Etiket: basın top.ankara

  • SES’ten tepki: 2021 sağlık bütçesi bu haliyle bir utanç belgesidir-VİDEO

    SES’ten tepki: 2021 sağlık bütçesi bu haliyle bir utanç belgesidir-VİDEO

    PİRHA- SES Eş Genel Başkanı Selma Atabey, sağlığa ayrılan bütçenin “utanç belgesi” olduğunu belirterek, şehir hastanelerine yapılan aktarmalara devam edildiğini, üniversite hastanelerine ve personele bütçeden kaynak ayrılmadığını söyledi.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Genel Merkezi TBMM’de görüşülmekte olan 2021 yılı genel bütçesi ile Sağlık Bakanlığı bütçesine ve taleplerine yönelik basın açıklaması yaptı.

    2021 genel bütçe ve sağlık bakanlığı bütçesi ve sağlık çalışanlarının taleplerine ilişkin basın açıklaması metnini Eş Genel Başkan Selma Atabey okudu.

    Atabey yaptığı açıklamada, “Ülkede yaşayan herkesin, doğrudan ya da dolaylı mekanizmalar aracılığıyla ödedikleri vergilerin nerelere harcandığını ya da harcanmadığını bilmeleri ve bunu denetleyebilmeleri gerekir. Bu denetim bütçenin hazırlanması, uygulanması ve sonuçlandırılması sırasında yani bütün bir bütçe sürecinde yapılabilmelidir” dedi.

    2021 yılı bütçe teklifinin 1,4 trilyon liralık bir harcama ve 1,1 trilyon liralık bir gelir ve (-) 245 milyar liralık bütçe açığının hedeflendiği hatırlattı. Atabey, Şehir hastanelerine yapılan aktarmalara devam edildiğini, üniversite hastanelerine ve personele bütçeden kaynak ayrılmadığına dikkat çekti.

    “HERKESİN, ÖDEDİKLERİ VERGİLERİN NERELERE HARCANDIĞINI BİLMELERİ GEREKİR”

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Üretenlerin, değeri yaratanların, yani işçilerin, emekçilerin, halkın, vergi mükelleflerinin, özcesi bu ülkede yaşayan herkesin, doğrudan ya da dolaylı mekanizmalar aracılığıyla ödedikleri vergilerin nerelere harcandığını ya da harcanmadığını bilmeleri ve bunu denetleyebilmeleri gerekir. Bu denetim bütçenin hazırlanması, uygulanması ve sonuçlandırılması sırasında yani bütün bir bütçe sürecinde yapılabilmelidir.

    “GERÇEK ENFLASYON ORANI TÜİK VERİLERİNİN ÇOK ÇOK ÜZERİNDEDİR”

    Covid-19 pandemisinin tüm toplumu olumsuz etkileyen aşamaya gelmiş olması mevcut ekonomik krizi derinleştirmekte, çalışmaya uygun nüfusun üçte birinden fazlası işsizken ve yakın gelecekte iş bulma umudunu kaybetmiş durumda iken milyonlarca emekçi ailesi kışa hiçbir gelire sahip olmadığı şartlarda girmektedir. Asgari ücret ya da düşük ücretlerle çalışanların eline geçen para temel ihtiyaç maddelerine bile yetmemektedir çünkü temel ihtiyaç maddelerindeki enflasyon oranı TÜİK verilerinin çok çok üzerindedir.

    “PANDEMİDEN EN ÇOK YOKSULLAR, EZİLENLER, GÖÇMENLER ZARAR GÖRMÜŞTÜR”

    Pandemi sürecinde rejimin toplum sağlığını koruma yönünde niyeti ve çabası olmadığı da görülmüştür. Yurttaşlar salgının insafına terkedilmiştir. Ülkede günlük yapılan testlerin %25’nin Saray ve üst düzey devlet görevlilerine ve emirlerinde çalışan personele yapıldığı, geri kalanın 85 milyon kişiye uygulandığı anlaşılmıştır. Pandeminin ilk gününden beri alınması gereken toplumsal önlemler hayata geçirilmemiş, zorunlu olmayan iş kollarında çalışmaya ara verilmemiş, yurttaşlar ya hastalanma ya da açlık ikileminde bırakılmıştır. Bir kısım ülkede uygulanan sürü bağışıklığı yöntemi Türkiye’de adı konulmadan sürdürülmüş, bu durumdan en çok yoksullar, ezilenler, göçmenler zarar görmüştür. Bu durum pandemide bile sınıfsallığı gözler önüne sermektedir.

    Covid-19 geliştirilmesi muhtemel bir aşıyla kontrol altına alınsa bile pandemiyi ortaya çıkartan koşullarda hiç bir iyileştirme yapılmaması nedeniyle yeni pandemilerle karşılaşacağımıza şüphe yoktur. Dahası pandemiyi ortaya çıkartan nedenler arasında sıralanan ekolojik tahribat, yaban hayatına müdahale, kontrolsüz kentleşme gibi nedenler kapitalizmin kar hırsının dizginsizliği ve çalışma rejimindeki derinleşen sömürü ilişkileri nedeniyle büyük bir hızla artarak devam etmektedir. Sağlıksızlığı yaratan bu koşullar yeni salgınlara kapı aralamaktadır.

    SERMAYEYE KAYNAK AKTARILMAYA DEVAM EDİLMEKTEDİR”

    2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi’nin mecliste görüşülmeye başlanacağı ve bu yılın sonuna kadar da devam edecek olan süreç işte böyle bir anda başlamıştır. Bu nedenle de bütçe değerlendirmeleri, bu dönemin belirleyici özellikleri göz önüne alınarak yapılmalı, bütçenin sadece teknik açıdan değerlendirmesiyle ya da siyasal iktidardan istenecek ekonomik taleplerle sınırlandırılmamalıdır. Bütçeye dair hazırladığımız kapsamlı rapor ektedir. Bu açıklamada ifade edeceğimiz her bir başlık değerlendirme raporumuzda ayrıntılı olarak ifade edilmiştir.

    Başlıklar halinde genel bütçeye ilişkin ise şunlar belirtildi:

    • Sermayeye kaynak aktarılmaya devam edilmektedir.
    • Hazırlanış biçiminden meclise getiriliş biçimine kadar parlamentoyu ve toplumun tüm kesimleri yok sayılmıştır.
    • Vergi yükü, her zamanki gibi ücretli çalışmak zorunda kalanlarda, emekçilerde, işçilerdedir.
    • Bütçede salgınla mücadele için ek kaynak bulunmamaktadır.
    • İktidar doğal afet gerçeğini görmemekte ve umursamamaktadır.

    Sağlık Bakanlığı Bütçesinin SGK ve Döner Sermaye ile ilişkisine ilişkin ise şunlar kaydedildi:

    “Genel devlet tarafından yapılan 1000 TL’lik sağlık harcamasının 2002 yılında 534 TL’si, 2013 yılında 739 TL’si, 2018 yılında da 705 TL’si SGK tarafından gerçekleştirilmiştir. 2002 ile 2018 yılları arasındaki artış, %32’nin üzerindedir (TÜİK, 2010-2019). Bu nedenle, SGK sağlık harcamalarının kaynağının ortaya konması, toplumun sağlık hakkı tartışmalarında önem taşımaktadır Sağlık Bakanlığı’nın 2019 yılı için 48.232 milyon TL bütçesi bulunmakta iken 57.424 milyon TL döner sermaye bütçesi ayrılmıştır. Sağlık Bakanlığı kurumları özel bütçeli işletmelere dönüştürülmüştür. Döner sermaye gelirlerini bütçeye sağlayan emekçilere, döner sermayeden sadaka verircesine 14 TL gibi komik ödemeler yapılmıştır.
    Özel bütçeli hale gelen Sağlık Bakanlığı’nın yoğunluklu gelirleri SGK üzerinden oluşmakta olup, SGK’na fatura edilen işlem sayısı ve fatura tutarları incelendiğinde kaynakların ağırlıklı olarak özel sektöre aktarıldığı görülmektedir. Sağlık Bakanlığı hastaneleri SGK’na bildirilen başvuruların %77’sini karşılarken fatura ödemelerinin %58’inden yararlanmıştır. Özel sektörün ise toplam başvurularda payı %14 iken ödemelerin %19’nu almıştır.”

    ŞEHİR HASTANELERİ VE BÜTÇE İÇİNDEKİ YERİ

    Şehir hastanelerinin durumu ve bütçe içindeki yeri de şöyle açıklandı:

    “2018 yılından bu yana şehir hastanelerinin müteahhitlerine Sermaye Giderleri kaleminden sırasıyla 2018’de: 1,3 milyar lira; 2019’de: 3,7 milyar lira; 2020’de: 4,8 milyar lira ödenmiş ve 2021 yılında 6,4 milyar lira ödenecektir. Şehir hastanelerine yapılan ikinci tür ödeme kira bedelleridir. Bu 2018 ve 2019 yıllarında Cari Transferler kaleminden yapılırken; 2020 ve 2021 yıllarında Mal ve Hizmetler kaleminden yapılmaktadır. Bu çerçevede 2018 yılından bu yana şehir hastanelerine ödenen kira bedelleri sırasıyla: 2018 yılında: 1,3 milyar lira; 2019’da: 3,7 milyar lira; 2020’de: 5,6 milyar lira olurken, 2021 yılında 9,98 milyar lira olarak gerçekleşecektir.”

    “PERSONELE DE BÜTÇEDEN KAYNAK YOK”

    Cumhurbaşkanlığı verilerine göre 2020 Ocak ayı itibariyle sağlık alanında KÖO modeli ile yapılan 18 projenin değeri 10.465 milyon dolar öngörülmüştür.

    Üniversite hastanelerine kaynak yok: 2021 bütçesinde sağlık sektörü yatırımlarına sadece 20.1 milyar ayrılmış olup bu rakamın 18,5 milyarı Sağlık Bakanlığı, 1,6 milyarı ise üniversiteler için ayrılmıştır.

    Personele de bütçeden kaynak yok: 2021 yılında personel giderlerinin sağlık bakanlığı bütçesindeki payı %40’a düşmüştür. Sağlıkta Dönüşüm Programı öncesi 2003 yılında bu oran %70’dir.

    “2021 SAĞLIK BÜTÇESİ BU HALİYLE UTANÇ BELGESİSİR”

    2020-2023 bütçe öngörülerine göre memurlara ayrılan bütçede %36 artış görülmekteyken, sözleşmeli personelde %60 düzeyinde artış görülmektedir. Bu durum istihdam rejimi olarak sözleşmeli statünün tercih edileceğini göstermektedir. 2002 yılında hizmet alımlarının bütçe içerisindeki oranı %0,7 iken 2021’de %23’e çıkmıştır.

    Yine salgında en ön safta yer alan sağlık emekçilerine yönelik bütçeden ayrılan pay oranında değişikliğe gidilmemiş, “hakkınız ödenmez” denilen emekçiler canları pahasına hizmet üretirken yeni personel alımına pay aktarılmadığı gibi ücretlerinde de artış yaşanmamıştır. 2021 sağlık bütçesi bu haliyle bir utanç belgesidir.

    SONUÇ VE TALEPLER

    Genel olarak 2021 bütçesini ve Sağlık Bakanlığı bütçesini incelediğimizde ana gelir kaynağı, yine yaşamak için çalışmak zorunda olanlardan alınması hedeflenen, doğrudan ve dolaylı vergiler olarak öne çıkmaktadır. Bununla birlikte, yaşamak için çalışmak zorunda olanların bu durumu değiştirebilmeleri için geliştirme çabası içinde oldukları eylem birlikteliklerinin, emekçilerin ve ezilenlerin örgütsel ve stratejik ortaklıklarını sağlayan iktidar mücadelesini de hedefleyebilmesi gerektiği bütün açıklığıyla önümüzde durmaktadır. Gelecek yıllarda hazırlanacak bütçelerin hedefinin, yaşamak için çalışmak zorunda olanların refahını ve mutluluğunu sağlamak olabilmesinin başlıca yolu bu hedeften geçmektedir.”

    ÖNERİLER

    1. Genel bütçe gelirleri içinde gelir vergisi payı artırılmalıdır. Bu artış, gelir vergisi içinde kurumlar vergisi payı artırılarak sağlanmalıdır. Yoksullardan, emekçilerden, ücretlilerden alınan direk ve dolaylı vergi payları azaltılmalı, sermaye sahiplerinin vergi sorumluluğu arttırılmalıdır.
    2. Sağlık hizmetleri harcamalarında merkezi bütçenin payı arttırılmalıdır.
    3. Sağlık Bakanlığı bütçesinin genel bütçe içindeki payı arttırılmalıdır. SGK pirim gelirleri içinde çalışanların ve kendi hesabına çalışanların payı azaltılmalı, patronların payı artırılmalıdır. SGK’ye genel bütçeden aktarılan pay artırılmalıdır.
    4. Sağlık hizmetleri harcamalarında merkezi devlet harcamalarının payı artırılmalı, SGK ve hane halkları harcamalarının payı azaltılmalıdır. Katkı-katılım, ilave ücret gibi hiçbir ad altında halktan sağlık hizmetleri için ücret alınmamalıdır.
    5. SGK’nin özel hastanelerden hizmet satın alması hizmet başına (fee-for-services) ve vaka başına (case payment) ödeme ile değil, toptan bütçeleme (global butgetting) ile olmalıdır.
    6. Sağlık emekçileri sayısı OECD ortalamasına güvenceli ve kadrolu istihdamla çıkarılmalıdır.
    7. Sağlık emekçilerine ek ödeme, döner sermaye vb. adlarla yapılan, ekip anlayışını bozan, rekabet oluşturan ve çalışma barışını bozan ödeme yöntemi yerine yoksulluk sınırının üzerinde, tek kalemde, tamamı emekliliğe yansıyacak şekilde maaş ödenmesine başlanmalıdır.
    8. Özel sağlık kurumlarına aktarılan her türlü pay kaldırılmalıdır. Kamu sağlık kurumları ve sağlık eğitimleri için bütçeden ayrılan pay yükseltilmelidir.
    9. Covid-19 pandemisinde gördüğümüz gibi sağlık sistemleri çökme aşamasına gelmiştir. Mevcut kapitalist sistemin doğaya olan tahakkümü nedeniyle yeni pandemilerin olacağı da öngörülmektedir. Bu nedenle toplum sağlığı için Sağlık Bakanlığı’nın kentleşmeden tarım politikalarına, çevre politikalarına ve üretim ilişkilerine kadar müdahil olacak bir yapıya büründürülmesi gerekmektedir. Ayrıca yaşanması muhtemel yeni salgınlara karşı da bütçe kalemi oluşturulmalıdır.
    10. Sağlıklı bir toplum için tedavi edici hizmetler yeterli değildir. Koruyucu sağlık hizmetlerinin yeniden ele alınması ve güçlendirilmesi gerekmektedir.
    11. Savaş toplum sağlığına zararlıdır. Ülke içinde ve dışında savaşa karşı barış politikalarının geliştirilmesi gibi konularda da sağlık alanın söz sahibi olması gerekmektedir.
    12. Sağlık hizmetlerinin üretilmesi planlanması ve sunulmasının tüm aşamalarında sağlık emekçileri ve örgütlerini ve halkı karar alma süreçlerine dahil edecek mekanizmalar oluşturulmalıdır.
    13. Hukuksuz bir şekilde ihraç edilen ve hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunmayan sağlık emekçileri derhal işe başlatılmalıdır.

    PİRHA/ANAKARA

     

  • ’12 Eylül 40 yıldır devam ediyor’-VİDEO

    ’12 Eylül 40 yıldır devam ediyor’-VİDEO

    PİRHA- HDP ye yönelik operasyonlara ve Kars Belediyesi’ne kayyım atanmasına ilişkin açıklama yapan Devrimci 78’liler Federasyonu Başkanı Şair Ahmet Telli “Kars Belediyesi’nin önünde fetih namazı kılanlar 12 Eylül’ü devam ettirenlerdir. Bugün en temel insan haklarını yok sayanlar, demokratik hak ve özgürlükleri rafa kaldıranlar, muhalifleri zindanlara dolduranlar darbe rejimini devam ettirenlerdir” diyerek, “Bu anlayışı şiddetle kınıyoruz. Kars Belediye Başkanı başta olmak üzere hakkında yargı kararı olmayan ve rehin tutulan tüm seçilmiş belediye başkanları, milletvekilleri ve belediye meclis üyeleri ile birlikte HDP PM üye ve yöneticileri derhal serbest bırakılıp görevlerine iade edilmelidir” ifadelerini kullandı.

    Haberin videosu;

    HDP’ye yönelik operasyonlara ve Kars Belediyesi’ne kayyım atanmasına ilişkin, Devrimci 78’liler Federasyonu, Halkevleri ve İHD Ankara Şubesi, Halkevleri Genel Merkezi’nde basın toplantısı gerçekleştirdi. Ortak açıklamayı kurumlar adına Devrimci 78’liler Federasyonu Başkanı Şair Ahmet Telli okudu.

    “KILDIKLARI NAMAZ İŞLEDİKLERİ SUÇA ÖRTÜ OLMAYACAKTIR”

    Telli, son birkaç gündür yaşananlarının operasyon ve baskı uygulamasının devam edeceğini gösterdiğine işaret ederek şunları aktardı:

    “Daha önce 31 Mart 2019 seçimlerinde 65 HDP’li belediyeden 56’sına kayyım atandı. 6 belediye başkanına KHK’li olduğu gerekçesiyle mazbata verilmedi. Böylece HDP’nin kazandığı belediyelerin tamamına yakını AKP’li kayyımlar tarafından yönetilmeye başlandı. 2002 yılından bu yana ülkeyi savaş, yoksulluk, kin ve nefret batağına saplayan AKP faşizmi her başı sıkıştığında işaret ettiği sandığın sonuçlarını ve iradesini tanımıyor. Seçilenler kayyım ile görevden alınacaksa niçin seçim yapılıyor. Hani “seçimle gelen seçimle gider”di. Hani “halkın iradesi her şeyin üstünde” idi. Kars Belediyesi’ne yapılan bu operasyon demokrasiye ve halkın iradesine yapılmıştır. Kin, nefret ve intikam çığlıkları ile uygulamaya konulmuştur. Adı yolsuzluk ya da diğer adli vakalara karışanlara herhangi bir yaptırım uygulanmazken, politik sebeplerle sadece HDP’li belediyelere gözaltı tutuklama ve kayyum uygulaması kabul edilemez. Bu uygulamayla halka ve demokrasiye karşı suç işlenmektedir.  Belediye meclisinin yok sayılarak kayyım atanması yasaları hiçe saymak, tanımamaktır. Ülkeyi savaş batağına sokan bu anlayışın atadığı kayyım ilk olarak Kars Belediyesi önünde fetih namazı kılmıştır. Emevi Cami’sinde kılamadıkları fetih namazını Kars Belediyesi önünde kılarak niyet ve anlayışlarını ortaya koymuşlardır. Ancak kıldıkları bu namaz işledikleri suça örtü olmayacaktır.”

    “BUGÜN EN TEMEL İNSAN HAKLARINI YOK SAYANLAR DARBE REJİMİNİ DEVAM ETTİRENLERDİR”

    “12 Eylül öncesinde Gazi Eğitim Enstitüsü’nü ele geçiren faşist zihniyetin Milli Eğitim Bakanı “Gazi Eğitimi’de vatan topraklarına kattık” diyerek faşist işgali meşrulaştırmış ve sahip çıkmıştı” hatırlatmasında bulunan Telli, “Şu anki anlayış aynı anlayıştır. Kars Belediyesi’nin önünde fetih namazı kılanlar 12 Eylül’ü devam ettirenlerdir. Bugün en temel insan haklarını yok sayanlar, demokratik hak ve özgürlükleri rafa kaldıranlar, muhalifleri zindanlara dolduranlar darbe rejimini devam ettirenlerdir. 12 Eylül 40 yıldır devam ediyor.  Egemenlerin ihtiyaçlarına göre AKP eliyle yeniden ve yeniden tahkim edilerek sürdürülüyor” dedi.

    Telli, “Hakkında hiçbir yargı kararı olmadan Kars Belediye Başkanını görevden almak, belediye meclisini yok sayarak kayyım atamak hukuki, ahlaki ve vicdani bir yaklaşım değildir” diyerek, “Bu anlayışı şiddetle kınıyoruz. Kars Belediye Başkanı başta olmak üzere hakkında yargı kararı olmayan ve rehin tutulan tüm seçilmiş belediye başkanları, milletvekilleri ve belediye meclis üyeleri ile birlikte HDP PM üye ve yöneticileri derhal serbest bırakılıp görevlerine iade edilmelidir” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • 78’liler  Girişimi: 12 Eylül’den Tekçi Rejime, Darbeciler Yargılansın-VİDEO

    78’liler Girişimi: 12 Eylül’den Tekçi Rejime, Darbeciler Yargılansın-VİDEO

    PİRHA – Demokratik halk güçlerinin barış ve demokrasi talepleri etrafında birleşmesi gerektiğini belirten 78’liler Girişimi üyesi Feyzullah Mızrak, “Darbecilerle suç ortaklığını reddedelim” çağrısı yaptı.

    78’liler Girişimi, 12 Eylül Askeri Faşist darbenin 40’ıncı yıl dönümü dolayısıyla Ankara’da Birleşik Metal İşçileri Sendikası Anadolu Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi. “12 Eylül askeri faşizmi 40’ıncı yılında devam ediyor” yazılı pankartın asıldığı toplantıya, 78’liler Girişimi üyeleri,  Halkların Demokratik Partisi Ankara İl Eş başkanı Pakize Sinemillioğlu’nun yanı sıra ve Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) ve Kürdistan Komünist Partisi (KKP)  temsilcileri katıldı.

    Toplantıda 78’liler Girişimi Sözcüsü Ramazan Gezgin, yaptığı kısa konuşmasında “12 Eylül kendi hışmından hiçbir şey kaybetmeden hala devam ediyor. Esas iş bizlere yani muhalif olanlara düşüyor. Biz de bunun mücadelesini vereceğiz” dedi.

    MECLİS İŞLEVSİZ HALE GETİRİLEREK DEVRE DIŞI BIRAKILDI”

    78’liler Girişimi üyesi Feyzullah Mızrak, Türkiye’nin 12 Eylül darbesiyle hesaplaşamadığını belirterek, “Türk tipi tekçi rejim, 12 Eylül rejiminin zemini üzerinde gelişti. Türkiye 12 Eylül darbesiyle hesaplaşamayınca, ne oldu, ne oluyor, açıklayalım. Meclis devre dışı edildi. Devleti Erdoğan sözcülüğünde, dar bir ‘derin/oligarşik muktedirler’ yönetiyor. İçeride ve dışarıda, anti Kürt, ‘beka’ aldatmacasıyla, hileli yönlendirmelerle, ayrıştırma, bölme, kayyım ve savaş politikalarıyla yürünüyor” dedi.

    “İSTİKRAR TOPLUMSAL BARIŞTA”

    HDP’nin siyaset dışı bırakılmak istendiğine vurgu yapan Mızrak, “Gerçek bir ‘bekanın’ ve istikrarın ülke içinde toplumsal barış ile sağlanacağı açıkken, başka ülkelerin topraklarına müdahale ediliyor. Kayyım atamaları üzerinden demokrasiye, hukuka, halkın seçme, seçilme ve siyaset yapma hakkına darbe yapılıyor, haklarına ve iradesine sahip çıkan halka baskı ve şiddet uygulanıyor. Milliyetçi, siyasal İslamcı, hayali Yeni Osmanlıcı diktatoryal iktidar, doğası gereği demokrasinin kırıntısına dahi karşı. Bu da darbe rejiminin katmanlaşarak sürmesine ve darbelerin birbirini takip etmesine yol açıyor” ifadelerini kullandı.

    Darbeler ve darbeci siyasetin bütün yanlarıyla halka anlatılmasının önemine değinen Mızrak, “Bütün bunlar için de demokratik halk güçlerinin barış ve demokrasi talepleri etrafında birleşmesi gerekiyor.  Aşılması gereken sorun budur. Meselenin esası, darbecilerle suç ortaklığını reddedelim” şeklinde konuştu.

    HDP Ankara İl Eşbaşkanı Pakize Sinemillioğu ise, “Biz bu topraklarda yaşayan halklar olarak, darbelere karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Yaşamak direnmektir” dedi.

    ” DARBELER İLE YÜZLEŞİLMELİ”

    Mersin 78’liler Girişimi de Özgür Çocuk Parkı’nda açıklama yaptı. “12 Eylül askeri faşist darbesinin 40. yılında 12 yıldan bu yana süreklileşen darbelere karşı demokratik ittifak! Ortak mücadele!” yazılı pankartın açıldığı açıklamada, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atıldı. 78’liler Girişimi adına konuşan İbrahim Bilen, “1960 darbesiyle yüzleşmemenin ürünü 12 Mart darbesidir. 12 Mart darbesiyle yüzleşmemenin ürünü 12 Eylül darbesidir. 12 Eylül darbesiyle yüzleşmemenin ürünü 28 Şubat postmodern darbesi ve 15 Temmuz darbe girişimidir. Akabinde Kanun Hükmünde Kararnameler ve OHAL üzerinden inşa edilen tekçi rejimdir” diye konuştu.

    Darbelere karşı demokratik halk güçlerinin barış ve demokrasi talepleri etrafında birleşmesi gerektiğini dile getiren Bilen, darbe siyasetiyle yüzleşilmesi gerektiğini vurguladı.

    PİRHA/ANKARA