Etiket: bartın

  • 8 Yaşındaki çocuğa yönelik istismarda bulgu var ancak suçlu yok!

    8 Yaşındaki çocuğa yönelik istismarda bulgu var ancak suçlu yok!

    PİRHA – CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Batman’da cinsel istismara uğradığı iddia edilen 8 yaşındaki kız çocuğunun yaşadıklarını TBMM gündemine taşıdı. Adli tıp raporundaki somut deliller ve çocuğun ailesinin hükümet ile olan ilişkilerinin altını çizen Aysu Bankoğlu, ilgili üç bakana “Dosyanın kapatılma gerekçesi olarak sunulan ek adli tıp raporunun içeriği nedir?” sorusunu yöneltti.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Batman’da evinin önünde asılı bulunan ve cinsel istismara uğradığı iddia edilen 8 yaşındaki kız çocuğuyla ilgili üç bakana soru önergesi yöneltti.

    Verilen takipsizlik kararı sonrası Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın itirazı üzerine soruşturması yeniden başlanarak bakanlık gözetimine alınan kız çocuğu, TBMM gündemine taşındı.

    Adli tıp raporundaki somut deliller ve çocuğun ailesinin hükümet ile olan ilişkilerinin altını çizen Milletvekili Aysu Bankoğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı, Adalet Bakanı ve Sağlık Bakanına soru önergesi yöneltti.

    “NE AKLA NE DE VİCDANA SIĞMAZ”

    Konuyla ilgili açıklama yapan Bankoğlu, “Batman’ın Kozluk ilçesinde 8 yaşındaki bir kız çocuğu Ş. S., 7 Ocak günü evinin önünde asılı bulunmuştur. Olayla ilgili cinsel istismar şüphesiyle soruşturma başlatılmış ancak “somut delil olmadığı gerekçesiyle” takipsizlik kararı verilerek dosya kapatılmıştır. Ş. S.’nin hastaneye kaldırıldığı gün tutulan hasta kayıt formunda; çocuğun kalbi durmuş şekilde hastaneye annesi tarafından getirildiği, kalp masajı yapıldığı tekrar hayata döndürüldüğü, boyun çevresinde 1 santim eninde ası izi olduğu ve entübe edildiği belirtilmiştir. 27.03.2024 tarihli adli tıp raporuna göre, olay yerinden alınan ve biri çocuk olmak üzere 3 erkek şahsın kıyafetleri incelenmiş hem kıyafetlerde hem de çocuğun, iç genital bölgesinde sperm saptandığı ancak rapordaki önemli bulgulara rağmen, 26 Nisan 2024’te alınan ek bir raporla “somut delil yoktur” denilerek soruşturma dosyasının kapatıldığı görülmüştür. 8 yaşındaki bir kız çocuğunun iç genital bölgesinde sperm bulunmasına rağmen somut delil yok diyerek dosyayı kapatmak ne akla ne de vicdana sığmaz.” dedi.

    “DOSYANIN KATILMASININ NEDENİ NEDİR?”

    Soruşturmanın kapatılmasının arkasında karanlık bir elin olduğu şüphesinin altını çizen CHP’li Bankoğlu, önergesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Kozluk Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kararında; ‘Olay günü mağdur ile aynı ikamette bulunan annesinin ve kardeşlerinin beyanları ile olayın meydana geldiği yerin özellikleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, mağdurun oyun oynarken bahçelerindeki direkte asılı halde bulunan ipi oyun maksadıyla boynuna dolaması sonucunda olayın gerçekleştiği değerlendirilmiştir’ ifadelerine yer verilmiştir. 8 yaşındaki bir çocuğun oyun oynarken kendini boynundan ağaca asması hayatın olağan akışına aykırı bir davranıştır. 27.03.2024 tarihli adli tıp raporuna göre çocuğun üzerinde 3 ayrı erkeğe ait DNA ile iç genital bölgede 1 erkeğe ait sperm bulgusuna rastlandığı belirlenmiştir. Bulgular ve adli tıp raporuna göre savcılık, aile üyelerinden kan örneği alınmasını istenmiş ancak sonrasında ek adli tıp raporu düzenlendi ve ‘somut delil yoktur’ denilerek soruşturmaya takipsizlik kararı verilmiştir. Bu ek rapor neden istenmiştir, savcılık ailedeki erkeklerden kan örneği istemesine rağmen alel acele dosyanın katılmasının nedeni nedir? Çocuğun ailesinin AKP’nin üst düzey yöneticileri ile olan ilişkileri kamuoyunda tepkilere neden olmakta ve gizli bir elin dosyaya müdahale ederek konunun karartılmaya çalışıldığı şüphesini doğurmaktadır.”

    AİLE, SİYASİLER İLE YAKIN İLİŞKİ İÇERİSİNDE Mİ?

    8 yaşındaki kız çocuğu Ş. S. ile ilgili takipsizlik kararı verilen soruşturmanın, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın itirazı üzerine yeniden başlatıldığı, 8 yaşındaki Ş. S.’nin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı gözetimine alındığını 18.10.2024 tarihinde basına yansımıştı.

    Konuyla ilgili Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına sorular soran Bankoğlu, Adli Tıp raporundaki bulgulara rağmen Ş. S’nin neden ailesine teslim edildiğini, bakanlığın neden sürece zamanında itiraz etmediğini sordu.

    Milletvekili Bankoğlu, ailenin akrabalarından Kozluk Muhtarlar Derneği Başkanı Muhittin Serikli’nin siyasi bağlantılarının güçlü olduğunun sosyal medya paylaşımlarından görüldüğü, hatta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ı 2 Ocak 2024 tarihinde Batman’da resmi bir ziyarette karşıladığı ve protokolde yer aldığını belirtti. Bankoğlu, Bakan Göktaş’ın, Serikli ailesinden ve Muhittin Serikli’nin siyasi bağlantılarından haberdar olup olmadığı, olay gününden sonra aile ile Bakan Göktaş’ın konuyla ilgili dolaylı ya da direkt bir görüşmesi olup olmadığı sorusunu da yöneltti.

    Milletvekili Aysu Bankoğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nın görevlerini yapmayıp “ihmaller zincirini oluşturup” dosyanın kapanmasına zemin hazırladığını da söyledi.

    EK ADLİ TIP RAPORU İLE KONU KARARTILDI

    Ocak ayında cinsel istismar iddiasıyla başlatılan soruşturmada müşteki olarak küçük kızın annesi ve Batman İl Sağlık Müdürlüğü’nün yer aldığı görüldü. Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’ndan alınan ilk ATK raporunda cinsel istismar bulgusu somut bir şekilde yer almasına rağmen bu dosyanın nasıl ve hangi gerekçeyle kapatıldığının peşini bırakmayacaklarını belirten Aysu Bankoğlu, “Dosyanın kapatılma gerekçesi olarak sunulan ek adli tıp raporunun içeriği nedir, ilk adli tıp raporuna rağmen neden ikinci bir rapor alınma ihtiyacı duyulmuştur? Bu soruları Adalet Bakanı yanıtlamalıdır. Olayı kamuoyuna duyuran gazeteci Canan Kaya’nın haber kaynağı, Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’nda ilk adli tıp raporuna ulaşmak isterken bilinmeyen bir numaradan aranıp tehdit ediliyor. Tehdit eden kişi ya da kişiler devletin kurumu içerisindeki bu durumdan nasıl haberdar oluyor da konunun araştırılmasını engellemek istiyor? Kim ya da kimler bu kişilere bilgi veriyor, tüm bu sorular yanıt bekliyor” dedi.

    SAVCILIĞIN İSTEDİĞİ KAN ÖRNEKLERİ NEREDE?

    Milletvekili Bankoğlu, “Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’nun ilk raporunda belirtilen sperm hücresi ve erkek DNA’sı örneklerinin kime ait olduğunu tespit etmek amacıyla savcılığın istediği kan örnekleri kuruma teslim edilmiş midir? Sonuçları nedir? Raporda geçen DNA’lar kim ya da kimlere aittir? Bu soruların cevabını bulamıyoruz. Konunun kapanması ve küçük kızın kaderine terk edilmesi için dosyanın üzerinde maalesef karanlık bir el dolanıyor, Adalet Bakanlığı’nın soruşturmanın hangi aşamada olduğuyla ilgili kamuoyunun vicdanını rahatlatacak bir açıklamayı derhal yapması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • Zonguldak’taki maden ocağında patlama: 4 işçi yaralandı

    Zonguldak’taki maden ocağında patlama: 4 işçi yaralandı

    PİRHA-Amasra’da 42 madencinin öldüğü maden katliamının üzerinden bir ay geçmeden, bu kez Zonguldak’ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında patlama meydana geldi. İlk belirlemelere göre 4 madenci yaralandı.

    Zonguldak’ın Kilimli ilçesinde faaliyet gösteren ve özel bir şirkete ait olduğu belirtilen maden ocağında gece saatlerinde patlama meydana geldi. Henüz belirlenemeyen nedenle meydana gelen patlamada Ersoy Mankır, Ramazan Kamilçelebi, İlyas Kabuk ve Ali Gezer yaralandı.

    İşçilerin vücutlarında yanıklar oluştuğu belirtilirken, İlyas Kabuk ve Ali Gezer Ankara Şehir Hastanesi’ne sevk edildi.  Türkiye Taşkömürü Kurumu’na ait tahlisiye ekipleri maden ocağındaki patlamanın sebebiyle ilgili inceleme başlattı. Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • 41 madencinin yaşamını yitirdiği faciada 8 kişi tutuklandı

    41 madencinin yaşamını yitirdiği faciada 8 kişi tutuklandı

    Amasra Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye getirilen TTK Amasra Müessese sorumlusu 8 kişi tutuklandı.

    Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Müessese Müdürü Cihat Özdemir, TTK Amasra Müessese Müdür Yardımcısı Salih Atmaca, işletme müdürü Selçuk Ekmekçi ile kartiyelerden (Birkaç üretim ünitesinden oluşan ocak) sorumlu maden mühendisleri Levent Aydın ve İbrahim Hakan Mengeş, TTK Amasra Müessese İşletme Baş Mühendisi Mehmet Tural, iş güvenliği şube müdür vekili Volkan Soylu ve emniyet mühendisi Şahan Kahraman, savcılıktaki sorgularının ardından tutuklama talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edildi.

    Nöbetçi hakimlik, sekiz şüphelinin “bilinçli taksirle birden fazla insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olmak” suçundan tutuklanmasına karar verdi.

    Ayrıca Amasra maden faciasına ilişkin açıklanan bilirkişi ön raporu tamamlandı. Maden, jeoloji, jeofizik, elektrik ve makine mühendisleriyle iş güvenliği uzmanından oluşan 7 kişilik bilirkişi heyetinin hazırladığı 28 sayfalık ön inceleme raporu, Amasra Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi.

    Raporda “İş kazası, -320 Kalın Damar Tavan Yolu’ndaki patlatma çalışması kaynaklı olarak meydana gelmiş, grizu ve kömür tozu patlamasını içeren bir patlamadır. Metan drenajı uygulaması hayata geçirilmiş olsaydı kaza önlenebilirdi” ifadeleri yer aldı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • DİSK, Bartın’daki maden faciasını protesto etti: Çalışırken ölmek istemiyoruz!-VİDEO

    DİSK, Bartın’daki maden faciasını protesto etti: Çalışırken ölmek istemiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- DİSK, Bartın’daki maden faciasında hayatını kaybeden 41 maden işçisi için eylem yaptı. Ankara’da Dev Maden-Sen Genel Merkezi önünde bir araya gelen emekçiler yaptıkları açıklamada, “İşçi ölümlerinde sorumluluğu olanlar hesap vermediğinde, bugünkü gibi elini kolunu sallayarak dolaştığında, ihale ve terfi almaya devam ettiğinde cinayetler teşvik edilmiş olur. Çare mücadeledir, dayanışmadır. Çalışırken ölmek istemiyoruz” dedi.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Bartın’ın Amasra ilçesindeki maden ocağında yaşanan grizu patlaması sonucu 41 maden işçisinin hayatını kaybetmesi üzerine birçok ilde protesto eylemleri yaptı.

    Ankara’da Devrimci Maden Arama ve İşletme İşçileri Sendikası (Dev Maden-Sen) Genel Merkezi önünde bir araya gelen sendika üyeleri sık sık “Bartın’ın hesabı sorulacak”, “Çalışırken ölmek istemiyoruz” sloganları attı. Eylemde, “Üzgünüz, Öfkeliyiz” pankartı açıldı.

    Eylemde basın açıklamasını DİSK İç Anadolu Bölge Temsilcisi, Dev Maden-Sen Genel Başkanı Tayfun Görgün okudu.  

    “SON 20 YILDA YÜZLERCE MADEN İŞÇİSİ HAYATINI KAYBETTİ”

    “Üzgünüz ve öfkeliyiz. Madenler bir kez daha hepimizi yasa boğan bir katliama sahne oldu. İşçi kardeşlerimizi yitirdiğimiz için üzgünüz, önlemler alınmadığı için öfkeliyim” diyerek sözlerine başlayan Görgün, şunları dile getirdi.

    “Soma, Ermenek, Kilimli, Elbistan, Küre, Şırnak, Şirvan, Karaman, Bursa Mustafakemalpaşa ve Kozlu’da yaşanan maden faciaları nedeniyle son 20 yılda yüzlerce maden işçisi hayatını kaybetti. Bu kayıpların ardından ‘Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ ve ‘Gerekli önlemler alınacak’ sözlerini duyduk. Ancak önlemler alınmadı ve işçiler ölmeye devam etti. Çalışırken ölmeyi bu ülkenin normali haline getiremezsiniz. Yaşamak için gittiğimiz işlerde ölmeyi işçilerin kaderi haline getiremezsiniz. Biz işçiler, bu ölümlerin önlenebileceğini biliyoruz. Konfederasyonumuz ölümleri önleme yollarını yıllardır anlatıyor, raporlar hazırlıyor, ilgili bakanlıklara iletiyor. Soruyoruz: Neden bu çözüm önerileri hayata geçirilmiyor? Neden aklın ve bilimin emrettiği önlemler alınmıyor? Önlem alınmıyor çünkü işçilerin hayatını koruyacak önlemlere maliyet gözüyle bakıyorlar. Önlemler alınmıyor çünkü kâr oranları azalsın istemiyorlar. Önlemler alınmıyor çünkü işçilerin üretimde söz ve karar hakkının olmasından korkuyorlar. Önlemler alınmıyor çünkü daha az işçiye daha çok iş yaptırmayı amaçlayan üretim zorlaması aynen devam etsin istiyorlar.”

    “YILLARDIR BİLİNÇLİ OLARAK ZAYIFLATILAN TEFTİŞLER GÜÇLENDİRİLMELİDİR”

    Ülkemizde işçi sağlığı ve iş güvenliği sisteminin çöktüğünü ifade eden Görgün, “İşçi sağlığı ve iş güvenliği, patronların keyfine göre piyasadan seçip alacağı bir mal değildir. Bu sistemde işçi sağlığı ve iş güvenliği patronların insafına bırakılmaktadır. ISIG alanını özelleştiren 6331 sayılı Yasa derhal değiştirilmeli ve kamusal bir işçi sağlığı ve iş güvenliği sistemi oluşturulmalıdır. Yıllardır bilinçli olarak zayıflatılan teftişler güçlendirilmelidir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanında sendikaların, üniversitelerin, meslek oda ve birliklerinin katılımıyla bağımsız bir kurumsal yapı oluşturulmalıdır. İşyerlerinde işçinin denetimi, en etkili denetimdir. Örgütlü işçiler işyerlerindeki olumsuzluklara hızlı ve etkili yanıtlar üretebilmelidir. Bu nedenle işçilerin sendikalı olması, sendikasını seçmesi ve grev hakkı başta olmak üzere sendikal hakları önündeki engeller kaldırılmalıdır” diye konuştu.

    “ÇALIŞIRKEN ÖLMEK İSTEMİYORUZ”

    Ölümleri önlemenin bir yolunun da hesap sormaktan geçtiğini belirten Görgün, son olarak şunları kaydetti:

    “İşçi ölümlerinde sorumluluğu olanlar hesap vermediğinde, bugünkü gibi elini kolunu sallayarak dolaştığında, ihale ve terfi almaya devam ettiğinde cinayetler teşvik edilmiş olur. Bizler buradan ilan ederiz ki; Bartın’daki katliamın takipçisi olacak, sorumluların hesap vermesi için seferber olacağız. İnsan onuruna yakışır bir çalışma yaşamı için bütün gücümüzle çaba sarf edeceğiz. Ölümüne çalışmaya karşı tek çare işçilerin birliğidir. Çare mücadeledir, dayanışmadır. Çalışırken ölmek istemiyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • 41 madencinin yaşamını yitirdiği Amasra’ya girişler yasaklandı

    41 madencinin yaşamını yitirdiği Amasra’ya girişler yasaklandı

    Maden faciasının yaşandığı Amasra’ya girişler Bartın Valiliği tarafından yasaklandı.

    Bartın Valiliği, 14 Ekim Cuma günü Amasra ilçesindeki Taşkömürü Müessese Müdürlüğü’ne ait maden ocağında meydana gelen maden faciası nedeniyle farklı kentlerden gelecek kişilerin eylem yapacağını iddia eden valilik kente girişleri yasakladı.

    Açıklamada, çeşitli eylem ve etkinliklere katılmak üzere Bartın’a geldiği değerlendirilen şahısların, bireysel veya toplu bir şekilde muhtelif araçlarla Amasra ilçesi mülki sınırları içerisine girişlerinin 22 Ekim Cumartesi günü saat 00.01’den 24 Ekim Pazartesi günü saat 23.59’a kadar yasaklandığı ifade edildi.

    Amasra’da 41 işçinin yaşamını yitirdiği maden katliamına ilişkin sahada incelemelerde bulunan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ise, mühendislerin patlamayı işçilerin hatası olarak göstermeye çalıştığını ve bilgisine başvurulanların çelişkili beyanlarda bulunduklarına dikkat çekti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kenanoğlu’ndan Bartın’daki maden kazasına ilişkin araştırma önergesi

    Kenanoğlu’ndan Bartın’daki maden kazasına ilişkin araştırma önergesi

    PİRHA – HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, Bartın’da 41 madencinin yaşamını yitirdiği, 11 madencinin de yaralandığı grizu patlamasına ilişkin TBMM Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Bartın’ın Amasra ilçesinde 41 madencinin yaşamını yitirdiği, 11 madencinin de yaralandığı grizu patlamasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi. Türkiye Taşkömürü Kurumu’na ait maden ocağına dair Sayıştay raporlarındaki uyarılara dikkat çeken Kenanoğlu, yaşanan kazanın “katliam” niteliğinde olduğunu söyleyerek gerekli önlemleri almayan sorumluların tespit edilmesi ve yargı önüne çıkarılması amacıyla Meclis araştırma sürecinin başlatılmasını talep etti.

    ‘SORUMLULAR BELİRLENSİN’ TALEBİ

    Kenanoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunduğu araştırma önergesinde “Türkiye’de maden kazalarında yaşamını yitirenlerin sayısı 1941 yılından bu yana 3 bini geçmiştir. Madenlerde yaşanan kazaların başlıca nedenleri arasında ise grizu patlaması, yangın ve göçük yer almaktadır. Amasra TTK işletmesinde yaşanan son kaza ise Sayıştay tespitlerine rağmen gerekli önlemler alınmadığı için ne yazık ki bir facia ile sonuçlanmıştır. Türkiye’de yaşanan maden kazalarının önlenmesi, kazalara sebep olan unsurların ortaya çıkarılması, Amasra maden kazasının bütün yönleriyle incelenmesi ve bu kazanın yaşanmasına sebep olan sorumluların belirlenmesi ve hukuk önünde yargılanması amacıyla Anayasa’nın 98. ve Meclis İçtüzüğünün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırma sürecinin başlatılması gereğini arz ve teklif ederim.” ifadelerine yer verdi.

    “GEREKLİ ÖNLEMLER ALINMADIĞI İÇİN…”

    Milletvekili Ali Kenanoğlu, araştırma önergesinin devamında “Bu kaza ne kader ne de fıtrattır. Düpedüz katliamdır” diyerek şöyle devam etti:

    “Siyasetin bürokrasiye müdahalesi sonucu oluşan kadrolaşma, liyakatsiz atamalar ve mühendislerin yetki ve sorumluluklarının yeterli ve doğru belirlenmemiş olması; yukarıda sıralanan sayısız soruna neden olmakta ve ne yazık ki bu tür facialar meydana gelmektedir.

    Madencilik sektörü bilim ve teknolojisi grizu patlamalarını önleyecek bilgi birikimine ve deneyimine sahiptir. Bu nedenle bu tip kazalar önlenebilir niteliktedir.

    2019 yılında kazanın yaşandığı Amasra Taş Kömürü İşletmesinde Sayıştay denetimlerine konu olan raporda; ‘2019 yılında müessesenin dengelenmiş üretim derinliği -300 metre olmuştur. Bu derinleşme, ani gaz degajı ve grizu patlaması gibi ciddi kaza risklerinin artmasına neden olmaktadır. Çalışılan damarların tamamında gaz içeriklerinin yüksek olduğu, dolayısıyla degaj kapasitelerinin de yüksek olduğu, arıza zonlarında riskin daha da arttığı bilinmektedir. Bu nedenle müessese ocaklarında ilgili mevzuat hükümlerinin yanı sıra ‘Kurum Degaj Yönergesi’ hükümlerinin titizlikle uygulanması gerekmektedir.’ denilmiş ve yine aynı Sayıştay raporunda ‘yeterli sayıda işçi hazırlanmadığı için iş güvenliğinin riske atıldığı’, Müessesede, iş zorluğu nedeniyle kanuni gerekliliklerin yerine getirilmesi durumunda işçilerin derhal emeklilik hakkını kullanması nedeni ile azalan işçi sayısına bağlı olarak, kömür kazı faaliyetinin yapıldığı ayaklarda yeterli sayıda işçi tertip edilemediği, bu durumun başta iş güvenliği olmak üzere üretim ve işgücü verimliliklerini düşürdüğü görülmüştür.’ denilmektedir.

    Sayıştay raporlarına da yansıyan tüm bu açık uyarılara rağmen gerekli önlemler alınmadığı için böylesine büyük ölümlü kazanın yaşandığı anlaşılmaktadır. 2019 Sayıştay raporuna yansıyan uyarıların neden dikkate alınmadığı, sorumluların neden önlem almadığı, kazanın olduğu anda metan gazı uyarı sisteminin çalışıp çalışmadığı, bu işyerinde kaç denetim yapıldığı, müfettiş raporlarına yansıyan eksiklilerin neler olduğu, bu işyerine kaç maden mühendisinin çalıştığı, işetmede özel sektörün bulunup bulunmadığı gibi bir dizi cevaplanması gereken soru işaretleri mevcuttur.

    Tüm bu nedenlerle, Amasra’da meydana gelen ve 41 işçinin yaşamını sona erdiren, 11 işçinin yaralanması ve büyük maddi zararlara sebebiyet veren maden kazasının bütün yönleriyle incelenmesi, bu kazanın yaşanmasına sebep olan sorumluların belirlenmesi ve hukuk önünde yargılanması amacıyla ve buna benzer kazaların bir daha yaşanmaması için bir Meclis Araştırma Komisyonun kurulmasını çok önemli ve gerekli görmekteyim.”

    PİRHA/ANKARA

  • Buldan: Amasra’daki kaza değil, göz göre göre gelen bir cinayettir

    Buldan: Amasra’daki kaza değil, göz göre göre gelen bir cinayettir

    PİRHA- Partisinin Meclis grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Bartın Amasra’daki maden patlamasına değindi. Patlamayı, “Göz göre göre gelen bir cinayettir” ifadeleriyle değerlendiren Buldan, davanın takipçisi olacaklarını kaydetti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Meclis grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Konuşmasına, Bartın Amasra’da yaşanan maden patlamasına değinerek başlayan Buldan, “Ölümün adı kara. Amasra’da 41 canı, 41 yaşam hikâyesini kaybettik. Acımız gerçekten çok büyük. Üzüntümüz derin. Kaybettiğimiz canlara Allah’tan rahmet, ailelerine, sevenlerine, arkadaşlarına başsağlığı, yaralılara da acil şifalar diliyorum. Evet, tarifsiz bir acı yaşadığımızın hepimiz farkındayız. Bu kesinlikle bir kaza değildir. Göz göre göre gelen bir cinayettir” ifadelerini kullandı.

    “BİR YIL İÇERİSİNDE BİN 359 İŞÇİ HAYATINI KAYBETTİ”

    Daha önce yaşanan maden patlamalarına da değinen Buldan, şunları söyledi:

    “Amasra, Soma’nın, Ermenek’in, Zonguldak’ın, Elbistan’ın, Siirt ve Şırnak’ın devamıdır. Hayatların yok olup gitmesinin nedeni; denetimsizliktir, cezasızlıktır, kâr hırsıdır, üretim baskısıdır, kâr azalmasın diye gerekli önlemlerin alınmamasıdır. AKP-MHP iktidarının yönetim zihniyetinin bu ülkeyi nasıl işçi mezarlığına çevirdiğine hepimiz tanığız. Sadece bir yıl içerisinde bin 359 işçi hayatını kaybetti.

    AKP Genel Başkanı çıkmış, bütün boyutlarıyla soruşturulacağını söylüyor. Buna nasıl inanalım? Hemen ardından da ‘kader planı’ diyerek, tedbirsizliği ve katliamı meşrulaştırma çabası içerisine girdiğini hepimiz gördük ve tanıklık ettik. Kesinlikle kader planı değildir. İşçilerin canı ve kanı üzerinden yapılan kâr ve sömürü planıdır asıl sebep! Emekçinin canı üzerine kurulan zenginler sofrasıdır asıl sebep. Biz, iktidarınızın bu konudaki sicilini Soma’dan çok iyi biliyoruz. Tam 8 yıl oldu, ortada adalet yok! 301 madencinin katledilmesinin sorumluları iktidar tarafından korundu ve kollanmaya da devam ediyor. Üstelik işçilerin kafasına tekme atan özel kalem müdürünüzü de ekonomi ateşesi yaparak ödüllendirdiğinizi biliyoruz ve bunu unutmadık. Soma için hukuk mücadelesi veren Sevgili Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay tutukludur. Buradan kendilerine selamlarımızı ve saygılarımızı gönderiyorum. İşte tam da bu cezasızlık politikasıdır, maden şirketlerini asıl cesaretlendiren.”

    “BU ÜLKEDE EMEKÇİLERE VERİLEN KIYMETİ BİR KEZ DAHA GÖSTERDİLER” 

    Sayıştay’ın madene dair tespit ettiği riskleri hatırlatan Buldan, şöyle konuştu:

    “Kamuoyunda da yansıdı. Sayıştay denetimlerinde tespit ettiği risklerle ilgili olarak Türkiye Taş Kömürü İşletmesi’ne ciddi uyarılarda bulunulmuş. Ama dinleyen kim? Kimse dinlemiyor. Bu uyarıların gereği yapılmadı. İşçinin canı azalabilir ama kâr asla azalmasın! İşte bu iktidarın zihniyeti tam da budur. Aileler gözyaşı dökerken, AKP Genel Başkanı hafızalardan silinmeyecek bir söz sarf etti. ‘Hamdolsun 24 saati geçmeden 41 şehidimize ulaştık’ dedi. Evet, 24 saat geçmeden gerçek zihniyetlerini göstermeyi bir kez daha başardılar! Konuştukça batıyorlar! Battıkça yerin dibine giriyorlar.

    Allah’tan korkun, 41 can yaşamını yitirmiş, sizin hesabınız onlara ulaşım saati. Bari konuşmayın, bari susun, bari bu kadar canın yitirilmesine saygı duyun. Ama nafile. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı yaptıklarıyla övünüyor. Türkiye sanki çağ atlamış. Bu 41 can hikayeleri olan, aileleri olan, kuzuları olan bugün toprağın altında olan canlardır. Sizin göreviniz onların can güvenliğini sağlamaktır. Onların hayatlarını kaybettikten sonra cenazelere ulaşmadaki saat süresi olamaz. Bir kez daha bu ülkede canlara verilen, işçilere emekçilere verilen, kıymeti bir kez daha gözler önüne serdiler. Yazıklar olsun size, yazıklar olsun. Giden canlar bunların umurunda değildir. Giden canlar bunların umurunda değil. Onlar için önemli olan; varsa yoksa iktidarlarının itibarıdır, algıdır. İnsan yaşamını öncelikli görmeyen bu zihniyeti herkes iyi görmeli ve tanımalıdır. Asıl mücadele edilmesi gereken işte bu anlayıştır, bu zihniyettir.”

    “ÜZERİNİN ÖRTÜLMESİNE ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ” 

    Buldan, davanın takipçisi olacaklarını kaydederken, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bizler HDP olarak bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağız ve kapatılmasına asla izin vermeyeceğiz. Yaşamını yitiren bir madencinin eşi ‘üzerini örtmeyin bu bir cinayettir’ diye haykırdı. Biz de buradan söz veriyoruz. Evet, Amasra’yı unutmayacağız, unutturmayacağız. Üzerinin örtülmesine asla izin vermeyeceğiz. Parti olarak elbette ki heyetimiz ilk günden Bartın’a gitti, gerekli incelemelerde bulundu, işçilerle, sendikayla görüşmeler gerçekleştirdi. Raporumuzu da en kısa sürede kamuoyuyla paylaşacağız. Buradan şu çağrıyı bir kez daha yapmak istiyorum: İnsan yaşamını hiçe sayan bu vahşi sömürü çarkına karşı emeğin birliğini bu ülkede mutlaka yaratmak zorundayız. Sermaye daha fazla kazansın diye verecek, kaybedecek tek bir canımız yoktur, olmamalıdır. Bir kişi daha eksilmemek için çoğalmak, dayanışmak ve örgütlülüğümüzü büyütmek zorundayız. Bu tarihi bir görevdir. Bu aynı zamanda tarihi bir sorumluluktur. İktidarın kurduğu sömürü karteline karşı emeğin ülkesini, emekçilerin yönettiği bir düzeni hep birlikte yaratmak zorundayız. 8 arkadaşıyla fotoğrafını paylaşıp ‘Bir ben kaldım’ diyen değerli maden işçisi kardeşime de diyorum ki; sizler asla yalnız değilsiniz. Milyonlar sizinledir. HDP sizinledir. Türkiye’nin demokratik vicdanı sizinledir. Hakikat ve adalet sizlerle birlikte olmaya devam edecektir.”

    PİRHA / ANKARA

     

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Amasra’da yaşanan kader değil; katliam!-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Amasra’da yaşanan kader değil; katliam!-VİDEO

    PİRHA- Bartın’da yaşanan ve 41 işçinin hayatını kaybettiği, onlarcasının da yaralandığı maden faciasına ilişkin açıklama yapan Dersim Emek Ve Demokrasi Platformu, yaşananın kaza, kader değil, bir katliam olduğuna dikkat çekti. Açıklamada, “Amasra’daki işçi katliamının sorumluları hesap verene kadar sesimizi yükseltmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz” denildi. 

    Dersim Emek Ve Demokrasi Platformu, Bartın’da yaşanan ve 41 işçinin hayatını kaybettiği, onlarcasının da yaralandığı maden faciasına ilişkin Sanat Sokağı’nda açıklama yaptı.

    “KİM BU SORUMLULAR?”

    Açıklamayı platform adına EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin okudu. Tekin, yaşananın kaza, birilerinin ısrarla tekrar ettiği gibi kader değil, katliam olduğunun altını çizerek, “İşçilerin sağlığını ve hayatını hiçe sayan patronların ve onların emrinde olan iktidarın kâr hırsı, rant düzeni, denetimsizliği, kasti ihmalleri yüzünden göz göre göre yaşanan  iş cinayetlerinin, işçi katliamlarının hesabını soran, bu katliamlar bir daha yaşanmasın, sorumlular cezalandırılsın, işçilerin sağlığı ve güvenliği için gereken önlemler alınsın diyenler provokatörlükle suçlanıyor. Kim tarafından? Bu katliamın sorumluları tarafından! Peki kim bu sorumlular? Maden ocaklarını denetlemeyen, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini hiçe sayan, patronların sömürü çarkı dönsün diye yerin altını, üstünü işçilere mezar eden rejimin ta kendisidir!” dedi.

    Amasra’da meydana gelen patlama için iş kazası, facia, kader diyenler veya bu toplu katliamın kurbanı olan işçileri ‘maden şehidi’ gibi uyduruk ifadelerle ananlar, bu olayı basitleştirmeye çalışarak asıl sorumluları ve iktidarın iş sağlığı ve güvenliği politikasını, yani resmî kurumları aklama çabası içinde olanlar olduğuna dikkat çeken Tekin, yaşanan katliama kaza denilerek, asıl sorumluların cezasız bırakılmak istendiğini belirtti.

    İŞÇİ KATLİAMLARININ BAŞ SORUMLUSUAKP-MHP İKTİDARIDIR

    “İşçi ölümlerinin asıl sorumlusu AKP-MHP iktidarının yarattığı bu rant rejimidir!” diyen Tekin, şunları ifade ettti:

    “Bartın’da işçiler, en başta iktidarın denetimsizlik, ihmaller, daha önce yaşanan katliamlardaki cezasızlık ve sorumluları koruma politikası yüzünden ölmüştür. Soma’nın üzerinden 8 yıl geçti. Şu an tutuklu sanık bulunmuyor. Yargıtay “olası kast”tan patronlara yüzlerce yıl ceza verdi. Birileri devreye girdi. Patronları kurtarmak için yargıtay üyelerini değiştirdiler. Suçu “bilinçli taksir”e çevirip patron Can Gürkan’ı kurtardılar. Ama Soma’nın avukatları Can Atalay ve Selçuk Kozağaçlı cezaevinde.

    İşçi katliamlarının baş sorumlusu olan AKP-MHP iktidarı yargı sopasıyla gerçeklerin üstünü örtmek ve toplumu sessizliğe gömmek istese de, hakikatler açığa çıkmaya ve bizler tarafından dillendirilmeye devam edecektir.

    Başta maden işçileri olmak üzere, örgütlenmedikçe, sorumlulardan hesap sorma bilincini geliştirmedikçe, insanca yaşanabilir iş yerlerini sokaklarda talep etmedikçe, işçilerin öz örgütlenmeleri olan sendikalarda örgütlenip birlik olunmadıkça, başka bir Bartın Katliamı’nın yaşanması kaçınılmazdır. Çalışırken iş cinayetine kurban olmamak için, insana ve insan sağlığına yakışır iş yerleri için sınıf bilinciyle örgütlenmekten başka çaremiz yoktur.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak, Bartın’da hayatını kaybeden işçi kardeşlerimiz için bir kez daha Türkiye işçi sınıfına ve halklarımıza baş sağlığı diliyoruz. Bizler, maden ocaklarında ortaya çıkan denetimsizlik, dizginlenmeyen kar hırsı ve işçi sağlığı ile iş güvenliği hususlarındaki keyfiyet sonucunda ortaya çıkan Amasra’daki işçi katliamının sorumluları hesap verene kadar sesimizi yükseltmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • ‘AKP-MHP iktidarı bu katliama bilerek göz yummuştur’

    ‘AKP-MHP iktidarı bu katliama bilerek göz yummuştur’

    PİRHA – Batıkent Emek ve Demokrasi Güçleri, Bartın’daki iş kazasına ilişkin yaptığı açıklamada “Soma’daki ve çalışırken ölen yüzlerce işçinin ahı yerde dururken, Amasra’ya giderek gösteri yapan, gerçek yüzlerini gizleyen, her zamanki maskelerini takan, fıtrat demagojileri yapanlar emekçileri kandırmaya çalışıyorlar” dedi.

    Batıkent Emek ve Demokrasi Güçleri “Kaza değil katliam” diyerek Bartın’ın Amasra ilçesinde yaşamını yitiren 41 madenci için basın açıklaması yaptı. Batıkent Meydan’da yapılan açıklamada “Dün Soma, Ermenek, bugün Bartın. Kaza değil katliam!” pankartı açıldı.

    Yapılan eylemde, yaşamını yitiren maden işçilerini temsilen sarı baretlerin yanı sıra “Facia değil katliam. İş kazası değil cinayet. Avukatları değil katilleri yargıla. Gençlik ayağa, Bartın’ın hesabını sormaya” dövizleri de taşındı.

    “GRİZU RİSKİ OLDUĞUNUN BELİRTİLMESİNE RAĞMEN…”

    Batıkent Emek ve Demokrasi Güçleri adına basın açıklamasını Halkevleri Genel Merkez Yöneticisi Mustafa Eberliköse okudu. “Artık yeter, isyan ediyoruz!” denilen açıklamada “Bakanlık başta olmak üzere devlet ricalinin gösteri merkezlerinden biri olan Amasra’da gerçekleşen bu katliam göz göre göre gelmiştir. Sayıştay ve TKİ raporlarında kazı derinliğinin 300 metreyi geçmesi nedeniyle grizu riski olduğunun belirtilmesine rağmen kar uğruna üretime devam eden iktidar ve patronlar bu katliamın sorumlusudur” denildi.

    “AKP-MHP İKTİDARI BU KATLİAMA BİLEREK GÖZ YUMMUŞTUR”

    Açıklamanın devamında, hazırlanan raporlara rağmen gerekli denetimlerin yapılmadığının altı çizilerek şu ifadeler kullanıldı:

    “Çünkü bu memleketin normali, madencilerin kaderi haline getirilmeye çalışılan ölümlerin önlenebilir olduğunu biliyoruz, yıllardır defalarca dile getirdiğimiz, meydanlarda haykırdığımız, kader değil, fıtrat değil, kaza değil, cinayet sözü ne yazık ki 41 madencinin canıma mal olmuştur.

    Daha fazla kâr için dayatılan ‘üretim zorlaması’ ve ‘verimlilik politikası’ sonucunda İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği önlemlerinin göz ardı edilmesi, özellikle madencilik sektöründe büyük katliamlara yol açıyor. Metan gazının patlamaya neden olacak sınır değerleri aşmasının, bunun ‘gözden kaçmasının’ temelinde ‘üretim zorlaması’ vardır. Kamu madenciliğinde dahi bu zihniyetin yerleşmeye başlamış olması durumun vahametini Bartın’da bir kez daha göstermiştir.

    İnsan yaşamı için alınması gereken, aklın ve bilimin öğrettiği önlemlerin, sadece ve sadece maliyet artmasın, işçilerin söz hakkı olmasın, kârlarımız azalmasın diye alınmadığını biliyoruz.

    Tarihin en büyük iş cinayeti olan Soma’da bile tek tutuklu kalmadığının, 301 işçinin canının sorumlusu olarak kimsenin hesap vermediğinin, tek bir idarecinin bile görevden alınmadığının, iktidar sahiplerinden tek bir sorumlunun dahi istifa etmediğinin tanığıyız.

    Öfkeliyiz çünkü tarihinde çokça kitlesel iş cinayeti bulunan Türkiye Taşkömürü İşletmesi’nde bunlardan ders çıkarılması gerekirken, işçilerin insanca yaşam talebini kar hırsına kurban etmiş AKP-MHP iktidarı bu katliama bilerek göz yummuştur.

    Açlık, işsizlik, hayat pahalılığı, sömürü ile her anımızı cehenneme çevirenler, itiraz edenleri, eleştirenleri, karşı çıkanları baskı ve şiddet ile bastırmaya çalışanlar bu katliamın sorumlusudur. Şimdi bir kez daha, Soma’daki ve çalışırken ölen yüzlerce işçinin ahı yerde dururken, Amasra’ya giderek gösteri yapan, gerçek yüzlerini gizleyen, her zamanki maskelerini takan, fıtrat demagojileri yapanlar emekçileri kandırmaya çalışıyorlar. 41 madenci kardeşimizin canına mal olmuş bu ihmali örtmek için dezenformasyon yapmakla meşguller. Patlamanın nedeni konusunda tıpkı Soma’da yaşandığı gibi ‘trafo patlaması’ yalanının ifade edilmiş olmasını, gerçeğin örtülmeye çalışılmasını, aynı filmi izlemeyi kabul etmiyoruz.

    Sadece madenlerde değil, tüm işkollarında işçi sağlığı ve iş güvenliği sisteminin göçük altında olduğunu yıllardır söylüyoruz. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası ile işçileri piyasanın insafına bırakan bu düzenin değiştirilmesi gerektiğinin yıllardır mücadelesini veriyoruz.

    Hayatımızı cehenneme çeviren, ölülerimizin üzerinde şatafatlı saraylar, gökdelenler, yollar, madenler inşa edenlere, her ay bir Somayı bize yaşatanlara tahammülümüz kalmadı artık.  Artık yeter diyoruz.

    Emeğimiz, haklarımız, hayatlarımız ve geleceğimiz için yeter diyoruz. Tüm işçileri, emekçileri, kendine insanım diyen herkesi sesini sesimize, gücünü gücümüze katmaya; artık yeter insanca yaşamak istiyoruz demek için harekete geçmeye çağırıyoruz.

    Herkesi daha fazla kâr için daha fazla kan dökmekten çekinmeyen bu vahşi sermaye düzenini yıkmak, emeğin ve özgürlüğün iktidarını kurmak için birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Bartın’daki maden patlamasında hayatını kaybeden işçilerin sayısı 41’e yükseldi

    Bartın’daki maden patlamasında hayatını kaybeden işçilerin sayısı 41’e yükseldi

    PİRHA-Bartın’ın Amasra ilçesindeki maden patlamasında yaşamını yitiren işçilerin sayısı 41’e yükseldi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Amasra’daki maden patlamasında hayatını kaybedenlerin sayısının 41’e yükseldiğini duyurdu. Soylu yaptığı açıklamada, “11 yaralımız hastanelerde. 6’sı Çam ve Sakura Şehir Hastanesinde, 3’ü Bartın Devlet Hastanesinde, 2’si özel hastanede. Bir yaralımız taburcu edildi. 110 madencimizden 58’i kurtarıldı. Bir madencimizle ilgili belirsizliğimiz var, şu anda arama kurtarma çalışmaları devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Amasra’da maden ocağında patlama: 28 işçi yaşamını yitirdi-GÜNCELLENDİ

    Amasra’da maden ocağında patlama: 28 işçi yaşamını yitirdi-GÜNCELLENDİ

    PİRHA-Bartın’ın Amasra ilçesindeki, Türkiye Taşkömürü Kurumu Amasra Müessese Müdürlüğü’nde, yeraltında patlama meydana geldi. 28 işçinin hayatını kaybettiği duyuruldu.

    Türkiye Taşkömürü Kurumu Amasra Müessese Müdürlüğü’nde saat 18.45 sıralarında yeraltında patlama meydana geldi. Olay yerine AFAD, itfaiye ve çok sayıda sağlık ekibi sevk edildi.

    CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, Sayıştay Başkanlığı’nın Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun 2019 yılı Denetim Raporunu açıkladı.

    Sayıştay’ın 2019 raporunda Amasra’da patlamanın meydana geldiği maden için uyarıda bulunduğu ortaya çıkarken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in de, 20 gün önce patlamanın meydana geldiği taşkömürü maden ocağını ziyaret ettiği belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)
  • Karadeniz’de sel nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 44’e yükseldi

    Karadeniz’de sel nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 44’e yükseldi

    PİRHA-AFAD, Batı Karadeniz’deki sel felaketine dair yaptığı yazılı açıklamada, Kastamonu’da 36, Sinop’ta 7, Bartın’da ise 1 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. 

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Bartın, Kastamonu ile Sinop’ta meydana gelen aşırı yağış ve sele ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Arama, kurtarma çalışmalarının devam ettiği belirtilen açıklamada; “11 Ağustos 2021 tarihinde Batı Karadeniz bölgesinde başlayan aşırı yağışlar sonucunda Bartın, Kastamonu ve Sinop şehirlerinde sel ve su baskınları meydana gelmiştir. Bartın ili Ulus ilçesi, Kastamonu ili Azdavay, İnebolu, Bozkurt, Küre ve Pınarbaşı ilçeleri ve Sinop ili Ayancık ilçeleri selden etkilenmiştir. Afetin hemen ardından tüm ilgili kurumların personel ve araç desteğiyle tahliye, arama-kurtarma ve müdahale çalışmalarına başlanmıştır. Yaşanan sel nedeniyle Kastamonu’da 36, Sinop’ta 7, Bartın’da ise 1 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • AFAD: Kastamonu ve Sinop’taki selde ölü sayısı 27’ye yükseldi

    AFAD: Kastamonu ve Sinop’taki selde ölü sayısı 27’ye yükseldi

    PİRHA- AFAD, Karadeniz bölgesinde meydana gelen sel felaketinde Kastamonu’da hayatını kaybedenlerin sayısının 25’e, Sinop’ta 2’ye yükseldiğini, Bartın’da kayıp olan bir kişiyi arama çalışmalarının ise devam ettiğini açıkladı.

    Karadeniz bölgesinde dün başlayan aşırı yağışlar sonucunda Bartın, Kastamonu ve Sinop’ta sel ve su baskınları meydana geldi.

    AFAD yaşanan felakete ilişkin açıklama yaparak, Bartın’ın Ulus ilçesi, Kastamonu’nun Azdavay, İnebolu, Bozkurt, Küre ve Pınarbaşı ilçeleri ve Sinop’un Ayancık ilçelerinin selden etkilendiğini belirtti.

    AFAD, Kastamonu’da hayatını kaybedenlerin sayısının 25, Sinop’ta ise 2 olduğunu açıkladı. Bartın’da kayıp olan bir kişinin ise arama çalışmaları sürüyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bartın, Kastamonu, Samsun ve Sinop’ta su baskınları

    Bartın, Kastamonu, Samsun ve Sinop’ta su baskınları

    Karadeniz’de etkili olan sağanak yağış Bartın, Kastamonu, Samsun ile Sinop’ta sel ve su baskınlarına neden oldu. Bazı köylere ulaşım kapanırken, mahsur kalan köylüler AFAD, UMKE ve itfaiye ekiplerinin çalışmasıyla kurtarıldı. Sel nedeniyle Bartın-Karabük yolunda çökme meydana geldi. 

    Sinop’ta etkili olan sağanak yağış Ayancık Çayı’nı taşkına yol açtı. Sinop Belediye Başkanı Bülent Ayhan bölgedeki hastanenin önlem amaçlı tahliye edildiğini duyurdu

    İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı ise yaptığı açıklamada, “Sinop Ayancık ilçemizde de aşırı yağışlar sele dönüşmüş ve bazı binaları su basmıştır. Valilerimiz başkanlığında gerekli müdahaleler yapılmaktadır. Arama kurtarma çalışmaları için çevre illerden de takviye ekipler sevk edilmiştir” ifadelerini kullandı.

    AZDAVAY BELEDİYE BAŞKANI CİVELEK: TARİHTE BÖYLE BİR ŞEY GÖRMEDİK

    Kastamonu’nun Azdavay ilçesinde etkili olan şiddetli yağmur, sele neden oldu, araçlar sürüklendi, tarım arazileri su altında kaldı. Su basan binaların zemin katlarında mahsur kalan 40 kişi kurtarıldı.

    Azdavay Belediye Başkanı Osman Nuri Civelek, dere yataklarının hepsinin taştığını söyleyerek, “Tarihte böyle bir şey görmedik. Dere yataklarının hepsi taştı. İlçenin yarısı su altında kaldı. İlçede su dere gibi akıyor mahallelerde. Şaşkınlıkla izliyoruz” diye konuştu.

    BARTIN VALİSİ: DERE YATAĞINDA EVLER VARDI, ORADAKİ İNSANLARI KURTARDIK

    Bartın’da etkili olan sağanak yağış nedeniyle meydana gelen sel ile Ulus ilçesine bağlı Akörensöküler köyünde bazı evlerde hasar oluştu. Bazı evlerin yıkıldığı köyde, yıkılan bir evde bulunan 80 yaşındaki yaşlı kadının sel sularına kapıldığı öğrenildi.

    Yenihan köyüne giden Bartın Valisi Sinan Güner, “Dere yatağında evler vardı, oradaki insanları kurtardık. Aracın üzerinde yardım bekleyenler vardı, sele kapılmış araçlar vardı, onları kurtardık. Karabük Valiliği’nden destek istedik o taraftan gelinebilecek yollardan onlar gelmeye çalışıyor. Özel idare ekipleri de patika yollardan araçları yürüterek inmeye çalışıyorlar” dedi.

    (HABER MERKEZİ)