Etiket: baraj ve HES

  • Köylerinde baraj yapılan Aleviler, Aydın’a göç ettiriliyor-VİDEO

    Köylerinde baraj yapılan Aleviler, Aydın’a göç ettiriliyor-VİDEO

    PİRHA – Adıyaman’daki Alevilere yönelik asimilasyon politikalarına ilişkin PİRHA’ya konuşan DAD Adıyaman Şube Eş Başkanı Celal Demirci, “Alevilerin köylerine barajlar yaparak yurttaşları Aydın’a göndermek istiyorlar. Bu, Alevileri Türkleştirme, Sünnileştirme çabasıdır. Bu politikalara karşı mücadele etmemiz gerekiyor” dedi.

    Haberin videosu

    Adıyaman’nın Gölbaşı ilçesine bağlı Belören beldesinde bulunan Belören Çok Programlı Anadolu Lisesi Müdürü Abdullah Özbay, öğrencilere Menzil tarikatına bağlı Semerkand dergilerini okunması için dağıttı. Kız öğrencilerin erkek öğrencilerle konuşması yasaklandı. Beden eğitimi dersi ise kız öğrencilere tamamen yasaklandı.

    “ÇOCUKLARIMIZI SÜNNİLEŞTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Demokratik Alevi Derneği Adıyaman Şube Eş Başkanı Celal Demirci, şunları kaydetti:

    “Şimdi Gölbaşı’ndaki olaya ilişkin Alevi kurumları olarak savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Gönül isterdiki dedelerimiz de yanımızda olsunlar. Orda dikkatimizi asıl çeken şey şuydu: Israrla bizim cemlerde de zaman zaman karşılaştığımız kız-erkek çocuklarımızı tamamen birbirinden ayıran, birbirine yabancılaştıran bir harem-selamlık algısının yerleştirilmeye çalışılması. Bu Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) sisteminde bütün olarak, aşamalı olarak yapılmaya çalışılıyor. İşte kız öğrencilerin gittiği okulların ayrılması şeklinde başladı. Ben kendim de ihraç öğretmenim, 20 yılı aşkın bir süredir öğretmenlik yaptım. AKP’nin ilk yıllarında daha doğrusu Norm kadro uygulamasıyla başlayan ve eğitim sistemini bugün içinden çıkılamaz hale getiren bu uygulamaların başlangıcı olarak gördük. O dönemde bu sorunun devam edeceğini, kötü geleceğini biliyorduk, ifade ediyorduk. Sendika olarak da buna karşı bir direnç içindeydik. O günden beri de ısrarla Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden kadrolaşıp, kadroları kurum içi geçişlerle de Milli Eğitim’e aktaran bir uygulaması var. Bu uygulamayla da özellikle Adıyaman’da dağ köylerinde Alevi çocuklarına yönelik geliştirilen yaz dönemi Kur’an kursları var. İyi niyetli görünerek çocuklarımızı Sünnileştirmeye doğru bir çaba sarf eden yaklaşım var. Bunu zaman zaman kurumlarımızda da, dedelerimize de ifade ettim, kendi talip bölgelerinde bu tür şeylerin yaşandığına dair dedelere söyledim.”

    “KÖYLERİNE BARAJ YAPILAN ALEVİLERE AYDIN’DA YER TAHSİSİ”

    Baraj ve HES projeleri, Alevileri asimilasyon politikasının en büyük aracı olarak Dersim, Adıyaman gibi birçok Alevi coğrafyasında hat safhaya ulaşmış durumda.

    Maden sahaları ilan etme, acele kamulaştırma, baraj ve HES projeleri, Alevilerin arazilerini elinden alan, Alevileri toprağından çıkartıp zorla göç ettirmeye yönelik hiç durmadan devam eden devlet politikaları arasında yer alıyor.

    Yüz yıllardır Alevileri asimile etmek isteyen egemen güçlerin yaptığı bu projelerden birisi de Adıyaman’da baraj yapılacak olan köylerde yaşayan yurttaşlara Aydın’da yer tahsis edilmesi durumudur.

    Köylüler, baraj yapılması halinde Aydın’a gönderilerek Türk ve Sünni şehirlerde yaşamını sürdürmek zorunda kalacak hale getirilmek isteniyor.

    “ALEVİ NÜFUSU YERİNDEN SÖKÜLÜYOR”

    Demirci, konuya ilişkin şunları aktardı:

    “Ben Adıyaman’daki bütün köyleri hemen hemen gezmişim, birkaç köy hariç, 900 küsür köydür. Hangi köyün Alevi, hangi köyün Sünni olduğunu ben de biliyorum, onlar benden daha iyi biliyorlar. Bu dönemde şunu da gördüm: Israrla bu dönem hazine arazileri satışa çıkarıldı, 2B arazileri satışa çıkarıldı ve Alevi köylerindeki hazine arazilerini Alevilere vermemek gibi zorlaştırıcı uygulama da var. İşte mermer ocakları açıldı, yüzlerce mermer ocağı ya da sahası belirlendi. Birçoğu çalışır duruma geçti, sular kirleniyor. Yapılan iki tane baraj var. Birkaç tane HES var, bu HES’lerle, barajlarla Alevi nüfusu yerinden sökülüyor, ama sökülürken bu demografik yapıyı bozmamaya dönük herhangi bir tedbir yok. Mesela Pamukçayı Barajı dedikleri Gökçay’da kurulan baraj altında kalan köylere Aydın’da bir yer tahsis etmeyi düşünüyorlar. Yani Batı’ya gönderip Türkleştirmek, Sünnileştirmek gibi ısrarlı bir çaba var. İşte Gömükan Barajı yapılıyor burada. Tamamı Alevilerin köylerinden oluşan bir bölgede yapılıyor. Bu baraj sahasındaki köylülere de yakın civarda bir saha açılmıyor. Israrla bir taraftan Suriyeliler, Türkiye’ye taşınırken, bir taraftan kimlik, vatandaşlık veriliyor. Benzer bir uygulama Varto’da da var. Alparslan 1, 2, 3, 4, 5 barajlarıyla o bölge de boşaltılmaya çalışıyor.”

    “TOPLUM, BİRBİRİNE YABANCILAŞTIRILIYOR”

    Afrin’de Adıyaman Üryan Xızır Ocağı’nın taliplerinin olduğunu, Afrin’e yönelik operasyonun Alevileri birbirlerine yabancılaştırma politikaları dahilinde olduğunu ifade eden Demirci, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Suriye’nin kuzeyinde Arap kemeri projesi gibi bir Tayyip Erdoğan projesi geliştirilmeye çalışılıyor. Belki Türkleştirme, belki Araplaştırma, Sünnileştirme…Malatya’dan, Adıyaman’dan bizim ocağımızın müridi olan ailelerin olduğu, Alevilerin olduğu bir yerdir Afrin. Çok etkin bir saldırı geliştirildi, hala bu saldırılar devam ediyor. O Selefi grupların taciz, tecavüz, el koyma, gasp etme olayları devam ediyor. Bunu biliyoruz. Ama bu bir bütünlüklü projedir. Tamamen Sünnileştiren, belki adı Alevi olan Sünnileştirilmiş mesela kız-erkek çocuklarının ayrı oturması, cemde ayrı oturmaları, Anasız cem yapmalar, kadını adeta 2. plana iten yaklaşım var. Kadın cinayetlerindeki o ısrarlı patlamaların sebebinin biraz buradaki yasakçı zihniyetten kaynaklandığını da biliyoruz. Birbirine yabancılaştırılıyor, düşmanlaştırılıyor insanlar. İnsan insanla, insan doğayla, insan çevreyle, insan kendi kurumlarıyla yabancılaştırılıyor, düşmanlaştırılıyor. Bunun üzerinden de adeta yeni bir toplumsal yapı inşa edilmeye çalışılıyor.”

    “ALEVİLERE AİT NE VARSA TİCARİLEŞTİRİLİYOR”

    Alevi ziyaretgahlarının mesire alanlarına dönüştürüldüğünü belirten Demirci, şöyle devam etti:

    “Mahmud Ensari ziyareti var, Abuzer Gaffari ziyareti var. Gazihan dede-değiştirilmiş Gaziyan dededir özünde- Demir dede var. Buralar mesire alanlarına dönüştürülmüş, belediyenin koruduğu, parayla giriş yapılan yerlere dönüştürüldü. Aslında çocukluğumdan beri ben biliyorum. Kurbanlarımızı götürüp kestiğimiz, adaklarımızı adadığımız, duamızı yaptığımız, zaman zaman cemlerin de yapıldığı mekanlardı. Bizim Alevi gidiyordu. Sünni vatandaşlar da zaman içerisinde gitmeye başladılar buralara. Adıyaman’da Alevi ile Sünni iç içedir zaten. Köyler ayrıdır ama o köyler de yan yanadır. Yoğun bir ilişki içindeler. Hem ticari hem ekonomik, sosyal, siyasal ilişkiler var. Bir sorun da yaşanmadı Adıyaman’da buna ilişkin ama ısrarla Alevilere ait ne varsa ticarileştiren, yabancılaştıran, Alevi’yi oradan uzaklaştıran, orayı Alevinin yeri olmaktan çıkarmaya çalışan bir yaklaşım var.

    Bir Zerban Ana ziyaretimiz var, 7 bin yıllık bir geçmişi var. Güzel de bir su var. Bölgedeki tek kadın ziyaretgah. Şimdi orada belediye bir çalışma yapmak istedi. Turizm Bakanlığı’nın projesi varmış. Bir çalışma yapılmasına izin verilmedi. Hala duruyor. Turizm Bakanlığı orayı neye dönüştürecek, bilmiyoruz hala. Herhalde çok da tutmayacağını düşündükleri için müdahale etmediler. Belediyenin bir çalışma yapmasına da izin verilmedi.

    Ziyaretgahlarımız var Adıyaman’da. Bu ziyaretgahlar belediyenin mesire alanlarına dönüştürülüp paralı hale getirildi ve inanç merkezi olmaktan çıkarılmaya çalışılıyor.”

    “SİSTEME MUHTAÇ EDİLEN BİR NOKTAYA GELDİK”

    Demirci, ‘Peki buna karşı Aleviler nasıl bir tutum almalı, nasıl mücadele etmelidirler?’ sorusuna ise şöyle yanıt verdi:

    “Esasen bizim bir kolektivizme ihtiyacımız var. Biz daha önce Adıyaman’da denedik. Alevi Danışma Kurulu adı altında Alevi dedelerin ve kurumlarının yemekli bir toplantı, aylık bir yemekli toplantı önerisinde bulunduk. Bu çalışmayı da başlattık, ilk toplantımızı yaptık. İkinci çalışmamızı, çağırıcı olan kurum engelledi, yapmadı, kesildi. Bir korku, bir kaygı var aslında. Yapılabilir, denedik, oluyor. Bir araya gelip kendi sorunlarımızı kendi içimizde halledebiliyoruz. 1980 yılında 12 Eylül Darbesi’nde köyün muhtarı olan babama sorduklarında, babam, ‘bizim savcılıkta bugüne kadar bir tane dilekçemiz yok’ diyor. İnanmıyorlar. Gidin inceleyin, bakın. Biz hiç devlete gidip bize kömür, makarna verin demedik, istemedik. Geçinebiliyorduk, birbirimizle dayanışma vardı. Hatta kıtlık dönemlerinde bile bir sıkıntı yaşanmamış, bizim coğrafyada insanlar geçinmişler. Şimdi bu dönemde artık öyle bir şey yapıldı ki tamamen ürettiklerimiz de artık kirlendi. Kimyasallarla vs. su kaynakları tamamen paralı hale dönüştürüldü, sulama birlikleriyle, her şeyimizle göbekten, sisteme, devlete bağlanan, devlete muhtaç edilen bir noktaya geldik.”

    Cebrail ARSLAN – Hüseyin YAŞAR

    ADIYAMAN

  • ‘Dersim’deki ekolojik yıkım, kültürel bir asimilasyon politikasıdır’-VİDEO

    ‘Dersim’deki ekolojik yıkım, kültürel bir asimilasyon politikasıdır’-VİDEO

    PİRHA- Dersim’deki ekolojik yıkımı değerlendiren HDP Milletvekili Murat Çepni, doğa tahribatı ile bölgenin insansızlaştırılmaya çalışıldığına dikkat çekerek, “Doğanın tahribatı, Dersim’in kültürüne, tarihine yönelik bir soykırım politikasıdır” dedi.

    Haberin videosu

    Halkların Demokratik Partisi Ekolojiden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Murat Çepni, Dersim’deki ekolojik tahribatı PİRHA’ya değerlendirdi.

    Siyasi saldırıların yanında Dersim coğrafyasının ekolojik yıkım ile insansızlaştırılmaya çalışıldığına değinen Çepni, bunun soykırım politikalarının devamı olduğunu söyledi.

    “EKOLOJİK YIKIM KÜLTÜREL BİR ASİMİLASYON POLİTİKASI”

    Ekolojik yıkım açısından Dersim’in özgün alanlardan bir tanesi olduğunu hatırlatan Çepni, ekolojik tahribatın kültürel soykırımın bir parçası olduğuna dikkat çekti.

    Çepni, “Ekolojik yıkım, siyasi saldırılar bunun yanında insansızlaştırma, doğanın talanı, tarım alanlarının yok edilmesi, yaylaların kapatılması çok komplike bir kültürel asimilasyon politikasıdır. Hepsinin toplamda bir araya geldiği kentlerden birisi de Dersimdir. Dersim uzunca bir süre orman yangınlarıyla gündeme geldi. Her yıl süren orman yangınları, yapılan operasyonlarda güvenlik güçlerinin çıkarttığı yangınlardı. Biz bu yangılara karşı da bir mücadele yürütmeye çalıştık. Fakat bizzat ormanları yakan kolluk güçleri tarafından da o dönem engellenmiştik” diye konuştu.

    “MADEN PROJELERİ DERSİM DOĞASINI HEDEFLİYOR”

    Çepni, Munzur Vadisi’nin tamamen maden sahasına çevrildiğini ve baraj politikalarının da devam ettiğini vurguladı.

    Devlet politikasının maden projeleriyle Dersim doğasını tahrip etmeyi hedeflediğinin altını çizen Çepni, şöyle devam etti:

    “Aynı zamanda şimdi Munzur Vadisi tümüyle maden sahası haline getirildi. Burada zaten madenler vardı. Buna karşı tepkiler de vardı. Baraj politikaları da sürüyor. Bunun üzerine iktidar buraları maden şirketlerine peşkeş çekti. Korunması gereken sit alanı niteliğini koruyan Munzur Vadisi, çok sayıda kendine ait endemik türün olduğu bir alan olmasına rağmen diğer birçok kentte olduğu gibi maden şirketlerine tümüyle verilmiş durumda. Dolayısıyla hem doğanın tahribatı hem bölgenin insansızlaştırılması, Dersim kültürüne, tarihine aslında bir soykırım politikasıdır. Bunun devamında da doğanın sermaye şirketlerine peşkeş çekildiği zaten biliniyor. Fakat devlet egemen sistem bir taşta birkaç kuş vuruyor. Dersim’de bunun en somut örneklerinden birini yaşıyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Özgür Aksın Meclisi’nden Munzur’daki gelişmelere ilişkin açıklama

    Munzur Özgür Aksın Meclisi’nden Munzur’daki gelişmelere ilişkin açıklama

    PİRHA – Munzur Özgür Aksın Meclisi, son dönemlerde Munzur üzerinde yaşanan gelişmeler ve haberlere ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Munzur Vadisi Milli Parkı’nın kültürel ve doğal mirasını korumak adına yola çıkan Munzur Özgür Aksın Meclisi olarak Munzur’a dair açıklamaların Meclis ile birlikte değerlendirilerek yapılmasını gerekliliğini belirtmek isteriz” ifadeleri yer aldı. 

    Son dönemlerde Munzur Vadisi Milli Parkı üzerinde baraj ve HES projelerine ilişkin yaşanan gelişmeler ile haberlere dair Munzur Özgür Aksın Meclisi açıklama gerçekleştirdi.

    İPTAL KARARLARI

    Açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

    “15/10/2019 tarihinde medyaya yansıyan haber ve açıklamalarda Munzur Vadisi Milli Parkı’nda geçmişte projelendirilmiş Kaletepe Barajı ve HES’in İdare Mahkemesi’nce İptal edildiği ve anılan kararın Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yapımı planlanan diğer Baraj ve HES Projeleri için emsal teşkil edeceği şeklinde tespitlerde bulunulmuştur.

    Keza 23/10/2019 tarihinde medyaya yansıyan haber ve açıklamalarda Munzur Vadisi Milli Parkı’nda geçmişte projelendirilmiş Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I – Konaktepe HES II Projesi için Mahkemece Keşif kararı alındığı belirtilmiştir.

    Belirtelim ki, Munzur Vadisi Milli Parkı’nda Baraj ve HES Yapımına Onay veren Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın 18/04/2011 tarihli Üstün Kamu Yararı kararı Av. Barış Yıldırım tarafından açılan dava kapsamında Ankara 3. İdare Mahkemesi’nin 02/11/2018 tarihli ve 2018/1679 E. – 2018/2166 K. sayılı kararı ile İptal edilmiştir.

    Nitekim, Kaletepe Barajı ve HES ile ilgili olarak 15/10/2019 tarihinde paylaşılan karar içeriğinde de bu husus belirtilmektedir. Anılan kararda: ” ‘Munzur Milli Parkı’ sınırları içinde yer alan projelerle ilgili Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın 18.04.2011 tarihli üstün kamu yararı kararının bulunduğu belirtilmekte ise de Munzur Vadisi Milli Parkı’nın Mutlak Koruma Zonu’nda inşa edilmesi planlanan Baraj ve HES Projelerinin yapılması hususunda “kamu yararı açsından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk” bulunduğuna ilişkin 18.04.2011 tarihli Orman ve Su İşleri Bakanlığı işlemi Mahkememizin 02.11.2018 tarih ve E:2018/1679, K:2018/2166 sayılı kararı ile iptal edilmiştir…”

    ‘ÜSTÜN KAMU YARARI İPTALİ; BARAJLARIN İNŞA EDİLEMEYECEĞİNİN KARARI’

    “Milli Park Statüsündeki bir alanda üstün kamu yararı kararı olmaksızın , 1967 tarihli güncel olmayan bir inkişaf raporu dışında çevresel etki değerlendirme süreci işletilmeksizin baraj ve HES projesi yapılmasının, başta çevrenin korunması ilkesi olmak üzere Mili Parklar Kanunu ve ilgili mevzuata aykırı olacağının anlaşılması karşısında hukuka uyarlılık bulunmadığı…” denilerek Üstün Kamu Yararı kararı iptal edildiğinden Munzur Vadisi Milli Parkı’nda Baraj ve HES inşa edilemeyeceği açıkça belirtilmektedir. Dolayısıyla son açıklanan karar Munzur Vadisi Milli Parkı yönünden yeni bir hukuksal durum üreten bir karar değil aksine daha önce açılan davada Üstün Kamu Yararı kararı iptal edildiğinden Munzur Vadisi Milli Parkı’nda Baraj ve HES inşa edilemeyeceğini belirten bir karardır.

    Belirtmek gerekir ki, Munzur Vadisi Milli Parkı’nda Baraj ve HES Yapımına Onay veren Üstün Kamu Yararı kararını iptal eden Ankara 3. İdare Mahkemesi kararı Munzur Özgür Meclisi bileşenlerince 17/12/2018 tarihinde Anafatma’da gerçekleştirilen Basın Açıklaması ile basın ve kamuoyu ile paylaşılmıştı.

    Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I – Konaktepe HES II Projesi’ne dair yapılan Keşif açıklaması için de belirmek isteriz ki, Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I – Konaktepe HES II Projesi’nin Lisansı, Av. BARIŞ YILDIRIM tarafından açılan davada Danıştay 13. Dairesi tarafından İptal edilmiş bilahare İptal Kararı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından onaylanarak kesinleşmiştir.

    Anılan hukuksal süreç içerisinde Munzur Vadisi Milli Parkı’nda Baraj ve HES yapımına onay veren Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Üstün Kamu Yararı Kararı da Konaktepe Elektrik Üretim A.Ş.’nin de bizzat müdahil olduğu davada yine Danıştay kararı üzerine yukarıda sözü edildiği üzere Ankara 3. İdare Mahkemesi tarafından İptal edilmiştir.”

    “KEŞİF KARARI ALINMASI HUKUKA AYKIRIDIR”

    “Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I – Konaktepe HES II için Bakanlar Kurulu’nca alınan ve 13/01/2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Acele Kamulaştırma Kararı’na karşı Munzur Özgür Aksın Meclisi adına dönemin Baro Başkanı Av. BARIŞ YILDIRIM tarafından açılan davalarda da önce yürütmeyi durdurma müteakiben ise Danıştay 6. Dairesi tarafından İptal kararları verilmiştir. Anılan İptal Kararları da Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından onaylanarak kesinleşmiştir. Anayasa’nın 138. maddesi uyarınca anılan kararlar Yasama, Yürütme ve İdare makamlarını bağlayıcıdır. Bu bakımdan Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I ile Konaktepe HES II için Keşif kararı alınması hukuka aykırıdır.

    Üstün Kamu Yararı kararının iptali ile birlikte Munzur Vadisi Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Planı da hükümsüz hale gelmiştir. Zira, Munzur Vadisi Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Planı’nın Giriş Bölümü’nde Plan’ın Bakanlığın 18/04/2011 tarihli “Üstün Kamu Yararı” kararı gereğince oluşturulduğu belirtilmektedir.

    Bu sebeplerle Munzur Vadisi Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Planı’nda öngörülen tüm yapı ve faaliyetler hukuka aykırı hale gelmiştir. Belirtmek gerekir ki; karar halihazırda faaliyette bulunan Mercan HES Projesi için de bağlayıcıdır. Nitekim, Mercan HES’in faaliyetlerinin durdurulması maksadıyla 12/07/2013 tarihinde TBMM Dilekçe Komisyonu’na Av. BARIŞ YILDIRIM tarafından yapılan başvuruya verilen yanıtta:

    “Mercan HES ve Munzur Çayı üzerinde projelendirilen diğer baraj ve HES’lerin kamu yararı ve zorunluluklar yönüyle değerlendirilmesi maksadıyla beş ayrı bilimsel rapor ve bu raporların birlikte ele alındığı bir sentez raporu hazırlattırılmış ve akabinde de 18.04.2011 tarihinde (Mülga) Çevre ve Orman Bakanlığı Olur’u ile “Üstün Kamu Yararı” kararının alındığı, bu karar kapsamında Munzur Vadisi Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme…Planın onaylanarak yürürlüğe girdiği,

    Uzun Devreli Gelişme Planı revizyonun dayanağı olan “Üstün Kamu Yararı” kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açılan davanın halen devam ettiği…” denilmek suretiyle açılan dava sonucu verilecek karara göre işlem tesis edilmesi gerektiği belirtilmişti. “Üstün Kamu Yararı” kararı iptal edildiğinden derhal Mercan HES’in faaliyetleri durdurulmalıdır.”

    “MUNZUR; TÜM İNSANLIĞIN KÜLTÜREL VE DOĞAL MİRASIDIR”

    Gelinen aşama itibariyle hukuken Munzur Vadisi Milli Parkı’na Baraj ve HES Projelerine dair alınan yargı kararları ve Munzur Özgür Aksın Meclisi’nin yılardır yürüttüğü mücadele belirtilmeksizin Baraj ve HES Projelerine dair yeni gelişmeler varmış gibi haber ve açıklamalar yapılması Munzur Mücadelesinin uzun yıllardır yürütülerek elde edilmiş çok önemli kazanımlarına zarar verecektir.

    Munzur Vadisi Milli Parkı’nın kültürel ve doğal mirasını korumak adına yola çıkan Munzur Özgür Aksın Meclisi olarak Munzur’a dair açıklamaların Meclis ile birlikte değerlendirilerek yapılmasını gerekliliğini belirtmek isteriz.

    Munzur Özgür Aksın Meclisi olarak Munzur’a dair mücadele yürüten ve emek sarf eden herkese / herkesimi Meclis ile dayanışmaya çağırıyoruz, kapımız herkese açıktır. Zira, Munzur sadece bizlerin değil tüm insanlığın kültürel ve doğal mirasıdır.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim Pembelik Barajı’nda keşif: Köprü hakkımız engellenemez

    Dersim Pembelik Barajı’nda keşif: Köprü hakkımız engellenemez

    PİRHA – Dersim Peri Vadisi’nde yapılan Pembelik Barajı’nda Karakoçan Okçular Köyü’nde keşif yapılacak.

    Dersim’de Peri Suyu üzerinde inşa edilen Pembelik Barajı için keşif kararı alındı.

    24 Ekim saat 10.00’da yapılacak olan keşfe çevre örgütleri ve yöre halkı çağrı yaptı.

    “KÖPRÜ HAKKIMIZ ENGELLENEMEZ!”

    Peri Suyu Koruma Platformu (KAR-DEF), yaptığı açıklamada şunları belirtti:

    “Peri suyu üzerine yapılan yapılan Pembelik Barajı nedeniyle, köyler arasındaki iletişim yolları kesilerek burada yaşayanların yaşamları çekilemez hal almış ve adeta tecrit uygulanmaktadır. Buradaki sorun insanidir ve Peri Vadisi’nin tümünü ilgilendirmekle birlikte hepimizin sorunudur. Gelin hep birlikte el ele, omuz omuza vererek 24/10 2019 Perşembe, Saat:10.00 da, Karakoçan/Elazığ/Okçular Köyü Avdelan mezrası mıntıkasında yapılan keşfe katılalım.”

    PİRHA/DERSİM

  • Tokat Niksar’da planlanan HES ve baraj projesi Meclis gündeminde

    Tokat Niksar’da planlanan HES ve baraj projesi Meclis gündeminde

    PİRHA – Tokat Niksar’da bulunan Çanakçı Deresi üzerine kurulması planlanan HES ve baraj projesi, HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu tarafından meclis gündemine taşındı. 

    Tokat’ın Niksar ilçesinde bulunan Çanakçı Deresi üzerinde kurulması planlanan ve hakkında “ÇED gerekli değildir” kararı alınan baraj ve HES projesi HDP İstanbul Mv. Ali Kenanoğlu tarafından meclis gündemine taşındı.

    Üzerine baraj ve HES kurulması planlanan Çanakçı Deresi’nin bölge halkının içme suyu ihtiyacını karşılayan kaynak olduğunu hatırlatan Kenanoğlu, projenin hayata geçirilmesi durumunda bölge ekosisteminin son derece ciddi bir tahribata maruz kalacağını savundu.

    Kenanoğlu’nun konuya ilişkin HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesi şöyle:

    “EKOSİSTEMDE YOL AÇILACAK YIKIM GÖZARDI MI EDİLMEKTEDİR?”

    “Çanakçı Deresi üzerinde daha önce de baraj ve HES yapımı amaçlanmış fakat bölge sakinlerinin yoğun tepkisi üzerine proje geri çekilmiştir. Zira Çanakçı Deresi, Niksar ilçesinde yaşayan bölge sakinlerinin içme suyu ihtiyacını karşıladıkları ve tarım alanı sulamasında faydalandıkları bir su kaynağı olma niteliğe sahiptir. Projenin gerçekleştirilmesinin planlandığı mevkide Gülbayır Köyü bulunmaktadır ve projeden geri adım atılmadığı taktirde, projenin tamamlanacağı süreye kadar su kaynaklarından faydalanamayacak olmasından ötürü Gülbayır Köyü’nde hayat durma noktasına gelecektir.

    Bununla birlikte, baraj ve HES projelerinin hayata geçirilmesi durumunda çok sayıda bitki ve hayvana ev sahipliği yapan ve ancak bu türlerin varlığıyla birlikte sürdürülebilir bir niteliğe sahip olan bölge ekosistemi de ciddi zararlar görecektir.

    Tüm bunlar ışığında;

    • Projeden, daha önce hangi sebeplerden ötürü vazgeçilmiştir?
    • Bölge sakinlerinin tepkilerine ve düşük enerji üretim hacmine rağmen projede ısrarcı olunmasının sebebi nedir?
    • Çanakçı Deresi civarında yaşamı sonlandırması muhtemel bir proje hakkında “ÇED gerekli değildir” yönünde bir kararın alınmasının gerekçesi nedir?
    • “ÇED gerekli değildir” kararı düşünüldüğünde, bu karar alınırken projenin bölge ekosisteminde yol açacağı yıkım göz ardı mı edilmektedir?” (HABER MERKEZİ)

     

  • Pembelik Barajı’nda keşif yapıldı-VİDEO

    Pembelik Barajı’nda keşif yapıldı-VİDEO

    PİRHA – Dersim, Elazığ ve Bingöl köylerinin orta noktasında bulunan Peri Vadisi’nde hukuksuzca inşa edilen Pembelik Barajı’nın keşfi yapıldı. Keşfe Peri Suyu Koruma Platformu, hukukçular ve çok sayda yurttaş katıldı. 

    Dersim, Elazığ, Bingöl hattında yer alan Peri Suyu’na yapılan Pembelik Barajı’nda mahkeme kararı ile bilirkişilerce keşif yapıldı.

    Keşfe KAR-DEF, dava avukatları ve çok sayıda yurttaş katıldı. Peri Suyu Koruma Platformu adına keşfe ilişkin PİRHA’ya konuşan Eren Akyol, “Güvenlik amacıyla yapılan Pembelik Barajı’nın su tutmasıyla yaklaşık 4 yıl geçen süre içerisinde Tunceli, Elazığ, Bingöl illerine bağlı birbirleriyle akraba, hısım olan köylülerin iletişimi kesilmiş bulunmakta. Nihai ÇED raporunda baraj gövdesinin olduğu yerde köprü yapılma projesi ve çevre yollarının bağlantılarının sağlanması taahhüdü varken, malesef bölge halkı bu barajı istemediğinden, meşru demokratik haklarını kullanmaları karşısında, mevcut LİMAK Şirketi, bu fiili durum karşısında buna uymayıp, ÇED raporunu değiştirerek bölge insanlarını cezalandırmayı seçti. Bölgede devleti, işbirlikçileri arkasına alan LİMAK hiç bir hukuk tanımadan, imar planı olmadığı halde KAÇAK durumdaki PEMBELİK BARAJINI bitirerek bulunduğumuz sürece kadar gelmiş bulunmakta” ifadelerini kullandı.

    “PERİ SUYU HALKI HUKUKSUZLUK KARŞISINDA GERİ ADIM ATMADI”

    Akyol, “Suyundan, toprağından, kültüründen ödün vermeyen Peri Suyu halkı, hakkında başlatılan soruşturmalar, kendilerine verilen para cezaları, tutuklamalar ve kendi köylerine mahkemenin giriş yasağı kararı vermelerine rağmen devlet ve Limak’ın hukuksuzluğu karşısında geri adım atmadı. Bölgede Kültürel, ekolojik soykırıma neden olan ve Peri Vadisi denilen bir yeri sulara boğarak tamamen dili olmayan canlılarla birlikte yok etmeyle karşı bırakmış bulunmakta. Bütün bu hukuksuzluklar, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi’nin tescil kararına rağmen, şu anda AİHM’ne taşınmış bulunmakta. Çünkü geldiğimiz noktada sanki köprü lütufmuş gibi 5 yıl sonra keşif kararı alınıp yöre insanlarıyla adeta tiyatro oynanıyor” diye konuştu.

    NE OLMUŞTU? 

    Peri Suyu üzerinde, Tunceli-Elazığ ve Bingöl ili sınırlarında, Limak-Bilgin ortaklığı olan, Darenhes Elektrik Üretim AŞ. tarafından 2010 yıllı sonlarında, Acele Kamulaştırma ile Akkuş Köyü ve bölgedeki diğer köylülerin taşınmazlarına el konularak PEMBELİK BARAJI’nın inşasına başlandı. Bunun üzerine Akkuş Köyü ve bölgedeki diğer köyler, Danıştay 6. Dairesinde dava açarak, bu hukuksuz duruma DUR demenin startını verdiler.

    Danıştay 6. Daire de köylülerin açtığı davanın mahkeme kararını beklenmeden, Limak şirketi yangından mal kaçırır gibi bütün imkanlarını seferber ederek Pembelik Barajının çalışmasına başladılar.

    Danıştay 6. Dairede Akkuş Köylülerince açılan davada, Esas No:2011/6395 sayılı kararıyla, EPDK yapılacak tüm kamulaştırma hükümlerinin uygulanmasına karar verilerek genel nitelikte bir karar alınması hukuken mümkün olmadığından, anılan Bakanlar Kurulu kararına dayanılarak tesis edilen kamulaştırma işleminde de hukuka uygunluk bulunmadığından, yürütülmesinin durdurulmasına, 16.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verilmişti.

    Mahkeme kararını beklemeden Pembelik Barajının İnşasını sündüren LİMAK şirketi, Danıştay 6. Dairesinin Esas No:2011/6395 sayılı kararıyla köylülerin taşınmazları üzerinde işgalci konumundaydı. Peri Suyu üzerindeki Bölge halkı, Pembelik Barajının hemen altında yapılan Seyrantepe Barajı ve üstünde yapılan Özlüce Barajı arasında sıkışıp nefes alamaz durumu fiili olarak yaşayarak, Pembelik Barajının, bölgemizde ekolojik tahribatlarıyla birlikte, kültürel tahribatlarıda beraberinde yaşatacağını belirterek, Danıştay 6. Dairesinin kararının bir an önce yerine getirilmesini, doğamızı ve yaşam alanlarımızın korunması için Limak Şirketi ve ilgili kişiler hakkında Karakoçan Cumhuriyet Savcılığında toplu suç duyurusunda bulundular. Mağduriyet yaşayan bölge halkı, demokratik haklarını kullanarak, hukukun gereğini yerine getirilmesini talep ederken, Peri Vadisini Limak Cumhuriyeti ilan eden Limak Şirketi hakkında hiç bir hukuksal süreç işletilmeden, sadece haklarını arayan köylüler hakkında davalar açılarak, hapis cezalarıyla yargılanan köylülerle birlikte, bölgedeki çoğu köylülere huksuz bir şekilde para cezaları verildi ve bazı köylülerin köylerine girmelerine yasak getirildi.

    Pembelik Barajında mevcut hükümet Danıştay 6. Dairesinin Esas No:2011/6395 sayılı kararın gereğini yerine getirmesi gerekirken, hukukun etrafında dolanarak, ikinci bir bakanlar kurulu ile, baraj suyu altında kalan bölgedeki köylerin bütün taşınmazlarına parsel parsel yeni bir Acele Kamulaştırmayla el koydu. Bu hukuksuz ikinci Acele Kamulaştırma kararına karşı köylüler demokratik haklarını kullanarak, Akkuş Köyü tüzel Kişiliği ve 100 kişi ile ayrıca çevre köyleri Danıştay 6. Dairesinde dava açtılar. Danıştay 6. Dairesi Esas No: 2012/4817 sayılı kararıyla, 19.03.2014 tarihinde Acele Kamulaştırmanın yürütülmesinin durdurulması kararı verdi.

    Peri Vadisi halkı hukuka uyulması ve Danıştay 6. Dairesinin ders niteliğindeki mahkeme kararının gereğini yerine getirilmesini talep ederken, Pembelik Barajı hiçbir şey ortada yokmuş gibi hukuksuz çalışlarına devam etmesiyle birlikte. 06.08.2014 tarihinde, Darhanes Elektrik Genel Müdürü; Akkuş Köyü (Elazığ), Okçular Köyü (Karakoçan-Elazığ), Akarbaşı Köyü (Karakoçan-Elazığ), Alabal Köyü (Karakoçan-Elazığ), Çalıkaya Köyü (Karakoçan-Elazığ) Özlüce Köyü (Karakoçan-Elazığ), Çayağzı Köyü (Yayladere-Bingöl), Kalkanlı Köyü (Yayladere-Bingöl), Doğucak Köyü (Yayladere-Bingöl), Aşağıdoluca Köyü (Nazimiye-Tunceli), DalıbahçeKöyü (Nazimiye-Tunceli), muhtarlarına gönderdiği tebligat ile, baraj suyunun tutulacağını ve biran önce bölgeyi boşatılmasını talep etmekteydi.

    Danıştay 6. Dairesince Pembelik Barajının hukuksuzluğunu tescil ederken, Elazığ İdare Mahkemesinde de açılan ve İmar Planının olmağı kararı ortadayken, buna bir üst mahkemede itiraz eden şirkete, Malatya Bölge İdare Mahkemesi, imar planın olmadığı YD. İtiraz No:2014/501 12.11.2014 tarihindeki kararına rağmen, Limak Şirketinin genel müdürü, 06.08.2014 tarihinde hiç bir hukuksal dayanağı olmadan köylülerin köylerini boşaltası istemekte.
    Bütün bu hukuksuzluklara rağmen süreç içerisinde, EPDK tarafından yapılan bütün kamulaştırmalar tek tek yapılarak, EPKD tarafından yapılan avukatlık masrafları mağdur olan Peri Suyundaki taşınmaz sahiplerinden tahsis edilmesi, ve bunun sonucunda EPDK icra yoluyla avukatlık ücretlerini köylülerden tahsis etmesi, bir başka mağduriyet yaşatılmıştır.
    Devam eden bu süreç sonucunda, hukuksal olarak hiç bir yargı kararının uygulanmadığı Pembelik Barajı projesinin yarattığı mağduriyetler, Türikiye’nin taraf olduğu AİHM mahkemesine taşınmış bulunmaktadır.

    Darenhes Elektrik Üretim A.Ş Nihai ÇED Raporunda verilen baraj gölü altında kalan yolların rölekasyononun inşaat aşamasında tamamlanacağı, su tutulmaya başlanmadan önce yeni yolların tamamlanacağı ve yöre halkının mağdur olmayacağı taahhüdüne rağmen, Pembelik Barajının su tutmasıyla, Elazığ, Tunceli, Bingöl sınırlarında yaşayan köylerin iletişimini sağlayan KÖPRÜ su altında kalmış ve bunun yerine yeni bir köprü inşaa edilmeyerek, birbirleriyle akraba olan bölge insanları birbirlerinin cenazelerine gidememekte ve ulaşım olmadığından dolayı araçlarla km yol katederek ancak birbirlerine ulaşabilmekte. Suyuna toprağına, doğasına sahip çıkan Peri Vadisi köylüleri, hukuku gereğinin talep etmelerinin sonucunu, adeta tecrit edilerek cezalandırılmaktadır. Nihai ÇED raporunda verdiği taahhüdüne rağmen yaklaşık 5 yıldır köylülerin birbirleriyle iletişimi kesilmiş bulunmakta. Bu mağduriyetten dolayı Çayağzı Köyü (Yayladere-Bingöl) halkınca, vekalet verdikleri Avukat Yılmaz KARAARSLAN tarafından açılan davada, 11 Nisan 2019 Perşembe günü Pembelik Barajında yapılacak keşif sonucunda, köprüye ihtiyaç olup olmadığına dair bir karar verilecektir.

    PİRHA/DERSİM

  • “Munzur’da talan ve yıkıma doğru” forumu düzenlenecek

    “Munzur’da talan ve yıkıma doğru” forumu düzenlenecek

    PİRHA – Munzur Koruma Kurulu (DEDEF) Dersim’de barajlar ve HES’ler, Munzur Gözeleri Peyzaj Projesi, kamulaştırma ve suyun taşınması konularında, “Munzur’da talan ve yıkıma doğru” forumu düzenleyecek. 

    3 Şubat Cumartesi günü saat 16.00’da İstanbul Gazi Cemevi’nde Dersim’deki baraj ve HES’ler madencilik faaliyetleri, Havaçor dere ıslahı, orman yangınları ve Munzur Gözeleri Peyzaj Projesi hakkında forum düzenlenecek. Munzur Koruma Kurulu (DEDEF) forum için çağrıda bulunarak şunları belirtti:

    “Dersimde birçok yıkıcı proje daha hayata geçirilmeye çalışılıyor. Doğal yaşam alanlarımıza yönelik saldırılar, ülke gündeminin yoğunluğunun arasında; çeşitli katakullilerle gündemden düşürülerek, yapılan düzenlemeler, gizli kapaklı anlaşmalar, yasa dışı, hukuk dışı, bilim ve akıl dışı uygulamalarla gün geçtikçe artıyor.

    Dersim halkı bir yandan Baraj ve HES’ler, madencilik faaliyetleri, Havaçor dere ıslahı, orman yangınları ve yasaklar ile mücadele ediyor. Dersim’in kalbi Munzur Gözeleri yeni planlanan “Munzur Gözelerinin Peyzaj düzenlemesi” ve Dersim merkeze su taşınması projeleri ile de talan edilmek isteniyor.

    Bizler Munzur Koruma Kurulu (DEDEF) olarak konuya ilişkin halkımızı ve dostlarımızı bilgilendirmek, ortak tavır almak amacıyla 03 Şubat Cumartesi günü saat 16.00’da Gazi Cemevi toplantı salonunda bir araya geliyoruz. Katkı ve katılımınız bekliyoruz.”