Etiket: baro

  • Bölge barolarından ‘mutlak butlan’ açıklama: Toplumsal barışı, demokrasiye olan güveni zedeliyor!

    Bölge barolarından ‘mutlak butlan’ açıklama: Toplumsal barışı, demokrasiye olan güveni zedeliyor!

    PİRHA- Adıyaman, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Dersim, Hakkari, Iğdır, Muş, Siirt, Urfa, Şırnak ve Van Baroları  Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik uygulanan “Mutlak Butlan” kararına dair açıklama yaparak, “Demokratik hukuk devleti ilkesinin ve temel hak ve özgürlüklerin korunmasının her koşulda takipçisi olmaya devam edeceğiz” dedi.

    Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36.Hukuk Dairesi, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 4-5 Kasım 2023 Tarihinde yapmış olduğu 38.Olağan Seçimli kurultayına ilişkin mutlak butlan hali nedeni ile iptal kararı verdi.

    Adıyaman, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Dersim, Hakkari, Iğdır, Muş, Siirt, Urfa, Şırnak ve Van Baroları  Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik uygulanan “Mutlak Butlan” kararına dair açıklama yaptı.

    “AÇIKÇA HUKUKA AYKIRIDIR”

    Ortak açıklamada şunlara yer verildi:

    “Cumhuriyet Halk Partisi hakkında verilen mutlak butlan kararının, seçme ve seçilme hakkı ile demokratik temsil ilkeleri bakımından tartışmaları beraberinde getirdiği açıktır. Siyasal partiler, demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu nedenle siyasi faaliyetlere yönelik her türlü müdahalenin, evrensel hukuk ilkelerine ve Anayasa’nın öngördüğü ölçülülük ilkesine uygun olması zorunludur.

    Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu’na göre bir siyasi partinin kurultayının hukuka uygunluğu hakkında karar alma yetkisi, seçim kurulları ile Yüksek Seçim Kurulundadır. Söz konusu karar bu yönüyle de açıkça hukuka aykırıdır.

    Yargı organlarının bağımsızlığı ve tarafsızlığı kadar, yargısal süreçlerin toplum vicdanında meşruiyet üretmesi de büyük önem taşımaktadır. Hukukun, siyasal rekabetin aracı haline gelmesine yol açabilecek uygulamalar, toplumsal barışı, demokrasiye olan güveni ve hukuk devletini zedeleme riski taşımaktadır.

    Bölge Baroları olarak demokratik hukuk devleti ilkesinin ve temel hak ve özgürlüklerin korunmasının her koşulda takipçisi olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.”

    HABER MERKEZİ

     

  • ‘Gülistan Doku dosyası bir güneştir, aydınlanırsa, buna bağlı olarak bir çok şey aydınlanacaktır!’-VİDEO

    ‘Gülistan Doku dosyası bir güneştir, aydınlanırsa, buna bağlı olarak bir çok şey aydınlanacaktır!’-VİDEO

    PİRHA- Gülistan Doku soruşturmasına dair konuşan Avukat Kenan Çetin, dönemin valisi ve kayyımı olan Tuncay Sonel’in tutuklanmasıyla dosyanın aydınlatılamayacağını belirterek, “Gülistan Doku dosyası bir güneştir, aydınlanırsa, buna bağlı olarak bir çok şey aydınlanacaktır” dedi.

    Türkiye’nin son yıllardaki en karanlık dosyalarından biri olan Gülistan Doku davası sil baştan yürütülüyor. 6 yıldır “Munzur’un karanlık sularında” aranan adaletin aslında devletin arşivlerinde, silinen hastane kayıtlarında ve yönü değiştirilen kameralarda gizlendiği ortaya çıktı.

    2026’nın şafak operasyonuyla aralanan perde; bir üniversite öğrencisinin kaybının değil, bir valinin oğlunu ve bir polisin yakınını korumak için seferber edilen devasa bir “suç bürokrasisinin” anatomisini gözler önüne seriyor. Dosya kapsamında dönemin valisi ve kayyımı Tuncay Sonel’in yanı sıra 12 kişi tutuklanırken, dosya kapsamının kimlere uzanacağı tartışılıyor.

    Gülistan Doku’nun kaybedildiği dönemde Dersim Baro Başkanı olan Avukat Kenan Çetin ile soruşturmanın geldiği noktayı konuştuk.

    “İLK GÜNLERDE GÜLİSTAN’NIN BARAJDA OLMADIĞI SÖYLENDİ”

    PİRHA: Gülistan Doku’nun kaybolduğu ilk günden itibaren sürecin takipçisi oldunuz. O gün ile bugün arasında ne yaşandı?

    Avukat Kenan Çetin: Öncelikle tabii ki kaybolmanın olduğu günden sonra ailenin baroya bir başvurusu oldu. Baroya başvurudan sonra 8 arkadaşla aileden vekalet aldık. Bu vekaleti Dersim Barosu özellikle kadın ve çocuk komisyonu adına aldık.

    Vali’nin özellikle Dinar Köprüsü ve intihar üzerine odaklandığını, soruşturma makamlarının da aileye, kurumlara bu noktada bir çalışma yürüttüklerini söyledi. 7 Ocak’tan itibaren yazılı 14 talepte bulunduk. En önemli talebimiz de, soruşturmanın jandarmanın yürütmesi oldu. Çünkü Zanyal’ın babası cinayet büroda çalışıyor. Dolayısıyla dosyanın şüphelisinin yakını, şüpheli olabilecek ihtimali olan şahısların olduğu kurum değil de jandarma araştırsın istedik.

    Akabinde sorular hazırladık. 19 soruda, bu meselenin intihar olmayabileceği, cinayet olabileceği, kadın kırımına yönelik şüphelerimizi belirttik. Bunun dayanağı şu. Ben o zaman Pertek’te ikamet eden biriyim. Burada baro başkanıyım. Günlük gelişimizde Dinar Köprüsü’ndeki şahıslarla sohbet edebiliyoruz. Bir hafta öncesine gittiğimizde Pertek’te bir muhtarın da bulunması olayı var. Bu bulunma süreci bir hafta oldu. Yani orada özellikle jandarmanın getirdiği cihazla bir hafta içerisinde bulundu. Orada gelen jandarma dahil, belediyeler dahil 55 kurum, 550 insanın bize söylediği “Ya biz bu suyun hakimiyiz, biz bu suyun savcısıyız. Bu kız burada değil.” Bu bizde intihar olmama ihtimalini güçlendirdi.

    “DOSYADA SAKLANAN DELİLLERİN OLDUĞUNU SÖYLEDİK, VALİLİK DOSYAYI ABLUKAYA ALDI”

    -Bugün bu dosyada elde edilen bilgiler cinayetin yaşandığı ilk günde bulunamaz mıydı? Hangi irade bunu engelledi?

    Kenan Çetin: Avukat Kenan Çetin: 7 aya yakın bir çalışma yürütüldü. O süreç içerisinde hep kurumlarla ilgili dosyaya ilişkin saklanan deliller var. Yani dosyada bulunan not, Gülüstan’ın not defteri benzeri şeylerde intihar, hastane kayıtları bile buna yoruldu. Ama biz o süreçte, çok iyi hatırlıyorum 20 Ocak’tan itibaren bunun intihar olmayabileceğini, bir cinayet olabileceğini, bir kaybettirme olabileceğini sadece suda arama değil de karada aramanın da yapılması gerektiğini yazılı olarak belirttik.

    Baştan itibaren şöyle söyleyeyim buradaki kurumların iyi bir duyarlılığı vardı. Aileden kurumlara kadar bir duyarlılık vardı. Ama ailenin olağanüstü bir çabası vardı. Hak arama isteği vardı. Haklı olarak kızının bedenine ulaşma isteği vardı. Ama özellikle valilik makamı dosyayı ablukaya aldı. Soruşturmanın o eksikleri, ona ilişkin yanıtlar ne aileye ne de avukatlara bilgi verilmedi.

    “ORGANİZE BİR KÖTÜLÜK VAR”

    -Bugün dosyada ilerleme olsa da ucunun nereye kadar gideceğine dair soru işaretleri var. Dosyanın sonuçlanması için ne yapılmalı?

    Kenan Çetin: 2021’den sonra biliyorsunuz Zanyal’ın yurt dışına götürülmesi, bugün de açıkça çıkıyor. Ailenin aylarca Antalya’da konaklanması biraz da oraya şüpheyi oraya yoğunlaştırma gibi şeyler de vardı. Şimdi ilk günde bulunamaz mıydı? Bulunabilirdi. Çünkü bu olaya iştirak eden örgütlü kötülük engelledi bunu. Yani nasıl engelledi? Valinin SIM kartı savcılığa vermemesi gibi. Ya da dosyaya bazı delillerin sunulmaması ,saklanması gibi.

    Şimdi bir ihbar var. Gülüstan’ın bir arabada olduğu söyleniyor. Orada tutulan tutanak var, anonslar var. Birçok şey dosyaya koyulmamış. Görülebilir miydi? Yani o ilk günden görülebilir miydi? Bize göre görülebilirdi. Ama bir el birileri özellikle merkezi otoritede de ben o gücü aldıklarını düşünüyorum. Sadece bir vali ya da ona bağlı 3-4 insan olduğunu düşünmüyorum.

    Adalet Bakanı “ucu nereye kadar giderse gitsin” dedi. Ucunun bağlanmaması gerekiyor. Bir vali ile sınırlanmaması gerekiyor. Niye? Daha önce de bu örgütlü kötülükler vardı. Elazığ’da, Fırat Üniversitesi’ndeki bir kızın olayını bu bölge yaşadı. Bunun gibi diğer olayların da üstünün kapatıldığını düşünüyoruz ki bu sadece bir şahıs tarafından kapatılmış bir mesele değil, organize bir kötülük diye düşünüyoruz.

    “DOSYA HALEN TAM AYDINLATILMAMIŞTIR. İLK GÜNLERDE BİZ; GÜLİSTAN DOKU BİR GÜNEŞTİR DEDİK DOSYANIN TAM AYDINLATILMASI DİĞER DOSYALARIDA AYDINLATIR”

    -Tuncay Sonel tek başına mı yürüttü? Size gelen bir not olduğu ifade ediliyor. Bu durumu açar mısınız?

    Kenan Çetin: Şimdi bize gelen not daha önce beyanda da bulunduk. Aslında CİMER’e yazılan bir yazı var ve yerel medyayla birlikte, ajanslarla birlikte bizim baroda bir açıklamamız var. Aileyle de açıklama yapıyorduk. CİMER’e yazılan yazıda biz o süreçte Zanyal’ın Rusya’ya kaçırılma meselesinde bir paniğin yaşandığını gördük. Birilerinin bu anlamda serzenişlerini görünce çağrı yaptık; bilgisi olanların baroya, aileye, yetkililere ulaşmasını istedik. Sonrasında bahsi geçen not evimizin eşiğine bırakıldı . Belli ki birileri bu dosyanın aydınlatılmasını istiyor.

    İmzasız ama daktilo ile yazıldığını düşündüğümüz bir not. O notta, Gülüstan Doku’yla Vali’nin oğlunun bir ilişkisi olduğu söyleniyor. Tabii ki değerlendirdik. Hızlı bir şekilde ne yapabiliriz? Hemen soruşturmayı yürüten savcılığa gereği için bildirdik. Üst yazıyla bildirdik ki kaybolmasın. Birden fazla da örneğini elimizde tuttuk.

    Sonradan alıyoruz ki başsavcılık bunu gazetecilerle paylaşmış. Tabii gazetecilerin kendilerine göre korkuları var. Açıklanmayabilir ama biz hukukçuğuz Zanyal’ın kaçırmaya çalışan bir yapı var. Gizli tanığı da yok edebilir mi? endişesi yaşadık. Diğer bir şey Vali’nin oğlunun kaçma durumu olabilir mi? Bunlar güçlü ihtimaller.

    Savılığa dedik notu bırakanın bulunması lazım. Polis ve adliye lojmanlarının, Adliye’nin, DSİ’nin olduğu bir bölgede notu bırakanın bulunmaması mümkün değil. En önemli şey o tanığı ulaşılması, tanığın bildiklerini söylemesi gerekiyor.

    Güllüstan Doku dosyasında alie ve biz kurumlar olarak, ilk andan itibaren şunu söyledik.
    Bu dosya bir güneştir. Gülistan Doku bir Güneştir ,Bölgenin güneşi aydınlanırsa, buna ve bu dosyaya bağlı olarak birçok şey aydınlanacaktır.

    Geldiğimiz aşamada hala cevapsız sorular var. Mesela üniversite ayağı yok. Niye üniversite ayağı yok. Adliye ayağı yok. Kollukta bu delilleri saklayan kimler? Dosyanın halen %60’a yakınının gizemini koruduğunu, açıklanmadığını düşünüyoruz.

    “BİZ VALİYİ ALDIK. İÇİMİZDE KÖTÜLER VAR’ DEYİP BURADAN KİMSE SIYRILAMAZ”

    -Kentin sustuğuna dair bazı değerlendirmeler var. Katılır mısınız? 6 yılı aşan süreçte nasıl bir mücadele yürütüldü?

    6 yıl İl içerisinde şunun hakkını net vermeliyiz. Abla şahsında, anne baba şahsında ailenin duyarlılığı, kadın örgütlerimizin duyarlılığı, sivil toplum örgütlerinin duyarlılığı çok iyiydi.

    Baroya bizim dönemimizde 30’u aşan mağdur başvurusu var. Bunlar niye önemli? O kadın komisyonundaki arkadaşlarımızın müthiş bir emeği var. Bazı dosyalarda, büyük oranda dosyalar cezalandırıldı, failler bulundu.

    Bazı şeyleri hassasiyetlerimizden kaynaklı açıklamıyoruz. Esma’nın ailesini düşünün. Daha önce yaşadığı kızının durumunu düşünün. Ama insanlar şöyle bir o empati yeteneğinden yoksun. Aileyi zan altına düşürecek şeylerden çok rahat bir şekilde söyleyebiliyor. Dersim’in şundan vazgeçmesi lazım. Dersim’de bazı insanların ağzıyla cinayet işleme huyundan vazgeçmesi lazım. Belgesi olmadan, bilgisi olmadan konuşmamalı.

    Bu dosya şahsında şöyle bir şeyi söyleyelim. Yani sadece vali mi sorumlu? Hayır, net söylüyoruz. ‘biz valiyi aldık. içimizde kötüler var’ deyip buradan kimse sıyrılamaz. Ucu nereye gidiyorsa gidilmeli, ucu bağlanmamalı. O anlamda ailenin haklı talebini buradan bir kez daha hayıkırıyoruz; Gülüstan’ın bedeni bir an önce bulunsun. Aile o mezar taşına çiçeğini koyabilsin. Acısını yaşayabilsin. Bu ailenin feryadıdır.

    “ESMA DOSYASI AÇIK”

    -21 Mart 2020’de Uzunçayır Baraj Gölü’nde bulunan 28 yaşındaki Esma Kılıçarslan’ın ölümü, şüpheli olarak kayıtlara geçti. Bu dosyaya dair ne söylemek istersiniz?

    Kenan Çetin: Esma’nın dosyası ile ilgili de kamuoyunda yanlış bilgiler, yanlış tarihler, yanlış sayıların olduğunu söyleyeyim.
    Dosya açık bir dosya. Hiçbir zaman kapanmadı. 1,5 yıldır da dosyada yazışmalar var. Bunu net söyleyeyim. Bu anlamda yanlış bilgileri lütfen kamuoyuna birileri yaymasın. Ailemizin yanında olalım Zan altında bırakmayalım . İsteğimiz o. Bakın DNA örneği farklı, başka örnekler farklı.

    Dosyaya ilişkin eksikleri savcılık da kabul ediyor. Bizim yakın zamanda ve öncesinde de birden fazla dilekçemiz var. Dosyada aydınlatılmasını istediğimiz durumlar var. Dolayısıyla hangisi aydınlandığında, neler geliştiğinde biz aile ile birlikte kamuoyunu açıklayacağız. Biraz bu noktada da duyarlılık istiyoruz. En azından Dersimli dostlarımızdan, kurumlarımızdan istediğimiz o. Biz buradayız Bilgi ve belge varsa bizimle paylaşsınlar . Çok rahat bir şekilde gelip sorularını sorabilirler. Ailelerin izin verdiği kadar yine dosyadaki maddi gerçeklik neyse onu paylaşacağız.”

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • 16 barodan ortak açıklama: Mürşitpınar Sınır Kapısı açılsın!

    16 barodan ortak açıklama: Mürşitpınar Sınır Kapısı açılsın!

    PİRHA- 16 baro tarafından ortak yapılan açıklamada, Kobani’de yaşanan insani krizin daha da ağırlaşmaması için Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın derhal açılması ve insani yardımların bölgeye engelsiz şekilde ulaştırılması talep edildi.

    Kuzey ve Doğu Suriy’de yaşanan ağır abluka ve saldırılara dair Adıyaman, Ağrı, Batman, Şırnak, Bingöl, Bitlis, Dersim, Diyarbakır, Iğdır, Hakkari, Kars, Siirt, Mardin, Muş, Van ve Urfa Barosu açıklama yaptı.

    Suriye’nin kuzeyinde yer alan Kobani’de devam eden çatışmalar ve derinleşen insani kriz, başta kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve hastalar olmak üzere siviller açısından hayati bir noktaya ulaştığına dikkat çekine açıklamada, “Temel gıda, sağlık ve barınma ihtiyaçlarına erişimin ciddi biçimde kısıtlandığı bu süreçte, sivillerin yaşam hakkı ağır bir tehdit altındadır” denildi.

    Türkiye sınırları içerisindeki Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın kapalı tutulması ve Kobani’ye yönelik insani yardım geçişlerinin engellenmesi, uluslararası insancıl hukuk ve temel insan haklarıyla bağdaşmadığının altı çizilen açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “İnsani yardımların ulaştırılması, siyasal veya güvenlik gerekçeleriyle engellenemeyecek kadar yaşamsal bir zorunluluktur.

    Uluslararası hukuk; çatışma bölgelerinde sivillerin korunmasını ve insani yardımların engelsiz biçimde ulaştırılmasını devletler için açık bir yükümlülük olarak düzenlemiştir. Yardım koridorlarının kapalı tutulması, insani krizi derinleştirmekte ve telafisi güç sonuçlar doğurmaktadır.

    Bölge Baroları olarak; Kobani’de yaşanan insani krizin daha da ağırlaşmaması için Mürşit Sınır Kapısı’nın derhal açılmasını, insani yardımların bölgeye engelsiz şekilde ulaştırılmasını talep ediyoruz. Bu amaçla ilgili tüm mercilere yazılı başvurularımız iletilecek olup, sürecin hukuki ve insani boyutlarıyla takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Ankara’da ‘Avukatlar Günü’ yürüyüşü: Savunmanın sesi yurttaşın nefesidir-VİDEO  

    Ankara’da ‘Avukatlar Günü’ yürüyüşü: Savunmanın sesi yurttaşın nefesidir-VİDEO  

    PİRHA- Ankara’da ‘5 Nisan Avukatlar Günü’ dolayısıyla yürüyüş düzenleyen avukatların yaptığı basın açıklamasında, ” Hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan, yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını ihlal eden, yürütmenin yargı süreçlerine doğrudan müdahale ettiği duygusunu güçlendiren hukuka aykırı çok sayıda uygulamaya tanıklık ediyoruz” denildi.

    Avukatlar, ‘5 Nisan Avukatlar Günü’ sebebiyle Türkiye Barolar Birliği (TTB) binasından Anıtpark’a yürüyerek basın açıklaması yaptı.  Birçok kentten Ankara’ya gelen avukatlar yürüyüş esnasında cübbelerini giyerek, ” Birleşe birleşe kazanacağız”, “Savunma susmadı, susmayacak”, “Hak, hukuk, adalet”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz”, “Özgür savunma, bağımsız yargı” sloganları attı.

    Avukatlar ellerinde; “Can Atalay’a özgürlük”, “İstanbul Barosu yalnız değildir”, “insan haklarına saygı”, “savunmaya özgürlük” yazılı dövizler taşıdı.

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı  Av. R. Erinç Sağkan, ortak basın açıklamasını okudu.

    “AVUKATLAR, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ, KORUMA SORUMLULUĞUNU TAŞIYORLAR.

    “Baskılar ile bölmek istediğiniz barolar etle tırnak gibidir, bölemezsiniz” diyen Erinç Sağkan şunları söyledi:

    “5 Nisan Avukatlar Günü’nde, mesleğimizin onurunu ve hukuk devletinin temel ilkelerini savunma kararlılığımızın altını bir kez daha çiziyoruz. Avukatlar, yalnızca bireylerin haklarını değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğünü, adil yargılanma hakkını ve demokratik toplum düzenini koruma sorumluluğunu taşıyorlar. Hukuk devleti ilkesinin aşındığı, yargının bağımsızlığının zedelendiği ve savunma makamının sistematik biçimde baskı altına alınmaya çalışıldığı, avukatlık mesleğinin icrasını zorlaştıran hukuki, ekonomik ve sosyal engellerin giderek arttığı bir ortamda; savunma hakkını, meslek örgütlerimizin bağımsızlığını ve hukukun üstünlüğünü koruma sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Savunmanın sesi yurttaşın nefesidir”

    “İSTANBUL BAROSU’NA MÜDAHALE MESLEĞİN ÖZÜNE YÖNELİK TEHDİTTİR”

    5 Nisan’ın aynı zamanda, İstanbul Barosunun da kuruluş yıldönümü olduğunu hatırlatan Sağkan, “Ancak ne yazık ki, 147 yıllık bu köklü kurumun seçilmiş yönetimi bugün hukukla değil; haksızlıkla mesnetsiz iddialarla, hukuka aykırı yargı kararlarıyla görevinden uzaklaştırılmak isteniyor. İstanbul Barosu, istibdada da işgal mahkemelerine de karşı duruş göstermiş, darbe dönemlerinde hukukun onurunu ayakta tutmuş; bu halkın yüz yıllık bağımsızlık ve demokrasi mücadelesinde adaletin taşıyıcısı olmuştur. Bugün, böylesine köklü bir meslek örgütüne yönelen müdahale, yalnızca bir kuruma değil, İstanbul Barosu üyesi on binlerce meslektaşımızın iradesine ve avukatlık mesleğinin özüne dönük bir tehdit niteliği taşımaktadır” diye konuştu.

    “MAHKEME SALONLARINDA ARTIK ADALETİN SESİ DEĞİL, SUSKUNLUĞU YANKILANIYOR”

    Hukukun araçsallaştığı, hukuksuzluğun ise olağanlaştığı bir dönemdeyiz” diyen Sağkan şunları ekledi:

    “Ülke çapında milyonlarca seçmenin iradesinin yok sayıldığı; seçme ve seçilme hakkının ihlal edildiği; anayasal haklarını kullanmak isteyen gençlerin, üniversitelilerin yalnızca bedenlerine değil gelecek umutlarına da yönelmiş bir şiddetle karşı karşıya bırakıldığı günlerdeyiz.
    Hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan, yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını ihlal eden, yürütmenin yargı süreçlerine doğrudan müdahale ettiği duygusunu güçlendiren hukuka aykırı çok sayıda uygulamaya tanıklık ediyoruz. Bu süreçte doğrudan siyasi sonuçlar yaratan işlemleri nedeniyle, yargının siyasi saiklerle hareket etmeye zorlandığı izlenimi doğuran; kişilerin ve avukatların ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı gibi anayasal haklarını açıkça ihlal eden gelişmeler yaşanıyor. Mahkeme salonlarında artık adaletin sesi değil, suskunluğu yankılanıyor. Haksız tutuklamalar, istisnalar değil, sistemli bir hukuksuzluğun ifadesi hâline gelmiş durumda. Hukuka aykırı tutuklamalar nedeniyle yüzlerce genç, geçtiğimiz bayram sabahına ailelerinden, özgürlüklerinden mahrum bir biçimde uyanmak zorunda kaldı.
    Bugün bir kez daha görüyoruz ki, avukatlık yalnızca bir meslek değil; hukukun, hak ve özgürlüklerin, adaletin sesi olma sorumluluğudur.”

    “SUSMADIK, KORKMADIK, BİAT ETMEDİK, İTAAT ETMEDİK”

    Erdinç Sağkan, “Bizler, yalnızca hukukun temsilcisi değil, aynı zamanda vicdanın da taşıyıcılarıyız” diyerek, “Ne Gümüşhane Baro Başkanımız Ali Günday’ı ne de dört ayaklı minare altında Diyarbakır Baro Başkanımız Tahir Elçi’yi katlettiklerinde sindik… Susmadık, korkmadık, biat etmedik, itaat etmedik” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Adıyaman Baro Başkanı: Deprem soruşturmasında kamu görevlileri de yargılanmalı-VİDEO

    Adıyaman Baro Başkanı: Deprem soruşturmasında kamu görevlileri de yargılanmalı-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman Baro Başkanı Bilal Doğan, 11 ili etkileyen 6 Şubat depremlerini ve sonuçlarını değerlendirdi. Doğan, yapılan soruşturmalarda kamu görevlilerine dokunmadığını belirterek, “Sadece müteahhitler, inşaat mühendisleri ya da yapı denetim gibi alanlarda yapıldı. Soruşturma belli başlı kişilerle kaldı. Deprem soruşturmalarında kamu görevlilerinin de yargılanmasını istiyoruz” dedi.

     

    6 Şubat 2023 Maraş merkezli depremlerinin üzerinden bir yıl geçti. Bu süre zarfı boyunca soruşturmalar kapsamında belli başlı inşaat sahibi ve müteahhit tutuklandı. Yapı firmalarına ruhsat veren belediyeler hakkında herhangi bir tutanak veya işlem yapılmadı.

    Konuyla ilgili PİRHA’ya konuşan Adıyaman Baro Başkanı Bilal Doğan, medyada bir algı operasyonu yapıldığını ifade ederek, “Birkaç kişi yakalandı diye gündem ediliyor. Sadece resmi olmayan kişilerle sınırlı kaldı. Kamu alanında yürütülen bir soruşturma yok” dedi.

    SORUŞTURMALAR KAMUDAKİ SORUMLULARA YAPILMADI”

    Depremin adının büyüterek sorumluluktan kaçılamayacağını, sorumlu olan insanların hesap vermesi gerektiğini vurgulayan Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Siyasi anlamda sorumluluk vatandaşlar tarafından seçimde gösterilir. Şu an açılmış onlarca dava var ancak Adıyaman’da sadece İsias Hotel gündeme gelebiliyor. Medya da algı operasyonları yapıyor. Baştan herkesi suçlu ilan etmek de doğru değil. Masumiyet karnesi vardır. Suçlu olduğu kabul edilmeyene kadar kimse suçlu sayılmaz. Bu tür soruşturmalar yapılırken olayın kamu tarafındaki sorumlularına dokunulmadı. Eğer bu binalar çürük ve yönetmeliğe aykırı yapılmış ise buna ruhsat veren bir kamu gücü de var. Bu kamu gücüyle ilgili herhangi bir soruşturma yürütülmüş değil. Bu yönüyle de üzerine gidilmesi lazım.”

    ‘ÜLKEDE BİR CEZASIZLIKLA KARŞI KARŞIYAYIZ’

    Doğan, Türkiye’de bir cezasızlık politikasıyla karşı karşıya olunduğunu dile getirerek, “Bunu nereden görebiliyoruz? Özellikle toplumsal davalarda görebiliyoruz. Soma maden faciasında, Karaman maden faciası, Kastamonu’daki sel felaketi, Tahir Elçi’nin öldürülmesi, kadın cinayetleri, yurtlarda çocuklara yapılan cinsel istismar gibi olayların neredeyse genelinde bir cezasızlık politikasıyla karşı karşıyayız. Biz yine bu deprem soruşturmalarında bir cezasızlık politikasının yapılmamasını istiyoruz. Sorumluların gerçek anlamda cezalandırılması gerektiğini düşünüyoruz ve bununla ilgili de ciddi mücadele yürütüyoruz” diye belirtti.

    “DEPREMİ FELAKETE ÇEVİREN BİZİZ”

    Depremlerin doğal olaylar olduğunu, bunları durdurmanın mümkün olmadığını ifade eden Doğan, “Depremlere karşı yapılması gereken sağlam binalar ve zemin tespiti. Toplumda deprem için felaket deniliyor. Depremi felakete çeviren biziz. Biz fay hattının üzerine inşaat yaparsak, yanlış zemin üzerine bina yapılmasına izin verirsek, felakete dönüşür” ifadelerini kullandı.

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN

     

  • Yargıtay’ın hukuk tanımazlığına karşı Meclis Danışma Kurulu toplanıyor

    Yargıtay’ın hukuk tanımazlığına karşı Meclis Danışma Kurulu toplanıyor

    PİRHA- TBMM Danışma Kurulu, Yargıtay’ın Can Atalay kararını değerlendirmek üzere saat 17.00’de toplanma kararı alırken, Türkiye’nin bir çok kentinde açıklama yapan avukatlar, Yargıtay’ın kararını, ‘skandal’ olarak değerlendirdi.

    Meclis Danışma Kurulu, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin, tutuklu Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında “hak ihlali” kararı veren Anayasa Mahkemesi (AYM) kararını uygulamaması ve üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunması nedeniyle toplanma kararı aldı. Kurul, saat 17.00’de bir araya gelecek.

    Danışma Kurulu toplantısına, tüm siyasi partilerin grup başkan ve başkanvekilleri ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel de katılacak.

    CHP Genel Başkanı Özel, paylaşımında şunları ifade etti:

    “Sayın Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’la telefonla görüştüm ve kendisinden içinde bulunduğumuz yargı krizi ve darbe girişimiyle ilgili Meclis Danışma Kurulu’nu olağanüstü toplamasını talep ettim. Kendisi ağırlamakta olduğu Filistin Heyeti’yle planlı programlarının ardından, gün içerisinde bu yönde bir çağrı yapacağını belirtti. Kendisinin başkanlığında yapılacak Danışma Kurulu toplantısına partimiz adına bizzat katılacağım.”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Grup Başkanvekilleri Meral Danış Beştaş ve Saruhan Oluç, Yargıtay’ın kararı nedeniyle Meclis Başkanlığı’na, “Yurttaşların maruz kalacağı ağır mağduriyetin vebali ortadadır. Bu nedenle derhal bir genel görüşme açılarak, konunun değerlendirilmesine ve Meclis’in kendi iradesine ve hukuk üstünlüğüne sahip çıkmasına ihtiyaç vardır” gerekçesiyle başvuruda bulunarak, Meclis Genel Kurulu’nun toplanmasını talep etti.

    Barolar da Yargıtay’ın kararını bir çok yerde protesto etti. Yapılan açıklamalarda, Yargıtay’ın verdiği kararı, “Tarihte görülmemiş bir skandal” olarak değerlendiren avukatlar, “Yetki aşımı yapılarak verilen bu karar anayasal düzene olan güveni temelden sarstı” dediler.

    (HABER MERKEZİ)

  • DFG’den gözaltılara tepki: Hakikatin kalemini bükemezsiniz!

    DFG’den gözaltılara tepki: Hakikatin kalemini bükemezsiniz!

    PİRHA- Diyarbakır merkezli yürütülen soruşturma gerekçesiyle 100’den fazla kişinin gözaltına alınmasıyla ilgili olarak açıklama yapan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), “Özgür Basın’ı susturmaya yönelik bu hamleler nafiledir. Hakikatin kalemini bükemezsiniz. Susturamayacaksınız!” ifadelerini kullandı.

    Diyarbakır merkezli yürütülen soruşturma gerekçe gösterilerek aralarında gazeteciler, siyasetçiler, avukatlar ve sanatçıların bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) gözaltı uygulamalarına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada operasyonlar, özgür basını susturma çabaları olarak nitelendirilirken, “Hakikatin kalemini bükemezsiniz. Susturamayacaksınız!” denildi.

    DFG tarafından yapılan açıklama şöyle:

    “Diyarbakır merkezli 21 ilde yapılan operasyon kapsamında 100’ü aşkın kişi evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı. Gazetecilerden, siyasetçilere, avukatlardan sanatçılara kadar çok sayıda kişinin gözaltına alındığı, kurumlarına baskın düzenlenen operasyona 24 saat kısıtlılık kararı konuldu. Aralarında derneğimiz yöneticisi ve Xwebûn Gazetesi İmtiyaz Sahibi Kadri Esen, gazeteciler Abdurrahman Gök, Beritan Canözer, Ahmet Kanbal, Mikail Barut, Mehmet Yalçın, Osman Akın gözaltına alındı. Son 10 ayda Kürt gazetecilere yönelik operasyonlarda 27 meslektaşımız gözaltına alınarak tutuklandı. Bu operasyonun da Özgür Basın’ı, Kürt gazetecileri susturmaya yönelik operasyonların devam halkası olduğunu biliyoruz.

    Türkiye tarihinin en kritik seçimlerine 19 gün kala yapılan bu operasyon hiç kuşku yok ki bir “seçim operasyonudur”! Kürt halkını susturmak amacıyla siyasetçilerine, avukatlarına, sanatçılarına ve gazetecilerine yönelik bu operasyonlara derhal son verilmelidir. Özgür Basın 30 yılı aşkın süredir bombalamalar, katletmeler ve gözaltı operasyonlarına boyun eğmedi bugün de eğmeyecek! Özgür Basın’ı susturmaya yönelik bu hamleler nafiledir. Hakikatin kalemini bükemezsiniz. Susturamayacaksınız!”

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >Gazeteci ve avukatların da bulunduğu onlarca kişiye gözaltı!

     

  • İstanbul’da Adalet Nöbeti: Asıl biz not ediyoruz, bu katliam hesapsız kalmayacak-VİDEO

    İstanbul’da Adalet Nöbeti: Asıl biz not ediyoruz, bu katliam hesapsız kalmayacak-VİDEO

    PİRHA-Avukatlar bugünkü adalet nöbetini deprem gündemiyle yaptı ve tüm uyarılara rağmen iktidarın önlem almamasına tepki gösterdi. Deprem sonrasında yaşananlara da tepki gösteren avukatlar, “Asıl biz not ediyoruz. Söz veriyoruz. Bu katliam hesapsız kalmayacak” dedi.

    Avukatlar tarafından Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı önünde yapılan adalet nöbeti bugün deprem gündemiyle gerçekleştirildi. Nöbette, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Başkanı Esin Köymen, İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz, Ankara Barosu Başkanı Av. Mustafa Köroğlu, ÇHD İstanbul Şube Başkanı Çiğdem Akbulut, Demokrasi İçin Hukukçular’dan Av. Devrim Avcı, ÖHD İstanbul Şube Eş Başkanı Esra Bilen, İstanbul Barosu’ndan Av. Eren Can, Avukat Hakları Grubu’ndan Av. Ahmet Çoban ile Avukat Dayanışması’ndan stajyer Av. Fırat Al konuştu.

    Tüm uyarılara rağmen gerekli önlemlerin alınmadığını söyleyen Esin Köymen, “Meslek insanlarının uyarılarına rağmen önlem alınmadığını yaşayarak görmüş olduk. Afet sürecinin yönetilememesi can kayıplarının artmasının önemli sebebi. Depremzedelerin çığlıklarını duymazdan gelip parmak sallayan ve doğru haber alma hakkına yasaklar getiren girişimleri gördük. İktidarın tüm olumsuz tavırlarına ve engellemelerine rağmen Gezi günlerinde olduğu halkın dayanışması en öndeydi. Yarattığınız bu karanlığa asla teslim olmayacağız. Siz gideceksiniz ve biz kazanacağız” ifadelerini kullandı.

    İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz da “Birileri hala bu faciadan ders çıkarmadan barolara, avukatlara parmak sallamaya devam ediyor. Bu siyasi anlayış 20 yıldır hayallerimizi öldürmek için çaba içerisinde. Hayallerimizden hiçbir zaman vazgeçmedik. Biz onların gerçekleriyle yaşamak istemiyoruz. Devletin bölgedeki acziyetini çok acı bir tecrübeyle öğrendik” dedi.

    Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu da, meydana gelen depremin uzun zamandır enkaz altında yaşandığını gösterdiğini söyleyerek, “Hukukun üstünlüğü değil üstünlerin hukukunda enkaz altında kaldık. Ya sefaleti ya adaleti tercih edeceksiniz” diye konuştu.

    “ASIL BİZ NOT EDİYORUZ”

    Hatay’da hayatını kaybeden İnsan Hakları Derneği (İHD) Onur Kurulu Üyesi avukat Hatice Can ile eşi İnsan Hakları Derneği (İHD) yöneticisi Mithat Can’ın oğulları İstanbul Barosu Üyesi Avukat Eren Can da konuşmasında şunları söyledi:

    “Kaderimize terk edildik. Telefonlar çekmiyordu. Cumhurbaşkanının Antakya’ya geldiği gün bant daraltması yazıldı biz o gün Twitter’da vinç arıyorduk. Öfkemiz çok büyük. Artık biz korkmuyoruz. Asıl biz not ediyoruz. Bize reva görülen ölümleri not ediyoruz. Söz veriyoruz. Bu katliam hesapsız kalmayacak.”

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şube Başkanı Çiğdem Akbulut ise “Devlet afet bölgesinde halkın karşısında. İşkence vakalarının arkasında devlet var. Devlet bu suretle deprem bölgesinde. Halk kasıtlı olarak tedirgin edilmek isteniyor. Bunun Hatay’da zorunlu göç politikasının bir parçası olduğunu düşünüyoruz” dedi.

    Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şube Eş Başkanı Esra Bilen de afet yönetiminin kötü yapıldığının altını çizerek, “Deprem bölgesinde yer alan bazı hapishanelerde bazı mahpuslar öldürüldü. Birçok kişiye linç girişimi oldu. Ortada firar ya da yağma olsun ya da olmasın işkence suçtur. Hükümet kim iktidarına karşı gelirse afet dinlemeden halka karşı bu denli sert tepki vereceğini ortaya koydu. Hükümet için önemli olan kendi iktidarını sürdürmesidir. Hiçbir şey sizi kurtaramayacak. Sizler yargılanacaksınız, bizler kentlerimizi dayanışmayla tekrar inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Demokrasi için Hukukçular adına Devrim Avcı, “Bizimki depremzedeler adına bir hak mücadelesi” derken; Avukat Dayanışması adına konuşan stajyer avukat Fırat Al da “Devlet deprem bölgesindeki insanları ölüme terk ederken deprem bölgesindeki insanlarla dayanışmak isteyenleri engelledi” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 78 barodan Deniz Poyraz davası öncesi polis müdahalesine tepki: Saldırıyı kınıyoruz

    78 barodan Deniz Poyraz davası öncesi polis müdahalesine tepki: Saldırıyı kınıyoruz

    PİRHA-Deniz Poyraz davası öncesi avukatlara yönelik polis tarafından gerçekleştirilen müdahaleye tepki gösteren 78 baro ortak bir açıklama yayımlayarak, “Savunmaya yönelik saldırıyı kınıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’deki 78 baro yayımladığı “Savunmaya yönelik saldırıyı kınıyoruz” başlıklı açıklama ile Deniz Poyraz davasının altıncı duruşması öncesi avukatlara yönelik İzmir Aliağa Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü önündeki gaz ve TOMA ile müdahaleye tepki gösterdi.

    “MAHKEME SALONUNDA BİBER GAZI KULLANILDI”

    78 baro tarafından yapılan açıklama şöyle:

    “Bugün Deniz Poyraz’ın katilinin yargılandığı dava öncesinde İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi başkanının talimatıyla avukatların duruşmaya girmemesi için salonun önünde kolluk tarafından barikat kurulmuştur. Duruşmaya girmek isteyen avukatlara, biber gazı ve tazyikli su  ile müdahale edilmiş, İzmir Baro Başkanı Av. Özkan Yücel ve TBB Yönetim Kurulu üyesi Av. Ercan Demir’in de aralarında bulunduğu birçok meslektaşımız kolluğun açık saldırısına maruz kalmıştır.

    12 Ekim 2022 Çarşamba günü görülen duruşmada da Mahkeme Heyetinin yetki belgesi bulunan avukatların duruşmaya katılamayacağı yönünde hukuka aykırı ara karar nedeniyle, avukatlar ile Mahkeme Heyeti arasında yaşanan hukuki tartışma esnasında güvenlik güçleri mahkeme salonunda biber gazı kullanmış, birçok avukat ve izleyici gazdan etkilenmiştir.

    “AVUKATLIK, SAVUNMA HAKKININ TEMİNATIDIR”

    Bir kez daha hatırlatmak isteriz ki; avukatlık mesleği savunma hakkının, adil yargılanma hakkının ve hak arama özgürlüğünün teminatıdır. Avukatların meslek örgütü olan Barolar da; insan haklarının, özgürlüklerin ve hukuk devletinin güvencesidir. Bu sebeple, savunma makamının yani avukatların özgür ve etkili olamadığı bir toplumda hiç kimsenin özgürlüğü garanti altında değildir.

    Hiçbir kişi veya kurum; savunma görevini yapan avukatı görevini yapmaktan alıkoyamaz, engelleyemez ve fiziki saldırıda bulunamaz. Avukatın görevi; hukuk devletinin bireylere sağladığı hak ve güvenceleri korumak ve kullanılmasını sağlamaktır. Avukatın mesleki faaliyetlerinin engellenmesi, duruşma salonuna alınmaması ve kendilerine yönelen saldırılara karşı mücadeledeki kararlığımızı bir kez daha vurgulamak isteriz.

    Hukuk Devletini, Adil Yargılanma Hakkını, Mesleğimizi ve Meslektaşlarımızı savunmaktaki kararlılığımızdan asla taviz vermeyeceğiz. Bu sorumlulukla İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel, TBB Yönetim Kurulu üyesi Av. Ercan Demir ve meslektaşlarımıza yönelik saldırıyı gerçekleştirenleri kınıyor, haklarında derhal adli ve idari soruşturma başlatılmasının gerektiğini kamuoyu ve ilgililerin bilgisine sunarız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ÇHD davası: Kozağaçlı ile Timtik’in tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi

    ÇHD davası: Kozağaçlı ile Timtik’in tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi

    PİRHA-KHK ile kapatılan ÇHD üyesi 22 avukatın yargılandığı davada mahkeme heyeti, Av. Selçuk Kozağaçlı ile Av. Barkın Timtik’in tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Bir sonraki celse 23 Mart 2022 günü görülecek.

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi 22 avukatın yargılanmasına bugün Silivri Cezaevi Kampüsü’nde devam edildi. Aralarında 2017 yılından bu yana tutuklu bulunan ÇHD Genel Başkanı Av. Selçuk Kozağaçlı ile avukat Barkın Timtik‘in de olduğu 22 avukat “Örgüt yöneticiliği” suçlamasıyla yargılanıyor.

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Erinç Sağkan, Ankara Barosu Başkanı Av. Kemal Koranel, İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel, Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Nahit Eren, Adana Barosu Başkanı Av. Semih Gökayaz, Van Barosu Başkan Yardımcı Av. Hamza Çiftçi, Tekirdağ Barosu Başkanı Av. Sedat Tekneci, İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Av. Öztürk Türkdoğan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP İstanbul Milletvekilleri Oya Ersoy ile Züleyha Gülüm, Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Mersin Milletvekili Rıdvan Turan da duruşmaya katılanlar arasındaydı.

    Mütalaasını tekrar eden savcı, adli tedbirlerin yeterli kalmayacağını belirterek, tutukluğun devamını talep etti. İlk olarak söz alan ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, duruşmaya katılan meslektaşlarına teşekkür etti. Kozağaçlı şu ifadeleri kullandı:

    “Bu ülkenin tarihinde bu kadar kalabalık ve nitelikli bir avukat tarafından korunmuş bir sanık grubu yoktur. Avrupa’dan gelen 8 yıldır takip eden meslektaşlarıma da çok teşekkür ediyorum. Bu davanın peşini hiç bırakmadılar. Sayın savcıya sitem etmek istemem ama 8 yıldır aranan evrakların bulunduğu iddia ediliyor ama savcılık duruma müdahil olmuyor. Savcı aylar önce hazırladığı mütalaayı 8 sene önceki iddianamedeki yazım hatalarıyla kopyalayıp sunuyor. İddianame savcısı ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü Adem Özcan. Bu şu demek ‘Ben bu yargılamaya ilgi duymuyorum, sizlerle ilgilenmiyorum’.”

    “SAVCI TANIKLARI DİNLETEMİYOR ÇÜNKÜ TANIKLAR YOK”

    Aleyhlerinde tanık olarak bildirilen 13 kişinin savcılık tarafından daha sonra vazgeçildiğini kaydeden Kozağaçlı, şöyle konuştu:

    “Savcı, bizim suçlu olduğumuzu söyleyen 13 tanık bildirmiş. Savcı tanıklarını duruşmada ikame etmekten vazgeçiyor. Tanıktan vazgeçme, çok istisna hallerde geçerli bir durum. Savcı dilekçe yazabilir bundan vazgeçebilir, talepte bulunur, bundan vazgeçer; mütalaadan vazgeçer, tamam bunlar kabulüm. Fakat iddianame savcısının bildirdiği 13 tanığı dinlemekten vazgeçti. Savcı tanıkları dinletemiyor. Çünkü tanıklar yok. Tanıkların bir kısmı sanal, sahte üretilmiş kişiler. Bir kısmı savcı, bir kısmı polis müdürü, memuru. Bu meslek gruplarından sahte delil üretmekten, yalan tanıklık yapmaktan hüküm giyenler oldu.

    “CEZA VERMEK İSTİYORSANIZ OLAYA DAYALI TANIKLAR BULMALISINIZ”

    Savcılık aleyhimize 13 tanık gösteriyor. Savcılığın peşini çoktan bıraktığı 13 tanığın peşine biz düştük. Kanun, bir olayın tek ispatı tanık ise onu mutlaka duruşmada dinleyeceksin diyor. Bizim DHKP-C’li olduğumuzu karara bağlayacaksanız bu olgudur. Olgular tanıkla ispatlanamaz. Tanık ispatlar. 13 tanık bize 13 olay anlatmalı. Bizim dosyadaki tanıklar ne diyor, bu kişi DHKP-C üyesidir. Böyle tanıklık olmaz, bize ceza vermek istiyorsanız olguya dayalı değil olaya dayalı tanıklar bulmalısınız.

    “TANIKLAR ÖLDÜ MÜ? AKIL HASTASI MI? YOKSA BULAMIYOR MUSUNUZ?”

    Bant kaydı olurdu elinizde, tutanak olurdu. Bunlar yok. İddianame savcısı Adem Özcan’ın mal varlığına el kondu geçen hafta. Bu iddianameyi Adem’den başka kimse yazamaz, fikri mülkiyet hakkıdır. Sizin bu iddianameyi Varlık Fonu’na devretmeniz lazım. Kanunda, olayın delili bir tanığın ifadesiyse, o tanık mutlaka dinlenir diyor. O tanığı getireceksiniz, yazdığı şeyle yetinilemez. Hadi savcı vazgeçti sesini çıkarmıyor, biz vazgeçebilir miyiz? Savcı bu dosyada bizim DHKP-C üyesi olduğumuzu, benim yöneticisi olduğumu kanıtlamak üzere getirdiği 13 tanıktan vazgeçti. Sayın duruşma savcısı 13 tane tanık göstermişsin 2013’de. Bunlar öldü mü, akıl hastası mı oldu, yoksa bulamıyor musun bunları? Böyle değilse nasıl vazgeçiyorsun? Bunlar kamu tanığı.”

    BARKIN TİMTİK: AÇLIK GREVİMİN 5. GÜNÜNDEYİM

    Kozağaçlı‘nın ardından beyanda bulunan Av. Barkın Timtik de duruşmaya katılanları selamlayarak sözlerine başladı. Timtik, dijital deliller ile gizli tanık beyanlarına değinirken, şunları söyledi:

    “Öncelikle 2005’ten beri adli emanette olduğu iddia edilen belgelerin şimdi getirilmesi üzerinize bir yük yüklüyor. Şimdiye kadar bunları sürüncemede bırakanlar hakkında suç duyurusunda bulunmak gerekiyor. Bugün açlık grevimin 5. günündeyim. Sibel Balaç 19 Aralık’tan beri ölüm orucunda. Gökhan Yıldırım süresiz açlık grevi eyleminde. Onların talepleriyle Ebru Ablamın talepleri de aynıydı. İki sanatçı hayatını kaybetti aynı taleplerle. Gencecik Mustafa hayatını kaybetti.

    “ÖLÜM ORUÇLARINI ENGELLEMEK MÜMKÜN”

    Yeni başlayan bu ölüm orucu eylemini engellemek mümkün, ben içerdeyim ve sadece açlığımla bunu engellemeye çalışıyorum. Dışarıda daha başka pek çok şey yapılabilir. Taleplere ses olunması gerekiyor. Bu ölüm orucunun bazı talepleri var. Biri dijital deliller biri gizli tanık beyanları ve bizim dosyamızda da tam da bunlar var. Bu ölüm orucu ve açlık grevleri eylemleri talepleri nedeniyle yargıyı çok yakından ilgilendiriyor.

    “TANIKLARIN YÜZLERİNİ GÖRMEK İSTİYORUZ”

    Tanık dinleyeceksiniz, tanığın buraya getirilmesini istiyoruz, onların yüzlerini görmek istiyoruz. Gerçek insanlarsa getirin konuşsunlar. Bugün konuşmak istediğim bir konu, itirafçılık dayatması. Bulunduğum hapishanede yaşanıyor. İtirafçılık politikası esasen halk değerlerinin yozlaştırılmasına dayanır. İki Grup Yorum üyesi biri Sultan Gökçek, İbrahim’in eşi, ona bizzat savcı hapishaneye gelerek itirafçılık teklifinde bulundu. Emel Yeşilırmak’ın ailesini MİT görevlileri kaçırmakla tehdit ediyorlar. Diyorlar ki ailesine “Bu iş bir iğneye bakar, intihar etti deriz.”

    “HUKUKEN, BENİ TAHLİYE ETMEK ZORUNDASINIZ” 

    Grup Yorum temsil kabiliyeti çok yüksek bir müzik grubu. Bu yüzden Grup Yorum’la uğraşıyorlar. Yakın zamanda savcılıkta ifade işlemi esnasında Sultan’ı bizzat savcılık çay içmeye davet etti, Sultan sadece ifade vermeye gelirim deyince tutuklamaya sevk edildi ve tutuklandı. Aradan bir kaç gün geçince savcı bizzat hapishaneye geldi görüşmek çay içmek istedi. Böyle bir şey olabilir mi? Şimdi bunlar mutat oluyor, bir itirafçılık politikası ile yargılama yapılmaya çalışılıyor. Benim tutukluluğumun uzamasının nedeninin benim hakkımda da itirafçılar yaratılmaya çalışılması olduğunu düşünüyorum. Yoksa dosya Yargıtay’da bozulduğunda tahliye edilmem gerekirdi. Ben her celse söylüyorum size; siz beni tahliye etmek zorundasınız, hukuken zorunlusunuz buna söyleyeceklerim bu kadar.”

    TBB BAŞKANI AV. SAĞKAN: TUTUKLUĞA SON VERİLMELİDİR

    Timtik’in beyanının ardından Av. Çiğdem Akbulut, 26 farklı uluslararası hukuk kurumunun mahkemeye hitaben yazdığı beraat ve derhal salıverilme talepli dilekçeyi sundu.

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Av. Erinç Sağkan da tutukluğa son verilmesi gerektiğini söyleyerek, “Bugün duruşmanın başlangıcında bazı belgelere ulaşabildiğinizi söylediniz. Müvekkillerimin uzun zamandır uğraş verdiği bir konuda siz de çaba göstermişsiniz. Bir delilden bahsediyoruz, bir dijital veri. Buna dair savcılık makamının hiçbir görüşü yok, bir rapor mütalaayı değiştirmesini gerekebilir. Bu delillere nasıl ulaşıldığının da araştırılması gerekir. Maddi gerçeğe ulaşmak için yapılması gereken bir husustur. Selçuk’un kaçma ihtimali olmadığı buradaki herkes tarafından bilinmektedir. Savcılığın dinlemek istemediği sanık meslektaşlarımızın dinlemek istediği tanıklar üzerinde bir etki etme ihtimali olmadığı ortadadır. Bugün itibariyle bu tutukluluğa son verilmesi gerekir” dedi.

    DURAKOĞLU: BURADA AVUKAT YARGILAMASI YAPILIYOR

    İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu ise “Bu davanın ilk celsesi başladığında ben barolar açısından çok önemli olduğunu belirtmiştim. Bu dava bizim için çok önemli, burada avukat yargılaması yapılıyor. Bu dava başladı ve hafta içi süren duruşmanın sonucunda tüm avukatlar tahliye edildi. Bir itiraz üzerine harekete geçildi, üstelik bir cumartesi günü aynı yargıçlar yakalama kararı verdiler. Bana hiç kimse bir hakimin ıslak imza ile imzaladığı kararın 10 saat içinde elektronik imza ile değiştirilmesini açıklayamaz. Siz bugün bu celseye başlarken “evraka” diye başladınız. Buldum dediniz, 8 yıldır getirilemeyen delilleri bulduğunuzu söylediniz. Bu dava Türkiye’de yargının durumunu gösteriyor bize, bunun için çok önemli. Siz, ilk heyetin adını tarihe yazdırdığı gibi adınızı tarihe yazdırabilirsiniz.

    TÜRKDOĞAN: BU DAVADAN HİÇBİR ŞEY ÇIKMAYACAK

    İHD Eş Genel Başkanı Av. Öztürk Türkdoğan iddianamede yer alan belgelerle ilgili olarak, “Bu Belçika-Hollanda belgelerinden bıktık artık. Yıllardır bu evraklar dosyalara gelip gider. Bunların sahte olduğu da ortaya çıkacak, göreceksiniz. Selçuk bu belgelerden 2004 yılında yargılandı, beraat etti ve kesinleşti. Hukuki olarak söylenebilecek her şeyi Selçuk az önce ifade etti. Ben bu davadan hiçbir şey çıkmayacağını düşünüyorum. Arkadaşlarımız da zaten bizim nezdimizde suçlu değillerdir” dedi.

    “DOSYANIN DAYANAĞI OLAN DELİLLER YOK”

    Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Nahit Eren dosyanın dayanağı olan delillerin olmadığını vurguladı. “Aslında size neyi anlatalım bilmiyorum. Biz her celseden sonra klişe tutuklama gerekçeleri ile tutukluluğun devam ettiğini görüyoruz. Bu celse dijitalleri buldum dediniz. Bugüne kadar olmadığını itiraf ettiniz, bu davanın temeli bunlar. Daha önce olması gereken dosyanın dayanağı olan deliller dosyada yok. Hazırlık aşamasında bu deliller iddianame ile birlikte sizin önünüze getirilmeli. Çünkü tutuklamanın gerekçesi yapılıyor. Avukatları tutuyorsunuz bunlarla. Meslektaşlarımızın, arkadaşlarımızın bir saniye bile tutuklu kalmaması gerekir” şeklinde konuştu.

    BARO BAŞKANLARINDAN TAHLİYE ÇAĞRISI

    Ankara Barosu Başkanı Av. Kemal Koranel, “Bu dosyanın soruşturmasını hazırlayanların FETÖ hükümlüsü olduklarını unutmayın, meslektaşlarımızı serbest bırakın” dedi. Adana Barosu Başkanı Av. Semih Gökayaz, ise “Zaten duruşma sonrasında alınacak karar belli şeklinde bu aşamaya kadar gelindi. Çok kudretli bir salon yapılmış; ama buradan adalet çıkacak mı? Önemli olan bu” diye konuştu. Siirt Barosu Başkanı Av. Kenan Bilge de “Selçuk Kozağaçlı’nın tanıklarla ilgili beyanlarını ben hayretle izledim, dinledim. Bu beyanlardan sonra meslektaşlarımızın tahliyesi gerekir” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE’NİN HUKUK SİSTEMİNİN ALNINA ÇALINMIŞ KARA BİR LEKEDİR”

    İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel dosyayı “Türkiye’deki hukuk sisteminin sürüklendiği karanlık” şeklinde tanımlarken; “Yargılananlar bizim meslektaşlarımız, arkadaşlarımız, yoldaşlarımız. Onlar bulunmaları gereken yerde değiller, yanımızda omuz başımızda olmalılar. Siz 8 yıl aradan sonra, aslında en başından beri ulaşmanız gereken delile ulaştığınızı söylediniz. Savcılık bu gelişmeye rağmen mütalaayı tekrar etti. Bu dosyayı önemsemiyor anlaşılan ama biz önemsiyoruz. Bu dosya Türkiye’de hukuk sisteminin içine sürüklendiği karanlığın aynası. Karanlığın biraz olsun dağılmasını, bir çatlak oluşmasını ve bu çatlaktan ışık yayılmasını istiyoruz. Bu dosya Türkiye’nin hukuk sisteminin alnına çalınmış kara bir lekedir. Sizden beklentimiz sadece kendi adımıza değil, sizin adınızadır da aslında. Selçuk ve Barkın’ın tahliyesini talep ediyorum” dedi.

    “HAFIZAMIZ ÇOK KUVVETLİ, MEHMET AĞAR’IN CEZA ALMASINI SAĞLADIK”

    Tutuklu Av. Oya Aslan celseyi şaşkınlıkla karşıladığını belirtti. “Delillerin peşine düştüğünüzü gördük salondaki meslektaşlarımıza saygılı söz veren bir tutumla karşılaştık. Bu tutumun meslektaşlarımızın tahliyesine karar verme gücüne de sahip olmayı kapsaması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    Tutuklu Av. Özgür Yılmaz cezaevindeki açlık grevlerini hatırlatarak; “Gökhan Yıldırım süresiz açlık grevinde, Sibel Balaç ölüm orucunda. Ölüm orucu yapmak kolay değildir, yapanın 2 nedeni vardır. Size karşı yapılanlar ve geleceğe dair umutlar. Savcı diyor ki daha önce verdiğimiz yazılı mütalaayı tekrar ediyoruz. Ben mütalaayı görmeden bana ceza istiyorsunuz. Önce bana mütalaayı bir okuyun sonra benden savunma isteyin. Böyle şekli şeyleri bile yerine getirmiyorsunuz. Biz bunlara sessiz mi kalalım? Kalmayız, bizim Ebrumuza sözümüz var, Ebru’nun bu dosyada kanı var. Hesabını soracağız, yemin olsun halkımıza. Ben bana 1994 yılında işkence yapanların peşini bırakmadım, yargılandılar 20 sene sonra ceza aldılar. Bizim hafızamız çok kuvvetli. Mehmet Ağar’ın hapis cezası almasını sağladık. Akın Gürlek’in de Süleyman Soylu’nun da yargılanmasını sağlayacağız, cezalandırılmalarını sağlayacağız” ifadelerini kullandı.

    TUTUKLULUKLARIN DEVAMI KARARI

    Beyanların ardından mahkeme heyeti, Kozağaçlı ile Timtik’in tutukluluk durumları hakkında karar vermek üzere duruşmaya ara verdi. Kozağaçlı ve Timtik’in tutukluluk hallerinin devamına hükmeden mahkeme, bir sonraki celseyi 23 Mart 2022 tarihine erteledi.

    (HABER MERKEZİ)
  • Diyarbakır’daki avukatlara müdahaleye 78 barodan ortak tepki: Savunmaya saldırı kabul edilemez

    Diyarbakır’daki avukatlara müdahaleye 78 barodan ortak tepki: Savunmaya saldırı kabul edilemez

    PİRHA-78 baro ortak bir açıklama yayımlayarak, Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Nahit Eren ve yönetim kurulu üyelerini talimatla duruşmadan zorla çıkaran Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanının görevden uzaklaştırılmasını istedi. Açıklamada, “Hiçbir kişi veya kurum; savunma görevini yapan avukatı görevini yapmaktan alıkoyamaz, engelleyemez, avukata fiziki saldırı ve hakarette bulunamaz” denildi.

    Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen bir duruşmada, mahkeme başkanı tarafından müdafi avukatlara yönelik tutum ile ilgili olarak görüşmek üzere salona giden Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Nahit Eren ve yönetim kurulu üyeleri mahkeme başkanının talimatıyla polisler tarafından zorla dışarı çıkarıldı.

    “SAVUNMAYA SALDIRI KABUL EDİLEMEZ”

    Aralarında İstanbul, İzmir, Ankara, Diyarbakır ve Dersim barolarının da olduğu toplamda 78 baro, “Savunmaya saldırı kabul edilemez” başlığıyla bir açıklama yayımladı.

    Açıklamada 13 Eylül günü gerçekleşen olaya ilişkin bilgiler verilirken; “13 Eylül 2021 tarihinde Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nin duruşma salonunda; mahkeme başkanı tarafından müdafi avukatlara yönelik ön yargılı tutum ve saldırgan tavır üzerine Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Nahit Eren ve yönetim kurulu üyeleri, konuyu görüşmek için duruşma salonuna gittiklerinde mahkeme başkanı aynı tutumunu baro başkanı ve yöneticilerine karşı sürdürmüştür.

    Mahkeme başkanı tarafından Diyarbakır Baro Başkanı Av. Nahit Eren ile duruşma salonunda bulunan avukatların duruşmadan çıkartılmalarına ilişkin polislere talimat verilmesi üzerine, polis memurlarınca baro başkanına, baro yöneticilerine ve avukatlara yönelik fiziki saldırı ve hakaretlerde bulunulmuştur” denildi.

    “AVUKATLIK, HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNÜN TEMİNATIDIR”

    Adil yargılanma hakkının gerçekleşebilmesi için öncelikle hak arama özgürlüğünün gerçek bir özgürlük olarak kullanılması gerektiği bildirilen açıklamada; hukuki dinlenilme hakkının tanınması, şüphelinin veya sanığın, hakkındaki tüm delilleri görebilmesi ve delillere karşı sözünü söyleme hakkının bulunması, savunması için delil sunabilmesi ve delillerin de toplanmasının zorunlu olduğu kaydedildi.

    “Avukatlık mesleği savunma hakkının, adil yargılanma hakkının ve hak arama özgürlüğünün teminatıdır” ifadesinin yer verildiği açıklamada, avukatların özgür ve etkili olamadığı bir toplumda hiç kimsenin özgürlüğünün garanti altında olmadığı belirtildi.

    “DİYARBAKIR 9. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANI VE OLAYDA YER ALAN POLİSLER GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILMALI”

    78 baronun ortak açıklamasında son olarak şu ifadeler kullanıldı; “Hiçbir kişi veya kurum; savunma görevini yapan avukatı görevini yapmaktan alıkoyamaz, engelleyemez, avukata fiziki saldırı ve hakarette bulunamaz.

    Avukatın görevi; hukuk devletinin bireylere sağladığı güvenceleri korumak, bu hak ve güvencelerin kullanılmalarını sağlamaktır.  Avukatların mesleki faaliyetlerinin engellenmesi, duruşma salonundan fiziki saldırı ve hakaretlere maruz bırakılarak çıkartılmaları gibi kabul edilemez tutum ve anlayışlara karşı mücadelede etme konusundaki kararlığımızı bir kez daha tüm kamuoyuna duyurmaktayız.

    Hukuk devletini, adil yargılanma hakkını, savunmayı, mesleğimizi ve meslektaşlarımızı savunmaktaki kararlılığımız bilinmelidir. Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanının ve olayda yer alan kolluk görevlilerinin ivedilikle görevden uzaklaştırılmaları ve haklarında gerekli adli ve idari soruşturmanın başlatılması gerektiğini kamuoyu ve ilgililerin bilgisine sunarız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Yeni Şafak bölge barolarını hedef aldı, Barolar Basın Konseyini göreve çağırdı

    Yeni Şafak bölge barolarını hedef aldı, Barolar Basın Konseyini göreve çağırdı

    PİRHA- Hükümet yanlısı Yeni Şafak gazetesi, ırkçı saldırılara karşı ortak açıklama yapan bölge barolarını hedef alarak, saldırıların “sıradan anlaşmazlıklar” olduğunu iddia etti. Baro başkanları da, Yeni Şafak’ın hedef gösteren manşetine tepki göstererek, Basın Konseyi’ni göreve çağırdı. 

    AKP’ye yakın Yeni Şafak gazetesi, Kürtlere yönelik artan ırkçı saldırılara karşı ortak açıklama yapan Adıyaman, Ağrı, Bingöl, Bitlis, Batman, Dersim, Diyarbakır, Hakkari, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Urfa, Şırnak ve Van barolarını hedef aldı. Bugün “Kandil’in baronları” manşetiyle çıkan Yeni Şafak, ırkçı saldırıların “sıradan anlaşmazlıklar” üzerinden yaşandığını iddia ederek, baroları “etnik provokasyon” yapmakla hedef aldı.

    AKP’ye yakın Yeni Şafak gazetesinin, Kürtlere yönelik artan ırkçı saldırılara karşı ortak açıklama yapan baroları “Kandil’in baronları” manşetiyle hedef göstermesine sanal medyadan tepki yağdı. Hedef gösterilen bazı baro başkanları, ırkçı saldırıları “sıradan anlaşmazlıklar” üzerinden yaşandığını iddia eden gazeteye karşı Basın Konseyi’ni göreve çağırdı.

    Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, “Türkiye’de ırkçılığın bir tezahürü de medyadaki bu yaklaşımdır. Irkçı saiklerle yapılan saldırıları salt adli vaka göstermeye çalışan dil, ırkçılığın devamıdır. Baroları hedef gösteren bu tetikçi manşeti esefle kınıyorum. Bu hedef göstermenin hesabını yargı önünde soracağız” paylaşımında bulunurken, Urfa Baro Başkanı Velat Izol da, “Baroların hedef gösterilip kriminalize edilmek istenmesi ırkçı saldırıları gölgelemeye yöneliktir. Temel gaye savunmasız bir toplum oluşturmaktır. Bizler görevimizi yaparken kimseye, ne müvekkile ne hakime, hele ne de iktidara tabiyiz” ifadelerini kullandı.

    Batman Baro Başkanı Erkan Şenses ise, “Irkçı saldırıları sıradan anlaşmazlık olarak gösterip baroları hedef gösteren bu manşeti en güçlü biçimde kınıyorum. Irksal nefreti ve hoşgörüsüzlüğü teşvik eden, destekleyen ve haklı gören bu manşete karşı Basın Konseyi’ni göreve çağırıyorum” çağrısında bulunurken, Muş Baro Başkanı Kadir Karaçelik ise, hukuk kurumlarının hedef alınmasına tepki gösterdi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • 72 Baro Başkanı Deniz Poyraz’ın katledilmesini kınadı

    72 Baro Başkanı Deniz Poyraz’ın katledilmesini kınadı

    72 Baro Başkanı ortak açıklama yayınlayarak, HDP İzmir İl Örgütü’ne yönelik silahlı saldırıda Deniz Poyraz’ın katledilmesini kınadı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü’ne yönelik silahlı saldırıda Deniz Poyraz’ın katledilmesine ilişkin 72 Baro Başkanı ortak yazılı açıklama yaptı.

    “ÜLKEMİZ ŞİDDET İKLİMİNE ÇEKİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    “Saldırının ardındaki karanlık odaklar ortaya çıkarılmalı. Ülkemiz şiddet iklime çekilme çalışılıyor” denilen açıklamada şunlara yer verildi:

    “17 Haziran 2021 tarihinde HDP İzmir İl Başkanlığı’na düzenlenen silahlı saldırıda bir vatandaşımız öldürülmüştür. Bu saldırı toplumsal birlikteliğimize, demokrasiye ve ülkemiz barışına saldırıdır. Siyasi faaliyet yürütenlerin yaşam hakkını, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak ; devletin asla terk edemeyeceği zorunlu görevlerdir.  Son olarak İzmir HDP il binasında çalışan bir emekçinin kızı olan Deniz Poyraz’ın öldürülmesi, ülkemizin şiddet iklimine çekilmeye çalışıldığı ve toplumsal bütünlük konusundaki kaygılarımızı artırmaktadır.

    SALDIRININ ARDINDAKİ KARANLIK ODAKLAR ORTAYA ÇIKARILMALI

    Birlik ve beraberliğimize ve bir arada yaşama kültürümüze yönelik bu saldırıyı kınıyor, hayatını kaybeden Deniz Poyraz’a Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Yasal mercilerin bir an önce sorumluların, saldırının ardındaki karanlık odakların ve hedeflerinin tüm yönleri ile ortaya çıkarılması için gerekli soruşturmayı tamamlayarak yargıya teslim etmesini talep ediyoruz.”

    İmzacı olan baro başkanları listesi şu şekilde:

    “Adana Barosu Başkanı Av. Veli Küçük

    Adıyaman Barosu Başkanı Av. Mustafa Köroğlu

    Afyonkarahisar Barosu Başkanı Av. Turgay Şahin

    Ağrı Barosu Başkanı Av. Mehmet Salih Aydın

    Amasya Barosu Başkanı Av. Ahmet Melik Derindere

    Ankara Barosu Başkanı Av. Ramiz Erinç Sağkan

    Antalya Barosu Başkanı Av. Polat Balkan

    Ardahan Barosu Başkanı Av. Osman Nuri Yıldız

    Artvin Barosu Başkanı Av. Ayla Varan

    Aydın Barosu Başkanı Av. Gökhan Bozkurt

    Balıkesir Barosu Başkanı Av. Erol Kayabay

    Bartın Barosu Başkanı Av. Ferhat Parlatır

    Batman Barosu Başkanı Av. Erkan Şenses

    Bilecik Barosu Başkanı Av. Halime Aynur

    Bingöl Barosu Başkanı Av. Ömer Faruk Hülakü

    Bitlis Barosu Başkanı Fuat Özgül

    Bolu Barosu Başkanı Av. Sabri Erhendekçi

    Burdur Barosu Başkanı Av. Ramazan Gedik

    Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan Altun

    Çanakkale Barosu Başkanı Av. Bülent Şarlan

    Çankırı Barosu Başkanı Av. Erkan Köroğlu

    Çorum Barosu Başkanı Av. Kenan Yaşar

    Denizli Barosu Başkanı Av. Müjdat İlhan

    Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren

    Düzce Barosu Başkanı Av. Azade Ay

    Edirne Barosu Başkanı Alper Pınar

    Erzincan Barosu Başkanı Av. Adem Aktürk

    Erzurum Barosu Başkanı Av. Talat Göğebakan

    Eskişehir Barosu Başkanı Av. Mustafa Elagöz

    Gaziantep Barosu Başkanı Av. Bektaş Şarklı

    Giresun Barosu Başkanı Av. Soner Karademir

    Gümüşhane-Bayburt Barosu Bölge Barosu Başkanı Serkan Pekmezci

    Hakkari Barosu Başkanı Av. Ergün Canan

    Hatay Barosu Başkanı Av. Hüseyin Cihat Açıkalın

    Iğdır Barosu Başkanı Av. Serkan Alakan

    Isparta Barosu Başkanı Av. Ünsal Çankaya

    İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu

    İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel

    Kahramanmaraş Barosu Bşk. Av. Muhammed Burak Gül

    Kars Barosu Başkanı Av. Fettah Çapkurt

    Kastamonu Barosu Başkanı Av. Özgür Demir

    Kayseri Barosu Başkanı Av. Cavit Dursun

    Kırıkkale Barosu Başkanı Av. Talat Apaydın

    Kırklareli Barosu Başkanı Av. Turgay Hınız

    Kilis Barosu Başkanı Av. Hayri Muammer Fazlıağaoğlu

    Kocaeli Barosu Başkanı Av. Bahar Gültekin Candemir

    Konya Barosu Başkanı Av. Mustafa Aladağ

    Kütahya Barosu Başkanı Av. Ahmet Atam

    Malatya Barosu Başkanı Av. Enver Han

    Manisa Barosu Başkanı Av. Ali Arslan

    Mardin Barosu Başkanı Av. İsmail Elik

    Mersin Barosu Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz

    Muğla Barosu Başkanı Av. Cumhur Uzun

    Muş Barosu Başkanı Av. Kadir Karaçelik

    Ordu Barosu Başkanı Av. Haluk Murat Poyraz

    Osmaniye Barosu Başkanı Av. İbrahim Halil Yavuzdoğan

    Sakarya Barosu Başkanı Av. Abdurrahim Burak

    Samsun Barosu Başkanı Av. Pınar Gürsel Yıldıran

    Siirt Barosu Başkanı Av. Nizam Dilek

    Sinop Barosu Başkanı Av. Hicran Kandemir

    Sivas Barosu Başkanı Av. Fatih Sevim

    Şanlıurfa Barosu Başkanı Av. Abdullah Öncel

    Şırnak Barosu Başkanı Av. Rojhat Dilsiz

    Tekirdağ Barosu Başkanı Av. Sedat Tekneci

    Tokat Barosu Başkanı Av. Melih Yardımcı

    Trabzon Barosu Başkanı Av. Sibel Suiçmez

    Tunceli Barosu Başkanı Av. Kenan Çetin

    Uşak Barosu Başkanı Av. Emin Coşkun

    Van Barosu Başkanı Av. Zülküf Uçar

    Yalova Barosu Başkanı Av. Fedayi Doğruyol

    Yozgat Barosu Başkanı Av. Muhsin Ayanoğlu

    Zonguldak Barosu Başkanı Av. Özel Eroğlu.”

     

     

  • Baro başkanlarından uyarı: Baro seçimlerinin üzerinden elinizi çekin

    Baro başkanlarından uyarı: Baro seçimlerinin üzerinden elinizi çekin

    PİRHA- Baro başkanları toplantısı, 51 baro başkanının katılımıyla Ankara Barosu’nun ev sahipliğinde gerçekleşti. Toplantının sonuç bildirgesinde, “Baro genel kurullarının önünde hukuken hiçbir engel yoktur. Baro seçimlerinin üzerinden elinizi çekin” denildi. Baro başkanları, baro genel kurulları için getirilen 300 kişi sınırlamasına, “Görülüyor ki pandemi gerekçe gösterilerek avukatların önünden sandık kaçırılmak isteniyor” diye tepki gösterdi. 

    Mersin Barosu ile birlikte 51 baro başkanının katılımıyla 13 Mart tarihinde gerçekleşen Baro Başkanları Toplantısı’nın sonuç bildirgesi yayınlandı.

    Bildirgede şu ifadelere yer verildi:

    “Bizler aşağıda imzası bulunan baro başkanları olarak; hukuk devleti ve demokrasiye tam bağlılıkla aşağıdaki hususları kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz. Bilindiği üzere, pandemi gerekçe gösterilerek 2020 Ekim ayından bu yana hukuka ve mevzuata aykırı biçimde baroların olağan genel kurullarının engellenmesine devam edilmektedir.

    Bu süreçte çeşitli açıklamalar ve YSK kararları ile hukuka aykırı bir durum olağanmış gibi gösterilmeye çalışılıyor ve gerçeğe aykırı açıklamalarla toplumun hafızasında bir algı oluşturuluyor. Kırmızısı, turuncusu, üçyüzü, beşyüzü, kısıtlama olanı olmayanı ile baro genel kurulları açısından ülke coğrafyası 81 parçaya bölünmüş ve her biri için başka bir hukuksuzluk inşa edilmiştir. Görülüyor ki pandemi gerekçe gösterilerek avukatların önünden sandık kaçırılmak isteniyor.

    Emredici yasa hükmüne rağmen baroların genel kurul yapması, pandemi gerekçesiyle engellenirken siyasi partilerin tıklım tıklım dolu kongreleri, faaliyetleri devam eden AVM’ler ve en önemlisi her gün binlerce kişinin bir arada bulunmak zorunda kaldığı adliyeler; bu gerekçenin samimiyetten yoksun olduğunu açıkça göstermektedir. Örneğin İstanbul Çağlayan Adliyesi’ne her gün avukat, hakim-savcı, adliye personeli ve yurttaş olmak üzere yaklaşık 30.000 kişinin girip çıktığı ve buralarda alınan tek tedbirin HES kodu sorgulaması olduğu da göz önüne alınırsa; baro genel kurulları için getirilen 300 kişi sınırlamasının pandemi mücadelesi ile ilgisi olmayan bir çifte standart uygulaması olduğunu ve gerçekçi, bilimsel, hukuksal bir dayanağı olmadığını hepimiz görüyoruz.

    “BARO GENEL KURULLARININ ÖNÜNDE HUKUKEN HİÇBİR ENGEL YOKTUR”

    Pusulası hukukun evrensel ilkeleri olan bir mesleğin mensupları olarak sandığı hak sahiplerinin önünden kaçırmanın demokratik olmadığını biliyoruz ve gerçek amacın ne olduğunun da farkındayız. Bugün Avukatlık Kanunu’nda yer alan seçime ilişkin hükümleri yok sayarak baro genel kurullarının engellenmesi, gelecekte yapılması muhtemel tüm seçimlerin iptali için de korkutucu bir emsal yaratmaktadır. Demokrasiye aykırı bu tavrın bir diğer sonucu ise TBB seçimlerini de ötelemek ve baroların iradesine rağmen hukuku teferruat sayan bir başkanlık anlayışının TBB’de sürmesini sağlamaktır.

    Öncelikle belirtmek gerekir ki baro genel kurullarının önünde hukuken hiçbir engel yoktur.

    -Barolar, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır. Bu nedenle söz konusu sokak kısıtlamaları barolar ve avukatlar açısından geçerli değildir.

    -300 kişi ve kişi başı 8 m2 alan sınırlamasının hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Nitekim siyasi parti kongrelerinde böyle bir kısıtlama getirilmemiştir.

    -Baro genel kurullarının yapılmasının önündeki engellerin kaldırıldığı beyanı bir kandırmacadan ibarettir. Üye sayısı 400’ün üzerinde olan barolarda pazar günü dışında seçimlerin yapılabilmesi mevzuat gereğince mümkün değildir. (Av. K. Ek: 3 md., Av. K. Y. 52. md)

    -Kanunda yer alan emredici hükümlerin uygulanmasının, hukuksuz idari kararlarla engellenmesi suçtur. YSK’dan başlamak üzere yasak kararlarının altında imzası olan herkes suç işlemektedir.

    -Pandemi koşullarının elbette ki farkındayız. Ancak, kısıtlama günlerine denk geldiği gerekçesiyle seçimlerin engellenme girişimlerinin aksine kısıtlama günlerinde yani tüm kentin evlerinden çıkamadığı günlerde yalnızca avukatların sokağa çıkacakları oy kullanma işlemleri fiziksel mesafe kurallarına ve dolayısıyla pandemi koşullarına daha uygun ve sağlıklıdır.

    Başta baro genel kurullarının hukuksuz şekilde engellenmesinin çıkış noktası olan ve bu yönde genelge yayımlayan İçişleri Bakanlığı’na; bakanlığın, genelgesine dayanak gösterdiği Pandemi Bilim Kurulu’na ve bu genelge doğrultusunda kararlar alan hıfzıssıhha kurulları ile YSK’ya soruyoruz!

    -İçinde bulunulan bu hukuksuz durumun, devletin tüm kurum ve kuruluşlarına sirayet etme tehlikesini görmüyor musunuz? Bilim kurulunca alındığı iddia olunan tavsiye kararları gerçekten sadece barolar ve STK’ları kapsayıp siyasi partileri kapsamamakta mıdır? Eğer öyleyse Pandemi Bilim Kurulu’nca alınan bu kararlar hangi bilimsel veriye dayandırılmıştır?

    Bu gerekçelerle tüm yetkililere sesleniyoruz; baro genel kurulları üzerinden elinizi çekin! Bizler, baro başkanları olarak meslektaşlarımızın sağlığı için gereken her türlü önlemi almak suretiyle gerektiğinde açık havada, gerektiğinde spor salonlarında, gerektiğinde stadyumlarda genel kurul toplantılarımızı yapmak ve demokrasiye olan inanç ve hukuka olan saygımızı bir kez daha ortaya koymakta kararlıyız.

    Bu kapsamda, şu ana kadar genel kurul kararı alan, genel kurulunu gerçekleştiren ve henüz genel kurul kararı almamış olan bizler en geç haziran ayı sonuna kadar barolarımızda genel kurul süreçlerini tamamlamak yönündeki kararlılığımızı bir kez daha ifade ediyoruz.

    TBB başkanının, bu süreçte görevini gereği gibi yapmadığını, baroların genel kurullarının yapılmasına getirilen yasakları 6 ay sonra fark etmek suretiyle bakanlığa yazı yazmakla yetindiğini görüyoruz. Bu da barolarla TBB arasındaki mesafenin ne kadar açıldığının ve TBB’nin en hafif tabiriyle inandırıcılıktan tamamen uzaklaştığının bir göstergesidir. Bizler, TBB’nin kişilerin değil baroların iradesi ile oluştuğu bilinciyle, hukukun, demokrasinin ve yargı bağımsızlığının tarafı olan bir TBB’yi yeniden yaratmakta kararlı olduğumuzu kamuoyu ile paylaşırız.

    • Adana Barosu Başkanı Av. Veli KÜÇÜK
    • Adıyaman Barosu Başkanı Av. Mustafa KÖROĞLU
    • Aksaray Barosu Başkanı Av. Ramazan Erhan TOPRAK
    • Amasya Barosu Başkanı Av. Ahmet Melik DERİNDERE
    • Ankara Barosu Başkanı Av. Ramiz Erinç SAĞKAN
    • Antalya Barosu Başkanı Av. Polat BALKAN
    • Artvin Barosu Başkanı Av. Ali Uğur ÇAĞAL
    • Aydın Barosu Başkanı Av. Gökhan BOZKURT
    • Balıkesir Barosu Başkanı Av. Erol KAYABAY
    • Batman Barosu Başkanı Av. Abdülhamit ÇAKAN
    • Bilecik Barosu Başkanı Av. Halime AYNUR
    • Bingöl Barosu Başkanı Av. Hanifi BUDANCAMANAK
    • Bolu Barosu Başkanı Av. Sabri ERHENDEKÇİ
    • Burdur Barosu Başkanı Av. Ramazan GEDİK
    • Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan ALTUN
    • Çanakkale Barosu Başkanı Av. Bülent ŞARLAN
    • Denizli Barosu Başkanı Av. Müjdat İLHAN
    • Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Cihan AYDIN
    • Düzce Barosu Başkanı Av. Azade AY
    • Eskişehir Barosu Başkanı Av. Mustafa ELAGÖZ
    • Gaziantep Barosu Başkanı Av. Bektaş ŞARKLI
    • Giresun Barosu Başkanı Av. Soner KARADEMİR
    • Hakkari Barosu Başkanı Av. Ergün CANAN
    • Hatay Barosu Başkanı Av. Ekrem DÖNMEZ
    • Isparta Barosu Başkanı Av. Ünsal ÇANKAYA
    • İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet DURAKOĞLU
    • İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan YÜCEL
    • Kastamonu Barosu Başkanı Av. Özgür DEMİR
    • Kayseri Barosu Başkanı Av. Cavit DURSUN
    • Kırıkkale Barosu Başkanı Av. Talat APAYDIN
    • Kırklareli Barosu Başkanı Av. Turgay HINIZ
    • Kocaeli Barosu Başkanı Av. Bahar GÜLTEKİN CANDEMİR
    • Konya Barosu Başkanı Av. Mustafa ALADAĞ
    • Malatya Barosu Başkanı Av. Enver HAN
    • Manisa Barosu Başkanı Av. Ali ARSLAN
    • Mardin Barosu Başkanı Av. İsmail ELİK
    • Mersin Barosu Başkanı Av. Bilgin YEŞİLBOĞAZ
    • Muğla Barosu Başkanı Av. Cumhur UZUN
    • Muş Barosu Başkanı Av. Feridun TAŞ
    • Ordu Barosu Başkanı Av. Haluk Murat POYRAZ
    • Samsun Barosu Başkanı Av. Pınar GÜRSEL YILDIRAN
    • Sivas Barosu Başkanı Av. Hacı Yılmaz DEMİR
    • Şanlıurfa Barosu Başkanı Av. Abdullah ÖNCEL
    • Şırnak Barosu Başkanı Av. Nuşirevan ELÇİ
    • Tekirdağ Barosu Başkanı Av. Sedat TEKNECİ
    • Tokat Barosu Başkanı Av. Melih YARDIMCI
    • Tunceli Barosu Başkanı Av. Kenan ÇETİN
    • Trabzon Barosu Başkanı Av. Sibel SUİÇMEZ
    • Van Barosu Başkanı Av. Zülküf UÇAR
    • Yalova Barosu Başkanı Av. Fedayi DOĞRUYOL
    • Zonguldak Barosu Başkanı Av. Özel EROĞLU”

    (HABER MERKEZİ)

  • 77 barodan genel kurullarının ertelenmesine tepki

    77 barodan genel kurullarının ertelenmesine tepki

    PİRHA- Adana, Ankara, Antalya, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Mersin ve Tunceli Barosu başkanlarının da aralarında bulunduğu 77 baro, baro genel kurullarının yapılamayacağına dönük alınan karara tepki gösterdi.

    Barolar tarafından yapılan açıklamada, “1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 82. Maddesi baro genel kurullarının son rakamı çift olan yıllarda olmak kaydıyla iki yılda bir Ekim ayının ilk haftası içinde toplanacağını düzenlemektedir. Yasal hüküm, önce tavsiye genelgesi ile, akabinde İl Hıfzıssıhha Kurulu kararıyla ve son olarak da YSK kararı ile çiğnenmiştir” denilerek, şunlara yer verildi:

    “1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda Hıfzıssıhha kurullarının genel kurul erteleme yetkisi bulunmamaktadır. Hal böyleyken yasayla getirilen bir düzenlemenin genelge, kurul kararı gibi işlemlerle ortadan kaldırılması açıkça hukuka aykırıdır. Hukuka aykırı olarak alınan Hıfzıssıhha Kurulu kararlarını dayanak alarak baro genel kurullarını iptal eden ancak aynı kararında siyasi partilerin kongrelerini yapmalarında sakınca bulunmadığını beyan ederek virüsün toplantı seçtiğini ortaya koyan YSK kararı hakkında ise hukuki bir değerlendirme yapmak maalesef mümkün değildir. Türkiye’de ilk Kovid-19 vakasının açıklandığı tarih olan 10 Mart’tan bu yana aradan geçen sürede, baroları parçalama kanunlarından düğünlere, siyasi partilerin kongrelerinden mitinglere ve açılışlara kadar hiçbir “etkinliğin” ertelenmediği ülkemizde baro seçimlerinin ertelenmesi, oy vermek ve baronun organlarını belirlemek yetkisine sahip bütün avukatların iradelerine ipotek koyulması anlamına gelmektedir.”

    Alınan kararın hukuksuz olduğunun belirtildiği açıklamada “Yasal yollarla mücadelemizi sürdüreceğimizi bildirmekle birlikte, bu hukuk tanımazlığın seçme ve seçilme hakkını keyfi olarak ortadan kaldırması bakımından hukuk güvenliği ilkesine ve demokrasimize telafisi imkansız zararlar vereceğini tarih önünde yetkililere bir kez daha hatırlatıyoruz” denildi.

    Metne imza atan barolar şunlar:

    Adana Barosu Başkanlığı / Adıyaman Barosu Başkanlığı / Afyonkarahisar Barosu Başkanlığı / Ağrı Barosu Başkanlığı / Aksaray Barosu Başkanlığı /Amasya Barosu Başkanlığı / Ankara Barosu Başkanlığı/ Antalya Barosu Başkanlığı /Ardahan Barosu Başkanlığı /Artvin Barosu Başkanlığı /Aydın Barosu Başkanlığı /Balıkesir Barosu Başkanlığı/ Bartın Barosu Başkanlığı/Batman Barosu Başkanlığı/Bilecik Barosu Başkanlığı/ Bingöl Barosu Başkanlığı/Bitlis Barosu Başkanlığı/ Bolu Barosu Başkanlığı/ Burdur Barosu Başkanlığı/ Bursa Barosu Başkanlığı/Çanakkale Barosu Başkanlığı/Çankırı Barosu Başkanlığı/Çorum Barosu Başkanlığı/Denizli Barosu Başkanlığı/ Diyarbakır Barosu Başkanlığı/Düzce Barosu Başkanlığı/Edirne Barosu Başkanlığı/ Elazığ Barosu Başkanlığı/ Erzincan Barosu Başkanlığı/Erzurum Barosu Başkanlığı/Eskişehir Barosu Başkanlığı/Gaziantep Barosu Başkanlığı/ Giresun Barosu Başkanlığı/Hakkari Barosu Başkanlığı/Hatay Barosu Başkanlığı/Iğdır Barosu Başkanlığı/ Isparta Barosu Başkanlığı/İstanbul Barosu Başkanlığı/İzmir Barosu Başkanlığı/Kahramanmaraş Barosu Başkanlığı/Karabük Barosu Başkanlığı/ Karaman Barosu Başkanlığı/Kars Barosu Başkanlığı/Kastamonu Barosu Başkanlığı/ Kayseri Barosu Başkanlığı/ Kırıkkale Barosu Başkanlığı/Kırklareli Barosu Başkanlığı/Kırşehir Barosu Başkanlığı/Kocaeli Barosu Başkanlığı/ Konya Barosu Başkanlığı/Kütahya Barosu Başkanlığı/ Malatya Barosu Başkanlığı/ Manisa Barosu Başkanlığı/Mardin Barosu Başkanlığı/ Mersin Barosu Başkanlığı/ Muğla Barosu Başkanlığı/Muş Barosu Başkanlığı/Niğde Barosu Başkanlığı/ Ordu Barosu Başkanlığı/ Osmaniye Barosu Başkanlığı/Rize Barosu Başkanlığı/ Sakarya Barosu Başkanlığı/ Samsun Barosu Başkanlığı/Siirt Barosu Başkanlığı/Sinop Barosu Başkanlığı/Sivas Barosu Başkanlığı/Şanlıurfa Barosu Başkanlığı/Şırnak Barosu Başkanlığı/ Tekirdağ Barosu Başkanlığı/Tokat Barosu Başkanlığı/ Trabzon Barosu Başkanlığı/ Tunceli Barosu Başkanlığı/Uşak Barosu Başkanlığı/Van Barosu Başkanlığı/Yalova Barosu Başkanlığı/Yozgat Barosu Başkanlığı/Zonguldak Barosu Başkanlığı

    (HABER MERKEZİ)

  • 33 barodan ortak açıklama: Ebru ve Aytaç’ı yaşatmak bir sorumluluktur

    33 barodan ortak açıklama: Ebru ve Aytaç’ı yaşatmak bir sorumluluktur

    PİRHA- “Adil yargılanma” talebiyle ölüm orucunda olan Timtik Ünsal için açıklama yapan 33 baro başkanı, “Vicdan sahibi herkes için Ebru ve Aytaç’ı yaşatmak bir sorumluluktur” dedi. Baro başkanları, yetkililere adil yargılanma hakkı sağlanma çağrısı yaptı.

    Adil yargılanma talebiyle ölüm orucunda bulunan avukatlar Ebru Timtik’in 223. ve Aytaç Ünsal’ın 192. gününde eylemleri devam ediyor.

    33 baro başkanı Timtik ve Ünsal için yaptığı ortak açıklamada “Vicdan sahibi herkes için Ebru ve Aytaç’ı yaşatmak bir sorumluluktur” diyerek, yetkililerden adil yargılanma hakkının sağlanmasını istedi.

    “RİSK ALTINDA OLAN SADECE EBRU VE AYTAÇ’IN HAYATLARI DEĞİL, SAVUNMA HAKKININ TA KENDİSİDİR”

    Açıklamada şu görüşlere yer verildi:

    “Meslektaşlarımız Aytaç Ünsal ve Ebru Timtik ‘Adil Yargılanma’ talebi ile başlattıkları açlık grevini 5 Nisan ‘Avukatlar Günü’nde ‘ölüm orucuna’ çevirdiklerini de hepimiz biliyoruz. ATK’nin yaptığı muayene sonucunda ‘hapishanede kalamaz’ raporu vermesine rağmen, İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nin tahliye yerine, hastanede zorla tutularak tedavi edilmelerine karar verdiğini de yaşadık ve gördük. Bu kararla birlikte her iki meslektaşımız halen hapishane koşullarından daha ağır koşullara sahip mahkum koğuşu denen, hava almayan hücrelerde iradeleri dışında tutuluyorlar.

    Bugün artık biliyoruz; Ebru ve Aytaç hızlı geri dönülemez olana doğru gidiyorlar. Risk altında olan sadece Ebru ve Aytaç’ın hayatları değil, savunma hakkının ta kendisidir. Çünkü meslektaşlarımızın talebi tüm yurttaşların ihtiyacı/hakkı olan adil yargılanma hakkıdır. Bu nedenle de haklı ve yerine getirilmesi son derece basittir. Bugün ise vicdan sahibi herkes için Ebru ve Aytaç’ı yaşatmak bir sorumluluktur. Bizler baro başkanları olarak sorumluluk bilinciyle tüm yetkililere çağrıda bulunuyor: Adil yargılanma hakkının sağlanmasını, Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın Adli Tıp Kurumu raporu uyarınca ivedi bir biçimde tahliye edilmesini talep ediyor ve tahliyeleriyle birlikte meslektaşlarımızın yaşamları hakkında aldıkları bu kararı yeniden değerlendirmeleri için ısrarcı olacağımızın teminatını veriyoruz.”

    Açıklamada imzası bulunan baro başkanları şu isimlerden oluşuyor:

    “Adana Barosu Başkanı Veli Küçük, Ağrı Barosu Başkanı Salih Aydın, Amasya Barosu Başkanı Ahmet Melik Derindere, Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan, Antalya Barosu Başkanı Polat Balkan, Artvin Barosu Başkanı Ali Uğur Çağal, Aydın Barosu Başkanı Gökhan Bozkurt, Balıkesir Barosu Başkanı Erol Kayabay, Batman Barosu Başkanı Abdülhamit Çakan, Bingöl Barosu Başkanı Hanifi Budancamanak, Bolu Barosu Başkanı Sabri Erhendekçi, Bursa Barosu Başkanı Gürkan Altun, Denizli Barosu Başkanı Müjdat İlhan, Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın, Düzce Barosu Başkanı Azade Ay, Gaziantep Barosu Başkanı Bektaş Şarklı, Hakkari Barosu Başkanı Ergün Canan, Hatay Barosu Başkanı Ekrem Dönmez, İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, İzmir Barosu Başkanı Özkan Yücel, Kocaeli Barosu Başkanı Bahar Gültekin Candemir, Mardin Barosu Başkanı İsmail Elik, Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, Muğla Barosu Başkanı Cumhur Uzun, Muş Barosu Başkanı Feridun Taş, Ordu Barosu Başkanı Haluk Murat Poyraz, Siirt Barosu Başkanı Nizam Dilek, Şanlıurfa Barosu Başkanı Abdullah Öncel, Şırnak Barosu Başkanı Nuşirevan Elçi, Tekirdağ Barosu Başkanı Sedat Tekneci, Tunceli Barosu Başkanı Kenan Çetin, Van Barosu Başkanı Zülküf Uçar ve Yalova Barosu Başkanı Fedayi Doğruyol.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Hatay Barosu Başkanı’na 72 Barodan destek açıklaması

    Hatay Barosu Başkanı’na 72 Barodan destek açıklaması

    PİRHA- Hatay Barosu Başkanı Ekrem Dönmez’in gözaltına alınmasını kınayan 72 baro ortak açıklama yaparak, “Yılmadan ve usanmadan polis devletinde değil, hukuk devletinde yaşadığımızı ve yapılan tüm hukuksuzlukların karşısında olduğumuzu bugüne kadar haykırdık ve haykırmaya da devam edeceğiz” dedi.

     Hatay Barosu Başkanı Ekrem Dönmez’in kimlik ibraz etmediği gerekçesiyle gözaltına alınmasına tepki gösteren 72 baro, ortak açıklama yaptı.

    Yayınlanan açıklamada, sorumlular hakkında adli ve idari yaptırım uygulanmasını istendi. Açıklamada, “Yasaya, ahlaka ve insanlık onuruna aykırı bir şekilde Dönmez’in gözaltına alınmasına tanıklık edildiği” değerlendirmesine yer verildi.

    “SORUŞTURMA SÜRECİ TÜM BARO BAŞKANLARIMIZCA TİTİZLİKLE TAKİP EDİLECEKTİR”

    Dönmez’in hukuksuz durdurma, kimlik sorma ve gözaltı işlemi yapan memurlar hakkında şikayette bulunduğu ve sürecin tüm baro başkanları tarafından titizlikle takip edileceği vurgulanan açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Genel uygulama dışında kimlik sorabilmesi için, işlemi yapan polis memurunda o kişiye ilişkin makul bir şüphenin oluşması şarttır. Ailece halka açık bir işletmede yemekte olan başkanımıza karşı böyle bir şüphenin oluşmadığı açıktır. Genel bir uygulamanın mevcudiyeti halinde ise bu işleme dayanak bir karar bulunması şarttır. Video görüntülerinde sabit olduğu üzere, başkanımız da ısrarla ve sabırla polis memurlarına bu yasal dayanağı görmek istediğini belirtmektedir. Kolluk görevlileri ise kararı göstermek yerine; kendilerini devlet memuru değil de ‘devletin ta kendisi’ olarak gördüklerini beyan ederek, başkanımızı gözaltına almışlardır. Gözaltı işlemi sonrasında serbest bırakılan Hatay Baro Başkanımız, hukuksuz durdurma, kimlik sorma ve gözaltı işlemi yapan memurlar hakkında şikayette bulunmuş olup, soruşturma süreci tüm baro başkanlarımızca titizlikle takip edilecektir.”

    “BİZLER, YILMADAN VE USANMADAN HUKUKSUZLUKLARIN KARŞISINDA OLACAĞIZ” 

    Hatay İl Emniyet Müdürünün Dönmez’e “Ne vardı, kimliğini gösterseydin” şeklindeki açıklamasında değinilen açıklamada, şunlara yer verildi:

    “Yine Emniyet Genel Müdürlüğü’nün açıklaması da ibretliktir. EGM, yapılan hukuksuzluk için özür dileyeceğine, sahadaki polis memurunun olay günü sarf ettiği ‘biz devletiz!’ sözüne adeta arka çıkmış; Anayasa ve kanunları yok sayarak, yapılan hukuksuz işleme kılıf uydurmak amacıyla olayla ilgisi dahi olmayan bir yönetmeliği işlemin ana unsuru olarak gösterebilmiştir. Hiçbir biçimde kabul edilemez nitelikteki bu açıklamalar; kolluk güçlerinin hukuka aykırı davranışları sürdürmek konusundaki cüreti nereden aldıklarını göstermesi bakımından da ibretliktir. Tüm bu yaşananlar sonucunda; emniyet teşkilatı içinde Anayasamızda belirtilen ve devletimizin temel nitelikleri arasında yer alan hukuk devleti kavramına bağlılıktan çok, polis devleti gibi bir fiili oluşuma ve bunun getirdiği ‘ben yaptım, oldu!’ anlayışına yöneldiğini bir kez daha müşahede etmiş olduk. Baro başkanları olarak bizler, yılmadan ve usanmadan polis devletinde değil, hukuk devletinde yaşadığımızı ve yapılan tüm hukuksuzlukların karşısında olduğumuzu bugüne kadar haykırdık ve haykırmaya da devam edeceğiz. Bu vesile ile Emniyet Genel Müdürlüğü’nü ve tüm ilgilileri ‘biz devletiz’ diyen kişinin hukuka aykırı tavrını görmezden gelen açıklamaları nedeni ile kınadığımızı belirterek; hukukun gereklerini yerine getirmeleri ve sorumluları derhal görevden alarak, haklarında soruşturma açmaları gerektiğini bildiriyoruz.”

    Açıklamaya imza atan barolar şöyle:

    “Adana, Adıyaman, Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, Ardahan, Aydın, Artvin, Balıkesir, Bartın, Batman, Bilecik, Bingöl, Bitlis, Bolu, Burdur, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Edirne, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane-Bayburt Bölge Barosu, Hakkari, Isparta, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Karabük, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Kilis, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Muş, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Sakarya, Samsun, Siirt, Sinop, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tekirdağ, Tokat, Tunceli, Trabzon, Uşak, Van, Yalova, Yozgat ve Zonguldak.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • CHP, Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu

    CHP, Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu

    PİRHA- CHP, “çoklu baro” düzenlemesinin iptaline dair Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulundu.

    CHP, Meclis’te kabul edilip yürürlüğe giren “çoklu baro düzenlemesi” olarak bilinen 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

    Başvuru sonrası basın mensuplarına konuşan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, “Milleti kutuplaştırmaya, ayrıştırmaya yönelik hükümlerin iptaline yöneliktir. Bu kanun 28 maddedir, biz bu 21 maddesinin iptalini talep ettik. Bu sık karşılaşılan bir durum değildir. 15 ve 18’inci maddelerin ilintili olduğu için 21 maddeyi içermektedir. Anayasa’nın 88’inci maddesi, iç tüzüğü işaret eder. İçtüzük çiğnenmiş ve komisyon toplanmıştır. Biz buna eylemli içtüzük ihlali diyoruz. Bunların yok hükmünde olduğunu biliyoruz. Bu nedenle eylemli içtüzük ihlali nedeniyle teklifin tümünün iptalini istedik.” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sivas Katliamı sanıklarının avukatıydı; İzmir’de baro kuruyor

    Sivas Katliamı sanıklarının avukatıydı; İzmir’de baro kuruyor

    PİRHA- Sivas Katliamı sanıklarının avukatı, AKP 24. Dönem İzmir Milletvekili Ali Aşlık, İzmir’de baro kurmak için hazırlık yapıyor. 

    İzmir Gaziemir Müftülüğü’nde imam olarak görev yaptıktan sonra hukuk fakültesini bitirerek serbest avukatlık yapan, Sivas Katliamı sanıklarının avukatı, AKP 24. Dönem İzmir Milletvekili Ali Aşlık’ın İzmir’de baro kurmak için hazırlık yaptığı öğrenildi.

    Muhammed Özmen’in Cumhuriyet’te yer alan haberine göre, kamuoyunda uzun süredir tartışılan ve 80 il barosunun itirazına karşın Meclis’te AKP ve MHP’nin oylarıyla yasalaşan “çoklu baro”yla birlikte yeni baro kurma çalışmaları başladı. Yeni düzenlemeye göre 9 bin 612 avukatın bulunduğu İzmir’de en az 4 baro kurulabiliyor. Düzenleme sonrası AKP’liler, İzmir’de yeni baro kurmak için hazırlık yapıyor.

    2002’de AKP’den siyasete atılan Ali Aşlık, 1993 yılında Sivas’ta 35 insanın katledilmesi davasında sanıkların avukatlığını yaptı.

    AKP’li Aşlık, yeni düzenlemeyle birlikte baro kurmak için çalışma yaptıklarını söyledi.

    Aşlık, aktif siyasette olmadığını öne sürerek, “Herhangi bir parti çatısı altınca çalışmıyoruz. İzmir Barosu’na kayıtlı 30 yıllık avukatım. İzmir Barosu’nun bugüne kadar herhangi bir faydasını görmedim. Arkadaşlarımızla birlikte bir çalışma içerisindeyiz. Faydalı olacağımızı düşünürsek yeni bir baro kuracağız. Yeterli üye sayısını bulma konusunda bir şüphemiz yok” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • 60 baro başkanı teklifin geri çekilmesi için meclise dilekçe verecek

    60 baro başkanı teklifin geri çekilmesi için meclise dilekçe verecek

    PİRHA- 60 baro başkanı “çoklu baro” teklifinin geri çekilmesi için Meclise dilekçe verecek. Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, “herkes kör, sağır, dilsiz. Aklıselimin galip gelmesini bekliyorduk, olmadı. Teklif geri çekilene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

    “GELİN ÇAY, KAHVE İÇİN AMA KONUŞMAYIN”

    Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz ile birlikte 60 baro başkanının, çoklu baro ve nispi temsil sistemini içeren yasa değişikliğinin görüşüldüğü Meclis Genel Kuruluna katılıp, görüşlerini aktarmak için hükümet yetkililerinden istedikleri randevu talepleri kabul edilmedi.

    Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz yaptığı konuşmasında, “Avukatlık Kanunu’nda değişiklik yapılmasını öngören teklifin görüşüldüğü TBMM Genel Kuruluna baro başkanları olarak katılıp görüşlerimizi aktarmak için hükümet yetkililerinden randevu istedik. Bizlere, ‘Gelin buyrun çay, kahve için ve sadece dinleyin. Biz bu yasayı çıkaracağız. Bu konuları sizinle görüşmeyeceğiz’ denildi. Bizler, idam fermanımızın okunacağı, baroların parçalanışının imza altına alınacağı ve bizlere söz hakkı verilmeyeceği bir genel kurula katılmayacağımızı net bir şekilde söyledik. Çünkü bizimle ilgili verilen kararı, söz hakkı verilmeden acı içinde izleyeceğiz. Aklıselimin galip gelmesini bekliyorduk. Maalesef aklıselim davranan çıkmadı. Herkes kör, sağır, dilsiz. Böyle bir süreç yaşıyoruz. Yasa çıkınca tüm olumsuzluğu Türkiye’ye duyurmak adına burada nöbet tutacağız. Aklıselim galip gelmezse, bu yasa Meclisten çıkarsa, başka demokratik yöntemlerimizi uygulayacağız” ifadesini kullandı.

    “DEMOKRATİK HAKLARIMIZ POLİS ŞİDDETİYLE ENGELLENMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Ankara’da Kuğulu Park’ta 60 baro başkanı olarak TBMM’de görüşülmeye devam edilen yasa teklifinin geri çekilmesi için avukatlardan imza topladıklarını söyleyen Yeşilboğaz, “Türkiye Büyük Millet Meclisine dilekçe vererek, çoklu baro ve nispi temsil sistemini içeren Avukatlık Kanunu’nda değişiklik yapılmasını öngören teklifin geri çekilmesi talebinde bulunacağız. Bunun için meslektaşlarımızdan imza toplayacağız ama polis engeliyle karşılaşıyoruz. Polis barikatı kurularak meslektaşlarımız bizlere yaklaşmasına müsaade edilmiyor. En demokratik olan haklarımız polis şiddetiyle engellenmeye çalışılıyor. Çoklu baro sistemine 80 baro karşı çıkıyor. 130 bin avukatın 129 bini net bir şekilde baroların vesayet altına alınmasına, bölünmesine karşı. Bizler, ‘baromuza sahip çıkacağız, baromuzdan ayrılmayacağız, meslek yeminimize sadık kalacağız’ şeklinde beyanda bulunmak amacıyla imza kampanyası düzenledik. Bu imzaları da daha sonra Meclise göndereceğiz. Teklifin geri çekilmesi için tüm demokratik haklarımızı kullanmaya devam edeceğiz. Teklif geri çekilene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/MERSİN