Etiket: barolar

  • Kurtulmuş: Sürece uygun bir yasal çerçevenin oluşturulması kaçınılmaz!

    Kurtulmuş: Sürece uygun bir yasal çerçevenin oluşturulması kaçınılmaz!

    PİRHA- Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 6’ncı oturumunda barolar dinlenecek. Toplantıda açılış konuşması yapan Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, sürece uygun bir yasal çerçevenin oluşturulmasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

    Kürt sorununun çözümü için Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 6’ncı oturumu Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve illerin baro temsilcilerinin katılımıyla başladı. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ile 10 ilden baro başkanlarının dinleneceği komisyonda, hukukçular sürece ilişkin görüşlerini aktaracak.

    Toplantının açılış konuşmasını yapan Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde yaşanan gelişmeleri “tarihi fırsat” olarak değerlendirerek, şunları ifade etti:

    “Sürece uygun bir yasal çerçevenin oluşturulması kaçınılmazdır. Bu çerçevede başta barolar birliğimiz olmak üzere bu konuyla ilgili Türkiye’deki hukuk camiasının katkılarının çok değerli olacağını, çok faydalı olacağını düşünüyoruz ve bugün başta Sayın Barolar Birliği başkanımız olmak üzere Türkiye’deki farklı baroları temsilen arkadaşlarımız konuşacak. Bundan sonraki süreçteki yasal altyapının hazırlanması için ortaya konulacak fikirleri oldukça değerli ve anlamlı buluyorum.

    Başta komisyonumuzun her bir üyesi olmak üzere bu komisyonda bulunan siyasi partilerimize de büyük sorumluluklar düşmektedir. Türkiye’nin kendisine has, kendisine özgü bir modelle gerçekleştirmeye çalıştığı bu sürecin en iyi şekilde tamamlanması için hiç şüphesiz toplumda var olan desteğin artırılması, farklı kesimlerinin de içerisinde katkılarının temin edilmesi şarttır. Buralardan da önemli fikirlerin ortaya çıkacağını, sürecin tamamlanmasına ilişkin pozitif katkıların ortaya konulacağını görüyoruz.”

    Geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen oturumda Barış Anneleri, Cumartesi Anneleri ve şehit yakınlarının dinlenildiğini hatırlatan Kurtulmuş, “Hepsinin söylediği, ‘biz bedel ödedik ama artık bu milletin çocukları bedel ödemesin. Biz evlatlarımızı toprağa verdik. Artık toprağa evlatlarımızı değil, silahlarımızı gömelim’ oldu. Her birimizin söylediğimiz sözlere olağanüstü dikkat göstermemiz ve süreci sahiplenerek kamuoyundaki bu konudaki destekleri arttırmamız gerekiyor” diye konuştu.

    Sürecin, Türkiye’ye özgü bir modelle yürütüldüğünü ifade eden Kurtulmuş, “9 ay gibi kısa bir süre içerisinde en başından bugüne kadar olan süreçte fevkalade büyük bir mesafe alınmıştır. Başka ülkelerdeki barış süreçleriyle kıyasladığınızda onların 4-5 yıl içerisinde geldiği noktaya çok şükür Türkiye’de 9 aylık bir süre içerisinde gelmiş bulunuyoruz. Bu Milletimizin bizlerden beklentisi de budur. Ben bu vesileyle bu çalışmanın da oldukça verimli geçmesini temenni ediyorum” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Barolar: Altın arama faaliyetleri derhal durdurulmalı, ülkenin yok edilmesine izin veremeyiz!

    Barolar: Altın arama faaliyetleri derhal durdurulmalı, ülkenin yok edilmesine izin veremeyiz!

    PİRHA- Barolar, Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde meydana gelen toprak kaymasına ilişkin ortak açıklama yaptı. Açıklamada, “Olayın seyri bizce Çernobil’i andırmaktadır! Tehlike sadece İliç ilçesi ile sınırlı olmayıp barajlara kimyasal sızma ihtimali bir gerçekliğe dönüşmüşse, tüm Güneydoğu Anadolu bölgemiz ve Ortadoğu, doğrudan tehdit altında demektir” denildi.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde meydana gelen toprak kaymasına ilişkin tepkiler yükselmeye devam ediyor. Barolar, konuya ilişkin ortak bir açıklama yayınladı.

    “TESPİTLER, BÜYÜK BİR ENDİŞEYE YOL AÇMAKTADIR”

    Tehlikenin sadece İliç ilçesi ile sınırlı olmadığını belirten Barolar, “21 Haziran Salı günü saat: 02.45’te Erzincan İliç İlçesi Çöpler Mevkiinde uluslararası bir şirket tarafından işletilen altın madenine siyanür taşıyan boru hattında meydana gelen patlama sonrasında, yaklaşık 20 ton siyanür solüsyonunun Fırat Nehri ve Keban Baraj havzasına bulaştığı, siyanürlü suların Fırat Nehri üzerinde kurulan İliç Barajına da ulaştığına yönelik tespitler; tüm kamuoyunda büyük bir endişeye yol açmaktadır” dedi.

    “TARIMSAL ALANLARIN DA BU FELAKETTEN ETKİLENECEĞİ AŞİKAR”

    Açıklamada, “Olay nedeniyle İliç Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılırken, sızıntı sebebiyle Bakanlık tarafından da şirkete 16 milyon 441 bin TL idari para cezası kesildiği açıklanmıştır. Deprem riski altında olan bölgede herhangi bir jeolojik hareketlilik olmamasına rağmen boruların patlaması, riskin büyüklüğünü ve denetimsizliği ortaya koymakta: Madende altın ayrıştırma işlemine hala, 24 saat aralıksız devam edilmesi nedeniyle de adeta yeni felaketlere davetiye çıkarılmaktadır.
    Başka illerimizde de benzer vakalar yaşanmış olmasına rağmen şirketler her defasında bu duruma aldırış etmeden üretime devam etmekte, kapasite artırım için başvuru yapabilmektedir. Olayın seyri bizce Çernobil’i andırmaktadır! Tehlike sadece İliç ilçesi ile sınırlı olmayıp barajlara kimyasal sızma ihtimali bir gerçekliğe dönüşmüşse, tüm Güneydoğu Anadolu bölgemiz ve Ortadoğu, doğrudan tehdit altında demektir. Erzincan dışında 20’ye yakın ilde tarımsal alanların da bu felaketten etkileneceği aşikardır” denildi.

    “RANT İÇİN ÜLKENİN DÖRT BİR YANININ YOK EDİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Barolar adına yapılan ortak açıklamada, “Maden şirketinin ruhsatı iptal edilerek, altın arama faaliyetleri derhal durdurulmalıdır” çağrısı yapılarak şu ifadelere yer verildi:

    “En büyük altın rezervinin bulunduğu ilçede gerekli tedbirler alınmadan, arıtma tesisleri kurulmadan, 2010 yılından beri siyanür ile altın çıkarılmakta; altın arama sahası, doğanın yanı sıra sağlığımızı da tehdit etmektedir. Böyle devam ederse, çok yakın zamanda ülkemizde temiz tatlı su bulamayacağız. Altın uğruna tarımsal ve yaşamsal önemi haiz yaşam kaynaklarımızdan vazgeçmemeli, doğamızı çok iyi korumalıyız. Su kaynaklarının zehirlenmesi, biyoçeşitliliğin yok edilmesi, sağlıklı gıdaya erişimin imkansızlaşması, hava, toprak kirliliği gibi birçok zarar ve ihlale yol açan felaket karşısında hiçbir canlı zarar görmeden; maden şirketinin ruhsatı iptal edilerek, altın arama faaliyetleri derhal durdurulmalıdır.

    Biz aşağıda imzası bulunan barolar; bu ülkenin hepimize, en çok da bizden sonraki nesillere ait olduğunun bilinciyle, Ekolojik yıkımların toplum sağlığında yarattığı tahribatlara karşı mücadelemizi yükselterek, rant için ülkenin dört bir yanının yok edilmesine izin vermeyeceğiz.”

    İMZACI BAROLAR

    I. Adana Barosu
    2. Adıyaman Barosu
    3. Afyonkarahisar Barosu
    4. Ağrı Barosu
    5. Aksaray Barosu
    6. Amasya Barosu
    7. Ankara Barosu
    8. Antalya Barosu
    9. Ardahan Barosu
    10. Artvin Barosu
    11. Aydın Barosu
    12. Balıkesir Barosu
    13. Bartın Barosu
    14. Batman Barosu
    15. Bilecik Barosu
    16. Bingöl Barosu
    17. Bolu Barosu
    18. Burdur Barosu
    19. Bursa Barosu
    20. Çanakkale Barosu
    21. Çankırı Barosu
    22. Çorum Barosu
    23. Denizli Barosu
    24. Diyarbakır Barosu
    25. Düzce Barosu
    26. Edirne Barosu

    27. Erzincan Barosu
    28. Erzurum Barosu
    29. Eskişehir Barosu
    30. Gaziantep Barosu
    31. Giresun Barosu
    32. Gümüşhane Barosu
    33. Hakkari Barosu
    34. Hatay Barosu
    35. Iğdır Barosu
    36. Isparta Barosu
    37. İstanbul Barosu
    38. İzmir Barosu
    39. Kahramanmaraş Barosu
    40. Karabük Barosu
    41. Kars Barosu
    42. Kastamonu Barosu
    43. Kayseri Barosu
    44. Kırıkkale Barosu
    45. Kırklareli Barosu
    46. Kilis Barosu
    47. Kocaeli Barosu
    48. Konya Barosu
    49. Kütahya Barosu
    50. Malatya Barosu
    51. Manisa Barosu
    52. Mardin Barosu

    53. Mersin Barosu
    54. Muğla Barosu
    55. Muş Barosu
    56. Nevşehir Barosu
    57. Niğde Barosu
    58. Ordu Barosu
    59. Osmaniye Barosu
    60. Sakarya Barosu
    61. Samsun Barosu
    62. Siirt Barosu
    63. Sinop Barosu
    64. Sivas Barosu
    65. Şanlıurfa Barosu
    66. Şırnak Barosu
    67. Tekirdağ Barosu
    68. Tokat Barosu
    69. Tunceli Barosu
    70. Trabzon Barosu
    71. Uşak Barosu
    72. Van Barosu
    73. Yalova Barosu
    74. Yozgat Barosu
    75. Zonguldak Barosu

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • 33 barodan avukatların gözaltına alınmasına sert tepki: Kabul edilemez!

    33 barodan avukatların gözaltına alınmasına sert tepki: Kabul edilemez!

    33 baro ortak yazılı bir açıklamayla aralarında meslektaşlarının da bulunduğu gözaltılara tepki göstererek, avukat görüş yasağı ile kısıtlama kararının kaldırılması için çağrı yaptı.

    Diyarbakır merkezli gözaltılara ilişkin tepkiler gelmeye devam ediyor. 33 baro yaptıkları ortak yazılı açıklamayla meslektaşlarının da aralarında bulunduğu gözaltılara tepki gösterdi.

    “Meslektaşlarımızla ilgili sürecin takipçisiyiz” başlığıyla yapılan açıklamada, “Bugün sabah saatlerinde aralarında Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman ve Şırnak Barolarına mensup 25 avukatın da olduğu yüzden fazla kişi hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bir soruşturma kapsamında yakalama ve gözaltı işlemi uygulanmıştır” denildi.

    “MESLEKTAŞLARIMIZIN TOPLU ŞEKİLDE GÖZALTINA ALINMASI KABUL EDİLEMEZ”

    Gözaltına alınan avukatlarının evinin “1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58. maddesi gereği aramalarda hazır bulunması gereken Baro temsilcisi ve Cumhuriyet savcısı” olmadan gerçekleştirildiği vurgulanan açıklamada, “Gözaltına alınan meslektaşlarımız hakkında 24 saat süreyle avukat görüş yasağı, soruşturma dosyası hakkında ise kısıtlama kararı getirilmiştir. Avukatlar yargı görevi yapmakta olup çağrıldıkları taktirde her zaman Cumhuriyet başsavcılıklarına başvurabilecek kişilerdir. Çağrı usulünün uygulanmayarak yaklaşan cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri öncesi meslektaşlarımızın toplu bir biçimde gözaltına alınması kabul edilemez” denildi.

    ADİL YARGILANMA İÇİN ÇAĞRI

    Gözaltına alınan avukatların da aralarında bulunduğu kişilerin adil yargılanma hakkı çerçevesinde tüm haklarının sağlanması çağrısı yapılan açıklamada, “Bu çerçevede avukat görüş yasağı ve kısıtlama kararının kaldırılması çağrısında bulunuyor; meslektaşlarımızla ilgili yargısal süreci yakından takip edeceğimizi belirtiyoruz” diye belirtildi.

    Açıklamayı yapan barolar şöyle:

    “Adana Barosu, Adıyaman Barosu, Ağrı Barosu, Ankara Barosu, Ardahan Barosu, Artvin Barosu, Aydın Barosu, Balıkesir Barosu, Batman Barosu, Bingöl Barosu, Bitlis Barosu, Bolu Barosu, Burdur Barosu, Mardin Barosu, Bursa Barosu, Kastamonu Barosu, Muş Barosu, Diyarbakır Barosu, Siirt Barosu, Eskişehir Barosu, Sinop Barosu, Urfa Barosu, Hakkari Barosu, Hatay Barosu, Iğdır Barosu, Isparta Barosu, Tekirdağ Barosu, Tunceli Barosu, Van Barosu, İzmir Barosu, Kars Barosu, Yalova Barosu, Şırnak Barosu”

    (HABER MERKEZİ)

  • TBB ve baroların Adalet Nöbeti’nde Deniz Poyraz davasına katılım çağrısı-VİDEO

    TBB ve baroların Adalet Nöbeti’nde Deniz Poyraz davasına katılım çağrısı-VİDEO

    PİRHA- Baroların başlattığı Adalet Nöbeti’nin bu ayki durağı İzmir olurken, nöbette yer alan baro başkanları yarın görülecek Deniz Poyraz davasını hatırlatarak, katılım çağrısında bulundu. 

    HDP İzmir il binasına silahlı saldırı gerçekleştirerek Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer hakkında açılan davanın yedinci duruşması 27 Aralık salı günü (yarın) görülecek. Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve baro başkanları, duruşma öncesinde Poyraz için bugün adliye binası önünde Adalet Nöbeti tuttu.

    Barolar ve avukatların her ay “Savunmaya Özgürlük, Herkes İçin Adalet” sloganıyla düzenlediği Adalet Nöbeti yılın son ayı, İzmir Adliyesi önünde gerçekleştirildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl örgütüne yönelik saldırıda Deniz Poyraz’ı katleden fail Onur Gencer’in yargılandığı davanın yarın görülecek duruşmasına ilişkin gerçekleşecek nöbete, Türkiye Barolar Birliği (TBB) yönetim kurulu üyeleri, HDP’li milletvekilleri Züleyha Gülüm, Pero Dündar, Murat Çepni ve Serpil Kemalbay, siyasi parti temsilcileri, hak örgütleri ve sivil toplum örgütleri ile çok sayıda yurttaş katıldı. “Herkes için adalet” ve İzmir Barosu imzalı “Savunmaya dokunma” yazılı pankartın taşındığı açıklamada sık sık “Deniz Poyraz onurumuzdur”, “Erkek adalet değil gerçek adalet”, “Faşizme karşı omuz omuza”  ve “Deniz Poyraz ölümsüzdür” sloganları atıldı.

    TTB: ÇIĞLIKLAR KARŞILIK BULMUYOR

    Baro içindeki nöbet eyleminin ardından adliye önünde yapılan açıklamada ilk sözü alan TBB Başkan Yardımcısı Gürkan Altun aldı.  Hukuk devleti olunsaydı, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı olsaydı nöbet eylemlerinin gerçekleştirilmiyor olacağını söyleyen Altun, Deniz Poyraz davasının 14 Ekim’de Şakran Cezaevi Kampüsü’ne taşındığını hatırlattı. Adalet nöbetlerine 84’üncü haftadan sonra farklı illerde yapmaya başladıklarını ve İzmir’de ikincisini gerçekleştirdiklerini dile getiren Altun, “Genç bir kız çocuğu katledildi, arzu etmediğimiz hukuka aykırılıklar yaşandı. Deniz Poyraz için İzmir’deyiz. Selçuk Kozağaçlı için Ankara’daydık. Her il bir acıya tanıklık etti. Yargılanan yurttaşların, hakları ihlal edilen yurttaşların çığlıkları karşılık bulmuyor” dedi.

    DENİZ POYRAZ DAVASI İÇİN ÇAĞRI

    Deniz Poyraz davası avukatları faillerin bulunması için delillerden yola çıkarak savunma gerçekleştirdiğini ve meslek örgütleri olarak davada bulunacaklarının altını çizen Altun, “28 Aralık’ta Şebnem Hoca yargılanacak. Benzer hukuksuzlukları orada da yaşıyoruz. Yeni yıla hukuk güvenliğinin yaşandığı ülkede uyanırız diye umuyoruz” şeklinde konuştu. Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren ise her adliyenin önünde bir adalet nöbetinin devam ettiği bir tablo ile karşı karşıya olunduğunu belirterek toplumun adalet noktasında şüphelere sahip olduğunu ifade etti.

    DİYARBAKIR BARO BAŞKANI: ADALET HUKUKUN MESELESİDİR

    Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren ise, her adliyenin önünde bir adalet nöbetinin olduğunu söyleyerek, “Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Toplumun adalet beklentisini karşılamak için davaları takip etmeye devam edeceğiz. Adalet meselesi her şeyden önce hukukun meselesidir. Adalet düzeninin bozulduğu hukuki öngörülemezliğin çöktüğü zamanlarda düşeni kaldırma hukukçuların sorunu. Bu sorunun gereği olarak buradayız” şeklinde konuştu.

    ŞIRNAK BARO BAŞKANI: NEFES ALMAK İSTİYORSAK MÜCADELE ETMELİYİZ

    Konya’daki Dedeoğulları davası ile Diyarbakır’daki Tahir Elçi davasına dikkat çeken Şırnak Baro Başkanı Rojhat Dilsiz de, bu ve benzeri davalardaki soruşturma süreçlerinin akamete uğratıldığını, sağlıklı yargılamanın yürütülmediğini belirtti. Adaleti tesis etmek ve toplumsal barışı sağlamak için bu davalarda adaleti sağlamak zorunda olduklarını belirten Dilsiz, “Toplum olarak nefes almak istiyorsak bu karanlık odakların cenderesine karşı mücadele etmemiz ve adli bir düzen oluşması için gereğini yapmalıyız. Dedeoğulları, Tahir Elçi, Şenyaşar sonrasında Roboski anmasında ve Şebnem Korur Fincancı için adalet arayacağız ve vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    Wan, Mûş, Mêrdîn, Agirî, Sêrt, Riha, Ankara, Bursa, Aydın baro başkanları ve başkan yardımcıları da sırasıyla söz alarak, Deniz Poyraz davası başta olmak üzere tüm katliam davalarında adalet arayışını sürdüreceklerini vurguladı.

    CEZASIZLIK

    Deniz Poyraz dava avukatları adına konuşan ÖHD’li Avukat Özcan Sarıoğlu da, 14 Ekim günü görülen duruşmada yapılan hukuksuzluğu hatırlatarak, “Tüm bu yaşananları alt  alta koyduğumuzda diğer toplumsal davalarda olduğu gibi yargının bu davada da cezasızlık politikasını hayata geçirme  konusunda büyük bir çabanın içerisinde olduğunu söylemek mümkündür” dedi.

    Deniz Poyraz davasında gerçek adalet istediklerini dile getiren Sarıoğlu, “Davanın avukatlardan ve kamuoyundan kaçırılmamasında ve uygun adil ve demokratik yargılama yapılmasında ısrar ediyoruz. Görünen adalet değil, gerçek adalet istiyoruz” diye konuştu.

    Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’in yargılandığı davanın 7’nci duruşması yarın saat 10.00’da İzmir Aliağa Cezaevi Yerleşkesi Duruşma Salonu’nda görülecek.

    PİRHA/İZMİR

  • TBB ile 81 il barosundan ortak açıklama: Mesleğimiz tehdit altında, kutla(ya)mıyoruz

    TBB ile 81 il barosundan ortak açıklama: Mesleğimiz tehdit altında, kutla(ya)mıyoruz

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) ile 81 ilin Baroları ortak açıklama ile “Mesleğimiz Tehdit Altında! 5 Nisan Avukatlar Günü’nü Kutla(ya)mıyoruz!” diyerek mesleğe tehditleri tek tek sıraladı.

    TBB ile 81 ilin Baroları mesleklerinin tehdit altında olduğunu belirterek dikkatleri yargı bağımsızlığı, avukatlara yönelik şiddet, Çoklu Baro gibi sorunlara dikkat çekti; “Mesleğimiz Tehdit Altında! 5 Nisan Avukatlar Günü’nü Kutla(ya)mıyoruz! Hiçbir avukatı yalnız, hiçbir vatandaşı savunmasız bırakmayacağız” dedi.

    YARGIYA GÜVEN HUKUKA İNANÇ ZAYIFLADI

    Avukatlık mesleğinin itibarının kimseye teslim edilmeyeceğine vurgu yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

    “Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının sağlanamaması; yargıya güven ve hukuka inancı azaltırken, avukatlık mesleğinin itibarını zayıflattı. Yargı Bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunacağız. Avukatlık mesleğinin itibarını kimseye teslim etmeyeceğiz.”

    Avukata yönelik şiddet mesleğimizi icra ettiğimiz mekanların sınırlarını aşarak, meslek grubumuzu hedef haline getiren ve can alan, ülke çapına yayılmış bir şiddet türü haline geldi. Avukata yönelik şiddeti ne olursa olsun durduracağız. Meslektaşlarımızı ekonomik, sosyal ve psikolojik şiddet karşısında yalnız bırakmayacağız.

    AVUKATLIK ÜCRETLERİ

    Avukatlık ücretleri insan onuruna yaraşır şekilde, avukatın sarf ettiği emeği ve üstlendiği sorumluluğu karşılamıyor. Ücret tarifelerinde olması gereken artışları; ödemelerin zamanında yapılmasını sağlayacağız.

    KAMU AVUKATLARINA MOBBİNG

    Kamu avukatları ek gösterge, mobbing ve mesleki bağımsızlıklarının korunması sorunu hala çözülemedi. Baroları kamu avukatlarının meslek örgütü haline getirecek, sorunlarını çözeceğiz.

    Hukuk Fakültesi kontenjan ve sayılarının ihtiyaç durumu gözetilmeden ve barolara danışılmadan artırılması, avukatlık mesleğinde nitelik kaybına sebep oluyor. Üniversite giriş sınavında hukuk fakültesi barajının yükseltilmesini sağlayarak meslekteki niteliksizleşmenin önüne geçeceğiz.

    Bağlı çalışan avukatların ücret ve özlük hakları kanuni bir statüye; Stajyer Avukatlar eşit nitelikteki diğer hukuk mesleklerinin stajyerleri ile eşit koşullara sahip değil. Bağlı çalışan avukatların emek mücadelesini sahipleneceğiz. Stajyer Avukatların önündeki kanuni engellerin kaldırılmasını sağlayacağız.

    Adalete erişim önünde avukatlar ve yurttaşlar için ekonomiye, mekana ve zamana dayalı engeller bulunuyor. Adalete erişimin önündeki engelleri kaldırmak için yetkili makamlarla kurulacak kesintisiz işbirliğimle çözümleri birlikte hayata geçireceğiz.

    Çoklu Baro Kanunu ile meslek örgütlerimiz bölündü. Barolarımızı birleştireceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • 48 barodan, baroları hedef gösteren Yeni Şafak’a kınama

    48 barodan, baroları hedef gösteren Yeni Şafak’a kınama

    PİRHA- 48 ilin barosu, ırkçı saldırılara karşı ortak açıklama yapan baroları hedef gösteren Yeni Şafak gazetesini kınayarak açıklama yapan baroların yanında olduklarını duyurdu.

    48 ilin baro başkanı, geçtiğimiz günlerde ırkçı saldırılara karşı ortak açıklama yapan 15 bölge barosunu hedef gösteren Yeni Şafak gazetesini kınadı, açıklama yapan baroların yanında olduklarını duyurdu.

    15 baro, 21 Temmuz’da “Irkçı saldırıları kınıyoruz” başlıklı ortak açıklama ile nefret söylemi ve ayrımcı dile son verilerek bu tür saldırılara karşı etkin soruşturma yürütülmesini talep etmişti. Yeni Şafak ise, baroları hedef göstererek “Kandil’in BAROnları” manşetiyle çıkmıştı.

    Barolar, yaptıkları açıklama ile isim vermeden Yeni Şafak’ı kınadı ve  “Yargı önünde hesap vermeleri için konunun takipçisi olacağımızı ve açıklama yapan barolarımızın yanında olduğumuzu tüm kamuoyuna bildiriyoruz” dedi.

    “BAROLAR HİÇBİR GÖZDAĞINA BOYUN EĞMEYECEK”

    48 baronun imzası bulunan açıklama metni şöyle:

    “15 baromuz tarafından 21 Temmuz 2021 tarihinde yapılan “Irkçı Saldırıları Kınıyoruz” başlıklı ortak açıklama ile nefret söylemi ve ayrımcı dile son verilerek bu tür saldırılara karşı etkin soruşturma yürütülmesi talep edilmiştir.

    “Nefret diline ve ayrımcılığa karşı çıkmak Avukatlık Kanunu’nun barolara yüklediği hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını korumak görevi kapsamındadır.

    “Baroların eleştirdiği bu ayrımcı dil ve nefret söylemi bu kez 23 Temmuz 2021 tarihinde bir gazetenin provakasyonunda kendini göstermiştir.

    “Bu gazete tarafından yayınlanan ve 15 il barosunu hedef gösteren yazı bir haber değil, üslubu ve içeriği ile halkı kin ve düşmanlığa sürükleyecek, kaos yaratacak bir propaganda malzemesidir.

    “Bu durum, kişi ve kurumların iftiralarla hedef haline getirilmesindeki cüretin yazıya dökülmüş halidir.

    “Ancak bu yazıyı yazanlar unutmasınlar ki; hukuk kurumları olan barolar hiçbir gözdağına boyun eğmeyecek, gerçekleri dile getirmekten asla vazgeçmeyecektir.

    “Bu ve benzer üslup ve yöntemlerle halkın haber alma hakkını istismar ederek baroları hedef haline getiren söz konusu yayın organını kınıyor, yargı önünde hesap vermeleri için konunun takipçisi olacağımızı ve açıklama yapan barolarımızın yanında olduğumuzu tüm kamuoyuna bildiriyoruz.”

    İMZASI BULUNAN BARO BAŞKANLARI

    Adana Barosu Başkanı Av. Semih Gökayaz, Adıyaman Barosu Başkanı Av. Mustafa Köroğlu, Ağrı Barosu Başkanı Av. Mehmet Salih Aydın, Ankara Barosu Başkanı Av. Ramiz Erinç Sağkan, Antalya Barosu Başkanı Av. Polat Balkan, Artvin Barosu Başkanı Av. Ayla Varan, Aydın Barosu Başkanı Av. Gökhan Bozkurt, Balıkesir Barosu Başkanı Av. Erol Kayabay, Batman Barosu Başkanı Av. Erkan Şenses, Bingöl Barosu Başkanı Av. Ömer Faruk Hülakü, Bitlis Barosu Başkanı Av. Fuat Özgül, Bolu Barosu Başkanı Av. Sabri Erhendekçi, Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan Altun, Çanakkale Barosu Başkanı Av. Soner Aydın, Çankırı Barosu Başkanı Av. Mustafa Deniz, Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Nahit Eren, Edirne Barosu Başkanı Av. Tacettin Sivrikaya, Eskişehir Barosu Başkanı Av. Mustafa Elagöz, Antep Barosu Başkanı Av. Bektaş Şarklı, Giresun Barosu Başkanı Av. Soner Karademir, Hakkari Barosu Başkanı Av. Ergün Canan, Iğdır Barosu Başkanı Av. Serkan Alakan, İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel, Maraş Barosu Başkanı Av. Muhammed Burak Gül, Kars Barosu Başkanı Av. Fettah Çapkurt, Kastamonu Barosu Başkanı Özgür Demir, Kayseri Barosu Başkanı Av. Cavit Dursun, Kırklareli Barosu Başkanı Av. Turgay Hınız, Kocaeli Barosu Başkanı Av. Bahar Gültekin Candemir, Malatya Barosu Başkanı Av. Enver Han, Manisa Barosu Başkanı Av. Ümit Rona, Mardin Barosu Başkanı Av. İsmail Elik, Mersin Barosu Başkanı Av. Gazi Özdemir, Muğla Barosu Başkanı Av. Cumhur Uzun, Muş Barosu Başkanı Av. Kadir Karaçelik, Ordu Barosu Başkanı Av. Sibel Torun, Samsun Barosu Başkanı Av. Pınar Gürsel Yıldıran, Siirt Barosu Başkanı Av. Nizam Dilek, Urfa Barosu Başkanı Av. Mehmet Velat İzol, Şırnak Barosu Başkanı Av. Rojhat Dilsiz, Tekirdağ Barosu Başkanı Av. Sedat Tekneci, Trabzon Barosu Başkanı Av. Sibel Suiçmez, Dersim Barosu Başkanı Av. Kenan Çetin, Van Barosu Başkanı Av. Zülküf Uçar, Yalova Barosu Başkanı Av. Fedayi Doğruyol, Yozgat Barosu Başkanı Muhsin Ayanoğlu, Zonguldak Barosu Başkanı Av. Türker Kapkaç

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim Barosu’ndan çoklu baro yasa tasarısına ilişkin açıklama

    Dersim Barosu’ndan çoklu baro yasa tasarısına ilişkin açıklama

    PİRHA – Dersim Barosu, çoklu baro yasa tasarısının Adalet Komisyonu’ndan geçip Meclis Genel Kurulu’na sunulmasına ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Baroların düşüncesi alınmadan getirilen bu yasa teklifine karşı olduğumuzu, getirilen düzenlemenin yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını zedelediğini, yasanın geri çekilmesi halinde meslektaşlarımızın ekonomik sorunları başta olmak üzere her türlü konuyu görüşmeye hazır olduğumuzu tekrar ifade etmekteyiz” denildi. 

    Dersim Barosu, çoklu baro yasa tasarısının Adalet Komisyonu’ndan geçip Meclis Genel Kurulu’na sunulmasına ilişkin merkez merkez sanat sokağında basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya siyasi parti ve kurum temsilcileri, hukukçular ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açıklamayı okuyan Dersim Baro Başkanı Kenan Çetin, “1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nda yapılması istenilen değişikliklere karşı uzun zamandır mücadele etmekteyiz. TBMM’ye sunulan ve Adalet Komisyonu’nda kabul edilen yasa tasarısına yönelik itirazlarımızın ne kadar haklı olduğu ortaya çıkmıştır. Avukatlık Kanunu’nun 77.maddesinde yapılan değişiklik ile “5000’den fazla Avukat bulunan illerde asgari 2000 avukatla bir baro kurulabilir.” hükmü getirilerek çoklu baro sisteminin önü açılacaktır. Bu düzenlemenin birçok tehlikeli sonuçları bulunmaktadır. Her şeyden önce siyasi ve etnik kimliğine, inanış biçimlerine göre farklı barolar oluşacaktır. Örnek vermek gerekirse iktidara yakın bir baro mensubunun taraf olduğu davada; kıdemi 5 yılın altında olan çoğu genç Hâkim ve Savcıların bu baroya kayıtlı avukatların duruşmalarında karar vermekte zorlanacağı açıktır” ifadelerini kullandı.

    “ADALETSİZLİK YARATACAK”

    Çetin, “Avukatlık Kanunu’nun 114. maddesinde yapılan değişiklik ile Baro Genel Kurullarınca “Her 5000 üye için bir delege seçilir.” düzenlemesi getirilmiştir. Her ile Baro Başkanı dahil en az 4 delege verileceği de hükme bağlanmaktadır. Bu durum temsilde adaletsizlik yaratacaktır. Yine Avukatlık Kanunu’nun 177. Maddesinde yapılan değişiklik ile birden fazla baronun bulunduğu illerde Adli Yardım ve CMK hizmetleri Örneğin 2000 üyesi bulunan baro ile 30.000 üyesi bulunan baronun adli yardım ücretlerinin mutlak eşitlik olarak ikiye bölünmesi durumunda bu husus, adaletsizlik yaratacağı gibi ekonomik anlamda birçok sorun yaşayan meslektaşlarımızın özellikle iktidara yakın sayıca az barolara kaymasına neden olacaktır” dedi.

    “YARGININ BAĞIMSIZLIĞINI VE TARAFSIZLIĞINI ZEDELİYOR”

    “Görüldüğü üzere yürütme makamı bu hususlarda en ufak bir düzenleme yapmazken Ankara’ya girişimiz engellendi. Yaklaşık 27 saat boyunca etrafımız güvenlik kuvvetlerince çevrilerek aç, susuz bir şekilde yağmur ve sıcak altında bırakıldık. Oturmamıza engel olmak için sandalye verilmesine izin verilmeyip ayrıca battaniye ve yağmurluk gibi korunma malzemelerinin tarafımıza ulaştırılması engellendi. Kişisel ihtiyaçlarımızın giderilmesinde dahi zorluk çıkarıldı” diye konuşan Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yasa teklifinin Adalet Komisyonu’nda görüşülmesi sırasında Baro Başkanları’nın düşüncelerinin alınması kabul edilmediği gibi Milletin Meclisi’ne Baro Başkanları’nın girmesi engellendi. Avukatlık Kanunu’nda yapılması istenilen değişiklikler ile ilgili ne Birlik Yönetiminin ne de Baroların hiçbir düşüncesi alınmadı.
    19 Mayıs ve 1 Haziran’daki Birlik Yönetimi ve 80 Baronun ortak imzaladığı bildirideki itiraz noktalarına hiçbir cevap verilmeden, Adalet Komisyonu’ndan geçirildi. İşbu düzenlemenin perşembe günü TBMM’ye gelmesi beklenmektedir. Bir kez daha Baroların düşüncesi alınmadan getirilen bu yasa teklifine karşı olduğumuzu, getirilen düzenlemenin yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını zedelediğini, yasanın geri çekilmesi halinde meslektaşlarımızın ekonomik sorunları başta olmak üzere her türlü konuyu görüşmeye hazır olduğumuzu tekrar ifade etmekteyiz.”

    Açıklama, 5 dakikalık oturma eylemi ve alkışlarla son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • Kılıçdaroğlu: Baroların bölünmesi vatana, Türkiye Cumhuriyeti devletine ihanettir-VİDEO

    Kılıçdaroğlu: Baroların bölünmesi vatana, Türkiye Cumhuriyeti devletine ihanettir-VİDEO

    PİRHA- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, “Açık ve net söylüyorum, baroların bölünmesi vatana ihanettir. Ülkeye beka sorunu yaratan işte bu olaylardır” dedi. 

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

    Gündeme ilişkin konuşan Kılıçdaroğlu, Z kuşağı tartışmalarına da değindi. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen Kılıçdaroğlu, “Ben sana söyleyeyim. O kuşaktan oy alacaksan bu dediklerimi asla unutmayacaksın” ifadelerini kullandı.

    Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

    “BU GENÇLER SANA GÜVENİR Mİ?”

    “Geçen hafta en çok tartışılan konulardan biri kuşağıydı. Üniversite sınavına giren gençler… Turist gelecek, otellerin dolması lazım deyip sınava erkene alalım, aileleriyle tatile çıkıp 5 yıldızlı otellerde tatil yapsınlar dediler. Sayın Erdoğan bu gençleri nasıl kandırıp oy alırım diye program yaptı ama bence o da pişman oldu. Çıktı, bunlar bir sürü laf etti ama onlar gerekli dersi verdiler.

    Sen Z kuşağından oy almak istiyorsan önce gençler ne istiyor onu soracaksın. O kuşaktan oy alacaksan bu dediklerimi asla unutmayacaksın.

    Gençler dikta yönetimi istemiyor. Sen bunu yapabilecek misin? Gençler diyor ki; Biz dayatmayı kabul etmiyoruz. Önce sınav tarihiyle oynayarak dayatmanın nasıl olduğunu gösterdin.

    Gençler seçimlerime karışma diyor.

    Gençler baskıcı dikta yönetimi değil, özgürlük istiyor. Saraydaki kişi, sen bunu yapacak mısın, baskıyı bırakacak mısın? Gençler, benim kararlarıma ve seçimime karışma diyor. Beni formatlamaya kalkma, tek tipleştirme diyor.

    Gençler adalet istiyor, fırsat eşitliği istiyor. Gençler herkesten saygı görmek istiyor. Düşüncelerine, davranışlarına saygı görmek istiyor.

    “Gençler, ‘eğitimde evrensel değerleri gözardı etmeyeceksin’ diyorlar. Başka ne diyor? ‘Soru sorma hakkımı engelleme, beni kobay olarak kullanma’ diyor. 18 yılda 15 kez eğitim politikası değişti. Bu gençler sana güvenir mi?”

    “YÖK DENEN DARBE KURUMUNU KALDIRACAĞIZ”

    “Üniversiteler artık bilgi üretmiyor. Bir üniversite bilgi üretirse o ülkenin sanayicileri katma değeri yüksek ürün  üretirler. Ve Türkiye dünyada söz sahibi olur. Eğer üniversiteleri üniversite yapabilirsek, barış istedi diye hocaları atmazsak söz sahibi olabiliriz.

    “Sizin tercihlerinizle biz iktidar olduğumuzda size söz veriyoruz YÖK denen darbe kurumunu kaldıracağız.”

    SOYLU ŞİKAYETE RAĞMEN SORUŞTURMA AÇTIRMADI 

    “Bu ülkenin geleceği gençlere emanet edilmiştir. Daha yeteneksizler torpille işe başlarken, daha iyi iş için yurt dışını gösteren iktidardan hesap sormayacaklar mı?

    Kütahya’dan bir örnek vereyim. Eski bir Kütahya milletvekilinin bir kızı var. Bu kıza hiçbir sınava girmeden memur olarak işe alıyorlar ve özel kalem yapıyorlar. Bu kız Kütahya’da değil, Ankara’da oturuyor. Tam 143 gün Ankara’da oturdu, yurt dışına çıktı, rapor gönderdi ve maaşını tıkır tıkır aldı. Sanki Kütahya’da adam kalmadı ‘Ankara’dan adam alalım’ dediler. Olay şikayet ediliyor. Ayrıntıların hepsi var. Hiçbir tahkikat yapılmıyor. Soruşturma açılmasını istemeyen Süleyman Soylu.

    Sonra, Ankara’ya TOKİ’ye uzman olarak atıyorlar. Ben sınava giren 2,5 milyon genç kardeşime soruyorum: Kanada’ya gönderdiniz gencecik çocuğu oraya hizmet ediyor. Hiçbir geçerliği olmayan rapor gönderen kişiyi TOKİ’ye gönderiyorsunuz.Bunlara gençler oy verir mi? Bu gençler size oy vermez. Saray’dakilerin iktidarına son verecekler de bu gençler olacak.”

    “BAROLARIN BÖLÜNMESİ VATANA İHANNETTİR”

    Adaletin en önemli ayaklarından biri avukatlar… Dünyanın bütün ülkelerinde, hangi rejimden olursa olsun, avukatlar hakimler ve savcılar önemlidir. Barolarla ilgili bir kanun teklifi geldi. Baroların parçalanmasına itiraz ediyorlar. Baro başkanları yürüyüş yaptılar. Ankara’da baro başkanları yerde arkada polis duvarı var. Polisin burada günahı yok. Polise burayı tut diyorlar, tutuyorlar. Bu fotoğrafı gören Türkiye’de demokrasinin olmadığı algısına kavuşur. Devletin bunu yapmaması lazım.

    Baro başkanlarının yürüyüşüne kendisi de avukat Mansur Yavaş, çadır gönderdi, su gönderdi. Almadılar. Yemek vermediler. Devleti sağduyu ile yönettiğinizde bunlar olmaz.

    Baroları bölüyorlar. İnanç bağlamında, etnik kimlik bağlamında bölüyorlar. Açık ve net söylüyorum, böyle bir amaçla baroların bölünmesi vatana, Türkiye Cumhuriyeti devletine ihanettir.

    Dünyanın hiçbir ülkesinde baro başkanlarına böyle davranılmaz. Baro başkanlarını ayırıyorlar. İktidara muhalif olan barolar, etnik kimliklere göre barolar… Baroların bu şekilde bölünmesi bu vatana ihanettir, ülkeye en büyük ihanettir. Sayın Bahçeli’ye sesleniyorum. Yarın inanç ve etnik kimliğe göre bölünen baroları nasıl savunacaksın? (HABER MERKEZİ)

  • CHP: Baroların sarayın vesayeti altına girmesine izin vermeyiz-VİDEO

    CHP: Baroların sarayın vesayeti altına girmesine izin vermeyiz-VİDEO

    PİRHA- Barolar ile ilgili yapılması planlanan düzenlemenin Meclis’e gelmesi halinde her türlü engelleme haklarını kullanacaklarını söyleyen CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak, “Avukatların üst kuruluşu olan baroların sarayın vesayeti altına girmesine izin vermeyiz” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, gündemdeki konulara dair basın toplantısı düzenledi. CHP Genel Merkezi’nde yapılan toplantıda konuşan Öztrak, “Baroların kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu. Bu yasaya karşı biz CHP olarak yasalardan, anayasadan ve Meclis İç Tüzüğü’nden gelen her türlü engelleme hakkımızı kullanırız” dedi.

    Öztrak konuya ilişkin şunları kaydetti:

    “Saray, vesayeti altına almak istediği her yeri önce bölüyor, sonra da vesayeti altına almaya çalışıyor. Baro, sivil toplum kuruluşu değildir, kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur. Baro, iddia makamı, yargı makamı ve savunma makamı olarak bu üçlünün ayaklarından bir tanesidir. Saray, birtakım şeyleri gerekçe göstererek baroları vesayeti altına almak istiyor. Vatandaş hakkını aramak için avukata gidecek, ‘Sen nerenin avukatısın?’ diye bakacak. Sarayın mı yoksa milletin mi? Böyle ayrımlar son derece tehlikeli işler. Bu yasaya karşı biz CHP olarak yasalardan, anayasadan ve meclis iç tüzüğünden gelen her türlü engelleme hakkımızı kullanırız. Milletimizin haklarını savunacak olan avukatların üst kuruluşu olan baroların sarayın vesayeti altına girmesine izin vermeyiz. İktidar, yargının üzerinden elini artık çekmek zorundadır. Sadece barolar değil, yargının da iddianın da üzerinden elini çekmelidir.”

  • İstanbul Barosu avukatları Çağlayan Adliyesi önünde: Bu kavga hepimizin-VİDEO

    İstanbul Barosu avukatları Çağlayan Adliyesi önünde: Bu kavga hepimizin-VİDEO

    PİRHA – Baro başkanları tarafından Ankara’ya yapılan “Savunma Yürüyüşü”ne yönelik engelleme girişimlerine karşı Çağlayan Adliyesi önünde bir araya gelen İstanbul Barosu avukatları, “Biz buna direniriz. İstanbul Barosu bunu her defa yaptı, bu sefer de kararlılıkla yapacak. Bu kavga aslında hepimizin” ifadelerini kullandılar. 

    Barolarla ilgili yeni yasa girişimine karşı ‘Savunma Yürüyüşü’ başlatan baro başkanlarının Ankara’da polis müdahalesiyle karşılaşmasına ilişkin Türkiye’nin dört bir yanından verilen destek sürüyor.

    Yapılmak istenen yürüyüş talebi ve Barolar Başkanı Metin Feyzioğlu’nun yürüyüşe katılmaması talebi kazanımla sonuçlansa da Çağlayan Adliyesi’nde bir araya gelen İstanbul Barosu, “Yaşanan gelişme etkinliklerimizi gölgeleyecek değil. Başkanlarımız yürürken biz burada oturamayız” diyerek etkinliklerini devam ettireceklerini açıkladı.

    İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Nazan Moroğlu, “Bu eylemlerimiz sözde değişiklik taslakları söylemleri çekilene kadar devam edecek. En küçük çağrıda bile hepimiz bir aradayız. Çünkü barolar ortadan kaldırılmak isteniyor. Tabii işlevsizleştirecekler, susturacaklar, ondan sonra halkın hak arama özgürlüğü ortadan kalkacak. Bu böyle olmaz! Biz buna direniriz. İstanbul Barosu bunu her defa yaptı, bu sefer de kararlılıkla yapacak. Bu kavga aslında hepimizin ortak. Çünkü hukukun üstünlüğünü savunmayacaksak bizim ne işlevimiz olacak? Bu avukatlık kanununu bize sormadan değiştiremezler, geri çekecekler. Bunun başka yolu yok” dedi.

    Baro önünde Can TV mikrofonuna konuşan avukatlar da, şunları söyledi:

    “Avukatların çok sorunu var ama bu sorunların hiç biri mevcut yasa tasarısı içerisinde çözümünü bulmuyor. Bizler avukatlar olarak niçin burada olduğumuzu biliyoruz. Biz avukatlar savunmayı temsil ediyoruz. Biz halkı savunuruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Baro başkanları Feyzioğlu’na sırtını döndü- VİDEO

    Baro başkanları Feyzioğlu’na sırtını döndü- VİDEO

    PİRHA- Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, baro başkanları ile görüşmek üzere Ankara girişine geldi. Feyzioğlu’nun ziyaretini kabul etmeyen baro başkanları sırtını dönerek tepki gösterdi.

    Türkiye’nin dört bir yanından başlattıkları Savunma Yürüyüşü’nün ardından Ankara’da buluşan baro başkanlarına engelleme ikinci gününde de sürdü. Ankara girişine durdurulan avukatlara yönelik abluka gece boyunca devam ederken TBB Başkanı Metin Feyziyoğlu 27 saat sonra alana geldi. Ancak baro başkanları Feyziyoğlu’nun alana girmesine izin vermedi.

    Baro başkanları Feyzioğlu’na “Size ihtiyacımız yok bizim, gölge etmeyin yeter. Biz buradayken siz neredeydiniz? Geçmiş olsun dileğinizi kabul etmiyoruz. Bize terörist denirken neredeydiniz” sözleriyle tepki gösterdi. Başkanlar, Feyzioğlu’nu sırtlarını dönerek, dinlediler, protesto ettiler.

    “Biz buradayken siz neredeydiniz. Gece nasıl rahat uyudunuz” diye soran baro başkanlarına Feyzioğlu, “Ben bakanlıklarda girişimde  bulunuyordum. Baroları terörize ederek bu noktaya getiren sizsiniz” dedi. Bunun üzerine baro başkanları Feyzioğlu’nu, “Savunma susmadı susmayacak” sloganları ile protesto etti. Feyzioğlu, sloganlar eşliğinde ayrıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Baro başkanlarının Savunma Yürüyüşü’ne polis müdahalesi -VİDEO

    Baro başkanlarının Savunma Yürüyüşü’ne polis müdahalesi -VİDEO

    Ankara’ya başlattıkları “Savunma Yürüyüşü”nü sürdüren baro başkanlarının önü Eskişehir yolu girişinde polislerce kesildi, “kamu düzeni bozulduğu” gerekçesiyle yürüyüşe izin verilmeyeceği ifade edildi.

    Baroların yapısı ve seçim sisteminde yapılmak istenilen düzenlemeye karşı 53 baronun Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya doğru yola çıktıkları “Savunma Yürüyüşü”, 4’üncü gününde. Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan ile baro üyesi yüzlerce avukat, diğer kentlerden gelecek baro başkanları ve üyelerini cübbeleriyle Eskişehir yolu girişinde beklemeye başladı. İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da yürüyüşe destek verdi.

    Baro üyelerinin ellerinde “Baro yoksa adalet yok”, “Savunmadan elini çek”, “Bağımsız yargı”, “Savunma yürüyor “, “Savunmaya özgürlük” ve “Baroma dokunma” dövizleri yer aldı.

    ANKARA GİRİŞİNDE POLİS ENGELİ 

    Polis yoğunluğunun olduğu Eskişehir yolunda baroların karşılama noktasına ulaşması ile birlikte açıklama yapılması beklenirken, diğer baro başkanları ve üyelerinin önü karşılama noktasına kısa bir mesafe kala polisler tarafından kesildi. Polis amirleri “kamu düzeni bozulduğu” gerekçesiyle yürüyüşe izin verilmeyeceğini belirtti.

    Bu engelleme üzerine Eskişehir yolu girişinde bekleyen Ankara Barosu yönetimi ve üyesi avukatlar, baro başkanlarının durdurulduğu noktaya doğru yürümeye başladı. Fakat onların da önü polislerce kesildi. İki grubun buluşması engellenirken, bu engelleme girişimi nedeniyle baro başkanları ile polis amirleri arasındaki görüşmeler devam ediyor.

    Barolar, yürüyüşe izin verilmesi halinde önce Anıtkabir’i ziyaret edip, ardından yürüyüşle Meclis’e giderek temaslarda bulunacak. Ankara’ya doğru yapılan yürüyüşte 53 baro başkanı yer alırken, 5 baro başkanı da Anıtkabir’de yürüyüşe dahil olacak.  (HABER MERKEZİ) 

     

  • Baro başkanları Ankara’ya ‘Savunma Yürüyüşü’nü başlattı-VİDEO

    Baro başkanları Ankara’ya ‘Savunma Yürüyüşü’nü başlattı-VİDEO

    PİRHA-Türkiye’nin her yerinden baro başkanları avukatlık yasasında değişiklik yoluyla mesleğe, barolara, savunma hakkına ve halkın hak arama özgürlüğüne dönük saldırılara karşı bugün Ankara’ya yürüyüş başlattı. İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, “Mesleğimizin çok ciddi sorunları var. Bu teklif geri çekilmeli. Siyasal iktidarın hiçbir tavır göstermemesi nedeniyle yapabileceğimiz hiçbir şey kalmamıştı” dedi. 

    Barolar ve meslek örgütlerinin seçim sisteminde değişiklik yapılmasını protesto eden baro başkanları, bulundukları illerden bugün (19 Haziran) Ankara’ya “Savunma Yürüyüşü” başlattı.

    “YAPABİLECEĞİMİZ HİÇBİR ŞEY KALMAMIŞTI”

    İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu bugün saat 10.00’da Anadolu Adliyesi E Blok önünde açıklama yaptı.

    Durakoğlu, “Mesleğimizin çok ciddi sorunları var. Bu teklif geri çekilmeli. Bir avukatlık yasa tasarısı hazırlanabilmesi konusunda katkılarımız olacağını ilan etmiştik. Siyasal iktidarın hiçbir tavır göstermemesi nedeniyle yapabileceğimiz hiçbir şey kalmamıştı. Bugün bu saatte baro başkanları Ankara’ya yürüyorlar. Her gün biraz daha artırarak devam edeceğiz” dedi.

    Durakoğlu şunları söyledi:

    “Birden fazla baronun getirilmesine ilişkin tasarı açık bir biçimde halkın hak arama özgürlüğüne getirilmiş bir sınırlamadır. Özellikle de insan haklarına yönelik olarak baroların yaptığı mücadeleyi geri itmeye dönük bir anlayıştır. Bu yine kadına karşı şiddet ve çocuk istismarları karşısında baroların verdiği mücadelenin etkisizleştirilmesi anlayışıdır. Ve bütün bu anlayışların ortaya çıkarabileceği sonuç netice itibariyle halka tesir eden bir sonuç olacaktır. Biz şimdi mücadelemizi aslında sadece kendimiz için, mesleğimiz için değil, onun ötesinde toplum için, halk için veriyoruz. Yani insan hakları ihlalleri olduğu zaman ona ses çıkarmayan baro aranıyor. Yani kadına karşı şiddet olduğunda onu duymayacak baro aranıyor. Yani çocuk istismar edildiğinde onun yanında durmayı beceremeyen baro aranıyor. Sarı baro aranıyor. Nazım bir dizesinde ‘yolculuk başlamaz yürek çağırmazsa’ diyor ya bu yolculuğumuz aslında basit bir yolculuk değil. Biz yürüyeceğiz belki ama inanıyorum ki bir yol açacağız aslında. Açabildiğimiz yoldan siyasal iktidar da gelebilirse eğer bizim gittiğimiz yer hukuk devletidir, yargı bağımsızlığıdır, savunmanın güvenliğidir, insanca yaşamaktır, onurlu yaşamaktır. İşte bunun için yürüyoruz.”

    Önceki gün yapılan açıklamada, görüşmelerin sonuçsuz kalması nedeniyle baroların eylem sürecini başlattığı belirtilmişti.

    Açıklamada, “19 Mayıs ve 1 Haziran bildirilerimizde ortaya koyduğumuz kararlılık içerisinde, meslektaşlarımıza ve halkımıza verdiğimiz sözün arkasında durarak eylemlilik sürecini bugünden itibaren başlatıyoruz. Bu yeni süreç, 80 Baro olarak attığımız imzaya yönelik bir sadakatin ifadesidir” denilmişti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Barolar: Avukatlık Yasası ve seçim sisteminde değişiklik öngören tasarı geri çekilsin

    Barolar: Avukatlık Yasası ve seçim sisteminde değişiklik öngören tasarı geri çekilsin

    PİRHA- Avukatlık Yasası ve seçim sisteminde değişiklik öngören tasarının geri çekilmesini isteyen barolar, söz konusu durum karşısında teslim olmayacaklarını ve demokratik protesto haklarını kullanacaklarını vurguladı. 

    Ankara, Diyarbakır, Mardin, Urfa ve İzmir başta olmak üzere çok sayıda kentte, baroların seçim sistemi ile Avukatlık Yasası’nda değişiklik yapılmasına karşı açıklama yapıldı.
    ANKARA  
    Ankara Barosu, kentteki adliye önünde açıklama yaptı. Açıklamada konuşan Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan, hükümetin gündemindeki değişikliklere ilişkin, “Öncelikle avukatların yalnızlaştırılması, devamında ise ülke üzerinde yaşayan her bireyin savunmasız bırakılmasıdır. Adaleti adalet yapan tüm ilkelerin felsefesi insan onuru ise insan onurunun yeryüzünün güçlülerine karşı teminatı da avukatlardır ve devletin temeli olan adaletin sağlanması için inşa edilen binalar, içinde bağımsız barolar ve avukatlar olmadığı zaman bir infazhaneden farksızdır” ifadelerini kullandı.
    “Barolar, hukuk devletinin ve hak arama özgürlüğünün yılmaz savunucularıdır” diyen Sağkan, “Tüm bu baskıya karşı meslek yeminimiz ve bu ülkenin çocuklarına olan borcumuz nedeniyle teslim olmayacağız” mesajı verdi.
    URFA
    Urfa’da yapılan açıklamaya kentin Baro Başkanı Abdullah Öncel  ile çok sayıda avukat katıldı. Düzenleme ile avukatlar ve yurttaşların savunmasız bırakılacağını belirten Öncel, tasarının geri çekilmemesi durumunda her türlü demokratik haklarını kullanacaklarını vurguladı. Baroların aynı zamanda tüm yurttaşların örgütü olduğunu söyleyen Öncel, “Erkek şiddetine karşı kadınların, istismara maruz kalan çocukların yanında olduğumuz için, yine Hasankeyf’in, Munzur’un, Selda Gölü’nün, Kaz Dağları’nın, Dipsiz Gölün, derelerin, ovaların, denizlerin ve hayvanların avukatlığını yaptığımız için hedefteyiz. Yine işkence ve kötü muameleye karşı olduğunuz için, kayyum atanmasına karşı olduğumuz için, savaşa karşı barış dediğimiz için, tek elde toplanan yasama, yürütme ve yargı pratiğine karşı yargı bağımsızlığını savunduğumuz için hedefteyiz” diye konuştu.
    Öncel, dayanışma çağrısında bulundu.
    MARDİN 
    Mardin Barosu, baro binasında açıklama yaptı. Açıklamaya, Mardin Baro Başkanı İsmail Elik ve çok sayıda avukat katıldı. Toplumun ve bireylerin şiddet ve nefret içermeyen görüşlerini serbestçe ifade etmesini istediklerini ifade eden Başkan Elik, “Basının özgür bir şekilde faaliyet göstermesini talep ediyoruz. Halkın iradesini hiçe sayıp belediyelere kayyım atanmasına karşı çıkıyoruz ve tüm siyasi partilerin eşit koşullarda siyaset yapmasını, siyasi aktörlerin siyasi faaliyetlerinden dolayı hapsedilmesine itiraz ediyoruz. Bundan dolayı hedef alınıyoruz. Avukatları ve yurttaşları savunmasız bırakacak bu yasa tasarısı geri çekilmelidir” diye seslendi.
    DİYARBAKIR
    Diyarbakır Barosu, değişikliğe karşı Tahir Elçi Konferans Salonu önünde açıklama yaptı. Açıklamaya, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi Başkanı Abdullah Zeytun’un yanı sıra çok sayıda avukat katıldı. Baro Başkanı Cihan Aydın, değişiklik öngören girişimlerin son günlerde giderek arttığına dikkati çekerek, barolar, TBB ve akademisyenlerden oluşturulan bir komisyon tarafından hazırlanacak tasarının müzakere edilmesi için önerilerini sunduklarını, ancak bu önerilerin karşılıksız kaldığını ifade etti.  Aydın, OHAL sürecinden başlayarak giderek artan bir hızla tüm toplumsal muhalefet örgütlerinin KHK’lar ile susturulmaya çalışıldığını, şimdi ise baro ve avukatların hedefte olduklarını söyledi.
    VAN
    Van’da da, AKP’nin baroların yapısında ve seçim sistemlerinde değişiklik öngören yasa hazırlığına ilişkin açıklama yapıldı. Van Barosu Tahir Elçi Konferans Salonu’nda yapılan açıklamaya çok sayıda avukat katıldı. Van Barosu Başkanı Zülküf Uçar, barolar ve avukatların susturulmak istendiğini işaret ederek, “Güçsüzlerin, yoksulların, mazlumların ve bütün ötekileştirenlerin avukatlığını yaptığımız; hukukun üstünlüğünü ve hukuk devleti ilkesini savunduğumuz için hedefteyiz” dedi.
    İZMİR 
    İzmir Barosu, tasarıya ilişkin yazılı açıklama yaptı. “Gerçek niyetin, demokrasinin ve hak arama özgürlüğünün güvencesi, her kesimin hak savunucusu, doğanın ve hayvanların sesi, yargının tek sivil ve ele geçirilememiş parçası olan baroları susturmak olduğunu biliyoruz” denilen açıklamada, “19 Mayıs ve 1 Haziran bildirilerimizde ortaya koyduğumuz kararlılık içerisinde meslektaşlarımıza ve halkımıza verdiğimiz sözün arkasında durarak eylemlilik sürecinin başladığını ilan ediyoruz” denildi.
  • Ölüm orucundaki avukatlara destek: Adil yargılanma haktır-VİDEO

    Ölüm orucundaki avukatlara destek: Adil yargılanma haktır-VİDEO

    PİRHA- Adil yargılama talebiyle ölüm orucunda olan avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’a destek amacıyla birçok kentte baro ve hak örgütleri açıklama yaparak, “Bir toplumda avukatlar tehdit altındaysa, tüm yurttaşlar tehdit altındadır” dedi. 

    İSTANBUL
    Adil yargılanma talebiyle 160 gündür ölüm orucunda olan avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’a destek vermek amacıyla birçok kentte baro, meslek ve hak örgütleri açıklama yaptı.
    İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, Çağlayan Adliyesi önünde yapılan basın açıklamasında ölüm orucunda olan meslektaşları Av. Ebru Timtik ve Av. Aytaç Ünsal için bir an önce adaletin sağlanması gerektiğini belirtti.
    ANKARA  
    Savunmaya Özgürlük Koordinasyonu, ölüm orucundaki Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) avukatları Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal için Ankara Barosu Eğitim Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.
    “Adalet sağlansın, Ebru ve Aytaç yaşasın” pankartının açıldığı toplantıya İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili Kemal Peköz ve çok sayıda siyasetçi, avukat ve insan hakları savunucusu destek verdi.
    Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan,”Meslektaşlarımız usul ve formuna yargılama diyemeyeceğimiz işlemle tutuklandılar ve ceza aldılar” dedi. Adil yargılanma ilkesinin yok sayıldığını ifade eden Sağkan, savunma hakkının yok sayıldığı yönteme yargılama faaliyeti denemeyeceğini belirtti.
    Koordinasyon adına konuşan ÇHD Genel Başkanı Murat Yılmaz, “Siyasi iktidarın doğrudan düşman ilan ettiği kişiler, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala örneğinde de olduğu gibi, uluslararası yargı kararlarına rağmen tutuklu kalabilmektedir. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, kamuoyu karşısında Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımadığını bağıra bağıra ifade edebilmektedir. Yine Ebru ve Aytaç’ın yargılandığı dosyadan da bildiğimiz üzere, uluslararası hukuk ilkelerine atıf yaparak avukatları tahliye eden bir mahkeme heyeti, birkaç saat içerisinde kararından dönmeye zorlanıp, akabinde sürgün edilebilmektedir” dedi.

    Toplantı, katılımcıların “Adalet sağlansın Ebru ve Aytaç yaşasın” sloganıyla son buldu.

    İZMİR
    Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal için gerçekleşen eylemlerin İzmir’deki ayağı Bayraklı’da bulunan İzmir Adliyesi önünde yapıldı. Eyleme siyasi parti, hak örgütleri destek verdi.  “Talepleri Karşılansın, Aytaç ve Ebru Yaşasın” pankartı açılan açıklamada basın metnini İzmir Baro Başkanı Özkan Yücel okudu.
    Ölüm orucunda olan avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın taleplerinin karşılanmasının zor olmadığını dile getiren Yücel, hala insanız diyebilmek için onları yaşatmak zorunda olduklarını ifade etti.
    Yücel’in ardından söz alan hasta tutuklu Didem Akman’ın annesi Zülfiye Akman, kızının tedavisinin yapılmaması, kötü muamele ve hücrede tutulduğu için 4 aydır ölüm orucunda olduğunu söyledi. Akman, “Kızımın ölmesini istemiyorum. Hukuksuzluklara son verin. Hasta tutsakların taleplerini karşılayın” dedi.
    Aytaç Ünsal’ın annesi Nermin Ünsal ise “İki avukat da ülkenin her yerinden yükselen adalet çığlıklarını karşılayabilmek için bedenlerini ölüme yatırdılar. Biz yaşamı savunuyoruz. Anayasamızın güvence altına aldığı bu yaşama Adalet Bakanının da sahip çıkması bekliyoruz” dedi.
    DİYARBAKIR  
    Diyarbakır’da hak örgütleri ve sivil toplum örgütleri, Diyarbakır Barosu Adli Yardım binasında açıklama yaptı. Diyarbakır Barosu, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi,  Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUAYDER), Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED), Mezopotamya Beşiğinde Yakınlarını Kaybedenler Derneği’nin (MEBYA-DER) yaptığı ortak açıklamaya, cübbeleriyle katılan onlarca avukatın yanı sıra  Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Diyarbakır eşbaşkanları da katıldı. Hak örgütleri ve STÖ’ler adına yapılan ortak açıklamayı okuyan Diyarbakır Baro Başkanı Cihan Aydın, meslektaşlarının ölümle karşı karşıya olduğunu hatırlattı.
    İNSANLAR  BİR BİR HAPSEDİLİYOR
    Bütün muhaliflerin ve yurttaşların tehdit altında olduğuna dikkat çeken Aydın, “Hukukun ve adaletin esamesinin okunmadığı bu düzen,  insanları bir bir hapsediyor.  Farkında değiller ama gücü elinde bulunduranlar bile tehdit altında. Çünkü adalet kaybolursa tuz da kokmuştur ve bu kokuyu bastırmak artık mümkün değildir” diye ekledi. Adil yargılanma hakkının Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle korunduğuna işaret eden Aydın, Anayasa Mahkemesi’nce mahkeme kararlarının yüzde 52.1 oranında adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini açıkladığını hatırlattı.“Bir toplumda avukatlar tehdit altındaysa, tüm yurttaşlar tehdit altındadır” diyen Aydın, şu ifadeleri kullandı: “Bu nedenle adil yargılanma talebiyle ölüm orucunda olan meslektaşlarımız Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın talepleri aslında tüm yurttaşların talebidir. Buradan sesleniyoruz, bu hukuksuzluğa son verin, meslektaşlarımızı serbest bırakın. Adil yargılanma haktır. Avukatları derhal serbest bırakın. Adalet sağlansın, Ebru ve Aytaç yaşasın.”
    BATMAN 
    Batman Barosu avukatları da aynı amaçla baro binasının Tahir Elçi Konferans Salonu’nda bir araya gelerek açıklama yaptı. Cüppeleri ile açıklamaya katılan avukatlar, “Adalet sağlansın Ebru ve Aytaç yaşasın” yazılı pankart açtı. Açıklama yapan avukat Şirin Şen, avukatların taleplerinin yerine gelmesini istediklerini kaydederek, adaletin sağlanmasının bir talep değil hukukun gereği olduğunu vurguladı
    URFA  
    Urfa Barosu, adil yargılama talebiyle ölüm orucunda olan ÇHD’li avukatlar Ebru Timtik ve Selçuk Ünsal’a ilişkin açıklama yaptı. Baro hizmet binasındaki Tahir Elçi Konferans Salonu’nda yapılan açıklamaya Başkan Abdullah Öncel, baronun komisyon başkanları ve çok sayıda avukat katıldı. Öncel, ölüm orucundaki avukatların taleplerinin kabul edilmesini istedi. Avukatların savunma pratiklerinin cezalandırılmak istendiğine dikkat çeken Öncel, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkelerinin, adil yargılama hakkının ve savunma hakkının ihlali ile yargının kurucu unsuru savunmaya ve avukatlık mesleğine saldırı olduğunu belirtti. Öncel, “Aslında saldırılar bir bütündür ve ülke adalet sistemini yansıtmaktadır. Son günlerin konusu olan baroların seçim sisteminde yapılması planlanan değişiklikler de hukuk saldırılarının kapsamının geldiği noktayı göstermektedir. Bu veriler bir arada değerlendirildiğinde bir hukuk devletinden değil, ancak biat ve korku ile yönetmeye çalışan bir rejimden bahsettiğimiz açıktır” dedi.
    VAN 
    Van Barosu, “Adil yargılanma” talebiyle tutuldukları cezaevlerinde ölüm orucuna başlayan Avukat  Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın durumuna dikkat çekmek amacıyla basın açıklaması yaptı. Van Barosu Tahir Elçi Konferans Salonu’nda düzenlenen açıklamaya çok sayıda avukat ve kentte bulanan birçok sivil toplum örgütü de destek verdi. Ellerinde “Yaşamı savunuyoruz”, “Adalet yok nefes alamıyoruz”, “Herkes için adalet” pankartları taşıyan avukatlar adına açıklamayı Van Baro Başkanı Zülküf Uçar yaptı.
    İKTİDAR TALEPLERE KULAK TIKIYOR
    Timtik ve Ünsal’ın adil yargılanma taleplerine iktidar yetkililerinin aylardır kulaklarını tıkadığını belirten Uçar, “Bilmiyor olamazsınız, ama yine hatırlatalım. Hatta siz duymaktan bıksanız bile biz hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz. Ölüm orucundaki meslektaşlarımız avukatlık faaliyetleri nedeniyle yargılandılar. Mahkeme önünde savundukları veya haklarını arayanları temsil ettikleri için tutuklandılar. Soma davasını, gezi mağdurlarını, istismara uğrayan çocukları, şiddet mağduru kadınları, işkence görenleri savundukları için, sorumlulardan ve işkencecilerden hesap sordukları için cezalandırıldılar. Yalan söylediği ortaya çıkan gizli tanığın beyanıyla cezalandırıldılar, kendilerini tahliye eden ama 24 saat geçmeden tekrardan tutuklayan mahkeme heyetinin lağvedilmesi sonrasında oluşturulan özel heyet tarafından 150 yıl ceza verdiler. Ölüm orucunda olan meslektaşlarımızın adil yargılanma talepleri haklı ve meşrudur. Hukuksuzluğa bizzat şahit olduk. Dünya şahit oldu” dedi.
    Hukuksuzlukları marifet sayanların, adil yargılanma ve adalet talep edenleri terörize edenlerin, hukuksuzluğu kural haline getirerek mülkün temelini yok edenlerin, bedenlerini ölüme yatıranların çığlığını duymaz, göremez olduğunu ifade eden Uçar, “Hukuksuzluktan derhal dönülerek, hukuku tesis için gerekli tüm adımlar atılmalıdır. Ölüm orucunda olan meslektaşlarımızın adil yargılanma taleplerinin derhal karşılanması gerektiğini tüm ilgili ve yetkili kişi ve kurumlara hatırlatıyor, gereğinin yapılmasını talep ediyoruz” ifadesinde bulundu.
    MARDİN
    Mardin Barosu da aynı taleple açıklama yaptı. Baro binasında yapılan açıklamaya Mardin Baro Başkanı İsmail Elik ve çok sayıda avukat katıldı. Avukatlar, “Savunmaya Özgürlük”, “Aytaç Ünsal Serbest bırakılsın”, “Ebru Timtik Serbest bırakılsın” dövizleri taşıdı.
    Mardin Baro Başkanı İsmail Elik, “Siyasi iktidar, yargı kararlarına doğrudan müdahale etmekte, hatta uluslararası mekanizmaları aşabilecek yolların inşasına soyunmaktadır. Bütün bu tablonun sonuçları bugün en iyi şekilde cezaevlerinde mahpus tutulanlardan açıkça anlaşılmaktadır. Bu bağlamda Türkiye cezaevleri avukat, gazeteci, siyasetçi, insan hakları savunucuları ve öğrencilerle doludur” dedi.
    Elik, meslektaşlarının adil yargılanma hakkının tesisi ile birlikte; derhal serbest bırakılmaları adaletin tesisi için son derece önemli olduğunu vurgulayarak bunun hukukun gereği olduğunu kaydetti.   (HABER MERKEZİ)
  • İzmir Baro Başkanı: İktidar baroların söz söylemesini ortadan kaldırmaya çalışıyor

    İzmir Baro Başkanı: İktidar baroların söz söylemesini ortadan kaldırmaya çalışıyor

    PİRHA – İzmir Baro Başkanı Av. Özkan Yücel, hükümetin meslek örgütlerinin seçimlerine ilişkin yapacağı değişikliklere tepki gösterdi. Yücel, iktidarın baroların söz söyleme halini ortadan kaldırmaya yönelik adımlar attığını ancak Türkiye’de bulunan bütün avukatlar ve baroların bu çalışmaya karşı çıktığını belirtti. Yücel, bu çalışmanın acilen sona erdirilmesi çağrısı yaptı. 

    AKP iktidarı, meslek örgütlerinin seçim usüllerini değiştirmeye yönelik çalışmaların yapılacağı sinyalini vermeye devam ediyor. Önceki gün AKP Grup Başkanı Naci Bostancı, 2 Haziran’da çalışmalarına başlayacak olan Meclis gündemine ilişkin açıklamalarda bulunarak, “Meslek kuruluşlarının seçimine ilişkin çalışmamız var” dedi.

    İktidarın baro seçimlerine müdahale planını değerlendiren İzmir Baro Başkanı Özkan Yücel, iktidarın bugüne kadar kontrol edemedikleri kurumlar arasında meslek örgütlerinin önemli bir yer tuttuğunu belirterek, meslek örgütlerinin bütün antidemokratik ve hukuka aykırı uygulamalara  karşı çıktığını, görülmek istenmeyeni gösteren, duyulmasını istenmeyeni yurttaşa duyuran, kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı ve doğa tahribatı gibi özelleştirmelere yani kar amacıyla gerçekleştirilmiş bütün uygulamalara toplumsal bir bilinçle hareket edip karşı çıktıklarını dile getirdi.

    “MESLEK ÖRGÜTLERİ YAPILAN YANLIŞLARI ORTAYA KOYMAKTAN VAZGEÇMEDİ”

    Yücel, temelde istedikleri şeyin muhalefetin ortadan kaldırılması olduğuna dikkat çekerek, şöyle devam etti:

    “Çünkü siyasi iktidar bugüne kadar muhalif söz söyleyen bütün kesimler açısından bir biçimde yandaşını oluşturmak, onları ele geçirmek konusunda gerekli girişimleri gerçekleştirebilecek. Tabii sendikalar vasıtasıyla işçi örgütlerine, yandaşlar aracılığıyla sanayicileri, medya kuruluşlarına büyük paralar ödeyerek bağımsız medya kuruluşlarını ele geçirmek suretiyle kendilerine söz söylemeyen medya kuruluşlarını oluşturdu. Bugün artık geldiğimiz nokta itibariyle muhalefet olan, toplumda bir karşılık bulan meslek örgütlerine müdahale isteğinin temelinde yer alıyor. Çünkü biz meslek örgütleri olarak yapılan yanlışları ortaya koymaktan hiç vazgeçmedik. Bütün tehditlere, aba altından sopa göstermelere, yargılanma risklerine karşı doğru bulduğumuz toplumun yararına bulduğumuzu insanlarla paylaştık. Soma maden katliamında da biz vardık. Oradaki yurttaşların hakkını savunmak için bulunduk. Diğer bütün toplumsal dava örneklerinde de barolar, meslek örgütleri vardı. Herkes kendi bulunduğu yerden, kendi meslek ilgisine göre her türlü haksızlığın karşısında söz söylemeyi kendisini bir görev bildi.”

    “BAROLARIN SEÇİMİ EN DEMOKRATİK SEÇİM SİSTEMİDİR”

    Siyasi iktidarın baroların söz söyleme halini ortadan kaldırmaya çalıştığını ifade eden Yücel, barolardaki seçimlerin demokratik olmadığı gibi türlü gerekçeler ortaya koyduğunun, bugün Türkiye’de barolarda olan seçim sisteminin en demokratik seçim sisteminden biri olduğunun altını çizerek, seçim sistemini dair şunları söyledi; “İsteyen bütün avukatlar aday olabilirler bu diğer meslek örgütleri için de böyledir. Bunun için herhangi bir gruba dahil olmalarına ihtiyaç yoktur. Kimi kentlerde bakarsınız bir başkan adayı listesinde çalışmak istediği insanlar için gösterdiği aday, öteki başkan adayının listesinde de vardır. Yani bir ayrılma bir kamplaşma söz konusu değildir. Ve çok oy alan arkadaşlarımız yönetim kurullarına seçilir ya da başkan olarak seçilirler. Şimdi bunun antidemokratik olduğunu söylemek anlaşılır bir iş değil. Çünkü avukatlar bir listenin adına yazılmış olsalar bile tek tek oylanırlar, o nedenle listede yer alan avukatların meslektaşları desteklemezse üzerileri çizilebilir. Yerine başkası yazılabilir.

    “BAROLAR SİYASİ PARTİLER GİBİ DEĞİLDİR”

    O sebeple demokratik seçim sistemlerinin demokratik olmadığı iddiasını anlamak mümkün değil. Öbür taraftan da nispi temsilcili bir yaklaşım söz konusu. Bunun da barolar açısından uygulanabilir bir yanı yok, çünkü barolar siyasi partiler gibi değildir. Barolarda da seçime giren insanlar siyasi partilerde seçime giren insanlar gibi değildir. Siyasi partilerle baroları karıştırmamaları gerekir. Siyasi partilerde biz biliyoruz ki listeye koyarlar ve bunda etkili olan genel başkanlarıdır ya da partilerin MGK’larıdır. Ve orada bir ve ikinci sırada yer almak bir kavga sebebidir.”

    “İKTİDAR GÜÇSÜZ BARO İSTİYOR”

    Baroların seçim usullerinin değiştirilmesinin baroları çalışamaz hale getireceğine dikkat çeken İzmir Baro Başkanı Özkan Yücel, “3 parçalı, 4 parçalı yönetim kurulları oluşur. Yönetim kurulları icra organıdır, yönetim kurulları harekete geçme yeridir. Çalışamaz hale getirir” dedi.

    Yücel, iktidarın referandum sürecinde ‘Biz koalisyon istemiyoruz koalisyon üçüz yönetim demektir’ sözlerini hatırlatarak, “Şimdi karar verin hangisi doğru? Yani eğer o söylediğiniz doğruysa onu doğru kabul edeceksek, bugün baroları koalisyon sistemine mahkum etmeye çalışmakla güçsüz baro istediğinizi açık ortaya koymuş oluyorsunuz” diye konuştu.

    “BAROLAR HUKUK SİYASETİ YAPARLAR”

    Öte yandan, baroların siyasi konularda söz söylemesinin önüne geçmek, siyaset yapmalarının önüne geçmek gibi iddiaların da olduğunu belirten Yücel, baroların siyasi parti olmadığını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Barolar siyasi partiler mantığı ile siyaset yapmazlar, hukuk siyaseti yaparlar. Doğru olanı, yanlış olanı, toplumsal olanı, demokratik olanı, hukuka uygun olanı ortaya koyarlar ve yanlışlık varsa bunun karşısında dururlar. Şimdi diyorlar ki siyasi iktidarın karşısında duruyorsunuz. Kimin karşısında olalım. Biz onun karşısında olmak ve muhalefet etmek istediğimiz için değil, sonuçta yapılan işlerin yanlışlığını ortaya koyacaksak elbette ki siyasi iktidar da bunu yapıyor, yürütme organı o aldığı kararlar, hayata geçirdiği uygulamalar, bunlara ilişkin eleştirilerimiz elbette siyasi iktidara yönelik olacak. Peki bu AKP ile mi ya da Cumhurbaşkanı ile mı sınırlı? Hayır değil. Bugün iktidarda onlar var, onları eleştiriyoruz. Yarın başkası olur onu eleştiririz. Hukuka aykırı bir uygulama gerçekleştiriyorsunuz ve buna karşı barolar, ‘bu yaptığınız yanlıştır’ diye açıklama yapıyorsa bundan alınmamak gerekir. Bunu siyasi iktidara karşı bir yaklaşım olarak değerlendirmemek gerekiyor, bu demokrasiyi korumak içindir, bu insan haklarını korumak içindir.”

    Zaman zaman meslek örgütlerine yönelik bu tür saldırıların gündeme geldiğini söyleyen Yücel, bu açıklamalara ilk olarak 53 baronun tepki göstererek açıklama yaptığını hatırlattı. Yücel,  Türkiye’nin bütün kentlerinden seslerin yükseldiğini de kaydetti.

    “ACİLEN BU ÇALIŞMA SONA ERDİRİLMELİ”

    Türkiye’deki bütün avukatların ve baroların şu anda avukatlık kanadında yapılacak herhangi bir değişiklik girişimine karşı olduğuna dikkat çeken Özkan Yücel, “Demokrasiden söz edenlerin demokratik taammülleri terk etmemesi gerekir. Bir kanun değişikliği söz konusu olacaksa bunu nasıl muhatabı barolar ve Barolar Birliği’dir. Çünkü avukatların sorunlarını  baroların sorunlarına bilen, bunlara ilişkin çözüm önerilerini getirebilecek olan en temel kuruluşlar meslek örgütleridir. O yüzden acilen bu çalışma sona erdirilmeli. Ve avukatlık kanunu konusunda yapılacak değişik girişimleri barolara ve Barolar Birliği’ne bırakılmalıdır” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR

  • Baroların, mültecilerin bulunduğu Pazarkule’ye geçişine izin verilmedi-VİDEO

    Baroların, mültecilerin bulunduğu Pazarkule’ye geçişine izin verilmedi-VİDEO

    PİRHA- Mülteci ve göçmenlerin Avrupa’ya gitmek için Edirne Pazarkule sınırında bekleyişi sürerken, İstanbul, Kırklareli, Tekirdağ ve Antalya barolarından 100 kadar avukat bu sabah Pazarkule’ye gitti. Ancak avukatların Pazarkule’ye, mültecilerin olduğu bölüme geçişlerine izin verilmedi. 

    Mülteci ve göçmenlerin Avrupa’ya gitmek için Edirne Pazarkule sınırında başlattıkları bekleyiş sürüyor. On binden fazla mültecinin bulunduğu sınır kapısına Edirne Valiliği’nden izin alınmadan yaklaşılamazken, Türkiye, sınıra mülteci dışında hiç kimseyi almıyor.

    Türkiye ile Yunanistan sınırlarına sıkışan sayısı 100 bini aşan mültecinin ölüm kalım mücadelesi verdiğini belirten barolar, uluslararası hukukla güvence altına alınmış onurlu yaşam hakkını, başka ülkelere sığınma ve kabul edilme hakkını savunmak, mültecilere yönelik nefret söylemine hayır demek, savaşsız, sınırsız bir dünya umudu için otobüslerle Edirne Pazarkule’ye gitti.

    Pazarkule Sınır Kapısı’na yakın bir bölgeden sonra sivillerin ve basın çalışanlarının geçişleri Edirne Valiliği’nin talimatı ile yasaklandığı belirtilerek, avukatların bölgeye geçişlerine izin verilmedi.

    “ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ” 

    İstanbul Barosu’na kayıtlı avukatlardan oluşan heyete, Tekirdağ, Kırklareli, Antalya ve İstanbul Baro başkanları eşlik ettiler. Polis barikatının önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında mültecilerin yaşadığı insanlık dışı uygulamaların takipçisi olacaklarını belirten baro başkanları, “Uluslararası hukukun üstünlüğünü ve mülteci haklarının korunması için elimizden geleni yapacağız” dedi.

    “MÜLTECİLERE TECRİT Mİ UYGULANIYOR?”

    Avukat Kemal Aytaç, “Edirne Valiliği talimatı ile bölgeye sivil girişleri yasaklanarak bölgede yaşananların kamuoyuna aktarımı engellenmek isteniliyor. İçeride görülmesi gereken şeylerin görülmemesini sağlamaya çalışmaları aslında şu an içeride neler yaşandığını bizlere bir nevi anlatmaktadır. Mültecilere yönelik uygulanan bu tecrit kaldırılmalı ve içeride olan biten objektif bir şekilde kamuoyuna gösterilmelidir” dedi.

    “MÜLTECİLERİN HAKLARINI KORUMAK ZORUNDAYIZ”

    Antalya Barosu Başkanı Avukat Polat Balkan “Mültecilerin de hakları var. Biz avukatlar olarak bu insanların haklarının korunması için elimizden gelen tüm çabayı göstereceğiz. Türkiye ve Yunanistan hükümetlerinin konuya daha hassas yaklaşmaları gerekiyor. Söz konusu insan hayatı ve sağlığıdır” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Barolar mültecilerle dayanışmak için Pazarkule’ye gidiyor

    Barolar mültecilerle dayanışmak için Pazarkule’ye gidiyor

    PİRHA- Mülteci ve göçmenlerin Avrupa’ya gitmek için Edirne Pazarkule sınırında bekleyişi sürüyor. İstanbul Barosu başta olmak üzere yaklaşık 20 barodan avukatlar mültecilerle dayanışmak için 11 Mart günü Pazarkule’ye gidecek. 

    Mülteci ve göçmenlerin Avrupa’ya gitmek için Edirne Pazarkule sınırında başlattıkları bekleyiş sürüyor. On binden fazla mültecinin bulunduğu sınır kapısına Edirne Valiliği’nden izin alınmadan yaklaşılamazken, Türkiye sınıra mülteci dışında hiç kimseyi almıyor.

    “ONURLU YAŞAM HAKKINI SAVUNMAK İÇİN EDİRNE’YE GİDİYORUZ”

    İstanbul Barosu yaptığı kısa bir açıklamayla, “Türkiye ile Yunanistan sınırlarına sıkışan sayısı 100 bini aşan mülteci ölüm kalım mücadelesi veriyor. Uluslararası hukukla güvence altına alınmış onurlu yaşam hakkını, başka ülkelere sığınma ve kabul edilme hakkını savunmak, mültecilere yönelik nefret söylemine hayır demek, savaşsız, sınırsız bir dünya umudumuz için Edirne’ye gidiyoruz” dedi.

    Özgürlük için Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi de, bütün üyelerini, tüm meslektaşlarını ve hukuk kurumlarını 11 Mart’ta tarihinde barolar öncülüğünde Edirne’de gerçekleşecek olan mülteciler ve sığınmacılarla dayanışma ziyareti ve ardından yapılacak olan basın açıklamasına bekledi.

    PİRHA’ya bilgi veren Avukat Kemal Aytaç, İstanbul, Ankara, Bursa, Adana, Mersin, Kocaeli, Antalya, Tekirdağ, Yalova olmak üzere yaklaşık 20 baronun Edirne Pazarkule’ye gideceğini söyledi. Aytaç, Pazarkule’de incelemelerde, gözlemlerde, görüşmelerde bulunulacağını kaydetti.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • 44 barodan, şeriat hukukunun referans alınmasına ortak tepki

    44 barodan, şeriat hukukunun referans alınmasına ortak tepki

    PİRHA- İstanbul, Ankara, Adana, Mersin, İzmir, Dersim barolarının da aralarında bulunduğu 44 baro, geçtiğimiz gün Resmi Gazete’de yayımlanan ve içeriğinde Şer’i hukukun referans alınmasına dönük karara, açıklamayla tepki gösterdi. 

    14.12.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ‘Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından Faizsiz Finans Kuruluşlarının Denetimini Yürüten Denetçiler İçin Etik Kurallar’ içeriğinde, Şer’i hukukun referans alınmasına 44 barodan ortak tepki geldi.

    Yapılan açıklamada “Şer’i hukuka dayalı referanslarla Etik Kurallar belirlenmesi, Anayasamızdaki laiklik ilkesine açıkça aykırı olduğu kadar, Cumhuriyet’in ruhuna, varlığına ve değerlerine de aykırıdır” denilerek şunlara yer verildi:

    “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, ‘Cumhuriyet’in nitelikleri’ başlıklı 2. Maddesi, ‘Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Şer’i hukuka dayalı referanslarla Etik Kurallar belirlenmesi, Anayasamızdaki laiklik ilkesine açıkça aykırı olduğu kadar, Cumhuriyet’in ruhuna, varlığına ve değerlerine de aykırıdır. Cumhuriyetimizin en temel unsurlarının başında gelen laiklik, dini kurallar ile devletin işleyişini sağlayan yasal düzenleme ve kuralların, yani din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını gerektirir. Laiklik; pozitif bilimin, evrensel hukukun, düşünce özgürlüğünün başlıca teminatıdır. Bu sebeple, tüm kural ve işlemlerin de laiklik ilkesine uygun düzenlenmesi şarttır. Aksi yöndeki tüm düzenlemeler, Anayasamıza ve Hukuk Devleti ilkesine aykırılık oluşturacaktır. Barolar olarak Cumhuriyet’in temel kazanımlarına, lâik ve sosyal hukuk devletine sahip çıkmayı sürdürerek, hukuk devleti ve demokrasiden asla ödün vermeyecek ve Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolundan asla vazgeçmeyeceğiz.

    (HABER MERKEZİ)

  • Erdoğan, adli yıl açılışına gitmeyen baroları provokatörlükle suçladı

    Erdoğan, adli yıl açılışına gitmeyen baroları provokatörlükle suçladı

    Saray’da yapılan Adli Yıl Açılış Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, töreni boykot eden baroları açılışı provoke etmekle suçladı. Erdoğan, “Yargı üzerinden Cumhurbaşkanı’na saldırmak, doğrudan siyasal alanı hedef almaktır” dedi.

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Saray’daki Adli Yıl Açılış Töreni’nde konuştu. Erdoğan, bu yıl 5’inci ve son defadır Adli Yıl açılışını yapan Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit’e hizmetleri için teşekkür ederek başladığı konuşmasında “adalet” kavramı üzerinde durdu.

    Adaletin, tarihin her döneminde üzerinde kafa yorulan tartışılan, uygulama biçimleriyle gündemde olan bir konu olduğunu belirten Erdoğan, “Biz de her fırsatta adalet kavramı üzerinde uzun uzun durmaya çalışıyoruz. Görevimiz gereği üstlendiğimiz sorumlulukların yanı sıra ferdi hayatımızda maruz kaldığımız çok sayıdaki hadise sebebiyle bu kavram üzerinde sık sık tartışmak durumunda kaldık. Zulüm ve haksızlık ile adaletsizlik eş anlamlıdır. Şayet insan adalet yerine zulüm yolunu seçiyorsa bunu kendi iradesiyle yapıyor demektir. Dolayısıyla bu iradeyi kontrol altında tutacak zihni ve fiili bir düzene ihtiyaç vardır. Nitekim toplumsal ilişkiler ve devlet uygulamalarıyla ilgili tartışmalarda hep adalet kavramının yattığını görüyoruz. Batının ve doğunun tüm önemli isimleri tartışmalarını bu kavram üzerinden yürütmüşlerdir” diye belirtti.

    “KANUN BAŞKADIR, HUKUK BAŞKADIR, ADALET BAŞKADIR”

    Erdoğan, kadim dönemlerden beri insan hayatının ve toplumsal düzenin temeli olarak görülen adalet kavramı üzerinde daha çok düşünülmesi gereken bir dönemden geçtikleri düşüncesinde olduğunu da ifade etti. Devamında ise, “Kanun başkadır, hukuk başkadır, adalet başkadır. Biz kendimiz ve tüm insanlık için biz daima adaletin peşinde koşmalıyız” ifadelerini kullandı.

    ‘Kuvvetler ayrılığı’ prensibinin ise demokrasinin ve cumhuriyetin temeli olduğunu söyleyen Erdoğan, Başkanlık Sistemi konusunda ABD’yi örnek gösterdi.

    “BAŞKANLIK SİSTEMİ, KUVVETLER AYRILIĞI İÇİN TEHDİT DEĞİL”

    Erdoğan, bu konuda şunları dile getirdi: “ABD’de seçimle gelen başkan yardımcısı aynı zamanda kongrenin de başkanıdır. ABD’de bu durum, kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı bir durum olarak anlaşılmamakta. Türkiye, darbelerden vesayete kadar pek çok sıkıntılı süreç yaşamış olsa da halkın iradesi üzerine inşa ettiği demokrasi anlayışına hep bağlı kalmıştır.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin birliğini, beraberliğini, tüm kurumlarıyla etkin şekilde işlemesini temin, cumhurbaşkanının en öncelikli görevidir. Anayasamızın lafzında ve ruhunda açıkça yer alan bu yaklaşımı, kuvvetler ayrılığı için bir tehdit değil, tam tersine birleştirici bir güç olarak görüyoruz. Anayasanın hükümleri gereğince Cumhurbaşkanı sadece yürütmenin değil devletin de başıdır. Cumhurbaşkanına verilen devletin başı misyonu kuvvetler ayrılığı için tehdit değil, birleştirici güçtür.”

    “TEMELSİZ İTHAMLAR”

    Kuvvetler ayrılığı konusundaki ithamların ise temelsiz olduğunu öne süren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yargı üzerinden, milletten ve hukuktan aldığı yetkiyle görevini yapan yürütme erki ile onun temsilcisi olan cumhurbaşkanına saldırmak, aslında doğrudan siyasal alanı hedef almaktır. İlk çözmemiz gereken meselelerden biri, tüm meslek teşekküllerinin seçim yöntemlerinin, temsili demokrasiye uygun hale getirilmesidir.

    BAROLARI ELEŞTİRDİ

    Birtakım barolar adli yıl açılışını sırf mekandan dolayı provoke ediyor. Gazi mekan tüm kurumların evidir. Başta barolar olmak üzere önümüzdeki dönem kurumların seçim sistemi yeniden düzenlenmelidir. Yargıtay ve TBB Başkanımızı, bu bağnaz ve provokatif dayatmalara karşı gösterdikleri dirayetli ve demokratik duruş sebebiyle tebrik ediyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, bu gazi mekan, konferans salonu, sergi salonu, camisi, 15 Temmuz Anıtı, tamamlanmak üzere olan kütüphanesi ve inşası süren müzesiyle, milletimizin, dolayısıyla da tüm kurumlarımızın evidir.

    YARI REFORMU KISA SÜREDE HAYATA GEÇECEK

    AB organları her ne kadar ülkemize karşı açıkça ayrımcı bir tutum içindeyse de biz bu reform belgesiyle aynı zamanda tam üyelik yükümlülüklerimize olan bağlılığımızı da göstermiş oluyoruz. Yargı süreçlerini sadeleştirerek, uyuşmazlıklar için alternatif çözüm yolları geliştirerek, önleyici hukuk uygulamalarını sistemimize kazandırarak, Yargı Reformunu kısa sürede hayata geçirmekte kararlıyız.”