Etiket: Barışa İhtiyacım Var Kadın İnsiyatifi

  • Işıl Kurt: Nafaka bir lütuf ve ayrıcalık değildir, nafaka bir haktır!-VİDEO

    Işıl Kurt: Nafaka bir lütuf ve ayrıcalık değildir, nafaka bir haktır!-VİDEO

    PİRHA- Barışa İhtiyacım Var Kadın İnsiyatifi’nden Işıl Kurt, nafaka hakkının siyasi iktidarın kamuoyu yaratmaya çalıştığı gibi bir düzenleme olmadığının altını çizerek, “Anayasa Mahkemesi kararıyla da nafaka hakkımızdan vazgeçecek değiliz. Nafaka bir lütuf değildir, bir ayrıcalık değildir, nafaka bir haktır” şeklinde konuştu.

    Antalya 12. Aile Mahkemesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi kapsamında yoksulluk nafakasının “süresiz olması”na ilişkin düzenlemenin iptali için başvuru yaptığı Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanan eşlere verilen yoksulluk nafakasının süresiz uygulanmasına ilişkin düzenlemeyi oy çokluğuyla iptal etti. Kararın gerekçesi daha sonra açıklanacak. İptal hükmünün dokuz ay sonra yürürlüğe gireceği belirtiliyor.

    AYM’nin verdiği karar kadınlar ve kurumları tarafından tepkiyle karşılandı. AYM’nin yoksulluk nafakasını iptal kararına dair Barışa İhtiyacım Var Kadın İnsiyatifi’nden Işıl Kurt ajansımıza konuştu.

    “NAFAKA SADECE KADINLARA VERİLMİYOR”

    Nafaka meselesinin uzun zamandır, iktidarın gündeminde olduğunu belirten Işıl Kurt, “Yargı kararlarının da gündeminde. Biz çok uzun yıllardır, böyle bir iptal kararı çıkmasa da böyle bir iptal kararına zemin hazırlayacak,  propagandaların yapıldığının farkındaydık. ‘Bir yıl evli kalıyorsun ve yıllarca bir kadına bakıyorsun’, ‘Bu erkekler yoksullaşıyor’ , ‘Erkekler nafakaları ödemediği için hapse giriyor’ şeklinde propaganda yapıldı. Bunlar, İstanbul Sözleşmesi’nin ve 6284 sayılı kanunun da tartışmaya açılmasına sebep olan belli konulardı. Siyasi iktidar bizim yıllardır tırnaklarımızla kazıyarak kazanmış olduğumuz belli haklarımızı ve bir bütün olarak Medeni Kanunu tartışmaya açmaktan hiçbir şekilde çekinmiyor” dedi.

    “NAFAKA BİR ÇOCUĞUN BESLENME MASRAFINI KARŞILAMIYOR”

    Nafaka hakkının siyasi iktidarın kamuoyu yaratmaya çalıştığı gibi bir düzenleme olmadığının altını çizen Işıl Kurt, şunları belirtti:

    “Örneğin bir kadın yeniden evlendiğinde nafaka zaten kaldırılıyor. Veya bir kadın ilk evlilik bittiği zaman yoksulluğa düştüyse ama sonrasında bir şekilde işe girdiyse veya farklı bir yolla bir gelir elde ettiyse ve artık yoksul değilse yine o nafaka kaldırılıyor.

    Bunun dışında da nafaka miktarları zaten hiçbir şekilde kamuoyunda yansıtıldığı gibi değil. Evet, belli birkaç isim var. Emekçilerin, işçilerin hayatında görmediği gelirleri kazanan belli ünlü isimler var ve onların verdiği nafakalar da gelirleriyle orantılı olarak yüksek miktarlar ama bunlar milyonlarca insanın yaşadığı ülkede birkaç münferit davadan ibaret. Onun dışında Türkiye’de asgari ücret 28.075 TL ve kadınların aldığı nafakalar bırakın onları zengin edip erkekleri yoksullaştırmayı bu kadınların birkaç temel özel ihtiyacı gidermeye veyahut bakımı kendisine kalan bir çocuğun beslenme masrafını, çarşı pazar masrafını dahi gidermeye yeterli nafakalar değiller.”

    “NAFAKA HAKKI SADECE KADINLARA TANINAN BİR HAK DEĞİL”

    Nafaka hakkının sadece kadınlara tanınan bir hak olmadığına dikkat çeken Işıl Kurt, “Nafaka evlilik birliği bittikten sonra yoksul kalan tarafa hükmedilen bir hak. Yoksul taraf lehine hükmedilen bir hak. Ama şöyle bir gerçek var. Evet büyük oranda nafaka kadınlara ödeniyor. Asıl burada tartışılması gereken, neden boşanmalar sonrasında hep kadınlar yoksulluğa düşüyor da böyle bir nafaka düzenlemesine ihtiyaç oldu. Bunu aslında Anayasa Mahkemesi de biliyordu ve gelen dosyaları şimdiye kadar reddetti” diye konuştu.

    “YARGI KARARLARINI ETKİLEYEN SİYASİ ATMOSFER VAR”

    “Peki şimdi ne değişti?” sorusunun cevaplanması gerektiğini vurgulayan Işıl Kurt, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Artık yargı kararlarını etkileyen siyasi atmosfer var. Anayasa Mahkemesi kararını bu 12. yargı paketi düzenlemesinin de ön ayağı gibi düşünebiliriz. Çünkü çok uzun zamandır bir aile arabuluculuğu gündemde biliyorsunuz. Bu aile arabuluculuğu ile birlikte 12. yargı paketinde boşanmaların hızlandırılması konusu gündeme gelecek. Ama biz her zaman bu tarz yargı paketleriyle kadınların kazanılmış haklarının düzenlenemeyeceğini söylüyoruz. Çünkü her ne kadar iktidar ve bakanlıklar veri tutmasa da biz kadınlar olarak veri tutuyoruz ve kadınların verilerine göre kadın cinayetlerinde en çok %60 oranda ve daha fazlasında diyebiliriz ki ya boşanmaya çalıştıkları erkekler tarafından ya da evli oldukları ya da daha önce evli oldukları boşandıkları erkekler tarafından öldürülüyor. Bu demektir ki ortada eşitsiz bir ilişki var. Yani boşanmayı, boşanma hukukunu, aile hukukunu, herhangi bir özel hukuk düzenlemesi gibi bir borçlar hukuku konusuymuş gibi ele almak mümkün değil.

    Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı çok büyük eşitsizlikler var ve kadınların o hanelerde şiddete uğradığı, öldürüldüğü evlerde kendisine şiddet uğrayan erkekle birlikte bir arabulucu masasına oturup gelin anlaşın demek devlet tarafından kadınlara yönelik yapılan tüm bu şiddetin ve baskının aslında devlet tarafından meşrulaştırılması bir yargısal yasal düzene oturtulması demek olacaktır ki biz buna da zaten yıllardır karşıyız.”

    “NAFAKA BİR HAKTIR”

    Yıllardır kadınların bakım yükü üzerinde istihdamdan dışlandığını dile getiren Işıl Kurt, “Esnek ve güvencesiz çalışma koşullarına mahkum ediliyorlar. Dolayısıyla da evlilik birliği sona erince yoksul kalıyorlar. Bu şu demek oluyor. Artık ya ölecekler ya cinayet işlenecek, ya da aç kalacaklar. Ülkedeki yargısal sistem ve devletin bu politikalarıyla kadınları üçünden birisine mahkum ediyor. Dolayısıyla da nasıl İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldıktan sonra Danıştay da İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararını hukukuna uygun görmüştü. Bir Anayasa Mahkemesi kararıyla da nafaka hakkımızdan vazgeçecek değiliz. Nafaka bir lütuf değildir, bir ayrıcalık değildir, nafaka bir haktır” şeklinde konuştu.

    Nafaka hakkının Türkiye’ye özgü bir düzenleme olmadığının altını çizen Işıl Kurt, dünyanın her yerinde bnezer düzenlemelerin olduğunu belirtti.

    “MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Kadınların hak kaybına uğramaması adına mücadele edeceklerini vurgulayan Işıl Kurt, “Tabi ki Anayasa Mahkemesi kararı çıktı diye nafaka hakkımızdan vazgeçecek değiliz. Her türlü hukuki ve politik yolu zorlayarak, mücadele ederek nafaka hakkımızı tekrardan kazanmaya ve orada da ayrıca ek düzenlemeler yapmaya uğraşacağız. Çünkü nafaka zaten iptal edilmeden önce de kadınları öyle ölümün pençesinden çekebilen veya o yoksulluktan kurtarabilen bir şey değildir. Bu nedenle mücadelemiz de hem bu iptal kararına karşı hem de mevcut düzenlemeleri iyileştirmeye dönük olacaktır” ifadelerini kullandı.

    Nuray ATMACA/DERSİM

     

     

  • Kadınlardan Filistin’le dayanışma: Soykırıma sessiz kalmayacağız-VİDEO

    Kadınlardan Filistin’le dayanışma: Soykırıma sessiz kalmayacağız-VİDEO

    PİRHA- Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, Karaburun’da yaptığı basın açıklamasıyla Filistinli kadınlara destek verdi. Açıklamada, “İsrail’e ambargo uygulanmalı, tüm ilişkiler kesilmelidir” çağrısı yapıldı.

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnsiyatifi İzmir’in Karaburun ilçesinde Filistin’deki kadınlarla dayanışmak adına basın açıklaması yaptı. “Savaş bir suçtur” yazılı pankartın açıldığı eylemde “Filistinli kadınlar yalnız değildir”, “Yaşasın kadın dayanışması” ve “Kadın, yaşam, özgürlük” sloganları atıldı. Açıklamayı Aysel Önen okudu.

    AYŞENUR EZGİ EYGİ ANILDI

    Sözlerine 6 Eylül 2024 yılında Filistin halkıyla dayanışmak için gittiği Nablus’un Beita kasabasında İsrail tarafından katledilen Ayşenur Ezgi Eygi’yi anarak başlayan Önen “Ayşenur’un anısını mücadelemizde yaşatıyoruz” dedi.

    7 Ekim 2023’ten beri devam eden soykırım saldırılarında on binlerce Filistinlinin katledildiğini söyleyen Önen, “Gazze halkı insani yardım ve tıbbi malzeme geçişinin dahi engellendiği abluka koşullarında açlığa mahkum ediliyor. Kıtlık ilan edilen Gazze’de yüzlerce insan açlıktan ölürken, bir torba un almak için ölüm tuzağına dönüşen dağıtım noktalarına gidenler kurşuna diziliyor. Bugün durum daha da acil çünkü ağustos ayında Gazze Şeridi’nde kara harekatı başlatarak işgali genişleten ve Batı Şeria’yı ilhak kararı alan soykırımcı İsrail, Filistin’den geriye kalan ne varsa imha etmeyi hedefliyor” diye konuştu.

    FİLİSTİNLİ KADINLARIN SORUNLARINA DİKKAT ÇEKİLDİ

    Önen, soykırım saldırılarında katledilenlerin yüzde 70’ini kadınların ve çocukların oluşturduğunu belirterek, “Binlerce kadın ve kız çocuğu kalıcı olarak engelli hale geldi. Tacize, tecavüze, erkek şiddetine, çıplak aramaya maruz kalan Filistinli kadınların başvurabilecekleri bir mekanizma ya da sığınabilecekleri güvenli bir alan yok. Gıdaya, ilaca, hijyenik pede ve hiçbir temel ihtiyaca erişim mümkün olmadığı için birçok kadın sağlık sorunları yaşıyor. Hamile ve emziren kadınlar yetersiz beslenme nedeniyle kansızlık, gebelik zehirlenmesi, kanama ve hatta ölüm riskiyle yaşıyor. Doğumda durumu ağırlaşan kadınlar gerekli medikal destek sağlanmadığı için hayatını kaybediyor. Bombardıman altında defalarca göç etmek zorunda kalan kadınlar bir yandan enkaz yığınına dönen yerlerde açlıktan ölmemek için yaşam mücadelesi verirken diğer yandan çocukların, yaşlıların, yaralıların bakımını üstleniyor” ifadelerini kullandı.

    AMBARGO ÇAĞRISI

    Tüm kadınları Filistin halkına yönelik soykırıma karşı mücadeleyi birlikte yükseltmeye çağıran Önen, şu taleplerde bulundu:

    “-İsrail’e tam ambargo ilan edilmeli ve derhal uygulanmalıdır!
    -İsrail ile askeri, siyasi, ticari, akademik ve kültürel tüm ilişkiler kesilmeli, bütün anlaşmalar feshedilmelidir!
    -Petrol sevkiyatı durdurulmalı ve limanlar İsrail’e giden gemilere kapatılmalıdır!”

    PİRHA/ İZMİR

  • Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi: Ezîdî Soykırımı tanınmalı-VİDEO

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi: Ezîdî Soykırımı tanınmalı-VİDEO

    PİRHA- Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, Şengal Katliamı’nın 11. yıldönümünde yaptığı açıklamada tecavüzün bir savaş silahı olduğuna vurgu yaparken, Ezîdî kadınların yaşadıkları hakikatle yüzleşilmesi ve onarıcı adaletin sağlanmasını talep etti.

    3 Ağustos 2014’te IŞİD çeteleri tarafından Şengal’de 5 binden fazla Ezidi katledilmiş, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere binlerce Ezidi kaçırılmıştı. Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, soykırımın 11. yılında Ezidi kadınların mücadelesine Ankara Sakarya Caddesi’nde yapılan basın açıklaması ile ses verdi.

    Soykırımını 11.yılında ezildi kadınların mücadelesine ses veriyoruz” diyerek bir araya gelen kadınlar ” Savaşa hayır, barış hemen şimdi”,”Kadınlar barışta ısrar ediyor”,”Jin, jiyan, azadi” sloganları attı.

    Basın metnini inisiyatif adına Yasemin Özgün okudu. Metnin Kürtçesini ise Nebahat Çalpan okudu.

    “YALNIZCA DOĞRUDAN FAİLLER DEĞİL, BU YAPILARA SESSİZ KALANLAR VE ZEMİN SUNANLAR DA SORUMLUDUR”

    Bugün Ezîdî Soykırımı’nın yalnızca 14 ülke tarafından tanındığını vurgulayan Özgün şunları kaydetti:

    “Ancak bu suçların işlenmesinde yalnızca doğrudan failler değil, bu yapılara sessiz kalanlar ve zemin sunanlar da sorumludur. Türkiye’de AKP-MHP iktidarı, IŞİD’e sınır geçişlerinden silah sevkiyatına, yapılanlara sessiz kalmaya, ideolojik yakınlığa kadar pek çok biçimde doğrudan ya da dolaylı destek sundu. IŞİD militanları Türkiye’de yıllarca serbestçe örgütlendi, yakalananlar çoğunlukla serbest bırakıldı, Ezîdî kadınların Türkiye’de alıkonulduğuna dair belgeler kamuoyuna yansıdı. Kadınların köleleştirilmesinde rol alan çeteler Türkiye topraklarında korundu, savaş suçlularına hesap sorulmadı. Bu destek, sadece Ezîdî kadınlara değil; Alevilere, Kürtlere, kadınlara, tüm muhalif kesimlere yönelik saldırıların da zeminini oluşturuyor.”

    “TECAVÜZ BİR SAVAŞ SİLAHIDIR”

    Ezîdî kadınların yaşadıklarının tekil ya da geçmişte kalmış bir felaket olmadığını kaydeden Yasemin Özgün şunları ekledi:

    “Bugün bölgedeki Alevi, Hristiyan, Dürzi ve Filistinli kadınlar da benzer bir inanç temelli cinsiyetlendirilmiş şiddetin hedefindedir. Suriye’de Alevi köylerine yönelik saldırılarda kadınlar sistematik şekilde katledilmiş, Dürzi kadınlar zorla yerinden edilmiştir. Filistinli kadınlar, İsrail’in işgal ve abluka politikaları altında hem bombalarla hem açlıkla hem de esaretle karşı karşıyadır. Süryani ve Hristiyan kadınlar hâlâ inançları nedeniyle göçe zorlanmakta; yaşadıkları coğrafyalarda görünmez kılınmaktadır. Tüm bu saldırılar birbirinden ayrı değil, aynı erkek egemen, faşist şiddet rejiminlerinin farklı tezahürleridir.

    Ezîdî soykırımıyla yüzleşmeden, bölgedeki bu çoklu saldırı dalgası da durdurulamaz. Bu nedenle yüzleşme ve dayanışma talebimizi yalnız Ezîdî kadınlar için değil özgürlükleri için direnen tüm kadınlar adına yükseltiyoruz. Bu soykırım, kadın bedeni üzerinden yürütülen erkek egemen, militarist, dini ve siyasi bir tahakküm sisteminin en çıplak haliyle açığa çıktığı örneklerden biridir. Bugün hâlâ Ezîdî kadınların adalet, sağlık, özgürlük ve güvenlik talepleri karşılıksız bırakılıyor. Sadece geçmişte yaşananlara değil, bugün süren sessizliğe ve hareketsizliğe de itiraz ediyoruz. Biz kadınlar olarak biliyoruz ki: Tecavüz bir savaş silahıdır. Kadınların köleleştirilmesi insanlık suçudur. Failleri cezasız bırakmak, suça ortak olmaktır.”

    “KADINLARA YÖNELİK SAVAŞ SUÇLARINI İŞLEYENLER DERHAL YARGILANMALIDIR”

    Özgün, İnisiyatifi adına şu talepleri sıraladı:

    “Ezîdî Soykırımı tanınmalı, uluslararası bir soykırım mahkemesi kurulmalıdır.
    Toplu mezarlar açılmalı, kayıplar bulunmalı, esirler özgürleştirilmelidir.
    Ezîdî kadınların yaşadıkları hakikatle yüzleşilmeli, onarıcı adalet sağlanmalıdır.
    Kadınlara yönelik savaş suçlarını işleyenler derhal yargılanmalıdır.
    Şengal’in yeniden inşası sağlanmalı; Ezîdî halkı anayurduna dönebilmeli; kendi kendini yönetme ve savunma hakkı tanınmalıdır.

    Açıklama sloganlar ve zılgıtlar ile sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Kadınlardan Meclis’e yürüyüş: Barış için Meclis’i göreve çağırıyoruz-VİDEO

    Kadınlardan Meclis’e yürüyüş: Barış için Meclis’i göreve çağırıyoruz-VİDEO

    PİRHA- Barışa İhtiyacım Var Kadın İnsiyatifi’nin çağrısıyla Meclis’te bir araya gelen kadınlar, barışın önündeki engellerin kaldırılması ve barış için komisyon kurulması için Meclis’i göreve çağırdı.

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, Kürt sorununun çözümüne ilişkin yürütülen sürecin muhataplarından barışın önündeki engellerin kaldırılması talebiyle Ankara Güvenpark’ta bir araya gelerek Meclis’e yürümek istedi.

    Polisin izin vermemesi üzerine kadınlar Meclis Parkı’nda bir araya gelerek yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşte kadınlar sık sık “Jin jiyan aşiti”, “Kadınlar barış istiyor” sloganları attı.

    “BARIŞ, EŞİTLİKÇİ BİR TEMELDE ELE ALINMALI”

    Meclis parkında yapılan basın açıklaması Kürtçe ve Türkçe okundu. Türkçe basın açıklamasını okuyan Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nden Feride Eralp; barışı demokratik, eşitlikçi bir çözüm geliştirilmesi odağında ele aldıklarını belirterek, “Bizler onlarca yıldır farklı zeminlerde barış için mücadele eden, farklı siyasetlerden, farklı toplumsal hareketlerden gelsek de barışa ihtiyacımızda ortaklaşan kadınlar, LGBTİ+lar olarak buradayız. Barışı da, Kürt sorununda tekçi, güvenlikçi anlayışın, yani bir halkın varlığını ve bugün her türlü itirazı ‘terör’ olarak tarifleyen anlayışın terk edilip demokratik, eşitlikçi bir çözüm geliştirilmesi odağında ele alıyoruz” dedi.

    “DÜNYA ALEVİ KATLİAMLARINA SESSİZ KALIYOR”

    Açıklamada başta Suriye’deki Alevi katliamları olmak üzere Ortadoğu’daki tüm katliamlara dünyanın sessiz kaldığına dikkat çeken Eralp, şunları söyledi:

    “Savaşçı zihniyetin daha geniş bir bağlamın parçası olduğunun farkındayız. Bugün dünyanın sessiz kaldığı Kürt, Alevi, Ezidi katliamları, Gazze’de İsrail’in süren soykırımı arasında bir bağ kuruyoruz. Yine aynı şekilde, devletin Kürt sorunu ekseninde yıllarca uygulayarak geliştirdiği kayyum gibi, her ses çıkaranı cezaevine atmak gibi baskı politikalarının bugün nasıl kapsamının genişletildiğini görüyoruz, deneyimliyoruz. Her gün yeni operasyonlara, gözaltılara, belediyelerin fethedilecek cephe ilan edilmesine, sokakların ve var oluşların yasak edilmesine, Onur Yürüyüşleri’ne katılmayı bırakalım “katılma ihtimali olanların” bile tutuklanmasına, Beyoğlu’nun ortasında polisin gözü önünde bina basan cihatçıların değil onlara tepki gösterenin cezalandırılmasına, halka, köylüye, doğaya, işçiye düşman yasaların torbaya doldurulup geçirilmesine uyanıyoruz. Bugün sırf bu yüzden yine bu meclisin kapısının önünde nöbet tutan Akbelen direnişçilerine, çevrecilere ve köylülere buradan selam gönderiyoruz. Bizim mücadelelerimiz iç içe, biliyoruz.”

    3 SOMUT TALEP SIRALANDI

    Feride Eralp, barışın inşası, Kürt sorununun barış içinde demokratik ve eşitlikçi çözümüne doğru bir yol açılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden şu talepleri beklediklerini duyurdu:

    “-Siyaset yapmak suç olmaktan çıksın. Buna zemin sağlayan Terörle Mücadele Kanunu gibi kanunlar kaldırılsın, hasta tutsaklar başta olmak üzere siyasi mahpuslar özgür bırakılsın.

    -Sınır ötesi harekâtlara, özel güvenlik bölgesi uygulamalarına, askeri yığınağa derhal son verilsin.

    -Tüm kayyumlar geri çekilsin!

    Bu üç talep yalnızca “barışa ihtiyacım var” diyen kadınların değil, toplumun bütününün temel ihtiyacı ve buradan başlayarak çok daha fazlasını konuşabiliriz.”

    GÜLTAN KIŞANAK’TAN KADIN MİLLETVEKİLLERİNE ÇAĞRI

    Açıklamanın ardından konuşan Siyasetçi Gültan Kışanak, Meclis’teki kadın milletvekillerini barış süreci için göreve çağırarak, “Biz artık yas tutmak istemiyoruz. Biz bu ülkede barış halayları kurmak istiyoruz. Bunun sorumluluğu da Meclis’tedir. PKK silah bırakma karar aldı Meclis’in de sorumluluk alması gerekiyor. Bu yasalar hepimize özgürlük alanları açacaktır. Demokratik siyaset özgürlük ile yürütülebilir. Herkesin demokratik siyasete katılabileceği yasal zeminlere ihtiyaç vardır. Biz kalıcı barışı inşa etmek istiyoruz. Demokrasi bir mücadele yolculuğudur. Demokrasi mücadelesi bizim için ilkeseldir, vazgeçilmezdir. Acil ihtiyacım savaş politikaları kaldıracak barışın önünü açacak yasalardır. Onurlu bir barışı kurmak için çalışıyoruz. Ülkenin her yerine barış köprüleri kurmaya kararlıyız. Meclis’i de göreve çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Açıklama, sloganlar ve zılgıtlar eşliğinde sona erdi.

    PİRHA/ANKARA