Etiket: barınma

  • SES Hatay Şubesi Hukuk Sekreteri Aşkar: Sorunlarla uğraşmaktan yas tutamıyoruz-VİDEO

    SES Hatay Şubesi Hukuk Sekreteri Aşkar: Sorunlarla uğraşmaktan yas tutamıyoruz-VİDEO

    PİRHA-Depremle beraber özellikle koruyucu sağlık alanında sıkıntıların arttığını belirten SES Hatay Şubesi Hukuk Sekreteri Nilgün Aşkar, “Aynı zamanda çalıştıkları kurumlarda kendilerini güvende ve sağlıklı bulabilecekleri bir ortamları yok. Hem sağlık emekçilerinin yaşadıkları güçlükler varken, bir taraftan da halkın hizmet almasıyla ilgili ciddi sorunlar yaşanıyor” dedi. 

    Maraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler, resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişinin ölümüne 100 binden fazla kişinin yaralanmasına neden olurken, kamuoyunda ise ölü sayısının 100 bini, yaralı sayısının 200 binin üzerinde olduğu ifade ediliyor.

    6 Şubat’ta Maraş merkezli meydana gelen ve büyük yıkıma neden olan depremlerin birinci yıl dönümünde yaşamını kaybedenler anılırken, sorumluların cezalandırılması talebi yükseliyor. Depremlerin en çok yıkıma uğrattığı kentlerden biri Hatay oldu. Birçok ilçede bir yıl geçmesine karşın eğitimden sağlığa, barınmadan ekonomiye dair sorunlar giderilmedi.

    SES Hatay Şubesi Hukuk Sekreteri Nilgün Aşkar, 6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen bir yılı PİRHA’ya değerlendirdi.

    “PROBLEMLER SÜRÜYOR”

    Depremle beraber özellikle koruyucu sağlık alanında sıkıntıların arttığını belirten Nilgün Aşkar, “Sağlık merkezlerinin önemli bir kısmında yıkılmalar oldu. Bu da sağlık hizmetinde aksaklıklara, özellikle koruyucu sağlıkta aksaklıklara neden oldu. Uzun süre kronik hastalıkların takibiyle ilgili sorunlar yaşandı. Hala kronik hastalıkların takibiyle ilgili problemler devam ediyor” dedi.

    Hatay’da hastanelerin önemli bir kısmının yıkıldığını aktaran Nilgün Aşkar, “İnsanlar çok fazla şehir dışına gitmek zorunda kaldı. Bazıları gidemediği için bazı sağlık sorunlarını ötelemek zorunda kaldı. Gidenlerde fazladan bir maddi külfetle karşı karşıya kaldı. Bu da zaten evlerini, hayatlarını işlerini, kaybetmiş insanlara artı bir külfet oluşturuyor” şeklinde konuştu.

    “CİDDİ BİR PERSONEL VE HASTANE EKSİĞİ VAR”

    Sağlık emeçilerinin, barınma, eğitim gibi temel ihtiyaçları karşılanmadığı için farklı kentlere göç etmek zorunda kaldıklarını vurgulayan Aşkar, “Ciddi bir personel ve hastane eksiği var. Hastanelerde ciddi cihaz eksikleri var. Aynı zamanda çalıştıkları kurumlarda kendilerini güvende ve sağlıklı bulabilecekleri bir ortamları yok. Hem sağlık emekçilerinin yaşadıkları güçlükler varken, bir taraftan da halkın hizmet almasıyla ilgili ciddi sorunlar yaşanıyor” diye belirtti.

    “SORUNLARLA UĞRAŞMAKTAN YAS TUTAMIYORUZ”

    Barınma sorununun depremin üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen devam ettiğine dikkat çeken Nilgün Aşkar, şunları söyledi:

    “Barınma sorununun hızlı bir şekilde karşılanması gerekiyordu. Hatay’ın Özel Afet Bölgesi ilan edilmesi gerekiyor. Yurttaşlara, işsiz kalanlara, esnafa teçvikler verilmeli. Devlet eliyle kamu binaları oluşturulsa, okullar hızlıca yeniden yapılsa, sosyal hizmet, bakım yükümlülükleriyle ilgili hizmetler hızlıca yoluna girse burası daha yaşanır bir hale gelir. İnsanlar zaten yas tutacakken, sorunlardan kaynaklı yas tutamıyoruz. Çünkü hala biz güvenli ve sağlıklı bir yaşam elde etmekle ilgili bir mücadele içindeyiz. O yas böyle, kronik, travmatik bir şeye dönüşüyor.”

    Fatoş SARIKAYA-Diren KESER/HATAY

     

  • Üniversitelilerden yurt ve kira yardımı talebi: Bizi görmek zorundasınız!-VİDEO

    Üniversitelilerden yurt ve kira yardımı talebi: Bizi görmek zorundasınız!-VİDEO

    PİRHA-Barınamıyoruz Hareketi, her 10 öğrenciden 9’unun barınma sorunu yaşadığını belirterek Gençlik ve Spor Bakanlığı önünde eylem yaptı.

    Üniversite öğrencileri, eğitim için gittikleri illerde barınma sorunu yaşamaya devam ediyor. Hükümet, her ne kadar mevcut sorunu görmese de öğrenciler, “Barınamıyoruz” diyerek sorunlarına çözüm bekliyor.

    Barınamıyoruz Hareketi, yaşadıkları sorunların çözümü için ilgili kurumların önüne giderek dertlerini anlatmaya çabaladı. Üniversitelilerin ilk durağı Gençlik ve Spor Bakanlığı oldu. Yoğun polis ablukası altında bakanlık önüne gelen öğrenciler, öncelikle GBT kontrolünden geçirildi.
    Öğrenciler, hazırladıkları ‘Barınma Raporu’nu yetkili isimlere vermek için bakanlık binası önünde bir araya geldi.

    Öğrenci grubu adına konuşan Ozan Deniz, mevcut ekonomik krize işaret ederek öğrencilerin yaşadığı zorluklara işaret etti. Deniz, halen öğrencilerin parklarda ya da akrabalarının evinde kaldıklarını aktararak, “Hazırladığımız raporda istenilirse bu sorunun çözülebileceğine işaret ediyoruz. 2 yıldır ses çıkarıyoruz. 2 sene içerisinde bazı belediyelerin yurt açması gibi kazanımlarımız oldu. Ama hükümet ısrarla yurt yapmıyor, iki kişilik odalara 4 yatak koyarak sorunları ötelemeye başlıyorlar” diye konuştu.

    “BİZİ GÖRMEK ZORUNDASINIZ”

    Öğrenci Şeval Sarı ise seslerinin duyulmaması halinde farklı eylemler yapacaklarını belirterek, “Öğrencilerin alım gücün ortadayken 10 öğrenciden 9’u yurtsuz kalıyor. Odalarımızdan fareler çıkıyor. Öğrenciler olarak en az 10 bin TL kira ödemek zorunda kalıyoruz. Kira yardımı sağlansın. Yurt koşulları iyileştirilsin. Bizi görmek zorundasınız. Eğer bizi görmezseniz çadırlarla sokaklara döneceğiz” dedi.

    Yapılan açıklamanın ardından öğrenciler, hazırladıkları raporu bakanlığa iletti.

    PİRHA/ANKARA

  • Av. Bülent Çınar: Sorun büyüyor, Adıyaman şirketlerin insafına terk edilmiş-VİDEO

    Av. Bülent Çınar: Sorun büyüyor, Adıyaman şirketlerin insafına terk edilmiş-VİDEO

    PİRHA- İHD Adıyaman önceki dönem Şube Başkanı Av. Bülent Çınar, iktidarın sosyal devlet anlayışından uzak bir pratik ortaya koyduğunu  ifade ederek, “Hala vatandaşlar nerede ne şekilde kalacağını, hangi konteynerin olmadığını, ev sahibi, hak sahibi olup olmayacağını veya ne zaman ne şekilde olacağını, bunun kaç ay, kaç yılda biteceğini bilememektedir” dedi.

    6 Şubat 2023’te Maraş merkezli meydana gelen depremlerinin en çok etkilediği kentlerin başında gelen Adıyaman’da yaşam yeniden kurulmaya çalışılırken, iktidarın 8 aylık pratiği tepki topluyor.

    Ağır hasarlı binaların kaldırılma işlemleri toz bulutlarına yol açarken, halkın sağlığını da olumsuz etkiliyor. Barınma, eğitim, sağlık alanında sorunlar büyürken, kışın yaklaşması yurttaşlardaki endişeyi arttırıyor.

    “SULARLA İLGİLİ BÜYÜK PROBLEMLERİMİZ VAR

    Önceki dönem İnsan Hakları Derneği (İHD) Adıyaman Şube Başkanı Avukat Bülent Çınar, depremin üzerinden geçen 7 ayı değerlendirdi.

    6 Şubat depremleri sonrası Adıyaman’da hala sorunların sarmal halinde büyüyerek devam ettiğini aktaran Çınar, “İnsan hakları noktasında da baktığımız zaman yaşama hakkı başta olmak üzere sağlık hakkı, eğitim hakkı, sosyal yaşam hakkı yok sayılıyor, bütün bu ihlaller gittikçe büyüyerek devam ediyor” dedi.

    Deprem sonrasında sosyal devlet anlayışının gereği olarak iktidarın sivil toplum kuruluşları ve demokratik kitle örgütleriyle birlikte hareket etmesi gerekirken, kurumları yok saydığını vurgulayan Çınar, “Hızlı bir şekilde deprem felaketinden etkilenen yurttaşların sorunlarının daha da büyümemesi için ciddi ve hızlı bir planlama yapılıp sorunların çözümüne doğru gidilmesi gerekirdi. Ancak şu an bu soruların çözümü yerine karmaşık bir durum yaşandığını görüyoruz. Çocuklar, kadınlar, mülteciler ciddi sıkıntılar yaşıyor. Eğitim, sağlık ve barınmada da büyük sorunlar var” şeklinde konuştu.

    “SORUNLAR SARMALI BÜYÜYOR”

    Deprem süreci içerisinde İHD olarak bir raporlama ve saha çalışması yaptıklarını ifade eden Çınar, şunları söyledi:

    “Sahadan mevcut bazı sorunları ve ihlalleri tespit ettik bunu genel merkezimizde de paylaştık. Hala vatandaşlar nerede ne şekilde kalacağını, hangi konteynerin olmadığını, ev sahibi, hak sahibi olup olmayacağını veya ne zaman ne şekilde olacağını, bunun kaç ay, kaç yılda biteceğini bilememektedir. Dolayısıyla su, barınma sorunu, sağlık sorunu bütün bu sorunların üst üste geleceğini ve devam edeceğini görmekteyiz.”

    “ŞİRKETLERİN İNSAFINA BIRAKILMIŞ; İNSAN YOK SAYILIYOR”

    Sosyal devlet anlayışı gereğince hareket etmek yerine şirketlerin insafına bırakılan bir kentin varlığına işaret eden avukat Çınar, “Şirketlerin kendi kar paylarını öncelikli olarak ortaya koyuyorlar. Dolayısıyla kar paylarının öncelikli olduğu durumda insan haklarının ihlalinin de kaçınılmaz olduğunu görmekteyiz. Bunu kabul etmiyoruz. Sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

    Kamil Murat DEMİR-Cebrail ARSLAN/ADIYAMAN

  • Adıyaman’da onlarca enkaza dokunulmadı, koordinasyon eksikliği var-VİDEO

    Adıyaman’da onlarca enkaza dokunulmadı, koordinasyon eksikliği var-VİDEO

    PİRHA- Şehrin büyük çoğunluğunun enkaz haline geldiği Adıyaman’da enkaz kaldırma çalışmaları yapılıyor. Kentte halen arama-kurtarma yapılmamış çok sayıda enkaz bulunuyor. Adıyaman’da depremzedelerin en çok ihtiyaç duyduğu tuvalet ve su, çadır, ısıtma araçları. 

    Merkez üssü Maraş Pazarcık ilçesi olan depremde en ağır hasarı alan kentlerden biri olan Adıyaman’da, arama kurtarma çalışmalarının yerini, enkaz kaldırma aldı. Kentte binlerce kişinin halen enkaz altında olduğu tahmin ediliyor. Enkazlardan peş peşe cenazelerin çıkarıldığı kentte, şu ana kadar kaç binanın yıkıldığı, enkazların altında kaç kişinin kaldığı, kaç kişinin hayatını kaybettiği ve kaç kişinin yaralandığına dair resmi tek bir açıklama yapılmadı.

    Depremin üzerinden 11 gün geçmesine rağmen Adıyaman’da insanlar halen enkaz altında. Arama-kurtarma çalışmalarının, enkaz kaldırma çalışmasına döndüğü ilde, halen enkazına ulaşılmamış yüzlerce yapı bulunuyor. Çaresizce enkazların başında yakınlarının cenazelerini bekleyen yurttaşların umudu, saatler geçtikçe tükeniyor. Depremin üzerinden bunca süre geçmesine rağmen Adıyaman merkezinin büyük bir bölümüne ne su, ne de elektrik veriliyor. Havanın eksi 22 dereceye düştüğü Elbistan’da, insanlar için halen barınma olanakları sağlanmadı.

    TUVALET VE SU BÜYÜK PROBLEM OLMAYA DEVAM EDİYOR

    Depremden 11 gün sonra ilçenin birkaç noktasına belirli sayıda çadır yerleştirildi. Çadırlar, kar, buz ve çamurun içerisine kurulurken, insanların çadırlarda yaşama olanakları yok. Yine kentte yurttaşların barınma ve ısınma problemlerinin yanında en büyük sorunları tuvalet ve su. Adıyaman’a halen tek bir tuvalet kurulmazken, ayrıca neredeyse hiçbir alanda su yok. İlçede bulunan gönüllü sağlıkçılar, tuvalet ve su ihtiyaçlarının karşılanmaması durumunda önümüzdeki günlerde hastalıkların başlayacağı uyarısını yaptı.

    İNSANLAR CEMEVİNDE BEKLİYOR

    Üç gün sonra girilen Adıyaman’da yapılan arama kurtarma çalışmalarına da geç kalındı. Birçok kişi halkın kendi imkanlarıyla kurtarılırken, halkın devlete/iktidara yönelik tepkileri de daha fazla artıyor. Depremin ardından halk, depremden her ne kadar etkilense de az hasarlı olan Alevi Kültür Dernekleri Adıyaman Cemevi’ne sığındı.

    Cemevinde depremzedeler için her gün sıcak yemek çıkıyor.

    KOORDİNASYON YOK, ONLARCA BİNAYA DOKUNULMADI

    Kent merkezinde yapılan arama kurtarma çalışmaları devam ederken, çalışmalarda hala yeterli noktaya ulaşılmadı. Kent merkezinde hala onlarca binaya dokunulmuş değil. Yaptığımız birçok görüşmede, koordinasyonsuzluktan kaynaklı yaşayanların da yaşamını yitirdiğini söyleyen gönüllüler, dışarıdan çok sayıda gönüllünün geldiğini ve onlarca enkaza yetişemediklerini belirttiler.

    AİLELER ENKAZLARIN BAŞINDA BEKLİYOR

    Elektrik ve suyun olmadığı kentte saatler akşamı gösterdiğinde halkın çaresizliği kendini bekleyişe bırakıyor. Yıkımlarla dolu zifiri karanlık sokakların ücra köşelerinde soğuktan korunmak için yakılan ateşlerin başında ailelerin bekleyişi sürüyor. Kiminin eşi, çocuğu, kayınbiraderi, kiminin kız kardeşi, babası, annesi enkaz altında kalırken, aileler dondurucu havaya rağmen yakınlarını canlı ya da cansız bir şekilde almanın umudunu taşıyor.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

     

  • Okmeydanı Barınma Hakkı Mücadelesi: Adil dönüşüm istiyoruz

    Okmeydanı Barınma Hakkı Mücadelesi: Adil dönüşüm istiyoruz

    PİRHA-AKP’li Beyoğlu Belediyesi kentsel dönüşüm zorbalığıyla temel atma töreni gerçekleşti. Yaşananlara tepki gösteren Okmeydanı Barınma Hakkı Mücadelesi yaptığı açıklamada “Okmeydanı halkı sağlıklı bir barınma koşulları ve adil dönüşüm istiyor. Yandaş inşaat şirketlerine evlerinin peşkeş çekilip binlerce lira borçlandırılmak istemiyor” ifadelerini kullandı.

    İstanbul Beyoğlu Okmeydanı’ndaki kentsel dönüşüm projesi kapsamında dün temel atma töreni gerçekleştirildi. Aylardır süren yıkımda AKP’li Beyoğlu Belediyesi, İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nin elektrik kesintileri ve tahliye edilme kararıyla ilgili kısmi yürütmeyi duruma kararına rağmen, kentsel dönüşüme imza vermedikleri ve evlerini boşaltmadıkları gerekçesiyle hak sahiplerinin elektrik, su ve doğalgazını kesmişti.

    Okmeydanı’ndaki temel atma töreninde konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “778 konut ve 161 dükkanımızın temellerini heyecanla, coşkuyla, hep birlikte atıyoruz. Beyoğlu ve çevresinin markasını arttıracak, İstanbulumuzun en önemli dönüşüm projelerinden biri olacak yeni yuvalarımız Beyoğlu için, İstanbullu hemşerilerimiz için, ülkemiz için hayırlı, uğurlu olsun” diye konuştu.

    “İNSANLAR BİNLERCE LİRA BORÇLANDIRILDI”

    Okmeydanı Barınma Hakkı Mücadelesi ise yaşanan sürece tepki gösterirken, sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yayımladı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Okmeydanı halkı rantsal dönüşüm bakanı Murat Kurum ve rantçı Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız’ı istemiyor! Fetihtepe Mahallesi ile başlayan rantsal dönüşüm tüm Okmeydanı’nda yapılmak isteniyor. Fetihtepe Mahallesi’nde elektrik su ve doğalgazı kesilen insanlar haftalarca baskı ve tehdit altında direndi ve imza atmadı. Ancak tehditlerini arttıran belediye mahkemelerin yürütmeyi durdurma kararına uymadan baskıyı sürdürerek insanları imzaya mecbur bıraktı.

    Bu imza sonucunda insanlar binlerce lira borçlandırıldı ve 1950 lira gibi komik bir kira yardımı ile evlerinden atıldı. Rıza ile dönüşüm projesi yapacağız dediler, insanları zulüm ile evlerinden attılar. Temel atma töreni düzenlemek için geleceklerini ilan ettiler. Fetihtepe dışından insan taşıyıp hiçbir şey olmamış gibi yarın büyük laflar edecekler. Ancak biz onların boş vaatlerine inanmıyoruz.

    Okmeydanı halkı sağlıklı bir barınma koşulları ve adil dönüşüm istiyor. Yandaş inşaat şirketlerine evlerinin peşkeş çekilip binlerce lira borçlandırılmak istemiyor. Okmeydanı Barınma Hakkı Mücadelesi olarak ranta karşı komşularımız ile yan yana olmaya devam edeceğiz ve Fetihtepe’de işledikleri tüm suçların hesabını sormak için takipte olacağız.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Hacıbektaş Belediye Başkanı: Abdalların barınma sorunu çözülüyor, kendilerinden özür diliyoruz

    Hacıbektaş Belediye Başkanı: Abdalların barınma sorunu çözülüyor, kendilerinden özür diliyoruz

    PİRHA- Hacıbektaş’a dergaha niyaz olmaya giden Abdalların barınma sorunu kısmi olarak çözüldü. Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok, konuk olduğu CAN TV canlı yayınında, “Bu konularla ilgilenen Alevi kurum başkan yardımcılarıyla görüştüm. Şu anda çadırları kuruluyor. Masa, sandalyeye diğer ihtiyaçları elimizden geldiğinde karşılanıyor” dedi. 

    Büyük ekonomik sıkıntı yaşamalarına rağmen her yıl Hacıbektaş’a niyaz olmaya gelen Abdallar barınma sorunu yaşıyor. Bugün de kurdukları çadırlar polis tarafından sökülerek mağdur edildiler.

    Abdalların yaşadıkları sorunları Pir Haber Ajansı (PİRHA) ve CAN TV gündeme getirdi.

    Adana Teberler Derneği Başkanı Suat Kömür, PİRHA‘da yaptığı konuşmada, her yıl Hacıbektaş’a yüzlerce Abdalın geldiğini söyleyerek, en önemli sorunlarının barınma olduğunu ve bu sorunun çok basit bir şekilde istenirse hemen çözülebileceğini belirtmişti.

    Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok, konuk olduğu CAN TV canlı yayınında, “Bu konularla ilgilenen Alevi kurum başkan yardımcılarıyla görüştüm. Şu anda çadırları kuruluyor. Masa, sandalyeye diğer ihtiyaçları elimizden geldiğinde karşılanıyor” dedi.

    Altıok Türkiye’de ve dünyada pandemi sorunu yaşandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

    “Bununla ilgili de bazı önlemler almak gerekiyordu. İlçe Hıfzıssıhha kararı alındı. Hacıbektaş’ta mücavir alanlarda çadır kurulmasını yasaklayan bir ilçe hıfzıssıhha kararı alındı. Biz iki yıldır onları belli bölgelere sevk ediyorduk. Ve oralarda bir düzen içerisinde  oluyorlardı. Bu sene biraz daha yoğun geçti. Cumhurbaşkanının gelmesinin yoğun hazırlığı, çok ciddi güvenlik güçleri artışı oldu. Sonra bir iletişim kopukluğu oldu. Biraz mağdur oldu Abdallar. Bununla ilgili Sıfır Ayrımcılık Derneği Başkanı Elmas Arus ile genel merkezimizde bu konularda görüştük. Gücümüzün yettiğince yardımcı olmaya çalıştık ama sadece 10 bin Abdal var. Hacıbektaş’ın nüfusu 5 bin. Ama 50 binin üzerinde ziyaretçi şu anda Hacıbektaş’ta. Aşırı yoğunluktan dolayı yetişemediğimiz durumlar oluyor ama istemeyerek de olsa hatamız olduysa canlarımızdan özür diliyoruz.”

    Abdallar için bir bölge oluşturulduğunu belirten Altıok, “O bölgede acil  bir peyzaj çalışması yaptık. Masa, sandalye, çadır kurma devam ediyor. Çok ciddi anlamda da münferit gelen gruplar var. Bu grupları hep aynı yere yönlendiremiyoruz. Bir birleriyle husumetli olanlar da var. İki yıl önce Sıfır Ayrımcılık Derneği ve 25 kanaat önderiyle toplantı yapmıştık. Bu toplantıda bizim taleplerimizi iletmiştik. Ama bu gruplar arasındaki sorunlardan dolayı, çok farklı alanlarda kalmak istiyorlar. Bu da ilçe hıfzıssıhha kararı dolayısıyla çok gerçekleşemiyor. Bu sene böyle bir karmaşa yaşadık. Kısmi olarak çözdük. Bu konuyla ilgili Vali ve kaymakamla da görüştük. Herkes elinden gelen gayreti göstermeye çalışıyor” diye konuştu.

    PİRHA/ HACIBEKTAŞ

    İLGİLİ HABERLER
    > Adana Teberler Derneği Başkanı: Hacıbektaş’ta önemli sorunumuz barınma; dışlanıyoruz-VİDEO
    > Abdallar, Hacı Bektaş Veli Dergahı önünde semah döndü-VİDEO
    > Hacı Bektaş Veli anmasına katılmak için gelen Abdalların çadırlarını polis söktü -VİDEO

  • Dersim Yenigün Kadın Dayanışma Derneği: Kadınların yanında, tacizcilerin karşısındayız-VİDEO

    Dersim Yenigün Kadın Dayanışma Derneği: Kadınların yanında, tacizcilerin karşısındayız-VİDEO

    PİRHA-Dersim’deki kadın öğrencilerin son dönemde yaşadığı taciz ve diğer sorunlara ilişkin Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yapan Yenigün Kadın Dayanışma Derneği, “Kalacak yer bulamayınca geceyi sokakta geçirmek zorunda kalan öğrenciler çok defa tacize maruz kalmıştır. Kolluk güçlerine durumu bildirdiklerinde ise gece geç saatte sokakta oldukları için yaşadıklarını hak ettikleri ima edilmiştir” ifadelerine yer verdi.

    levitra generique

    Yenigün Kadın Dayanışma Derneği, kadın öğrencilerin son dönemde yaşadığı taciz ve diğer sorunlara ilişkin Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklama sırasında “Okulda, yurtta, sokakta tacize karşı kadınlar ayakta” yazılı pankart açıldı. Basın metnini ise Yenigün Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Çağla Yolaşan okudu. Üniversitelerin yeni öğretim yılına başlamasıyla birlikte, yurtların yetersiz olması nedeniyle öğrencilerin barınma sorununun ortaya çıktığını belirten Yolaşan, “Gerek ekonomik krizin derinleşmesi gerekse alternatif barınma koşullarının devlet tarafından sağlanamaması nedeniyle pek çok öğrenci sokakta kaldı. Munzur Üniversitesi öğrencilerinin de aynı sorunla karşı karşıya kalması neticesinde bazı öğrenciler okullarını dondurup evlerine dönmek zorunda kalırken, bazılarıysa okuyabilmek için kendilerine çözümler bulmaya çalıştılar” dedi.

    “KADIN ÖĞRENCİLER YURDA GİDERKEN TACİZ EDİLİYOR”

    Yolaşan, yalnız barınma sorunu değil aynı zamanda kadın öğrenciler açısından güvenlik sorunu olduğunu da ifade ederek; şöyle konuştu: “Derneğimize başvuran öğrencilerin aktardıklarına göre kalacak yer bulamayınca geceyi sokakta geçirmek zorunda kalan öğrenciler, çok defa tacize maruz kalmış ve kolluk güçlerine durumu bildirdiklerinde ‘gece geç saatte sokakta oldukları için yaşadıklarını hak ettikleri’ ima edilmiştir. Bazı kadın öğrenciler, geçici olarak barındıkları yerlerde yine tacize maruz kalmış ve kaldıkları yerlerdeki yetkililer bu soruna karşı kayıtsız kalmıştır. Yurtların durumu ise diğer yerlerden daha güvenli değil. Şehrin en ücra köşelerine yapılan yurtlar kadın öğrenciler için büyük bir problem. Özellikle hava karardıktan sonra daha da tekinsiz hale gelen yurt yolları, kadın öğrencilerin özgürlük ve güvenlik haklarını gasp eder hale geliyor. Endişeyle bu yolları yürümek zorunda kalan kadınlar, yurda giderken taciz ediliyor.

    “BU KENTTEKİ HİÇBİR KADIN YALNIZ DEĞİLDİR”

    Neredeyse her gün, sokaklarda tacizle mücadele etmek durumunda kalan kadın öğrencilerin haberlerini alıyoruz” diyen Yolaşan, “Güpegündüz ve şehrin en kalabalık yerlerinde alenen kadınları taciz etmekten çekinmeyen bir zorbalıkla karşı karşıyayız. Derneğimiz kurulduğu günden bu yana kadınlara yönelik her türlü şiddet ve ayrımcılıkla mücadele etmiş ve etmeye devam etmektedir. Bugün kadınlar açısından kentin en görünür problemi halini almış olan taciz de kaygı vericidir. Bilinmelidir ki liseden üniversiteye, mahalleden işyerine, sokaktan eve kadar her alanda yaşanan şiddet ve ayrımcılıkta bu kentteki hiçbir kadın yalnız değildir. Her alanda derneğimiz kız kardeşlerinin yanında, tacizcilerin karşısındadır” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DERSİM

  • Mersin Emek ve Demokrasi Platformu: Barınma sorunu cemaatlere terk edilemez

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu: Barınma sorunu cemaatlere terk edilemez

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, bir basın açıklaması yaparak, üniversite öğrencilerinin barınma sorununun cemaatlere terk edilemeyeceğini kaydetti. Platformu, barınma hakkının kalıcı, bütüncül bir biçimde çözümü için de önerilerde bulundu. 

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, üniversite öğrencilerinin yurt sorununa dikkat çekerek “Barınma sorunu cemaatlere terk edilemez” başlığıyla bir açıklama yaptı.

    “1980 sonrasında planlı ve kamucu bir iktisadi gelişimi tamamen terk eden ülkemizde barınmaya dair politikalar piyasa mekanizması yoluyla geliştirilmeye başlamıştır” denilen açıklamada, “Öncelikle üniversite öğrencilerinin “Barınamıyoruz Hareketi” ile başlayan sürecin bir ayağını yurtsuzluk problemi oluşturmaktadır. Türkiye’de 1980’li yıllar itibariyle ivme kazanan yükseköğretim düzeyinde okullaşmanın ve kontenjanların plansız bir biçimde sürekli artırılması stratejisinin karşısında ihtiyaç duyulan barınma alanları benzer düzeyde geliştirilmemiştir” ifadeleri kullanıldı.

    Üniversitelerin kendi öğrencilerine yurt sağlama kapasitesinin yaklaşık olarak %2 seviyesinde kaldığı belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Kredi Yurtlar Kurumu eliyle sunulan yurtlar ise uzaktan eğitim ve açık öğretim öğrencileri dışındaki üniversite öğrencilerinin yaklaşık olarak yalnızca %18`ine hizmet sunabilmektedir. Sonuç olarak kamunun yokluğunda vakıf/dernek yurtları, özel yurtlar, pansiyonlar, cemaat/tarikat destekli evler, paylaşımlı kiralık evler şeklinde çeşitlenen biçimlerde yeni barınma modelleri piyasa koşulları içinde açığa çıkmıştır. Bugün ise devlet yurtlarında barınma imkanı bulamayan ve özel yurtlarda kalacak maddi imkanı bulunmayan ya da cemaat/tarikat/vakıf/dernek yurtlarında kalmak istemeyen öğrenciler için paylaşımlı şekilde bir konutta yaşamak da imkansız hale gelmiştir.
    Sonuç olarak bugün otellerde geçici barındırma, öğrenciye ev sahibinin insiyatifinde olacak şekilde ucuza konut kiralama şeklinde geliştirilen pratiklerin, oldukça karmaşık bir sorunun kalıcı biçimde çözümüne olanak sağlamayacağı açıktır. Sorun alt ve orta gelir grubunun bir bütün halinde Türkiye kentlerinde barınamamasıdır. Ve Cemaat/Tarikat yurtlarına öğrencilerin terk edilmesiyle çözülmesi mümkün değildir.”

    BARINMA HAKKININ KALICI ÇÖZÜMÜ İÇİN ÖNERİLER

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, barınma hakkının kalıcı, bütüncül bir biçimde çözümü için şu önerilerde bulundu:

    -Devlet, toplumun farklı kesimleri için kentle bütünleşik toplu konutlar, yurtlar, pansiyonlar, lojmanlar, sosyal konutlar üretmelidir.

    -Bölgesel ve kentsel düzeyde, konut için kaynak tahsis stratejileri oluşturulmalıdır. Bu stratejiler kentlerin ve bölgelerin gelişme eğilimleri ile ilişkilendirilmiş nitelikli toplu konut uygulamalarını kapsamalıdır.

    -Konut ihtiyacının ne kadar olduğu ve arz-talep arasındaki uyumsuzluğun tespit edilmesi gerekmektedir.

    -Var olan ancak ulaşım zorlukları sebebiyle tercih edilmeyen konut alanları kent merkezleri ile bütünleşmenin sağlanacağı toplu taşım uygulamaları ile desteklenmelidir.

    -Yerel yönetimler, müteahhit odaklı kentsel dönüşüm süreçlerini öne çıkarmak yerine, toplumcu belediyecilik pratiğini benimseyerek tüm yurttaşların sağlıklı ve güvenli bir çevrede barınma hakkını tesis etmek üzere sosyal konut uygulamalarını yaygınlaştırmalıdır.

    -Ödeme güçlüğü çeken yurttaşlar için kiralık sosyal konutlar inşa edilmelidir.

    -Konutun bulunduğu yöreye göre ortalama kira bedelleri belirlenerek kira artışları sınırlandırılmalı, denetimler artırılmalı ve yaptırımlar tanımlanmalıdır.

    -İhtiyaç sahibi olan tüm yurttaşların barınma hakkına erişim koşulları iyileştirilmeli; sağlıklı ve güvenli bir konutta yaşama imkanı sunmak için gerekli kira yardımları yapılmalıdır.

    -Bugün barınma problemi yaşayan öğrencilerin sorunlarına kalıcı çözüm bulunana kadar kamuya ait misafirhane, boş lojman, sosyal tesislerin ivedilikle öğrencilerin uygun fiyatla kullanımına açılmalıdır.

    -Yüksek öğrenim politikasının artık milyonlarca diplomalı işsiz yarattığı ülkemizde üniversite öğrencilerini kent ekonomilerini kalkındıracak müşteri olarak gören yaklaşımdan vazgeçilmelidir. Bu anlamda yüksek öğrenim politikasında rasyonel gereksinimlerden uzak bölüm ve kontenjanlara ilişkin acil düzenleme yapılmalıdır.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu,, açıklamasında, “Bu çerçevede, “Barınamıyoruz” diyerek seslerini yükselten öğrencilerin taleplerini sahiplendiğimizi,  temel bir insan hakkı olan sağlıklı ve güvenli bir çevrede barınma hakkına erişemeyen milyonların sorununun çözüme kavuşması için sunduğumuz çözüm önerilerinin takipçisi olacağımızı, öğrencileri Tarikat/Cemaat yurtlarına mahkum etmeye çalışan, öğrencilerin sesini duyup çözüm üretmek yerine “yurt sorunu yoktur, bu protestolar Gezi’nin devamıdır” diyen AKP iktidarına karşı mücadelemizin süreceğini, bizim için gezi sürecinde mücadele etmiş olmanın bir onur olduğunu kamuoyunun bilgisine sunarız” dedi.

    PİRHA/ MERSİN

  • HDP Sözcüsü Günay: Kürt Sorunu’nda muhataplık sorunu yoktur-VİDEO

    HDP Sözcüsü Günay: Kürt Sorunu’nda muhataplık sorunu yoktur-VİDEO

    PİRHA- HDP Sözcüsü Ebru Günay, son günlerde süren ‘muhataplık’ tartışmalarına değinerek, “Konuşulması gereken demokratik bir Türkiye’nin nasıl inşa edileceği, onurlu bir barışın nasıl sağlanacağıdır” derken, barınma sorununun giderilmesi için sokaklara çıkan öğrencilerin de yanında olduklarını ifade etti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, parti Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

    Ebru Günay, Türkiye’nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, “Türkiye daha fazla bu koşulları kaldıramaz, şartlar ve koşullar değişimi dayatıyor. Toplumsal sorunlarda çözüm artık bir tercih olmaktan çıkmış zorunluluğa dönüşmüştür. Muhalefet kanadının son dönemlerde başlattığı Kürt sorununda çözüm ve muhataplık tartışmalarını önemli buluyoruz” dedi.

    “27 Eylül, Türkiye’nin demokratik geleceği açısından çok önemli bir başlangıç olacaktır” diyerek açıklanacak deklarasyona dikkat çeken Günay, “Deklarasyonumuz nefes almakta zorlanan topluma nefes aldıracak, tıkanmış ve sorunlara çözüm bulmaktan uzak siyaset kurumuna yeni bir politik perspektif sunacaktır. Aylardır sahadayız, her kesimden insanla bir araya geldik. Sahadan çıkardığımız sonuçları, elde ettiğimiz verileri kurullarımızda tartıştık ve günlerdir süren yoğun tartışmaları tutum belgesine yansıttık” diye konuştu.

    “KONUŞULMASI GEREKEN DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE’NİN NASIL İNŞA EDİLECEĞİDİR” 

    Ebru Günay’ın açıklamasından satır başları şöyle:

    “Son dönemlerde yaşanan tartışmalardan da anlaşılacağı üzere Türkiye’nin en büyük ve en temel sorunu Kürt sorunudur. Kürt sorunu temelde Türkiye’nin demokrasi sorunudur. Kürt sorunu çözülmeden Türkiye demokratikleşemez, Türkiye demokratikleşmeden de Kürt sorunu çözülmez. Bu konuda bizim bakış açımız da rotamız da nettir.

    ÇÖZÜMÜN YERİ MECLİS’TİR

    Demokratik ve barışçıl bir çözümün yeri de elbette Meclis’tir. Şunun açık ve net olarak bilinmesi gerekir. HDP Türkiye’nin tüm sorunları gibi Kürt sorununu da çözmeyi önüne bir görev olarak koymuş bir Türkiye partisidir.

    ‘İmkan versinler bu sorunu bir haftada çözerim’ diyen Sayın Öcalan gerçekliğini de görmezden gelme imkanı yoktur. Muhataplık tartışmaları bu yüzden kapanmıştır. Konuşulması gereken demokratik bir Türkiye’nin nasıl inşa edileceği, onurlu bir barışın nasıl sağlanacağıdır.

    KOBANÊ KUMPAS DAVASINDA HAKİKAT YOK

    HDP’yle siyasi arenada baş edemeyenler kumpas siyasetine devam ediyor. Her türlü kirli hamleyle, kayyumla, tutuklamayla zorbalıkla partimizi egale etmeye çalışıyorlar. Geçen hafta devam eden ve 18 Ekim’e ertelenen Kobanê Kumpas davasında hakikat yok, adalet yok, hak yok, hukuk yok, kanun yok, yasa yok.

    KÜRT SORUNU MAHKEME SALONLARINA HAVALE EDİLDİ

    Son duruşmada Sevgili Sabahat Tuncel’in ifade ettiği gibi ‘Kürt sorunun mahkeme salonlarına’ havale eden bir yargılama, yine sevgili Sebahat’in dediği gibi ‘Kürtlerin adaletsizliğe’ muhatap edildiği bir yargılama. ‘Kürt sorunu yoktur, bu sorunu çözdük’ diyenler Kürt siyasetine ve halkına tutuklama, tasfiye, operasyon, mahkeme salonları dışında ne vaat ediyor? Kürt sorununu mahkeme salonlarında kumpas davalarıyla mı çözdünüz? Kürt sorununu halk iradesini kayyımlarla gasp ederek, 6 milyon insanın oy verdiği partiyi kapatmaya çalışarak mı çözdünüz?

    ÇÖZÜLEN KÜRT SORUNU DEĞİL, ÇÖZÜLEN SİZİN İKTİDARINIZDIR

    Bu sorunu çözdük diyen Erdoğan’a hatırlatalım: Çözülen Kürt sorunu değil, çözülen sizin iktidarınızdır, kumpas davalarınız, tasfiye planlarınızdır. Bizler HDP olarak yargının önüne iliklenen düğmeyi söküp atacağımızın sözünü veriyoruz.

    Yurt imkanları kısıtlı, özel yurt fiyatları el yakıyor, öğrencilere verilen devlet desteği fahiş kiralar karşısında komik bir meblağ olmaktan ileriye gidemiyor. Ülkede ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencisi sayısı 8 milyon 700 bin civarında. Buna karşılık KYK’ye ait toplam 552 yurdun öğrenci kapasitesi ise 84 bin 363. Pandemi sürecini yönetemeyenler, sosyal devlet olma iddiasında da öğrencileri barındırma noktasında sınıfta kaldı.

    HALKIMIZA VE ÇOCUKLARIMIZA REVA GÖRÜLEN GELECEKSİZLİĞİ KABUL ETMİYORUZ

    Bu harami düzeni, halkımıza ve çocuklarımıza reva görülen geleceksizliği kabul etmiyoruz. Barınma hakkı için mücadele eden öğrencilere dönük gözaltı saldırılarına son verilmeli.

    Gençlerin taşıdığı, iktidarı tehdit eden potansiyeli görüyoruz. İktidar da görüyor. Bu nedenle en temel hak mücadelesine dahi tahammülleri yok. Ama biz gençlerin hayatını mahvetmelerine izin vermeyeceğiz! Barınamıyoruz diyen ve mücadele eden bütün öğrencilerin yanındayız. Partimizin kapılarının bütün öğrencilere açık olduğunu da yeniden hatırlatmak istiyorum.”

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim Barosu: Barınma Anayasal haktır, öğrenciler bu haktan mahrum bırakılamaz!

    Dersim Barosu: Barınma Anayasal haktır, öğrenciler bu haktan mahrum bırakılamaz!

    PİRHA- Dersim Barosu, barınmanın anayasal bir hak olduğunu, öğrencilerin bu haktan mahrum bırakılamayacağını açıkladı. Baro, “KYK yurtlarının öğrencilerin tümünün barınma ihtiyacını karşılayacak sayıya çıkarılmasını ve mevcut yurtlardaki koşulların iyileştirilmesini talep ediyoruz” dedi. 

    Barınma sorunu yaşayan üniversite öğrencilerine Dersim Barosu’ndan bir destek geldi. “Barınma Anayasal bir haktır, öğrenciler bu haktan mahrum bırakılamaz” başlığıyla yazılı bir açıklama yapan baro, “Üç yarı yıl boyunca “uzaktan eğitime” mahkûm edilen öğrenciler bin bir zorlukla üniversiteyi “kazandık” diye sevinirken, yüz yüze eğitime girme heyecanındayken çok ciddi bir sorunla karşılaştı: Barınma sorunu!” dedi.

    “Yaklaşık on gündür Munzur Üniversitesi öğrencileri stres içinde barınma sorunun çözülmesini bekliyor” denilen açıkla şöyle devam etti:

    “KYK yurtlarında yer bulamamak, kiraların yüksekliği, asil ve yedek uygulamalar 7 bin öğrencinin olduğu yerde 2 bin gibi yurt kontenjanının olması 5 bin öğrenciyi kara kara düşündürüyor.
    Üstelik bu sefer karşı karşıya olunan barınma sorunu, öğrencilerin önceki yıllardaki barınma sorunuyla karşılaştırılamaz büyüklükte; yüzde üç yüz artışa varan ev kiraları ve özel yurt fiyatlarıyla, tarikat-cemaat yurtları dayatması ve KYK yurtlarının yetersizliği ile!

    Ailesinin yaşadığı il dışında üniversiteye giren çoğunluğu Bölge ilerinden emekçi ailelerin çocukları için barınma sorunu bütün öteki sorunların önüne geçmiş bulunuyor. Bu durum yurt genelinde de sıcaklığını koruyor.
    Kimi öğrenciler, “Barınamıyoruz” diyerek parklarda yatarak seslerini duyurmaya çalışırken, kimi öğrenciler okullar açılıncaya kadar bütçesine uygun bir ev ya da yurt bulmak için umutsuz bir çaba içinde, kimileri de yarım gün çalışacağı bir iş aramaya başlamış bile! Azımsanmayacak bir öğrenci kitlesi ise -örneğin İlimizde- barınma imkânı bulamadığı için kayıtlarını dondurup eve dönerek “barınma sorunlarını” çözmeye çalışıyorlar.
    KYK yurtları ve kirasını ödeyebileceği bir ev bulmaktan umudunu kesen öğrencilerin bir bölümü adım adım TÜRGEV, TÜGVA, vd. tarikat-cemaat yurtlarına doğru itmektedir.

    YURT YAPTIRMAYI HÜKÜMET NİYE AKIL ETMİYOR?

    Parasal bakımdan onların fiyatları da ortalama bir emekçi ailesinin karşılamasının çok ötesindedir ama bu yurtlara devlet öğrenci başına 650-800 TL destek vermektedir. Yani, yeni yurtlar yaptırmak ve mevcut yurtların koşullarını iyileştirmek için para harcamayan devlet, tarikat-cemaat yurtları söz konusu olduğunda kesenin ağzını açmaktadır.
    Ancak tarikat-cemaat yurtlarına girmenin bir olmazsa olmaz şartı vardır: Tarikat merkezinden gönderilecek “hocaların” yapacağı “dini sohbetlere” ve “etkinliklere” katılmak!
    Yani yoksul ailelerin gençleri için tarikat-cemaat yurtlarında barınmak, seçenekler arasında bir seçenek değil “Zorunlu kalınmış bir hal”, “bir dayatmadır!”

    Öğrencilerin barınma sorununun rastlantı olmadığını belirten Dersim Barosu, bu durumun AKP iktidarının “Dindar nesiller yetiştirme” stratejisinin bir ürünü olduğunu belirtti.

    Pandeminin bu krizi sadece görünür hale getirdiğini belirten baro şunları kaydetti:

    “Çünkü iktidar, Yargıtay açılışını dua ile yaparken; anaokullarında Kur’an kursları açmaya; üniversiteye kadar eğitim müfredatını İslamist bir çizgide yeniden oluştururken pratikte de tarikat ve cemaatleri, onların vakıflarını, milli eğitimin başlıca “paydaşı” olarak devreye sokmuştur. Cemaat-tarikat yurtları bu “Dindar nesiller yetiştirme” stratejisiyle üniversite öğrencilerini kuşatmanın bir boyutunu oluşturmuştur.

    “LAİKLİK HİÇE SAYILIYOR”

    Cemaat-tarikat yurtları bu amacın bir dayanağı olarak, üniversite gençliğini fikri olarak kazanmak, böylece ülkede bir türlü oluşturamadıkları “fikri iktidarı” sağlamanın dayanaklarının birisi olarak devreye sokulmuştur.
    Kısacası iktidarın KYK yurtlarının sayısını artırarak ve var olanların da koşullarını iyileştirerek üniversite öğrencilerinin barınma sorununun gerektirdiği biçimde çözmek gibi bir amacı olmadığı gibi asıl olarak öğrencileri cemaat-tarikat yurtlarına gitmeye zorlayan önlemleri devreye sokarak, kendi ideolojik-siyasi amaçlarını laikliği hiçe sayarak gerçekleştirmek istemektedir.

    16 metrekarelik bir odaya 4 öğrencinin “istif edilmesi”, her yıl enflasyona bağlanan zamlarla, bu yıl 480 TL’ye çıkmış ücretleriyle, KYK yurtlarından da öğrenciler hiç ama hiç hoşnut değildir. Bir dokunsanız öğrencilerden “bin ah işitilen” yurtlardır.
    Hükümet “Biz iktidara geldiğimizde 45 TL olan kredileri 650 TL’ye çıkardık. Gözünüze dizinize dursun” diyerek faiziyle geri alınmak üzere öğrencilere verilen kredinin 480 TL’si KYK yurdunun çıplak ücreti olarak geri alınmaktadır.

    Bu yüzden öğrenciler; Anayasal bir hak olan MADDE 17” uyulmasını istemektedir; “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi de Anayasa Madde 42. de düzenlenmiştir: “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.”

    TALEPLER

    *KYK yurtlarının öğrencilerin tümünün barınma ihtiyacını karşılayacak sayıya çıkarılmasını ve mevcut yurtlardaki koşulların iyileştirilmesini,

    *Öğrencilerin üniversite hayatı boyunca sağlıklı, nitelikli ve ücretsiz koşullarda barınma hakkının devlet tarafından karşılanmasını, mevcut KYK borçlarının iptal edilmesini, kredilerin burs olarak verilmesini,

    *Ayrıca ve ivedilikle Baro yönetim kurulu olarak Yerelde ve Yurtta Anayasa 57. maddeye uymaya ve şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, yurt ihtiyacını karşılanmasını öğrenciler ve kamuoyu adına talep ederiz.

    PİRHA/ DERSİM

  • İstanbul’da Barınamıyoruz Hareketi: Çantalarımızı yastık, bankları yatağımız yaptık-VİDEO

    İstanbul’da Barınamıyoruz Hareketi: Çantalarımızı yastık, bankları yatağımız yaptık-VİDEO

    PİRHA-Türkiye’nin dört bir yanında ev ve yurt ücretlerinin pahalılığını ‘Barınamıyoruz’ diyerek protesto eden öğrencilerin parklardaki nöbetleri sürüyor. Çantalarını yastık, bankları ise yatak yaptıklarını belirten öğrenciler barınma haklarını kazanana kadar mücadeleye devam edeceklerini ifade ettiler. 

    ‘Barınamıyoruz’ diyerek fahiş yurt ve ev kiralarını protesto etmek için Türkiye’nin birçok noktasında sokaklara çıkan, parklarda sabahlayan öğrenciler eylemlerine devam ediyor.

    Öğrenciler yalnız barınma kalemindeki pahalılıktan şikayetçi değil. Aynı zamanda ulaşım, beslenme, iletişim, sosyal aktivite gibi noktada yaşanan zamlar ve fahiş fiyatlardan da şikayetçiler.

    Taleplerini dillendirmek üzere İstanbul Beşiktaş’taki Sporcular Parkı’nda dördüncü gün nöbeti için bir araya gelen öğrenciler PİRHA‘ya açıklamalarda bulundular.

    “BARINAMAYANLAR OLARAK HEPİMİZ SOKAKTA KALDIK”

    Mimar Sinan Üniversitesi öğrencisi Kardelen Şahin, okuluna gün içinde 4-5 saatlik mesafede oturduğunu söylerken; “Yurda yerleşemediğim ve ev tutamadığım için ben de buradayım. Barınamayanların genel ilkesi, hepimiz sokakta kaldık. Yurtlar yetersiz. Fahiş ev kiraları malum. Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü’nün (KYK) verdiği bütçe belli” dedi.

    Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın “Yurt konusunda Türkiye’de bugüne kadar hiçbir iktidarın yapmadığı yatırımları yaptık. Göreve geldiğimizde üniversite öğrencilerinin altığı burs 45 liracıktı, 45 liracık. Ya elinize dilinize dursun ya. Şu anda 650 TL’ye çıktı nereden nereye geldi” şeklindeki açıklamasını da değerlendiren Şahin, şunları söyledi:

    “Önemli olan verilen paranın rakamı değil değeridir. 45 TL’ye o zamanlar 3 gram altın alınıyorken; şu an 650 TL ile 1 gram altın alamıyorsunuz. İnsanlarla dalga geçermiş gibi 650 lira verdim demek hakaret gibi öğrencilere. Hiçbir öğrencinin 650 lirayla geçinmesi mümkün değil. Yapılanlar ahlak dışı.”

    “BARINMA HAKKIMIZI ALANA KADAR MÜCADELE DEVAM EDECEĞİZ”

    İstanbul’daki bir vakıf üniversitesinde okuyan Aleyna isimli öğrenci de okuluyla evi arasında 2 buçuk saatlik bir mesafenin olduğunu kaydetti. “Bana yurt çıkmadı ve nerede kalacağımı bilemiyorum” diyen Aleyna, “Okulumun yanındaki evlerin kiraları pandemiden önceki fiyatlara göre %150 artmış durumda. Kiraya çıkma durumum da yok. KYK bursunun 45 TL olduğu döneme baktım. O dönem birçok şey daha uygunmuş. Şu an KYK bursu 650 TL iken; KYK yurtları 500-550 TL. İstanbul’daki en uygun evler 1700-1800 TL’den başlıyor.

    Bunun dışında sağlıklı beslenebilmemiz imkânsız hale geldi. Ulaşım aynı şekilde çok pahalı durumda. Bizden barınma, beslenme ve ulaşım giderlerimizin 650 TL ile karşılamamız bekleniyor. Barınamıyoruz hareketi olarak eylemlerimize devam edeceğiz. Barınma en temel hakkımız. Bunu alana kadar da nöbetlerimiz sürecek. Mücadeleye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “20-30 KİŞİNİN DEĞİL 10 MİLYON ÖĞRENCİNİN TALEBİNİ İLETİYORUZ”

    Yine bir vakıf üniversitesinde öğrenci olan Hasan Doğan ise son zamanlarda artan kira zamlarını protesto etmek için sokaklara çıktıklarını belirterek, “Mevcut kira ve yurt ücretlerini ödeyecek ne bizim ne de ailemizin durumları var. Bizler bugün burada 20-30 kişi değil 10 milyon öğrencinin talebini iletiyoruz herkese. Yurtların 700 bin barınma kapasitesi var. Bizler ise 10 milyon öğrenciyiz. Mağduriyeti yaratan ve çözüm sunmayan da devletin kendisidir. Taleplerimiz açık ve net. Ev fiyatlarının düşürülmesi. Öğrencilere ev bursu verilmesi. Herkese insanca yaşayabileceği barınma şartlarının oluşturulması. Aynı zamanda yurtların denetlenmesi ve daha sağlıklı bir yaşam için fiyatların düşürülmesi” şeklinde konuştu.

    “ÇANTALARIMIZI YASTIK, BANKLARI YATAĞIMIZ YAPTIK”

    Doğan, Türkiye’nin farklı yerlerinde nöbetlerinin sürdüğünü ifade ederken, “Çözüm bulunana dek bütün yolları deneyerek; parkları ve bankları yatağımız yapıp, gökyüzünün altında sokaklarda nöbetimizi devam ettireceğiz. 10 milyon öğrenciyiz ve sorun çözülene kadar her yerde onları rahatsız etmeye devam edeceğiz” dedi.

    2017 yılında İstanbul’a üniversite okumak için geldiğinde kaldığı evin kira ücretinin 750 TL olduğunu vurgulayan Doğan son olarak şöyle konuştu:

    “Şu an kaldığım ev Kartal’da. Okulum ise Avcılar’da. Okulun yakınında ev tutma ihtimalim yok. Merkezi yerlerde kalamıyorum. Ulaşım, yemek, sosyal aktivite, faturalar, internet masraflarımız var. Sorunlar çok. Bütün bunları 650 TL ile çözmek mümkün değil. Bütün arkadaşlarımızı kent meydanlarına, sokaklara davet ediyoruz. Çantalarımızı yastık yaptık. Parklarda banklarda sabahlıyoruz.”

    “CUMHURBAŞKANI EV VE YURT FİYATLARINA HİÇ BAKMIYOR”

    Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde eğitimine devam eden Fatma Sümeli de, devam eden nöbetlere ilişkin, “Barınamıyoruz hareketi adı altında dördüncü gecemizdeyiz. Barınma sıkıntısı yaşadığımız için bir araya geldik. Bunu duyurmaya çalışıyoruz. Bu durumun yaşam koşullarımızı ve eğitim şartlarımızı ne kadar zorlaştırdığını göstermek istedik. Cumhurbaşkanı ev ve yurt fiyatlarına hiç bakmıyor. 650 TL burs veriyor ama 480 TL yurt kirası alıyor. Geri kalan 170 lira ile geçinmemi istiyor. Kitaplarımın tanesi 70 lira. Ben nasıl geçinebilirim? Yalnız barınma sıkıntısı değil bir bütün olarak eğitim sıkıntımıza tepki gösteriyoruz. Bu noktada herkese çağrıda bulunuyoruz” yorumunda bulundu.

    Barış KOP / İSTANBUL

     

     

     

  • Şahkulu Sultan Dergahı’nın yaptırdığı öğrenci yurdu faaliyete geçmek için destek bekliyor

    Şahkulu Sultan Dergahı’nın yaptırdığı öğrenci yurdu faaliyete geçmek için destek bekliyor

    PİRHA-İstanbul’daki Şahkulu Sultan Dergahı tarafından yapılan kadın öğrenci yurdu faaliyete girmek için destek bekliyor. Gerekli duyarlılığı göremediklerini belirten Şahkulu Sultan Dergahı Vakfı Genel Sekreteri Kanber Yıldırım, barınma sorunu yaşayan öğrencilerin eylemlerine de değinerek, “Öğrenciler büyük sıkıntı içinde. Sonuna kadar da haklılar. Bu koşullarda bir üniversite öğrencisinin okuyabilmesi çok zor. Vatandaşlara çağrıda bulunuyorum. Destek olsunlar. Yurdumuzun eksikliklerini tamamlayıp, eğitime açalım” dedi.

    Öğrenciler, yurt ve ev kiralarındaki pahalılık nedeniyle Türkiye’nin birçok yerinde ‘Barınamıyoruz’ diyerek protesto eylemlerine devam ediyor.

    İstanbul Kadıköy’e bağlı Merdivenköy’de bulunan Şahkulu Sultan Dergahı’nın temelini 2012 yılında attığı ve yaklaşık 400 öğrenci kapasiteli Mustafa Necati Kadın Öğrenci Yurdu ise faaliyete geçmek için destek bekliyor. Şahkulu Sultan Dergahı Vakfı Genel Sekreteri ve Müdürü Kanber Yıldırım yurtta süren çalışmalar ile öğrencilerin başlattığı eylemlere ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “KARTAL BELEDİYESİ’NİN DIŞINDA BEKLEDİĞİMİZ DUYARLILIĞI GÖREMEDİK”

    Yurdun henüz faaliyete girmediğini kaydeden Yıldırım, “Ciddi aşama kat ettik fakat tam anlamıyla bitiremedik. Öğrenci odaları bitti. Ama ortak kullanım alanları, giriş ve bodrum kat halihazırda yapılıyor. Tabi gücümüz ve alabildiğimiz destek oranında yapabiliyoruz. İsterdik ki bu öğretim yılına yetişsin ama onu başaramadık. Başarısızlık yalnızca bizden kaynaklanmıyor. Beklediğimiz yerlerden gerekli duyarlılık olmayınca başarı da gelmiyor” diye konuştu.

    Yıldırım, yurdu 2021-2022 eğitim-öğretim yılının ikinci dönemine yetiştirmeye çalıştıklarını belirterek, “Bunun için yoğun çaba sarf ediyoruz. Belediyeler ile görüşüyoruz. Sosyal medyadan kampanya başlattık. Odalara isim verme kampanyası başlattık. Başarılı olursak; ikinci döneme yetiştiririz diye düşünüyoruz. Beklentimizin olduğu belediyeler CHP’li belediyeler. 14 tane belediyesi var İstanbul’da. Kartal Belediyesi’nin dışında hiçbir katkı yok” dedi.

    “ÖĞRENCİLER TARİKAT YURTLARINA YÖNLENDİRİLİYOR”

    Öğrencilerin ülke genelinde sürdürdükleri eylemlere dair de konuşan Yıldırım, şunları dile getirdi:

    “Öğrenciler büyük sıkıntı içinde. Sonuna kadar da haklılar. Bu koşullarda bir üniversite öğrencisinin okuyabilmesi çok zor. Ekonomik kriz ve pandemiden kaynaklı sorunlar herkesi gırtlağa kadar borca soktu. Gelirler düştü. Asgari ücretle geçinen bir yurttaşın veya bir köylü çocuğunun bu koşullarda okuyabilmesi mümkün değil.

    Bir öğrencinin masrafı asgari ücreti geçti. Devlet yurtları belli koşullarda öğrenci alıyor. Devlet yurtlarını karşılayacak durumda bile değil öğrenciler. Özellikle tarikat yurtlarına yönlendirilmeye çalışılıyor. Onlarda kapılarını açmış ‘av’ bekliyorlar. Dolayısıyla bu koşullarda insanların yapmış olduğumuz yurda destek olmaları gerekiyor. En azından 400 öğrenciye ev sahipliği yapabilecek bir yurt yapılıyor.”

    “CEMEVLERİMİZİN KAPISI AÇIK FAKAT KALICI ÇÖZÜM GEREKLİ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği‘nin (PSAKD) öğrencilerin yaşadığı barınma sorununa ilişkin yaptığı, “Tüm cemevlerimizin kapılarını ön koşulsuz, şartsız ve ücretsiz tüm öğrencilerimize açıyoruz” şeklindeki açıklamayı da değerlendiren Yıldırım, “Bunlar çözüm değil. Bizde aş ve barınma konusunda destek oluruz ama bunlar geçici çözümlerdir. Kalıcı değil. Öğrencilerin çağdaş, yaşanabilir koşullarda eğitim almaları gerekiyor. Vatandaşlara çağrıda bulunuyorum. Destek olsunlar. Yurdumuzun eksikliklerini tamamlayıp, eğitime açalım” şeklinde konuştu.

    Barış KOP / İSTANBUL

     

  • AKD: Cemevi kapılarımız her türlü ihtiyaç için öğrencilere açık

    AKD: Cemevi kapılarımız her türlü ihtiyaç için öğrencilere açık

    PİRHA – Alevi Kültür Dernekleri (AKD), yaptığı yazılı açıklamada cemevi kapılarının her türlü ihtiyaç için öğrencilere açık olduğunu belirtildi. 

    İstanbul Üniversitesi öğrencisi Sibel Ünli’nin: “Yemek kartımda sadece 1 TL kalmış, gidecek yerim yok, iş arıyorum” şeklinde tweetler atıktan sonra intihar etmesi, Türkiye’deki her kesimden insanı derinden sarstı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği başta olmak üzere birçok cemevi kapılarını öğrencilere her türlü destek için açtığını duyurmuştu. Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi de yaptığı yazılı açıklamada cemevlerinin kapılarının öğrencilere açık olduğunu belirtti.

    Yapılan yazılı açıklamada, AKD’ye ait tüm cemevi kapılarının öğrencilere, barınma, konaklama ve yiyecek- içecek konusunda ihtiyacı olan insanlara açık olduğu kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD’den öğrencilere çağrı: İhtiyacınız için şubelere başvurabilirsiniz

    PSAKD’den öğrencilere çağrı: İhtiyacınız için şubelere başvurabilirsiniz

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, öğrencilere çağrıda bulunarak, her türlü ihtiyaç için genel merkeze ya da şubelere başvuruda bulunmaları istendi. 

    Özellikle son zamanlarda öğrencilerin ceplerinde para bulunmadığı için intihar ettikleri basına yansımıştı. Buna dair Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi (PSAKD) yazılı açıklama yaparak öğrencilere çağrıda bulundu. Her türlü ihtiyaçlar için Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi’ne, şubelerine ve cemevlerine başvurabilecekleri kaydedilen açıklamada, “Bir tas aşımız varsa sizlerle paylaşırız” denildi.

    Ders çalışmak isteyenlerin ise derneğe bağlı mekanları kullanabilecekleri belirtilen açıklamada, kalacak yer veya başka ihtiyaçlar için yönlendirme yapacaklarına dikkat çekildi.

    Açıklamada, “Gücümüz yettiğince ve elimizden geldiğince sizlere yardımcı olmaya çalışırız. Milliyetiniz, dininiz, inancınız, kimliğiniz, düşünceniz ne olursa olsun rahatlıkla yanımıza gelebilirsiniz. Alevi, Sünni, Müslüman, Hristiyan, Türk, Kürt, Ermeni, Arap ve başka hangi kimlikten olursanız olun bizim için fark etmez. Derdinizi paylaşacak birilerini ararsanız gönlümüz size açıktır” denildi.

    Öte yandan İzmir Bergama Cemevi de kapılarını barınma ve yemek sorunu yaşayan öğrencilere açtı. Cemevinden yapılan duyuruda,  “Barınma ve yemek sorunu yaşayan tüm öğrencilere kapımız sonuna kadar açıktır” ifadesi kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)