Etiket: baro başkanları

  • Baro başkanları dinlenildi: Umut hakkı, hakikat, yüzleşme ve eşit yurttaşlık

    Baro başkanları dinlenildi: Umut hakkı, hakikat, yüzleşme ve eşit yurttaşlık

    PİRHA- Meclis’te kurulan komisyonun 6. toplantısında baro başkanları dinlendi. Baro temsilcileri ‘umut hakkı’, ‘hakikatle yüzleşme’ ve ‘eşit yurttaşlık’ vurgularıyla yeni sürecin yasal güvenceye kavuşturulmasını istedi.

    Kürt sorununun çözümü noktasında Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, bugünkü 6. toplantısında baroları dinledi.

    “ÖZEL YASA ÇIKARILMALI”

    Söz alan Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, “Bu komisyonun aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini de düşünüyoruz” diyerek, “Düzenlenen silah bırakma töreni Kürt meselesinin şiddet yoluyla çözümü anlayışının terk edildiğini göstermekte ve kalıcı barışın kapısını aralamaktadır. Bu gelişme cezaevlerinde tutulan binlerce kişi ve Avrupa’da sürgün hayatı yaşayan yurttaşların toplumsal ve siyasal yaşama yeniden katılımını sağlamak amacıyla özel bir yasanın çıkarılmasını zorunlu kılmaktadır” dedi.

    “DEVLET KÜRTÇEYLE BARIŞMALI”

    Kürtlerin en meşru taleplerinin dahi nefret diliyle reddedildiğini söyleyen Abdulkadir Güleç, “Kürtler yalnızca hak arayışları dile getirdikleri için adeta düşmanlaştırılmış, talepleri ise çeşitli yaftalamalarla itibarsızlaştırılmaya çalışılmıştır. Komisyonumuz ayrıştırıcı bu dili reddederek toplumsal kesimleri yeniden bir araya getirmeli. Barışın dilini, çözümün dilini, hukukun ve demokrasinin evrensel değerlerini esas alan kapsayıcı bir anlayışla bu süreci geliştirmelidir. Bir önceki oturumda Diyarbakırlı bir barış annesi evladına dair acısını Kürtçe anlatmak istediğinde buna izin verilmemesi aslında Kürt meselesinin özünü de ortaya koymaktadır. Bir annenin evladına dair acısını en iyi bildiği diliyle anlatabilmesi insani ve temel bir haktır.  Meclis halkın ve milletin sesi olan en temel kurum olarak böyle bir dilin kullanımına inisiyatif alarak izin verebilseydi bu tutum Kürtçe’nin normalleşmesi ve barışın dili olması bakımından çok kıymetli bir adım olabilirdi.Bu sorunların bir daha yaşanmaması Kürtçe ana dilde eğitim hakkının tanınmasıyla mümkündür. Devlet artık Kürtçe ile barışmalıdır” sözlerini kullandı.

    “YENİ ANAYASA TERCİH DEĞİL ZORUNLULUKTUR”

    Güleç, devamında Baro olarak öncelikleri şöyle sıralandı:

    “Öncelikle Anayasa Mahkemesi kararları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması mevcut Anayasaya göre zorunludur.  Hasta mahpusların tahliye edilmelerini mümkün kılacak düzenlemelerin yapılması acil et arz etmektedir. Ceza İdare ve gözlem kurulu kararıyla şartla salıvermeye tahliye önünü kesen uygulamaya dönüşmüş durumdadır. Bu uygulamadan derhal vazgeçilmeli. Kurul yeniden yapılanmalı. Uygulamada sıkça rastladığımız adeta bir gelenek haline gelen belediyelere kayyum atamaları, belediye başkanlarının görevden alınmaları, alınma uygulanmalarıyla son verilmeli. Seçilmiş kişiler görevlerine iade edilmelidir. Türkiye 45 yıldır darbe anayasasının gölgesinde yaşamaktadır. Bu anayasa darbenin otoriter ruhunu tekçi zihniyetini koruyarak toplumsal barışı, eşit yurttaşlığı ve çoğulcu toplumsal yapımızı güvence altına alamamaktadır. Yeni bir Anayasa artık bir tercih değil, tarihsel ve toplumsal bir zorunluluktur. Toplumsal uzlaşıya dayalı, özgürlükleri esas alan ve herkesin kendini eşit yurttaş olarak görebileceği bir anayasa ana dilde eğitimin önünü açacak. 1921 Anayasası’nda yer alan Adem-i Merkeziyetçi ruhu esas alan bir anlayışı hayata geçirecek ve Kürt meselesinin barışçı çözümüne imkan sağlayacaktır.”

    “KAMUOYU ŞEFFAF BİLGİLENDİRİLMELİ”

    İstanbul 2 Nolu Baro Başkanı Yasin Şamlı Sürece zarar verecek manipülasyonların ancak kamuoyunun şeffaf şekilde bilgilendirilmesi ile mümkün olacağına konuşmasında dikkat çekerken, Malatya Barosu Başkanı Onur Demez ise “Meselenin siyasal, iktisadi, tarihsel, sosyolojik ve en önemlisi de hukuki tüm boyutları hakkında kıymetli komisyonun yeterince malumat sahibi olması ve bu malumat üzerinden giderek çözüme yönelik muhakeme yapılması önemlidir” dedi. Mersin Baro Başkanı Gazi Özdemir’de kayyım uygulamaları, tutuklamalar ve eşitsizliklere dikkat çekti.

    “BARIŞLA DEMOKRASİNİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER DE KALKACAK”

    Kürt sorununun çözümü için kurulan Meclis komisyonunda konuşan Bingöl Barosu Başkanı Yusuf Ketenalp, “Sağlanacak barışla demokrasinin önündeki engeller de kalkmış olacak” dedi.

    Ketenalp, 2013-2015 yılları arasında yürütülen diyalog sürecinde yaşananlara işaret ederek, yeni sürecin geçmiş sürece nazaran umut verdiğini, sürecin farklı kesimlerce desteklenmesinin olumlu olduğunu belirtti. Süreci Türkiye’nin birlik ve beraberliği, barış ve kardeşliği açısından atılan büyük bir adım olduğunu kaydeden Ketenalp, “Kuşkusuz atılan bu büyük adımda temel hak ve hürriyetler ile yine komisyonun adında yer alan demokrasi en temel kısmını oluşturmaktadır. Zira Kürt meselesi aynı zamanda bir demokratikleşme meselesidir. Sürecin nihayete ermesiyle sağlanacak barış ile aslında demokrasi önündeki engellerin de kalkmış olacağını hep birlikte görmüş olacağız” dedi.

    “TCK YENİLENMELİDİR”

    Mardin Baro Başkanı Ahmet Duyan ise şunları belirtti:

    “Bu sürecin başarıya uğramaması halinde ülke ve bilhassa bölge olarak birçok acı yaşayacağımız da aşikârdır. Toplum önerilerinde gelecek olursak olmazsa olmazımız yargı bağımsızlığıdır. Toplantı tutanaklarında tutuklu gazeteciler, siyasiler, geri davası için tahliye taleplerini büyük bir üzüntüyle okuduk. Bu hukukun vefat vesikasıdır. Yasama organından tahliye talep edilmesinin yargının bağımsız olmadığının delili değil de nedir? Bir diğer önerimiz ‘terör örgütü’ tanımının muğlaklığı ve belirlenmesiydi. Bir yapının terör örgütü olup olmadığı siyasi vicdana değil, yargıya bırakılması gerektiği elzemdir. Dolayısıyla bu muhalifliğin giderilmesi için evvela TMK mülga edilip Türk Ceza Kanunu’na yeni hükümler konulmalıdır.

    TOPLUMSAL HAYATA DÖNÜŞ DÜZENLEMELERİ

    Van Baro Başkanı Sinan Özaraz konuşması ise şu şekildi:

    “Meclis üzerinden kurulmuş bir komisyonda gerçeklikle hakiki bir yüzleşme sağlamalıdır. Bu çözüm toplumun gerçekliğini hakiki bir şekilde görme ve bu noktada çözümün de gerçekçi ortaya konması anlamında büyük bir önem arz ediyor. Bu süreci aslında ikiye ayırmamız gerekiyor. Birincisi çatışmasızlık dediğimiz süreci sağlıklı bir sonuca kavuşturma noktasında ‘terörsüz Türkiye’ söylemine sıkışmak yerine Sayın Öcalan’ın çağrısıyla birlikte ve benim de alanda tanık olduğum PKK’nin silahsızlanması ile başlayan süreci nihayete erdirecek somut yasal düzenlemeler noktasında adımlar atılmasıdır. Şu hakikati net bir şekilde görmeliyiz. Eğer gerçek bir barışın adımını atacak ve temennini kuracaksak dağda yer alan insanların da bu ülkenin bir yurttaşı olduğunu ve maalesef ülkedeki hukuksuz ve tekçi yaklaşımın PKK’yi doğuran bir sebep olduğu ve PKK’nin sonuç olduğu bu noktada dağda yer alan insanların ayrım yapılmaksızın durumlarının hukuki zeminde netleştirilmesi gerekiyor. Toplumsal hayata dönüşlerine dair hukuki düzenlemeler yapılması şarttır.

    TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER

    Yine TMK infaz düzenlemesi ve umut hakkı gibi düzenlemeler demokratikleşme adına gerçek barış ve birliktelik sağlanmak adına derhal bekletilmeksizin düzenlemeye dönüştürülmelidir. Bu ebetteki geçiş sürecine ilişkin yapılması ve atılması gereken adımlarken Türkiye’nin Kürt meselesini kalıcı bir şekilde çözümü için ise Türkiye’nin demokratikleşmesi noktasında atması gereken adımlar vardır. Hukuki adımlardan biri temel hak ve özgürlükleri sağlamlaştıracak adımlardır. İkincisi bu ülkede eğer gerçek bir barış ve birliktelik istiyorsak eşit yurttaşlık noktasında etnik, dil, kültür ya da inançsal farklılıklar gözetmeksizin Kürt halkı ve Kürtçe’ye yönelik tutum değiştirilmeli bütün diller, bütün kültürler, bütün inançlar anayasa ve yasal güvenceye kavuşturulmalıdır.

    HAKİKAT İLE YÜZLEŞME

    Cezaevlerindeki reformlar çok büyük bir önem arz ediyor. Yine gözaltındaki kayıplar, özellikle bir önceki çözüm sürecinde yine Sayın Cumhurbaşkanının çağrısıyla birlikte başlayan o faili meçhul cinayetlerin yargılamaları maalesef daha sonrasında aklanmaya dönüşmüş ve beraatlerle sonuçlanmıştır. İşte bu soruşturma ve yargılamalar devam edilmeli, gerekli cezalandırılmalar yapılmalı. Zilan, Dersim, Zini Gedi, 33 Kurşun, Varcinis, Lice, Kuşkonak, Koşaçlı Köyü bombalanması, Roboski gibi gerçekçi bir yaklaşım sergilenerek hakikatle bu durumla yüzleşmeli ve onarıcı bir adalet kullanılmalıdır. Yine Sayın Başkan Şeyh Said Seyit Rıza ve Bediüzzaman Said-i Kürdi’nin halen bile açıklanmayan mezar yerlerinin açıklanması ve Kürt halkının artık kendi acılarını yaşatıp bir durumda anabileceği bir pozisyon yaratılmalıdır. Ortak hafıza inşa edilmeli.”

    PİRHA/ANKARA

  • 16 baro başkanı sürece dair Meclis’te DEM Parti ile görüştü-VİDEO

    16 baro başkanı sürece dair Meclis’te DEM Parti ile görüştü-VİDEO

    PİRHA- 16 kentin baro başkanı, Meclis’te DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve parti heyetiyle görüştü. Görüşmede yeni anayasa çalışmaları ve Kürt sorununun çözümüne yönelik süreç ele alındı. Bakırhan, diğer meslek örgütleri, odalar ve sivil toplum örgütlerinden de sürece katkı için benzer çalışmalar beklediklerini kaydetti.

    16 baro başkanı, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis Grubu’nu ziyaret etti. Baro başkanlarını DEM Parti Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan ve beraberindeki heyet karşıladı.

    DEM Parti Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Türkdoğan, Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli ve milletvekillerinin katıldığı ziyarette, yeni anayasa çalışmaları ve Kürt sorununun dair sürecin yasal olarak nasıl ilerleyeceği, Meclis’in bu konudaki yaklaşımı ve planlamalar hakkında bilgi alışverişi yapıldı. Barolar, sürece ilişkin hazırladıkları ve içinde yasal, anayasal ve toplumsal konularda çalışmaların olduğu dosyalarını Bakırhan’a teslim ettiler. Süreci desteklediklerini belirten baro başkanlarına ziyaretleri için teşekkür eden Bakırhan, sürecin bölgesel ve uluslararası gelişmelerin, 40 yıldır kendini tekrar eden Kürt sorununun konuşarak, müzakereyle ve demokrasiyle çözülmesi süreci olduğunu ifade etti.

    “BU SÜRECİ BARIŞLA TAÇLANDIRMAYAN KAYBEDER”

    Bakırhan, hem Ortadoğu’daki hem Türkiye’deki gelişmelerin herkesi bu çözüme zorladığını belirttiği konuşmasında, “Bu süreç, 50 yıllık savaş ve çatışmanın sonlandırılması, Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözülmesi sürecidir. Bu süreci, barış süreciyle taçlandırmayan, kim olursa olsun, kaybeder. Demokratik olmayan bir ülkede yaşanan sorunlar en çok hukuku ilgilendiriyor. Bu konuda da en çok sizler zorlanıyorsunuzdur” dedi. “Bahçeli’nin çıkışı, Öcalan’ın dünyada ezber bozan çağrısı ve örgütünün buna olumlu yanıt vermesi bizi çok umutlandırdı” diyen Bakırhan, “DEM Parti olarak başından beri sürece inandık ve katkı veriyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında süreci anlatmak için toplantılar yapmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    ‘SÜRECE KATKI İÇİN BENZER ÇALIŞMALARIN YAPILMALI’

    Bakırhan görüşmede baro başkanlarına yaptıkları çalışmaları çok kıymetli ve önemli gördüklerini belirterek, diğer meslek örgütleri, odalar ve sivil toplum örgütlerinden sürece katkı için benzer çalışmalar beklediklerini kaydetti. Bakırhan, Kürt halkının sürece inandığını ve desteklediğini belirterek, “Kürt’ü kardeş gören bir yaklaşımı egemen kılmamız gerekiyor. Bu süreç eğer yürürse Türkiye demokratikleştirecek, bölgedeki yangınlardan korunacak” dedi.

    Bakırhan, baro başkanlarına önerileri ve raporlarını çalışmalarda değerlendireceklerini söyledi.

    16 BARO BAŞKANI 

    Ziyarete katılan baro başkanlarının isimleri şöyle:

    Adıyaman Barosu Başkanı Bilal Doğan, Ağrı Barosu Başkanı Serdar Günakın, Batman Barosu Başkanı Abdulhamit Çakan, Bingöl Barosu Başkanı Yusuf Ketenalp, Bitlis Barosu Başkanı Gülhan Bayram Sekmen, Dersim Barosu Başkanı Doğukan Kudat, Diyarbakır Barosu Başkanı Abdülkadir Güleç, Hakkari Barosu Başkanı Ergün Canan, Iğdır Barosu Başkanı Ahmet Tutulmaz, Kars Barosu Başkanı Nejat Yağcı, Muş Barosu Başkanı Kadir Karaçelik, Siirt Barosu Başkanı Muhammed Alptekin, Şanlıurfa Barosu Başkanı Abdullah Öncel, Şırnak Barosu Başkanı Abdullah Fındık ve Van Barosu Başkanı Sinan Özaraz.

    PİRHA/ANKARA

  • Baro Başkanları, Can Atalay’ın serbest bırakılması için AYM önünde -VİDEO

    Baro Başkanları, Can Atalay’ın serbest bırakılması için AYM önünde -VİDEO

    PİRHA-Ankara Barosu öncülüğünde, tutuklu Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Can Atay’ın serbest bırakılması istemiyle yapılan basın açıklamasına Türkiye genelinden baro başkanları ve yöneticileri katıldı. Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, “Can Atalay’ın yeri demir parmaklıkların arkası değil milletin meclisidir” dedi.

    14 Mayıs‘ta Türkiye İşçi Partisi‘nden (TİP) Milletvekili seçilmesine ve mazbatasını almasına rağmen Gezi tutuklusu avukat Can Atalay’ın hâlâ tahliye edilmemesine yönelik tepkiler sürüyor.

    Ankara Barosu öncülüğünde, tutuklu Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Can Atay’ın serbest bırakılması istemiyle Anayasa Mahkemesi önünde basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya Türkiye genelinden baro başkanları ve yöneticileri katıldı.

    Açıklamayı Hatay Barosu Başkanı Hüseyin Cihat Açıkalın ve Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan yaptı.

    “MESLEKTAŞIMIZIN GÖREVE BAŞLAMASI GEREKMEKTE”

    Hatay Baro Başkanı Hüseyin Cihat Açıkalın, seçimler ve siyasal hakların demokratik devletin vazgeçilmezi olduğuna vurgu yaparak, “14 Mayıs 2023’de yapılan 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri’nde Hatay Milletvekili seçilen ve halen Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan meslektaşımız Şerafettin Can Atalay, seçim sonuçlarının kesinleşmesine ve yargılama sürecinde avukatları tarafından defalarca başvuru yapılmasına rağmen tahliye edilmemiştir.

    Av. Ş. Can Atalay’ın tahliye talebi bugün Anayasa Mahkemesi’nin önündedir. Av. Ş. Can Atalay, birçok toplumsal davada, Soma Ermenek ve Hendek iş cinayetlerinde yaşamını yitiren maden işçilerinin, Aladağ’da tarikat yurdunda çıkan yangında ölen kız evlatlarımızın, Çorlu’da, yetkililerin ve sorumluların ihmali neticesinde meydana gelen tren kazasında yitirdiğimiz yurttaşlarımızın ailelerinin avukatlığını üstlenmiş, maddi gerçeğin ortaya çıkması ve sorumluların cezalandırılması için mesleğini onurla ifa etmiş ve edecek olan bir meslektaşımızdır.

    Bugün, Av. Ş. Can Atalay’ın tahliyesini talep ederken, hakkında mahkûmiyet kararı verilen yargılama sürecinde yaşanılan hukuksuzlukları da hatırlamamız gerekiyor.

    Yapılan ilk yargılamada, meslektaşımızın da aralarında bulunduğu tüm sanıklar hakkında beraat kararı verilmişti. Beraat kararı veren İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti dağıtılıp yeni bir heyet oluşturuldu.

    Birden fazla hak ihlali tespit eden ve bağlayıcı nitelikteki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin emsal nitelikteki kararı tanınmadı. Oluşturulan yeni mahkeme heyeti, FETÖ üyesi iddiasıyla hakkında yakalama kararı bulunan bir savcı tarafından yürütülen soruşturmada toplanan yasa dışı delillere itibar ederek ceza kararlarına hükmetmişti.

    Mahkûmiyet kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi tarafından yerinde bulundu ve dosya halen Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nde temyiz aşamasındadır.

    Meslektaşımız Av. Şerafettin Can Atalay, 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinde Hatay Milletvekili olarak seçilmiş ve mazbatasını almıştır. Halen tutuklu bulunan Av. Ş. Can Atalay’ın yasama dokunulmazlığı nedeni ile derhal tahliye edilmesi gerekirken; tahliye talebi, Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından reddedilmiştir.

    Yargıtay 3. Ceza Dairesinin ret gerekçesinden Anayasa Mahkemesi kararlarını esas alarak hüküm kurmadığı anlaşılmaktadır. Oysa Anayasa Mahkemesinin birçok kararında vurguladığı gibi, “Anayasa maddelerinin nihai yorum yetkisi Anayasa Mahkemesine aittir.” Anayasa Mahkemesi de, 2021 yılında Ömer Faruk Gergerlioğlu verdiği iki farklı kararda ‘Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar’ ibaresinin kapsamına hangi suçların girdiği konusunda belirlilik ve öngörülebilirlik bulunmadığı sonucuna ulaşmış ve bu temelde sürdürülen tutukluluk tedbirlerinin Anayasa’ya aykırı olduğunu tespit etmiştir.

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin AYM içtihadına aykırı olarak verdiği hak ihlali niteliğindeki Av. Ş. Can Atalay kararına karşı Anayasa Mahkemesi’ne adil yargılanma hakkının, seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği gerekçesi ile tedbir istemli bireysel başvuruda bulunulması nedeni ile bugün buradayız.

    Bugün Anayasa Mahkemesi’nin önünde basın açıklamasında bulunmamızın sebebi; Anayasa Mahkemesinin bu hak ihlallerine dur diyeceğine, meslektaşımız Can Atalay’ın bir an önce tahliye olacağına dair inancımızdandır.

    “YARGITAY 3.CEZA DAİRESİ KARARI AÇIK BİR ANAYASA İHLALİDİR”

    Seçimler ve siyasi haklar Anayasa’nın 2. maddesinde ifadesini bulan demokratik devletin vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi haklar, seçimlerde oy kullanma, aday olma ve seçilme haklarının yanında siyasi faaliyette bulunma hakkını da kapsar. Anayasa Mahkemesinin 2013 tarihli Mustafa A. Balbay başvurusuna ilişkin kararında da  ifade edildiği üzere ‘Seçilme hakkı sadece seçimlerde aday olma hakkını değil, aynı zamanda seçildikten sonra milletvekili olarak parlamentoda bulunma hakkını da ihtiva etmektedir. Bu da hiç kuşkusuz, kişinin seçildikten sonra milletvekili sıfatıyla temsil yetkisini fiilen kullanabilmesini gerektirir. Bu bağlamda, seçilmiş milletvekilinin yasama faaliyetine katılmasına yönelik müdahale, sadece onun seçilme hakkına değil, aynı zamanda seçmenlerinin serbest iradelerini açıklama hakkına da yönelik bir müdahale teşkil edebilir.’

    Anayasa’nın 83. maddesine göre ‘Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclis’in kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz.’ Bu dokunulmazlığın amacı yasama organı üyelerini, görevlerini tam olarak yerine getirmelerini engelleyecek gereksiz suçlamalardan korumaktır.

    Her ne kadar, Anayasa’nın 14. maddesinde belirtilen durumlar dokuulmazlık kapsamı dışında tutulmuşsa da Anayasa Mahkemesi’nin Gergerlioğlu, Güven, Berberoğlu kararlarında altı çizildiği üzere ‘Bir milletvekili hakkında seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olsa dahi hakkındaki suç isnadı anayasanın 14. maddesinde durumlar kapsamındadır denilerek yargılamaya devam edilemez, tutuklanamaz. Anayasa’nın 14. maddesindeki durumların kapsamına hangi suçların girip girmediği belirsizdir. Ve bu belirsizlik yargı organları tarafından giderilemez.’

    Anayasa Mahkemesi’nin geçmiş tarihli bu kararlarına karşın Atalay’ın tutukluluğunu devam ettiren Yargıtay 3.Ceza Dairesi kararı açık bir Anayasa ihlalidir. Bir hukuk devletinde yargı makamları dahil olmak üzere herhangi bir kurum veya kişi beğenmediği ya da uygun görmediği bir yasa hükmünü yanlış bulduğunu söyleyebilir fakat hukuk devletinde mahkeme kararlarına uymama söz konusu olamaz.

    AİHM içtihatları doğrultusunda meslektaşımızın tahliye edilerek seçmenlerinin iradesine uygun şekilde yasama görevine bir an önce başlaması demokratik hukuk devletinin bir gereğidir. Av. Ş. Can Atalay, seçilmiş milletvekili olarak halen Silivri cezaevinde tutuklu bulunması hukukun açıkça çiğnendiğinin bir kanıtıdır.

    Anayasa Mahkemesi’nden beklentimiz, yerleşik haldeki Anayasa’nın 14’üncü Maddesi içtihadına uygun olarak Av. Ş. Can Atalay başvurusunu ivedilikle görüşmesi ve hak ihlaline bir son vermesidir.

    Seçilmiş milletvekili olan Av. Ş. Can Atalay’ın hala Silivri cezaevinde tutuklu bulunması hukuken kabul edilemez.

    Av. Ş. Can Atalay’ın görevi depremde ağır hasar gören Hatay’ın mücadeleci bir milletvekili olarak Hatay’ın yaralarını sarmak için yasama faaliyeti olup görev yeri de TBMM’dir. Başta Hatay Barosu olmak üzere tüm Barolar ve meslektaşları olarak Av. Ş. Can Atalay’ın görevi başına dönmesi için yorulmaksızın Anayasa Mahkemesi önündeki başvurunun takipçisi olacağımızı tüm kamuoyuyla saygıyla paylaşırız” dedi.

    “ATALAY’IN SEÇİLME HAKKI ELİNDEN ALINMIŞTIR”

    Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ise Can Atalay’ın 4 aydır seçilmiş bir milletvekili olarak tutuklu olduğuna dikkat çekti. Sağkan, “Can Atalay’ın seçilmiş bir milletvekili olduğu ve hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadığı unutulmamalıdır. Can Atalay Anayasa’nın 83. maddesine göre, sorguya çekilemez, tutuklanamaz, yargılanamaz. 4 aydır seçilmiş bir milletvekili Anayasa Mahkemesi’nin açık içtihatlarına rağmen, içtihatlara uygun davranılmayarak hala tutuklu bulunduruluyor.
    Seçilme hakkını yok saymak, Meclis’te milletin temsil edilmelerini engellemek hiçbir demokraside normalleştirilemez. Anayasa’nın 19. ve 67. maddesindeki kanun haklarının ihlal edilmesi, tutukluluğun hukuka aykırı bir şekilde sürdürülmesi, kişi haklarının görmezden gelinmesi kabul edilemez. Türkiye’deki sorunları Milletin Meclisi’nde dile getirme olanağından yoksun bırakılması ise gecikmiş adaletin hiçbir zaman adalet olmayacağının bir örneğidir. Atalay’ın yeri demir parmaklıklar değil milletin meclisidir” diye konuştu.

    Basın açıklamasından sonra avukatlar, Anayasa Mahkemesi’nin önünde “Hak, hukuk, adalet” ve “Can Atalay’a özgürlük” sloganlarını attı.

    Anayasa Mahkemesi önünde açıklamaya katılan barolar şöyle:

    *Türkiye Barolar Birliği Başkan ve Yöneticileri
    • Adana Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri
    • Adıyaman Barosu Başkanı
    • Balıkesir Barosu Başkanı
    • Batman Barosu Başkanı
    • Bolu Barosu Başkanı
    • Bursa Barosu Başkanı ve Genel Sekreteri
    • Çanakkale Barosu Genel Sekreteri
    • Diyarbakır Barosu Başkanı
    • Düzce Barosu Başkanı
    • Giresun Barosu Başkanı
    • Hatay Barosu Başkanı
    • İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyeleri
    • İzmir Barosu Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyeleri
    • Kars Barosu Başkanı
    • Kayseri Barosu Başkanı
    • Kocaeli Barosu Başkanı
    • Mardin Barosu Yönetim Kurulu Üyesi
    • Muğla Barosu Saymanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri
    • Muş Barosu Başkanı
    • Sakarya Barosu Başkanı
    • Samsun Barosu Başkanı
    • Şanlıurfa Barosu Genel Sekreteri
    • Tekirdağ Barosu Başkanı
    • Van Barosu Başkanı ‘
    *Yalova Barosu Yönetim Kurulu Üyeleri
    • Yozgat Barosu Başkanı
    • Zonguldak Barosu Başkam
    *Önceki dönem baro başkan ve yöneticileri

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara’da avukatlara polis müdahalesi-VİDEO

    Ankara’da avukatlara polis müdahalesi-VİDEO

    PİRHA- “Savunma Yürüyor” adı altında bulundukları illerden Ankara’ya gelen baro başkanlarına yoğun yağmur altında polis müdahale etti.

    Ankara’ya girişine 300 metre kala durdurulan baro başkanları ve avukatlar başlattıkları oturma eylemini yaklaşık 9 saat sürdürürken, akşam 20.45 sıralarında Ankara’da yoğun yağmur başladı.

    Bu sırada polisin bariyerlerle çevirdiği bölgede bulunan avukatlar, yakındaki inşaata sığınmaya çalıştı. Bariyerlerin dışında kalan avukatlar ve basın mensuplarına polis dağılmaları için müdahale etti.

    Polis, baro başkanları ile dışarıda kalan avukatlar ve basın mensupları arasına 3 çevik kuvvet otobüsünü yerleştirerek görüntü alınması engelledi.

    Baro başkanları, desteğe gelen avukatların evlerine dönmesini istedi. Başkanlar, sabaha kadar yandaki şantiyede bekleyeceklerini kaydettiler.

    KERESTECİOĞLU: BU ÜLKEYİ ÇÜRÜTTÜNÜZ!

    Bu arada HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Twitter’dan polis şiddetine tepki göstererek, “Bu ülkeyi çürüttünüz! Şu hale bakın, avukat onlar avukat! Hepinizin hakkını savunan meslektaşlarım” dedi.

    PİRHA/ ANKARA

  • Baro başkanlarının ‘Savunma yürüyüşü’ne müdahale, avukatları harekete geçirdi

    Baro başkanlarının ‘Savunma yürüyüşü’ne müdahale, avukatları harekete geçirdi

    PİRHA-53 Baro başkanın Ankara’ya doğru yola çıktıkları “Savunma yürüyüşü”, 4’ncü gününde polis tarafından Eskişehir yolu girişinde engellenmeleri ve darp edilmelerine karşı İstanbul’da avukatlar harekete geçti. Avukatlar Çağlayan Adliyesi meydanında buluştu. Avukatlar bu akşam da saat 18.30’da İstanbul Barosu önünde toplanacaklar.

    Baroların yapısı ve seçim sisteminde yapılmak istenilen düzenlemeye karşı 53 baronun Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya doğru yola çıktıkları “Savunma yürüyüşü”, 4’üncü gününde sürerken, Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan ile baro üyesi yüzlerce avukat, diğer kentlerden gelecek baro başkanları ve üyelerini cübbeleriyle Eskişehir yolu girişinde beklemeye başladı.

    Baroların seçim sistemine dönük yapılmak istenilen düzenlemeye karşı Türkiye’nin dört bir yanından “Savunma yürüyüşü” başlatan baro başkanlarının önü, Ankara girişindeki Eskişehir yolunda polisler tarafından kesildi.

    Polisler, yürüyüş yapanları karşılamak isteyen Ankara Barosu üyesi avukatların geçişlerine de izin vermedi. Her iki taraftan da polis engeliyle karşılaşan avukatlar, “Savunma yoksa adalet yok” ve “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganlarıyla yaşananları protesto etti.

    Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan ile baro üyesi yüzlerce avukat, diğer kentlerden gelecek baro başkanları ve üyelerini cübbeleriyle Eskişehir yolu girişinde beklemeye başladı.

    Baro başkanlarına polis müdahalesi tepki çekti.

    İstanbul’da avukatlar cübbeleriyle şu saatlerde Çağlayan Adliyesi meydanında buluştu.

    Öte yandan avukatlar bu akşam da saat 18.30’da İstanbul Barosu önünde toplanacaklar. Yapılan çağrıda tüm avukatlar baro önünde dayanışmaya çağrıldı.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • 39 Baro Başkanı: Ölüm orucundaki meslektaşlarımızın adil yargılanmalarını talep ediyoruz

    39 Baro Başkanı: Ölüm orucundaki meslektaşlarımızın adil yargılanmalarını talep ediyoruz

    PİRHA – 39 Baro Başkanı, adi yargılanma talebiyle girdikleri açlık grevini ölüm orucuna çeviren Av. Aytaç Ünsal ve Av. Ebru Timtik’in durumuna ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Tutuklu meslektaşlarımızın yasal ve insani taleplerinin bir an önce karşılanarak tahliye edilmelerini ve adil yargılanma koşullarının sağlanmasını talep ediyoruz” denildi. 

    Dersim ve Diyarbakır Barolarının da aralarında olduğu 39 Baro, açlık grevlerini ölüm orucuna dönüştüren Halkın Hukuk Bürosu avukatları Aytaç Ünsal ve Ebru Timtik’in adil yargılanma taleplerinin karşılanmasını istedi.

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “5 Nisan Avukatlar Gününü henüz geride bıraktık. Yaklaşık 2 buçuk yıldır tutuklu bulunan meslektaşlarımız bir süredir adil yargılanma ve adalet talebiyle açlık grevi yapmaktaydılar.

    Ancak hukuk ve insan hakları alanında çalışan dernekler tarafından yapılan basın açıklaması ile meslektaşlarımızdan Av.Aytaç ÜNSAL ve Av.Ebru TİMTİK’in açlık grevi eylemlerini ölüm orucuna çevirdiklerini öğrendik.

    “İNSAN YAŞAMINDAN DAHA DEĞERLİ BİR ŞEY YOKTUR”

    Şüphesiz insan yaşamından değerli ve önemli bir şey yoktur. Bizce meslektaşlarımızın talepleri muhataplarınca karşılanamaz nitelikte ve olağanüstü istemler değildir.

    Baro Başkanlarımız ve çokça meslektaşımız tarafından meslektaşlarımızın yargılandıkları İstanbul 37.Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dava celseleri yerinde takip edilmiş ve yargılama sürecinde birçok hukuksuzluk tespit edilmiştir.

    Hatırlanacağı üzere; yargılandıkları davanın ilk duruşmasında meslektaşlarımızın tamamı hakkında mahkeme tarafından tahliye kararı verilmesine rağmen, tahliyeleri saatlerce geciktirilmiş, tahliye olmalarının hemen ardından savcılığın itirazı ile haklarında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkartılmış, hukuksuz bir süreç sonunda meslektaşlarımız yeniden tutuklanmıştır. Tahliye kararı veren mahkeme heyeti ise dağıtılarak yerlerine başka bir heyet atanmıştır.

    Tüm yargılama aşamasında ceza yargılamasının temel ilkelerine, adil yargılanma hakkına aykırı uygulamalarda bulunulmuş; tanık/gizli tanık ifadeleri ile varlığı meçhul bazı belgelere dayanılarak 18 meslektaşımız hakkında 159 yıl hapis cezası verilmiştir.

    “TALEPLERİ; TEMEL HAKLARINI KULLANMAKTAN İBARETTİR”

    Meslektaşlarımızın savunma hakları kısıtlanmış, istedikleri deliller toplanmamış, tanıklar dinlenmemiş, son sözleri dahi sorulmaksızın haklarında mahkûmiyet hükümleri tesis edilmiştir.

    Tarafsız bir mahkemece yargılanmayı ve devletin kendi çıkardığı yasalar ile taraf olduğu uluslararası sözleşmelere uymasını talep etmek, doğal, hukuki ve meşru bir haktır. Meslektaşlarımızın talepleri de bu temel haklarını kullanmaktan ibarettir.

    Covid-19 salgını nedeniyle alınan tedbirler ve avukat görüşmelerindeki sınırlandırmalar da göz önüne alındığında; haksızlığa uğradığını düşünen, adil yargılanma ve hukukilik talebinde bulunan meslektaşlarımızın tamamen tecrit edilmiş halde ve halen tutuklu bulunmaları da üzücüdür.

    Meslektaşlarımızın seslerini kamuoyuna duyurabilmek için ağır sonuçları olacak ölüm orucu yolunu tercih etmeleri karşısında üzgün ve kaygılıyız.

    “ADİL YARGILANMA KOŞULLARI SAĞLANSIN”

    Bizler aşağıda imzası bulunan Baro Başkanları olarak;

    -Adil bir yargılamanın ölümler olmaksızın da sağlanabileceğini, tarafsız ve adil bir muhakemenin herkes için bir hak olduğunu hatırlatarak,

    -Tutuklu meslektaşlarımızın yasal ve insani taleplerinin bir an önce karşılanarak tahliye edilmelerini ve adil yargılanma koşullarının sağlanmasını talep ediyor,

    -Meslektaşlarımızı da ölüm orucu eylemlerini sonlandırmaya davet ediyoruz.

    -Tüm yetkilileri ve kamuoyunu oldukça hassas bu duruma karşı duyarlı olmaya çağırıyoruz.”

    İmzası bulunan baro başkanları şöyle:

    1. Adana Barosu Başkanı                           Av. Veli KÜÇÜK
    2. Adıyaman Barosu Başkanı                    Av. Mustafa KÖROĞLU
    3. Amasya Barosu Başkanı                        Av. Ahmet Melik DERİNDERE
    4. Ankara Barosu Başkanı                          Av. R.Erinç SAĞKAN
    5. Antalya Barosu Başkanı                         Av. Polat BALKAN
    6. Artvin Barosu Başkanı                            Av. Ali Uğur ÇAĞAL
    7. Aydın Barosu Başkanı                            Av. Gökhan BOZKURT
    8. Balıkesir Barosu Başkanı                        Av. Erol KAYABAY
    9. Batman Barosu Başkanı                         Av. Abdülhamit ÇAKAN
    10. Bingöl Barosu Başkanı                            Av. Hanifi BUDANCAMANAK
    11. Bitlis Barosu Başkanı                              Av. Fuat ÖZGÜL
    12. Bolu Barosu Başkanı                               Av. Sabri ERHENDEKÇİ
    13. Burdur Barosu Başkanı                          Av. Ramazan GEDİK
    14. Bursa Barosu Başkanı                             Av. Gürkan ALTUN
    15. Çanakkale Barosu Başkanı                    Av. Bülent ŞARLAN
    16. Denizli Barosu Başkanı                          Av. Müjdat İLHAN
    17. Diyarbakır Barosu Başkanı                    Av. Cihan AYDIN
    18. Düzce Barosu Başkanı                                          Av. Azade AY
    19. Gaziantep Barosu Başkanı                    Av. Bektaş ŞARKLI
    20. Hakkari Barosu Başkanı                         Av. Av. Ergün CANAN
    21. Hatay Barosu Başkanı                             Av. Ekrem DÖNMEZ
    22. İstanbul Barosu Başkanı                        Av. Mehmet DURAKOĞLU
    23. İzmir Barosu Başkanı                              Av. Özkan YÜCEL
    24. Kırklareli Barosu Başkanı                       Av. Turgay HINIZ
    25. Kocaeli Barosu Başkanı                          Av. Bahar GÜLTEKİN CANDEMİR
    26. Manisa Barosu Başkanı                         Av. Ali ARSLAN
    27. Mardin Barosu Başkanı                         Av. İsmail ELİK
    28. Mersin Barosu Başkanı                          Av. Bilgin YEŞİLBOĞAZ
    29. Muş Barosu Başkanı                               Av. Feridun TAŞ
    30. Ordu Barosu Başkanı                              Av. Haluk Murat POYRAZ
    31. Siirt Barosu Başkanı                                Av. Nizam DİLEK
    32. Şanlıurfa Barosu Başkanı                       Av. Abdullah ÖNCEL
    33. Şırnak Barosu Başkanı                            Av. Nuşirevan ELÇİ
    34. Tekirdağ Barosu Başkanı                       Av. Sedat TEKNECİ
    35. Trabzon Barosu Başkanı                        Av. Sibel SUİÇMEZ
    36. Tunceli Barosu Başkanı                          Av. Kenan ÇETİN
    37. Van Barosu Başkanı                                Av. Zülküf UÇAR
    38. Yalova Barosu Başkanı                           Av. Fedayi DOĞRUYOL
    39. Zonguldak Barosu Başkanı                    Av. Özel EROĞLU

    (HABER MERKEZİ)