Etiket: başaran aksu

  • Eylemdeki işçilerin 1 aylık maaşı ödendi: Haklarımızı alana kadar mücadeleye devam!

    Eylemdeki işçilerin 1 aylık maaşı ödendi: Haklarımızı alana kadar mücadeleye devam!

    PİRHA- Ankara’da haklarını almak için açlık grevinde olan Doruk Madencilik’te çalışan işçilerin haklarının bir kısmının yatırıldığı açıklanırken, işçler haklarının tamamını alana kadar mücadele edeceklerini ifade etti. 

    Doruk Madencilik işçileri, ödenmeyen ücretleri ve tazminatları için başlattıkları eylem sürerken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, işçilerin ücretlerinin bir kısmının ödenmediğini açıkladı.

    Sendika örgütlenme uzmanı Başaran Aksu, Bakanlık ile bir heyetin görüştüğünü açıklayarak, yapılan görüşme sonrası işçilerin 1 aylık maaşlarının yatırıldığını aktardı. Aksu, işçilerin bütün hakları almadan buradan ayrılmayacağını söyledi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Umut-Sen Koordinatörü Başaran Aksu tutuklandı

    Umut-Sen Koordinatörü Başaran Aksu tutuklandı

    PİRHA-Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu, “yanıltıcı bilgiyi yayma” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamalarıyla tutuklandı.

    Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu’nun, “yanıltıcı bilgiyi yayma” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamalarıyla gözaltına alındığı, ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildiği belirtildi.
    Mahkemeye çıkarılan Aksu’nun tutuklanmasına karar verildi.

    Aksu, tutuklama kararının ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
    “Bugünün Türkiye’sinde halka yanıltıcı bilgi verme suçu işlenmeden gerçekleri ifade etmek, halkı kin ve düşmanlığa sevk etme suçu işlemeden Türkiye’deki kanlı sömürü rejimini teşhir etmek imkansızdır. Bu rejim holdingler ve sarı sendikalar üzerinde yükseliyor. Yargı mensupları ve kolluk da bu sürecin bir parçası. Çok güçlüler, çok büyük bir soygun, talan ve gasp faaliyeti yürütüyorlar. Mehmet Türkmen bu yüzden tutukludur, suçu yoktur. Esra Işık, Alican Uludağ, İsmail Arı bu yüzden tutuklular ve suçları yoktur. Selçuk Kozağaçlı, Can Atalay, niceleri… Sadece bu güç ilişkilerine çomak soktukları için, sadece gerçekleri ifade ettikleri için içerideler. Biz büyük bir kavganın içerisindeyiz. Daha dün Beypazarı’nda Doruk Madencilik işçileriyle yeni bir direniş sürecine başlama kararı aldık.”

    Başaran Aksu hakkındaki tutuklama kararı Beypazarı’nda çalışan Doruk Madencilik işçilerinin “ücret, ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmesi” talebiyle başlatacakları Ankara yürüyüşünden hemen önce verildi.
    Aksu’nun, Milas’taki holding faaliyetlerine karşı yürütülen çalışmalara ilişkin yaptığı açıklamaların soruşturmaya konu edildiği öğrenildi.

    HABER MERKEZİ

  • Sendikalı oldukları için işten çıkarılan Fernas işçileri Ankara’ya yürüyor

    Sendikalı oldukları için işten çıkarılan Fernas işçileri Ankara’ya yürüyor

    PİRHA- Soma Fernas Madencilik’te çalışırken Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi oldukları için işten çıkarılan işçiler taleplerinin karşılanması için Ankara’ya yürüyüşe başladı.

    Manisa’nın Soma ilçesinde bulunan ve AKP Milletvekili Ferhat Nasıroğlu’na ait Fernas Madencilik isimli şirkette çalışırken, Bağımsız Maden İş Sendikası’na (Bağımsız Maden İş) üye oldukları için işten çıkarılan işçiler ve madenciler Ankara’ya yürüyüş başlattı. Bağımsız Maden İş Sendikası binası önünden başlayan yürüyüşte işçiler, “Patron vekil anayasayı ayaklar altına alıyorsa, bize kim eşit yurttaşlık yalanını satabilir” pankartı açtı. İşçiler sık sık “Vur vur inlesin Ankara dinlesin” sloganını attı.

    Yürüyüş öncesi konuşan Bağımsız Maden İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır, “Bizim yürüyüşümüz sadece Soma’daki işçilerin değil, Türkiye işçi sınıfının yürüyüşüdür. Biz direne direne kazanacağız. Sendika olarak bunu daha öncede başarmış ve 8 bin işçiye tazminat aldırmıştık. Şimdi de Fernas’ta çalışan 450 işçinin hakları için verdiğimiz mücadeleyi kazanana kadar devam edeceğiz. Kazanmadan geri dönmeyeceğiz. Soma’daki 5 patrona 200 bin maden işçisini köle yapmak istiyorlar. Ama biz işçilerin köle olmadığını, haklarını alması gerektiğini söylüyoruz” diye konuştu.

    “PATRONLARIN CEZA ALMASI LAZIM”

    Bağımsız Maden İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu ise işçilerin maaşlarının ortalama ücretlere çıkması, işçi sağlığı önlemlerinin alınması ve banka promosyonunu alabilmek ve işten atılan işçilerin geri alınması için yürüdüğünü söyledi.

    Türkiye’de yüzbinlerce işçinin sendikal nedenlerle işten atıldığını anımsatan Aksu, “İşçi Anayasal hakkını kullandığı için işten çıkarıldılar. Patronların bu suçun karşılığı olarak ceza alması lazım. Ama bu suçu işleyen hiçbir patron bugüne kadar ceza almadı. On binlerce işçi öldürüldü ama buradan da tek bir patron ceza almadı. Şirketlerle işçiler eşitmiş gibi numara yapmasınlar. Böyle bir yalan satılmasın. Madem işçiler sendikaya üye olma hakkını kullanamıyor kanunlardan bunu kaldırın” dedi.

    İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun da kullandırılmadığını sözlerine ekleyen Aksu, “Fernas’ta bu kanundan doğan işten kaçınma hakkını kullanan 8 kişi daha işten atıldı. Demek ki bu kanun da uygulanmıyor. Bize cezalar yağdırılırken, şirket yetkililerine hiçbir ceza verilmedi. Devlet Anayasa’nın gereğini yapacak. Ya da işçiye kullandırılmayan bu yasalar kaldırılacak” diye belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Soma’da madencilerin direnişi sürüyor: Gözaltına alınan madencilere avukat yasağı-VİDEO

    Soma’da madencilerin direnişi sürüyor: Gözaltına alınan madencilere avukat yasağı-VİDEO

    PİRHA- Soma’da işten çıkarılan madencilere destek için yürüdükleri sırada gözaltına alınan sendika yöneticisi ve madencilere avukat yasağı getirildi. Avukat Mert Batur, “Kendileriyle avukat görüşü dahi yapılmasına izin verilmiyor. Bunun savcı talimatıyla yapıldığı söylendi. Asla geri adım atmayacağız” dedi.

    Manisa’nın Soma ilçesinde Fernas Madencilik’te çalışırken Bağımsız Maden İşçileri Sendikası’na üye olduktan sonra işten çıkarılan işçilerin maden önündeki eylemi 6’ncı gününde devam ediyor. İşçilerin bir kısmı maden önünde nöbetteyken, bir kısmı da Soma Millet Bahçesi’nde bekliyor. Millet Bahçesi’ne “Fernas patronu Ferhat Nasıroğlu mecliste yasa yapıyor, iş yerinde yasa çiğniyor” pankartı asıldı.

    HALA GÖZALTINDALAR

    Dün gözaltına alınan Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Gökay Çakır, sendikanın Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu ve 2 maden işçisi ise halen gözaltındayken, madenci yakını Reyhan Topuz ise dün ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

    “SOMA HALKI ARKAMIZDA”

    Konuya ilişkin açıklama yapan sendika avukatı Mert Batur, gözaltındakilerin durumunu sormak için ilçe emniyetine ve adliyeye gittiklerini aktardı. Batur, “Kendileriyle avukat görüşü dahi yapılmasına izin verilmiyor. Bunun savcı talimatıyla yapıldığı söylendi. Adliyeye gittiğimizde savcının kendisi yoktu. Adliye güvenliğine ‘madencileri ve sendika avukatlarını adliyeye dahi sokmayın’ diye talimat verildiğini öğrendik. Herhangi bir karar olmaksızın telefonlarına el konuldu ve gözaltı süresinin uzatılabileceğine dair bilgi yayılmış durumda. Öncelikle savcı beyi uyarıyoruz; bizi sınamasın. Biz bu eylemde yola çıkarken sonuç ne olursa olsun kazanacağız diye yola çıktık. Biz burada 3-5 tane madenci değiliz, bütün Soma halkı arkamızda” dedi.

    “ASLA GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ”

    Batur, “Bu onları da suçlu konumuna getirecek. Bu emirleri nihayetinde verdiğini bildiğimiz Ferhat Nasıroğlu, sen bir vekil olarak mecliste oturuyorsun, Anayasayı, TCK’yı çiğnedin. Şimdi de burada talimat verebildiğin, savcı ve kolluk eliyle ailelerin karşısına dikiliyorsun. Sana bu hakkı vermiyoruz. Sana yenilmeyeceğimizi ve bütün haklarımızı alana kadar mücadelede olduğumuzu söylüyoruz. Buradan barolara ve milletvekilerine de sesleniyoruz. Burada, mecliste oturan bir vekil tarafından hukuk çiğnendi. Arkadaşlarımızın 24 saat içinde, yani 16.00’de serbest bırakılması gerekir. Eğer serbest bırakılmazlarsa olabilecek her şeyin sorumluluğunun bu çağrıya yanıt vermeyen yetkililerde olduğunu bilsinler. Asla geri adım atmayacağız” diye ekledi.

    “HAKKIMIZI İSTİYORUZ”

    Gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Reyhan Topuz ise eşinin Fernas Madencilik’te çalıştığını ve uzun zamandır sorun yaşadığını aktardı. Topuz şunları söyledi:

    “Fernas’ta sosyal hakların geri gelmesini, diğer maden işletmeleri ile aynı olmasını istiyoruz. Biz aslında çok şey istemiyoruz, hakkımızı istiyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • AKD Soma Cemevi başkanı ve dedesinden Başaran Aksu’ya tepki: İspata çağırıyoruz-VİDEO

    AKD Soma Cemevi başkanı ve dedesinden Başaran Aksu’ya tepki: İspata çağırıyoruz-VİDEO

    PİRHA- Bağımsız Maden İş örgütlenme uzmanı Başaran Aksu, katıldığı bir televizyon programında, “Cemaat, caminin imamı, cemevinin dedesi, madencinin babası, muhalefet partileri, devletin bürokrasisi oradaki güçlü şirketlerin yanında” iddiasında bulundu. Bu iddiaya AKD  Soma Cemevi Başkanı Aysun Gökçe ve AKD Soma Cemevi dedesi Hayrettin Demir, tepki göstererek, “Başaran Aksu’nun kurumumuza ve dedemize yönelik iddaları asılsızdır” diyerek, Aksu’yu ispata çağırdılar.

    Bağımsız Maden İş örgütlenme uzmanı Başaran Aksu, katıldığı Halk TV yayınında Bartın’da yaşanan ve 41 madencinin yaşamını yitirmesine neden olan faciaya ilişkin konuşmasında cemevi dedesinin sömürü çarkında yerinin olduğunu iddia etti. Aksu, “Soma’yı anlatacağım. Soma faciası olduğunda sendika kendisini patronlarına satmış. İşçilerin karşısındaki toplulukları anlatacağım. Cemaat, caminin imamı, cemevinin dedesi, madencinin babası, muhalefet partileri, devletin bürokrasisi oradaki güçlü şirketlerin yanında” dedi.

    Aksu’nun konuşmasında geçen “Cemevinin dedesi patronların yanında” iddiasına dair AKD Soma Cemevi Başkanı Aysun Gökçe ve AKD Soma Cemevi dedesi Hayrettin Demir, PİRHA‘ya konuştu.

    AKD  Soma Cemevi Başkanı Aysun Gökçe, Aksu’nun sözlerinin doğru olmadığını belirterek, “Halk Tv de canlı yayında yaptığı açıklamalar kesinlikle doğru değildir. Dedemize söylemiş olduğu ithamlar doğru değildir. Cemevi dedemiz ve cemevimiz yönetimi ailelerin yanında olmuştur. Kendisini ispata davet ediyoruz. Bizi karalayamaz. Böyle sendikacılık olmaz. Bahsettiği hangi dedeyse açıklasın. Bizim dedemiz Hayrettin Demir’dir. Biz cemevi olarak sadece Soma faciasında yaşamını yitiren ve yaralananların yanında durmadık, aynı zamanda bir gecede işsiz kalan 2831 işçinin de yanında olduk. Başaran Aksu’nun kurumumuza ve dedemize yönelik ideaları asılsızdır” dedi.

    AKD Soma Cemevi dedesi Hayrettin Demir de, maden kazası olduğunda madende çalıştığının altını çizerek, “Benim çalıştığım madem E.L.İ müessesine  bağlı Dereköy Şube Müdürlüğüne bağlı  kamu kurumuna bağlı bir işletmeydi. Soma’daki facianın yaşandığı yer ise özel sektöre ait olan bir işletmeydi. Orada yaşamını yitirenler emekçiler de bizim arkadaşlarımızdı. Biz hiçbir zaman o işverenin tarafında olmadık, emekçilerin tarafında olduk” diye konuştu.

    Aksu’ya yüzleşme çağrısı yapan Demir, “Dediği gibi bir şey varsa, o zaman yüzleşelim. Faciadan sonra işçi haklarını arayan arkadaşlarımız eylem yaptılar. Biz eylem yapan arkadaşlara destek olduk. Olduk ki onlar da haklarını alsınlar” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN-Diren KESER/PİRHA

     

     

  • Başaran Aksu: İktidar, artan direnişler karşısında ya daha da otoriterleşecek ya da seçime gidecek

    Başaran Aksu: İktidar, artan direnişler karşısında ya daha da otoriterleşecek ya da seçime gidecek

    PİRHA- Son süreçte yükselen işçi direnişlerini değerlendiren Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu, Ocak ayından bu yana gerçekleşen eylem dalgasının ekonomik krizin derinleşmeye devam etmesiyle birlikte yayılacağını söyledi. Aksu, “Siyasi iktidar ve sermayedarlar, artan direnişler karşısında ya daha da otoriterleşecek ya da seçime gidecek” dedi ve ekledi: Direnişlerin arkasında 40 yıl boyunca yürütülen vahşi sömürü ve vahşi çalışma rejiminin etkisi var.

    2022 yılına girilmesiyle birlikte her kaleme fahiş oranlarda zamlar gelirken var olan ekonomik kriz giderek derinleşiyor. Buna bağlı olarak birçok iş yerinde işçiler hem ücretlerin arttırılması hem de çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle direnişler gerçekleştiriyor.

    Migros, Yemek Sepeti, Banabi, Farplas, Scotty, Hepsi Burada, Yurtiçi Kargo, Trendyol, Digiturk, Çimsataş, Divriği Maden, Uzel, Tüvtürk, Lila Kağıt… Ve daha nicesi…

    Bazı iş yerinde eylemler kazanım ile sonuçlanırken diğer yerlerde ise direnişler hala devam ediyor. Genel olarak sendikaların olmadığı alanlarda gerçekleşen işçi eylemlerinin hayat pahalılığı, ücret yetersizliği ve olumsuz çalışma koşulları ile birlikte artacağı öngörülüyor.

    Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu, son süreçte yükselen işçi direnişlerini değerlendirdi. Ocak ayından bu yana gerçekleşen eylem dalgasının ekonomik krizin derinleşmeye devam etmesiyle birlikte yayılacağını söyleyen Aksu, siyasi iktidar ve sermayedarların artan direnişler karşısında ya daha da otoriterleşeceklerini ya da seçime giderek halkın öfkesini kontrol altına alacaklarını dile getirdi.

    “İŞÇİ ZEMİNLERİNDE DİRENİŞ DİNAMİĞİ HER ZAMAN VARDI” 

    Türkiye’de hem sol hem de sağ örgütlerin toplumun işçi ve emekçi kesimiyle irtibatının oldukça zayıflamış durumda olduğunu ifade eden Aksu, sol ve sağ örgütlerin işçileri, emekçileri uzaktan gözlemlediğini söyledi.

    İşçi sınıfının dinamizminin dünden bugüne kesintisiz devam ettiğini dile getiren Aksu, “2008 krizinden sonra Anadolu’daki Organize Sanayi Bölgeleri’nde enerji havzaları ve hizmet sektörü zeminlerinde direniş görmeyen il, bölge kalmadı. 2015 yılında metal işçileri Türkiye’nin en büyük ağır sanayi işletmelerini işgal etmişlerdi. ‘Metal Fırtına’ dediğimiz bir direnişe imza atmışlardı ve ardından da OHAL koşullarında ve pandemi sürecinde kesintisiz bir şekilde yine direnişler devam etti. Türkiye’nin dört bir tarafında sendikalaştıkları için işten atılma, ücretler, haysiyet talepleriyle başlayan direnişler çoban ateşi gibi birbirine seslendiler, birbirleri ile iletişim içerisinde var oldular. Yani işçi zeminlerinde direniş dinamiği her zaman vardı” şeklinde konuştu.

    “DİRENİŞLERDE 40 YILDIR DEVAM EDEN VAHŞİ SÖMÜRÜ DÜZENİNİN ETKİSİ VAR”

    Bugün yaşanan işçi direnişlerinin 40 yıllık neoliberal politikaların somut sonucu olarak karşımıza çıktığını belirten Aksu, sözlerine şöyle devam etti:

    “24 Ocak kararları ve 12 Eylül ile birlikte uygulamaya geçirilen rejim, bu ülkede uluslararası ve yerli tekeller lehine bir değişim, dönüşüm yarattı. Türkiye’de güvencesizlik yaygın bir norm haline geldi ve insanlar mülksüzleştirildi. Toprağına, bedenine, tüm birikimlerine yönelik örgütlü sistematik bir gasp edilme yaşanıyor. Şimdi işçi direnişleri ücret talebi olarak görülse de bu direnişlerin arkasında 40 yıl boyunca yürütülen vahşi sömürü ve vahşi çalışma rejiminin etkisi var. İşçi ve emekçi kesimin aslında haysiyet, adalet, eşitlik ve onlar nezdinde de bir özgürlük talebi var. İşçiler, emekçiler kendi ailelerinin tarihinden öğrendiler. Kendilerini kimin sömürdüğünü, soyduğunu biliyorlar artık, farkındalar. Kendilerini kimin bu hale düşürdüğünü, hangi ilişkilerle bu noktaya geldiklerini ve bu ilişkiler etrafında kimlerin hangi tarafı tuttuğunun farkındalar. Çünkü bu hikayeyi kendi dedesi, annesi, babası ve kendi gerçekliğinde yaşadı. Kendi aile tarihi içerisinde, bu sömürü ilişkilerinin yaratmış olduğu tahribatlardan, acılardan, bedellerden ve kaybettiklerinden öğrendi, gördü.”

    “İŞÇİLER ‘ASGARİ ÜCRETE DEVASA ZAM’ YALANLARIYLA KALDIRILMAYA ÇALIŞILDI”

    Sarı sendikaların, işçi ve emekçi kesimler tarafından değil işverenler tarafından yönetildiğini, onların hiyerarşik ilişkisine tabii olduğunu vurgulayan Aksu, işçilerin bu durumu gördükleri için sendikalarla ilişki kurmadan direnişe geçtiğini aktardı.

    Ağustos ayından itibaren ekonomik krizin giderek derinleşmeye başladığını, dövizde ciddi dalgalanmaların yaşandığını, zamların art arda gelmeye başladığını, enflasyonun çok fazla yükselmeye başladığını ifade eden Aksu, şunları dile getirdi:

    “Bunların hemen akabinde de asgari ücret tartışmaları başladı. Yetkililer asgari ücrete yapılacak zamla bunların telafi edileceğini söyledi. Daha yaz aylarında asgari ücrete yapılacak zamlar konuşulmaya başlandı. Normalde asgari ücret zam tartışmaları Eylül’de başlardı. İlk kez bu kadar erken başladı. 2 yılda bir yapılan MESS sözleşmeleri ile asgari ücret zam görüşmeleri çakıştı. Yaklaşık 500 bin işçiyi ilgilendiren toplu iş sözleşmesi sürecinde işçilerin politize olmasında etkili oldu. İşçilerin hareketlenmeye başladığını gören sarı sendikalar, bir an önce asgari ücret zam oranını belirleyelim, uzatmayalım telaşına düştüler. Ve asgari ücret zam oranı yine ilk kez Aralık ayının sonunda değil ortalarında açıklandı. ‘Çok yüksek bir asgari ücret zammı verildi’ alkışları eşliğinde açıklandı. Hemen ardından doğalgaza, elektriğe ve birçok kaleme korkunç zamlar geldi. İşçiler bu ucuz oyunlarla aldatılmaya, kandırılmaya çalışıldılar.”

    “İŞÇİLER KENDİLERİNE DAYATILAN BU SEFALETE KARŞI EYLEMLERLE KARŞILIK VERİYOR”

    Gerçek enflasyon oranlarının yüzde 100’ü çoktan geçtiğini belirten Aksu, kimsenin TÜİK’in verilerine inanmadığını söyleyerek şunları kaydetti:

    “İnsanlar pazara, markete gittiğinde, faturalarını gördüğünde gerçekliği birebir yaşıyorlar. İşçiler kendilerine dayatılan bu sefalete karşı iş yavaşlatma ile iş bırakma ile karşılık veriyor. Biz zaten böyle olacağını Eylül ayında söylemiştik. Ocak-Şubat gibi işçi sınıfı tavrını grevlerle, işgallerle, eylemlerle ortaya koyacak, demiştik. Aynı süreçte metal işçilerine yapılan zammın da tarihi zam olduğu söylendi. Ancak Mersin’deki metal işçileri fabrikalarını işgal ederek bunun bir yalan olduğunu, gerçekliği olmadığını göstermiş oldu. Hemen ardından da maden işçileri, Yemek sepeti, Migros, Trendyol, Scotty, Antep’te 30 küsur fabrika, gemi söküm işçileri ve çorap üretim tedarik zincirindeki tekstil işçileri, Adidas, Nike, Hummel gibi uluslararası markalara köle koşullarında üretim yapan işçiler ayağa kalkmaya başladılar. Haysiyet, adalet, eşitlik taleplerini ücret şemsiyesi altında ifade ettiler, ediyorlar. Önemli bir kısmı başarılı oldu. Başarılı olamayanlar da en azından dinlenebileceklerini gördüler. Tekrar deneyecekler.”

    “TARİHTE HİÇBİR DÖNEMLE KARŞILAŞTIRILAMAYACAK KOŞULLAR VAR”

    Tarihsel olarak bakıldığında işçi direnişlerinin belki de sönümleneceğini aktaran Aksu, “Çünkü işçiler çıkar, vurur, geri çekilir ve değerlendirirler. Ancak yaşadığımız dönem kendine özgü koşullar taşıyor. Tarihte hiçbir dönemle karşılaştırılamayacak koşullar var. İşçiler, emekçiler, çiftçiler, esnaflar artık şunu görüyor; iktidar zayıflıyor. Ve bu iktidar yapısı içerisinden Akşenerlerin, Davutoğullarının, Saadetlerin ve benzeri olan o mahallelerden aktörler de çıkıyor. İktidarın kendi içerisinde de bir bütünlüğe sahip olmadığını, içeride de birbiriyle kavgalı aktörler olduğunu görüyor. Böyle dönemler işçilerin, emekçilerin taleplerini daha sık dile getirdiği, daha yüksek sesle dile getirdiği zamanlardır” dedi.

    “ARTAN DİRENİŞLER KARŞISINDA YA DAHA DA OTORİTERLEŞECEKLER YA DA SEÇİME GİDECEKLER”

    Mart ayında açıklanacak yeni enflasyon rakamları karşısında hem kamuda hem özel sektörde verilen ücretlerde ciddi bir erime olacağını kaydeden Aksu şu cümleleri kurdu:

    “Birincisi, buralarda ciddi bir huzursuzluk var, ciddi bir gerginlik var. İkincisi, kamuda çalışan taşeron işçileri hem kadro istiyorlar hem de asgari ücretin altında olan ücretler için ek protokol istiyorlar. 450 bin işçiyi ifade ediyor bu durum. Üçüncüsü metal işçilerinin sözleşmesinin aslında büyük bir yalan olduğunu Mayıs, Haziran aylarında işçiler daha da hissedecekler. Çünkü geçinemiyorlar daha da geçinemeyecek hale gelecekler. Dördüncüsü ve önemli bir faktör ise, çiftçilerdir. Yükselen yakıt, gübre, işçilik fiyatları karşısında ve tekellerin onlara dayattıkları düşük ücretler karşısında çiftçiler artık isyan edecek duruma geldiler. Mart ayı itibarıyla gübre, çapa süreçleri başlıyor ve buradanda bir hareketliliğin yükseleceği öngörülüyor. Çünkü çayda, tahılda, fındıkta, kayısıda taban ürün fiyatları da açıklanacak. Dolayısıyla bunun karşı itirazları da gündeme gelecektir. Yine esnaf büyük bir dar boğazda.

    Bu değişik dinamiklerin bir direniş oluşturması mümkün. Bunun karşısında egemenlerin, sermayenin, siyasi iktidarın iki seçeneği var. Biri faşizan-otoriter bir yaklaşım geliştirebilirler. Erdoğan’lı ya da Erdoğan’sız. İkincisi ise daha liberal bir seçenek. Sonbahara bir seçim tarihi vererek halkın taleplerini bu seçim takvimi etrafında şekillendirmek ve öfkelerini oraya yönlendirmek olacaktır.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA