PİRHA-Barınamıyoruz Hareketi, her 10 öğrenciden 9’unun barınma sorunu yaşadığını belirterek, Kültür ve Turizm Bakanlığı önünde eylem yaptı. Talepleri görülmezse çadırları ve tulumları ile sokaklara döneceklerini vurgulayan öğrenciler, taleplerini açıkladı.
Üniversite öğrencileri, eğitim için gittikleri illerde barınma sorunu yaşamaya devam ediyor. Hükümet, her ne kadar mevcut sorunu görmese de öğrenciler, “Barınamıyoruz” diyerek sorunlarına çözüm bekliyor. Öğrenciler, yaşadıkları sorunların çözümü için ilgili kurumların önüne giderek basın açıklaması yapıyor.
Barınamıyoruz Hareketi, seslerini duyurmak için hazırladıkları ‘Barınma Raporu’nu yetkili isimlere vermek üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı binası önünde bir araya geldi.
Barınamıyoruz Hareketi adına konuşan Çayan Zeki Aksu, barınma sorunun istenilirse çözülebilecek bir sorun olduğuna dair detaylı bir rapor hazırladıklarının altını çizerek, “Bizler üniversite öğrencileri olarak sesimizi duyurmak, çözülebilir sorunlarımızı göstermek ve çözümü için aktif rol almak istiyoruz. Bunun için ilk önce barınmamız ve burslarımız konusundaki ilk ve doğrudan muhatabımız Gençlik ve Spor Bakanlığı’na gittik. Bizler bu saptadığımız sorunların çözümü için gerçek bir uğraş içerisindeyiz. Bu nedenle devletin tüm kurumlarına bu gerçekliği yansıtmak istiyor ve bu sorumluluğu üstlenmeye davet ediyoruz. Aşağıda verilerle desteklediğimiz Bakanlık faaliyetlerinin doğru ve uygun kullanımlarla gençlerin barınma ve geçinme krizinde işlevli ve çözüm sağlayan yönleri olabileceğini düşünüyoruz” dedi.
“BAKANLIĞIN BÜTÇESİ HANGİ YATIRIMLARA GİDİYOR?”
Barınamıyoruz Hareketi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu yılki bütçesinin 16 milyar 505 milyon 839 bin TL olduğunu belirterek, bakanlığa şu soruları yöneltti:
“Bakanlığın yaptığı açıklamaya göre bunun 11 milyar 933 milyon 584 bin TL’si cari bütçe, 4 milyar 572 milyon 255 bin lirası yatırım bütçesi. Ancak Bakanlık her yıl ödenek üstü harcama yapıyor. Sayıştay tarafından hazırlanan 2021 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi Raporu’na göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı 3.8 milyon TL ödenek üstü harcama yapmıştır. Peki, bakanlığın bu bütçesi hangi yatırımlara gidiyor? Bütçe ayrılan işler yerine getiriyor mu?
Sayıştay raporları, Kültür ve Turizm Bakanlığının bütçesinin nasıl kullanıldığını gözler önüne seriyor.
Bakanlığın devasa rakamlara ulaşan ve zengini daha zengin eden, doğayı talan eden otel teşviklerine ve geri dönüşü olmayan, denetlenmeyen, plansız ödemelerine bir son verilecek ve bu kaynaklar ülkenin dört bir yanındaki gencin gerçek sorunları için kullanılacak mı?
Bin 656 taşınmaz hangi vakıflara, derneklere, kamu kurumlarına verildi? Bu taşınmazlar hangi amaçlarla kullanıldı? 14 üniversiteye verilen taşınmazların kullanım amacı nedir? Bu alanlar üniversite içi yurtlar olarak değerlendirilemez mi? Bu taşınmazların kaç tanesi yurt olarak kullanıyor? Bu taşınmazlar denetleniyor mu?
Belediyenin binaları niçin derneklere veriliyor? Bu binalar yurt için kullanılamaz mı?
Bakan Ersoy’a 4 milyar 5000 milyon teşvik verilirken barınamayan öğrencilere kira desteği verilemez mi?”
“ÖĞRENCİLER TALEPLERİNİ SIRALADI”
Talepleri görülmezse çadırları ve tulumları ile sokaklara döneceklerini vurgulayan öğrenciler, taleplerini sıraladı:
“*Oteller barınma sorunu olan öğrenciler için geçici konaklama alanı olsun.
*Yatırım teşviklerine ayrılan devasa bütçeler burs ve yurt hizmetlerine aktarılsın.
*Gençlik ve Spor Bakanlığına tahsis edilerek KYK yurduna çevrilsin.
*Dernek adı altında çeşitli kurumlara akıtılan bütçelerin nelere harcandığı şeffaflıkla açıklansın.”
Yapılan açıklamanın ardından öğrenciler, hazırladıkları ‘Barınma Raporu’nu bakanlığa iletti.
PİRHA-Barınamıyoruz Hareketi, her 10 öğrenciden 9’unun barınma sorunu yaşadığını belirterek Gençlik ve Spor Bakanlığı önünde eylem yaptı.
Üniversite öğrencileri, eğitim için gittikleri illerde barınma sorunu yaşamaya devam ediyor. Hükümet, her ne kadar mevcut sorunu görmese de öğrenciler, “Barınamıyoruz” diyerek sorunlarına çözüm bekliyor.
Barınamıyoruz Hareketi, yaşadıkları sorunların çözümü için ilgili kurumların önüne giderek dertlerini anlatmaya çabaladı. Üniversitelilerin ilk durağı Gençlik ve Spor Bakanlığı oldu. Yoğun polis ablukası altında bakanlık önüne gelen öğrenciler, öncelikle GBT kontrolünden geçirildi.
Öğrenciler, hazırladıkları ‘Barınma Raporu’nu yetkili isimlere vermek için bakanlık binası önünde bir araya geldi.
Öğrenci grubu adına konuşan Ozan Deniz, mevcut ekonomik krize işaret ederek öğrencilerin yaşadığı zorluklara işaret etti. Deniz, halen öğrencilerin parklarda ya da akrabalarının evinde kaldıklarını aktararak, “Hazırladığımız raporda istenilirse bu sorunun çözülebileceğine işaret ediyoruz. 2 yıldır ses çıkarıyoruz. 2 sene içerisinde bazı belediyelerin yurt açması gibi kazanımlarımız oldu. Ama hükümet ısrarla yurt yapmıyor, iki kişilik odalara 4 yatak koyarak sorunları ötelemeye başlıyorlar” diye konuştu.
“BİZİ GÖRMEK ZORUNDASINIZ”
Öğrenci Şeval Sarı ise seslerinin duyulmaması halinde farklı eylemler yapacaklarını belirterek, “Öğrencilerin alım gücün ortadayken 10 öğrenciden 9’u yurtsuz kalıyor. Odalarımızdan fareler çıkıyor. Öğrenciler olarak en az 10 bin TL kira ödemek zorunda kalıyoruz. Kira yardımı sağlansın. Yurt koşulları iyileştirilsin. Bizi görmek zorundasınız. Eğer bizi görmezseniz çadırlarla sokaklara döneceğiz” dedi.
Yapılan açıklamanın ardından öğrenciler, hazırladıkları raporu bakanlığa iletti.
PİRHA- ‘Barınamıyoruz’ diyerek Ankara’ya gelen ancak gözaltına alınarak haklarında dava açılan öğrenciler savunmalarında, “Ankara yolunda aracımız durduruldu, basın açıklaması yapmak istediğimiz için yerlerde sürüklendik, dövüldük. Ne yemek yiyebiliyoruz ne barınabiliyoruz. Sürekli çalışmak zorunda kalıyoruz. Çevremdeki tüm öğrenciler en az bir işte çalışıyor. Sadece bizim bölümden 30 öğrenci okulu bırakmak zorunda kaldı” dedi.
‘Barınamıyoruz’ eylemleri kapsamında geçtiğimiz yıl farklı şehirlerden Ankara’ya gelerek seslerini duyurmak isteyen ve gözaltına alınan 100 öğrenciden 49’u hakkında ‘Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama, hakaret’ iddiasıyla dava açılmıştı.
Açılan davanın ilk duruşması, Ankara 15’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Duruşmada, bazı öğrenciler ile avukatları hazır bulunurken, öğrencilerden şikayetçi olan polisler ise duruşmaya katılmadı.
Kimlik tespitinin ardından dosyaya eklenen evrakların okunmasıyla başlayan duruşmada, silahlı polislerin hakimin talebi dışında duruşma salonunda olmasına avukatlar tepki gösterdi. Hakim, ‘Adliye güvenliği için buradalar. Talebe gerek yok’ yanıtını verdi.
“DAVA AÇILMASI BİLE ANAYASAYA AYKIRI”
İlk olarak yargılanan öğrencilerin avukatlarından Emre Erdal söz aldı. Davanın açılmasının dahi anayasa aykırı olduğunu belirten Erdal, toplantı kavramının tanımını hatırlatarak, öğrencilerin bu haklarını kullandığını belirtti. Erdal, ülkede enflasyon ve kira fiyatlarının korkunç boyutta olduğunu, ev sahiplerinin kiracıların evlerini bastığı bu koşullarda üniversite öğrencilerinin de barınamadığını bu nedenle öğrencilerin gösteri haklarını kullandıklarını kaydetti.
“BU YASAKLAR, ‘SİZ YAPIN HUKUK ARKADAN GELİR’ SÖYLEMİNDEN DOĞUYOR”
Dava konusunu eleştiren Erdal, “Ya savcılık makamı hukuk bilmiyor ya da bizi ve sizi kandırmaya çalışıyor. Herkes izin almadan gösteri yapma hakkına sahip ancak kanunla bu sınırlandırılabilir. Ülkemizde bu hak bildiri hükmüyle düzenlenmiştir. Araba durduruluyor, GBT yapılıyor, gidemezsiniz diyerek öğrencilere gözaltı oluyor. Tamamen barışçıl, tehlike ve şiddet içermeyen bu eylemlerin devlet, yargı tarafından engellenmesi hukuki değildir. Yasaklama kararı verilebilmesi için açık ve yakın bir tehlike olması gerekir, dosyamızda böyle bir şey yok. Ankara Valiliği’nin bu yasak kararının nedenini de biliyoruz. İçişleri Bakanının, ‘siz yapın hukuk arkadan gelir’ söyleminden doğduğunu biliyoruz. Ve derhal beraat kararı talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“BARINACAK YERİM YOKKEN, BANA İŞKENCE VE DARP LAYIK GÖRÜLDÜ”
Savunma yapan öğrencilerinden Çağla Güzel, “Ben bu ülkenin aydın geleceğiyim, benim okulumun yurdu yok, barınacak hiçbir yerim yok. Bana en kötü yurtlar bile layık görülmezken, anayasal hakkımı kullanırken işkence ve darp layık görüldü” dedi.
Öğrencilerden Ezgi Ertürk ise, her yıl Meclis’e bütçe taslağı geldiğini belirterek, “Biz de geçen yıl gençlik ve eğitim bütçesinin görüleceği tarihte Ulus Meydanı’nda basın açıklaması yapacaktık. Ve Ankara yolunda aracımız durduruldu, basın açıklaması yapmak istediğimiz için yerlerde sürüklendik, dövüldük. Ankara’nın bütün yollarını gece saat 4’ten beri tuttuklarını öğrendik. Polis otobüslerinde yer olmadığı için kendi tuttuğumuz araç gözaltı aracına dönüştürüldü. İfade vermek için bile Ankara sınırına sokulmadık. 1 saat bozkırlarda bekledik Ankara’ya kilometrelerce uzak olan Kahramankazan karakolunda ifademizi aldılar” diye konuştu.
“BARINAMADIĞIMIZ İÇİN SADECE TEK BİR BÖLÜMDEN 30 KİŞİ OKULU BIRAKTI”
Yargılanan öğrencilerden İlayda Gökçer de savunmasında, temel eğitim haklarının ellerinden alındığını ve bunun artık şarkılara bağlandığını kaydederek şunları aktardı:
“Ne yemek yiyebiliyoruz ne barınabiliyoruz. Öğrenciler olarak sürekli çalışmak zorunda kalıyoruz çevremdeki tüm öğrenciler en az 1 işte çalışıyor. Sadece bizim bölümden 30 öğrenci okulu bırakmak zorunda kaldı. Bizi engelleyenler kendi anayasalarını bile uygulamayan sistemin sonucudur. Bir arkadaşım sadece yurt ücretini 1 ay geciktirdiği için yurttan atıldı. Bütçe görüşmelerinin olduğu 12 Aralık’ta geldik çünkü bütçe görüşmelerinin muhatabı olarak görüyoruz kendimizi. Eğitimin temel hak olması diye bir şey kalmadı çünkü bu artık ekonomik şartlara bağlı hale geldi.”
Batuhan Berk Duran ve Düşün Altuntaş da, savunmalarında suçlamaları reddederek, beraat talebinde bulundu.
BİR SONRAKİ DURUŞMA MART AYINA ERTELENDİ
Savunmaların ardından kararını açıklayan hakim, kendilerine hakaret edildiğini iddia eden 2 polisin sonraki celseye katılarak ifadelerinin alınmasına ve 4 öğrencinin adresinin tespit edilmesi için müzekkere yazılmasına karar vererek, duruşmayı 22 Mart 2023’e erteledi.
PİRHA- KYK yurtlarında yaşanan zehirlenme vakalarına ilişkin sosyal medya hesaplarından açıklama yapan Barınamıyoruz Hareketi, son bir ayda 4 ayrı KYK yurdunda toplu zehirlenme olayı yaşandığını belirterek, Karabük’te 130, Ankara’da 21, Tunceli’de 12, Gümüşhane’de 40 olmak üzere toplamda en az 203 öğrencinin hastaneye kaldırıldığını açıkladı.
Yeni eğitim öğretim yılına barınma ve beslenme sorunu ile başlayan üniversiteliler, Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarında ise birçok sorunla karşı karşıya kalıyor.
Son olarak Dersim ve Gümüşhane’de öğrenciler yedikleri yemekler sonrası zehirlenme şüphesiyle hastanelik oldu. Öğrenciler, yemek sorununun büyük problem olduğunu belirterek, ‘Gelen yemekleri çoğu zaman yiyemiyoruz, çok kötü. Sürekli yemeklerden arkadaşlarımız zehirleniyor. Hem fiziken hem psikolojik olarak yıpranıyoruz’ diyerek ses yükselttiler.
SON BİR AYDA 4 AYRI KYK YURDUNDA 203 ÖĞRENCİ ZEHİRLENDİ
Üniversite öğrencilerinin yaşadıkları barınma sorunları sonrası bir araya gelerek oluşturdukları Barınamıyoruz Hareketi, sosyal medya hesabından konuya ilişkin paylaşımlar yaptı.
KYK yurtlarının 6 hafta önce açıldığını anımsatan hareket, son bir ayda 4 ayrı KYK yurdunda toplu zehirlenme olayı yaşandığını belirterek, Karabük’te 130, Ankara’da 21, Tunceli’de 12, Gümüşhane’de 40 olmak üzere toplamda en az 203 öğrencinin hastaneye kaldırıldığını açıkladı.
‘Yemekhane ihaleleri hangi ölçülerle hangi şirketlere veriliyor?’ diye soran hareket, “Yurtlarda mutfak hijyen denetimi yapılıyor mu ya da kim tarafından hangi sıklıkla yapılıyor? Onlarca haber yapıldı, öğrenciler tweet atıp duruyor. Zehirlenme vakaları hakkında bir açıklama yapacak mısınız? Bu zehirlenmeler yıllardır sürüyor. KYK yurtlarında kalan bütün öğrencilere söylüyoruz. Her nerede bir zehirlenme vakası yaşıyorsanız gönüllü hukuk ve alternatif KYK destek ekibimizle koşulsuz şekilde yanınızdayız. Örtbas etmelerine izin vermeyin” dedi.
Yaşanan zehirlenme vakalarına ilişkin KYK yurtlarının bağlı olduğu Gençlik ve Spor Bakanlığı ise hala sessizliğini koruyor.
PİRHA – CHP Milletvekili Suzan Şahin, 2022-2023 öğretim yılı başlarken üniversite ve öğrenci sayısındaki hızlı artışa işaret etti. Öğrencilerin en önemli sorunlarının başında barınma konusunun geldiğini söyleyen Şahin, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’na “Yurtların eski dönemlerde olduğu gibi ranza sistemine döndüğü iddiası basında yer almıştır. Bu iddialar doğru mudur?” diye sordu.
Cumhuriyet Halk Partisi Hatay Milletvekili Suzan Şahin, yeni öğretim yılı başlarken üniversite ve öğrenci sayısındaki artışla birlikte öğrencilerin barınma sorununun devam ettiğini belirtti. Şahin, hayat pahalılığının giderek artmasıyla birlikte ekonomik koşulların önceki yıllara göre daha da kötüleşmesinin birçok aileyi, çocuklarının barınma masraflarını karşılayamaz hale getirdiğini belirterek, konuyu meclis gündemine taşıdı.
169 ÖĞRENCİ YURDU KULLANIMA ELVERİŞSİZ!
CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin yaptığı açıklamada üniversite yerleştirme sonuçlarına göre üniversitelerdeki doluluk oranının %98’e ulaştığını, bu yıl yaklaşık 850 bin öğrencinin daha üniversiteyi kazanmasıyla birlikte Türkiye’de üniversite öğrenci sayısının 9 milyona yaklaştığını belirtti.
Üniversite ve öğrenci sayısındaki hızlı artışla birlikte üniversite öğrencilerinin en önemli sorunlarının başında ‘barınma’ konusunun geldiğini vurgulayan Şahin, “2021 yılı verilerine göre devlet yurtlarının kapasitesi 695 bin 834 iken yurt sayısı sadece 773’tür. Kredi Yurtlar Kurumu’na bağlı yurtların öğrenciye oranı ise %18,2 gibi sınırlı bir düzeydedir. Ayrıca 2020 yılı Sayıştay raporunda yurtların hizmetlerinin kötü olduğuna dikkat çekilirken, 781 adet yurt bulunduğu ifade edilmiş ve 781 yurttan 169’unun kullanıma elverişsiz olduğu ifade edilmiştir. Aradan geçen 2 yıla rağmen tek bir çivi çakılmamış, yurt ve yatak kapasiteleri artırılmamıştır” ifadelerini kullandı.
“BAKAN GÖREVE GELDİĞİNDEN BERİ ÖĞRENCİLER MAĞDUR”
Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun cevaplaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi veren CHP’li Şahin, şunları kaydetti:
‘‘Geçtiğimiz yıl, eylem yaparak sıkıntılarına dikkat çeken öğrencilerin sorunları bu yıl daha da artmıştır. Her yıl on binlerce öğrencinin barınma konusundaki sorunları çözülmediği gibi her geçen yıl daha da artmaktadır. 2022 yılı itibarıyla Kredi ve Yurtlar Kurumu’na ait yurtların %80’e yakın zamlanması sonucunda yurt fiyatları 500-800 TL’ye çıkmıştır. Bununla birlikte devlet tarafından sunulan yurt hizmetinin niteliksiz olduğu, yurtların kapasitelerinin bu yıl 800 binin üzerine çıkarıldığı Gençlik ve Spor Bakanı tarafından dile getirilmiştir. Ancak birçok ilde kapasite artırımı için bazalar yerine ranzalar getirildiği ve odalardaki çalışma masalarının da alan yetersizliği nedeniyle çıkartılarak öğrencilerin yurtlardaki yaşam alanları daraltılarak çözüm üretme çabası içerisine girilirken, birçok öğrenci de devlet yurtlarına kapasite yetersizliği nedeniyle yerleştirilememektedir. Kendilerine devlet yurtlarında yer bulamayan öğrenciler ise fiyatları 20 bin ile 120 bin TL’yi bulan özel yurtlara mahkum olmakta, kiralık ev fiyatları ise illere göre değişmekle birlikte 8 bin ile 15 bin aralığındadır.
Geçmiş yıllarda da sıkça örneğini gördüğümüz üzere bu koşullar altında birçok öğrenci barınamadığı için okullarını bırakmak zorunda kalmaktadır. Bu durum hem sosyal huzurun bozulmasına hem de öğrencilerin Anayasamızda da belirtilen en temel hakkı olan eğitim hakkından mahrum kalmaların neden olmaktadır. AKP’li bakan göreve geldiğinden bu yana yurt konusunda hiçbir şey yapmamış, aksine kalite düşmüş, öğrenciler yurtlara yerleşemediği gibi yerleşenler de sağlıksız ve ders çalışma ortamı olmayan, kalitesiz yemek ve tıkış tıkış barınma şartları ile çağın gerisinde sefilliğe terk edilmiş yurtlarda kalmak zorunda bırakılmıştır. AKP hükümetini kendine gelmeye ve öğrenciler ile velileri rahatlatacak acil önlemler almaya davet ediyoruz.”
“RANZA SİSTEMİNE DÖNÜLDÜ MÜ?”
CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin’in, Gençlik ve Spor Bakanı’na yönelttiği sorular ise şu şekilde:
*2012-2022 yılları arasında devlet yurtlarına başvuran öğrenci sayısı nedir? Bu öğrencilerin kaçı yurtlara yerleştirilebilmiştir?
*2021-2022 öğretim döneminde KYK yurtlarına başvurup da yerleştirilemeyen öğrenci sayısı nedir?
*Devlet yurduna başvurduğu halde kontenjan yetersizliği gibi sebeplerle yerleştirilemeyen, işsizlik ve hayat pahalılığı karşısında maddi olarak zorlanan ailelere ve onların çocuklarına eğitim hakkından yararlanabilmeleri için barınma desteği sağlanacak mıdır?
*Bakanlık görevine geldiğiniz tarih olan 9 Temmuz 2018 tarihinde Türkiye’deki yurt sayısı ve yatak kapasitesi ne kadardı?
*Eylül 2022 itibariyle Türkiye’de hangi ilde kaç tane öğrenci yurdu bulunmaktadır? Bu yurtların kapasitesi nedir? Bunların kaçı devlet yurdu, kaçı özel yurttur?
*Devlet yurtlarının olanakları öğrencilerin barınmaları için yeterli midir? Hijyen koşulları açısından herhangi bir denetim yapılmakta mıdır?
*Bazı öğrenciler tarafından yurtların eski dönemlerde olduğu gibi ranza sistemine döndüğü iddiası basına ve sosyal medyada yer almıştır. Bu iddialar doğru mudur? Bu durum, yeni yerleşecek öğrencileri mağdur etmemek adına mevcut yurt kapasitelerini ranza sistemiyle artırarak mevcut kalan öğrencileri mağdur etmek anlamına gelmemekte midir?
*Yeni yapılması planlanan yurtlar var mıdır? Bu yurtların yapımı konusunda son durum nedir?
*Üniversite ve öğrenci sayısındaki artışa uygun yurt planlaması yapılmakta mıdır?”
PİRHA- ‘Barınamıyoruz Hareketi’nin Ulus’ta yapacağı eylem için farklı illerden Ankara’ya gelen öğrenciler Ankara girişinde gözaltına alındı.
Yüksek ev kiraları ve yurt sorununa tepki göstermek için ‘Barınamıyoruz’ eylemi gerçekleştirmek isteyen öğrenciler, Meclis’te bütçe görüşmelerinin devam ettiği günlerde seslerini duyurabilmek için Ankara Ulus Meydanı’nda eylem gerçekleştireceklerini açıklamıştı.
Ulus’taki eylem için İstanbul ve İzmir’den yola çıkan öğrenciler Ankara girişinde durdurularak gözaltına alındı. Yaklaşık 4 öğrencinin gözaltına alındığı bilgisi verildi.
Sosyal medya hesapları üzerinden polise tepki gösteren öğrenciler, “Milyonlarca genç aç, yoksul, borçlu, barınamıyor ve bu gençlerin Ankara şehrine girişi hukuksuz, asılsız bir Ankara Valiliği talimatıyla engelleniyor! Biz bu ülkenin gençleri değil miyiz? #GençlereYoluAç” ifadelerini kullandılar.
Ankara Valiliği, bugün düzenlenmesi planlanan öğrencilerin ‘Barınamıyoruz’ eylemine uygun görülmediği için izin verilmeyeceğini açıklamıştı.
PİRHA-Üniversiteli öğrenciler, barınma sorununa ilişkin seslerini duyurmak için 12 Aralık Pazar günü Ankara’da olacaklarını duyurdu. Barınamıyoruz Hareketi’nden Arda Yüksel, “Bütün sorunlarımızın kaynağının orada olduğunu biliyoruz. Aslında Ankara bizi hesaplaşmaya çağırdı. Biz o hesabı görmeye gidiyoruz” dedi.
“Çantalarımızı yastık, bankları yatağımız yaptık” diyerek parklarda yatan ve bütün gözleri barınma sorununa çeken üniversite öğrencileri 12 Aralık Pazar Ankara’da olacaklarını duyurdu. Park nöbetleri sona erdikten sonra basının ilgisi azalsa da öğrenciler, barınma sorununa temel bir çözüm için mücadele etmeye devam ediyor. Türkiye’nin birçok şehrinden üniversiteli, “Bütün bu sorunlarımızın kaynağının Ankara’da olduğunu biliyoruz. Ankara bizi hesaplaşmaya çağırdı. Hesabı görmeye gidiyoruz” diyerek Ankara’ya yönelecek.
12 Aralık Pazar gününe yapılan çağrı öncesi, başladığı andan itibaren Barınamıyoruz Hareketi’nin içinde yer alan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğrencisi Arda Yüksel ile eylem sürecini, üniversitelilerin sorunlarını, cemaat yurtlarını ve Ankara yolculuğunu konuştuk.
PİRHA: Türkiye, Barınamıyoruz Hareketi’ni parklarda ve sokaklarda sabahlayan üniversite öğrencileri ile tanıdı. O dönem gerçekleştirilen nöbetler dikkat çekti. Fakat nöbetlerin sonlanmasıyla basının da ilgisi azaldı. İlk günden bugüne süreci kısaca nasıl anlatırsınız?
ARDA YÜKSEL: İlk nöbetimiz 19 Eylül’dü. Nöbete çıkmadan önce şu herkes için gündem olmuştu: Kiralar fırladı. Zaten ev bulunamıyor. Bütçeye uydurup, kalabildiğimiz evler de “Orada barınacaksak, hiç barınmayalım” diyebileceğimiz evler. Öğrenciler için çok büyük bir yurt sorunu oluştu. Bütün bunlardan ötürü böyle bir harekete ihtiyaç olduğu düşünüldü ve başlatıldı. Parklarda yatarak ve dayanışmayı büyüterek başladık. O süreçte ne kadar çok insanın böyle bir derdi olduğunu gördük. Güzel bir dayanışma oldu. Battaniyesiyle, çorbasıyla destek verenler oldu.
Ne yaptıysak yine kendimiz yapmış olduk. Devlet dediğimiz taraftan gelen bir şey yok. Bu sorunu çözmeden de vereceği hiçbir şeyi kabul etmeyecektik. Bu sürecin yalnız öğrencilerin bir barınma sorunu olmadığı aşikâr. Bunu biz de biliyorduk. Başlarken öğrenci ve gençlik özneleri ile yola çıktık. Milyonlara sesimizi duyurduysak, milyonlar da bize seslerini duyurdu.
Atık kağıt işçilerinin depolarındaki barınma sorunundan, bir başka yoksulluk süreci geçiren insanların barınma sorunundan, LGBTİ+’ların yaşadıkları alanlardan atılmasına kadar birçok ezilen tarafın sorunuydu. Biz bir şey yapmadan devletin bu sorunu çözmeyeceğini biliyorduk. O yüzden bir aylık süre verdik. İnsanlar şunu gördü: Çözüm oradan gelmeyecek. Ama biz bu bir ayda ne yapacağız?
PİRHA: Barınamıyoruz Hareketi en başta iki şeyi başardı. Ortada ciddi bir sorun vardı ve bu sorun yalnız öğrencilerin değil; bir bütün vatandaşların sorunuydu. Bunu gözler önüne serdi. İkinci olarak da ortada bir sorunun olmadığını savunan siyasi iktidara geri adım attırarak sorunun varlığını kabul ettirdi. Hareketin görünür kıldığı krizi nasıl tarif edersiniz?
Bütün tarihimize baktığımızda devrimci, demokrat, toplumsal muhalefetin harekete geçerek bir şeyleri harekete geçirdiğini gördük. Bu süreçte de başta inkar edildi. Bu sorun zaten herkesin gündemindeyken biz de üzerine gittik ve hareketle öne çıktı. Öğretmenevlerinde yerler açıldı. Belediye bir yerler açtı. Üsküdar’da öğrencilerin faturaları karşılandı.
Bunların hiçbiri onların lütfu olmadı aslında. Bu hareket bunları yaptırmış oldu. İnkar edileni Kabul ettirdik. Barınma meselesi sadece dört duvar içerisinde yaşayıp, yaşamama sorunu da değil. O dört duvar içerisinde nasıl yaşadığımız, nasıl bir dört duvar arasında yaşadığımız… Temelde yine bir yoksulluk ve adaletsizlik problemi var. Bu kriz, ekonomik olduğu kadar siyasal bir kriz. Hareket olarak burayı deşeceğiz.
PİRHA: Geçtiğimiz günlerde Antalya’daki bir cemaat yurdunda üniversiteli bir genç, yurtta çalışan kişi tarafından vahşice katledildi. Devletin eksik bıraktığı yerleri dolduran ve buraları hem gelir hem de örgütlenme aracı olarak kullanan cemaat yurtları cinsel istismar, yangın, cinayet vs. gibi konular ile gündeme geliyor. Son yaşananlar ile bu duruma nasıl bakıyorsunuz?
Bardak çok kere taştı aslında. Ankara’ya giderken hareketimiz içerisinde çok farklı bir hissiyat uyandırdı. Cemaat yurtları devlet destekli örgütlenme yerleri olduğundan dolayı yoksul öğrenciler için ucuz olabiliyor. İnsanlar, cemaatleri sevsin veya sevmesin bir bakıma o yurtlara mecbur bırakılıyor. Rıza üretiliyor. Bu arkadaşımızın katili yalnız onu orada öldüren değil, o yurdun cemaati, cemaatin yurtla ilişkisini kuran doğrudan devletin ve ucuzluk, pahalılık sorununu yaratan sermayenin kendisidir. Tam olarak Ankara aslında.
Arkadaşımızın davasını ve kavgasını Ankara’ya taşıyacağız. Saklamak istedikleri bir mesele oldu bu. Geçen bir gazeteci arkadaşımız haber yapmak için oraya gitti. Antalya’ya gider gitmez gözaltına alındı. Bir şekilde basın da engellendi. Çünkü haklıyız. Haklı olduğumuzun en acı göstergesi. Bunun görülmesini istemiyorlar ama en görünür şekilde Ankara’ya taşıyacağız.
PİRHA: Üniversiteli gençlerin sorunu yalnız barınma ile sınırlı değil muhakkak. Milyonlarca öğrenci ağır kredi borçlarıyla mezun oluyor. İşsizlik, gelecek kaygısı vb. gibi de sorunlar devam ediyor. Bir üniversiteli olarak var olan sorunlarınızı mevcut ekonomik ve siyasal kriz ekseninde nasıl sıralarsınız?
Kapitalizm gençlere eskiden bir hayal satabiliyordu. Üniversiteleri bir sınıf atlama kurumu gibi gösterebiliyordu. Geldiğimiz noktada yaşanan krizle bize vaat edilen hiçbir şey yok. Artık o sahte hayalleri de satamıyorlar. Üniversite öğrencisi şunu biliyor: 30 yaşına geldiğinde bir mülk sahibi olamayacak. Üniversitenin akademik boyutuna geldiğimizde ise özellikle son beş-altı senedir akademide derin bir baskı var. Bu baskı akademik tartışmalara, bilimsel üretime, hak arama mücadelelerinin üniversitelerde kısıtlanmasına kadar geldi.
Üniversitelerde polislerin varlığı, özel güvenliklerin polisle çalışması, faşist çetelerin oluşturulması, devrimci öğrencilere karşı yapılan saldırılar… Bütün bunları dikkate aldığımızda; öğrenci barınamıyor, geleceği yok. Bu sistemin bizle olumlu olan hiçbir tarafı yok. Tamamen bir karşıtlık üzerinden ilişkileniyor bizimle. Biz de aynı şekilde.
PİRHA: Barınamıyor Hareketi 12 Aralık Pazar günü Ankara’da olacağını duyurdu. Ne yapacaksınız?
Barınamıyoruz Hareketi çok büyüyen bir hareket oldu. Herkes Ankara’ya gelmek istiyor. Onun da bir şekilde yollarını arıyoruz. Çünkü Ankara’ya gitmek için de para gerekiyor. İstanbul ve İzmir’den dayanışmamızın neticesinde ücretsiz araçlar kaldıracağız. Ankara’ya gidilme sebeplerinden birincisi şu: Bütün bu sorunların kaynağının orada olduğunu biliyoruz. Yaşadığımız koşulları bize dayatanlar orada.
Aslında Ankara bizi hesaplaşmaya çağırdı. Tercih de etmedik belki de. Biz o hesabı görmeye gidiyoruz. 12 Aralık’ta bütçe görüşmesi olacak. 13’ünde de bir karar çıkacak. O bütçe mecliste görüşülürken, bu sorunu yaşayan asıl insanlar orada yok. “Bizi görmezden gelemezsiniz. Buradayız. Bizden bağımsız olamaz. Ya meclistekiler gelecek ya da biz o meclise gidiyoruz” diyeceğiz.
Üniversite öğrencilerinin barınma hakkına dikkat çeken Barınamıyoruz Hareketi, Ankara’da toplanacak. Meclis’teki bütçe görüşmelerini hatırlatan öğrenciler “Ayın 12’sinde Ankara’ya gidiyoruz” dedi.
“Barınamıyoruz Hareketi,” 12 Aralık’ta Ankara’da olacak. 2022 yılı bütçe görüşmelerinin TBMM’de sürdüğüne dikkat çeken öğrenciler, “Her yılın rutini olan bütçe görüşmelerinin de tarihimizin de farkındayız. Artık onları da planlarını da öğrencileri görmeyen bütçelerini de beklemiyoruz” dedi.
Barınma sorunu yaşan üniversite öğrencilerinin kurduğu “Barınamıyoruz Hareketi”, Ankara’da bir araya gelecek. Öğrenciler, bugünden itibaren 12 gün boyunca devam edecek 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin TBMM’deki görüşmeleri sırasında 12 Aralık’ta Ankara’da olacak.
“Artık yeter” diyen gençler, 12 Aralık’ta herkesi Ankara’ya davet ederek sosyal medyadan şu mesajı yayımladı:
“Her yılın rutini olan bütçe görüşmelerinin de tarihimizin de farkındayız. Artık onları da planlarını da öğrencileri görmeyen bütçelerini de beklemiyoruz. Artık sadece bir adım atmaya değil, koşmaya niyetleniyoruz. Bizi ittikleri uçurumun kıyısını eşik kabul ediyoruz. Bu eşikten atlayacağız. Ayın 12’sinde ‘yönetenlerin şehrine’ Ankara’ya gidiyoruz.”
PİRHA-Barınma sorunu nedeniyle birçok ilde başlayan öğrenci nöbet ve eylemleri sürüyor. Barınmanın yalnızca öğrencilerin sorunu olmadığını ifade eden üniversiteliler, sorunun çözümü için dayanışma ve örgütlenme çağrısını yineledi.
“Barınamıyoruz” diyerek 19 Eylül’de İstanbul’da başlayarak, dokuz ile yayılan öğrenci nöbet ve eylemleri devam ediyor.
Sorunun çözümü için yetkililere bir buçuk ay müddet verdiklerini ifade eden Barınamıyoruz Hareketi, verilen sürenin sonuna gelindiğini belirtirken; bundan sonraki sürecin planına dair toplantı düzenledi.
“KYK YURTLARINDAN ATILAN ÖĞRENCİLER VAR”
İstanbul Kadıköy’deki Moda Sahnesi’nde yapılan toplantıya çeşitli il ve üniversitelerden öğrencilerin yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Hüda Kaya da katıldı.
Ekonomik kriz, fırsatçılık ve rant odaklı yaklaşımlar nedeniyle kalacak yer bulamadıklarını kaydeden Mevlüde Ecem Öksüz; “Bütün bu sebeplerden dolayı derslerimize giremedik. Sorunun çözümü için parklarda yatmaya başladık. Eylemliliğimiz ülke genelinde dikkat çekti. Sesimiz duyulur oldu. Son zamanlarda ise Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarındaki öğrenci zehirlenmeleri ve yurtlardan atılma haberleriyle karşılaştık. Biz bunları hak etmiyoruz” dedi.
“ÖRGÜTLENEREK SORUNLARIN ÜSTESİNDEN GELEBİLİRİZ”
Forumda, Boğaziçi Üniversitesi’nde süren direniş ile atık kağıt işçilerinin haftalardır devam ettirdiği mücadeleye değinilerek, dayanışma çağrısında bulunuldu.
Barınma sorununun yalnız öğrencilerin sorunu olmadığını vurgulayan öğrenciler, “Bu sorunu biz yaratmadık ama çözümü için birlikte mücadele edebiliriz. Barınma sorununun yanı sıra yurtlarda da birçok sıkıntı yaşanıyor. Güvenlik, beslenme, sağlık gibi konularda ciddi rahatsızlıklar var. Ayrıca KYK borcu olan milyonlarca genç var. İnsanlar geleceklerinden umutsuz, üstüne on binlerce liralık borcun altına imza atma mecburiyetinde kalıyor. Bir araya gelip örgütlenerek bu sorunların üstünden geleceğimizi düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya ise “Gençlerin yaşadığı bütün her şeye rağmen pes etmeyip; teslim olmaması çok kıymetli. Ülkemizin içinde bulunduğu bu karanlığa rağmen herkese umut veriyorsunuz” diye konuştu.
PİRHA-İstanbul’daki Şahkulu Sultan Dergahı tarafından yapılan kadın öğrenci yurdu faaliyete girmek için destek bekliyor. Gerekli duyarlılığı göremediklerini belirten Şahkulu Sultan Dergahı Vakfı Genel Sekreteri Kanber Yıldırım, barınma sorunu yaşayan öğrencilerin eylemlerine de değinerek, “Öğrenciler büyük sıkıntı içinde. Sonuna kadar da haklılar. Bu koşullarda bir üniversite öğrencisinin okuyabilmesi çok zor. Vatandaşlara çağrıda bulunuyorum. Destek olsunlar. Yurdumuzun eksikliklerini tamamlayıp, eğitime açalım” dedi.
Öğrenciler, yurt ve ev kiralarındaki pahalılık nedeniyle Türkiye’nin birçok yerinde ‘Barınamıyoruz’ diyerek protesto eylemlerine devam ediyor.
İstanbul Kadıköy’e bağlı Merdivenköy’de bulunan Şahkulu Sultan Dergahı’nın temelini 2012 yılında attığı ve yaklaşık 400 öğrenci kapasiteli Mustafa Necati Kadın Öğrenci Yurdu ise faaliyete geçmek için destek bekliyor. Şahkulu Sultan Dergahı Vakfı Genel Sekreteri ve Müdürü Kanber Yıldırım yurtta süren çalışmalar ile öğrencilerin başlattığı eylemlere ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.
Yurdun henüz faaliyete girmediğini kaydeden Yıldırım, “Ciddi aşama kat ettik fakat tam anlamıyla bitiremedik. Öğrenci odaları bitti. Ama ortak kullanım alanları, giriş ve bodrum kat halihazırda yapılıyor. Tabi gücümüz ve alabildiğimiz destek oranında yapabiliyoruz. İsterdik ki bu öğretim yılına yetişsin ama onu başaramadık. Başarısızlık yalnızca bizden kaynaklanmıyor. Beklediğimiz yerlerden gerekli duyarlılık olmayınca başarı da gelmiyor” diye konuştu.
Yıldırım, yurdu 2021-2022 eğitim-öğretim yılının ikinci dönemine yetiştirmeye çalıştıklarını belirterek, “Bunun için yoğun çaba sarf ediyoruz. Belediyeler ile görüşüyoruz. Sosyal medyadan kampanya başlattık. Odalara isim verme kampanyası başlattık. Başarılı olursak; ikinci döneme yetiştiririz diye düşünüyoruz. Beklentimizin olduğu belediyeler CHP’li belediyeler. 14 tane belediyesi var İstanbul’da. Kartal Belediyesi’nin dışında hiçbir katkı yok” dedi.
“ÖĞRENCİLER TARİKAT YURTLARINA YÖNLENDİRİLİYOR”
Öğrencilerin ülke genelinde sürdürdükleri eylemlere dair de konuşan Yıldırım, şunları dile getirdi:
“Öğrenciler büyük sıkıntı içinde. Sonuna kadar da haklılar. Bu koşullarda bir üniversite öğrencisinin okuyabilmesi çok zor. Ekonomik kriz ve pandemiden kaynaklı sorunlar herkesi gırtlağa kadar borca soktu. Gelirler düştü. Asgari ücretle geçinen bir yurttaşın veya bir köylü çocuğunun bu koşullarda okuyabilmesi mümkün değil.
Bir öğrencinin masrafı asgari ücreti geçti. Devlet yurtları belli koşullarda öğrenci alıyor. Devlet yurtlarını karşılayacak durumda bile değil öğrenciler. Özellikle tarikat yurtlarına yönlendirilmeye çalışılıyor. Onlarda kapılarını açmış ‘av’ bekliyorlar. Dolayısıyla bu koşullarda insanların yapmış olduğumuz yurda destek olmaları gerekiyor. En azından 400 öğrenciye ev sahipliği yapabilecek bir yurt yapılıyor.”
“CEMEVLERİMİZİN KAPISI AÇIK FAKAT KALICI ÇÖZÜM GEREKLİ”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği‘nin (PSAKD) öğrencilerin yaşadığı barınma sorununa ilişkin yaptığı, “Tüm cemevlerimizin kapılarını ön koşulsuz, şartsız ve ücretsiz tüm öğrencilerimize açıyoruz” şeklindeki açıklamayı da değerlendiren Yıldırım, “Bunlar çözüm değil. Bizde aş ve barınma konusunda destek oluruz ama bunlar geçici çözümlerdir. Kalıcı değil. Öğrencilerin çağdaş, yaşanabilir koşullarda eğitim almaları gerekiyor. Vatandaşlara çağrıda bulunuyorum. Destek olsunlar. Yurdumuzun eksikliklerini tamamlayıp, eğitime açalım” şeklinde konuştu.