Etiket: barınma krizi

  • Barınma krizi sürüyor, hükümet ‘Sosyal konut’ altında fahiş rakamlar talep ediyor!

    Barınma krizi sürüyor, hükümet ‘Sosyal konut’ altında fahiş rakamlar talep ediyor!

    PİRHA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, hükümetin, barınma krizini çözmek yerine sorunu borsaya taşıdığını ve bu yolla rant elde edildiğini savundu.

    İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Emlak Konut tarafından başlatılan “Damla Kent Projesi Gayrimenkul Sertifikası”nı eleştirdi.

    Karabat, projenin sosyal konut amacından saptığını ve müteahhitlere kaynak aktarma işlevi gördüğünü savundu.

    Özgür Karabat, Damla Kent Projesi Gayrimenkul Sertifikası’nın Murat Kurum’un tanıtımıyla 7,59 TL’den halka arz edildiğini; ancak iki hafta içinde %11,58 düşüşle 6,72 TL’ye gerilediğini belirtti. Proje kapsamında 21 milyar TL toplandığını ve bu paranın 2,3 milyar TL’sinin borsada “buharlaştığını” ifade etti.

    EN UCUZ DAİRE 4,8 MİLYON!

    Karabat, projenin sosyal konut amacı taşımasına rağmen tüzel yatırımcıların yüklü alımlarına neden izin verildiğini sorguladı. Kamu bankalarının ne kadar alım yaptığına dair net bir bilgi olmadığını ve bu bankaların projeyi neden desteklediğini de soran Karabat, Emlak Konut’un kaynak aktarılacak müteahhitleri önceden belirleyip belirlemediği sorusunu yöneltti.

    Açıklamasında projenin amacını da sorgulayan Karabat, “1+1 dairesi 4,8 milyon TL’ye satılan projenin nesi sosyal konut projesidir!” diyerek Damla Kent’in barınma sorununu çözmekten uzak olduğunu savundu.

    Özgür Karabat, açıklamasının sonunda İstanbul’da barınma krizine yönelik çalışmalar yürüten İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ilgili ekibinin tutuklu bulunduğunu hatırlatarak, “Halkın yararına çalışanlar hapiste, halkın sırtından geçinenler ise borsada rant peşinde!” diye yazdı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Üniversite öğrencileri: KYK yurtlarında can güvenliğimiz yok!- VİDEO

    Üniversite öğrencileri: KYK yurtlarında can güvenliğimiz yok!- VİDEO

    PİRHA- Barınma, beslenme, yoksulluk başta olmak üzere birçok sorunla boğuşan üniversite öğrencileri seslerinin duyulmasını talep ederek, “İktidarın başarısız politikaları sürekli öğrencilere mal oluyor. Artık bunu canımızla ödemeye başladık. Yaşadığımız sorunlar içerisinde tamamen terk edilmiş durumdayız. Sesimizin duyulmasını, sorunlarımızın çözülmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Aydın’daki Kredi Yurtlar Kurumu’na (KYK) ait yurtta yaşanan asansör faciasında Zeren Ertaş isimli öğrencinin hayatını kaybetmesi ve 15 öğrencinin yaralanması ülkede büyük bir tepkiye neden oldu.

    Asansör ihmalinde can kaybının yaşanmasıyla birlikte öğrencilerin yaşadığı sorunlar bir kez daha gün yüzüne çıktı. Barınma, beslenme, niteliksiz eğitim, KYK yurtlarındaki baskı ortamı ve yoksullukla boğuşan öğrencilerin sorunlarına, can güvenliğinin olmaması da eklendi. Temelini ekonomik kriz ve yoksulluğun oluşturduğu bu sorunlar gençlerde derin bir ümitsizlik yaratarak öğrenci intiharları vakalarını da arttırmış durumda.

    Karşı karşıya kaldıkları sorunlar yumağını PİRHA’ya anlatan üniversite öğrencileri, sistemin temelden değişmesi gerektiğinin altını çizdiler.

    “KYK YURTLARINDA CAN GÜVENLİĞİMİZ YOK”

    KYK yurtlarında kalan Yusuf Çelik, geçen hafta Mersin KYK Kız Yurdunda çıkan yangındaki ihmalleri hatırlatarak, “KYK’daki asansörlerimiz kapatıldı. Benzer bir ihmal olmasın diye kasıtlı kapattılar bence. Geçtiğimiz günlerde kız yurdunda yangın çıktı ve alarmlar çalışmadı, yangın merdivenleri kilitliydi. Arkadaşlarımız orada diri diri yanabilirlerdi. Arkadaşlarımız yangın çıkan yurtta hala barınmaya çalışıyorlar. Sıcak suları yok, yemekleri yok doğru düzgün. Tüm bunlara rağmen arkadaşlarımız yaşam mücadelesi veriyor” sözlerini kullandı.

    KYK yurtlarında can güvenliklerinin olmadığını belirten Çelik, mevcut ekonomik koşullarda başka alternatifleri olmadığı için KYK’larda yaşamaya mecbur bırakıldıklarını söyledi.

    ÖĞRENCİLERİN EN BAŞAT SORUNU: BARINMA

    Bir diğer öğrenci Onur Gök ise “Pazartesi günü bir kadın arkadaşımız bir erkek tarafından tüfekle vurularak yaralandı. Bir sonraki gün KYK yurdunda yangın çıktı. Ülkemizde sürekli bir şeylerin hesabının sorulması için bir arkadaşımızın ölmesi gerekiyor. Mevcut iktidarın anlayışı bu” diyerek, öğrenci intiharlarına, beslenme ve barınmaya da değindi.

    Gök, “1+1 evler bile 10 bin liradan başlayan fiyatlarla kiraya veriliyor ve bu duruma kimse bir dur demiyor. Yani açık ve net bir biçimde devlet şunu söylüyor: Ya tarikata gideceksiniz ya da 10 bin liraya eve çıkacaksınız. Bu ekonomik koşullarda çalışmamız gerekiyor. Hem öğrenci hem işçi olarak hayatı devam ettirmemiz gerekiyor. Bu sosyal bir intihar demek aynı zamanda” diye konuştu.

    KADIN ÖĞRENCİLERİN SORUNLARI KATLANARAK ARTIYOR

    İrem Serin, kadın öğrencilerin yaşanan sorunlar yumağından daha fazla etkilendiğini dile getirerek, “Kadınlar okullarda, KYK yurtlarında, iş yerlerinde mobbinge, cinsiyetçi akademiye, yurtlardaki ahlak bekçiliğine çok fazla maruz kalıyor. Kadın öğrencilerin kısa sürede örgütlenerek seslerini duyurmaları mağduriyetlerinin çok fazla olmasından kaynaklanıyor. Barınma sorunu başlı başına dev bir problem. Ne kadın öğrencilerin ne de Türkiye halklarının tüm bunlara katlanacak sabrı kalmadı” ifadelerini kullandı.

    Duygu Paycıoğlu da, “İktidarın başarısız politikaları sürekli öğrencilere mal oluyor. Artık bunu canımızla ödemeye başladık. Psikolojik ve maddi anlamda hiçbir destek alamıyoruz. Yaşadığımız sorunlar içerisinde tamamen terk edilmiş durumdayız. Umarım sesimize kulak tıkanmaz” dedi.

    Deniz Bingöl adlı öğrenci ise “Her dönemde öğrenciler birçok sorun ve ihmaller zincirine maruz kalıyor. Devletin birçok kurumunda olduğu gibi burada da kimse üstüne düşeni yapmıyor. Biz sesimizi yükseltmeye çalışacağız” diye belirtti.

    “OKUMAYA ÇALIŞAN DEĞİL YAŞAMAYA ÇALIŞAN ÖĞRENCİLER HALİNE GELDİK”

    Bir diğer öğrenci ise şunları söyledi:

    “Eğitim öğretim sisteminde okumaya çalışan değil yaşamaya çalışan öğrenciler haline geldik neredeyse. Normalde öğrenciler olarak ülkenin yarınları olduğumuz söyleniyor bizlere fakat hiçbir arkadaşımız yarınlara uyanamıyor. Bu ülkede öğrenciler bu denli ekonomik sıkıntı çekiyorsa bize hangi yarınlardan, gelecekten bahsediliyor? Toplanan milyonlarca vergi bir asansörün bakımını yapmaya yetiyordur bence. Özne olmamız gerekirken nesne konumuna düşürülüyoruz ve öğrencilerden rant elde etmeye çalışılıyor. Öğrenci dostu, öğrencinin yanında olabilecek politikalar izlenirse bu sistemin öznesi olmamız gereken konumda, asıl olmamız gereken yerde olmuş olacağız.”

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN