözcüğü kullanacaksın! Aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın o sözcüğü kullanmasının altında yatan neden Gezi eylemleriydi. 2013 yılında tüm Türkiye’ye yayılan eylemlerdi. Bu eylemler içerisinde herkes vardı. Kadını, erkeği, genci, yaşlısı… Gezi eylemleri iktidarı çok fazlasıyla sarsıp korkuttu. Aslında Erdoğan’ın spontane olarak, yani okumadan söylediği sözlerdi onlar. Kabul edilir hiçbir yanı yok. Türkiye’de özellikle Pir Sultan Abdal Derneği’nin kadın örgütlenmesi suç duyurusunda bulundu. Diğer feminist gruplar da aynı şekilde suç duyurusunda bulundu. Yani kim olursa olsun, ister siyasi yapısı olsun ister olmasın tüm kadınların müdahil olup suç duyurusunda bulunması lazım. Çünkü çok aşağılayıcı bir sözcük.”
“ARTIK OK YAYDAN ÇIKTI”
AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, iktidarın kitlesel eylemlere tahammül edemediğini ifade ederek, 25-26 Haziran’da Sivas’ın Banaz köyünde yapılacak anma etkinliklerine de değindi. Bu yıl yapılacak program için tüm Alevi kurumlarının ortak toplantı düzenlediklerini ifade eden Kamilağaoğlu, Banaz’ın önemine vurgu yaparak şu çağrıda bulundu:
“Önümüzdeki 2 Temmuz ile ilgili bir yol haritası da çıkacak. Banaz çok önemli. Banaz eşittir Pir Sultan demek. Banaz direniş, paylaşım, kültür demek. Yani Banaz’da yapılan her türlü festival, etkinlik bir açılım getiriyor aslında. Ülkenin Alevisi, Sünnisi, sol-sosyalist hareketleriyle devasa etkinliklerin yapıldığı, deyişlerin okunduğu, türkülerin söylendiği, kitap tanıtımlarının yapıldığı, şiirlerin okunduğu bir kültür festivali. Onun için son derece önemli. Alevi inancında Pir Sultan’ın farklı bir yeri var. Direnişi, karşı koymayı simgeliyor. Onun için bu festivallerin orada yapılması son derece önemli. Benim de Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı olarak çağrım; herkesin orada olması lazım. Biz sayısal olarak ne kadar çoğalırsak o kadar amacına ulaşmış olur. Artık ok yaydan çıktı gibi. İnsanlar Türkiye’de de bu korku duvarını aşmış durumda. O nedenle Banaz’ı sahiplenmek lazım. Orada olmak, ortaklaştırmak lazım diye düşünüyorum.”
PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Sekreteri Özgür Kaplan, 25-26 Haziran’da Banaz Köyünde yapılacak Pir Sultan Abdal Anma Etkinliklerine dair konuştu. Kaplan, “2 Temmuz Katliamı da, Pir Sultan Abdal’ın anmalarına tahammül gösteremeyenler tarafından işlenmiş bir katliamdır. Orada aslında ateşe verilmek istenen Alevi hafızasıydı. Bizi korkutarak geri adım attırmak amacı vardı. Biz bunu kabul etmedik ve etmeyeceğiz” dedi.
Uzun bir aranın ardından 33. Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri 25-26 Haziran’da Sivas’ın Yıldızeli ilçesi Banaz köyünde yapılacak. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ile Pir Vakfı öncülüğünde yapılacak anmaya Alevi Bektaşi Federasyonu’ndan da destek geldi.
Anma etkinliğine ilişkin PİRHA’ya konuşan ABF Genel Sekreteri Özgür Kaplan, son yıllarda pandemiden kaynaklı program yürütülemediğinin altını çizdi. Kaplan, Banaz köyünün Aleviler için önemli bir bölge olduğunu belirterek şunları dile getirdi:
“Pir Sultan Abdal’ın direnişi, haksızlığa karşı boyun eğmeme sembolü olarak Banaz, çok önemli bir mekandır. Her şeyden önce sembolik bir yerdir. Çünkü Pir Sultan Abdal, yoksul Anadolu Alevilerinin, halkların ortaklaşa söylediği en büyük özgürlük türküsüdür diyebiliriz. Pir Sultan Abdal, aslında yüzlerce yıldır bitmeyen bir direniş türküsüdür. Osmanlı’nın dizlerini titretmiş bir halk önderidir. Sadece deyiş söyleyip bağlama çaldığı, şiir yazdığı için idama yürüyen biri değildir. Elbette ki o dönem onlarca değerli ozanımız vardı ancak Pir Sultan Abdal’ın Osmanlı Sarayı ve o dönemin erk yöneticileri tarafından tehdit olarak algılanıp hedef görülmesindeki nedeni halkı bilinçlendirmesi ve aydınlatmasıydı. Bundan kaynaklı hedef gösterilmişti. Bugün de kaynaklara baktığımızda idam gerekçesi olarak dönemin sarayının idam gerekçesinde ‘İslam’a karşı şirk koşmak, halkı örgütlemek, saraya karşı ayaklandırmak’ gibi gerekçeler konulmuş. Bu anlamı ile biz, Pir Sultan Abdal’ı da Şah Kalender Çelebi’yi de anmaktan ve onların anılarını, değerlerini yaşatmaktan geri adım atmıyoruz. Örgütlülüğümüzün varlık nedenlerinden biri de zaten budur.”
“ALEVİ HAFIZASINI YOK ETME HEDEFİ VARDI”
ABF Genel Sekreteri Özgür Kaplan, Banaz anmasında aynı zamanda Sivas Katliamı’nı yapanlara karşı da bir duruş sergilendiğini söyledi. Kaplan, “Hem 2 Temmuz’da katledilen canlarımızı hem de Pir Sultan Abdal’ı anmaya en üst seviyeden devam edeceğiz” diyerek şöyle devam etti:
“Tarihten beslenmek ve günümüzü örgütleyip geleceğe taşımak gibi de bir görevimiz var. Bu direniş gerçekliğinin daha da anlaşılabilir ve somut bir şekilde öne çıkartılması için çalışma yürütüyoruz. Banaz anmaları da bu anlamıyla en somut ve rafine durumdur. Banaz anmalarını bu yıl Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi ve 2 Temmuz Vakfı birlikte organize ediyor. Bu iki kurumun yan yana gelmiş olması da anlamlıdır. Birlikte iş tutulması değerlidir. Bu anlamıyla örgüt olarak orada olup katkı sunacağız. 2 Temmuz Katliamı da Pir Sultan Abdal’ın anmalarına tahammül gösteremeyen devletin aklı tarafından işlenmiş bir cinayet, katliamdır. Orada aslında somut anlamda Koray Kaya, Hasret Gültekin, Nesimi Çimen, İnci Türk gibi canlarımız bedenen ateşe verilmiş olsa da aslında ateşe verilmek istenen Alevi hafızası. Direniş gerçeği ateşe verilerek yok edilmek gibi bir hedef vardı. Bizi hafızasızlaştırmak ve korkutarak geri adım attırmak amacı vardı. Biz bunu kabul etmedik ve etmeyeceğiz.”
PİRHA – Alevi örgütlerinde uzun yıllar emek harcayan Emel Uzman, “Bu geniş ve hepimizin sığabileceği bir yol. Daha çok da sevgi yolu. Onun için de herkesi kucaklamak lazım” diyerek Alevi inancı ile nasıl bütünleştiğini PİRHA’ya anlattı.
Haberin videosu
Uzun yıllardır Alevi örgütlerinde hak mücadelesi yürüten Ordulu Emel Uzman, yola nasıl gönül verdiğini ve Alevi felsefesine bakışını tanımladı.
“PSAKD’NİN İLK ÜYELERİNDEN BİRİSİYİM”
“Alevilik bu ülkede yaşayan inançsal yoğun baskı altında olan birçok insana yakın bir dünya” diyen Uzman, şimdi Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı’nda Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yürütüyor. Sivas Katliamı’nın ardından daha çok sorumluluk aldığını söyleyen Emel Uzman, kendi penceresinden gördüğü Aleviliği şu sözlerle anlattı:
“1988 yılında Pir Sultan Abdal’ın köyü olan Banazlıların bir derneği vardı. Ancak o derneğe sadece Banazlılar alınıyordu. Ben, çok daha önceden Pir Sultan’ın deyişlerini bilen birisiydim ve arkadaşlarımla birlikte Pir Sultan’ın sadece o köye sıkıştırılmasının doğru olmadığını düşündük. Ardından tüzük değişikliği önerisinde bulunduk. 1990 yılında ise değişiklik gerçekleşti ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği herkese açılmış oldu. Derneğin ilk üyelerinden birisiyim. Pir Sultan Abdal deyişleri geleneksel olarak sol harekete yakındır. Oradan da aslında bir gönül bağımız vardı. Böylelikle yolculuk başlamış oldu.
“SİVAS KATLİAMI’NDAN SONRA BÜYÜK BİR SORUMLULUK YÜKLENDİ BANA”
İlerleyen süreçte de 2 Temmuz Sivas Katliamı yaşandı. Katliamı çok yakın yaşayanlardan birisiyim. O dönemde büyük bir sorumluluk yüklendi bana. Bu sorumlulukla birlikte bazı şeyler iç dünyama da dokunmaya başladı. Gönülde bir yol açıldı belki de. Birçok ‘Aleviyim’ diyenin dahi belki de bilmediği bir yolculuktu bu. Kendimi o yolun içerisinde buldum. Aslında daha sonraki yıllarda bu örgütlü yapılardaki görevlerimi bir an evvel bırakıp daha çok bu gönül yolculuğunda devam etmek istedim ama o kadar çok içerisine girmiştim ki bu kolay olmadı. Çünkü buralarda çalışacak, emek verecek insan bulmak çok zor. Yani burada büyüdük ve yaşlandık.
“ALEVİLİK KENDİMİ RAHAT HİSSETTİĞİM FELSEFE OLDU”
Dünya görüşü olarak bu felsefenin içerisinde açıkçası kendimi rahat hissettim. Felsefeyi bugüne kadar tanımlayanlar günümüze kadar getirmişler. Onlardan ne öğrenmeye çalışırsam bana kar kalır diye düşünüp dinledim, okudum, muhabbetlere, cemlere girdim. Kah sessiz oturdum, kah dedelere sorular sorup genel olarak bakışımı daha da aydınlatmaya çabaladım. Alevilik aslında bu ülkede yaşayan inançsal yoğun baskı altında olan birçok insana yakın bir dünya. Birçok insan da aslında bu yolun yolcusu olmak istiyor. Sonuçta bu geniş ve hepimizin de sığabileceği bir yol. Daha çok da sevgi yolu. Onun için de herkesi kucaklamak lazım. Zaten Aleviliğin geleneğinde de bu var. Ayrıca son 20 yılda özellikle inancın o kadar kadınlar üzerinde baskısını gördük ki kadının yok edilmesini, kadının aşağılanmasını ve o anlamda da biraz kadın için de ayrıca bir sığınacak liman olmuştur Alevilik. Ve ben artık bu demokratik örgütlerdeki sürecimi tamamlayıp kendimle kalmayı isteyen bir bacıyım.”
“ALEVİ OLMAYANLARLA YENİ BİR ALEVİLİK KURMA ÇABASINDALAR”
Alevi sorununa karşı iktidarın politikaları hakkında, “İnanç olarak da görmüyorlar. Samimiyetsiz oldukları da belli” diyen Emel Uzman, şunları söyledi:
“O siyasetin ve o hantal devlet yapısının, inancının, ırkının ve dilinin tek olduğunu düşünüyorum. Farklılıkları kucaklayacak bir yapıya sahip olduğunu düşünmüyorum ancak, kendilerine göre yaratmak istedikleri farklılıklar var. İktidar, ocaklarla, dedelerle günümüze gelen Alevi geleneğini şimdi Alevilikle ve Alevi olmayan insanlarla, yeni bir Alevilik kavramı kurmaya çalışıyor. İnanç olarak da görmüyor açıkçası. Samimiyetsiz oldukları da belli.”
“ALEVİ İMAM HATİP LİSESİ CAMİ-CEMEVİ PROJESİNİN DEVAMIDIR”
Geçmişte Gülen cemaati ile günümüz AKP iktidarının, Alevi asimilasyonu konusunda benzer politikalar yürüttüğünü de söyleyen Uzman, Alevi imam hatip lisesini işaret ederek şunları söyledi:
“Cami ve cemevi projesinde sonuç alınamayınca farklı bir yöntemle böylesi bir denemeye girdiler. Bunun yanı sıra Diyanet İşleri Başkanlığı’nın cemevlerine uzanması söz konusu. Bugüne kadar Aleviler arasında ret gören isimler Diyanet’le bir araya gelmeye başladı. Siyasetin kendi devamlılığı için ne yazık ki toplumun bazı kesimleri üzerinde oynama projeleri vardır. Gün gelir Kürtlerle ilgili böylesi bir proje gerçekleştirir, gün gelir Alevilerle ilgili… Alevi imam hatip lisesi de, cami-cemevi projesinin açık bir şekilde devamıdır. Fakat projenin karşılık bulacağına inanmıyorum. O projelerin içerisinde Şiilik mevcut. Anadoluya da bunun yayıldığı kaygısını taşıyorum. Geleneksel Aleviliğe baktığınız zaman bu inancı bir kalıba dökemezsiniz. Çünkü yöresel, ocaksal farklılıkları olan bir inanç bu. Yani ‘Yol bir sürek bin bir’ diyen inanç bu. Bugüne kadar birçok katliamlara rağmen yol devam ettiyse eğer bundan sonra da bu yol devam edecektir.”
“DİYANET KONUSUNDA TAVİZ VERİLMEMELİDİR”
Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun İstanbul’daki bir cemevini, Diyanet İşleri Başkanının ise Mersin Cemevi’ni ziyareti konularına da değinen Uzman, şöyle devam etti:
“Geçmişte Diyanet’e aktarılan maddeleri okudum. Bizim geleneksel olarak Alevilik konusunda hiç değişmeyen ve vazgeçmeyeceğimiz taleplerimiz var. Mersin Cemevi’ndekiler de bu taleplerin altına imza atmışlar. Yavaş yavaş o imzalarının hiçbir anlamı kalmamış ve bu noktaya gelmişler. Bence Türkiye’de hiç vazgeçmeden söylenmesi gereken; Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılmasıdır. Bu konuda taviz verilmemelidir. Laiklik Türkiye’de yapıştırıcıdır. Her inançta olduğu gibi kendine göre hesapları, çıkarları olanlar vardır. Bunu son olay ile ilgili söylemiyorum sadece. Bizler gri pasaportlu dedeleri de gördük. Bu tür insanlar çıkacaktır ama Alevi toplumunun genel yapısı laiklikten yanadır ve inancını ocak olarak yaşamak ister. Devletten de bir katkı istemez. Bu işin içerisinde olanlar mutlaka özünü dara çekmeleri gerekir.”
PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri’nin 30’uncusu Sivas Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde düzenlendi.
Halk ozanı Pir Sultan Abdal, doğum yeri olan Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde etkinliklerle anıldı.
Anmadan önce Pir Sultan Abdal heykelinin önüne çelenk bırakılarak gülbeng verildi.
Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı öncülüğünde çeşitli derneklerin katılımı ile Banaz Köyü Topuzlu Baba Şenlik Alanı’nda düzenlenen etkinlikler, 2 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunulması ile başladı.
Banaz köyünden canların semah dönmesinin ardından konuşmalar yapıldı, yerel sanatçılar konser verdi. Anma etkinliklerine kent dışından gelen çok sayıda davetli katıldı.
“BARIŞ, KARDEŞLİK İSTİYORUZ”
Anmada konuşan Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı Başkanı Muharrem Yılmaz, “Şimdi biz 26 yıl önce Sivas’ta yandıktan sonra biz de yakalım insanları güzelim barış güvercinleri koyalım insanlarla kardeş kardeş olalım. Biz barış istiyoruz kardeşlik istiyoruz huzur istiyoruz bizim asla savaşla kavgayla ya da katliamlar işimiz olmaz en şu an bir partinin genel başkanı oradaki bir kadının bağırarak yakın bunu demesi bile bizim canımızı çok acıttı” ifadelerini kullandı.
“SİVAS; KARDEŞLİĞİN HÜKÜM SÜRDÜĞÜ TOPRAKLARDIR”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, “PSAKD Yönetim Kurulu adına ve tüm şube başkanlarım adına saygıyla selamlıyorum pirin huzuruna hoş geldiniz” diyerek başladığı konuşmasında şunları dile getirdi:
“Sivas toprağı tarih boyunca çok acılara çok olaylara tanık oldu Sivas toprağından Pir Sultan Abdal geçti Sivas toprağından Koyuncu Baba, Şah Kalender Çelebi geçti. Sivas toprağı halklar arasındaki barışın hüküm sürdüğü bir topraktır aynı zamanda evet çok acı çektik Sivas gibi bir acıyı Madımak gibi bir acıyı yüreğimizde yaşadık. Sivas toprağı barışın kardeşliğin hüküm sürdü bir topraktır topraklardır pirimiz Pir Sultan Abdal’ın da dediği gibi siyaset günleri gelip çatmadan işte o siyaset günleri gelip çattığında bu topraklarda acı gördük.
Konuşma yapan ABF Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Metin ise “Sivas’ı Feyzullah Çınar’ın deyişleriyle öğrendim. Sivas’ı hem direniş hem üzüntü türküleriyle öğreniyoruz. sevgili canlar Pir Sultan Abdal bozuk düzene karşı bozuk düzene karşı savaş veren sözünü söyledi biz de ona layık olmaya çalışan yoldaşlarıyız” dedi.
Anma etkinliği panel ve müzik dinletisi ile sürüyor. Etkinlik, yarın ise Banaz’daki inançsal mekanların ziyaret edilmesiyle son bulacak.
PİRHA- Pir Sultan Abdal’ın anıldığı Banaz şenliklerinde Alevi kurum temsilcileri, sanatçılar ve Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen yurttaşların yanı sıra Koreli araştırmacılar da oradaydı.
Pir Sultan Abdal Şenlikleri bu yıl da Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde türküler, deyişler, paneller ve tiyatro gösteriminin yapıldığı büyük bir coşku ile gerçekleştirildi.
29’ncusu gerçekleşen Pir Sultan Abdal Şenlikleri’nden ‘4+4+4 değil, zorunlu din derslerinin kaldırılmasını istiyoruz’, ‘Madımak Oteli utanç müzesi olacak’, ‘Yol bir sürek binbirdir’ pankartları asıldı. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden insanlar sabahın ilk saatlerinden itibaren şenlik alanına gelen halk, Topuzlu Baba, Pir Sultan Abdal’ın oğlunun mezarı, delikli taş ve Pir Sultan’ın heykelini ziyaret etti.
Alevilerin yanı sıra Koreli araştırmacılar da şenliklere katıldı. Pir Sultan Abdal Şenlikleri için özellikle geldiklerini belirten Koreli araştırmacılar, amaçlarının sanatçıların deyişleri çalış tarzını kaydetmek olduğunu söyledi.
Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Halkbilimi Bölümü 4. Sınıf öğrencisi İlteriş Yıldırım Korelilere araştırmalarında yardımcı oldu. Kültür araştırmacısı Yıldırım, Pir Sultan Abdal’ın felsefesinden çok etkilendiklerini belirten 2 Koreli araştırmacılara semah, geleneksel kıyafetler, saz, renkler, mezar gelenekleri hakkında bilgiler verdi.
Yıldırım’ın Sanem Sultan ziyaretine götürdüğü Koreliler, çaput bağlama, taşları üst üste koyup dilek dileme gibi inançları gözlemlediler. Birkaçının kendilerinde de olduğunu söyleyen Koreliler, Aleviliğin birlik ve kardeşliğe yaptığı çağrıdan çok etkilendiklerini belirttiler.