Etiket: başkanlık

  • Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanlığı için Onur Kaya’dan adaylık açıklaması

    Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanlığı için Onur Kaya’dan adaylık açıklaması

    PİRHA – ABF Genel Saymanı Onur Kaya, Alevi Bektaşi Federasyonu’nun  26-27 Mayıs’ta yapılacak 9. Olağan Genel Kurulu’nda  genel başkanlığa aday olduğunu açıkladı.  

    Alevi Bektaşi Federsyonu’nun 26-27 Mayıs’ta  genel kurulu yapılacak. Ankara’da yapılacak 9. Olağan Genel Kurul’da ABF Genel Saymanı Onur Kaya başkanlığa adaylığını açıkladı.

    Kaya, ABF’nin çatı örgütü olduğunu belirterek, “Ne var ki zaman içerisinde ilk başlardaki enerjisini kaybetmiş rehavete kapılmış büyüyemediği gibi hatta küçülmeye başlamıştır. Alevilerin taleplerini karşılayamaz hale gelmiş Aleviliğe ve Alevilere sahip çıkamaz duruma düşmüştür. Son siyasal gelişmelerin de gösterdiği gibi yeni kazanımlar elde edemediği gibi mevcut kazanımlarını da kaybetmiştir” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun Alevilerin en üst temsil makamı olmasına karşın kısır çekişmelerin esiri olduğunu ve görev yapamaz hale geldiğini söyledi.

    Aleviliğin yüzlerce yıllık kuşatma altında olduğunu ve her geçen gün biraz daha asimile etme ve kuşatma çabası ile yok sayıldığını ve ötekileştirildiğini kaydetti.

    “BİLEŞENLERİMİZİN ARASINDAKİ İLETİŞİMİ GÜÇLENDİRECEĞİZ”

    Kaya, adaylık açıklaması için şunları belirtti:

    “Son yıllarda daha sistematik bir halde uygulanan bu kuşatmaya karşılık, bizler bunu yapanların heveslerini kursaklarında bırakmak için, kültürel ve ekonomik yönden kuşatmaya alınmış olan Aleviliğin özünden koparılmasına karşı yürütülen mücadeleyi somut kazanımlarla donatmak için ABF yönetimine adayım. Çünkü muhtaç olduğumuz her şey özümüzde zaten var. Onur Kaya olarak derdi Alevilik olan, üst çatımızın gerekli misyonuna uygun yapılanmasına katkı sunacak, bileşenlerimiz arasındaki iletişimi güçlendirerek yol birliğini pekiştirecek, bileşenlerimizin önerileri doğrultusunda birlikte yol yürümek adına sizlerin ve genel kurulun rızalığını alarak önümüzdeki süreci beraber yürütmek istiyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Hiçbir hukukçu bu referandumda ‘Evet’ diyemez’

    ‘Hiçbir hukukçu bu referandumda ‘Evet’ diyemez’

    PİRHA-PİRHA mikrofonu ve kamerası bu kez Amasya Merzifon’da. CHP Belediye Meclis Üyesi Haydar Köse’ye ve  Barosu üyesi Avukat Hasan Koparan’a mikrofonumuzu uzattık. 16  Nisan’da yapılacak olan referandumda verecekleri kararı açıklayan CHP’li Köse, ülkenin geleceği için, tek adam rejimine karşı Hayır oyu vereceğini söyledi. Avukat Koparan ise OHAL sürecinin işletildiği bir dönemde yapılan bu referandumun hukuksuz olduğunu dile getirdi. 

    “BU MEMLEKET MESELESİ, HAYIR DİYORUM”

    Amasya Merzifon’da CHP Belediye Meclis Üyesi Haydar Köse, 16  Nisan’da yapılacak olan referandumun ülke için Hayırlı olmasını diledi. Başkanlık sistemine karşı olmadığını söyleyen Köse, “Ancak bu kadar geniş yetkilerin tek adama verilmesine karşıyım. Çünkü bu Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan meselesi değil. Bu memleket meselesi olduğundan ‘Hayır’ diyorum. OHAL ile toplumun baskı altına alıp kısıtlanması ve basını susturup kendi denetimine almasına kesinlikle karşıyız” ifadelerini kullandı.

    Bugün medya ve basının tamamen iktidarın elinde olduğunu, muhalif basının ise susturularak baskı altına alındığını dile getiren Köse, “Aslında bu referandumda ‘Hayır’ kampanyası yürütenler beş sıfır yenik başlayarak kampanya yürütmeye çalışıyorlar” dedi.

    “HAYIR ÇIKARSA TOPLUM RAHATLAYACAK” 

    ‘Hayır’ çıkarsa toplumun bir nebze de olsa rahatlayacağına inanan Köse sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bugünkü mevcut iktidarda ile Cumhurbaşkanı en azından nerde hata yaptık da halk ‘Hayır’ verdi diye oturup düşünecektirler. Ayrıca daha sağduyulu olmaya çalışıp belki hatalarını telafi edeceklerdir. Evet toplum sürekli olarak iktidara tam yetki verdi ancak bizim burada bir söz vardır ‘Hasan Hasan ama o kadar da uzun Hasan değil’. Yetki ama o kadar da yetki vermeyecektir bu halk yapılacak olan referandumda. Ve tekrar belirtmem gerekirse ‘Hayır’ çıkacaktır ve taşlar yerine oturacaktır.” 

    “YURTSEVER BİR VATANDAŞIM, HAYIR DİYECEĞİM”

    “Ben ülkesini seven ve ülkesinin geleceğini düşünen bir yurtsever vatandaşım” diyen Amasya Barosu üyesi Avukat Hasan Koparan da çocukların ve ülkenin geleceğinin daha iyi olması için ‘Hayır’ diyeceğini söyledi.

     

    “ÜLKEMİZİ FELAKETE GÖTÜRECEK”

    OHAL sürecinin işletildiği bir dönemde yapılan bu referandumun hukuksuz olduğunu dile getiren Koparan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hukuksal olarak düşünürsek yapılacak olan referandumda hiçbir hukukçunun ‘Evet’ diyeceğini düşünmüyorum. Çünkü o kadar çok boşluk ve yanlışlarla dolu bir anayasa değişikliği ki bu ülkemizi felakete götürecektir. Bu anayasa değişikliği bir parti ve kişi meselesi değildir. Bu anayasa değişikliği tamamen ülkenin geleceği ile ilgilidir.”

    Koparan, “Ne AKP ile ne de Tayyip Erdoğan’la bir sorunumuz yok. Gerekirse başkanlıkta olabilir ama biz partili başkanlığa tamamen karşıyız. Cumhur demek halk demektir. Eğer halkın temsil edileceği bir sistem getirilecekse en çok halkın söz sahibi olduğu bir sistem ve anayasa değişikliği getirilmelidir. Ve egemenliğin halktan olduğu bilinciyle hareket edilmelidir. Ama bir partinin başkanı iken Cumhurbaşkanı ve başkan olduğunuz zaman sadece belirli bir kesimi temsil eder ve ona göre davranırsınız. Dolayısı ile halkı temsil etmezsiniz. Bu nedenle mevcut sistemin ve kuvvetler ayrılığının devam etmesi gerekmelidir” dedi.

    Yargı, yürütme ve yasamadan herhangi birine bir şey olursa dengenin bozulacağını söyleyen Koparan, bir hukukçu olarak ‘Hayır’ çıkmasını istediklerini belirtti.

    Haber: Sevim KAHRAMAN

    Kamera: İsmet SEFER

    HABERİN VİDEOSU

     

  • Bakan Zeybekçi’ye Köln’de protesto

    Bakan Zeybekçi’ye Köln’de protesto

    PİRHA- Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi Köln’de AKP Yurtdışı Seçim Koordinasyon Merkezi ve Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (UETD ) tarafından organize edilen ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ adlı etkinliğe katıldı. Etkinliği 350 kişi izledi. Dışarıda ise bir grup Zeybekçi’yi protesto etti.

    Zeybekçi konuşmasına, katılımcılara hediye olarak Erdoğan’ın selamını getirdiğini söyledi. Zeybekçi ayrıca 16 Nisan’da yapılacak anayasa değişikliği referandumunda katılımcılardan evet oyu istedi.

    Dışarıda ise bir grup Zeybekçi’yi protesto etti. Protestocu grup Die Welt gazetesi muhabiri Deniz Yücel’in serbest bırakılmasını talep etti.

    Bakan Zeybekçi referandum etkinliği öncesinde Leverkusen kentinde bir kültür etkinliğine katıldı. Fakat burada herhangi bir konuşma yapmadı.

    ETKİNLİKLERE İZİN VERİLMEMİŞTİ

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın perşembe akşamı Gaggenau kentinde katılacağı etkinliğe belediye tarafından izin verilmemesinin ardından Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin Pazar akşamı Köln’ün Porz semtinde katılacağı toplantı da iptal edilmişti. Bunun üzerine Bakan Zeybekci’nin Köln yakınlarındaki Frechen’daki referandum etkinliğine katılacağı açıklanmıştı. Ancak bu etkinlik için toplantının yapılacağı Golden Palast adlı salonun işletmecisi mekanı kiralamaktan vazgeçmişti. Buna gerekçe olarak da, salonun sahibi ile işletmecisi arasındaki sözleşmede siyasi etkinliklere izin verilmemesi gösterilmişti.

    ADALET BAKANI MAAS’TAN ERDOĞAN’A TEPKİ    

    Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya’da referandum etkinliklerinin iptali ile ilgili olarak Almanya’ya yaptığı Nazi benzetmesine Alman siyasetçilerinden tepki geldi.

    Adalet Bakanı Heiko Maas, katıldığı bir televizyon programında Erdoğan’ın sözlerinin kabul edilemez olduğunu söyledi. Maas ayrıca diplomatik ilişkilerin kesilmesine kadar gidecek bir gerilimi kimsenin isteyemeyeceğini, bu nedenle Almanya’da Türk hükümet yetkililerinin etkinliklerine genel yasak getirilmesi taleplerine karşı olduğunu belirtti.

    (ES)

  • ‘Tek adam faşizmine Hayır, diyeceğiz’

    ‘Tek adam faşizmine Hayır, diyeceğiz’

    PİRHA- CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 16 Nisan’da yapılacak referanduma, “Toplumun hiçbir kesimini kapsamayan bu dayatmacı anayasa değişikliğine ‘Hayır’ diyeceğiz” dedi.

    CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 16 Nisan’da yapılacak olan referanduma ilişkin neden ‘Hayır’ diyeceklerini PİRHA’ya anlattı.

    Sarıbal, “Şuanda anayasa değişikliği yapmaması gereken bir meclisten bir anayasa değişikliği yapılmaya çalışılıyor. Bu meclisin anayasa ve anayasa değişikliği yapma hakkı yoktur. Çünkü bu anayasa AKP’nin saraydan aldığı emir ile Devlet Bahçeli’nin MHP’yi yok sayarak yaptığı bir anayasa değişikliğidir” dedi.

    “TEK ADAM FAŞİZMİNE ‘HAYIR’ DİYECEĞİZ”

    Anayasa değişikliklerinin birer toplumsal sözleşme olduğunu söyleyen Sarıbal, eğer bir anayasa değişikliği yapılacaksa bunu o toplumdaki akademisyenlerle, bilim insanlarıyla ve  sivil toplum örgütleriyle birlikte yapılması gerektiğini kaydetti.

    Toplumun hiçbir kesiminin yer almadığı bu dayatmacı anayasaya ‘Hayır’ dediklerini ifade eden Sarıbal gerekçelerini şöyle sıraladı:

    “Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan bu ülkede yaşanan yolsuzlukların, hırsızlıkların, terörün, failli bizler tarafından bilinen bütün olayların hesabını veremediği ve bu ülkeyi savaş suçlusu olmaktan çıkaramadığı için Hayır diyoruz.

    Biz demokrasiden, özgürlükten, hukuk devletinden yanayız. Bu ülkede yaşam güvencesi, mülkiyet güvencesi ve temel insan hakları olmadığından yaşam güvencesi ile adalet istiyoruz. Bunların temeli hukuk devletidir. Hukuk devletinin de temeli yasama, yürütme ve yargıdır. Kuvvetler ayrılığı olmadığı için bu tek adam faşizmine, tek adam baskısına itiraz ettiğimiz için Hayır diyoruz.

    15 Temmuz’da Fethullah Gülen terör örgütünün F16’larla, bombalarla, fiziki olarak yıkamadığı meclisi, aslında 16 Nisan’daki referandumda Evet çıkararak sivil bir darbe ile yıkmaya çalışacaklardır. Çünkü meclisin içi boşaltılacak ve işlevsiz kılınacaktır. Halkın ve milletin güvencesi olan parlamentonun işlevsiz kalmasına Hayır diyeceğiz.”

    “BU SUÇA ORTAK OLMAYACAĞIZ”

    Sarıbal, bu suça ortak olmayacaklarını söyleyerek, yasama, yürütme ve yargının olduğu parlamenter bir sistemden yana olduklarını kaydetti.

    “Parlamenter sistemin de elbet eksiklikleri, hataları var ancak bunu konuşup, tartışarak düzeltmeye çalışmalıyız. Ancak bunları tümüyle yok edip tek adam iktidarlığını var edip hayatı bizlere dar etmeye çalışıyorlar. Bu zihniyeti reddettiğmiz için Hayır diyoruz” diyen Sarıbal, faşist, gerici, diktatöryel bir yönetim dayatan bu sisteme karşı ‘Hayır’ı haykırmak gerektiğini vurguladı.

    İsmet Sefer/BURSA

    HABERİN VİDEOSU

     

  • Gelsenkirchen’de Aleviler ‘Başkanlığa Hayır’ diyor

    Gelsenkirchen’de Aleviler ‘Başkanlığa Hayır’ diyor

    PİRHA- Almanya’nın Gelsenkirchen kentinde bulunan Alevi Bektaşi Kültür Derneği, ”1933 Hitler Almanyası ile 2017 Türkiyesi arasındaki benzerlikler” konulu bir toplantı düzenledi. 

    Gazeteci Recai Aksu’nun da katıldığı toplantıda Gelsenkirchen Alevi Bektaşi Kültür Derneği Başkanı Sevda Özoğul, toplantıya gelenleri selamlayarak açılış konuşması yapmasının ardından Yazar Kemal Yalçın bir konuşma yaptı. Yalçın Türkiye’deki siyasi atmosferi değerlendirdi.

     

    Toplantıda referandumda Hayır kampanyasına değinilirken, hep birlikte ‘Başkanlığa Hayır’ denildi.

     

    Toplantıda Canan Güzel, kemanıyla müzik dinletisi sundu.

     

  • ‘Barış için Hayır, diyeceğim’

    ‘Barış için Hayır, diyeceğim’

    PİRHA : Ahmet Nesin, Türkiye’deki basın özgürlüğüne atıfta bulunarak, “Sorun, gazete okumayan bir cumhurbaşkanının yönettiği ülkede yaşamak ve bu mesleği yapmaya çalışmak’’ diyor.

    Ahmet Nesin , Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Sınır Tanımayan Gazeteciler Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu  ile birlikte Özgür Gündem Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyasına katıldığı için “terör örgütü propagandası” iddiasıyla yargılandı. Çıkarıldıkları mahkemede daha sonra tahliye edildiler.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın , “Ne Avrupa’da ne de diğer ülkelerde Türkiye’deki basın kadar özgür bir medya var’’ diyerek savunduğu basın özgürlüğünü ve referandum sürecini Gazeteci-Yazar Ahmet Nesin ile konuştuk.

     Özgür Gündem tarafından başlatılan Nöbetçi Yayın Yönetmenliği kampanyasına katıldığınız gerekçesiyle hakkınızda soruşturma açıldı tutuklandınız. Gerekçesi de ‘terör örgütü propagandası’  yapmak. “Babamdan 70 yıl sonra aynı suçtan tutuklandım’’ demiştiniz. Dördüncü kuvvet medyanın Türkiye’de durumu nedir şimdi?

    Esasında ben bu olayda kaşındım desem daha doğru olur. O dönem hem kitap fuarlarına gidiyorum, hem de Antalya’da oturuyorum. O yüzden öyle bir tarihi denk getirmem gerekiyor ki, hem fuar olmasın, hem de İstanbul’da olayım. Anlayacağınız bana uygun gördükleri tarihi ben öne aldım. Hem Nöbetçi Yayın Yönetmenliği yapacaktım, hem de çocuklarımı görecektim.

    Ama işin geldiği noktada, bana soruşturma açıldığı söylendiğinde ben tutuklanacağımı anlamış, eşime ve kimi arkadaşlarıma söylemiştim. O dönem ilginç bir şey başlatmışlardı; Kürtlere, barış hareketine destek veren Türkleri tutuklamaya başladılar. Dikkat edin, Can Dündar, Erdem Gül, akademisyenler ve arkasından biz. Aramızda sadece Erol Önderoğlu Kürt. Bu sistem daha sonra da devam etti. Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay’la. Onların serbest kalmasıyla Cumhuriyet Gazetesi’nden arkadaşlar alındı aynı mantıkla.

    Babamdan 70 yıl sonra tutuklanmam ilginç. Türkiye’de sistemin medyaya bakış açısını değiştirmediğini gösteriyor. Sadece ben mi, Ahmet ve Mehmet Altan kardeşler de Çetin Altan’dan 49 yıl sonra aynı mantıkla hapisteler.

    Gazeteciler ya hapiste, ya yargılanıyor, ya da ülkelerini bırakmak zorunda kaldı. Uzun süredir Avrupa’dasınız. Türkiye’de basının düştüğü bu duruma Avrupa nasıl bakıyor? Yeterince ilgililer mi?

    Sanırım ben ve yaşıtlarım şanslı en son gazeteciler. Biz gazete patronlarının gazeteci olduğu neredeyse son kuşağız. Son dönemde hep söylüyoruz ya, ‘’Bu yeni dönemdekiler gazeteci mi, böyle yalakalık mı olur, 2 satır yazmayı bile bilmiyorlar“ diye. Esasında onların fazla bir suçu yok, çünkü patronları gazeteci değil. Öyle olunca da, hem mesleği bilmiyor hem hükümetlerin ihalesine girince, iş bu noktaya geliyor.

    Avrupa basına ve yapılan baskılara çok önem veriyor. Gazeteci olarak Birleşmiş Milletler’de 2 kez, Avrupa Konseyi ve Fransa Meclisi’nde 1’er kez konuştum. Lozan Sosyalist Parti bölge toplantısında konuştum. Haftaya İsviçre İnsan Hakları Günleri’nde ve Birleşmiş Milletler’de birer konuşma daha yapacağım. Benim gibi onlarca arkadaşımız konuşuyor. Ayrıca gazeteler bizlerle yeterince söyleşi yapıyor. Sorun gazete okumayan bir cumhurbaşkanının yönettiği ülkede yaşamak ve bu mesleği yapmaya çalışmak.

    Cumhurbaşkanı Anayasa değişikliğini onayladı. Referandum 16 Nisan’da. Seçim döneminden farklı olarak evet ve hayır olmak üzere iki cephe var. Hayır cephesi  çok farklı eğilimleri biraraya getirdi. Hayırcılar sizce nasıl bir kampanya yürütmeli?

    Önceki gün PKK, HDP, CHP, SP ve Ülkücülerle aynı oyu vereceğimi yazdım. Bu ekip cephenin bir yanı ama kendi içinde de cephelere bölünmüş durumda. Doğrusu da bu esasında, çünkü hepimizin hayır nedenleri farklı. Ortak nokta bu referandumun demokrasi adına, Türkiye adına yapılmadığı, sadece Erdoğan için yapıldığı. Bu da bizleri aynı amaçta oy kullanmaya itti.

    O yüzden kampanyalar da farklı olmalı ve oluyor da. Şimdiye kadar 3 ülke ve 6 değişik şehirde konuşma yaptım. Bu hafta yine yollara düşüyorum. Söylediğim tek şey evet diyenleri ikna etmek.

    Peki Neden Hayır diyeceksiniz?

    Esasında her maddenin her fıkrasına itirazım var. Bunları tek tek sayarsam sayfalar bitmez. Ama önem sırasına göre söylersem ben her konuda ilk olarak Türkiye’de barışı savunuyorum ve Erdoğan ve AKP’yle bunun olmayacağını biliyorum. Yani barışa inandığım için, önce Kürtlerle tekrar masaya oturulmalı diyorum. Bunun için de bu referandumdan hayır çıkması, faşizme izin verilmemesi gerekiyor. Erdoğan ve AKP’yle olmaz dediğime bakmayın, referandumdan çıkacak güçlü bir hayır Erdoğan’ı tekrar masaya oturmaya zorlayabilir. O zaman oturmak zorundayız, karşımızdaki temsilci o ve kim olursa olsun muhattap o ya da ilerde başkası. Anlayacağınız barış için hayır.

    Elif Sonzamancı/KÖLN

  • ‘Alevilerin Hüseyni duruşunun gereğidir Hayır’- VİDEO

    ‘Alevilerin Hüseyni duruşunun gereğidir Hayır’- VİDEO

    PİRHA- Almanya’da yaşayan Aleviler referandumda neden hayır diyeceklerini PİRHA’ya anlattı.

    İktidarın inşa etmeye çalıştığı diktatörlüğü kabul etmediklerini belirten Melek Ana, bunun Alevi felsefesine de ters olduğunu söyledi. Alevilerin cumhuriyet tarihi boyunca baskı altında kaldıklarını ve katliamlara uğradıklarını ifade eden Melek Ana, eşitliğe adalete ihtiyacı olan bir toplum olduğumuzu da sözlerine ekledi.

    Referandumun saltanatın kurumsallaşması olarak değerlendiren FEDA Pirler Kurulu Üyesi Mustafa Deprem de, insanlık değerlerinin saltanatın başına geçen kişinin gözlerinden değerlendirileceğinin altını çizdi. ”Hayır demek demokrasi ve insanlık görevidir” diyen Deprem , ”Görülüyor ki bir Kerbela olayı ile karşı karşıyayız’’ şeklinde konuştu. Ortadoğu’nun haritasının değiştirilmek istendiğine vurgu yapan Deprem, insanlığı yoketmek isteyen diktatörlüğe karşı birlikte mücadele etmenin Alevilerin Hüseyni duruşlarının bir gereği olduğunu söyledi.

    Pir Mustafa Aslan ise neden hayır dediğini şöyle ifade etti:

    ”Kirli bir savaş, zülüm altında bırakılan insanlık dramla karşı karşıya. Bunu sinsice bir politika ile ‘ben diktatörlüğümü size onaylatıyorum’ demeye getiriyor. Referandumla kendi zulmüne referans aramaktadır. Hak ve hakikattan kaynaklı varlık sebebimiz olan gerçeklere sahip çıkmak için hayır diyeceğiz. Zulüm hiçbir inancın özü değildir.”

    Pir Veli Uğur da Aleviliğin yaşamına aykırı bir sistem kurulduğunu belirterek, birazcık yoldan, erkandan nasibini alan bir Alevinin buna evet demeyeceğini ifade etti.

    Ayten Şimşir ise süreci sadece referandum üzerinden değerlendirmemek gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

    ”Alevilere yönelik geliştirilen bir politika var. Alevi açılımından dem vurarak alanlarda politika yapan bir zihniyet kendi nefis deryasında boğulmak üzere. Aleviler başta olmak üzere diğer inançları yok sayan bir zihniyetle başbaşayız. Görevden alınan bir çok memur ne hikmetse Alevi-Kürt kökenli. Biz Aleviler hayır diyeceğiz.’’

    Elif Sonzamancı/LEVERKUSEN

    Haberin videosu:

  • ‘Farklı inançları yok sayan anayasaya  Hayır diyoruz’

    ‘Farklı inançları yok sayan anayasaya Hayır diyoruz’

    PİRHA-Geçtiğimiz günlerde bir çok kurumun biraraya gelerek oluşturduğu ‘’Avrupa’da Hayır Platformu’’ yazılı bir açıklama yaparak başta Aleviler olmak üzere, Êzidîler, Ermeniler, Süryaniler gibi tüm farklı inançları yok sayan bir anayasa değişikliğine hayır dediklerini belirtti.

    Açıklamada diğer kurumlara da açık olunduğu kaydedilerek ‚’’Platformun temel hedefi AKP-Erdoğan faşizminin halklarımıza dayattığı tekçi yönetimi yasallaştıracak referandum propagandaları döneminde hayır kampanyasını en geniş biçimde örgütlemektir.’’ vurgusu yapıldı.

    Bugüne kadar yapılan tüm anayasaların, özellikle de 12 Eylül Anayasası hep gerici ve faşist bir içerik taşıdığı ifade edilen açıklamada:’’ Bütün anayasaların değişmez ilkesi olan ırkçı bakış açısı hep korunmuş, Türkiye’de yaşayan tüm uluslar ve azınlıklar ile farklı inanç grupları sürekli yok sayılmıştır. Bu durum, demokratikleşme kisvesi adıyla 12 Eylül Anayasası’nda yapılan tüm değişikliklerde korunmuştur. Referandumda onaylanması durumunda mevcut parlamenter sistemi değiştirip tekçi-diktatoryal bir rejimi yasallaştıracak olan 18 maddelik metinde de bu temel yaklaşım değişmeden kalmıştır. Mevcut Anayasa’daki anti-demokratik, faşizan unsurlar yetmezmiş gibi yapılmak istenen değişiklik ile tüm farklılıkların yok sayıldığı, tek kişinin hegemonyasına dayalı, tüm renkleri ve farklılıkları ile “Başkan’a” biat etmiş bir toplum hedefleniyor’’ denildi.

    Açıklamada Hayır deme gerekçeleri ise şöyle sıralandı: ’’ Hayır kampanyamızın gerekçeleri çok açıktır:

    ‘Tek Millet, Tek Dil, Tek Bayrak, Tek Vatan’ diyerek Kürtlerin ve diğer tüm halkların varlığını inkar etmektedir. Kürtlerin anadilde eğitimini yasaklamaktadır. Kürtlerin demokratik bir toplum istemlerini ve birlikte yaşama taleplerini reddettiği için bu anayasa değişikliğine HAYIR DİYORUZ!

    Başta Aleviler olmak üzere, Êzidîler, Ermeniler, Süryaniler gibi tüm farklı inançları yok saydığından bu anayasa değişikliğine HAYIR DİYORUZ!

    İşçi haklarını, grev, toplu sözleşme ve çalışma haklarını dikkate almadığı için bu anayasa değişikliğine HAYIR DİYORUZ!

    İnsan haklarını değil aksine diktatoryal yönetimi esas aldığı için bu anayasa değişikliğine HAYIR DİYORUZ!

    Hiçbir kişi halktan daha büyük değildir, bunun için bu anayasa değişikliğine HAYIR DİYORUZ!

    Tek adam diktatörlüğünün kadınlara yönelik şiddetine, gerici yaşam biçimin dayatılmasına, çocuklara yönelik tecavüzü yasalaştırma girişimlerine, LGBT’leri ötekileştiren, katledilen erkek egemen zihniyetine HAYIR DİYORUZ!

    Halklar, uluslar, inançlar, cinsler tek adam diktatörlüğüyle bastırılamaz. Tek adam diktatörlüğünü ve onu yaratan gerici sistemi reddettiğimiz için bu anayasa değişikliğine HAYIR DİYORUZ!

    Ezilen halkları, ulusları, sınıfları, inançları, cinsleri öteleyip, Saray’daki diktatörü onaylayan bir Anayasa’ya karşı olduğumuz için bu anayasa değişikliğine HAYIR DİYORUZ!

    Tüm uluslar için tam hak eşitliği; tüm inançlar için tam özgürlük, tam özgürlüğü güvenceleyen gerçek bir laiklik, kadının, gençliğin, aydınların ve tüm bir halkın demokratik haklarını ilan eden demokratik bir anayasayı savunduğumuz için bu anayasa değişikliğine HAYIR DİYORUZ!

    Gelin hep birlikte eşit, demokratik ve özgürlükçü bir ülke için referandumda HAYIR diyelim.”

  • Hüsnü Arkan’dan ‘Başkanlığa Hayır’ şarkısı-VİDEO

    Hüsnü Arkan’dan ‘Başkanlığa Hayır’ şarkısı-VİDEO

    Ezginin Günlüğü solisti Hüsnü Arkan, referandum öncesi Başkanlığa Hayır isimli bir şarkı hazırladı.

    Başkanlık sisteminin oylanacağı referandum öncesi Ezginin Günlüğü grubunun solisti Hüsnü Arkan, “Başkanlığa hayır” isimli bir şarkı hazırladı. Şarkıda “Hakkın gemisi bu limandan geçecek/ Başları, boşları alıp gidecek /Doluyuz biz, bardak gibiyiz” sözlerine yer veren Arkan “Zamanın padişahına bizden selam söyle/ Bütün başkanlara hayır!” dedi.

    Haberin videosu

  • Harun Tekin ve Funda Eryiğit de ‘Hayır’ dedi

    Harun Tekin ve Funda Eryiğit de ‘Hayır’ dedi

    ‘Başkanlığı da içeren Anayasa değişikliği referandumuna ilişkin sanatçılardan ‘Hayır’ açıklamaları gelmeye devam ediyor. Mor ve Ötesi’nin solisti Harun Tekin ile sinema sanatçısı oyuncu Funda Eryiğit de sosyal medyadan anayasa referandumunda ‘Hayır’ oyu kullanacaklarını duyurdu.

    Sanatçı Meltem Cumbul’un ‘Başkanlığı’ da içeren Anayasa değişikliği referandumuna ilişkin sosyal medyadan yaptığı “Hayır” açıklamasının ardından birçok sanatçı da sosyal medyadan anayasa referandumunda ‘Hayır’ oyu kullanacaklarını duyurmaya başladı.

    Harun Tekin Twitter adresinden yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:

     

    “Hakikaten bir soru sorulduysa, cevap hakikaten halktan bekleniyorsa ve çıkacak sonuç herkes için kritikse, özgürce tartışabilmek ilk şarttır. Derdi gerçekten daha adil, daha iyi yönetilen ve daha huzurlu bir ülke olan herkes, bu teklifin özgürce tartışılmasına destek vermelidir. Değişiklik teklifi dikkatlice okunursa, bu teklifin iktidarı, muhalefetiyle herkes için büyük tuzaklar içerdiği açıkça görülür. Özetle: aceleyle getirildi, itirazlar hiç dikkate alınmadı. Kim olduğu hiç fark etmez, bir kişiye bu kadar güç ve yetki verilmemeli. Hayır.”

    Sinema sanatçısı Funda Eryiğit de adalet vurgusu yaptığı paylaşımlarında şunları yazdı:

    “Nefretin dilinden kurtulduğumuz, kutuplaştırılmadığımız, birbirimize gülümseyebildiğimiz günlerin umuduyla #hayır. Haksızlığa uğradığımızda tarafsız mahkemelerde hak arayabilmemiz, hesap sorabilmemiz umuduyla #hayır. Devletten korkmadığımız, hepimizin güvende hissettiği bir ülke umuduyla #hayır. İşi rast gitsin diye kimsenin parti tutmak zorunda bırakılmadığı günler için #hayır. Yarınlarımızı tek bir kişinin kelamıyla değil, birlikte kurduğumuz demokrasi umuduyla #hayır. Her birimizin fikirlerini özgürce ifade edebilmesi için #hayır. Birlikte ayrıştırılmadan, eşit ve kardeşçe yaşayabileceğimizin umudu ile #hayır.”

  • Meltem Cumbul neden ‘HAYIR’ dediğini, 11 madde ile anlattı

    Meltem Cumbul neden ‘HAYIR’ dediğini, 11 madde ile anlattı

    Oyuncular Sendikası Başkanı Sanatçı Meltem Cumbul Aydınlık bir Türkiye için Anayasa değişikliğine neden Hayır dediğini maddelerle anlattı.

    İşte Cumbul’un sosyal medya hesabından paylaştığı 11 madde:

    1-#HAYIR demezseniz ne olacak? Tek adam her şey olacak.Başkan seçilecek kişi hem hükümet, hem Meclis, hem de mahkeme olacak.

    2-#HAYIR demezseniz ne olacak? Başkan olan kişi aynı zamanda bir partinin genel başkanı olacak. Ve senin hiç oy vermediğin bir parti olacak.

    3-#HAYIR demezseniz ne olacak? Seçtiğin milletvekillerinin hiçbir hükmü kalmayacak. Sözünü kimse dinlemeyecek.

    4-#HAYIR demezseniz ne olacak? Başbakan olmayacak.Bakanlar sadece Başkana karşı sorumlu olacak,Meclise karşı sorumlu olmayacak.

    5-#HAYIR demezseniz ne olacak? Seçtiğin milletvekillerinin hiçbir hükmü kalmayacak.Sözünü kimse dinlemeyecek.

    6-#HAYIR demezseniz ne olacak? Başkan kendini ve bakanlarını mahkemeye çıkarma girişiminde bulunan meclisi fesih edebilecek.

    7-#HAYIR demezseniz ne olacak? Asgari ücreti,maaşları,işçi memur alımlarını,dernek,sendika kurulma ve kapatılmasını tek adam belirleyecek.

    8-#HAYIR demezseniz ne olacak?Devlet parti devleti olacak. Başkan senin partinden değilse devlet kapısında yerin olmayacak.

    9-#HAYIR demezseniz ne olacak? Başkan isterse devlet kurumlarını bölgelere ayırarak ülkenin bölünmesine neden olabilecek.

    10#HAYIR demezseniz ne olacak? Camiye, kışlaya, adliyeye siyaset girecek. Buraların hepsi “Başkanın Partisine” göre düzenlenecek.

    11-#HAYIR demezseniz ne olacak?Ekonomi tek adamın keyfine göre vereceği kararlara kurban edilecek.Kriz, iflaslar, işsizlik ve yoksulluk..

  • ‘Aleviler “geri zekalı” mı ki? Bir vali yok, kaymakam yok!’

    ‘Aleviler “geri zekalı” mı ki? Bir vali yok, kaymakam yok!’

    PİRHA- Seyit Sultan Söylemezoğlu Ocağı Dedelerinden Adıgüzel Erbaş, Alevilerin tarihte hiç rahat etmediklerini belirterek, sürecin Alevilerin aleyhine işlediğini vurguladı. Erbaş, eğitim müfredatının da gerici olduğunun altını çizdi.  

    Geçtiğimiz hafta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Alevilerin en çok Adnan Menderes ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan zamanında rahat ettiklerini söylemişti. Soylu böyle söylerken, iktidara yakın akademisyenler de Alevilere yönelik nefret söylemlerini sürdürüyor. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Teknolojileri Eğitim Anabilim Dalı Öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Bekir Kürşat Doruk’un derste Alevilerle ilgili “Aleviler dine dair her şeyi yanlış anlamış, Aleviler içki içip sapıtıyorlar” ifadelerini kullandığı basında yer aldı. Daha önce de Muş Alparslan Üniversitesi’nde araştırma görevlisi Abdulkadir Şen Alevilere hakaret etmişti.

    Hem Soylu’nun açıklamaları, akademisyenlerin nefret söylemleri ve eğitim müfredatının iyice gericileştirilmesine Alevilerin tepkisi yükseliyor.

    ALEVİLER HİÇ RAHAT ETMEDİ 

    Seyit Sultan Söylemezoğlu Ocağı Dedelerinden Adıgüzel Erbaş, PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’deki sürecin Alevilerin lehine gelişmediğini belirten Erbaş, televizyon kanallarında, gazetelerde ve kentlerde Alevilerin canını sıkan, aşağılayan olaylar yaşandığına dikkat çekti.

    “Erdoğan dönemini yaşayarak görüyorum” diyen Adıgüzel Erbaş Dede, “Aleviler tarihte hiç rahat etmemişlerdir. Nasıl rahat etmişler? 81 ilin valisi var. Bir Alevi vali var mı? 800 kaymakam var, bir  Alevi kaymakam var mı? 15 orgeneral var, bir Alevi orgeneral var mı? Yani bunu söylerken biraz sağduyulu olmak gerekir. Süleyman Soylu’nun sağduyulu olmadığını biliyorum ben. Aleviler gerizekalı mı? Bir tane vali yok, kaymakam yok” ifadelerini kullandı.

    EĞİTİM MÜFREDATI GERİCİ”   

    Eğitim müfredatının gerici olduğunu belirten Adıgüzel Erbaş Dede, şunları kaydetti:

    “Bilimsel eğitimden uzaklaşan gerici ve şeriatçı bir müfredattır. Eğitim Bir-Sen’in hazırladığı bir müfredattır. Gericidir, şovendir. Atatürk ilkeleri, İnönü tarihteki yerini almışlardır. Onları müfredata alsalar da almasalar da İnönü’nün 2. dünya savaşına ülkemizi sokmayışı ve Mustafa Kemal’in bağımsızlık mücadelesi verişini onlar yazsa da bu halk biliyor, yazmasa da halk biliyor. Ancak Eğitim Bir-Sen’in hazırladığı gerici bir müfredattır. Ülkeyi adım adım şeriata götüren bir müfredattır. Çocuklarımızı gericileştiren bir müfredattır.”

    “BAŞKANLIĞA HAYIR”

    Başkanlığı öngören Anayasa değişikliğine de tepki gösteren Adıgüzel Erbaş Dede, “Hayırda hayır vardır, onu beğenirim.  Ben severim Hayır’ı. Zaten gülbanglarımızda da ‘vakitler hayır ola’ diye başlıyoruz” diyerek referandumda hayır diyeceğinin sinyalini de verdi.

    Nilgün Mete-Semra Acar/İSTANBUL

     

  • Hatay’da gözaltı ve tutuklamalara karşı forum

    Hatay’da gözaltı ve tutuklamalara karşı forum

    Hatay’da gerçekleşen gözaltı operasyonları ve genel gündem üzerine Emek ve Demokrasi Güçleri, Sosyalist Yeninden Kuruluş Partisi Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, HDP Diyarbakır Milletvekili Ziya Pir ve CHP Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın katılımıyla forum düzenlendi.

    İHD Hatay Şubesi’nde gerçekleşen forumda açılış konuşmasını yapan İHD Şube Başkanı Mithat Can, “sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Bu durumu kenetlenerek aşabiliriz” dedi.

    HİTLER DÖNEMİ HATIRLATMASI

    Ardından HDP Diyarbakır Milletvekili Ziya Pir konuştu. Pir tutuklama ve gözaltıların başkanlık sistemiyle bağlantılı olduğunu belirterek, “Müzakere kültürünün olmadığı bir ülkede totaliter sistem uygulamaları olur” dedi.
    Almanya’nın Hitler dönemine dikkat çeken Pir, birarada yaşama kültürünün ortadan kaldırılıp KHK ile yönetilen bir döneme geçilmek istendiğini ifade etti.

    “İKTİDAR SAVAŞ PLANALRINI HAYATA GEÇİRİYOR”

    SYKP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da, “Türkiye’nin olağanüstü bir süreçten geçtiğini bilmeyen kalmadı” diyerek, 7 Haziran seçiminde tek başına iktidar olamayan iktidarın bütün savaş planlarını hayata geçirdiğine dikkat çekti.

    “BU SÜREÇTE BİRLİK OLMALIYIZ”

    “Bu sürece karşı dimdik ayakta durabilmenin yolu bir olmaktır” diyen Hatimoğulları, “Tüm katliam ve karşıtlaştırma politikalarına karşı bütün siyasi yapılar ‘Hayırcı’ cephede buluşacaktır” diye konuştu. Tüm Türkiye’de olduğu gibi Hatay’da da gözaltı ve tutuklamaların olduğunu ifade eden Hatimoğulları,  tutuklamalara ve gözaltılara karşı sokağa çıkanların görülmemiş bir baskıyla karşı karşı kaldıklarını belirterek gözaltıların serbest bırakılmasını istedi.

    “BAŞKANLIĞA HAYIR DEMELİYİZ”

    Son olarak konuşan CHP Hatay Milletvekili Serkan Topal ise Meclisten geçen “başkanlık sistemi”ne dikkat çekerek eğer referandumda geçerse partili cumhurbaşkanının yetkilerinin sınırsız olacağını ifade ederek “Hayır demeliyiz” dedi.

    Diren Keser/MERSİN

            

  • Cemevindeki panelde ‘hayır’ kampanyasına destek istemi

    Cemevindeki panelde ‘hayır’ kampanyasına destek istemi

    PİRHA -Ankara’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Batıkent Cemevi, “Başkanlık Sistemi, Laiklik ve İfade Özgürlüğü” konulu panel düzenledi. 

    Panele CHP Ankara Milletvekili Necati Yılmaz ve Yazar Metin Çulhaoğlu konuşmacı olarak katıldı.  Çok sayıda kişinin izleyici olarak katıldığı panelde yapılacak referandumda “Hayır Kampanyası”nın önemine değinilerek, ülkesini seven her bir bireyin kampanyaya katkı sunması istendi. (N.M)

  • ‘Herkes kendi ‘Hayır’ını kendi cephesinden söylemeli’

    ‘Herkes kendi ‘Hayır’ını kendi cephesinden söylemeli’

    HDP‘li kadın milletvekilleri, dün Anayasa görüşmelerinin sürdüğü saatlerde kendilerine kapalı olan televizyon yayınlarına alternatif olarak kendi yayınlarını gerçekleştirdi.

    Kadın milletvekilleri, Anayasa değişiklik teklifini resmi HDP Kadın Periscope hesabından yayınladı.

    HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu: Yapılması gereken şey çok basit aslında, bir kabine girilecek ve gizlice oy kullanılacak. Anayasa’ya uygun oy kullanma biçimi budur. Mesele bu değil tabii, mesele çoğunluk tahakkümü, rejim değişikliği, başkanlık rejimini getirmek.

    Bugün bizim 11 milletvekilimizin tutuklu olması nedeniyle yerimizde oturup oy kullanmadığımız, protesto ettiğimiz teklif aslında tekçi, erkek, militarist başkanlık sistemini getirme rejiminin teklifidir. Meclis’te şöyle bir tutum hakim: “Biz çoğunluğuz göstere göstere oy kullanırız, anayasayı tanımayız, hiçbir şeyi tanımayız. İhlal edersek de Sağlık Bakanı’nın dediği gibi, ‘sana ne ulan’ deriz.” Meclis’in düzeyi maalesef bu ve biz bunu protesto ediyoruz.

    HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya: Cahiliye döneminde yaptıkları helvadan putları acıkınca yiyenler gibi AKP’li vekillerin kendi koydukları kuralları gizli oylama sözleriyle nasıl bir demogojiye dönüştürdüklerine, anayasayı, ilkeleri nasıl yerle bir ettiklerine birkaç gündür şahit oluyoruz.

    Halkımız barışa, özgürlüğe, vicdana, umuda ve adalete dair geleceğimizi belirleyecek olan bu gündemi çok yakından takip etmelidir. Halkımızın sağduyusuna kesinlikle güveniyorum. Geleceğimize, barışımıza ve özgürlüğümüze birlikte sahip çıkmalıyız ve bu rezalete birlikte son vermeliyiz.

    HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Taşdemir: Burada bir anayasa yapımından söz etmek mümkün değil. Demokratik ülkelerdeki anayasa yapım süreçlerindeki çoğulculukla, bu parlamentoda yapılanların zerre kadar alakası yok.

    Burada yapılmak istenen gizlice ve hızlı bir şekilde rejim değişikliğini amaçlayan anayasa değişikliğini bu Meclis’ten geçirmek. AKP’li vekiller halkın iradesini yok sayarak ve en önemlisi de halkı maniple ederek bir yasa geçirmeye çalışıyor.

    AKP zamanın gerisinde kalmıştır ve zamanı doğru yerden okumuyor. Ama AKP şunu iyi bilmelidir, zaman diktatörlerin zamanı değildir ve halk da diktatör istemiyor. Biz inanıyoruz ki, bu teklif Meclis’ten geçse bile halk güçlü bir şekilde ‘Hayır’ diyecektir.

    Çünkü bu coğrafyanın kaderi değildir tek adam rejimi. Biz devrimcilerle, kadınlarla, gençlerle tek adam rejimi inşası anayasasına ‘Hayır’ diyeceğiz.

    HDP Muş Milletvekili Burcu Çelik: 11 Milletvekili arkadaşımız şu anda tutuklu. Bu parlamentonun 11 üyesinin tutsak olduğu bir ortamda anayasa tartışmalarının konuşulamayacağını, konuşulsa dahi bunun meşruluğunun olmayacağını halkımızın bilmesi gerekir.

    Şunu çok iyi bilmek gerekir, elimizdeki anayasa taslağı içinde bulunduğumuz kaotik ortama, ekonomik, sosyal hiçbir kronikleşmiş toplumsal soruna derman olabilecek bir taslak değildir. İçerisinde barış, özgürlük, insan hakları geçmeyen bir anayasa değişiklik teklifi bu…

    Tüm Türkiye halkları şunu istemeli; “Biz çoğulcu, demokratik ve laik bir Anayasa’yı yeniden inşa edebiliriz.”

    HDP Urfa Milletvekili Dilek Öcalan: Meclis’te yanlış bir uygulama yürürlüğe konmaya çalışılıyor. AKP Türkiye’deki kadim halkları yok sayarak tek bir adamın rejimini inşa etmeye çalışıyor. Ama ne yazık ki tek tipleşen rejimin bir karşılığı yok ve kazanımları da olmayacaktır.

    İktidar kendisine rakip olarak gördüğü partimizi hedef alarak 11 milletvekilimizi rehin almıştır. AKP demokrasiden bahsediyorsa Eş Genel Başkanlarımızla birlikte tutuklu olan milletvekillerimizin de burada olup oy kullanması gerekirdi.

    Eş Genel Başkanlarımızın, milletvekillerimizin oy kullanamadığı, meşru olmayan bu anayasayı kabul etmiyoruz ve bu faşist anayasaya ‘Hayır’ diyoruz.

    HDP Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat: Türkiye’nin sorunlarının çözüm yeri olması gereken Meclis tam tersine sorunların çözüldüğü yer değil, şiddetin uygulandığı bir yer haline gelmiştir.

    Türkiye halklarının sorunlarını çözecek şey önümüze anayasa olarak getirdikleri yasama, yürütme ve yargıyı tek elde toplayan bütün yetkileri cumhurbaşkanına devreden bir teklif.

    Vekillerin haksız, hukuksuz bir şekilde tutuklandığı bir döneme şimdi bir isim aranıyor. Biz demokratik siyaseti esas alan ve yüzyıl önce inkar edilen, yok sayılan halkların tanınması ve daha demokratik bir siyasetle yetkilerin genişletilmesini savunuyoruz.

    HDP Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan: Kadınlardan, çocuklardan, gençlerden, farklı kimliklerden, bu ülkeyi var eden herkesten, bütün farklılıklardan kaçırılarak yapılan iktidarın iktidarlığını sürdürmek ve kalıcılaştırmak için yapmak istediği bir rejim değişikliği ile karşı karşıyayız. Her maddesi ayrı ayrı yeni bir rejimin dizayn edildiği bir değişiklik teklifidir.

    Bu aslında Türkiye’nin tüm kodlarının devlet yapılanmasıyla, yargı kültürüyle, yasama kültürüyle taban tabana zıt; sadece bir kişinin etrafında şekillenecek bir yönetim şeklidir. Biz buna diktatörlük rejimi diyoruz. Yani bu itaat edip rahat edeceklerin hazırladığı anayasadır.

    Bir anayasa neden yapılır, ne zaman yapılır. Şimdi bu soruların cevabı yok. OHAL koşullarında bir değişiklik teklifi yapıyorlar ve bunu tamamen kendi iktidarlarına hizmet edecek şekilde yapıyorlar. İçinde hiç kimsenin olmadığı bu anayasayı ve diktatörlüğü hiçbir zaman kabul etmeyeceğiz. Çünkü topluma vaadimiz barıştır ve sonuna kadar ‘barış’ diyeceğiz.

    HDP Diyarbakır Milletvekili Feleknas Uca: Yeni bir anayasa oluşturulurken bu anayasanın ülkede yaşayan bütün halkları temsil etmesi beklenir. Ancak bugün baktığımızda üzerine tartışılan anayasa sadece diktatöryal bir sistemin yürürlüğe girmesi için oluşturulmak istenen bir anayasadır.

    Bu anayasada ne farklı inançlara ilişkin haklar var, ne de bu ülkede yaşayan farklı kesimlerin sorunlarının çözümüne ilişkin haklar. Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan beri, 93 yıldır, “Tek dil, tek ırk, tek bayrak” zihniyeti ile yönetiliyor.

    Bugün de 93 yıldır Kürtlere karşı yürütülen inkâr ve imha politikası ile Mezopotamya ve Kürdistan’da yaşayan farklı halklara, dinlere inançlara diyorlar ki “Siz tek inanç, tek dil, tek bayrak ile tek parti çatısı altında yaşamaya mecbursunuz.”

    Şu an mecliste yaşanan bu kavga da esasında Türkiye siyasetinin bir fotoğrafıdır. Mecliste yaşanan bu kavga Türkiye’de yaşanan sorunların fotoğrafıdır. Yani bu hükümetin çözemediği toplumsal, siyasal ekonomik ve sosyal sorunların özetidir. Ben Ezidi bir kadın olarak kendimizi bu anayasada göremediğimizi belirtmek isterim. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri bu ülkede biz inkâr ediliyoruz.

    Ezidilik bir inanç olarak bu ülkede kabul görmemiştir. Bir kez daha belirtmek isterim ki, bu anayasa farklı haklar için değil diktatöryal bir sistemdir. Bu nedenle sonuna kadar bu zihniyete karşı mücadelemizi yükselteceğiz! Biz içinde kadın renginin olmadığı, kadın ve gençlerin haklarının olmadığı, farklı halkların ve farklı inançların haklarının olmadığı; halkın kendini içerisinde bulmadığı bir anayasaya ‘Hayır’ diyoruz. Böyle bir anayasa olmaz.

    Dünya anayasa örneklerine baktığınızda bu anayasaların halkların hizmetinde olduğunu görürsünüz. Ancak burada anayasa sarayın hizmetine düşecektir.

    Saray iktidarını topluma bu anayasa ile kabul ettirmek, dayatmak istiyor. Bakın bu mecliste maddelere ilişkin en ufak bir değişiklik önerisine karşı büyük bir tahammülsüzlük var, AKP’liler buna direk saldırıyor.

    Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş: Burada olması gereken halkın iradesi cezaevine kapatılmış. Bu duruma HDP’den başka hiçbir muhalefet partisinden itiraz gelmiyor. 3 parti gerek sınır ötesi teskerede, parlamentoya darbe yapılması, halkın iradesinin kırılması konusunda uzlaştılar ve bugün o uzlaşının sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz.

    Halk şunu görsün ki, bu anayasa değişikliği kendilerinden gizleniyor ve sadece bir kişi için yapılıyor. Eğer bu değişiklik oylanırsa hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ve var olan karanlık daha da koyulaşacak.

    İşsizlik, kadına yönelik şiddet, antidemokratik uygulamalar, demokratik siyaset hakkı, basın yayın özgürlüğü tümüyle yok edilecek. Tam anlamıyla bir padişahlık dönemine geçilecek. Biz HDP olarak ‘Hayır’ın en güçlü cephesini örmeye devam edeceğiz.

    Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran: Mayıs’ta dokunulmazlıklar kaldırıldı. Şimdi de Meclis ortadan kaldırılarak tüm yetkiler tek adama devrediliyor. Bizi cumhurbaşkanlığı, başkanlık rejimi kıskacında sıkıştırmaya çalışıyorlar. Ama tek adam rejimi tek alternatif değildir. Bunun alternatifini biz Dolmabahçe Mutabakatı’nda gördük.

    Müzakere sürecinde ülkenin özgür ve eşitlikçi koşullarda yönetilebileceğini gördük. Herkesin sesini söyleyebileceği bir anayasanın mümkün olabileceğini gördük. Bunun için biz diyoruz ki, “Başkanlık Türkiye için bir sistem ve alternatif değildir.” Tek bir alternatif var, herkes aynı cephede ‘Hayır’ demek zorunda değil. Herkes kendi ‘Hayır’ını kendi cephesinden söylemeli ve yükseltmeli.

  • ‘Alevileri dize getiremeyecekler’

    ‘Alevileri dize getiremeyecekler’

    AKP ve MHP’nin işbirliğiyle hazırlanan ve Türkiye’yi başkanlık sistemine götürecek olan Anayasa değişikliği teklifi mecliste görüşülürken, Alevilerin de tepkisi sürüyor.

    İstanbul’da Alibeyköy Cemevi Başkanı, Kureyşan Ocağı pirlerinden Hüseyin Güzelgül, anayasa değişikliği teklifini ve getirilmek istenen başkanlık sistemini PİRHA’ya değerlendirdi.

    Şuan mecliste görüşülen teklifin AKP’nin tek adam rejimine geçişi öngördüğü anayasa değişikliği olduğunu söyleyen Güzelgül, “Bütün yetkiler sarayda oturan zatın elinde. Bunu yasalaştırmaya çalışıyor” dedi.

    “TEK PARTİ, TEK ADAM İKTİDARI”

    “Meclisin yetkilerinin saraya devredilmesi için anayasa değişikliği yapılıyor” diyen Pir Güzelgül, şunları dile getirdi:

    “Halkın iradesini tek bir kişiye devretmektir bu anayasa değişikliği. Diğer taraftan bunun OHAL’in getirdiği baskılar altında yapılması da demokrasiyi ne şekilde yok ettiklerinin yeni göstergesidir. OHAL ortadayken buna geçiş yapmak ne kadar hukuka bağlı olduklarını demokrasiye bağlı olduklarını anayasaya bağlı olduklarının da bir göstergesidir. Tek parti, tek adam iktidarı, parlamenter sistemden ayrılması rejim değişikliğidir.”

    AÇIK OY KULLANAN VEKİLLERE TEPKİ  

    Alevi Piri Hüseyin Güzelgül, mecliste gizli oy kullanmak yerine açık oy kullanan vekillere de tepkili. Güzelgül, “Anayasada gizli oylama zorunluyken diktatörlüğe giden yolu açmak için milletvekillerinin birbiriyle yarışır halde açık oy pusulalarını göstererek oy kullanmaları, demokrasi ve anayasaya ne derecede bağlı olduklarının göstergesidir” dedi.

    “LAİKLİĞİ SAVUNANLARI TUTUKLAMAK TEKÇİ ZİHNİYET”

    Laikliği savunanların tutuklanmasının da kabul edilemeyeceğini belirten Pir Güzelgül, laikliği savunanların tutuklanmasının tekçi zihniyetin bir ürünü olduğunu kaydetti.

    Türkiye’de dinin siyasete alet edildiğini vurgulayan Pir Hüseyin Güzelgül, Alevilerin her zaman karanlığa karşı durduklarını, Hüseyni duruştan, Pir Sultan mücadelesinden vazgeçmediğini ifade etti.

    “MUHALİF BASINI SUSTURMAK HAKARETTİR” 

    Alibeyköy Cemevi Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül, Alevilerin inancının, emekçinin, işçinin, kadının, mazlumun sesi olan Tv10 ile Yol Tv’nin kapatılmasına da sert tepki gösterdi:

    “Alevi televizyonlarını kapatmaları bakış açılarının bir göstergesidir. Çok sesliliği istemiyorlar, sadece kendileri gibi düşünen yayınlara hak veriyorlar. Bu da düşünce ve inanç özgürlüğüne, temel insan haklarına karşı olduklarını gösteriyor. Muhalif basını susturma, özgür basına hakarettir. Kendi gibi düşünmeyen kesimin bilgi edinme hakkına hakarettir. Çifte standartın bir göstergesidir. Cumhurbaşkanının, başbakanın, bakanların çıkıp mezhep çatışmasına doğru gidildiğini defalarca beyan etmeleri kendilerinin teşvik ettiğini gösteriyor.”

    “ALEVİLERİ DİZE GETİREMEZLER”   

    Alevilerin her türlü şiddete ve baskıya karşı örgütlenmesi gerektiğini dile getiren Pir Güzelgül, “Hassas bir dönemden geçiyoruz. Dönen dolapların hepsi Alevi toplumunu vuruyor. Alevilerin bunları görmesi gerekiyor. Alevileri dize getiremezler. Birlikte hareket etme zamanıdır” diye konuştu.

    Nilgün Mete/ İSTANBUL

  • ‘Aleviler hayati tehlikeyle karşı karşıya’

    ‘Aleviler hayati tehlikeyle karşı karşıya’

    Türkiye’de getirilmek istenen başkanlık sistemi tüm muhalifleri ve özellikle Alevileri kaygılandırıyor. Hem Türkiye’deki Aleviler hem de Avrupa’da yaşayan Türkiyeli Aleviler başkanlık denilen sistemin Alevileri tamamiyle dışlayacağı ve baskı altına alacağı görüşünde birleşiyor.

    PİRHA’ya konuşan Britanya Alevi Federasyonu Genel Başkanı İsrafil Erbil, Alevilerin bugün gelinen noktada hayati tehlikeyle karşı karşıya olduğuna işaret etti.

    Erbil, bu tehlikeyi şöyle açıklıyor:

    “Ülkemizde daha düne kadar Alevilerin hakları olan ibadethanelerinin tanınması, katliamlarla yüzleşilmesi, dergahlarının iade edilmesi, zorunlu din dersinin kaldırılması, diyanetin lağvedilmesi gibi şu anda bize daha lüks gelen taleplerle sokaklara çıkıyorduk. Bugün geldiğimiz noktada artık Alevilerin hayati tehlikeyle karşı karşıya olduklarını,  Alevilerin doğrudan evlerinin işaretlendiğini, kurum temsilcilerinin hapse atıldığını söylemek, Alevilerin doğrudan saldırıya uğramaması için sokağa çıkmaya başladık. Bu durum,  Ortadoğu’daki o karanlığın kendi ülkemize de çoktan geldiğini gösteren en büyük emarelerdendir aslında.”

    Türkiye’de getirilmek istenen karanlık sisteme karşı, Britanya’nın dört bir yanında toplanarak, nasıl çözümler üretileceği üzerinde çalışacaklarını belirten İsrafil Erbil,”  Ülkemizde başgösteren bu karanlığa karşı nasıl mücadele edebiliriz. Britanya’daki dış temsilcilikleri, politik arenayı, üniversiteleri, akademisyenleri, buradaki bizim dost sivil toplum örgütlerini nasıl harekete geçirebiliriz, diye fikirler aldık. Çok önemli fikirler sunuldu. Bir sonuç bildirgesi hazırlanacak ve kamuoyuyla paylaşılacak” dedi.

    Elif TABAK

  • Başkanlık ısrarı TL’yi eritiyor

    Başkanlık ısrarı TL’yi eritiyor

    AKP’nin başkanlık ısrarı sürerken, dolar ve euronun hızlı yükselişi de devam ediyor.

    Dolar/TL, 3,8950’ye çıkarak tarihi zirveyi yeniledi. Kur daha sonra 3,84 civarına geriledi.

    Euro/TL de 4,1089’u çıkarak tüm zamanların en yükseğini gördü.

  • ‘Aleviler, kadınlar, gayri müslimler için tehlikeli süreç’

    ‘Aleviler, kadınlar, gayri müslimler için tehlikeli süreç’

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, AKP ve MHP’nin üzerinde anlaştığı başkanlık teklifini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “Türkiye’nin gerçekten acil ve öncelikli ihtiyacı bir anayasa değişikliği ve başkanlık mıdır?  diyen Koçyiğit “OHAL’in olduğu bir ülkede bir anayasa tartışması olamaz” dedi.

    Koçyiğit, Mevcut durumda  bunu iki partiyle yapıyorlar, oysaki anayasa dediğimiz toplumsal sözleşmedir ve toplumla yapılır. Mevcut durumda getirilen şey kaptı kaçtı anayasasıdır. AKP’yi kurtarma, sarayı kurtarma yasası olabilir bunun adı. Bir anayasa değişikliği olamaz” ifadelerini kullandı.

    “HALA 12 EYLÜL ANAYASASININ TRAVMALARI VAR”

    “Böyle bir Anayasanın Türkiye’nin mevcut sorunlarını çözmeyeceği, mevcut parlamenter sistemin yaralarını çok daha derinleştireceğini de görmemiz gerekiyor” diyen Koçyiğit “12 Eylül Anayasasının bu ülkede yarattığı toplumsal travmaları biz henüz atlatabilmiş değiliz” diye konuştu.

    “REJİM DEĞİŞİKLİĞİNİN YENİ ADIDIR”

    “Bütün Avrupa Birliği değerlerine, insanlık değerlerine bakın, bir bilgi, bilim çağında yaşıyoruz” diyen Koçyiğit “21.Yüzyılda yaşıyoruz, artık sınırların anlamsızlaştığı, bilginin çok daha hızlı yayıldığı, insanların çok daha fazla birbiriyle  iletişim ve etkileşim içerisinde olduğu bir yüzyılda siz kalkıp bunu çok daha merkezi otokratik bir kişiye indirgediğiniz bir şey yapıyorsunuz. Yani siz Ortaçağ zihniyetine geri dönüyorsunuz. Bu, ülkede bir rejim değişikliğinin yeni adıdır” ifadelerini kullandı.

    “REJİM DEĞİŞİKLİĞİ ÜLKEYİ İÇ SAVAŞA GÖTÜRECEKTİR”

    HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, aslında rejimin köklü bir değişikliğe uğratılmak istendiğine, bunun da ülkeyi iç savaşa götüreceğine dikkat çekti:

    “Aslında dikkat çekilmesi gereken şey  bir başkanlık meselesi üzerinde tartışmaktan ziyade burada rejimin köklü bir değişikliğe uğraması meselesidir. Daha özgürlükçü, yerel yönetimlerin güçlendiği bir yapı olması gerekirken bütün yetkilerin tek elde, tek kişide toplandığı bir sisteme geçiliyor. Yasama, yürütme ve yargı güçler ayrılığı ilkesi birbirinden bağımsız olması ilkesi ihlal edilerek tek kişinin denetlediği bir sisteme kavuşuyor. Bütün bunların her birisi denge denetleme sistemlerinin ortadan kaldırılması, bu koca rejim değişikliği bu ülkeyi iç savaşa götürebilecek bir potansiyeli de beraberinde getirecektir” dedi.

    “YENİ SİVASLAR, 1938’LER, 6-7 EYLÜLLER YAŞANABİLİR”

    Koçyiğit, “Bütün bunlarla beraber İslami, selefi bir bakış açısıyla bunu bütünleştirdiği zaman bu ülkede yaşayan laikler , Aleviler, kadınlar, gayri müslimler açısından aslında yeni 1915’ler 1938’ler, yeni gaziler yeni Sivaslar, yeni 6-7 Eylül olayları demektir.  Bütün bunları öngörmek zorundayız” dedi.

    HDK Eş Sözcüsü Koçyiğit, bu kadar çok etnik kimliği, dinsel ve inançsal kimliği barındıran Türkiye açısından  çok tehlikeli bir savrulma noktasına gidildiğini dile getirdi.

    Semra ACAR

    HABERİN VİDEOSU

    <iframe width=”560″ height=”315″ src=”https://www.youtube.com/embed/gNODDZVaPe8″ frameborder=”0″ allowfullscreen></iframe>

  • Dolar yine rekor kırdı

    Dolar yine rekor kırdı

    Meclis’teki başkanlık tartışmaları ile birlikte dün rekor seviyelere tırmanan Dolar/TL bugün de yükseliyor.

    Dün güne 3.6580’den başlayan dolar kuru yükselişe geçmiş ve 3.74’e kadar çıkmıştı. Kur saat 18:40’da 3.7440 ile tarihi zirveye ulaştı.

    Yeni güne de yükselişle başlayan kur yeni bir rekor kırarak 3.77’ye yükseldi. Euro ise 4 TL’yi aştı.

    “EN KÖTÜ PERFORMANS TÜRK LİRASI’NIN”

    Türk Lirası dün, Bloomberg’in aktardığına göre, 24 gelişen piyasa para arasında en kötü performans gösteren para birimi oldu.

    Kredi Derecelendirme Kuruluşu Moody’s dünkü raporunda Türk bankalarının 2017 yılı görünümünü değerlendirdi. Moody’s’in raporunda, Türkiye’deki güvenlik meselelerinin makroekonomik baskıları artırdığı belirtildi.