Etiket: barınamıyoruz

  • ÇHD Ankara Şubesi: Mücadele eden tüm öğrencilerin avukatlığını yapacağız -VİDEO

    ÇHD Ankara Şubesi: Mücadele eden tüm öğrencilerin avukatlığını yapacağız -VİDEO

    PİRHA- Çağdaş Hukukçular Derneği Ankara Şubesi avukatları, barınamıyoruz ve geçinemiyoruz eylemlerine katılan üniversite öğrencilerinin burs ve kredilerinin KYK tarafından kesilmesine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “İktidar barınamıyoruz diyen öğrencileri bir de açlığa mahkum etti. Mücadele eden tüm öğrencilerin avukatlığını yapacağız” denildi. 

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Ankara Şubesi avukatları, barınamıyoruz ve geçinemiyoruz eylemlerine katılan üniversite öğrencilerinin burs ve kredilerinin Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) tarafından kesilmesine ilişkin açıklama yaparak öğrencilerin yanlarında olduklarını belirttiler.

    Avukatların ÇHD Ankara Şubesi’nde yaptığı açıklamaya öğrenciler de destek verirken açıklamanın yapıldığı salona ‘Baskılara karşı üniversite öğrencilerinin yanındayız’ pankartı asıldı.

    Avukatlar adına açıklamayı Ayşegül Çağatay okudu. Çağatay açıklamasında, avukatlar olarak bu tür hukuksuz uygulamalara ve tüm baskılara karşı üniversite öğrencilerinin yanında olduklarını bir kez daha vurgulayarak hukuki açıdan gerekli başvuruları yaptıklarını aktardı.

    “ÖĞRENCİLERE POLİS SALDIRISI GERÇEKLEŞMİŞ VE İŞKENCEYLE GÖZALTINA ALINMIŞLARDI”

    Çağatay, öğrencilerin maruz kaldığı saldırıları ve baskıları anımsatarak; “Öğrencilerin artan barınma ve geçinme sorunlarına ilişkin olarak 12 Aralık 2021 tarihinde üniversite öğrencileri tarafından Ankara’da yapılmak istenen ‘Barınamıyoruz’ eylemine ve yine 14 Aralık 2021 tarihinde Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yapılmak istenen ‘Geçinemiyoruz’ forumuna polis saldırısı gerçekleşmiş öğrenciler işkenceyle gözaltına alınmıştı. Bizler o süreçte gözaltına alınan öğrencilerin yanında bulunmuş, gözaltı takiplerini yapmış ve gerekli hukuki başvuruları gerçekleştirmiştik” şeklinde konuştu.

    “GÖZALTINA ALINAN ÖĞRENCİLERİN KREDİ VE BURSLARI KESİLDİ”

    Bugün üniversite öğrencilerine yönelik saldırıların bir başka boyutu ile karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Çağatay sözlerine şöyle devam etti:

    “Gözaltına alınan öğrencilerin Kredi Yurtlar Kurumu tarafından ödenmesi gereken kredileri ve bursları bir süredir ödenmemektedir. Kredi ve bursları yatırılmayan öğrencilerin başvuruları üzerine Kredi Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından öğrencilere verilen cevapta; ‘…almakta olduğunuz öğrenim krediniz Ankara Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’nün …. yazısına istinaden yapılan inceleme neticesinde Kredi Yönetmeliğinin 11-h maddesine (Öğrenim görmekte olduğu öğretim kurumlarında, eklentilerinde, kalmakta olduğu yurtta, öğretim kurumu veya barındığı yurdun dışında, münferiden veya topluca her ne şekilde olur ise olsun anarşi ve terör olaylarına karışan, öğrenim özgürlüğünü ihlal edici (Direniş, boykot, işgal, yazı yazma, resim yapma, slogan atma vs.) davranışlarda bulunan bu fiillere eksik veya tam teşebbüste bulunan… öğrencilere kredi verilmez.) istinaden kesilmiştir’ denilmektedir.

    Öncelikle belirtmeliyiz ki İlgili kanun ve yönetmelikte burs ve kredilerin ne şartlarda kesilebileceği tahdidi olarak sayılmaktadır. Bahsedilen Yönetmelik maddesi burs-kredi almakta olan öğrencilerin burs ve kredilerinin kesilmesine ilişkin bir düzenleme değildir. Bu nedenle yapılan idari işlem daha başından hukuka aykırıdır.”

    “İKTİDAR BARINAMIYORUZ DİYEN ÖĞRENCİLERİ BİR DE AÇLIĞA MAHKUM ETTİ”

    Bu tür hukuka aykırı işlemlere karşı kendilerine başvuran tüm öğrenciler yönünden gerekli hukuksal süreçleri başlattıkları bilgisini veren Çağatay; “İhtiyaç duyan tüm öğrenciler yönünden gerekli başvuruları gerçekleştireceğimizi de bu basın açıklaması aracılığı ile duyuruyoruz. ‘Forum’ gibi fikir alışverişi içeren bir etkinliğin ya da suç unsuru içermeyen bir toplantı ve gösteri yürüyüşünün ‘anarşi’ ve ‘terör’ olayı olarak değerlendirilmesi iktidarın hak arayanlara, eşitlik talep edenlere bakış açısını açıkça ortaya koymaktadır, bu bakış açısı kabul edilemez. İktidar zaten kalacak bir yurt bulamadığı için ‘Barınamıyoruz”’ diyen; zaten geçim derdiği yaşadığı için ‘Geçinemiyoruz’ diyen üniversite öğrencilerinin bursunu keserek onları bir kez daha açlığa mahkûm etmiştir” dedi.

    “MÜCADELE EDEN TÜM ÖĞRENCİLERİN AVUKATLIĞINI YAPACAĞIZ”

    Avukat Ayşegül Çağatay açıklamasında son olarak şunları dile getirdi:

    “Siyasi iktidarın işkencelerle, gözaltılarla, disiplin soruşturmalarıyla yıldıramadığı öğrencileri burs ve kredilerini keserek açlık ile terbiye etme çabasına karşı öğrencilerin yanındayız. En başından beri takipçisi olduğumuz bu süreci sonuna dek takip edeceğimizi; eşitsiz, haksız, hukuksuz uygulamalara karşı mücadele eden tüm öğrencilerin avukatlığını yapacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Biz sadece bir oda veya binanın içerisinde değil bu ülkenin içinde barınmaya çalışıyoruz’-VİDEO

    ‘Biz sadece bir oda veya binanın içerisinde değil bu ülkenin içinde barınmaya çalışıyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Barınamıyoruz Hareketi’nin de içinde yer alan HDP’li üniversite öğrencisi Fatma Sumeli, bulunduğu öğrenci yurdundan atıldığını kaydederken, “Biz sadece bir oda veya bir bina içinde barınmak değil var olan ülkenin içinde barınmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

     

    Halkların Demokratik Partili (HDP) üniversite öğrencisi Fatma Sumeli, içerisinde yer aldığı ‘Barınamıyoruz Hareketi’ne ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu. Kaldığı öğrenci yurdundan atıldığını ifade eden Sumeli, “Biz sadece bir oda veya bir bina içinde barınmak değil var olan ülkenin içinde barınmaya çalışıyoruz” dedi.

    Üniversite öğrencileri olarak aylar öncesinde başlattığınız “Barınamıyoruz” eylemliliği vardı. Siz de bu hareketin içerisinde yer alıyordunuz. “Barınamıyoruz” derken neyi kast ediyorsunuz? Neden barınamıyorsunuz?

    Biz hem HDP’li üniversiteliler olarak hem de kendimiz bir üniversite öğrencisi olarak barınamamayı bir duvar içinde uyumayı veya orada kalma biçiminde nitelendirmiyoruz. Bir bütünen toplum meselesi olduğunu, bir halkın, ülkenin meselesi haline geldiğini düşünüyoruz. Sadece bir yerde kalmak değil, bir kişi buna maruz kalmıyor, aynı zamanda bir toplum buna maruz kalıyor. Ben de bu toplumun yapı taşının en dinamik ve öncüsü olan gençlerinden biri olarak üniversite alanında sadece kendim bile bir yurt ücretinin bir ayını ödeyemediğim için yurttan atıldım. Benimle birlikte sadece Eskişehir’de 200 küsur öğrenci sırf bu yüzden yurtlardan atıldı. Aynı zamanda yurtlardan atıldıktan sonra ev kiraları o kadar fahiş bir seviyeye çıktığı için biz ev kiralayamadık, evlere çıkamadık.

    “YURTTAN ATILDIM, EVE ÇIKMA İMKÂNIM YOK”

    Sadece birkaç öğrenci yana yana gelsek bile yine bazı evlerin kiralarını ödeyemiyoruz. Özellikle büyük kentlerde bunu daha çok yaşıyoruz. Ben şu an kendi açımdan dile getirirsem bile ne yurtta kalıyorum (ki yurttan atıldım) ne eve çıkabiliyorum kiralara yapılan fahiş fiyatlardan dolayı eve çıkma imkânı yaratamıyorum.

    Bu yüzden okula gitme seçeneğimde ortadan kalkmış oluyor bu yüzden okulu değil de evden uzakta eğitimimi sürdürmeye çalışıyorum, benim için biraz bu durum gelişiyor. Bir üniversite öğrencisi olarak akademik bilimin içi boşaltılmış bir şekilde eğitim alma çabası içerisine giriyoruz. Biz üniversite öğrencileri değil aynı zamanda gençlerin işsiz kalması, halkın geçinememesi, ekonomik krizin verdiği etkilerle halkın hiçbir şekilde hiçbir alanda kendini var edememesi, yaşayamaması intihara sürüklenmesi söz konusu. Özellikle gençler üzerinde burs alamayan gençlik, iş bulamayan gençlik mecburen çok ağır yükler altında çalışmak zorunda kalıyor. İnşaatçılıktır, tamirciliktir veya yoğun ağır fiziki olanağı olan, kendini yoran işlerde çalışıyor ve bunun gibi işsizliğin verdiği bir etkiyle kendisini oraya atmasıyla sonucu hep ölümle sonuçlanıyor.

    Çoğu genç arkadaşınız var olan işlerdeki, iş sağlığını ve güvenliğini sağlanamamasından kaynaklı ölüyor. Mecbur çalışması gerekiyor; ne burs alabiliyor ne iş imkânı var. Hem eğitimleri hem yaşamını sürdürmesi gerektiği için çalışması gerekiyor ve bu çalışma koşullarında yaşamını idame ettiremiyor. Aynı şekilde bunu bir bütün halkta yaşıyor. Halk sadece asgari ücrete tabi tutulup en asgari şekilde yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Ne sağlıklı bir şekilde yaşamını idame ettirebiliyor; ne de sağlıklı bir şekilde ne yiyecek alabiliyor ne de evin kirasını ödeyebiliyor.

    Yani bir aile çocuğunu bir komşuya bırakıp intihar edebiliyor veya bir adam borçlarını ödeyemediği için, bir yerde çalışamadığı için evine iş, aş götürmediği için bir yazı yazıp kendini asabiliyor. Yani bu intiharlar sadece bireysel bir psikolojik sorun halinde gösteriliyor evet, ama öyle değil.

    “SADECE BİR ODADA DEĞİL BU ÜLKEDE BARINMAK İSTİYORUZ”

    Biz biliyoruz ki ülkenin bu durumu, bu intiharın, tüm sorunu bunun içinde görebiliyoruz aslında. Sadece biz bir odada barınmak değil aslında bir ülkede barınmak istiyoruz. Biz etnik anlamda da barınamıyoruz. Biz cins anlamda da kadın olduğumuz için korunamıyoruz. Biz genç olduğumuz için bağıramıyoruz. Biz genciz ve yaşamak istiyoruz. Biz bir gelecek istiyoruz, geleceğimizi kendimiz yaratmak istiyoruz, yarınlarımız bize ait olsun istiyoruz.

    Ama bunu hep bir saldırıyla düşmanca bir karşılık alarak terörize edilerek alıyoruz. Oysa aydın gençlik olarak biz ana dilde, özgür, özerk bir üniversite talebiyle yürümek istiyoruz. Bu alanın bu temelde bilimsel anlamda geliştirmek isterken tam tersine aldığımız cevaplar hep bizi terörize eden, bizi baskılarla, gözaltılara maruz bırakan cevaplar alıyoruz.

    Aynı şekilde kadın olduğumuz için de biz ne çalışabiliyoruz, çalıştığım zaman taciz ve mobbinglere uğruyoruz veya üniversitelerde eril zihniyetin verdiği eğitimle mücadele etmeye çalışıyoruz. Sonrasında etnik olarak Kürt olduğun için bir ev arayışına girdiğin zaman senin ses tonundan anlayıp, “sana ev dahi vermiyorum” veya seni bir işe alacağı zaman sana bakıyor ve senin Kürt olduğunu anladığı an seni işe almıyor ya da çok az ücretle çalıştırmaya mecbur bırakıyor. Seni görüyor, öğrenci, genç, kadın, Kürt olduğun için bu noktalarda hep seni sömürmeye veya seni dışlamaya seni toplumdan dışarı atmaya çalışan bir sistemde karşılaşıyorsun. Yani biz sadece bir oda içerisinde barınmak değil bir bina içinde barınmak değil var olan ülkenin içinde barınmaya çalışıyoruz.

    Hem bireysel noktalarda yaşadığımız sorunları açığa çıkarma, hem de toplumsal anlamda yaşadığınız soruna bunun somut örneğini bize vermiş oluyor aslında.

    Yurttan atıldığınızı belirttiniz. Şu an okuluna devam edebiliyor musun?

    Evet uzaktan eğitim yoluyla belli derslere girebilirim ama yüz yüze olan dersler var. Barınamadığım için yüz yüze olan derslerimden kalmış durumdayım. Çünkü devamsızlık söz konusu oluyor ve bu noktada aslında barınmak istesem bile çalışmam gerekecek. Çalışma koşulunu yaratmam için de işe gitmem gerekecek. İşe gittiğim anda yine ben derse giremeyeceğim aslında. Derse giremediğim için de aynı zamanda yine dersten kalmış olacağım aslında

    Gençlerin son yıllarda yurt dışına gitme gibi bir hedefi var. Var olan durum ile ilgili olarak bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Boğaziçi direnişinden gördüğümüz gibi ve aynı öncesinden HDP’ye yapılan kıyımlardan gördüğümüz gibi hiçbir zaman irade sayılmıyor, irade kabul edilmiyor. İrade yok sayılarak bir şeyler yapılıyor. Doğal olarak gençlerde yaşamını sürdürmek için kendini, yarınlarını yaratabilmek için, iradesini var etmek istiyor aslında.

    Bu noktada bunu yaratamadığını gördüğün zaman da gençlik çözümü hep dışarda aramak zorunda kalıyor. Aslında sistemin yaptığı bir sorun haline gelmiş durumda. Evet gençlik ülkede kalsın ve bir faydasını görelim ama hiçbir olanak sağlamadan gençlik bir şeyler yapsın. Tam tersine gençlikten sürekli bir şeyler kopartarak, gençlikten sürekli bir şeyler alınarak gençliğin yaşamını idame ettirmesini istiyorlar. Yani bu hiç mümkün değil. Yani barınamıyorsun, barınamadığın için yer arıyorsun ve bunun çözümü sürekli dışarda aranıyor mecburen.

    PİRHA / İSTANBUL

     

  • ‘Barınamıyoruz’ eylemini görüntüleyen gazeteciler gözaltına alındı

    ‘Barınamıyoruz’ eylemini görüntüleyen gazeteciler gözaltına alındı

    PİRHA-Yüksek ev kiraları ve yurt sorununa tepki göstermek için Ankara Ulus Meydanında ‘Barınamıyoruz’ eylemi gerçekleştirmek isteyen öğrenciler Ankara girişinde durdurularak gözaltına alındı. Haber takibi yapan Artı Gerçek muhabiri Yağmur Kaya ve gazeteci Nebiye Arı, Hilal Işık gözaltına alındı.

    Yüksek ev kiraları ve yurt sorununa tepki göstermek için ‘Barınamıyoruz’ eylemi gerçekleştirmek isteyen öğrenciler, Meclis’te bütçe görüşmelerinin devam ettiği günlerde seslerini duyurabilmek için Ankara Ulus Meydanı’nda eylem gerçekleştireceklerini açıklamıştı. Ulus’taki eylem için İstanbul ve İzmir’den yola çıkan öğrenciler Ankara girişinde durdurularak gözaltına alındı.

    Polis tarafından ‘basın kartı’ olmadığı gerekçe gösterilerek, haber takibi yapan Artı Gerçek muhabiri Yağmur Kaya ve gazeteci Nebiye Arı, Hilal Işık  gözaltına alındı. Gözaltına alınan muhabirler ve öğrenciler sağlık kontrolü yapılmak üzere Ankara Kahramakazan Devlet Hastanesi’ne götürüldü.

    PİRHA/ANKARA

  • DİSK: Gelirde ve vergilerde adalet sağlansın

    DİSK: Gelirde ve vergilerde adalet sağlansın

    PİRHA- DİSK, ‘Gelirde Adalet, Vergide Adalet’ kampanyası kapsamında Ulus Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan DİSK Bölge temsilcisi Tayfun Görgün; “Her sabah paramızın döviz ve zamlar karşısında adeta pula döndüğü, yoksulluğun ve işsizliğin arttığı bir güne uyanıyoruz. Televizyonları, gazeteleri, istatistik kurumları ne derse desin gerçeği biz yaşıyoruz. Gelirlerde ve vergilerde adalet sağlansın” dedi.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), başlamış oldukları ‘Gelirde Adalet, Vergide Adalet’ kampanyası kapsamında geçen hafta iş yeri eylemleri ve etkinliklerini bu hafta meydanlarda basın açıklaması yaparak devam ettirdi.

    DİSK’e bağlı 8 bölge temsilciliğinin gerçekleştirdiği basın açıklamasının İç Anadolu ayağı, Ankara’da Ulus Meydanı’nda gerçekleştirildi. ‘Geçinmek istiyoruz. Gelirde adalet, vergide adalet’ yazılı pankartın açıldığı açıklamayı DİSK Bölge temsilcisi Tayfun Görgün okudu. Eylemde sık sık, ‘Zam, Zulüm, İşkence, işte AKP’, ‘İş, Ekmek, Özgürlük’, ‘Üreten Biz Yöneten de Biz Olacağız’, ‘Sosyal Devlet, Sosyal Adalet’ sloganları atıldı.

    “MİLYONLAR İŞSİZKEN, BİR AVUÇ AYRICALIKLI 3’ER 4’ER MAAŞ ALIYOR”

    Alım gücünün her geçen gün eridiğini ve işçi gelirlerinin düştüğünü belirten Görgün, emekçilerin artık yapılan zamlara dayanacak gücünün kalmadığını söyleyerek; “Her gece yarın nelere zam gelecek, eriyen bu ücretlerimizle nasıl geçineceğiz, kapıya dayanan kara kışı nasıl atlatacağız endişesiyle uykularımız kaçıyor. Her sabah paramızın döviz ve zamlar karşısında adeta pula döndüğü, yoksulluğun ve işsizliğin arttığı bir güne uyanıyoruz. Televizyonları, gazeteleri, istatistik kurumları ne derse desin gerçeği biz yaşıyoruz. Ülkenin dört bir yanında “iş bulamıyoruz”, “barınamıyoruz”, “geçinemiyoruz” feryatları yükseliyor. İŞKUR, İşsizlik Fonu birikimleri ve SGK kaynaklarından patronlara bol keseden kaynak aktarılırken, halkın geçimi için ciddi bir sosyal politika önlemi gündeme gelmiyor. İşsizlik rekor kırarken, işçilere ait olan İşsizlik Sigortası Fonu kaynaklarının büyük bölümü patronlara aktarılıyor. İşsizliğe çare bulunmazken, bir avuç ayrıcalıklı 3’er 4’er maaş alıyor, siyasi kadrolara işe gitmeden maaş bağlanıyor” ifadelerini kullandı.

    “TÜRK LİRASI DEĞER KAYBETTİKÇE EMEĞİMİZ DEĞERSİZLEŞİYOR”

    Türkiye’de ki asgari ücretin Avrupa’da en düşük ikinci asgari ücret olduğu bilgisini veren Görgün, 2002 yılından bu yana emekçilere verilen ücretin alım gücünün sürekli düştüğünü ifade ederek; “Döviz kurlarındaki artış durmak bilmiyor. Türk Lirası değer kaybettikçe emeğimiz, doğal kaynaklarımız, kentlerimiz değersizleşiyor. ‘Gel yatırımcı gel, en ucuz emek burada, köle emeği burada, sendika yok, grev yok, hak-hukuk yok’ diyorlar. ‘Kelepir emek, kelepir memleket’ politikasıyla bu ülkeyi bu halkı pazarlıyorlar. ‘2002 yılında bu yana Kişi Başına Gelir 12 kat arttı’ diye övünüyorlar ama bu sürede ücretlerin sadece 6-7 kat arttığını söylemiyorlar. ‘Asgari ücreti enflasyona ezdirmedik’ diyorlar ama büyümeden pay alamadığımızı gizliyorlar” dedi.

    TALEPLER

    Görgün, anayasanın sosyal devlet ilkesi gereği acil olarak atılması gereken adımları ise şu şekilde sıraladı:

    “-Asgari ücret ve bütün ücretlerin asgari ücret kadarı için tüm vergi ve kesintiler sıfırlansın ve net ödensin. Böylece tüm ücretler yaklaşık 750 lira artırılsın.

    -Asgari ücret sonrası ilk vergi dilimine uygulanan tarife oranı yüzde 20’den 10’a indirilsin. Vergiye esas gelir dilimleri milli gelire göre artırılsın.

    -En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilsin. Elektrik, su, doğalgaz ve internet faturaları vergi ve kesintiden muaf tutulsun.

    -Tüm gıda ürünlerinde KDV sıfırlansın.”

    PİRHA/ANKARA

  • İzmir’li barınamayan öğrenciler: 127 kişi değil, milyonlarız

    İzmir’li barınamayan öğrenciler: 127 kişi değil, milyonlarız

    PİRHA- Barınamayan öğrencilerin eylemleri devam ederken, İzmir Üniversite Dayanışması ve Yurtsuzlar öğrenci grubu, üniversite önünde yaptıkları basın açıklamasıyla, “127 kişi değil, milyonlar olduğumuzdan haberdar değiller. Tüm bunların sarsılmakta olan iktidarın korkusunun yansıması olduğunu biliyoruz” dedi.

    İzmir’de öğrencilerin ev kiraların ve yurt ücretlerinin artması nedeniyle barınamadıkları için ‘Yurtsuzlar’  ve ‘Üniversite dayanışma’ eylemleri devam ediyor. İzmir Üniversite Dayanışması ve Yurtsuzlar öğrenci grubu, İzmir Ege Üniversitesi Ana Kampüs girişinde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. “Barınamıyoruz, geçinemiyoruz. Hakkımızı alacağız” afişi açılırken, öğrenciler sık sık, “Müşteri değil, öğrenciyiz”, “Barınma hakkımızı alacağız”, “Eşit, parasız anadilde eğitim” sloganları attı.

    “200 BİN ÖĞRENCİ 16 BİN YATAK DÜŞÜYOR”

    Basın açıklamasını okuyan öğrencilerden Fatma Güçlü,  üniversite öğrencileri olarak fahiş kira fiyatları ve niteliksiz, yetersiz, cinsiyetçi KYK yurtlarına karşı günlerdir sokaklarda olduklarını belirterek, şunları ifade etti:

    “Sırtımızda birer battaniyeyle bulunduğumuz kentlerin banklarında uyuyoruz. Bugün de üniversitemizin önünden sesimizi yükseltiyoruz. 2 yıla yakın süren pandemi süreciyle niteliksiz online eğitime mecbur bırakıldık. Ardından başvurduğumuz KYK yurtlarında 10 bininci yedekte kaldık. Fahiş kira fiyatları ile evsiz kaldık. Bazı arkadaşlarımız tüm bu nedenlerle kayıt dondurmak zorunda kaldı. Kazandığımız okulların bulunduğu şehirlere gelemediler. Bizlere yalan söylüyorlar diyenler bilsinler ki; önünde bulunduğumuz Ege Üniversitesi’nde okuyan öğrenci sayısı 65 bin iken, üniversite içinde bulunan yurdun kapasitesi 3.806 kişiyle sınırlı. İzmir’de okuyan 200 bin üniversite öğrencisi varken, İzmir’deki KYK yurtlarının yatak sayısı 16 bin ile sınırlı. Biz tam da bu verilerin gerçekliğini yaşayanlarız.”

    “ÇAY SİMİT HESABI YAPAN BİR ANLAYIŞLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Barınamadıkları gibi geçinemediklerini de dile getiren Güçlü, “Akşamları ne yiyeceğimizi kara kara düşünüp boş buzdolabına bakarken öğrenciye makarnayı reva gören, geçimimiz üzerinden çay-simit hesabı yapan bir anlayışla karşı karşıyayız. Her yıl elektrik, su, doğalgaz, internet, ulaşım gibi zaruri ihtiyaçlarımıza zam yapılırken yaşamamız ve eğitimimizi sürdürmemiz bekleniyor. Günde 10 saat düşük ücretli ve güvencesiz işlerde kayıt dışı çalışmak zorunda kalıyoruz” dedi.

    “VAZGEÇMEYE NİYETİMİZ YOK”

    Üniversite öğrencileri olarak temel hak mücadeleleri için Türkiye’nin birçok kentinde sokaklarda, parklarda kalmaya başladıklarını aktaran Güçlü, “Devletin bize yaşam diye sunduğu da bundan çok farklı değildi zaten. Nöbetimizin başladığı ilk günden itibaren polis tarafından ailelerimiz arandı ve aranmaya devam ediyor. Ailelerimize ‘Çocuğunuzu gelip almazsanız gözaltı yapacağız’ ya da ‘çocuğunuza dikkat edin terör olaylarına karışıyor’ dendi. Ardından nöbetimizin 8’inci gününde İzmir ve İstanbul’da yaklaşık 80 üniversiteli ‘barınamıyoruz, geçinemiyoruz’ dediği için işkence ile gözaltına alındı. Bizleri meşru taleplerimizden dolayı hedef gösterenler ve ailelerimiz üzerinden baskı kurup mücadelemizden vazgeçirmeye çalışanlar, bizim sadece 127 kişi değil, milyonlar olduğumuzdan haberdar değiller. Tüm bunların sarsılmakta olan iktidarın korkusunun yansıması olduğunu biliyoruz. Bir insanın temel hakkı olan barınma hakkımız için sokaklardayız ve mücadelemizi büyütüyoruz. Vazgeçmeye niyetimiz yok” diye konuştu.

    TALEPLER VE ÇAĞRI

    Taleplerinin açık ve net olduğunu ifade eden Güçlü, “Özel yurtlar kamulaştırılsın, öğrencilere açılsın. Kiralara üst sınır getirilsin. Öğrenci bursları ve kredileri yükseltilsin. Devlet yurtlarının sayısı ve niteliği arttırılsın. Tarikat ve cemaat yurtları kamulaştırılsın. Atıl durumda olan devlet daireleri yurt yapılsın” diyerek, bütün üniversite öğrencilerine, mücadeleyi büyütmek için sokaklara çıkması çağrısında bulundu.

    PİRHA/İZMİR

  • Mersin Cemevinden öğrencilerle anlamlı dayanışma-VİDEO

    Mersin Cemevinden öğrencilerle anlamlı dayanışma-VİDEO

    PİRHA-Mersin Cemevi barınma sorunu yaşayan öğrencilere kapılarını açıyor. ABF İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz, devletin öğrencilerin barınma sorununu çözmesi gerektiğini belirterek, “Bizler de toplantı odamızı öğrencilerimiz mağdur olmasın diye yatakhaneye çevirdik ve 3 öğün yemekleriyle kent kartlarını vereceğiz” dedi.

    Devlet yurtlarında yer bulamayan, ev kiraları ve özel yurtların fahiş fiyatlarda olması nedeniyle Türkiye’nin birçok kentinde öğrenciler geceyi dışarıda geçirerek ‘barınamıyoruz’ diyor.

    Üniversite öğrencilerinin eylemleri birçok kentte devam ederken, Alevi kurumları da kapılarını öğrencilere açıyor.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Mersin Cemevi de, yönetim kurulu toplantı salonunu barınma ihtiyacı olan öğrencilerin kalması için yatakhaneye dönüştürdü.

    Konuya dair PİRHA’ya açıklamada bulunan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, eğitim-öğretim yılının başlamasıyla ülke genelinde yurt sorununun ortaya çıktığını belirterek, “Hayat koşulları ağır, kiralar yüksek, yurtlarda yer yok. Dolayısıyla bir takım kurumların üzerine düşen sorumluluklar var. 2 milyonluk bir kent olan Mersin’de dışarıdan gelen öğrencilerin barınama sorunu var” dedi.

    Kılavuz, öğrencilerin barınma sorununu çözene kadar barına bilecekleri bir alan oluşturmaya karar verdiklerini ifade ederek, şunları dile getirdi:

    “Bu insanların dışarıda kalmalarının önüne geçmek istedik. Bu sorunları görmezden gelemezdik. Cemevi olarak dışarıdan gelenler için büyük toplantı salonumuzu kalabilecekleri yatakhaneye dönüştürdük. Cemevimizin durumu müsait. Hazırlıklarımızı tamamladık ve 10-15 öğrenciyi cemevimizde misafir edebiliriz. Üyelerimizin katkılarıyla da öğrencilerimize sabah kahvaltısı, öğlen ve akşam yemeğinin yanı sıra kentte rahatça üniversiteye ulaşmaları için kent kart vereceğiz. Öğrencilerimizin mağdur olmaması için elimizden geleni yapmaya hazırız ve öğrencilerimiz bekliyoruz.”

    Diren KESER/MERSİN

  • İstanbul’da Barınamıyoruz Hareketi: Çantalarımızı yastık, bankları yatağımız yaptık-VİDEO

    İstanbul’da Barınamıyoruz Hareketi: Çantalarımızı yastık, bankları yatağımız yaptık-VİDEO

    PİRHA-Türkiye’nin dört bir yanında ev ve yurt ücretlerinin pahalılığını ‘Barınamıyoruz’ diyerek protesto eden öğrencilerin parklardaki nöbetleri sürüyor. Çantalarını yastık, bankları ise yatak yaptıklarını belirten öğrenciler barınma haklarını kazanana kadar mücadeleye devam edeceklerini ifade ettiler. 

    ‘Barınamıyoruz’ diyerek fahiş yurt ve ev kiralarını protesto etmek için Türkiye’nin birçok noktasında sokaklara çıkan, parklarda sabahlayan öğrenciler eylemlerine devam ediyor.

    Öğrenciler yalnız barınma kalemindeki pahalılıktan şikayetçi değil. Aynı zamanda ulaşım, beslenme, iletişim, sosyal aktivite gibi noktada yaşanan zamlar ve fahiş fiyatlardan da şikayetçiler.

    Taleplerini dillendirmek üzere İstanbul Beşiktaş’taki Sporcular Parkı’nda dördüncü gün nöbeti için bir araya gelen öğrenciler PİRHA‘ya açıklamalarda bulundular.

    “BARINAMAYANLAR OLARAK HEPİMİZ SOKAKTA KALDIK”

    Mimar Sinan Üniversitesi öğrencisi Kardelen Şahin, okuluna gün içinde 4-5 saatlik mesafede oturduğunu söylerken; “Yurda yerleşemediğim ve ev tutamadığım için ben de buradayım. Barınamayanların genel ilkesi, hepimiz sokakta kaldık. Yurtlar yetersiz. Fahiş ev kiraları malum. Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü’nün (KYK) verdiği bütçe belli” dedi.

    Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın “Yurt konusunda Türkiye’de bugüne kadar hiçbir iktidarın yapmadığı yatırımları yaptık. Göreve geldiğimizde üniversite öğrencilerinin altığı burs 45 liracıktı, 45 liracık. Ya elinize dilinize dursun ya. Şu anda 650 TL’ye çıktı nereden nereye geldi” şeklindeki açıklamasını da değerlendiren Şahin, şunları söyledi:

    “Önemli olan verilen paranın rakamı değil değeridir. 45 TL’ye o zamanlar 3 gram altın alınıyorken; şu an 650 TL ile 1 gram altın alamıyorsunuz. İnsanlarla dalga geçermiş gibi 650 lira verdim demek hakaret gibi öğrencilere. Hiçbir öğrencinin 650 lirayla geçinmesi mümkün değil. Yapılanlar ahlak dışı.”

    “BARINMA HAKKIMIZI ALANA KADAR MÜCADELE DEVAM EDECEĞİZ”

    İstanbul’daki bir vakıf üniversitesinde okuyan Aleyna isimli öğrenci de okuluyla evi arasında 2 buçuk saatlik bir mesafenin olduğunu kaydetti. “Bana yurt çıkmadı ve nerede kalacağımı bilemiyorum” diyen Aleyna, “Okulumun yanındaki evlerin kiraları pandemiden önceki fiyatlara göre %150 artmış durumda. Kiraya çıkma durumum da yok. KYK bursunun 45 TL olduğu döneme baktım. O dönem birçok şey daha uygunmuş. Şu an KYK bursu 650 TL iken; KYK yurtları 500-550 TL. İstanbul’daki en uygun evler 1700-1800 TL’den başlıyor.

    Bunun dışında sağlıklı beslenebilmemiz imkânsız hale geldi. Ulaşım aynı şekilde çok pahalı durumda. Bizden barınma, beslenme ve ulaşım giderlerimizin 650 TL ile karşılamamız bekleniyor. Barınamıyoruz hareketi olarak eylemlerimize devam edeceğiz. Barınma en temel hakkımız. Bunu alana kadar da nöbetlerimiz sürecek. Mücadeleye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “20-30 KİŞİNİN DEĞİL 10 MİLYON ÖĞRENCİNİN TALEBİNİ İLETİYORUZ”

    Yine bir vakıf üniversitesinde öğrenci olan Hasan Doğan ise son zamanlarda artan kira zamlarını protesto etmek için sokaklara çıktıklarını belirterek, “Mevcut kira ve yurt ücretlerini ödeyecek ne bizim ne de ailemizin durumları var. Bizler bugün burada 20-30 kişi değil 10 milyon öğrencinin talebini iletiyoruz herkese. Yurtların 700 bin barınma kapasitesi var. Bizler ise 10 milyon öğrenciyiz. Mağduriyeti yaratan ve çözüm sunmayan da devletin kendisidir. Taleplerimiz açık ve net. Ev fiyatlarının düşürülmesi. Öğrencilere ev bursu verilmesi. Herkese insanca yaşayabileceği barınma şartlarının oluşturulması. Aynı zamanda yurtların denetlenmesi ve daha sağlıklı bir yaşam için fiyatların düşürülmesi” şeklinde konuştu.

    “ÇANTALARIMIZI YASTIK, BANKLARI YATAĞIMIZ YAPTIK”

    Doğan, Türkiye’nin farklı yerlerinde nöbetlerinin sürdüğünü ifade ederken, “Çözüm bulunana dek bütün yolları deneyerek; parkları ve bankları yatağımız yapıp, gökyüzünün altında sokaklarda nöbetimizi devam ettireceğiz. 10 milyon öğrenciyiz ve sorun çözülene kadar her yerde onları rahatsız etmeye devam edeceğiz” dedi.

    2017 yılında İstanbul’a üniversite okumak için geldiğinde kaldığı evin kira ücretinin 750 TL olduğunu vurgulayan Doğan son olarak şöyle konuştu:

    “Şu an kaldığım ev Kartal’da. Okulum ise Avcılar’da. Okulun yakınında ev tutma ihtimalim yok. Merkezi yerlerde kalamıyorum. Ulaşım, yemek, sosyal aktivite, faturalar, internet masraflarımız var. Sorunlar çok. Bütün bunları 650 TL ile çözmek mümkün değil. Bütün arkadaşlarımızı kent meydanlarına, sokaklara davet ediyoruz. Çantalarımızı yastık yaptık. Parklarda banklarda sabahlıyoruz.”

    “CUMHURBAŞKANI EV VE YURT FİYATLARINA HİÇ BAKMIYOR”

    Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde eğitimine devam eden Fatma Sümeli de, devam eden nöbetlere ilişkin, “Barınamıyoruz hareketi adı altında dördüncü gecemizdeyiz. Barınma sıkıntısı yaşadığımız için bir araya geldik. Bunu duyurmaya çalışıyoruz. Bu durumun yaşam koşullarımızı ve eğitim şartlarımızı ne kadar zorlaştırdığını göstermek istedik. Cumhurbaşkanı ev ve yurt fiyatlarına hiç bakmıyor. 650 TL burs veriyor ama 480 TL yurt kirası alıyor. Geri kalan 170 lira ile geçinmemi istiyor. Kitaplarımın tanesi 70 lira. Ben nasıl geçinebilirim? Yalnız barınma sıkıntısı değil bir bütün olarak eğitim sıkıntımıza tepki gösteriyoruz. Bu noktada herkese çağrıda bulunuyoruz” yorumunda bulundu.

    Barış KOP / İSTANBUL

     

     

     

  • Gençlik Hareketi Koordinasyonu, barınma hakkına dair 9 maddelik çözüm önerisi sundu

    Gençlik Hareketi Koordinasyonu, barınma hakkına dair 9 maddelik çözüm önerisi sundu

    PİRHA-Gençlik Hareketi Koordinasyonu, 9 maddelik çözüm önerisi sunarak, “Öğrenciler 3-5 kişi birleşip yalnız ev tutmamalı, öğrenciler birleşip bu gidişata dur demelidir. Her kampüste, her fakültede birleşmeli, haberleşmeli, koordine olmalıdır” çağrısında bulundu.

    Gençlik Hareketi Koordinasyonu, üniversite öğrencilerinin yaşadığı barınma hakkı sorununa dair yaptığı yazılı açıklamayla, 9 maddelik çözüm önerisi sundu.

    Açıklamada, “Ülkeyi yönetenler, gençliği sosyal medya trendlerinde değil bu maddelerin gerçekliğinde arasınlar. Soruyoruz, devlet öğrenciler için ne vadediyor? Okurken temel ihtiyaçlarımızı karşılama vaadi yok, mezun olunca iş vaadi yok, bilimsel bilgi vaadi bile yok. Biz neden okuyoruz?” diye soruldu.

    Gençlik Hareketi Koordinasyonu, “Artık bu eğitim çilesi hepimizin sabrını taşırıyor. Öfkelenmemiz yetmez biliyoruz, bu nedenle biz başka bir geleceği var etmek için mücadele ediyoruz. Ülkeyi yönetenler, gençliği sosyal medya trendlerinde değil, bu maddelerin gerçekliğinde arasınlar” çözüm önerilerini ise şu şekilde sıraladı:

    “-Eğitim denilince hemen ‘harçları kaldırdık’ diye övünmeye başlayan siyasi iktidar, parasız eğitim hakkının harçlardan ibaret olmadığını idrak etmelidir. Parasız eğitim; barınmadan ulaşıma, gıdadan faturalara, temel ihtiyaçlardan sosyal yaşama kadar bir bütündür.

    -Gençliğin üretimde, eğitimde olması bir suç değil, eğitim devletin giderlerini karşılaması gereken zorunlu bir dönemidir. Bu sürecin ailelerin üzerine yıkılması, asgari ücretin ortalama gelire dönüştüğü ülkemizde büyük adaletsizliktir. Gençliğin eğitim döneminde ihtiyaçlarını karşılamak, devletin doğrudan sorumluluğudur.

    -Her ile üniversite açmakla övünenler, her öğrenciye yetecek kadar devlet yurdu açmak zorundadır. Her sokak başında bir üniversite var, bir de AVM. Öğrencilere ise ne kalacak yer var, ne harçlık. Gereksiz AVM’ler kapatılsın, yerlerine yurt yapılsın.

    -Öğrencilerin kayıt dönemlerinde kiralık evlerin fiyatlarındaki artış yalnız öğrencilerin değil, tüm yurttaşların sorunudur. Bu yüzden öğrenciyi sömürmek üzere hazırda bekleyen serbest emlak piyasasına devlet sınır getirmelidir. Kira giderleri, hanenin yıllık gelirinin yüzde 30’unu aşmayacak şekilde sınırlandırılmalıdır.

    -Öğrencilere yeterince yurt yok ama yandaş derneklere, cemaatlere yurt yapsınlar diye bol bol ödenek aktarıyorlar. Hiçbir öğrenciye barınmak zorunda olduğu için hiçbir görüş dayatılamaz. O ödenekler kesilsin, o paralarla devlet yurt yapsın.

    -Devlet yeterince yurt yapamıyorsa, aklımızla alay eden rakamlarda olan 650 TL’lik burs miktarına kira bedeli eklemelidir.

    -İnsanlık dışı koşullarda barınmayı dayatan odalar, yurtlar, apartlar denetlenmeli ve kapatılmalıdır.

    -Bu maddeler hayata geçirilmeden, hiçbir devlet kurumu ve siyasi iktidar ‘parasız eğitimden’ bahsetmemelidir. Kaldı ki saydığımız maddeler yalnızca barınma başlığını ilgilendirmektedir.

    -Öğrenciler 3-5 kişi birleşip yalnız ev tutmamalı, öğrenciler birleşip bu gidişata dur demelidir. Her kampüste, her fakültede birleşmeli, haberleşmeli, koordine olmalıdır. Öğrencileri dağınık bir biçimde sosyal medya itirazlarından ibaret görenlere yanıtını vermelidir. Bu mümkündür. Bugün yaşadığımız eğitim çilesinden daha büyük bir zorluk yok. Bu koşullarda yaşayan öğrenci gençliğin mücadelesi ile kazanacağı bir gelecek var. Kazanalım, kazanacağız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Barınamıyoruz’ diyen üniversiteli gençler gözaltına alındı-VİDEO

    ‘Barınamıyoruz’ diyen üniversiteli gençler gözaltına alındı-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da, parkta çadır kurarak barınma sorununa dikkat çekmek isteyen 9 öğrenci gözaltına alınırken, İstanbul’da öğrencilerin nöbeti 2’inci gününde.

    Barınma sorunu yaşayan öğrencilerin bu sorunu duyurmak için Sakarya’da başlattığı sokakta sabahlama eylemi artarak devam ediyor.

    Dersim’den İstanbul’a bir çok kentte yaşanan barınma sorununa dikkat çekerken Ankara’daki öğrenciler de 100. Yıl Mahallesi İlhan Erdost Parkı’na çadır kurdu. Ancak polis parka giderek öğrencilerin çadırları kaldırmalarını istedi. Çadırların kaldırılmasına karşı çıkan 9 üniversiteli bu sırada gözaltına alındı.

    ‘Yurtsuzlar’ isimli sosyal medya hesaplarında, “Ankara’da üniversitelileri gözaltına alanlar bilsin ki, evsiz yurtsuz kalanlar sizin gözaltılarınızı da aşacak. Milyonlarca üniversiteliyi gözaltına alamazsınız!” paylaşımında bulundu.

    “TALEPLERİMİZ YERİNE GETİRİLENE KADAR PEK ÇOK İLDE NÖBETİMİZ DEVAM EDECEK”

    Mersin’de de Marina sahilde bulunan parkta bir araya gelen öğrenciler yaşadıkları sorunları anlatarak, barınma haklarını talep etti.

    Öğrenci Sendikalı İpek Arapoğlu, yurtların yetersizliği yetmezmiş gibi fahiş kira artışları karşısında şokta olduklarını söyleyerek, “Yıl 2021. Ancak en temel hakkımız olan barınma ihtiyacımızın karşılanamamasına inanamıyoruz. Üstelik ülke genelinde ihtiyaç fazlası yüz binlerce konut olduğunu da biliyoruz. Yıllardır okurken çalışmak zorunda kaldık artık çalışsak bile yetmesi mümkün değil. Mersin en fazla kira artışını yapan iller arasında yer alıyor. Biz üniversite öğrencileri evlerde değil nitelikli ücretsiz devlet yurtlarında kalmak istiyoruz ve bu sorunu çözmenin yurt yapmak kadar basit olduğunu söylüyoruz. Kira konusunda sorun yaşayan, bizi haklı bulan tüm yurttaşlarımızı, derslerine sağlıklı gelmemizi isteyen tüm öğretmenlerimizi dayanışmaya çağırıyoruz. Taleplerimiz yerine getirilene kadar pek çok ilde nöbetimiz devam edecek” dedi.

    PİRHA/ANKARA-İSTANBUL