Etiket: basın emekçileri

  • Ayten Kordu: Gazetecilerin sesi kısılırsa halkın sesi de kısılır!

    Ayten Kordu: Gazetecilerin sesi kısılırsa halkın sesi de kısılır!

    PİRHA- DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, kentte görev yapan basın emekçileriyle bir araya gelerek yaşadıkları sorunları dinledi. Dersim’de gerçekleşen buluşmada gazeteciler, yerel habercilikte karşılaştıkları zorlukları ve taleplerini aktardı.

    Dersim’de gerçekleşen buluşmada gazeteciler, Dersim’de haber yaparken karşılaştıkları zorlukları ve taleplerini aktardı. Haber takibi sırasında yaşanan erişim engelleri, ekonomik sıkıntılar ve ağır çalışma koşullarına dikkat çekti. Yerelde haber üretmenin giderek zorlaştığını ifade eden gazeteciler, destek ve çözüm beklediklerini vurguladı.

    Milletvekili Ayten Kordu, basın özgürlüğüne vurgu yaparak, “Gazetecilerin sesi kısılırsa halkın da habere erişimi engellenir. Bu nedenle yerel basının güçlenmesi ve emekçilerinin desteklenmesi için elimizden geleni yapacağız” dedi.

    Buluşmanın sonunda Kordu, basın emekçilerinin ilettiği sorunları Meclis gündemine taşıyacağını belirtti.

    PİRHA/DERSİM

     

     

     

     

  • Beştaş ve Çepni İstanbul’da basınla buluştu: Bize oy verilmesini istiyoruz – VİDEO

    Beştaş ve Çepni İstanbul’da basınla buluştu: Bize oy verilmesini istiyoruz – VİDEO

    PİRHA-DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni Taksim Hill Otel’de basın mensuplarıyla bir araya geldi. Seçim çalışmalarında yoğun bir ilgi olduğunu ifade eden Meral Danış Beştaş, “izce biz Türkiye’de en ciddi muhalefeti yapan ana muhalefet partisiyiz. Birilerine oy verilmemesini söylemiyoruz, bize oy verilmesini talep ediyoruz. Bu seçimde kaybettirme veya kazandırma gibi bir stratejimiz yok” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Eş Başkan adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni Taksim Hill Otel’de kahvaltılı basın toplantısı düzenledi.

    Toplantıya DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, DEM Parti İl Eş Başkanı Gonca Yangöz’ün yanı sıra çok sayıda basın mensubu katıldı.

    “YEREL DEMOKTRASİYİ GÜÇLENDİRMEK İSTİYORUZ”

    DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adayı Murat Çepni, seçim deklarasyonlarının tartışılmaya açık olduğunu belirtti.

    DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Adayı Meral Danış Beştaş ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Kampanyamız 2 haftayı aşkın bir süredir devam ediyor. İstanbul’a dair, kampanyamıza dair geniş beyanlarımız oldu. Bizi bizden duyun istedik. Türkiye’nin hemen hemen birçok yerinde adaylarımızı çıkardık. Yerel demokrasiyi güçlendirme iddiamızla alanlarda olacağız. Bazı yerlerde ‘Kent uzlaşısı’ temelinde giriyoruz.”

    Basın toplantısı açılış konuşmalarının ardından soru-cevap bölümüyle devam etti.

    DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni’nin gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

    “SEÇİM ÇALIŞMALARIMIZA YOĞUN BİR İLGİ VAR”

    Seçim çalışmalarında yoğun bir ilgi olduğunu ifade eden Meral Danış Beştaş, “Bizim İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde yarışıyor olmamız büyük bir destekle de karşılanıyor. 14-28 Mayıs sonrası en geniş tartışma platformunu yaratan partiyiz. Halkımızın seçimde var olmamız yönünde yoğun bir talebi vardı. Bugün Kürt illerine kayyum atanıyor ancak yarın Türkiye’nin her yerine sirayet eder. Kayyumlara gelene kadar seçmen taşımaları var. Halk iradesini gasp edecek insanları bölgeye taşıyorlar. Geniş bir kent uzlaşımız yok. Kent uzlaşısı yaklaşımımız sadece İstanbul’a ilişkin değil ancak Esenyurt dışında bir kent uzlaşımız yok. Biz yerel demokrasiyi, yerinden yönetimi çok önemsiyoruz. Esenyurt ile Mersin bunu yakaladı ancak Adana ile İzmir bunu yakalayamadı. Bizim kadın perspektifimiz sadece kadınların savunduğu bir perspektif değil. Diğer partilerin kadına yönelik ayrımcılıkta, şiddette, kadınların siyasetteki temsillerini çok eksik buluyoruz. Biz yüzde 50 kotasını hayata geçiren partiyiz. Diğer partiler buna erişemedi, İstanbul bir kadın kenti olacak. Bizce biz Türkiye’de en ciddi muhalefeti yapan ana muhalefet partisiyiz. Birilerine oy verilmemesini söylemiyoruz, bize oy verilmesini talep ediyoruz. Bu seçimde kaybettirme veya kazandırma gibi bir stratejimiz yok” dedi.

    “DEPREM KONUSUNDA SON DERECE HAZIRLIKLIYIZ”

    Türkiye’de seçim yapma tarzının değişmesi gerektiğini vurgulayan Murat Çepni ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Demokrasi halkla birlikte yönetmektir. İstanbul aynı zamanda halkların, kadınların, işçilerin kenti. İstanbul bir şantiyeye, İstanbul Belediyesi de bir şirkete dönüştürülmüş durumda. O yüzden İstanbul kâr mantığıyla yönetilemez. Halkların dilini ve tarihini yeniden ayağa kaldırabileceği bir kent mümkün. İnsanların bu kentin organik olarak bileşeni olmak durumunda. İddia ediyoruz ki bu sadece DEM Parti’de var. Bu coğrafyada atılan her adım deprem gerçeğini dikkate alarak atılmalıdır. İstanbul ve Türkiye’de depremle alakalı atılan tek bir adım yok. İstanbul deprem karşısında savunmasız. Deprem öldürmüyor, depremin kendisini felakete dönüştüren şey 6 Şubat depremlerinde de görüldüğü gibi iktidarın kendisi. Biz deprem konusunda son derece hazırlıklıyız. Eğer bütçeyi depremin sorumlusu olan şirketlere hortumlatmaz, halka ve doğaya harcarsanız sorun olmaz. 1 Nisan’dan sonra olacakları şu an da yaptıklarımız belirleyecek. AKP’nin savaştan beslendiğini bildiğimiz üzere temel politikalarda biz bir değişim örgütleyemezsek 1 Nisan’dan sonra da bir değişim bekleyemeyiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ankara’da duruşma öncesi tutuklu gazeteciler için açıklama-VİDEO

    Ankara’da duruşma öncesi tutuklu gazeteciler için açıklama-VİDEO

    PİRHA-Basın emekçileri, tutuklu gazeteciler Dicle Müftüoğlu, Abdurrahman Gök ve Sedat Yılmaz için Ankara’da Sincan Cezaevi Kampüsü önünde açıklama yaptı. 

    Tutuklu bulunan Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Abdurrahman Gök, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ve MA Editörü Sedat Yılmaz’ın duruşmaları önümüzdeki hafta başlayacak.

    MA editörü Abdurrahman Gök’ün 2’nci duruşması, 5 Aralık’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Müftüoğlu’nun ilk duruşması 7 Aralık’ta Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Yılmaz’ın ilk duruşması ise, 14 Aralık’ta Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DGF), Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MGK) ve DİSK Basın İş, konuya ilişkin bir çok ilde basın açıklamaları yapıyor.

    Ankara Sincan Cezaevi Kampüsü’nde yapılan açıklamaya çok sayıda gazeteci, siyasi parti temsilcileri ve kurum temsilcisi katıldı.

    Kurumlar adına basın metnini Turgut Dedeoğlu okudu.

    “MÜCADELE ETMEYİ GÖREVİMİZ OLARAK GÖRÜYORUZ”

    Ülkede can alıcı sorunların başında basın özgürlüğünün olduğunu söyleyen Dedeoğlu, “Tutuklu gazetecilerin durumu maalesef ki kangrenleşen bir sorun olarak önümüzde durmaya devam ediyor. İktidarın ötekileştirme politikaları sonucu yandaş olmayan kimseye yaşam şansı tanımama yaklaşımı sorunu daha da katmerleştirmektedir” dedi.

    Dedeoğlu, Gazetecilerin özgür çalışma ortamından yoksunluğundan tutalım, bir tweet attı diye derdest edilmesine, sokak gösterilerinde gazetecinin darp edilmesinden yayın organlarının sansürlenmesine kadar neredeyse her alanda gazeteciye yaşam şansı tanınmıyor. Mevzu Kürt gazeteciler ve Özgür Basın olunca baskı dozajı daha da arttırılarak adeta boğdurulmaya çalışılmakta, gerçeklerin üzerini kapatma uğraşı içerisine girilmektedir. İçinde bulunduğumuz Aralık ayında onlarca gazeteci yine adliye koridorlarında olacak, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hâkim karşısına çıkacaklar. Yargılanan gazeteciler içerisinde tutuklu meslektaşlarımızın durumu son derece acil ve yakıcıdır. Çünkü onlar her yönüyle özgürlüklerinden mahrum bırakılmışlardır. Sadece bu da değil, onların üzerinden bir bütün olarak basın ve medya organlarına gözdağı verilmektedir. Bu nedenle tutuklu arkadaşlarımızla dayanışma göstermeyi ve onların özgürlüklerine kavuşması için mücadele etmeyi öncelikli görevimiz olarak görmekteyiz” diye konuştu.

    “İYİ GAZETECİLİK YAPTIKLARI İÇİN TUTUKLULAR”

    Dedeoğlu, tutuklu gazetecelerin gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklandığını hatırlattı. Dedeoğlu, şunları ekledi:

    “Aralık ayının en dikkat çeken davaları da aylardır hapishanede, özgürlüklerinden yoksun bırakılan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ile Mezopotamya Ajansı editörleri Sedat Yılmaz ile Abdurrahman Gök’ün görülecek duruşmalarıdır.
    İlk olarak Abdurrahman Gök 5 Aralık günü Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak. 7 Aralık günü ise DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu’nun duruşması yine aynı mahkemede görülecek. Son olarak Sedat Yılmaz 14 Aralık’ta Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak.
    Yaptıkları haberler ve gazetecilik faaliyetleri suç sayılan gazeteci arkadaşlarımız, kamuoyu tarafından yakından tanınan, kamuoyunda ses getiren haberlere imza atmış gazetecilerdir. Zaten arkadaşlarımızın bu nedenle cezalandırıldıklarını düşünüyoruz. Yani iyi gazetecilik yaptıkları için… Ayrıca baskılara boyun eğmeyen bir gelenekten gelen Özgür Basın emekçileri olmaları, onları direkt hedef haline getirmektedir.
    Oysa ki dünyada iyi gazetecilik yapanlar ödüllendirilir, herkes tarafından takdir görürler, el üstünde tutulurlar. Nitekim DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu merkezi Hollanda’da bulunan uluslararası bir kuruluş olan Free Press Unlimited tarafından “En dirençli gazeteci” ödülüne layık görüldü. Ama maalesef Türkiye’de iyi gazetecilik yaptığınız zaman mekanınız hapishane oluyor. Bu yetmiyor, engelleniyorsunuz, sansürleniyorsunuz, darp ediliyorsunuz, hakkınızda soruşturmalar/davalar açılıyor, cezalandırılıyorsunuz. Tutuklu üç arkadaşımız haricinde sadece Aralık ayı içerisinde 40 gazetecinin hakim karşısına çıkıyor olması anlatmak istediğimiz bu gerçekliği doğrular niteliktedir.”

    “HERKESİ DİYARBAKIR CEZAEVİNE BEKLİYORUZ”

    “Basına yönelik bu baskıların son bulmasını istiyoruz” diyen Dedeoğlu, halkın haber alma hakkını savunan gazeteciler olarak, bu kötü gidişatı kabul etmiyoruz. Gazetecilerin tutuklanmasını, basın ve medya organlarının baskı altına alınmasını, sansürlenmesini, susturulmasını reddediyoruz. Gazetecilerin sefalet koşullarına mahkûm edilip, bu yetmezmiş gibi işsiz bırakılmasını derin bir sömürü olarak değerlendiriyoruz. Kamuoyunda “Sansür yasası” olarak bilinen “Dezenformasyon yasası” gibi kanuni düzenlemelerle sansürün hayatın her alanına hâkim kılınmasını istibdat rejimlerinin bir yöntemi olarak görüyoruz. Tüm bunları reddederken, öncelikli olarak gazetecilere özgürlük talep ediyoruz. Belirttiğimiz tarihlerde duruşmaları görülecek olan Dicle, Sedat ve Abdurrahman’ın bir an önce tahliye edilmesini istiyoruz. Bunun gerçekleşebilmesi için de başta gazeteci meslektaşlarımız olmak üzere, ulusal ve uluslararası basın meslek örgütleri ile tüm demokratik kurum, kuruluş ve kamuoyuna gazetecilerle dayanışma çağrısında bulunuyor, herkesi her üç arkadaşımızın duruşmalarının görüleceği Diyarbakır Adliyesi’ne bekliyoruz” diye ekledi.

    PİRHA/ANKARA

  • BBC grevi kazanımla sonuçlandı: Bu başarı sadece bir başlangıçtır

    BBC grevi kazanımla sonuçlandı: Bu başarı sadece bir başlangıçtır

    PİRHA- BBC İstanbul bürosunda çalışan basın emekçilerinin grevi 16. gününde başarıyla sonuçlandı. Grevin başarıyla sonuçlanmasının ardından TGS yaptığı açıklamada; “Biliyoruz ki grevin sağladığı motivasyon ve moral, tüm medya sektöründe güvencesizliğe, düşük ücrete ve kötü çalışma koşullarına maruz kalan meslektaşlarımızı mücadeleye teşvik edecektir” dedi.

    İşverenle yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin uzlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine 14 Ocak’ta greve çıkan BBC emekçilerinin mücadelesi başarıyla sonuçlandı.

    Grevin başarıyla sonuçlanmasının ardından Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), yaptığı açıklamada, 13 yıl sonra ilk kez bir basın kuruluşunda yapılan grevde gazetecilerin başarılı bir sonuca ulaştığını belirtti.

    “MÜCADELE VE MESLEKİ DAYANIŞMA YAŞATIR”

    TGS tarafından işverenle yapılan anlaşmaya ilişkin şunlar dile getirildi:

    “14 Ocak 2022 günü üyelerimizin kararı ile çıktığımız grevi, BBC işvereni ile yapılan anlaşma sonucu yine üyelerimizin ortak kararı ile 28 Ocak Cuma akşamı kazanımlarla bitirdik. Bir yılı kapsayan anlaşma sonucunda üyelerimiz;

    – Yıllık bazda ücretlerine toplam yüzde 32 zam,

    – Aileleri kapsayan özel sağlık sigortası,

    – Günlük brüt 60 TL yemek desteği,

    – Brüt 1200 TL gözlük yardımı kazandı.

    BBC İstanbul bürosu çalışanlarının elde ettiği bu başarı sadece bir başlangıçtır. Biliyoruz ki grevin sağladığı motivasyon ve moral, tüm medya sektöründe güvencesizliğe, düşük ücrete ve kötü çalışma koşullarına maruz kalan meslektaşlarımızı Sendika çatısı altında buluşmaya ve mücadeleye teşvik edecektir.

    Son medya grevi 2009’daydı. BBC İstanbul bürosu grevinden önce Türkiye’de yabancı basın hiç greve gitmemişti. Bu grev on yıllardır toplu iş sözleşmesi başarısıyla sonuçlanan ilk grevdir.

    Bugün elde edilen kazanımlar hem yerel hem uluslararası basında çalışan tüm meslektaşlarımız, arkadaşlarımız için önemlidir, geleceğe yönelik referanstır. Mesleki dayanışma yaşatır, tekrar buluşmak üzere.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Norveç’te 1700 basın emekçisi greve çıktı

    Norveç’te 1700 basın emekçisi greve çıktı

    Norveç’te kamu yayıncılığı yapan 1700 basın emekçisi, ücretlerinin özel sektörle eşitlenmesi talebiyle greve çıktı.

    Norveç’te kamu yayıncılığı yapan 1700 basın emekçisi, ücretlerinin özel sektörle eşitlenmesi talebiyle salı gününden itibaren greve başladı.

    Norveç Gazeteciler Sendikası Norsk Journalistlag (NJ) ile medya patronlarının örgütü SPEKTER arasında süren görüşmelerde anlaşmaya varılamadı. NJ sendikası, Norveç Radyo Televizyon Kurumu NRK’de çalışan 1700 üyesini greve çıkardı.

    Grev nedeniyle NRK, televizyon ve radyo yayınları yapmıyor ve bunun yerine müzik yayınlanıyor. NRK’nin sadece ulusal bayram nedeniyle yarın kısmi yayın yapacağı belirtildi.

    Greve giden basın emekçileri, SPEKTER’in 15 bin 200 kronluk ücret artış talebini kabul etmeyerek Norveç’te diğer medya kuruluşlarıyla aralarındakı ücret farkının azaltılmasını talep ediyor. Yıllık 110 bin kron daha düşük bir ücret aldıklarını belirten emekçiler, bunun kabul edilemez olduğunu söylüyor.

    EN SON 12 YIL ÖNCE GREVE ÇIKILDI

    Öte yandan Aftenposten gazetesinin haberine göre, sendikanın grev kasasında yaklaşık 80 milyon kron var ve bu rakam, sendikanın şimdiye kadar biriktirdiği en yüksek rakam olarak nitelendiriliyor.

    En son 12 yıl önce yaşanan 8 günlük grevde sendikanın 54 milyon kronu bulunduğu belirtiliyor.

    Açıklamalara göre grevin basın emekçilerine haftalık maliyeti 10.1 milyon olacak. Buna göre grevin 8 hafta sürebileceği hesaplanıyor.

    NJ sendikasının yaklaşık 9 bin üyesi var.

    (Kaynak Evrensel)