Etiket: barış bildirisi

  • Eğitim Sen: Barış Akademisyenlerine yargı eliyle eziyet ediliyor

    Eğitim Sen: Barış Akademisyenlerine yargı eliyle eziyet ediliyor

    PİRHA-Eğitim Sen, “Bu Suça Ortak Olmayacağız!” başlıklı bildiriyi imzalamış olmaları sebebiyle Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) ihraç edilen akademisyenlerin görevlerine iadelerinin, mahkemelerin Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımaması nedeniyle etkilenmesine ilişkin açıklama yayınladı. Açıklamada, “‘Bu Suça Ortak Olmayacağız!’ bildirisine imza attıkları için yıllardır türlü hukuksuzluklara ve eziyete maruz kalan barış akademisyenlerinin görevlerine iade süreci, mahkemelerin Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımaması nedeniyle yılan hikâyesine dönmüş durumda” denildi. 

    Barış Bildirisi’nin 11 Ocak 2016’da açıklanmasının ardından, imzacılar hakkında üniversitelerde soruşturmalar açıldı, akademisyenler KHK’larla ihraç edildi. AYM’nin kararlarına rağmen mahkemeler konuya ilişkin bir adım atmıyor. Eğitim Sen, konuya ilişkin açıklama yayınladı.

    “YÜRÜTÜLEN SÜREÇ HUKUKİ DAYANAKLARDAN YOKSUN”

    Eğitim Sen’in açıklamasında, “Anayasa Mahkemesi kararlarının hukuka aykırı biçimde mahkemeler tarafından tanınmaması ve siyasi iktidarın bu hukuksuzluğu destekleyen tavrı, barış akademisyenlerinin görevlerine iade sürecini doğrudan etkilemiştir” diyerek şu ifadelere yer verildi:

    “Hatırlanacak olursa Anayasa Mahkemesi’nin ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ bildirisini ‘düşünce ve ifade özgürlüğü’ kapsamında değerlendiren kararına ve imzacı akademisyenler hakkında açılan ceza davalarında verilen “beraat kararlarına” rağmen, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu, ‘kurum kanaati’ gibi hukuki hiçbir geçerliliği olmayan yapay gerekçelerle imzacı akademisyenlerin maruz kaldığı hukuksuzluğu ve eziyeti ‘meşru’ gören red kararları vermiştir.
    Bunun üzerine OHAL Komisyonu kararlarına karşı Ankara’da yetkili kılınan idare mahkemelerine açılan davalarda da mahkemelerin kurumlardan istediği bilgi ve belgelerden de yürütülen sürecin hukuki dayanaklardan yoksun olduğu her defasında gözler önüne serilmiş, buna rağmen mahkemeler farklı kararlar verebilmişti.

    “AKADEMİSYENLERİN ÇOĞU HALA İHRAÇ DURUMUNDADIR” 

    Buna rağmen belirtmek isteriz ki akademisyenlerin çoğu, haklarında mahkemeden olumsuz karar çıktığı için ya da henüz mahkeme kararı verilmediği için hala ihraç durumundadır.

    Ayrıca görevlerine iade edilen akademisyenler hakkında da göreve başladıkları üniversitelerin mahkemeye yaptıkları itirazlar nedeniyle istinaf mahkemesinden yürütmenin durdurulması kararları çıkmış ve akademisyenlerin ikinci kez görevlerinden ihraç edilmelerine neden olunmuştur.
    Söz konusu kararlara karşı yapılan itirazlara dair verilen yürütmeyi durdurma kararlarının gerekçelerinde, sosyal medya paylaşımları gibi hukuki hiçbir karşılığı olmayan dayanaklar ileri sürülmüş olsa da artık doğrudan Anayasa Mahkemesi kararını tanımayan gerekçeler ileri sürülmeye başlanmıştır.
    Ankara 13. Bölge İdare Mahkemesi olağan işleyişin tersine, görevlerine iade edilen akademisyenlerin dosyalarını hızla görüşmektedir. Verdiği yürütmeyi durdurma kararlarında ise ‘kopyala yapıştır’ gerekçelerle, Anayasa Mahkemesi’nin bildiriyi imzalama eylemini ‘düşünce ve ifade özgürlüğü’ kapsamında değerlendiren kararının altını boşaltmak istemektedir.

    “HUKUKSUZ BİÇİMDE İHRAÇ EDİLEN TÜM ÜYELERİMİZ GÖREVE İADE EDİLENE KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Şöyle ki Ankara 13. Bölge İdare Mahkemesi, kamu görevlilerinin siyasi iktidara sadakatle itaat etmelerini zorunlu görmektedir. Verdiği yürütmeyi durdurma kararlarının gerekçelerinde akademik özgürlüğü yok saymakta, kamu görevlilerinin düşünce ve ifade özgürlüğünü ortadan kaldıran ve seyahat özgürlüğünden çalışma özgürlüğüne en temel hak ve özgürlükleri yok sayan ihraç uygulamasıyla disiplin cezası alarak kamu görevinden çıkarılmayı eşitleyen bir tavır içerisine girmektedir. Kısacası doğrudan bildiriyi imzalama eylemini yeniden suç olarak tarif etmektedir.

    Böylelikle süreç en başa dönmüş ve akademisyenler bir kez daha mahkemelere yıllardır anlatmak zorunda kaldıkları en temel hukuk ilkelerini bir kez daha açıklamak zorunda bırakılmıştır. Ancak daha vahimi, haksız ve hukuksuz biçimde ihraç edilen herkes gibi barış akademisyenlerine de yıllar içerisinde yaşatılan eziyetin yükü, ikinci kez ihraç uygulamasıyla ağırlaştırılmıştır.

    Eğitim Sen olarak belirtmek isteriz ki hiçbir üyemizi bu eziyetin karşısında yalnız bırakmayacağız. Bizlere yaşatılan bu hukuk garabetini, uluslararası platformlarda ısrarla anlatmaya devam edeceğiz. Haksız ve hukuksuz ihraç edilen tüm üyelerimiz görevlerine iade edilene kadar tüm gücümüzle mücadele edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li ve CHP’li vekiller Taksim’de barış bildirisi dağıttı

    HDP’li ve CHP’li vekiller Taksim’de barış bildirisi dağıttı

    HDP ve CHP milletvekilleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü mitingine katılım çağrısıyla Taksim İstiklal Caddesi’nde bildiri dağıttı.

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri tarafından 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Kartal’da yapılacak miting öncesi Taksim’de bir araya gelen HDP ve CHP milletvekilleri birlikte bildiri dağıtımı gerçekleştirdi.

    Sık sık “Savaşa hayır barış hemen şimdi” sloganını atan milletvekilleri ve beraberindeki HDP yöneticileri kayyım ile irade gaspına, kadın cinayetlerine ve doğa talanına karşı halkı bilgilendirerek Kartal Meydanı’nda yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı.

    POLİSTEN KAYYIM TEPKİSİNE ENGEL

    Kayyım ile irade gaspı hukuksuzluğunu teşhir eden milletvekillerinin polis tarafından uyarılması ise dikkat çekti. Bu keyfi engellemeyi sloganlarla protesto eden vekiller, herkesi 1 Eylül’de barışın sesini yükseltmeye çağırdı.  (HABER MERKEZİ) 

  • Gürsoy: Sıkı yönetim dönemlerinden çok daha farklı bir dönem yaşıyoruz

    Gürsoy: Sıkı yönetim dönemlerinden çok daha farklı bir dönem yaşıyoruz

    Türk Tabipler Birliği ve İstanbul Tabip Odası, ‘Bu suça ortak olmayacağız’ bildirisine imza attıkları için ceza alan Gençay Gürsoy ve 4 akademisyene sahip çıktı.

    Türk Tabipler Birliği ve İstanbul Tabip Odası, ‘Bu suça ortak olmayacağız’ başlıklı ‘barış bildirisi’ne imza attıkları için ‘Terör örgütü propagandası’ suçlamasıyla yargılanan ve ertelemesiz hapis cezası verilen eski İstanbul Tabip Odası ve Türk Tabipleri Birliği Başkanlarından Prof. Dr. Gençay Gürsoy ve Prof Dr. Özdemir Aktan ile cezaları ertelenen Prof. Dr. Şahika Yüksel ve Prof. Dr. Rezan Tunçay için basın toplantısı düzenledi.

    İstanbul Tabip Odasında düzenlenen basın toplantısına, TTB Merkez Konsey Başkanı Dr. Raşit Yüksel, Dr. Rezan Tuncay, İstanbul Tabip Odası eski başkanı ve TTB Merkez Yürütme Konseyi eski başkanı Dr. Gencay Gürsoy, İstanbul Tabip Odası Başkanı Dr. Pınar Saip, TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Sinan Adıyaman, İstanbul Tabip Odası eski başkanı ve TTB Merkez Konseyi Başkanı Barış Akademisyeni Dr. Özdemir Aktan, Barış Akademisyeni Dr. Şahika Yüksel, TTB Merkez Konseyi eski başkanı Dr. Eriş Bilaloğlu ve çok sayıda siyasi parti, demokratik kitle örgütü ve insan hakları örgütü temsilcisi katıldı.

    Türk Tabipleri Birliği Başkanı Sinan Adıyaman da yargılamaları ve verilen cezaları eleştirdi. Şunları söyledi,

    Barışı savunmanın suç olmadığını bir yurttaşlık görevi olduğunu hatırlatıp, Barış Akademisyenleri için “onurumuzdur” açıklaması yapan Türk Tabipleri Birliği Başkanı Sinan Adıyaman’ın okuduğu ‘Gerekçelere, hukuka bağlı adalet toplumların oksijenidir’ başlıklı ortak bildiride şu ifadelere yer verildi:

    “HEKİMİN ÖNCELİKLİ GÖREVİ, İNSANIN YAŞAMINI VE SAĞLIĞINI KORUMAKTIR”

    “İçlerinde Türk Tabipler Birliği, İstanbul Tabip Odası’nın başkanlığını, Yüksek Onur Kurulu ve Onur Kurulu üyeliklerini de yapmış olan 4 hekime hapis cezası verildi. Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Prof Dr. Özdemir Aktan, Prof. Dr. Şahika Yüksel ve Prof. Dr. Rezan Tunçay’ın mahkemeye göre suçları, binlerce akademisyenin imza attığı bir bildiriye imza atmak, bildiri içeriğiyle uyumlu görüşlere sahip olmak ve bu görüşlerde ısrar etmek. Her biri ayrı ayrı çok değerli meslektaşlarımızın ısrar ettiği görüş, Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nın 5’inci maddesine göre, ‘Hekimin öncelikli görevi, insanın yaşamını ve sağlığını korumaktır.’

    4 meslektaşımız, Dünya Tabipler Birliği’nin 1947’deki kuruluşundan bu yana çaba harcadığı ‘hekimlerin Nazi Almanyası’ndaki ve başka yerlerdeki uygulamalarının tekrarlanmaması, iktidarların, güç odaklarının  her türden silahlı gücün savaş politikalarına alet olmama, karşı durma duyarlılığıyla, çatışmasızlığı ve barışı talep etmişlerdir. Şiddeti reddeden düşüncelerini ifade etme haklarını kullanmışlardır. Bir başka ifadeyle bir insanın ve bir hekim olarak insan hakları zemininde hekimlik etiğine sadık kalarak özgür iradeleriyle bir tutum almışlardır. Dolayısıyla yaptıklarında insanlık yasalarının ve hukuklun üstünlüğünün geçerli olduğu koşullarda bir suç yoktur.

    “CEZA GEREKÇELERİ HUKUKSUZLUĞA VE KURMACAYA DAYANIYOR”

    Çatışmasızlık ve barış talebi, dün olduğu gibi bugün de, yarın da ısrarla ve barışçıl yol ve yöntemlerle sürdürülecek, bu gerekçelerle suçlananların yanında her zaman dayanışma içerisinde yer alan büyük insanlık olacaktır. İsimlerini övünçle tekrar söyleyerek Gençay Gürsoy, Özdemir Aktan, Rezan Tunçay ve Şahika Yüksel’e yürekten seslenerek diyoruz ki, bizler dayanışma için buradayız.”

    Ceza alan hekimlerin ve Gençay Gürsoy’un cezası arttırılarak en üst sınırdan verildiğine göre, ortada çok ciddi bir suçun olması gerektiğine işaret eden açıklamada, ceza gerekçesinin kurmaca ve hukuksuzluğa dayandırıldığına da dikkat çekildi:

    “Gençay Gürsoy’u yardılayıp, ceza veren İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Akın Gürlek, Erol Güngör, Ferhat Şahin’den oluşan heyeti, hapis cezasını alt sınır yerine artırımlı verirken gerekçesini kurmacaya ve hukuksuzluğa dayandırmıştır. Bir insan ve bir hekim olarak insan hakları zemininde, hekimlik etiğine sadık kalarak özgür iradeleriyle bir tutum almışlardır. Dolayısıyla yaptıklarında insanlık yasalarının ve hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu koşullarda bir suç yoktur. Çatışmasızlık ve barış talebi dün olduğu gibi bugün de yarın da ısrarla ve barışçıl yol ve yöntemlerle sürdürülecek, bu gerekçelerle suçlananların yanında her zaman dayanışma içerisinde yer alan büyük insanlık olacaktır. Biliyoruz ki, gerçeklere ve hukuka bağlı adalet mekanizmaları toplumlara nefes aldırır, hayatı yaşanılır kılar. Aksi ise toplumu oksijensiz bırakır, çürütür. Elbette yönelimi insanca yaşamdan yana olan toplumlar bu yolda soluğun kesilmesine izin vermez.”

    “BİR YARGI SKANDALI ÜZERİNE KONUŞUYORUZ”

    Açıklamanın ardından söz alan Prof. Dr. Gençay Gürsoy, yargılamanın başından bu yana hedef alındığını söyledi:

    ”Hukukun tedavülden kalktığı bir ortamda, bir yargı skandalı üzerine konuşuyoruz. Böylesi bir dönemin geçmişte yaşamadığımızı defalarca söyledim. Bu sadece ihlaller açısından değil, toplumun değer yargıları, reaksiyonları ve kabullenmeleri bakımından da öyle. Özel bir durum yaşıyoruz. Sıkı yönetim dönemleri geçirdik. Darbeler gelir, dağıtır ve sonrasında gider. Sıkı yönetim dönemlerindekinden çok daha farklı bir dönem yaşıyoruz. Akademisyenlerin üniversitelerden uzaklaştırıldığı, iyi yetişmiş genç öğretim üyelerinin de ülkeyi terkettiği bir dönemdeyiz ve bunun bedelinin ağır olduğunu anlatmaya çalıştık.

    Bu tablo içinde benim özel muamele gördüğü doğru. Erteleme ve ceza arttırımındaki katı tavır, zannedersem baştan kararlaştırılmıştı. Neredeyse oğlum yaşındaki bir hakim beni yargılıyordu. Savunmamı yaparken, avukatım oturup oturamayacağımı sordu. Hakim, oturmama izin vermedi. Oğlum yaşındaki hakim bizi yargılarken ayakta bekletti. Baştan hedef alındığım belli oluyor. Mahkemede, ‘Savaş bir halk sağlığıdır’ görüşüne katılıyor musunuz diye sordular. Katılıyorum dedim. Bunun bedelini ödüyorum.”

    “BİLDİRİYE İMZA ATTIĞIM İÇİN SUÇLULUK DUYMUYORUZ”

    Gençay Gürsoy’un ardından ardında söz alan hakkında ertelemesiz ceza verilen Prof. Dr. Özdemir Aktan, Prof. Dr. Şahika Yüksel, TTB eski başkanlarından Eriş Bilaloğlu ve TTB eski başkanlarından Prof. Dr. Raşit Tükel, ‘Bu suça ortak olmayacağız’ başlıklı barış bildirisine imza atmanın suç olmadığını savunduklarını belirterek, “Biz bu bildiriye imza attığımız için suçluluk duymuyoruz. Suçluluk duygusunu başkaları düşünsün” dedi.  (ARTI GERÇEK)

  • Barış bildirisini imzalayan akademisyenlerin yargılanmasına bugün başlanıyor

    Barış bildirisini imzalayan akademisyenlerin yargılanmasına bugün başlanıyor

    Barış İçin Akademisyenler’in bildirisine imza atan 1128 ilk imzacıdan 148’sının yargılanmasına bugün başlanıyor. Listede 15 üniversiteden akademisyenler var.

    Barış İçin Akademisyenler’in bildirisini imzalayan akademisyenlerin dava süreci bugün başlıyor.

    17 Mayıs 2018’e kadar devam edecek ilk dava sürecinde metnin ilk imzacısı olan 1128 akademisyenden bazılarına tebligat ulaştı ve dava başlama tarihleri belli oldu. İlk listede 15 üniversiteden 146 akademisyen bulunuyor.

    “7,5 YILA KADAR HAPİS CEZASI İSTENDİ”

    Akademisyenler hakkında örgüt propagandası yaptıkları iddiasıyla hazırlanan iddianamede 7,5 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.

    Suçlama 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu 7/2’den yapıldı.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada iddianameyi savcı İsmet Bozkurt  hazırladı.

    İlk davalar şu üniversitelerden akademisyenlere açıldı:

    Galatasaray Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Mimar Sinan Güzel sanatlar Üniversitesi, Yeni Yüzyıl Üniversitesi, Nişantaşı Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi, Özyeğin Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi, Kemerburgaz Üniversitesi, Arel Üniversitesi ve Işık Üniversitesi.

    148 AKADEMİSYENİN DURUŞMA TARİHLERİ

    • 5 Aralık 2017 – Galatasaray Üniversitesi’nden 6, İstanbul Üniversitesi’nden 4 akademisyenin davası İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 7 Aralık 2017 – Galatasaray Üniversitesi’nden 3, İstanbul Üniversitesi’nden 8 akademisyenin davası İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 7 Aralık 2017 – Galatasaray Üniversitesi’nden 4, İstanbul Üniversitesi’nden 8 akademisyenin davası İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 7 Aralık 2017 – Galatasaray Üniversitesi’nden 6, İstanbul Üniversitesi’nden 6 akademisyenin davası İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 7 Aralık 2017 – İstanbul Üniversitesi’nden 1 akademisyenin davası İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 14 Aralık 2017 – İstanbul Üniversitesi’nden 1 akademisyenin davası İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 19 Aralık 2017 – Yıldız Teknik Üniversitesi’nden 1, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden 1 akademisyenin davası İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 21 Aralık 2017 – Marmara Üniversitesi’nden 5, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden 2 akademisyenin davası İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 21 Aralık 2017 – Galatasaray Üniversitesi’nden 1, İstanbul Üniversitesi’nden 5 akademisyenin davası İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 26 Aralık 2017 – Boğaziçi Üniversitesi’nden 1, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden 1, Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nden 1, Nişantaşı Üniversitesi’nden 1 akademisyenin davası İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 26 Aralık 2017 – İstanbul Üniversitesi’nden 3 akademisyenin davası İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 4 Ocak 2018 – Marmara Üniversitesi’nden 2, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden 1 akademisyenin davası İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 11 Ocak 2018 – Kadir Has Üniversitesi’nden 2 akademisyenin davası İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 18 Ocak 2018 – İstanbul Teknik Üniversitesi’nden 4, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden 2, Marmara Üniversitesi’nden 3, Özyeğin Üniversitesi’nden 1 akademisyenin davası İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 30 Ocak 2018 – Marmara Üniversitesi’nden 5, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden 3, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden 4, Özyeğin Üniversitesi’nden 1 akademisyenin davası İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 6 Şubat 2018 – Marmara Üniversitesi’nden 1 akademisyenin davası İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 13 Şubat 2018 – Marmara Üniversitesi’nden 3, Özyeğin Üniversitesi’nden 2, Kadir Has Üniversitesi’nden 3, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden 1 akademisyen İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 15 Şubat 2018 – Kadir Has Üniversitesi’nden 1 akademisyen İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 22 Şubat 2018 – Bahçeşehir Üniversitesi’nden 1, Kemerburgaz Üniversitesi’nden 1 akademisyen İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 27 Şubat 2018 – Kemerburgaz Üniversitesi’nden 1, Nişantaşı Üniversitesi’nden 1, Kadir Has Üniversitesi’nden 1 akademisyen İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 1 Mart 2018 – İstanbul Üniversitesi’nden 3 akademisyen İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 6 Mart 2018 – İstanbul Üniversitesi’nden 3, Galatasaray Üniversitesi’nden 1 akademisyen İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 8 Mart 2018 – Galatasaray Üniversitesi’nden 2, İstanbul Üniversitesi’nden 2 akademisyen İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 13 Mart 2018 – Galatasaray Üniversitesi’nden 2, İstanbul Üniversitesi’nden 1 akademisyen İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 16 Mart 2018 – Kadir Has Üniversitesi’nden 3, Bahçeşehir Üniversitesi’nden 1 akademisyen İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 20 Mart 2018 – Marmara Üniversitesi’nden 2 akademisyen İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 22 Mart 2018 – Marmara Üniversitesi’nden 1 akademisyen İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 27 Mart 2018 – Marmara Üniversitesi’nden 1 akademisyen İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 29 Mart 2018 – Marmara Üniversitesi’nden 1 akademisyen İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 3 Nisan 2018 – Kadir Has Üniversitesi’nden 1, Bahçeşehir Üniversitesi’nden 1 akademisyen İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 5 Nisan 2018 – Yıldız Teknik Üniversitesi’nden 1, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden 1 akademisyen İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 26 Nisan 2018 – Arel Üniversitesi’nden 1 akademisyen İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 3 Mayıs 2018 – Kadir Has Üniversitesi’nden 1 akademisyen İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 8 Mayıs 2018 – Kadir Has Üniversitesi’nden 1, Işık Üniversitesi’nden 1 akademisyen İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 15 Mayıs 2018 – Kadir Has Üniversitesi’nden 2 akademisyen İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.
    • 17 Mayıs 2018 – Bahçeşehir Üniversitesi’nden 1 akademisyen İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.